Trakya Üniversitesi ile Trakya Kalkınma Ajansı arasında, üniversite öğrencilerinin mesleki ve uygulamalı yetkinliklerini geliştirmeye yönelik eğitim ve etkinliklerin düzenlenmesini kapsayan iş birliği protokolü imzalandı.
Trakya Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mustafa Hatipler ile Trakya Kalkınma Ajansı Genel Sekreteri Mahmut Şahin tarafından imzalanan protokol kapsamında, öğrencilerin bilgi ve becerilerini geliştirmelerine katkı sağlayacak çeşitli faaliyetler gerçekleştirilecek.
Protokol çerçevesinde, Trakya Üniversitesi öğrencilerine yönelik Yapay Zekâ Yetkinlik Eğitimleri ve Staj Simülasyonları, Trakya İhracatında Genç Stratejiler Yarışması ve ExportLab Hackathonu düzenlenecek.
Bir yıl süreyle geçerli olacak protokolle, iki kurum arasındaki iş birliğinin güçlendirilmesi ve öğrencilerin eğitim süreçlerinin çok paydaşlı bir yaklaşımla desteklenmesi hedefleniyor.
İmza töreninde, Rektör Yardımcıları Prof. Dr. Mustafa Tan, Prof. Dr. Eylem Bayır ve Prof. Dr. Sedat Üstündağ ile Genel Sekreter Hüseyin Türkel de hazır bulundu.
Edirne Belediyesi tarafından Hasan Ali Yücel Çocuk Müzesi’nde 7-8 kasım tarihlerinde gerçekleştirilecek etkinlikle çocuklar Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’ü ölüm yıldönümünde anacak.
“Geçmişten Geleceğe Atatürk: Çocuklarımızla Atatürk’ü Anıyor, Anlıyoruz!” temasıyla gerçekleştirilecek etkinliklerle ilgili Edirne Belediyesi’nden şu açıklama yapıldı:
Cumhuriyetimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü anmak ve onun fikirlerini, değerlerini gelecek nesillere aktarmak amacıyla çocuklarımız için anlamlı bir atölye programı hazırladık. Hasan Ali Yücel Çocuk Müzemizde gerçekleştireceğimiz etkinliklerde çocuklarımız; Atatürk Köşesine karanfil bırakacak, belgesel gösterimiyle onun yaşamına tanıklık edecek, hatıra çerçeveleri hazırlayacak ve Atatürk’ün yaşamından hikâyelerle buluşacak. Çocuklarımızın Atatürk’ü tanıyan, anlayan ve onun aydınlık düşüncelerini yaşatan nesiller olarak yetişmesi en büyük dileğimiz. Tüm çocuklarımızı bu anlamlı buluşmaya davet ediyoruz.
7-8 Kasım | 13.00 Hasan Ali Yücel Çocuk Müzesi 4 yaş ve üzeri çocuklarımız için uygundur. Rezervasyon: 0546 200 82 26 Atatürk’ün izinde, aydınlık yarınlara…
Edirne Belediyesi Atatürk Kültür Merkezi ve Belediye Konservatuvarı bünyesinde faaliyet gösteren Çocuk ve Gençlik Korosu, yeni dönem başvuruları başlıyor. 7-14 yaş arasındaki çocukların katılımına açık olan koro için başvurular 9-14 Kasım 2026 tarihleri arasında Edirne Belediyesi Atatürk Kültür Merkezi ve Belediye Konservatuvarı’ndan alınacak.
Edirne Belediyesi, çocukların ve gençlerin sanatsal gelişimlerine katkı sunmak, müzikle iç içe büyümelerine olanak sağlamak ve yeteneklerini keşfetmelerine destek olmak amacıyla çalışmalarını sürdürüyor. Bu kapsamda Atatürk Kültür Merkezi ve Belediye Konservatuvarı bünyesinde çalışmalarını yürüten Çocuk ve Gençlik Korosu için yeni dönem kayıtları başlıyor.
Müziğe ilgi duyan, şarkı söylemeyi seven ve koro çalışmalarında yer almak isteyen 7-14 yaş arasındaki çocuklar, yeni dönemde koroya katılma fırsatı bulacak. Başvurular, 9-14 Kasım 2026 tarihleri arasında ve mesai saatleri içerisinde Atatürk Kültür Merkezi’ne şahsen yapılabilecek.
BAŞKAN GENCAN: “ÇOCUKLARIMIZIN SANATLA BÜYÜMESİNİ ÖNEMSİYORUZ”
Edirne Belediye Başkanı Filiz Gencan, çocukların sanatla buluşmasının ve kendilerini özgürce ifade edebilecekleri alanlara sahip olmasının önemine dikkat çekerek, belediye olarak kültür ve sanat çalışmalarını desteklemeye devam ettiklerini belirtti.
Başkan Gencan, çocukların yeteneklerini keşfedebilecekleri, birlikte üretmeyi ve paylaşmayı öğrenebilecekleri ortamlar oluşturmanın öncelikleri arasında yer aldığını ifade ederek, bu doğrultuda belediye bünyesinde hayata geçirilen müzik ve Şehit Tiyatrosu eğitimlerine yönelik başvuruları aldıklarını, değerlendirme sürecinin ardından sonuçları kamuoyuyla paylaştıklarını ve derslere başladıklarını belirtti.
Çocukların sanatın farklı dallarıyla tanışmasını, yeteneklerini geliştirmesini ve sanatsal faaliyetler içerisinde aktif olarak yer almasını önemsediklerini vurgulayan Başkan Gencan, tüm çocukları Çocuk ve Gençlik Korosu’na katılmaya davet etti.
Bulgaristan’ın Türk turistlerin ülkeye seyahatini kolaylaştırmak amacıyla vize prosedürlerinde yeni düzenlemelere hazırlandığı bildirildi. Yeni uygulamayla birlikte konsoloslukların başvuru kabul ve değerlendirme kapasitesinin artırılması, böylece işlem sürelerinin kısaltılması hedefleniyor.
