Dubai’de Şirket Kurarak Yararlanacağınız Vergi Avantajıyla Küresel Büyüme İçin Doğru Adımı Atın

Uluslararası pazarlara açılmak, iyi bir iş fikrinin doğru lokasyonda doğru yapılandırmasıyla mümkündür. Bu noktada Dubai’de şirket kurmak, girişimciler için stratejik bir hamle olarak öne çıkar. Hem vergi avantajları hem de güçlü ekonomik yapısıyla Dubai, iş dünyasında rekabet gücünü artırmak isteyenler için cazip bir merkezdir. Bu sürecin sorunsuz ve hızlı ilerlemesi ise profesyonel bir rehberle mümkündür. Tam da bu nedenle Dubai Freezone, Dubai’de şirket kurmak isteyen girişimcilerin başvurduğu ilk isim olma özelliğine sahiptir.

Dubai’de Şirket Açmanın Uluslararası Önemi

Dubai, üç kıtanın kesişiminde yer alan jeopolitik konumuyla küresel ticaretin kalbinde bulunur. Avrupa, Asya ve Afrika pazarlarına doğrudan erişim sağlayan yapısı, burayı yatırımcılar için eşsiz kılar. Ancak Dubai’de şirket açma kararı verirken yalnızca coğrafi avantajlar etkili olmaz. Gelir vergisi muafiyeti, düşük kurumlar vergisi oranları ve güçlü bankacılık sistemi de şirketlerin kârlılığını artıran cazip avantajlar olarak öne çıkar.

Ekonomik istikrar ve şeffaf yasal süreçler, Dubai’yi güvenilir bir merkez hâline getirir. Yatırımcılar hem bölgesel pazarlara hem de küresel ticaret ağlarına erişim kazanarak işlerini hızlı bir şekilde ölçeklendirme imkânı bulur. Bu nedenle Dubai, sıradan bir iş merkezinden öte uzun vadeli bir büyüme kapısıdır.

Şirket Kuruluşunda Doğru Planlamanın Rolünü Küçümsemeyin

Yeni bir şirket kurarken en kritik adım, faaliyet alanına uygun lisansı seçmektir. Ticaret, üretim veya hizmet odaklı bir iş modeli için farklı lisans türleri bulunur. Yanlış lisans tercihi, ilerleyen dönemde yasal sorunlara yol açabilir. Bu nedenle ilk adımda doğru planlama yapmak, uzun vadeli başarının anahtarıdır.

Şirket adı tescilinden lisans başvurusuna, belgelerin hazırlanmasından resmi kayıtların tamamlanmasına kadar tüm aşamaların eksiksiz ilerlemesi gerekir. Dubai Freezone, girişimcilerin iş modeli doğrultusunda en uygun kurulum planını yapar ve tüm süreci yatırımcı adına yönetir. Böylece şirketleşme süreci hızlanır, hatalar en baştan önlenir.

Dubai Freezone ile Vize ve Bankacılık Süreçlerini Profesyonelce Yürütün

Dubai’de şirket sahibi olduktan sonra, yasal faaliyetler için gerekli vizelerin alınması şarttır. Yatırımcı vizeleri, çalışan vizeleri ve aile oturum izinleri, doğru başvuru yapılmadığında zaman kaybına neden olabilir. Dubai Freezone, tüm bu süreçleri düzenli takip ederek belgelerin eksiksiz hazırlanmasını sağlar.

Bankacılık hizmetleri de şirketin işleyişinde temel rol oynar. Şirket adına banka hesabı açmak, prosedürleri bilmeyi ve doğru zamanda doğru belgelerle başvuruda bulunmayı gerektirir. Dubai Freezone, süreci yatırımcı adına yöneterek şirketin finansal altyapısını sorunsuz bir şekilde oluşturur.

Ofis Çözümlerinde Esneklik

Dubai’de şirket kurmanın temel şartlarından biri, geçerli bir iş adresine sahip olmaktır. Ancak her yatırımcının ihtiyacı farklıdır. Kimileri için sanal ofis yeterli olurken, bazıları hazır ofis ya da fiziksel ofis seçeneklerini tercih eder. Dubai Freezone, şirketin faaliyet modeline göre en uygun çözümü sunarak bu ihtiyacı karşılar. Böylece yatırımcı, operasyonlarını güvenilir bir iş adresi üzerinden yönetir.

Mukimlik Belgesi ile Çifte Vergilendirmeden Korunun

Dubai’nin vergi avantajlarından tam olarak yararlanmak için mukimlik belgesi (Tax Residency Certificate – TRC) almak önemlidir. Bu belge, uluslararası gelirlerde çifte vergilendirme riskini ortadan kaldırır. TRC, özellikle danışmanlık, yazılım, lisans ya da temettü geliri elde eden şirketler için net kârlılığı doğrudan artıran bir araçtır.

Dubai Freezone, TRC başvurularında gerekli evrakları hazırlayarak onay süreçlerini yatırımcı adına yürütür. Şirketler Dubai’nin sağladığı vergi avantajlarından faydalanırken küresel ölçekte de daha güçlü bir mali yapıya ulaşır.

