Cumhuriyet Halk Partisi Edirne Merkez İlçe Başkanı Volkan Akgüngör, yıllardır uygulanan yanlış ekonomi politikalarının üretimi değil ithalatı; emeği değil rantı desteklediğini söyledi.
CHP Merkez İlçe Başkanı Akgüngör, “Mazota zam, hayata zam” başlıklı yazılı açıklamasında şunlara yer verdi:
“Mazot zammı sadece pompayı değil, halkın sofrasını da vurdu! Mazota bir kez daha zam geldi. Ve her defasında olduğu gibi, bu artışın faturası yine üreticiye, esnafa ve vatandaşa kesildi.
Çiftçimiz yeni sezon hazırlığında, üretim için tarlasına girmek istiyor; ama mazotun litresi el yakıyor. Nakliyeci esnaf ‘kazanıyor muyum, batıyor muyum’ diye hesap yapıyor. Sonuçta bu zincirin ucu soframıza kadar uzanıyor. Temel gıdadan ulaşıma kadar her şeye zam geliyor.
Yıllardır uygulanan yanlış ekonomi politikaları, üretimi değil ithalatı; emeği değil rantı destekliyor. Bugün yaşadığımız tablo, bu anlayışın açık bir sonucudur.
Mazot sadece bir yakıt değildir; üretimin, tarımın, sanayinin, alın terinin can damarıdır. Bu gerçeği görmeyen iktidar partisi, halkın refahını değil, yandaşın kârını büyütür.
Biz Cumhuriyet Halk Partisi olarak bu düzenin değişmesi gerektiğini söylüyoruz. Çünkü biz halktan yanayız, üretenden yanayız, emekten yanayız.”
CHP Edirne İl Başkanı Yücel Balkanlı, vergi ve harç artışlarını değerlendirdiği açıklamasında, “AKP iktidarı, 23 yılın sonunda yine en kolay yolu seçerek hazinedeki krizin faturasını halkın sırtına yüklüyor” dedi..
CHP İl Başkanı Balkanlı, yeni vergi ve harç düzenlemeleriyle, zaten nefes alamaz hale gelen vatandaşın cebine bir kez daha el uzatıldığını belirterek, “İktidar, kendi yarattığı ekonomik enkazın bedelini emekliye, memura, çiftçiye, esnafa, kısacası alın teriyle yaşayan herkese ödetmek istiyor.Bugün bu ülkenin milyonlarca yurttaşı, aldığı maaşla ayın sonunu getiremiyor” şeklinde konuştu..
Çiftçinin üretimden vazgeçtiğini, esnafın kepenk kapattığını, gençlerin gelecek umudunu kaybettiğine dikkat çeken Balkanlı, açıklamasında şunlara yer verdi:
HARÇ GELİRLERİ
“Ama AKP iktidarı halkın feryadını duymak yerine yeni vergiler ve fahiş harç artışlarıyla bu acıyı daha da derinleştiriyor. Gelecek yıl vatandaştan toplanacak harç gelirlerinin 459,5 milyar liraya ulaşması bekleniyor. Bu, geçen yıla göre yüzde 62,66 oranında bir artış anlamına geliyor. En yüksek artış, imtiyazname, ruhsatname ve diploma harçlarında olacak; bu kalemde yüzde 168,9’luk artış öngörülüyor. Noter harçları yüzde 118,25, pasaport harçları yüzde 100,54, tapu harçları yüzde 71,10, yurt dışı çıkış harçları ise yüzde 75,04 artacak.
DELİ DUMRUL EKONOMİSİ
Yani iktidar, vatandaşa ‘nefes al’ derken bile vergi ve harç yükünü artırarak, ekonomideki yanlışlarının bedelini yine halka ödetmeyi planlıyor.Bu vergi ve harç düzenlemeleri, adeta ‘Deli Dumrul ekonomisi’nin resmi halidir.
Yoldan geçenden, köprüden geçenden geçmeyenden, arabaya binenden binmeyenden, yurt dışına çıkandan; hatta evrakını noterden onaylatandan bile vergi alınıyor. Vatandaş artık arabaya değil, vergilere biniyor.Üstelik tüm bu yükler getirilirken, iktidarın kendisinden hiçbir tasarruf gelmiyor.
