Yazar arşivleri: Mehmet ŞELECİ

Esnafa ‘Kırkpınar’ nefesi!

Olgay GÜLER

Edirne’de Kakava ve Hıdrellez’le birlikte en büyük organizasyonlardan olan Tarihi Kırkpınar Yağlı Güreşleri’nde 665’inci randevu geride kalırken, zorlu ekonomik şartlarda ayakta durmaya çalışan esnafın da bir nebze olsa yüzü güldü.

Edirne’de bu yıl 665’incisi düzenlenen Tarihi Kırkpınar Yağlı Güreşleri, güreşseverlere yaşattığı büyük coşkuyla birlikte yerel esnafa da can suyu oldu. Edirne’yi Tanıtma ve Tava Ciğer Kalite Koruma Derneği Başkanı Uğurcan İmrak, Pazar günü tamamlanan organizasyonun ardından yaptığı değerlendirmede, tava ciğeri esnafı olarak yılın en hareketli ve bereketli günlerini geride bıraktıklarını söyledi.

‘KIRKPINAR HER GEÇEN YIL DAHA DA İYİ OLUYOR’

Kırkpınar’ın hem organizasyon kalitesi hem de yarattığı atmosfer açısından her geçen dönem çıtayı yükselttiğini vurgulayan İmrak, “Kırkpınar her geçen yıl sanki daha da iyi oluyor. Bu yıl güreşleri izlerken çok daha fazla keyif aldım. Belki bize öyle geliyor ama gerçekten organizasyonun her geçen sene üzerine koyduğunu düşünüyorum. Esnaf açısından baktığımızda da güzel geçti. Özellikle Cuma, Cumartesi ve Pazar günleri Edirne oldukça kalabalıktı. Esnafımızda ciddi bir hareketlilik vardı. Tabii bunda hafta sonuna denk gelmesi, Kırkpınar’ın düzenlenmesi ve gurbetçi vatandaşlarımızın memleketlerine dönüş döneminin aynı zamana rastlaması da etkili oldu. Hepsi birleşince şehirde ekstra bir hareketlilik oluştu. Biz esnaf olarak memnunuz. Ben kendi adıma söyleyeyim, işlerimiz güzeldi, keyifli bir dönem geçirdik. Kırkpınar’ın her geçen yıl daha da geliştiğini düşünüyorum. Hem organizasyon anlamında hem de protokol düzeyinde katılan önemli isimlerin ilgisi açısından gerçekten güzel bir Kırkpınar yaşandı” dedi.

YILIN EN HAREKETLİ DÖNEMLERİNDEN BİRİ GERİDE KALDI

Tava ciğer esnafı için Kırkpınar’ın takvimdeki en kritik virajlardan biri olduğuna dikkat çeken Dernek Başkanı İmrak, Edirne’deki diğer yoğun dönemleri de hatırlatarak, “Yılın en hareketli günlerini yaşadık diyebiliriz. Bizim için yılın en hareketli dönemlerinden biri Kırkpınar. Bunun yanında Ramazan ve Kurban bayramları, 5-6 Mayıs Hıdırellez ve Kakava Şenlikleri de yoğunluk oluşturuyor. Kırkpınar da sezonun en önemli dönemlerinden biri oldu ve bunu güzel bir şekilde geçirdik” diye konuştu.

Gencan, AB dergisine Edirne’yi anlattı

Edirne Belediye Başkanı Filiz Gencan, Avrupa Birliği Haber Ajansı dergisine verdiği röportajda Edirne’nin tarihi ve kültürel zenginliklerinden belediyecilik anlayışına, genç bir hukukçu olarak siyaset yolculuğundan hayata geçirilen projelere kadar birçok konuda değerlendirmelerde bulundu.