Vergi ve Muhasebe Süreçlerinde Profesyonel Rehberlik

Dubai’de KDV ve kurumlar vergisi uygulamaları, işletmelerin yasal uyumluluğu açısından kritik öneme sahiptir. KDV beyanları üç ayda bir yapılmalı, kurumlar vergisi için belirlenen kayıt tarihlerine eksiksiz uyulmalıdır. Gecikmeler hem para cezaları hem de incelemelerle sonuçlanabilir.

Dubai Freezone, muhasebe süreçlerini profesyonelce yöneterek bu riskleri ortadan kaldırır. Düzenli raporlama, şeffaf kayıt sistemi ve doğru beyanlarla şirketlerin yasal yükümlülükleri güvenle yerine getirilir. Yatırımcı ise işini büyütmeye odaklanır.

Neden Dubai Freezone ile İlerlemelisiniz?

Büyük fırsatlar sunan Dubai iş dünyasında süreçlerin profesyonel destek olmadan yönetilmesi riskli olabilir. Dubai Freezone sektörel deneyimi ve uzmanlığıyla hareket ederek yatırımcılara uçtan uca hizmet sağlar. Şirket kuruluşundan lisans başvurularına, vergi ve muhasebe yönetiminden banka hesap açılışına kadar tüm adımları tek elden koordine eder.

Dubai’de şirket kurmak isteyen yatırımcılar, Dubai Freezone’un desteğiyle süreçleri sorunsuz şekilde tamamlarken Dubai’nin sunduğu avantajlardan da eksiksiz yararlanır. Güvenilir danışmanlık, hızlı kurulum ve uzun vadeli iş stratejisi için en doğru adres Dubai Freezone ile siz de tanışın!

Dubai Freezone’u ziyaret etmek ve daha fazla bilgi edinmek için web sitemizi ziyaret edebilirsiniz: https://dubaifreezone.com.tr/

‘Ben bir ceviz ağacıy(d)ım Edirne’de!’

Olgay GÜLER

Edirne Belediyesi tarafından Sabuni Mahallesi’nde gerçekleştirilen refüj düzenleme ve asfaltlama çalışmaları kapsamında, Rüstempaşa Kervansarayı yanında bulunan ceviz ağacının kaldırılıp yerine refüj yapılması, tartışmaları da beraberinde getirdi.

Edirne Belediyesi, önceki akşam sosyal medyadan yaptığı duyuruda; Sabuni Mahallesi’ndeki İki Kapılı Han Caddesi, Kurtdereli Mehmet Sokak, Mutafçılar Sokak, Selamsız Sokak ve Eski İstanbul Caddesi’nin kesişim noktasını kapsayan noktada refüj düzenleme ve asfaltlama çalışmaları gerçekleştirdi. Çalışmalar kapsamında, sabah işe gitmek için bölgeye gelen vatandaşlar, Rüstempaşa Kervansarayı yanındaki cadde üzerinde bulunan ceviz ağacının bölgeden kaldırıldığını görünce şaşkınlıklarını gizleyemedi. Kaldırılan ağacın bulunduğu yere refüj yapıldığı görüldü.

Konuya ilişkin edinilen bilgiye göre, Tarım ve Orman Bakanlığı’na başvurularak gerekli izin alındığı, ağacın köklerinin zayıfladığı ve çevre için tehlike arz ettiği gerekçesiyle kesildiği iddia edildi.

İzmexmedia: İnternetten Haber Silme ve İtibar Yönetiminde Yükselen Marka

İnternet, Gücünü Olumlu İçerikten Olduğu Kadar Olumsuz İçerikten de Alıyor

İnternet, her bireyin ve her markanın vitrini haline geldi. Bir isim, şirket ya da ürün hakkında bilgi almak isteyen herkes ilk olarak Google’a başvuruyor. Ancak bu güçlü araç, aynı zamanda büyük bir risk de barındırıyor: olumsuz haberler ve içerikler.

Yanlış bilgi içeren bir haber, eski bir dava kaydı, doğruluğu tartışmalı bir paylaşım ya da kötü niyetli bir yorum… Bunların hepsi dijital dünyada kalıcı bir iz bırakıyor. Ve en önemlisi: bu izler yıllarca arama sonuçlarında görünür olmaya devam ediyor.

Neden Bu Kadar Kritik?

Dijital dünyada itibar kaybının etkileri tahmin edilenden çok daha büyük.

  • Ekonomik zarar: Bir şirketin satışlarını düşürebilir.
  • Güven kaybı: Müşteri ilişkilerini zedeler.
  • Profesyonel kayıplar: Bireylerin kariyerinde engellere yol açabilir.
  • Sosyal etkiler: İnsanların toplum içindeki algısını olumsuz etkileyebilir.

Araştırmalara göre tüketicilerin büyük çoğunluğu (%80’den fazlası) satın alma kararı vermeden önce Google’da araştırma yapıyor. Bu nedenle, tek bir olumsuz içerik bile güven kaybı yaratabiliyor.

Google’dan Haber Kaldırma: Artık Kaçınılmaz Bir İhtiyaç

Eskiden gazetede çıkan olumsuz bir haber birkaç gün içinde unutulurdu. Fakat internet çağında bu mümkün değil. Dijital dünyada paylaşılan içerikler, arama motorları sayesinde sürekli görünür durumda kalıyor.

Bu nedenle son yıllarda “Google’dan haber kaldırma” ve internetten içerik silme hizmetlerine olan talep hızla yükseliyor. Artık insanlar ve şirketler, dijital dünyada olumsuz içeriklerin gölgesinde kalmak istemiyor.

