Kategori arşivi: Ekonomi

Suiçmez: Fiyat üreticiyi umutlandırdı


Olgay GÜLER
Edirne Merkez ve Süloğlu Süt Üreticileri Birliği (SÜTÜB) Başkanı Mustafa Suiçmez, Ulusal Süt Konseyi’nin yüzde 6.8’lik zamla 19.60 TL olarak güncellediği çiğ süt tavsiye fiyatının, üreticileri umutlandırdığını söyledi.
SÜTÜB Başkanı Suiçmez, Ulusal Süt Konseyi’nin iki aylık aranın ardından çiğ süt tavsiye alım fiyatını 19.60 TL olarak güncellemesini değerlendirdi.
Konseyin, iki ay aranın ardından yeniden toplanarak yeni fiyat vermesini olumlu karşıladıklarını söyleyen Suiçmez, bunun üreticiyi de umutlandırdığını söyledi. Suiçmez, konseyin Aralık ayında toplanarak, bir revizyon daha yapmasını beklediklerini belirtti.
‘KONSEYİN İKİ AYDA İKİNCİ REVİZYONA GİTMESİ OLUMLU’
Suiçmez, konseyin Temmuz ayında fiyatı revize ettiğinde, kendilerinin taleplerinin 19.50 TL olduğunu hatırlatarak, “İlk defa Ulusal Süt Konseyi, son paragrafında yazan; ‘ihtiyaç duyulduğunda 3 ayda bir fiyat revize edilir’ maddesine uyum sağladı. İkinci ayda tekrar toplandılar, şu anda 19.60 olarak belirlendi. Toplarsak iki ay içerisinde gelen zam yaklaşık yüzde 14’e denk geliyor. Beklentim odur ki; yılbaşına yakın veyahut yılbaşından önce bir daha değerlendirme olabilir. Güzel olan bu. Önceden biliyorsunuz 17.15 olduğunda ta yılbaşında verdiler o rakamı, 7-8 ay bekledik. Bırak revize etmeyi, fiyat vermedi. En azından ben olumlu olarak bakıyorum burada. 2 ay içerisinde ikinci revizyona gitmesi konseyin olumlu. Bu demektir ki bu piyasalar takip ediliyor. Burada ben bu fiyata teşekkür ederim, en azından bunu revize ettikleri için” dedi.


‘YILBAŞINA DOĞRU BİR REVİZYON DAHA BEKLİYORUZ’
Yılbaşından önce çiğ süt fiyatında bir revizyon daha beklediklerini anlatan Suiçmez, “Beklentim odur ki yılbaşından önce mutlaka bir daha değerlendirme yapılması yönünde. Çünkü yem maliyetleri ciddi anlamda şu anda 18 protein süt yemi 850 TL çuvalı. Tonu 17 bin liraya denk geliyor. Döktüğümüz süt bizim 19 bin 60 TL bir ton süt. Yani bu parite bir buçuk olmasa da, 1’in üzerinde. Ama olması gereken 1.5. Ben ümit ediyorum zaman içerisinde, süreç içerisinde buraya gelinecek. Ben şu anda kötü demem fiyata. Demek birileri; ‘Biz fiyat verdik, bir daha bunları takip etmiyoruz, sütçü ne hali varsa görsün’ demiyor” diye konuştu.
‘FİYAT UMUTLANDIRDI’
Revize edilerek 19.60 TL’ye çıkan fiyatın, üreticiyi umutlandırdığını dile getiren Suiçmez, “Fiyat güzel, küçümsenecek bir fiyat değil. Sıkıntı şurada; bu süt olayını yönetmek çok zor. Türkiye’nin coğrafyası çok geniş. Şu anda 14 liraya çatır çatır süt alıyorlar Türkiye’nin bir çok yerinde. 13 TL olan yerler var, onları söylemek istemiyorum. Burada verimlilik çok önemli. Hayvanlarda üretim miktarlarını arttırmak için neler yapabiliriz? Biraz bize de sorumluluk düşüyor. Bu fiyata kimse ‘kötü bir fiyat’ derse, mutlaka ben ona hiç hesapsız kitapsız rastgele konuşmuş diye söylerim. Üyelerle, birebir görüşmelerde olumsuz bir tepki gelmedi, umutlandı insanlar. Burada iki ay içerisinde arka arkaya bu revize edilmesi umutlandırdı. Şu anda olması gereken fiyat 20 TL’nin üzerinde olması lazım, 21 TL civarında olması lazım” ifadelerini kullandı.

