Öğretmen Halil Hilmi Sakarya unutulmadı

İstanbul’da 1978 yılında katledilen ÜLKÜ-BİR Derneği Başkanı öğretmen Halil Hilmi Sakarya, İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Mezunları ve Mensupları Derneği’nce (EFEMEMED )tarafından Havsa Belediyesi Şehit Öğretmen Halil Hilmi Sakarya Kültür Evi’nde gerçekleştirilen programla anıldı.

Ekrem Demir’in Edirne koordinatörlüğünde gerçekleştirilen program kapsamında Cumartesi günü saat 13.00’te Halil Hilmi Sakarya köyündeki mezarı ziyaret edildikten sonra sırasıyla ailesi, Alpaslan Türkeş’in Edirne’deki ismini taşıdığı cadde, Karaağaç Lozan Anıtı ve Selimiye Camii ziyaret edildi. Ekrem Demir, İYİ Parti Edirne Milletvekili Prof. Dr. Mehmet Akalin’a, Havsa Belediye Başkanı Hüseyin Özden, EFEMEMED BaşkanıTC Eyüp Tavukçuoğlu’nun da katılım gösterdiği anma programına ilişkin paylaşımında şunlara yer verdi:

“İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Mezunları ve Mensupları Derneği (EFEMEMED) tarafından düzenlenen, koordinatörlüğünü üstlenmekten büyük bir onur duyduğum Aziz Şehidimiz Öğretmen Halil Hilmi Sakarya’yı Anma Programımızı, Havsa’da saat 11.00’de dualarla ve büyük bir vefa duygusuyla başlattık.

Bu anlamlı günde bizleri yalnız bırakmayan Edirne Milletvekilimiz Sayın Prof. Dr. Mehmet Akalin’a, Havsa Belediye Başkanımız Sayın Hüseyin Özden’e, önceki dönem Belediye Başkanımız Sayın Aydın Balkan’a, EFEMEMED Başkanımız Sayın TC Eyüp Tavukçuoğlu’na, şehidimizin yakın dava ve gönül arkadaşı Doç. Dr. Muzaffer Ürekli’ye, Selçuk Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Bayram Ürekli’ye, 1978 Babaeski Ülkü Ocakları Başkanı Sayın Recep Arda’ya, kıymetli dava arkadaşlarım Savaş Gündogdu ve Tarık Aldeniz’e, şehidimizin muhterem kardeşi Emekli Öğretmen Sayın Ö. Sacit Sakarya’ya, kıymetli ablasına ve Sakarya ailesine gönülden teşekkür ediyorum.

Şehidimizin adını yaşatan parkta yaptığım kısa açılış konuşmasının ardından, Milletvekilimiz Sayın Prof. Dr. Mehmet Akalın hocamız, 1980 öncesinde emperyalist güçlerin aziz vatanımız üzerinde oynadığı karanlık oyunları tarihi perspektifiyle değerlendirerek hepimize ufuk açan, düşündüren ve ders niteliğinde bir konuşma gerçekleştirdi.

Ardından, şehidimizin yakın dostu Doç. Dr. Muzaffer Ürekli hocamız bizleri yıllar öncesine götürdü. Aziz şehidimizle yaşadığı hatıraları anlatırken zaman zaman gözlerimiz doldu, yüreklerimiz burkuldu. Ancak her hatırada bir kez daha gördük ki; Halil Hilmi Sakarya, ömrünü vatanına, milletine ve ülküsüne adamış, ardından silinmeyecek izler bırakmış bir dava insanıydı. Onunla bir kez daha gurur duyduk, onun aziz hatırası önünde saygıyla eğildik.

Program kapsamında EFEMEMED Dernek Başkanımız Sayın Eyüp Tavukçuoğlu tarafından hazırlanan anlamlı plaketler; belediye başkanlarımıza, şahsıma ve Sayın Recep Arda’ya takdim edildi. Bu zarif vefa örneği gönüllerimize ayrı bir anlam kattı.

Daha sonra aziz şehidimizin köyündeki ebedî istirahatgâhını ziyaret ettik. Köy İmamı Sayın Nesrullah Hocamızın Kur’an-ı Kerim tilaveti eşliğinde, başta Halil Hilmi Sakarya olmak üzere tüm şehitlerimizi rahmet, minnet ve dualarla yâd ettik.

Yüce Rabbimizden devletimizin bekasını, milletimizin birlik ve beraberliğini niyaz ettik.

