Cumhuriyet Halk Partisi Edirne İl Başkanı Yücel Balkanlı, Genel Başkan Özgür Özel’in liderliğinde Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde gerçekleştirilen CHP Grup Toplantısı’na Edirne İl Örgütü olarak katıldıklarını belirtti.
Toplantının ardından açıklamalarda bulunan Balkanlı, Cumhuriyet Halk Partisi’nin halkın iradesine sahip çıkan, adalet, demokrasi ve özgürlük mücadelesini kararlılıkla sürdüren bir anlayışla çalışmalarına devam ettiğini ifade etti.
Türkiye’nin içinde bulunduğu ekonomik ve sosyal sorunların çözümünün demokratik hukuk devletinin güçlendirilmesinden geçtiğini vurgulayan Balkanlı, “Ülkemizin aydınlık yarınları için omuz omuza çalışmaya devam ediyoruz. Halkımızın umudunu büyütmek, adaleti ve refahı yeniden tesis etmek için mücadelemizi sürdürüyoruz” dedi.
23 yıllık yanlış politikalar sonucunda ekonomik krizin derinleştiğini, vatandaşların her geçen gün daha ağır yaşam koşullarıyla karşı karşıya kaldığını belirten Balkanlı, liyakatten uzak yönetim anlayışının ülkeye zarar verdiğini söyledi.
Cumhuriyet Halk Partisi’nin iktidar hedefi doğrultusunda çalışmalarını kararlılıkla sürdürdüğünü ifade eden Balkanlı, Cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu ile birlikte Türkiye’yi demokrasi, hukuk ve refahla buluşturmak için mücadele etmeye devam edeceklerini kaydetti.
Balkanlı açıklamasını, “Tam yol ileri. Kurtuluş yok tek başına; ya hep beraber ya hiçbirimiz” sözleriyle tamamladı.
Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Edirne Milletvekili Ahmet Baran Yazgan, buğday ve arpa alım fiyatlarına sert tepki gösterdi ve “Çiftçi fakirleşmeye devam ediyor. Unutmayın; çiftçi tarladan çekilirse, şehirdeki vatandaşın ekmeği de ateş pahası olur. Bu yangın sadece üreticiyi değil, tüm ülkeyi yakar” dedi.
CHP Edirne Milletvekili Ahmet Baran Yazgan, Toprak Mahsulleri Ofisi’nin (TMO) açıkladığı hububat alım fiyatlarına tepki gösterdi. “Türkiye’nin tahıl ambarı Edirne’mizde ve tüm Trakya’da, alın teriyle toprağı bereketlendiren, binbir emekle buğdayını var eden çiftçimiz bir kez daha TMO eliyle hayal kırıklığına uğratılmıştır” diyen Yazgan, alım fiyatının “tarladaki yangını, fahiş artan mazotu, gübreyi, tohumu ve ilaç maliyetlerini görmezden gelmenin açık bir belgesi” olduğunu söyledi. Yazgan, şöyle devam etti:
“Ekmeklik buğday ve makarnalık buğday için 2025’te 13,5 lira olan rakam, bu yıl için 16,5 lira olmuştur. 2025’te 11 lira olan arpa için de bu yılki rakam, 12 lira 75 kuruş olarak belirlenmiştir. Ziraat odalarımızın ve uzmanların yaptığı bilimsel maliyet hesapları ortadadır. Enflasyonun ve girdi maliyetlerinin bu denli tırmandığı bir ekonomik kriz ortamında, üreticiye reva görülen bu fiyat, çiftçinin borcunu ödeyememesi, çoluğunun çocuğunun rızkından olması demektir. Bu fiyata imza atanlara Edirne’nin buğday tarlalarından sesleniyorum; üreticiyi tarlasına küstürürseniz, borç sarmalı yüzünden traktörünü galeriye, toprağını icraya terk etmeye zorlarsanız, yarın bu ülkede tüketecek yerli buğday bulamazsınız. Bu kafa, ‘Bizim çiftçimiz üretmesin, ithalat baronları zengin olsun’ kafasıdır.Unutmayın; çiftçi tarladan çekilirse, şehirdeki vatandaşın ekmeği de ateş pahası olur. Bu yangın sadece üreticiyi değil, tüm ülkeyi yakar.
