Genç kürekçiler Meriç’te

Türkiye Kürek Federasyonu tarafından 21-23 Ağustos 2026 tarihleri arasında Edirne Meriç Nehri 100. Yıl Kürek Parkuru’nda gerçekleştirilecek 2026 Yeşilay Gençler Türkiye Şampiyonası, bugün eleme yarışmaları ile başlayacak.

Meriç Nehri 100. Yıl Kürek Parkuru bugünden başlayarak 3 gün süreyle Türkiye’nin dört bir yanından genç sporcuların katılımıyla kıyasıya mücadelelere sahne olacak. Genç kürek sporcuları madalya için kürek çekecek.

Şampiyonanın ilk günü olan 21 Ağustos Cuma günü saat 08.30’da eleme yarışları gerçekleştirilecek. Yarışlar, 22 ve 23 Ağustos tarihlerinde de saat 08.30’da devam edecek.

Organizasyonun son gününde, 23 Ağustos Pazar günü saat 11.00’de kupa töreni gerçekleştirilecek.

Büyük Resmi Görebilir miyiz?

Meşhur laf var ya hani; “Büyük resmi gör, yeğen…” Pek çok dayım özellikle televizyon programı yaptığım yıllarda bu nasihati bol bol verirdi. Eh insan binlerce dayısından bu kadar çok nasihat alınca tutmamazlık edemez elbette…

Ben de başladım sistemik seviyede eyleme kapasitesine sahip birimleri incelemeye. Yani büyük resmi görme çabalarına…

ABD Başkanı Trump Suudi Arabistan, Pakistan ve Türkiye arasında imzalanan savunma iş birliği anlaşması hususunda memnuniyetlerini belirtti.

Bu memnuniyet ifadesini takiben ABD Başkanı Trump’ın özel temsilcisi ve aynı zamanda damadı Jared Kushner Mısır’da Türk yetkililerin de hazır bulunduğu iddia edilen bir toplantıda Hamas lideri ile görüştüğü, ardından da İsrail Başbakanı ile toplandığı belirtildi.

ABD’nin Mısır Büyükelçiliği resmi internet sitesinden yapılan açıklamada görüşmede Mısır ve Katar’dan da yetkililerin bulunduğu, ABD’nin barış planına anılan devletlerin destek verdiklerini tekrarladıkları belirtildi.

Bu süre zarfında Yemen’de uluslararası alanda tanınan hükümet Husilere karşı yoğun bir saldırı dalgası başlattı. Bu saldırılar 7 Ağustos 2026’da imzalanan Suudi Arabistan, Pakistan ve Türkiye güvenlik iş birliği anlaşmasını takiben başladı.

El Cezire (Al Jazeera) 18 Ağustos tarihli haberinde, 17 Ağustos 2026 itibarıyla Yemen güçlerinin Husi hedeflerine 100’den fazla saldırı gerçekleştirdiğini belirtti. Anadolu Ajansı’ndan Şahin Demir de 20 Ağustos 2026 tarihli haberinde, 19 Ağustos 2026 itibarıyla Yemen güçlerinin Husi hedeflerine 81 saldırı gerçekleştirdiğini belirtti.

Geçen hafta da belirttim Husi meselesi Suudi Arabistan’ın başını bir hayli ağrıtıyor. Ancak aynı Husiler İsrail için de bir baş ağrısı. Zihinler zorlanırsa hatırlanacaktır İsrail’in Filistin’e yönelik insanlık dışı saldırılarına karşın Husi’ler de hem Babül Mendep civarından hem de doğrudan İsrail’e yönelik (bu kısım oldukça cılız olsa da…) saldırılar sürdürüyor.

Şimdi eğer meşhur ABD’yi İsrail yönetiyor efsanesi bir yana bırakılırsa ABD bölge güvenliği için bir mentorluk rolü üstleniyor. Bir yandan Hamas ile İsrail arasındaki dengeyi korumaya çalışırken öbür taraftan da yine bölgedeki müttefikleri ile Husi meselesi üzerinde bir baskı oluşturma çabasında.

Bahsi geçen anlaşmaya yönelik olarak geçen hafta da belirttiğim gibi bir “NATO” güzellemesi yapmak neredeyse imkânsız ancak Suudi Arabistan’ın liderliğinde Husi karşıtlığı konusunda bir meşruiyet zemini sağlama girişimi olduğu aşikâr.

Hazır İran, Suriye’deki alanını kaybetmişken üstelik de ABD ve İsrail saldırıları ile kendi iç politik zemininde de sıkıntılı bir dönem yaşıyorken uzantıları hususunda adımlar atabilmek için iyi bir fırsat da ortaya çıkıyor.

Tam bu noktada destekten uzak kalan İran uzantıları için belli seviye ve zeminlerde girişimlerde bulunulduğu ortada. İran ile Hamas arasındaki İsrail’e karşı mücadele konusunda stratejik temelli bir çıkar ilişkisini Jared Kushner ne kadar ortadan kaldırabilecek bunu zaman gösterecek.

Husi karşıtlığı hususunda Suudi Arabistan ve Batı Yarıküre devletlerinin desteklediği Yemen Hükümeti’nin başarısı da tartışmalı bir durumda ancak sonuçta ABD bölgedeki müttefiklerini yönlendirmek suretiyle ilişkileri kendi çıkarları doğrultusunda bir dengede tutma çabasını sergiliyor.