Şehidimizin kıymetli ailesinin köy evindeki misafirperverliği ise unutulmazdı. Samimiyetleri, gönülden ikram ettikleri meşhur Pomak böreği, tatlıları ve ayranları; Trakya’nın asil misafirperverliğinin en güzel örneklerinden biri olarak hafızalarımızda yer etti. Yapılan dualar ve çekilen hatıra fotoğraflarıyla bu anlamlı gün ölümsüzleşti.

Programımızın Edirne bölümünde ise Başbuğ Alparslan Türkeş’in adını taşıyan bulvarı ziyaret ettik. Ardından tarihimizin ve millî hafızamızın sembollerinden Lozan Anıtı’nı gezdik. Son durağımız ise medeniyetimizin şaheseri, Türkiye’nin manevi mührü Selimiye Camii oldu.

Mimar Sinan’ın ustalık eserinin gölgesinde edilen dualarla programımızı tamamlayarak kıymetli misafirlerimizi İstanbul’a uğurladık.

Bugün bir kez daha gördük ki; şehitler unutulmadıkça millet yaşar, vefa sürdükçe tarih ayakta kalır.

Aziz şehidimiz Halil Hilmi Sakarya’nın adı da, davası da, hatırası da gönüllerimizde daima yaşayacaktır.

Bu anlamlı organizasyona katılarak bizleri onurlandıran tüm misafirlerimize, emeği geçen herkese sonsuz şükranlarımı sunuyorum.

Yüce Allah tüm şehitlerimize rahmet eylesin. Mekânları cennet, makamları âli olsun.

Rabbim birlik ve beraberliğimizi daim eylesin, vefamızı eksiltmesin, böyle anlamlı buluşmaların sayısını artırsın.

Ne mutlu şehidini unutmayanlara…

Ne mutlu vefayı yaşatanlara…

Ne mutlu büyük Türk milletine.”

Tarihin kara sayfası: Srebrenitsa

Trakya Üniversitesi Balkan Araştırma Enstitüsü Öğr. Gör. Dr. Behçet Loklar,11 Temmuz Srebrenitsa Soykırımı’nın tarihin ve insanlık vicdanının kara sayfası olduğunu söyledi.

Bosna Savaşı sırasında Temmuz 1995’te yaşanan Srebrenitsa Soykırımı, Avrupa’da II. Dünya Savaşı’ndan sonra gerçekleştirilen en büyük kitlesel katliam olarak kabul ediliyor. Uluslararası yargı kararlarıyla soykırım olarak tescillenen olay, yalnızca Bosna-Hersek’in yakın tarihinin değil, uluslararası hukukun ve insanlık vicdanının da en acı sayfalarından biri olarak hafızalardaki yerini koruyor.

Trakya Üniversitesi Balkan Araştırma Enstitüsü Öğr. Gör. Dr. Behçet Loklar, 11 Temmuz Srebrenitsa Soykırımı’nı Anma Günü dolayısıyla yaşananların tarihsel arka planı, hukuki boyutu ve günümüze yansımaları hakkında değerlendirmelerde bulundu.

Loklar, 1992-1995 Bosna Savaşı sürecinde Bosnalı Sırp kuvvetleri tarafından Boşnak sivillere yönelik sistematik saldırılar gerçekleştirildiğini, Temmuz 1995’te Birleşmiş Milletler tarafından “güvenli bölge” ilan edilen Srebrenitsa’nın Bosnalı Sırp birliklerince ele geçirilmesinin ardından 8 binden fazla Boşnak erkek ve erkek çocuğunun sistematik şekilde katledildiğini ifade etti. Loklar, yaşananların uluslararası toplumun sivilleri koruma konusundaki yetersizliğinin de simgesi hâline geldiğini vurguladı.

Srebrenitsa’dan kaçmaya çalışan binlerce Boşnağın Tuzla’ya ulaşmak amacıyla yola çıktığı ve “Ölüm Yürüyüşü” olarak anılan güzergâhta ağır saldırılarla karşı karşıya kaldığını belirten Loklar, katliamın izlerini gizlemek amacıyla kurbanların toplu mezarlara gömüldüğünü, daha sonra bu mezarların önemli bir bölümünün farklı bölgelere taşındığını kaydetti.