Turizm Bakanı Dr. İlin Dimitrov, Londra’da düzenlenen World Travel Market (WTM) 2026 Fuarı kapsamında Türkiye Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy ile gerçekleştirdiği görüşmenin ardından konuya ilişkin açıklamalarda bulundu.
BNR; web sayfasında. “Turizm Bakanlığı’nın aktardığı üzere, Turizm Bakanı İlin Dimitrov, İngiltere’nin başkenti Londra’da düzenlenen World Travel Market (WTM) 2026 Turizm Fuarı kapsamında Türkiye Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy ile gerçekleştirdiği görüşmenin ardından ‘Bulgaristan, konsolosluk personelini artırarak ve randevu almak için yeni bir elektronik sistem getirerek Türk turistler için vize işlemlerini kolaylaştıracak’ açıklamasında bulundu” ifadelerine yer verdi. .
Kırcaali Haber Gazetesi’nin paylaşımına göre, planlanan düzenlemeler kapsamında Bulgaristan’ın konsolosluk birimlerindeki personel sayısının önemli ölçüde artırılması ve vize başvuruları için yeni bir elektronik randevu sisteminin hayata geçirilmesi öngörülüyor.
Turizm Bakanı Dimitrov, söz konusu adımların turizm sektörünün uzun süredir gündeme getirdiği vize sorununa yönelik somut bir çözüm olduğunu belirterek, Bulgaristan’a seyahat etmek isteyen Türk vatandaşlarının vize işlemleri nedeniyle başka destinasyonları tercih etmek zorunda kalmaması gerektiğini ifade etti.
Dimitrov, düzenlemelerin hayata geçirilmesine yönelik katkılarından dolayı Başbakan Rumen Radev ve Dışişleri Bakanı Velislava Petrova’ya teşekkür etti.
Yeni uygulamayla birlikte konsoloslukların başvuru kabul ve değerlendirme kapasitesinin artırılması, böylece işlem sürelerinin kısaltılması hedefleniyor. Elektronik randevu sisteminin ise test aşamasının ardından devreye alınması planlanıyor.
İki ülke arasındaki turizm ilişkilerinin geliştirilmesi de görüşmenin gündeminde yer aldı. Bakanlar, karşılıklı turist hareketliliğinin artırılması, ortak turizm ürünlerinin oluşturulması ve iki ülkenin ortak tarihî ve kültürel mirası ile gastronomi değerlerini öne çıkaran yeni turizm rotalarının geliştirilmesi konularını ele aldı.
Açıklanan verilere göre, 2026 yılının ocak-ağustos döneminde Bulgaristan’daki konaklama tesislerinde yaklaşık 192 bin Türk turist kayıtlara geçti. Aynı dönemde Türk vatandaşlarının Bulgaristan’a gerçekleştirdiği toplam ziyaret sayısı ise yaklaşık 746 bin oldu.
Görüşmede turizm sektörünün ihtiyaç duyduğu nitelikli iş gücünün yetiştirilmesi ve üniversiteler arasındaki iş birliği de gündeme geldi.
Bulgaristan Turizm Bakanı Dimitrov, Türk üniversitelerini Bulgaristan’da kurulan Turizm Alanında Eğitim Veren Yükseköğretim Kurumları Birliği’ne katılmaya davet etti.
Girişimin öncelikle Balkan ülkelerindeki üniversiteleri kapsayan, ilerleyen süreçte ise Avrupa geneline yayılan uluslararası bir eğitim ağına dönüştürülmesi hedefleniyor. Bu kapsamda öğrenci ve akademisyen değişimi, bilgi ve deneyim paylaşımı ile üniversiteler ve turizm sektörü arasındaki iş birliğinin güçlendirilmesi amaçlanıyor.
Edirne Ticaret ve Sanayi Odası’nın 6 Kasım Cuma günü gerçekleştirilecek seçiminde Beyaz Liste ile yarışa girecek olan Recep Zıpkınkurt, ETSO’nun geleceği için yeni bir döneme, güçlü bir iradeye ve kararlı bir yönetime ihtiyaç bulunduğunu bildirdi.
ETSO’nun eski başkanı Zıpkınkurt, “Beyaz liste ile yeniden göreve talibiz!” dediği açıklamasında şunlara yer verdi:
“Edirne Ticaret ve Sanayi Odası’nın geleceği için yeni bir döneme, güçlü bir iradeye ve kararlı bir yönetime ihtiyaç var.Çünkü bu şehir için üretmenin, ticaretin, yatırımın ve istihdamın ne kadar önemli olduğunu biliyoruz.
Geçmişten gelen tecrübemiz, birikimimiz ve Edirne iş dünyasına hizmet etme kararlılığımızla yeniden yola çıkıyoruz.
Beyaz Liste ile daha güçlü bir ETSO, daha etkin bir temsil, daha fazla üretim ve daha büyük hedefler için hazırız.
Bizim için bu seçim sadece bir görev yarışı değil; Edirne’nin ticari geleceğine sahip çıkma meselesidir.
Dünü bilen, bugünü değerlendiren, yarına güvenle bakan bir anlayışla…
Tecrübemiz var. Hedefimiz büyük. Kararlılığımız tam!
Şimdi söz, Edirne iş dünyasının! 6 Kasım 2026 Cuma. Tercihiniz beyaz liste olsun! Beyaz Liste ile yeniden göreve talibiz!”
Zafer Partisi Edirne Merkez İlçe Başkanı Arda Meriç, kentin ticari hayatının, yüksek kiralar, düşen alım gücü, artan işletme maliyetleri ve daralan piyasa koşulları altında her geçen gün biraz daha sıkıştığını bildirdi.