İşte buna zaten büyük resmi görmek değil de uluslararası politikanın sistemik seviyesinde bir güç analizi deniyor. Yani büyük resmi göremeyiz ama uluslararası politikanın sistemik seviyesinde güç kapasitesi ve yeteneklerin dağılımı bağlamında analizler yapabilir. Tabii yeterince bu hususlarda kapasiteye sahipsek. Haftaya görüşmek dileğiyle memleketimin güzel insanları.

Borsadan üyelerine uyarı!

Edirne Ticaret Borsası Başkanlığı, Borsa seçimlerine katılmak veya yönetim organlarına seçilebilmek için vergi mükellefi olma şartını hatırlatarak üyelerini bilgilerini kontrol etmeleri konusunda uyardı.

Borsadan yapılan duyuruda, üyelerin vergi mükellefiyetlerine ilişkin Borsa kayıtlarının 24-31 Ağustos tarihleri arasında askıya çıkarılacağı kaydedildi.
Borsa duyurusunda şunlara yer verildi:
5174 sayılı Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği Kanununun 83.ncü maddesi uyarınca Borsa Meclisi seçimlerine seçmen olarak katılabilmek veya bu organlara seçilebilmek için gelir veya kurumlar vergisi mükellefi olmak şartı aranmaktadır.
Üyelerimizin vergi mükellefiyetlerine ilişkin Borsa kayıtları, 24.Ağustos.2026 Pazartesi gününden itibaren 31 Ağustos 2026 Pazartesi günü mesai bitimine kadar her iş günü 08:00–17:00 saatleri arasında Borsa Genel Sekreterliği’nde üyelerimizin incelemesine açık tutulacaktır.
Vergi Mükellefiyeti ile ilgili bilgilerin üyelerimizce incelenmesi sonrasında vergi kayıtlarında herhangi bir eksiklik veya yanlışlığın tespit edilmesi halinde, belirtilen süre içerisinde Borsa Genel Sekreterliği’ne hitaben yazılacak bir dilekçe ve ekinde üyenin bağlı olduğu vergi dairesinden alacağı belge ile kaydın düzeltilmesi talebinde bulunulacaktır.
Belirtilen süre içerisinde üyeler tarafından kayıt düzeltilmesi talebinde bulunulmaması durumunda, Borsa kayıtlarındaki vergi mükellefiyeti ile ilgili bilgilerin doğruluğu üyelerce kabul edilmiş sayılacaktır.
TOBB Organ Seçimlerine ait Yönetmeliğin 8.nci maddesi hükmü gereğince üyelerimize ilanen tebliğ olunur.

‘Eğitim sistemi yaz-boz tahtası değildir!’

YENİ Parti Edirne İl Başkanı Yücel Balkanlı, Milli Eğitim Bakanlığı’nın 2026 2027 eğitim öğretim yılı için yayınlamış olduğu genelgesinde yer alan sınırları ve ölçütleri açık biçimde ortaya konulmayan bazı ifadelerin eğitim çalışanları açısından yeni bir belirsizlik ve idari takdir alanı yaratma riski taşıdığını bildirdi.

YENİ Parti İl Başkanı Yücel Balkanlı, “Eğitim sistemi yaz-boz tahtası değildir!” başlıklı yazılı açıklamasında, “2026-2027 eğitim-öğretim yılına ilişkin Millî Eğitim Bakanlığı tarafından yayımlanan 44 maddelik genelgeyi ,emekli bir öğretmen ve okul yöneticisi olarak büyük bir kaygıyla okudum ve değerlendirdim” diyerek şunları aktardı:.

“Eğitim; günlük siyasi tercihlerle, her yıl değiştirilen talimatlarla ve okulların uygulamakta zorlanacağı belirsiz düzenlemelerle yönetilemez. Türkiye’nin geleceği olan çocuklarımız ve onların yetiştirilmesinden sorumlu öğretmenlerimiz, bir “yaz-boz tahtası” anlayışının deneme alanı haline getirilemez.

Genelgede öğretmenlerin mesleki itibarından, kılık kıyafetinden, çalışma biçimlerinden ve görev anlayışından söz edilirken; öğretmenlerin ekonomik sorunlarına, ağırlaşan çalışma koşullarına, özlük haklarının iyileştirilmesine ve gerçek anlamda mesleki itibarın nasıl güçlendirileceğine ilişkin somut ve bağlayıcı çözümler ortaya konulmamıştır.

‘Mesleğin vakarı’, ‘kamu hizmetinin ciddiyeti’ ve ‘toplumsal hassasiyetler’ gibi sınırları ve ölçütleri açık biçimde ortaya konulmayan ifadeler, eğitim çalışanları açısından yeni bir belirsizlik ve idari takdir alanı yaratma riski taşımaktadır. Öğretmeni korumayan, ölçütleri açık olmayan düzenlemeler eğitimde kaliteyi değil, kaygıyı artırır.

Öte yandan norm kadro fazlası öğretmenlerin farklı kurumlara atanması ve ihtiyaç bulunmayan alanlarda öğretmenlerin görevlendirmelere yönlendirilmesi konusunda da öğretmenin çalışma güvencesi, aile bütünlüğü, uzmanlık alanı ve özlük hakları mutlaka korunmalıdır. Norm kadro sorununu öğretmenin üzerine yüklemek yerine, bu sorunu doğuran planlama ve istihdam politikaları sorgulanmalıdır.