Srebrenitsa Soykırımı’nın hukuki niteliğinin uluslararası yargı organlarının kararlarıyla ortaya konulduğunu ifade eden Loklar, her yıl kimlik tespiti tamamlanan kurbanların 11 Temmuz’da Srebrenitsa-Potoçari Anıt Mezarlığı’nda düzenlenen törenlerle defnedildiğini belirtti.

Trakya Üniversitesi Balkan Araştırma Enstitüsü’nün Balkan coğrafyasının tarihini, toplumsal yapısını ve yaşanan tarihî olayları bilimsel bir bakış açısıyla incelemeyi sürdürdüğünü ifade eden Öğr. Gör. Dr. Behçet Loklar, Srebrenitsa Soykırımı’nın tarihsel gerçekliği ile hukuki boyutunun doğru anlaşılmasının ve gelecek nesillere bilimsel çalışmalar ışığında aktarılmasının önem taşıdığını vurguladı.

Yeni haftada bol yağış beklentisi

Edirne yeni haftaya bugün gökgürültülü sağanak yağışlı bir havayla giriş yapması beklenirken, 5 gün içerisinde 3 gün yağış tahmin ediliyor.

Meteoroloji Genel Müdürlüğü’nün 5 günlük hava tahmin raporuna göre, Edirne’de bugün gökgürültülü sağanak yağışlı bir havayla birlikte en düşük sıcaklık 19°C,  en yüksek sıcaklık 33°C, nem (%) 31-84, rüzgar (km/sa) kuzeyden 13

Yarın az bulutlu bir havayla birlikte en düşük sıcaklık 18°C, en yüksek sıcaklık 33°C, nem (%) 28-82, rüzgar (km/sa) kuzeyden 15

15 Temmuz Çarşamba günü mevzi sağanak yağışlı bir havayla birlikte en düşük sıcaklık 19°C, en yüksek sıcaklık 34°C, nem (%) 31-79, rüzgar (km/sa) doğudan 9

16 Temmuz Perşembe günü parçalı bulutlu bir havayla birlikte en düşük sıcaklık 21°C, en yüksek sıcaklık 32°C, nem (%) 45-848 rüzgar (km/sa) kuzeydoğudan 12

17 Temmuz Cuma günü gökgürültülü sağanak yağışlı bir havayla birlikte en düşük sıcaklık 21°C, en yüksek sıcaklık 31°C, nem (%) 46-87, rüzgar (km/sa) kuzeyden 16 olarak ölçülmesi bekleniyor.

Ziraat Odası’ndan üreticiye ‘yangın’ uyarısı

Olgay GÜLER

Edirne Ziraat Odası Başkanlığı’ndan yapılan açıklamada, bir yıllık emeğin ardından hasat sürecine başlanan buğday tarlalarında biçerdöver ve hasat ekipmanları kaynaklı oluşabilecek yangınlara karşı uyarılarda bulunuldu.

Edirne Ziraat Odası’na bağlı uzmanlar, merkeze bağlı Sarayakpınar, Uzgaç, Büyükismailçe, Karabulut, Ekmekçi, Büyükdöllük, Menekşesofular, Korucu, Hıdırağa, Karayusuf, Tayakadın, Orhaniye, Karakasım ve Doyran köylerinde, buğday ekili alanlarda incelemelerde bulundu. Oda’nın resmi sosyal medya hesabından yapılan açıklamada, kentte buğday hasadının tüm hızıyla devam ettiği belirtilerek, üreticinin genel olarak verimden memnun olduğunun görüldüğü belirtildi. 

Paylaşımda ayrıca hasat döneminde yangın riskine karşı da uyarılarda bulunularak şu ifadelere yer verildi:

“Biçerdöver ve hasat ekipmanlarının oluşturabileceği yangın riskine karşı aşağıdaki tedbirlerin alınması büyük önem taşımaktadır:

* Biçerdöverlerde en az 2 adet dolu yangın söndürme tüpü bulundurulmalıdır.

* Makinenin egzoz sistemi, elektrik tesisatı ve rulman bakımları düzenli olarak kontrol edilmelidir.

* Hasat sırasında su tankeri ve pulluk/traktör mümkün olduğunca arazi yakınında hazır bulundurulmalıdır.

* Tarlada sigara izmariti, cam şişe ve yanıcı atıklar bırakılmamalıdır.

* Olası bir duman veya yangın fark edildiğinde 112 Acil Çağrı Merkezi derhal aranmalıdır.

Unutmayalım; alınacak küçük önlemler, büyük emeklerin ve ürünlerin korunmasını sağlar.”