Zafer Partisi Merkez İlçe Başkanı Arda Meriç, “Kira ateşi çarşıları sarıyor” başlığı altında yaptığı açıklamada, “Edirne’nin tarihi ve ticari merkezinde giderek büyüyen bir sorunla karşı karşıyayız. Saraçlar Caddesi’nden, Alipaşa Çarşısı’na, Bedesten’e ve Selimiye Arastası’na kadar kentimizin birçok sokağına uzanan ticari hayat, yüksek kiralar, düşen alım gücü, artan işletme maliyetleri ve daralan piyasa koşulları altında her geçen gün biraz daha sıkışmaktadır” diyerek şunlara yer verdi:
“Bugün artık mesele yalnızca bazı dükkânların boş kalması değildir. Mesele, Edirne’nin ekonomik hayatını ayakta tutan küçük esnafın şehir merkezinden çekilmek zorunda bırakılmasıdır. Kasım 2025 tarihinde yayımladığımız ‘Vakıf Dükkânlarının Sessiz Küçülüşü’ başlıklı açıklamamızda, 2026 kira dönemi için Vakıflar Edirne Bölge Müdürlüğü tarafından uygulanan yüzde 40’lık kira artışına dikkat çekmiş; aynı çarşıda bazı işletmelere farklı oranlarda artış uygulanmasının gerekçelerinin açıklanmasını istemiştik Zafer Partisi Edirne Merkez İlçe Başkanlığı olarak 30 Nisan 2026 tarihinde yayımladığımız ‘Edirne’nin Kalbi Tarihi Çarşılarda Sessizlik’ başlıklı basın açıklamamızda; Alipaşa, Saraçlar, Bedesten ve Selimiye Arastasında esnafımızın siftah yapamadan kepenk kapattığını, hafta sonları dahi işletmelerin açılmadığını, azalan cironun işten çıkarmaları ve işletme kapanışlarını beraberinde getirdiğini ifade etmiştik. Geçtiğimiz günlerde yerel basına yansıyan haberler, ortaya koyduğumuz ekonomik risklerin artık yalnızca bir öngörü olmadığını göstermektedir.
31 Ekim tarihinde yerel bir gazete de yayınlanan haberde, Saraçlar Caddesi’nde iş yeri kiralarının 180 bin TL’ye kadar yükseldiği, hemen yakınındaki Sabuni Mahallesi Fuzuli Sokak’ta üç işletmenin kira artışları nedeniyle iş yerlerini boşaltmak zorunda kaldığı aktarılmıştır. Haberde iki işletmenin kirasının 35 bin TL’den 60 bin TL’ye, bir başka işletmenin kirasının ise 45 bin TL’den 80 bin TL’ye yükseldiği belirtilmektedir.
Bu rakamlar, yalnızca birer kira bedeli değildir. Bunlar, küçük esnafın faaliyetini sürdürebilme imkânının ne kadar daraldığını gösteren ekonomik göstergelerdir. Burada özellikle altını çizmek istediğimiz bir husus vardır: Sorun yalnızca Vakıflara ait dükkânlarla sınırlı değildir. Vakıf mülklerindeki kira politikası, özel mülklerdeki kira seviyeleri, ticari beklentiler ve genel maliyet baskısı birbirini besleyen bir yapıya dönüşmüştür. Ana caddedeki kira artışları yan sokaklara taşınmakta, bir bölgede başlayan ekonomik sıkışma bütün ticari çevreyi etkilemektedir.
BU TABLONUN İKTİSADİ BİR AÇIKLAMASI VAR
Bir işletmenin ayakta kalabilmesi için yalnızca satış yapması yetmez. Elde ettiği cironun kira, personel, enerji, vergi, SGK, tedarik ve finansman giderlerini karşılaması; bunların ardından işletmenin faaliyetini sürdürebilecek bir gelir bırakması gerekir. Ancak bugün Edirne esnafı aynı anda birkaç yönden sıkıştırılmaktadır:
Enflasyon nedeniyle vatandaşın satın alma gücü gerilemektedir.
Daralan iç talep, esnafın satış hacmini ve cirosunu düşürmektedir.
Yüksek kira bedelleri, işletmelerin sabit maliyetlerini artırmaktadır.
Vergi, SGK, enerji ve tedarik giderleri işletmelerin hareket alanını daraltmaktadır.
Yüksek finansman maliyetleri, borçla ayakta kalmaya çalışan esnafın yükünü ağırlaştırmaktadır.
Ekonomik açıdan bu tablo bir maliyet-talep sıkışmasıdır. Esnafın giderleri yükselirken gelirleri aynı hızda artmamaktadır. Kâr marjı daralan işletme önce çalışanından, ardından stoğundan ve faaliyet hacminden kısmakta; son aşamada ise dükkânını kapatmak veya başka bir bölgeye taşınmak zorunda kalmaktadır.
Dolayısıyla bugün yaşananlar münferit işletme sorunları olarak değerlendirilemez. Bu, kent merkezinin ticari yapısını tehdit eden yapısal bir ekonomik sorundur. Bir dükkânın kapanması yalnızca o işletmenin sahibini etkilemez. O dükkânda çalışan işçiyi, tedarikçiyi, yan sokaktaki diğer esnafı, bölgedeki müşteri hareketliliğini ve nihayetinde şehrin ekonomik dolaşımını etkiler.
TARİHİ ÇARŞILAR RANT ALANI DEĞİL, EDİRNE’NİN YAŞAYAN HAFIZASIDIR
Alipaşa, Bedesten, Arasta ve Saraçlar Caddesi yalnızca ticari gayrimenkullerden ibaret değildir. Bu alanlar Edirne’nin tarihidir, kültürüdür, ahilik geleneğidir. Bir şehrin tarihi çarşısını korumak, yalnızca binalarını restore etmekle mümkün değildir. O çarşılarda ticaret yapan esnafı, ustayı, zanaatkârı ve çalışanı da yaşatmak zorundasınız. Dükkânların içi boşalırken dış cephelerin yenilenmesi tek başına başarı değildir. Ticaretin olmadığı, esnafın tutunamadığı, müşterinin alışveriş yapamadığı bir tarihi çarşı, zaman içerisinde yalnızca fiziksel bir yapıya dönüşür. Ahilik kültürünü yılda bir kez anmak, esnafın gerçek sorunları karşısında sessiz kalmayı haklı çıkarmaz.