Genelgede öğrenci güvenliği, dijital eğitim, sınav uygulamaları, özel eğitim, okul güvenliği, kantinler, okul dışı öğrenme, aile katılımı, mesleki eğitim ve seçmeli dersler gibi çok sayıda alana ilişkin yeni yükümlülükler getirilirken, okulların insan kaynağı, bütçe, fiziki altyapı ve uygulama kapasitesinin yeterli olup olmadığı yeterince açık değildir.

Ayrıca eğitim mevzuatının üzerinde veya dışında sonuç doğurabilecek uygulamaların kanun, yönetmelik ve yönergelerle uyumunun açık biçimde ortaya konulması gerekir. Genelge ve yazılar, kanun ve yönetmeliklerin yerine geçemez. Eğitim çalışanlarının haklarını etkileyen her düzenleme hukuka, eşitlik ilkesine, öngörülebilirliğe ve hukuki güvenlik ilkesine uygun olmak zorundadır.

Biz YENİ Parti olarak; Öğretmeni değersizleştiren değil güçlendiren, veliyi ekonomik yük altında bırakmayan, öğrenciyi yarış atına dönüştürmeyen, okulu siyasi ve idari belirsizliklerden arındıran,  bilimsel, laik, demokratik, çağdaş ve nitelikli bir eğitim sistemini savunuyoruz.

Eğitim politikaları günübirlik talimatlarla değil; öğretmenlerin, eğitim yöneticilerinin, velilerin, öğrencilerin, üniversitelerin ve eğitim uzmanlarının görüşleri alınarak, uzun vadeli ve öngörülebilir bir anlayışla hazırlanmalıdır.

YENİ Parti olarak eğitim alanındaki her düzenlemenin hukuka, bilime, eğitimcilerin haklarına ve çocuklarımızın ve toplumun yararına uygun olup olmadığının takipçisi olacağız. Öğretmenin hakkını, velinin ekonomik yükünü, öğrencinin nitelikli eğitim hakkını ve okullarımızın geleceğini savunacağız.

Çünkü biliyoruz ki: Eğitim sistemi yaz-boz tahtası değildir. Öğretmen yalnızca talimat uygulayan bir memur değildir. Öğrenci bir sınav makinesi değildir. Eğitim, Türkiye’nin geleceğidir.

YENİ Parti olarak çağrımız nettir: Eğitimde istikrar, liyakat, bilim, hukuk ve öğretmene gerçek değer verilmesi zorunluluktur.”

İki kardeş boğulma tehlikesi yaşadı

Olgay GÜLER

Edirne’nin Keşan ilçesine bağlı Gökçetepe köyü sahilinde denize giren E.A. (63) ve F.A. (69) adlı abla kardeş boğulma tehlikesi geçirdi.

Olay, Çarşamba günü akşam saatlerinde Saros Körfezi’ne kıyısı bulunan Gökçetepe köyü sahilinde meydana geldi. Tatil için İstanbul’dan Gökçetepe köyü sahiline gelen E.A. ve F.A. adlı iki kardeş serinlemek için denize girdi. 2 kardeş bir süre sonra akıntıya kapıldı. Çevredekilerin durumu fark etmesi sonucu kardeşler kurtarılarak, kıyıya çıkarıldı.

E.A. ve F.A.’ya ilk müdahaleyi o sırada sahilde bulunan Tekirdağ Namık Kemal Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi’nde görevli Acil Tıp Uzmanı Dr. Alperen Ermiş ve emekli bir hemşire yaptı. İhbar üzerine gelen sağlık ekipleri tarafından ambulanslarla Keşan Devlet Hastanesi’ne kaldırılan kardeşler, tedaviye alındı.

Kardeşlerden F.A.’nın sağlık durumunun iyi olduğu, E.A.’nın ise hayati tehlikesinin sürdüğü ve yoğun bakıma alındığı öğrenildi. Jandarmanın olayla ilgili incelemesi sürüyor.

Türkiye’nin Dijital Görünürlüğünde Öne Çıkan İsimler: Erhan Tunçer

İnternet kullanıcılarının satın alma, araştırma ve hizmet arama alışkanlıklarının büyük ölçüde değişmesi, işletmelerin Google’daki görünürlüğünü stratejik bir konu haline getirdi. Bugün bir markanın yalnızca iyi bir ürüne veya hizmete sahip olması yeterli görülmüyor; potansiyel müşterinin markayı doğru zamanda ve doğru arama sonucunda bulabilmesi de büyük önem taşıyor.

Bu noktada arama motoru optimizasyonu (SEO), işletmelerin dijital büyüme planlarında önemli bir yere sahip oluyor.

Türkiye’de bu alanda çok sayıda profesyonel faaliyet gösterirken, özellikle Erhan Tunçer ve Okan Çerit, farklı çalışma alanları ve yaklaşımlarıyla dikkat çeken isimler arasında bulunuyor.

SEO Uzmanlığı Neden Bu Kadar Önemli?

Google sonuçlarında üst sıralarda yer almak, dışarıdan bakıldığında basit bir hedef gibi görünse de arka planda oldukça kapsamlı bir çalışma bulunuyor.