TÜİK’in makyajlı enflasyon rakamları bile yüzde 60’larda gezerken; mazota, gübreye bir yılda yüzde yüzden fazla zam gelmişken; buğdaya yüzde 20 artış layık görmek çiftçinin aklıyla alay etmektir, emeğine göz dikmektir.
Bu yanlıştan derhal dönülmelidir. TMO, piyasayı regüle etmek yerine piyasayı ezen bir kurum olmaktan vazgeçmelidir. Alım fiyatları, üreticinin refah payı gözetilerek acilen yukarı çekilmeli, ödemeler peşin yapılmalı ve desteklemeler hasat anında üreticiye ulaştırılmalıdır.”
CHP Edirne Merkez İlçe Başkanı Volkan Akgüngör, Toprak Mahsulleri Ofisi’nin yeni üretim yılı için açıkladığı 16,50 TL’lik buğday alım fiyatının üreticilerinn beklentilerini karşılamaktan uzak olduğunu belirterek, “Bugün bir simidin 20 TL’ye satıldığı bir ülkede, 1 kilogram buğdayın 16,50 TL olarak değer görmesi vicdanları yaralamaktadır” dedi.
CHP Merkez İlçe Başkanı Akgüngör, Toprak Mahsulleri Ofisi’nin yeni üretim yılı için açıkladığı buğday alım fiyatı ile ilgili açıklamasında 16,50 TL’nin üreticilerin beklentilerini karşılamaktan uzak olduğunu belirterek şunları söyledi:
“Artan mazot, gübre, ilaç, tohum ve işçilik maliyetleri karşısında çiftçiye maliyetinin altında fiyat dayatmak, onu üretimden uzaklaştırmak ve borç yükünün altında ezilmeye mahkûm etmektir.
Bu anlayışla devam edilirse yarın o tarlaları ekecek çiftçi, sürecek traktör bulamayacaksınız. Çiftçi toprağa küstüğünde, üretimden çekildiğinde bunun bedelini sadece üretici değil, 86 milyon vatandaşımız ödeyecektir. Tarımsal üretimi desteklemek yerine çiftçiyi yalnız bırakanlar, yarın buğdayı Rusya’dan, Ukrayna’dan ve başka ülkelerden döviz ödeyerek ithal etmek zorunda kalacaktır. Kendi çiftçisine vermekten kaçındığınız desteği, yabancı ülkelerin üreticilerine dolar ve avro olarak ödeyeceksiniz.
Bugün bir simidin 20 TL’ye satıldığı bir ülkede, 1 kilogram buğdayın 16,50 TL olarak değer görmesi vicdanları yaralamaktadır. Bu tablo, üreticinin emeğinin karşılığını alamadığının en açık göstergesidir. Çiftçinin görevi maaşlı çalışanlara ya da fırıncılara ucuz ekmek, simit ve börek sağlamak değildir. Devletin görevi; hem üreticiyi koruyan hem de tüketiciyi gözeten adil tarım politikaları geliştirmektir.
Üretmeden kalkınmak mümkün değildir. Tarımda kendi kendine yetebilen bir ülke olmanın yolu, çiftçinin alın terine sahip çıkmaktan geçmektedir. Bu nedenle açıklanan fiyat yeniden gözden geçirilmeli, üreticinin maliyetleri ve insanca yaşayabileceği bir kazanç dikkate alınarak güncellenmelidir.
Çiftçiyi yaşat ki tarım yaşasın, tarım yaşasın ki ülke kazansın. Türkiye’nin geleceği ithalatta değil, kendi toprağında ve kendi üreticisindedir.”