Zafer Partisi Edirne Merkez İlçe Başkanlığı olarak ilgili kamu kurumlarına ve yerel yöneticilere şu soruları yöneltiyoruz:
1. Son üç yılda Edirne merkezde, Saraçlar Caddesi’nde ve tarihi çarşılarda kaç işletme kapanmış, kaç yeni işletme açılmıştır?
2. Vakıflara ait iş yerlerinde uygulanan yüzde 40’lık kira artışının dayanağı nedir? Aynı çarşıda farklı kira artışları uygulanıyorsa bunun objektif kriterleri nelerdir?
3. Başta çarşılarımız olmak üzere kentin geneline yayılan kira artışları karşısında küçük esnafı korumak için hangi somut tedbirler alınmıştır?
4. Vergi ve SGK borçları, yüksek finansman maliyetleri ve artan işletme giderleri nedeniyle faaliyetlerini sürdürmekte zorlanan esnaf için hangi destek ve yapılandırma imkânları değerlendirilmektedir?
5. Edirne’nin tarihi çarşılarında ticari canlılığı korumaya yönelik kurumlar arası ortak bir eylem planı hazırlanmış mıdır?
Bizim meselemiz yalnızca bir kira tartışması değildir. Bizim meselemiz, Edirne’nin ekonomik geleceğidir. Bir şehirde esnaf kepenk indiriyorsa, yalnızca bir işletme kapanmıyordur. İstihdam azalıyor, ticaret daralıyor, üretim ve hizmet zinciri zayıflıyor, şehrin sosyal hayatı da bundan payını alıyordur. Esnafı yaşatmadan çarşıyı yaşatamazsınız. Vatandaşın alım gücünü yükseltmeden ticareti canlandıramazsınız. Gelir yaratmadan sürekli artan maliyetleri esnafın sırtına yükleyerek ekonomik sürdürülebilirlik sağlayamazsınız. Aylar önce dile getirdiğimiz sorunların bugün daha geniş bir alana yayıldığını görüyoruz. Yarın daha fazla dükkânın boşalmasını, daha fazla esnafın borç yükü altında faaliyetini sonlandırmasını beklemek zorunda değiliz. Zafer Partisi Edirne Merkez İlçe Başkanlığı olarak esnafımızın sorunlarını gündemde tutmaya, ilgili kurumları hesap vermeye davet etmeye ve çözüm üretilene kadar bu meselenin takipçisi olmaya devam edeceğiz. Edirne’nin tarihi çarşılarını yaşatmak, yalnızca geçmişe saygı değil, geleceğe karşı sorumluluktur.”
CHP Edirne Milletvekili Ahmet Baran Yazgan, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nın 2027 yılı bütçesi görüşmelerinde emekli maaşlarının alım gücüne, kademeli emekliliğe, intibak yasasına ve gazilerin haklarını gündeme getirdi.
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nın 2027 yılı bütçesi, TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu’nda önceki gün görüşüldü. Bütçe üzerine söz alan Yazgan, “Ülkemizde o kadar çok sorun var ki hangi birini saymak yerinde olur bilmiyorum. Bir ülkenin çalışma hayatı ve sosyal güvenlik sistemi, o devletin vatandaşına verdiği değerin, insan onuruna verilen değerin, anayasal bir ilke olan sosyal devlet olmanın en somut aynasıdır” dedi. Mevcut tablonun Türkiye için olumlu görünmediğini kaydeden Yazgan, “Milyonlarca emeklimiz açlık sınırı altında yaşıyor. Maalesef Türkiye’de en düşük emekli maaşı açlık sınırının bayağı bir altında.Enflasyonun gerçek yüzü çarşıda, pazarda, mutfakta. Sizlerin de eşiniz, dostunuz gidiyor, aileniz gidiyor, görüyorsunuz, biliyorsunuz” ifadelerini kullandı.
Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ne geçilen 2017 yılına işaret eden Yazgan, şu değerlendirmelerde bulundu:
“2017’den örnek vermek istiyorum. Bin 402 lira aylık alan bir emekli, İstanbul, Ankara gibi büyükşehirlerde bile evinin kirasını rahat rahat ödeyebiliyordu. Bugün, maaşının 2 katı bile maalesef yetmiyor.Emeklinin mutfağı yangın yeri. 2017’de bir emekli maaşı 9,66 gram altınmış.Bugünün rakamıyla aşağı yukarı 60 bin TL ediyor bu. Yani 60 bin TL olsaydı bugünün en düşük emekli maaşı, ancak o günün şartlarında olacaktı. Bugün alım gücü yaklaşık yüzde 61 geriye düşmüş.
Bir de yıllardır ertelenen intibak yasasıyla ilgili gerçeği söylemek istiyorum. Aynı primi yatıran, aynı gün sayısına sahip olan ama yalnızca farklı yıllarda emekli olduğu için aralarında uçurum bulunan vatandaşlarımızın feryadını duymakta da fayda olduğunu düşünüyorum. 2000 yılı öncesi emekliler arasındaki bu adaletsizlik derhâl giderilmeli.”
Kademeli emeklilik konusuna da değinen Yazgan, şöyle konuştu:
“Binlerce kişinin gözü, kademeli emeklilik konusunda Meclis’in üzerinde. Uzun mücadeleler neticesinde EYT çıktı ancak sistem yanlış kurgulandı.Sonuç olarak emekli olan da memnun değil, olamayan da memnun değil.Bu, kademeli ihtiyacının olduğu gerçeğini değiştirmiyor.Ülkemizi ekonomik olarak çok da zora sokmayacak ama bir şekilde herkesin hakkını koruyacak bir kademeli emeklilik yasası da bekleniyor, bekliyoruz.”
