TOBB Kırklareli, Edirne ve Çanakkale Genç Girişimciler Kurulu, Kırklareli Ticaret ve Sanayi Odası’nı ziyaret etti. Kırklareli Ticaret ve Sanayi Odası (Kırklareli TSO) Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Burak Özlek, Yönetim Kurulu Üyesi Recep Bars, Meclis Üyesi ve TOBB Kırklareli Genç Girişimciler Kurulu Üyesi Cengiz Alıpatar ile Meclis Üyesi Eyüp Sultan Şenay, TOBB Kırklareli, Edirne ve Çanakkale Genç Girişimciler Kurulu Yöneticilerini ağırladı. Ziyarette; TOBB Kırklareli Genç Girişimciler Kurulu Başkanı Recep Çotuk, Başkan Yardımcıları Doğukan Yelman, Emre Eren, Yönetim Kurulu Üyeleri Kıvanç Yıldız, İnanç Tokatlı, TOBB Edirne Genç Girişimciler Kurulu Başkanı Salih Görkem Aras, Başkan Yardımcıları Zeynel Tora Tospacı, Tolga Sezer, Yönetim Kurulu Üyesi Burak Bora Çetin, Proje Asistanı Manas Ersoylu, TOBB Çanakkale Genç Girişimciler Kurulu Başkanı Emrah Kuru, Başkan Yardımcıları Cem Öner, Emir Üstün, Yönetim Kurulu Üyeleri Mücahit Esin ile İsmail Eker yer aldı.
Para, insanlık tarihinde önemli bir rol oynamıştır. İnsanların varoluşundan bu yana, para kazanma ve biriktirme çabası, hayatın temel bir parçası olmuştur. Para, sadece maddi değeri olan bir araç olmanın ötesine geçer; güç, özgürlük ve başarı sembolüdür. İşte parayla ilgili sözler:
“Paranın, insanların gerçek karakterini ortaya çıkardığı doğrudur. Zorluklarla karşılaşmayan bir kişinin asıl değeri, elde ettiği parayla belirlenmez.” – Abraham Lincoln
“Parayı takip edin, ama onun kölesi olmayın. Kendi tutkularınızı, yeteneklerinizi ve değerlerinizi keşfederek gerçek mutluluğu bulabilirsiniz.” – Tony Robbins
“Paranın büyüklüğü, insanın kalbinin genişliğiyle ölçülmez. Asıl önemli olan paranızı nasıl kullandığınızdır.” – Muhammad Yunus
“Başarı, paranın ne kadar çok olduğuna bağlı değildir. Başarı, hayatta tutkuyla peşinden koştuğunuz şeyleri başarmaktır.” – Bob Marley
“Paranın satın alamayacağı şeyler vardır: sevgi, mutluluk ve zaman. Bu değerleri göz ardı etmeyin, çünkü en önemli zenginlikler bunlardır.” – Roy T. Bennett
“Paranızı doğru yönde kullanın, çünkü paranız sizin için çalışmalıdır. İyi bir amaç için harcamak ve başkalarına yardım etmek, gerçek mutluluğun anahtarlarından biridir.” – Andrew Carnegie
“Paranın gücü, insanlara yardım etme yeteneğinizdir. Servetinizi paylaşarak dünyayı daha iyi bir yer haline getirebilirsiniz.” – John D. Rockefeller
“Hayattaki en büyük servet, sahip olduğumuz deneyimlerdir. Parayla satın alabileceğiniz her şey kaybolabilir, ama deneyimler sizinle kalır.” – Eleanor Roosevelt
“Paranın önemi, ondan ne kadar çok kazandığınıza değil, onu nasıl yönettiğinize bağlıdır. Tasarruf yapmak, gelecek için güvenli bir temel oluşturmanın anahtarıdır.” – Suze Orman
“Parayla ilgili en önemli gerçek, onun sadece bir araç olduğudur. Sahip olduklarınızı paylaşın, hayatınızı zenginleştirin.” – Buddha
Düşündürücü ve Etkileyici Parayla İlgili Sözler
Parayla ilgili sözler, hayatımızda derin düşüncelere yol açabilen ve etkisiyle insanları etkileyen ifadelerdir. Parayı çeşitli yönleriyle ele alan bu sözler, maddi varlığın önemini vurgularken aynı zamanda insanların değerleri, hedefleri ve ilişkileri üzerinde de derinlemesine düşünmemizi sağlar.
“Para, mutluluğu satın alamaz.” Bu ünlü söz, para ile mutluluğun birbirinden bağımsız olduğunu ifade eder. Zenginlik, içsel tatmini sağlamak ya da gerçek anlamda mutlu olmak için yeterli değildir. Gerçek mutluluk, sevdiklerimizle kaliteli zaman geçirmek, tutkularımızı takip etmek ve başkalarına yardım etmek gibi değerlere dayanır.
“Para, iyi bir uşaktır, ama kötü bir efendidir.” Bu söz, paranın insana hizmet etmesi gerektiğini ancak bazı insanların paranın kölesi haline geldiğini belirtir. Para, insanların yaşamlarını kolaylaştırabilir, fırsatlar sunabilir ve rahatlık sağlayabilir, ancak ona tamamen bağımlı olmak, insanın gerçek değerlerini kaybetmesine ve ilişkilerini zedelenmesine neden olabilir.
“Parasızlık bir illüzyondur; sorun, insanların sahip olduğu şeyleri değerlendirme becerisine sahip olmamasıdır.” Bu düşündürücü ifade, para olmadığında insanların gerçek değerleri ve kaynakları görmekte zorlandıklarını vurgular. İnsanlar, maddi varlıkları kadar, sevdikleriyle olan ilişkileri, sağlıkları, bilgileri ve deneyimleri gibi diğer zenginlikleri de takdir etmeyi öğrenmelidir.
“Paraya odaklanmak, hayatın diğer güzelliklerini göz ardı etmemize neden olabilir.” Bu söz, paranın tek odak noktası haline gelmesinin insanların hayattaki diğer keyifleri kaçırmasına yol açabileceğini ifade eder. Kimi zaman maddi kazanç peşinde koşarken, sevdiklerimizle geçirdiğimiz zamanı, hobilerimizi ya da doğanın sunduğu güzellikleri göz ardı edebiliriz.
