Yazar arşivleri: Mehmet ŞELECİ

Kurye cinayetinin şüphelileri Edirne’de yakalandı!

Olgay GÜLER

İstanbul’un Fatih ilçesinde Kazakistan uyruklu kurye Arif İsmailov’un tabancayla vurularak öldürüldüğü olayla ilgili; Gürcistan uyruklu 2 şüpheli, Edirne’de yakalandı.

Fatih’te özel bir şirkette kuryelik yapan Kazakistan uyruklu Arif İsmailov, dün silahla vurularak öldürüldü. Olayın ardından İstanbul Emniyet Müdürlüğü’nün, cinayet şüphelilerin Tekirdağ plakalı bir otomobille Edirne’ye geldiği ihbarı üzerine, İl Jandarma Komutanlığı ekipleri harekete TEM Otoyolu’nda, gece yarısı A.Y.’nin kullandığı otomobili durdurdu. Yapılan aramada, otomobilde cinayet şüphelilerinin bulunmadığı belirlendi. Bunun üzerine bölgede dron destekli yapılan aramada yurt dışına yaya olarak kaçmaya çalışan Gürcistan uyruklu A.A. ile K.A., sınıra yakın bir bölgede yakalandı.

2 şüpheli, işlemlerinin ardından İstanbul Emniyet Müdürlüğü ekiplerini teslim edildi. Diğer yandan 2 şüpheliyi Edirne’ye getiren otomobil sürücüsü A.Y. hakkında ‘Göçmen kaçakçılığı ve insan ticareti’ suçlarından adli işlem başlatıldı.

İl Genel’de Gegeoğlu yeniden

Olgay GÜLER

Edirne İl Genel Meclisi’nde, meclis başkanlığı için gerçekleştirilen seçimde, son başkan Çiğdem Gegeoğlu, yeniden başkanlığa seçildi.

İl Genel Meclisi’nin Nisan ayı olağan meclis toplantılarının ilki, Özel İdaresi İl Genel Meclis binasındaki toplantı salonunda gerçekleştirildi. İlk toplantının gündemini, görev süreleri dolan meclis başkanlığı, başkanvekilliği ve katip üyelikler için yapılan seçimler oluşturdu.

Seçimlerde CHP grubu, meclis başkanlığına Çiğdem Gegeoğlu, 1’inci başkanvekilliğine Halik Akdağ, 2’nci başkanvekilliğine Remzi Subaş, katip üyeliklere de Salih Akar ve Mehmet Güneş’i aday gösterdi. Adalet ve Kalkınma Partisi (AK Parti) grubu da, meclis başkanlığına Mustafa Çınarkök’ü, 1. başkanvekilliğine Mutlu Kırman’ı, 2. başkanvekilliğine Serdar Özvatan’ı, katip üyeliklere Nergiz İnce ile Mehmet Taner Altın’ı aday gösterdi. ‎

Seçim sonucunda; meclis başkanlığına Çiğdem Gegeoğlu, 1. başkanvekilliğine Halil Akdağ, 2. başkanvekilliğine Remzi Subaş, katip üyeliklere Mehmet Güneş Yılmaz ile Salih Akar seçildi.

‎Seçimlerin ardından parti gruplarının başkanvekilleri de belirlendi. Buna göre; CHP Grup Başkanvekili Şenol Kılıç, AK Parti Grup Başkanvekili ise Mutlu Kırman oldu.

Buzağı ölümlerinde ‘eğitim’ seferberliği

Olgay GÜLER

Edirne İl Tarım ve Orman Müdürlüğü tarafından, Türkiye’de ölüm oranları yüzde 25 ile 30 dünya ortalamasının üstünde seyreden yeni doğan buzağı ölümlerinin azaltılması amacıyla, üreticilere eğitim programı düzenlendi.

Tarım ve Orman Bakanlığı Hayvancılık Genel Müdürlüğü tarafından, ‘Her Buzağı Milli Bir Servettir’ sloganıyla başlattığı eğitim seferberliği kapsamında, Edirne’de ‘Yeni Doğan Buzağı Ölümlerinin Azaltılması ve Döl Verimliliğinin Arttırılması’ konulu eğitim düzenlendi. Eğitim kapsamında; Tekirdağ Namık Kemal Üniversitesi’nden öğretim üyeleri Doç.Dr. Halef Doğan ve Öğretim Üyesi Doktor Şebnem Engin Canikli, üreticilere bilgiler verdi. Programın açılışına Edirne Vali Yardımcısı Turgut Subaşı, İl Tarım ve Orman Müdürü İslam Köse, birlik temsilcileri ve üreticiler katıldı.

