Gelişim Ligleri’nde geri sayım

Edirne Birlik Spor’un  U14 – U15, Trakya Kartalları ile güç birliğine giden Şükrüpaşa Spor Kulübü’nün U14 – U15 – U16 – U17 yaş gruplarında mücadele edeceği Gelişim Ligleri’nde 2025-2026 Sezonu 13 Eylül 2025 Cumartesi günü U14 ve U15’lerde oynanacak karşılaşmalar ile başlayacak. Daha önce esamesi okunmayan Edirnespor’un TFF’nin resmi internet sitesinde U14 ve U15 Gelişim Ligleri’nin fikstüründe yer alması ise şaşkınlık yarattı.  

TFF tarafından yayınlanan fikstüre göre U14 Gelişim Ligi’nde Edirne Birlik Spor ile maçında Çerkezköy 1923 Spor Kulübü’nü konuk ederken, Edirne Şükrüpaşa Spor  ilk maçında deplasmanda Çerkezgücü Spor, Edirnespor da ilk maçında yine deplasmanda Beylikdüzü Yakuplu Spor ile karşı karşıya gelecek.

U15 Gelişim Ligi’nde Edirne Şükrüpaşa Spor deplasmanda Çerkezgücü Spor, Edirne Birlik Spor deplasmanda Çerkezköy 1923 Spor Kulübü ve Edirnespor da deplasmanda Beylikdüzü Yakuplu Spor ile karşılaşacak.

U14 Gelişim Ligi Play-Off’larının 15 Mart – 15 Nisan 2026,  final müsabakalarının ise 20-26 Nisan 2026 tarihlerinde yapılması planlanıyor.

U15 Gelişim Ligi Play-Off’larının 15 Mart – 15 Nisan 2026, final müsabakalarının ise 27 Nisan-3 Mayıs 2026 tarihlerinde yapılması planlanıyor.

U16 VE U17 21 EYLÜL’DE

Edirne Şükrüpaşa Spor’un mücadele edeceği U16 ve U17 Gelişim ligleri ise 21 Eylül Pazar günü oynanacak karşılaşmalar ile başlayacak. Edirne Şükrüpaşa Spor aynı gün her iki kategoride  Büyükçekmece Belediye Spor’u konuk edecek.

U16 Gelişim Ligi Play-Off’larının 6 Nisan – 1 Mayıs 2026, final müsabakalarının ise 4-10 Mayıs 2026 tarihlerinde yapılması planlanıyor.

U17 Gelişim Ligi Play-Off’larının 6 Nisan – 14 Mayıs 2026, final müsabakalarının ise 18-24 Mayıs 2026 tarihlerinde düzenlenmesi öngörülüyor.

U14 GELİŞİM LİGİ

3.Grup 1.Hafta, 13 Eylül                                 

Çorlu Belediye Futbol Kulübü  – Prestij Atletik Spor Kulübü

Büyükçekmece Belediye Spor – Lüleburgaz Atletik Spor

Edirne Birlik Spor – Çerkezköy 1923 Spor Kulübü       

Arkent Arnavutköy Belediyesi Futbol Sk – İstanbul Beylikdüzüspor     

Çerkezgücü Spor – Edirne Şükrüpaşa Spor       

Kepezspor – Granny’s Waffles Kırklarelispor   

Çorlu Spor 1947 – Silivrispor   

Beylikdüzü Yakuplu Spor – Edirnespor

U15 GELİŞİM LİGİ

3.Grup 1.Hafta, 13 Eylül                                            

Arkent Arnavutköy Belediyesi Futbol Sk – İstanbul Beylikdüzüspor     

Çorlu Spor 1947 – Silivrispor   

Büyükçekmece Belediye Spor – Lüleburgaz Atletik Spor         

Kepezspor – Granny’s Waffles Kırklarelispor   

Çerkezgücü Spor – Edirne Şükrüpaşa Spor       

Çerkezköy 1923 Spor Kulübü – Edirne Birlik Spor

Beylikdüzü Yakuplu Spor – Edirnespor

Çorlu Belediye Futbol Kulübü – Prestij Atletik Spor Kulübü

U16 GELİŞİM LİGİ

3.Grup 1.Hafta, 21 Eylül                                 

Bahçelievler Olimpik Spor Kulübü – Çorlu Belediye Futbol Kulübü

Küçükçekmece İdman Yurdu Spor Kulübü – Silivrispor

Prestij Atletik Spor Kulübü – İstanbul Trabzonspor      

Büyükçekmece Gençordu Spor – Granny’s Waffles Kırklarelispor         

Edirne Şükrüpaşa Spor – Büyükçekmece Belediye Spor

Fevzipaşaspor – Süleymanpaşa Namık Kemal Spor

Çanakkale Gençlerbirliği Spor – Tekirdağspor

U17 GELİŞİM LİGİ

3.Grup 1.Hafta, 21 Eylül                                            

Bahçelievler Olimpik Spor Kulübü – Çorlu Belediye Futbol Kulübü

Küçükçekmece İdman Yurdu Spor Kulübü – Silivrispor

Prestij Atletik Spor Kulübü – İstanbul Trabzonspor      

Büyükçekmece Gençordu Spor – Granny’s Waffles Kırklarelispor          

Edirne Şükrüpaşa Spor – Büyükçekmece Belediye Spor

Fevzipaşaspor – Süleymanpaşa Namık Kemal Spor

Çanakkale Gençlerbirliği Spor – Tekirdağspor

‘Mutlak buhran’

1992’de yeniden kurulan CHP’de parti içi muhalefet hiç olmamıştır, mugalatadır; genel merkezi  ele geçirmek/elde tutmak için hiziplerin birbirleriyle mücadelesi  vardır.  