“Para, karakteri ortaya çıkaran bir araçtır.” Bu etkileyici söz, paranın insanın karakterini yansıttığını belirtir. Zorluklarla karşılaşıldığında ve para elde etmek için fırsatlar sunulduğunda insanların nasıl davrandığı, onların değerlerini ve ahlaki duruşunu ortaya koyar.
parayla ilgili sözler bize insanların maddi varlıkla ilişkilerini ve bu ilişkinin hayatları üzerindeki etkisini sorgulama fırsatı sunar. Bu sözler, para ile ilgili düşüncelerimizi derinleştirebilir ve bizi gerçek mutluluğun kaynaklarını keşfetmeye yönlendirebilir. Unutmayalım ki, para yalnızca bir araçtır ve gerçek zenginlik, içsel değerlerimizde ve insan ilişkilerimizde saklıdır.
Paranın Gücünü Yansıtan Ünlü İsimlerin Söylemleri
Paranın gücü, insanlar arasında önemli bir etkiye sahip olan konulardan biridir. Birçok ünlü isim, servetleri ve başarılarıyla bu gücü yansıtmışlardır. İşte, paranın gücünü en iyi şekilde ifade eden bazı ünlü isimlerin söylemleri:
Warren Buffett: “Zengin olmak istiyorsanız, asla tüm yumurtalarınızı tek bir sepete koymayın.” Bu sözüyle, riskleri çeşitlendirmenin ve farklı yatırım alanlarına yönelmenin önemini vurgulayan Buffett, başarısını bu stratejiye borçludur.
Oprah Winfrey: “Başarılı olmanın sırrı, tutkulu olduğunuz bir şeyi yapmaktır.” Oprah, zorlukların üstesinden gelerek medya imparatorluğunu kurmuştur. Tutkularını takip etmek ve onlara odaklanmak, para kazanmanın anahtarıdır.
Elon Musk: “Risk almadan büyük bir ödül elde edemezsiniz.” Girişimci ruhuyla tanınan Elon Musk, başarıya giden yolda cesaretin ve atılım yapmanın gerekliliğine dikkat çeker. Büyük hedeflere ulaşmak için risk almaktan kaçınmamak gerekir.
Bill Gates: “Parayı kazanmak için çalışmayın, tutkunuzla dünyayı değiştirin.” Gates, Microsoft’un kurucusu olarak büyük bir servet elde etmiştir. Ancak onun önceliği, insanlığa hizmet etmek ve dünyada olumlu bir etki bırakmaktır.
Mark Zuckerberg: “İnsanlar sizi zengin yapar, paranız değil.” Facebook’un kurucusu olan Zuckerberg, sosyal bağlantıların önemine vurgu yapar. İnsanlarla ilişkiler kurmak ve değerli bağlantılar oluşturmak, başarıya giden yolda önemli bir adımdır.
J.K. Rowling: “Başarısızlık, gerçek potansiyelinizin kapısını açabilir.” Harry Potter serisinin yazarı olan Rowling, hayatındaki zorluklara rağmen inancını kaybetmemiş ve büyük bir başarı elde etmiştir. Başarısızlıkla başa çıkabilme yeteneği, gerçek gücünü ortaya çıkarabilir.
Bu ünlü isimlerin söylemleri, paranın gücünü farklı perspektiflerden ele alırken, başarıya giden yollarda ortak noktaları vurgular. Tutku, risk alma cesareti, insanlarla bağlantı kurma ve başarısızlıklardan ders çıkarma gibi faktörler, para ile ilgili başarıyı etkileyen unsurlardır. Her biri, kendi yolculuklarında bu prensipleri benimseyerek büyük başarılara imza atmıştır.
Monay, finansal bilincini artırırken her zaman yanındadır. Yapay zekası sayesinde para biriktirme, harcama alışkanlıklarını yönetme ve yatırım yapma konularında sohbet esaslı, etkileşimli deneyimler sunarak seni eğitir. Ayrıca, Monay Kart’ın ön ödemeli yapısı ve nakit iade (cashback) özelliği sayesinde harcamalarından kazanç sağlayabilirsin. Daha fazlası için https://monay.com.tr websitesini ziyaret edebilirsiniz.
Para Hakkında Bilgelik Dolu Sözlerin Derin Anlamları
Para, hayatımızın önemli bir unsuru olmuştur ve insanlar üzerinde farklı duygusal tepkilere neden olabilir. Para hakkında söylenen bazı bilgelik dolu sözler, bu karmaşık ilişkiyi anlamamıza yardımcı olabilir. İşte para hakkında derin anlamlar barındıran bazı sözler:
“Paranın satın alabileceği şeylerin değeri, satın alamayacağı şeylerin yanında hiçtir.” – Josh Billings
Bu söz, paradan ziyade manevi değerlere vurgu yapar. Maddi varlıkların sunduğu geçici memnuniyet, ruhsal zenginliklerin yanında önemsiz kalır. Para, mutluluğun kaynağı olmayabilir, çünkü sevgi, sağlık ve ilişkiler gibi değerli şeyler onunla satın alınamaz.
“Para, insanların gerçek karakterini ortaya çıkarır.” – Unknown
Bu söz, insanların para karşısında nasıl davrandığını ve değerlerini yansıtır. Bazıları para kazanma hırsıyla ahlaki değerleri göz ardı edebilirken, diğerleri ise paranın gücünü başkalarına yardım etmek için kullanabilir. Para, insanların iç dünyasını ve önceliklerini ortaya çıkarır.
“Paranın kendi başına bir amacı yoktur; insanların ona verdiği anlam ve kullanım şekli onu değerli kılar.” – Ken Hakuta
Bu söz, paranın nötr bir varlık olduğunu ve insanların ona anlam kattığını ifade eder. Para, bir araç olarak kullanıldığında insanlara fayda sağlar. Nasıl harcandığı ve kullanıldığı, onun değerini belirler.
“Para her şeyi satın alabilir ama asla karakteri, saygıyı veya sevgiyi satın alamaz.” – Roy T. Bennett
Bu söz, paradan ziyade içsel değerlere odaklanmayı vurgular. Para, kişinin karakterini, saygınlığını veya sevgisini satın alamaz. Bunlar, insanın kalitesini ve ilişkilerini oluşturan derin duygusal bağların sonucudur.
