Kategori arşivi: Siyaset

AK Parti’den Akın’a ‘zam’ tepkisi

Olgay GÜLER
Edirne Belediyesi AK Parti Meclis Üyesi Ezgi Yetkiner, Haziran ayı meclis toplantısında şehir içi ulaşımı sağlayan ETUS’a yapılan yüzde 37’lik zamma tepki gösterip, Edirne Belediye Başkanı Filiz Gencan Akın’ın seçim öncesi ulaşıma için vat ettiği yüzde 20 indirim sözünü tutmadığını söyledi.
Edirne Belediye Meclisi AK Parti Grup Başkanı Recai Koçaşlı, Grup Başkan Vekili Ezgi Yetkiner, Meclis üyeleri Sibel Yıldırım, Celal Demir, Erkan Esenkal ve Necamettin Attay, Merkez İlçe Başkanı Engin Makak ile birlikte basın toplantısı düzenledi. AK Parti il başkanlığında düzenlenen toplantıda, Haziran ayı meclis toplantısında şehir içi ulaşımı sağlayan ETUS’a, CHP grubunun oylarıyla yapılan yüzde 37’lik zamma tepki gösterildi.


‘VAATLERİNİZİ SEÇİMİ KAZANMAK İÇİN Mİ SIRALADINIZ?’
Toplantıda konuşan meclis üyesi Yetkiner, Akın’a yüzde 20’lik seçim vaadini hatırlatıp, “Sayın başkan; bir önceki dönem belediye meclis üyesi, belediye başkan vekili, ulaşım komisyonu başkanı siz değil miydiniz? ETUS’un bir dönem avukatı siz değil miydiniz? Bu durumda hem belediye, iş ve işleyişlerine, hem ETUS’un konularına çok hakimdiniz. Tüm bu bilgilere sahipken seçim vaatlerinizi sadece seçimi kazanmak için mi sıraladınız? Bir belediyenin vatandaşından daha öncelikli ne işi olabilir? Yüzde 37’lik zam ile ETUS’a ceza verdiğinizi söylediniz. Peki soruyoruz; yüzde 20 indirim yerine yüzde 37 zam yaparak Edirne halkına ne mesaj vermek istediniz? Yüzde 37’lik zam yaparak bir nevi yüzde 20’lik indirim vaadinizi nasıl gerçekleştirmiş olduğunuzu ise anlayamadık ve alaycı bulduğumuzu da belirtmek isteriz” dedi.
‘TEPKİMİZ İNDİRİM SÖZÜ VERİP ZAM YAPAN AKIN’A’
Akın’ın meclis toplantısında, 65 yaş üstü vatandaşlardan ‘yük’ olarak bahsettiğini de belirten Yetkiner, “Seçim vaadi afişinizde; ’65 yaş üstü elleri öpülesi yaşlılarımızın ücretsiz dolaşım hakkı bizim güvencemiz altında olacak’ deyip zaten var olan bu hakkı bugünün konusuymuş gibi uzun uzun anlatmanıza mı şaşalım? Yoksa 65 yaş üstü vatandaşlarımızı bir yük olarak ifade etmenize mi üzülelim? Bilemedik. Buradan tekrar ifade etmek istiyoruz; Edirne’nin uzun zamandan beri devam eden ulaşım sorunu var. Hem vatandaş kalitesiz, pahalı taşınmaktan, duraklarda beklemekten şikayetçi ve mutsuz, hem ETUS esnafımız yatırımının karşılığını alamamaktan ve zor şartlarda çalışmaktan şikayetçi ve mutsuz. Yani iki taraf da mağdur ve mutsuz. Biz bütün bunları dile getirirken esnafımızın sorunlarının da farkındayız. Bizim tek tepkimiz 2 buçuk ay önce indirim sözü verip bu süre zarfında hiçbir girdi maliyeti değişmezken, bu zammı vatandaşa yansıtan Başkan Akın’a. 50 bine yakın öğrencisi olan şehrimizde öğrencisini 7-8 TL’ye taşıyan belediye örnekleri varken Edirne’de 16 TL’ye yükselten ve öğrencilere büyük bir yük oluşturan Başkan Akın’a” diye konuştu.
‘SEÇİMLERDE VERDİĞİNİZ SÖZÜ TUTMAYA DAVET EDİYORUZ’
Belediye Başkanı Akın’a çağrıda bulunan Yetkiner, “Edirne halkına büyük yük bindiren ulaşım zammıyla ilgili başkanın verdiği tüm cevaplar bize sıklıkla kullandığımız bir deyimi hatırlattı; ‘Özrü kabahatinden büyük.’ Sayın başkan; Edirne halkı bu zamdan son derece rahatsız. İki gündür tepkiler dinmiyor. Sizi toplu taşıma zammını Edirne halkına yüklemekten vazgeçmeye, halkımızın çıkarlarını gözetmeye ve seçim öncesi verdiğiniz sözü tutmaya davet ediyoruz. Önceliğiniz hep Edirne halkı olsun zira bizim için öyle” şeklinde konuştu.