‘ÖLÜMLERİN AZALTILMASI EKONOMİK AÇIDAN DA ÖNEMLİ’

Tarım ve Orman İl Müdürü İslam Köse, bakanlığa bağlı Hayvancılık Genel Müdürlüğü’nün; Türkiye’nin birçok yerinde konu hakkında eğitimler verdiğini belirterek, “Amacımız bir buzağı bir servet, onun için her buzağıyı kurtarmakla bir adım atıp bu buzağıların sağlıklı bir şekilde yaşamını sürdürürsek bu milli servete sağlıklı bir şekilde sahip çıkmış durumda oluruz. Bu açıdan da bakanlığımızın başlatmış olduğu bu eğitim seferberliğini biz de önemsiyor ve bu kapsamda çalışmalarımıza başladığımızı belirtmek istiyorum. Hayvancılık sektörümüzün geleceği sağlıklı doğan, yaşatılan ve verimli şekilde yetiştirilen hayvan varlığına bağlı aslına baktığımız zaman. Bu kapsamda da bir üretim meselesi değil sadece bu ölümlerin azaltılması, aynı zamanda da ülkemizin ekonomik açıdan da bir stratejik gücü olması açısından bizim için de çok önemli. Her kaybedilen buzağı bir emek, bir zaman ve milli bir gelirin kaybı. Bu açıdan da bilgi ve tecrübeyle üreticilerimizin yanında da olmaya devam edip bu kapsamda da üretimi arttırmayı hedefliyoruz” dedi.

‘BİR BUZAĞI MİLLİ BİR SERVET’

Vali Yardımcısı Turgut Subaşı da, Türkiye’deki buzağı ölümlerindeki fazlalığa dikkat çekerek, “Yapacağımız işte başarılı olmak için içsel ve dışsal bütün etkenleri öngörerek basiretli, iradeli, öngörülür riskleri hesaplayarak işlerimizi sürdürmek zorundayız. Hayvancılık da onlardan birisi. Burada seçilen buzağı ölümlerinin azaltılması. Ben biraz rakamlara baktım. Dünyada yüzde 2-3 civarında. Bizde ise yüzde 15’in üzerinde anladığım kadarıyla buzağı bölümleri. Bir hayvanın buzağı doğurması için geçmesi gereken vakit 280 gün. Yani dokuz ay on gün. Aynen bir insan gibi bir süreci var. Dolayısıyla hem doğum öncesi, doğum sırası ve doğum sonrasında bu riski bertaraf edecek, azaltacak bilimsel verileri, uygulamaları, tecrübeleri bilmemiz gerekiyor. Bilmediğimiz takdirde bir sene bekleyip bir buzağı alacakken tam doğum esnasında bir kazaya uğruyor, ya annesi öldü, ya yavrusu öldü. Bir çiftçinin bir yıllık beklentisi boşa çıkıyor. Bu çiftçi için bir servet olduğu gibi aslında ülke için de bir servet” diye konuştu.

‘BUZAĞI KAYIPLARI KOLAY UYGULAMALARLA ÖNLENEBİLİR’

Tekirdağ Namık Kemal Üniversitesi Veterinerlik Fakültesi’nden Dr.Öğr.Üyesi Şebnem Engin Canikli de, sığır işletmelerinde buzağı kayıplarının Türkiye’de fazlasıyla karşılaşılan bir durum olduğuna dikkat çekerek, “Bunu sadece bir piyasa değeri olarak değil de daha ileri bakış açısıyla baktığımızda işletme için çok büyük kayıplar olduğunu biliyoruz. Bu manada yeni doğan buzağı kayıpları gerçekten Türkiye’de oldukça önemli bir problem oluşturuyor. O yüzden bu konuyla ilgili tüm yapılabilecekleri uygulamak doğru olacaktır. Yeni doğan buzağı kayıplarının önlenmesi aslında kolay uygulanabilir, bazı durumlara öncelik gösterilmesiyle beraber aslında halledilecek bir şey ama bazı hijyen kuralları, gebe annenin gebelik sürecinin son sürecinde doğru beslenmemesi gibi durumlarla doğumdan sonra yavru kayıplarını görüyoruz” şeklinde konuştu. 

