Kategori arşivi: Ekonomi

Emlakta yaprak kımıldamıyor!


Olgay GÜLER
Türkiye genelinde yüzde 30 artış yapılan asgari ücretle birlikte her kalemde ürüne zam gelirken, alım gücü düşen vatandaşın, gayrimenkule ulaşımı da hayal olmaya başladı.
Konut kiralarında yeni yılla birlikte yaşanacak artış ve banka kredilerindeki yüksek faizler, vatandaşın kara kara düşündürmeye devam ediyor. Ülke genelinde ortalama 15 bin liradan başlayan kira fiyatları, dar gelirli hane halkını günden güne zorlarken, asgari ücrete sadece yüzde 30 oranında yapılan artış da çözüm olmadı. Ev alma hayali kuran vatandaşlar ise bankalardaki yüksek faiz oranları nedeniyle, hayallerini ertelemeye devam ediyor. Trakya Umum Emlak Müşavirleri Derneği Edirne Şube Başkanı Aytaç Feda, alım gücünün düşmesi ve piyasalardaki belirsizlik nedeniyle emlak piyasasının da durma noktasına geldiğini söyledi.


‘BOŞTA OLAN ÇOK FAZLA KİRALIK EV VAR’
Feda, 2025’in bir önceki yılı aratacağını belirterek, “2024 yılı zor geçti ama 2025 yılı geçtiğimiz yılı aratacak gibi gözüküyor. 2024 yılında yapılan evlerin çoğu, müteahhitlerin elinde kaldı. Boşta olan çok fazla kiralık ev var. Çünkü kira fiyatları yüksek. 1+1 evlerin kiraları şu anda 15 bin lira civarında. Bir ailenin oturabileceği bir ev, 20-22 bin liradan aşağı değil. Asgari ücretin 22 bin lira olduğu bir yerde bu kiralar nasıl ödenecek? Ocak ayında kiralarla ilgili açıklanan zam oranı yüzde 58. 2024’te ev ve arsa fiyatları çok arttı. Güzel bir yerden 1 dönüm arsa almaya kalktığınızda 30 milyon TL. Buraya 10 daire yaptığınızda 3 milyon TL sadece arsa payı düşüyor. Metrekare maliyetlerini de koyduğunuzda bu ev en az 5-5,5 milyon TL’ye mal oluyor. Müteahhit bunu kaç paraya satacak, halk nasıl alacak? Burada çarpık bir ilişki var” dedi.


‘GELİR YÜKSEK OLMADIĞI SÜRECE EV KİRALAMA HAYAL’
İnsanların, yüksek faizler nedeniyle gayrimenkule ulaşmakta zorluk çektiğini belirten Feda, “Para çok değerli, faiz getirisi çok yüksek. Ev almak için bankadan kredi kullandığınızda 3-3,5 katı gibi rakamlar ödüyorsunuz. Ev almak isteyen vatandaşlar, uçuk rakamlarla karşılaşıyor. Gayrimenkul, arsa veya tarla getirisi güzel bir yatırım ama insanlarımız buna ulaşmakta zorluk çekiyor. 2023 yılında ve 2024’ün başlarında Edirne’de kiralık ev yoktu. Ama şu anda o kiraları ödeyebilecek halk bulamıyoruz. Ülkede yaşanan artışlar, kiraları da tetikledi. Bugün 3+1 güzel bir daire için 35-40, hatta 50 bin gibi rakamlar konuşulmaya başlandı. Ailenin geliri çok yüksek olmadığı sürece bu evlerin kiralanması hayal” diye konuştu.
‘EV FİYATLARININ NEREYE KADAR GİDECEĞİ SORU İŞARETİ’
Maaşlara yapılan zamların, kira fiyatlarının çok gerisinde kaldığını dile getiren Feda, “Ev fiyatları yüksek olduğu için ona oranla kira normalde olması gereken rakamlar ama maaşlara yapılan zamlar bunun çok gerisinde kaldığı için arada uçurum oluyor. Bugün 5 milyon TL verdiğinizde banka getirisi 175-200 bin TL gibi rakamlar olabilir ama bu bir kandırmaca. Önümüzdeki dönemde o paralarla ev alınamayacak. Kira oranına gelince, bugün 5 milyon TL verdiğiniz bir evi 20-25 bin liraya kiraya verdiğinizde normalde 20 yılda kendini amorti ederken, süreç daha da uzadı. Bu nedenle ev yatırımı cazip hale gelmemeye başladı. Parası olan parasını çıkarmıyor, doları olan çıkarmıyor. Bunun sonucunda ev fiyatlarının nereye kadar gideceği soru işareti” şeklinde konuştu.