‘İktidar Edirne’de sınıfta kaldı’

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Edirne Milletvekili Ahmet Baran Yazgan, TBMM Genel Kurulu’nda Edirne’nin sorunlarını kürsüden anlattı. Sorunları tek tek sıralayan CHP’li Yazgan, iktidara “Edirne’nin önemi verilerle ortada. Peki, iktidar ne kadar önem veriyor? Bu iktidar ‘yok, yok, yok iktidarı’dır” sözleriyle yüklendi.
CHP Edirne Milletvekili Ahmet Baran Yazgan, 4 Haziran’da TBMM Genel Kurulu’nda söz alarak, kürsüden Edirne’nin sorunlarını anlattı. Sözlerine, “Tarihiyle, turizm olanaklarıyla, konumuyla eşsiz bir noktada olmasına karşın hak ettiği değeri görmeyen Edirne’mizin sorunlarını anlatmak için kürsüye çıktım” ifadeleriyle başlayan CHP’li Yazgan, “Yanı başımızdaki Yunanistan, Bulgaristan ve hatta Romanya vatandaşları sadece kimlikleriyle Edirne’ye geliyorlar, yiyorlar, içiyorlar, mutfak alışverişlerini bile burada yapıyorlar. Edirneliler de vize sırası bekliyor; bu ekonomik krizde gidilebilirse tabii. Edirneliler bize soruyor, biz de iktidara soruyoruz;biz ne zaman bir Bulgar, bir Yunan ya da bir Romanyalı gibi kimliğimizle yurt dışına gidebileceğiz?” sorusunu yöneltti.
‘EDİRNELİLER EDİRNE’DE DURAMIYOR’
Edirne doğumlu 504 bin kişi bulunduğunu ancak bunların 285 bininin Edirne’de yaşadığını vurgulayan CHP’li Yazgan, “Yani 219 bin kişi doğduğu bu ilde değil, başka bir ilde yaşıyor. Edirnelilerin neredeyse yarısı Edirne’de duramıyor. Bu, Edirne’yi görmezden gelen, istihdam yaratmayan, tarımı desteklemeyen, sanayiyi anlamayan bu iktidarın suçudur. Bu sene hızlı tren yatırımı dışında neredeyse hiçbir icraatınız yok, buna ayrılan bütçenin de yarısı Avrupa Birliği fonu, yani bizim projemiz değil” ifadelerini kullandı. CHP’li Yazgan, Edirne’nin sorunlarının saymakla bitmediğini, iktidarın Edirne’de sınıfta kaldığını belirterek, şunları kaydetti:
“Yıllardır Edirne merkezde yeni okul açılmıyor. Yeni kurulan ve yaklaşık nüfusu 10 bin olan Cumhuriyet Mahallesi sınırları içinde ne bir ilkokul var ne de bir ortaokul. Edirne merkezde Plevne İlkokulu’nun mevcudu bine dayanmış, sınıf başına 32 öğrenci düşüyor. Bu mu Türkiye Yüzyılı Maarif Modeliniz sizin? Keşan’da depreme dayanıksız olduğu gerekçesiyle boşaltılan iki okuldan biri iki yıldır, diğeri ise bir yılı aşkın süredir yeniden inşa edilmeyi bekliyor. Bu nedenle, diğer okullarda ikili eğitim yapılmak zorunda kalınıyor.”
ERGENE NEHRİ TEPKİSİ
Çiftçilerin sorunlarına da değinen Yazgan, Edirne’nin Türkiye’nin en önemli tarımsal üretim merkezlerinden biri olduğunu vurgulayarak, “2023’te en çok çeltik ve ayçiçeğinin üretildiği kenttir. Peki, çeltiğin sulaması nereden yapılıyor biliyor musunuz? Kirliliğiyle meşhur olan Ergene Nehri’nden yapılıyor. Edirne’nin önemi verilerle ortada. Peki, iktidar ne kadar önem veriyor? Edirne kırsal kalkınma destekleri verilen 42 il arasında yok. Buğday biçiliyor ama ortada hâlen alım fiyatı yok. TMO’nun depoları dolu ağzına kadar, buğdaylar taşıyor ama ithalattan vazgeçmişler mi? Bu da yok. Kısacası bu iktidar ‘yok, yok, yok iktidarı’dır” ifadelerini kullandı.
STATLAR
Yazgan, Edirne’nin kültürel önemini de TBMM’de kürsüden anlattı. İstanbul’un atası, serhat şehri Edirne’nin kültür başkenti olarak da anıldığını söyleyen Yazgan, “Edirne, sadece Kırkpınar ve Selimiye Camisi’nden ibaret bir şehir değildir. Yüzlerce tarihî eser harabe hâlde. Yılda 10 eser ihya edilse tamamlanması en az elli yıl sürer. Birkaç yılda bir yapılan tek tük restorasyonlarla lütfen göz boyamaya devam etmeyin. Bir göz boyama hikâyesi daha; Uzunköprü Ergene Stadyumu yıkılalı üç yıl oldu, yerinde stat yok. Edirne 25 Kasım Stadyumu yıkılıyor, yerine stat projesi yok. Sizlere soruyorum; bu topçular toplarını sokakta mı oynasınlar?” dedi.
KEŞAN-ENEZ YOLU
Yazgan, Keşan-Enez yoluna ilişkin sıkıntıları da anlatırken, yaşamını yitiren eski CHP Edirne Milletvekili Erdin Bircan’ı andı. Yazgan, şunları kaydetti:
“Keşan-Enez yolumuz yıllardır kanayan yara, özellikle yazın yoğun şekilde kullanılıyor ve kazaya davetiye çıkarıyor. Türkiye’yi duble yollarla donattığını söyleyen iktidar, bu yolun ihalesini ancak yapabildi. Bu yol ne zaman bitecek? Edirnelilerin gönül rahatlığıyla kullanabileceği yolu ne zaman olacak? Edirnelilerin vergilerini bari bir kez olsun Edirne için düzgün harcayalım. Şu yolu da bitirin ya. Vekil olduğumda dediler ki ‘Kendini parçalasan da bu yolu yaptıramazsın, yapmazlar.’ Bari rahmetli Erdin Bircan vekilimizin memleketinin yolunu onun hatırına yapın. Bu görevin başındayken rahmetli oldu, onun hatırına bu yolu bitirelim.”

