Trakya Üniversitesi, Avrupa Birliği’nin araştırma ve yenilik alanındaki en büyük fon programı olan Ufuk Avrupa Programı kapsamında düzenlenen “Edirne Ufuk Avrupa Ulusal Bilgi Günü” etkinliğine ev sahipliği yaptı.
Balkan Kongre Merkezi Senato Salonu’nda gerçekleştirilen etkinlik; TÜBİTAK tarafından “Ufuk Avrupa’da Türkiye” Teknik Destek Projesi kapsamında, Avrupa Birliği ve Türkiye Cumhuriyeti ortak finansmanıyla, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı yürütücülüğünde organize edildi.
Trakya Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Mustafa Tan, açılış konuşmasında üniversitenin uluslararasılaşma vizyonu ve sınır ötesi iş birliklerine dikkat çekti. Bulgaristan’dan gelen akademisyenler ile çevre üniversitelerden araştırmacıları selamlayan Prof. Dr. Tan, Trakya Üniversitesinin son yıllarda sınır ötesi iş birliği projelerine büyük önem verdiğini belirterek, araştırma birimlerinin yürüttüğü çalışmalarla uluslararası projelerin önümüzdeki dönemde artarak devam edeceğine inandığını ifade etti.
Trakya Üniversitesi Proje Koordinasyon Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Doç. Dr. Sertaç Arabacıoğlu ise programın içeriği hakkında bilgi vererek etkinliğin düzenlenmesine katkı sağlayan kişi ve kurumlara teşekkür etti.
Açılış oturumunda TÜBİTAK Ufuk Avrupa Programı Ulusal Koordinatörü Çağrı Yıldırım, Ufuk Avrupa Programı’nın yapısı, Türkiye’ye sunduğu fırsatlar, TÜBİTAK destek mekanizmaları ve FP10 perspektifine ilişkin sunum gerçekleştirdi.
Ardından TÜBİTAK EIC/EIE/EIT Ulusal İrtibat Noktası Erencan Bal, EIC, EIE, EIT ve EIT Higher Education Initiative (EIT HEI) kapsamında sunulan finansman ve iş birliği fırsatlarını tanıttı. Program, Teknik Destek Projesi Kıdemli Eğitmeni Dr. Nikolaos Floratos’un proje geliştirme, konsorsiyum oluşturma, proje yazımı, bütçelendirme ve proje yönetimine yönelik uygulamalı eğitimleriyle devam etti.
Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Eylem Bayır’ın da katıldığı program, interaktif soru-cevap oturumlarının ardından sona erdi. Katılımcılar, uzmanlarla birebir görüşme ve uluslararası iş ağlarını geliştirme fırsatı buldu.
Sağlık Bakanlığı Halk Sağlığı Genel Müdürlüğü Yüzme Suyu Takip Sistemi verilerine göre, Edirne Halk Sağlığı Laboratuvarı tarafından yürütülen Temmuz 2026 analizlerinde Enez sahilleri yüksek su kalitesi standartlarını korurken, ilçeye bağlı Gülçavuş – Sultaniçe köyleri arasında akan deredeki kirlilik sahilde yaşayan yazlıkçılar arasında tedirginlik yaratmaya devam ediyor.
SAHİLLE BULUŞAMAYAN DERE ŞİŞİYOR
İki köy arasında akan derenin üzerinde sahile sıfır olarak yapılan köprü yüzünden lodos esen dönemlerde deniz ile derenin arasındaki bağlantı kumlar yüzünden tıkanıyor.
Bir süre alt kodda kalan dere şişmeye başlıyor. Derede yoğun olarak biriken, arıtmadan ve çeltik tarlalarından gelen sular adeta durgun bir göl gibi günlerce bekliyor. Şişme sonunda çevredeki sitelerin ve tarlaların zarar görmemesi için dere ile deniz arasında köprünün altında biriken kumlar iş makinası tarafından kanal olarak açılınca derede biriken sıvılar hızlı bir şekilde denizle buluştuğunda şelale gibi bir görüntü ortaya çıkıyor.
SAHİLDEKİ KÖPRÜ VE YOL EN BÜYÜK SORUN
Köprü yapıldıktan sonra her yıl defalarca yinelenen bu sorun yüzünden yazlıkçılar bir çok defa yetkili makamlara baş vurmalarına karşın köprü sorunu çözüm bekliyor.
Sahilde görüştüğümüz ismini vermek istemeyen bir yazlıkçı;
“İki yıl önce yapılan arıtma sistemimizde sorunlar ne yazık ki devam ediyor. Gazetelerden öğrendik denizimizden alınan numuneler sonunda deniz suyumuzun “mükemmel” olması bizleri sevindirdi.
DEREDEN DE NUMUNELER ALINSIN
Şüphelerimiz devam ediyor. Numunelerin köprünün üst tarafından ve Sultaniçe köyünün üstünden de alınmasını talep ediyoruz. Bu dere neden bu kadar kirli akıyor? Denizden numuneler alınırken dereden de hem arıtmanın altından, hem de üstünden numuneler alınmasını istiyoruz. Bu sonuçlar da açıklamadan gönül rahatlığı ile denize giremiyeceğiz.
Bu sahillerde bizler, çocuklarımız, torunlarımız da denize giriyor. Gerekli numuneler alınıp sonuçlar açıklanmadan denize girmeyeceğiz aile olarak.alınan tahliller sonunda “mükemmel” olarak nitelendirilen Gülçavuş – Sultaniçe sahilinin ortasından akan derenin görüntüsü sahilde yaşayanlar tarafından çeşitli şekillerde yorumlanıyor.
SAHİLLE BULUŞAMAYAN DERE ŞİŞİYOR
İki köy arasında akan derenin üzerinde sahile sıfır olarak yapılan köprü yüzünden lodos esen dönemlerde deniz ile derenin arasındaki bağlantı kumlar yüzünden tıkanıyor.