Parti içi muhalefetten anlaşılması gereken ise:  olumlu yönde alternatif teşkil etmektir.                                   Öncelikle parti programı, tüzük üzerinden yürüyen öneriler ortaya koymak,  parti politikalarına yönelik fikir üretmek ve bunları örgütte tartışmaya açmaktır.

Sanki bu yapılıyormuş gibi davranan hizip başları için genel merkez yönetimini ele geçirmek, aslında  esas hedeftir.  Bunun için de örgüt içinde yandaş devşirmek, hizip başlarının parti içi çalışmalarında önemli bir yer tutar.

Haliyle parti içi bu çekişme CHP’nin iktidar yolunda en büyük engeldir. Genel merkezde konuşlanmak, muktedir olmak, parti içinde kendine yandaş oluşturarak koltuk kapmak/korumak,  partinin etinden, sütünden, tırnağından faydalanmak,  işte bu konforlu, bireysel çıkarları önceleyen siyaset biçimi, CHP’yi muhalefet partisi konumuna mahkûm etmiştir.      

Baykal’ın, “kavgalı eve kız verilmez” diyerek mutlak iktidarını ilan ettiği 2000’li yılların başında Murat Karayalçın, Fikri Sağlar, Ertuğrul Günay, Ercan Karakaş gibi hizip başlarını nasıl etkisizleştirdiğini hatırlayacak halen çok CHP’li vardır.  

Baykal parti içi mutlak iktidarda başarılıydı fakat CHP’yi iktidar alternatifi bir parti yapamadı,                                  

10 yıl boyunca belagata dayalı CHP’yi yönetti; AKP’nin değirmenine su taşımış oldu.

AKP karşısında imtiyaz kaybına uğrayan güç odaklarının CHP’yi iktidar alternatifi bir parti yapmak üzere kolları sıvadığı, bu köşenin iddiaları arasındadır.

Önce bir kaset operasyonuyla Deniz Baykal tasfiye edildi, yerine kafasına Ecevit şapkası geçirilen ‘Proje Kemal’ yeni genel başkan yapıldı. Aydın Doğan medya grubu, CHP’deki bu hareketliliği iktidar değişikliğinin ayak sesleri olarak pompaladı, yer gök inledi. 

Sonra mı ne oldu?

Çok iyi hatırlayacağınız gibi, ‘Proje Kemal’, muhabbetli  6’lı masa ile girilen seçimi kaybetti.                      

O da 13 yıl boyunca AKP’nin önünü kesemedi.                                                                                                                   

Doğrudur, güç odaklarının projesi sonuç vermedi,‘Proje Kemal’in son kullanma tarihi de doldu, önceden hazırlanan B planı devreye sokuldu.

2024 yerel seçimlerine hüsrana uğramış, karamsarlığa sürüklenmiş bir CHP seçmeni ile girilemezdi, umut yaratmak şarttı.

“Değişim” sloganı altında Kemal Bey’in başarısız genel başkanlığında önemli görevler üstlenmiş Özgür Özel genel başkan yapıldı. Elbette ‘esas oğlan’, çekim merkezi:  Ekrem İmamoğlu idi.       

Özgür Özel önce biraz bocaladı, yumuşama/normalleşme laflarıyla iktidara çiçek uzattı.                      

Kısa sürdü çünkü iktidarın ülke yönetim anlayışının temelinde toplumu kutuplaştırmak/germek yattığını, 2002’de dünyaya gelmiş çocuklar bile fark edebiliyordu.

Özgür Özel  de şekilsel davrandığını tabii ki biliyordu lâkin proje gereği CHP’nin oy havuzunu genişletmek, AKP seçmeninden de oy devşirmek lazımdı, tutarsızlığın lafı mı olurdu.

Özgür Özel’in cevval genel başkanlığı -köşeye sıkışan kedi misali- CHP belediyelerine yönelik operasyonlar sonucudur.  İmamoğlu’nun görevden uzaklaştırılması,  19 Mart vakası, bardağı taşıran son damla olmuş; eşyanın tabiatına aykırı yumuşama/ normalleşme edebiyatından keskin bir muhalefet diline geçilmiştir. Bu kez ise köşeye AKP sıkışmıştır; şimdi o tırmalamaktadır.

 CHP’deki yapısal sorunların doğurduğu sonuçlar maharetle kullanılmaktadır ve yaşananların açıkça gösterdiği gibi CHP’nin aktif/etkin siyaseti, toplumsal muhalefeti genişletmesi, diri tutması iktidarı sarsmaktadır. CHP’nin etkisizleştirilmesine dönük adımların sertleştiğini görüyoruz.

Bu köşede demokratik siyasetin ülke için önemini vurgulayan sayısız yazıya tanıksınız. Demokratik siyasetin ülkede –sandık demokrasisinden söz etmiyoruz- zemin bulmasında CHP’nin önder niteliğini hep hatırlattık. Ve fakat: CHP’nin demokratik/saydam(dürüst yönetilmediğini, demokratik siyasetin önce CHP’de tesis edilmesi gerektiğini anlatmak için de çok mürekkep sarf ettik.

Gürsel Tekin CHP’deki yapısal sorunların bariz bir sonucudur

Kayyım Gürsel, Kılıçdaroğlu oligarşisinin has elemanlarındandı. Gerçi bir ara ‘Proje Kemal’in kendisine düşkünlüğünde azalma olunca genel sekreterlik görevini bırakmıştı biraz da artizlik (artistlik değil) yaparak. Bu kifayetsiz muhterislerin en büyük korkusu muktedir konumlarının aşınmasıdır. Hep muktedir kalmak, CHP’nin etinden/sütünden/tırnağından yararlanmak adeta bir yaşam biçimidir onlar için. Siyaset, bir koltuk, ayrıcalık, zenginleşme kapısıdır.