Saadet’ten protesto hakkı vurgusu


Saadet Partisi Edirne İl Başkanı ve Genel İdare Kurulu Üyesi Av. Sinan Tekin; İsrail terör devletinin yaptığı soykırımı ve onlara destek verenleri protesto hakkını kullananlara karşı yapılan haksız müdahalelerin kabul edilemez olduğunu söyledi.
Saadet Partisi Edirne İl Başkanı Av. Tekin,yazılı açıklamasında şunlara yer verdi:
“Bizler dünyanın neresinde zulüm varsa, zulme uğrayan kim olursa olsun, inancı, aidiyeti, mensubiyeti ne olursa olsun tüm insanlığın ortak acılarını paylaşırız. Katil İsrail’in gerçekleştirdiği soykırıma dünya çapında farklı din ve milletlerden insanlar demokratik ve sivil yollarla bir araya gelerek seslerini yükseltmektedir. Bunların arasında binlerce Yahudi de var. Tüm insanlık sürdürülen bu soykırıma karşı birleşmiş ve ortak ses vermiştir.Türkiye de bu küresel haykırışın önemli bir parçasıdır.Demokratik bir hukuk devletinde gösteri ve yürüyüş hakkı şiddet içermediği müddetçe engellenemez, engellenmemelidir. Protestoların demokratik hukuk devleti ilkesine uygun bir şekilde müdahale olmaksızın gerçekleşebilmesi gerekir.”

