Edirne Belediyesi’nin sürdürülebilir bir gelecek hedefiyle hayata geçirdiği Sıfır Atık Market projesi, ulusal çapta ses getirmeye devam ediyor. Geçtiğimiz yıl hizmete giren ve vatandaşlardan yoğun ilgi gören “Sıfır Atık Market”, Boğaziçi Çevre Ödülleri’nde zirveye yerleşti.
Çevre kirliliğiyle mücadele ve geri dönüşümü teşvik etme konusunda örnek projelere imza atan Edirne Belediyesi, başarısını prestijli bir ödülle taçlandırdı. Boğaziçi Üniversitesi Elektroteknoloji Kulübü ve IEEE Öğrenci Kolu tarafından bu yıl 5’incisi düzenlenen Boğaziçi Çevre Ödülleri töreninde, Edirne Belediyesi “Yılın Geri Dönüşüm Projesi” ödülüne layık görüldü.
Ödülün merkezinde, geçtiğimiz yıl Şükrüpaşa Mahallesi’nde açılan ve kısa sürede kentin en uğrak noktalarından biri haline gelen Sıfır Atık Market yer alıyor. Açıldığı günden bu yana yoğun talep gören market, atık yönetimini bir zorunluluktan çıkarıp vatandaş için kazançlı bir modele dönüştürdü.
ATIKLAR ÇÖP DEĞİL, KAZANCA DÖNÜŞÜYOR
Vatandaşlar; kağıt, plastik, cam, metal ve bitkisel atık yağ gibi geri dönüştürülebilir malzemeleri çöpe atmak yerine Sıfır Atık Market’e getiriyor. Burada tartılan atıklar karşılığında Waste Log Atık Bildir mobil uygulaması üzerinden vatandaşların hesaplarına puan yükleniyor. Vatandaşlar yüklenen bu puanlar sayesinde markette yer alan ürünlere sahip olabiliyorlar.
BAŞKAN GENCAN “GELECEK NESİLLERE BORCUMUZ”
Edirne Belediye Başkanı Filiz Gencan Sıfır Atık Market projesinin gördüğü yoğun ilginin halkın çevre bilincini kanıtladığını belirterek, “Bu ödül, temiz bir Edirne ve sürdürülebilir bir dünya için attığımız adımların ne kadar doğru olduğunun bir göstergesidir” mesajını verdi. Başkan Gencan, bu başarının sadece bir başlangıç olduğunu vurguladı.
Akademik dünyanın ve çevreci toplulukların takdirini kazanan proje, Türkiye genelindeki diğer yerel yönetimler için de ilham kaynağı olmaya devam ediyor.
Edirne Valiliği’nin öncülüğünde oluşturulan Balkan Şehirleri Platformu, Ramazan ayı nedeniyle Türklerin yaşadığı Balkan ülkelerinin önemli kentlerinde iftar programları düzenliyor. Bu yıl üçüncü kez düzenlenen iftar programlarının ilki, Bulgaristan’ın Başkenti Sofya’da gerçekleştirildi. İlahi dinletisi ve Edirne Devlet Türk Müziği ve Rumeli Müzikleri Topluluğu sanatçılarının konseri ile devam eden programda Edirne Valiliği Semazen ekibi de bir sema gösterisi yaparak beğeni ile izlendi
Program, Edirne Valisi Yunus Sezer, Türkiye Cumhuriyeti Sofya Büyükelçisi Mehmet Sait Uyanık, Bulgaristan Müslümanları Diyaneti Baş Müftüsü Dr. Mustafa Aliş Haci’nin ev sahipliğinde gerçekleşti. Edirne Valiliği’nin sosyal medya hesabından da bir paylaşım yapılarak Sofya’da gerçekleştirilen iftar programında, Ramazan ayının huzur ve bereketinin soydaşlarımızla paylaşıldığı vurgulandı. Vali Sezer, “Ramazan Sofrasına bizleri kırmayıp gelen çok kıymetli misafirler, çok kıymetli dostlarımız. Öncelikle hepinize iyi akşamlar, Hayırlı Ramazanlar diliyorum. Hoş geldiniz, Bu üçüncü iftarımız. Üç yıldır burada sizlerle aynı sofrayı paylaşıyoruz. Burada bu vesile ile siz dostlarımızı görmekten dolayı büyük mutluluk duyduğumu belirtmek isterim. Edirne’den, Türkiye’deki dostlarınızdan ve Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’dan selamlar getirdik. Hepinizin Ramazan-ı Şerifini tebrik ediyorum.” sözleriyle katılımcıları selamladı ve şunları söyledi.
“Edirnemizin tarihi ve kültürel zenginliklerini Balkan şehirlerindeki soydaşlarımızla buluşturduğumuz bu etkinlikler, birlik ve beraberliğimizi daha da artırıyor. Ramazan ayı boyunca devam edecek olan iftar programlarımızla, farklı Balkan şehirlerinde yaşayan soydaşlarımızla kucaklaşmaya, dostluk ve dayanışma ruhunu yaşatmaya devam edeceğiz.”