Atatürk’ü, Cumhuriyetin değerlerini kendilerine siper yaparlar türlü madrabazlıklarını örtmek için. CHP onlar, onlar CHP demektir. 

Kahir ekseriyetteki Cumhuriyet Halk partililer ise yapısal sorunların aşılması için çabalamak yerine bir muktedir partilinin koltuk altına girerek boyunu büyütmenin, güdük çıkarların peşindedir. Partilerindeki bozuk düzenin sakil sonuçları karşısında ise deve kuşu gibi kafalarını kuma gömerler. ‘Hain’ ilan etmede çok beceriklidirler ancak CHP’den neden bu kadar ‘hain’ çıktığına kafa yormakta tembel davrandıkları da ortadadır.  

Daha dün Özlem Çerçioğlu’na ateş püskürenler, bugün Gürsel Tekin’e aynısını yapıyorlar. Oysa ikisi de el üstünde tutulan kıymeti kendinden menkul möhim (mühim değil) şahsiyetler değil miydi?

Say say bitmez: Baykal koltuğu bıraktığı için gözyaşlarına boğulan Savcı Sayan şimdi nerede? Atatürkçü, Cumhuriyetin yılmaz savunucusu, haykırırken boyun damarları şişen Teğmen Çelebi, CHP genel başkanlığına layık görülen Metin Feyzioğlu nerede, neler anlatıyorlar?

Sorunu bu arızalarda değil, bu arızaları doğuran yapıda aramak gerektiğini önce anlamak zahmetine katlanacak Cumhuriyet Halk Partililer eğer hep dile getirdikleri gibi bu ülkenin aydınlık geleceğini temsil ediyorlarsa…

Evet, öğrenilmiş/öğretilmiş çaresizlik içindeki CHP üyesinin önce kafasını kumdan çıkarıp kök sorunları kavramak ve çözüm için kolları sıvaması icap etmektedir. Hamaset/gösteri/ajitasyon siyasetine kendini kaptırmamalı, oyalandığının farkına varmalıdır.

CHP’deki oligarşik yönetim tarzının son bulması, demokratik/saydam/dürüst bir parti yönetimi için irade ortaya koyması gerekmektedir.

Son günlerde yaşananların tasfiye edilen Kılıçdaroğlu oligarşisi ile parti yönetimini ele geçiren İmamoğlu oligarşisi arasındaki parti içi iktidar kavgasından kaynaklandığını, iktidarın da bunu kendi lehine kullandığını artık kavramalıdır. 

Mahalle delege seçimlerinde neden çarşaf liste üzerinden nispi temsil yöntemi uygulanmadığını, anahtar liste utanmazlığına yol verildiğini de sorgulamayı ihmal etmemelidir. 

Örneğin, örgütsel bütünlüğü, örgüt dinamiğini, kolektif parti pratiklerini umursamayan, CHP üyesini yük taşıyıcı varlık yerine koyan,  genel merkez oligarklarından neden hiç hesap sorulmaz da onlara yanaşmak için can atar çokça partili?   

Hadi gelin sorunun sebep kısmını biraz derinleştirelim, meseleye sermaye sistemi zeminde yaklaşalım…

Devleti yöneten siyasi partilerin kontrol altında tutulmasında parti içi işleyişin antidemokratik yürümesi, lider oligarşisi, istenen parti yönetim tarzıdır.

Nasıl ki kapitalizm insanlarda işsizlik ya da statü kaybı endişesiyle oluşan rekabete dayalı bir sosyal-psikolojik alan üzerinden toplumu manipüle ediyor, yönlendiriyorsa; siyasi partilerin merkezi bir yapıda olması da kapitalist düzenin bir çıktısıdır.

Bu öyle bir hal almıştır ki,  demokratik, saydam, liyakata dayalı parti işleyişinin hiçbir önemi kalmamıştır. Belirleyici ölçüt: güçlü birine yanaşmak, himayesine girmek ve tiyatroda biçilen rolü güzelce oynamaktır.

Biraz ün/unvan, oturacak bir parti yönetim koltuğu, hiç olmazsa koltuğun kolçaklarına tutunacak bir pozisyonu, milletvekili/belediye başkanı/meclis üyesi gibi temsil görevlerini yaşamın yegâne anlamı gören o kadar çok siyasi aktör var ki, tiyatroya oyuncu bulmayı da ziyadesiyle kolaylaştırmaktadır.                

Bu tiyatroda yer almak için sırada bekleyen, “gönüllü kulluk” yapmak için yanıp tutuşan figüran da çok tabii. Yandaşlık, goygoyculuk gibi ‘meziyetleri’ utanmadan siyasi parti kimliği ile örtüştürürler, siyasi partileri kontrol altında tutan çarkları yağlama görevini zevkle üstlenirler. 

Bu tıynetteki partililerin diğer bir muhterem özelliği ise, siyasal yoldan bir imtiyaza sahip olmalarıdır. Şahsen kendisi veya bir akrabası devlet kurumlarından birine yamanmıştır. İmtiyazlı bir iş için belediyelerin biçilmiş kaftan olduğunu bilmeyen yoktur.                                                                                          

Parti merkezine yerleşmiş, bir kısmı da yerleştirilmiş oligarkların işlerini kolaylaştıran, himayeci/kayırmacı/yanaşmacı, siyasi etik değerlerle bağdaşmayan yönetim tarzına meşruiyet sağlayan bu elverişli partililer sayesinde parti işleyişindeki sorunlar kanıksanır, normal karşılanır.

