Kategori arşivi: Güncel

Hudut’a Kartopu Ödülü

Kartopu Enez Gönüllüleri Derneği’nin Enez’e güzellik katan, olumlu katkılar yapan, başarılı hizmetler verenlere her yıl geleneksel olarak sunduğu plaketlerin bu yılki sahipleri açıklandı.

Buna göre Derneğin 12 Ağustos 2026 Çarşamba günü sahiplerine sunulacak olan plaketlerin:

•Enez’in sorunlarına gösterdiği ilgi ve hassasiyet nedeniyle Edirne’nin en köklü gazetelerinden HUDUT GAZETESİ ailesine,

•“YILIN EN BAŞARILI MUHTARI” olarak Yenice Köyü Muhtarı Sayın Ruşen YAZICIOĞLU’na

•Örnek esnaflığın yanında; hayvancılık alanında, özellikle yörenin değerlisi BOZIRK cinsi yerli sığırların korunması ve sürdürülebilirliği için yaptığı çalışmalar nedeniyle Hisarlı Kasabı Sayın Günay AYDOĞDU’ya

•Enez’de Trakyazirveturizm adı ile kurdukları seyahat şirketi ile Enez turizmine verdikleri katkı nedeniyle Sayın Aydoğan AKAR’a

•Enez sahilinde gerçekleştiğiniz örnek bir yatırımla Enez’e ve Enez Turizmi’ne yaptığı katkı nedeniyle Sayın Rahim ERKENLER’e

•Bilim ve matematik dalında özellikle yurt dışında düzenlenen yarışma ve olimpiyatlardaki başarıları nedeniyle Sayın Demir KUŞKU’ya verileceği açıklandı.

Yunan da kapısını yenileyecek

Pazarkule’nin karşısındaki Yunanistan’ın Kastanies Sınır Kapısı’nın yenilenmesine ilişkin projenin 2028 yılı içerisinde tamamlanmasının hedeflendiği bildirildi.

TÜRSAB Trakya Bölge Temsil Kurulu Başkanı Egemen Aydın, Başkan Yardımcıları Altan Çetinkaya ve Erdinç Nişikli ile Yönetim Kurulu Üyeleri Şükran Erçetin, İsmail Yar ve Melike Gürbüz’den oluşan heyet, Yunanistan’ın Gümülcine kentinde Doğu Makedonya ve Trakya Eyalet Başkanı Christodoulos Topsidis’i makamında ziyaret etti.

Gerçekleştirilen görüşmede, Türkiye ile Yunanistan arasındaki turizm ilişkilerinin geliştirilmesi, iki bölge arasında karşılıklı turist hareketliliğinin artırılması ve ortak tanıtım faaliyetleri ele alındı. Özellikle sınır kapılarında yaşanan yoğunlukların azaltılması, geçiş süreçlerinin hızlandırılması ve bölge turizmine katkı sağlayacak ortak projeler hakkında görüş alışverişinde bulunuldu.

Toplantıda ayrıca, Egnatia Otoyolu üzerinde seyahat eden turistlerin ihtiyaçlarını karşılayacak yeni dinlenme tesislerinin oluşturulmasına yönelik çalışmalar, Enez’e yapılması planlanan Gümrük Limanı’nın Taşoz, Semadirek ve diğer adalara ulaşımı kolaylaştırarak her iki bölge turizmine sağlayacağı katkılar ve yatırımlar ile iki ülke arasında turizm iş birliğini güçlendirecek yeni projeler değerlendirildi.

Görüşmede Kastanies Sınır Kapısı’nın modernizasyon çalışmaları da gündeme geldi. Yunan makamlarınca, Kastanies Sınır Kapısı’nın yenilenmesine ilişkin yazışma ve hazırlık süreçlerinin tamamlanmak üzere olduğu, projenin 2028 yılı içerisinde tamamlanmasının hedeflendiği bilgisi paylaşıldı. Modernizasyonun tamamlanmasıyla birlikte sınır geçişlerinin daha hızlı ve konforlu hale gelmesi bekleniyor.