“Para, sadece cüzdanınızda değil, aynı zamanda zihninizi de doldurmalıdır.” – Unknown
Bu söz, paranın sadece maddi varlıkların satın alınması için değil, aynı zamanda düşünce ve bilgiye yatırım yapmak için de kullanılması gerektiğini vurgular. Paranın akıllıca yönetildiği ve eğitim, deneyim ve kendini geliştirme gibi alanlara da yatırım yapıldığı zaman gerçek anlamını bulduğu söylenir.
para hakkında söylenen bilgelik dolu sözler bize önemli dersler sunar. Paradan önce değerli olan şeylere odaklanmak, karakterimizi korumak ve paranın akılcı bir şekilde kullanılması gerektiğini anlamak, sağlıklı bir para ilişkisi geliştirmemize yardımcı olacaktır. Para sadece bir araç olmalı ve manevi değerlerimizi zenginleştirmek için kullanılmalıdır.
İnsanların Paradan Beklediği ve İfade Ettiği Şaşırtıcı Gerçekler
Paraya dair beklentilerimiz ve ifadelerimiz, insan doğasının karmaşıklığını yansıtır. Paradan ne beklediğimiz ve onunla nasıl ilişkilendiğimiz, bireysel ve toplumsal düzeyde ilginç gerçeklere sahiptir. İşte bu konuda şaşırtıcı bazı gerçekler:
Mutlulukla para arasındaki ilişki: İnsanlar genellikle daha fazla paraya sahip olmanın mutluluğu artıracağını düşünür. Ancak araştırmalar gösteriyor ki, belirli bir noktadan sonra, gelir artışı mutluluk düzeyinde sınırlı bir etkiye sahip olur. Temel ihtiyaçlarımızı karşıladıktan sonra, paranın getirdiği mutluluk hissi azalabilir.
Parayla statü arasındaki bağlantı: Para, statüyü ifade etmek için yaygın bir ölçüt olarak kabul edilir. Toplumda yüksek gelire sahip olmak, başarı ve prestijle ilişkilendirilir. Bu nedenle, insanlar çoğu zaman başarılı olmanın veya toplumda tanınmanın yolu olarak daha fazla para kazanmaya çalışırlar.
Paraya dair duygusal tepkiler: Para, insanlarda güçlü duygusal tepkiler uyandırabilir. Bazıları için, para huzur ve güvence sağlamanın bir sembolüdür. Diğerleri ise parayı hırs, açgözlülük veya kaygı kaynağı olarak algılayabilir. Kişisel değerler, kültürel etkiler ve yaşantılar, bu duygusal tepkileri şekillendirir.
Harcamaların psikolojisi: İnsanların nasıl harcadığı da dikkate değerdir. Araştırmalar, insanların satın alımlarında genellikle duygusal motivasyonları takip ettiklerini gösteriyor. Hatta bazen mantıklı olmayan veya düşünce gerektirmeyen harcamalar yapabiliriz. Örneğin, indirimli ürünlerde cazip teklifler bizi daha fazla harcamaya yönlendirebilir.
Paylaşmanın mutluluğu: Paradan beklediğimiz sadece kişisel mutluluk değildir. Aynı zamanda başkalarına yardım etme ve onlarla paylaşma arzusu da önemli bir faktördür. Araştırmalar, başkalarına yardım etmek veya bağış yapmak gibi davranışların insanların kendini daha iyi hissetmesine katkıda bulunduğunu göstermektedir.
Sonuçta, paranın insanlar üzerindeki etkisi karmaşıktır ve her birey için farklıdır. Mutluluk, statü arayışı, duygusal tepkiler ve harcama alışkanlıkları gibi faktörlerin yanı sıra, paylaşma ve başkalarına yardım etme isteği de önemli rol oynar. Paradan beklediğimiz ve onunla ifade ettiğimiz gerçekler, insan doğasının derinliklerinde yer alan zengin bir konudur.
Olgay GÜLER Edirne Merkez İlçe ve Süloğlu Süt Üreticileri Birliği (SÜTÜB) Başkanı Mustafa Suiçmez, üreticilerin süt desteklemelerinden yararlanabilmeleri amacıyla, sağım dönemin-deki büyük ve küçükbaş hayvanlar için 15 Eylül’den itibaren zorunlu hale getirilen TARSİM sigortalamalarının 1 Ocak’a kadar yaptırılması gerektiğinin altını çizdi. Tarım ve Orman Bakanlığı, 15 Eylül’de ‘Sözleşmeli Üretimin Usül ve Esasları’ hakkında yayınladığı yönetmelik kapsamında üretici ile alıcı arasında yapılan sözleşmede ve şartlarında değişiklik yaptı. Yönetmelik gereğince, üreticinin destekleme alabilmesi için sütünü sattığı anaç hayvanının sigortalı olması şartı getirildi. SÜTÜB Başkanı Mustafa Suiçmez de, mevcut üyelerinin sözleşme sürelerinin 1 Ocak’ta dolacağını hatırlatıp, bu tarihe kadar hayvanlarını sigortalatmaları gerektiğini ifade etti. ‘1 OCAK’A KADAR SİGORTALARINI YAPTIRMALARI ŞART’ Sigortanın ‘dar kapsamlı’ olarak yapıldığını anlatan Suiçmez, “Bu yönetmelik aslında 15 Eylül’de yürürlüğe girdi. Bu, dar kapsamlı dedikleri bir sistem. Net rakamı biz de bilmiyoruz ama 260 ile 280 lira arasında yıllık bazda bir ücret. Neden 1 Ocak’a kadar yaptırılması gerek? Çünkü Edirne Süt Üreticileri Birliği’nin sanayicilerle sözleşmesi 1 Ocak’a kadar geçerli. Mevcut sözleşmesi devam eden üreticiler 1 Ocak’a kadar destekten faydalanabilecek. Yeni bir üye alımında ise o üye girdiği gibi hayvanlarını sigortalatması gerekiyor. Bunu duyurmaya uğraşıyoruz. Burada üreticilerimiz mutlaka Aralık ayı içerisinde dar kapsamlı dediğimiz sigortalarını yaptırmaları gerekiyor” dedi.