İYİ Parti Edirne İl Başkanı H.Hakan Şahin, Toprak Mahsulleri Ofisi tarafından 2026 yılı için açıklanan hububat alım fiyatlarının kabul edilebilir bir tarafı bulunmadığını bildirdi.
İYİ Parti İl Başkanı Şahin, yaptığı yazılı açıklamada, “Toprak Mahsulleri Ofisi tarafından 2026 yılı için açıklanan hububat alım fiyatları makarnalık ve ekmeklik buğdayda ton başına 16.500 TL, arpada ise 12.750 TL olarak belirlenmiştir. Desteklerle birlikte üreticinin eline buğdayda 19.514 TL, arpada ise 15.764 TL geçeceği ifade edilmektedir. Ancak masa başında yapılan bu hesapların, tarladaki gerçeklerle örtüşmediği açıktır” diyerek şunlara yer verdi:
“Son yıllarda mazot fiyatları katlanarak artmış, gübre fiyatları birçok üreticinin alım gücünü aşmış, zirai ilaç, tohum, sulama, işçilik ve nakliye maliyetleri rekor seviyelere ulaşmıştır. Üretici daha tohumu toprağa atmadan yüksek maliyet yükünün altına girmektedir. Gübrede ve diğer tarımsal girdilerde dışa bağımlılık devam ederken maliyet baskısı her geçen gün büyümektedir.
Diğer yandan çiftçi üretim yapabilmek için kredi kullanmak zorunda bırakılmakta, finansmana erişim ise giderek zorlaşmaktadır. Yıllık yüzde 52 seviyelerine ulaşan kredi faizleriyle borçlanan bir çiftçinin açıklanan alım fiyatlarıyla ayakta kalabilmesi mümkün değildir. Çiftçi üretecek, risk alacak, doğal afetlerle mücadele edecek, aylarca emeğinin karşılığını bekleyecek sonunda kazanan yine banka olacak, aracı olacak, ithalatçı olacak. Kaybeden ise alın teriyle üretim yapan Türk çiftçisi olacaktır.
Üstelik TMO’nun ürün bedellerini teslimattan sonra 45 gün içerisinde ödeyeceğini açıklaması da üreticinin nakit ihtiyacını karşılamaktan uzaktır. Hasat döneminde borçlarını ödemek zorunda olan çiftçi için 45 günlük bekleme süresi yeni bir finansman yükü anlamına gelmektedir.
Tarım sadece ekonomik bir faaliyet değil, aynı zamanda milli güvenlik meselesidir. Üreticinin para kazanamadığı, borçla üretim yaptığı bir ülkede tarımsal sürdürülebilirlikten söz edilemez. Çiftçi tarladan çekildiğinde bunun bedelini sadece üretici değil, sofradaki vatandaş da daha pahalı gıda olarak ödeyecektir.
Türk çiftçisi destek değil, emeğinin karşılığını istemektedir. Mazotun, gübrenin, ilacın ve kredinin bu kadar pahalı olduğu bir dönemde açıklanan fiyatlar üreticiyi memnun etmekten uzaktır. Çiftçinin üretimde kalabilmesi için alım fiyatlarının gerçek maliyetler dikkate alınarak yeniden değerlendirilmesi, tarımsal kredilerde faiz yükünün azaltılması ve desteklerin artırılması artık bir tercih değil, zorunluluktur.
Açıklanan fiyatların kabul edilebilir bir tarafı yoktur.”
Yeniden Refah Partisi Edirne İl Başkanı Hakan Çalışkan, Toprak Mahsulleri Ofisi tarafından açıklanan 2026 yılı buğday alım fiyatlarına ilişkin yaptığı basın açıklamasında, belirlenen fiyatların çiftçinin artan maliyetlerini karşılamaktan uzak olduğunu ifade etti.
Tarım ve Orman Bakanı’nın fiyatlar belirlenirken üretim maliyetlerinin dikkate alınacağını açıkladığını hatırlatan Çalışkan, açıklanan rakamların bunun tam tersini gösterdiğini belirtti.