‘PİYASADA YAPRAK KIMILDAMIYOR’
Emlak piyasasının durma noktasına geldiğini sözlerine ekleyen Feda, “Emlak piyasası durdu, şu an yaprak kımıldamıyor diyebiliriz. Alım gücünün düşmesi ve piyasalardaki belirsizliğin sonuçlarını yaşıyoruz. Ocak’ta, Şubat’ta, Mart’ta piyasalarda ne olur hep beraber göreceğiz. Faizler düşerse insanlar bankadaki parasını çekerek gayrimenkule yatırabilir ama ev fiyatları bugünkü gibi olmayacak. Bugün 5-6 milyonluk ev, o zaman 8-10 milyon olacak” ifadelerini kullandı.

Ekmeğe yüzde 48 zam!

Olgay GÜLER
Edirne Esnaf ve Sanatkar Odaları Birliği (EDESOB) Başkanı Kemal Cingöz, asgari ücretle birlikte başlayan zam yağmuruna, ekmeğin de ekleneceğinin sinyallerini vererek, Edirne’de en geç Mart ayında 220 gram ekmeğin 15 lira olacağını söyledi.
Ülke genelinde milyonların beklediği asgari ücrete yapılan yüzde 30’luk zammın ardından, yeni yılla birlikte tüm kalemlerde de zam beklentileri arttı. Kimi ürünlere şimdiden zam gelmeye başlarken, bunlara ekmek de eklenmeye hazırlanıyor. Bursa gibi bazı büyükşehirlerde ekmeğe şimdiden zam gelirken, Edirne’de ise Mart ayında artış planlanıyor. EDESOB Başkanı Kemal Cingöz, hali hazırda 210 gramı 10 liradan satılan ekmeğin, fırıncı esnafının talebi doğrultusunda, yüzde 48 zamla, 220 gramının 15 liraya çıkarılacağını söyledi.


‘ZAMMIN UYGLANMASI MART AYINI BULUR’
Fırıncı esnafının taleplerini değerlendirdiklerini belirten Cingöz, “Ekmekle ilgili gelen talep 220 gramı 15 TL. Ben bunu yüksek buluyordum. Hatta ben hastanede yatarken talep etti edildi bu. 2 ay falan da hastanede kaldım. O arada; ‘diğer illerdeki talepleri de toparlayın getirin’ dedim. Bursa, Kocaeli ve daha dört veya beş il vardı, 220 gram 15 TL olarak talep eden. Bugün Bursa’yla görüştüm, onlar bugün itibariyle 220 gram 15 TL olarak uygulamaya başlandığını ifade ettiler. Bizdeki talep de bu. Herhalde bizde de öyle olacak ama bu süreç herhalde Mart ayını falan bulur diye düşünüyorum” dedi.
‘BANA GÖRE YÜKSEK BİR TALEP’
Söz konusu artış talebini yüksek bulduğunu da dile getiren Cingöz, “Bu talebi bakanlığa göndereceğiz, bakanlık da yeni genelgeye göre bir ay içerisinde cevap vermek zorunda ki bunu bakanlık kesin olarak reddedecek, tekrar göndereceğiz. 1 ay da öyle geçecek. Mart’ın başını görür fiyatın hayata geçmesi ama bana göre yüksek olmasına rağmen 220 gram 15 TL olacak diye düşünüyorum. İstanbul’da şu anda 200 gram 12 buçuk TL ve en makul fiyat bence o. Eğer bizde sözünü ettiğim artış olursa bu; yüzde 48’e falan geliyor. Bunun yanında berberler ve kuaförler var da zam talep etti. Yüzde 40 onların da talebi” diye konuştu.
‘BAZI ESNAF YILBAŞINDAN ÖNCE ZAM YAPTI’
Ülke genelinde bazı esnafların, yeni yılı beklemeden fiyatlarda artış yaptığını da söyleyen Cingöz, “Bence zamları yılbaşından önce yaptılar. Yani bu yüzde 30 zam bence yılbaşından evvel yapıldı. Şimdi yapılacak zamlar ekstra. Ben hastaneye yatmadan evvel bütün piliç aldırıyordum, 180 liraydı. Hastaneden çıktıktan sonra aldırdım, 240 TL, artış yüzde 30’u geçiyor. Yılbaşından önce hepsi olmasa da bir kısım esnaf zam yaptı. Şimdi tekrardan yapacaklar mı yapmayacaklar mı? Ürün aldığımızda göreceğiz” şeklinde konuştu.