‘ÖLÜMLERDE TÜRKİYE DÜNYA ORTALAMASININ ÜSTÜNDE’

İşletmelerde yapılacak doğru uygulamalarla yeni doğanların yaşam oranının yükseleceğini dile getiren Canikli, “Bu nedenle de konuya yaklaşırken tek tek hastalıkların tedavisinden ziyade doğum öncesi dönemden başlayarak neonatal sürece doğru bakmak gerekiyor. Buzağı kayıplarının ekonomik boyutundan bahsetmek gerekirse; dünya genelinde ölüm oranı yüzde 3-5 oranlarında ortalamada yüzde 5-10 civarlarında seyrediyor. Türkiye’de maalesef durum biraz daha farklı. Türkiye’de normal işletmelerde yüzde 10-20 civarında ama genel olarak baktığımızda yüzde 25-30 gibi çok ciddi rakamlara varan buzağı ölümleri söz konusu ve buzağı ürünleri genellikle ilk hafta içerisinde yani o neonatal dediğimiz yeni doğmuş dönemde ve özellikle de 72’nci saat içerisinde şekilleniyor maalesef” ifadelerini kullandı.

‘GEBELİK SÜRECİNDE ANNENİN DOĞRU BESLENMESİ ŞART’

Özellikle gebe annenin doğru beslenmesi gerektiğinin altını çizen Canikli, “Burada eğitim programını hedeflerken süt sığırcılığı işletmelerinde buzağı döneminde görülen kayıpları en aza indirgemek için belli bir prosedür oluşturduk. Burada doğum öncesi ve doğum sonrası süreçleri doğru ve bilimsel şekilde yönetilmesini sağlamak ve buzağıların yaşamlarını ilk günlerinden itibaren daha sağlıklı ve verimli olarak geçirilmesi için bir program hazırladık. Program kapsamında öncelikle gebelik döneminden başlayarak aslında bunu söylemek lazım. Yani buzağı sağlığı demek sadece buzağının hijyenik koşullarda doğru yollarla doğduktan sonra tüm koşulları sağlamak anlamına gelmiyor. Sağlıklı bir yeni buzağı istiyorsak gebeliğin son sürecinde anneyi de doğru beslememiz, annenin hijyen kurallarını uygun bir şekilde geçirmesi lazım” dedi.

Üniversiteliye askıda yemek!

Olgay GÜLER

Trakya Üniversitesi (TÜ) tarafından başlatılan ‘E-Kampüs’ protokolü kapsamında, ihtiyaç sahibi öğrenciler için 100 bin kişilik ‘askıda yemek’ ve ‘5 yemekten 1’i ücretsiz’ uygulamaları başlatıldı.

TÜ Rektörlüğü ‘E-Kampüs’ protokolü kapsamında, üniversitenin güz döneminde özel bir banka ve vakıf işbirliğinde kapsamında 100 bin kişilik ‘Askıda Yemek’ ve ‘5 Yemekten 1’i Ücretsiz’ uygulamalarını başlattı. Üniversitenin Balkan Yerleşkesi’ndeki Yaşam Merkezi Yemekhanesi’nde başlayan uygulamalarla ilgili, TÜ Rektörü Prof.Dr. Mustafa Hatipler bilgi verdi.

Yemekhanede öğrencilerle buluşup sohbet eden Hatipler, amaçlarının öğrencilerin kampüs yaşamını maddi açıdan destekleyip, sunulan hizmetlerin kalitesini arttırmak olduğunu söyledi. Hatipler, “100 bin askıda yemeğimiz var. Öğrencilerimiz herhangi bir prosedüre, herhangi bir bildiriye bağlı olmaksızın, sadece bir formu doldurmak suretiyle, diledikleri zaman askıda yemek programımızdan, askıda yemek uygulamamızdan istifade edebilirler. Bunun için kimseyle görüşmelerine, kimsenin kapısını çalmalarına gerek yok” dedi.

Hayata geçirilen ‘5 Yemekten 1’i Ücretsiz’ uygulamasıyla ilgili de bilgi veren Hatipler, “Her bir öğrencimizin beş yemeğinden birisi üniversitemizin ikramı olarak öğrencilerimize servis edilmektedir. Yani bir taraftan askıda 100 bin yemek programımız hayatta, her an mümkün. Öte yandan da öğrencilerimize beş yemeğinden bir tanesi. Bunu da şöyle söyleyelim; haftanın bir günü yediği yemeği üniversitemiz olarak yaptığımız anlaşmamız gereği öğrencilerimize ikram ediyoruz” diye konuştu.

