
Yazar arşivleri: Mehmet ŞELECİ

Fedakar anne babanın zaferi
Bulat ailesi
Nurşen GÜL ÖZ
Trakya Üniversitesi Devlet Konservatuvarı Prof. Dr. Ahmet Hamdi Zafer’in Keman Sınıfı öğrencileri katıldıkları uluslararası yarışmadan birinciliklerle döndü. Prof. Dr. Ahmet Hamdi Zafer’in öğrencisi Zeynep Ada Bulat, Uluslararası Little Mozart’s Müzik Yarışması’nda C Kategorisinde 1’ncilik derecesi elde ederek, “Barok Dönem Eseri Yorumlama Başarı Ödülü” almaya hak kazandı.
Prof. Dr. Ahmet Hamdi Zafer, Öğrenciler Derin Talay, Aylin Su Asma, Zeynep Ada Bulat ve öğretmenleri
Konservatuar üçüncü sınıf öğrencisi olan Zeynep Ada Bulat ile birlikte yarışmaya katılan iki sınıf arkadaşı da farklı yorumlama dallarında birincilik ödüllerinin sahibi oldu.
Prof. Dr. Ahmet Hamdi Zafer’in Keman Sınıfı öğrencilerinden Aylin Su Asma, 19’uncu Uluslararası Little Mozart’s Online Music Competition’da ‘Classical Era Interpretation Achievement Award’ ve C kategorisinde, Derin Talay ise aynı yarışmanın G Kategorisinde birinciliklerin sahibi oldular.
Öğrencilerin bu başarıları öğretmenleri, aileleri ve sınıf arkadaşları arasında sevinç ve mutlulukla karşılandı.
ÇOCUKLARINI YETİŞTİRMEK İÇİN EMEKLİ OLDULAR
Başarılı genç müzisyenlerden Zeynep Ada Bulat’ın annesi Süheyla Bulat, iki kızını yetiştirmek için eşi Oğuzhan Bulat ile birlikte emekli olarak çocuklarının eğitimi, onlara vakit ayırmak için çabaladıklarını belirtti. İki yüksek okul bitiren, Devlet Okulları ve özel okullar olmak üzere 32 yıl eğitim hayatının içinde olduğunu kaydeden Süheyla Bulat’ın büyük kızı Sude Bulat da eğitim ordusunun bir neferi olmuş. Trakya Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı mezunu olan Buse; halen İstanbul’da öğretmenlik görevini sürdürüyor.
Edirne’nin Yeniimaret semtinde yaşayan Süheyla ve Oğuzhan Bulat ailesinin ikinci çocukları olan Zeynep Ada Bulat da üç yıldan bu yana Trakya Üniversitesi Devlet Konservatuarı’nda eğitim alıyor. Prof. Dr. Ahmet Hamdi Zafer’in keman sınıfı öğrencilerinden olan Zeynep Ada, hayalinin başarılı bir müzisyen olmak olduğunu kaydediyor. En büyük destekçisinin hocaları, ailesi; anne, baba ve ablası olduğunu kaydeden Zeynep Ada, ‘Uluslararası Küçük Mozartlar’ yarışmasında birincilik alan Aylin Su Asma, Derin Talay ve tüm branşlarda dereceye giren arkadaşlarıyla okullarının gururu olmanın mutluluğunu yaşıyor.
‘Enez’de atık su ziyan edilmesin’
Enez arıtmasından elde edilecek atık suyun tarımsal amaçlı olarak değerlendirilmesi gerektiği belirtildi. Biyolojik olarak arıtılıp denize salınan suyun yeterli arıtma yapılamadığı için hem kirliliğe hem kötü kokuya neden olduğu ve sağlık sorunları yarattığı şikayetleri üzerine tartışmalar sürüyor.
Enez Gönüllüleri Grubu’nca sosyal medya hesabından “Arıtmalar birleşsin, atık su ziyan edilmesin…” başlığı ile gerçekleştirilen paylaşımda şunlara yer verildi:
“Acil bir çözüm olarak atık suyun 1000 m uzunluğunda bir deşarj kanalı ile denize boşaltılması öneriliyor. Ancak bunun hem yeterli bir çözüm olmadığı hem de saniyede 100 litre olarak tahliye edilen çok önemli su potansiyelinin israf edilmesi anlamına geldiği belirtiliyor.
