Kategori arşivi: Ekonomi

Edirne’de en çok ithalat Çin’den


Edirne’de 2024 yılı Kasım ayında ihracat 8 milyon 139 bin dolar, ithalat 3 milyon 514 bin dolar olarak gerçekleşti.
Türkiye İstatistik Kurumu 2024 Yılı Kasım Ayı Dış Ticaret İstatistiklerinden yararlanarak “Edirne, Tekirdağ, Kırklareli İlleri Dış Ticaret İstatistikleri, Kasım 2024” konusunda bir basın bülteni hazırladı. Söz konusu paylaşım şöyle:
“Edirne’de 2024 yılı Kasım ayında ihracat 8 milyon 139 bin dolar olarak gerçekleşti.Tekirdağ’da 2024yılı Kasım ayında ihracat 280 milyon 522 bin dolar olarak gerçekleşti. Kırklareli’nde 2024 yılı Kasım ayında ihracat 26 milyon 567 bin dolar olarak gerçekleşti.
Türkiye İstatistik Kurumu ile Ticaret Bakanlığı iş birliğiyle genel ticaret sistemi kapsamında üretilen geçici dış ticaret verilerine göre; ihracat 2024 yılı Kasım ayında, bir önceki yılın aynı ayına göre %3,1 azalarak 22 milyar 289 milyon dolar, ithalat %2,7 artarak 29 milyar 748 milyon dolar olarak gerçekleşti.
Edirne’de 2024 yılı Kasım ayında ithalat 3 milyon 514 bin dolar olarak gerçekleşti. Tekirdağ’da 2024 yılı Kasım ayında ithalat 166 milyon 387 bin dolar olarak gerçekleşti. Kırklareli’nde 2024 yılı Kasım ayında ithalat 5 milyon 435 bin dolar olarak gerçekleşti.”
Türkiye geneline göre Edirne’de ihracatta 61, ithalatta ise 44 sırada yer aldı..
Edirne’de Kasım ayında en çok ihracat Bosna-Hersek, Bulgaristan ve Yunanistan, en çok ithalat Çin, Bulgaristan ve Sırbistan, Kırklareli’nde Kasım ayında en çok ihracat Bulgaristan, Almanya ve Sierra Leone, en çok ithalat ise Rusya Federasyonu, Çin ve Hindistan, Tekirdağ’ da ise Kasım ayında en çok ihracat Almanya, ABD ve Rusya Federasyonu, en çok ithalat da Çin, Güney Kore ve Almanya ile yapıldı.

Esnafın sermaye sancısı!

Olgay GÜLER

Ülke genelinde yıl boyunca ekonomik ibreleri zorlayan enflasyon, yerelde küçük ve orta ölçekli işletmelerin de ayakta kalmasını engelliyor.

Edirne’de birden çok şubesi bulunan yerel marketler, giderek artan maliyetler nedeniyle  işletmelerinde küçülmeye giderken, ekonomik belirsizlik esnafı kara kara düşündürüyor. Edirne Esnaf ve Sanatkarları Odaları Birliği (EDESOB) Başkanı Kemal Cingöz, Türkiye’de yaşanan enflasyonist ortamda aile işletmesi olmayan çok sayıda orta ölçekli işetmenin kapanmaya gidebileceğini ifade etti.

‘ESNAF SATTIĞINI YERİNE KOYAMIYOR’

Cingöz; “Mutlak suretle girdi fiyatları gelirden fazla olduğu için kapatmalar oluyor. Çünkü hiç kimse bir iş yerini kapatmak için açmaz. Oradan kar etmek amacıyla, çoluk çocuğun rızkını temin etmek için açar. Fakat gelir gideri karşılamıyorsa Türkiye’de bir deyim var; ‘Zararın neresinden dönersen kardır’ derler. Bence marketlerin kapanması onun içindir. Bundan sonra bence orta ölçekli işletmeler ayakta duramaz. Aile şirketleri ayakta kalacaktır. Bunun nedeni de eşiyle, çocuğuyla çalışan ufak işletmelerin gideri daha az olduğundan dolayı onlar hayatını idame ettirecek. Yoksa işçi çalıştıranlar batmaya mahkumdur. Çünkü esnaf bugün sattığını, bir hafta sonra sattığı paraya yerine koyamıyor. Para aynı durur gibi gözüküyor veya fazlalaşır gibi gözüküyor ama sermaye azalıyor. Mesela bir alışverişte 10 paket ürün almışsa, sattığı ürünün karıyla beraber 1 ay sonra karıyla beraber 9 paket yerine koyabiliyor” şeklinde konuştu.