Bir süre alt kodda kalan dere şişmeye başlıyor. Derede yoğun olarak biriken, arıtmadan ve çeltik tarlalarından gelen sular adeta durgun bir göl gibi günlerce bekliyor. Şişme sonunda çevredeki sitelerin ve tarlaların zarar görmemesi için dere ile deniz arasında köprünün altında biriken kumlar iş makinası tarafından kanal olarak açılınca derede biriken sıvılar hızlı bir şekilde denizle buluştuğunda şelale gibi bir görüntü ortaya çıkıyor.
SAHİLDEKİ KÖPRÜ VE YOL EN BÜYÜK SORUN
Köprü yapıldıktan sonra her yıl defalarca yinelenen bu sorun yüzünden yazlıkçılar bir çok defa yetkili makamlara baş vurmalarına karşın köprü sorunu çözüm bekliyor.
Sahilde görüştüğümüz ismini vermek istemeyen bir yazlıkçı; “İki yıl önce yapılan arıtma sistemimizde sorunlar ne yazık ki devam ediyor. Gazetelerden öğrendik denizimizden alınan numuneler sonunda deniz suyumuzun “mükemmel” olması bizleri sevindirdi.
DEREDEN DE NUMUNELER ALINSIN
Anacak, şüphelerimiz devam ediyor. Numunelerin köprünün üst tarafından ve Sultaniçe köyünün üstünden de alınmasını talep ediyoruz. Bu dere neden bu kadar kirli akıyor? Denizden numuneler alınırken dereden de hem arıtmanın altından, hem de üstünden numuneler alınmasını istiyoruz. Bu sonuçlar da açıklamadan gönül rahatlığı ile denize giremeyeceğiz.
Bu sahillerde bizler, çocuklarımız, torunlarımız da denize giriyor. Gerekli numuneler alınıp sonuçlar açıklanmadan denize girmeyeceğiz aile olarak” ifadelerini kullandı..
Edirne’nin Keşan ilçesinde İlyas Özgül’ün (57) ürettiği bal, İngiltere’nin başkenti Londra’da düzenlenen ve dünyanın en saygın yarışmalarından olan ‘International Honey Awards’ yarışmasında, poliflora (çok çiçekli bal) kategorisinde altın madalyaya layık görüldü.
Keşan’da yaşayan üretici İlyas Özgül, Hacettepe Üniversitesi’nde ekonomi lisansı, Orta Doğu Teknik Üniversitesi’nde (ODTÜ) ise finans üzerine yüksek lisans yapmasının ardından uzun yıllar finans sektöründe çalıştı. 2002 yılında memleketi Keşan’da kendi adını taşıyan küçük bir işletme kurarak İspat Cami Mahallesi’nde bal üretmeye başlayan Özgül, İngiltere’nin başkenti Londra’da düzenlenen ‘London International Honey Awards 2026’, Türkçe adıyla ‘Londra Uluslararası Bal Ödülleri 2026’ yarışmasına katıldı. Uygulanan kör tadım testleri ve sıkı paketleme kriterleri gibi aşamalardan geçen Özgül’ün balı, yarışmada poliflora kategorisinde altın madalyaya layık görüldü.
‘SADECE BENİM ANALİZE GEREK DUYULMADAN YARIŞMAYA GİRDİ’
Aldığı sonucun hem Keşan hem de bölge ekonomisi açısından olumlu sonuçlar doğuracağını belirten Özgül, “Bu sonuca nasıl vardım? Benim biraz yabancı dilim var. Yabancı kaynakları okudum, yabancı uzmanlarla görüştüm. 200’ün üzerinde ulusal ve uluslararası kongreye katıldım. Arıcılar Birliği sayesinde standart arıcılığın ülkemizde nasıl yapıldığını gözlemleme şansım oldu. Değişik yörelerden, değişik arıcılarla, değişik metotlarla, değişik arıcılık yapan arkadaşlarla tanışma fırsatım oldu. Bütün bu bilgileri kafamda sentezleyerek en güzelini, en kalitelisini üretmenin yollarını ararken burada kendime butik bir işletme kurdum. Öğrendiğim, keşfettiğim şeyleri uyguladım. Geçen mart ayında bir arkadaşıma balımdan vermiştim. O da misafir ettiği bir arkadaşına ikram etmiş. O kişi de Londra’daki yarışmada ekspertizmiş. Balı kimin ürettiğini sormuş. Beni aradılar. Çok ısrar ettiler. 8 Nisan’da başvurumu yaptım. İstanbul’da yapılan ön elemeye 51 numune geldi. İngiltere’den de ekspertiz geldi. Sadece benim balım, ön laboratuvar analizine gerek duyulmadan direkt yarışmaya gitmeye hak kazandı. Balımız yarışmada poliflora kategorisinde altın madalya aldı” diye konuştu.
‘EMEĞİMİZİN, ÜLKEMİZİN ARKASINDAYIZ’
Yarışmada balın birçok eleme ve incelemeden geçtiğini söyleyen Özgül, “Yarışma o kadar objektif ki 6 tane numune gönderdim. Biri Londra’da, biri Fransa’da, biri Almanya’da tahlil oldu. 18 parametreden sonra komisyon tarafından değerlendiriliyor ve ödüller bu şekilde dağıtılıyor. Demek ki bizim balımızda ne bir kimyasal atık, ne bir zehir, ne de biyolojik, kimyasal bir negatif etkiye rastlanmadı. Bu benim için gurur verici bir olay. Ben her işimi böyle yapıyorum. Bu ayçiçeği balı ve ayçiçeği balının gerçek değerine ulaştığını Londra’daki yarışma tescilledi. Bundan sonra piyasada da biz bu işin arkasındayız. Emeğimizin, uğraşımızın, ülkemizin arkasındayız” dedi.