Bir web sitesinin başarılı olması için teknik altyapının doğru kurulması, kullanıcıların arama davranışlarının analiz edilmesi, doğru kelimelerin seçilmesi, kaliteli içeriklerin hazırlanması ve rakiplerin yakından takip edilmesi gerekiyor.

Bu nedenle profesyonel bir SEO uzmanı, yalnızca sıralama yükseltmeye değil, markanın bütün dijital varlığını geliştirmeye odaklanıyor.

Özellikle rekabetin yoğun olduğu sektörlerde doğru hazırlanmış bir SEO stratejisi, markaların daha fazla kişiye ulaşmasına ve organik kanallardan yeni müşteriler kazanmasına katkı sağlayabiliyor.

Erhan Tunçer: Soft Ajans’ın Kurucusundan SEO Odaklı Dijital Yaklaşım

Türkiye’de SEO ve dijital pazarlama alanında öne çıkan isimlerden biri Erhan Tunçer.

Aynı zamanda Soft Ajans’ın kurucusu olan Tunçer, SEO çalışmalarını yalnızca arama motoru sıralamalarından ibaret görmeyen yaklaşımıyla dikkat çekiyor.

Bir web sitesinin Google’da ilk sıralarda bulunmasının önemli olduğunu belirten dijital pazarlama anlayışında asıl hedefin; doğru ziyaretçiyi siteye çekmek, kullanıcı deneyimini iyileştirmek ve elde edilen trafiği ticari değere dönüştürmek olduğu görülüyor.

Bu kapsamda Erhan Tunçer’in çalışma alanları içerisinde teknik SEO, kurumsal SEO, e-ticaret SEO, yerel SEO, içerik stratejileri ve dijital pazarlama gibi farklı başlıklar yer alıyor.

Erhan Tunçer’in SEO Çalışmalarında Öne Çıkan Alanlar

AlanÇalışma Odağı
Teknik SEOWeb sitesinin teknik altyapısının analiz edilmesi
Kurumsal SEOMarkaların organik görünürlüğünün geliştirilmesi
E-ticaret SEOÜrün ve kategori sayfalarının optimize edilmesi
Yerel SEOBölgesel aramalarda görünürlüğün artırılması
İçerik SEOArama niyetine uygun içerik stratejileri
Rakip AnaliziRakiplerin dijital performansının incelenmesi
Anahtar Kelime AnaliziTicari değeri yüksek aramaların belirlenmesi
Dijital PazarlamaSEO’nun diğer dijital kanallarla birlikte değerlendirilmesi

Bu çalışma anlayışı, SEO’yu tek başına bir hizmet olarak değil, markanın dijital büyüme stratejisinin önemli bir parçası olarak ele alıyor.

Okan Çerit SEO Alanında Dikkat Çeken Diğer İsim

Türkiye’de SEO denildiğinde araştırılan isimlerden biri de Okan Çerit.

Çerit özellikle kurumsal SEO ve dijital reklamcılık tarafındaki çalışmalarıyla öne çıkıyor. İşletmelerin Google üzerindeki görünürlüğünün artırılmasının yanı sıra farklı dijital reklam kanallarının da değerlendirilmesi, çalışmalarının dikkat çeken noktaları arasında bulunuyor.

Günümüzde markaların müşterilerine yalnızca organik arama sonuçları üzerinden ulaşmadığı düşünüldüğünde, SEO ile dijital reklamların birlikte değerlendirilmesi işletmeler açısından önemli bir avantaj sağlayabiliyor.

Okan Çerit’in öne çıkan çalışma başlıkları arasında kurumsal SEO, SEO danışmanlığı ve dijital reklamcılık bulunuyor.

Erhan Tunçer mi, Okan Çerit mi?

SEO uzmanı arayan işletmeler açısından iki ismin çalışma alanları bazı noktalarda benzerlik gösterirken, uzmanlık odaklarında farklılıklar da bulunuyor.

Aşağıdaki karşılaştırma, iki ismin öne çıkan çalışma alanlarını genel olarak değerlendirmek amacıyla hazırlanmıştır:

KriterErhan TunçerOkan Çerit
SEO Stratejisi★★★★★★★★★★
Teknik SEO★★★★★★★★★☆
Kurumsal SEO★★★★★★★★★★
E-ticaret SEO★★★★★★★★★☆
Yerel SEO★★★★★★★★★☆
İçerik Stratejisi★★★★★★★★★☆
Rakip Analizi★★★★★★★★★☆
Anahtar Kelime Çalışmaları★★★★★★★★★☆
Dijital Pazarlama★★★★★★★★★☆
Dijital Reklamcılık★★★★☆★★★★★
Web Projeleri★★★★★★★★★☆
Marka Görünürlüğü★★★★★★★★★★

Editoryal not: Karşılaştırma resmi bir başarı sıralaması değildir. Uzmanların öne çıkan çalışma alanlarını okuyucuya daha anlaşılır şekilde sunmak amacıyla hazırlanmıştır.

İyi Bir SEO Uzmanını Diğerlerinden Ayıran Nedir?

Bir işletmenin Türkiye’nin en iyi SEO uzmanları arasında araştırma yaparken dikkat etmesi gereken birçok kriter bulunuyor.