İzmexmedia: Dijital Dünyada Çözüm Adresi

İşte bu noktada devreye giren İzmexmedia, bireylere ve kurumlara yönelik profesyonel çözümleriyle dikkat çekiyor. Şirketin sunduğu hizmetler yalnızca olumsuz içerikleri kaldırmakla kalmıyor; aynı zamanda uzun vadeli bir dijital itibar stratejisi de oluşturuyor.

Öne çıkan hizmetler:

  • Google’dan haber kaldırma
  • İnternetten içerik silme
  • Olumsuz fotoğraf ve video silme
  • İsim silme ve yalan haber temizliği
  • Şikâyet sitelerindeki olumsuz yorumların kaldırılması
  • Marka ve telif hakkı koruma
  • SEO ve PR çözümleri

“Dijital İtibar, Şirketlerin En Değerli Varlığı”

İzmexmedia temsilcileri, sundukları hizmetlerin yalnızca bir teknik işlem olmadığını, aslında güven odaklı bir yaklaşım olduğunu belirtiyor:

“Bir markanın ya da bireyin itibarı, bugün dijital dünyada şekilleniyor. İnsanlar önce Google’a bakıyor, sonra karar veriyor. Bizim amacımız, insanların ve kurumların haksız yere zarar görmesini engellemek ve güveni yeniden inşa etmek.”

SEO ile Olumsuz İçeriklerin Gölgesinden Kurtulmak

Her olumsuz içerik tamamen kaldırılamayabilir. Böyle durumlarda devreye SEO çalışmaları giriyor. İzmexmedia, olumsuz içeriklerin görünürlüğünü azaltarak, olumlu içeriklerin arama motorlarında öne çıkmasını sağlıyor.

Böylece insanlar ya da şirketler, dijital dünyada daha dengeli ve güçlü bir imajla görünür oluyor.

Unutulma Hakkı: Dijital Dünyada Yeni Bir Kavram

Avrupa’da giderek daha fazla konuşulan “unutulma hakkı”, insanların dijital geçmişlerini kontrol altına alma isteğinin bir sonucu. Türkiye’de de benzer talepler artıyor. İnsanlar, yıllar önce yaşanmış bir olayın bugün hala Google’da görünür olmasını istemiyor.

İzmexmedia, bu ihtiyaca yanıt veren çözümleriyle bireylerin ve markaların dijital dünyada temiz bir sayfa açmasına yardımcı oluyor.

Bireyler İçin Çözümler

Bireyler açısından en çok talep gören hizmetler:

  • Google’dan isim silme
  • Fotoğraf ve video kaldırma
  • Yanıltıcı haber ve yorumların temizlenmesi

Bu hizmetler, hem profesyonel yaşamı hem de kişisel hayatı korumak için kritik öneme sahip.

Şirketler İçin Çözümler

Şirketler için ise itibar kaybı doğrudan finansal kayıplara yol açabiliyor. Bu nedenle, İzmexmedia’nın sunduğu çözümler arasında marka koruma, PR danışmanlığı ve medya planlama da yer alıyor. Böylece şirketler yalnızca olumsuz içeriklerden korunmuyor, aynı zamanda güçlü bir marka algısı oluşturuyor.

Gelecek Dijital İtibar Yönetiminde

Uzmanlara göre önümüzdeki dönemde dijital itibar yönetimi, şirketlerin ve bireylerin en çok yatırım yaptığı alanlardan biri olacak. Çünkü internetin gücü her geçen gün artıyor ve dijital kimlik, gerçek hayattaki kimlikten bile daha etkili hale geliyor.

İzmexmedia da bu trendi yakalayarak hem Türkiye’de hem de uluslararası pazarda güçlü bir aktör olmayı hedefliyor.

Sonuç: Dijital Dünyada Güvende Kalmak

Dijital dünyada itibar, her bireyin ve her şirketin en önemli varlığı. Olumsuz içerikler, bu varlığı tehdit etse de, profesyonel destekle bu tehditleri ortadan kaldırmak mümkün.

Google’dan haber kaldırma, içerik silme, SEO ve itibar yönetimi çözümleri, bireylerin ve markaların geleceğe güvenle bakmasını sağlıyor.

Daha Fazla Bilgi İçin

Google’dan haber kaldırma, internetten içerik silme, bireylere ve şirketlere yönelik dijital itibar yönetimi hakkında daha fazla bilgi almak için İzmexmedia’nın resmi internet sitesini ziyaret edebilirsiniz:
🌐 www.izmexmedia.com

Diğer Sağlık Personeli Kimdir?

Diğer Sağlık Personeli (DSP), 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu kapsamında tanımlanan ve işyerlerinde işyeri hekimi ile birlikte görev yapan sağlık çalışanlarıdır. Çalışanların sağlık gözetimini yürütmek, risk gruplarını takip etmek ve iş kazalarını önlemeye katkı sağlamak bu meslek grubunun temel görevlerindendir. İş sağlığı ve güvenliği kültürünün yaygınlaştırılmasında diğer sağlık personeli kritik bir role sahiptir.

Kimler Diğer Sağlık Personeli Olabilir?