Ulaşımda zamma ‘söz’ hatırlatması

Vatan Partisi Edirne İl Başkanı Gürol Bora Ateş, belediye meclisi toplantısıyla Edirne’de toplu ulaşım ile taksi ve servislere yapılan zamlara, “Verilen sözler 2 ayda unutuldu” diyerek tepki gösterdi.
Vatan Partisi İl Başkanı Ateş, yaptığı yazılı açıklamada, önceki gün gerçekleştirilen belediye meclisi toplantısında Edirne’de minibüsle ulaşıma yüzde 37, taksi ve servislere ise yüzde 50 zam geldiğini anımsatarak şunları kaydetti:
“Halbuki Mart ayında yapılan yerel seçimlerde mevcut belediye başkanımız Filiz Gencan Akın ulaşıma yüzde 20 indirim yapacağını belirtmişti. Yine Belediye başkanımız öğrencinin ve gençlerin yanında olacaklarını belirtmişti. Öğrenci biniş fiyatının 16 TL olması bu sözlerini de tutmayacaklarının kanıtı. Biz seçim döneminde de adayları yalan söylememeye ve tövbe etmeye davet etmiştik, çağrımızı tekrarlıyoruz artık halka yalan söylemeyin tövbe edin.
Daha önce sorduğumuz soruları tekrarlıyoruz, çünkü başkanlar ve isimler değişse de ne halkımızın mağduriyeti ne de İnsana yakışmayan ulaşım kalitesi değişiyor. Burada sorulması gereken soru şu ‘Hangi ulaşıma?’ Uzun süreler beklenen ama gelmeyen araçlar, geldiğinde tıka basa dolu olan araçlar, diğer şehirlerde ıskartaya çıkartılacak kadar eski olan araçlar, bunun adına Edirne’de ne yazık ki ulaşım deniliyor. Edirnelilere bu layık görülüyor. Belediyenin ulaşımda tek işlevi gelen zam taleplerini karşılamak ve hükümetin yaptığı gibi ekonomik krizi halka fatura etmekten başka bir şey değil. Buradan soruyorum Edirne Belediyesi’nin neden bir toplu ulaşım hattı yok? Neden özel şirketlerin insafına bağlıyız? Ulaşımı ucuzlatmak, kalitesini arttırmak gibi bir hedefiniz var mı? Edirne gibi küçük bir şehirde ulaşım gibi temel bir ihtiyacı çözemeyen belediyenin işlevi nedir?
Edirneliler olarak bir etkinlik ya da bir olay gerçekleşince acaba bu sefer ne kadar zam yapılacak diye bekliyoruz. Kakava Şenlikleri başlıyor ulaşıma zam yapalım, Kırkpınar başlıyor ulaşıma zam yapalım, okullar açılıyor ulaşıma zam yapalım gibi fırsatçı anlayışla bu belediye daha fazla yönetilemez. Edirneliler daha fazla bu çileyi çekemez, ceketimi koysam kazanır anlayışının Edirne’yi bitirmesine izin vermeyeceğiz.”