Yazgan, gazilere ve emekli olmak zorunda kalan askerlere de dikkat çekerek, şöyle devam etti:
“Gazilerimiz arasında maaş ve özlük hakları bakımından bayağı farklar var. Daha adil bir düzenleme bekliyor gazilerimiz. Bir de mesleklerinin zorluğu göz önüne alındığında bu malulen emekli olan askerlerimiz var. Genelde başka bir yerde çalışamayacak durumdalar, yani bu emekli maaşıyla yaşamak durumundalar. O yüzden bunların emekli maaşı sadece o maaşla geçinebilecek noktada olmalı. Bir nebze olsun sesimizi duyurmak, vatandaşımızın sesini duyurmak için çıktık. Umarım daha iyi bir gelecek hepimizin yanında olur.”
Trakya Elektrik Perakende Satış A.Ş. (TREPAŞ), Great Place To Work® tarafından açıklanan Best Workplaces for Women™ 2026 listesinde yer aldı. Çalışanlarının yaklaşık yüzde 50’sini kadınların oluşturduğu TREPAŞ’ta, müdür ve üzeri yönetici pozisyonlarında kadınların oranı ise yüzde 40’a ulaşıyor.
Enerji sektöründe kadın istihdamını, fırsat eşitliğini ve kapsayıcı çalışma kültürünü destekleyen TREPAŞ, bu alandaki uygulamalarıyla Great Place To Work® tarafından hazırlanan Best Workplaces for Women™ 2026 listesine girdi. Kadınların kariyer gelişiminden yönetim kademelerindeki temsiline kadar pek çok alanda eşit fırsatlar sunmayı önceliklendiren şirket, eğitim ve gelişim programlarının yanı sıra iş ve özel yaşam dengesini gözeten uygulamalarıyla da çalışan deneyimini güçlendirmeye yönelik çalışmalarını sürdürüyor.
Kadın çalışanların iş yeri deneyimlerini fırsat eşitliği, adalet ve kapsayıcı kurum kültürü gibi kriterler üzerinden değerlendiren araştırmanın 2026 sonuçlarına göre, listeye giren şirketlerde kadın çalışanların yüzde 89’u iş yerlerinde cinsiyetten bağımsız olarak adil davranıldığını belirtiyor.
“Kadınların karar alma süreçlerinde daha fazla yer almasını önemsiyoruz”
TREPAŞ Genel Müdürü S. Burak Savaş, Best Workplaces for Women™ 2026 listesinde yer almalarına ilişkin yaptığı değerlendirmede şunları söyledi:
“Geleneksel olarak erkek istihdamının ağırlıkta olduğu enerji sektöründe, kadınların yalnızca iş gücüne katılımını değil, yönetim kademelerinde ve karar alma süreçlerinde daha fazla yer almasını da önemsiyoruz. Bugün TREPAŞ’ta çalışanlarımızın yaklaşık yüzde 50’sini kadınlar oluşturuyor. İlk ve orta kademe yönetici pozisyonlarında kadınların oranı yüzde 40’ın üzerinde, direktör seviyesi ise yüzde 33. Kadınların potansiyellerini ortaya koyabilecekleri, kariyerlerinde eşit fırsatlarla ilerleyebilecekleri bir çalışma ortamı oluşturmak kurum kültürümüzün önemli bir parçası. Best Workplaces for Women™ listesinde yer almak, bu alandaki yaklaşımımızın değerli bir göstergesi. Önümüzdeki dönemde de kadınların kariyer gelişimini ve liderlik rollerini desteklemeye devam edeceğiz.”
“Bu yaklaşımın kurum kültürümüze yerleşmesinde, IC Holding İnsan ve Kültür Başkanımız Sayın Nazire Ulusoy’un kadınların iş hayatındaki konumunun güçlendirilmesine, kariyer gelişimlerine ve liderlik rollerinde daha fazla yer almalarına yönelik desteği bizim için son derece kıymetli. İnsan ve kültür alanındaki bu yaklaşımın, grup şirketlerimizde fırsat eşitliğini destekleyen kurum kültürünün gelişmesine önemli katkı sağladığına inanıyoruz.”
“Kariyer gelişiminden esnek çalışma modellerine”
IC İçtaş Enerji Grubu İnsan ve Kültür Direktörü Haluk Köktürk “TREPAŞ’ta kadın çalışanların kariyer gelişimi; performans ve yetkinlik odaklı değerlendirmeler, eğitim ve liderlik programlarıyla destekleniyor. Kadınların liderlik pozisyonlarında yer alması teşvik edilirken terfi süreçleri ve yönetici pozisyonlarına geçişleri düzenli olarak takip ediliyor. IC Holding’in DENK Projesi kapsamında ise kadın çalışanların hakları ve fırsat eşitliğine yönelik bilgilendirme çalışmaları yürütülüyor.
Çalışanların iş ve özel yaşam dengesini desteklemek amacıyla doğum izni sonrası altı ay uzaktan çalışma, haftada bir gün hibrit çalışma, doğum günü izni, doğum ve evlilik yardımları ile özel sağlık sigortası gibi yan haklar sunuluyor. Ayrıca Re/flex Çalışma Düzeni ve 10’dan Başla İzin uygulamalarıyla farklı ihtiyaçlara yönelik esnek çalışma modelleri hayata geçiriliyor.”