‘FİYAT İSTİKRARI SAĞLANMALI’

Küçük ve orta ölçekli işletmelerin ayakta kalabilmesi için fiyat istikrarının sağlanması gerektiğine ifade eden Cingöz, “Fiyat istikrarı sağlanmadığı müddetçe işletmelerin ayakta kalma şansı bence çok zor. Mahallemizdeki bir de küçük bakkal dediğimiz işletmelerimiz var. Bunlar da 3 harfli marketlerden şikayetçi. Onlar da mahalle bakkallarını çok zora sokan veya kapanmasına batmasına sebep olan büyük işletmeler. Onlarda yok yok. Yani bakkalın sattığı kalemden para kazanmasa da ötekinden para kazanıp hayatını idame ettirebiliyor. Bakkalın onunla rekabet şansı mümkün değil. Yani büyük balık küçük balığı yutar” diye konuştu.

Sütte kritik süreç!

Olgay GÜLER
Edirne İl Genel Meclisi Üyesi Cevdet Kurt, Ulusal Süt Konseyi tarafından çiğ süt tavsiye alım fiyatının yüzde 17’lik artışla 17,15 TL olarak güncellenmesine tepki gösterdi.
Ulusal Süt Konseyi’nin, 8 aylık aranın ardından güncellemeye giderek yüzde 17 artışla, 15 liradan 17 lira 15 kuruşa çıkardığı çiğ süt fiyatına, üreticilerden tepkiler sürüyor. Üreticiler, bir litre sütün maliyetinin en az 19 lira olduğunu belirtirken, açıklanan fiyatla üretimin sürdürülebilir olmadığını dile getiriyor. Kendisi de süt üreticisi olan Edirne İl Genel Meclisi’nin CHP’li üyesi Cevdet Kurt, fiyatın beklentinin çok altında kaldığını söyledi.
‘BÖYLE DEVAM EDERSE 1 YIL SONRA İÇECEK SÜT, YİYECEK ET BULAMAYIZ’
Açıklanan fiyatın süt üreticisini zor durumda bıraktığını belirten Kurt, “Fiyatlar açıklandığı andan itibaren yem fiyatlarında artışlar yaşandı. Bu rakamlar üreticinin eline 60 gün sonra geçecektir. Bu şartlarda hayvancılık sürdürülebilir değildir. Şu anda bir litre sütün maliyeti, 20 lira 30 kuruş. En azından 23 lira 50 kuruş fiyat açıklanması gerekiyordu. Ama fiyatlar beklentinin çok altında kaldı ve üretici çok zor durumda. Şu anda mezbaha kesim fiyatları da çok düşük seviyede. Üretici şu anda perişan durumda. Yetkililerin tekrardan toplanarak süt fiyatlarını gözden geçirmeleri gerekiyor. Üretici ne zaman zam istese, ithalat kapısını açıyorlar. Üretici, bu şartlarda üretime devam edemez. Böyle devam ederse 1 yıl sonra içecek süt, yiyecek et bulamayız. Şu anda ülkedeki hayvancılık en az yüzde 15 geriledi. Bende 30 inek vardı, şu anda 22 ineğe düştü” dedi.

2025 Asgari Ücretle Birlikte Güncellenen Maaş ve Primler Belli Oldu

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan, 2025 yılı asgari ücretine yüzde 30 oranında zam yapıldığını açıkladı. Yeni düzenlemeyle, 1 Ocak 2025 tarihinden itibaren geçerli olacak asgari ücret net 22 bin 104 TL olarak belirlendi.

Elazığ Haber’in haberine göre; Asgari ücrete yapılan artışla birlikte işsizlik maaşı, stajyer maaşı, Genel Sağlık Sigortası (GSS) primi, Bireysel Emeklilik Sistemi (BES) kesintisi gibi birçok ödeme kalemi de yeniden düzenlendi.