DEVLET TÜRK SANAT MÜZİĞİ VE RUMELİ MÜZİKLERİ
Son yıllarda adına eklenen ‘Rumeli Müzikleri’nin icrasını sadece Edirne’de değil, komşu Balkan ülkelerinde de başarıyla sürdüren, sevdiren ve hatıraları canlandıran Edirne Devlet Türk Müziği ve Rumeli Müzikleri Topluluğu bu yıl da etkinliklerin gözdesi oldu.
Saz ve ses sanatçısı olarak toplam yedi sanatçı ile etkinliklere katılan Topluluğun Müdürü Gökçe Bahar Ercan hem yönetici hem de sanatçı olarak ekibinin başında yer aldı. Sanat Yönetmeni Yıldıray Öztürk, Sanatçılar Halil Erseven, Emir Celal Er, Serhat Ellek, Kaan Taşdelen ve ses teknisyeni Anıl Kanarya, Edirne Valiliği Semazenlerine müzikleriyle eşlik etti.
Aynı ekip, bu akşam da Sofya Büyükelçiliği tarafından verilecek iftarda yer alacak.
Edirne Devlet Türk Müziği ve Rumeli Müzikleri Topluluğu ile Semazen Sabahattin Harma’nın yetiştirdiği Edirne Valiliği Semazenlerinin Ramazan iftarları rotası, Makedonya’da Üsküp. Kosova’da Prizren ve Arnavutluk’ta Elbasan şehirleri ile devam edecek.
Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlı okullarda, İŞKUR aracılığıyla yürütülen Toplum Yararına Programlar (TYP) kapsamında görev yapan personellerin iş akitlerinin 1 Mart itibarıyla sona ermesi temizlik ve güvenlik hizmetlerini yeniden gündeme getirdi. Eğitim İş Edirne Şubesi Başkanı Nedim Zobar, mevzuat gereği 9 ayla sınırlandırılan bu uygulama kapsamındaki binlerce emekçinin işsiz kalacağına dikkat çekerken, “Okullar temizlik ve güvenlik hizmetlerinde ciddi bir belirsizliğin içine sürüklenmektedir” dedi.
Eğitim İş Şube Başkanı Zobar, “Okullarda temizlik ve güvenlik geçici olamaz!” başlıklı yazılı açıklamasında, Milli Eğitim Bakanlığı’na, “Okulların temizlik ve güvenliği hangi planlamayla sürdürülecektir? İşsiz bırakılan emekçilerin yerine nasıl ve ne zaman kadrolu istihdam sağlanacaktır?” diye sorarak, geçici çözümler yerine, kalıcı ve adil bir istihdam modeli talep ettiklerini söyledi. Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlı okullarda, İŞKUR aracılığıyla yürütülen TYP (Toplum Yararına Programlar) kapsamında görev yapan personellerin iş akitlerinin 1 Mart itibarıyla sona ereceğini belirten Zobar, şunları söyledi:
“Mevzuat gereği 9 ayla sınırlandırılan bu uygulama nedeniyle binlerce emekçi işsiz kalırken, okullar temizlik ve güvenlik hizmetlerinde ciddi bir belirsizliğin içine sürüklenmektedir.
Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin daha önce yaptığı açıklamada TYP uygulamasının 2026 bahar yarıyılı itibarıyla kaldırılacağını ve yerine daha sürdürülebilir bir model getirileceğini duyurmuştu. Ancak bugüne kadar kamuoyuna açıklanmış somut bir plan, takvim ya da kadrolu istihdama ilişkin net bir irade ortaya konmamıştır. Açıklamalar var, çözüm yoktur.
Bugün gelinen noktada birçok okulda görev yapan personel 9 aylık çalışma süresini doldurmuş durumdadır. Yerlerine yeni personel görevlendirilmesi halinde ise Mart ayında başlayacak bir çalışanın Nisan–Mayıs–Haziran döneminde uyum süreci yaşayacağı açıktır. Bu süreçte okulların personel yetersizliği yaşaması, temizlik ve güvenlik hizmetlerinde aksamalara yol açması kaçınılmazdır. Eğitim kurumlarında hizmetin sürekliliği esastır; geçici ve kısa vadeli çözümlerle bu süreklilik sağlanamaz.
Diğer yandan TYP kapsamında çalışan personeller zaten düşük ücretlerle ve güvencesiz koşullarda görev yapmaktadır. 9 ayın sonunda işsiz kalmaları, hem kendileri hem de aileleri açısından ciddi bir mağduriyet yaratmaktadır. Kamu hizmeti, geçici iş gücü üzerinden ve insanları sürekli belirsizlik içinde bırakarak yürütülmemelidir.
Bakanlık, okulların temizlik ve güvenlik ihtiyaçlarını geçici çözümlerle değil, kalıcı ve kadrolu personel istihdamıyla karşılamalıdır. Okul yöneticilerini ve velileri zor durumda bırakan bu tablo, siyasi iktidarın işsiz yurttaşların emeğini sömürerek kamu hizmeti yürütme anlayışının bir yansımasıdır. Çocuklarımızın sağlığı ve güvenliği geçici işgücüyle sağlanamaz; kalıcı çözümler için gerçek adımlar atılmalıdır.