Hamzabeyli’de 4 yaban hayvanı kurtarıldı!

Olgay GÜLER

Edirne’den Bulgaristan’a açılan Hamzabeyli Sınır Kapısı’nda bir araçta, nesli tehlike altında olan ve yasadışı yollarla yurda sokulmak istenen 2 vaşak ve 2 serval kedisi ele geçirildi.

Ticaret Bakanlığı Gümrükler Muhafaza ekipleri, kaçakçılık girişimlerinden birini daha engelledi. Türkiye’ye giriş yapmak üzere Hamzabeyli Gümrük Sahası’na gelen ve risk analizi kapsamında şüpheli bulunan bir araç, Hamzabeyli Gümrük Muhafaza Kaçakçılık ve İstihbarat Müdürlüğü ekiplerince detaylı aramaya alındı.

Yapılan arama sonucunda, sağlıksız koşullarda gizlenerek yasa dışı yollarla Türkiye’ye getirilmeye çalışılan ve Türkiye’nin taraf olduğu Nesli Tehlike Altındaki Türlerin Uluslararası Ticaretine İlişkin Sözleşme (CITES) kapsamında yer alan 2 vaşak ve 2 serval kedisi olmak üzere toplam 4 yaban hayvanı ele geçirildi.

Olayla ilgili Edirne Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından soruşturma başlatıldı.

KIRKPINAR ALANI EDİRNE BELEDİYESİ’NİN DEĞİL, EDİRNE HALKININ TAPULU MALIDIR

Turan ŞALLI

Edirne Kent Konseyi

Roman Çalışma Grubu Başkanı           

Edirne, 92 yıl boyunca Osmanlı Devletine başkentlik yapmış, padişahların yönetim ve iskân ettikleri bir merkez olmuştur. 1453 İstanbul’un fethi sonrası yönetim merkezinin İstanbul’a taşınmasıyla Edirne Sarayı eski cazibesini kaybetti. Edirne’nin ilk işgali 1829’da Rus askerlerinin Edirne’ye girmesiyle saray Rus birlikleri tarafından ordugâh olarak kullanılmış ve yapı tahrip edildi.

İkinci işgal, ‘93 Harbi’  olarak bilinen, 1876-1877 Rus Savaşı’nda düşmanın Edirne’ye yaklaşması nedeniyle Vali Cemil Paşa ile Edirne Kumandanı Ahmet Eyüp Paşa’nın anlaşamamaları üzerine Bab’üs Sa’âde (Saadet Kapısı) civarında yığılan cephanenin üç gün süren patlamalar sonucu sarayın birçok yapısı yıkılmıştır.

Özetle; sarayın son sağlam kalan kısımlarını biz kendi ellerimizde bombaladık, iki paşanın fikir uyuşmazlığı sayesinde kendi tarihimizi yok ettik.

Osmanlı’nın zamanla tükenen askeri, mali ve yönetim sorunları yüzünden Balkanlar’daki topraklar elimizden kayıp gitti. Kayıp topraklardaki değerlerimizden biri de Kırkpınar Güreşleri’ydi. Bugün Yunanistan sınırlarında kalan Kırkpınar Güreşleri geleneği, 1924 yılında Edirne’nin ileri gelenlerin kararı ile Edirne Sarayiçi bölgesine taşındı. Edirne 1912-1913 Balkan Savaşı’nda Bulgar saldırılarına uğramış, Sarayiçi bölgesine topladığı Türk askerlerine ve sivil halka zulümler etmişlerdi. Yaşanan üzücü hadiseler sonucunda bu bölgede ölenlerin / öldürülenlerin olduğunu biliyoruz.

Son 15 yıl içinde Kırkpınar alanında yapılan farklı festivaller nedeniyle (Hıdrellez ve Kakava kutlamaları) manevi ruha uymadığı gerekçe gösterilerek tartışma konusu haline getirildi. Ayrıca Güreş etkinliklerin yapıldığı alanda alkol kullanımına yönelik haklı eleştiriler gündemden hiç düşmedi. Eleştirilere de saygı duyulması gerekir. Bu alanın içinde dramlar, ölümler olmuştur. Tüm mesele bu alan üzerinde alkol tüketilmesi ise, alınacak bir kararla sorun çözülebilir.