Saray harcamaları, makam araçları, gösterişli törenler, son hızla devam ediyor.
AKP, yıllardır savurgan bir anlayışla Hazine’yi boşaltmış, kaynakları üretime değil, israfa ve yandaşa aktarmıştır. Şimdi ise o boşalan Hazine’yi halkın cebinden doldurmanın derdindedir.AKP iktidarı, yıllardır “özelleştirme” adı altında Atatürk döneminde kurulan, Cumhuriyetimizin gözbebeği milli varlıklarımızı bir bir satmıştır.
‘ARTIK SATILACAK BİR ŞEY KALMAMIŞTIR’
Cumhuriyet’in sanayi temelleri olan fabrikalar, limanlar, enerji tesisleri ve kamu işletmeleri yabancılara satılmış, ülkemizin üretim gücü yok edilmiştir.
Artık satılacak bir şey kalmamıştır; elde kalan tek kaynak, vatandaşın cebi ve emeğidir.
İktidar şimdi gözünü oraya dikmiştir.Bu iktidar, 2026 bütçesine trafik cezalarından elde edilecek gelirleri bile kalem kalem koymuştur.
Yani vatandaşa hizmet etmek yerine, vatandaşı ceza ve vergiyle yaşatmayı tercih etmektedir.
AKP artık ekonomiyi yönetememekte, bütçeyi üretimle değil cezayla doldurmayı planlamaktadır.Üstelik daha 2026 yılı gelmeden,bugün cep telefonu ve tütün ürünlerinde ÖTV artışına gitmek zorunda kalarak, gözünü iyice vatandaşın cebine dikmiştir.
İktidar, artık günü kurtarmak için vatandaşı soyma politikasını açıkça yürütmektedir.Ekonomik iflası gündeme getirmemek için de yapay gündemler yaratarak halkın dikkatini dağıtmaya çalışmaktadır. Ancak artık her şey gün gibi ortadadır.
MIZRAK ÇUVALA SIĞMIYOR.
Gerçekler gizlenemiyor.Zor günler bitti diyemiyoruz.2026 yılı, halkımız için daha da zor bir yıl olacak.Vatandaş artık bıktı, dayanacak gücü kalmadı.Halkımız geçinemiyor; mutsuz, huzursuz ve çaresiz durumda. Bu ağır ekonomik koşullar altında insanlar sadece cebinden değil, umutlarından da yoksun bırakıldı. Toplum, yoksulluğun ve adaletsizliğin içinde değerlerini, dayanışma duygusunu ve güvenini yitirdi.Bu tablo, bir iktidarın başarısızlığının değil, bir ülkenin geleceğinin tehlikeye atıldığının göstergesidir.
CHP olarak açıkça söylüyoruz: Bu düzen adaletli değildir. Bu düzen halkın değil, bir avuç ayrıcalıklının düzenidir. Biz bu adaletsizliğe, bu sömürüye sessiz kalmayacağız. Halkımız sandığı bekliyor.En yakın zamanda yapılacak seçimde halkımız geleceğine sahip çıkarak yeter artık diyecek ve bu düzen değiştirerek ve halk iktidara gelecektir.CHP olarak halkın alın terine, emeğine, ürettiği değere sahip çıkacağız.
CHP iktidarında vergi adaletini sağlayacağız.Kazananın daha çok, emekçinin daha az ödediği; üretimin, yatırımın ve emeğin desteklendiği bir ekonomik düzeni kuracağız.Çünkü biz, halktan alıp halka veren bir Türkiye’yi savunuyoruz.Bir avuç zengine değil, 85 milyon vatandaşa hizmet eden bir devleti yeniden inşa edeceğiz.”
İYİ Parti Edirne İl Başkanı H.Hakan Şahin, Edirne’de kongre sürecini 2 Kasım’da il yönetimini güçlendirerek tek yumruk olarak tamamlayacaklarını söyledi.