İlyas Özgül, kazandığı altın madalya ile bölgenin yerel üretim potansiyelini ve kalitesini uluslararası platformda da kanıtlamış olduklarını ve bunun hem kendileri hem de Türkiye için gurur verici olduğunu kaydetti.
Temmuz ayında zaman zaman etkili olan sağanak yağışların ardından Edirne’de Ağustos ayına sıcak ve kurak hava damga vuracak. Meteorolojik tahminlere göre önümüzdeki 15 gün boyunca kentte yağış beklenmezken, sıcaklıklar 37 dereceye kadar yükselecek.
Temmuz ayında aralıklarla görülen sağanak yağışlarla bir nebze olsun nefes alan Edirne’yi, Ağustos ayının ilk yarısında yeniden sıcak ve kurak günler bekliyor.
15 günlük hava tahminine göre kentte önümüzdeki iki hafta boyunca yağış öngörülmüyor. Hava sıcaklıklarının gündüz 32 ile 37 derece arasında seyretmesi beklenirken, gece sıcaklıkları ise 17-20 derece aralığında olacak.
Tahminlere göre en yüksek sıcaklığın 5 Ağustos Çarşamba günü 37 dereceye ulaşması bekleniyor. Diğer günlerde ise sıcaklıkların mevsim normallerinin üzerinde seyretmesi öngörülüyor.
Uzmanlar, uzun süre yağış görülmemesinin özellikle tarımsal üretimin yoğun olduğu bölgede sulama ihtiyacını artırabileceğine dikkat çekiyor. Meteorolojik tahminlerde önümüzdeki 15 günlük süreçte önemli bir yağış sistemi görünmezken, vatandaşların özellikle öğle saatlerinde yüksek sıcaklıklara karşı tedbirli olmaları öneriliyor.
DEBİLER
DSİ’nin bölgedeki ölçüm istasyonlarının verilerine göre, Meriç Nehri’nin Kirişhane mevkiinde 15 Haziran’da 136 metreküp olarak ölçülen debisi 14 Temmuz’da 53, dün 60, İpsala’da 209 metreküp olan debisi 14 Temmuz’da 61, dün 80 metreküp olarak belirlendi. Tunca’nın debisi ise Suakacağı’nda 15 Haziran’da 21 metreküp iken dün 14 Temmuz’da olduğu gibi yine 13 metreküp olarak ölçüldü. Nehirlerin 15 Haziran 14, Temmuz ve 28 Temmuz 2026 tarihlerindeki debileri şöyle:
TUNCA
Elhova 7 – 7- 7 :
Suakacağı 21 – 13 – 13 :
MERİÇ
Harmanlı 70 – 30 – 31
Svilengrad 102- 38 – 40 :
Kirişhane 136 – 53- 60 :
İpsala 209 – 61- 80 .
ERGENE
İnanlı 1 – 1 – 1
Lüleburgaz 3 – 2 – 2 :
Yenicegörece 7 – 5 – 5
Meteoroloji’nin 15 günlük tahmininde yağış görülmezken, gözler Trakya’nın can damarı Meriç, Tunca ve Arda nehirlerinin debilerine çevrildi. Özellikle tarımsal sulamanın yoğun olduğu dönemde nehirlerdeki su miktarının seyri üreticiler açısından önem taşıyor. Yağışsız geçmesi beklenen önümüzdeki iki haftada nehir debilerindeki azalmanın sürmesi halinde, tarımsal sulama ve su kaynakları üzerindeki baskının artabileceği değerlendiriliyor.
Geçtiğimiz 2025 yılı 25-30 Ağustos günlerinde, “Eskikadın Köyü 1’nci: Felsefe Sosyal Bilimler Sanat ve İnsan Günlerini hayata geçiren ekip, bu yıl da Edirne Felsefe Günleri çalışmalarına hız verdi. Bu yıl, “Eskikadın 2’nci Uluslararası Felsefe, Sosyal Bilimler Sanat ve İnsan Kampı” adıyla 10 – 15 Ağustos 2026 tarihleri arasında etkinliğin ikincisi düzenlenecek. 2026 yılı kampının vizyonunun Süreklilik ve Derinleşme olduğu belirtildi.
Geçen yıl kamp; Edirne Belediyesi, Tuna Art & Academy Uygulamalı Drama, Felsefe, Sosyoloji ve Tiyatro Derneği, Edirne Eskikadın Köy Muhtarlığı, Uygulamalı Felsefe Derneği işbirliği ile gerçekleşti. Merkez noktası Eskikadın Köyü İlkokulu olan geçen yılki kamp; 28 Akademisyen ve 30 çalışma atölyesi ile gerçekleşmişti. “Edirne Eskikadın Köyü 2’nci Uluslararası Felsefe, Sosyal Bilimler, Sanat ve İnsan Günleri” kampına da Eskikadın Köyü ve köy halkı ev sahipliği yapacak.
Bu yıl da 10-15 Ağustos 2026 tarihleri arasında Eskikadın Köyünde 2’ncisi gerçekleştirilecek kampın İletişim Sorumlusu Hakan Tuna olacak. İletişim için 0542 345 20 75 no’lu telefondan Hakan Tuna ile görüşme sağlanıp bilgi alınabilecek.
Edirne Felsefe Günleri’nin geçen yıl birincisi düzenlenen kampının Proje Yönetim Kurulunda; İstanbul Üniversitesi Felsefe Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Nedim Yıldız, Drama, Felsefe, Sosyoloji ve Tiyatro Eğitmeni Salih Hakan Coşkuntuna, KLÜ Felsefe Doç. Dr. Elife Kılıç, Eskikadın Köy Muhtarı Şefket Akkurt, İ. Ü. Felsefe Doktora Öğrencisi Dr. Ahmet Er, Uluslararası İlişkiler Uzmanı Gülen Gürsel yer almıştı.