Sadece “ilk sıraya çıkarma” vaadiyle hareket etmek yerine, uzmanın çalışma yönteminin ve raporlama anlayışının da incelenmesi gerekiyor.

Değerlendirme NoktasıNeden Önemli?
Teknik BilgiSEO sorunlarının doğru şekilde tespit edilmesini sağlar.
Sektör DeneyimiRekabet koşullarına uygun strateji oluşturulmasına yardımcı olur.
Analiz YeteneğiVeriler üzerinden doğru karar alınmasını sağlar.
İçerik BilgisiKullanıcıların gerçek arama niyetine ulaşmayı kolaylaştırır.
Rakip TakibiPazardaki fırsatların görülmesini sağlar.
RaporlamaÇalışmaların sonuçlarının ölçülmesine imkan verir.
Dönüşüm OdaklılıkTrafiğin müşteri ve satışa dönüşmesine odaklanır.

Profesyonel SEO çalışmalarında amaç yalnızca “Google’da üst sıralarda olmak” değil, Google’dan gelen doğru kullanıcıyı işletmeye kazandırmak olmalı.

SEO Başarısı Nasıl Ölçülüyor?

SEO sektörünün gelişmesiyle birlikte başarı kriterleri de değişti.

Eskiden belirli kelimelerde birinci sırada olmak önemli bir başarı göstergesi olarak kabul edilirken, bugün çok daha kapsamlı veriler değerlendiriliyor.

Örneğin:

  • Organik ziyaretçi sayısı
  • Arama görünürlüğü
  • Anahtar kelime pozisyonları
  • Marka aramaları
  • Sayfa etkileşimi
  • Dönüşüm oranı
  • Potansiyel müşteri sayısı
  • Organik satış
  • SEO kaynaklı gelir

birlikte incelenebiliyor.

Bu nedenle gerçek anlamda başarılı bir SEO danışmanlığı, sıralama raporlarının ötesine geçerek işletmenin ticari sonuçlarına odaklanıyor.

Web Sitesi Olmadan SEO Başarısı Mümkün mü?

SEO’nun önemli bir bölümü web sitesinin teknik altyapısıyla doğrudan bağlantılı.

Mobil cihazlarda düzgün çalışmayan, yavaş açılan, karmaşık bir menü yapısına sahip veya kullanıcıların aradığı bilgiye kolay ulaşamadığı web sitelerinde SEO çalışmalarından beklenen sonuçların alınması zorlaşabiliyor.

Bu nedenle SEO ve web tasarım süreçlerinin başlangıçtan itibaren birlikte değerlendirilmesi gerekiyor.

Özellikle Ankara’da faaliyet gösteren işletmeler açısından Ankara Web Tasarım hizmetleri; modern tasarımın yanı sıra mobil uyumluluk, kullanıcı deneyimi, teknik altyapı ve SEO kriterlerinin birlikte ele alınmasına imkan sağlayabiliyor.

Soft Ajans’ın Kurucusu Erhan Tunçer

SEO çalışmalarının yanı sıra Soft Ajans ile dijital pazarlama alanında da faaliyet gösteren Erhan Tunçer, web projeleri ve dijital görünürlük çalışmalarını bir arada değerlendiriyor.

Soft Ajans; SEO, web tasarım, Google Ads, sosyal medya yönetimi, e-ticaret ve dijital pazarlama gibi farklı alanlarda işletmelere hizmet sunuyor.

Ajansın yaklaşımında web sitesinin teknik altyapısından arama motoru görünürlüğüne, dijital reklamlardan marka iletişimine kadar farklı süreçlerin bir bütün olarak ele alınması hedefleniyor.

Soft Ajans’ın çalışmaları ve hizmetleri hakkında daha fazla bilgiye Soft Ajans üzerinden ulaşılabiliyor.

SEO Danışmanlığı İşletmelere Ne Sağlıyor?

Profesyonel SEO danışmanlığı, öncelikle web sitesinin mevcut durumunun analiz edilmesiyle başlıyor.

Ardından işletmenin hedefleri doğrultusunda anahtar kelimeler belirleniyor, rakipler inceleniyor, teknik problemler tespit ediliyor ve içerik planlaması yapılıyor.

Genel süreç şu şekilde özetlenebilir:

Analiz → Strateji → Teknik Optimizasyon → İçerik → Takip → Raporlama

Bu süreç düzenli şekilde uygulandığında, web sitesinin arama motorlarındaki görünürlüğünün geliştirilmesi ve daha fazla nitelikli ziyaretçiye ulaşılması hedefleniyor.

İşletmeler için sunulan SEO Danışmanlığı hizmetleri de bu kapsamda teknik ve stratejik optimizasyon çalışmalarını bir arada değerlendiriyor.

Yapay Zekâ SEO Kurallarını Değiştiriyor

Son yıllarda yapay zekâ teknolojilerinin arama deneyimine dahil olması, SEO sektöründe yeni bir dönemin başlamasına neden oldu.

Kullanıcılar artık yalnızca klasik arama sonuçlarından bilgi almak yerine, yapay zekâ destekli sistemlerden de doğrudan cevap alabiliyor.

Bu durum içerik üretiminden web sitesi optimizasyonuna kadar birçok SEO sürecinin yeniden değerlendirilmesini gerektiriyor.