Bu konuda açıklama yapan Enezli Emekli Hidroloji Mühendisi Aliosman Korkmaz ‘Önümüzdeki yıllar kurak geçecek bir dönemdir. Yani su çok kıymetlidir. Deşarj kanalı projesi ile su ziyan edilecektir. Arıtmadan çıkan şu Platindere ve Karagöl Dere havalarında yapılacak küçük göletlere depolanarak sulamada kullanılmalı… Hatta sahildeki yeşil alanların sulanmasında kullanılacak şekilde proje geliştirilmelidir. Enez meyve sebze üreten bir kasaba olmalıdır. Bunları gerçekleştirmek o kadar mı zor? O güzelim ova bir mikroklima iklimine sahip bir yer, Seracılık için bulunmaz bir yer’ dedi…
Aynı konuda görüş belirten Eski Enez İlçe Milli Eğitim Müdürü Zeki Sunar da ‘Arıtma suyunun Yenice ovasını sular hale getirilmesi, yer altı kuyularından çeltik sulamanın önünün kesilmesi gerekir. Bu bir devlet projesi olarak gerçekleştirilirse; Yeraltı sularımızın ömrünü uzatacaktır’ diyerek aynı görüşü destekledi.
Yapılan görüşmelerde tarımla uğraşan vatandaşlar ‘Yıllardır yılan hikayesine dönen ve gerçekleştirilemeyen yamaç arazi sulaması için yapılacak masraf yerine Enez, Gülçavuş, Sultaniçe ve diğer kıyı yerleşkelerinin ortak bir arıtma projesi ile hem arıtmanın yapılabileceğini hem de elde edilen tarıma elverişli suyun ziyan edilmeyeceğini” dile getirerek “ Evlerin harika resimlerle süslenerek güzel bir Sultaniçe görüntüsü yaratılması turizm için önemlidir. Ama öncelikle deniz kirliliğinin önlenmesi gerekir’ dediler.”
Eğitim Fakültesi’nde mezuniyet coşkusu
Trakya Üniversitesi Eğitim Fakültesi 2025-2026 Eğitim-Öğretim Yılı Mezuniyet Töreni, Balkan Kongre Merkezi’nde gerçekleştirildi. İki oturum halinde düzenlenen törende, ilk oturumda 300, ikinci oturumda 300 olmak üzere toplam 600 öğrenci mezuniyet sevinci yaşadı.
Program, Eğitim Fakültesi Güzel Sanatlar Eğitimi Bölümü Müzik Eğitimi Anabilim Dalı Orkestrası ve Korosunun verdiği konserle başladı.
Rektör Vekili Prof. Dr. Ahmet Muzaffer Demir, törende yaptığı konuşmada, Eğitim Fakültesinin köklü geçmişine dikkat çekerek öğrencilerin böyle bir fakülteden mezun olmalarının önemli bir ayrıcalık olduğunu ifade etti. Öğretmenlik mesleğinin toplum için büyük değer taşıdığını belirten Demir, mezunların mesleki başarıları ve toplum nezdinde kazanacakları güvenle bu değeri daha da güçlendireceklerini söyledi. Demir, mezunları tebrik ederek yaşamlarında ve meslek hayatlarında başarılar diledi.
Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Mustafa Tan ise başarının yalnızca akademik bilgiyle değil; cesaret, girişimcilik, etik değerlere bağlılık ve değişime uyumla mümkün olduğunu belirtti. Mezunların Trakya Üniversitesinden sadece diploma değil, aynı zamanda üniversitenin değerlerini de yanlarında götürdüklerini ifade eden Tan, mezunların edindikleri birikim ve değerlerle toplumda fark oluşturacak bireyler olarak önemli görevler üstleneceklerini vurguladı.
Rektör Yardımcısı ve Eğitim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Eylem Bayır da mezunların uzun ve yorucu bir eğitim sürecinin ardından diplomalarına kavuştuğunu belirterek bu diplomanın beraberinde önemli sorumluluklar da getirdiğini ifade etti. Öğretmenliğin yalnızca bilgi aktarmaktan ibaret olmadığını vurgulayan Bayır, bu mesleğin aynı zamanda insan yetiştirme sanatı olduğunu söyledi. Bayır, öğretmenlerin çocukların hayallerine yön veren ve geleceğin inşasında önemli rol üstlenen kişiler olduğunu belirterek mezunları tebrik etti ve meslek hayatlarında başarılar diledi.
