Kategori arşivi: Ekonomi

Ayçiçeğinde kritik günler


Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, içinde bulunduğumuz hasat döneminde çiftçilerin kuraklıkla nedeniyle yüzde 85’lere varan verim düşüklüğüyle yüzleştiğini, önümüzdeki dönemde hasadı başlayacak ayçiçeği üzerinde de kuraklık tehdidi bulunduğuna dikkat çekti. Trakya’nın ayçiçeği üretiminin yüzde 35’ini karşılayan önemli bir bölge olduğunu belirten Bayraktar, “Ziraat Odalarımızdan aldığımız bilgilere göre yağış azlığıyla birlikte aşırı sıcaklıkların ayçiçeği bitkisini strese soktuğu ve bunun verimde düşüşe sebep olmasından endişe duyulduğu bildirilmiştir” dedi.
TZOB Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, içinde bulunduğumuz hasat döneminde yaşanan tarımsal kuraklıkla ilgili açıklama-larda bulundu. Bayraktar, açıklamasında şu ifadelere yer verdi:


“İçinde bulunduğumuz hasat döneminde çiftçilerimiz tarımsal kuraklığın sonuçlarıyla karşı karşıya kalmışlardır. Hasat başlamadan önce Güneydoğu Anadolu başta olmak üzere birçok bölgede kuraklık yaşanabileceğini ifade etmiştim. Nitekim içinde bulunduğumuz hasat döneminde çiftçilerimiz kuraklıkla nedeniyle %85’lere varan oranda verim düşüklüğüyle yüzleşmiştir. Kuru tarım yapılan tahıl alanlarında verimler dekara 50 kilogramlara kadar düşmüştür. Güneydoğu Anadolu ve İç Anadolu başta olmak üzere birçok bölgemizde çiftçilerimiz maliyetini kurtarmayacağından tarlasına biçerdöver sokamamaktadır. Yalnızca kuru tarım alanlarında değil, sulanabilen alanlarda da verimler önemli ölçüde düşmüştür.
Önümüzdeki dönemde hasadı başlayacak ayçiçeği üzerinde de kuraklık tehdidi bulunmaktadır. Trakya bölgesi, Türkiye ayçiçeği ekim alanlarının %46’sını, ayçiçeği üretiminin ise %35’ini karşılayan önemli bir bölgemizdir. 1 Ekim 2024 – 30 Haziran 2025 dönemini kapsayan 2025 tarım yılı yağışları Marmara Bölgesi’nde %29 oranında azalmıştır. Haziran ayında Marmara Bölgesi son 54 yılın en düşük yağışını almıştır.
Kuraklıkla ilgili bir diğer önemli gösterge de sıcaklıklardır. 2025 yılı haziran ayı ülkemizde son 55 yılın en sıcak 4’üncü haziran ayı olmuştur. Marmara Bölgesi’nde ise ortalama sıcaklıklar Haziran ayında normalinin 1,5 derece üzerinde seyretmiştir.
Önümüzdeki dönem ayçiçeği için kritiktir. Ziraat Odalarımızdan aldığımız bilgilere göre yağış azlığıyla birlikte aşırı sıcaklıkların ayçiçeği bitkisini strese soktuğu ve bunun verimde düşüşe sebep olmasından endişe duyulduğu bildirilmiştir. Yağışın olmadığı durumda ayçiçeğinde de verim kayıpları yaşanabilecektir.
Nisan ayındaki zirai don meyve üretimimize, kuraklık ise buğday, arpa ve mercimek gibi stratejik ürünlerimize zarar vermiştir. Yani 2025 yılı tarım sektörü açısından şimdiden doğal afet yılı haline gelmiştir. Bu durum çiftçilerimizin gelirlerine yansımaktadır. Ülkemizin gıda arzının sürdürülebilirliği adına, doğal afetlerden zarar gören çiftçilerimizin Ziraat Bankası’na ve Tarım Kredi Kooperatiflerine olan borçlarının faizsiz olarak en az 1 yıl ertelenmesini talep ediyoruz. Ayrıca nisan ayında yaşanan zirai don olayından zarar gören çiftçilere sigortaları olmasa da yapılacak olan yardımın kuraklıktan zarar gören çiftçilerimize de yapılmasını istiyoruz.”

Aysan; Edirne’nin zirvesinde!