Röportajda Edirne’nin sahip olduğu tarihi miras, kültürel değerleri ve kentin potansiyeline dikkat çeken Başkan Gencan, göreve geldiği günden bu yana sosyal belediyecilik anlayışıyla yürütülen çalışmaları anlattı. Kent yaşamını kolaylaştıran hizmetler, altyapı yatırımları, çevre düzenlemeleri, sosyal destek projeleri ve kültür-sanat alanındaki çalışmalar hakkında bilgi veren Gencan, Edirne’yi ortak akıl ve katılımcı yönetim anlayışıyla geleceğe taşıma hedeflerini paylaştı.

Genç bir hukukçu olarak siyasete adım atma sürecini ve belediye başkanlığı görevine uzanan yolculuğunu da anlatan Başkan Gencan, kadınların ve gençlerin yerel yönetimlerde daha fazla söz sahibi olmasının önemine vurgu yaptı.

Röportajın devamında önümüzdeki dönemde hayata geçirilmesi planlanan projeleri de değerlendiren Gencan, Edirne’nin yaşam kalitesini artıracak, sosyal belediyecilik anlayışını güçlendirecek ve kentin sürdürülebilir gelişimine katkı sağlayacak yatırımlara devam edeceklerini ifade etti.

Meclisten ‘Saros’ çağrısı!

Olgay GÜLER

Edirne’nin, Saros Körfezi’ne kıyısı bulunan Enez ve Keşan ilçelerinde sahil bandında yürütülen koruma amaçlı imar planı çalışmaları, il genel meclisi Temmuz ayı toplantılarında gündeme alındı.

İl Genel Meclisi’nde Temmuz ayı toplantıları kapsamında İmar ve Bayındırlık Komisyonu tarafından, ‘Enez ve Keşan belediyelerinde mücavir alan dışındaki, Saros bölgesindeki imar plan çalışmaları’ hakkında hazırlanan rapor meclise sunuldu. Raporda, bölgede yıllardır beklenen koruma amaçlı imar planlarına ilişkin hazırlık sürecinde önemli aşamaların tamamlandığını belirtildi. Bölgedeki plansızlığın ruhsat ve mülkiyet sorunlarını artırdığına vurgu yapılan raporda, planlama çalışmalarının bir an önce sonuçlandırılması gerektiğinin altı çizildi.

‘TEKNİK AŞAMALAR BÜYÜK ÖLÇÜDE TAMAMLANDI’

Komisyon Başkanı Mehmet Güneş Yılmaz tarafından okunan raporda, Saros Körfezi Kültür ve Turizm Koruma ve Gelişim Bölgesi’ni kapsayan 1/25 bin ölçekli nazım imar planı ile Keşan’ın Gökçetepe ve Sazlıdere, Enez’in ise Sultaniçe ve Gülçavuş sahil kesimlerine yönelik koruma amaçlı nazım ve uygulama imar planı çalışmalarının eş zamanlı olarak sürdüğü belirtildi. Raporda, planlama sürecinin önemli teknik aşamalarının büyük ölçüde tamamlandığı ifade edildi. Bu kapsamda halihazır haritaların hazırlandığı, jeolojik ve jeoteknik etütlerin onaylandığı, taşkın etütlerinin Devlet Su İşleri tarafından uygun bulunduğu, kıyı kenar çizgisi çalışmalarında önemli ilerleme sağlandığı ve kurum görüşlerinin alınmasına yönelik çalışmaların sürdüğü bildirildi.

‘İMAR PLANLARI BİR AN ÖNCE TAMAMLANMALI’