Bu durumda, sorumluluk Milli Eğitim Bakanlığı’na aittir. Eğitimde tasarruf olmaz; çocuklarımızın geleceği ve sağlığı için gerekli kaynaklar öncelikli olarak eğitim kurumlarına aktarılmalıdır.
Bakanlığa açıkça soruyoruz:
Okulların temizlik ve güvenliği hangi planlamayla sürdürülecektir?
İşsiz bırakılan emekçilerin yerine nasıl ve ne zaman kadrolu istihdam sağlanacaktır?
Belirsizlik değil, somut adım bekliyoruz.
Geçici çözümler değil, kalıcı ve adil bir istihdam modeli talep ediyoruz”
Bulgaristan’a açılan Hamzabeyli Sınır Kapısı’ndan Türkiye’ye giriş yapan TIR’ın stepnesi içerisinde, 22 kilo 500 gram skunk ele geçirildi, sürücü gözaltına alındı.
İl Emniyet Müdürlüğü Narkotik Suçlar Mücadele ve İstihbarat Şube Müdürlüğü ekiplerinin uluslararası uyuşturucu madde ticaretini önlemeye yönelik yaptığı çalışmada, yurt dışından gelen bir TIR’ı takibe aldı. Bulgaristan’a açılan Hamzabeyli Sınır Kapısı’ndan giriş yapan TIR durdurularak aramaya alındı.
TIR’da, narkotik dedektör köpeği yardımıyla yapılan aramada; stepne içerisinde 22 kilo 500 gram skunk ele geçirildi.
Edirne Sporcu Eğitim Merkezi (SEM) sporcusu Toprak Topatan Türkiye Açık Su Yüzme Kış Şampiyonası’nda, Emir Ali Cengiz Oğuz da U18 Salon Türkiye Atletizm Şampiyonası’nda Tükiye şampiyonu oldu.
Edirne Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü SEM’in iki sporcusunun başarısını şöyle duyurdu:
YÜZME
“12–15 Şubat 2026 tarihleri arasında Antalya’da düzenlenen Türkiye Açık Su Yüzme Kış Şampiyonası (14+) ile 11–12–13 Yaş Gelişim Grubu Yarışmaları’nda, Edirne Sporcu Eğitim Merkezi (SEM) sporcumuz Toprak Topatan, 5.000 metre açık su yarışında Türkiye Şampiyonu olmuştur.”
ATLETİZM
“21–22 Şubat 2026 tarihlerinde İstanbul’da düzenlenen U18 Salon Türkiye Atletizm Şampiyonası’nda, Sporcu Eğitim Merkezi (SEM) sporcumuz Emir Ali Cengiz Oğuz, 3 adım atlama branşında Türkiye Şampiyonu olmuştur.”
Türkiye Seyahat Acenteleri Birliği (TÜRSAB) Trakya Bölge Temsil Kurulu Başkanı Egemen Aydın, dört yıllık restorasyonun ardından Selimiye Camisi’nin ibadete açılmasının, kentin inanç turizmine büyük katkı sağladığını belirtti.
TÜRSAB Trakya Bölge Temsil Kurulu Başkanı Aydın, Ramazan ayıyla birlikte kapıları Selimiye Camisi’nin ibadete açılmasının, kent turizmi açısından önemine değindi. Tarihi caminin dört yıllık restorasyon sürecinde, acentelerin açılış tarihini merakla beklediğini belirten Aydın, ibadete açılmasıyla Edirne’nin inanç turizminin daha da hareketlendiğini kaydetti.
‘HERKES HASRETLE BEKLİYORDU’
Edirne’deki en büyük turistik merkezin Selimiye Camisi olduğuna dikkat çeken Aydın, “Baktığınız zaman Selimiye Edirne’deki en büyük turistik merkez. Mimar Sinan’ın ustalık eserim diye tabir ettiği, gerçekten de çok güzel bir şekilde de onarılmış durumda olan ve restorasyondan geçmiş durumda olan bir eser. Hatta dün oradaydım, detaylıca inceleme fırsatım oldu. Çünkü ilk açıldığı günler çok yoğun bir ziyaret aldı. Hatta insanlar sığmadı, başka camilere yönlendirildiler. Hasretle bekliyordu Edirneliler ve buraya gelen turistler de hasretle bekliyorlardı. TÜRSAB olarak Edirne ofisimiz Selimiye Cami’nin orta kapısının tam karşısında en fazla aldığımız soru; ‘Ne zaman açılacak? Ne kadar görebiliyoruz? Hangi bölümlerini görebiliyoruz?’ gibiydi. Ondan dolayı turistlerden de böyle bir beklenti vardı. Tabii bunun açılması ve de Ramazan’a denk gelmesi bizim için çok büyük bir mutluluk kaynağı oldu. Özellikle şehir dışından gelecek olan turistlerin görebilmesi için ve seyahat acentelerimizin programlarına ekleyebilmeleri, bizim için çok büyük bir artı değer oldu” diye konuştu.
