Özel’e vekil emekliliği kaldırılsın çağrısı

Edirne Emekliler Derneği üyesi, DSİ emekli Bölge Müdür Yardımcısı Hüseyin Erkin, YENİ Parti Genel Başkanı Özgün Özel’in bugün Edirne Belediyesi Vefa Edirne Emekli Evi’nin açılışını da gerçekleştireceği Edirne ziyareti öncesi yaptığı açıklamada, milletvekilliği emekliğinin kaldırılması konusunda kanun teklifi için kendisine çağrıda bulundu.

Erkin, yaptığı açıklamada, “Umarım sayın Genel Başkan YENİ Parti olarak Edirne den bir çoban ateşi yakarak ‘milletvekilliği emekliliği’nin kaldırılması için meclis açılınca kanun teklifi vererek emeklilerin öfkesini dindirir, hem de siyasetin yeniden saygınlık ve kaliteye kavuşmasını sağlar. Bu kanun teklifi YENİ Partiye enaz 10 puan artış getirir” diyerek şunları söyledi:

“Hiç bir ülkede olmayan bu uygulama giderek emekliler başta olmak üzere kamuoyunu üzerek tepki oluşturmaktadır. Milletvekilleri seçildikten sonra memur statüsünde hizmet vermekte ve emekli olunca da devlet memuru emeklisi olmaktadır. Emekli vekiller çok büyük imtiyazlarla tüm aile fertleri dahil sağlık hizmetleri başta olmak üzere maaşları da yüksek olmaktadır. Memur maaş artışlarında bile artış oranı asgari ücretten fazla olmaktadır. Sayıları beş bin civarında olduğu söylenen emekli vekillere verilen yıllık maaş toplamı hatırı sayılır büyüklüktedir. Bu durum emekliler de büyük tepki oluşturmaktadır. Cumartesi günü Edirne de Emekli Evi açılışı yapacak olan YENİ Parti Genel Başkanı sayın Özgür Özel, ‘Milletvekili emekliliğinin kaldırılması, vekillerin 1980 öncesi özlük haklarına dönülmesi için YENİ Parti olarak meclis  açıldığında kanun teklifi vereceğiz’’ açıklamasını yapması bekleniyor. Bunun meclise getirilip konuşulması bile YENİ Parti’ye en az on puan artış getirir ve sayın genel başkanı siyaseten büyütür. Umarım Edirne’den bu açıklama yapılırsa YENİ Parti bir çoban ateşi yakarak siyasetin kalitesini ve saygınlığını yeniden oluşturacaktır.”

Düğünde tartışma kanlı bitti; 1 yaralı

Olgay GÜLER

Edirne’nin Uzunköprü ilçesinde, düğünde çıkan kavgada bir kişiyi bıçakla yaralayıp, havaya ateş aşarak kaçmaya çalışan B.E.(37), polis tarafından yakalandı.

Olay, Uzunköprü Belediyesi Halk Düğün Salonu bahçesinde meydana geldi. İddiaya göre, T.E. (30) ile H.E. arasında henüz bilinmeyen nedenle tartışma çıktı. Tartışmanın kavgaya dönüşmesi üzerine T.E.’nin ağabeyi B.E., belinden çıkardığı tabancayı H.E.’nin bacağına doğrultup tetiği çekti. Ancak tabancanın tutukluk yaparak ateş almaması sonucu B.E., bu kez bıçakla H.E.’yi sağ bacağından yaraladı. Davetlilerin müdahale etmek istediği B.E., bu kez tabancayla havaya ateş açarak, kaçtı.

YAKALANDI

Silah sesi nedeniyle düğün salonunda panik yaşanırken, ihbar üzerine olay yerine polis ve sağlık ekipleri sevk edildi. Kaçmaya çalışan B.E., Cumhuriyet Mahallesi Sarı Sokak üzerinde polis tarafından yakalanarak, gözaltına alındı. B.E.’nin üzerinde ruhsatsız tabanca ve bıçak ele geçirildi. Yaralanan H.E. ise çağrılan ambulansla Uzunköprü Devlet Hastanesi’ne kaldırılarak, tedaviye alındı.