2025 Yılı İçin Güncellenen Miktarlar:

  • Stajyer Maaşı: 5.100,64 TL’den 6.630,83 TL’ye yükseltildi.
  • En Düşük İşsizlik Maaşı: 7.940,33 TL’den 10.332,43 TL’ye çıktı.
  • En Yüksek İşsizlik Maaşı: 15.880,66 TL’den 20.644,86 TL’ye yükseldi.
  • Ev Hizmetlerinde Çalışanların Aylık Prim Ödemesi: 6.500,81 TL’den 8.451,05 TL’ye çıktı.
  • Günlük GSS Primi: 600,80 TL’den 781,04 TL’ye yükseldi.
  • İsteğe Bağlı En Düşük Sigorta Primi: 6.400,80 TL’den 8.321,04 TL’ye çıktı.
  • İsteğe Bağlı En Yüksek Sigorta Primi: 48.006,05 TL’den 62.407,87 TL’ye yükseldi.
  • En Düşük Bağkur Primi: 5.950,75 TL’den 7.735,98 TL’ye çıkarıldı.
  • Bireysel Emeklilik Sistemi (BES) Kesintisi: 600,07 TL’den 780,09 TL’ye yükseldi.

Yeni düzenlemeler, çalışanların maaş ve prim oranlarında önemli artışlar getirirken, sosyal güvenlik ödemelerinde de ciddi değişiklikler yaşandı.

2025 yılı itibarıyla yürürlüğe girecek bu rakamlar, hem çalışanlar hem de işverenler için bütçelerin yeniden şekillenmesini gerektiriyor.

Çeltik için yağış ve debilere yakın takip


Edirne İl Tarım ve Orman Müdürlüğü, 2025 yılı çeltik ekim alanlarının belirlenmesi için yağışların ve nehir debilerinin yakından takip edildiğini bildirdi. İl Müdürlüğü duyurusunda 2025 yılı Nisan ayının ilk yarısına kadar çeltik ekim alanlarının belirleneceğine yer verildi.
Edirne’de bu yıl ortaya çıkan kuraklık başta çeltik ve ayçiçeği üreticilerine zor günler yaşatırken, 2025 yılında aynı tür sorunlara karşı önlem alınabilmesi için adımlar atılıyor.
Edirne İl Tarım ve Orman Müdürlüğü, Türkiye’nin çeltik üretiminin yaklaşık % 41’ini karşılayan Edirne’de 2024 yılında 486.000 dekar alanda çeltik üretimi gerçekleştirildiğini kaydederken yaşanan kuraklığın getirdiği sorunlara da dikkat çekti.

DCIM\100MEDIA\DJI_0920.JPG


İl Müdürlüğü duyurusunda, “2024 yılında hava sıcaklıklarının mevsim normallerinin üzerinde seyretmesi ve yağış miktarlarının düşük olması nedeniyle bölgemizdeki baraj, göl ve göletlerdeki su seviyeleri giderek azalmış, Meriç ile Tunca Nehirlerinin debilerinde düşüşler meydana gelmiştir. 2024 yılı çeltik üretim sezonunda üreticilerin kuraklıktan zarar görmemesi için il ve ilçe Çeltik Komisyonlarınca kararlar alınmak suretiyle dönüşümlü sulama yapılarak üretim sezonunun en az kayıpla tamamlanması sağlanmıştır” denildi.
2025 İÇİN YAĞIŞ VE NEHİR DEBİLERİ TAKİPTE
İl Müdürlüğü duyurusunda şunlara yer verildi:
“Önümüzdeki 2025 yılı üretim sezonunda çeltik üretimi yapan çiftçilerimizin mağduriyet yasamaması için bölgemizdeki kış ve ilkbahar yağışları, havzalardaki su durumu ile Meriç ve Tunca Nehirlerinin su debileri ilgili kurum, kuruluş, birlik ve kooperatifler tarafından takip edilmekte olup, 2025 yılı Nisan ayının ilk yarısına kadar İl Kuraklık Kriz Merkezi ile il ve ilçe Çeltik Komisyonlarınca alınacak önlemler (sulama planlaması, alternatif ürünlere yönlendirme vb.) ile çeltik ekim sahaları belirleme çalışmaları tamamlanacaktır.”