İYİ Parti İl Başkanı Şahin, yaptığı yazılı açıklamada, 4. Olağan Kongre sürecini 2 Kasım’da yapacakları İl Başkanlığı seçimi ile sonlandıracaklarını belirterek, şunları söyledi:
“Birlik ve beraberlik içerisinde tamamladığımız ilçe kongrelerimizin ardından İl Başkanlığı seçimi ile bu birlik ve beraberliğimizi pekiştirerek İYİ kadrolarımız ile milletin sesi olmaya devam edeceğiz. Seçilen İlçe başkanlarımıza ve yönetimlerine başarılar dilerken , bayrağı devreden geçmiş dönem ilçe başkanlarımıza da verdikleri destek için teşekkür ediyorum.
Yine birlik ve beraberlik içinde İl Kongremizi tamamlayacağımızı, İYİ Parti’nin ülkemizde yaşanan tüm olaylara karşı millet adına onurlu ve sorumlu siyaset anlayışıyla çalışmalarını sürdürdüğü bu süreçte Edirne’de tek yumruk olarak ve İl Yönetimimizi güçlendirerek kongre sürecimizi tamamlayacağımızı ifade etmek istiyorum.
Bu vesile ile partililerimizi ve tüm halkımızı 2 Kasım’da gerçekleştireceğimiz kongremize davet ediyorum.”
Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Edirne İl Başkanı Yücel Balkanlı, SGK Başkanı Raci Kaya’nın emekliler ile ilgili sözlerinin AKP iktidarının vatandaşına bakışını ortaya koyduğunu belirterek, “Artık bu AKP iktidarı için emekli, bir hak sahibi değil, ‘yük’ haline gelmiştir” dedi.
CHP İl Başkanı Balkanlı, “Emeklinin ömrüne göz diken zihniyeti kınıyoruz!” başlığı ile yaptığı açıklamada, “Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) Başkanı Raci Kaya’nın, kurumun bozulan mali yapısını halkın “daha uzun yaşamasına” bağlayan skandal açıklamaları, 23 yıllık AKP iktidarının sosyal devlet anlayışını nasıl çürüttüğünün en somut göstergesidir” diyerek şunları kaydetti:.
“Sayın Kaya’nın sözleri, AKP iktidarının vatandaşına bakışını ortaya koymaktadır: Artık bu AKP iktidarı için emekli, bir hak sahibi değil, ‘yük’ haline gelmiştir.
Oysa bu ülkenin emeklisi, yıllarca alın teri dökmüş, üretmiş, primini ödemiş, devletine güvenmiştir. Bugün ‘uzun yaşıyorlar’ denilerek ekonomideki başarısızlığın faturası onlara kesilemez!
SGK’nın mali sıkıntısının nedeni, emeklilerin uzun yaşaması değil, AKP iktidarının yıllardır sürdürdüğü yanlış ekonomi politikaları, İsraf harcamalar,liyakatsiz atamalar, kayıt dışı istihdam,lüks makam arabalar,düşük ücret politikaları ve yandaşlara aktarılan milyarlardır.
Yani sorun emeklilerde değil, bu düzeni kuran ve sürdüren iktidardadır.
Bu ülkenin kaynaklarını betona, saraylara, makam araçlarına harcayanlar; halkın cebinden son kuruşu alırken utanmadan emekliye ‘çok yaşıyorsun’ diyenlerdir!
Sosyal devletin temeli, vatandaşına insanca bir yaşam sunmaktır.
Ancak AKP iktidarı, sosyal devleti çökertmiş, emeklileri açlığa, çalışanları güvencesizliğe mahkûm etmiştir.
Cumhuriyet Halk Partisi olarak biz, insanca yaşamı her yurttaşın hakkı olarak görüyoruz.
Emeklisini, işçisini, memurunu, üreticisini koruyan; adaleti, eşitliği, refahı esas alan bir Türkiye mücadelesi veriyoruz.
Bizim anlayışımızda emekli yük değil, emeğin ve alın terinin onurudur.
AKP iktidarının yarattığı 23 yıllık bu düzen değişecektir.
CHP iktidarında, sosyal adalet yeniden tesis edilecek, emekliler şu çok imiz hak ettikleri değeri ve yaşamı bulacaktır.”
Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Edirne Milletvekili Ahmet Baran Yazgan, Edirnelilerden alınan vergilerin Edirne’ye yatırım olarak dönmediğini söyleyerek, “Bu, Edirne’ye yapılmış en büyük haksızlıktır.Edirne üretiyor, vergi veriyor ama karşılığında yok sayılıyor” dedi.