Emniyetteki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edilen B.E., çıkarıldığı sulh ceza hakimliği tarafından tutuklandı. Olay anında yaşanan panik anları ise cep telefonu kamerasına yansıdı.

Edirne’de maraton heyecanı! 

Olgay GÜLER

Edirne’de bu yıl 11’incisi düzenlenen Uluslararası Edirne Maratonu Pazar günü (yarın) Selimiye Camisi önünden başlayacak.

Balkan Ülkeleri Dostluk Grubu Spor Kulübü (BÜDDER) tarafından gerçekleştirilen 11’inci Uluslararası Edirne Maratonu için hazırlıklar tamamlandı. Büyük organizasyon Pazar günü Selimiye Camisi meydanında 07.00’da başlayacak. Sporcular, 5, 10 ve 21 kilometrelik parkurlarda yarışarak, madalya için ter dökecek. 21 kilometrelik parkurda, Yunanistan’a açılan Pazarkule Sınır Kapısı’ndan dönecek sporcular, yarışı yine Selimiye Camisi meydanında tamamlayacak.

Sabah 07.00’da başlayacak organizasyon için 06.45’de Selimiye Meydanı’nda buluşacak sporcular toplanarak ısınacak. Startın ardından yarışın 09.30’da bitmesi beklenirken, ödül töreni 10.30’da gerçekleştirilecek.

1071 sporcunun katıldığı 11’inci Uluslararası Edirne Maratonu’nda bu yıla özel çini işlemeleri madalyalar dağıtılacak.

Keşan Belediyesi’nde Zabıta Haftası

Keşan Belediye Başkanı Op. Dr. Mehmet Özcan, 1-7 Eylül Zabıta Haftası dolayısıyla Keşan Belediyesi Zabıta Müdürlüğü’nü ziyaret ederek, zabıta personelinin haftasını kutladı.

Zabıta Müdürlüğü personeliyle bir araya gelen Başkan Özcan, zabıta teşkilatının kent düzeninin sağlanması, vatandaşların huzur ve güvenliğinin korunması noktasında önemli görevler üstlendiğini belirterek, personelin Zabıta Haftası’nı tebrik etti.

Zabıta teşkilatının belediyelerin önemli hizmet birimlerinden biri olduğunun altını çizen Mehmet Özcan, “Zabıta, belediyelerin sahadaki en önemli birimlerinden bir tanesidir. Kentimizin düzeni, huzuru ve vatandaşlarımızın güvenliği için özveriyle görev yapan tüm arkadaşlarımıza teşekkür ediyorum. Kendilerine meslek hayatlarında nice yıllar, sağlık ve sıhhat içerisinde başarılı çalışmalar diliyorum. 1-7 Eylül Zabıta Haftası’nın tüm zabıta arkadaşlarımız için hayırlı olmasını diliyor, haftalarını kutluyorum.” dedi.

Zabıta personeli de ziyaretten duydukları memnuniyeti dile getirerek, Başkan Özcan’a teşekkür etti. Ziyaret, Mehmet Özcan’ın zabıta personeliyle gerçekleştirdiği sohbetin ardından sona erdi.

İPSALA BELEDİYESİ TÜM TRAKYA’YI EĞLENDİRMEK ZORUNDA DEĞİLDİR…

İpsalalı bir gazeteci arkadaşımız İpsala Çeltik Festivali ve Tarım Fuarı’nın Belediye bütçesi ile değil stand gelirleri ile yapıldığını söylüyor. Gerçekten stand gelirleriyle bu etkinlikler düzenlenmişse elbette ayakta alkışlamak lazım. Bu konuda kendisinden daha geniş bilgi istedim; Kaç stand vardı? Standların ortalama kiralama gelirleri ne kadardı? Eğer bunu bilebilirsek daha gerçekçi yorumlar yapabiliriz. Ama stand gelirleri fuar alanının giderlerine bile yetmez diye düşünüyorum… Kaldı ki ben festival harcamalarının Belediye bütçesinden yapılmasına yasal bir engel olduğunu da düşünmüyorum.