Komisyon raporunda, Saros Körfezi’nin Edirne’nin en önemli turizm bölgelerinden biri olduğuna dikkat çekilerek, özellikle Erikli, Yayla, Mecidiye, Gökçetepe, Sazlıdere, Sultaniçe ve Gülçavuş’ta her geçen yıl artan turizm hareketliliğiyle birlikte yapılaşma baskısının da yükseldiği ifade edildi. Komisyon Başkanı Mehmet Güneş Yılmaz,  “Komisyonumuzca yapılan değerlendirmede; Saros Körfezi’nin Edirne’nin en önemli turizm bölgelerinden biri olduğu, özellikle Erikli, Yayla, Mecidiye, Gökçetepe, Sazlıdere, Sultaniçe ve Gülçavuş başta olmak üzere sahil yerleşimlerinde her geçen yıl artan turizm hareketliliğine bağlı olarak yapılaşma baskısının da arttığı görülmektedir. Son yıllarda İbrice Limanı’nda gerçekleştirilen yatırımlar, sahil köylerinin turizm odaklı gelişimine yönelik çalışmalar ve bölgede hayata geçirilmesi planlanan turizm projeleri dikkate alındığında, Saros Körfezi’nde koruma amaçlı imar planlarının bir an önce tamamlanması büyük önem taşımaktadır” dedi.

Bilgin Özbaş artık Ankara’da

Edirne’den 1 Mart 2024 tarihinde Kırklareli Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü görevine atanan Bilgin Özbaş, yaklaşık 3 yıllık sürecin ardından Bakanlık Özel Kalem Müdürlüğü emrinde görevlendirildi.

Edirne’de 2012 yılında Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdür Vekilliği görevine getirilen Bilgi Özbaş, Kırklareli İl Müdürlüğü’ndeki veda programının ardından sosyal medya hesabından gerçekleştirdiği veda paylaşımında şunlara yer verdi:

“Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığımız Özel Kalem Müdürlüğü emrinde görevlendirilmem dolayısıyla, büyük bir onur ve gururla yürüttüğüm Kırklareli Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü görevimi, değerli meslektaşım Eda Kumaş Hanımefendi’ye devretmiş bulunuyorum.

Yaklaşık üç yıl boyunca Kırklareli’mizde; devletimizin şefkat elini ihtiyaç sahibi her vatandaşımıza ulaştırabilmek için, birbirinden kıymetli çalışma arkadaşlarımla büyük bir özveri ve samimiyetle çalıştık. Attığımız her adımda insanı merkeze alan hizmet anlayışını rehber edindik. Birlikte sevindik, birlikte mücadele ettik, birlikte başardık.

Görev yaptığım süre boyunca desteklerini esirgemeyen başta Sayın Valimize, milletvekillerimize, kurum amirlerimize, yerel yöneticilerimize, sivil toplum kuruluşlarımıza ve birlikte omuz omuza çalıştığım tüm mesai arkadaşlarıma gönülden teşekkür ediyorum.

Görevi devralan kıymetli kardeşim Eda Kumaş’a yeni görevinde üstün başarılar diliyor; Kırklareli Aile ve Sosyal Hizmetler ailesinin aynı azim ve heyecanla çok daha güzel hizmetlere imza atacağına yürekten inanıyorum.

Kırklareli benim için artık sadece görev yaptığım bir şehir değil; dostlukların, emeklerin ve unutulmayacak hatıraların şehridir.

Hakkınızı helal edin. Benden yana hakkım varsa helal olsun. Muhabbet ve saygılarımla…”

Minibüste 24 kaçak göçmen!

Olgay GÜLER
Edirne’de, polisin takibi sonucu durdurulan minibüste, aralarında kadın ve çocukların da bulunduğu 24 kaçak göçmen yakalandı, sürücü gözaltına alındı.


Kentin Dilaverbey Mahallesi’nde rutin devriye görevi yürüten polis ekipleri, şüphe üzerine E.U.’nun sürücülüğünü yaptığı minibüsü durdurmak istedi. Dur ihtarına uymayan araç, takip sonucu durdurulurken, sürücü kaçtı.

Araçta yapılan kontrolde, 22’si Afganistan, 2’si Myanmar asıllı aralarında kadın ve çocukların da bulunduğu 24 kaçak göçmen yakalandı. Kaçan sürücü, polisin takibi sonucu yakalanarak gözaltına alındı.