IRAK’TA ORTAYA CIKMASININ ARDINDAN TURKIYE2NIN BAZI BOLGELERINDE DE GORULEN, SAT-2 SEROTIPI SAP HASTALIGIYLA MUCADELE ICIN TARIM VE ORMAN BAKANLIGI TARAFINDAN ASILAMA CALISMALARI, ULKE GENELINDE OLDUGU GIBI EDIRNE’DE DE BASLATILDI. KENT GENELINDE YAKLASIK 155 BIN BUYUKBAS HAYVANA ASI YAPILARAK HASTALIK BULASININ ONLENMESI HEDEFLENIYOR. (FOTO: ALI CAN ZERAY / EDIRNE, DHA)
‘SAĞIM DÖNEMİNDEKİ HAYVANLARIN SİGORTALANMALARI YETERLİ’ Üreticinin sadece sağım dönemindeki hayvan ile gebe düveleri sigortalatmasının yeterli olacağının da altını çizen Suiçmez, “Burada şu ayrımı yapmamız gerekiyor. Üreticiler sadece sağmal hayvanlarını ve gebe düveleri sigortalatmak zorunda. Diğer hayvanlarını yaptırma zorunluluğu yok. Süt desteklemelerinde bugüne kadar şöyle bir şey vardı; işletmedeki hayvan sayısına göre süt dökebiliyordunuz. Bunlar sistem üzerinde karşılaştırılıyor. Mesela bakanlık demiş ki, Holstein hayvan 32 litre süt verebilir. İşletmende 10 hayvanın varsa, 32 litre üzerinden süt dökebilirsin. Eğer bunun üzerine çıktıysan sizi sistemden atıyor ve destek alamıyorsunuz. Bu da onun gibi bir şey, mesela işletmede 30 hayvanın var, bunların kimisi daha buzağı niteliğinde veya gebe olmayan düveler. İşte bunları sigorta yaptırma zorunlulukları yok. Sadece sağmal hayvanları ve gebe düveleri yaptırmaları gerekiyor” şeklinde konuştu. ‘YENİ SİSTEMLE SAĞLIKLI VERİM ALINABİLECEK’ Yeni sistemle, Türkiye’deki sağım dönemindeki hayvan mevcudunun sağlıklı şekilde ortaya çıkacağını da dile getiren Suiçmez, “Burada amaç; Türkiye’deki büyük ve küçükbaş hayvanlarının kayıt sisteminde sağlıklı bir veri oluşturmak. Bununla ilgili sağmal hayvanlardan daha sağlıklı veri alabileceğiz, yani mevcudumuzu ortaya çıkartabileceğiz. Bu şekilde olursa ileride hem sağmal hayvan varlığını anlayacağız hem de ileride faydalarını göreceğiz. Bu, bu işin birinci adımı. Bugüne kadar önüne gelen lastikçisi, benzincisi, petrolcüsü sisteme girip arz-talep dengesini bozuyordu. İstediği zaman sistemden çıktı arz-talep dengesini bozdu. Şimdi bunun arkasından süt üretim kota sistemi gelecek, bunun gelmesi lazım. Devlet bu sefer elindeki veriler sağlıklı olmadığı için bir projeksiyon, planlama yapmakta zorlanıyor” ifadelerini kullandı.
Olgay GÜLER Altında son günlerde devam eden yükseliş, beraberinde yeni rekorları da getirirken, Edirne’de 24 ayar gram altın bin 985 liradan alıcı buldu. Altın fiyatında günden güne yaşanan dalgalanmalar artarak devam ediyor. Dolar ve Euro’nun yükselmesiyle birlikte altın dün yeniden rekor tazeledi. Küresel piyasadaki gerginlik ve savaşın altına etki ettiğini dile getiren Edirneli Kuyumcu Erkan Güler, ilerleyen günlerde yükselişin devam edeceğini söyledi.
‘ONS ALTINDAKİ ARTIŞ GRAMA VE LİRAYA YANSIDI’ Özellikle ons altındaki yükselişin gram ve liraya yansıdığını dile getiren Güler, “Şu anda 22 ayar gram altın, bin 900 liralarda seyrederken, 24 ayar gram altın bin 985 lira. Altın küresel gerginlik ve savaşın etkileriyle fiyatta yukarı doğru bir hareketlenme oldu. Bizim beklentimiz daha yukarı rakamlar. Ons bazında daha yüksek rakamlara çıkmasını bekliyoruz. Fiyatın yakın zamanda bir 200-250 lira yukarı doğru gitmesi bekleniyor. Ons altın ve dolar fiyatına göre gram fiyatı değişiyor. İkisinden birisi hareketlenmesiyle birlikte fiyat yukarı doğru çıkıyor. Son olarak ons altında bir hareketlenme gördük. Ons altın bin 950 lira bandındaydı, 2 bin 40’a kadar çıktı. Oradaki yükseliş bizde gram ve liraya yansıdı” diye konuştu. ‘ALTINI OLAN SATMASIN, BEKLESİN’ Vatandaşların altın satmayıp beklemesi gerektiği tavsiyesinde bulunan Güler, “Asıl aslan payı ons altındaki hareketten dolayı oluyor. Hesaplamanın içerisinde dolar ve ons altından olduğu için hareketlenmeler bunlara bağlı oluyor. Asıl beklenti ons altında, 12 yıldır yüksek bir hareketlenme yapmamış, bin 900 bandındaydı bugünlerde 2 bin 40’larda geziniyor. Dünyanın en değerli madeni, bir süredir aynı rakamlar arasında geziniyor. Biz orada bir hareketlenme bekliyoruz. Vatandaşlarımız şu anda altınlarını satmamalı, saklama şansı varsa biraz daha saklamalı çünkü fiyatın yükselmesi bekleniyor” şeklinde konuştu.
İkinci el ve sıfır kilometre araç pazarında son 3 ayda yaşanan gelişmeler ışığında fiyatlar marka-model bazlı olarak ortalama yüzde 20’ye kadar düşüş yaşarken, mevcut durumun önümüzdeki yıl başı itibarıyla değişeceği belirtiliyor. Fiyatlarda daha fazla düşüşün mümkün olmayacağına dikkat çeken Otomerkezi.net CEO’su Muhammed Ali Karakaş, “Tabiri caizse ikinci el otomobil fiyatlarında en dipteyiz. Yüksek faiz ortamı ve mevcut stok maliyetleriyle satıcılar fiyat düşüremeyecek noktaya geldi. Hatta bazı araçların fiyatları geçtiğimiz kış ayları seviyesine yaklaştı. Yıl sonu atmosferiyle birçok kredi, vade seçeneği sunabilen kurumsal şirket mevcut. Maalesef 2024 yılında bu tablo devam etmeyecektir. Tüketicimiz yeni yılda artışa hazırlıklı olsun. Finansman çıkmazı nedeniyle pazar daralma endişesi taşıyor.” açıklamasını yaptı.