Saadet’ten temiz ve doğal çevre vurgusu

Saadet Partisi Edirne İl Başkanı Av. Sinan Tekin, 5 Haziran Dünya Çevre Günü dolayısıyla yayımladığı mesajda, “Kendi hayatımızı kendi ellerimizle tehlikeye atmamak adına çevremizi korumalıyız” ifadelerini kullandı.
Günün anlam ve değeri üzerine değerlendirmelerde bulunan Av. Sinan Tekin, “Çevre dediğimiz zaman ilk olarak aklımıza ormanlar, denizler, gökyüzü… gibi doğal zenginlikler gelse de genel olarak bakıldığında çevre, insanların ve diğer canlıların hayatları boyunca ilişkilerini sürdürdükleri ve karşılıklı olarak etkileşim içinde bulundukları fiziki, biyolojik, sosyal, ekonomik ve kültürel ortamdır. Bu ortamı oluşturan etmenlerin herhangi birisinde meydana gelecek bir olumsuzluk dengeyi bozarak büyük felaketlere sebep olabilmektedir. Onun için çevreyi bir güne sığdırarak sadece o gün çevreci olmak gerçekçi bir yaklaşım değil” diye konuştu.
Av. Sinan Tekin devamla, “nüfus artışı, kırsaldan şehirlere yapılan göçler, nüfusun büyük bir kısmının şehirlerde yaşamaya başlaması, değişen tüketim alışkanlıkları çevre kirliliğinin artması, sadece şehrimizde veya ülkemizde değil tüm dünyada küresel bir sorun olarak insanlığın karşısına çıkmasına neden olmaktadır. Günümüzde çevre kirliliğinin önüne geçilmesi için toplum bilincinin geliştirilmesi, duyarlılığın artırılması bir gereklilik değil, zorunluluktur. Diğer taraftan doğa ve çevre dostu, yenilenebilir enerji kaynaklarına önem verilmesi hem kurumlar hem de bireyler olarak en önemli vazifemizdir. Bu bakımdan kendi hayatımızı kendi ellerimizle tehlikeye atmamak adına çevremizi korumalıyız” ifadelerini kullandı.
Av.Tekin, “Zengin Osmanlı eserlerine sahip güzel şehrimiz Edirne’nin yaşanabilir şehir olarak kalması, doğal dokusunun korunması ve gelecek nesillerimize taşınması için tüm gücümüzle çalışmalıyız. Unutmayalım ki, her işin başı eğitimdir! Okullarda ayda bir defa olsun talebelere ders vererek, halkımızı da sempozyumlar düzenleyerek, ne yapmaları, nasıl yapmaları gerektiği broşürlerle bilgilendirmek faydalı olur kanaatindeyim” şeklinde konuştu.
Av. Sinan Tekin, “bu duygu ve düşüncelerle 5 Haziran Dünya Çevre Günü’nde çevre ve doğa farkındalığının arttığı, mavi ve ye-şilin hâkim olduğu, insanlarımızın temiz ve doğal bir çevrede, sağ-lıklı, mutlu ve huzur içinde yaşadığı bir gelecek diliyorum” dedi.

Telefon dolandırıcılığına dikkat!

Saadet Partisi Edirne İl Başkanı ve Genel İdare Kurulu Üyesi Av. Sinan Tekin, ülkemizin en önemli sorunlarından birisinin artan telefon dolandırıcılığı vakalarının olduğuna dikkat çekerek çözüm sağlayacak hukuki düzenlemeleri yapılması gerektiğini bildirdi.
Tekin yaptığı yazılı açıklamada, telefon dolandırıcılığı vakalarında büyük artış yaşandığının altını çizerek, “Telefon dolandırıcıları, vatandaşlarımızı arayarak kendilerini emniyet müdürü veya savcı olarak tanıtmakta, muhataplarının kişisel verilerin ellerinde olduğunu belirtmekte; böylelikle bir inandırıcılık oluşturulmaktadır. Daha sonra yurttaşlarımızın banka hesaplarının ve tüm kişisel verilerinin terör örgütlerinin elinde olduğunu, bu sorunu çözmek için banka hesaplarındaki tutarları, sahip oldukları menkul, hatta gayrimenkulleri kendilerine devretmeleri gerektiğini ifade etmektedirler. Bu tür dolandırıcılar, kamuoyunun yakından tanıdığını isimleri dahi tuzaklarına düşürerek çok büyük ekonomik değerleri ele geçirmişlerdir” ifadelerini kullandı.
Devletin bu ağır tabloya seyirci kalmasının düşünülemeyeceğini belirten Tekin; “Türkiye’nin hukuk devleti olmaktan uzaklaşması, devlete ve hukuka güven ilkesinin ortadan kalkması, ispat külfetinin tersine dönmesi sorunun birkaç boyutundan birisidir. Uzun yıllardır Türkiye’de iddia sahibinin iddiasını ispatla yükümlü olduğu ilkesi tersine dönmüş, herhangi bir biçimde suç işlediği iddiasıyla karşılaşan yurttaşlarımız, masum olduklarını kanıtlamak gibi imkansız bir yükümlülüğü yerine getirmek zorunda kalmışlardır. Bu nedenle dolandırıcılık şebekeleri, kendilerini emniyet müdür ve savcı olarak takdim ettiklerinde muhataplarını kolayca tuzağa düşürmektedirler. Giderek yaygınlaşan bu sorunun hukuki, siyasi ve sosyolojik yönlerinin araştırılması gerekir. Çözüm sağlayacak hukuki düzenlemeleri yapmak lazım.” dedi.