‘SELİMİYE, DESTİNASYONU DAHA CAZİP KILDI’
Edirne’nin, inanç turizmi açısından en fazla turist çeken şehirler arasında olduğunu dile getiren Aydın, “Tabii aynı zamanda bu sene Selimiye’nin arka tarafında Ramazan Sokağı diye bir sokak kuruldu. Orası da çok ciddi bir şekilde katkı sunmaya başladı. İnanç turizmi açısından Edirne en fazla turist çeken şehirlerden bir tanesi. Hem Selimiye’nin Ramazan ayında açılması, hem de Ramazan sokağının kurulması; ikisi birlikte olunca olarak destinasyon çok daha cazip kıldı turistik açıdan Edirne’yi” diye konuştu.
‘BU SENE EDİRNE’NİN DAHA FAZLA TURİST ALACAĞINI DÜŞÜNÜYORUM’
Ramazan’ın ilk günlerinin turizm sektörü için durağan geçtiğini kaydeden Aydın, “Aslında şu anda ramazanın ilk başlangıç aşamasında olduğumuz için her sektörde olduğu gibi turizm sektöründe de bir durağanlık var. Tabii ki insanlar yavaş yavaş alışıyorlar. Her şeye bir anda alışmak mümkün değil. Ondan dolayı ilk öncelikle dışarıda değil de evlerinde iftar yapmayı tercih ediyorlar. Sahura kalktıktan sonra bir uykusuzluk olabiliyor. Ramazan’a ve oruca alışma süresi gerekiyor. Bunları atlattıktan sonra yavaş yavaş dışarılara bakmaya başlıyorlar, dışarıda iftarlar başlıyor, dışarı turlara gitmeye başlıyorlar. Ondan dolayı biz iki perdeye ayırıyoruz aslında ramazanı. Birinci dönemi ilk on beş gün, ikinci dönemi son on beş gün. İlk on beş günde genellikle yavaş olur, daha durağan geçer. Ama ikinci on beş günden sonra insanlar hem oruca hem ramazana alıştıkları için hem de turlara gidip dışarıda iftar yapmak istiyorlar, yeni bir şehir tanımak istiyorlar. Ondan dolayı artacaktır, artarak ilerleyeceğini düşünüyoruz. Selimiye’nin de açılmasıyla beraber bu sene Edirne’nin daha fazla turist alacağını düşünüyorum, inanç turizmi açısından” şeklinde konuştu.
Edirne’de kırmızı alarm verilen Meriç ile turuncu alarm verilen Tunca nehirlerinin debileri düşüşünü sürdürürken, tarihi köprüler de trafiğe açıldı.
DCIM\100MEDIA\DJI_0665.JPG
Son yağışlar, karın erimesi ve Bulgaristan’daki barajlardan su bırakılması ile birlikte Edirne’deki nehirlerde su seviyesi, 19 Şubat’ta artışa geçti. Tunca Nehri’nin taşması sonrası tarihi Kırkpınar Yağlı Güreşleri’nin yapıldığı Sarayiçi ve Kırkpınar Er Meydanı, su altında kaldı. Meriç Nehri’nin yatağından taşması sonucu da kent merkezine bağlı Bosnaköy civarında, bağ evlerinin bulunduğu bölgede kısmi taşkınlar meydana geldi. Bu bölgelerdeki çiftlik ve bağ evlerinde mahsur kalan çiftlik hayvanları ile diğer hayvanların kurtarılması için AFAD koordinesinde çalışma başlatıldı. Kırklareli, Sakarya, Bursa, Tekirdağ ve Yalova’dan gelen ekiplerin de katıldığı çalışmada, mahsur kalan hayvanlar kurtarılarak güvenli bölgelere götürüldü.
AFAD Başkanlığı’ndan yapılan açıklamada, şöyle denildi:
“Taşkınla mücadele, arama kurtarma ve tahliye çalışmalarında Edirne İl AFAD Müdürlüğü, DSİ, İl Özel İdaresi, belediye, emniyet, jandarma, Kızılay ve sivil toplum kuruluşlarından olmak üzere toplam 539 personel, 157 araç ve iş makinası, 23 motopomp ve 11 arama kurtarma botu görev almıştır. Yaşanan taşkın olayları nedeniyle 45 ihbar alınmış, ekiplerimizin saha çalışması neticesinde 3 vatandaşımız kurtarılarak güvenli bölgeye alınmış, 99 hayvan tahliye edilmiştir. Taşkınlarda herhangi bir yaralanma ve can kaybı yaşanmamıştır.Akarsu debilerinin düşmesine rağmen ilgili bütün kurumlarımız, herhangi bir olumsuzluk yaşanmaması için sahada görevlerine devam etmektedir. Bu süreçte taşkın sahalarında vatandaşlarımızın dikkatli ve tedbirli olmaları konusunda gerekli uyarılar yapılmaktadır.Olumsuz hava şartlarından etkilenen tüm vatandaşlarımıza geçmiş olsun dileklerimizi sunuyoruz” denildi.