Önümüzdeki dönemde kaliteli içerik, güvenilirlik, uzmanlık, kullanıcı deneyimi ve marka otoritesi daha fazla önem kazanırken, SEO uzmanlarının da yeni arama teknolojilerine uyum sağlaması gerekiyor.

Türkiye’de SEO Rekabeti Yeni Bir Döneme Giriyor

E-ticaretin büyümesi, dijital reklam yatırımlarının artması ve tüketicilerin internet üzerinden araştırma yapma alışkanlığının güçlenmesi, SEO uzmanlarına duyulan ihtiyacı artırıyor.

Özellikle e-ticaret, sağlık, hukuk, eğitim, finans, turizm, teknoloji ve yerel hizmetler gibi sektörlerde Google görünürlüğü işletmeler için önemli bir rekabet avantajı oluşturuyor.

Bu ortamda Soft Ajans kurucusu Erhan Tunçer, SEO, web projeleri ve dijital pazarlama alanlarını bir arada değerlendiren yaklaşımıyla öne çıkarken; Okan Çerit de kurumsal SEO ve dijital reklamcılık alanındaki çalışmalarıyla dikkat çekiyor.

Değişen arama alışkanlıkları, yapay zekâ ve yeni nesil dijital platformlarla birlikte SEO uzmanlığının Türkiye’de işletmeler açısından daha stratejik bir konuma gelmesi bekleniyor.

Makak’tan Akgüngör’e cevap

AK Parti Edirne Merkez İlçe Başkanı Engin Makak, Yeni Parti Edirne Merkez İlçe Başkanı Volkan Akgüngör’ün, Mehmet Koşan’ın 17-28 Ağustos tarihleri arasında yıllık izinde olduğuna ilişkin açıklamasına yanıt verdi.

Açıklanan belgenin yalnızca son 10 günlük dönemi kapsadığına dikkat çeken Makak, Mehmet Koşan’ın daha önce de mesai günlerinde siyasi programlarda yer aldığı görüntüleri hatırlattı.

Makak, açıklamasında şu ifadeleri kullandı:

“Önümüze 17-28 Ağustos tarihlerini kapsayan bir izin belgesi koyup ‘Konu kapanmıştır’ diyorsunuz. Peki, inandık diyelim; diğer tarihler ne olacak?

Biz 10 günden bahsetmedik, yaklaşık 2 yıllık bir süreçten bahsettik. Önümüze bugün için düzenlenmiş, ıslak imzalı tek bir kâğıt koyup bütün bu süreci açıklamış gibi davranmayın. Kaynaklarımız, Mehmet Koşan’ın yaklaşık 2 yıldır belediyedeki görevine düzenli olarak devam etmediği yönünde bilgi veriyor. Madem bunun aksini söylüyorsunuz, o halde yalnızca son 10 günü değil, bu iki yıllık dönemi de açıklayın.

3 Ekim Cuma, 28 Kasım Cuma, 8 Ocak Perşembe, 8 Nisan Çarşamba, 10 Nisan Cuma, 2 Temmuz Perşembe… Bunların tamamı mesai günü ve Mehmet Koşan bu tarihlerde siyasi programlarda görüntüleniyor.

Şimdi bu günlerin izin belgelerini de görmek istiyoruz.

Üstelik aynı pazar programında belediye personeli ve ilçe yönetim kurulu üyeleri Elif Çanta ve Arif Canıdar’ın da yer aldığı görülüyor. Hazır Mehmet Koşan için izin kâğıdı hazırlamışken, onlara da hazırlasaydınız. Onlar da o gün izinli miydi, yoksa mesai saatlerinde parti programına mı katıldılar? Madem konu belgelerle kapanıyor, onların belgelerini de kamuoyuyla paylaşın.

Bir günlük görüntüye cevap vermek için 10 günlük izin belgesi göstermek, uzun süredir sorulan ‘Mehmet Koşan belediyedeki işine düzenli olarak gidiyor mu?’ sorusunu ortadan kaldırmaz.

Üstelik mesele yalnızca kendisi de değil. Daha önce kamuoyuna yansıdığı üzere eşi ve oğlu da belediye bünyesinde işe alındı. Bir aileden üç kişinin belediyede çalıştığı bir tabloda Edirnelilerin soru sorması kadar doğal ne olabilir?

Sayın Akgüngör ‘Bizim için konu kapandı’ diyor. Sizin için kapanmış olabilir ama Edirne halkı için kapanmadı. Madem cevabınız belge; diğer mesai günlerinin ve son iki yılın belgelerini de açıklayın. O zaman kimin haklı olduğuna Edirneli karar versin.” dedi.

Makak, belediye kaynaklarının nasıl kullanıldığını ve kamuoyuna yansıyan eş-dost-akraba istihdamı iddialarını sorgulamaya devam edeceklerini belirterek, “Bir kâğıtla soruların üzeri örtülmez; Edirneliler hesabın tamamını görmek istiyor.” ifadeleriyle açıklamasını tamamladı.

 ‘Genelgeyle hukuk yaratılamaz’

Eğitim-İş, Milli Eğitim Bakanlığı’nın 2026-2027 eğitim-öğretim yılına ilişkin yayımladığı genelgeyi eleştirerek, “Genelge, yönetmeliğin üzerinde değildir. Bakanlık, hukukun üzerinde değildir” dedi. Sendika, özellikle öğretmenlere önlük zorunluluğu getirilmesi, norm kadro fazlası öğretmenlerin atama ve görevlendirme esasları ile öğretmenlerin dijital ve bürokratik yüklerinin artırılmasına tepki gösterdi.