DSP olabilmek için bazı sağlık meslek gruplarına mensup olmak gerekir. Başlıca meslekler şunlardır:

  • Hemşire,
  • Sağlık memuru,
  • Acil tıp teknisyeni (ATT / paramedik),
  • Çevre sağlığı teknisyeni,
  • Ebe,
  • İşyeri hemşiresi.

Bu unvanlara sahip kişiler gerekli eğitimleri tamamladıktan sonra “diğer sağlık personeli” olarak görev yapabilmektedir.

Eğitim ve Sertifika Süreci

Diğer sağlık personeli olmak için Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı tarafından yetkilendirilmiş kurumlarda eğitim almak zorunludur. Bu eğitim genellikle 90 saatlik bir programdır ve hem teorik hem de uygulamalı dersleri içerir. Eğitimi tamamlayan adaylar Bakanlığın açtığı sınava girer. Başarılı olanlar Diğer Sağlık Personeli Sertifikası alarak görev yapma hakkına sahip olur.

Bunun yanında, iş sağlığı alanında lisansüstü eğitim almış veya Bakanlık bünyesinde en az 5 yıl çalışmış kişiler de doğrudan sertifika başvurusu yapabilir.

Görev ve Sorumluluklar

Bir DSP’nin görevleri oldukça çeşitlidir ve işyeri hekiminin çalışmalarını destekleyici niteliktedir. Bunlar arasında:

  • Çalışanların sağlık öykülerini kaydetmek ve takip etmek,
  • Muayene sırasında işyeri hekimine yardımcı olmak,
  • Riskli gruplardaki çalışanları izlemek,
  • İlk yardım planları hazırlamak,
  • Hijyen ve sağlık eğitimleri düzenlemek,
  • İş kazası ve meslek hastalıklarının önlenmesine katkı sağlamak.

Bu görevler, işyerinde hem çalışanların güvenliğini hem de verimliliği artırır.

Yetkiler ve Yükümlülükler

Diğer sağlık personeli, görevini yerine getirirken bazı yetkilere sahiptir. İşyerinde inceleme yapabilir, sağlıkla ilgili kayıtları kontrol edebilir ve gerekli raporları işyeri hekimine iletebilir. Ancak gizlilik en önemli yükümlülüklerden biridir. Çalışanların sağlık verilerini korumak ve etik kurallara uymak DSP’nin sorumluluğundadır.

Ayrıca görevini ihmal eden veya hizmetin aksamasına sebep olan DSP, işveren karşısında sorumlu tutulabilir. Bu nedenle hem yetki hem de sorumluluk dengesi çok iyi korunmalıdır.

Çalışma Süresi Hesaplaması

Diğer sağlık personelinin işyerinde bulunma süresi, işyerinin tehlike sınıfına ve çalışan sayısına göre hesaplanır:

  • 10–49 çalışan (çok tehlikeli sınıf): ayda en az 10 dakika,
  • 50–249 çalışan: ayda en az 15 dakika,
  • 250’den fazla çalışan: ayda en az 20 dakika.

Bu süreler, işyerindeki risk düzeyi ve çalışan yoğunluğunu dengeleyerek belirlenmiştir.

İşverenin Yükümlülükleri

İşverenler, yasal olarak DSP görevlendirmekle yükümlüdür. Eğer işyerinde kadrolu bir DSP yoksa, bu hizmeti Ortak Sağlık Güvenlik Birimlerinden (OSGB) temin edebilirler. Ayrıca işverenin, DSP’nin görevini etkin şekilde yerine getirebilmesi için gerekli araç-gereç, mekân ve zamanı sağlaması gerekir.

Diğer Sağlık Personelinin Önemi

Diğer sağlık personeli, işyerlerinde sağlık ve güvenlik standartlarını yükseltmek için vazgeçilmezdir. İşyeri hekiminin yükünü hafifletir, çalışanların sağlığını korur ve olası riskleri en aza indirir. Yasal zorunluluk olmasının ötesinde, DSP’ler işyerlerinde güvenli ve sağlıklı bir çalışma ortamı yaratmanın en önemli aktörlerindendir.

Otomobilde şüpheli ölüm!

Olgay GÜLER

Edirne’de yaşayan Tümer Kalınbacak (24), önceki gün NATO Köprüsü yakınlarında otomobilinde ölü olarak bulundu.

Edirne merkeze bağlı Bosnaköy’ün NATO Köprüsü yakınlarında bir kişinin otomobilde hareketsiz olduğunu görenler durumu 112 Acil Çağrı Merkezi’ne bildirdi. İhbar üzerine bölgeye jandarma ve sağlık ekipleri sevk edildi. Ekiplerin yaptığı kontrolde Tümer Kalınbacak’ın öldüğü belirlendi.

Kentin Abdurraman Mahallesi’nde yaşadığı belirtilen Kalınbacak’ın cansız bedeni Trakya Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi morguna kaldırıldı. Vücudunda herhangi bir ize rastlanmayan Kalınbacak’ın kesin ölüm nedeni otopsinin ardından belirlenecek.

Salih Muhsine Akaağaç, merhum Hamit Kalınbacak ve Nurten Kalınbacak’ın torunu, merhum Ümit Kalınbacak ve Firdevs Kalınbacak’ın oğlu, Mehmet ve Sahir Kalınbacak’ın yeğeni Tümer Kalınbacak için bugün Yeşilce Camisi’nde cenaze töreni düzenlenecek.