Ticaret Bakanlığı’nın aldığı kararlar, finansman çözümlerindeki çıkmaz ve yüksek faiz oranları sebebiyle ikinci el araç fiyatlarında 3 yılın ardından ilk kez keskin bir düşüş yaşanırken, gözler 2024 yılına çevrildi. Diğer yandan marka-model bazlı olarak ortalama yüzde 20’ye kadar düşen ve bazı modellerde yüzde 30’a yakın fiyat düşüşlerine sahne olan ikinci el araç pazarında özellikle kurumsal şirketler, birçok avantajlı kampanya sunmaya çabalıyor.
“Artık fiyatlarda en belki de en düşük seviyelerde, dipteyiz.” değerlendirmesinde bulunan Otomerkezi.net CEO’su Muhammed Ali Karakaş, daha fazla düşüşün mümkün olmayacağına dikkat çekti: “Fiyatlarda ekstra bir düşüş artık mümkün değil. Merkez Bankası’nın politika faizi konusundaki pozisyonu netleşti ve bu yüksek faiz atmosferinde, mevcut stok maliyetleriyle satıcılar fiyat kıramayacak noktaya geldi.”
Finansman çıkmazı nedeniyle pazarda daralma beklentisi
Geleneksel yıl başı kampanyaları kapsamında birçok avantaj sunulduğunu, ancak yeni yıl ile birlikte hem ikinci el hem de sıfır kilometre araç fiyatlarının tekrar yükseliş trendine gireceğini öngördüklerini söyleyen Karakaş, “Fiyatların yükselişi karşısında otomobil alımı için ihtiyaç olan finansman modellerinin yokluğu, ikinci el araç pazarında önümüzdeki yıl belirli oranda daralmaya neden olacaktır ki sektörde de genel bir endişenin hakim olduğunu görüyoruz. Ancak bankaların kredi verme iştahı artarsa daha stabil bir pazardan söz edebiliriz. Şu anda bazı marka ve modellerde neredeyse geçtiğimiz kış gördüğümüz seviyelere yakın fiyatlarla karşılaşıyoruz.” dedi.
Edirne Belediye Başkanlığı’nın 3 arsanın satışına ilişkin duyurusunda söz konusu taşınmazlar ın2886 sayılı yasanın 35/a maddesine göre Belediye Encümen Salonu’nda Kapalı Teklif (Artırma) Usulü ile satılacağı belirtilerek özetle şunlara yer verildi: DEMİRKAPI 1655,95 metrekare arsanın imar durumu: E:2,00 Yençok 6 Kat T1 Ticaret Alanı (İmar durumu ile ilgili diğer bilgiler dosyasında incelenmelidir.) Tahmini Satış Fiyatı: 11 milyon 30 bin TL. Geçici Teminat Bedeli: 330 bin 900TL. İhale Gün ve Saati:05.12.2023 Salı, Saat: 11:00 BARUTLUK 1335,71 metrekare arsanın imar durumu:E:0,90 Yençok 3 Kat T1 Ticaret Alanı (İmar durumu ile ilgili diğer bilgiler dosyasında incelenmelidir.) Tahmini Satış Fiyatı: 9 milyon 985 bin TL. Geçici Teminat Bedeli: 299 bin 550 TL. İhale Gün ve Saati: 05.12.2023 Salı, Saat: 11:10 KARAAĞAÇ 839,87 m² metrekare arsanın imar durumu: 3 Katlı Konut Alanı (İmar durumu ile ilgili diğer bilgiler dosyasında incelenmelidir.) Tahmini Satış Fiyatı: 5 milyon 700 bin TL, Geçici Teminat Bedeli: 171 bin TL. İhale Gün ve Saati: 05.12.2023 Salı, Saat: 11:20
Temmuz 2016’da Aydın Söke Organize Sanayi Bölgesi’nde ilk adımlarını atan, bugün ise 798.724 m²’lik açık alan ve 170.292 m² kapalı alan üzerine kurulu tesislerinde üretim yapan QUA Granite, yer kaplama sektöründeki en yüksek katma değere sahip ürün grubuna sahip.
Hammadde ve limanlara yakın konumlandırdığı üretim tesisleri ile ihracat ve hammadde tedariğinde hız ve maliyet avantajlarını, teknolojiye yaptığı yatırımlar ile taçlandıran Avrupa’nın en büyük 2 cm granite üreticisi QUA Granite, ürün portföyünü de kısa sürede çeşitlendirdi. Sırlı granit üretimi ile Full lappato, Lappato, Mat, Metalik, Granüllü mat gibi çeşitli yüzeylerde de üretim gerçekleştiren QUA; geniş ürün yelpazesi ve üretim esnekliği ile müşterilerinin ihtiyaçlarına uygun çözümler sunuyor.
6 ayrı gövde rengi, 0,70 cm, 0,88 cm, 2 cm ve 3 cm presten basılma üretim yapabilen Türkiye’deki tek üretim tesisine sahip olarak, ürün çeşitliliğiyle sektörde fark yaratan QUA, liderliğini teknolojik yeniliklerle pekiştirirken, özgün renk ve kalınlık seçenekleriyle tasarımın sınırlarını zorlamaya devam ettiği gibi, sürdürülebilir yaklaşımı ile de doğanın izini sürüyor.
450 kg’lık taşıma kapasitesine sahip seramik sağlık gereçleri; slim, soft, metal menteşe kapak seçeneklerini sunmasının yanı sıra kanalsız yapısı ve kolay temizlenebilme özelliğiyle kullanıcılara kolaylık sunuyor.
Renkli bataryalara sahip armatürlerini üretirken de QUA’nın önceliği su tasarrufunu sağlamak. Paslanmaz pirinç armatürlerinin yanı sıra sadece QUA Granite’in ürettiği fırçalı nikel kaplamalı PVD ürünleri de mevcut.