TB’den fiyat iddialarına yanıt

Trakya Birlik, sosyal medyada dolaşıma giren ve Trakyağ markalı 5 litrelik ayçiçek yağı üzerinden yapılan iddialara ilişkin yazılı açıklama yaptı.

Birlik, videoda yer alan ürünün üretim tarihinin 23 Ocak 2025 olduğunu, bu tarihte geçerli satış listesinin 03 Aralık 2024 tarihli ve bu listede net bayi maliyetinin KDV dahil 296,16 olduğunu belirterek şunları paylaştı:

“Bu maliyet fiyatımız, aynı tarih itibariyle yaptığımız rutin piyasa market raf fiyatları araştırmasında 5 lt ayçiçek yağı için tespit ettiğimiz 325,00/329,00 TL KDV dahil bandındaki raf fiyatına tekabül etmektedir.

Yine aynı videoda, raf satış fiyatının KDV dahil 449,90 olarak güncel olduğu değerlendirildiğinde Eylül 2025 itibariyle geçerli listemizde 5 lt ayçiçek yağı için net bayi maliyetimiz KDV dahil 376,50 TL olup, 420,00/430,00 market raf fiyatları ile uyumludur. İddia edilen 151,50 tedarik maliyeti 2023/Mayıs döneminde piyasada görülen ürün tedarik maliyeti olup günümüz için karşılığı yoktur. 2023 yılında geçerli maliyeti sanki yeni tedarik maliyeti gibi gösterip güncel satış fiyatları ile mukayese ederek yüksek kar marjı iddiasında bulunmak, ilgili marketin tedarik maliyet kontrol sistem zafiyeti olabileceği gibi, markamızı karalamaya yönelik ya da vatandaşlarımız nezdinde temel gıda ürünlerindeki fiyat hassasiyetine karşı manipülatif algı yaratma çabası içerisinde art niyetli bir paylaşım olabileceği düşünülmektedir.”

Trakya Birlik, konuyla ilgili satış noktasının tespitine yönelik çalışmaların başlatıldığını ve markayı kullanarak tüketiciyi yanıltmaya yönelik girişimlere izin verilmeyeceğini duyurdu.

Sütte ‘yetmeyen’ zam!

Olgay GÜLER

Edirne Genç Çiftçiler Derneği Başkanı Egemen Ilgın, Ulusal Süt Konseyi’nin yüzde 6.8’lik zamla 19.60 TL olarak güncellediği çiğ süt tavsiye fiyatının girdi maliyetleri göz önüne alındığında, yetersiz olduğunu söyledi.

Ulusal Süt Konseyi, 17 Eylül’de gerçekleştirdiği yönetim kurulu toplantısında 1 Ekim 2025 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere yüzde 3,6 yağ ve yüzde 3,2 protein içeriğine sahip çiğ inek sütü tavsiye satış fiyatını, üreticinin eline litre başına net geçecek şekilde 19,60 TL olarak oy birliği ile güncelledi. Konseyin, geçtiğimiz 16 Temmuz’da belirlediği 18,35 liralık fiyatın ardından, 2 ay sonra yeniden güncelleme yapması, üreticilerde bir nebze olsa sevinç uyandırdı. Edirne Genç Çiftçiler Derneği Başkanı Egemen Ilgın, yeni fiyatı değerlendirdi. 

‘YETERSİZ FİYAT’

Güncellenen yeni fiyatın girdi maliyetleri göz önüne alındığında yetersiz olduğunu belirten Ilgın, “Tabii ki zam üreticimizin, üretim için katlandığı zahmete ve girdilerine bakıldığında yetersiz bir zam. Çünkü süt üreticiliğinin en temel girdisi süt yemi. Süt yemi de her geçen gün yükselen bir trend halinde. Fiyat sürekli artıyor. En temel girdisi bu. Bunun yanı sıra hayvan bakım maliyetleri, hayvan sağlığıyla alakalı girdiler, veterinerlik ücretleri, bir samanın bağlama ücreti, nakliye ücreti bunları topladığımız zaman o ahırın işletmenin giderleri, elektriği, harcadığı su ve üreticilerin katlandığı zahmete baktığımız zaman tabii ki bu fiyat yetersiz bir fiyat. Sorunu tam anlamıyla kavramak ve tüm yönleriyle ele alarak bir fiyat politikası belirlemek gerekiyor. Aslında bize tek pencereden bakmak her zaman yol göstermeyebilir. Tüketiciler de şundan endişe ediyorlar; üreticide fiyat zamlandığı zaman market rafında da sütü, peyniri, süt ürünlerini daha pahalıya alacakları endişesine kapılıyorlar. Bu enflasyonist ortamda da bununla karşılaşıyorlar. Ben tüketicilerimizin şunu bilmesini isterim; gerçekten üreticilerimize bu yüksek kar marjı gitmiyor, Türkiye’de aracı sisteme gidiyor. Üreticiler de kazanamıyorlar, üreticiler de memnun değiller” dedi.