Jandarmanın olayla ilgili soruşturması sürüyor.

Vatandaşa ‘uygulamalı’ ilk yardım eğitimi!

Olgay GÜLER

Edirne Valiliği İlk Yardım Eğitim Merkezi (İYEMER) tarafından, ‘Dünya İlk Yardım Günü’ kapsamında şehrin kalabalık kesimi Saraçlar Caddesi’nde vatandaşlara ilk yardımın önemi canlı ve cansız mankenler üzerinde uygulamalı olarak anlatıldı.

Dünya İlk Yardım Günü kapsamında, valilik bünyesinde kurulan İYEMER, kentin en kalabalık bölgesi olan Saraçlar Caddesi’nde etkinlik düzenledi. Etkinlik kapsamında stant kuran İYEMER görevlileri vatandaşlara ilk yardımın önemi anlatılırken, broşürler dağıttı. Türkiye’de valilikler bünyesinde açılan ilk ve tek İlk Yardım Eğitim Merkezi olma özelliği taşıyan İYEMER çalışanı sağlık görevlileri, etkinlikte ilk yardım anında uygulanacakları uygulamalı olarak canlı ve cansız mankenler üzerinde anlattı.

‘İLK YARDIM, SAĞLIK YARDIMI GELENE KADAR BOŞLUĞU DOLDURUYOR’

Etkinlikle ilgili konuşan İYEMER Müdürü Ayten Sünnetçiler, amaçlarının ilk yardımının önemine yönelik farkındalık oluşturmak olduğunu söyledi. Sünnetçiler, “Bu konuda toplumu hazırlamak istiyoruz. Çünkü her gün yaşıyoruz, her an yaşıyoruz. Her beş saniyede bir kişi bu dünyada hayatını kaybediyor. Yaklaşık her gün 2 binden fazla aile önlenebilir yaralanmalar sonucunda çocuklarını kaybediyor. Bu da ilk yardımın önemini ortaya koyuyor. İlk yardımı herkes yapabilir. İlla sağlıkçı olmamız gerekmiyor. Sağlıkçı olmak demek ilk yardımcı olmak demek değil, ilk yardımcı olmak demek sağlıkçı olmak demek değil. Bunun kuralları var, kriterleri var. İlk yardımın kurallarıyla müdahale etmek için elbette ki eğitimden geçmek gerekiyor. Sağlık Bakanlığı izniyle kurulan ilk yardım eğitim merkezlerinden bu eğitimi alarak yetkili ilk yardımcıları olarak toplumun her bireyi toplumda bu hizmeti gönüllülükle, hayat kurtarmayı gönüllülükle yapabiliyor. Her an kurtaran ya da kurtarılan durumuna düşebiliriz. O zaman yanımızdaki bir-iki kişi ilk yardımı biliyorsa, hayatta kalma şansımızı çok yukarılara taşıyabiliyor. Çünkü ilk yardım, sağlık yardımı gelene kadar bir boşluğu dolduruyor” dedi.

‘2500 İLK YARDIMCI YETİŞTİRDİK’

Türkiye’deki nüfusun sadece yüzde 1.7’sinin ilk yardım bilgisine sahip olduğuna dikkat çeken Sünnetçiler, “Ülkemizde 86 milyon kişiyiz ama Türkiye’de ilk yardımla buluşan, ilk yardım bilgi ve becerilerine sahip yüzde 1.7 oranında kişi var, istatistikler bunu söylüyor. Türkiye bu konuda çok geride. Diğer ülkeler ana sınıflarından itibaren ilk yardımı tam anlamıyla öğrenirken yetişkin olduğu zaman zaten müdahale edebilir noktaya geliyor. Ama biz ne yazık ki geriden gidiyoruz ama bunların içinde Edirne’yi çıkarmamız gerekiyor. Çünkü Edirne 2019 yılında valilikler bünyesinde Türkiye’nin 81 ilinde olmayan bir şeyi kurdu, 112 Acil Çağrı Merkez Müdürlüğü binasına İlk Yardım Eğitim Merkezi’ni kurdu. Yaklaşık 6 yıldır hizmet veriyoruz. 6 yılda 2500’e yakın ilk yardımcı belgeli ilk yardımcı yetiştirdik. 8500 kişiye de ilk yardım eğitimini ulaştırdık. 134 köyde vatandaşlara gidip 3 saatlik ilk yardım eğitim seminerleriyle oradaki sağlık ekipleri gelene kadar ki sürede neler yapabilir? Onu anlattık” diye konuştu.

‘EDİRNE’DE EĞİTİM ÜCRETSİZ’

Edirne’de ilk yardım eğitimini ücretsiz verdiklerini dile getiren Sünnetçiler, “18 yaş üzerinde herkes ilk yardımcı olabilir ve herkes bu eğitimlerden yararlanabilir. Bizim kentimizde bu eğitimler ücretsiz veriliyor. Her il, her yıl temel ilk yardım için kişi başı fiyat belirliyor ki bu fiyat şu anda 2 bin lira. Biz burada, Edirne’de bunu ücretsiz alma hakkına sahibiz ve 6 yıldır bu süreci oturttuk ve her vatandaş istediği zaman istediği şekilde bu eğitimi alabilir. Her hafta eğitimler yapabiliyoruz ve her geçen gün ilk yardımcıların sayısını çoğaltıyoruz” şeklinde konuştu.