‘Asgari ücretli açlığa mahkum’

Tüketici ve Koruma Derneği (TÜKODER), “Açıklanan asgari ücret yoksulluğu derinleştirerek, temel ihtiyaçların karşılanma hakkını yok saymaktadır“ dedi.
TÜKODER Edirne Şube Başkanı Tarık Kenan Parlar tarafından paylaşılan Merkez Yönetim Kurulu’nun “Asgari ücretli açlığa mahkum edilmektedir” başlıklı açıklamasında şunlara yer verildi:
“Açıklanan yeni asgari ücret, milyonlarca çalışan ve aileleri için derin bir hayal kırıklığı yaratmıştır. Bu artış, artan hayat pahalılığı, yüksek enflasyon oranları ve temel gıda ile barınma maliyetlerindeki büyük artış karşısında tamamen yetersiz kalmış, asgari ücretli açlığa ve yoksulluğa mahkum edilmiştir. Açlık sınırı kadar asgari ücret ilan edilmesini anlamak mümkün değildir.22.104 lira ile emekçi sahipsiz kalmış, sermaye desteklenmiştir.
Asgari ücret, yalnızca bir ücret değil; insan onuruna yakışır bir yaşamın sağlanması için temel bir haktır. Ancak, açıklanan bu düşük ücretle, halkımızın en temel ihtiyaçlarını bile karşılaması mümkün görünmemektedir. Gıda, barınma, sağlık, eğitim ve enerji gibi en temel gereksinimlere ulaşmanın bu koşullarda imkânsız hale gelmesi, evrensel bir hak olan “temel ihtiyaçların karşılanma hakkı”nı da ihlal etmektedir.
Bugün elektrik, su, doğalgaz faturaları, kira ve gıda fiyatlarındaki fahiş artışlar göz önüne alındığında, açıklanan asgari ücret, yalnızca çalışanları değil, toplumun genelini yoksulluğa sürüklemektedir. Bu durum, sadece bireysel refahı değil, sosyal dengeyi ve toplumsal barışı da ciddi şekilde tehdit etmektedir.
Bu nedenle;Asgari ücretin, enflasyon oranı ve yoksulluk sınırı dikkate alınarak belirlenmesi, tüketicinin alım gücü ve yaşam kalitesinin artırılması, insanca yaşam hakkının korunması için zorunludur.
Devletin kamu alacaklarını yeniden değerleme oranına göre artırırken, çalışanların ve emeklilerin gelirlerini bu oranın altında bırakması, tüketicilerin alım gücünü daha da düşürmektedir. Bu durum, halkın borçlanma oranlarını artırmakta, temel ihtiyaçlara erişimi zorlaştırmakta ve ekonomik eşitsizliği derinleştirmektedir.Vergi ve harçlar gibi devlet gelirlerinde enflasyon artış oranları dikkate alınarak yapılanzamlar, çalışanlar ve emekliler için de enflasyonun üzerinde belirlenecek oranlarda gelir artışı ile dengelenmelidir. Aksi halde bu, tüketicilere yüklenen bir cezadan farksızdır.
Tüketicilerin enflasyon karşısında korunması ve yaşam standartlarının iyileştirilmesi, sosyal devlet ilkesinin bir gereğidir.
Tüm yetkililere sesleniyoruz: Vergide, maaşta ve emeklilikte adalet istiyoruz!
TÜKODER olarak, toplumun en temel hakkı olan “onurlu bir yaşam sürdürme hakkı”nın ihlal edilmesine karşı çıkıyoruz. İktidarı ve ilgili kurumları, halkın sesine kulak vermeye, açlık ve yoksulluğun daha da derinleşmesini engellemek için acil önlemler almaya çağırıyoruz. Yaşasın TÜKODER. Yaşasın Örgütlü Mücadelemiz.”

Balıkta ‘halk günü’


Havsa ilçenin en eski balıkçılarından Emirkan Balıkçılığın sahibi 53 yaşındaki Tanju Çıdacı, her hafta bir balık türünde halk günü gerçekleştiriyor.
Emirkan Balıkçılığın sahibi Çıdacı, 30 yılı aşkın balıkçılık mesleğinde müşterilerine taze ve Karadeniz’in lezzetli balıklarını sunmanın gururunu yaşıyor.