Soyyiğit Group Aysan Yağları, ISO İkinci 500’de 175. sırada yeraldı.
Türkiye’nin önde gelen gıda ve yağ sanayi firmalarından Soyyiğit Group bünyesinde faaliyet gösteren Aysan Yağları, İstanbul Sanayi Odası’nın (ISO) açıkladığı 2024 yılı İkinci 500 Büyük Sanayi Kuruluşu listesinde 175. sırada yer aldı. Şirket ISO ikinci 500 sıralamasında 1. olarak Edirne’nin en büyük sanayi kuruluşu olma başarısını da elde etti.
Gıda sektöründe yarım asra yaklaşan tecrübesiyle bilinen Soyyiğit Group, bu yeni başarısıyla hem ulusal hem de bölgesel ölçekte dikkatleri üzerine çekti. Aysan Yağları’nın Edirne’deki üretim tesisi, özellikle son yıllarda yaptığı yatırımlar ve ihracat performansıyla büyümesini sürdürüyor.
BÖLGE EKONOMİSİNE KATKI
Edirne Tayakadın’dayer alan Aysan Entegre Yağ tesisi, istihdamdan ihracata kadar pek çok alanda bölge ekonomisine katkı sağlıyor. Ayçiçek yağı, bitkisel sıvı yağ ve margarin üretiminde uzmanlaşan firma, sadece yurt içi pazarda değil, 100’ün üzerinde ülkeye gerçekleştirdiği ihracatla da global bir oyuncu konumuna ulaştı.
Aysan Yağları, entegre üretim tesi-sinde sadece likit yağ üretimiyle değil, ay-nı zamanda margarin üretimiyle de büyü-mesini sürdürüyor. Likit yağların yanında margarin üretim tesisini de kurarak üretim kapasitesini ve ürün çeşitliliğini önemli ölçüde artıran firma, bölgedeki sanayi yapılanmasına değer katıyor.
“BU BAŞARI HEPİMİZİN”
Soyyiğit Group yetkilileri tarafından yapılan açıklamada, “Bu başarı, sadece şirketimizin değil, bizimle birlikte yol alan tüm çalışanlarımızın, iş ortaklarımızın ve bölgemizin başarısıdır. Edirne’nin adını sanayide en üst sıralara taşımaktan gurur duyuyoruz” ifadelerine yer verildi.
Şirketin önümüzdeki dönemde teknolojiye, sürdürülebilir üretime ve ihracata dayalı büyüme stratejisini sürdürmesi bekleniyor.
YATIRIMLARLA BÜYÜYEN ENTEGRE YAPI VE ÇEVRE DOSTU ADIMLAR
Tesisin büyümesiyle birlikte ortaya çıkan yeni ihtiyaçlara da çözüm sunan Aysan Yağları, yaklaşık 500 bin Euro’luk ek yatırımla mevcut arıtma tesisini de büyütme kararı aldı. Bu yatırım sayesinde firma, sadece üretimde değil, çevresel sürdürülebilirlikte de örnek bir duruş sergileyerek çevre dostu bir üretim anlayışına geçiş sürecini başlatmış oldu.Yapımı devam eden bu yeni tesisin 2025 yılı sonuna kadar tamamlanması hedefleniyor.

Genel Tarım Sayımı için son hazırlıklar

Edirne İl Tarım ve Orman Müdürlüğünde, Genel Tarım Sayımı öncesinde görev alacak personele bilgilendirme toplantısı düzenlendi.
Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) tarafından her on yılda bir yapılması öngörülen “Tarım Sayımı”nın, 2024-2025 yıllarını kapsayan dönem içerisinde yürütülmesine yönelik protokol Türkiye İstatistik Kurumu ve Tarım ve Orman Bakanlığı arasında imzalanmıştı.
Tarım Sayımı”nın iki aşamada yürütülmesi planlanırken birinci aşamada sayımda kapsanacak kitlenin tespitine yönelik altlık çalışmaları tamamlanacak. İkinci aşamada ise sayıma ilişkin değişkenler için veri derlenecek.
Tarımsal işletmelere ilişkin arazi ve hayvan varlığı gibi temel konularda tam sayımla; işgücü, sulama, tarımsal alet ve makine gibi diğer konularda ise örnekleme yoluyla veri derlenmesi planlanıyor.
Tarım Sayımı ile alt idari birim düzeyinde detaylı veri derlenmesi, cari tarım istatistikleri için karşılaştırma imkânı sunulması ve ara yıllarda yapılacak tarımsal araştırmalar için çerçeve oluşturulması hedeflenmeiyor.


EDİRNE’DE BİLGİLENDİRMETOPLANTISI
Türkiye’nin tarımsal varlık envanterinin çıkarılarak; tarım politikalarının daha sağlıklı planlanması ve kırsal kalkınma stratejilerinin güçlendirilmesinin hedeflendiği Genel Tarım Sayımı ile ilgili hazırlıklar sürüyor.
Genel Tarım Sayımında sahada görev alacak personel ve anketörlere yönelik bilgilendirme toplantısı düzenlendi.
Toplantıya; İl Tarım ve Orman Müdürü Atilla Bayazıt, TÜİK Edirne Bölge Müdürü Hasan Akdemir, Edirne Ziraat Odası Başkanı Hüseyin Arabacı, İl/İlçe Müdürlüğü personeli ile TÜİK personeli katıldı.
Toplantıda; sayım sürecinin amacı, yöntemi ve uygulama esasları detaylı şekilde ele alındı.
Katılımcılara; tarımsal üretim verilerinin nasıl toplanacağı, kullanılacak dijital sistemler, veri güvenliği, etik kurallar ve sahada dikkat edilmesi gereken noktalar hakkında kapsamlı sunumlar yapıldı.
Gerçekleştirilecek olan Genel Tarım Sayımı ile Türkiye’nin tarımsal varlık envanteri çıkarılacak; bu sayede tarım politikalarının daha sağlıklı planlanması ve kırsal kalkınma stratejilerinin güçlendirilmesi hedefleniyor.