QUA Granite Satış Direktörü Yasin Erdoğan:
“Proses ve ürünleri için hayat boyu sürdürülebilirlik yaklaşımını benimseyen ve doğal kaynakların tüketimini azaltmak ve ürünlerin çevresel etkilerini en düşük seviyede tutmak amacıyla Türkiye için örnek uygulamalara imza atan bir kurum olarak üretim tesislerimizin inşaatından önce tüm yasal mevzuatlara uygun arıtma tesislerini tamamladık. Sürdürülebilir su yönetimi anlayışının dünyanın geleceği için elzem olduğunun bilincinde olarak bizden sonraki nesillere yaşanabilir bir dünya bırakmak için çalışıyor ve su kullanımımızı proses boyunca efektif bir şekilde yönetiyoruz. Bu bağlamda fabrika içerisinde kurduğumuz arıtma tesislerimiz ile üretimde kullanılan suyun tamamını arıtarak tekrar üretime kazandıran sektöründeki ilk ve tek firma olmanın gururunu yaşıyoruz. QUA Granite’in vizyonu ve değerleri doğrultusunda, ülkemizin dört bir yanında kaliteyi ve estetiği bir araya getiren ürünlerimizi daha fazla kişiye sunmak için çabalıyoruz. Hızla gelişen ve büyüyen QUA Granite Ailesi olarak; yerel düşünüp, global hareket ediyor, doğallığın ve dayanıklılığın mükemmel uyumunu şimdi QUA Concept ürünlerimiz ile de yakalıyoruz…”
Olgay GÜLER Bulgaristan ve Romanya’da yoğun kar yağışının yollara kapatması nedeniyle Avrupa ülkelerine ihraç ürünleri taşıyan Türk TIR’ları, Edirne’den Bulgaristan’a açılan Hamzabeyli Sınır Kapısı’nda 20 kilometreyi bulan TIR kuyruğu oluşturdu. Balkanlarda etkili olan yoğun kar yağışı, Bulgaristan ve Romanya’da yolların kapanmasına neden oldu. Pazar günü sabah saatlerinden itibaren Edirne’nin Bulgaristan’a sınır kesimleri de kar yağışı nedeniyle beyaza büründü. Türkiye’den Avrupa ülkelerine ihraç yükleri taşıyan TIR’lar da karın yolları kapatmasından olumsuz etkilendi. Edirne’den Bulgaristan’a açılan Hamzabeyli Sınır Kapısı’nda yaklaşık 20 kilometreyi bulan TIR kuyruğu oluştu. Karayolları Genel Müdürlüğü, sosyal medya hesapları üzerinden yaptığı açıklamada, “Bulgaristan ve Romanya’da yoğun kar yağışı sonrasında kapanan yollar nedeniyle Hamzabeyli Gümrük Kapısı’nda 20 kilometrelik TIR kuyruğu oluşmuştur” ifadelerini kullandı. Yolların açılmaya başlanmasıyla birlikte TIR kuyruğu saatler ilerledikler azalmaya başladı. Hamzabeyli Sınır Kapısı’nda gündüz 2, gece de 0 dereceye düşen hava sıcaklığında saatlerce kuyrukta bekleyen TIR sürücüleri, zor anlar yaşadıklarını anlattı. Sürücüler, özellikle geceleri kaçak göçmenlerin dorselerin brandalarını yırtıp araçlarına bindiklerini belirterek, bunun için nöbet tuttuklarını söyledi.
Hamzabeyli yolunda 15 saattir kuyrukta beklediğini söyleyen Fevzi Öz, “Bulgaristan’da kar yağışı etkiliymiş diye duyduk, bazı yollar kapalıymış. Biz de burada soğukta bekliyoruz. Sonuçta Bulgaristan bizden ayrı bir ülke, açarsa kapıyı gideceğiz, açmazsa böyle bekleyeceğiz. Kısıtlı yaşamımız burada kar yağdığı zaman. Arabadan inemiyoruz aşağıya soğuktan dolayı. Göçmenler var bunun yanında, illegal yollardan araca girmeye çalışıyorlar. Bu şartlarda çok zorlanıyoruz, kolay bir iş değil” dedi.
TIR şoförü Abbas Muhammedzade, saatlerdir kuyrukta beklediğini belirterek, “Halen sıradayım. 35 yıldır TIR şoförlüğü yapıyorum. Sanıyorum kar dolayısıyla bu kadar kuyruk oluştu. Bunun yanında yolda tesis de yok pek, o nedenle araçta yatıp kalkıyoruz” dedi.
Gökhan Aydın da, “Dün geceden beri kuyruktayız. 17 kilometreye dayandı kuyruk. Bayağı zorluk çekiyoruz. Bulgaristan’da yolların kapalı olduğunu, yarın 12’den sonra açılacağını söylüyorlar. Bu sıra sıkıntısını her zaman yaşıyoruz. Hava da çok soğuk, kar yağışı da var. Küçük bir aracın içerisinde bu şartlarda mücadele ediyoruz” diye konuştu.
Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, Türkiye’de 6,7 milyon hektarda ekimi yapılan ve ülkemiz ekim alanlarında birinci sırada bulunan buğdayda 2024 üretim sezonu başladığını söyledi. Bayraktar, Edirne Kırklareli ve Balıkesir’de buğday ekim tarihinde 20 günlük bir kayma yaşandığını kaydetti.
“Ülkemizde 79 ilde buğday üretimi yapılıyor”
“Buğday diğer ülkelerde olduğu gibi ülkemizde de stratejik bir ürün ve tarım alanlarının vazgeçilmezidir. Ülkemizin tamamında hemen hemen her üreticimiz buğday üretimi yapıyor. Bu nedenle buğday ekiminden, sofralarımıza ekmek olarak gelene kadar geçen süreçte, başta üreticilerimiz olmak üzere, tüccarından, esnafına kadar her kesimi ilgilendiriyor.”
“Buğday ekimleri 20 gün ile 1 ay ileri tarihe kaydı”
“Buğday ekimi bölgelere göre değişmekle birlikte Eylül ayı sonunda başlayıp Aralık ayının ilk haftasına kadar devam ediyor. Ancak yaşanan iklim değişikliğine bağlı değişen yağış rejimi nedeniyle buğday ekimleri Ekim ayı ortasına kaydı, Eylül ayı sonunda ekim yapan çiftçimiz hemen hemen kalmadı.
Tarım sektörünün en önemli parametreleri olan yağış ve sıcaklık değerlerinin ülkemizdeki değişimlerine bakacak olursak ülkemizde son 5 yıldır ekim ayı yağışları normalin altında kalıyor. Ekim ayı yağış ortalaması normali 49,4 milimetre iken bu yıl yüzde 26 azalış ile 36,6 milimetre olarak gerçekleşti.
Meteoroloji Genel Müdürlüğü verilerine göre; son 10 yılın 6’sında toplam yağışlar normallerin altında kaldı. 1 Ekim 2022-30 Eylül 2023 dönemini kapsayan tarım yılı yağışlarında ise Türkiye genelinde normale göre yüzde 6 azalma oldu.
Sıcaklık değerlerine baktığımızda; ülkemizde yaz mevsimi sıcaklık ortalaması 24 derece iken, 2023 yılı ortalama sıcaklığı bu değerin 0,7 derece üzerinde seyretti.