Ayrıca, Doğu Makedonya ve Trakya Eyalet Başkanlığı yetkilileri önümüzdeki günlerde Edirne’yi ziyaret ederek TÜRSAB Trakya Bölge Temsil Kurulu ve Edirne Valiliği ile bir araya gelmek istediklerini ifade etti. Gerçekleştirilecek bu ziyaret kapsamında ortak turizm projeleri, Enez Limanı ve sınır ötesi iş birliklerinin geliştirilmesine yönelik görüşmeler yapılması planlanıyor.

TÜRSAB Trakya Bölge Temsil Kurulu Başkanı Egemen Aydın, iki komşu ülke arasındaki turizm ilişkilerinin geliştirilmesi adına gerçekleştirilen görüşmenin son derece verimli geçtiğini belirterek, bölgesel iş birliklerinin artarak devam edeceğini ve her iki tarafın da turizm potansiyelini birlikte değerlendirme konusunda güçlü bir irade ortaya koyduğunu ifade etti.

KASTANİES’TE NE YAPILACAK?

Hudut Haber Merkezi’nin araştırmasına göre, projenin adı “Kastanies Sınır İstasyonu’nun Taşınması”. Yani mevcut kapı sadece tadil edilmeyecek; yeni bir alana taşınarak yeniden inşa edilecek.

Resmi açıklamaya göre yaklaşık 15 milyon avroluk projeyle:

Yeni ve çağdaş bir sınır kapısı oluşturulacak,

Güvenlik ve sınır kontrol altyapısı yenilenecek,

Yolcu geçiş koşulları iyileştirilecek,

Uluslararası taşımacılığın ihtiyaçlarına uygun düzenlemeler yapılacak,

Sınır kapısının operasyonel kapasitesi artırılacak.

Yunan makamları projeyi, Yunanistan’ın kara sınır kapılarının modernizasyonu kapsamında stratejik öneme sahip üçüncü büyük proje olarak tanımlıyor.

TRAKYADA MEKANİK TARIM TARIMSAL ÜRETİM ÇEŞİDİNİ AZALTTI !

Hüseyin ERKİN

Yük. Müh., DSİ em.Bölge Md. Yrd.

Marshall yardımı döneminde Trakya da varlıklı birkaç aile traktör kullanılmaya başlamıştır. Ancak tarım daha çok insan ve hayvan gücünden yararlanarak 1980’li yıllara kadar devam etmiştir. Burada dikkat çeken konu “Turunçgil” familyası hariç karasal iklimde yetişen her türlü tarımsal ürün yetiştirilmekteydi.

Hemen hemen her köy evi bahçesinde her türlü meyve yetiştirilirdi. Keza her köyde “Bağlık” denilen bölgelerde her haneye ait küçük bağ arazileri mevcuttu. Buğday – Çavdar – Arpa – Gündöndü – Mısır – Kavun – Karpuz – patates – Soğan – Sarımsak – Susam – Rapiska… gibi mahsuller öncelikle ailenin gıda ihtiyacına kullanılır fazlası satılırdı.

TMO kurulup buğday, arpa, çavdar..gibi mahsullere devlet tarafından taban fiyat uygulaması başladıktan sonra tarımsal üretim siyasete destek yarışına döndü. Tarımın makinalaşması ve giderek nüfus azalması Trakya’da buğday – gündöndü tarımına dönüldü.

Son yıllarda kısmen ceviz başta olmak üzere meyvecilikte gelişme olsa da cılızdır.

Öte yandan önceki yıllarda özellikle koyun – keçi küçükbaş hayvancılık Edirne ve Kırklareli’nde çok yaygındı. Peynirimizin adı da bu sayede ünlenmiştir. Ne yazık ki bu da gerileyerek azalmıştır. Bunun yerine yerli büyükbaş ırkı terk edilerek hazır yeme alışık ithal damızlık hayvancılığı başlatılmış bu da yaşatılamamıştır.