‘KÖY NÜFUSUNUN SADECE YÜZDE 5’İ SÜT ÜRETİMİ YAPIYOR’

Edirne’deki hayvan varlığındaki düşüşe dikkat çeken Ilgın, “Şu an hayvan varlığında ciddi bir düşüş var. Bugün Edirne’nin 37 köyünde müstahsil sayısına, süt üreticisi sayısının rakamlarına baktığımızda 560 kişi civarında, yani köyde yaşayan nüfusun ancak yüzde 5’i süt üretimi yapıyor, yüzde 95’i bu üretimin dışında. Baktığımız zaman köylerde hayvan sayısı düşmüş, ahırlar kapatılmaya başlamış. Zaten köylerimiz sosyolojik olarak farklı bir hal almaya başlamış. Yani üretimden ziyade emekli insanların biraz da şehre göre daha az para harcayarak yaşamlarını idame ettirebildikleri ve kendine kadar üretim yapabildikleri bir yaşam haline gelmiş. Dolayısıyla şu an Edirne’nin merkeze bağlı köylerinde yaşayanların yüzde 95’i süt üretiminin dışında, süt üretimi yapmayan insanlar” diye konuştu. 

‘GENÇLER KATLANDIKLARI ZAHMETİN KARŞILIĞINI ALAMIYOR’

Hayvancılığın çok zor bir iş olduğunu, gençlerin para kazanamadığı için uzaklaştığını dile getiren Ilgın, “Hayvancılığın cumartesi ve pazar diye bir anlayışı yok. Bayram seyran diye de bir anlayış yok. Siz her sabah, her öğlen ve her akşam hayvanınızı beslemek zorundasınız. Doğum yaptıysa sütünü sağmak zorundasınız, ‘Ben bugün bu hayvanın sütünü sağmıyorum’ diyemezsiniz, hayvan hasta olur, ölüme kadar giden bir sonuca neden olur. Dolayısıyla meşakkatli bir iş. Onun yanı sıra bildiğiniz üzere hayvan bağlı bir vaziyette çoğu zaman, bizde açık bakım çok sınırlı. Yani bunun pisliğinin temizlenmesi, yeminin verilmesi, ahıra girilip çıkılması pek gençler tarafından tercih edilmiyor. Herkes daha rahat işlerde çalışmak istiyor. Dolayısıyla 50 yaş üstüne kalmış durumda. Gençler yani katlandıkları zahmetin karşılığını alabilecek bir para kazanırlarsa, tabii ki bu işe başlarlar. Ama şu şartlarda da bu zor gözüküyor. Yani siz bir ahır hayvan baktığınız zaman asgari ücretin çok daha fazlasında bir para kazanırsanız bu işi yaparsınız. Eğer zaten dışarıda bulabileceğiniz bir maaşla eş değer bir para kazanıyorsanız, yani cumartesi pazarının tatil olduğu, bayram gününün tatil olduğu, yıllık izninin 20 gün oldu bir işi doğal olarak tercih edersiniz. Her şey parayla alakalı. Sonuçta herkes para için çalışıyor. Daha iyi koşullarda yaşamak için çalışıyor. Hem iyi koşullarda yaşamayıp hem de iyi para kazanmadığınız zaman bu işi yapmanın bir anlamı yok” şeklinde konuştu.