Mazot, gübre, ilaç, tohum ve diğer tarımsal girdilere son bir yılda çok yüksek oranlarda zam geldiğini vurgulayan Çalışkan, “Geçtiğimiz yıl kilogramı 13,50 TL olan buğdayın alım fiyatı bu yıl 16,50 TL olarak açıklanmıştır. Ancak çiftçimizin kullandığı temel girdilerdeki artış bu oranın çok üzerindedir. Bu fiyatlarla üreticinin ayakta kalması mümkün değildir” dedi.
Açıklanan fiyatlara destek ödemelerinin de dahil edilmesinin doğru olmadığını ifade eden Çalışkan, “Bir kısmı azaltılan ve üreticinin eline ancak aylar sonra geçecek desteklerin bugünkü fiyat hesabına katılması gerçekçi değildir. Çiftçi bugün yaptığı masrafın karşılığını bugün almak istemektedir” değerlendirmesinde bulundu.
“Bugün 200 gram ekmek yaklaşık 17,5 TL’ye satılırken, o ekmeğin hammaddesi olan bir kilogram buğdayın fiyatı 16,50 TL olarak açıklanmaktadır. Üstelik nakliye giderleri ve çeşitli kesintiler düşüldüğünde çiftçinin eline geçen rakam daha da aşağı inmektedir. Bu tablo, üreticiyi koruyan değil, üretimden vazgeçiren bir anlayışın sonucudur.”
Hükümetin yanlış ekonomi politikalarının bedelinin çiftçiye ödetilmemesi gerektiğini ifade eden Çalışkan, “Enflasyonla mücadele adı altında çiftçinin emeği ve alın teri değersizleştirilemez. Üreticinin kazanmaması halinde ne tarımsal üretim sürdürülebilir ne de gıda güvenliği sağlanabilir” dedi.
Yeniden Refah Partisi olarak çiftçilerin haklı taleplerinin takipçisi olacaklarını belirten Hakan Çalışkan, üreticinin emeğinin karşılığını aldığı, milli üretimi önceleyen ve çiftçiyi destekleyen tarım politikalarının hayata geçirilmesi gerektiğini sözlerine ekledi.
21.Dönem Edirne Milletvekili Şadan Şimşek, Toprak Mahsulleri Ofisi tarafından 2026 yılı ekmeklik ve makarnalık buğday alım fiyatının kilogram başına 16,50 TL olarak açıklanmasını, üreticinin beklentilerini karşılamaktan uzak ve tarımın gerçeklerinden kopuk bir karar olarak değerlendirdiğini söyledi.
Eski milletvekili Şimşek, “Çiftçinin alın terine yine hak ettiği değer verilmedi!” başlıklı yazılı açıklamasında şunları kaydetti:
“ÜRETİCİYİ YİNE YALNIZ BIRAKTILAR!
Geçtiğimiz yıl kilogramı 13,50 TL olan buğdayın alım fiyatı bu yıl 16,50 TL’ye çıkarılmıştır. Ancak geçen bir yıl içerisinde mazottan gübreye, tohumdan zirai ilaca, elektrikten işçiliğe kadar bütün üretim maliyetleri katlanarak artmıştır. Çiftçinin cebinden çıkan para büyürken, alın terinin karşılığı aynı ölçüde büyümemiştir.
Yıllarca milletimizin temsilcisi olarak görev yapmış biri olarak çok iyi biliyorum ki; tarım sadece bir sektör değil, bir ülkenin bağımsızlığının ve geleceğinin teminatıdır. Çiftçiyi koruyamayan, üreticisinin emeğini hak ettiği şekilde değerlendiremeyen hiçbir ülke güçlü bir gelecek inşa edemez.
Bugün ülkemizin dört bir yanında çiftçi haklı olarak şu soruyu sormaktadır: Ben bu maliyetlerle nasıl üretmeye devam edeceğim?