Halbuki önceki yıllarda köylerde her hanede en az bir iki tane inek bulunur, ailenin süt tereyağı, yoğurt ihtiyacı giderilirdi. Bu hayvanlar köy meydanında ya da köyün uygun yerinde toplanır bir iki sığırtmaç tarafından güdülür akşam her hayvan kendi hanesine gelirdi. Her hanede kümes olup ailenin yumurta ve tavuk eti de bu sayede karşılanırdı. Herkes birbirine yardım eder, bir çok iş ortak imece usulü ile de yapılırdı.

En önemlisi de köyde yaşayan herkes mutlu ve daha sağlıklıydı. Bir çok hayvan veteriner ve insan doktor görmeden yaşamını yitirmiştir. Ne yazık ki mekanik tarıma geçişi Avrupa ve gelişmiş ülkeler gibi yapamadık. Traktör sayımızı, makinalarımızı gereğinden fazla arttırdık. 50 dönüm tarlası da olan traktör aldı. Edirne de halen 30 bin civarında traktör var. 25 bin ÇKS kayıtlı çiftçi 2.905.077 dekar arazi işlemektedir. Bir çok traktör yılda en fazla 500 saat çalışabilmektedir. Halbuki traktörler ortalama yılda en az 1500 saat çalışacak şekilde üretilmektedir. Bu da Edirne de görünmeyen bir ölü yatırımın varlığını göstermektedir.

Bu yüzden acilen Edirne de “kooperatifçilik” anlayışı ile ya da şirket bazlı tarımsal üretime acilen geçilmelidir. Hatta, 1970’li yıllarda Edirne’de “kooperatifçilik” çok gelişmişti.Edirne bu kültüre sahip, Çok kısa sürede başarı sağlanabilir

Günümüz teknolojisi ile önceki yıllarda Trakya’da üretilen tüm tarımsal ürünler makina ile ekilip ve hasat edilmektedir. Kısacası acilen Trakya da var olan bu tarımsal potansiyelin acilen katma değere döndürülecek proje ve politikaların hayata geçirilmesi gerekmektedir.

Geçmişte nasıl İstanbul beslendiyse günümüzde de 15 milyonluk şehre ve Balkan ülkelerine tarımsal üretim yetiştirilerek gelir elde edilmelidir.

Enez’de trol teknelerine denetim

Enez Balıkçı Barınağı’nda, uluslararası sularda avcılık faaliyetinde bulunan trol teknelerine yönelik su ürünleri denetimi gerçekleştirildi.

1380 sayılı Su Ürünleri Kanunu ve ilgili mevzuat kapsamında gerçekleştirilen denetimlerde; su ürünleri kaynaklarının korunması, sürdürülebilir avcılığın sağlanması ve yasa dışı avcılığın önlenmesine yönelik kontroller yapıldı.

Denetimlere, Edirne tarım ve Orman İl Müdür Yardımcısı Sezer Seyhan, Balıkçılık ve Su Ürünleri Şube Müdürü Mustafa Cankaya, Enez İlçe Tarım ve Orman Müdürü Murat Aslan, Enez Deniz Polisi, Sahil Güvenlik Komutanlığı ekipleri ve Müdürlük personelleri katılım sağladı.

Denetimler kapsamında trol teknelerinin  avcılık faaliyetleri,  ruhsat ve izin belgeleri, su ürünleri mevzuatı kapsamında yerine getirmeleri gereken yükümlülükleri kontrol edildi.

Edirne Tarım ve Orman İl Müdürlüğü’nün konuya ilişkin paylaşımında, “Denizlerimizdeki ve iç sularımızdaki su ürünleri kaynaklarımızı korumak, sürdürülebilir balıkçılığı desteklemek ve gelecek nesillere sağlıklı su ekosistemleri bırakmak amacıyla denetimlerimizi ilgili kurumlarla koordinasyon içerisinde kararlılıkla sürdürüyoruz” ifadelerine er verildi.

‘Yeni Sevr’ler yaşanmasın!’