CHP Edirne Milletvekili Ahmet Baran Yazgan, TBMM Genel Kurulu’nda söz olarak, iktidarın Edirne’ye haksızlık yaptığını, Edirne’nin yok sayıldığını, vergilerin Edirne’ye yatırım olarak dönmediğini söyledi. Yazgan, konuşmasında şunları kaydetti:
“İktidar ve iktidar temsilcileri, yıllardır Edirne’den kürekle alıyor, çay kaşığıyla veriyor.Son 3 yılda Edirneliden istenilen vergi yaklaşık 70 milyar lira. Peki iktidarın 3 yılda Edirne’ye vaat ettiği yatırım tutarı ne kadar biliyor musunuz? Neredeyse yarısı Avrupa Birliği hibesi olan yüksek hızlı tren projesi dışında yaklaşık 12,5 milyar lira.Şimdi buna ne denir? İnsaf denir. Bu, Edirne’ye yapılmış en büyük haksızlıktır.Edirne üretiyor, vergi veriyor ama karşılığında yok sayılıyor.Bu milletin alın terini sarayların, yandaşların kasasına akıtanlara sesleniyorum: Yeter artık, hakkımızı istiyoruz.”
Edirne Milletvekili ve Ziraat Mühendisi Ediz Ün, son iki yılda tarım sektöründe yaşanan krizlerin çiftçiyi borç sarmalına sürüklediğini belirterek, “Artık üretici değil, borç üreten bir sistem var. Çiftçi ürettiğinden kazanamıyor, borçla ayakta kalmaya çalışıyor” dedi.
“Geçen yıl Ağustos ayında 738 milyar lira olan tarım sektörünün kredi borcu, bir yılda yüzde 47 artarak 1 trilyon 83 milyar liraya ulaştı. Geçen yıl çiftçi aylık ortalama 19 milyar lira kredi kullanıyordu; şimdi bu rakam 27 milyar liraya çıktı. Bunun tek nedeni var: Çiftçi ürettiğinden para kazanamıyor. Her geçen ay daha fazla borçlanıyor ve bu borcu çeviremez hale geliyor.”
“Takipteki borç yüzde 215 arttı, çiftçi icrada”
Ün, çiftçinin borcunu ödeyemediğini ve her geçen gün daha fazla icra dosyasının açıldığını belirterek,“Geçen yıl Ağustos ayında 2,9 milyar lira olan takipteki borç, yüzde 215 artışla 9 milyar lirayı geçti. Çiftçinin takipteki borcu üç katın üzerine çıktı. Üretici borcunu ödeyebilmek için tarlasını, traktörünü, hayvanını, hatta evini satmak zorunda kalıyor. Kimisi ise icra yoluyla kaybediyor. Bu tablo, AKP’nin yanlış tarım politikalarının doğrudan sonucudur. Tarımı desteklemek yerine ithalatı teşvik eden bir anlayış yüzünden bugün çiftçinin kapısını icra memurları çalıyor” ifadelerini kullandı.
“Çiftçi başına borç 250 kat arttı”
Çiftçi başına düşen borç miktarının 2004’te 1.844 liradan 2025’te 471 bin liraya çıktığını belirten Ün, şöyle devam etti:
“Bu rakam tam 250 kat artış demek. Eğer AKP’nin tarım politikası gerçekten ‘milli’ bir politika olsaydı, bugün çiftçi borçlu değil, bankada mevduatı olan bir üretici olurdu.Hükûmet, kanunen çiftçiye 773 milyar lira destek vermek zorundayken sadece 168 milyar lira destek sağlıyor. Eğer çiftçi hak ettiği desteği alsaydı, üretim maliyetleri düşer, halk da ucuz gıdaya ulaşırdı. Ama iktidarın derdi bu değil. Onlar, çiftçi icralık olsun, üretim dursun, sonra ithalat yapılsın istiyor.”
“Tarım ülkesi ithalatçıya dönüştü”
Ün, Türkiye’nin tarım potansiyeline dikkat çekerek şu ifadeleri kullandı:
“Türkiye bir tarım ülkesidir. Ancak AKP’nin ‘üretme, borçlan’ politikası, bizi kendi toprağında üretmeyen, dışa bağımlı bir ülke haline getirdi. Bugün çiftçi borç batağında, yarın bu gidişle topraklarımız da el değiştirecek.