2022’de alınan bir kararla, Milli Saraylar Başkanlığı tarafından Edirne Yeni Saray İhya Projesi kapsamında eski sarayın olduğu alanlar korumaya alınarak restorasyon çalışmaları başlatıldı. Sarayın tarihi sit alanı olması ve taşkın riskleri nedeniyle, yer değişikliğine gidilmesi yönünde kararlar alınmasının önü açılmıştır. Kırkpınar alan değişikliğini savunanların arasında bazı akademisyenler oldu. Yakın bir zaman içinde, alanın olası bir yer değişikliğinde fikir ortaya koyanlar oldu. Edirne Kent Konseyi ve çok sayıda kentin sivil toplum dinamikleri Kırkpınar alanının değiştirilmesinde yaşanacak sıkıntıları bilimsel, çevresel, hukuki zeminde açıklamışlardır. Bir anlamda feryat ettiler, ‘Kırkpınar güreş alan değişikliği’ yapmayın dediler. Bazı sivil toplum örgütleri tespit edilen yeni Kırkpınar alanının olası risklerini tek tek sıraladı. Feryat figan ediyorlar. Anlayana saz, anlamayana davul zurna az!

Bu tartışmalı süreç tıpkı; Vali Cemil Paşa ile Edirne kumandanı Ahmet Eyüp Paşa’nın fikir uyuşmazlığını çağrıştırmaktadır. Buradaki tek fark sivil toplum refleksidir. Maalesef iki paşanın fikir ayrılığı sarayın bombalanmasıyla neticelendi.

KIRKPINAR ALANI SADECE EDİRNE BELEDİYESİ’NİN DEĞİL, EDİRNE HALKININ TAPULU MALIDIR

Kırkpınar 2010 yılında UNESCO Dünya Kültür Mirası Listesi’ne girdi. Bu gelişme sadece Edirne halkı için değil, Türkiye için büyük bir kültür kazanımın zaferidir, kültür mirasımızın haklı gururudur. UNESCO’ da yazılı taahhütname de “Güreş alan değişikliği yapılmaması” hükmü bulunmaktadır. Yer değişikliği UNESCO Dünya Kültür Mirası’ndan çıkmamızı sağlayacaktır.

Kırkpınar Güreş alanının değiştirilmesinde diğer bir gerekçe de; Kırkpınar alanının Hasbahçe sınırları içinde olması olarak gösterilmektedir. Oysa sarayın sınırları belirsizdir. Peki, Hasbahçe nedir? Osmanlı padişahlarına ait saraylar sınırları içinde yer alan, köşkler, kasırlar ve çeşitli rekreasyon alanlarıyla donatılmış özel bağ ve bahçelere verilen isimdir

Sarayiçi bölgesinin tapusu Edirne Belediyesi’ne ait olmakla birlikte, Edirne halkının ortak malıdır. Şayet bu bölgenin Hasbahçe sınırları içinde kaldığı yönünde bir görüş çıkarsa, saraya devredilmesini kolaylaştıracaktır. Bir anlamda Edirne halkının malına çökülecektir.

Diğer bir tehlike; UNESCO Somut Olmayan Kültürel Miras Listesi’nde yer alan Kakava ve Hıdırellez Şenlikleri bu alanın saraya eklenmesi, etkinliklerin kutlanmasında yeni bir arayışı yaratacaktır. Umarız böyle sorunlar yaşamayız.

KIRKPINAR ALAN DEĞİŞİKLİĞİ SARAYI BOMBALAMAKTAN FARKSIZDIR

Kırkpınar’ın başka bir alana taşınmasına akademisyenler, bürokratlar, siyasetin karar vermesi yetmez, Edirne halkına sorulmalıdır. Ali Cengiz oyunlarıyla ‘ben yaptım’ demekle olmaz! Edirne halkının rızası olmadan alan değişikliğine gidilmesi sarayın bombalanmasından farkı yoktur. Kırkpınar alanı sadece bir güreş alanı değildir; tarihi dokusu, toplumsal kimlik hafızası, iki kollu su akışıyla, ağacıyla, bitki örtüsüyle vücut bulmuş halidir. Bu vücudu bozanlar toplumsal hafızada hayırla değil,  beddua ile anılacaktır.

Dünyanın Çatısı’na pedal!

Keşan Doğa Çevre ve Kültür Derneği’nin(DOÇEK) 4 bisiklet sporcusundan oluşan ekibi “Dünyanın Çatısı” olarak anılan Pamir Dağları’na uzanacak rotada pedal basıyor.