Atatürkçü Düşünce Derneği ülkemizde hangi ad altında olursa olsun yeni Sevr’ler asla yaşanmayacağını,

Atatürkçü Düşünce Derneği (ADD) ülkemizde hangi ad altında olursa olsun yeni Sevr’ler asla yaşanmayacağını, bunun için tek çarenin, tek yolun Atatürk’ün gösterdiği yolda yürümek olduğunun bilinmesini istediklerini bildirdi.

ADD Edirne Şubesi Yönetim Kurulu.Başkanı Celil Özcan tarafından paylaşılan dernek genel merkezinin açıklamasında, Gazi Mustafa Kemal Paşa önderliğindeki Türk halkının direnişi karşısında yürürlüğe konulamamış olan Sevr Antlaşması, 106 yıl önce, 10 Ağustos 1920’de I. Dünya Savaşı sonrasında İtilâf Devletleri ile Osmanlı İmparatorluğu hükümeti arasında Fransa’nın başkenti Paris’in 3 km batısındaki Sevr banliyösünde bulunan Seramik Müzesi’nde imzalandığı hatırlatılarak özetle şunlara yer verildi:

“Mustafa Kemal Paşa başkanlığındaki Büyük Millet Meclisi, Sevr Anlaşması’na çok büyük bir tepki gösterdi ve uygulanmasına izin verilmeyeceğini bildirdi. 17 Ağustos 1920’de Doğu Cephesi Komutanı Kazım Karabekir Paşa’nın TBMM’ye telgrafla sunduğu öneri oylanarak kabul edildi ve buna göre Sevr Antlaşması’nın imzalanmasına karar verenler ve imzalayanlar vatan haini ilan edildi.

Sevr Barış Antlaşmasına göre, Doğu Trakya ve Batı Anadolu Yunanlılara verilecekti. Mardin, Urfa, Antep ve Suriye Fransızlara bırakılacak, Adana’dan Kayseri ve Sivas’ın kuzeyine kadar olan bölge Fransız nüfuzunda olacaktı. Arabistan ve Musul dahil Irak, İngiltere’ye bırakılacaktı. Aydın ve Çine Çayı’ndan itibaren Batı Anadolu İtalyanlara bırakılacaktı. Rodos ve On İki Ada İtalyanlara, diğer Ege Adaları Yunanlılara bırakılacaktı. Ordu, Samsun, Tokat, Amasya, Sinop, Çorum, Kayseri’nin doğusu, Çankırı, Ankara, Eskişehir, Bolu, Zonguldak ve Bilecik Osmanlı Devleti’ne bırakılacaktı. İstanbul, başkent olarak kalacak ancak Osmanlı Devleti barış şartlarına uymazsa İstanbul da Türklerden alınacaktı. Boğazlar savaş zamanında bile bütün gemilere açık olacak. Uluslararası bir Boğazlar Komisyonu kurulacak. Türk üyesi bulunmayacak olan bu komisyonun ayrı bir bütçesi ve ayrı bir bayrağı olacaktı. Osmanlı Devleti’nde yaşayan her topluluk dil, din, mezhep özgürlüğünü kullanabilecek ve herkes eşit olacaktı. Hicaz, bağımsız bir devlet olacaktı. Osmanlı Devleti, Mısır üzerindeki haklarından feragat edecekti. Doğu Anadolu’da iki yeni devlet kurulacaktı. Osmanlı ülkesinde mecburi askerlik kaldırılacaktı. Asker sayısı 50.700 olacak, ordunun ağır silah ve uçakları olmayacaktı. Deniz gücü sınırlı olacak, on üç küçük gemiyi geçmeyecekti.

Adli ve mali kapitülasyonlar en ağır şekilde tüm müttefik devletlere açık olacaktı. Osmanlı Devleti maliyesi tamamen İtilaf Devletlerinin denetiminde olacaktı. İngiliz, Fransız, İtalyan ve Osmanlı Devleti temsilcilerinden oluşan bir komisyon bütçeyi hazırlayacaktı. Osmanlı Devleti üyeleri komisyonda sadece danışmanlık yapacaktı ve Osmanlı Devleti savaş sonrası tazminat ödeyecekti.