Bu soruya tatmin edici bir cevap verilmeden açıklanan hiçbir fiyat, üreticinin vicdanında karşılık bulmayacaktır.
Çiftçi bir yıl boyunca kuraklıkla mücadele ediyor, donla mücadele ediyor, borçla mücadele ediyor. Tarlaya ektiği her tohumda risk alıyor. Ancak hasat zamanı geldiğinde emeğinin karşılığını alamıyorsa burada ciddi bir adaletsizlik vardır.
Tarım politikalarının amacı çiftçiyi üretimde tutmak olmalıdır. Eğer üretici para kazanamazsa yarın tarlalar boş kalır, üretim düşer, gıda fiyatları yükselir ve bunun bedelini yalnızca çiftçi değil, 86 milyon vatandaşımız öder.
Buradan yetkililere çağrıda bulunuyorum: Çiftçinin sesini duyun. Üreticinin alın terini yok saymayın. Maliyetleri dikkate alan, çiftçiyi koruyan ve üretimi teşvik eden adımlar atın.
Çünkü mesele sadece buğdayın fiyatı değildir. Mesele; köylünün toprağında kalmasıdır. Mesele; üretimin devam etmesidir. Mesele; Türkiye’nin gıda güvenliğidir.
Bir kez daha altını çizerek ifade ediyorum: Çiftçinin kaybettiği yerde tarım kazanamaz.Tarımın kaybettiği yerde Türkiye kazanamaz.
Saadet Partisi Genel Başkan Yardımcısı Av. Sinan Tekin’in başkanı olduğu Saadet Partisi Sosyal İşler Başkanlığı tarafından hazırlanan haftalık “Sosyal Gündem Analiz Raporu”nda bu kez “Ortaöğretimde Yeni Arayışlar” konusu ele alındı.
Mevcut lise sisteminin yapısal sorunları, öğrencilerin motivasyon ve aidiyet problemleri, okul türleri arasındaki fırsat eşitsizlikleri, mesleki ve teknik eğitimin mevcut durumu ile eğitim sisteminin geleceğine yönelik çözüm önerilerinin kapsamlı şekilde değerlendirildiği raporda, $Türkiye’de ortaöğretim sistemi son yıllarda nicel olarak büyümüş; ancak bu büyüme kalite, yönlendirme, öğrenci motivasyonu ve istihdam bağlantıları açısından çeşitli sorunları da görünür hale getirmiştir. Mevcut lise sistemi öğrencileri büyük ölçüde tek tip bir akademik ilerleme modeline yönlendirmekte, buna karşın öğrencilerin bireysel farklılıkları, öğrenme stilleri, kariyer hedefleri ve sosyoekonomik koşulları yeterince dikkate alınmamaktadır” ifadelerine yer verildi.
Söz konusu rapora ilaveten yapılan “Ortaöğretimde Yeni Arayışlar: Daha Esnek, Daha Güçlü Bir Lise Sistemi Gerekiyor” başlıklı basın açıklamasında da şöyle denildi:
“Türkiye’de ortaöğretim sistemi uzun yıllardır milyonlarca öğrenciyi hayata hazırlayan önemli bir yapı olmuştur. Ancak günümüzde değişen toplumsal ihtiyaçlar, öğrencilerin beklentileri ve iş hayatının dönüşen yapısı, lise eğitim sisteminin yeniden değerlendirilmesini gerekli hale getirmiştir.
Mevcut lise sisteminde öğrencilerin ilgi, yetenek ve ihtiyaçlarının yeterince dikkate alınmamaktadır. Özellikle tek tip eğitim anlayışı; motivasyon kaybı, devamsızlık, disiplin sorunları ve okuldan uzaklaşma gibi sorunları beraberinde getirmektedir.
Son yıllarda açık öğretim liselerine yönelimin artması da örgün eğitim sistemine ilişkin memnuniyetsizliğin önemli göstergelerinden biri olarak dikkat çekmektedir.
