Yazar arşivleri: Mehmet ŞELECİ

YENİ Parti’de 9 ilçede seçimler tamam!

Olgay GÜLER

YENİ Parti Edirne Teşkilatı’nda devam eden kongre sürecinde, merkez dahil 4 ilçede ön seçimle ilçe başkan adayları, 5 ilçedeyse olağan genel kurulla ilçe başkanları belirlendi.

YENİ Parti Edirne teşkilatında, 26 Ağustos itibariyle başlayan kongre sürecinde, 400’den fazla üyesi bulunan 4 ilçede ön seçim, 400’den az üyesi bulunan 5 ilçedeyse üyelerin delege olarak kabul edildiği olağan genel kurullar yapıldı. Buna göre Edirne merkez, Keşan, İpsala ve Uzunköprü’de üyeler ön seçimle olağan genel kurullar öncesi ilçe başkan adaylarını belirledi. Enez, Lalapaşa, Havsa, Meriç ve Süloğlu’ndan oluşan 5 ilçedeyse genel kurullarda ilçe başkanlarını yine üyeler belirledi.

Genel kurullar öncesi belirlenen ilçe başkan adayları şu şekilde oluştu:

Edirne Merkez İlçe Başkan Adayı Volkan Akgüngör

Keşan İlçe Başkan Adayı Anıl Çakır

İpsala İlçe Başkan Adayı Anıl Çakır

Uzunköprü İlçe Başkan Adayı Osman Aydın

Doğrudan genel kurul yapılarak seçilen ilçe başkanlarıysa şu isimlerden oluştu:

Enez İlçe Başkanı Hüseyin Çavuşoğlu

Lalapaşa İlçe Başkanı Zafer Ergen

Havsa İlçe Başkanı Memduh Doğramacı

Meriç İlçe Başkanı Ali Çetin

Süloğlu İlçe Başkanı Lütfü Serbest

GENCAN’DAN TEBRİK VE ‘SORUMLULUK’ HATIRLATMASI

Seçimlerin ardından Edirne Belediye Başkanı Filiz Gencan da, sosyal medya hesabından tebrik mesajı paylaştı. Seçilen ilçe başkanlarının sorumluluklarının büyük olduğunu belirten Gencan, “Kuruluş sürecinden bugüne büyük bir özveriyle çalışan Kurucu İl Başkanımız Yücel Balkanlı’ya, ilçe başkanlığı için sorumluluk üstlenen bütün arkadaşlarımıza ve kongre süreçlerinde emek veren tüm üyelerimize gönülden teşekkür ediyorum. Kongre süreçlerimizi tamamladık. Şimdi ise önümüzde bu güvene layık olmak gibi çok daha büyük bir sorumluluk var. Genel Başkanımız Özgür Özel’in liderliğinde, Cumhurbaşkanı Adayımız Ekrem İmamoğlu’nun demokrasi, adalet ve umut mücadelesine Edirne’den en güçlü katkıyı sunmak için aynı kararlılıkla yolumuza devam edeceğiz. Üyelerimizin iradesiyle seçilen ilçe başkanlarımızın ve yönetimlerinin, bugüne kadar ortaya koydukları çalışmayı daha da ileri taşıyacaklarına yürekten inanıyorum. Edirne’mizin her ilçesinde hemşerilerimizi dinleyen, birlikte üreten ve güvenlerine layık olmak için çalışan güçlü bir örgüt yapısını hep birlikte büyüteceğiz. İlçe başkanlarımızı ve yönetimlerini bir kez daha kutluyor, görevlerinde başarılar diliyorum. Yolumuz açık olsun” ifadelerini kullandı.

ABD Temsilcileri ETB’de

Amerika Birleşik Devletleri İstanbul Başkonsolosu Michael A. Lally ile beraberindeki heyet, Yönetim Kurulu Başkanı Özay Öztürk ile bir araya geldiği Edirne Ticaret Borsası’nı (ETB) ziyareti sırasında hububat ve yağlı tohumlar elektronik satış salonunda gerçekleştirilen açık artırmayı da yerinde izledi.

Heyette; Siyasi ve Ekonomik Bölüm Şef Yardımcısı Adam L. Schick, Ekonomik İlişkiler Danışmanı Yasemin Özbal ve ABD Büyükelçiliği Tarım Müşaviri Karisha L. Kuypers yer aldı. ETB Yönetim Kurulu Üyesi Oğuz Kurban ve Meclis Üyesi Selman Astürk de ziyarette hazır bulundu.

Görüşmede Edirne Ticaret Borsası’nın mevcut yapısı ve konumu, spot satış ve lisanslı depoculuk sistemi ile ilimizin ve bölgemizin tarım ve hayvancılık sektöründeki gelişmeler değerlendirildi. Sektördeki benzer uygulamalar hakkında da görüş alışverişinde bulunuldu.

Yönetim Kurulu Başkanı Özay Öztürk tarafından Borsanın geçmişten günümüze kurumsal deneyimini aktarılarak, 1996 yılında başlayan ve Dünya Bankası tarafından finanse edilen Ürün Borsaları Geliştirme Projesi kapsamında yazılım ve donanım altyapısının geliştirdiği ifade edildi. Geçmişte Chicago Ticaret Borsası’nda (CBOT) incelemelerde bulunduğunu, edinilen bilgi ve deneyimin lisanslı depoculuk sisteminin geliştirilmesine katkı sağladığını vurgulayan Öztürk; “Sürecin devamında sistemin en önemli ayağı olan Lisanslı Depoculuk Kanunun 2005 yılında yürürlüğe girdi. Projenin nihai hedeflerinden biri olan Türkiye Ürün İhtisas Borsası (TÜRİB) 2018 yılında kuruldu ve Elektronik Ürün Senedi (ELÜS) işlemlerine aracılık etmek üzere 2019 yılında aktif olarak faaliyetlerine başladı. Günümüzde bu proje kapsamında inşa edilen lisanslı depo kapasitesi 15,2 milyon tona yaklaşmış durumda ve sistem aktif şekilde çalışmaya devam ediyor. Edirne Ticaret Borsası da bugün lisanslı depo tesisi ile üreticilerin ürünlerini güvenle depolamasına ve ürün senedi üzerinden ticaret yapmasına imkân tanıyor.” dedi.