Edirne’de en çok ithalat Çin’den


Edirne’de 2024 yılı Kasım ayında ihracat 8 milyon 139 bin dolar, ithalat 3 milyon 514 bin dolar olarak gerçekleşti.
Türkiye İstatistik Kurumu 2024 Yılı Kasım Ayı Dış Ticaret İstatistiklerinden yararlanarak “Edirne, Tekirdağ, Kırklareli İlleri Dış Ticaret İstatistikleri, Kasım 2024” konusunda bir basın bülteni hazırladı. Söz konusu paylaşım şöyle:
“Edirne’de 2024 yılı Kasım ayında ihracat 8 milyon 139 bin dolar olarak gerçekleşti.Tekirdağ’da 2024yılı Kasım ayında ihracat 280 milyon 522 bin dolar olarak gerçekleşti. Kırklareli’nde 2024 yılı Kasım ayında ihracat 26 milyon 567 bin dolar olarak gerçekleşti.
Türkiye İstatistik Kurumu ile Ticaret Bakanlığı iş birliğiyle genel ticaret sistemi kapsamında üretilen geçici dış ticaret verilerine göre; ihracat 2024 yılı Kasım ayında, bir önceki yılın aynı ayına göre %3,1 azalarak 22 milyar 289 milyon dolar, ithalat %2,7 artarak 29 milyar 748 milyon dolar olarak gerçekleşti.
Edirne’de 2024 yılı Kasım ayında ithalat 3 milyon 514 bin dolar olarak gerçekleşti. Tekirdağ’da 2024 yılı Kasım ayında ithalat 166 milyon 387 bin dolar olarak gerçekleşti. Kırklareli’nde 2024 yılı Kasım ayında ithalat 5 milyon 435 bin dolar olarak gerçekleşti.”
Türkiye geneline göre Edirne’de ihracatta 61, ithalatta ise 44 sırada yer aldı..
Edirne’de Kasım ayında en çok ihracat Bosna-Hersek, Bulgaristan ve Yunanistan, en çok ithalat Çin, Bulgaristan ve Sırbistan, Kırklareli’nde Kasım ayında en çok ihracat Bulgaristan, Almanya ve Sierra Leone, en çok ithalat ise Rusya Federasyonu, Çin ve Hindistan, Tekirdağ’ da ise Kasım ayında en çok ihracat Almanya, ABD ve Rusya Federasyonu, en çok ithalat da Çin, Güney Kore ve Almanya ile yapıldı.

Esnafın sermaye sancısı!

Olgay GÜLER

Ülke genelinde yıl boyunca ekonomik ibreleri zorlayan enflasyon, yerelde küçük ve orta ölçekli işletmelerin de ayakta kalmasını engelliyor.

Edirne’de birden çok şubesi bulunan yerel marketler, giderek artan maliyetler nedeniyle  işletmelerinde küçülmeye giderken, ekonomik belirsizlik esnafı kara kara düşündürüyor. Edirne Esnaf ve Sanatkarları Odaları Birliği (EDESOB) Başkanı Kemal Cingöz, Türkiye’de yaşanan enflasyonist ortamda aile işletmesi olmayan çok sayıda orta ölçekli işetmenin kapanmaya gidebileceğini ifade etti.