Karadeniz’in zengin deniz ürünleri ve balık çeşitlerini Kırklareli’nin Demirköy İlçesine bağlı İğneada beldesindeki balıkçı teknelerinden temin eden Çıdacı, mevsimine göre tezgahında başta Hamsi olmak üzere Palamut, Lüfer, Çinekop, Tekir ve Mezgit’in bulunduğunu belirtti.
Müşterilerine en taze ve lezzetli balıkları sunduğunu iddia eden Çıdacı, “Her hafta bir balık türünde halk günü yapıyoruz. Gün boyu tek bir balık türünü tezgahımda tükenene kadar piyasadan daha düşük fiyata satıyorum. Bu indirimi haftanın bir günü mutlaka yapıyorum” dedi.
Bu haftaki halk günü indiriminde kilosu 200 TL olan hamsi 100 TL den satılırken, Palamut tane (1 kg 100 gram) 150 TL, Çinekop 200-250 TL/kg, İstavrit 150 TL/ kg, Barbun 200 TL/kg, Sardalye 100 TL/kg, Levrek 350 TL/kg, Çupra 350 TL/ kg müşteriye arz ediliyor.

‘Destekler acilen ödenmeli’


Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, ülke genelinde yaşanan doğal afetlerin sayısı ve şiddetinin her geçen gün artığını, bu durumdan en çok doğa koşullarına bağımlı olarak üretim yapan çiftçilerinin etkilendiğini söyledi.
TZOB Genel Başkanı Bayraktar, son dönemlerde yaşanan doğal afetlerin üretime verdiği zararı yaptığı görüntülü basın açıklamasında değerlendirdi. “Üreticilerimi-zin üretime devam edebilmeleri için destekler acilen ödenmelidir” diyen Bayraktar, açıklamasını şöyle sürdürdü;
“2023 yılında meydana gelen doğal afetlerin sayısı 10 yıl öncesine göre 3 kat artarak 1475 oldu. 2024 yılının ilk 8 ayında 900 doğal afet meydana geldi.Bu afetlerin yüzde 36’sı şiddetli yağış ve sel, yüzde 22’si dolu, yüzde 21’i fırtına ve hortum şeklinde gerçekleşti.
Samsun’un Bafra ilçesinde ağustos ve eylül aylarında şiddetli yağış sebebiyle sel meydana geldi.Karnabahar, brokoli ve lahana gibi ürünlerin su altında kalmasıyla ürünler zarar gördü. Yaşanan bu afet hem çiftçilerimizin emeklerini boşa çıkardı hem de ürün fiyatlarının artmasına sebep oldu.”
“Üreticilerimiz yaralarının sarılmasını bekliyor”
“Ekim ayında Çanakkale’nin Biga ilçesinde 45 bin dekar alanda dolu afeti oldu ve çeltik alanlarının tamamı zarar gördü. Olay sonrası biz de Biga’yı ziyaret ederek,çiftçilerimizle bir araya geldik.
Fakat Ziraat Odamızdan aldığımız bilgilere göre aradan geçen bir buçuk aylık sürede henüz çiftçilerimizin yaralarını saracak bir gelişme olmadı. Üreticilerimizin üretime devam edebilmeleri için destekler acilen ödenmelidir.
Antalya ve Mersin’de yaşanan şiddetli yağış ve fırtına, yılın 12 ayı tarımsal üretim arzına hizmet eden seraları vurdu ve zarar verdi. Şiddetli yağışla birlikte bazı seraları su bastı. Ardından saatte 100 km hızını bulan fırtına ve hortum; sera yapılarına, ürünlere ve güneş panellerine zarar verdi.”
“Sera üretiminin yapıldığı illerde yaşanan doğal afetler endişe vericidir”
“Türkiye’deki örtü altı üretim alanlarının yüzde 65’i Antalya ve Mersin’de bulunuyor. Yine örtü altında üretilen sebzelerin yüzde 68’i bu iki ilde üretiliyor. Bu sebeple, tarlada üretimin bittiği, meyve-sebze fiyatlarının arttığı bu dönemde Antalya ve Mersin’de yaşanan afetler endişe vericidir.
Ne yazık ki doğal afetlere karşı alınacak önlemler sınırlı kalıyor ve tam olarak koruma sağlayamıyor. Tarım sigortalarının önemi tam da bu noktada ortaya çıkıyor. Devlet destekli tarım sigortaları sayesinde sigortalı çiftçi sayısında artış olsa da yeterli değildir.
Antalya ve Mersin’deki Ziraat Odalarımızdan aldığımız bilgilere göre örtü altı üretimi yapan çiftçilerimizin çok azı sigorta yaptırabilmiştir. Yapılan kolaylaştırmalara rağmen primler çiftçilerimiz için halen yüksektir. Dolayısıyla devlet desteği artırılarak primler çiftçilerimiz için daha makul bir düzeye çekilmelidir.
Ayrıca örtü altı üreticilerimizin sigorta ile ilgili bir diğer sorunu da sera parsellerinde sehven meydana gelen kaymalardır. Bu durum çiftçilerin bakanlık kayıt sistemlerine kayıt olamamasına ve dolayısıyla da tarım sigortası yaptıramamasına sebep oluyor. Yıllardır sigorta yapılan aynı parseller emsal kabul edilerek bu sorun çözülmelidir.”
“Destekler üreticilerimize zamanında ulaştırılmalıdır. Geç verilen destek, destek değildir”
“Çiftçilerimizin sigortaya olan ilgilerini artırmak için istekleri ve beklentileri daha fazla dikkate alınmalıdır. Çiftçilerimizi tarımsal üretimden koparmamak ve ülkenin gıda arzını korumak birincil gayemiz olmalıdır.
Hali hazırda yüklü borçlar altına girerek tarımsal üretim yapan çiftçilerimizin ekonomisi birkaç saat içinde yaşanıp biten doğal afetlerle sarsılmaktadır. Bu sebeple doğal afetlerin sonrasında yapılan yardımlar artırılmalı, çiftçilerimiz ayakta tutulmalıdır.
Bir ürünün yalnızca bulunabilir değil, tüketici tarafından satın alınabilir olması da önemlidir. Bu yüzden gıda enflasyonunun körüklenmesine sebep olacak bu gibi doğal afetlerde çiftçilerimize daha fazla destek olunmalıdır.
Unutulmamalıdır ki üretimden bir kez kopan çiftçimizi geri getirmek çok zordur. Destekler üreticilerimize zamanında ulaştırılmalıdır. Geç verilen destek, destek değildir.”