DCIM\100MEDIA\DJI_0683.JPG
KÖPRÜLER GECE TRAFİĞE AÇILDI
Edirne Valiliği, gece saatlerinde Tunca ve Meriç Nehri üzerindeki tarihi köprülerin trafiğe açıldığını duyurdu. Valilikten yapılan açıklamada, “İlimizde 22 Şubat tarihinde nehir debilerindeki artışlara bağlı olarak tedbir amaçlı trafiğe kapatılan Tunca ve Meriç köprüleri bugün (24 Şubat 2026) saat 23:00 itibariyle kontrollü olarak araç ve yaya trafiğine açılmıştır. Diğer taraftan nehir debilerinde düşüşler gözlenmekle birlikte herhangi bir olumsuzluğa karşı ilgili kurumlarımızca debilerinin anlık takibi yapılmaya devam edilmekte olup, vatandaşlarımızın bölgedeki trafik akışında dikkatli olmaları da önem arz etmektedir” denildi.
NEHİRLERDEKİ DÜŞÜŞ SÜRÜYOR
Su debileri artan ve ‘kırmızı alarm’ verilen Meriç ve Tunca nehirlerinin debilerinde dün başlayan düşüş sürüyor. Dün saat 14.00 itibarıyla Tunca Nehri’nin debisi 122 metreküp/saniyeye, Meriç Nehri’nin debisi ise 1167 metreküp/saniyeye düştü. DSİ, her iki nehir için ‘turuncu alarm’ seviyesini sürdürüyor.
3 GÜN MAHSUR KALAN TIR ŞOFÖRÜ KURTARILDI
Edirne’ye Pazartesi günü gelen Bulgaristanlı TIR sürücüsü Asen Dzhuvalekov, aynı gün 16.30 sıralarında merkeze bağlı Avarız Köyü yolunda taşkın sularında aracıyla mahsur kaldı. 3 günün sonunda aracındaki erzakları tükenen Dzhuvalekov, durumu Çorlu’daki bir Türk arkadaşına bildirdi. İhbar üzerine harekete geçen Edirne Belediyesi İtfaiye ekipleri, Dzhuvalekov’un yerini dron yardımıyla belirledi. Suyun ortasında TIR’da mahsur kalan Bulgar sürücü, İtfaiye ekiplerinin yardımıyla kurtarıldı. Ekiplere teşekkür eden ve bitkin kaldığı görülen Dzhuvalekov, “Karınlıkta suyu görmedim. İlerlerken araç birden durdu ve birden bire dalga geldi, çok fazla su geldi. 3 gün TIR’da yaşadım. En son erzağım bitince Çorlu’daki arkadaşımı aradım” dedi.
TARIM ALANLARINDA İNCELEME
Edirne İl Tarım Müdürlüğü, nehirlerin taşmasıyla sular altında kalan tarım arazileri bölgelerinde incelemelerde bulundu. İl Tarım ve Orman Müdürü İslam Köse ve ekipler, üreticilerle bir araya gelerek, durum hakkında değerlendirmede bulundu. Müdürlükten yapılan açıklamada, “Nehirlerdeki su debileri yakından takip edilmekte olup, ilgili kurumlarla koordinasyon içerisinde gerekli çalışmalar titizlikle yürütülmektedir. Edirne İl Tarım ve Orman Müdürlüğü olarak üreticilerimizin yanında olmaya devam ediyoruz” denildi.
Edirne Servis Araçları İşletmecileri Esnaf Odası’nın 28 Şubat 2026 Cumartesi günü gerçekleştirilecek 2026 yılı olağan genel kurul toplantısı için geri sayım sürerken, Başkan Adayı Ergun Ellibir ekibi ile birlikte SS 19 Serhad Birlik Kooperatifi & Edirne Şoförler ve Otomobilciler Esnaf Odası’na ziyaret gerçekleştirdi.
SS 19 Serhad Birlik Kooperatifi & Edirne Şoförler ve Otomobilciler Esnaf Odası yönetimleri adına Başkan Aytaç Dilci, ziyarete ilişkin açıkamasında şunları söyledi:
“Edirne Servis Araçları İşletmecileri Esnaf Odası Başkan Adayı Ergun Ellibir ve kıymetli yönetim kurulunun gerçekleştirmiş olduğu nazik ziyaret dolayısıyla teşekkür ederiz.
Hem SS 19 Serhad Birlik Kooperatifi hem de Edirne Şoförler ve Otomobilciler Esnaf Odası yönetimleri olarak; esnafımızın birlik, beraberlik ve dayanışma ruhunu güçlendiren her türlü yapıcı istişareyi son derece kıymetli bulduğumuzu kamuoyuyla paylaşmak isteriz.
Gerçekleştirilen görüşmede sektörümüzün mevcut durumu, esnafımızın yaşadığı sorunlar ve çözüm önerileri karşılıklı fikir alışverişi çerçevesinde değerlendirilmiştir. Ortak hedefimiz; Edirne’de faaliyet gösteren tüm servisçi ve şoför esnafımızın haklarını korumak, çalışma şartlarını iyileştirmek ve mesleki dayanışmayı daha da güçlendirmektir.