Göçmenler ve sürücü A.U., Edirne Sultan 1’inci Murat Devlet Hastanesi’nde sağlık kontrolünden geçirildikten sonra İl Emniyet Müdürlüğü’ne götürüldü.
Olayla ilgili soruşturma başlatıldı.

Beş günlük ömrü kaldı

Gülseven OKALANER

Edirne’de üniversite öğrencilerinin sokakta hasta halde bulup evlerinde baktığı, veterinere götürüp ilaçlarını gıdalarını alıp beslediği üç ayaklı bir kediciğin sadece dört günlük ömrü kaldı. Öğrenciler mezun olup 11 Temmuz’da evlerine dönecek olmaları nedeniyle bir hayvansever sahiplenmediği takdirde veteriner tarafından uyutulacak. Bu da kedinin ölmesi demek.

“EDİRNE’DE BİR SAHİPLENİCİ BULABİLİR MİYİZ?”

Sağlığının iyi olduğu, tuvalet probleminin bulunmadığı kedinin uyutulmasının nedeni ise fiv hastalığı.  Bu hastalık insana bulaşmıyor.  Sadece evde başka kendi bulunması halinde evdeki diğer kedilere, sokağa bırakılması halinde hastalığın sokak kedilerine bulaşma riski taşıyor. Gazetemizi İstabbul’dan aradığını belirten Pınar isimli bir hayvansever, bu olaya ilişkin yüzlerce paylaşım yapıldığını ancak dönüş olmadığını üzüntüyle takip ettiğini belirtti. “Êdirne’de kedisi olmayan vicdanlı bir sahiplenici hayvansever bulunabilir mi acaba? diye yardım çağrısında bulunan Pınar hanım şu bilgiyi verdi.

HASTALIĞI İNSANA BULAŞMIYOR         

“Kedinin üç ayağı var ama problemi yok, tuvaletini gidip kumuna yapıyor. Fiv hastası olduğu için her gün bağışıklık destekleyici kullanması gerekiyor, o da pahalı bir sey değil. Her gün vitamin verilmesi gerekli. Eğer alamayız derlerse ben alıp gönderirim. Bu hastalık insana bulaşmıyor ama evde başka kedinin olmaması gerekiyor. “

TÜ’de son mezuniyet coşkusu

Trakya Üniversitesi Kırkpınar Spor Bilimleri Fakültesinin 2025-2026 Akademik Yılı Mezuniyet Töreni, Balkan Kongre Merkezinde gerçekleştirildi. Bu yıl fakülteden toplam 180 öğrenci mezun olmanın heyecanını yaşadı.

Tören, Edirne Belediyesi Bandosunun sunduğu Balkan müzikleri dinletisiyle başladı.

Törende konuşan Trakya Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mustafa Hatipler, Kırkpınar Spor Bilimleri Fakültesinin ulusal ve uluslararası alanda başarı grafiğini her geçen gün daha da yükselttiğini ifade etti. Bu başarının elde edilmesinde emeği bulunan akademik ve idari personele teşekkür eden Hatipler, mezunlara hitaben yaptığı konuşmada asıl ve en büyük beklentisinin mesleki unvanlardan önce iyi insan olmaları olduğunu vurguladı. Hizmet edecekleri varlığın insan olduğunu hatırlatan Hatipler, iyi bir beden eğitimi öğretmeni, antrenör ya da rekreasyon lideri olmanın temelinin önce iyi insan olmaktan geçtiğini belirterek mezunlara meslek hayatlarında başarılar diledi.

Kırkpınar Spor Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Nurper Özbar, bilginin öğrenilebileceğini, başarının kazanılabileceğini ancak ahlakın, vicdanın ve insani değerlerin gerçek eğitimin temel unsurları olduğunu vurguladı. Mezun öğrencilere seslenen Özbar, bu değerleri meslek yaşamları boyunca daima yanlarında taşımaları gerektiğini belirterek tüm mezunlara başarılarla dolu bir gelecek diledi.