‘GENÇLERİ TEŞVİK İÇİN ALTYAPININ DA HAZIRLANMASI GEREKİYOR’

Gençlerin köy yaşamına ve hayvancılığa teşvik edilebilmesi için buna uygun altyapıların da hazırlanması gerektiğinin altını çizen Ilgın, “Devlet bunu denedi zaman zaman. Genç çiftçilere destek projeleri açıklandı. Hayvan dağıtımları gerçekleşti. Ama bunlar birbiriyle çok bütünleşik konular. Belirli bir altyapının sağlanması gerekiyor. Köylerde yaşam standartlarının arttırılması gerekiyor. Bir kere bizim köy okullarımız kapatılmış. İki tane çocuğu olan birisi her gün çocuğunu şehre getirmek yerine hayvanını da satıyor, şehre geliyor. Çocuğu öğlen yemeğinde evine geliyor. Dolayısıyla bunlar bizim bir-iki yıllık konuştuğumuz mevzular değil. 20-25 yıllık hayvancılığa ve çiftçiliğe bakış politikalarının bir sonucu” ifadelerini kullandı.

Konut satışında yine 2. el önde

Trakya’daki 3 ilde geçen Ağustos ayında 5 bin 7 konut satılırken, bunun 759’u Edirne’de gerçekleşirken bu sayının 263’ü ilk satış, 496’sı ise ikinci el satış olarak kayıtlara geçti.
Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) Edirne Bölge Müdürlüğü 2025Yılı Ağustos Ayı Konut Satış İstatistiklerinden “Edirne İli, Konut Satış İstatistikleri” konusunda bir basın bülteni hazırladı. Buna göre, Edirne genelinde Ağustos ayında 759, Tekirdağ genelinde 3 648 ve Kırklareli genelinde 600 konut satıldı. Bölge Müdürlüğü’nün konuya ilişkin paylaşımı şöyle:
“Edirne’de 2025 yılı Ağustos ayında759 konut satıldı.
Türkiye genelinde konut satışları Ağustos ayında bir önceki yılın aynı ayına göre %6,8 oranında artarak 143 bin 319 oldu. Konut satış sayısının en fazla olduğu iller sırasıyla 21 bin 814 ile İstanbul, 12 bin 419 ile Ankara ve 7 bin 695 ile İzmir olurken, en az olduğu iller sırasıyla 49 ile Ardahan, 105 ile Bayburt ve 138 ile Tunceli olarak gerçekleşti.
Edirne’de ipotekli konut satış sayısı 106 olarak gerçekleşti.
Türkiye genelinde ipotekli konut satışları Ağustos ayında bir önceki yılın aynı ayına göre %45,2 oranında artarak 19 bin 712 oldu. Toplam konut satışları içinde ipotekli satışların payı %13,8 olarak gerçekleşti. Ocak-Ağustos döneminde gerçekleşen ipotekli konut satışları ise bir önceki yılın aynı dönemine göre %84,6 oranında artarak 141 bin 227 oldu.
Edirne’de diğer satış türleri sonucunda 653 konut el değiştirdi.
Türkiye genelinde diğer konut satışları Ağustos ayında bir önceki yılın aynı ayına göre %2,5 oranında artarak 123 bin 607 oldu. Toplam konut satışları içinde diğer satışların payı %86,2 olarak gerçekleşti. Ocak-Ağustos döneminde gerçekleşen diğer konut satışları ise bir önceki yılın aynı dönemine göre %14,7 oranında artarak 836 bin 843 oldu.
Edirne’de 759 konut satışının, 263’ü ilk satış, 496’sı ise ikinci el satış olarak gerçekleşti.
Türkiye genelindeki 143 bin 319 konut satışının 43 916’sı ilk satış, 99 403’ü ise ikinci el satış olarak gerçekleşmiştir. Edirne’de ise 759 konut satışının 263’ü ilk satış, 496’sı iseikinci el satış olarak gerçekleşmiştir.”

Ekonomiye ‘komşu’ bereketi!

Olgay GÜLER
Edirne’de, gurbetçilerin yaşadıkları ülkelere dönüşünün ardından sınır kapılarındaki yoğunluğun sona ermesiyle, Bulgar turistlerin de kente gelişleri artmaya başladı.
Avrupa’da yaşayıp, 22 Haziran’dan itibaren yaz tatillerini geçirmek üzere Türkiye’ye gelen gurbetçilerin ülkelerine dönüşleri sona erdi. Edirne Valisi Yunus Sezer, gurbetçilerle yoğunluk oluşturduğu kentteki sınır kapılarından, 3 aylık süreçte 4 milyon 96 bin 911 yolcunun giriş-çıkış yaptığını söyledi. Sınır kapılarında gurbetçi hareketliliğinin sona ermesiyle kentte bu kez Bulgar turistler yoğunluk oluşturmaya başladı. Söz konusu yoğunluğun hissedildiği noktalardan, Ulus Pazarı’nda Bulgar ziyaretçiler yeniden alışverişlerine başladı.