Ayaklarda oluşan nasır, çoğu zaman yalnızca cilt kalınlaşması olarak görülse de sorunun temelinde tekrarlayan basınç ve sürtünme bulunuyor. Yanlış ayakkabı seçimi, ayak yapısındaki farklılıklar ve yürüme sırasında oluşan yük dağılımı, nasır gelişiminde etkili olabiliyor. Avrasya Ayak Sağlığı’nın kurucusu Podolog Elif Demir, “Nasırın yalnızca sertleşmiş bir deri tabakası olarak değerlendirilmesi, sorunun tekrar etmesine neden olabiliyor. Kalıcı bir çözüm için öncelikle o bölgede neden basınç oluştuğunun anlaşılması gerekiyor” dedi.
Günlük yaşamda sık karşılaşılan ayak sağlığı sorunlarından biri olan nasır, özellikle ayak tabanında, parmakların üzerinde ve parmak aralarında ortaya çıkabiliyor. Derinin kendisini sürekli basınç ve sürtünmeye karşı korumak amacıyla kalınlaşması sonucunda gelişen bu durum, zamanla ağrıya ve yürüme güçlüğüne neden olabiliyor. Ancak nasırın oluşumunda yalnızca dar ayakkabıların etkili olduğu düşüncesi, sorunun diğer nedenlerinin gözden kaçırılmasına yol açabiliyor.
Nasırın nedeni yalnızca yanlış ayakkabı değil
Türkiye’nin ilk podologlarından olan Demir’e göre nasır oluşumunda ayakkabı tercihi önemli bir faktör olsa da tek neden değil. Ayak kemiklerinin yapısı, parmak deformiteleri, basış bozuklukları ve belirli noktalara normalden fazla yük binmesi de nasır gelişimini kolaylaştırabiliyor.
Demir, “Aynı ayakkabıyı kullanan iki kişiden birinde nasır oluşurken diğerinde hiçbir sorun görülmeyebilir. Çünkü her bireyin ayak anatomisi ve yürüyüş sırasında uyguladığı basınç farklıdır. Özellikle sürekli aynı noktada tekrarlayan nasırlar, o bölgede mekanik bir yüklenme olduğuna işaret edebilir” ifadelerini kullandı.
Nasırın zaman zaman siğille karıştırılabildiğine de dikkat çeken Demir, iki durumun farklı nedenlerle ortaya çıktığını ve uygulanacak yaklaşımın doğru değerlendirmeye göre belirlenmesi gerektiğini vurguladı.
Nasırı kesmek sorunu ortadan kaldırmıyor
Nasır şikâyeti yaşayan kişilerin sık başvurduğu yöntemlerden biri, sertleşmiş deriyi evde kesmek veya çeşitli ürünlerle inceltmeye çalışmak oluyor. Ancak bilinçsiz müdahaleler, özellikle diyabeti ya da dolaşım bozukluğu bulunan kişilerde ciddi yaralanmalara neden olabiliyor.
Podolog Elif Demir, nasır bakımında yalnızca kalınlaşmış dokunun uzaklaştırılmasının yeterli olmadığını belirterek, “Nasırın bulunduğu bölgedeki basınç devam ettiği sürece deri yeniden kalınlaşabilir. Bu nedenle ayakkabı seçimi, basış özellikleri ve gerektiğinde basıncı azaltmaya yönelik destekleyici uygulamalar birlikte değerlendirilmelidir” dedi.
Demir, tekrarlayan, ağrılı veya günlük yaşamı etkileyen nasırlarda profesyonel değerlendirme yapılmasının önemine dikkat çekerek, ayak sağlığının korunmasında düzenli kontrolün ve kişiye uygun bakımın belirleyici olduğunu sözlerine ekledi.
Bir restoranın başarısı yalnızca lezzetine bağlı değildir. Siparişin ne kadar hızlı alındığı, mutfağa ne kadar doğru iletildiği, hesabın ne kadar net kesildiği ve gün sonunda rakamların ne kadar güvenilir çıktığı da müşteri deneyimini ve karlılığı doğrudan etkiler. Bu zincirin merkezinde ise çoğu zaman gözden kaçan ama her şeyi birbirine bağlayan bir sistem yer alır: POS.
Bu rehberde restoran, kafe ve fast-food işletmeleri için POS çözümlerini bütün yönleriyle ele alıyoruz. Sistemin neleri kapsadığını, seçim yaparken hangi kriterlere bakılması gerektiğini, farklı işletme türlerinde nasıl bir yapı kurulabileceğini ve yatırımın nasıl planlanacağını adım adım anlatıyoruz.
Omni Hakkında: 1996’dan Bu Yana Restoran Otomasyonu
Restoran otomasyonunda deneyim, teknolojinin kendisi kadar önemlidir. Omni A.Ş., 1996 yılından bu yana restoran, fast-food, pastane, kahve zinciri, otel, kulüp ve okul kantini gibi yiyecek-içecek işletmelerine satış noktası otomasyonu sunuyor. Türkiye ve Orta Doğu genelinde hizmet veren firma, Vectron altyapısına dayanan Omni-Vectron POS ile Türkiye pazarı için geliştirdiği bulut tabanlı KumoPOS çözümünü bir arada sunuyor.
Firmanın ürün gamı yalnızca kasa terminaliyle sınırlı değildir. Stok takibi, raporlama, muhasebe entegrasyonu, sipariş ve sadakat sistemleri gibi arka ofis çözümleri; yazıcılar, ek donanımlar ve yeni nesil ödeme sistemleri gibi tamamlayıcı ürünlerle birleşerek işletmenin tüm operasyonunu kapsayan bir yapı oluşturuyor.
POS Sistemleri Nedir ve Neleri Kapsar?
POS, yani satış noktası sistemi, bir işletmede satışın gerçekleştiği noktada siparişin alınmasından ödemenin tamamlanmasına kadar tüm işlemleri yöneten donanım ve yazılım bütünüdür. Günümüz POS sistemleri, yalnızca fiş kesen bir kasa olmaktan çıkmış; sipariş yönetimi, masa takibi, mutfak iletişimi, stok kontrolü, raporlama ve müşteri ilişkileri gibi birçok fonksiyonu bir arada yürüten merkezi bir yapıya dönüşmüştür.