Ziyaret kapsamında heyet, Borsanın hububat ve yağlı tohumlar elektronik satış salonunda gerçekleştirilen açık artırmayı da yerinde izledi. Spot satış sistemi çerçevesinde işleyen bu uygulamada, sürecinin işleyişi ve ürün fiyatlarının şeffaf biçimde oluşma yöntemi hakkında Borsa yetkililerinden bilgi aldı.

‘TMO, çeltik hasadının bitmesini mi bekliyor?’

İYİ Parti Edirne İl Başkanı Hakan Şahin, Trakya’da hasat tüm hızıyla devam ederken çiftçinin hala TMO’nun açıklayacağı fiyatı beklediğini söyledi.

Geçen yıl hasatta 42 TL civarında alıcı bulan iri tane çeltiğin bugün 36 TL seviyelerinde alıcı bulduğuna dikkat çeken Şahin, şunları  söyledi:

“Bir yılda mazot, gübre ve ilaç başta olmak üzere girdi maliyetleri yüzde 100’ü aşarken, tarla kira bedelleri de 15 bin TL’lere dayanmış durumda.

Çiftçi bu sezon da zarar ederse gelecek yıl tarlalar boş kalır, borçlar ödenemez. TMO’yu daha fazla beklemeden alım fiyatını ve alım tarihini acilen açıklamaya çağırıyoruz. Çeltik üreticisinin kaybedecek bir günü bile yoktur!

Ofis Tipi mi, Ev Tipi mi? Diş Beyazlatmada Doğru Seçim Nasıl Yapılır

Sonbaharla birlikte sosyal hayatın yeniden yoğunlaşması, birçok kişiyi gülüşünü yenilemek için araştırmaya yönlendiriyor. Ancak diş beyazlatma söz konusu olduğunda karşılaşılan ilk soru genellikle şu oluyor: ofis tipi mi, yoksa ev tipi beyazlatma mı tercih edilmeli? Uzmanlar, doğru cevabın kişiden kişiye değiştiğini belirtiyor.

Ofis tipi beyazlatma nasıl işler?

Klinikte, diş hekimi kontrolünde uygulanan ofis tipi beyazlatma, yüksek konsantrasyonlu jellerin özel bir ışık kaynağıyla aktive edilmesi prensibine dayanıyor. En büyük avantajı hız — tek bir seansta belirgin bir renk açılması sağlanabiliyor. İşlem boyunca diş eti özel bir bariyerle korunuyor, bu da hassasiyet riskini azaltıyor.

Ev tipi beyazlatma ne sunuyor?

Ev tipi sistemlerde, hastanın ağız ölçüsüne göre üretilmiş özel plaklar ve daha düşük konsantrasyonlu jeller kullanılıyor. Süreç birkaç hafta sürüyor ama kademeli ilerlediği için hassasiyet genellikle daha az oluyor. Bir diş kliniğinin estetik diş hekimliği ekibi, bu yöntemin özellikle “aşamalı ve kontrollü bir değişim” isteyen hastalar için uygun olduğunu belirtiyor:

“Ev tipi sistemlerde hasta süreci kendi kontrolünde yürütüyor; bu da özellikle diş hassasiyeti geçmişi olanlar için daha konforlu bir seçenek olabiliyor.”

Hangi yöntem kime uygun?

  • Hızlı ve tek seansta belirgin sonuç isteyenler için ofis tipi daha uygun
  • Diş hassasiyeti geçmişi olanlar veya kademeli bir değişim tercih edenler için ev tipi daha konforlu olabilir
  • Özel bir etkinlik öncesi (düğün, mezuniyet gibi) kısa sürede sonuç almak gerekiyorsa ofis tipi zaman avantajı sağlıyor
  • İki yöntemin kombinasyonu da (önce ofis tipi, ardından ev tipi ile bakım) bazı vakalarda tercih ediliyor

Beyazlatma her diş için uygun mu?

Uzmanlar, beyazlatmanın doğal diş minesi üzerinde etkili olduğunu, ancak mevcut dolgu, kaplama ve kronların renk değiştirmediğini hatırlatıyor. Bu nedenle ön dişlerinde eski restorasyonu olan hastaların, beyazlatma sonrası renk uyumsuzluğu yaşamamak için önceden bir değerlendirmeden geçmesi öneriliyor. Ayrıca aktif diş eti hastalığı veya tedavi edilmemiş çürüğü olan hastalarda, beyazlatmadan önce bu sorunların giderilmesi gerekiyor.

Sonuç ne kadar sürüyor?

Beyazlatmanın kalıcılığı büyük ölçüde beslenme alışkanlıklarına bağlı. Kahve, çay, kırmızı şarap ve sigara gibi renklendirici etkenlerin sınırlandırılması, sonucun daha uzun süre korunmasını sağlıyor. Ortalama olarak, doğru bakımla sonuçların 1-2 yıl arasında belirgin şekilde korunduğu belirtiliyor.

Uzman gözetimi neden önemli?