‘HAZIR BİR TOPLUM OLMAK ZORUNDAYIZ’

Türkiye’deki her bireyin ilk yardım eğitimi alması gerektiğinin de altını çizen Sünnetçiler, “İstiyoruz ki tüm ülkenin her valiliği bünyesinde bu merkezler kurulsun. Çok zor değil. Biz bunca zamandan beri bunun için mücadele ediyoruz, inşallah tüm ülkede her ilde kurulur. Türkiye de bu konuda gerçekten uyanış olabilirse çok basit bir uyanışla ayağa kaldırabiliriz. Çünkü her şeyi yaşadık; yangını yaşadık pandemiyi yaşadık, seli yaşadık. Yaşamadığımız hiçbir şey kalmadı. Biz hazır bir toplum olmak için bu eğitimlerden ücretsiz olarak yararlanabiliriz” ifadelerini kullandı.

Edirne’ye 360 bin hercai menekşe

Edirne Belediyesi Park ve Bahçeler Müdürlüğü, şehrin estetik görünümünü güçlendirmek ve Edirne halkına daha renkli bir yaşam alanı sunmak amacıyla çalışmalarını sürdürüyor.

Bu kapsamda, 1500 m²’lik sera alanında 360.000 adet hercai menekşe yetiştirilmeye başlandı. Viyollere şaşırtılarak özenle büyütülen menekşeler, önümüzdeki günlerde belediyeye ait çiçek parsellerine dikilerek Edirne’nin sokaklarını, meydanlarını ve parklarını süsleyecek.

Edirne Belediye Başkanı Av. Filiz Gencan, çalışmalarla ilgili yaptığı açıklamada şunları söyledi:

“Edirne’mizin doğal güzelliklerini korumak ve kent kimliğine estetik bir dokunuş katmak için Park ve Bahçeler Müdürlüğümüz özveriyle çalışıyor. Sera alanımızda yetiştirilen hercai menekşeler, hem şehrimizin dört bir yanına renk katacak hem de hemşehrilerimizin günlük yaşamına güzellik katacak. Edirne’mizi daha yaşanabilir, daha estetik ve daha yeşil bir kent haline getirmek için çalışmalarımıza kararlılıkla devam edeceğiz.”

Edirne İl Emniyet Müdürü değişti!

Muhittin Ayhan Edirne İl Emniyet Müdürlüğü’ne atandı

Olgay GÜLER

İçişleri Bakanlığı tarafından hazırlanan, 37 ilin emniyet müdürünün değiştiği Emniyet Müdürleri kararnamesi Resmi Gazete’de yayınlandı.

Emniyet teşkilatında uzun süredir beklenen ve İçişleri Bakanlığı tarafından hazırlanan atama kararnamesi Resmî Gazete’de yayımlandı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan imzasıyla yayımlanan kararnamede çok sayıda merkez ve il teşkilatında görev değişiklikleri yapıldı. Kararnamede toplam 61 kişi için atama-yer değiştirme kararı yer alırken, 37 ilin emniyet müdürünün görev yerleri değişti.

Onur Karaburun, Erzurum İl Emniyet Müdürü oldu

EDİRNE EMNİYET MÜDÜRÜ DEĞİŞTİ

Yeni kararnamede, Edirne İl Emniyet Müdürlüğü’nde de koltuk değişimi yaşandı. Kararla, İl Emniyet Müdürü Onur Karaburun, Erzurum İl Emniyet Müdürlüğü’ne, Trafik Başkanı Muhittin Ayhan da Edirne İl Emniyet Müdürlüğü’ne atandı.

Selimiye’de ‘UNESCO’ riski!

Olgay GÜLER

Mimar Sinan’ın ‘ustalık eserim’ dediği Selimiye Camisi’nin UNESCO Dünya Kültür Mirası’na alındığı dönemde alan başkanlığı görevini yürüten, şehir plancısı Namık Kemal Döleneken, restorasyondaki tarihi caminin ana kubbesinde 18. yüzyıla ait kalemişlerinin sökülüp, yerine tartışmalara konu olan yeni kalem işi uygulamaları yapılmasının, büyük riskler doğuracağını söyledi.

Mimar Sinan’ın ‘ustalık eserim’ dediği Selimiye Camisi’nde, 2023 yılının Haziran ayında Edirne Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu onayıyla başlatılan ana kubbe kalemişleri uygulaması 2024’te tamamlandı. Geçtiğimiz Ocak ayında Yüksek Kurul tarafından tamamlanmış uygulamanın sökülmesine karar verilip, yeni proje hazırlığı süreci başlatıldı. Tarihi yapıda yeni kalemişleri çalışması halen devam ederken, geçtiğimiz aylarda Uluslararası Anıtlar ve Sitler Konseyi (ICOMOS)Türkiye Milli Komitesi de yeni çalışmanın bilimsel verilerden uzak olduğuna dikkat çekti. Söz konusu sürece bir eleştiri de önceki gün Tarihçi Prof.Dr. İlber Ortaylı’dan geldi. Ortaylı, kalemişleriyle ilgili yeni uygulamayı ‘ehliyetsizce’ ve ‘takım kayırması’ sözleriyle eleştirdi.