***

Ben geçtiğimiz günlerdeki bir yazımda eski Enez Festivalleri ile günümüzün popülist konserlerinin farklılığını anlatmaya çalıştım. Festivallerin o yöreye özgü bir amacı olmalı… Gelen konuklar o yörenin kültürü ile tanışmalı… Halk tribünde seyirci değil sahada belirleyici olmalı… Örneğin KEŞKEK Festivali… Köy halkı yöresel giysilerle onlarca ocakta keşke döverek gelen konukları ağırlıyor ve muhtemelen para da kazanıyorlar. Yöresel başka lezzetlerini de ortaya koyuyorlar. Şalvar geceleri Trakya’ya özgü bir gelenek olarak kutlanıyor ve büyük ilgi görüyor. Brezilya’da Samba Festivalleri’nde samba dansçıları yarışıyor. Yani halk seyirci değil sahada oyuncu…

***

İpsala bir tarım kasabası… O nedenle bir tarım fuarı İpsala’ya yakışabilir… Ama fuarlarda gece konserlerinin anlamsızlığını görmek gerekir. Fuarın müşterisi başka, konserlerin müşterisi başkadır. Konserlere gelenlerin fuarı görmek gibi bir çaba ve niyet içinde olduklarının sanmıyorum. Fuar da sadece bir sergi alanı değildir. İçeriği, son teknolojileri tanıtım çabalarıyla, uzman kişilerin katılımıyla, söyleşilerle, uygulamalı gösterimlerle doldurulmalıdır.

***

İpsala, İpsalalılar için elbette çok önemlidir. Ancak İpsala’nın bir turizm kenti olmadığı ve olamayacağı gerçeğini de kabul etmek gerekir. İpsala Belediyesi o nedenle böyle popülist ve gereksiz etkinlikler yerine kendi halkının kültür ve yaşam kalitesini artırmanın yollarını aramalıdır. Çocuklara, gençlere, kadınlara, işsizlere, esnafa, emeklilere ve orada size emanet olan Yüksek Okul Öğrencilerine dönük yıl boyunca süren programlar uygulamalıdır. Örneğin bir Belediye Tiyatro Grubu, bandosu, korosu, bir sanat galerisi, bir anfi tiyatrosu vs. İpsala’ya yakışandır. Kısacası İpsala senede 3 gün değil dört mevsim yaşanabilir bir kent olma yolunda çaba sarfetmelidir..

Sevgili Mehmet Karagöz’ün döneminde “Her ay İpsala’ya bir tiyatro grubu geliyordu” diye hatırlıyorum.

***

Sonuç olarak yapılan İpsala festivalinin çeltiğe, çeltikçiye, İlçe halkına, ilçeyi tanıtmaya, sosyal yaşama katkısını abartmamak gerekir. Halkın eğlenmesi elbette çok önemlidir. Ama İpsala Belediyesi’nin tüm Trakya’yı eğlendirmek gibi bir görevi yoktur. Kendi halkı için senenin üç gününde değil her ay bir konserle bu görevini yıl boyunca yapabilir.

***

İpsala belediye Başkanı hiper aktif bir kişilik… Ama İpsala’nın ihtiyaçları konusunda kafası karışık. Bir termal hevesi vardı. Sonlandırabildi mi? Bilmiyorum… Şimdilerde de bir kanal çalışması var. Ne işe yarayacağını, kente nasıl bir özellik katacağını anlamakta güçlük çekiyorum. Daha fazla sivri sinek üretmek içinse onu bilmem….

İpsala bir Sakin Şehir, yani (CITTASLOW Kenti ) olabilir. Sayın Kerman bunu ciddiyetle düşünmelidir.

***

Buradan festivalde plaketle ödüllendirilen genç gazeteci kardeşlerime de bir öğüdüm var. Ben 1961 den beri; ama özellikle son 50 yıldır yerel basın dünyasının içindeyim. Gazeteci sayılırım. O nedenle siz gazeteci kardeşlerime hatırlatmak isterim ki gazeteci, biraz mesafeli, biraz kuşkucu, biraz muhalif olmak zorundadır. Hakan ALTUN’u konserinden çok İpsala Yerel yönetiminin çeltik tarlası kira gelirlerinin nasıl ve nereler kullanıldığı, bu festivallerin bir işe yarayıp yaramadığı haber olmalıdır.

Nitekim şimdi bir de Havsa’da Kobra Murat haber olmuş.