Törende fakülte birincisi Hasret Uras, mezun öğrenciler adına yaptığı konuşmada eğitim hayatı boyunca kendilerine destek olan ailesine ve akademisyenlere teşekkür etti. Ayrıca kütük çakma seremonisi gerçekleştirildi.
Tören kapsamında, 2025-2026 Eğitim-Öğretim Yılında bilimsel araştırma projelerinde görev alan ve ulusal ile uluslararası yarışmalarda başarı elde eden öğrencilere ve danışmanlık yapan akademisyenlere teşekkür belgeleri takdim edildi.
Ardından fakülteyi dereceyle tamamlayan öğrencilere plaket ve başarı belgeleri verildi. Tören, mezun öğrencilerin meslek andını okuması ve kep atmasıyla sona erdi.
Törene, Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Sedat Üstündağ, Genel Sekreter Hüseyin Türkel, dekanlar, akademisyenler, öğrenciler ve aileleri katıldı.
Atletizmde minik rüzgar
Okul Sporları Parkur Minik B, Minik A ve Küçükler İl Birinciliği Müsabakaları, Edirne Spor Salonu’nda gerçekleştirildi.
Müsabakalar sonunda dereceye giren sporcular şöyle:
MİNİK B KIZLAR
İkra Eslem Köksal
Elis Meriç
Selin Simya Çelik
MİNİK B ERKEKLER
Poyrazalp Uzun
Mir Efe Çığla
Yağız Koç
Kaan Kara
MİNİK A ERKEKLER
Yiğit Efe Bilgili
Egemen Karakoc
Atınç Göktaş
Utku Uskan
MİNİK A KIZLAR
Duru Yağcı
Aleyna Mahmutçepuoğlu
Defne Yağcı
Ayşe Rana Sezer
KÜÇÜK ERKEKLER
Kerem Çekiç
Miraç Efe Milet
Ahmet Palulu
Edirne Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü konuya ilişkin paylaşımında, “Müsabakalarda mücadele eden tüm sporcularımızı tebrik ediyor, başarılarının devamını diliyoruz” ifadelerini kullandı.
SEM Sporcusu Oğuz Türkiye üçüncüsü
Eskişehir’de 23-24 Haziran 2026 tarihlerinde düzenlenen U20 Türkiye Atletizm Şampiyonası’nda, Edirne Sporcu Eğitim Merkezi (SEM) sporcusu Emir Ali Cengiz Oğuz, üç adım atlama branşında elde ettiği 14.70 metrelik derecesiyle Türkiye üçüncüsü oldu.
Edirne Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü, Emir Ali Cengiz Oğuz’in bu başarısını, “Sporcumuzu ve antrenörlerini tebrik ediyor, başarılarının devamını diliyoruz” diyerek kutladı.
Voleybol turnuvası hız kesmiyor
İsmail DEMİRAY
Edirne’de 11 Haziran Perşembe günü başlayan Edirne Valiliği himayesinde Edirne Voleybol İl Temsilciliği’nce düzenlenen “2026 Yılı Kurum ve Kuruluşlar Voleybol Turnuvası” devam ediyor
Turnuvada dün akşam Açık Cezaevi – Keşan DOÇEK, DSİ (2) – TÜ Hastane ve TED Koleji – Karadenizliler Derneği takımları arasında oynanan karşılaşmalar gazetemiz baskıya girdiği saatlerde oynanması sebebiyle sonuçlarını daha sonra vereceğiz.
Turnuvaya 30 Haziran 2026 Salı gününden itibaren devam edilecek. Bu tarihte Edirne Spor Salonu’nda oynanacak 3 karşılaşmanın ardından turnuvaya daha sonraki günlerde Mimar Sinan Spor Salonu’nda devam edilecek.