Piyasada yaygınlaşan reçetesiz beyazlatma ürünleri konusunda uzmanlar temkinli olunmasını öneriyor. Konsantrasyonu ve uygulama süresi kontrolsüz ürünler, diş eti tahrişine ve aşırı hassasiyete yol açabiliyor. Bir diş hekimi kontrolünde yapılan diş beyazlatma değerlendirmesi, hem güvenli hem de kişiye özel bir sonuç almanın en sağlıklı yolu olarak öne çıkıyor.

Esnafa yangın güvenliği bilgilendirmesi

Edirne Belediyesi İtfaiye Müdürlüğü, 25 Eylül – 1 Ekim İtfaiye Haftası kapsamında Saraçlar Caddesi’nde faaliyet gösteren esnafları ziyaret ederek yangın güvenliği konusunda bilgilendirme çalışması gerçekleştirdi.

Başkan Yardımcısı Savaş Çerkes, İtfaiye Müdürü Sefa Tabak ve itfaiye personelinin katıldığı ziyaretlerde esnaflarla bir araya gelinerek iş yerlerinde alınması gereken yangın güvenliği önlemleri hakkında bilgiler paylaşıldı. Yangın söndürme tüplerinin düzenli kontrollerinin önemi, elektrik tesisatlarının güvenli kullanımı, acil çıkışların erişilebilir durumda tutulması ve olası bir yangın anında yapılması gerekenler konusunda hatırlatmalarda bulunuldu.

Esnafların sorularının da yanıtlandığı ziyaretlerde, yangınlara karşı alınacak basit ancak etkili önlemlerin can ve mal kayıplarının önüne geçilmesinde büyük önem taşıdığı vurgulandı. Vatandaşların ve işletmelerin bilinçlendirilmesinin afetlere karşı hazırlıklı bir toplum oluşturulmasında önemli bir rol oynadığı ifade edildi.

Can ve mal güvenliğinin korunması için 7 gün 24 saat görev başında olan Edirne Belediyesi İtfaiye Müdürlüğü ekipleri, İtfaiye Haftası kapsamında vatandaşlarla buluşarak farkındalık çalışmalarını sürdürdü.

Ateş güven tazeledi

Vatan Partisi Olağan Edirne İl Kurultayı sonucunda İl Başkanlığına tekrar seçilen Gürol Bora Ateş, son günlerde kamuoyunda fon olayı olarak bilinen sürecin bu sistemin çürüdüğünün ve çöktüğünün işareti olduğunu belirtti.

Ateş, Genel Başkan Yardımcısı Amiral Soner Polat’ı vefatının 7. yılında anarak başladığı konuşmasında, ülkenin ekonomik zorluklar içerisinde bulunduğunun altını çizerek, “24 Ocak kararlarıyla, dünya ekonomisiyle bütünleşiyoruz sloganıyla ortaya çıkan, üreticiyi kambur ilan eden ülkemizi üretimden koparan, sıcak para komisyoncularının, dolar ve borsa vurguncularının, faizcilerin dönemi başlamıştır” dedi.

Son günlerde kamuoyunda fon olayı olarak bilinen süreç, bu sistemin çürüdüğünün ve çöktüğünün işareti olduğunu belirten Ateş, “İşsizliğin ve gelecek kaygısının sonucu olarak kısa yoldan kazanç elde etme anlayışı gelişmiş, borsa, fon ve kumar yaygınlaşmıştır. Özellikle dijitalleşmenin yaygınlaşmasıyla birlikte kolay para kazanma arzusu bir hastalığa dönüşmüş ve salgın halini almıştır. Bu salgın; uyuşturucu, fuhuş, boşanma oranlarının artışı, nüfus artış hızının düşmesi, genç işsizliğin artması gibi olgularla birlikte değerlendirildiğinde bir toplumsal çözülmenin işaretidir” ifadelerini kullandı.

ÜRETİM DEVRİMİ

Bu yozlaşmadan kurtulmanın yolunun Vatan Partisi’nin ekonomik programı olduğuna dikkat çeken Ateş konuşmasında şunlara şer verdi:

“Üretim Devrimi bu krizden çıkmamızın en önemli aşamasıdır. Ülkemiz ekonomik darboğazdan Vatan Partisi’nin Üretim Devrimi programıyla kurtulabilir. Üretimi destekleyen değil üretime set çeken bir anlayış mevcuttur. Bu zihniyeti reddediyoruz. İşçi, çiftçi, esnaf, zanaatkar, sanayici ve tüccardan oluşan yani üretime katılan tüm kesimlerle üretim devrimini gerçekleştireceğiz. Üreticinin malına verilen değeri görüyoruz, tarım ürünlerine verilen fiyatlar Trakya çiftçisini derinden yaralamıştır. Trakyalı üretici, ürettiği 1 kilo buğday ile 1 bardak çay içemiyor, 2 kilo buğdayla şehir içi ulaşımı kullanamıyor, 5 kilo buğdayla 1 tavuk döner bile yiyemiyor. Bu fiyatlar üreticimizle dalga geçmek anlamına gelmektedir. İktidarın, sıcak paraya ve borçlanmaya dayalı liberal ekonomi politikaları sadece tarımımızı değil bütün ekonomimizi yıkıma götürüyor. Vatan Partisi’nin kamucu, milli ve devrimci programı sayesinde üreticiler baş tacı olacaktır. Vatan Partisi iktidarında toryum, bor gibi kaynaklar, dışa bağımlı olmayan güçlü bir Türkiye için enerji alanında kullanılacaktır. Her alanda kendine yeten, üreten ve başı dik Türkiye’yi inşa edeceğiz. Tüm üreticilerimizi, emekçilerimizi, işçilerimizi Vatan Partisi’nin Üretim Devrimi Programına destek olmaya ve Vatan Partisi saflarına katılmaya davet ediyoruz. Gün İran ve Filistin’le dayanışma günüdür. Filistin’de ve İran’da katledilen başta çocuklar olmak üzere tüm kahramanları selamlıyorum.