‘PAZARIMIZ ESKİ HAREKETİ GÜNLERİNE DÖNDÜ’
Ulus Pazarı Esnaf Kooperatifi (UPEK) Başkanı Barış Atkoşan, sınır kapılarındaki durumun olumlu yansıdığını belirterek, “Okulların da açılmasıyla birlikte artık tatil sezonu sona erdi. Dolayısıyla yerli müşterimiz artık Edirne’ye dönmüş durumda. Hem onlardan, hem de sınır kapılarındaki yoğunluğun hafiflemesinden kaynaklı Bulgar müşterilerde ciddi artışımız var. Sabahın erken saatlerinden itibaren başlayan kalabalık, öğleden sonraya kadar devam ediyor. Geçtiğimiz haftalara nazaran Ulus Pazarı çok kalabalık bir gün geçirdi. Çok klişe olacak ama tabiri caizse pazarımız eski hareketli günlerine döndü diyebiliriz” dedi.

AVRUPA STANDARTLARINDA

Toplam 3 ilde kurdukları pazara en yoğun talebin Edirne’de olduğuna dikkat çeken Atkoşan, “Cuma günleri Edirne merkeze ku-ruyoruz. Cumartesi günü İstanbul’un Çekmeköy ilçesindeyiz, Pazar günü de Kocaeli’nin Kartepe ilçesindeyiz. Üç pazarımız da Avrupa standartlarında kapalı pazarlar. Üç pazar içerisinde Edirne’yi birinci sıraya koyabiliriz. Bunun da sebebi buradaki Bulgar müşterilerin yoğunluğu. Bulgar müşteriler ciddi anlamda hem toptan hem de perakende alışveriş yaptıkları için bizim en iyi pazarımız Ulus Pazarı diyebiliriz. Önümüzdeki günlerde de bu yoğunluğun artmasını bekliyoruz. Yurt dışında çalışan vatandaşlarımızın okulların açılması sebebiyle artık tamamen dönüşle-rini tamamlamasıyla birlikte sınır kapıları sakinlemiş durumda. Gi-diş-gelişlerde herhangi bir problem yok. Bulgar turistler de rahatlıkla girip çıkabiliyor ülkeye. Önümüz-deki haftalarda kış sezonunun da tamamıyla başlamasıyla birlikte bu yoğunluğun daha da artmasını bek-liyoruz” diye konuştu.


‘TURİSTLER GELMEYE BAŞLADI’
Pazar esnafından Serhat Bayram da sınır kapılarındaki yoğun-luğun azalmasıyla pazardaki hareketliliğin arttığını söyleyerek, “Bulgar müşterilerimiz halen yoğunlukta ama geçen senelerle kıyaslarsak, Edirne’nin dışına kayan müşteriler de oluyor. Gurbetçi sezonu bitti ama onların da pek faydası olmadı diyebiliriz. Aslında gurbetçilerin yoğun olduğu dönemde Bulgar turist sayısında çok düşüş oluyor. Sınır kapılarındaki yoğunluk bize kötü yansıyor. Şu anda bu sezon bitti ve Bulgar turistler gelmeye başladı çok şükür. Ben eylül ayının da bir nebze sakin geçeceğini düşünüyorum. Gelecek aylar daha yoğun olacaktır” dedi.


‘EKONOMİYE FAYDALARI OLUYOR’
Esnaf İsa Güven de “Yazın oldukça durgun dönem geçirdik. Sınır kapıları çok yoğundu gurbetçilerin gidiş ve gelişlerinden dolayı. Bu yoğunluk sona erince şimdi Bulgar yoğunluğu başladı pazarımızda. Biz de bu durumdan memnunuz. Alışveriş yaptıkları zaman çok sayıda yapıyorlar, dolayısıyla ekonomiye de faydaları olmuş oluyor” ifadelerini kullandı.

Zirai dona devlet desteği!