Proje Yürütme Ekibinde de; Prof. Dr. Can Karaböcek (KLÜ Felsefe Bölümü), Doç. Dr. Cem Şaban Tüysüz (T.Ü. Tarih Bölümü), Dr. Ali Sertan Beşer (T. Ü. Sosyoloji A. B. D. Felsefe), Dr. Umut Doğan (Arkeolog), Özlem Tuzcu (T. Ü. Arş. Grv. Müzik), Bülent Örs (Neyzen, Müzik Öğretmeni) Esen Öcel (İngilizce Öğretmeni), Şahver Yeşil (Transformal Nefes Koçu), İsmail Sancak Çavuşoğlu (Edine Belediyesi Meclis Üyesi ve Edirne Çiftçisi)
HAKAN COŞKUNTUNA’DAN ESKİKADIN FELSEFE GÜNLERİ DEĞERLENDİRMESİ
“Disiplinler arası Bir Eylem Alanı; 2025 Edirne Felsefe, Sosyal Bilimler, Sanat ve İnsan Günleri’nin Ardından Tuna Art & Acaremy Kurucusu ve Drama, Felsefe, Sosyoloji ve Tiyatro Eğitmeni geçen yıl birincisi düzenlenen kampla ilgili bir değerlendirme yaptı: 25-30 Ağustos 2025 tarihleri arasında, 27 akademisyenin rehberliğinde ve 30 farklı atölye çalışmasıyla hayata geçirilen programımız, teorik bilginin yaşam pratikleriyle özdeşleştiği sosyo-pedagojik bir laboratuvar işlevi görerek başarıyla tamamlandı. Köy ortamının sunduğu otantik zeminde gerçekleştirilen bu etkinlik; 200’ü aşkın katılımcının yanı sıra Eskikadın Köyü sakinleri, Atatürkçü Düşünce Derneği, Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği, Emekliler Derneği gibi sivil toplum kuruluşları ile Edirne Belediyesi ve Edirne Ticaret ve Sanayi Odası mensuplarının dâhil olduğu geniş bir paydaş kitlesini bir araya getirdi.
Felsefeden sosyal bilimlere, sanatsal disiplinlerden biyoetiğe uzanan bu süreç; bireyin rasyonel kimliğini Türk düşünce geleneğinin zengin mirasıyla yeniden inşa etmeyi merkezine almıştır. Paneller, oda orkestrası dinletileri (Klasik, Jazz, Blues), solo konserler ve arkeolojik kazı çalışmalarıyla zenginleşen program, yerel halk ve sivil toplum bileşenleriyle kurulan diyalog sayesinde akademik bilgiyi kamusal bir faydaya dönüştürmüştür. Özellikle yaratıcı drama aracılığıyla somutlaşan “görev ötesi eylem” bilinci (I. Kant ve J.S. Mill), farklı toplumsal kesimlerin ortak bir entelektüel zeminde buluştuğu sosyolojik bir temsiliyet alanı yaratmıştır (Bourdieu: kültürel sermaye ve özel alan). Stylus Cafe’de açılan resim sergisi ile bu kolektif üretim, sanat ve düşüncenin toplumsal sınırları aşan birleştirici gücünü teyit etmiştir.
2026 VİZYONU SÜREKLİLİK VE DERİNLEŞME
2025 kampının yarattığı bu geniş ölçekli entelektüel ve toplumsal ivmeyi sürdürülebilir kılmak adına, 10-15 Ağustos 2026 tarihlerinde yine aynı nitelikli akademik kadro ve paydaş yapısıyla bir araya geliyoruz. Gelecek yılki programımız; drama, felsefe, sosyoloji, coğrafya, edebiyat, müzik, sinema ve arkeoloji ekseninde benzer bir disiplinler arası odakla, ‘İnsan’ kavramını kolektif bir bilinçle yeniden okumaya ve anlamlandırmaya devam edecektir. Geçmişin kadim bilgeliğini geleceğin inşasına taşıyan bu akademik ve sanatsal yürüyüş, her yıl daha da genişleyen katmanlarıyla öngördüğü ilerlemeler ile devam edecektir.”
Uzunköprü Belediyesi’ne ait Halise Hatun Mahallesi, Rıza Efendi, Muradiye Mahallesi, Atatürk Mahallesi’nde bulunan işyerleri ve Muradiye Mahallesi’ndeki tarım arazileri Açık Teklif (Artırma) Usulü ile kiraya verilecek.
Uzunköprü Belediye Başkanlığı’ndan yapılan konuya ilişkin duyuruya göre, 2886 Sayılı Devlet İhale Kanunun 1. ve 45. maddeleri gereğince kiraya verilecek olan işyerleri ve tarım arazilerine ilişkin ihale 5 Ağustos 2026 Çarşamba günü saat 10:00 ile 13.20 arasında Belediyenin Atatürk Kültür Merkezi Hizmet binası 2. katta bulunan ihale odasında İhale Komisyonu (Belediye Encümeni) huzurunda yapılacak.
Kiraya verilecek olan Muradiye Mahallesi Yayalar Ovası Mevkii 1713 ada,1 Parsel 11.867,51m² adresinde bulunan taşınmaz ve 1709 ada, 2 Parsel 1.928,48 m² adresinde bulunan (tarım arazileri) 01/09/2026 tarihinden 31/08/2028 tarihine kadar 2 (iki) yıllığına icara verilecek.
Muradiye Mahallesi Anabacı Caddesi Belediye İş Merkezi No:13 adresinde bulunan taşınmaz (işyeri) 1 (bir) aylık kira muhammen bedeli 4.600,00,- TL. Geçici teminatı 2.250,00- TL
Halise Hatun Mahallesi Anabacı Caddesi Belediye İş Merkezi No:19 adresinde bulunan taşınmaz (işyeri) 1 (bir) aylık kira muhammen bedeli 4.600,00,- TL. Geçici teminatı 2.250,00- TL.