 YAPI — YAPI . . . hep yapı!

İnsanların günlük yaşamında barındıkları yerler elbette yapılardır. Çeşitlilik bakımından, malzeme bakımından, amaç bakımından çeşitli isim alırlar. Örneğin, ahşap, taş, ibadethane, yollar, köprüler, barajlar daha bir çokları. Ama insanlar için en önemlisi barınma amaçlı evler, çok katlı apartmanlar onların çoğunlukta olduğu siteler, daha ötesi mahalleler ve şehirler.

Yapı denilen konu taş devrinden beri devam etmektedir. Gittikçe gelişmiştir, bir katlıdan başlayarak çok katlılara kadar uzanmıştır. Bugün Türkiye olarak iyi bir inşaat sektörümüz var. Bina olarak her türlü yapıyı yapabiliyoruz, diğer yapılarda da geri değiliz. Ülkemizi apartmanlarla donattık, her önüne gelen inşaatçı oldu. Bu hesapsız gidişat güzelim ahşap konakları, yeşil bahçeleri yok etti. Bunda bir zorunlulukta var; nüfus sayımız gittikçe artıyor, o insanlara barınak lazım. Eskiden bir, iki katlı evler yeterli oluyorsa da artık olmuyor. Konu çok katlıya dönüştü, doğa yok edildi.

İnşaat sektörünün bir iyi yanı da fazla istihdam sağlıyor yani çalışma olanağı yaratıyor. Ondan önemlisi de başka sektörleri de besliyor. Bir hesap yapılıyor; bir inşaat sektörü 255 sektörü besliyor, küçümsenecek bir konu değil. Bir inşaata kalkıştığın zaman Belediye harcını alıyor, mimar, mühendis kazanıyor, kumcu çimontocu, demirci kazanıyor, taşeronlar, onlara bağlı işçiler kazanıyor, malzeme satanlar kazanıyor, inşaatı yapan yapıcı kazanıyor. Bazen de işi zararla kapatıyor. Kim böyle sektöre heves edip balıklama dalmaz?

Acaba her şey göründüğü gibi mi. Bina dediğimiz yapı havada durmayacak, arsada duracak. Arsa dediğimiz yerleri yaratmak için güzelim tarım arazileri parsellenip inşaat alanına dönüştürülüyor. Bu nedenle inşaatlar yüzünden ekilebilir tarım arazisinin Türkiye %,15’ini KAYBETTİ. Küçümsenecek bir olay değildir. Kimin umurunda; yapıcı, tüccar kazanıyor, cüzdanlar para doluyor.

Peki inşaat yapmayacak mıyız; elbette yapacağız. Yol, köprü, baraj, tünel, okul, hastane, deprem evleri bunlar zorunluluktan, ihtiyaçtan doğan yapılar. Bir de keyfi sırf para kazanayım diye yörede ihtiyaç olmasa da yapılan yapılar var. Bugün Edirne’de böyle yapılar oldukça, fazla buna bir çare bulunmalı. Yoksa yurt içinde yapılan yapı alışverişi benim param senin cebine, senin paran benim cebime. Bu kazanç değildir, asıl kazanç yurt dışında işler alıp, bina yapıp, o parayı yurda getirmektir. İşte kazanç budur.

Ukrayna, Gazze, başka Arap ülkeleri yerle bir oldu, artık bu ülkelerde savaş bitmelidir, barış olmalıdır. Ondan sonrası imar faaliyeti. Oralardan iş alıp, inşaat yapabilirsek o yapının kazancı Türkiye için kazanç olur.

Birde inşaat sektörü dururken devletin kiralar çok yüksek bahanesi ile yapılar yapıp halka ucuz fiyatlarla satması. Anladık ama devletin işi devletlik yapmak, inşaat yapmak mı! Bırakın yapıları inşaat sektörü yapsın.

Konu ihtiyacın üstünde yapı yapıp olayı karmaşa haline getirmek. Bugün Edirne’de ihtiyacın üstünde yapı var. Acaba diğer şehirler nasıl, onlarında bizden farklı olduğunu sanmıyorum. Her işte olduğu gibi yapıda bir hesap kitap işi. Bu konunun muhatabı da Belediyeler oluyor.