Programda fakülte birincisi Taylan Türkkan, mezunlar adına yaptığı konuşmada ailesine ve akademik personele teşekkür etti. Ardından kütük çakma seremonisi gerçekleştirildi.

Konuşmaların ardından dereceye giren öğrencilere başarı belgeleri ve plaketleri takdim edildi.

Tören, mezun öğrencilerin meslek andını okuması ve kep atmasıyla sona erdi.

Törene, Rektör Yardımcıları Prof. Dr. Mustafa Tan ve Prof. Dr. Sedat Üstündağ, dekanlar, akademisyenler, öğrenciler ve aileleri katıldı.

‘Gelirde adalet şart’

Saadet Partisi Genel Başkan Yardımcısı Av. Sinan Tekin’in başkanı olduğu Saadet Partisi Sosyal İşler Başkanlığı tarafından hazırlanan haftalık raporda, bu kez ““Türkiye’de Gelir Dağılımı Eşitsizliği ve Yoksulluk  konusu ele alındı.

Gelir dağılımındaki bozulmanın ekonomik olduğu kadar sosyal sonuçları da kapsamlı şekilde değerlendirildiği raporda, “Gelir adaletsizliğinin aile yapısı, toplumsal huzur, fırsat eşitliği, eğitim ve istihdam üzerindeki etkileri incelenmiş; çalışan ve çocuk yoksulluğu başta olmak üzere toplumun farklı kesimlerinin karşı karşıya bulunduğu sorunlar analiz edilerek, üretimi, istihdamı ve sosyal adaleti esas alan çözüm önerilerine yer verilmiştir” ifadelerine yer verildi.

Söz konusu rapora ilaveten yapılan  “Gelirde adalet olmadan toplumda huzur sağlanamaz” başlıklı basın açıklamasında da şöyle denildi:

“Ekonomik büyüme, ancak toplumun tüm kesimlerinin refahını artırdığı ölçüde anlamlıdır. Üretilen zenginliğin adil paylaşılmadığı, emeğin karşılığını bulmadığı ve milyonlarca insanın geçim sıkıntısıyla mücadele ettiği bir düzende gerçek kalkınmadan söz etmek mümkün değildir.

Bugün ülkemizin en önemli sorunlarından biri, gelir dağılımındaki adaletsizliğin her geçen gün daha da derinleşmesidir. Yüksek enflasyon, hayat pahalılığı ve alım gücündeki gerileme en ağır yükü dar ve sabit gelirli vatandaşlarımızın omuzlarına yüklemektedir. Çalışanlar, emekliler, çiftçiler, küçük esnaf ve gençler, artan yaşam maliyetleri karşısında her geçen gün daha fazla zorlanmaktadır.

Gelir dağılımındaki bozulma yalnızca ekonomik bir mesele değildir. Aynı zamanda sosyal adaleti, fırsat eşitliğini, aile yapısını ve toplumsal huzuru doğrudan etkileyen önemli bir sorundur. Bir tarafta servet ve gelir belirli kesimlerde yoğunlaşırken, diğer tarafta milyonlarca vatandaşımız temel ihtiyaçlarını karşılamakta güçlük çekmektedir. Yoksulluğunun yaygınlaşması, çocukların eğitim imkânlarından yeterince yararlanamaması ve gençlerin gelecek kaygısıyla yaşaması, bu adaletsiz tablonun en somut göstergeleridir.

Saadet Partisi olarak biz, ekonomik kalkınmanın yalnızca büyüme rakamlarıyla değil, vatandaşlarımızın yaşam kalitesi, alım gücü ve sosyal refahıyla ölçülmesi gerektiğine inanıyoruz. Ekonominin merkezinde insanın yer aldığı, üretimin desteklendiği, emeğin hakkının korunduğu ve herkesin insanca yaşayabileceği bir düzenin mümkün olduğuna inanıyoruz.