Cumartesi günü gerçekleştirilecek seçimlerde Sayın Ergun Ellibir ve yönetimine başarılar diliyor, seçim sonuçlarının tüm esnaf camiamız adına hayırlı olmasını temenni ediyoruz.”
Kastamonu merkez, Taşköprü ve Hanönü’nde 24 Şubat 2026’da vefat edenlerin isimleri ve ailelerin paylaştığı ayrıntılar
Kastamonu’da 24 Şubat 2026 tarihinde art arda gelen vefat haberleri, şehir merkeziyle birlikte Taşköprü ve Hanönü’nde de büyük üzüntü oluşturdu. Aynı gün içinde altı farklı aile, sevdiklerini son yolculuğuna uğurladı. Paylaşılan cenaze bilgileri, cami avlularında ve köy meydanlarında dayanışmayı daha da görünür kıldı.
Kastamonu Vefat Haberleri sayfasından edinilen bilgilere göre Satiye Demir, Hakan Cebecioğlu, Mustafa Berber, Ayşe Güneş, Mustafa Kurtuluş ve Emine Türk’ün vefatları 24 Şubat’ta kayıtlara geçti. Bu nedenle gün boyu taziye mesajları yayıldı, yakınlar birbirine daha sık uğradı. Ayrıca cenaze saatleri ve defin yerleri, ailelerin paylaştığı programlara göre netleşti.
Kastamonu’da bazı cenazeler aynı gün defnedildi, bazı definler ise 25 Şubat Çarşamba gününe kaldı. Böyle olunca şehir merkezinde Nasrullah Camii ve Hz. Pir Şeyh Şaban-ı Veli Camii çevresinde hareketlilik yaşandı. Taşköprü ve Hanönü köylerinde de ikindi sonrası definler, köy halkını bir araya getirdi.
24 Şubat 2026 Tarihli Kastamonu Vefat Haberleri
24 Şubat Salı günü gelen vefat haberleri, hem il merkezinde hem de ilçelerde farklı noktalara yayıldı. Bu yüzden aynı gün içinde hem camilerde hem de mezarlık güzergâhlarında yoğunluk oluştu. Yakınlar, cenaze namazı öncesinde helalleşerek son vedayı yaptı.
Germeç Akdeğirmen Köyü’nde Satiye Demir
Taşköprü’ye bağlı Germeç Akdeğirmen Köyü Muhtarı İhsan Demir’in annesi Satiye Demir, 24 Şubat 2026 tarihinde hayatını kaybetti. Aile ve köy halkı, acı haberi aldıktan sonra kısa sürede bir araya geldi. Yakınları, ikindi namazı sonrası Germeç Akdeğirmen Köyü İmamlar Mahallesi Camii’nde cenaze namazını kıldı.
Namazın ardından aile, Satiye Demir’i aynı köydeki aile kabristanlığında toprağa verdi. Böyle zamanlarda köylerdeki destek daha hızlı büyür, bu yüzden taziye ziyaretleri gün boyu sürdü. Köy sakinleri, Demir ailesinin yanında durarak acıyı paylaştı.
Taşköprü İmamoğlu Köyü’nde Mustafa Berber
Taşköprü’nün İmamoğlu Köyü’nden Mustafa Berber’in vefatı, ilçe merkezinde ve köyde derin üzüntü yarattı. Ailenin paylaştığı bilgilere göre Mustafa Berber, Şükrü, İftar, Satı, Şükran ve Sibel Berber’in babasıydı. Ayrıca Yaşar ve Mustafa Sayım ile Sebahattin Göksoy’un kayınpederi olarak da biliniyordu.
Yakınları cenazeyi saat 14.00’te Taşköprü Devlet Hastanesi’nden aldı ve İmamoğlu Köyü’ne götürdü. Ardından ikindi namazını müteakip cenaze namazını kıldılar ve merhumu köyünde toprağa verdiler. Böyle olunca gün boyunca taziye mesajları, köy içindeki ziyaretlerle birleşti.
Hanönü Yukarı Küreçayı Köyü’nde Ayşe Güneş
Hanönü ilçesinde Yukarı Küreçayı Köyü’nde yaşayan Ayşe Güneş’in vefatı, köyde ve yakın çevrede büyük üzüntü oluşturdu. Ayşe Güneş, Eyüp Güneş’in eşi olarak biliniyordu. Haber duyulunca komşular ve akrabalar, aileye sabır dileklerini iletti.
Yakınları Ayşe Güneş’in cenaze namazını ikindi namazının ardından kıldı ve defin işlemini Küreçayı Köyü’nde tamamladı. Bu nedenle köydeki cenaze günü, yalnızca bir veda değil, aynı zamanda dayanışma günü olarak yaşandı. Taziyeler, gün içinde köy içinde düzenli şekilde devam etti.
Kamuda Uzun Yıllar Görev Yapan Hakan Cebecioğlu’na Veda
Taşköprü’de uzun yıllar kamu hizmetinde görev yapan emekli Nüfus Müdürü Hakan Cebecioğlu’nun vefatı, hem ilçe hem de Kastamonu merkezde geniş bir çevreyi etkiledi. Yakınları, Hakan Cebecioğlu’nun ardından taziye mesajlarını kabul etti. Ayrıca tanıyanlar, kendisini saygıyla andıklarını dile getirdi.