Pirinç ithalatı 5’e katladı

Edirne Milletvekili ve Ziraat Mühendisi Ediz Ün, çeltik üretiminin uzun yıllardır aynı seviyede kaldığını, buna karşın pirinç ithalatının sürekli artığını belirterek, Türkiye’nin pirinç ve çeltikte adeta  ithalat cennetine dönüştüğünü söyledi. Geçen yıl Ocak-Şubat döneminde 11 bin ton olan pirinç ithalatının bu yıl aynı dönemde 52 bin tona yükselerek 5’e katlandığına dikkat çeken Ün, “İthalat bu denli artarken üretimin yerinde sayması kabul edilemez” diye konuştu.

Türkiye İstatistik Kurumu’nun açıkladığı dış ticaret verilerini değerlendiren Ün, yılın ilk iki ayına ilişkin dikkat çekici rakamlar paylaştı. Ün, “Geçen yıl ocak-şubat döneminde 10 bin ton olan pirinç ihracatı, bu yılın aynı döneminde yüzde 30 azalarak 7 bin tona düştü. Buna karşılık ithalat, geçen yılın aynı dönemindeki 11 bin tondan yüzde 376 artışla 52 bin tona yükseldi. Neredeyse 5 katlık bir artış söz konusu. Türkiye, pirinçte ve çeltikte adeta bir ithalat cennetine dönüştü” dedi.

İthalatın ülkelere göre dağılımına da değinen Ün, bu yıl yapılan 52 bin tonluk pirinç ithalatın yüzde 23’ünün Hindistan’dan, yüzde 17’sinin Arjantin’den, yüzde 13’ünün Çin’den, yüzde 12’sinin Uruguay’dan ve yüzde 11’inin Yunanistan’dan gerçekleştirildiğini ifade etti. Ün, “İthalat bu denli artarken üretimin yerinde sayması kabul edilemez” diye konuştu.

Türkiye’nin 1990 yılından itibaren çeltik üretimini artırdığını ancak 2019’dan bu yana üretimin ortalama 1 milyon ton seviyesinde sabit kaldığını vurgulayan Ün, bu durumun AKP’nin yanlış tarım politikalarının sonucu olduğunu belirtti. Ün, “Üretim artmayınca ithalata yönelmek zorunda kalıyoruz. Oysa Trakya Bölgesi, Türkiye çeltik üretiminin yüzde 52’sini karşılıyor. Türkiye üretiminin yüzde 38’i Edirne’de üretiliyor. Edirne’m Türkiye’nin çeltik üretiminde lider ili konumunda. Ancak Edirne’mizde üretim 2019 yılında 432 bin ton iken, 2024 yılında 391 bin tona geriledi. 2025 yılına ilişkin veriler henüz açıklanmadı ancak üretimde düşüşün sürdüğü görülüyor” ifadelerini kullandı.

Çeltik üretiminin artırılması için somut adımlar atılması gerektiğini belirten Ün, AKP iktidarını doğrudan hedef alarak şunları söyledi:

“İthalatın azaltılması, çiftçiye kazanç sağlayacak alım fiyatlarının belirlenmesi ve üretim maliyetlerini düşürecek desteklerin artırılması şarttır. Ancak AKP iktidarı üretimi planlamak yerine ithalatı tercih ediyor. Bu anlayış, Türkiye’yi kendi kendine yeten bir tarım ülkesi olmaktan uzaklaştırmıştır.”

Gıda güvenliğinin sağlanması için üretimin artırılmasının zorunlu olduğunu vurgulayan Ün, hükümetin önceliklerini de eleştirdi:

“Komşu coğrafyada yaşanan savaşın etkisini tüm dünya hissediyor. Kriz dönemlerinde birçok ülke çiftçisini desteklerken, AKP iktidarı aynı kararlılığı göstermiyor. Faiz ödemelerine kaynak bulunurken, çiftçiye yeterli destek sağlanmıyor. Çiftçiyi desteklemek, ülkeyi desteklemektir. Ancak AKP bunu görmezden gelmektedir.”

Türkiye’nin yeniden üretim odaklı bir yapıya kavuşması gerektiğini ifade eden Ün, sözlerini şöyle tamamladı:

“Cumhuriyet nasıl tarımla ayağa kalktıysa, ülkemiz de yeniden üretimle güçlenecektir. Ancak bunun için bu yanlış politikaların değişmesi gerekiyor. Üreten ve paylaşan bir Türkiye mümkündür ve o günler çok yakındır.”

TCDD’den ot ilaçlama uyarısı

T.C. Devlet Demiryolları (TCDD) İşletmesi Genel Müdürlüğü, 06.04.2026 – 24.04.2026 tarihleri arasında Halkalı – Muratlı, Muratlı – Tekirdağ, Muratlı – Uzunköprü ve Pehlivanköy – Kapıkule hat kesimleri arasındaki gar, istasyon ve saydinglerde otla mücadele kapsamında ilaçlama yapılacağını belirterek, belirtilen demiryolu hat kesimleri ile istasyonların çevresindeki vatandaşları uyardı.