İRAN’A YAPILAN ABD YAPTIRIMLARINA DESTEK

Bugün insanlık da vatanseverlik de Müslümanlık da burada sınanmaktadır. Durum bu haldeyken komşu İran’a yapılan ABD yaptırımlarına destek vermek en kibar tabiriyle akıl tutulmasıdır. Uyarıyoruz derhal İran’a uçuşları tekrar başlatın. ABD-İsrail tehditlerini bertaraf etmek ve onları bozguna uğratmak için önümüzde tarihi bir fırsat bulunmaktadır. Türkiye, ABD ve İsrail’in saldırganlığına hizmet eden İncirlik ve Kürecik Üslerini derhal kontrol altına almalıdır. ABD ve İsrail tehdidi sadece İran ve Filistin’le sınırlı değildir. Doğu Akdeniz’de, Kıbrıs’ta, Dedeağaç’ta tüm namlular ülkemize dönüktür. NATO, ABD’ye bağımlılıktır. NATO, borçlanma ekonomisidir. NATO, İran, Irak, Rusya gibi komşularımızı düşman etmektir. NATO, yalnızca bir askeri örgüt değildir. NATO, devletimizin içine yerleştirilen Gladyodur. NATO o gladyonun faili olduğu darbelerdir, suikastlerdir, cinayetlerdir, tertiplerdir, katliamlardır. NATO, FETÖ’dür. NATO, Ege kıyılarımızdan, Doğu Akdeniz’den vatanımıza doğrultulmuş silahlardır. NATO’da kalmak Türkiye’miz açısından cinayettir. Geçen sene yanı başımızda Dedeağaç’ta Türkiye’ye karşı tatbikat yapan NATO’ya karşı sesimizi yükseltip Edirne’de bir miting yapmıştık. Genel Başkanımız NATO’nun Meriç’ten ancak ölüsü geçer diyerek tavrımızı net bir şekilde ortaya koydu. Yıllardır NATO’yla ve onun artıklarıyla mücadele ediyoruz, partimiz bu konuda da emsalsizdir. İktidarından, sözde muhalefetine, iyisinden, yenisine, sahtesinden, gerçeğine diğer siyasi partilerin hepsi NATO’ya en iyi biz hizmet ederiz yarışındadır.

TRÇİ İTTİFAKI

Bu köksüz partilerin tüm çabaları boşa çıkacaktır. Çünkü ABD’nin toplum üstündeki hegemonyasını parçalayan süreç hızla devam etmektedir. ABD Emperyalizmi ve işbirlikçileri güç kaybetmektedir. Batı kaybederken Avrasyacılık ülkemizde her geçen gün güçlenmektedir. Türkiye bu süreçte Avrasya kampının, daha bağımsız, daha eşitlikçi, daha kamucu, daha aydınlanmacı ilişkiler sistemine yönlenmektedir. Türkiye dönüşü olmayan bir yola girmiştir bugün Avrasya iklimi Türkiye’nin Milli Demokratik Devrimini tamamlama iklimidir. Artık Batı egemenliğinin sonuna gelindi. Artık emperyalizmin, siyonizmin zincirleri parçalandı. Yeni bir dünya kuruluyor. Asya’dan yeni, adil, eşitlikçi, saygılı, insancıl bir medeniyet yükseliyor. Türkiye de bu medeniyetin en önünde yer alacaktır. Vatan Partisi olarak bunu milletimizle ve ülkemizin milli kuvvetleriyle birlikte yapacağız. Türkiye, Rusya, Çinve İran’la TRÇİ ittifakını kuracağız.

Sancılı bir süreçten geçiyoruz. Atlantik sisteminden kopuş sürecindeyiz bu süreçler sert ve şiddetli olur. Burada bizim turnusol kağıdımız insanların geçmişleri değil, bugünleri ve gelecekleridir. Sistem dışı bir partiyiz evet ama kazanacağımız insanlar bu sistemin içinden kopup gelen insanlar. Burada Vatan Partili kadrolara, yöneticilere ve üyelere düşen görev Genel Başkanımızın da dediği gibi ona buna burun kıvırmak değil, toplumu devrimcileştirmektir. Bunun için yapmamız gereken ilk görev ise kendimizi devrimcileştirmektir. İnsana yabancılaşma, insanı hor görme, bizden olmayana yukarıdan bakma gibi davranışlar davamız ve insanlığımız için ayak bağıdır. Bu anlayışları yok edemezsek sınıfsız bir dünya oluşturamayız.