Bunun yanında sınavla öğrenci alan okullar ile yerel yerleştirmeyle öğrenci alan okullar arasındaki farkın giderek büyümesi, eğitimde fırsat eşitliği tartışmaların daha da artırmaktadır.
Mesleki ve teknik eğitim alanında önemli adımlar atılmış olsa da öğrencilerin iş hayatına daha güçlü hazırlanabilmesi için sektörle iş birliklerinin geliştirilmesi gerektiği görülmektedir. Öğrencilerin yalnızca akademik başarıya değil; beceri kazanımına, sosyal gelişime ve hayata hazırlanmaya odaklanan bir eğitim anlayışına ihtiyaç duyduğu açıktır.
Bu doğrultuda;
• Daha esnek ve öğrenci merkezli eğitim modellerinin geliştirilmesi,
• Beceri temelli ve uygulamalı öğrenmenin güçlendirilmesi,
• Mesleki eğitimin niteliğinin artırılması,
• Öğrencilerin ilgi ve yeteneklerine göre yönlendirilmesi,
• Öğretmenlerin desteklenmesi ve okul ikliminin güçlendirilmesi öncelikli reform alanları olarak değerlendirilmektedir.
Geleceğin lise modeli; öğrencileri yalnızca sınavlara değil, hayata hazırlayan; özgüveni yüksek, üretken ve madden ve manen donanımlı bireyler yetiştirmeyi hedefleyen bir anlayış üzerine kurulmalıdır.”
Şükürler olsun bir bayrama daha erdik ve geride bıraktık bu yılda.
Rabbim; kurbanlarınızı, ibadet ve dualarınızı kabul etsin.
Müflis tüccar eski defterleri karıştırırmış ya, ben de eski yazılarımı karıştırdım bayram sonrası bu ilk yazım için.
Yazı arşivimde eski bir yazımın konusu gözüme ilişti hemen.
Öyle tahmin ediyorum ki 2012 yılında kaleme almıştım.
Mehmet Eren DP Edirne İl Başkanı.
Yüksel Yoldaş DSP Edirne İl Başkanı.
Ülfet Günel’de CHP Edirne İl Başkanıydı bir zamanlar.
Hepsinin Meriç İlçesine bağlı Kadıdondurma köyünden olmaları ilginçti!
Ve yine ilginç olan bir başkası da o tarihteki Edirne Barosu Başkanı Ahmet Uludağ’ın da aynı köyden yani Meriç Kadıdondurma Köyü’nden olmasıydı.
Aslında yazıma vesile olan bu konu ağabeyim Semih’in hatırlatmasıydı.
Kendin yazsana dediğim halde benim yazmamı istemişti nedense.
Ben de bir başka bilgi daha ekleyerek bunları paylaşmıştım okurlarımla.
İşte o önemli bilgi de benimde bu köyle bir bağımın olmasıydı.
Çünkü, yıllar önce ben de bir süre vekil öğretmenlik yapmıştım bu köyümüzde.
Eğitim seviyesi yüksek, o tarihlerde bile kütüphanesi, düğün salonu olan bir köydü Kadıdondurma.
Okul olarak da bilgi yarışmalarında, sportif faaliyetlerde epey başarılara imza atmışlardı.
Fakat bütün bu güzel haberlerin yanı sıra, Meriç Nehri’ne yakın eski yerleşim bölgesindeki adıyla Edeköy’ün Birinci Balkan Savaşı’nda toplu katliama maruz kalmış bir köy olduğunu da hatırlatmak lazım elbette!
Belki de bugünkü başarıların arkasında, geçmişte atalarının yaşadığı o büyük acılara duyulan öfke ve hırs yatıyordur!
CHP Keşan İlçe Başkanı Anıl Çakır, Olağanüstü Kurultay’ın derhal toplanması için noterde ilk imzayı veren isim oldu.