Alt – üst sınıf arasında uçurum!

Saadet Partisi Edirne İl Başkanı ve Genel İdare Kurulu Üyesi Av. Sinan Tekin; Avrupa’da servet da-ğılımında görülen adaletsizliğinin en yüksek olduğu ülkelerin başında Türkiye’nin geldiğine dikkat çekerek, “Türkiye’de en zengin yüzde 1’lik kesim ülkedeki servetin yüzde 40’ını alıyor” dedi.
Saadet Partisi İl Başkanı Av. Tekin yaptığı yazılı açıklamada, Necip Fazıl’ın şiirine de yer vererek, “Allah’ın on pulunu bek-leye dursun on kul;Bir kişiye tam dokuz, dokuz kişiye bir pul.Bu taksimi kurt yapmaz kuzulara şah olsa!” deyişini anımsattı.
Gelir dağılımındaki adalet-sizliklerin adil bir geleceğin kurul-masına engel olan en önemli hususlardan bir tanesi olduğunda ifade eden Tekin; “Gelir dağılımını daha adaletli hale getirecek bir yeni düzenin kurulması ülkemiz için öncelikli hale gelmiştir.Adaletli bir paylaşım sistemi kuramazsanız, adaletli bir gelecek kurma şansınız olmaz. Kaynakları doğru kullanmak, doğru paylaşmak ve bunun için hukuki ve diğer alt yapıları oluşturmak şarttır. Alt sınıf ile üst sınıf arasında uçurumun olduğu, orta sınıfın yok denecek kazar az olduğu bir yerde iç barış her zaman tehdit altındadır” dedi.

Eski bakanlar görünmedi!

CHP Edirne Milletvekili Ahmet Baran Yazgan, AKP iktidarının Meclis’i işlevsizleştirdiğini, yakıcı sorunlara karşın komisyonların çalışmadığını vurgulayarak, “Meclis böyle mi ulusal iradenin merkezi olacak? Meclis’in işlevselliğini daha çok artıracaklar izlenimi vererek eski bakanları getirip, komisyonların başına oturttular; sonuç hüsran oldu” dedi.
14 Mayıs seçimlerinde AKP sıralarından TBMM’ye giren eski 10 bakanın tamamı, farklı komisyonların başkanlığına geldi. Ancak bu komisyonlar atıl kaldı. Komisyonların 4’ü, aradan geçen 1 yılda hiç toplanmadı.
14 Mayıs seçimlerinin ardından TBMM’nin 28. Dönemi, 2 Haziran 2023’te gerçekleştirilen yemin töreniyle başladı. 14 Mayıs öncesinde bakanlık yapan 10 isim, 14 Mayıs seçimlerinde iktidar sıralarından milletvekili seçildi. Ardından bu isimlerin tamamı, komisyon başkanı oldu. Bu komisyonlardan Plan ve Bütçe Komisyonu, bir yılda en fazla çalışan komisyon oldu. Eski bakanlardan Mehmet Muş’un başkanlığını yaptığı komisyonu, 1 yılda 34 kez toplandı. Ancak diğer komisyonlar etkili bir çalışma yapmadı. Bazı komisyonlar hiç toplanmadı. Yeni dönemde bir kez bile toplanmayan komisyonlar ve başkanları şöyle:
TOPLANTI YAPMADILAR
“Milli Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor Komisyonu Mahmut Özer
Çevre Komisyonu Murat Kurum
İçişleri Komisyonu Süleyman Soylu
Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Vahit Kirişçi”
2 TOPLANTI YAPTILAR