Eğer bu bozuk düzen değişmezse, yakın gelecekte yabancılar tarlalarımızı, bahçelerimizi satın alırsa kimse şaşırmasın. Bu ülkenin kurtuluşu, yeniden üretimle, çiftçiye sahip çıkmakla olur.”
Edirneli iş insanı ve siyasetçi Serkan Liznak, ülkede ağır şekilde yaşanan ekonomik sorunlarla ilgili bir açıklama yaptı. İnşaat sektöründe ticari faaliyetlerini sürdüren Liznak, “Ülkemizin yaşadığı finansal bir krizden çok siyasal bir krizdir” dedi.
Diğer tüm sektörlerde olduğu gibi inşaat sektöründe de ekonomik kriz ve alım gücünün piyasa dengelerini alt üst ettiğinin altını çizen Serkan Liznak, açıklamasında şunları kaydetti:
“Kış ayları yaklaşırken zamlar peşi sıra gelmeye devam ediyor. Alım gücü zaten erimiş olan vatandaşlarımız artan döviz kurunun kıskacında bir parça nefes alabilmek için direniyor. Bilinmesi gereken şudur ki ekonomik kriz bir neden değil ‘sonuçtur’. 2001 sonrası kazanımları, yapısal reformları ve finansal disiplini kenara bırakmanın acı sonuçlarını yaşıyoruz. Şeffaflık, Merkez Bankası bağımsızlığı, yargı bağımsızlığı ve temel hak özgürlüklerin önemini biraz daha anlamaya başladığımıza inanmak istiyorum. Bu noktada ülkemizin yaşadığı finansal bir krizden çok siyasal bir krizdir. Herkes şapkasını önüne koyarak aklıselim düşünmeli. Değişim yakın.. Güzel günler yakın..Hepimiz için herkes için CHP..”
Cumhuriyet Halk Partisi’nde (CHP) geçtiğimiz Pazar gerçekleştirilen 39’uncu olağan genel kurulda il başkanlığına seçilen Yücel Balkanlı ve yönetimi, Edirne Adliyesi’nde mazbatalarını alarak görevlerine başladı.
CHP Edirne İl Başkanlığı tarafından, geçtiğimiz Pazar yapılan 39’uncu olağan genel kurulda il başkanlığına seçilen Yücel Balkanlı ve beraberindeki yönetim kurulu üyeleri için Edirne Adliyesi’nde mazbata töreni düzenlendi.
Törene; Edirne Belediye Başkanı Filiz Gencan, Keşan Belediye Başkanı Mehmet Özcan, Uzunköprü Belediye Başkanı Ediz Martin, Lalapaşa Belediye Başkanı Zafer Sezgin Geldi, İl Genel Meclisi Başkanı Çiğdem Gegeoğlu, CHP Merkez İlçe Başkanı Volkan Akgüngör, il ve ilçe yöneticileri, il genel ve belediye meclis üyeleriyle çok sayıda partili katıldı. Balkanlı’ya mazbatasını, İlçe Seçim Kurulu Başkanı Hakim Zafer Tuna Ertürk takdim ederken, Balkanlı’da Ertürk’e çiçek hediye etti.
‘BİRLİK VE BERABERLİK İÇERİSİNDE OLACAĞIZ’
Törende konuşan İl Başkanı Yücel Balkanlı, il başkanlığı görevinin kendisi için büyük bir gurur olduğunu belirterek, “Bu onurlu görevi üstlenmek benim için büyük bir gurur kaynağıdır. Bugün burada, bana bu görevi layık gördüğünüz için her birinize ayrı ayrı teşekkür ediyor, en içten sevgi ve saygılarımı sunuyorum. Bundan sonraki süreç, artık iktidara doğru yürüyüşümüzün hızlanacağı bir dönem olacaktır. Hep birlikte, sorumluluklarımızı en iyi şekilde yerine getirerek, azimle ve inançla çalışacağız”diye konuştu.