‘ESNAF SATTIĞINI YERİNE KOYAMIYOR’

Cingöz; “Mutlak suretle girdi fiyatları gelirden fazla olduğu için kapatmalar oluyor. Çünkü hiç kimse bir iş yerini kapatmak için açmaz. Oradan kar etmek amacıyla, çoluk çocuğun rızkını temin etmek için açar. Fakat gelir gideri karşılamıyorsa Türkiye’de bir deyim var; ‘Zararın neresinden dönersen kardır’ derler. Bence marketlerin kapanması onun içindir. Bundan sonra bence orta ölçekli işletmeler ayakta duramaz. Aile şirketleri ayakta kalacaktır. Bunun nedeni de eşiyle, çocuğuyla çalışan ufak işletmelerin gideri daha az olduğundan dolayı onlar hayatını idame ettirecek. Yoksa işçi çalıştıranlar batmaya mahkumdur. Çünkü esnaf bugün sattığını, bir hafta sonra sattığı paraya yerine koyamıyor. Para aynı durur gibi gözüküyor veya fazlalaşır gibi gözüküyor ama sermaye azalıyor. Mesela bir alışverişte 10 paket ürün almışsa, sattığı ürünün karıyla beraber 1 ay sonra karıyla beraber 9 paket yerine koyabiliyor” şeklinde konuştu.

‘FİYAT İSTİKRARI SAĞLANMALI’

Küçük ve orta ölçekli işletmelerin ayakta kalabilmesi için fiyat istikrarının sağlanması gerektiğine ifade eden Cingöz, “Fiyat istikrarı sağlanmadığı müddetçe işletmelerin ayakta kalma şansı bence çok zor. Mahallemizdeki bir de küçük bakkal dediğimiz işletmelerimiz var. Bunlar da 3 harfli marketlerden şikayetçi. Onlar da mahalle bakkallarını çok zora sokan veya kapanmasına batmasına sebep olan büyük işletmeler. Onlarda yok yok. Yani bakkalın sattığı kalemden para kazanmasa da ötekinden para kazanıp hayatını idame ettirebiliyor. Bakkalın onunla rekabet şansı mümkün değil. Yani büyük balık küçük balığı yutar” diye konuştu.

Sütte kritik süreç!

Olgay GÜLER
Edirne İl Genel Meclisi Üyesi Cevdet Kurt, Ulusal Süt Konseyi tarafından çiğ süt tavsiye alım fiyatının yüzde 17’lik artışla 17,15 TL olarak güncellenmesine tepki gösterdi.
Ulusal Süt Konseyi’nin, 8 aylık aranın ardından güncellemeye giderek yüzde 17 artışla, 15 liradan 17 lira 15 kuruşa çıkardığı çiğ süt fiyatına, üreticilerden tepkiler sürüyor. Üreticiler, bir litre sütün maliyetinin en az 19 lira olduğunu belirtirken, açıklanan fiyatla üretimin sürdürülebilir olmadığını dile getiriyor. Kendisi de süt üreticisi olan Edirne İl Genel Meclisi’nin CHP’li üyesi Cevdet Kurt, fiyatın beklentinin çok altında kaldığını söyledi.
‘BÖYLE DEVAM EDERSE 1 YIL SONRA İÇECEK SÜT, YİYECEK ET BULAMAYIZ’
Açıklanan fiyatın süt üreticisini zor durumda bıraktığını belirten Kurt, “Fiyatlar açıklandığı andan itibaren yem fiyatlarında artışlar yaşandı. Bu rakamlar üreticinin eline 60 gün sonra geçecektir. Bu şartlarda hayvancılık sürdürülebilir değildir. Şu anda bir litre sütün maliyeti, 20 lira 30 kuruş. En azından 23 lira 50 kuruş fiyat açıklanması gerekiyordu. Ama fiyatlar beklentinin çok altında kaldı ve üretici çok zor durumda. Şu anda mezbaha kesim fiyatları da çok düşük seviyede. Üretici şu anda perişan durumda. Yetkililerin tekrardan toplanarak süt fiyatlarını gözden geçirmeleri gerekiyor. Üretici ne zaman zam istese, ithalat kapısını açıyorlar. Üretici, bu şartlarda üretime devam edemez. Böyle devam ederse 1 yıl sonra içecek süt, yiyecek et bulamayız. Şu anda ülkedeki hayvancılık en az yüzde 15 geriledi. Bende 30 inek vardı, şu anda 22 ineğe düştü” dedi.