1.SONUÇLAR
11 Haziran 2026
Çevre ve Şehircilik 2-0 Keşan DOÇEK
Tarım İl Müdürlüğü 2–0 Özel Harekat
Karadenizliler Derneği 2–0 DSİ (2)
2.SONUÇLAR
16 Haziran 2026
T.Ü. Hastane 0–2 Şehir Gönüllüleri Derneği
Öz Trakya 0–2 Yenimuhacir
Veteranlar 2–1 Emniyet Müdürlüğü
3.SONUÇLAR
17 Haziran 2026
DSİ (1) 2-0 Sosyal Hizmetler
Hasköylüler Derneği 2-1 Balkan Akademi
L Tipi Cezaevi 2-1 F Tipi Cezaevi
4.SONUÇLAR
18 Haziran 2026
Açık Cezaevi 0–2 Özel Harekat
İl Milli Eğitim Müdürlüğü 2–0 Zirai Karantina Müdürlüğü
Keşan DOÇEK 2–0 Tarım İl Müdürlüğü
5. SONUÇLAR
19 Haziran 2026
TED Koleji 0-2 Şehir Gönüllüleri Derneği
Karadenizliler Derneği 2-0 T.Ü. Hastane (H)
T.Ü. Aile Hekimliği 0-2 Emniyet Müdürlüğü
6. SONUÇLAR
23 Haziran 2026
Öz Trakya 0–2 Veteranlar
TÜ Dekanlık 0-2 Balkan Akademi
DSİ (1) 0-2 Hasköylüler Derneği
7. SONUÇLAR
Meriç Kaymakamlık 1-2 Zirai Karantina Müdürlüğü
L Tipi Cezaevi 1-2 İl Milli Eğitim Müdürlüğü
Çevre ve Şehircilik 0-2 Tarım İl Müdürlüğü
Zirve’deki NATO?
Uluslararası politikanın popülist yorumlarına bakılınca NATO bazen bir ordu yahut bir devlet gibi görülüyor memleketimde. Mesela NATO’cu diye bir eleştiri var. Bağırıyor şahıs; NATO’cular uzak dursun. Eh ne yapalım, kalkın ülkecek taşınıyoruz, zira böyle buyurdu hazret.
Şunu gözden kaçırıyor bu ve benzeri söyleme sahip olanlar; bu bir güvenlik ittifakı ve buna devletler üye, üye olmak için de oldukça çaba harcıyor. Kim bilir belki de gözden kaçırmıyorlar da çeşitli sebeplerle bu şekilde ifade etmek vazifelerinin bir sonucu oluyordur.
Ancak şu anda başka alternatifleri olduğu iddia edilse de NATO faal halde olan tek güvenlik yapısı. Hatta şunu da eklemek gerekir ki; eski Varşova Paktı üyesi devletler bile teker teker NATO üyesi oldular. Bir başka deyişle sistemik yapıdaki güç mücadelesinde Rusya Federasyonu hayli kısıtlanmış bir halde. Eğer Kennedy, Carter hatta Reagan görse bayılırlardı bu duruma. Düşünsenize uluslararası alanda faaliyet yürüten istihbarat teşkilatınızın Sovyetlerle ilgili bürosu kapanmış…
Neyse artık bu türlü tartışmalar daha az olacaktır en azından ABD ile yaşayacağımız ilk krize kadar daha az NATO’cu ifadesini duyacağız. Zira yine Reagan döneminden beri ittifakın üyelerinin askeri harcamaları ile ABD’nin yükünü azaltması politikası açısından Türkiye Cumhuriyeti Devleti önemli bir askeri harcama ile önde gelen devletler arasında. Yani tek başına zirvenin Türkiye’de yapılması bile bir gösterge iken; bu meselenin yerine getirilmesi çok daha önemli bir husus.
Buna ek olarak Türk Silahlı Kuvvetleri yarım asra yakın bir süredir NATO içindeki en büyük ikinci askeri güç olarak yerini koruyor. Elbette savaşın değişen doğası ve bunun bir sonucu olarak küçük birlik harekatlarının, örtülü operasyon faaliyetlerinin giderek önem kazanması yine popülist uluslararası politika tartışmalarında oldukça yönlendirici ve yanlış ele alınsa da değişmeyen gerçek; NATO üyesi devletler yarım asırdan beri Türkiye olmadan oldukça sorunlu bir güvenlik mimarisinin içinde bulunacaklarıdır.
Ancak hangi ittifak içinde bulunulurlarsa bulunulsun uluslararası politikanın temel ilkelerinden biri devletlerin kendine yardımıdır. Bir başka deyişle devletler her şeyden önce çıkarları için hareket ederler. İşte uluslararası politikanın bu doğal durumu da sürekli olarak krizin olmasını sağlar. Yani Türkiye ile ABD çıkarları uyuştuğunda birlikte hareket ederken çıkarların çatışması durumunda krizler ortaya çıkacaktır.
Ancak tıpkı diğer devletlerin birbiri ile olan ilişkisinde olduğu gibi Türkiye ile ABD ilişkisinde de çıkan her kriz “uluslararası sistemin yön arayışı”, “Birleşmiş Milletlerin savaşları sona erdirme görevinin yerine getirilemeyişi” gibi aslında ilk etapta çok önemli gibi görünen ancak uluslararası politika incelemesinde bas bas anarşik yapı anlaşılmadı, sistemik baskı ve kısıtlayıcı etki nedir bilinmiyor diye gösteren bir sonucu doğurmaktadır.