Aile bilgilerine göre Hakan Cebecioğlu, Serap Cebecioğlu’nun eşi ve Sena Cebecioğlu’nun babasıydı. Merhum Şinasi Cebecioğlu ve Şerife Cebecioğlu’nun oğlu olan Cebecioğlu, Handan ve Vecdi Gürsoy’un kardeşi olarak da biliniyordu. Yakınları, cenaze namazını öğle namazını müteakip Kastamonu Nasrullah Camii’nde kıldı.
Namazın ardından aile, Hakan Cebecioğlu’nu Kastamonu Anıt Mezarlığı’nda toprağa verdi. Böyle olunca şehir merkezinde cenaze törenine katılım arttı ve cami çevresinde yoğunluk oluştu. Aile, bu süreçte kendilerine ulaşan taziye mesajlarına tek tek dönüş yaptı.
25 Şubat 2026’da Gerçekleşen Definler
24 Şubat’ta vefat eden bazı isimlerin defin işlemleri 25 Şubat Çarşamba gününe kaldı. Bu yüzden ertesi gün hem cami çevresinde hem de mezarlık güzergâhında hareketlilik sürdü. Aileler, cenaze programını saat saat planladı ve misafirleri bu plana göre karşıladı.
Germeç Boyundurcak Köyü’nden Mustafa Kurtuluş
Taşköprü’nün Germeç Boyundurcak Köyü’nden Mustafa Kurtuluş’un vefatı, köy halkını ve yakınlarını bir araya getirdi. Ailenin paylaştığı bilgilere göre Mustafa Kurtuluş, Ahmet ve Yunus Kurtuluş’un babasıydı. Ayrıca Mehmet ve Ali Kurtuluş’un kardeşi olarak da biliniyordu.
Cenaze namazını 25 Şubat 2026 Çarşamba günü saat 10.00’da Onur Kaya Camii’nde kıldılar. Ardından yakınları merhumu Kurban Tepe Mezarlığı’nda toprağa verdi. Tören boyunca aile, cami çevresinde araç yoğunluğunu azaltmak için daha düzenli bir akış sağlamaya çalıştı.
Kastamonu’da Emine Türk
Kastamonu’da tanınan ailelerden Türk ailesi, 24 Şubat’ta Emine Türk’ün vefatıyla büyük üzüntü yaşadı. Emine Türk, merhum Hacı Hüseyin Türk’ün eşi olarak biliniyordu. Aynı zamanda Niyazi, Hayrettin ve Hasan Türk’ün annesiydi.
Yakınları cenazeyi 25 Şubat Çarşamba günü saat 12.00’de Kastamonu Eğitim ve Araştırma Hastanesi morgundan aldı. Ardından öğle namazını müteakip Hz. Pir Şeyh Şaban-ı Veli Camii’nde cenaze namazını kıldılar. Namaz sonrası aile, Emine Türk’ü Arıtma Tesisi üzerindeki Gümüşlüce Mezarlığı’nda bulunan aile kabristanlığında toprağa verdi.
Emine Türk’ü tanıyanlar, çevresinde sevilen ve saygı duyulan bir isim olduğunu dile getirdi. Bu yüzden taziyeler, yalnızca aile içinde kalmadı ve yakın çevreden de yoğun katılım geldi. Komşular, merhume için dualar etti ve aileye destek verdi.
Kastamonu’da Vefat Edenler Listesi
Gün içinde paylaşılan bilgiler bir araya geldiğinde, 24 Şubat 2026 tarihli vefat haberleri şu şekilde derlendi. Böylece hem il merkezindeki definler hem de ilçe ve köylerdeki cenazeler tek bir akışta toplandı. Aileler, taziye ziyaretlerini bu bilgilere göre yönlendirdi.
Satiye Demir: Taşköprü Germeç Akdeğirmen Köyü İmamlar Mahallesi Camii’nde kılınan cenaze namazı sonrası, köydeki aile kabristanlığında toprağa verildi.
Hakan Cebecioğlu: Kastamonu Nasrullah Camii’nde öğle namazı sonrası kılınan cenaze namazının ardından, Kastamonu Anıt Mezarlığı’nda defnedildi.
Mustafa Berber: Taşköprü Devlet Hastanesi’nden alınarak İmamoğlu Köyü’ne götürüldü, ikindi sonrası kılınan namazdan sonra köyünde toprağa verildi.
Ayşe Güneş: Hanönü Küreçayı Köyü’nde ikindi sonrası kılınan cenaze namazının ardından köyde defnedildi.
Mustafa Kurtuluş: 25 Şubat’ta Onur Kaya Camii’nde kılınan cenaze namazı sonrası Kurban Tepe Mezarlığı’nda toprağa verildi.
Emine Türk: 25 Şubat’ta Hz. Pir Şeyh Şaban-ı Veli Camii’nde kılınan cenaze namazının ardından Gümüşlüce Mezarlığı’ndaki aile kabristanlığında toprağa verildi.