Ulusal Süt Konseyi’ne fiyat çağrısı!


Edirne Milletvekili Ediz Ün, artan üretim maliyetleri nedeniyle süt üreticileri zor günler geçirirken, 1 Temmuz 2025 itibarıyla geçerli olacak çiğ süt referans fiyatının hâlâ açıklanmadığına dikkat çekerek, Ulusal Süt Konseyi’ni gecikmeden fiyat açıklamaya çağırdı.
Ediz Ün, yaptığı yazılı açıklamada, süt üreticisinin girdi maliyetleri karşısında zararına üretim yapmak zorunda kaldığını belirterek, “Süt üreticisi ayakta kalmakta zorlanıyor. Üretimin sürdürülebilirliği için çiğ süt referans fiyatının en az 21 TL/Litre + hizmet bedeli olacak şekilde acilen belirlenmesi gerekiyor” dedi.


“VERİLER ENDİŞE VERİCİ BOYUTTA”
Ediz Ün, son beş yılda yem fiyatlarının %660’ün üzerinde arttığını, üreticini zarar ettiğini ifade etti. Ün, çiftçilerin ahırlarını boşaltmak zorunda kaldığını ve damızlık inek kesimlerinin arttığını belirtti.
“BU YALNIZCA EKONOMİK BİR KRİZ DEĞİL”
Süt üretiminin sekteye uğramasının yalnızca ekonomik bir kriz değil, aynı zamanda bir halk sağlığı sorunu olduğuna dikkat çeken Ün, “Süt, çocukların ve gençlerin fiziksel ve zihinsel gelişimi açısından temel bir besindir. Üretim sürdürülemez hâle gelirse, ailelerin sağlıklı süte ulaşımı da zorlaşacaktır” dedi.
Yetersiz süt tüketiminin büyüme geriliği, bağışıklık sistemi sorunları ve bilişsel gelişim eksikliklerine neden olabileceğini hatırlatan Ün, bu durumun ülke genelinde çocukların sağlığını tehdit ettiğini vurguladı.
“REFERANS FİYAT GECİKMEDEN AÇIKLANMALI”
Ulusal Süt Konseyi’ne çağrıda bulunan Edirne Milletvekili Ediz Ün, çiğ süt referans fiyatının gecikmeden açıklanması gerektiğini belirterek şu uyarıda bulundu:
“Süt üretimi daha da düşecek, gıda enflasyonu artacak, çocuklarımızın sağlıklı beslenme hakkı tehlikeye girecek, Türkiye hayvancılığı ciddi bir krizle karşı karşıya kalacaktır. Süt üreticisi çökerse, hepimiz altında kalırız. Enflasyonu üretici ezerek düşüremezsiniz aksine üreticiyi destekleyerek çözersiniz. İktidar üreticiyi ezerek enflasyonu düşüreceği yanılgısından yıllardır kurtulamadı.”


SÜTÜB BAŞKANI DA ÇAĞRI YAPTI
Edirne Merkez İlçe ve Süloğlu Süt Üreticileri Birliği (SÜTÜB) Başkanı Mustafa Suiçmez de Ulusal Süt Konseyi’ne çağrıda bulunarak süt fiyatının 21 TL olarak açıklanmasını istedi.
Sosyal medya hesabından duyuru yayınlayan Başkan Suiçmez, “Ulusal Süt Konsey, daha neyi bekliyorsunuz? Üreticinin hakkını verin. yazıktır, günahtır, hayvancılığa büyük zarar veriyorsunuz. Acilen süt fiyatı 21 TL olarak açıklanmalı” dedi.

Bakkal amcanın cebini elektrik çarptı!