Milli Görüş hareketi, yıllardır adil bir ekonomik düzenin gerekliliğini savunmaktadır.

Bizim anlayışımızda ekonomi, belirli bir kesimin zenginleşmesine değil; milletin tamamının refahına hizmet etmelidir. Üretimin, istihdamın ve paylaşımın esas alındığı; faiz, rant ve spekülasyon yerine yatırımın, sanayinin, tarımın ve emeğin desteklendiği bir ekonomik model, gelir adaletinin sağlanmasının temel şartıdır.

Türkiye’nin ihtiyacı, günü kurtaran geçici tedbirler değil; üretimi artıran, istihdamı güçlendiren, vergide adaleti sağlayan, bölgesel kalkınmayı destekleyen ve sosyal devlet anlayışını güçlendiren kalıcı politikalardır. Çiftçinin üretmeye, sanayicinin yatırım yapmaya, esnafın ayakta kalmaya, gençlerin umutla geleceğe bakmaya ihtiyacı vardır.

Saadet Partisi olarak inanıyoruz ki; güçlü devlet ancak güçlü milletle mümkündür.

Güçlü millet ise ancak adil gelir dağılımı, sosyal adalet ve fırsat eşitliği ile inşa edilebilir. Hiç kimsenin kendisini dışlanmış hissetmediği, emeğin değer gördüğü ve herkesin alın terinin karşılığını alabildiği bir Türkiye mümkündür.

Biz, Milli Görüş’ün “Adil Düzen” vizyonuyla; üreten, paylaşan ve adaleti esas alan bir ekonomik anlayışın ülkemizi daha güçlü yarınlara taşıyacağına inanıyoruz. Gelirde adaletin sağlandığı, yoksulluğun değil refahın paylaşıldığı bir Türkiye için çalışmaya ve çözüm üretmeye kararlılıkla devam edeceğiz.”

NATO’nun cenaze töreni Ankara’da

Vatan Partisi Edirne İl Başkanı Gürol Bora Ateş, Ankara’da bugün başlayacak NATO liderler zirvesi öncesi, “NATO’nun Türkiye’yi koruduğu, güvenliğini sağladığı lafları çok büyük yalanlardır. NATO Türkiye’ye düşmanıdır. NATO’nun patronları ABD ve İsrail Türkiye’ye düşmandır. NATO, bir savunma örgütü değildir” dedi.

Vatan Partisi İl Başkanı Ateş, yaptığı “Ankara’da NATO’nun cenaze töreni toplanıyor” başlıklı azılı açıklamada, “Ankara’mızda NATO liderler zirvesi toplanıyor. Dünyada ve ülkemizde sayısız suç işlemiş, on binlerce cana kıymış olan Amerika’nın ve İsrail’in sopası NATO, AK Parti hükümeti tarafından Başkentimizde ağırlanıyor. Geçen sene yanı başımızda Dedeağaç’ta Türkiye’ye karşı tatbikat yapan NATO’ya karşı sesimizi yükseltip bir miting yapmıştık ve NATO’nun Meriç’ten ancak ölüsü geçer demiştik, bugünse ülkede herkesin NATO güzellemesi yaptığı bu şartlarda NATO zirvesine karşı mücadele bayrağını Vatan Partisi olarak yine biz yükseltiyoruz” dedi..