2025 Asgari Ücretle Birlikte Güncellenen Maaş ve Primler Belli Oldu

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan, 2025 yılı asgari ücretine yüzde 30 oranında zam yapıldığını açıkladı. Yeni düzenlemeyle, 1 Ocak 2025 tarihinden itibaren geçerli olacak asgari ücret net 22 bin 104 TL olarak belirlendi.

Elazığ Haber’in haberine göre; Asgari ücrete yapılan artışla birlikte işsizlik maaşı, stajyer maaşı, Genel Sağlık Sigortası (GSS) primi, Bireysel Emeklilik Sistemi (BES) kesintisi gibi birçok ödeme kalemi de yeniden düzenlendi.

2025 Yılı İçin Güncellenen Miktarlar:

  • Stajyer Maaşı: 5.100,64 TL’den 6.630,83 TL’ye yükseltildi.
  • En Düşük İşsizlik Maaşı: 7.940,33 TL’den 10.332,43 TL’ye çıktı.
  • En Yüksek İşsizlik Maaşı: 15.880,66 TL’den 20.644,86 TL’ye yükseldi.
  • Ev Hizmetlerinde Çalışanların Aylık Prim Ödemesi: 6.500,81 TL’den 8.451,05 TL’ye çıktı.
  • Günlük GSS Primi: 600,80 TL’den 781,04 TL’ye yükseldi.
  • İsteğe Bağlı En Düşük Sigorta Primi: 6.400,80 TL’den 8.321,04 TL’ye çıktı.
  • İsteğe Bağlı En Yüksek Sigorta Primi: 48.006,05 TL’den 62.407,87 TL’ye yükseldi.
  • En Düşük Bağkur Primi: 5.950,75 TL’den 7.735,98 TL’ye çıkarıldı.
  • Bireysel Emeklilik Sistemi (BES) Kesintisi: 600,07 TL’den 780,09 TL’ye yükseldi.

Yeni düzenlemeler, çalışanların maaş ve prim oranlarında önemli artışlar getirirken, sosyal güvenlik ödemelerinde de ciddi değişiklikler yaşandı.

2025 yılı itibarıyla yürürlüğe girecek bu rakamlar, hem çalışanlar hem de işverenler için bütçelerin yeniden şekillenmesini gerektiriyor.

Çeltik için yağış ve debilere yakın takip


Edirne İl Tarım ve Orman Müdürlüğü, 2025 yılı çeltik ekim alanlarının belirlenmesi için yağışların ve nehir debilerinin yakından takip edildiğini bildirdi. İl Müdürlüğü duyurusunda 2025 yılı Nisan ayının ilk yarısına kadar çeltik ekim alanlarının belirleneceğine yer verildi.
Edirne’de bu yıl ortaya çıkan kuraklık başta çeltik ve ayçiçeği üreticilerine zor günler yaşatırken, 2025 yılında aynı tür sorunlara karşı önlem alınabilmesi için adımlar atılıyor.
Edirne İl Tarım ve Orman Müdürlüğü, Türkiye’nin çeltik üretiminin yaklaşık % 41’ini karşılayan Edirne’de 2024 yılında 486.000 dekar alanda çeltik üretimi gerçekleştirildiğini kaydederken yaşanan kuraklığın getirdiği sorunlara da dikkat çekti.