Olgay GÜLER
Resmi Gazete’de yayınlanan Cumhurbaşkanı kararıyla, ülke genelinde Şubat, Mart ve Nisan aylarında gerçekleşen zirai dondan etkilenen, aralarında Edirne, Kırklareli ve Tekirdağ’ın da bulunduğu 65 ile destek verileceği açıklandı.
Ülke genelinde Şubat, Mart ve Nisan aylarında yaşanan zirai don, üreticilerin çok sayıda ürününün telef olmasına yol açtı. Konuyla ilgili ‘2025 Yılında Meydana Gelen Zirai Don Nedeniyle Ürünleri Hasar Gören Çiftçilere Destekleme Ödemesi Yapılmasına’ ilişkin Cumhurbaşkanı Kararı, Cumartesi günü Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdi. Karara göre, zirai don nedeniyle ürünlerinde hasar meydana gelen, aralarında Edirne, Kırklareli ve Tekirdağ’ın da bulunduğu 65 ildeki çiftçiler, belirlenen şartları taşımaları halinde destekleme ödemesinden yararlanabilecek. Destek, 2025 üretim yılı için 13 Nisan 2025 tarihine kadar Çiftçi Kayıt Sistemi’ne (ÇKS) kayıtlı olan ve 16 ürün grubunda zarar gören üreticilere verilecek.
Destek kapsamında yer alan ürünler, şu şekilde:
Antep fıstığı, armut, ayva, badem, ceviz, elma, erik, fındık, kayısı, kiraz, limon, mandalina, portakal, şeftali/nektarin, üzüm ve vişne.
Destekten faydalanmak isteyen çiftçilerin, il ve ilçe tarım müdürlüklerine başvurmuş olmaları ve ürünlerindeki zararlarının tespit edilmiş olması gerekiyor.
Ayrıca, tarım sigortası yaptırmamış olanlar, sigortası bulunmasına rağmen don teminatı olmayanlar veya sigortasında don teminatı olup da 1 Ocak 2025’te yürürlüğe giren Devlet Destekli Bitkisel Ürün Sigortası Genel Şartları kapsamında teminat dışı kalan haller nedeniyle tazminat alamayan çiftçiler de bu destekten yararlanabilecek.

Üreticiye ithalat darbesi

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) önceki dönem Edirne Milletvekili Prof. Dr. Okan Gaytancıoğlu, iktidarın gıda enflasyonunu düşürememesi nedeniyle aklına kuraklıktan, düşük verim ve düşük fiyattan perişan olan ayçiçeği üreticisini desteklemek yerine ithalatın geldiğini, buna ilişkin yayınlanan kararname ile Toprak Mahsulleri Ofisi’nce 12 Eylül Cuma günü 18 bin ton ham yağ ithalat edileceğine dikkat çekerek tepki gösterdi. 

Gaytancıoğlu, bununla ilgili sosyal medya hesabından dikkat çeken bir paylaşım yaptı. Gaytancıoğlu, “Ayçiçeği üreticisine darbeler bitmiyor” başlığı altında gerçekleştirdiği paylaşımında şunlara yazdı:

“Ayçiçeği hasadı birçok yerde bitti, bazı tarlalarda devam ediyor. Kuraklık verimi çok düşürdü, üretici piyasadaki düşük fiyatlarla mücadele ederken yani daha ürün satılırken birde adı üreticinin kara gün dostu olan Toprak Mahsulleri Ofisi üreticinin bu kara günlerinde 12 Eylül Cuma günü 18 bin hamyağ ithal edecek. Çiftçimiz kuraklık desteği beklerken ithalat kararnamesi yayınlandı. Söyleyecek bir şey yok.”

Prof. Dr. Okan Gaytancıoğlu, söz konusu paylaşımına eklediği videodaki konuşmasında da şunları kaydetti:

“Ayçiçeğinde sona yaklaşıyoruz. Hasat çoğu yerde bitti. Böyle tarlalar hasat edildi. Bazıları da duruyor Ama anlayamadığımız bir konu var. Kuraklıktan üretici perişan.oldu. Düşük verimden perişan oldu. Düşük fiyattan perişan oldu. Ama akıllarına üreticiyi desteklemek gelmiyor. İthalat geliyor. Şimdi 12 Eylül Cuma günü 18 bin ton hem yağ ithalatı var. Kim yapıyor? Toprak Mahsulleri Ofisi. Ya üretici daha tarlada. Yani daha hasat bitmemiş. Ürününü depoya götüren var. Tüccarın önünde sıra bekleyen var. Borsaya götüren var. Trakya Birlik’e borcu karşılığı ödemek isteyen var. Ama niye ithalat yapıyorsunuz ya? Bunu birkaç ay sonra yapmayı planlasanız ya. Şu anda niye yapmak istediğinizi çok iyi biliyorum. Çünkü gıda enflasyonunu düşüremiyorsunuz. Gıda enflasyonunu düşürmenin çaresi ithalat değil. Üretici ve üretimi desteklemek. Biz seneye ne yapacağız peki? Ayçiçeği üretimini nasıl arttıracağız. Sulama kaynaklarını nasıl iyileştireceğiz? Bunları konuşmamız gerekirken üreticiyi mağdur ettiğiniz o üreticiyi kuraklık desteği ile nasıl destekleyeceksiniz. Böyle bir çalışmanız var mı? Yok. Ne var? En kolay yol ithalat yapalım. Dünyada ucuz oradan getirelim. Bırakalım artık başka ülkelerin çiftçilerini desteklemeyi. Kendi çitçimizi destekleyelim. Yanlış üstüne yanlış yapmayalım.

Edirne’de ençok dış ticaret komşuyla

Edirne’de Temmuz ayında genel ticaret sistemine göre ihracat 11 milyon 247 bin dolar, ithalat 8 milyon 744 bin dolar olarak gerçekleşti.

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) Temmuz 2025’e ilişkin ‘Dış Ticaret İstatistikleri’ni kamuoyu ile paylaştı. Buna göre, ülke genlinde Temmuz ayında genel ticaret sistemine göre ihracat %11,0, ithalat %5,4 arttı. TÜİK Edirne Bölge Müdürlüğü Trakya’daki 3 ile ilişkin rakamları da şöyle açıkladı:

“Edirne’de Temmuz ayında genel ticaret sistemine göre ihracat 11 milyon 247 bin dolar, ithalat 8 milyon 744 bin dolar, Tekirdağ’da ihracat 293 milyon 405 bin dolar, ithalat 213 milyon 539 bin dolar ve Kırklareli’nde ihracat 28 milyon 29 bin dolar, ithalat 9 milyon 440 bin dolar olarak gerçekleşti.” TÜİK Bölge Müdürlüğü’nün paylaşımında şunlara yer verildi:

“Edirne’de 2025 yılı Temmuz ayında ihracat 11milyon 247 bin dolar olarak gerçekleşti.Tekirdağ’da 2025yılı Temmuz ayında ihracat 293 milyon 405 bin dolar olarak gerçekleşti. Kırklareli’nde 2025 yılı Temmuz ayında ihracat 28 milyon 29 bin dolar olarak gerçekleşti.

Temmuz ayında ihracatta ülke genelinde Tekirdağ 13, Kırklareli 41 ve Edirne 56. sırada yer aldı.

Edirne’de Temmuz ayında en çok ihracat Almanya, Bulgaristan ve Bosna-Hersek, Kırklareli’nde Venezuela, Bulgaristan ve Endonezya, Tekirdağ’da ise Almanya, İtalya ve Belçika ile yapıldı.

Türkiye İstatistik Kurumu ile Ticaret Bakanlığı iş birliğiyle genel ticaret sistemi kapsamında üretilen geçici dış ticaret verilerine göre; ihracat 2025 yılı Temmuz ayında, bir önceki yılın aynı ayına göre %11,0 artarak 24 milyar 938 milyon dolar, ithalat %5,4 artarak 31 milyar 383 milyon dolar olarak gerçekleşti.

Edirne’de 2025 yılı Temmuz ayında ithalat 8 milyon 744 bin dolar olarak gerçekleşti. Tekirdağ’da 2025 yılı Temmuz ayında ithalat 213 milyon 539 bin dolar olarak gerçekleşti. Kırklareli’nde 2025 yılı Temmuz ayında ithalat 9 milyon 440bin dolar olarak gerçekleşti.

Temmuz ayında ithalatta ülke genelinde Tekirdağ 14, Kırklareli 44 ve Edirne 47. sırada yer aldı.

Edirne’de Temmuz ayında en çok ithalat Bulgaristan, Rusya Federasyonu ve Yunanistan, Kırklareli’nde Rusya Federasyonu, Çin ve Danimarka, Tekirdağ’da ise Çin, Güney Kore ve Almanya ile yapıldı.

Emlak piyasasında hareket

Trakya Üniversitesi’nin yeni akademik yıl için kapılarını açmasına kısa süre kala Edirne emlak piyasasında hareketli günler yaşamaya başladı.