Olgay GÜLER
Sayısı gittikçe artan zincir market ve alışveriş merkezleri nedeniyle gözden düşen vatandaşın ‘bakkal amcası’, kavurucu sıcaklarda soğuk zincir ürünlerini koruyabilmek için 24 saat kullanmak zorunda kaldığı enerji maliyetleriyle de mücadele ediyor.
Ülke genelinde son yıllarda her köşe başında açılan zincir marketler ve alışveriş merkezlerinin popülerliğini arttırması, geçmişin vazgeçilmesi bakkalların unutulmasına neden oldu. Hali hazırda ürün çeşitliliği azaltıp ayakta durmaya çalışan bakkal esnafı, son yıllardaki kavurucu sıcaklarla birlikte artan enerji maliyetleriyle de mücadele ediyor. Soğuk zincir ürünleri korumak için 24 saat elektrik kullanan bakkallar, ay sonunda gelen faturayı ödemek için zorlanıyor. Konuyla ilgili konuşan Edirne Bakkallar ve Tekel Bayileri Esnaf Odası Başkanı Süleyman Yaşagör, yetkililerden enerji konusunda küçük esnafın destelenmesini talep etti.
‘ENERJİ, KİRAYI KATLAR HALE GELDİ’
Küçük esnafın enerji maliyetlerinin artık kira bedellerini bile katladığını belirten Yaşagör, “Sıcakların bastırmasıyla birlikte yaz sezonunda genellikle üyelerimizin soğuk ürün satmaları, halkımızın talebine cevap verebilmeleri için 24 saat bilfiil dolaplarını çalıştırmak zorundalar. Dolayısıyla halkımızın bu soğuk içecek ihtiyacının karşılanabilmesi için biz de dolaplarımızı 24 saat çalıştırıyoruz. Bu konuda enerji maliyetleri bize çok pahalıya mal oluyor, dolayısıyla karımızın büyük kısmını enerjiye ödemek zorunda kalıyoruz. Bugün baktığınızda enerji fiyatları daha önceki yıllarda ödediğimiz kira bedelinin altında olurken, son yıllarda bu kira bedellerini de katlar duruma geldi. Dolayısıyla en büyük gider kalemlerimizden bir tanesi de enerji maliyetleri oldu. Bu anlamda biz de genel başkanımız Bendevi Palandöken de bir çalışma yapmıştı. Küçük esnaflarımızın bu enerji giderleriyle ilgili daha uygun fiyatlı yansıtılması bakımından bir önerisi vardı fakat buna bir cevap alamadık. Dolayısıyla bu anlamda halen yetkililerden enerji konusunda özellikle esnafın desteklenmesini bekliyoruz ki biz de devamlı soğuk ürün satabilelim” dedi.
‘ESKİ YILLARDAKİ BAKKALLAR YOK’
Bakkalların sayısının giderek azaldığını da dile getiren Yaşagör, “Daha önceki yıllarda her kişinin bir bakkal amcası vardı. Hepimizin mahallesinde muhakkak bir bakkaldan alışveriş yapma gibi anıları vardı. Tabi artık alışveriş merkezlerinin açılmasıyla beraber de bakkallık mesleği insanların hayatından, gündeminden biraz daha çıkmış oldu. Şu anda da bakkallarımız var ama genelde baktığımızda eski yıllardaki gibi bakkallarımız yok. Eski bakkallarımızla, bugünkü bakkallar arasındaki fark; eskiden temizlik grubu da satılıyordu, şarküteri grubu da satılıyordu, çocuk bezi, çocuk maması satılıyordu. Şu anda bakkallarda ağırlıklı tekel ürünleri, ekmek ve içecek grubu, dondurma, atıştırmalık satıp ekmeğini çıkarmaya çalışıyor. Ondan dolayıdır ki son yıllarda bakkallık geçici biraz geçici duruma geldi. Yani 3-5 yıl çalışıp, devredip başkasına geçiyor işletme. Edirne’de çok eski bakkal olarak çalışanlar var ama bunlar da bir elin parmağını geçmeyecek sayıda kaldı. Dolayısıyla baktığımızda son yıllarda devirler çok olmaya başladı. Bu tabi insanların bir arayış içerisinde olduğunu gösteriyor, ekonomik olarak halkımız da zor durumda. Bugünkü ekonomik şartlarda insanlar daha da ucuzunu arama, daha iyi olanaklarla alışveriş yapma imkanını araştırıyor. Dolayısıyla küçük esnafımızın son günlerde ayakta kalabilmesi hakikaten çok zor. Bu anlamda da kredilerle küçük esnafın desteklenmesini bekliyoruz” diye konuştu.

TKDK’dan yüzde 75 hibeli destek!

Olgay GÜLER

Tarım ve Orman Bakanlığı’na bağlı Tarım ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumu (TKDK) tarafından başvuru dönemi açılan ‘Çiftlik Faaliyetlerinin Çeşitlendirilmesi ve İş Geliştirme’ programı kapsamında, üreticiler bilgilendirildi.

TKDK tarafından 30 Haziran’da yedinci başvuru dönemi başladığı duyurulan IPARD 3 programı kapsamında, Edirne İl Tarım ve Orman Müdürlüğü’nde bilgilendirme toplantısı yapıldı. Toplantıya Edirne Vali Yardımcısı Ercan Çiçek, İl Tarım ve Orman Müdürü Atilla Bayazıt, TKDK Çanakkale İl Koordinatörü Ümit Oran ve üreticiler katıldı. Toplantıda tarımsal ya da hayvansal üretime yönelik işletmeler için hazırlanacak proje başvuruları hakkında bilgiler verildi. Program kapsamında yüzde 60 ile 75 oranında hibe desteği sağlanacak proje sahiplerinin KDV’den muaf olduğu kaydedildi

‘PROGRAMDAN HERKESİN FAYDALANMASINI HEDEFLİYORUZ’