10 Ağustos 1920 tarihli İstanbul Hükümeti tarafından imzalanan Sevr Antlaşması’nın kapitülasyonlarla ilgili maddeleri 261. ve 317. Maddelerine göre kapitülasyonlar (ayrıcalıklar) Türkler dışındaki bütün milletlere sağlanmıştır. Ayrıca Sevr’de 141. madde ile azınlık okullarına devletin hiçbir müdahalesinin olamayacağı, yabancı şirketlerin tüm haklarının geri verileceği de belirlenmiştir.

Kapitülasyonların Osmanlı Devleti üzerine 400 yıl boyunca oldukça kötü etkileri olmuştur. Kapitülasyonlar, Osmanlı Devleti’nin ekonomik gücünü sarsmış, yerli sanayii çökertmiş, ticaretin dengesini bozmuş, bütçe açığını arttırmış ve borçlanmayı hızlandırmıştır. Osmanlı Devleti’nin ekonomisinin bozulması ile birlikte, çıkan isyan ve savaşlarla hızlanan bir süreçle çöküşe doğru gidilmiştir.

Osmanlı’da kapitülasyonların yarattığı bağımlılığının boyutlarını iyi anlamak için şu gerçekleri bilmek gerekir.

1- Osmanlı’da bir yabancı ne yaparsa yapsın ülkeden çıkarılamazdı.

2- Yabancı okullar kontrol edilemezdi. Yabancılar istedikleri gibi eğitim öğretim yapardı.

3- Yabancılar, belediye temizlik işleri vergisi ile emlak vergisinden başka vergi vermezlerdi; bunları da eğer vermek istemezlerse zorla almak neredeyse olanaksızdı.

4- Yabancılardan yüzde 8’den fazla gümrük vergisi alınamazdı. Osmanlı Devleti’nin, gümrük tarifelerini özgürce belirleme yetkisi yoktu.

5- Yabancılar arasındaki davalar konsolosluk mahkemelerinde, Osmanlılar ile yabacılar arasındaki davalar (tercüman bulundurularak) Türk mahkemelerinde, hukuk davaları ise (tercüman bulundurularak) karma mahkemelerde görülürdü; karma mahkeme, konsolosluk tarafından gönderilen iki yabancı ve üç Türk hâkimden oluşurdu. Yabancıların davalarında tercüman bulundurulması zorunluydu. Yabancılar tercüman olmadan gözaltına alınamaz, sorgulanamaz ve tutuklanamazdı. Bir yabancının evine ve işyerine tercüman olmadan zabıta veya polis giremezdi.

6- Mahkûm yabancılar cezalarını kendi devletlerinin hapishanelerinde çekerler, daha doğrusu cezalarını çekecek diye serbest bırakılırlardı.

7- Yabancılara ait tebligat ancak konsoloslukları aracılığıyla yapılabilirdi.

8- Yabancı gemiler “ülke dışı” kabul edilir, tercüman olmadıkça içlerine girilemez, araştırma ve inceleme yapılamazdı.

9- Devlet, istediği herhangi bir maddeyi devlet tekeli altına alamazdı.

10- Elçiliklerin kabul etmediği kanunlar yayımlanamazdı.

11- Yabancıların kendi postaneleri vardı. Buralara gelen çantalar açılamazdı.

12- Yabancı yaşamayan yerlerde bile yabancıların okulları, hastaneleri, kiliseleri vardı. Bu kuruluşlar belediye vergisi, emlak ve keyif verici maddeler vergisi ile ithal edecekleri ürünler için gümrük vergisi vermezlerdi.

13- Konsolosluklara girilemezdi. Konsolosluklarda çalışan herkes “ülke dışı” ayrıcalıklardan yararlanırdı.