ÜLKEYİ YÖNETMEYE HAZIRIZ

 Bizler rant ve özel çıkar peşinde koşan, mevki makam için tüm etik değerlerinden vazgeçen çürümüş yapıyı değiştirmeye geliyoruz. Gülü gülle tartan, saygıyı ve sevgiyi kaybetmeyen, ahlaki ve etik değerleri yüksek, bireysel zenginleşmeden uzak, toplumcu bir sistemin teminatıyız. Neye sahip olduğumuz değil, sahip olduklarımızı kiminle paylaştığımız önemlidir, Vatan Partisi’nde mutluluk paylaşmaktan geçer. Partimizin ideolojik birikimi, programı, öncü parti geleneği, doğru eylem çizgisi, devrimci çalışma tarzı, ülkemizin büyük devrimci mirası temelinde güçlenerek bugünlere kadar gelmiştir. Bu birikimimizle ülkemizi yönetmeye hazırız. Kuracağımız üreticilerin milli hükümeti, önümüzdeki fırtınalı dönemde ABD emperyalizminin etki alanını daraltan, milletin en geniş güçlerini birleştiren bir dinamik yaratacaktır. Vatan Partisi’nin tüm öngörüleri yıllar içinde doğruluğunu kanıtlamıştır ve bir Çobanyıldızı gibi her zaman doğru yolu göstermiştir. Artık partimizin bu birikimini iktidara dönüştürme vakti gelmiştir. ABD emperyalizminin çöktüğü yeni bir dünya düzeninin kurulduğu, Asya’nın yükseldiği günümüzde Vatan Partisi de ülkemizde ve dünyada yükselmektedir. Genel Başkanımız Doğu Perinçek önderliğinde genç, dinamik ve kararlı kadrosuyla Vatan Partisi yükselen ve değişen dünyada Türkiye’yi temsil edebilecek tek siyasi partidir. Vatan Partisi’nin programı hazır. Türkiye’nin öz evlatlarının, devrimcilerinin zamanı geldi. Namık Kemallerin, Talat Paşaların, Mustafa Kemal Paşaların devamı olan Vatan Partisi’nin zamanı geldi. Önümüzde büyük görevler ve sorumluluklar var; bu döneme o sorumlulukları omuzlayarak giriyoruz. Bu dönemin öncü görevlerini Vatan Partisi’nin fedaileri, fedakârları ve kahramanları olarak bizler üstleneceğiz. Bir toplum büyük bir hamle yapacağı, bir devrim gerçekleştireceği ve hayati bir karar vereceği zaman, öncüleri ve kahramanları da tarih sahnesine çıkar. Biz de tarih sahnesine çıkma görevlerinin eşiğindeyiz. Tüm görevlere hazırız, tarih yapmak için göreve geliyoruz. Aydınlık bir geleceğin mimarlarıyız, biz haklıyız, biz kazanacağız.”

YÖNETİM

Yapılan seçim sonucu şu isimler görev aldı;

İl Başkanı:

Gürol Bora Ateş

İl Yönetim Kurulu:

Hasan Ateş, Hakan Çilli, Cengiz Balcı, İsmail Tosun, Fatma Müzeyyen Oktay, Yağmur Biçen Kaplan

İl Disiplin Kurulu:

Fidan Düzel, Cengiz Okalaner, Deniz Çakmak

Japonya’dan Edirne’ye lezzet çekimi!

Japonya’nın NHK ekibi, “The Global Train Journey: Türkiye Bölümü” kapsamında Edirne’ye gelerek kentin tarihi, kültürü ve mutfak değerlerini mercek altına alırken, Kurabiyeci Dede Arif Meriç’in Eski Cami köşesindeki dükkânı ile üretim tesislerini görüntülemekten de geri kalmadı.

Japonya’dan Türkiye’ye uzanan belgesel yolculuğunda bu kez rota Edirne oldu. NHK BS ve NHK BSP4K kanallarında yayımlanan The Global Train Journey adlı seyahat belgeselinin Türkiye bölümü kapsamında Edirne’ye gelen ekip, kentin tarihi ve kültürel değerlerinin yanı sıra yerel mutfağını da kayıt altına aldı.

Programın tanıtım dosyasında yer alan bilgilere göre seri; Kars’tan başlayarak Anadolu üzerinden İstanbul’a ve son olarak Edirne’ye uzanıyor. Edirne, yaklaşık 1.700 kilometrelik Türkiye yolculuğunun son durağı olarak programda yer alıyor.

Üç saat boyunca Kurabiyeci Dede çekimi

NHK ekibi, Edirne’deki çekimleri kapsamında Edirneli Kurabiyeci Dede Arif Meriç’in Eski Cami köşesindeki dükkânında yaklaşık üç saat çekim gerçekleştirdi.

Oldukça samimi ve renkli görüntülere sahne olan çekimlerde Arif Meriç, ekiple hem Edirne’nin tarihi ve kültürel değerleri üzerine sohbet etti hem de kentin Osmanlı’dan günümüze uzanan lezzet mirasını anlattı.

Çekimlerde Türkiye-Japonya dostluğuna vurgu yapılırken, iki ülke arasındaki kültürel bağların önemine ilişkin sıcak mesajlar da verildi.

“Edirne’nin en tatlı mirasını” anlattı

Kurabiyeci Dede Arif Meriç, program ekibine Edirne’nin tarihi yapılarından camilerine, hanlarından sokaklarına kadar kentin sahip olduğu değerleri anlatırken, bir yandan da Osmanlı’dan günümüze ulaşan Edirne mutfak kültürünü ve geleneksel lezzetlerini tanıttı.

Edirne’nin yalnızca tarihi yapılarıyla değil, yüzyıllardır yaşatılan mutfak kültürüyle de önemli bir şehir olduğunu anlatan Meriç, kendi üretimleri üzerinden kentin tatlı mirasını Japon izleyicilere aktardı.

Kameralar bu kez üretim hattında

Dükkândaki çekimlerin ardından NHK ekibinin rotası üretim tesisine çevrildi.

Fabrikada gerçekleştirilen çekimlerde Edirne’nin geleneksel lezzetlerinin hangi aşamalardan geçerek hazırlandığı görüntülendi. Üretim hattında ürünlerin hazırlanış süreci hakkında ekibe bilgiler verilirken, geleneksel lezzetlerin günümüzde nasıl üretildiği de kayıt altına alındı.

Edirne, Japon izleyicilere anlatılacak

The Global Train Journey: Türkiye Bölümü, Türkiye’de Kars’tan başlayarak Erzurum, Erzincan, Kemaliye, Divriği, Sivas, Yozgat, Ankara ve İstanbul üzerinden Edirne’ye ulaşıyor.

Edirne’nin tarihini, kültürünü ve mutfak mirasını Japonya’ya taşıyacak bu çekim, Eski Cami’nin gölgesinde başlayan ve üretim hattına uzanan renkli görüntülerle tamamlandı.