Tartışan/sorgulayan örgüt, oligarşik yapının işleyişinde ayak bağıdır. Örgütsel bütünlük çok tehlikelidir, hiç istenmez. Bizden olanlar-olmayanlar ayrımının, örgüt içi kutuplaştırmanın/ötekileştirmenin bilinçli şekilde devrede tutulması,  “böl ve yönet” kadim kuralının bir icabıdır ve zevkle uygulanır.

PM/MYK üyesi,  milletvekili, belediye başkanı, meclis üyesi konumundaki bazı parti muktedirleri de bu planlı programlı parti işleyişini merkezden yerele taşımakla mükelleftirler.

Parti içi iktidarı elden kaçırmamakla görevli oligarklar adına ‘aşağıdaki figüranları’ formatlama, kullanma ve kontrol altında tutma sorumluluğunu üstlenirler.

Güç odaklarının parti üzerinde vesayetinin söz konusu olamayacağı; gücünü halkla iç içe örgüt iradesinden alan bir yönetim anlayışı/tarzı, CHP için kaçınılmazlaşmıştır.

Bunun için de partililerin böylesi bir hedefi önlerine koyup kararlılıkla yönetsel ve örgütsel sorunların üzerine gitmesi gerekmektedir. Yani, CHP’de demokratik/saydam/dürüst yönetim anlayışı ve biçimi için partililerin değişim iradesi ortaya koyması, partilerini vesayet altından kurtarmaları şarttır.

Evet, gerçek DEĞİŞİM ve YENİLENME yeni yüzlerin yönetime gelmesiyle değil; yapısal sorunların çözülmesi, siyasi etik değerlerin kurumsallaşması yönünde irade/kararlılık/icraat ortaya koyan bir parti yönetim anlayışının kendini göstermesiyle mümkündür.

Hiç kuşku yok ki CHP’nin konjonktür kaynaklı önceliği, safları sıklaştırarak iktidar yolunda yürümektir.   

KONUKLARINIZIN SESİ 379

            Son yazımızda bilgiyi, “Ne? , Nasıl? , Neden?” sorularının yanıtı diye basitçe tanımlamıştık. Bu tanım basit ama “efradını cami, ağyarına mani” yani basit veya karmaşık her bilgi bu tanımın içinde ve bilgi diyemeyeceğimiz her şey bu tanımın dışında. Olumsuz en önemli örnek, inanç. İnançta bu üç sorunun hiçbirini soramayız. Şüpheyle karşıladığımız her söylemde de üç sorumuzun yanıtını bulamayız…

            Son yazımızda bazı basit ve bağımsızlık dönemimizden bazı politik örnekler de vermiş, günümüzde çok etkin ‘bilgi kirliliğin’den söz etmişiz. Ama kanımızca, bilgi kirliliğinin de bu denli etkin olduğu dönemimizde, bilgi ile ilgili irdelemelerimizi çok daha geliştirmeliyiz. Örneğin, “bilgi türlerini, bilgi kaynaklarını, bilgiye ulaşımı, …” tek tek ele almalıyız. Somutluktan ayrılmamak için şöyle bir yöntem izleyeceğiz: Bilgiyi konulara ayıracak, bilgi tür ve kaynaklarını, bilgiye ulaşımı konular içinde ele alacağız. Çıkarımlarımızın kesin olduğunu söylemiyoruz. Biz bilgimizi sunalım, siz aklınıza uyanları benimseyin.

                                   TIPLA İLGİLİ BAZI GENEL BİLGİLER

            Tıpla ilgili yazacaklarımızın kaynakları: Deneyimimiz, uzmanlardan ve yazılı kaynaklardan öğrendiklerimiz, özellikle de (en ünlü tıp kitabı) Harrison’un İç Hastalıkları’nın İlkeleri (Principles of Internal Medicine-T. R. Harrison. 2022. 21st ed. First edition 1950)

            1) Güveneceğiniz bir Aile Hekimi arayın. Onun önereceği aralıklarla ona gidin ve yine onun önereceği tahlilleri yaptırın. Öğütlerine uyun. Rahatsızlandığınızda önce aile hekiminize gidin. Sizi uzman hekime o yönlendirsin.

             (Aile hekiminin işlevini romanlaştırmış A. J. Cronin’in yazdıklarını okumanızı öneririz.)

             2) Tıbbın iki temel prensibi: a) Tıbbın asıl amacı hastalığı önlemek ve hastalık olunca da onu kısa zamanda teşhis etmek ve etkin bir tedaviyi sağlamak. b) Hasta bakımında sağlıkçı ve hasta arasındaki güvenli bir ilişki merkez oluşturur. (Harrison) Bu ilkeleri biz de benimsemeliyiz.

            3) Harrison’un ilk basımlarında, “Pozitif teşhis olmaz”. Yani hekim hastanın rahatsızlığını öğrendikten sonra her olasılığı düşünüp, eleye eleye doğru teşhise ulaşmalı diyordu. Bugün tıp teknolojisindeki gelişmeler hastalığı tanıma, teşhis, tedavi ve önlemeyi değiştirdi. Yine de bizi yarım dinleyip hemen ilaç yazan hekime güvenemeyiz. Unutmayalım ki tıp, tüm çalışmalara, gelişmelere karşın, belirsizlikler içeren bir bilgi alanı. Bu nedenle tabiplerin hata yapma olasılıkları söz konusu. Üstelik ameliyatlar bilgi yanında beceri de gerektiriyor. Bu nedenle hekim seçiminde titiz davranmalı. Sonuç alamadığımızda hekim değiştirmeliyiz.

            4) Sağlığımızla ilgili danışmanlarımız öncelikle aile hekimimiz ve onun yönlendirdiği uzmanlar olmalı. İnternetten yararlanarak teşhislerde bulunmaktan kaçınmalıyız. Analiz yeteneğimize güveniyorsak hekim teşhislerini denetlemede internetten yararlanabiliriz ama bu tür bulgularımızı yine de aile hekimimizle tartışmalıyız.