Sevr Antlaşması, Osmanlı Devleti’nin imzaladığı son antlaşmadır. Bu antlaşma ile toprakları paylaşılan, ordusu güçsüzleştirilen, ekonomisi İtilaf Devletleri’nin kontrolüne giren Osmanlı Devleti ve Türk milleti yok sayılmıştır. Sevr Antlaşması Anadolu halkının Büyük Millet Meclisi liderliğindeki direnişi karşısında yürürlüğe konulamamıştır.

Mustafa Kemal Paşa’nın Anadolu’ya geçtiği günlerde Osmanlı Devleti, İtilaf Devletleri tarafından topraklarının paylaşılmasına karar verilmiş bir ülkeydi. Kurtuluşu, düşman devletlerinin her dediğini yapmakta gören bir hükumet tarafından yönetiliyordu. Millet karanlık ve belirsizlik içinde başsız ve savunmasız kalmıştı. Bulundukları çevrede kurtuluş çareleri arayan bazı grupların çabaları hem yetersiz hem de ülke bütünlüğünü sağlamaktan uzaktı.

Zor koşullar altında Samsun’a çıkan Mustafa Kemal Paşa, askerlik mesleğinden istifa edip yetkisiz kalmasına, ekonomik ve askerî yetersizliklere, tutuklanma girişimlerine, düzenlenen kongrelerin engellenme çabalarına rağmen milletinden alacağı desteğe güvenerek mücadele etmiştir ve bu güvenini hiçbir zaman kaybetmemiştir. Örgütleyici gücü, vatanseverliği ve liderlik özellikleri ile halkın kendi içinde geliştirdiği tepkiyi ulusal örgütlenmeye ve topyekün bir mücadeleye dönüştürüp askeri eylemlerle birleştiren Mustafa Kemal Paşa, Ulusal mücadelenin lideri olmuştur.

Antlaşma imzalandığı dönemde devam eden Türk Kurtuluş Savaşı’nın sonucunda Türklerin galibiyetiyle, bu antlaşma yerine 24 Temmuz 1923’te Lozan Antlaşması imzalanıp uygulamaya konulduğundan Sevr Antlaşması geçerliliğini kaybetmiştir. Sevr antlaşması 1. Dünya Savaşı sonunda uygulanamayan tek anlaşmadır. Emperyalistler uygulayamadıkları Sevr hayallerinden hiç vazgeçmedi. Bugün de yeni Sevr’ler için çeşitli taktikler geliştiriyorlar. Ancak, Atatürkçü Düşünce Derneği olarak biliyoruz ki, Ülkemizde hangi ad altında olursa olsun yeni Sevr’ler asla yaşanmayacak. Bunun için tek çarenin, tek yolun Atatürk’ün gösterdiği yolda yürümek olduğunun bilinmesini istiyoruz.

Ülkemizin kurtarıcısı ve Devletimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü ve silah arkadaşlarını sevgi, saygı ve minnetle anıyoruz.”

TÜİK davacısı Çilesiz 12 Ağustos’ta Enez’de

TÜİK’in yanlış hesaplamaları nedeniyle emeklilerin uğradığı maddi kayıplar konusunda ülke çapında hukuk mücadelesini başlatan ve sürdürmekte olan Enez eski savcısı ve Onursal Yargıtay Üyesi  Seyfettin Çilesiz Enez Kartopu Derneği’nin konuğu olacak.

Enez Kartopu Derneği’nin 12 Ağustos Çarşamba günü akşamı gerçekleştirilecek Günbatımı Gecesi’ne katılacak olan Çilesiz’in bu ziyaretini heyecanla beklediklerini belirten Dernek Başkanı Hasan Akkuş, “Sayın Çilesiz’in gecemize katılacak olması Enezliler için çok büyük bir gurur nedenidir” dedi.

Meriç’te orman yangını!

Olgay GÜLER

Edirne’nin Meriç ilçesinde başlayan anız yangını, rüzgarın da etkisiyle ormanlık alana sıçrarken, yangına, karadan ve havadan müdahale başladı.