Her kriz uluslararası politikanın sistemik yapısı bu şekilde devam ettikçe ki; şu andaki tüm göstergeler bu şartlar devam ettikçe bu yapının herhangi bir değişikliğe uğramayacağı göstermektedir, bir denge noktasına ulaşacaktır.
Yani ABD, İran’a füze attı diye 3. Dünya Savaşı çıkmayacak, Türk yetkililer Rus yetkililerle görüştü diye NATO dağılmayacak yahut Türkiye NATO üyesi diye Rusya Federasyonu Türkiye ile tüm maddi, manevi, diplomatik, iktisadi ilişkilerini kesmeyecektir. Zira uluslararası politikanın sistemik yapısında çıkarlar katmanlar halindedir ve birbirinden ayrı hususlar olarak ele alınır. Bu durum da krizlerin genelleşmesini değil o konu özelinde kalıp diğer hususlarla karıştırılmamasını sağlar. F-35 meselesi de böyledir.
Ama tabii heyecan güzel şey, teleskobik çubukların ucuyla dokunulan haritalarda bir el cebe sokulunca da çok havalı duruyor. Yani buradan devam. Netice itibarıyla maazallah halkı düzgün ve heyecansız aydınlatırsak reytingler ne olur? Haftaya görüşmek dileğiyle memleketimin güzel insanları…
YENİ BİR PARTİ İLE SEÇİME GİRMEYE HAZIR MIYIZ?
Yine de şaşırıyoruz… Eski parti başkanlıkları sırasında Recep Tayyip Erdoğan’a hakarete varan eleştirilerde bulunan Süleyman Soylu ve Numan Kurtulmuş gibi, neredeyse akışlarla CHP genel Başkanlığı’na getirmeyi hayal ettiğimiz Metin Feyzioğlu gibi, DSP genel Başkanı Önder Aksakal gibi, Kahraman Atatürkçü teğmen diye yere göğe sığdıramadığımız Mehmet Ali Çelebi gibi daha evveli gün CHP karşıtı bir parti kurarak zımnen de olsa Tayyip Bey’in ekmeğine yağ süren CB seçimini 1-2 puanla kaybetmemize neden olan Muharrem gibi (say say bitmez) nicelerini görmüş, yaşamışken Kılıçdaroğlu’nun ihanetine şaşırmak yanlış.. Artık fazlaca hoşgörülü, uzlaşmacı olmaya çalışmadan, şaşırmaya devam etmeden ihaneti ve ihanet edenleri görmek zamanıdır. Onlar medya maymunuydular.. Bizi de maymun ettiler..
Kılıçdaroğlu saf değil; kullanıldığının farkında… Kendi çiftliği sandığı CHP’nin zirvesine oturmak için her şeyi mübah gören ve bu konuda kesinlikle RTE’nin kanatları altında ve güdümünde olmayı siyasetin gereği(imiş) gibi içine sindiren KK’nın islah-ı nefs edip bu yanlıştan döneceğine inananlar hala var. Bunlar bulanık suda balık avlamak peşinde değillerse ne yazık ki artık saflığın ötesinde bir aymazlık sorunu yaşamaktadırlar.
Kılıçdaraoğlu tarihsel yeni görevini biliyor ve o konuda kesinlikle AKP kumpasında baş rolde oynuyor. Onun önümüzdeki seçimlerden CHP adına hiçbir beklentisi yok. Orta ve uzun vadeli bir strateji ile CHP tabelası altında solculuk yapmaya alışmış kitleleri, zaman içinde kerhen de olsa bu tabela altında toplamaya çalışıyor. Seçime iki yıl varken alacağı trilyonlarca hazine yardımı ile ülkenin en büyük holdinginin başında oturmak ölünceye kadar bu keyfi sürdürmek varken RTE’nin kanatları altına girmenin kıymet-i harbiyesi nedir ki?
Varsın butlanı CHP seçimlerde %1 oy alsın. Kılıçdaroğlu’nun umurunda mı sanıyorsunuz?