Sistem genellikle dört ana bileşenden oluşur: sipariş ve ödeme işlemlerini yöneten terminal, siparişleri mutfak ya da bara ileten yazıcı ve ekranlar, verilerin toplandığı arka ofis yazılımı ve gerektiğinde garsonların siparişi masada alabildiği mobil cihazlar. Bu bileşenlerin uyumlu çalışması, restoranın akışını doğrudan belirler.
Restoran POS Sistemi: Genel Kasa Programlarından Farkı
Her kasa programı bir restoranın ihtiyacını karşılamaz. Perakende satışlarda barkod okutup ödeme almak yeterliyken, bir restoranda masa yönetimi, adisyon bölme, ürün notları, ikram ve iptal yetkileri, mutfak yazıcıları ve paket servis akışı gibi çok daha karmaşık süreçler vardır. Bu nedenle yiyecek-içecek sektörüne özel tasarlanmış bir restoran POS sistemi, işletmenin gerçek çalışma biçimine uyum sağlar.
Örneğin yoğun bir akşam servisinde, aynı masadaki müşterilerin hesabı ayrı ayrı istemesi, bir ürünün başka masaya aktarılması ya da menüden çıkan bir ürünün anında sistemden kaldırılması gerekebilir. Sektöre özel sistemler bu durumları tek bir ekranda, hata riskini azaltarak yönetmek üzere tasarlanır.
Vectron ve Bulut POS: İki Farklı Yaklaşım
Vectron Altyapısıyla Güçlü ve Kararlı Çalışma
Omni-Vectron POS, zincir işletmelerin yanı sıra her büyüklükteki restoran, fast-food, pastane, kafe, kulüp, dernek ve okul kantinine uygun, güvenli tasarıma sahip bir satış noktası terminali olarak sunuluyor. Sağlam altyapısı ve yüksek performansı sayesinde yoğun servis saatlerinde de operasyonun aksamadan sürmesini hedefliyor.
KumoPOS ile Bulut Tabanlı Esneklik
Omni tarafından Türkiye pazarı için özel olarak geliştirilen KumoPOS, bulut tabanlı bir yapı sunar. Bu yaklaşımda altyapı masrafları azaltılabilir, satış ve ciro bilgileri gerçek zamanlı olarak izlenebilir ve gün içinde satılan ürünlerin takibi yapılabilir. Birden fazla şubesi olan ya da uzaktan yönetim ihtiyacı duyan işletmeler için bu esneklik önemli bir avantajdır.
Arka Ofis Entegrasyonu: Kasanın Ötesinde Yönetim
Bir restoranın gerçek performansı, satış anında değil, verilerin değerlendirilmesiyle anlaşılır. Bu nedenle POS’un arka ofis modülleriyle bütünleşik çalışması büyük önem taşır:
Stok takibi: Satılan her ürünün hammadde tüketimine yansıması, israfın ve eksik stokların görünür olmasını sağlar.
Raporlama: Ürün, saat, personel ve şube bazlı satış raporları, karar almayı kolaylaştırır.
Muhasebe entegrasyonu: Satış verilerinin muhasebe sistemine aktarılması, manuel veri girişini azaltır.
Sipariş ve sadakat sistemleri: Online sipariş ve müşteri bağlılığı çözümleri, satış kanallarını genişletir.
Sektöre Göre Farklı İhtiyaçlar
Her işletme türünün öncelikleri farklıdır. Türk mutfağına özgü et ve balık restoranlarında masa ve porsiyon yönetimi, dünya mutfağı restoranlarında hızlı ve doğru sipariş akışı öne çıkar. Pastanelerde ürün ve stok yönetimi, paket servis ve kasa işlemleri; fast-food işletmelerinde ise siparişin anında mutfağa iletilmesi kritik hale gelir.
Kafelerde sipariş yönetimiyle stok takibi, otellerde restoran, oda servisi ve etkinlik yönetimi, kulüp ve derneklerde üyelik bazlı işleyiş, gece kulüplerinde ise yoğun müşteri trafiği ile özel rezervasyonlar sistem tasarımını belirler. Bu nedenle sektöre özel deneyimi olan bir sağlayıcıyla çalışmak büyük kolaylık sağlar.
POS Sistemi Seçerken Dikkat Edilecek Kriterler
Yatırım kararından önce şu başlıkların değerlendirilmesi önerilir:
Sektör uyumu: Sistem, işletmenin türüne özel fonksiyonlar sunmalıdır.
Kararlılık: Yoğun saatlerde donma veya yavaşlama yaşanmamalıdır.
Kullanım kolaylığı: Personelin kısa sürede öğrenebileceği bir arayüz zaman kazandırır.
Entegrasyon: Stok, muhasebe, online sipariş ve paket servis gibi modüllerle uyumlu çalışmalıdır.
Raporlama: İhtiyaç duyulan veriye hızlı erişim sağlanmalıdır.
Ölçeklenebilirlik: Yeni şube veya terminal eklendiğinde sistem genişleyebilmelidir.
Destek ve eğitim: Kurulum, eğitim ve teknik destek süreçleri açık olmalıdır.
Restoranlarda Sık Yaşanan Sorunlar ve POS’un Çözümleri
Birçok işletme aynı sorunlarla uğraşır. Bu sorunların çoğu, doğru kurgulanmış bir restoran POS sistemi ile kontrol altına alınabilir:
Sipariş karışıklıkları: Siparişin doğrudan terminalden mutfağa iletilmesi, el yazısı ve sözlü aktarım hatalarını azaltır.
Hesap itirazları: Net adisyon dökümü, müşteriyle yaşanan uyuşmazlıkları azaltır.
Stok sürprizleri: Satış bazlı stok takibi, biten ürünlerin önceden fark edilmesini sağlar.