Yayla Balıkçı Barınağı kiralık


Keşan İlçesi Yayla Balıkçı Barınağı’nın işletme hakkı 27 Aralık 2024 Cuma günü 10 yıl süreli olarak ihaleye çıkarılacak.
Edirne İl Tarım Ve Orman Müdürlüğü’nden Yayla Balıkçı Barınağı’nın 10 yıl süreli kiralanmasına ilişkin ihale ilanında özetle şu bilgilere yer veriliyor:
“1380 Sayılı Su Ürünleri Kanunun 17’inci maddesi ve bu kanununa bağlı Balıkçı Barınakları Yönetmeliğinin 8’inci maddesi ve uygulama esaslar genelgesi kapsamında; İlimiz Keşan İlçesinde bulunan mülkiyeti Maliye Hazinesine ait olan Yayla Balıkçı Barınağı toplam 158.793,10 m2’lik alanın işletme amaçlı olarak 10 yıl süre ile kiraya verilmek üzere, 27/12/2024 tarihi Cuma günü, saat 10:30’de Edirne Tarım ve Orman İl Müdürlüğü Toplantı salonunda açık pazarlık usulüyle ihaleye çıkılacak olup, kiralama işlemlerinin Edirne İl Tarım ve Orman Müdürlüğümüzce yapılacağı ilanen duyurulur.
Yayla Balıkçı Barınağının 1. yıl muhammen kira bedeli 120.586,69 TL + % 0,948 Damga Pulu Vergisi + %0,569 İhale Karar Pulu (Yüzyirmibin beşyüz seksenaltı Türk Lirası altmışdokuz Kuruş + % 0,948 Damga Pulu Vergisi + %0,569 İhale Karar Pulu) olarak belirlenmiştir.
İkinci yılın kira bedeli ilk yılın kira bedeli üzerine Türkiye İstatistik Kurumunca yayımlanan Tarım Üretici fiyat endeksi (Tarım Ürünleri ÜFE- on iki aylık ortalama yüzde değişim) oranında artırılması suretiyle, gelirleri Genel Bütçeye ait olmak üzere Edirne Defterdarlığı Muhasebe Müdürlüğüne veya ilçelerde Malmüdürlüğüne yatırılacaktır.”