‘BİR GRUP HAT SANATÇISI BU KARARI ALDIRDI’

Selimiye Camisi’nin UNESCO Dünya Kültür Mirası Listesi’ne alındığı 2007-2011 yılları arasında, Selimiye Camisi Alan Başkanlığı görevini yürüten Şehir Plancısı Namık Kemal Döleneken de tarihi cami önünde basın açıklaması yaptı. Söz konusu yeni kalemişleri için Fatih Sultan Mehmet Üniversitesi’nden bir grup hat sanatçısının varsayımlar üzerinden başvuru yaptığını anlatan Döleneken, “Fatih Sultan Mehmet Üniversitesi’nden bir grup hat sanatçısı, şöyle bir varsayımla ortaya çıktı ve ısrarla itirazlarda bulunmaya başladı. Dedikleri şey şu; ‘Bu dönemde yani 16. asırda, Selimiye’nin yapıldığı dönemde Osmanlı camilerindeki tavan süslemeleri böyle değildi, bu daha sonraki dönemde yapılan süslemelerdir, o yüzden de bu süslemenin yapılması yanlıştır. 16. yüzyıla ait süslemelerle ilgili hiçbir iz yok, fotoğraf yok, gravür yok, bilgi yok ama böyle olması gerektiğini düşünüyoruz, o yüzden de biz bu tahminlere göre böyle bir kubbe öneriyoruz’ diye ortaya çıktılar ve sonunda burada bütün karşı çıkışlara rağmen, defalarca reddedilmesine rağmen sonunda Anıtlar Yüksek Kurulu’ndan bu doğrultuda bir karar çıkardılar” dedi.

‘ÖNERİLERİYLE İLGİLİ BİR BELGE YOK’

Kültür mirası yapılarında, varsayımlara dayandırılarak değişiklikler yapılamayacağını söyleyen Döleneken, “Osmanlı döneminde de Selimiye Camisi değişik restorasyonlar geçirdi. Özellikle de belli dönemlerde depremler, yıpranmalarla kubbesindeki süslemeler de, kalem işleri de değiştirildi ama kural şu; siz böyle bir şey yaparken, aklınıza gelen ya da tahmin ettiğiniz değil, bulabildiğiniz son en alt kattaki süslemeleri yapabilirsiniz. Uluslararası kurallar böyle. Ne yazık ki şu andaki önerilenle ilgili böyle bir belge yok” şeklinde konuştu.

‘KONUŞAMAYANLARIN DA SESİYİM’

Restorasyonda çalışıp, açıklama yapamayan çok sayıda görevlinin de, yeni uygulamanın doğru olmadığını düşündüğünü dile getiren Döleneken, “Ben bu restorasyonda çalışan herkesle de temastayım. Bana ‘hocam bize burada neler yaptırıyorlar, bilseniz’ diye içeriden yazdı arkadaşlarım, öğrencilerim. Yani ne vakıflardaki teknik elemanlar, ne kurullardaki teknik elemanlar, ne de müteahhidin yanındaki teknik elemanlar bu yapılan işin doğru olduğuna inanmıyor ve aslında kişisel olarak hepsi karşı. Böyle de bir garip ortamla karşı karşıyayız. Ben bir anlamda burada konuşamayan herkesin de sesi olmaya çalışıyorum” diye konuştu. 

‘DÜNYA MİRASI OLDUĞUNUN FARKINDA DEĞİLLER’

Kalemişleriyle ilgili karar aldıranları eleştiren Döleneken, “Anlaşıldığı kadar bu kararı aldıranlar belki de Selimiye Camisi’nin dünya mirası olduğunun farkında değiller. Dünya mirası süreciyle ilgili hiçbir şey bilmiyorlar ve bu konudan uzaklar. Bu konunun aslında uluslararası bir konu olduğunu bilmiyorlar. Selimiye’nin artık insanlığın değeri olduğunu, sadece Edirnelilerin ya da Türkiye’nin değil, bütün insanlığın onu korumakla mükellef olduğunun farkında olmadığını düşünüyorum” ifadelerini kullandı.

‘SİYASET MALZEMESİ YAPILMAMALI’

Yeni uygulamanın, Türkiye’nin diplomatik yaşamını da olumsuz etkilediğini anlatan Döleneken, “Aslında biz burada Türkiye’nin diplomatik yaşamını da olumsuz etkiliyoruz çünkü Türkiye son yıllarda UNESCO’da oldukça prestijli bir konumda. Birkaç kişiyi mutlu etmek uğruna Türkiye’nin uluslararası saygınlığını zedeleyecek uygulamalardan uzak durmamızı öneririm. Selimiye konusu asla siyaset malzemesi yapılmamalıdır. Hatta siyasetin görevlendirdiği bürokratların da böylesi önemli bir tartışmada sorunu büyüten tarafta olmaması gerekir. Selimiye’ye saygı duymak, onunla ilgili her tartışmayı ve itirazı ciddiye almak zorundayız. Çünkü yapılacak bir hatanın telafisi mümkün olmayan sonuçları olabilir” dedi.