Butlancı eşkıyayı artık kendi hallerine bırakılmalı ki kendi aralarında birbirlerinin kuyusunu kazma işlemine başlasınlar. Bundan sonra Özgür Bey ve kurmaylarının artık yapması gereken seçime hangi şekilde girileceğinin 5-6 çeşit planlamasıdır. Artık bu pespaye insanları muhatap kabul etmeyerek onların AKP’nin kucağına biraz daha rahat oturmalarına yardımcı olmak gerekir. Onlara sonlarının ve oylarının Ecevit’in partisi DSP gibi yüzde 1 lerde olacağını nasıl olsa anlatamazsınız…
Eyyy hala uyanamamış sosyal demokrat kardeşlerim! Bu koşularda artık yeni bir çatı altında seçimlere girmek için hazırlanmalısınız. Yeter ki sandık öyle ya da böyle halkın önüne konsun.. İsterse İmamoğlu aday olamasın; Mansur Yavaş var. Onu içeri tıkarlarsa Özgür Özel var… Onu da içeri tıkarlarsa daha niceleri var. Hatta Sera Kadıgil var (İzliyor musunuz?)… Yeter ki Özgür Özel birini işaret etsin… Yeter ki artık kendi toplumsal gücümüzün farkına varalım. Zamanla kimin kimden arındığı nasıl olsa anlaşılacaktır.
Tabelalar değişir, inanç ve adalete, demokrasiye ve çağdaşlığa giden yol değişmez..
UYUŞTURUCU SENARYOLAR
Bu yazdıklarımı ben söylemiyorum, Yaratan’ın kutsal kitaplarının hepsinin aslını kapsayan biricik Kuran’dan ve de tarihi gerçeklikten okuyorum da öyle yazıyorum.
erkesin bilmesi gerekir ki, kim neyi niçin yapıyorsa, gizlese de, yanıltsa da, niyeti görünüyor, biliniyor!..
Allah’ı ve de şeytanı hesaba katmayanların HÜSRANLARI YAKINDIR.
Dünyanın süper bir gücü, yakın tarihte bir seneryo izletti dünyaya!..
Bir ülkenin başkanını paketleyip, elini, ayağını kelepçeleyip, baş çuvalda, gözlerini bağlayıp, kendi ülke hapishanesine tıktılar, güya!..
Senaryo, çok önceden planlanmış olamaz mı?..
O, MADURO başkan kimlerin sayesinde iktidara geldi, acaba?..
İktidara gelen MADURODAN halk memnun muydu?..
Hayır. Süper güce karşı, ekranlarda, meydan okuyup, alay edip, o kıvırtma tuvistleri kendindenmi yaptı sanılır?..
Haftalarca, aylarca DÜNYANIN YAZILI VE GÖRSEL MEDYASINDA GÖSTERİLDİ…
MADENLERİNİN, KUTSALLARININ SÖMÜRÜLMESİNE BAŞKALDIRMAK İSTEYEN küçük ülkelere, süper gücü ile neler yapabileceğini göstermek…
Tehdit ve aşağılama ile korku yaratmak için di bu senaryo… olamaz mı?..
Böyle senaryoları gerçekleştirmek için, şeytani bilim ordusu besliyor, sömürgeciler!..
İşleri güçleri, fitne, fesat, korku, şantaj, tehdit, suikast. Ama bu yalan dünya çabuk bitici; sonra onların halini hesapta göreceğiz!..
Dünyanın diğer süper güçlerine gelince, eğer KORKU, AŞAĞILAMA ve KATLİAMLARI seyrediyorlarsa, HEPSİ, YAPANLA ORTAKTIR, BİLİNE!..
Devlet güçleri şeytanla yatıp şeytanla kalkanlar tarafından ele geçirilen ülkelerin halkları ya KANMAKATAN AYILACAKSINIZ, devletinizi temizleyip kurtaracaksınız, ya da, ALLAH’I VE ŞEYTANI HESABA KATMAMANIN BEDELİNİ YAŞAYACAKSINIZ, TERCİH SİZİN!..
Sayılı zaman çok yakın!..
ENİNDE SONUNDA TEK GALİP ALLAH’TIR!..
Kuran’ı Kerim. Sure 16/Ayet 99, 100:
Çünkü inananlara ve Rablerine dayananlara onun bir gücü yoktur.
Onun gücü sadece kendisini dost tutanlara ve Allah’a ortak koşanlaradır.
Yukarda ki, nurlu ayetin kısa bir yorumu:
Samimi olarak Allah’a inanıp, emirlerine uyanları şeytan ayartamaz. O şeytan, sapkınlık isteyen, inkârcıların isteklerini yerine getirir.