Uzun yıllara yayılan doğa sporları faaliyetleri, uluslararası ölçekte bisiklet festivalleri ve sayısız keşif turuyla önemli bir deneyim birikimi oluşturan Keşan DOÇEK, şimdi bu birikimini dünyanın en zorlu bisiklet rotalarından biri olan Pamirler’in zorlu coğrafyasında bir üst seviyeye taşıdı

Mehmet Erkul, Kenan Taşkın, Rahman Ketenciler ve Hakan Eşme’den oluşan ekip; derneğin yıllar içinde geliştirdiği saha deneyimini ve kurumsal organizasyon gücünü de yanlarına alarak 40 gün boyunca “Pamir Highway” rotasında, Wakhan Koridorunda, Hindikuş Dağlarının kıvrımlarında pedallayacak.

Hakan Eşme, sosyal medya hesabından gerçekleştirdiği son iki paylaşımında şunlara yer verdi:

“Dünyanın Çatısına Yolculuk: Pamir Highway. (Tacikistan-Kırgızistan) Pedallar dönmeye başladı. Pamirlerde.

Wakhan Koridoru, Pamir Platosu ve Kırgızistan olarak üç ana bölüme ayırdığımız bu yolculuğun ilk menzilinden, birkaç kareyi duvarıma eklemek istedim.  Bu muhteşem coğrafyada pedal çevirmenin coşkusunu ne yazık ki hiç bir kare tam olarak yansıtamaz. Pamirlerden kucak dolusu selam ve saygı.

‘Wakhan – Pamir – Kırgız’ etaplarından Wakhan bölümü sorunsuz bir şekilde bitti. Şimdi, önümüzde ‘Dünyanın Çatısı’ da denilen Pamir Platosu yer alıyor.

Bu noktadan sonra iletişim imkanı neredeyse yok, coğrafya olarak adeta başka bir gezegenin sınırları içine gireceğiz!

Belirlediğimiz programdan bir gün ilerideyiz.

Bu ana kadar süreç sorunsuz ve kazasız ilerledi, umarız ki böyle devam eder.

Herkese Pamirlerden kucak dolusu selam ve saygılar diliyorum.

İnsanoğlu bu, özlemeden duramıyor.”

Potada yıldızlar savaşı!

İsmail DEMİRAY

Gençlik ve Spor Bakanlığı’nca düzenlenen Anadolu Yıldızlar Ligi Basketbol 1. Etap Marmara Grubu müsabakaları Edirne’de start aldı. .

Kızların Edirne Spor Salonu’nda, erkeklerin ise Mimar Sinan Spor Salonu’nda kozlarını paylaştığı müsabakalara kızlarda 10, erkeklerde 11 takım katılıyor. İlk karşılaşmalar dün saat 10.00’da  Edirne Spor Salonu’nda kızlarda Çanakkale – Balıkesir, aynı saatte Mimar Sinan Spor Salonu’nda Balıkesir – Yalova takımları arasında yapıldı. Kızlarda ilk gün olduğu gibi bugün de 4, erkeklerde ilk günkü gibi bugün de 5 karşılaşma yapılacak. Karşılaşmalar yarın sona erecek.

Katılan takımlar ve gruplar şöyle:

KIZ

A Grubu:

Çanakkale, Sakarya, İstanbul Anadolu, Balıkesir

B Grubu:

Yalova, Bursa, Tekirdağ

C Grubu:

İstanbul Avrupa, Kırklareli, Kocaeli

ERKEK

A Grubu:

Balıkesir, Kocaeli, İstanbul Anadolu, Yalova

B Grubu:

Kocaeli, Edirne, Çanakkale, İstanbul Avrupa

C Grubu:

Tekirdağ, Kırklareli, Bursa

İLK MAÇLAR:

KIZ

Çanakkale 17-77 Balıkesir

Sakarya 38-90 İstanbul Anadolu

Yalova 24-69 Bursa

İstanbul Avrupa 104-38 Kırklareli

ERKEK

Balıkesir 101–59 Yalova

Sakarya 84-59 İstanbul Anadolu

Kocaeli 51-66 İstanbul Avrupa

Edirne 53 –36 Çanakkale

Tekirdağ 77- 24 Kırklareli

BUGÜNKÜ PROGRAM 

KIZ

10.00: Çanakkale – İstanbul Anadolu

11.30: Balıkesir – Sakarya

13.00: Tekirdağ – Yalova

14.30: Kocaeli – İstanbul Avrupa

ERKEK

10.00: Balıkesir – İstanbul Anadolu

11.30: Yalova – Sakarya

13.00: Kocaeli – Çanakkale

14.30: İstanbul Avrupa – Edirne

16.00: Bursa – Tekirdağ

Türk Dil Kurumu 94 yaşında

Atatürkçü Düşünce Derneği (ADD) Edirne Şubesi Yönetim Kurulu, 12 Temmuz 1932’de Mustafa Kemal Atatürk tarafından kurulan Türk Dil Kurumu’nun 94. kuruluş yıldönümünü kutladı.