             Tıbbi bitkilerle ilgili çok sayıda kitap var. Ama ıhlamur, adaçayı, nane, maydanoz gibi zararsızlığı denenmişler dışındaki tıbbi bitkileri aile hekimimize danışmadan kullanmamalıyız. Bir hekimle uyuşmazlık durumunda tek yolumuz hekim değiştirmek olmalı.

            5) Harrison, “Klinik farmakolojinin (yani tedavide ilaç kullanımının) ilkelerini, iki önemli amaç: a) İnsana verildiğinde ilaç etkisinin nasıl bir değişiklik sağlandığının betimlenmesi. b) Eldeki ilaçlarla tedaviyi daha başarılı kılmak amacıyla bu değişikliğe neden olan mekanizmanın belirlenmesi diye açıklıyor. Harrison hekimler için yazmış. Bizim buradan çıkarımımız, ilaç kullanımında çok titiz davranmamız gerektiği, bize bir hekimce ilaç yazıldığında aile hekimimize ve varsa güvendiğimiz başka hekimlere de danışmamız gerektiği.

               Ülkemizde ilaç kullanımında daha önemli bir sorun söz konusu. Eczanelerde bile satılabilen sahte ilaçlar. Bu, ilaç kullanımında titizlik gereksinimini bir kat daha arttırıyor.

              6) Sağlığa aykırı birçok madde içeren bir ortamda, ayrıca beslenme yoluyla birçok zararlı madde alıyorsak sağlığımızı nasıl koruruz? Öncelikle vücudumuzu saran derimiz ve organlarımızı saran tabaklar bizi koruyor. Ayrıca olumsuz dış etkenlerle savaşan bir direnç sistemimiz (immune system) var. Bunu denetleyen salgılar (hormonal system). Onu denetleyen de merkezi beyin olan sinir sistemimiz (nervous system). Hücrelerimizin üreme ve yönetim merkezi DNA nın yapısını belirleyerek Nobel ödülü alanlardan biri olan Crick çok daha ileri şeyler söylüyor: “Siz; neşeleriniz, üzüntüleriniz, anılarınız ihtiraslarınız, benlik ve özgür irade duygularınız ile aslında çok sayıda sinir hücresinden (nörondan) ve bunlarla ilişkili moleküllerin bir arada davranışından ibaretsiniz.

            Tüm bu yarı bilimsel anlatımın özeti ise, “Sinirliyseniz, mutsuzsanız sağlıklı kalamazsınız.”

          (DNA’nın bulunuşunu anlatan J. Watson’un ‘İkili Sarmalı’nı ve F. Crick’in ‘Şaşırtan Varsayımı’nı okumanızı öneririz.)

                                                                                                                                     Sağlıcakla,       

ATEŞE POSTALAMA

Akıl, mantık işletmeyi zahmet sayanları; yani beyin kalpazanlarını, ŞEYTAN, ATEŞE POSTALAMAYI ÇOK SEVER!..
Hani, “Bana dokunmayan yılan bin yaşasın!..” diyenleri siz de çok duymuşsunuzdur. Bu söz, MAZLUMU EZEN ZALİME KARŞI, ZALİMİN YANINDA OLMAYI İFADE EDER!..
Net ve apaçık, anlamı budur!..
Ama bilmezler, bu söz ve tavrın hak edişi, eninde sonunda o zalimin, zalimliğini seyredeni de mahvedeceğini!..
“Bana dokunmayan yılan bin yaşasın!..” sözünde, yılan, şeytani bir amaçla kullanılmıştır!..
Aslında bu sözün gerçeği, “BANA DOKUNMAYAN KAHPE BİN YIL YAŞASIN!..” demektir.
Şeytani amelinize yılanı karıştırmayın. Yılan sessiz, masum, canla başla yapar doğada ki kutsal vazifesini, “Yaratan’dan Ötürü” bilesiniz!.. Onu ezip, öldürebilirsiniz, ama asıl kendinizi ezip, öldürdünüz, bilin. O masumun sadece fiziğini ezdiniz, ama ruhunu ezemezsiniz, işte asıl can o ruh, giriş kapısında sizi hakkını almak için bekliyor olacak!..
Şimdi bu söze gülebilirsiniz, o zaman anlayacaksınız, mazluma, yılana değil de, kendinize ettiğinizi!..

Yılan masumunu, “Canavar” diye karıştırmayın işin içine, öyle hainlerle bir benzerliği asla olmaz o masumların!..

Kuran’ı Kerim. Sure 8/Ayet 22, 23:
Zira Allah katında yeryüzünde yürüyen canlıların en şerlisi, sağır ve dilsizlerdir ki, hakkı akıl etmezler. Allah onlarda bir iyilik olduğunu bilseydi, elbette onlara işittirirdi. Onlar işittirseydi de yine yüz çevirip dönerlerdi.

‘Önce AYM kararlarını uygulayın’

Edirne Milletvekili Ahmet Baran Yazgan, AKP Edirne Milletvekili Fatma Aksal’ın açıklamalarına cevaben, “Mahkemeler henüz karar vermemişken ‘yolsuzluk’ ithamında bulunmanız, hukukun en temel ilkesi olan masumiyet karinesini yok saymaktır” ifadelerini kullandı.