Halise Hatun Mahallesi Anabacı Caddesi Belediye İş Merkezi No:32 adresinde bulunan taşınmaz (işyeri) 1 (bir) aylık kira muhammen bedeli 4.600,00,- TL. Geçici teminatı 2.250,00- TL.
Halise Hatun Mahallesi Anabacı Caddesi Belediye İş Merkezi No:1-2 adresinde bulunan taşınmaz (işyeri) 1 (bir) aylık kira muhammen bedeli 21.300,00,- TL. Geçici teminatı 10.250,00- TL.
Halise Hatun Mahallesi Anabacı Caddesi Belediye İş Merkezi No:17 adresinde bulunan taşınmaz (işyeri) 1 (bir) aylık kira muhammen bedeli 4.600,00,- TL. Geçici teminatı 2.250,00- TL.
Halise Hatun Mahallesi Anabacı Caddesi Belediye İş Merkezi No:14 adresinde bulunan taşınmaz (işyeri) 1 (bir) aylık kira muhammen bedeli 4.600,00,- TL. Geçici teminatı 2.250,00- TL.
Halise Hatun Mahallesi Anabacı Caddesi Belediye İş Merkezi No:11/101 adresinde bulunan taşınmaz (işyeri) 1 (bir) aylık kira muhammen bedeli 4.500,00,- TL. Geçici teminatı 2.250,00- TL.
Halise Hatun Mahallesi Anabacı Caddesi Belediye İş Merkezi No:20 adresinde bulunan taşınmaz (işyeri) 1 (bir) aylık kira muhammen bedeli 4.600,00,- TL. Geçici teminatı 2.250,00- TL.
Halise Hatun Mahallesi Anabacı Caddesi Belediye İş Merkezi No:3/4 adresinde bulunan taşınmaz (işyeri) 1 (bir) aylık kira muhammen bedeli 14.000,00,- TL. Geçici teminatı 6.750,00- TL.
Halise Hatun Mahallesi Anabacı Caddesi Belediye İş Merkezi No:23 adresinde bulunan taşınmaz (işyeri) 1 (bir) aylık kira muhammen bedeli 6.600,00,- TL. Geçici teminatı 3.200,00- TL.
Halise Hatun Mahallesi Anabacı Caddesi Belediye İş Merkezi No:21 adresinde bulunan taşınmaz (işyeri) 1 (bir) aylık kira muhammen bedeli 4.600,00,- TL. Geçici teminatı 2.250,00- TL.
Rıza Efendi Mahallesi Yayalar Sokak Köy Terminali Çay Ocağı No:16 (çay ocağı) bulunan taşınmaz (işyeri) 1 (bir) aylık kira muhammen bedeli 7.700,00,-TL. Geçici teminatı 8.500,00,-TL.
Atatürk Mahallesi Muhittin Bağlar Sokak No:109 adresinde bulunan 9 nolu taşınmaz (işyeri) 1 (bir) aylık kira muhammen bedeli 4.700,00,-TL.Geçici Teminatı 3.150,00,-TL
Muradiye Mahallesi Yayalar Ovası Mevkii 1713 ada,1 Parsel 11.867,51 m² adresinde bulunan taşınmazın (tarım arazisi) her bir dekar için 1 (bir) yıllık icar muhammen bedeli 4.000,00,-TL. Geçici Teminatı 3.000,00,-TL.
Muradiye Mahallesi Yayalar Ovası Mevkii 1709 ada,2 Parsel 1.928,48 m² adresinde bulunan taşınmazın (tarım arazisi) her bir dekar için 1 (bir) yıllık icara muhammen bedeli 4.000,00,-TL. Geçici Teminatı 500,00,-TL.
Atatürkçü Düşünce Derneği (ADD) Üniter Ulus Devlet, Laik Cumhuriyet, Dil Birliği, Lozan, yargı bağımsızlığı, hukuk devleti, devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğü ve ‘Türkiye Cumhuriyeti’ni kuran Türkiye halkına Türk milleti denir’ anlayışının beka güvencesi, Cumhuriyetinin kilit taşı olduğunu bildirdi.
ADD Edirne Şubesi Başkanı Celil Özcan’ın paylaştığı Atatürkçü Düşünce Derneği Genel Yönetim Kurulu adına Genel Başkan Mustafa Hüsnü Bozkurt’un Butlan süreci ile ilgili gündemi değerlendirdiği “Butlan ve Çerçeve Yasa Süreci” başlıklı açıklamasında şunlara yer verildi:
“Atatürkçü Düşünce Derneği olarak ilk günden beri BUTLAN kararının, CHP’de karışıklık ve meşruiyet krizi yaratarak gündem değiştirip 2 yıldır milletin bir türlü ikna edilemediği ‘Terörsüz Türkiye’ süreci ile ilgili gelişme ve olası kararların kamuoyunda tartışılmasını önlemek ve sessiz sedasız gerçekleştirilmelerini sağlamak işlevi göreceğine, dolayısıyla temelde bir CHP sorunu olmadığına dikkat çektik.
Süreç ile ilgili olarak Batı emperyalizminin Tom Barrack ağzından dillendirdiği, 4 bölgedeki (İran, Irak, Suriye, Türkiye) Kürtlerin devletleşmesinin (ülkemizin 23 ili koparılarak bölünmesinin), milletimize Osmanlı devlet düzeni ve merhametli monarşi yönetiminin, 1921 anayasasına, Lozan ve Cumhuriyet öncesine dönülmesinin önerilmesi ve bu amaçla çalışmalar yürütülmesi yanında, TBMM’de hazırlıkları süren ‘Çerçeve Yasa’nın terörist başının onayına sunulması ve PKK teröristlerine AF getirecek olması garabetleri de gündemde iken kamuoyunun Butlan CHP’si, figüran skandalı, CHP grup başkanı seçimi, parlamento aritmetiği, genel kurul oturma düzeni, Yeni Parti grup toplantı gün ve saati gibi konularla meşgul edilmesi sonucu bu yaşamsal gelişmeleri tartışamaması tam da dikkat çektiğimiz durumu göstermiyor mu?