Kurabiyeci Dede Arif Meriç ise çekimin ardından, “Edirne’mizin güzelliklerini Japonya’dan gelen kıymetli misafirlerimize anlatmaktan büyük mutluluk duyduk. Türkiye ve Japonya arasındaki dostluğun böyle güzel vesilelerle daha da güçlenmesini diliyorum” mesajını verdi.

Açlık sınırı 38 bin 698 lira!

Birleşik Kamu-İş Konfederasyonu, dört kişilik bir ailenin gıda için yapması gereken bir aylık harcama eylülde 380 lira artarak 38 bin 698 liraya kadar yükseldiğini, yoksuluk sınırı ise 2 bin 429 lira artarak 123 bin 465 liraya çıktığını bildirdi.

Birleşik Kamu-İş Edirne İl Başkanı Nedim Zobar, konfederasyonun Ar-Ge birimi KAMU-AR’ın dört kişilik bir ailenin, dengeli ve sağlıklı beslenebilmesi için aylık olarak yapması gereken gıda harcamasının yanı sıra gıda dışındaki ihtiyaçlarını da yoksunluk hissi çekmeden karşılayabilmesi için yapması gereken harcamayı dikkate alarak hesapladığı açlık-yoksulluk sınırı araştırmasının Eylül 2026 sonuçlarını kamuoyu ile paylaştı. Buna göre, açlık sınırı eylülde 38 bin 698 liraya yükselirken, yoksulluk sınırı da gıdanın yanı sıra sağlık dışındaki diğer harcamalarda yaşanan fiyat artışlarının etkisiyle 123 bin lirayı geçti. Açlık sınırı asgari ücretin 10 bin 623 lira, en düşük emekli aylığının 15 bin 146 lira üzerine çıkarken, en düşük memur maaşı da yoksulluk sınırının yüzde 57’sinde kaldı.

Birleşik Kamu-İş Konfederasyonu’nun konuya ilişkin paylaşımında şunlara yer verildi:

“Açlık sınırı eylülde önceki aya göre 380 lira artarak 38 bin 698 liraya yükselirken, gıda dışındaki gereksinimler için yapılması gereken harcama ise 2 bin 49 liralık yükselişle 84 bin 767 liraya çıktı. İkisinin toplamından oluşan yoksulluk sınırı ise önceki aya göre 2 bin 429 lira artarak 123 bin 465 lira oldu. Son bir yılda açlık sınırı 9 bin 308 lira, gıda dışındaki ihtiyaçlar için yapılması gereken harcama 24 bin 301 lira ve yoksulluk sınırı 33 bin 609 lira artış gösterdi.

ÜCRETLER VE AÇLIK-YOKSULLUK SINIRI

Açlık sınırı yılbaşından bu yana 28 bin 75 lira olarak uygulanan asgari ücretin 10 bin 623 lira, 23 bin 552 lira olan en düşük emekli aylığının ise 15 bin 146 lira üzerine yükseldi. Tüm beklentilere rağmen yılın ikinci yarısı için artırılmayan asgari ücretin eylül de açlık sınırını karşılayabilmesi için en az yüzde 37,8 oranında artırılması gerekiyordu.

Buna göre asgari ücretli ve asgari ücrete yakın ücret alan 10 milyon çalışan, en düşük emekli aylığı alan 5,1 milyon kişi ve aileleri gıda yoksulluğuyla karşı karşıya bulunuyor. En düşük emekli aylığına yakın emekli aylığı alanlar ve hiçbir geliri olmayanlar da dikkate alındığında, Türkiye nüfusunun çok büyük bir bölümünün gıda yoksulluğu çektiği hesaplanıyor.

Asgari ücret eylülde dört kişilik bir ailenin sadece 22 günlük beslenme giderini, yoksulluk sınırının ise yüzde 19’unu zor karşıladı. Ailede dört kişinin asgari ücretle çalışarak haneye getireceği gelir bile yoksulluk sınırının 11 bin 165 lira altında kalıyor. Diğer bir ifadeyle dört asgari ücret giren dört kişilik bir aile bile yoksulluk sınırını yenemiyor. En düşük emekli aylığı sadece 18 günlük beslenmeye yetiyor, yoksulluk sınırının ise sadece yüzde19’unda kalıyor.

Yılın ikinci yarısı için aile ve çocuk yardımı dahil 70 bin 218 liraya yükselen en düşük memur maaşının yoksulluk sınırını karşılama oranı yüzde 58’den yüzde 57’ye indi. Temmuzda 81 bin 23 liraya yükselen ortalama memur maaşı ise yoksulluk sınırının yüzde 65,6’sini karşılıyor. Yoksulluk sınırını karşılayabilmesi için en düşük memur maaşının en az yüzde 75,8, ortalama memur maaşının ise yüzde 52,3 oranında artırılması gerekiyordu.

AÇLIK SINIRI

Türkiye genelinde de yaygın şube ağı bulunan ve en fazla alış-veriş yapılan marketlerden Ankara’da derlenen fiyatlara göre, dengeli beslenebilmek için et- balık- yumurtaya aylık olarak yapılması gereken harcanma eylülde 422 lira, son bir yılda ise 2 bin 230 lira artarak 11 bin 625 liraya çıktı.

Kuru bakliyat için yapılması gereken harcama 1 lira azalırken, geçen yılın aynı ayına göre ise 382 liralık artışla 906 lira oldu.

Eylülde 25 lira artarak, 8 bin 204 liraya yükselen süt, yoğurt ve peynir için yapılması gereken harcama yıllık olarak ise 2 bin 110 lira artış kaydetti.