Ateş, açıklamasında, “Peki NATO ne durumda?” diye sorarken şöyle devam etti:

“Trump NATO için ‘kağıttan kaplan’ dedi, Macron ise’beyin ölümü gerçekleşti’ dedi. Üç büyük bozgunla Ankara’ya geliyor NATO. Önce Afganistan’da yenildi, sonra Rusya’da, son olarak da İran NATO’yu yerle bir etti. Ve bu bozgunlar sonucu NATO bitkisel hayata girdi. Hükümet, ölü NATO’da keramet arıyor. NATO’nun Türkiye’nin güvenliği için çok önemli olduğunu söylüyor. Hatta, Türkiye’nin bu NATO’nun lideri olacağını, NATO içinde yeni roller alacağını iddia ediyor. Hatta bununla şişiniyor, caka satıyor. AK Parti hükümetine sesleniyoruz. NATO öldü. NATO, mezarına gidiyor. Bu tüm dünyanın artık tespit ettiği gerçeğe arkanızı dönemezsiniz. Türkiye’nin geleceğini ölmüş NATO’ya bağlayamazsınız. Geleceğini NATO’ya bağlayanlar da siyaseten aynı kaderi paylaşırlar, onlar da NATO ile birlikte tarihin mezarlığında koyun koyuna yatarlar.

NATO’nun Türkiye’yi koruduğu, güvenliğini sağladığı lafları çok büyük yalanlardır. NATO Türkiye’ye düşmanıdır. NATO’nun patronları ABD ve İsrail Türkiye’ye düşmandır. NATO, bir savunma örgütü değildir. NATO, ABD’nin diğer NATO ülkelerini gütme örgütüdür. NATO, ABD’ye bağımlılıktır. NATO, borçlanma ekonomisidir. NATO, İran, Irak, Rusya gibi komşularımıza düşman edilmektir. NATO, yalnızca bir askeri örgüt değildir. NATO, devletimizin içine yerleştirilen gladyodur. NATO o gladyonun faili olduğu darbelerdir, suikastlerdir, cinayetlerdir,tertiplerdir, katliamlardır. NATO, FETÖ’dür. NATO, PKK’ya verilen silahlardır.

NATO, Ege kıyılarımızdan, Doğu Akdeniz’den vatanımıza doğrultulmuş silahlardır. NATO’da kalmak Türkiye’miz açısından cinayettir. Bugün NATO üyesi olmayan ülkeler kendilerini koruyor ve gelişiyor. NATO’ya boyun eğenler ise geriliyor, kendini savunamaz hale geliyor. NATO; Org. Eşref Bitlis’in, Uğur Mumcu’nun, Muammer Aksoy’un, Gaffar Okkan’ın, Hrant Dink’in ve nice aydınımızın, Sivas Madımak’ın, Erzincan Başbağlar’ın, 12Mart, 12 Eylül darbelerinin, 15 Temmuz’un, Çorum’da, Maraş’ta, 1 Mayıs 77’de Taksim’de katledilenlerin baş failidir.

Irak’ta, Afganistan’da, Libya’da, Suriye’de, Yugoslavya’da, dünyanın farklı köşelerinde ve son olarak Filistin’de katledilen insanların katilidir NATO. NATO’nun bu ülkede başkentin tüm imkanlarıyla ağırlanmasını bırakın, şehit kanlarıyla sulanmış bu mübarek topraklarda gömülecek 1 metrekare bile toprağı olmaması gerekir. Hükümete sesleniyoruz. Alın götürün NATO’nuzu Ankara’mızdan. Zirve mirve istemiyoruz. Ölmüş, bitmiş, tükenmiş Batı-NATO ittifakı ‘liderler zirvesi’ falan düzenleyemez. Bu olsa olsa hortlaklar zirvesidir. Gitsinler çürüyen, yozlaşan, sapkınlaşan, kokuşmuş medeniyetlerinin zirvelerini Brüksel’de,Washington’da yapsınlar. Artık Batı egemenliğinin sonuna gelindi. Artık emperyalizmin, siyonizminzincirleri parçalandı. Yeni bir dünya kuruluyor. Asya’dan yeni, adil, eşitlikçi, saygılı, insancıl bir medeniyet yükseliyor. Türkiye de bu medeniyetin en önünde yer alacaktır.Vatan Partisi olarak bunu milletimizle ve ülkemizin milli kuvvetleriyle birlikte yapacağız. Söz veriyoruz.”