YAPI — YAPI –…. hep hep yapı…

GENLER         

Bir köyün yakınlarında, bahçelik bir barakada kalıyordum. Bir gün bir baktım, bahçeme bir köpek gelmiş. Ona ekmek, kuru mama su verince benimle kaldı.
Tam 12 yıldır benimle, ancak bir türlü ona dokunamadım, başını okşayıp, sevemedim. Onca yıldan beri, halâ benden uzak kalmaya dikkat ediyor; ona yaklaşınca ürküp kaçıyor, ben uzaklaşınca yine yarine gelip yatıyordu.
Neden?.. diye merak ettim.
Dikkatli bakınca, BİR KULAĞININ KESİLMİŞ olduğunu gördüm.
Demek ki, cahilin biri bir kulağını kesip canını yaktığında, can havliyle kaçıp kurtulmuş, benim bahçeme sığınmış…(Köpeklerin kulaklarını ve kuyruğunu kesmek, şeytana hizmetir biline!… Allah kusurlu mu yaratmış ki…)
Bu tek kulaklı köpeğim, bir başka köpekle çiftleşmiş, bahçemde dört yavrusu doğmuştu!..
Çok ilginçtir ki, bu dört yavru da, babaları gibi ANADAN ÜRKEKTİLER.
Ben onları beslemek için mama koyarken, bile uzak duruyorlar, ancak ben uzaklaştıktan sonra gelip mamalarını öyle yiyorlardı.
Halbuki ben elimle baslediğim başka köpeklerin yavrularını bilirim!..
Bunlar beni görünce, sanki onlara daha önce zarar vermişim gibi, uzağa kaçıyorlardı.
Hem de yıllarca onlara en sevdikleri yiyecekleri önlerine koymama rağmen!…
Neden böyle?.. diye düşündüm.
Aklıma babalarının ürkekliği geldi.
Ve de demek ki, babalarının kulağının kesilmesiyle ilgili CAN YANMASI, KORKU VE İNSANLARA GÜVENMEMEK genlerine işlemişti.
Yani, ve o babanın genlerine sahip, yavrularına da, İNSANDAN KORKMA, GÜVENSİZLİK, aynen geçmişti!..
Demek ki, başa gelen, negatiflikler de, pozitiflikler de, insan algılarımızı derinden etkiliyor ve bu etkiler ebeveynlerden çocuklarına geçiyor!..
Pozitif etkilerle gelişen nesiller ürerken, negatif etkilerin çoğunluğunda yozlaşan nesiller türüyor.

Demek ki, bir toplum, negatifliklerini çoğalttıkça, yozlaşan nesiller de artıyor, sonuç, bir şekilde Hak’ın helaki kaçınılmaz oluyor.

Kuran’ı Kerim. Sure 19/59:
Sonra, bu peygamberlerle Salih kimselerin arkasından bir nesil geldi ki, namazı terk ettiler, şehvetlerine uydular; bunlar da, Cehennemdeki “Gayya” vadisini boylayacaklardır.

11/116: Şimdi, sizden önce ki devirlerde, yeryüzünde fesat çıkartmaktan alıkoyacak, faziletli akıl sahiplerini içinizden çıkartsaydınız ya! Fakat onlardan kuruluşa erdirdiğimiz kimseler pek azdır. Zulüm yapanlar ise, kendilerine verilen refahın ardına düştüler ve suç işleyen günahkar oldular.

Namazı terk etmek: Namaz: Huzurda kılınan namaz. Savaşta bir veya iki rekat. Genellikle iki rekat. Rahat ortamda fazlaca olabilir ama “AŞIRILARI ALLAH SEVMEZ” ayetini hatırla.
Namaz: Namazın bir tanımı da, Allah’ın her an kendisini izlediğini bilerek, O’na layık olarak davranmaktır. Namazın bir tanımına da, (Her an HUZURDA olduğunun bilinciyle olan DAVRANIŞLAR) da diyebiliriz.

53 çocuğa sünnet şöleni!

Olgay GÜLER
Edirne Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı ile Edirne Şehir Gönüllüleri Vakfı işbirliğinde, 53 çocuk için Millet Bahçesi’nde sünnet şöleni etkinliği düzenlendi.