Aziz Türk Milleti; Üniter Ulus Devlet, Laik Cumhuriyet, Dil Birliği, Lozan, yargı bağımsızlığı, hukuk devleti, devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğü ve ‘Türkiye Cumhuriyeti’ni kuran Türkiye halkına Türk milleti denir’ anlayışı beka güvencendir, Cumhuriyetinin kilit taşıdır! Devletimizi yönetenler ve tüm siyaset kurumu dikkat etmelidir!”
2026 Yılı CW Enerji Yağlı Güreş Ligi’nde son olarak gerçekleştirilen Ordu B.Bld. Ordu Aybastı Perşembe Yaylası Ordulu Mustafa Pehlivan Yağlı Güreşleri ile 5 mücadele geride kalırken, bunlardan 3’ünde Feyzullah Aktürk, diğer ikisinde ise Mustafa Taş ve Erkan Taş başpehlivan oldu.
2026 Yılı CW Enerji Yağlı Güreş Ligi’nde ilk mücadele 24-25-26 Nisan 2026 tarihlerinde Gaziantep Şahinbey Belediyesi Yağlı Güreşleri’nde oldu. Finalde Feyzullah Aktürk’ü yenen Mustafa Taş başpehlivan olarak adını yazdırdı.
Ligde ikinci mücadele 08-09-10 Mayıs 2026 tarihlerinde Antalya’daki 13.Manavgat Belediyesi Yağlı Güreşleri’nde gerçekleşti. Ali Gürbüz’ü yenen Feyzullah Aktürk başpehlivan olarak kürsüye çıktı.
2026 Yılı CW Enerji Yağlı Güreş Ligi’nde üçüncü sınav 05-06-07 Haziran 2026 tarihlerinde Manisa Büyükşehir Belediyesi Yuntdağı Yağlı Güreşleri’nde verildi. Yusuf Can Zeybek’i yenen Feyzullah Aktürk ikinci kez başpehlivan olmayı başardı.
12-13-14 Haziran 2026 tarihlerinde Kocaeli Büyükşehir Belediyesi Seka Park Altın Kemer Yağlı Güreşleri’nde de Mustafa Taş’ı yenen Feyzullah Aktürk başpehlivan olarak bu yıl 3. kez birincilik kürsüsüne çıktı.
24-25-26 Temmuz 2026 tarihlerinde Ordu Asbastı’da programlanan Ordu B.Bld. Ordu Aybastı Perşembe Yaylası Ordulu Mustafa Pehlivan Yağlı Güreşleri son günü hava muhalefeti yüzünden 27 Temmuz Pazartesi Gününe ertelendi. Final mücadelesinde Mustafa Taş’ı yenen Erkan Taş ilk kez başpehlivan oldu.
2026 Yılı CW Enerji Yağlı Güreş Ligi’nde 2026 yılı içerisinde kalan son 3 mücadelenin programı şöyle:
07-08-09 Ağustos 2026 Vezirköprü Belediyesi Kunduz Yağlı Güreşleri Vezirköprü/Samsun
21-22-23 Ağustos 2026 Balıkesir B.Bld.Karesi Belediyesi Kurtdereli Mehmet Pehlivan Yağlı Güreşleri Karesi/Balıkesir
04-05-06 Eylül 2026 Elmalı Belediyesi 674.Tarihi Elmalı Yağlı Güreşleri Elmalı/Antalya
GELİŞİM LİGİ
Gelişim Ligi 2026 Yılı Faaliyet Takvimi’ne göre bugünü kadar 4 mücadele gerçekleşti.
Gelilişim Ligi kapsamında 03.05.2026 tarihinde Antalya Kumluca Tarım Seracılık Festivali Yağlı Güreşleri, 03.05.2026 tarihinde Fethiye Belediyesi Yağlı Güreşleri, 16.05.2026 tarihinde Akhisar Belediyesi 567.Geleneksel Çağlak Festivali Yağlı Güreşleri ve 19.07.2026 tarihinde Konyaaltı Bel.28.Geleneksel Feslikan Yaylası Yağlı Güreşleri yapıldı.
“CHP’de yaşananların, yıllardır ciddiye alınmayan, ihmal edilen yapısal sorunların büyüyerek yarattığı tsunami dalgalarıdır” saptamamıza uygun bir haftayı geride bıraktık.
KK’nın parti içi iktidarını pekiştiren hamleleri peşi sıra geldi. Çok sayıda il ve ilçe başkanı görevden alındı. Geride kalanların da biat etmesi bekleniyor.
KK, CHP’ye damgasını vurmak için’ tam yol’ ilerliyor. Oysa yargı yoluyla tekrar arkasını yasladığı genel başkanlık koltuğunda CHP’yi kurultaya götürecek adımları atacaktı.
Buna inananlar olmuştur illaki; fakat KK’ya yıllarca “dürüst insan” muamelesini reva görenler şimdi burnundan soluyor.
Halbuki CHP’deki yönetsel ve örgütsel sorunları, parti işleyişindeki yapısal arızaları bir nebze kendilerine dert etseydi aktif siyasete zaman ayırma fedakârlığı gösteren, ülke sorunlarının çözümü için siyaset ile hemhal Cumhuriyet Halk Partililer hüsrana uğramaz, hatta partilerinin karpuz gibi ikiye bölünmesini önleyebilirlerdi.
Cumhuriyet Halk Partisi’nin demokratik/saydam/dürüst yönetilmemesini sorun görselerdi; genel merkezi ele geçirme, elde tutma odaklı parti içi iktidar mücadelelerinde taraf olmasalardı, belki de tüm bunlar yaşanmayacaktı. Ya da bu kadar kolay olmayacaktı.