Taze meyve için harcanması gereken tutar önceki aya göre 55 lira artarak, geçen yılın aynı ayına göre ise 149 lira azalarak 2 bin 946 lira oldu. Sebze için yapılması gereken harcama ise önceki aya göre 263 lira azalarak 5 bin 417 liraya geriledi. Sebze harcaması geçen yılın aynı ayına göre ise 2 bin 209 lira arttı.

Ekmek, un ve makarna gibi ürünler için yapılması gereken harcama eylülde önceki aya göre 41 lira, geçen yılın aynı ayına göre ise 973 lira artarak 3 bin 316 lira oldu. Pirinç ve bulgur harcamaları eylülde de değişmedi ve 1.634 lirada kaldı. Yağ için yapılması gereken harcama da önceki aya göre 11 lira artarak 1.044 lira oldu. Pirinç- bulgur harcaması son bir yılda 530 lira, yağ harcamaları da 347 lira artış kaydetti.

Şeker, bal, pekmez, reçel harcaması önceki aya göre 88 lira yükselerek 2 bin 826 liraya çıktı. Aynı ailenin zeytin için yapması gereken harcama ise değişmedi ve 779 lirada kaldı. Şeker, bal, reçel harcamalarında son bir yılda 639 liralık, zeytin harcamalarında ise 37 liralık artış oldu.

Yetişkin erkek için 2.800, kadın için 2.200, genç için 3.000 ve çocuk için de 1.600 kalori esas alınarak yapılan hesaplamaya göre eylülde açlık sınırı yetişkin erkek için 11 bin 299 liraya, yetişkin kadın için 8 bin 869 liraya, çocuk için 6 bin 440 liraya ve genç için de 12 bin 90 liraya yükseldi.

GIDA DIŞI HARCAMALAR

Yoksulluk sınırının belirlenmesinde gıda dışı ihtiyaçların fiyat değişimleri de esas alınarak yapılan araştırmaya göre, dört kişilik bir ailenin gıda dışındaki gereksinimlerini de “insan onuruna yaraşır bir şekilde ve yoksunluk hissi çekmeden” karşılayabilmesi için aylık olarak yapması gereken harcama tutarı 84 bin 767 liraya çıktı.

Dört kişinin ortalama giyim ve ayakkabı harcamaları 6 bin 648 lira oldu. Barınma (kira dâhil) harcamaları ortalama 25 bin 346 liraya, ev eşyası harcamaları 8 bin 513 liraya yükseldi. Sağlık harcamaları 3 bin 542 liraya indi. Ulaştırma harcamaları 20 bin 468 liraya tırmandı. Bilgi ve iletişim harcamaları 3 bin 551 liraya, eğlence ve kültür harcamaları 2 bin 217 liraya, eğitim harcamaları 3 bin 323 liraya yükseldi. Tatil-otel harcamaları 6 bin 290 liraya ve çeşitli mal ve hizmetlerle ilgili ilgili harcamalar 4 bin 869 liraya kadar çıktı.

YOKSULLUK SINIRI

Dört kişilik bir ailenin insan onuruna yaraşır şekilde ve hiçbir yoksunluk hissi duymadan yaşayabilmesi için yapması gereken gıda ile gıda dışı harcamaların toplam tutarını gösteren yoksulluk sınırı ise Eylül 2026 itibariyle 123 bin 465 liraya çıktı. Yoksulluk sınırında eylülde 2 bin 429 liralık, yılın ilk dokuz ayında 28 bin 552 liralık ve son bir yıllık dönemde ise 33 bin 609 liralık artış oldu.”

Ticaret Borsası’ndan ‘KARA DÜZEN’ tepkisi

Edirne Ticaret Borsası’nın 17 Ekim 2026 Cumartesi günü yapılacak seçimleri öncesinde başkan adaylığını ilan eden Oğuz Kurum’un ‘KARA DÜZEN’ paylaşımına Borsa yönetiminden tepki geldi.

Başkan Adayı Oğuz Kurum, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda ‘KARA DÜZEN’ ifadesine yer vermesi tepki gördü. Edirne Ticaret Borsası başkanlığından yapılan yazılı açıklamada, paylaşım eleştirilerek “”Kara Düzen” ifadesi, yalnızca bir kurumu değil, o kurumda görev yapan yönetimi, personeli ve üyeleri de hedef almaktadır” denildi.

Borsa Başkanlığının açıklamasında, Edirne Ticaret Borsası her zaman siyaset üstü bir kurum olduğuna dikkat çekilerek şunlara yer verildi:

Edirne Ticaret Borsası organ seçimleri süreci, 5174 sayılı Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği ile Odalar ve Borsalar Kanunu’nun 84.ncü maddesi gereğince başlamıştır. Seçim takvimi ve duyuru metni yerel gazetelerimizin tamamında yayımlanmış ve ilan panomuzda askıya çıkarılmıştır.

Birden fazla adayın bulunması, kuruma sahip çıkıldığının göstergesi olmakla birlikte Borsamız için son derece memnuniyet verici bir gelişmedir. Ancak adayların üslubu da en az adaylığın kendisi kadar önemlidir. Seçim sürecinde kaba, kırıcı ve nezakete yakışmayan söylemlerden uzak durulmalı; içi boş sloganlar yerine projeler anlatılmalı ve tanıtılmalıdır.

Edirne Ticaret Borsası her zaman siyaset üstü bir kurum olmuştur. Yönetim kadrosunda her siyasi görüşten üye bulunabilmektedir. Bu kıymetli özellik, güçlü bir birliktelik ve ortak akla dönüştürülmelidir. Borsa, tüm siyasi partilere eşit mesafededir.