Milletvekili Baran Yazgan, “İktidar temsilcileri, muhalefete hukuk dersi vermeye kalkmadan önce dönüp kendi sicillerine bakmalıdır” diyerek şunları kaydetti:

“Sayın AKP Edirne Milletvekili Fatma Aksal’ın açıklamalarına cevaben bazı hususları hatırlatmak isterim:

Mahkemeler henüz karar vermemişken ‘yolsuzluk’ ithamında bulunmanız, hukukun en temel ilkesi olan masumiyet karinesini yok saymaktır. Anayasa’nın açık hükmüne göre ‘Suçluluğu hükmen sabit oluncaya kadar kimse suçlu sayılamaz.’ Siz daha karar çıkmadan insanları suçlu ilan ederek hem hukuka aykırı davranıyor hem de iftira atıyorsunuz.

‘Hiç kimse kanunun üstünde değildir’ diyorsunuz; doğru, ama bu söz en başta sizin iktidarınız için geçerlidir. Anayasa Mahkemesi kararlarını uygulamayan, ‘kararına saygı duymuyorum, uymuyorum da’ diyerek hukuk tanımazlığı açıkça ilan eden bir iktidarın mensubu olarak bize hukuk dersi veremezsiniz. Eğer samimiyseniz, önce iktidarınızın yıllardır çiğnediği AYM kararlarını yerine getirin.

Bahsettiğiniz ‘mahkeme kararı’, yetkisi olmayan bir asliye hukuk mahkemesinin verdiği yok hükmündeki bir karardır. Parti kongrelerini yalnızca Yüksek Seçim Kurulu denetler. Bugün aynı durum AK Parti’nin kongresi için yaşansaydı, siz buna boyun eğer miydiniz? Elbette itiraz ederdiniz. Biz de hukuksuz kararlara teslim olmayacağız. Hukuka saygı, adaletsizliğe boyun eğmek değildir.

Unutmayın, devletin gücü hukuktan gelir. Polis anayasanın ve kanunların emrindedir, iktidarın siyasi hesaplarının değil. Halkın demokratik tepkisini ‘hukuka meydan okuma’ diye damgalamaya çalışmak beyhude bir çabadır.

Sonuç olarak: İktidar temsilcileri, muhalefete hukuk dersi vermeye kalkmadan önce dönüp kendi sicillerine bakmalıdır. Biz Cumhuriyet Halk Partisi olarak hukukun üstünlüğünü, demokrasiyi ve milletimizin hakkını sonuna kadar savunacağız. Hiçbir tehdit ve iftira, bu mücadeleden bizi geri adım attıramaz.”

Vali Sezer Yıldırımlılarla buluştu

Olgay GÜLER

Edirne Valisi Yunus Sezer, ‘Mahalle Buluşmaları’ kapsamında, Yıldırım Hacı Sarraf Mahallesi ve Beyazıt sakinleriyle bir araya gelerek, sorunlarını dinledi.

Vali Sezer, ‘Mahalle Buluşmaları’ programına, önceki akşam Yıldırım Hacı Sarraf Mahallesi ve Beyazıt ’yle devam etti. Vali Sezer’e ziyaretinde İl Emniyet Müdürü Onur Karaburun, Vali Yardımcısı ve Özel İdare Sekreter Vekili Eyyüp Batuhan Ciğerci, İl Milli Eğitim Müdürü Ferhat Yılmaz, Yıldırım Hacı Sarraf Mahallesi Muhtarı Rıza Ürütükçü ve Yıldırım Beyazıt Mahallesi Muhtarı Fuat Tabakpehlivan eşlik etti.

Çok sayıda mahalle sakininin katıldığı, mahallede bir kahvehane bahçesinde gerçekleştirilen programda valilik bünyesinde yürütülen çalışmalar hakkında bilgiler verilirken, mahalledeki asayiş, eğitim, sağlık ve altyapı konuları başta olmak üzere muhtarlar ile mahalle sakinlerinin taleplerini dinlendi. Vali Yunus Sezer, kurum müdürlerine isteklerin ve ihtiyaçların en kısa sürede giderilmesi için talimat verdi.

Evrim’in adı yaşatılacak

Edirne Belediyesi Cumhuriyet Mahalle Muhtarı Selma Er Oluçay’ın trafik kazasında yaşamını yitiren kızı Evrim Oluçay’ın adı yaşatılacak. Mahalle muhtarlığunun yanında belediyece oluşturulacak alana fidan ekimine başlanıyor.
Edirne Belediye Başkanı Avukat Filiz Gencan, dün fidanalrın dikileceği alanda Belediye Başkan Yardımcısı Gökce Onur Öktem, Park ve Bahçeler Müdürü Pınar Kırımlı Tabak ve Muhtar Selma Er Oluçay ile birlikte inceleme yaptı.


Başkan Gencan, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, “Cumhuriyet Mahalle Muhtarımız Selma Er Oluçay’ın biricik kızı Evrim Oluçay’ın hatırasını yaşatmak için muhtarlığımızın hemen yanında oluşturduğumuz alanı geleceğe nefes olacak fidanlarla buluşturuyoruz. Diktiğimiz her fidanla birlikte Evrim’in adı, toprağa hayat, gönüllere umut olarak varlığını sürdürecek” dedi.
Çanakkale’nin Yenice ilçesinde iki otomobilin çarpışması sonucu, aralarında Edirne’nin Cumhuriyet Mahallesi Muhtarı Selma Oluçay’ın kızı Evrim Oluçay’ın aralarında olduğu 6 kişi yaşamını yitirmişti.

Okul kantinlerine denetim

2025-2026 Eğitim-Öğretim Yılının başlamasıyla birlikte Edirne Belediyesi, öğrencilerin sağlıklı ve güvenli gıdaya ulaşabilmesi amacıyla okul kantinlerinde denetimlerini başlattı.

Zabıta Müdürlüğü ve Gıda Denetim Birimi ekiplerinin ortaklaşa yürüttüğü çalışmalarda; gıda mühendisi, veteriner hekim ve zabıta personeli görev alarak kantinlerde hijyen koşullarını, ürünlerin son kullanma tarihlerini, fiyat tarifelerini ve mevzuata uygunluklarını titizlikle inceliyor.