Kentte, Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı’nın hizmetlerinden yararlanan 53 ailenin çocuğu için sünnet şöleni düzenlendi. Vakfın, Şehir Gönüllüleri Vakfı işbirliğinde Söğütlük Millet Bahçesi’nde düzenlediği şölen öncesi valilik önünden başlayan sünnet alayı şehirde tur attı.


MİLLET BAHÇESİ ŞENLENDİ
Millet Bahçesi’nde gerçekleştirilen sünnet şölenine ise Edirne Valisi Yunus Sezer, AK Parti Edirne Milletvekili Fatma Aksal, Edirne Belediye Başkanı Filiz Gencan, Edirne Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı Müdürü Tezcan Fidan, çocuklar ve aileleri katıldı. Etkinlikte çocuklar için çeşitli oyun alanları oluşturuldu.Etkinlikte çocuklar için çeşitli oyun alanları oluşturuldu.


Edirneli klarnet sanatçısı Göksel Demlendirici’nin konser verdiği programda, Edirne Belediyesi Halk Dansları Topluluğu gösteri sergiledi.

Pasta kesimiyle birlikte çocukları ve ailelerini kutlayan Vali Sezer, “Bugün burada 53 tane çocuğumuzun inşallah aileleriyle beraber büyüdüklerini görmenin sevincini yaşıyoruz. 53 çocuğumuzun bugün sünnet merasimine şahitlik ediyoruz. Allah hayırlı ve uğurlu etsin. Önce analarına, babalarına, ailelerin ve sonra da bu güzel vatanımıza, milletimize onları bağışlasın” dedi.
Etkinlik sonunda, çocuklara çeşitli hediyeler verildi.

‘Bu uygulamadan derhal vazgeçin’

Olgay GÜLER

Edirne Barosu ve baroya bağlı Çevre ve Kent Hukuku Komisyonu, Edirne Belediye Meclisi Ağustos ayı toplantısında, Devlet Su İşleri’ne (DSİ) ait Fatih Mahallesi’ndeki taşınmazın, imar planlarında ‘Özel Sosyal Tesis Alanı’ olarak değişikliğe gidilmesine tepki gösterdi.

Belediye meclisinin geçtiğimiz 7 Ağustos’taki toplantısında, Fatih Mahallesi’nde DSİ’ye ait taşınmaz ve çevresinin imar planları, oy çokluğuyla alınan kararla ‘Özel Sosyal Tesis Alanı’ olarak değiştirildi. Söz konusu alanla ilgili, 2021, 2022 ve 2025 yıllarında belediye meclisinin; ‘Kamusal alanın özel kullanıma açılmasının uygun olmadığı’ gerekçesiyle ret kararı bulunmasına rağmen, dördüncü kez gelen talebin bu kez kabul edilmesi, kamuoyunda tartışmalara neden oldu. Konuyla ilgili Edirne Demokratik Kitle Örgütleri, 7 Eylül Pazartesi günü belediyenin AKM’deki binası önünde basın açıklaması yapıp, itiraz dilekçelerini vermeye hazırlanırken, bir tepki de Edirne Barosu’ndan geldi. Edirne Barosu ve baroya bağlı Çevre ve Kent Hukuku Komisyonu, konuyla ilgili itirazlarını Edirne Belediyesi’ne iletti.

‘BU TAHSİSİ DOĞRU BULMUYORUZ’

Baro Başkanı Gökhan Karakoç, konuyla ilgili yaptığı açıklamada, yapılan imar planı değişikliğini doğru bulmadıklarını söyleyerek, “Bu imarsal değişikliğini Edirne Barosu Çevre ve Kent Komisyonu olarak doğru bulmadığımızı buradan ilan etmek isterim. Ayrıntılarını itiraz dilekçemizde uzun uzadıya açıklayacağız, lakin burada hızlıca temel başlıklar halinde şöyle özetlemek isterim. Öncelikle kamusal alanların kişilere, kurumlara, vakıflara veya ticari çıkarla, bu amaçla devredilmesini uygun bulmuyoruz. Kamusal alanlar, adı üstünde tüm kamunun kullanımına açık olması gereken, kamu hizmetinin yürütülmesi gereken özel alanlardır. Bu anlamda bu tahsisi doğru bulmuyoruz. Diğer yandan parsel bazlı bu tip değişiklikleri gerek şehircilik ilkelerine, gerek imar mevzuatına ve gerekse hemşerilerimin ali çıkarlarına uygun bulmuyoruz. Bu anlamda şehircilik ilkeleri parsel bazlı değişiklikleri doğru bulmamaktadır. Bu anlamda göstermiş ilkeler bunu bize göstermektedir. Eğer bir değişiklik bir revizyon ihtiyacı varsa bu da mümkündür. Yani imar planları zaman zaman günün değişen ve gelişen, çeşitlenen ihtiyaçlarına göre yeniden revize edilebilirler. Yeniden yapılabilirler” dedi.