IPARD 3 programı hakkında bilgi veren TKDK Çanakkale İl Koordinatörü Ümit Oran, 81 ilde proje sahiplerine destek verildiğini belirterek, “81 ilde hizmet veriliyor tabii ki, belli bir bütçe söz konusu olunca da ister istemez projeler yarışıyor. Bu yarışta da öne geçen ve desteklenmeye hak kazanan Edirne’den de bir tane projemiz var şu anda. Destek verdiğimiz proje; besi işletmesi yani kırmızı et üreten tarımsal işletmeyi inşallah yakın bir zamanda görmüş olacağız. Kırcasalih beldemizde orada bir besi işletmesi kurulmuş olacak. Temennimiz şu ki; sizlerin de yine bir faydalanıcı olarak eğer bahsedilen konularda bir niyetiniz, bir hedefiniz veya bir planınız varsa proje hazırlayıp, kurumumuza sunmanızı temenni ediyorum. Bu amaçla buradayız. Sizlere daha fazla bilgi sunmak istiyoruz. Kullandırdığımız fonlar Avrupa Birliği’nden sağlanan fonlar. Türkiye Cumhuriyeti katkısı daha önce yüzde 25’ti kullanıldırılan destekler, son IPA 3 dönemiyle birlikte yüzde 50 yüzde 50 oldu. Dolayısıyla bu fonlardan hepinizin proje, yatırım yaparak faydalanmasını temenni ediyoruz” dedi. 

DESTEKLENECEK YATIRIMLAR ANLATILDI

Toplantının devamında, Çiftlik Faaliyetlerinin Çeşitlendirilmesi ve İş Geliştirme programında desteklenecek yatırımın konuları anlatıldı. Buna göre programda, bitkisel üretimin çeşitlendirilmesi, ürünlerin işlenmesi ve pazarlanması, arıcılık ve arı ürünlerinin üretimi, işlenmesi ve pazarlanması, zanaatkârlık ve katma değerli ürün işletmeleri, kırsal turizm ve rekreasyon faaliyetleri, su ürünleri yetiştiriciliği, makine parkları ve yenilenebilir enerji konularında destek sağlanacağı belirtildi.

Programda online son başvuru tarihinin 18 Ağustos, fiziki son başvuru tarihinin de 1 Eylül olduğu kaydedildi.

KOBİ’lere ‘Nefes Kredisi’

Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği’nin KOBİ’lere destek olmak amacıyla başlattığı Nefes Kredisi’ne başvurular başladı.
Edirne Ticaret ve Sanayi Odası tarafından yapılan duyuruda, “TOBB Nefes Kredisi başvuruları bugün başladı. TOBB Nefes Kredisi için sadece Ziraat Bankası, Halkbank, Vakıfbank, Akbank, Yapı Kredi, Denizbank ve Ziraat Katılım şubelerine başvurabilirsiniz” denildi.
Açıklamada, “Bu bankalar dışında herhangi bir internet sitesinden veya mobil uygulamadan başvuru yapılmamaktadır. Bu tür dolandırıcılık yöntemlerine karşı dikkatli olunmasını, TOBB Nefes Kredisi ile hiçbir bağlantısı olmayan yanıltıcı içeriklere itibar edilmemesini önemle rica ederiz” uyarısı da yapıldı.
NEFES KREDİSİ
KOBİ’lere destek olmak için Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB), Kredi Garanti Fonu (KGF) ve Bankalar el ele verdi. KOBİ’lere uygun koşullarda finansman desteği sağlamak amacıyla yeni bir TOBB Nefes Kredisi’ne imza attılar. TOBB Nefes Kredisi’ne başvurular 8-9 Temmuz tarihi itibariyle başlıyor. ​
TOBB’a bağlı Oda-Borsa üyesi şirketler TOBB Nefes Kredisi başvurularını Ziraat Bankası, Halkbank, Vakıfbank, Akbank, Yapı Kredi, Denizbank ve Ziraat Katılım şubelerinden yapabilecek. Kredi Garanti Fonu kendi öz kaynak desteğiyle bu kredilere %80 oranında kefalet sağlayacak. Bu yeni TOBB Nefes Kredisi’nden bir firma azami 2,5 milyon TL kredi kullanabilecek. Krediler 6 ay ödemesiz şekilde azami 36 ay vadeli olacak.
Hisarcıklıoğlu: En büyük sıkıntı finansmana erişim
KOBİ’lerin yaşadığı en büyük sıkıntının finansmana erişim olduğunu belirten Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Başkanı Rifat Hisarciklioğlu, “KOBİ kredilerinin reel olarak artmaması firmaların işletme sermayelerini azaltıyor. Nakit ve mal akışının yavaşlamasına, ekonominin daralmasına neden oluyor. Arzın bu şekilde kısılması da enflasyona olumsuz yansıyor ve yüksek enflasyonla mücadeleyi güçleştiriyor. Buradaki sıkıntıları hafifletmek ve ülkemiz ekonomisinin can damarı KOBİ’lere destek olmak üzere TOBB, Kredi Garanti Fonu ve Bankalar güç birliği yaptık. Kobilere uygun koşullarda finansman desteği sağlamak amacıyla yeni bir TOBB Nefes Kredisi’ni gelecek hafta içinde başlatıyoruz. TOBB’a bağlı Oda-Borsa üyesi tüm şirketlerimiz başvurabilir. Kredi Garanti Fonu’nun ve katılan tüm bankaların yöneticilerine verdikleri destek ve katkılardan dolayı teşekkür ediyorum” dedi.
Özegen: Öz kaynaklarımızla kefil oluyoruz
Kredi Garanti Fonu Yönetim Kurulu Başkanı Erdoğan Özegen ise KGF olarak şu ana kadar yaklaşık 1,5 trilyon liralık krediye kefalet verdiklerini açıkladı. 558 bin firmaya kefil olduklarını vurgulayan Özegen, “KGF dünyada benzeri olmayan önemli bir kuruluş. TOBB başta olmak üzere, KOSGEB ve 29 paydaş bankanın ortak olduğu bir yapıdan oluşuyor. Ülkemizin ekonomik kalkınmasına destek vermek için yeni uygulamaya alacağımız TOBB Nefes Kredisi’nde KGF olarak öz kaynak desteğimizle kredilere kefil olacağız. Kefalet oranımız yüzde 80 olacak’’ dedi.
TOBB NEFES KREDİSİ
-KİMLER BAŞVURABİLİR?
TOBB’a bağlı Oda-Borsa üyesi işletmeler TOBB Nefes Kredisi’ne başvurabilir. Başvurular, 8-9 Temmuz 2025 tarihi itibariyle başlıyor.
-KREDİ LİMİTİ
TOBB Nefes Kredisi’nden bir firma azami 2,5 milyon TL kredi kullanabilecek. Kredi Garanti Fonu (KGF) öz kaynak desteğiyle kredilere kefil olacak.