Edirne Belediye Başkanı Av. Filiz Gencan, yapılan denetimlere ilişkin yaptığı değerlendirmede şunları söyledi:

“Çocuklarımızın sağlığı her şeyden önce geliyor. Onların güvenilir, sağlıklı ve hijyenik gıdaya ulaşması için belediye olarak tüm sorumluluğumuzu yerine getirmeye devam edeceğiz. Eğitim kurumlarımızda yürüttüğümüz bu denetimler, sadece bir kontrol değil aynı zamanda geleceğimiz için bir yatırımdır. Sağlıklı nesiller yetiştirmek için çalışmayı kararlılıkla sürdüreceğiz.”

Edirne Belediyesi, eğitim kurumlarında gıda güvenliği konusunda denetim ve bilgilendirme faaliyetlerine kesintisiz devam edeceğini kamuoyuna duyurdu.

Belediye’den ücretsiz müzik kursu

Edirne Belediyesi, her yıl düzenlediği ücretsiz sanat kurslarını bu eğitim-öğretim yılında da hayata geçiriyor. 7 yaş ve üzeri çocukların, gençlerin ve yetişkinlerin katılabileceği piyano, keman, yan flüt, klarnet, viyolonsel, şan ve bağlama kursları için başvurular 15-19 Eylül tarihleri arasında alınacak. Yetenek sınavı ise 27-28 Eylül tarihlerinde yapılacak.

Yetenek sınavında başarılı olan öğrencilerin listesi Edirne Belediyesi’nin resmi web sitesinde ilan edilecek. Kurslara katılacak öğrenciler, müzik eğitmenlerinden oluşan komisyon tarafından değerlendirilecek ve kendilerine en uygun enstrüman ile eğitimlerine devam edecek. Kurs süresi bir yıl olacak ve her öğrenci haftada bir gün, birebir derslerle eğitim alacak.

Edirne Belediye Başkanı Av. Filiz Gencan, konservatuvar kurslarının tüm vatandaşlar için önemli bir fırsat olduğuna dikkat çekerek “Ulu Önderimiz Mustafa Kemal Atatürk, sanatı ve sanatçıyı Cumhuriyetimizin en önemli temellerinden biri olarak görmüştür. Onun ‘Sanatsız kalan bir milletin hayat damarlarından biri kopmuş demektir’ sözü bizler için yol göstericidir. Biz de Edirne Belediyesi olarak, Ata’mızın gösterdiği bu yolda sanatın ışığını çocuklarımızın, gençlerimizin ve tüm vatandaşlarımızın hayatına taşımaya kararlıyız. Her yıl ücretsiz düzenlediğimiz konservatuvar kurslarımızla, gençlerimizin yeteneklerini keşfetmelerine ve müzikle büyümelerine katkı sunuyor; sanatın iyileştirici ve birleştirici gücüne inanıyoruz. 7’den 70’e tüm vatandaşlarımızı bu güzel müzik yolculuğuna davet ediyorum” ifadelerini kullandı.

Edirne Belediyesi Atatürk Kültür Merkezi ve Belediye Konservatuvarı’nda verilecek kurslarda, başarılı olan öğrenciler enstrümanlarını kendileri temin edecek. Konservatuvar programında yer alan tüm derslere devam zorunluluğu bulunacak.

Gencan: ‘CHP’nin iktidar yürüyüşü engelleniyor’

Olgay GÜLER

Edirne Belediye Başkanı Filiz Gencan, CHP İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik’in görevden alınıp yerine Gürsel Tekin’in kayyum olarak atanması ve devamında il başkanlığı önünde yaşananları değerlendirdi.

Cumhuriyet Halk Partisi’nin (CHP) 8 Ekim 2023’te gerçekleştirilen İstanbul İl Kongresi’ne ilişkin mahkeme, İl Başkanı Özgür Çelik ve mevcut yönetimi görevden alırken, 196 delegenin tedbiren uzaklaştırılmasına ve kongre sürecinin durdurulmasına hükmetti. Kararın ardından İstanbul İl Başkanlığı’na kayyum olarak atanan Gürsel Tekin, günler öncesinde yaptığı açıklamanın ardından önceki gün saat 13.30 itibarıyla parti binasına geldi. Polis eşliğinde içeri giren Tekin’in gelişi sırasında bina önünde gergin anlar yaşandı. CHP’liler tarafından barikat kurulan bina çevresinde polis yoğun güvenlik önlemleri alırken, kalabalığa biber gazı ile müdahale edildi.Konuyla ilgili süreç bir yandan devam ederken Edirne Belediye Başkanı Filiz Gencan da partisinin kuruluş yıl dönümü dolayısıyla düzenlenen törende açıklamalarda bulundu.

‘GÖRÜNTÜLER HEPİMİZİ RAHATSIZ ETTİ’

Gencan, kısa süre önce İstanbul’a giderek İl Başkanı Özgür Çelik’i ziyaret ettiklerini belirterek, “İstanbul İl Başkanlığımızda yaşanan süreç de bizleri yakından ilgilendirdi. Biz, bütün belediye başkanlarımız, il genel meclis başkanımız, meclis üyelerimiz ve milletvekilimizle birlikte İl Başkanımız Özgür Çelik’i ziyaret ettik. O gün orada gerçekten Türkiye’nin her yerinden birçok vatandaşımız destek için hazır bulunuyordu. Biz görüşmemizi yaptığımızda, Özgür Başkanımız toplantılarını ve çalışmalarını sürdürüyordu. Bir taraftan sivil toplum örgütleriyle, diğer taraftan emek örgütleriyle görüşüyor, bir il başkanının yapması gereken tüm görevlerini yerine getiriyordu. Halk tarafından da büyük bir destek vardı. Ancak sonrasında ortaya çıkan görüntüler hepimizi rahatsız etti” şeklinde konuştu.