2023 yılı yaz mevsimi son 53 yılın en sıcak 7’nci yaz mevsimi olarak kayıtlara geçti. Böylesine sıcak bir yaz mevsiminin ardından Eylül ve Ekim ayı sıcaklıkları da normallerin 1,5 derece üzerinde gerçekleşti.
Bu yıl azalan yağışlarla birlikte artan sıcaklık, toprağın daha fazla kurumasına neden oldu ve ekim tarihleri normaline göre ilden ile değişmekle birlikte 20 gün ile 1 ay ileri kaydırdı.”
“Buğday ekimleri yüzde 50-90 arasında tamamlandı”
“Buğday üretiminin yüzde 93,3’ünü gerçekleştiren ilk 50 ilimizde Ziraat Odalarımızdan aldığımız verilere göre; ekim ayında bazı illerde kuru toprağa ekim yapan çiftçilerimiz, sulama yapmak zorunda kaldı ve maliyeti arttı.
Sulama yapamayan çiftçilerimiz ise ekimini yaptığı tohumun üzerine yağış bekledi. Beklenen yağışların Kasım ayında gelmesiyle birlikte ekim yapılan alanlarda tohumlarda çimlenme hızlandı. Yağış bekleyen çiftçilerimiz de ekimini yaptı.
Bölgeden bölgeye ve ilden ile değişmekle birlikte Kasım ayı sonu itibarıyla buğday ekimleri genel olarak yüzde 50-90 arasında tamamlandı. Kasım ayında gerçekleşen yağışlar bazı illerde kar yağışına dönüştü. Bazı illerde şiddetli gerçekleşen yağışlar afete neden oldu. Bugünlerde ülke genelinde gerçekleşen yağışlar ile önümüzdeki günlerde beklenen muhtemel yağışların devam etmesi verimli bir üretim sezonu için önemlidir.
Bu tarım yılında beklenen yağışların gerçekleştiği, kuraklığın ve diğer afetlerin olmadığı, yeterli miktarda girdinin kullanıldığı, çiftçilerimizin bol kazanç sağladığı, kaliteli ve yüksek rekolteli ürünlerin yetiştirildiği bir yıl olmasını temenni ediyoruz.”
BÖLGELERE GÖRE BUĞDAY EKİLİŞLERİ
İç Anadolu Bölgesi
“İç Anadolu Bölgesi’nde buğday ekimleri yüzde 90 seviyesinde tamamlandı. Erken ekim yapan çiftçilerimiz arazilerini 2 defa sulamak zorunda kaldı. Genel olarak iç Anadolu bölgesinde ekim tarihinde normaline göre ortalama 20 günlük gecikme oldu.
Bölgede geçtiğimiz sezon mısır, ayçiçeği ve bazı baklagillerde yeteri kadar gelir elde edemeyen çiftçilerimiz bu sezon buğday ve arpa üretimine yönelmesi nedeniyle bazı illerde buğday ekim alanlarında yüzde 10 artış bekleniyor.”
Güneydoğu Anadolu Bölgesi
“Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde buğday ekimleri yüzde 70 civarında tamamlandı. Bölgede yağışların geç gelmesi hatta bazı illerde Ekim ayında hiç yağış gerçekleşmemesi buğday ekim tarihlerinde normaline göre ortalama 1 aylık gecikmeye sebep oldu. Başta Diyarbakır ve Şanlıurfa olmak üzere birçok ilde pamuk ve mısır üretiminden kar elde edemeyen çiftçilerimiz buğday ve arpa üretimine yöneldi. Bölgede buğday ve arpa ekim alanında yüzde 10 seviyesinde artış bekleniyor.”
Marmara Bölgesi
“Marmara Bölgesi’nin Tekirdağ, Edirne, Kırklareli, Balıkesir ve İstanbul illerinde ekimler yüzde 70 civarında tamamlandı. İstanbul ve Tekirdağ’da ekim tarihlerinde gecikme yaşanmadı. Kırklareli, Edirne ve Balıkesir’de buğday ekim tarihinde 20 günlük bir kayma yaşandı, Bursa ve Çanakkale’de ekimler Kasım ayının ilk haftasında başladı. Geçtiğimiz sezon ayçiçeğinden umduğunu bulamayan Tekirdağ ve İstanbul’da çiftçilerimizin bir kısmı buğday ekimine yöneldi.”
Akdeniz Bölgesi
“Akdeniz Bölgesi’nin Adana, Osmaniye ve Antalya illerinde ekimler yeni yeni başlamış olup, Hatay, Mersin, Isparta’da ekimler yüzde 70 oranında gerçekleşti, Kahramanmaraş’ta ise kıraç alanlarda ekimler tamamlandı. Ekim tarihlerinde Mersin ve Hatay’da normaline göre yaklaşık 20 günlük bir gecikme söz konusu oldu. Adana ve Hatay’da pamuk, mısır ve ayçiçeği alanlarındaki üretimin, buğday ekim alanlarına kayacağı tahmin ediliyor.”
Doğu Anadolu Bölgesi
“Doğu Anadolu Bölgesi’nde genel olarak yüzde 80 seviyesinde ekimler tamamlandı. Ekim tarihi Erzurum ve Ağrı hariç diğer illerde 20 günlük bir gecikme söz konusu oldu. Ancak bölgede Kasım ayında gerçekleşen yağışlar gecikmeyi telafi etti. Muş başta olmak üzere bölgede hayvancılığın zayıflaması çiftçilerimizi hububat ekimine yöneltti.”
Ege Bölgesi
“Ege Bölgesi’nde hububat ekimi Uşakta yüzde 80, diğer illerde ise ortalama yüzde 30 seviyelerinde tamamlandı. Bölgede buğday üretimi açısından önemli bir yere sahip olan Afyon ilinde ekim tarihinde yaklaşık bir aylık gecikme yaşandı. Bölgede mısır ve pamuk fiyatlarından yeteri kadar gelir elde edemeyen çiftçilerimiz hububata yöneldi.”
Orta Karadeniz Bölgesi
“Orta Karadeniz Bölgesi’nde ise Çorum’da ekimler yüzde 80 seviyesinde tamamlandı ancak diğer illerde ekimler yüzde 10 seviyesinde seyrediyor. Amasya ve Çorum’da ekim tarihlerinde normaline göre yaklaşık bir aylık gecikme yaşandı. Diğer taraftan mısır fiyatlarından yeteri kadar gelir elde edemeyen çiftçilerimiz hububata yöneldi.”