CHP’nin üye/örgüt/program partisi temelinde işlemesi gerektiği, sosyal demokrat parti kimliğinden ötürüdür fakat hiç ciddiye alınmamış, sözde kalmıştır.
Konforlu particiliğin, ideolojik tartışmaların cazibesinde harcanan zamanının, boşa geçen yılların faturası ağır çıktı.
Olan biteni doğrudan iktidar ile ilişkilendirmek ise, bariz bir kolaycılıktır, bahanedir.
CHP’nin bu duruma düşmesinde parti yönetim anlayışı, örgüt işleyişi kaynaklı yapısal sorunlar ağır basar. Yukarıdan aşağıya, aşağıdan yukarıya siyasi rant, çıkar odaklı partili tutum ve davranışlarının bedelidir karşımızdaki tablo.
Başta Atatürk’ün koltuğunda oturmanın sorumluluğundan büyük bir onurla bahseden hayattaki tüm genel başkanlar olmak üzere bu bedelin hakikaten farkında mı Cumhuriyet Halk Partililer?
Tarihsel misyonundan rahatsız kesimlerin, “CHP zihniyeti” gevelemeleri üzerinden Cumhuriyet’in değerleri ile hesaplaşmayı iş edinenlerin muradına erdiğini, kıs kıs güldüğünü görüyor gibisiniz değil mi?
Cumhuriyet’in temel taşlarını döşeyen, laik, demokratik, sosyal bir hukuk devletinin, modern Türkiye’nin örgütlü taşıyıcısı 103 yıllık bir çınardır CHP. İslami ideolojiye dayalı yönetim anlayışına -ki bu otoriter zihin dünyasının devlet ve toplum yönetimindeki sonuçları ortadadır- karşı özgürlükçü, ilerici, seküler kimlikte bir partidir.
Öyle bazı aklı evvellerin, bağnaz toplum kesitinin bilinçli karamalarının aksine ülkede demokrasiye geçişi sağlayan partidir CHP. Sadece çok partili sisteme geçildi diyerek bunu küçümseyen/çarpıtan muhafazakâr dünya görüşünün sözde aydınları bilmeliler ki demokrasi bir kültürdür; benimsenmesi, içselleştirilmesi, geliştirilmesi emek ve mücadele ister.
Kuşkusuz Cumhuriyet’in temel taşları döşenirken, devrim sürecinde ‘otoriter’ uygulamalar vardır. Nihayetinde feodal düzene, saltanata son verilmiş, insan yapımı hukuk devreye sokulmuştur. Devrimler sancılı olur!
Bunu içine sindiremeyen, İslami ideolojiye dayalı muhafazakâr mahalle mensuplarını etkilemek, diri tutmak ve oylarını tahkim etmek için çabalayanların, CHP’nin kuruluş yıllarını temcit pilavı gibi önümüze getiren oksimoron açıklamalarına aşinayız.
Hatırlayalım: Demokrat Parti’nin ülkeye demokrasi getirdiğini de savunuyordu bu kesim. Uygulamaların hiç de öyle olmadığı hafızalardadır.
Dahası, DP’nin 1960 yılında kurduğu Tahkikat Komisyonu, CHP’yi siyaset dışına itmeyi, hatta kapatmayı hedefliyordu. 27 Mayıs 1960 darbesi nedeniyle buna fırsat bulamadı.
CHP’nin ilk yıllarını “tek adam’ rejimi yaftasıyla eleştiren Demokrat Parti ardılları, 2017’de ihdas ettikleri yeni rejimle ülkede demokrasiyi nereye getirdiklerini yaşayarak görüyoruz.
1960’daki Tahkikat Komisyonu ile yapılamayan, şimdi yargı yoluyla gerçekleşmiştir.
Belirttiğimiz gibi, Cumhuriyet Halk Partisi demokratik/saydam/dürüst yönetilseydi tüm bunlar bu kadar kolay olmazdı.
Diğer bir ifadeyle, oligarşik yönetim tarzını benimseyen, genel merkez odaklı, parti içi iktidarı önceleyen muktedirlerin, kifayetli/kifayetsiz muhterislerin, aymazların topunun yol açtığı bir süreç yaşanmaktadır.
Evet, maşa ‘proje Kemal’ ve şürekâsının yönetiminde CHP artık bir tabela partisidir.
Cumhuriyet’in değerleriyle hesaplaşma içindekilerin rövanşist duygularının ne denli tatmin edildiğinin de farkındayız değil mi?
Hiç şüpheniz olmasın, süreçte sermaye sisteminin görevli tasarımcılarının da rolü var ve oldukça etkilidirler. Bu kısma ilerde etraflı değineceğiz.
Yalnız kim ne derse desin CHP içinden vurulmuştur ve bunda yapısal sorunları “şimdi zamanı değil” diyerek öteleyen, aslında bireysel siyasi hedefleri/çıkarları önde tutan yukarıdan aşağı, aşağıdan yukarı ister kifayetli ister kifayetsiz tüm muhterislerin payı büyüktür.
Cumhuriyet Halk Partisi’nden 281 eski milletvekilinin ‘mutlak butlan’ yönetimi nedeniyle CHP’den istifa ederek Yeni Parti’yi desteklemeleri anlaşılır bir adımdır. Ülkenin içinde bulunduğu çok katmanlı krizde, dönemeçte mecburen yöneldikleri bu arayış, gayet doğaldır.
KK’nın borazanlarından Gürsel Tekin ve Müslim Sarı’nın 50 civarı il başkanının görevden alındığı günlerde “partiyi bölmeyelim” çağrısı yapacak kadar hem alaycı hem us dışı tavrı, “parti içinde kalarak mücadele edelim” daveti yani altını ısrarla çizdiğimiz CHP’nin yönetiliş biçiminden kaynaklı ironi, elbette 281 eski milletvekilinin de gözüne çarpacaktı.