Kasa açıkları: Yetkilendirme ve işlem kayıtları, hataların kaynağını görünür kılar.
Yoğun saat kuyrukları: Hızlı sipariş girişi ve ödeme alma, servis süresini kısaltır.
Paket Servis ve Online Sipariş Entegrasyonu
Müşteriler artık yalnızca restoranda değil, telefonda, uygulamalarda ve farklı kanallarda sipariş veriyor. Farklı kaynaklardan gelen siparişlerin ayrı ayrı takip edilmesi, yoğun saatlerde operasyonu zorlaştırır. Omni bu noktada OmniDelivery paket servis yönetim yazılımıyla siparişlerin tek ekranda toplanmasını, OmniDINER ile de online sipariş ve sadakat süreçlerinin yönetilmesini sağlıyor.
POS sistemleri bu kanallarla bütünleştiğinde, salon, paket servis ve online siparişler aynı raporlarda görünür hale gelir. Böylece işletme, hangi kanalın ne kadar katkı sağladığını net biçimde izleyebilir.
Yetkilendirme ve Güvenlik
Yoğun çalışan bir işletmede herkesin her işlemi yapabilmesi risk yaratır. İptal, ikram, indirim ve fiyat değişikliği gibi hassas işlemlerin yalnızca yetkili kişilere açık olması, hem hataları hem de kötüye kullanımı azaltır. Modern bir restoran POS sistemi, personel bazlı yetki tanımlamalarına ve işlem kayıtlarına izin verir.
Verilerin yedeklenmesi ve sistemin kesintisiz çalışması da güvenliğin parçasıdır. İşletmenin satış geçmişi, müşteri verileri ve stok bilgileri; korunması gereken değerli varlıklardır.
Verilere Dayalı Menü ve Fiyat Yönetimi
Satış raporları yalnızca ciroyu göstermez; hangi ürünlerin çok satıldığını, hangilerinin menüde yer kaplayıp satılmadığını ve hangi saatlerde yoğunluk yaşandığını da ortaya koyar. Bu bilgiler, menü mühendisliği çalışmalarında kullanılabilir. Çok satan ve kârlı ürünler öne çıkarılabilir, düşük performanslı ürünler gözden geçirilebilir.
Doğru kurulmuş POS sistemleri, bu analizi manuel hesaplama gerektirmeden sunar. Böylece yönetici, sezgilerine değil verilere dayanarak karar verir; menü ve fiyat stratejisi daha sağlam temellere oturur.
Mevzuat Uyumu ve Ödeme Sistemleri
Satış ve ödeme süreçleri, yasal düzenlemelerle yakından ilişkilidir. Yazar kasa ve ödeme sistemlerinde mevzuata uyum, işletmeyi hem cezai risklerden hem de operasyonel aksaklıklardan korur. Bu nedenle yeni nesil yazar kasa ve ödeme çözümlerini sunan bir sağlayıcıyla çalışmak, ek bir güvence sağlar. Güncel yasal şartlar zamanla değişebileceği için ilgili düzenlemelerin takip edilmesi önemlidir.
Kurulum, Eğitim ve Geçiş Süreci
Yeni bir sisteme geçiş, en çok personelin adaptasyonu açısından hassastır. Menünün ve fiyatların doğru tanımlanması, masa düzeninin kurulması, yazıcıların ve mutfak ekranlarının yapılandırılması ve yetkilendirmelerin yapılması geçişin temel adımlarıdır. Bu adımların bir plan dahilinde yürütülmesi, açılış gününde yaşanabilecek sorunları azaltır.
Eğitim ise en az kurulum kadar önemlidir. Garsonlar, kasiyerler ve yöneticiler sistemi kendi rollerine göre öğrenmelidir. Yoğun olmayan bir saatte yapılan deneme servisleri, personelin kendine güven kazanmasını sağlar.
Maliyeti Etkileyen Unsurlar
POS yatırımının maliyeti; terminal sayısı, seçilen donanım, yazılım modülleri, entegrasyonlar, yazıcı ve ekran ihtiyacı, kurulum ve eğitim kapsamı gibi unsurlara göre değişir. Bulut tabanlı çözümlerde altyapı masrafı farklılaşabilir. Bu nedenle doğru fiyat için işletmenin türü, masa sayısı, personel yapısı ve ihtiyaç duyulan modüller net olarak paylaşılmalı, ardından demo ve teklif talep edilmelidir.
Küçük İşletmeden Zincire Büyüme Planı
Bugün tek şubeyle çalışan bir işletme, birkaç yıl içinde yeni lokasyonlara açılabilir. Bu yüzden seçilen sistemin yalnızca bugünün ihtiyacını değil, yarının büyümesini de karşılaması gerekir. Terminal ve şube eklemenin kolay olduğu, merkezden menü ve fiyat yönetiminin yapılabildiği ve tüm şubelerin verisinin tek raporda toplanabildiği bir yapı, büyüme sürecini büyük ölçüde kolaylaştırır.
Demo ile Karar Vermek
Bir sistemi satın almadan önce çalışırken görmek, en sağlıklı karar yöntemidir. Demo sırasında kendi menünüz ve çalışma düzeninizle ilgili senaryoların denenmesi, sistemin gerçek ihtiyaçlarınıza uyup uymadığını anlamanızı sağlar. Ürün uzmanlarına hangi süreçlerde zorlandığınızı anlatmanız, size en uygun yapılandırmanın belirlenmesine yardımcı olur.
Restoranınıza uygun POS sistemi hakkında bilgi almak, demo planlamak veya teklif talep etmek için bizimle iletişime geçebilirsiniz.
Meta Title: Restoran POS Sistemi Seçimi | Modern POS Sistemleri Rehberi
Meta Description: Restoran POS sistemi seçerken nelere dikkat edilmeli? POS sistemleri, özellikler, entegrasyonlar ve seçim kriterlerini bu rehberde öğrenin.