‘DÖRDÜNCÜ KEZ NEDEN DEĞİŞİKLİĞE GİTTİNİZ?’

Bahse konu alanın 1950’lerden kalma imar paftalarıyla idare edildiğini hatırlatan Karakoç, “Eğer belediye aksi kanaatle burada bir imarsal değişikliğin lüzumlu olduğu kanaatinde ise bunu bilimin ışığında, bilim adamlarının önderliğinde, sivil toplum kuruluşlarının, kamuya yararlı derneklerin, baro gibi bu anlamda meslek odalarının danışmanlığında yeniden revize edilebilir. Ama burada gözden kaçırılmaması gereken en önemli nokta şudur. Bu alanla ilgili daha evvel 2021, 2022, 2025 tarihlerinde tam üç kez aynı konuda, aynı taşınmazla ilgili aynı talep gelmiş. Aynı belediyenin meclisince üç kez; ‘Kamusal alanın özel kullanıma açılmasının uygun olmadığı’ gerekçesiyle reddedilmiştir. Buradan sizin aracılığınızla belediyeye sormak isteriz; dördüncü kez geldiğinde ne değişti de bu sefer uygun olduğu kanaatine vararak bu değişikliğe gittiniz? Bu sorunun cevabını Edirne Barosu da, Edirne’de yaşayan hemşerilerim de merak etmektedir ve bizce önemlidir bu konu. Bu noktadan da doğru bulmuyoruz” diye konuştu.

‘BU UYGULAMADAN DERHAL VAZGEÇİN’

Gerek anayasanın, gerekse 1136 sayılı avukatlık kanununun gereğince, kentin hakkı ve hukukunu korumakla sorumlu olduklarını dile getiren Karakoç, “Son olarak söylemek isterim ki gerek anayasanın, gerekse 1136 sayılı avukatlık kanununun barolara ve tabii ki Edirne Barosu’na yüklediği ödev gereğince biz bu kentin hakkını, hukukunu korumakla sorumluyuz, tarihsel sorumluluğumuz vardır. Bu görev kapsamında bu yanlıştan dönülmesi hususunda Edirne Belediyesi’ne de çağrımız vardır sizler aracılığıyla. Edirne Barosu olarak bizce yanlış olan bu uygulamadan derhal vazgeçilip, bu alanın daha evvel olduğu gibi kamusal alan olarak kalmasının tartışmasız doğru olduğu inancındayız. Bu vesileyle bunları sizler aracılığıyla kamuoyuna duyurmaktan şeref duyarız, onur duyarız. Belediyeye gerekli itirazları yaptık. Ancak hatada ısrar edilmesi halinde yasal yolların hepsi Edirne Barosu tarafından hassasiyetle takip edilip gerekenler yapılacaktır. Onları da ayrı lüzum halinde sizlerle paylaşırız” şeklinde konuştu.

İstanbul Havalimanı Transferi | Güvenli ve Konforlu Yolculuk

İstanbul Havalimanı Transferi Neden Önemlidir?

Türkiye’de İstanbul, hem iş hem de turizm amaçlı seyahatlerde dünyanın en yoğun şehirlerinden biridir. Şehre hava yoluyla gelen yolcular için ilk ihtiyaçlardan birisidir. Havalimanından varış noktasına güvenli, hızlı ve konforlu şekilde ulaşmaktır. İstanbul Havalimanı’nın şehir merkezine olan mesafesi ve İstanbul trafiğinin yoğunluğu düşünüldüğünde, ulaşım planını önceden yapmak büyük avantaj sağlar. Bu noktada profesyonel İstanbul Havalimanı transferi hizmeti, seyahatinizin daha düzenli ve stressiz başlamasına yardımcı olur.