Cumhurbaşkanlığı Yatırım Ofisi tarafından derlenen veriler, 34 milyonu aşkın işgücüyle Türkiye’nin Avrupa’daki en büyük ikinci işgücü unvanını taşıdığını gösterirken, yeni iş imkanları arayanlara rehber olacak bir çalışmaya imza atıldı. Online İngilizce kursu sunan Preply, İŞKUR verilerinden hareketle Türkiye’nin 2022 istihdam karnesini ortaya çıkardı. En çok istihdam gerçekleştirilen illerin ve iş açığının en yoğun olduğu şehirlerin sıralandığı araştırma dosyasında, geleceğin mesleklerine de yer verildi. Öte yandan işverenlerin, yabancı dil ve iletişim becerisi gibi yetkinliklere daha fazla özen gösterdiğine dikkat çekildi.
Konuyla ilgili değerlendirmelerini paylaşan Preply Avrupa Bölge Müdürü Mustafa Ali Sivişoğlu, “Halka açık veriler, Türkiye’deki iş imkanlarına ve şehirlerin istihdam potansiyeline dair önemli ipuçları sunuyor. Çalışanlar veya çalışan adayları, geleceğin mesleklerini, işverenlerin beklentilerini ve Türkiye’nin istihdam rakamları açısından güçlü sektörlerini keşfederek kariyerlerini bu doğrultuda planlayabiliyor. Bu incelememizin, profesyonel yaşamını Türkiye’de sürdüren herkese rehber olmasını diliyoruz” dedi.
En fazla istihdam da, iş imkanı da İstanbul’da
İŞKUR’un 2022 sonunda yayımladığı yıllık veriler, 2022’de Türkiye genelinde 1 milyon 395 bini aşkın işe yerleştirme gerçekleştirildiğini gösterdi. Bu rakamın yaklaşık 1,38 milyonu özel sektörde, 17 bin kadarı da kamuda kaydedildi. Öte yandan İstanbul, 2022’nin istihdam şampiyonu oldu.
İstanbul’un ticaret, iş, yatırım, finans ve turizm merkezi olduğunu vurgulayan Sivişoğlu, “İstanbul çağlar boyu ticaretin merkezi oldu. Bu vasfını günümüzde de koruyor. 2022’de İstanbul’da 105 bine yakın istihdam gerçekleştirildi. Öte yandan şehrin beklentilerin üzerinde büyüyen ekonomisi, iş açığının 2022’de 2,31 milyona yükseldiğini gösterdi. İstanbul hâlâ zengin iş imkanlarıyla öne çıkan bir şehir olurken, istihdam rakamlarında İstanbul’u Ankara, İzmir, Bursa, Kocaeli, Antalya, Adana, Konya, Mersin, Gaziantep gibi şehirler izledi. Ardahan, Bayburt, Gümüşhane, Kilis gibi, TÜİK verilerine göre Türkiye’nin en az nüfuslu illeri ise istihdam ve iş açığı açısından son sıralarda konumlandı” ifadelerini kullandı.
Türkiye’de geleceğin mesleklerine de yer verildi
İŞKUR’un 2022 Yılı İşgücü Piyasası Araştırma Sonuçları, ülkemizde istihdamın en fazla olduğu sektörlerin %28,5 ile imalat, %21,4 ile toptan ve perakende ticaret olduğunu gösterdi. Bu rakamların Türkiye’nin yükselen bir üretim, sanayi ve ticaret ülkesi oluşuyla ilişkilendirilebileceğini kaydeden Mustafa Ali Sivişoğlu, “İş açığının en yoğun olduğu sektörlerde de bu kategoriler öne çıkıyor. Öte yandan işverenlerin beklentileri, Türkiye’de en çok istihdam artışının bilgi ve iletişim sektörlerinde olacağını öngörüyor. Dönüşen ekonomi ve gelişen teknoloji, Türkiye’de reel sektörün geleceğin mesleklerine yönelik bakışını da değiştiriyor. Örneğin yazılım mühendisi, bilgisayar mühendisi, çağrı merkezi müşteri temsilcisi, pazarlama profesyoneli, elektronik mühendisi gibi mesleklerde iş imkanlarının oldukça yoğun olduğu görülürken, Türkiye’de geleceğin meslekleri elektrikli otomobil ustası, büyük veri analisti, siber güvenlik personeli, güneş enerjisi montaj elemanı gibi yeni sektör ve iş alanlarında sıralanıyor” diye konuştu.
İşverenler yabancı dil ve ifade becerisi arıyor
Küreselleşme ve uluslararasılaşma hamlelerinin Türkiye’deki işverenlerin çalışanlarda aradıkları nitelikleri değiştirdiğini de kaydeden İngilizce konuşma platformu Preply’nin Avrupa Bölge Müdürü Mustafa Ali Sivişoğlu, değerlendirmelerini şu ifadelerle sonlandırdı: “İşverenler genel bilgi ve becerilerin yanı sıra yabancı dili de öncelikli kriterler arasında sıralıyor. Bir çalışandan beklenen 10 yetkinlik arasında %38,6 ile ifade kabiliyeti ve %13,1 ile yabancı dil öne çıkıyor. Her ölçekten işletme, gelecek planlarını da düşünerek en az bir yabancı dili profesyonel seviyede, akıcı bir biçimde konuşabilen ve yazabilen çalışanlar arıyor. Başka bir deyişle mesleki yabancı dil yeterliliği, özellikle yüksek okul veya lisans mezunu olan ve karar verici pozisyonlarda çalışacak personeller için tercih sebebine dönüşüyor.”
“50 dilde 32 binden fazla öğretmeni bir araya getiren ve online İngilizce eğitimi sunan Preply olarak biz de tam bu noktada devreye giriyoruz. Dünyanın dört bir yanından kullanıcımıza yabancı dil öğrenmenin, veya daha spesifik olarak İngilizce günlük konuşmanın sanıldığı kadar zor olmadığını anlatmak için çalışıyoruz. İş İngilizcesine, İngilizce iş mülakatlarına, Çince, Rusça, Arapça gibi Türkiye’nin ticari ilişkilerinin güçlü olduğu ülkelerde konuşulan dilleri öğrenmeyi kolaylaştırıyor, herkesin içindeki yabancı dil konuşma potansiyelini nitelikli öğretmenler ve özel kurslar ile sağlıyoruz.”