İçlerinde birkaç istisna vardır belki ama çoğu CHP’deki sorunlu yönetim anlayışını önemsemeyip “böyle gelmiş böyle gider” umursamazlığında siyasi hedeflerini gerçekleştirme peşinde koşmuşlardır.
Kimi Deniz Baykal kimi KK sayesinde milletvekili koltuğu kapmış, genel başkanın gözünden düşmemek ve ikinci, üçüncü… kez seçilmek için türlü taklalar atarak pozisyon kollamışlardır.
Müstafi eski 281 milletvekili…
//CHP’nin 38’inci kurultayı için alınan ‘mutlak butlan’ kararına “Cumhuriyeti, parlamenter yaşamı ve demokrasiyi kuran 103 yıllık kurucu Partimizin iradesini ve demokratik süreçleri ayaklar altına alan, Cumhuriyet’in temel değerlerinden uzaklaştıran ve CHP’yi kişisel iktidar aracı haline getiren bir karardır” (…) “Cumhuriyet Halk Partisinin laiklik, demokrasi, hukuk devleti ve sosyal devlet gibi Cumhuriyet’in temel değerlerinin en önemli taşıyıcısı olduğuna inanan bizler, bu değerlerin mevcut yapı altında savunulmasının olanaksız hale geldiğine üzüntüyle tanıklık ediyoruz. Bu nedenle ortaya çıkan meşruiyet krizinin bir parçası olmayacağız”// diyerek anlaşılır bir durum raporu da verdiler.
Şu açıklama da dikkat çekici: //Parti içi demokrasiyi ve tüm üyelerin katılımıyla yapılacak önseçimi esas alan Yeni Parti’nin siyasal anlayışının inşasına katkı sunmak amacıyla yeni oluşuma destek veriyoruz.//
Gayet güzel de KK, kaset operasyonuyla genel başkanlık koltuğuna oturtulduktan bir yıl sonra yapılan önseçimi, örgüt yapısı kötü/bozuk diyerek bir daha hiç hatırlamadı! Müstafiler arasında olan olmayan birçok milletvekili de ses çıkarmadı. Tekrar seçilmek için KK’nın ceketine yapışmakta birbirleriyle yarıştılar. Kemal efendinin bir proje olduğunu görmezden gelip hamaset siyasetine abanarak mühim şahsiyet rolü oynamaktan geri durmadılar. CHP’deki muktedirler locasından düşmemek için KK’ya güzelleme yapmayı içlerine sindirdiler.
Evet, CHP’nin bu duruma düşmesinde rolleri büyüktür zira imtiyaz sahibi konumlarını sürdürmek için idareimaslahatı tercih etmişlerdir. Dolayısıyla yeni ufuklara yelken açarken özeleştiri, pusula niteliğindeki geçmişin muhasebesi altın değerindedir.
Müstafilerin -geçmişteki hatalarından ders çıkararak- Yeni Parti’yi desteklemeleri konjonktürle örtüşmektedir, önemlidir; toplumsal muhalefetin diri tutulmasına, umut yaratılmasına katkıdır.
Mevzu kapsamlı; Neşet Ertaş’ı saygı ve sevgiyle anarak bitirelim bu bölümü…
Yüz yıl önce bir gezeteye şöyle bir beyanat verildi!.. Bu, bir ülkenin istihbarat örgütünün toplantı kayıtlarında belirlenip, yürürlüğe girdiğinin açıklanmasıydı. Siyasetçi, LİYOD GEORGE diyordu ki:
“Türkler bir devlet kurdu. Bir asker Türkleri diriltti. Ancak KUTSAL AMACIMIZDAN vaz geçemeyiz. Türkleri islamla yıkacağız. Bu İngiliz istihbaratının birinci görevidir.”
İSLÂM demek: “Allah’ın medeniyet yolunda yaşamak” demek. Pekiyi de , o zaman islamla yıkmaları mümkün değil ki,. Çünkü islamla ancak gelişilir!.. O zaman demek ki, adına “İslam” diyecekler ama, Kuran’da ki gerçek “İslamla” hiç alâkası olmayan, tam zıttı yalanlarla bir islam uyduracaklar. Kuran’ı anlamadan okutacaklar, anlamadan dua edip, anlamadıkları dualarla namaz kılıp,anlamadan ezan dinleyip islamla ŞUURLANMALARI ENGELLENECEK!.. ve de Türkleri Allah yolundan alıkoyup, mezheplerle şeytan yoluna sokarak, varlıklarını bitireceğiz!..” DEMEK İSTİYOR DEĞİL Mİ GORGE. Tamam, Dünyanın şeytanla yatıp şeytanla kalkan güçleri, insanları Allah yolundan saptırıp, şeytan yoluna sokmak için, DAİMA DEVREDEDİR. Pekiyi de, bu kadar açık aldatılmaya müsait olmak da ne demek oluyor?.. Bunun da cavabını vermiş bize Rabbimiz. Kuran’ı Kerim. Sure 22/Ayet 53: Allah şeytanın böyle yapmasına müsaade eder ki, kalplerinde hastalık olanlar ve kalpleri katılaşanlar için, şeytanın kattığı şeyi bir deneme vesilesi yapsın. O zalimler Hak’tan uzak bir sapkınlık içindedirler.
İŞTE YÜZYILLIK SINANMANIN, ÇOĞUNLUK BLANÇOSU BU KADAR AÇIKÇA ORTADADIR!
Kuran’ı Kerim. Sure 34/Ayet 20, 21: Andolsun iblis onlar kakkında ki tahminini doğru çıkardı. İnanan bir zümrenin dışında çoğu ona uydular. Halbu ki, şeytanın onlar üzerine hiçbir gücü yoktu. Ancak ahirete inananı, şüphe içinde kalandan ayırdedip, bilelim diye, ona bu fırsatı verdik. Rabbin gerçekten her şeyi koruyandır.