CHP’de, mutlak butlan kararının ardından, seçilmiş genel başkan Özgür Özel’e destek veren delegeler, olağanüstü kurultay için imza sürecini başlattı. Edirne’de ilk imza veren isim CHP Keşan İlçe Başkanı Anıl Çakır oldu. Konuyla ilgili CHP Keşan İlçe Başkanlığı’ndan yapılan açıklamada, “Belediye Başkanımız Op.Dr. Mehmet Özcan, İl Yönetim Kurulu üyemiz Ender Mağden, İlçe Yönetim Kurulu üyelerimiz, Belediye Meclis üyemiz Mustafa Ak, Figen Kayseri ve partililerimiz ile birlikte Olağanüstü Kurultayımızın toplanması için Keşan 1. Noterliğindeyiz. Cumhuriyet Halk Partisi Edirne 38. Kurultay Delegesi olan İlçe Başkanımız Anıl Çakır, Olağanüstü Kurultayımızın derhal toplanması için noterde imzasını verdi” denildi.
BALKANLI’DAN NOTERDE PAYLAŞIM
CHP İl Başkanı Yücel Balkanlı da, olağanüstü kurultay toplanması için noterde imza verdi. Balkanlı konuyla ilgili sosyal medyadan yaptığı paylaşımda; “Edirne İl Başkanı olarak, partimizin iradesine ve örgütümüzün demokrasi anlayışına sahip çıkmak adına Olağanüstü Kurultay talebimiz için noterde imza verdim. Genel Başkanımız sayın Özgür Özel’in liderliğinde; demokrasi, adalet ve halkın iktidarı hedefiyle mücadelemizi kararlılıkla sürdürüyoruz. Tam yol ileri” ifadelerini kullandı.
İMZA VERECEKLER BELLİ OLDU
Öte yandan, kurultayda oy hakkı bulunan Edirne delegelerinden geçmiş dönem İpsala İlçe Başkanı Mıstık Ak’ın da imza verdiği, Havsa ilçe Başkanı Memduh Doğramacıoğlu ve Enez Belediye Başkanı Özkan Günenç ile geçmiş dönem Edirne İl Başkanı Samet Kahraman’ın da imza vereceği öğrenildi. Kendisine telefonla ulaştığımız CHP Edirne Milletvekili Baran Yazgan da, meclis görevi nedeniyle Azerbaycan’ın başkenti Bakü’de olduğunu, ülkeye döndüğünde imza vereceğini söyledi.
BECAN İMZA VERMEYECEK
Olağanüstü kurultay için imza vermeyecek tek delegeninse, geçmiş dönem Uzunköprü Belediye Başkanı Özlem Becan olduğu öğrenildi. Becan’ın, il başkanı Yücel Balkanlı’yla yaptığı görüşmede, kararını ilettiği ifade edildi.
Edirne önceki dönem belediye başkanı Recep Gürkan’a gazetemiz yayına hazırlandığı saatte ulaşılamadığı için kararı şu an için soru işareti olarak kaldı.
Cumhuriyet Halk Partisi Edirne İl Başkanı Yücel Balkanlı, Olağanüstü Kurultay toplanması için imza kampanyası başlattıklarını duyurdu. Balkanlı, Edirne’deki 38.Kurultay delegeleri olan kendisi ile birlikte Edirne Milletvekili Ahmet Baran Yazgan, Geçmiş Dönem İl Başkanı Samet Kahraman, Keşan İlçe Başkanı Anıl Çakır, Havsa ilçe Başkanı Memduh Doğramacıoğlu, Enez Belediye Başkanı Özkan Günenç, Geçmiş Dönem Edirne Belediye Başkanı Recep Gürkan, Geçmiş Dönem Uzunköprü Belediye Başkanı Özlem Becan ve Geçmiş Dönem İpsala İlçe Başkanı Mıstık Ak’ın imzaya davet edildiğini açıkladı.