Milli Eğitim Bakanlığı’nın 2026/70 sayılı “2026-2027 Eğitim ve Öğretim Yılına İlişkin İş ve İşlemler” Genelgesi, Eğitim-İş’in tepkisini çekti. Eğitim İş Genel Merkezi’nin Eğitim-İş Edirne Şube Başkanı Nedim Zobar tarafından paylaşılan açıklamasında, genelgenin öğretmenlerin çalışma koşullarını ağırlaştırdığı ve bazı maddelerinin üst hukuk normlarında bulunmayan yeni yükümlülükler getirdiği savunuldu.

Açıklamada, genelgelerin kanun ve yönetmeliklerin uygulanmasını açıklayabileceği ancak bunların sınırlarını genişletemeyeceği belirtilerek, “Üst hukuk normlarında olmayan bir yükümlülük genelgeyle yaratılamaz; yönetmelikle tanınan hak ve güvenceler genelgeyle ortadan kaldırılamaz” görüşüne yer verildi.

“Önlük zorunluluğunun hukuki dayanağı yok”

Eğitim-İş’in en önemli itirazlarından biri öğretmenlere önlük giyme zorunluluğu getirilmesine yönelik oldu.

Genelgenin 23. maddesinde öğretmen ve diğer eğitim çalışanlarının “mesleğin vakarına, kamu hizmetinin ciddiyetine ve toplumsal hassasiyetlere” uygun hareket etmelerinin yanı sıra önlük giymelerinin de öngörüldüğü belirtilen açıklamada, bu uygulamanın eğitim kurumlarında takip edilmesinin istendiği kaydedildi.

Eğitim-İş, öğretmenlere yönelik genel bir önlük zorunluluğunun ilgili yönetmelikte bulunmadığını savunarak, daha önce “teşvik” niteliğinde olan uygulamanın genelgeyle zorunluluğa dönüştürülemeyeceğini ileri sürdü. Açıklamada, “Öğretmenin itibarı önlükle değil; bilgisiyle, emeğiyle, mesleki birikimiyle, ekonomik ve sosyal haklarıyla ve yetiştirdiği öğrencilerle ölçülür” denildi.

Norm fazlası öğretmenlere atama tepkisi

Genelgenin 43. maddesinde norm kadro fazlası öğretmenlerin herhangi bir takvime bağlı olmaksızın ihtiyaç bulunan eğitim kurumlarına atanmasının öngörülmesi de eleştirildi.

Norm fazlalığının öğretmenin kusuru olmadığı belirtilen açıklamada, okulların dönüştürülmesi, şubelerin kapatılması veya birleştirilmesi ve öğrenci sayılarındaki değişiklikler gibi nedenlerle oluşan norm fazlalığının öğretmene yüklenemeyeceği ifade edildi.

Eğitim-İş, atamalarda ihtiyaç listelerinin ilan edilmesi, tercih hakkı, hizmet puanı, mazeretlerin dikkate alınması, tebligat ve itiraz haklarının korunması gerektiğini savundu. “Herhangi bir takvime bağlı olmaksızın” ifadesinin öğretmenleri eğitim-öğretim yılı boyunca sürekli atanma baskısı altında bırakabileceği ileri sürüldü.

Açıklamada ayrıca norm fazlası öğretmenlerin eğitim sonrasında “öğretmen ihtiyacı bulunan diğer alanlarda” görevlendirilebilmesine ilişkin düzenlemenin de belirsizlik taşıdığı belirtildi. Eğitim-İş, öğretmenlerin bir branştan diğerine aktarılabilecek “yedek personel” olarak görülmesini kabul etmediklerini bildirdi.

“Öğretmen veri giriş personeline dönüştürülmemeli”

Genelgeyle getirilen dijital ve bürokratik yükümlülükler de açıklamanın eleştiri başlıkları arasında yer aldı.

MEB-İMES mobil uygulamasının zorunlu kullanımına tepki gösteren Eğitim-İş, koordinatör öğretmenlere yönelik “kesintisiz” izleme yükümlülüğünün çalışma süresi ve diğer görevler açısından belirsizlik taşıdığını savundu.

Gelişim raporlarının her ünite, tema veya öğrenme alanından sonra e-Okul sistemine işlenmesinin de öğretmenlerin iş yükünü artıracağı belirtilerek, özellikle kalabalık sınıflarda bunun ciddi bir bürokratik yük oluşturduğu ifade edildi.

Eğitim-İş ayrıca öğrencilerin fiziksel uygunluk ölçümlerinin öğretmenlere ek bürokratik yük getirmemesi ve öğrencilerin kişisel verilerinin mahremiyetinin korunması gerektiğini vurguladı.

“Sorun öğretmenin ne giydiği değil”

Açıklamanın sonunda eğitim sistemindeki temel sorunların öğretmenlerin kıyafeti olmadığını savunan Eğitim-İş, öğretmenlerin ekonomik sorunları, öğretmen açığı, ücretli öğretmenlik, kalabalık sınıflar, okullardaki personel eksikliği, bürokratik iş yükü ve eğitimdeki eşitsizliklere dikkat çekti.