Nitelikli iş gücünü bulmanın ve elde tutmanın giderek zorlaştığı günümüz rekabet koşullarında, İnsan Kaynakları departmanlarının stratejileri de köklü bir değişime uğruyor. Özellikle Ankara gibi yatay olarak hızla büyüyen, sanayi ve ticaret merkezlerinin konut alanlarına kilometrelerce uzaklıkta olduğu büyükşehirlerde; çalışanlara sadece iyi bir maaş sunmak artık yeterli olmuyor. “İşveren Markası” (Employer Branding) kavramının merkeze oturduğu bu yeni dönemde, bir çalışanın kuruma olan bağlılığı, sabah evden adımını attığı an başlayan yolculuk kalitesiyle doğrudan şekilleniyor.
Özmal Araç Filosu Kurmanın Şirketlere Gizli Maliyeti
Geçmişte birçok işletme, personel ulaşımını çözmek için kendi minibüs ve otobüs filosunu kurma (özmal araç alma) yoluna giderdi. Ancak modern finans ve yönetim bilimleri, bunun ne kadar büyük bir “Gizli Maliyet” tuzağı olduğunu açıkça ortaya koymaktadır. Kendi araçlarınızı satın aldığınızda sadece demir yığınına devasa bir sermaye (CAPEX) bağlamış olmazsınız; aynı zamanda kasko, trafik sigortası, periyodik fenni muayeneler, lastik değişimleri, amortisman (değer kaybı) ve şoför maaşları gibi sonu gelmeyen bir operasyonel yükün altına girersiniz.
Dahası, bu araçların yönetimi şirketin asıl işi olmadığı için sürekli aksaklıklar yaşanır. Kışın sert geçtiği bir Ankara sabahında arıza yapan şirkete ait bir minibüs, onlarca personelin yolda kalmasına, üretim hattının durmasına ve krizin saatlerce çözülememesine neden olur.
Dış Kaynak (Outsourcing) Kullanımının Avantajları
İşte bu noktada, şirketlerin lojistik yükünü omuzlarından alan ve bu süreci yönetilebilir, sabit bir işletme giderine (OPEX) dönüştüren profesyonel ankara personel servisi çözümleri devreye girmektedir. Ulaşım sürecini alanında uzman, köklü bir firmaya devretmek (Outsourcing), şirket yöneticilerine kendi ana faaliyet alanlarına (core business) odaklanma özgürlüğü sunar.
Kurumsal bir taşıma partneriyle çalışmanın en büyük güvencesi “Kriz Yönetimi” becerisidir. Profesyonel filolarda, şehrin stratejik noktalarında daima “Nöbetçi Yedek Araçlar” bekletilir. Olası bir lastik patlaması veya mekanik arızada, yedek araç dakikalar içinde konuma ulaşarak personeli teslim alır. İşveren için mesai kaybı yaşanmaz, personel için ise mağduriyet saniyeler içinde çözülmüş olur.
İşveren Markasına Katkısı ve Çalışan Motivasyonu
İşveren markası, şirketinizin dışarıdan ve içeriden nasıl algılandığıdır. Fabrikanızın veya plazanızın önüne yanaşan yeni model, geniş diz mesafeli, içi pırıl pırıl, ısıtma ve soğutma sistemleri kusursuz çalışan araçlar, personelinize şu mesajı verir: “Biz sizin konforunuza ve güvenliğinize değer veriyoruz.” Sabahları güne sıcak ve konforlu bir koltukta dinlenerek başlayan, trafik stresinden uzak kalan personelin iş yerine ulaştığındaki enerjisi maksimum seviyededir. Bu durum, iş kazası risklerini azaltır, üretimdeki hata payını düşürür ve çalışanların iş yerinde geçirdikleri verimli süreyi artırır.
Yasal Risklerin Transfer Edilmesi
Ayrıca işin çok kritik bir hukuki boyutu vardır. Ankara Valiliği ve UKOME’nin belirlediği katı kurallar gereği, personel taşıyacak araçların tahditli “C Plaka” ruhsatına sahip olması, şoförlerin Psikoteknik ve SRC2 belgelerini barındırması mecburidir. Kurumsal bir çözüm ortağı ile anlaştığınızda, olası bir trafik kazasında veya denetimde karşılaşılacak tüm yasal, cezai ve sigorta (Ferdi Kaza) yükümlülüklerini de karşı tarafa transfer etmiş olursunuz. İşveren, ağır rücu davalarından ve idari para cezalarından tamamen korunur.
Sonuç olarak; rekabetin zirve yaptığı Ankara iş dünyasında rakiplerinizden bir adım öne çıkmak ve şirketinizin üretim hızını kesintisiz kılmak istiyorsanız, ulaşımı basit bir masraf kalemi olarak görmekten vazgeçmelisiniz. Yasal prosedürlere tam uyumlu, teknolojik altyapısı güçlü (GPS destekli) ve konfor odaklı bir ankara personel taşıma organizasyonu kurmak, işletmenizin geleceğine ve insan kaynağına yapacağınız en değerli stratejik yatırımdır.