‘KABUL EDİLEBİLİR DEĞİL’

Yaşananları ‘hukuksuzluk’ olarak nitelendiren Gencan, “Şunu özellikle ifade etmek isterim ki her ne olursa olsun, Siyasi Partiler Kanunu açıktır. Diğer taraftan Anayasa’nın hükümleri de açıktır. Hiçbir parti, yalnızca Cumhuriyet Halk Partisi değil, herhangi bir siyasi parti bu tür uygulamalara maruz bırakılamaz. Bugün bu hukuksuzluk Cumhuriyet Halk Partisi’nin başına geldi, ama yarın farklı bir partinin, farklı bir muhalefet partisinin başına da gelebilir. Bu asla kabul edilebilir bir durum değildir. Bizim her zaman söylediğimiz gibi: Egemenlik, kayıtsız şartsız milletindir. Burada şunlar olamaz: ‘Belediye başkanını ben belirliyorum.’ Belirleyemezsin. ‘Cumhurbaşkanı adayını ben seçiyorum.’ Seçemezsin. ‘Bir siyasi partinin yönetimini ben tayin ediyorum.’ Edemezsin. Bunlar yanlıştır. Bu ülkemizde vicdana, hukuka ve demokrasiye inanan bütün vatandaşlarımızı rahatsız eden bir süreçtir. Bunun kabulü mümkün değildir” diye konuştu.

‘5 BİN POLİSLE GİTMEK HUKUK DEVLETİ ANLAYIŞINA SIĞMAZ’

Yaşanan gerginliğe de dikkat çeken Gencan, “Cumhuriyet Halk Partisi, köklü bir parti olarak, dayanışma içerisinde bu sürecin üstesinden gelecektir. Nasıl ki daha önce birçok zorluğun üstesinden geldiyse, bundan sonra da gelecektir. Elbette o görüntülerin yaşanmasını istemezdik. Özellikle Genel Başkanımızın da ifade ettiği gibi, Türkiye Cumhuriyeti’nin polisleriyle vatandaşlarımız ve partililerimiz arasında yaşanan arbede tahammül edilemez. Bunlar tasvip edemeyeceğimiz görüntülerdir. Ancak şunu da takdir edersiniz ki Cumhuriyet Halk Partisi’nin İstanbul İl Başkanlığı’na 5 bin polisle gitmek, ne vicdana, ne demokrasiye, ne de hukuk devleti anlayışına sığar” ifadelerini kullandı.

‘DİĞER PARTİLERİN BAŞINA GELSE DE AYNI TEPKİYİ GÖSTERİRDİK’

Meselenin partiyi korumak değil, demokrasi ve hukukun üstünlüğünün de korunması olduğuna vurgu yapan Gencan; “Üstelik bu durum yalnızca Cumhuriyet Halk Partisi’nin başına geldiği için değil, herhangi bir partinin başına gelseydi de aynı tepkiyi verirdik. Çünkü mesele sadece partimiz değil, demokrasinin ve hukukun üstünlüğünün korunmasıdır. Hak arayan, hukuka ve demokrasiye inanan herkesin yanında olmaya devam edeceğiz. Cumhuriyet Halk Partisi köklü ve güçlüdür. İnananlarıyla, partilileriyle ve halkın desteğiyle iktidara yürüyen bir partidir. Genel Başkanımızın da dediği gibi: ‘Biz halkız, haklıyız ve kazanacağız’” açıklamasını yaptı.

‘İKTİDAR YOL HARİTASINI BELİRLEMEK İÇİN TOPLANDIK’

Başkan Gencan, partinin kuruluş yıl dönümü çalışmaları kapsamında yürütülen programlara da değindi. Gencan; “Partimizin kuruluş yıl dönümü vesilesiyle uzun süredir devam eden program çalışmalarımız vardı. Bu çalışmalar çok geniş katılımla yürütüldü. Sivil toplum örgütlerinden barolara, sendikalardan akademik çevrelere kadar pek çok kesimden görüşler alındı. Evet, o gün İstanbul’da üzücü olaylar yaşanıyordu ama aynı anda biz Ankara’da belediye başkanlarımız, il başkanlarımız ve milletvekillerimizle birlikte partimizin iktidar yol haritasını belirlemek üzere toplantılar yapıyorduk. Masa çalışmalarıyla, verimli görüşmelerle ülkemizin sorunlarına yönelik çözüm önerilerimizi geliştirmeye devam ettik” dedi.

‘CHP’NİN İKTİDAR YÜRÜYÜŞÜNÜ ENGELLEME GİRİŞİMİ’

Hak arayan herkesin yanında olmaya devam edeceklerinin altını çizen Gencan, “Bizler, belediye başkanları olarak da görevlerimizi sürdürüyoruz. Ben Edirne Belediye Başkanı olarak şehrimiz için çalışmaya, hemşehrilerimiz için mücadele etmeye devam edeceğim. Ancak tekrar ifade etmek isterim ki bu yapılan hukuksuzlukları, demokrasiye aykırı tavırları kabul etmemiz mümkün değildir. Bu, Cumhuriyet Halk Partisi’nin iktidar yürüyüşünü engellemeye yönelik girişimlerdir. Fakat şunu da belirtmek isterim: Hiçbir partinin, hiçbir vatandaşın başına benzer uygulamalar gelmesin. Biz, hak arayan herkesin yanında olmaya devam edeceğiz” şeklinde konuştu.