Balkanlı yaptığı açıklamada, Cumhuriyet Halk Partisi, kurucu değerlerinden aldığı güçle, ikinci yüzyılında da demokrasi, hukuk ve halk egemenliği mücadelesinin öncüsü olmaya devam etmektedir” dedi. Başkan Balkanlı, “Bugün ülkemizin içinde bulunduğu ekonomik kriz, adalet sorunu ve demokratik gerileme karşısında halkımızın umudu Cumhuriyet Halk Partisi’dir. Bu umudu büyüten, partimizi Türkiye’nin birinci partisi konumuna taşıyan ve milyonlarca yurttaşın değişim talebine öncülük eden Genel Başkanımız Sayın Özgür Özel’in liderliği, örgütümüz tarafından güçlü bir şekilde sahiplenilmektedir” şeklinde konuştu.
CHP Edirne İl Başkanı Yücel Balkanlı açıklamasında şunlara yer verdi: Son dönemde kamuoyunda “mutlak butlan” adı altında yürütülen tartışmalar ise yalnızca hukuki bir değerlendirme olarak görülemez. Delegelerin özgür iradesiyle gerçekleşen kurultayın sonuçlarını tartışmaya açan bu girişimler, partimizin demokratik işleyişine ve örgüt iradesine yönelik siyasi bir müdahale niteliği taşımaktadır. Cumhuriyet Halk Partisi’nin genel başkanını da, yöneticilerini de, siyasi yönelimini de belirleyecek olan tek irade; üyelerimizin ve delegelerimizin iradesidir. Bu irade, 38. Olağan Kurultay’da ortaya çıkmış ve Sayın Özgür Özel’i Genel Başkan olarak görevlendirmiştir. Bu iradeye saygı göstermek, demokrasiye saygı göstermektir. Ancak aynı zamanda inanıyoruz ki, böylesi olağanüstü tartışmaların yaşandığı dönemlerde partimizin yol haritasını yeniden ve tartışmasız biçimde belirleyecek olan en güçlü mekanizma yine kurultaydır. Bu nedenle Edirne’mizin 38. Olağan Kurultay Delegeleri olarak, partimizin tüzüğünün bizlere verdiği hak doğrultusunda Olağanüstü Kurultay’ın toplanması amacıyla noter kanalıyla imza sürecini başlatmış bulunuyoruz. Toplanacak imzalar, yasal süreçlerin tamamlanmasının ardından Genel Merkezimize teslim edilecektir. İmzaya davet edilen Edirne 38.Kurultay delegelerimiz şunlardır. Bu demokratik girişimde yer alan delegelerimiz; * İl Başkanı Yücel Balkanlı * Edirne Milletvekili Ahmet Baran Yazgan * Geçmiş Dönem İl Başkanı Samet Kahraman * Keşan İlçe Başkanı Anıl Çakır * Havsa ilçe Başkanı Memduh Doğramacıoğlu * Enez Belediye Başkanı Özkan Günenç * Geçmiş Dönem Edirne Belediye Başkanı Recep Gürkan * Geçmiş Dönem Uzunköprü Belediye Başkanı Özlem Becan * Geçmiş Dönem İpsala İlçe Başkanı Mıstık AK olarak bu sürecin içinde yer almaktayız. Bu girişim; Genel Başkanımız Sayın Özgür Özel’in liderliğinde yürüyen değişim ve iktidar mücadelesine güç katmak, parti iradesini daha da sağlamlaştırmak ve Cumhuriyet Halk Partisi’nin önündeki tüm tartışmaları örgüt iradesiyle ortadan kaldırmak ve partimizi iktidar yapmak amacı taşımaktadır. Bizler biliyoruz ki Cumhuriyet Halk Partisi’nin geleceği mahkeme salonlarında değil, kurultay salonlarında; siyasi mühendislik hesaplarında değil, delegelerin özgür iradesindedir. Ne mutlak butlan tartışmaları ne de siyasi müdahale girişimleri Cumhuriyet Halk Partisi’nin iktidar yürüyüşünü durduramayacaktır.
Yaşasın örgüt iradesi. Yaşasın demokrasi. Yaşasın Cumhuriyet Halk Partisi.