TCDD’nin açıklamasında, “Mücadelede kullanılan ilaçlar, insan ve hayvan sağlığını etkileyici özellik taşıması sebebiyle tehlike oluşturmaktadır. Belirtilen demiryolu hat kesimleri ile istasyonların çevresinde vatandaşların dikkatli olmaları gerekmektedir. Demiryolu güzergâhı ve yakınındaki arazilerde ilaçlama tarihlerinden itibaren 15 gün boyunca; vatandaşların ilaçlama yapılan sahaya yaklaşmamaları, belirtilen yerlerde hayvanlarını otlatmamaları, ot hasadı ve arıcılık faaliyetlerinde bulunmamaları önemle duyurulur.

İLAÇLAMA TARİHLERİ ve GÜZERGÂHI

Halkalı – Muratlı ve Muratlı – Tekirdağ hatları üzerinde;

06.04.2026 – 24.04.2026 tarihleri arasında Halkalı – Muratlı ve Muratlı – Tekirdağ,

Muratlı – Uzunköprü ve Pehlivanköy – Kapıkule hatları üzerinde;

06.04.2026 – 08.04.2026 tarihleri arasında Pehlivanköy – Uzunköprü,

09.04.2026 – 10.04.2026 tarihleri arasında Muratlı – Pehlivanköy,

13.04.2026 – 16.04.2026 tarihleri arasında Pehlivanköy – Kapıkule hat kesimleri üzerindeki gar ve istasyonlar arasında otla mücadele kapsamında ilaçlama yapılacaktır” ifadelerine yer verildi.

Bildirt ile Gerçek Çerez Kontrolü: Banner’dan Fazlası

Birçok web sitesi, çerez yönetimini yalnızca bir “uyarı banner’ı” olarak görür. Kullanıcıya kısa bir mesaj gösterilir ve sürecin tamamlandığı düşünülür. Ancak günümüzde bu yaklaşım hem yetersiz hem de risklidir. Gerçek çerez yönetimi, yalnızca bir arayüz değil, arka planda çalışan güçlü bir kontrol mekanizması gerektirir. Bu noktada Bildirt, sunduğu gelişmiş altyapı ile banner’dan çok daha fazlasını sunar.
Banner Görünür, Sistem Asıl İş Yapar
Piyasadaki birçok çözümde banner sadece görsel bir katmandır. Kullanıcı “reddet” seçeneğini seçse bile çerezler çalışmaya devam edebilir. Bu durum hem KVKK hem de GDPR açısından ciddi bir ihlal anlamına gelir.
Gerçek bir çerez yönetimi sistemi ise kullanıcı izin verene kadar hiçbir scriptin çalışmasına izin vermez. Bildirt, bu kontrolü gerçek anlamda sağlayarak yalnızca görünürde değil, teknik olarak da doğru çalışan bir yapı sunar.
Script Yönetimi ve Otomatik Bloklama
Bildirt’in en güçlü özelliklerinden biri, site üzerindeki scriptleri kontrol altına almasıdır. Analytics, reklam ve üçüncü parti araçlar, kullanıcı iznine göre aktif hale getirilir.
Bu sayede hem yasal uyum sağlanır hem de veri toplama süreci optimize edilir. Kullanıcı izin verdiğinde tüm sistem doğru şekilde çalışır, izin vermediğinde ise tamamen durur.
Bu yaklaşımın neden kritik olduğunu anlamak için çerez yönetimi konusuna teknik açıdan bakmak gerekir.
Veri Kalitesi ve Performans Dengesi
Gerçek çerez kontrolü yalnızca uyum sağlamak için değil, veri kalitesini artırmak için de önemlidir. Kullanıcı izniyle toplanan veriler, daha doğru analizler yapılmasını sağlar.
Aynı zamanda gereksiz scriptlerin yüklenmemesi, site performansını olumlu yönde etkiler. Bu da hem kullanıcı deneyimine hem de SEO’ya katkı sağlar.
Kullanıcıya Gerçek Kontrol Sunmak
Bildirt, kullanıcıya yalnızca “kabul et” veya “reddet” seçeneği sunmaz. Çerez kategorileri üzerinden detaylı kontrol imkânı sağlar.
Bu sayede kullanıcı hangi verileri paylaşacağını net şekilde belirleyebilir. Bu yaklaşım, kullanıcı güvenini artırır ve daha sağlıklı veri elde edilmesini sağlar.
Banner’dan Platforma
Çerez yönetimi artık sadece bir banner meselesi değildir. Bu, veri yönetimi, kullanıcı deneyimi ve yasal uyumun birleştiği bir sistemdir.
Bildirt, bu süreci tek bir platform üzerinden yöneterek işletmelere büyük kolaylık sağlar. Kurulumdan yönetime kadar tüm süreç merkezi bir yapı ile kontrol edilir.