ADD Edirne Şubesi Yönetim Kurulu Başkanı Celil Özcan, yıldönümü dolayısıyla yaptığı yazılı açıklamada, “Türk Dil Kurumu (Türk Dili Tetkik Cemiyeti) Türkçe’yi incelemek ve Türkçe’nin gelişmesi amacıyla çalışmak için 12 Temmuz 1932’de Mustafa Kemal Atatürk tarafından kurulmuştur” diyerek şunlara yer verdi:

“Türk Dili Tetkik Cemiyeti’nin kurucuları, dönemin tanınmış edebiyatçıları olan Sâmih Rif’at, Ruşen Eşref, Celâl Sâhir ve Yakup Kadri’dir. Kurumun ilk başkanı Sâmih Rif’at’tır. Türk Dili Tetkik Cemiyetinin amacı, ‘Türk dilinin öz güzelliğini ve zenginliğini meydana çıkarmak, onu yeryüzü dilleri arasında değerine yaraşır yüksekliğe eriştirmek’ olarak tespit edilmiştir.

Atatürk’ün sağlığında, 1932, 1934 ve 1936 yıllarında yapılan üç kurultayda hem Kurumun yönetim organları seçilmiş, hem dil siyaseti belirlenmiş, hem de ilmî bildiriler sunulup tartışılmıştır. 26 Eylül-5 Ekim 1932 tarihleri arasında Dolmabahçe Sarayı’nda yapılan 1.Türk Dili Kurultayı sonunda Kurumun ‘Lügat-Istılah, Gramer-Sentaks, Derleme, Lenguistik-Filoloji, Etimoloji, Yayın’ adları ile altı kol hâlinde çalışmalarını sürdürmesi kabul edilmiştir. Sonraki kurultaylarda bu kollardan bazıları ayrılmış, bazıları tekrar birleştirilmiş; fakat ana çatı değiştirilmemiştir. 1934’te yapılan kurultayda Cemiyetin adı, Türk Dili Araştırma Kurumu; 1936’daki kurultayda ise Türk Dil Kurumu olmuştur.

Türk Dil Kurumu başlangıçtan beri çalışmalarını iki ana eksen üzerinde yürütmüştür: Birincisi; Türk dili üzerinde araştırmalar yapmak, yaptırmak; İkincisi; Türk dilinin güncel sorunlarıyla ilgilenerek çözüm yolları bulmak.

Atatürk’ün kendisi de Türk dili üzerindeki yerli ve yabancı araştırmaları bizzat inceleyerek, dönemindeki bilginleri Türk dili üzerinde araştırmalar yapmaya yönlendirmiştir. Nitekim Türk dilinin en eski anıtları olan Göktürk (Runik) yazılı metinlerin ilk iki cildi onun sağlığında yayımlanmış; 1940’larda yayın hayatına çıkabilen Divan-u Lügâti’t-Türk, Kutadgu Bilig gibi eserler üzerinde de yine onun sağlığında çalışılmaya başlanmıştır. Daha sonra birçok cilt halinde ortaya çıkacak olan Tarama ve Derleme Sözlüğü’yle ilgili çalışmalar da Atatürk’ün sağlığında başlamıştır. Tarama Sözlüğü, 13. yüzyılda başlayan Batı Türkçesinin eski eserlerinin taranmasıyla; Derleme Sözlüğü, Anadolu ağızlarında kullanılan kelimelerin derlenmesiyle oluşturulmuş büyük sözlüklerdir. Çağdaş Türkçenin grameri, sözlüğü, imlâsı ve terimleriyle ilgili çalışmalar da Atatürk tarafından ilgiyle izlenmiştir. Atatürk, ölümünden kısa bir süre önce yazdığı vasiyetname ile mal varlığını Türk Dil Kurumu ile Türk Tarih Kurumuna bırakmıştır. Bu iki kurumun bütçesi bugün de Atatürk’ün mirasından karşılanmaktadır.