‘Asgari ücret 28 bin lira altında olmamalı’


Olgay GÜLER
Edirne Esnaf ve Sanatkar Odaları Birliği (EDESOB) Başkanı Kemal Cingöz, bu hafta belirlenmesi beklenen 2025 yılı asgari ücret rakamının, 28-30 bin lira arasında olması gerektiğini söyledi.
Türkiye genelinde milyonlarca çalışanın dört gözle beklediği asgari ücretin, bu hafta hükümet, işçi ve işverenden oluşan Asgari Ücret Tespit Komisyonu’nun toplanmasının ardından belli olması bekleniyor. Son olarak kameralar karşısında geçen TÜRK-İŞ Başkanı Ergün Atalay, asgari ücret taleplerinin 29 bin 583 lira olduğunu açıkladı. Edirne’de esnafın nabzını tutan kurumlardan EDESOB Başkanı Kemal Cingöz de, 28-30 bin liralının altında belirlenecek bir ücretle vatandaşların geçinmesinin mümkün olmadığını söyledi.
‘MAKUL OLANI 28-30 BİN LİRA’
Asgari ücretle ilgili görüşlerini paylaşan Cingöz, “Asgari ücret verene daima çok, alana daima azdır. Bence makul olan asgari ücretin 28-30 bin lira arasında olmasıdır. O rakamın altındaki asgari ücretle bu ülkede insanların geçinmesi mümkün değil. Düşünün şimdi; 100 tane işçisi olan birini. Asgari ücreti de 30 bin lira yaptılar. Sadece asgari ücret üzerinden baktığınız zaman bir kişinin maaşı 13 bin lira artıyor. Yüz kişide kaç para yaptı? 1 milyon 300 bin lira. Acaba o işletme günlük kırk bin lira daha fazla para kazanabilecek mi? Yani dengeyi de tutturmak lazım. Bence bu ülkede geçinmek için 28-30 bin lira olması lazım” dedi.
‘YILBAŞINDAN SONRA NE OLACAĞINI KESTİRMEK ZOR’
Yaklaşan yılbaşı dolayısıyla Edirne’deki alışveriş hareketliliğine de değinen Cingöz, “Fiyatların vatandaşı memnun etmesi mümkün değil. Fiyatlar her gün değişiyor ama vatandaşın özellikle sabit ücretlerini yani emeklinin, memurun, asgari ücretlinin ücretinde herhangi bir değişiklik yok. Geçen sene yılbaşında verilen zamlar bugün acaba hangi rakamlara düştü? Yani 17 bin liralık asgari ücret geçen yılın 10 bin liralık alışverişini yapıyor mu? Yapmıyor mu? Onu iyi bir tartmak lazım. Vatandaşı memnun etmesi mümkün değil. Esnaf açısından bakarsanız suni bir gündem, yılbaşı vesilesiyle karınca kararınca biri bin lira harcar, biri de 50 lira harcar ama vatandaş illa bir şeyler almak durumunda ve alıyor da zaten. Onun için yılbaşı için esnaf için günlük olarak iyidir ama yılbaşından sonra bugün sattığı ürünü acaba yerine koyabilecek mi? Çünkü asgari ücret artacak. Sadece asgari ücretle kalmıyor, sigorta primi artacak. Bunun yanında enerjiye zam gelirse sattığına asla yerine koyamaz. Bugün günlük olarak esnaf için bir hareketlilik olmuş olabilir, iyi de görünebilir ama yılbaşından sonra ne olacağını kimsenin kestirme şansı yok” diye konuştu.
‘2024 VERİMLİ BİR YIL OLMADI’
Cingöz, 2024 yılının hiç kimse açısından verimli bir yıl olmadığını da söyleyerek, “Yani inşallah 2025, 2024’ten daha kötü olmaz. 2024 hiç kimse açısından verimli bir yıl olmadı. Şu anda dahi bize esnaftan zam talepleri var ama biz bekletiyoruz. Bir önümüzde şu yılbaşını bir görelim bakalım, asgari ücret ne olacak? Yani onların talep ettiği kadar mı zam verilecek? Yoksa onların talep ettiği zam eksik mi kalacak? Fazla mı olacak? Şimdi sadece esnafı değil vatandaşı da düşünmek lazım. Yani denge unsuru sağlamak lazım” şeklinde konuştu.