Eski bakanların başkanı olduğu komisyonların 3’ü yalnızca 2 kez, 2’si ise yalnızca 3 kez toplandı. Bu komisyonlar, başkanları ve toplantı sayıları şöyle:
“İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu Derya Yanık 2
Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm Komisyonu Adil Karaismailoğlu 2
Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler Komisyonu Vedat Bilgin 2
Milli Savunma Komisyonu Hulusi Akar 3
Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabii Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji Komisyonu Mustafa Varank 3”
5’İ SADECE YEMİN ETTİ
Eski bakanların Meclis faaliyetleri bunlarla da sınırlı değil. 1 yılda hiçbir yasa teklifine imza atmayan ve hiç soru önergesi vermeyen 10 bakandan 5’i, TBMM Genel Kurulu’nda da yemin etmek dışında kürsüye çıkmadı, söz almadı. Derya Yanık, Mahmut Özer, Murat Kurum, Süleyman Soylu ve Vedat Bilgin, milletvekili yemini etmek dışında hiç kürsüye gelmedi.
TBMM’nin, ulusal iradenin temsil edildiği kurum olduğunu vurgulayan CHP’li Yazgan, Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemiyle birlikte Meclis’in işlevsiz hale getirildiğini söyledi. Yazgan, şunları kaydetti:
“Ulusal Kurtuluş Savaşı’nı yürüten TBMM, bu özelliğiyle dünya tarihinde eşsiz bir öneme sahip. Ulusal iradenin merkezi olan Meclisimiz, AKP iktidarı ve politikaları nedeniyle saygınlığını yitirme noktasına geldi. İktidar, Meclis’i işlevsiz hale getirdi. Bunun en somut örneği de geçtiğimiz 1 yıl içinde yaşandı. Türkiye’nin gündemindeki konularla ilgili olan komisyonlar dahi 1 yılda toplanmadı. Öğretmenlerin durumu, çevre katliamları, tarımdaki sıkıntılar herkesin konuştuğu konular ancak bu konularla ilgili komisyonlar bir kez bile milletvekilleriyle, uzmanlarla bir araya gelmedi. Bazı komisyonların ‘bilgilendirme toplantısı’ adı altında bir araya geldiğini biliyoruz ancak aslolan TBMM’nin kurumsal yapısını işleyişini korumaktır. Bazı komisyonlarımız da ‘numunelik’ denebilecek şekilde 2-3 kez toplanmakla yetindi. Meclis böyle mi ulusal iradenin merkezi olacak? Meclis’in işlevselliğini daha çok artıracaklar izlenimi vererek eski bakanları getirip, komisyonların başına oturttular; sonuç hüsran oldu. Bunların tecrübeden anladıkları demek ki bu; hiçbir şey yapmamak. Çünkü onların anlayış ve tecrübesine göre hiçbir şey yapmamalılar, yaparsa cumhurbaşkanı yapar, Meclis’in bir önemi yok. Muhalefetin yasa tekliflerine, araştırma önergelerine, grup önerilerine gözlerini kapatan, yurttaşların sorunlarını görmezden gelen, kemeri zengine değil işçiye, emekçiye sıktıran iktidar, kendi bildiğini okumakta ısrarcı. Bu anlayışın karşısında duracağız.”