Türk Dil Kurumunun yapısıyla ilgili ilk önemli değişiklik 1951 yılındaki olağanüstü kurultayda yapılmıştır. Atatürk’ün sağlığında Millî Eğitim Bakanının Kurum başkanı olmasını sağlayan tüzük maddesi 1951’de değiştirilmiş; Cumhurbaşkanlarının Kurumu koruyuculuk özellikleri, Millî Eğitim Bakanlarının doğal Kurum başkanlıkları hükümleri kaldırılmış, Yönetim Kurulunun kendi içinde başkan seçmesi kuralı getirilmiştir. Böylece Kurumun 1951 yılına kadar süren devlet himayesindeki dernek statüsüne son verilmiştir. Bu tarihten sonra bir dernek yapısındaki TDK’nin Başkanı, hemen her meslekten kişilerin bulunduğu üyeler tarafından seçilen Yönetim Kurulu içerisinden seçilecektir. Bu hüküm, izleyen kurultaylarda kabul edilen tüzüklerde yer almıştır.

İkinci önemli yapı değişikliği 1982 Anayasası ile gerçekleşmiştir. 1982’de kabul edilen ve şu anda da yürürlükte olan Anayasa ile Türk Dil Kurumu ve Türk Tarih Kurumu, Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu çatısı altına alınmış, Anayasanın 134. Maddesine bağlı olarak kabul edilen 2876 Sayılı Kanun ile Türk Dil Kurumu; Atatürk, Araştırma Merkezi, Türk Tarih Kurumu ve Atatürk Kültür Merkezi ile birlikte kamu tüzel kişiliğine sahip dört kurumdan biri olarak tanımlanmıştır. Bu yeni dönemde Türk Dil Kurumu başkanı artık atama yoluyla göreve getirilmektedir.

Türk Dil Kurumu’nun 94. kuruluş yıldönümü kutlu olsun.

ADD Edirne Şubesi Yönetim Kurulu

Celil ÖZCAN

ADD Edirne Şubesi Y.K.Başkanı

0505 2202022

Mano esnafın yanında

Edirne’de bir süre önce yapılan açılış töreniyle hizmete giren Hero Pet Grossmarket’i ziyaret eden     Edirne Bakkallar ve Tekel Bayiileri Esnaf Odası Başkanı Okan Mano, oda olarak her zaman esnafın yanında olduklarını belitti.

Edirne Bakkallar ve Tekel Bayiileri Esnaf Odası Başkanı Okan Mano, ziyaret sırasında seçim sürecinde her zaman esnafın yanında olmayı kendilerine hedef olarak bildirdiklerini hatırlatarak, şunları söyledi:

“Odamız üyesi Ece Karagöz ve Ezgi Karagöz Kendi’nin geçtiğimiz günlerde hizmete giren işyerinin açılışına Edirne dışında bulunmam dolayısıyla katılamamıştım. Bugün Yönetim Kurulu Üyemiz Tülay Gülşen ile birlikte, Şükrüpaşa Mahallesi Lefkoşe Sokak’ta bulunan Hero Pet Grossmarketi ziyaretimizde oda üyemiz Karagöz kardeşlere başarı ve hayırlı kazançlar dileklerimizi ilettik. Esnafın yalnız olmadığını ve dayanışmacı bir anlayışla göreve talip olduğumuzu açıklamıştık. Söylemlerimizin arkasındayız.

Edirne’mizde hizmete giren her iş yeri kentimizin ekonomik hayatına katkı sağlıyor. Her geçen gün hizmet çeşitliliği artıyor. Evcil dostlarımıza ve hayvan dostları müşterilerine hizmet sunan bu işyerinin kaliteli ve başarılı şekilde faaliyetini sürdürmesini diliyorum. İşletme sahiplerinin işlerine gösterdikleri saygı ve ilgileriyle başarılı olacakları zaten anlaşılıyor.”

Mano’nun ziyaretini memnuniyetle karşıladıklarını ifade eden Ece ve Ezgi Karagöz kardeşler, işle ilgili konularda Edirne Bakkallar ve Tekel Bayiileri Esnaf Odası’nın yanlarında olduğunu bilmenin önemli olduğunu ve bugünkü ziyarette bunun teyit edildiğini söyledi.