DCIM\100MEDIA\DJI_0920.JPG


İl Müdürlüğü duyurusunda, “2024 yılında hava sıcaklıklarının mevsim normallerinin üzerinde seyretmesi ve yağış miktarlarının düşük olması nedeniyle bölgemizdeki baraj, göl ve göletlerdeki su seviyeleri giderek azalmış, Meriç ile Tunca Nehirlerinin debilerinde düşüşler meydana gelmiştir. 2024 yılı çeltik üretim sezonunda üreticilerin kuraklıktan zarar görmemesi için il ve ilçe Çeltik Komisyonlarınca kararlar alınmak suretiyle dönüşümlü sulama yapılarak üretim sezonunun en az kayıpla tamamlanması sağlanmıştır” denildi.
2025 İÇİN YAĞIŞ VE NEHİR DEBİLERİ TAKİPTE
İl Müdürlüğü duyurusunda şunlara yer verildi:
“Önümüzdeki 2025 yılı üretim sezonunda çeltik üretimi yapan çiftçilerimizin mağduriyet yasamaması için bölgemizdeki kış ve ilkbahar yağışları, havzalardaki su durumu ile Meriç ve Tunca Nehirlerinin su debileri ilgili kurum, kuruluş, birlik ve kooperatifler tarafından takip edilmekte olup, 2025 yılı Nisan ayının ilk yarısına kadar İl Kuraklık Kriz Merkezi ile il ve ilçe Çeltik Komisyonlarınca alınacak önlemler (sulama planlaması, alternatif ürünlere yönlendirme vb.) ile çeltik ekim sahaları belirleme çalışmaları tamamlanacaktır.”

‘Asgari ücretli açlığa mahkum’

Tüketici ve Koruma Derneği (TÜKODER), “Açıklanan asgari ücret yoksulluğu derinleştirerek, temel ihtiyaçların karşılanma hakkını yok saymaktadır“ dedi.
TÜKODER Edirne Şube Başkanı Tarık Kenan Parlar tarafından paylaşılan Merkez Yönetim Kurulu’nun “Asgari ücretli açlığa mahkum edilmektedir” başlıklı açıklamasında şunlara yer verildi:
“Açıklanan yeni asgari ücret, milyonlarca çalışan ve aileleri için derin bir hayal kırıklığı yaratmıştır. Bu artış, artan hayat pahalılığı, yüksek enflasyon oranları ve temel gıda ile barınma maliyetlerindeki büyük artış karşısında tamamen yetersiz kalmış, asgari ücretli açlığa ve yoksulluğa mahkum edilmiştir. Açlık sınırı kadar asgari ücret ilan edilmesini anlamak mümkün değildir.22.104 lira ile emekçi sahipsiz kalmış, sermaye desteklenmiştir.
Asgari ücret, yalnızca bir ücret değil; insan onuruna yakışır bir yaşamın sağlanması için temel bir haktır. Ancak, açıklanan bu düşük ücretle, halkımızın en temel ihtiyaçlarını bile karşılaması mümkün görünmemektedir. Gıda, barınma, sağlık, eğitim ve enerji gibi en temel gereksinimlere ulaşmanın bu koşullarda imkânsız hale gelmesi, evrensel bir hak olan “temel ihtiyaçların karşılanma hakkı”nı da ihlal etmektedir.
Bugün elektrik, su, doğalgaz faturaları, kira ve gıda fiyatlarındaki fahiş artışlar göz önüne alındığında, açıklanan asgari ücret, yalnızca çalışanları değil, toplumun genelini yoksulluğa sürüklemektedir. Bu durum, sadece bireysel refahı değil, sosyal dengeyi ve toplumsal barışı da ciddi şekilde tehdit etmektedir.
Bu nedenle;Asgari ücretin, enflasyon oranı ve yoksulluk sınırı dikkate alınarak belirlenmesi, tüketicinin alım gücü ve yaşam kalitesinin artırılması, insanca yaşam hakkının korunması için zorunludur.
Devletin kamu alacaklarını yeniden değerleme oranına göre artırırken, çalışanların ve emeklilerin gelirlerini bu oranın altında bırakması, tüketicilerin alım gücünü daha da düşürmektedir. Bu durum, halkın borçlanma oranlarını artırmakta, temel ihtiyaçlara erişimi zorlaştırmakta ve ekonomik eşitsizliği derinleştirmektedir.Vergi ve harçlar gibi devlet gelirlerinde enflasyon artış oranları dikkate alınarak yapılanzamlar, çalışanlar ve emekliler için de enflasyonun üzerinde belirlenecek oranlarda gelir artışı ile dengelenmelidir. Aksi halde bu, tüketicilere yüklenen bir cezadan farksızdır.
Tüketicilerin enflasyon karşısında korunması ve yaşam standartlarının iyileştirilmesi, sosyal devlet ilkesinin bir gereğidir.
Tüm yetkililere sesleniyoruz: Vergide, maaşta ve emeklilikte adalet istiyoruz!
TÜKODER olarak, toplumun en temel hakkı olan “onurlu bir yaşam sürdürme hakkı”nın ihlal edilmesine karşı çıkıyoruz. İktidarı ve ilgili kurumları, halkın sesine kulak vermeye, açlık ve yoksulluğun daha da derinleşmesini engellemek için acil önlemler almaya çağırıyoruz. Yaşasın TÜKODER. Yaşasın Örgütlü Mücadelemiz.”