Ev Düzeninde Pratik ve Düzenli Saklama Çözümleri

Ev düzenini korumak için kullanılan küçük ama işlevsel ürünler, günlük yaşamın akışını doğrudan kolaylaştırır. Kıyafetlerin daha düzenli saklanması, çocuk odalarında kullanımın daha pratik hale gelmesi ve dolap içi alanın daha verimli değerlendirilmesi gibi ihtiyaçlar, doğru ürün seçimiyle çok daha rahat yönetilebilir.

Bu nedenle askılık ve giysi düzenleme ürünleri yalnızca saklama amacı taşımaz; aynı zamanda yaşam alanlarında daha planlı, temiz ve kullanışlı bir görünüm oluşturulmasına da katkı sağlar.

Giysi Düzeninde Kullanışlı Ürün Seçimi

Ocean Home ev düzeni ve saklama çözümlerinde günlük kullanımı kolaylaştıran farklı ürün gruplarıyla öne çıkan bir yapı sunar. Ev içinde düzen kurarken hem estetik görünümü hem de işlevselliği birlikte düşünmek önemlidir. Özellikle dolap içi yerleşimde, askı kullanımının doğru planlanması kıyafetlerin kırışmasını azaltabilir, alan kullanımını iyileştirebilir ve ürünlere daha rahat erişim sağlayabilir.

Giysi askısı ürünleri yalnızca kıyafet asmak için kullanılan basit parçalar olarak düşünülmemelidir. Farklı kullanım alanlarına uygun seçenekler, gömlekten cekete, günlük kıyafetlerden özel parçalara kadar birçok ürünün daha düzenli biçimde yerleştirilmesine yardımcı olur. Dolap içi görünümün toparlanması ve kıyafetlerin daha sistemli kategorize edilmesi açısından doğru askı tercihleri günlük yaşamda pratik bir avantaj yaratır.

Çocuk Odalarında Düzen ve Kullanım Kolaylığı

Çocuklara ait kıyafetlerin düzenlenmesinde ise ürün ölçüsü, erişim kolaylığı ve kullanım pratiği daha da önem kazanır. Daha küçük boyuttaki giysilerin birbirine karışmadan yerleştirilmesi, günlük giyinme sürecini hızlandırırken aynı zamanda düzenin korunmasını da kolaylaştırır.

Çocuk askılık seçenekleri, çocuk odalarında veya çocuklara ayrılan dolap alanlarında daha planlı bir kullanım oluşturmak açısından değerlidir.

Bu ürünler sayesinde küçük ebatlı kıyafetler uygun ölçüde asılabilir, dolap içi yerleşim daha düzenli hale gelebilir ve aileler için günlük kullanım daha pratik bir yapıya kavuşabilir. Sonuç olarak doğru askılık seçimi, yalnızca düzen kurmakla kalmaz; yaşam alanlarında kullanım konforunu da belirgin biçimde artırır.

Belgelendirme Süreçlerinde Kurumsal Uyum ve Güvenin Önemi

Belgelendirme süreçleri, işletmeler için yalnızca resmi bir gereklilik değil; aynı zamanda kurumsal düzenin, kalite anlayışının ve sektörel güvenilirliğin daha görünür hale gelmesini sağlayan önemli bir yapı taşını oluşturur.

Farklı sektörlerde faaliyet gösteren firmalar için kalite yönetimi, süreç standardizasyonu ve uygunluk yaklaşımı her geçen gün daha fazla önem kazanırken, doğru belge türünün seçilmesi de bu sürecin temel parçalarından biri haline gelir. Bu nedenle belgelendirme yaklaşımı, yalnızca evrak odaklı değil, işletmenin genel yapısını güçlendiren bütüncül bir bakış açısıyla değerlendirilmelidir.