Edirne Emlak Müşavirleri Derneği Başkanı Serhat Çeker, özellikle öğrenimlerine devam eden öğrencilerin, kiralık daire arayışına başladığını ifade ederek; “Özellikle birinci yılını tamamlayan öğrenciler, arkadaş gruplarıyla birlikte daha büyük daireleri tercih ediyor. Özellikle birinci yılını tamamlayıp arkadaş grubu edinen öğrenciler, ikinci senelerinde 2+1 veya 3+1 daire kiralamak istiyor. Mesela 30 bin TL’ye kiralanan, üç odalı bir daireyi, üç arkadaş aralarında paylaşarak maliyeti düşürüyorlar. Çünkü tek başına apartman giderleri, elektrik, su, doğalgaz derken aylık masrafları karşılamak çok zor” dedi.

Dernek Başkanı  Çeker, üniversite yerleştirmelerinin başlamasıyla birlikte öğrencilerin ve ailelerin kiralık ya da satılık daire arayışına girdiğini ifade etti. Çeker, “Şimdi üniversitede yerleştirmeler başladı. Edirne, üniversite şehri olduğu için yaklaşık 60 bine yakın, belki daha da fazla öğrenci kapasitesine sahip. Her bölüme yakın fakültelerimiz var. Bu dönemde Edirne’de kiralık ve satılık konut arayışları da hız kazandı” diye konuştu.

ev alan da var

Özellikle uzun süreli okuyacak öğrencilerin ailelerinin, yüksek kiralar nedeniyle daire satın alma yönünde adım attığına dikkat çeken Çeker; şöyle devam etti:

“Uzun süreli okuyacak olanlar, ailesinin maddi durumu iyi olanlar genellikle son 10-15 gündür daire satın alma niyetinde. Talepler genellikle 1+1 veya 2+1 daireler yönünde oluyor. Çok yeni olmasa da, 15-20 yıllık, kullanılmış ve merkezi yerde bulunan daha uygun fiyatlı daire arayışına girenler var. Aileleri iyi durumda olan kişiler, kiraların yüksekliği nedeniyle bu seçeneği tercih ediyor. Çünkü kiralar şu an 15 bin liradan başlayıp 25-35 bin liraya kadar çıkabiliyor. Bunu vereceğime, daire alırım’ diyenler de çoğalmış durumda. Örneğin ortalama, kullanılmış bir 1+1 daire, lüks aranmıyorsa, 1,5 ile 2 milyon TL arasında satın alınabiliyor. Veliler de ‘Oğlum burada 4-5 sene okuyacak, daireyi alırım, giderken de satarım, kiradan kurtulurum’ mantığıyla hareket ediyor” .

ÖĞRENCİ EVLERİNDE PAYLAŞIMLI DÖNEM

Özellikle bir yılını tamamlayarak arkadaş grubu edinen öğrencilerin birlikte eve çıkmayı tercih ettiklerini ifade eden Çeker; “Öğrenciler arasında kiralık daire arayışları giderek artıyor. Özellikle birinci yılını tamamlayan öğrenciler, arkadaş gruplarıyla birlikte daha büyük daireleri tercih ediyor. Tabii bunun yanı sıra öğrencilerden de her gün kiralık konut için telefonlar gelmeye başladı. Yurtlar zaten dolu. Özellikle birinci yılını tamamlayıp arkadaş grubu edinen öğrenciler, ikinci senelerinde 2+1 veya 3+1 daire kiralamak istiyor. Mesela 30 bin TL’ye kiralanan, üç odalı bir daireyi, üç arkadaş aralarında paylaşarak maliyeti düşürüyorlar. Çünkü tek başına apartman giderleri, elektrik, su, doğalgaz derken aylık masrafları karşılamak çok zor” diye konuştu.

Çeker, paylaşımlı kiralama modelinin hem öğrenciler hem de aileler açısından önemli avantaj sağladığını vurguladı. Çeker; “Paylaşımlı kiralama modeli, öğrenciler arasında giderek yaygınlaşıyor. Hem maliyeti düşürüyor hem de yaşamı kolaylaştırıyor. Aileler açısından ise, çocukları için ev tutmak yeni bir düzen anlamına geliyor. Ama iki aile çalışsa dahi, hem kendi ev giderlerini hem de öğrencinin giderlerini karşılamak kolay olmuyor” ifadelerini kullandı.