Balıkta ‘halk günü’


Havsa ilçenin en eski balıkçılarından Emirkan Balıkçılığın sahibi 53 yaşındaki Tanju Çıdacı, her hafta bir balık türünde halk günü gerçekleştiriyor.
Emirkan Balıkçılığın sahibi Çıdacı, 30 yılı aşkın balıkçılık mesleğinde müşterilerine taze ve Karadeniz’in lezzetli balıklarını sunmanın gururunu yaşıyor.


Karadeniz’in zengin deniz ürünleri ve balık çeşitlerini Kırklareli’nin Demirköy İlçesine bağlı İğneada beldesindeki balıkçı teknelerinden temin eden Çıdacı, mevsimine göre tezgahında başta Hamsi olmak üzere Palamut, Lüfer, Çinekop, Tekir ve Mezgit’in bulunduğunu belirtti.
Müşterilerine en taze ve lezzetli balıkları sunduğunu iddia eden Çıdacı, “Her hafta bir balık türünde halk günü yapıyoruz. Gün boyu tek bir balık türünü tezgahımda tükenene kadar piyasadan daha düşük fiyata satıyorum. Bu indirimi haftanın bir günü mutlaka yapıyorum” dedi.
Bu haftaki halk günü indiriminde kilosu 200 TL olan hamsi 100 TL den satılırken, Palamut tane (1 kg 100 gram) 150 TL, Çinekop 200-250 TL/kg, İstavrit 150 TL/ kg, Barbun 200 TL/kg, Sardalye 100 TL/kg, Levrek 350 TL/kg, Çupra 350 TL/ kg müşteriye arz ediliyor.

‘Destekler acilen ödenmeli’


Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, ülke genelinde yaşanan doğal afetlerin sayısı ve şiddetinin her geçen gün artığını, bu durumdan en çok doğa koşullarına bağımlı olarak üretim yapan çiftçilerinin etkilendiğini söyledi.
TZOB Genel Başkanı Bayraktar, son dönemlerde yaşanan doğal afetlerin üretime verdiği zararı yaptığı görüntülü basın açıklamasında değerlendirdi. “Üreticilerimi-zin üretime devam edebilmeleri için destekler acilen ödenmelidir” diyen Bayraktar, açıklamasını şöyle sürdürdü;
“2023 yılında meydana gelen doğal afetlerin sayısı 10 yıl öncesine göre 3 kat artarak 1475 oldu. 2024 yılının ilk 8 ayında 900 doğal afet meydana geldi.Bu afetlerin yüzde 36’sı şiddetli yağış ve sel, yüzde 22’si dolu, yüzde 21’i fırtına ve hortum şeklinde gerçekleşti.
Samsun’un Bafra ilçesinde ağustos ve eylül aylarında şiddetli yağış sebebiyle sel meydana geldi.Karnabahar, brokoli ve lahana gibi ürünlerin su altında kalmasıyla ürünler zarar gördü. Yaşanan bu afet hem çiftçilerimizin emeklerini boşa çıkardı hem de ürün fiyatlarının artmasına sebep oldu.”
“Üreticilerimiz yaralarının sarılmasını bekliyor”
“Ekim ayında Çanakkale’nin Biga ilçesinde 45 bin dekar alanda dolu afeti oldu ve çeltik alanlarının tamamı zarar gördü. Olay sonrası biz de Biga’yı ziyaret ederek,çiftçilerimizle bir araya geldik.
Fakat Ziraat Odamızdan aldığımız bilgilere göre aradan geçen bir buçuk aylık sürede henüz çiftçilerimizin yaralarını saracak bir gelişme olmadı. Üreticilerimizin üretime devam edebilmeleri için destekler acilen ödenmelidir.
Antalya ve Mersin’de yaşanan şiddetli yağış ve fırtına, yılın 12 ayı tarımsal üretim arzına hizmet eden seraları vurdu ve zarar verdi. Şiddetli yağışla birlikte bazı seraları su bastı. Ardından saatte 100 km hızını bulan fırtına ve hortum; sera yapılarına, ürünlere ve güneş panellerine zarar verdi.”
“Sera üretiminin yapıldığı illerde yaşanan doğal afetler endişe vericidir”
“Türkiye’deki örtü altı üretim alanlarının yüzde 65’i Antalya ve Mersin’de bulunuyor. Yine örtü altında üretilen sebzelerin yüzde 68’i bu iki ilde üretiliyor. Bu sebeple, tarlada üretimin bittiği, meyve-sebze fiyatlarının arttığı bu dönemde Antalya ve Mersin’de yaşanan afetler endişe vericidir.
Ne yazık ki doğal afetlere karşı alınacak önlemler sınırlı kalıyor ve tam olarak koruma sağlayamıyor. Tarım sigortalarının önemi tam da bu noktada ortaya çıkıyor. Devlet destekli tarım sigortaları sayesinde sigortalı çiftçi sayısında artış olsa da yeterli değildir.
Antalya ve Mersin’deki Ziraat Odalarımızdan aldığımız bilgilere göre örtü altı üretimi yapan çiftçilerimizin çok azı sigorta yaptırabilmiştir. Yapılan kolaylaştırmalara rağmen primler çiftçilerimiz için halen yüksektir. Dolayısıyla devlet desteği artırılarak primler çiftçilerimiz için daha makul bir düzeye çekilmelidir.
Ayrıca örtü altı üreticilerimizin sigorta ile ilgili bir diğer sorunu da sera parsellerinde sehven meydana gelen kaymalardır. Bu durum çiftçilerin bakanlık kayıt sistemlerine kayıt olamamasına ve dolayısıyla da tarım sigortası yaptıramamasına sebep oluyor. Yıllardır sigorta yapılan aynı parseller emsal kabul edilerek bu sorun çözülmelidir.”
“Destekler üreticilerimize zamanında ulaştırılmalıdır. Geç verilen destek, destek değildir”
“Çiftçilerimizin sigortaya olan ilgilerini artırmak için istekleri ve beklentileri daha fazla dikkate alınmalıdır. Çiftçilerimizi tarımsal üretimden koparmamak ve ülkenin gıda arzını korumak birincil gayemiz olmalıdır.
Hali hazırda yüklü borçlar altına girerek tarımsal üretim yapan çiftçilerimizin ekonomisi birkaç saat içinde yaşanıp biten doğal afetlerle sarsılmaktadır. Bu sebeple doğal afetlerin sonrasında yapılan yardımlar artırılmalı, çiftçilerimiz ayakta tutulmalıdır.
Bir ürünün yalnızca bulunabilir değil, tüketici tarafından satın alınabilir olması da önemlidir. Bu yüzden gıda enflasyonunun körüklenmesine sebep olacak bu gibi doğal afetlerde çiftçilerimize daha fazla destek olunmalıdır.
Unutulmamalıdır ki üretimden bir kez kopan çiftçimizi geri getirmek çok zordur. Destekler üreticilerimize zamanında ulaştırılmalıdır. Geç verilen destek, destek değildir.”