  • ÖDEME KOŞULLARI
    Krediler, 6 ay ödemesiz şekilde azami 36 ay vadeli olacak.
  • KREDİYİ HANGİ BANKALAR VERECEK
    Ziraat Bankası, Halkbank, Vakıfbank, Akbank, Yapı Kredi, Denizbank ve Ziraat Katılım şubelerine başvuru yapılabilir.

DTİM’den ihracata destek

Cozmen

Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) tarafından açıklanan “2024 Yılı Türkiye’nin İlk 1000 İhracatçısı” listesinde, Trakya Dış Ticaret İstihbarat Merkezi’nden (DTİM) hizmet alarak ihracat yolculuğunu güçlendiren 10 Trakya firması yer aldı.
Bu önemli başarı, Trakya Bölgesi’ndeki firmaların küresel pazarda yükselen rekabet gücünü ve DTİM’in sunduğu hizmetlerin etkisini ortaya koyuyor. Türkiye’nin ilk 1000 ihracatçısı arasında yer alan bölge firmaları sadece kendi başarılarını değil, aynı zamanda bölge ekonomisinin dışa açılma vizyonunu da temsil ediyor.
“DTİM ile Trakya’nın İhracat Yolculuğuna Destek Olmaya Devam Ediyoruz”
Trakya Kalkınma Ajansı Genel Sekreteri Mahmut Şahin, listeye giren firmaların başarısını şu sözlerle değerlendirdi:
“Trakya Kalkınma Ajansı olarak en fazla önem verdiğimiz çalışmalarımızdan olan DTİM ile ihracatın her aşamasında firmalarımızın yanındayız. Trakya’nın üreten gücünü dünya pazarlarıyla buluşturmak için 2019’dan beri yürüttüğümüz çalışmaların meyvelerini almaktan dolayı mutlu ve gururluyuz. Ticaret ve Sanayi Odalarımız ile çalışarak Trakya bölgemizin 8 farklı noktasında DTİM hizmet noktası kurduk. Bu hizmet noktalarında bölgemiz firmalarına ihracat konusunda A’dan Z’ye her konuda yardımcı olacak uzman arkadaşlarımız mesai yapıyor. DTİM hizmetimizden hem henüz hiç ihracat yapmamış firmalarımız faydalanabiliyorken, hem de hali hazırda ihraca yapmakta olan ama farklı ülkelere de ürünlerini satmak isteyen firmalarımız da faydalanabiliyor. Hizmet noktalarında uzmanlarımız firmalara, hedef pazar araştırması, hedef müşteri araştırması ve danışmanlık hizmetleri veriyor. Türkiye’nin en büyük 1000 ihracatçısı listesinde DTİM’den hizmet almış 10 firmamızın yer alması bizler için gurur verici. Bu başarı, bölgenin üretim gücünün küresel ticarete güçlü bir şekilde entegre olduğunu kanıtlar niteliktedir. Tüm firmalarımızı ve emek veren çalışanlarını içtenlikle kutluyoruz ve firmalarımızın başarılarının devamını diliyoruz.”
DTİM: Trakya’nın İhracat Kapısını Aralayan Merkez
Trakya Kalkınma Ajansı öncülüğünde ve bölgedeki Ticaret ve Sanayi Odaları iş birliğiyle 2019 yılında kurulan DTİM; hiç ihracat yapmamış, ihracata yeni başlayan ya da mevcut pazarını büyütmek isteyen firmalara Trakya Bölgesi’nde 8 farklı noktada görev yapan dış ticaret uzmanları aracılığıyla hedef pazar analizi, müşteri araştırmaları, dış ticaret danışmanlığı alanlarında destek olmayı sürdürüyor. DTİM hizmetlerinden faydalanabilmek için https://trakyadisticaret.org/ adresi işaret edildi.