Yangın, gece saatlerinde ilçeye bağlı Karayusuflu köyündeki Cevizlik bölgesi olarak bilinen alanda başladı. Sabah saatlerinde rüzgarın da etkisiyle büyüyen yangın, ormanlık alana sıçradı.

İhbarla bölgeye Meriç Belediyesi ve Orman İşletme Müdürlüğü’ne bağlı itfaiye ekipleri sevk edildi. Bölgedeki köylüler de yangına traktör ve su tankerleriyle müdahale ederken, yangın söndürme helikopterleri de bölgeye yönlendirildi.

Katliam gibi kaza; 2 ölü 7 yaralı!

Olgay GÜLER

Edirne’nin Keşan-Uzunköprü karayolunda 2 otomobilin kavşakta çarpıştığı kazada; 2 kişi hayatını kaybetti, 7 kişi yaralandı.

Kaza, Cuma akşamı saat 20.00 sıralarında Keşan-Uzunköprü kara yolu Kozköy Kavşağı’nda meydana geldi. Uzunköprü’den Keşan yönüne giden Murat P. yönetimindeki 57 AAE 496 plakalı otomobil, kavşakta Arif Yılmaz idaresindeki 22 PB 011 plakalı otomobille çarpıştı. Otomobiller, yol kenarındaki drenaj kanalına girerek, yaklaşık 50 metre savruldu. İhbar üzerine kaza yerine polis, jandarma, itfaiye ve sağlık ekipleri sevk edildi. Yaralanan sürücüler Murat P. ve Arif Y. ile otomobillerdeki Fatma Aslan, Gülay Y., Gökay Y., Zeynep P., Ali Kaan P., Ela P. ile Defne B., ambulanslarla Keşan ve Uzunköprü’deki hastanelere kaldırıldı.

FATMA ASLAN YAŞAMINI YİTİRDİ

Durumları ağır olan Fatma Aslan, Arif. Yılmaz, Ela P. ve Defne B., ilk müdahalelerinin ardından Edirne’deki Trakya Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi’ne, Gülay Y. ile Gökay Y. ise Edirne Sultan 1’inci Murat Devlet Hastanesi’ne sevk edildi. Fatma Aslan, Cumartesi günü, sabah saatlerinde doktorların tüm müdahalesine rağmen kurtarılamadı. Aslan’ın cenazesi otopsi için morga konuldu.

ARİF YILMAZ DA KURTARILAMADI

Tedavisi 2 gündür hastanede devam eden sürücü Arif Yılmaz da Pazar günü, sabah saatlerinde tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadı. Yılmaz’ın, aynı günü ikindi vakti Keşan’daki Tahta Camisi’nde kılınan cenaze namazının ardından Asri Mezarlık’ta toprağa verildi.

Kazayla ilgili inceleme sürüyor.

Sağlık-Sen’de Turhan yeniden

Olgay GÜLER

Sağlık-Sen Edirne Şubesi tarafından gerçekleştirilen 5’inci olağan genel kurulda, tek listeyle seçime giren mevcut başkan Erhan Turhan, yeniden yönetim kurulu başkanlığına seçildi.

Sağlık ve Sosyal Hizmet Çalışanları Sendikası (Sağlık-Sen) Edirne Şubesi, 5’inci Olağan Genel Kurulu’nu gerçekleştirdi. Kentteki bir tesiste düzenlenen kongrede, tek liste ile gidilen seçimlerde mevcut Başkan Erhan Turhan yeniden başkanlığa seçildi. Genel kurula Sağlık-Sen Genel Başkan Vekili Durali Baki, Edirne Şube Başkanı Erhan Turhan, çevre illerden gelen sendika temsilcileri ve çok sayıda sendika üyesi katıldı.

Burada konuşan Şube Başkanı Turhan, kongrelerin birlik ve beraberlik ruhunu pekiştirdiğini belirterek, “Kongreler aynı zamanda birlik ve beraberliğin perçinlendiği, en zor zamanınızda yanınızda olacak kişilerin bir kez daha hatırlandığı organizasyonlardır. Bu salonda bulunan tüm arkadaşlarıma, bu aile içerisinde yer alarak hak arama ve haksızlığın karşısında durma noktasında bizlere inandıkları için, mesleğimizin maddi ve manevi değerini yükseltmek adına taşın altına ellerini koydukları için tekraren hepinize çok teşekkür ediyorum” dedi.