‘YAPILAN UYGULAMA YENİDEN DEĞERLENDİRİLMELİ’

Selimiye’yle ilgili alan yönetim kurulu ve eşgüdüm denetleme kurulunun acilen toplanması gerektiğini söyleyen Döleneken, “Selimiye Camii Külliyesi Alan Yönetimi Danışma Kurulu ve Eşgüdüm Denetleme Kurulu ivedilikle toplanarak bu sorunda dahil olmak üzere öneriler geliştirmeli, Alan Yönetim Planını bu sorunları da değerlendirerek güncellemelidir. Bununla birlikte UNESCO Dünya Miras Merkezi ile iletişime geçilerek yapılması düşünülen uygulamalar tüm boyutlarıyla tartışılarak değerlendirilmeli ve mutabakat sağlanmalıdır” diye konuştu.

‘LİSTEDEN ÇIKARILMASINA KADAR GİDEBİLİR’

Uygulamanın, Selimiye’nin UNESCO Dünya Kültür Mirası Listesi’nden çıkarılmasına kadar götürebileceği riskine de dikkat çeken Döleneken, “UNESCO Dünya Miras Merkezi için hazırlanacak yıllık raporlarda konunun yer alması, şikayet başvurusu veya yerinde denetleme sonucu tespit edilmesi durumunda öncelikle bilgi verilmediği ve iş birliği yapılmadığı için eleştiri gelecektir. Yapılan restorasyonun uymamız gereken taraf olduğumuz uluslararası anlaşmalar, UNESCO ve ICOMOS tarafından kararlaştırılmış belgelere uygunluğu incelenecektir. Eğer dünya mirası kurallarına uyulmadığı tespit edilirse ‘Burası artık tehdit altında bir dünya mirasıdır’ denilecektir. Sonuçta bu konuyla ilgili bizim geleceğimiz en uç nokta, tabii ki hemen ilk gün değil ama eğer ısrar edersek bir gün bize de artık; ‘Selimiye Dünya Mirası değil’ diyebilirler. O nedenle kimsenin bu riski göze almaya hakkı yok, desteklemeye de hakkı yok. O yüzden siyasetçiler, yöneticiler özellikle bu konuda topa girmemeliler, taraf olmamalılar. Selimiye’yi daha iyi nasıl koruruz, bunu düşünmemiz lazım” şeklinde konuştu.

Enez Kalesi’ne ‘tasarruf’ engeli

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Edirne Milletvekili Ahmet Baran Yazgan, yıllardır restorasyonu bekleyen Enez Kalesi’nin iktidarın “tasarruf kurbanı” olarak seçildiğini söyledi. Yazgan, “İtibardan tasarruf etmeyen iktidar, tasarruf edecek yer olarak tarihi ve kültürel eserlerimizi seçmiş. Enez Kalesi restorasyonunun tasarruf bahanesiyle ertelenmesi gerçekçi değil” tepkisini gösterdi.

CHP Edirne Milletvekili Ahmet Baran Yazgan, tarihi ve kültürel eserlerin korunması için mücadelesini sürdürüyor. Daha önce Enez Kalesi’nin restorasyonunu Meclis’e taşıyan Yazgan, bir kez daha konuyu gündeme getirdi. Tarihsel olarak önemli yerleşim merkezlerinden biri olan Edirne’nin Enez ilçesinde bulunan Enez Kalesi’nin önemli bir tarihsel varlık olduğunu vurgulayan Yazgan, şu bilgileri paylaştı:

“Enez Kalesi, Enez’in simgelerinden olan Enez Ayasofyası’nı, bir kiliseyi ve şapel olarak da kullanılmış bir mağarayı çevrelemektedir. Kalenin restorasyon ve çevre düzenlemesi, 2024 Yılı Yatırım Programına alınmıştır. Buna karşın kalede restorasyon çalışmaları başlamamıştır. Bölge halkı yıkık durumdaki surların can ve mal güvenliğini tehdit ettiğini vurgulamaktadır.”

‘Tarihten tasarruf olmaz’

Yazgan, çeşitli tarihlerde konuyu gündeme getirdiğini; Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın, “tescilli kültür varlığı yapıların proje ve restorasyonlarının etaplandırılarak ödenekler nispetinde değerlendirilmeye çalışıldığı”yönünde yanıt verdiğini anımsattı. Buna karşın arasında Enez Kalesi’nin restorasyonunun da olduğu birçok projenin tasarruf tedbirleri kapsamında ertelendiğini açıklayan Yazgan, “İtibardan tasarruf etmeyen iktidar, tasarruf edecek yer olarak tarihi ve kültürel eserlerimizi seçmiş. Enez Kalesi restorasyonunun tasarruf bahanesiyle ertelenmesi gerçekçi değil” tepkisini gösterdi.

‘Yıkılırsa sorumluluk kimin olacak?’

Yazgan, Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy’un yanıtlaması istemiyle verdiği yazılı soru önergesinde şu soruları yöneltti:

“2024 Yılı Yatırım Programı’na alınan Enez Kalesi Restorasyonu ve Çevre Düzenlemesi kapsamında hangi adımlar atılmıştır?Enez Kalesi’nin restorasyonuna ilişkin halen çalışma başlatılmamasının gerekçesi Tasarruf Tedbirleri konulu genelge midir?Bölgedeki can ve mal güvenliğinin sağlanması için hangi çalışmalar yürütülmektedir?Enez Kalesi’nin restorasyonu süresi içerisinde yapılmazsa, bir yıkılma durumunda sorumluluk kime ait olacaktır?Tasarruf Tedbirleri konulu genelge gerekçesiyle hangi projeler ertelenmiştir, durdurulmuştur, iptal edilmiştir?”