Yatırımcı Refleksleri Değişiyor: Portekiz Golden Visa Fonlarında Yeni Dönem

Golden Visa programı, uzun yıllar boyunca yatırımcılara Avrupa’da oturum izni elde etmenin güvenli ve yaygın bir yolunu sundu. Ancak 2023 yılında yapılan yasal değişikliklerle birlikte, gayrimenkul yatırımı programdan çıkarıldı. Bu değişim, yatırımcıların karar alma biçimlerini de etkiledi. Artık sadece oturum almak isteyen değil, aynı zamanda yatırımlarını dikkatli ve planlı şekilde yönlendirmek isteyen profiller öne çıkıyor.

Bu noktada Portekiz yatırım fonu, yatırımcılar için hem uyumlu hem de sürdürülebilir bir seçenek olarak öne çıkıyor. Fonlar, artık yalnızca göçmenlik avantajı sunan bir araç değil; sermayeyi koruma, çeşitlendirme ve orta-uzun vadeli planlar yapma imkânı tanıyan bir finansal çözüm olarak değerlendiriliyor.

Fonlara Yönelen İlgi Artıyor

2019’da henüz alternatif olarak bile görülmeyen Golden Visa uyumlu fonlar, bugün yatırımcıların ilk tercihlerinden biri. Fonlar iki ana kategoride toplanıyor:

  • Kapalı uçlu fonlar, yenilenebilir enerji, sağlık, tarım gibi sektörlere odaklanıyor.

  • Açık uçlu fonlar ise daha likit varlıklara, halka açık enstrümanlara ve bazı durumlarda dijital varlıklara yöneliyor.

Bu yeni yapı, yatırımcıları sadece oturum izni değil, aynı zamanda sermaye koruma ve çeşitlendirme amacıyla da fonlara yönlendiriyor. Artık fonların performansı kadar portföy dağılımı, uyumluluğu ve çıkış stratejisi de değerlendiriliyor.

Yatırımcının Üç Temel Önceliği

Golden Visa yatırımcılarının kararlarında üç ana motivasyon öne çıkıyor:

  1. Oturum hakkını korumak

  2. Yatırımı güvence altına almak

  3. Varlıkları farklı alanlara yaymak

Bu hedefler doğrultusunda yatırımcılar daha bilinçli, veri temelli ve uzun vadeli düşünen bir profille sürece dahil oluyor.

Hukuki Uyum: Yatırımda Stratejik Güvencenin Anahtarı

Golden Visa süreci yalnızca fon seçimiyle sınırlı değil; arka planda ciddi bir hukuki uyumluluk sistemi işliyor. Avrupa Birliği genelinde yürürlükte olan Kara Para Aklama ile Mücadele (AML) ve Müşterini Tanı (KYC) regülasyonları, yatırımcının fon transferinden kimlik beyanına kadar tüm aşamalarını kapsam altına alıyor.

Bu kapsamda, başvurunun sağlıklı ilerleyebilmesi için yatırımcının:

  • Gelir kaynaklarını belgelerle açık şekilde ortaya koyması,

  • Fonlara aktarılan tutarlarla bu kaynaklar arasında doğrudan bir bağ kurması,

  • Temiz bir sabıka kaydı sunması,

  • Banka transferlerinde açıklayıcı ve tutarlı bir evrak seti hazırlaması bekleniyor.

Reddedilme oranı düşük olsa da, bu tür belgelerde eksiklik veya uyumsuzluk olması süreci sekteye uğratabiliyor. Özellikle fon yöneticileri ve bankalar, AB finansal düzenlemelerine sıkı şekilde tabi olduklarından, yatırımın yalnızca finansal değil, yasal olarak da şeffaf olması şart.

Avukatla İlerlemek Neden Zorunlu Hale Geldi?

Yatırımcıların sıkça sorduğu “Fon yatırımı yapıyorum, neden avukata ihtiyaç duyayım?” sorusu, süreçteki çok aktörlü yapının karmaşıklığıyla yanıt buluyor. Golden Visa süreci yalnızca para transferinden ibaret değil; banka hesabı açılışı, fon belgelerinin incelenmesi, yatırımcı uygunluk testleri ve resmi başvuru evraklarının hazırlanmasını da kapsayan çok katmanlı bir yapıya sahip.

Tüm bu adımların hatasız, hızlı ve uyumlu şekilde ilerlemesi için bir hukuk profesyonelinin süreci baştan sona takip etmesi büyük önem taşıyor.

Golden Visa Programının Temel Avantajları

Portekiz Golden Visa programı yatırımcılar açısından üç temel avantaj sunuyor:

  • Minimum fiziksel ikamet: Yılda yalnızca 7 gün Portekiz’de bulunmak yeterli.