Başkan Balkanlı, “Hedefimiz; iktidar partisinin belediye başkanıyla, iktidar partisinin il başkanıyla, iktidar partisinin belediye meclis üyeleriyle, il genel meclis üyeleriyle ve il genel meclisi başkanıyla sizlerin karşısına çıkmaktır. Çünkü biliyoruz ki, iktidar olamadığımız sürece bu koltukların, bu unvanların da bir anlamı kalmamaktadır. Ülkemizin içinde bulunduğu haksız, hukuksuz ve adaletsiz süreçte bizlere çok büyük görev ve sorumluluklar düşüyor. Bu sorumlulukların bilinciyle, el birliğiyle, omuz omuza, birlik ve beraberlik içinde çalışacağız. Ve bu inançla diyorum ki; tam yol ileri” dedi.
‘ÜSTLENDİĞİNİZ GÖREV, BÜYÜK SORUMLULUK TAŞIYOR’
Edirne Belediye Başkanı Filiz Gencan da, iktidar hedefiyle birlik ve beraberlik içerisinde çalışacaklarını söyledi.
Başkan Gencan, “Bundan sonraki süreçte el birliğiyle, dayanışma içinde, birbirimize sahip çıkarak iktidar olma hedefi doğrultusunda hep birlikte çalışacağız. Bu inanç ve kararlılıkla burada bulunmaktan büyük bir memnuniyet duyuyorum. Ayrıca hocamın, il başkanlığı görevini en iyi şekilde sahipleneceğine, bizlere yön verecek, fikir kazandıracak bir anlayışla süreci yürüteceğine gönülden inanıyorum. Bir kez daha, çok kıymetli yönetim kurulu üyelerimizin, partimizin her kademesinde görev yapan yol arkadaşlarımızın, hatta herhangi bir koltuğu olmasa da bizlerle omuz omuza yürüyen tüm partililerimizin değerini özellikle vurgulamak istiyorum. Hepimizin bu dönemde üstlendiği görev, son derece büyük bir sorumluluk taşıyor. Ben, bir Belediye Başkanı olarak bu sorumluluğun farkındayım” diye konuştu.
Konuşmaların ardından tören, günün anısına hatıra fotoğrafı çekimiyle sona erdi.
Edirne Milletvekili ve Ziraat Mühendisi Ediz Ün, Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) açıkladığı Tarımsal Girdi Fiyat Endeksi (Tarım-GFE) verilerini değerlendirerek, tarımsal üretimdeki maliyet artışlarının üretici kadar tüketiciyi de zorladığını söyledi. Ün, “Bu girdi artışlarıyla ucuz gıdaya ulaşmak artık hayal. Tarımda maliyet düşmeden sofrada fiyat düşmez” dedi.
Yeni ekim sezonuna girilirken girdi fiyatlarındaki artışların alarm verdiğini vurgulayan Ün, “TÜİK verilerine göre tarımsal girdi fiyatları yıllık yüzde 34,09, aylık yüzde 1,30 artmış durumda. On iki aylık ortalamalara göre yüzde 31,94’lük artış çok yüksek seyrederken, yıllık artışın bu ortalamanın da üzerine çıkması gelecek günlerin kara habercisidir” ifadelerini kullandı.
“BAKAN HÂLÂ ÖNLEM ALMIYOR”
Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı’nın “rekor” açıklamalarına göndermede bulunan Ediz Ün, “Evet, bakan gerçekten rekor kırıyor; çünkü tarımsal girdi fiyatları tam 32 aydır aralıksız artıyor. Bu tabloyu yöneten, hiçbir önlem almayan Tarım Bakanı Yumaklı’dır. Bir ülkenin tarım bakanı, 32 ay boyunca artan maliyetler karşısında tek bir somut adım atamıyorsa o makamı hak etmiyor demektir” dedi. Ün, sözlerine şöyle devam etti:
“Girdi maliyetlerini düşürmeden üreticiye nefes aldırmak da halka ucuz gıda sunmak da imkânsız. Bugün soframızdaki her lokma pahalıysa bunun tek sorumlusu Tarım ve Orman Bakanı’dır. Bakan Yumaklı bu işi yönetememiştir. AKP, ülkeyi varlık içinde yokluğa mahkûm etmiştir.”