‘Siyasi Ahlak Yasası acil’

İYİ Parti Edirne Milletvekili Prof. Dr. Mehmet Akalın, ülkemizin demokratik yapısının güçlenmesi ve kamu hizmetlerinin etkin ve şeffaf bir şekilde yürütülmesi için Siyasi Ahlak Yasası’nın hayata geçirilmesi gerektiğini vurguladı. Meclis’te yaptığı konuşmada Akalın, bu önemli yasa tasarısının eksikliğinin ve iktidar döneminde şeffaflık ile hesap verebilirliğin yetersizliğinin çeşitli alanlarda yozlaşmaya yol açtığını belirtti.
Akalın dünya ülkelerinden örnek göstererek Türkiye’de de siyasi ahlak yasasının acilen uygulanması gerektiğini söyledi. Akalın mecliste yaptığı konuşmada şunları söyledi:
“Bu parlamento çatısı altında Siyasi Ahlak Yasası’nın olmamasının ve bunun etkilerini tartışmanın ne kadar acı olduğunu görüyoruz. Şeffaflık ve hesap verebilirliğin olmaması sonucu birçok alanda yozlaşmalar yaşanıyor”.
“HESAP VERİLEBİLİRLİK ARTACAK”
Mehmet Akalın, yasa tasarısının tüm siyasetçilerin ve kamu görevlilerinin görevlerini kötüye kullanmalarını, yolsuzluk yapmalarını ve çıkar çatışmalarına girmelerini önleyecek düzenlemeler içermesi gerektiğini belirterek. “Mal varlığı beyanı, hediye kabul etme kuralları ve çıkar çatışmalarını önlemeye yönelik tedbirler, kamu görevlilerinin ve siyasetçilerin hesap verebilirliğini artıracak ve kamu kaynaklarının etkin kullanımını sağlayacaktır” şeklinde konuştu.
“TOPLUMSAL GÜVEN GELECEK”
Akalın, Siyasi Ahlak Yasası’nın kamu görevlilerinin şeffaf bir şekilde çalışmasını zorunlu kılarak halkın devlete olan güvenini yeniden tesis edeceğine dikkat çekti ve “Bu yasa, toplumda etik ve ahlaki kuralların güçlenmesine katkıda bulunacaktır. Bu da güveni artıracaktır” dedi.
“CAYDIRICI ROL OYNAYACAK”
“Yolsuzluk sadece kamu kaynaklarının israf edilmesine neden olmakla kalmaz, aynı zamanda toplumsal adaleti zedeler ve ekonomik kalkınmayı engeller. Kurumları çürütür ve devletleri zayıflatır” diyen Akalın, yasanın yolsuzlukla mücadelede caydırıcı bir rol oynayacağını ve kamu görevlilerinin dürüstlükle görev yapmalarını teşvik edeceğini vurguladı.
“ULUSLARARASI STANDARTLARA UYUM SAĞLAMAK GEREK”
Akalın, birçok gelişmiş ülkenin kamu görevlilerinin etik ve ahlaki standartlara uygun davranmasını sağlamak için benzer yasalar çıkardığını belirtti. “Bizim de uluslararası alanda saygın bir konumda olabilmemiz için bu standartlara uyum sağlamamız gerekmektedir” diyen Akalın, sözlerini, “Gazi Mustafa Kemal Atatürk ne güzel söylemiş; ‘Bir milletin ahlak değeri o milletin yükselmesini sağlar. Bir milletin gücü zengin olmaktan çok, ahlaki değeriyle ölçülür’” diyerek bitirirken Siyasi Ahlak Yasası’nın çıkarılmasının ülkemizin demokratik yapısının güçlenmesi, yolsuzlukla mücadele edilmesi, toplumsal güvenin artması ve uluslararası standartlara uyum sağlaması açısından büyük önem taşıdığını belirtti.

‘Önce mevcut Anayasa’ya uyun’

İYİ Parti Edirne İl Başkanı Alpay Alpagut Engin, Cum-hurbaşkanı Recep Tayyip Er-doğan’ın yeni anayasa söy-lemini sert bir dille eleştirdi. Engin, Cumhurbaşkanı ve AKP hükümetinin anayasayı sürekli değiştirmeye çalıştığını ancak mevcut anayasal düzenlemelere dahi uymadığını belirtti.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan geçtiğimiz gün yaptığı bir konuşmada yeni bir anayasanın zaruri ihtiyaç olduğunu söyledi. Erdoğan’ın bu konuşmasının ardından Başkan Engin yaptığı açıklamada şu ifadelere yer verdi:
“Cumhurbaşkanı Erdoğan, yine bir yeni anayasa söylemiyle karşımıza çıktı. Ancak şunu sormak gerekiyor: Mevcut anayasa yeterince mi uygulandı? Bugüne kadar yapılan anayasa değişikliklerine gerçekten riayet edildi mi? Maalesef, hükümetin tutumu, anayasayı bir kere bile tam anlamıyla uygulamadan sürekli değiştirmekten yana. Bu durum, anayasal düzenin ciddiyetini zedeleyen bir tutumdur.”
İYİ Parti İl Başkanı Engin, mevcut anayasada yapılan değişikliklerin çoğunun halkın iradesine aykırı şekilde gerçekleştirildiğini ve demokratik değerleri zedelediğini savundu. Engin, sözlerine şöyle devam etti:
“Anayasa, bir ülkenin hukuki temelidir ve her vatandaşın haklarını güvence altına alır. Ancak, son yıllarda yapılan değişiklikler, demokrasiyi zayıflatmış ve tek adam rejimini pekiştirmiştir. Şimdi yeniden bir anayasa değişikliği söylemi, halkın gerçek sorunlarını göz ardı eden bir yaklaşımın ifadesidir. İYİ Parti olarak, Türkiye’nin ihtiyacı olan şeyin sürekli anayasa değişikliği değil, mevcut anayasal düzenin eksiksiz uygulanması olduğuna inanıyoruz. Gerçek bir demokratik düzen, ancak mevcut anayasanın tüm hükümlerine uyularak sağlanabilir”.