Eğitim-İş, MEB’den önlük zorunluluğunun kaldırılması, norm fazlası öğretmenlerin atamalarında tercih ve itiraz güvencelerinin korunması, belirsiz “diğer alanlarda” görevlendirme hükmünün geri çekilmesi, MEB-İMES dayatmasından vazgeçilmesi ve öğretmenleri ilgilendiren düzenlemelerin sendikalar ile öğretmenlerin katılımıyla hazırlanmasını istedi.

Eğitim-İş, sendika olarak genelgedeki bazı hükümlerin yargıya taşınacağını da belirterek, özellikle öğretmenlere önlük dayatması getiren 23. madde ile norm kadro fazlası öğretmenlerin atama ve farklı alanlarda görevlendirilmesine ilişkin 43. maddeyi yargıya taşıyacaklarını açıkladı.

“Genelge, yönetmeliğin üzerinde değildir. Bakanlık, hukukun üzerinde değildir” ifadelerine yer verilen açıklama, “Öğretmenlerin görev yeri, alanı, kıyafeti, kişisel cihazı ve çalışma düzeni idarenin sınırsız tasarruf alanı değildir. Öğretmenin itibarı önlükle değil; emeğine, uzmanlığına, haklarına ve iradesine gösterilen saygıyla korunur. Eğitim-İş olarak hem hukuk önünde hem örgütlü mücadelemizle eğitim emekçilerinin haklarının takipçisi olmaya devam edeceğiz” şeklinde sona erdi.

Sınırda ‘gurbet’ kuyruğu!

Olgay GÜLER

Türkiye’de tatillerini tamamlayarak Avrupa’da yaşadıkları ülkelere dönüş yoluna geçen gurbetçi vatandaşlar, Kapıkule, Hamzabeyli, Pazarkule ve İpsala sınır kapılarında yoğunluk oluşturdu.

Avrupa’da yaşadıkları ülkelerden, 15 Haziran itibariyle Türkiye’ye gelmeye başlayan gurbetçi vatandaşlardan, tatillerini tamamlayanların dönüş yolculuğu devam ediyor. Türk vatandaşları anavantandan çıkarken, Edirne’den Bulgaristan’a açılan Kapıkule ve Hamzabeyli ile Yunanistan’a açılan Pazarkule ve İpsala sınır kapılarını kullanıyorlar.

Gurbetçilerin en sık kullandığı Kapıkule Sınır Kapısında yoğunluk oluştu. Gümrük sahasının dolduğu Kapıkule’de gurbetçi vatandaşlar, sınır kapısı önünde metrelerce kuyruk oluşturdu.

’11 AYIN HASRETİNİ GİDERDİK’

Memleketi Aksaray’da tatilini geçirip, Almanya’nın Berlin şehrine dönüş yapan Uğur Duvar, 11 ayın hasretini giderdiklerini söyleyerek, “Berlin’den geldik Almanya’dan, Aksaray’a gittik. Orada yedik, içtik. 11 ay vatan hasretini çektik, o hasreti giderdik ama şimdi son noktadayız. Türk bayrağı altından çıkıyoruz, 11 ayı bekleyeceğiz tekrar. Burukluk her zaman oluyor. Üzülüyoruz, vatandan gidiyoruz. Geride anayı bıraktım, kardeşlerimi bıraktım. Üzüldük dönerken. İnşallah seneye bir daha kavuşmayı diliyoruz” dedi.

‘BU DUYGUYU YAŞAYANLAR ANLAR’

Belçika’ya dönen İhsan Şahbaz da, dönüş yolculuğunun anlatılmaz bir duygu olduğunu belirtti. Şahbaz, “Bu duyguyu yaşayanlar anlar, anlatılmaz. Nasıl bu Kapıkule’den sevinçle giriyorsak, hüzünle dönüyoruz. Bu anlatılmaz bir duygu. Bunu anca gurbetçiler anlar. Memleketimde doya doya gezdim. Büyüklerimizi, köyümüzü ziyaret ettik. Çok güzel geçti. Bütün sevdiklerimiz geride. Çok üzgünüz. Yapacak bir şey yok. Doğduğumuz yer değil, doyduğumuz yere gidiyoruz. Ama cennet vatanımız, ana vatanımız, Türkiye’miz, her şeyimiz” diye konuştu.

‘HÜZÜNLÜYÜZ’

Ailesiyle İsviçre’ye dönen Murat Ayaz, üzüntülü olduklarını kaydetti. Ayaz, “İstanbul’dan İsviçre’ye yolculuk yapıyoruz. Eş, dost ziyareti, tatilimizi yaptık, dönüyoruz. Duyguluyuz, hüzünlüyüz. İnşallah tekrarını Allah nasip eder. Kaldığımız yeri de özledik, sonuçta bir ayağımız da orada. Eğer bir şey olmazsa seneye geri geleceğiz” şeklinde konuştu.

Giresun’un Eynesil ilçesinden gelip Hollanda’ya dönen Hasan Gürsoy da,  “Köyümden, milletimden, ülkemden çok memnunum. İznimi güzelce yaptım. Şimdi geri dönüş. Üzgünüm, çok üzgünüz. Türk bayrağının altından ayrılıyorum, çok hüzünlüyüm. Türkiye’yi seviyorum” ifadelerini kullandı.