İstanbul Havalimanı Transferi Güvenli Ulaşımın Önemi

Havalimanı transferinde güvenlik, yolcuların en çok dikkat ettiği konuların başında gelir. Profesyonel transfer hizmetlerinde araçlar düzenli olarak bakımdan geçirilmektedir. Sürücüler ise bölgeyi iyi bilen deneyimli kişilerden oluşur. Bu sayede yolcular, bilmedikleri bir şehirde adres arama, yanlış güzergâha girme ya da ulaşım konusunda zaman kaybetme gibi sorunlarla karşılaşmaz. Özellikle gece geç saatlerde ya da erken sabah uçuşlarında güvenilir bir transfer aracıyla yolculuk yapmak önemli bir konfor sağlar.

Konforlu Yolculuk Deneyimi

İstanbul Havalimanı transferi, yalnızca bir ulaşım hizmeti değil, aynı zamanda konforlu bir yolculuk deneyimidir. Modern ve geniş iç hacme sahip araçlar, yolcuların uçuş sonrası dinlenerek seyahat etmesine imkân tanır. Bagaj alanı geniş araçlar sayesinde eşyalarınızı rahatça yerleştirebilmektesiniz. kalabalık toplu taşıma araçlarında vakit kaybetmeden doğrudan varış adresinize ulaşabilirsiniz. Aileler, iş seyahatindeki yolcular ve turist grupları için bu konfor büyük kolaylık sunar.

 Zaman Tasarrufu Sağlayan Transfer Hizmeti

İstanbul gibi büyük bir şehirde ulaşımda zaman yönetimi oldukça önemlidir. Havalimanından çıktıktan sonra taksi beklemek, toplu taşıma bağlantılarını araştırmak ya da aktarma yapmak zaman kaybına neden olabilir. Önceden rezerve edilen İstanbul Havalimanı transfer hizmetinde aracınız iniş saatinize göre planlanır. Böylece havalimanından ayrılmak için ekstra bekleme süresi yaşamaz. Toplantınıza, otelinize ya da evinize daha planlı şekilde ulaşabilirsiniz.

Sabit Fiyat Avantajı

Transfer hizmetlerinin en önemli avantajlarından biri de yolculuk ücretinin önceden belirlenmesidir. Taksiyle seyahat ederken trafik, güzergâh değişiklikleri veya bekleme süreleri nedeniyle ücret artabilmektedir. Ancak özel havalimanı transferinde fiyat genellikle rezervasyon sırasında netleşir. Bu durum, özellikle bütçesini önceden planlamak isteyen yolcular için büyük kolaylık sağlar. Sürpriz maliyetlerle karşılaşmadan güvenli ve konforlu bir ulaşım deneyimi yaşayabilirsiniz.

Kimler İçin Uygundur?

İstanbul Havalimanı transferi; bireysel yolcular, aileler, iş insanları sıkça kullanılmaktadır. Ayrıca turistler ve kalabalık gruplar için ideal bir çözümdür. Çocuklu aileler için rahat araç seçenekleri mevcuttur. İş seyahatindeki yolcular için zamanında ulaşım ve turistler için kolay yönlendirme avantajı sunmaktadır. Grup seyahatlerinde ise tek araçla toplu ulaşım sağlamak hem daha ekonomik hem de daha pratik olmaktadır.

Sonuç: Seyahatinize Rahat Bir Başlangıç Yapın

Güvenli ve konforlu İstanbul Havalimanı transferi, seyahatinizin ilk adımını daha keyifli hale getirir. Profesyonel sürücüler, bakımlı araçlar, sabit fiyat avantajı ve kapıdan kapıya ulaşım kolaylığı sayesinde İstanbul’da ulaşım stresini minimuma indirebilirsiniz. İster iş ister tatil amacıyla seyahat edin, önceden planlanmış bir havalimanı transferi ile zamandan tasarruf eder, yolculuğunuza güvenle devam edersiniz.