Konuşmaların ardından yönetim ve denetim kurulu faaliyet raporları okunarak oy birliğiyle ibra edildi. Ardından gerçekleştirilen seçimlerde toplam 59 oy kullanıldı. Kullanılan oyların 56’sı geçerli, 3’ü ise geçersiz sayıldı. Sağlık-Sen Edirne Şubesi yeni yönetimi şu şekilde oluştu:

Yönetim Kurulu (asil):

Erhan TURHAN – Şube Başkanı

Abdullah ERSALAZ – Şube Başkan Yardımcısı (Şube Sekreteri)

Serap TUFAN – Şube Başkan Yardımcısı (Teşkilatlanma)

Sefer SİZGİN – Şube Başkan Yardımcısı (Mali İşler)

Nahide BURGUCU – Şube Başkan Yardımcısı (Basın ve İletişim)

Halil BOZOĞLU – Şube Başkan Yardımcısı (Hukuk, Mevzuat ve Toplu Sözleşme)

Kasım ARİK – Şube Başkan Yardımcısı (Eğitim ve Sosyal İşler)

Yönetim Kurulu (Yedek):

Abdulbaki YAZICI

Tahsin Yasin GÖZÜM

Ahmet Akif ÇELİK

Gizem EMRE DİZDÜVER

Vildan TUNA

Asiye METECAN

Barış KAŞKAVAL

Denetleme Kurulu (Asil):

Ferhat ERGUVAN

Fikret BAYRAM

Devrim CEYLAN

Hasan SEDEŞÇİ

Sami TOSUN

Denetleme Kurulu (Yedek):

Bekir KAN

Remzi DOĞRU

Hasan KONUK

Zübeyde CAMGÖZ D.

Akın ÇİÇEK

Disiplin Kurulu (asil):

Mustafa KESLER

Cemal MAÇİN

Fatih ÇULHA

Fati ALAY

Yunus EMRE

Disiplin Kurulu (yedek)

Muhammed KOÇER BİNGÖL

İbrahim ÇALIŞKAN

M. Onur GİLİK

Şenol ACAR

Yunus EMRE

Üst Kurul Delegesi

Erhan TURHAN

Ceren’in ölümü yasa boğdu

Olgay GÜLER

Edirne’de, Abdurrahman Mahallesi’ndeki evinde ölü bulunan Ceren Önüt (26), Meriç ilçesine bağlı Küplü beldesinde kılınan cenaze namazının ardından son yolculuğuna uğurlandı.

Olay Cuma akşam saatlerinde Abdurrahman Mahallesi Uzunkaldırım Caddesi üzerindeki apartmanda meydana geldi. İddiaya göre, bir süredir Ceren Önüt’ten haber alamayan yakınları durumu kontrol etmek üzere Uzunkaldırım Caddesi’ndeki apartman dairesine gitti. Çilingir yardımıyla eve giren yakınları, genç kadını banyoda hareketsiz halde buldu. İhbar üzerine adrese sevk edilen sağlık ekipleri, Önüt’ün hayatını kaybettiğini belirledi. İncelemenin ardından Önüt’ün cansız bedeni, kesin ölüm nedeninin tespiti için Trakya Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi morguna kaldırıldı.

GÖZYAŞLARIYLA SON YOLCULUĞUNA UĞURLANDI

Merhum Cengiz Önüt ve merhume Hatice Önüt’ün kızları olan 26 yaşındaki Ceren Önüt için Meriç ilçesine bağlı Küplü Beldesi’nde cenaze töreni düzenlendi. Cenaze namazının ardından Ceren Önüt, yakınlarının ve sevenlerinin gözyaşları arasında belde mezarlığında toprağa verildi.