  • Vergi avantajı: Portekiz vergi mukimi olmayan yatırımcılar için fon gelirleri vergiden muaftır; mukim olunması halinde %10 sabit vergi uygulanır.

  • Vatandaşlık hakkı: 5 yılın sonunda vatandaşlık veya kalıcı oturum başvurusu yapılabilir.

Fon Seçerken Nelere Dikkat Edilmeli?

Fon yatırımı yapacak yatırımcıların göz önünde bulundurması gereken başlıca kriterler şunlardır:

  • Fon süresi en az 5 yıl olmalıdır.

  • Yatırımların %60’tan fazlası Portekiz merkezli şirketlere yöneltilmelidir.

  • Fon doğrudan veya dolaylı olarak gayrimenkul içermemelidir.

  • Minimum yatırım tutarı 500.000 Euro’dur; bu tutar birden fazla fon arasında bölünebilir.

  • Fonun yönetmelik, izahname ve lisans belgeleri bir hukukçu tarafından incelenmeli, uyumluluğu teyit edilmelidir.

Yeni Dönem: Golden Visa Artık Bir Sermaye Stratejisi

Webinarda da vurgulandığı üzere, Golden Visa artık sadece bir göçmenlik aracı değil; yatırımcının sermayesini kurumsal disiplinle konumlandırdığı bir platform. Gayrimenkul yatırımlarının yerini alan fonlar, veri temelli karar alma süreçleriyle birleşerek yatırımcıya stratejik çeşitlendirme ve sermaye koruma imkânı sunuyor.

Bugünün yatırımcısı artık yalnızca pasaport hedeflemiyor; izlenebilir, sürdürülebilir ve regülasyonlara uyumlu bir portföy arayışında. Bu dönüşüm, Golden Visa’yı yalnızca bir oturum programı değil, aynı zamanda uluslararası sermaye yönetiminin önemli bir aracı haline getiriyor.

‘Ürün fazlası’na bildirim önerisi

Olgay GÜLER

Edirne Genç Çiftçiler Derneği Başkanı Egemen Ilgın, Türkiye’de tarımsal üretimde yaşanan plansızlık, israf ve fiyat dengesizliklerine karşı ‘Ürün Fazlası Bildirim Sistemi’nin kurulması önerisinde bulundu.

Dernek Başkanı Ilgın, tarımsal üretimde yaşanan plansızlık, israf ve fiyat dengesizliklerine karşı dünyada başarıyla uygulanan modellerden yola çıkarak öneride bulundu. Türkiye için “Ürün Fazlası Bildirim Sistemi”nin kurulabileceğini belirten Ilgın; Fransa, ABD, Çin, Hollanda ve İspanya gibi ülkelerde benzer sistemlerin yıllardır uygulandığını belirtti.

‘ÜRETİCİNİN ELİNDEKİ ÜRÜN DEĞER KAZANACAK’

Dünyada uygulanan sistemlerden örnek veren Ilgın, “Fransa’da FranceAgriMer aracılığıyla üreticiden alınan verilerle arz fazlası ürünler okullara ve yardım kuruluşlarına yönlendiriliyor. ABD’de USDA aracılığıyla fazla ürünler gıda bankalarına aktarılıyor ve üretici destekleniyor. Çin’de mobil uygulamalar üzerinden çiftçilerin girdiği verilerle devlet anlık yönlendirmeler yapıyor. Hollanda’da üretici verisi dijital sistemle kooperatifler arasında eşleştiriliyor. İspanya’da kooperatif temelli bölgesel planlama ile ürün israfı en aza indiriliyor. Üretici, e-Devlet üzerinden ya da kooperatifler aracılığıyla elinde kalan ürünü dijital sisteme bildirecek. Tarım Bakanlığı bu verileri anlık olarak izleyecek, analiz edecek. Fazla ürünler TMO, Tarım Kredi Marketleri, belediyeler ve sosyal yardım kuruluşlarına yönlendirilecek. Böylece hem israf önlenecek hem de pazardaki fiyat dengesi sağlanacak. Sistem sayesinde, arz fazlası olan ürünler ihtiyaç duyulan bölgelere yönlendirilecek; kamu kurumları ve sosyal destek mekanizmaları için ucuz ve güvenilir tedarik sağlanacak. Gerekli hâllerde devlet alım garantisi, lojistik destek ve işleme teşvikleriyle (konserve, soğuk hava deposu, dondurucu vb) üreticinin elindeki ürün değer kazanacak” dedi.

Sistemin sadece tarımı değil, aynı zamanda sosyal yardımı, kamu ekonomisini ve tüketici refahını da güçlendireceğinin altını çizsen Ilgın, “Bu sistem sadece tarımı değil, aynı zamanda sosyal yardımı, kamu ekonomisini ve tüketici refahını da güçlendirir. Türk tarımının en önemli eksikliğini hep birlikte giderelim; Üretimi planlayalım, ürünü yönlendirelim, hep birlikte kazanalım” diye konuştu.