Kurumsal Belgelendirmede Doğru Çerçeveyi Oluşturmak

Kurumsal belgelendirmede iso 15504 spice belgesi odağında ilerleyen bir belgelendirme yaklaşımı, süreç olgunluğu, kalite yönetimi ve sektörel uygunluk başlıklarının birlikte değerlendirilmesini gerektirir. Özellikle teknik süreçlerin daha sistemli biçimde izlenmesi, kurumsal işleyişin kayıt altına alınması ve belirli standartlara göre yapılandırılması, işletmelerin hem iç düzenini hem de dış paydaşlar nezdindeki güven algısını güçlendirebilir. Belgelendirme sürecinin doğru planlanması, yalnızca sonuca değil, hazırlık ve uygulama aşamalarına da dikkat edilmesini zorunlu kılar.

Bu süreçte iso 9001 yaklaşımı da bu çerçevede en çok bilinen kalite yönetim başlıklarından biri olarak öne çıkar. Süreçlerin standardize edilmesi, görev ve sorumlulukların daha net tanımlanması, müşteri beklentilerinin daha düzenli biçimde ele alınması ve sürekli iyileştirme anlayışının kurumsal yapıya yerleşmesi açısından bu belge türü önemli bir referans oluşturur. İşletmeler için kalite odaklı bir sistem kurmak, uzun vadede yalnızca operasyonel düzen sağlamaz; aynı zamanda kurumsal sürdürülebilirliği de destekler.

Sektörel Güven ve Uygunlukta Belgenin Rolü

Belgelendirme ihtiyaçları yalnızca kalite yönetimiyle sınırlı değildir. Faaliyet alanına göre güven, uygunluk ve hedef pazara erişim açısından farklı belge türleri de ön plana çıkabilir. Bu noktada işletmenin hizmet sunduğu sektör, hedef kitlesi ve pazardaki konumlanma biçimi değerlendirilerek daha doğru bir yol haritası oluşturulabilir.

Helal belgesi gibi özel uygunluk belgeleri de özellikle belirli pazarlarda güven oluşturmak, ürün veya hizmetin belirli hassasiyetlere göre değerlendirildiğini göstermek ve kurumsal itibarı desteklemek açısından önem taşır.

Doğru belgelendirme yaklaşımı; işletmenin süreçlerini düzenleyen, kalite algısını güçlendiren ve sektörel beklentilere daha sağlam cevap vermesini sağlayan stratejik bir adıma dönüşebilir.

Edirne’nin en büyük barınağı fidanlık gibi

Keşan Belediye Başkanı Op.Dr. Mehmet Özcan, Keşan Belediyesi Hayvan Bakımevi’nde yürütülen ağaçlandırma çalışmaları hakkında açıklamalarda bulundu.

Bakımevi alanını daha yeşil ve sağlıklı bir yaşam alanına dönüştürmek amacıyla çalışmaların aralıksız devam ettiğini belirten Başkan Özcan, 2024-2025 yılları arasında bakımevi sahasında toplam 2 bin 200 adet fidanın toprakla buluşturulduğunu ifade ederek, “Hayvan Bakımevimizde ağaçlandırma çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Bu kapsamda, müdürlüğümüz tarafından yapılan tespitler doğrultusunda yeni dikim alanları belirledik.” dedi.

Yeni alanlarda yapılacak dikim çalışmalarına da değinen Mehmet Özcan, “Fıstık çamı, katalpa, akçaağaç ve dişbudak türlerinden oluşan fidanların ekimini planladık. Bu çerçevede 750 adet fidanı daha toprakla buluşturduk” ifadelerini kullandı.

Gerçekleştirilen çalışmalarla birlikte bakımevinin doğal yapısının güçlendirildiğini vurgulayan Başkan Özcan, hem sahipsiz hayvanlar için daha uygun bir yaşam alanı oluşturmayı hem de çevreye katkı sağlamayı amaçladıklarını belirtti, Keşan Belediyesi’nin çevreye duyarlı projelerle kenti daha yaşanabilir hale getirmek için çalışmalarına devam edeceği ifade etti.

Fidan ekiminin ardından Başkan Özcan, Keşan Belediyesi Veteriner İşleri Müdürlüğü’ne bağlı Hayvan Bakımevi’nde gelinen son durumla ilgili açıklamalarda bulunarak, tesisin yıllar içinde önemli bir dönüşüm geçirdiğini belirtti.

Göreve ilk geldikleri dönemi hatırlatan Mehmet Özcan, “Mezbahanın altında yalnızca 500 metrekarelik bir alanı köpek barınağı olarak kullanıyorduk. Bu durum içimize sinmiyordu ve eksikliğini her zaman hissettik. 2011 yılında katı atık bertaraf tesislerinin bulunduğu alanın tahsisini alırken, ormana ait yaklaşık 73 dönümlük alanı hayvan barınağı yapılmak üzere kazandırdık. O dönem burası çukurlarla dolu, bakımsız ve adeta mezbelelik bir alandı. Kendi imkanlarımızla düzenleyerek bugünkü hale getirdik.” dedi.