“GİRDİLERİN HEPSİ UÇUŞTA”
Tarımsal üretimde en fazla kullanılan girdilerdeki artışların üretimi tehdit ettiğini belirten Ün, “Son bir yılda veterinerlik hizmetlerinde yüzde 60, gübrede yüzde 58, yem fiyatlarında yüzde 39, tohumda ise yüzde 33 artış yaşandı. Hayvancılıkta ithalatla dahi ucuz et sağlanamıyor. Bakanlık ne girdi maliyetlerini çözebiliyor ne de vatandaşın sofrasına uygun fiyatlı ürün ulaştırabiliyor. Şu anda ekim sezonundayız, ama tohum da gübre de cep yakıyor. Bu maliyetlerle seneye ucuz gıda beklemek hayal olur” dedi.
“AKP TARIMI GÖZDEN ÇIKARDI”
Ziraat Mühendisi kimliğiyle sektörü yakından izlediğini belirten Ediz Ün, tarımın iktidar tarafından bilinçli şekilde geri plana itildiğini şöyle savundu:
“AKP, tarım sektörünü gözden çıkarmış durumda. Çiftçinin kazanması, vatandaşın ucuza tüketmesi için en küçük bir çaba yok. Olan hem ülke insanına hem ülkenin toprağına oluyor. Ancak bu kara düzen değişecek.”
21.Dönem Edirne Milletvekili Şadan Şimşek, “Gelin düşünen, üreten, paylaşan bir Edirne yaratalım” diyerek, Edirne’de kurulacak Sosyal – Ekonomik Konseylerle yerelden hizmete başlayarak genele örnek olma çağrısında bulundu.
21.Dönem Milletvekili Şimşek, yaptığı yazılı açıklamada, ülkenin sosyal, ekonomik olarak geldiği nokta son çıkışta olduğuna dikkat çekerek, “Bu son çıkışı kaçırırsak durum çok vahimdir” dedi. Şimşek açıklamasında şunlara yer verdi:
DÜŞÜNEN, ÜRETEN, PAYLAŞAN EDİRNE
“Ülkemizin ekonomik raporları yetkili kurumlarca kamuoyu ile paylaşıyor. Ekonomik raporlar incelendiğinde; git gide sosyal gelir dengesizliğinin arttığı, sabit gelirlerin alım gücünü kalmadığı, sabit gelirlerin maaş oranı gayri safi milli gelir içinde gerilediği, sosyal patlamanın eşiğine gelindiği görülmektedir.
Gelin Düşünen, Üreten, Paylaşan bir Edirne yaratalım.
Halkımızın son sözü şudur; Söylem değil, artık çalışma zamanıdır. Demokrasiye, Cumhuriyetin değerlerine sahip çıkma, Ülkemizin üretime geçilerek, işsizlikle, yoksullukla, israfla mücadele etme, halka inme, halkın sorunlarını dinleme, görev ve sorumluluğu yerine getirme zamanıdır.
Daha önceki kamuoyu paylaşımlarımda da belirttiğim üzere; siyaset makamı ticaret, yandaşa, ranta hizmet yeri değildir. Vesayet altında örgüt yaratarak, kutuplaştırarak, üyeleri ayrıştırarak, bir avuç yandaşa rant sağlayarak siyaset yapılmayacağıdır. Siyaset bir araç halka hizmet amaç olmalıdır.
Acilen iktidarın ekonomik, sosyal konseyler kurarak, özellikle sabit gelirli yurttaşlarımızın alım güçlerinin korunması gerekir. Sosyal gelir dengesizliği had safhaya ulaşmış durumdadır. Uygulanan ekonomik politikalar zengini çok zengin, fakiri çok fakir yapmış, orta direk sınıfı yok olmuştur. Ayrıca Siyaseti ticaret ve rant içi kullananlar servetine servet katmıştır.
Ülkemizin sosyal, ekonomik olarak geldiği nokta son çıkıştadır. Bu son çıkışı kaçırırsak durum çok vahimdir.