Bu çerçevede, başkan adayı olduğunu açıklayan üyemiz Sn. Oğuz Kurum’un sosyal medya hesabında paylaştığı görselde yer alan “Kara Düzen” ifadesi, yalnızca bir kurumu değil, o kurumda görev yapan yönetimi, personeli ve üyeleri de hedef almaktadır. Kanaatimizce bu ifade, borsanın nasıl işlediğine dair yeterli bilgi sahibi olunmadığını göstermektedir.

Edirne Ticaret Borsası; yönetimi, personeli, altyapısı ve teknolojisiyle Türkiye’nin en işlevsel ilk dört ticaret borsası arasındadır. Mali yönetim ve idari işlerde başarılı bir tablo ortaya koymakla birlikte, tüm oda ve borsalarda olduğu gibi Ticaret Bakanlığı tarafından denetlenmektedir.

Borsa; her biri aynı zamanda üretici olan üyeleriyle birlikte, çiftçimizin alın terine sahip çıkmakta, piyasa koşullarına göre emeklerini en iyi şekilde kıymetlendirmeye çalışmaktadır. Hububat ve yağlı tohumlar ile canlı hayvan ve süpürge teli satış tesislerimizde üyelerimiz her daim hazır bulunarak mesai vermektedir.

Mevcut yönetim görev süresince her konuda istişare etmiş, üyelerin görüşünü almış ve kararlarını yürürlükteki mevzuata göre vermiştir. Görselde yer alan “Dayatma” anlayışı ne bu yönetimin ne de Borsanın çalışma tarzında yoktur.

Bu noktada bir soru sormak gerekir: Yürürlükteki mevzuat “Kara Düzen” midir? 5174 sayılı Kanun ve ilgili Yönetmelikler doğrultusunda alınan kararlar da mı bu nitelemenin kapsamındadır? Somut bir olay, belge veya karar gösterilmeden yapılan bu genel nitelemenin kabul edilmesi mümkün değildir.

Seçimlerde oy kullanacak olanlar Borsamızın kıymetli üyeleridir. Ancak seçmenlerin kimlerden oluştuğu, kimlerin seçime katılıp oy kullanabileceği ve seçimin hangi kurallara göre yürütüldüğü konusunda bilgi sahibi olunmadığı, paylaşılan görselden anlaşılmaktadır. Kurumu yönetmeye talip olanların öncelikle kurumun kendisini, üyelerini ve işleyişini yakından tanıması beklenir.

Başkanlığına talip olunan bir kurumun, seçim kazanmak uğruna “Kara Düzen” gibi ağır bir nitelemeyle anılması üzüntüyle karşılanmıştır. Borsanın itibarı; yalnızca bugünkü yönetimin değil kuruluşundan günümüze kadar geçen süre zarfında sorumluluk alarak bugünkü konumuna gelmesini sağlayan geçmiş dönem yöneticilerin, üyelerin, çiftçilerin ve çalışanların ortak emeğidir.

Bu itibarı zedeleyerek yönetime gelmeyi hedeflemek, sahip çıkmak istediği yapıya baştan zarar vermek demektir. Yönetmeye talip olduğu kurumu daha başkanlık koltuğuna oturmadan yıpratan bir yaklaşımın, o kurumu geleceğe taşıyabileceğini düşünmek güçtür. Eleştiri her zaman olabilir. Ancak eleştirinin kurumu hedef alan genellemeyle değil, somut olgu ve belgeyle yapılması gerekir.

Borsa başkanlığı, slogandan önce mevzuat bilgisi, kurumsal tecrübe ve üyeyle kurulmuş güvene dayanan bir sorumluluktur. Seçim sürecinde tartışmanın olgulara ve belgelere dayanmasını bekliyoruz. Kurumumuzun itibarına yönelik haksız ifadeler bakımından hukuki haklarımız saklıdır.

Kamuoyuna saygıyla duyurulur.

İkaz, alarm ve siren sistemleri test edilecek

Edirne Valiliği, ikaz ve alarm (siren) sistemlerinin il genelinde 28-29 Eylül 2026 tarihlerinde belli noktalarda testlerinin yapılacağını duyurdu. Valilik, 30 Eylül 2026 Çarşamba günü saat 15.00’te tüm siren sistemlerinin testi yapılacağını açıklayarak vatandaşların endişe ve paniğe kapılmamaları istendi.

Edirne Valiliğ’nden yapılan duyuruda şunlara yer verildi:

7126 sayılı Sivil Savunma Kanunu’nun 24’üncü maddesine istinaden; AFAD Başkanlığınca ülke düzeyinde “İkaz ve Alarm Sistemi Kurulum Projesi” yürütülmektedir.

Söz konusu proje kapsamında Edirne ilinde AFAD ve ASELSAN iş birliğiyle kurulan ikaz ve alarm (siren) sistemlerinin ilimiz genelinde 28-29 Eylül 2026 tarihlerinde belli noktalarda testler ve   30 Eylül 2026 Çarşamba günü saat 15.00’te tüm siren sistemlerinin testi yapılacaktır.

Yapılacak test esnasında tüm sirenler yüksek ses seviyesinde Test Kırmızı Alarm (“DİKKAT! DİKKAT! İLİMİZDE KURULAN İKAZ VE ALARM SİSTEMİNİN TEST YAYINIDIR, LÜTFEN PANİK YAPMAYINIZ.” + 30 SN. DALGALI SİREN SESİ)    çaldırılacaktır.

Söz konusu yayın bir test yayını olup herhangi bir afet veya acil durum anlamına gelmemektedir.

Yüksek ses seviyesinde yapılacak olan ikaz ve alarm sistemi testi sırasında kurum, kuruluş ve vatandaşlarımızın gerekli hassasiyeti göstermeleri, test yayını nedeniyle endişe ve paniğe    kapılmamaları önemle rica olunur.

Kamuoyuna saygıyla duyurulur.