Alan Genişletildi, Kapasite Artırıldı

2023 yılında, sokak hayvanlarına yönelik yasal düzenleme henüz yapılmadan önce padok yapımına başladıklarını ifade eden Başkan Özcan, yasanın ardından Edirne Valisi Yunus Sezer’in tesisi ziyaret ettiğini ve incelemeler sonrası 50 dönümlük ek alanın daha tahsis edildiğini söyledi.

Bugün gelinen noktada yalnızca kedi ve köpeklerin değil, başıboş durumda bulunan at ve eşek gibi büyük hayvanların da barınabildiğini belirten Mehmet Özcan, tesisin mevcut kapasitesinin 3 bin olduğunu vurguladı. Bakımevinde ara yolların tamamlandığını, özellikle meşelik alanların yaz aylarında doğal yaşam için ideal bir ortam sunduğunu ifade eden Başkan Özcan, bu alanların bakım ve temizliğinin düzenli olarak yapıldığını ve 2025 yılı içerisinde yeni tahsis edilen alanlarda padok yapımının tamamlandığını kaydetti.

Edirne’nin En Büyük Barınağı

Tesisin bugün Edirne’nin en büyük hayvan barınağı olduğunu dile getiren Mehmet Özcan, “Bakımevimiz mevzuata tamamen uygun şekilde inşa edilmiştir. Toplam 32 doğal yaşam alanımız bulunuyor. Tam kapasiteye ulaşıldığında 3 binin üzerinde sahipsiz hayvana bakabilecek durumdayız. Aynı zamanda doğal yaşam alanları açısından Türkiye’de örnek tesisler arasında yer alıyoruz.” diye konuştu.

Bakımevinde her gün ortalama 10 ila 15 kısırlaştırma operasyonu gerçekleştirildiğini belirten Başkan Özcan, iki ameliyathanenin bulunduğunu ve gerekli durumlarda bu sayının 20’ye kadar çıkabildiğini söyledi. Mehmet Özcan, bu hizmette görev alan personele de teşekkür ederek, “Gerçekten Keşan’ın yüz akı bir hizmet sunulmaktadır” dedi.

Bölgesel İş Birliğiyle Hizmet Veriliyor

Yasal düzenlemelerin ardından yalnızca Keşan’a değil; İpsala, Enez, Yenikarpuzlu, Yenimuhacir, Beyendik beldeleri ve köylerden gelen sahipsiz hayvanlara da hizmet verdiklerini belirten Başkan Özcan, Edirne genelinde sistemin üç bölgeye ayrıldığını ifade etti.

Bu kapsamda Güney Edirne Katı Atık Birliği, Keşan Belediyesi ve İl Özel İdaresi arasında protokol imzalandığını aktaran Mehmet Özcan, “Her bölgenin getirdiği hayvan sayısına göre bakım ve personel giderleri ortak şekilde karşılanıyor” dedi.

Son İki Yıl İçinde 411 Kedi Ve Köpeğin Sahiplendirildi

Hayvanların sağlığı için tüm imkanların seferber edildiğini belirten Başkan Özcan, kısa süre önce 200 ton mama ve ilaç alımı yapıldığını, ayrıca vektör mücadelesi kapsamında karasinek, sivrisinek ve keneye karşı çalışmaların sürdüğünü ifade etti.

Bakımevinde sahiplendirme çalışmalarının da devam ettiğini vurgulayan Mehmet Özcan, son iki yıl içinde 411 kedi ve köpeğin sahiplendirildiğini açıkladı.

Hayvanseverlere çağrıda bulunan Başkan Özcan, “Vatandaşlarımız kimlikleriyle birlikte gelerek hayvanlarımızı sahiplenebilirler. Ancak sahiplenmek büyük bir sorumluluktur. Sahiplendiğiniz bir hayvanı tekrar sokağa bırakmanız hem vicdani hem de yasal olarak doğru değildir” dedi.

Ev ortamında kedi bakımının kolay olduğunu, bahçeli evlerde ise köpeklerin rahatlıkla bakılabileceğini ifade eden Mehmet Özcan, Keşan Belediyesi olarak tüm canlıların yaşam hakkına saygı duyan bir anlayışla çalışmalarını sürdüreceklerini belirtti.

Konuşmasının ardından Mehmet Özcan, ağaç dikimi yapılacak alanda, fidanı toprakla buluşturdu.