Ülkemizin yıllarca rantiyeye yarayan tüketim odaklı ekonomik politikalar ile rantiyeciye yaramıştır. Oluşturulan Algı siyaseti ve medya gücü ile farklı gündemler ile, dini, milli duygular ile oynayarak halkımızı kutuplaştırılarak, ayrıştırılarak kamuoyu oluşturulmaya çalışılmaktadır. Bu zamana kadar halkımız; sağduyusu ile birlik, beraberlik, kardeşlik duyguları ile hareket etmektedir. İç ve Dış mihraklar ile bir yandan Ülkemizin içeride yaklaşık 13 milyon kişilik sığınmacı ile demografik yapısı değiştirilmeye çalışılıyor. Diğer yandan kaotik bir ortam yaratılarak, Ülkemizin içinde bulunduğu sosyal, ekonomik, kültürel durum kapatılmaya çalışılıyor.
SİYASİLERE ÖNERİ
Halkımız; gelinen durumu çok iyi sorgulamalı ve değerlendirmelidir. Gelinen noktada siyaset ile uğraşan arkadaşlara çok iş düşüyor. Şunu çok iyi bilmeleri gerekir.
1.Siyaset rant ve ticaret yeri değildir.
2.Siyasi makamlar ülke çıkarlarını korumak, geleceği güvence altına alma yeridir.
3.Siyaset makamı halka ve hakka hizmet yeridir.
4.Siyasette oturduğun koltuktan güç alınmaz, oturduğun koltuğa güç verilir.
5.Siyaset kavga yeri değildir.
6.Siyaset düşünen, üreten, paylaşan, halkı için çalışma yeridir.
7.Siyasi makam halkına güven, tutarlı, kararlı, ilkeli, sürdürebilir politikaları üretme yerdir. Yandaşa para kazandırma, halkın vergilerini hesapsızca, israf ederek harcama yeri değildir. Halkına ve Adalete hesap verme yeridir.
Kamuoyuna açık çağrımdır. Edirne ilimizin sakini değil, sahibi olalım. Tek ses… Tek yürek olarak…Düşünen, üreten, paylaşan bir Edirne yaratalım. Başta Valimiz olmak üzere, Akademisyenler, Siyasi Partiler, Seçilmiş Milletvekili, Belediye Başkanları, İl Genel ve Belediye Meclis Üyeleri, muhtarlar, kurumlarımızla, STK, Meslek Odaları, yerel basınımız, halkımız ile birlikte çalışalım. Edirne’mizi hak ettiği yere getirelim. Edirne’mizde Sosyal – Ekonomik Konseyler kuralım. Yerelden hizmete başlayarak Genele örnek olalım. İlimizin yerel kaynaklarını kullanalım.
İl, ilçe, belde ve köylerimizde ekonomik, sosyal, kültürel, tarım ve hayvancılık alanlarda master planları yapmamız gerekir. Olası bir İstanbul depremine Serhat kentimizi hazır hale en yakın zamanda getirilmesi, bunun için yerel ve merkezin kaynaklarını kullanılması zorunludur. Olası İstanbul depreminde ilk göçler Trakya bölgemize olacaktır.
Artık kişisel menfaatlerin değil, toplumsal menfaatleri gözetelim. Halkımızın sosyal, ekonomik ve kültürel alanlarda kalkınmasını sağlayalım..
Halkımızı içinde bulunduğu ekonomik durumdan birlik beraberlik içinde Seferberlik bilinci ile çok çalışarak başaralım..
Bu konuda başta valimizden, seçilmiş arkadaşlarımızdan ve Meslek Odaları, STK’lardan önderlik yapmasını bekliyorum..
Edirne ilimizin sorunlarını yakından takip eden birisi olarak her zaman göreve hazır olduğumu belirtmek isterim.”
Ülkemizde birlik, beraberlik içinde Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ümüzün göstermiş olduğu çağdaş muasır medeniyetler seviyesine ulaşması için çok çalışmalıyız.
Sonuç; Ülkemizde gelinen nokta üretemeyen siyaset, üretemeyen toplum ve üretemeyen sevgi olarak görmenin üzüntüsünü yaşıyoruz. Halkımız oy verdiği partilerin, seçtiği kişilerin kendilerine, geleceklerine sahip çıkmasını, ayrıştırmadan, ötekileştirmeden davranış içinde hareket etmelerini, gelecek ve yarın ne olacak kaygısı olmadan, geleceğe güvenle bakarak yaşamak istemektedirler.”