“Terörsüz Türkiye”

“Büyük Türkiye/Güçlü Türkiye/Yeni Türkiye” AKP sloganlarına bir yenisi eklendi.

Dördünün de ortak özelliği, geleceğe dair umut pompası slogan niteliğidir.

İlk üç sloganın artık vatandaşa hitap etmediği, uzay boşluğunda yankılandığı apaçık…                    

Vaat edilenlerin slogandan ibaret kalması yani ülkenin AKP ekonomi yönetiminde çok katmanlı ekonomik darboğaza girmesi ve düzlüğe çıkmanın hiç kolay gözükmemesi,  kolektif hafızada yer etmiş görünüyor.

PanoramaTR’nin geçen ayki anketine göre, ülkenin gidişatından memnun olmayanların oranı yüzde 70, ekonomiden memnuniyetsizlik ise yüzde 80 seviyesinde. Ekonomi ve terörün yanında adalet kavramı da seçmenin en acil çözüm beklediği alanlardan biri haline gelmiş. Yargıya güvensizlik, siyasi davalara ilişkin olumsuz algı, seçmenin rahatsızlık düzeyini artırmış.

Bahçeli’nin beklenmedik çıkışıyla yol alan “Çözüm/Barış” sürecine dair toplumda yüzde 70-75 oranında bir karşı duruş var PanoramaTR’nin anketine göre.

Haliyle “Terörsüz Türkiye” sloganı da şimdiden boşa düşmüş durumda.                              

Çünkü içinin doldurulması gereken, özenli kullanım ve inandırıcılık isteyen kavramları önemsemeyip algı yönetimine abanarak toplumu yönlendirmek, uzun soluklu olmuyor.

 “Terörsüz Türkiye” sloganın boşlukta kalması da diğer üç slogan gibi hem geleceğe dair bir temenni taşıması yani nasıl gerçekleşeceğinin çok faktörlü muhteviyatı, hem de AKP iktidarına karşı toplumdaki güvensizlikten ötürüdür.

Ülkeye saldıran, binlerce güvenlik görevlisi ve vatandaşın ölümünden sorumlu bir terör örgütünün silah bırakmasını tarihi bir fırsat addedenleri de yadırgamıyoruz.

Zira, PKK’nın silah bırakmasını: Türkiye’yi hedef alan terör eylemlerinden istenilen sonucu alamamasına bağlamak, bölge coğrafyasındaki gelişmeler, konjonktür bağlamında ele almak yerine bir lütufmuş gibi sunmanın, toplumu şartlandırmaktan öte bir anlamı olamaz.

“PKK ile son terörist kalana kadar mücadele edilecek…” türünden ifadelerin devlet refleksi yanını göz ardı edecek değiliz; fakat on yıllarca süren terör eylemlerinin durdurulamaması, durdurulmasının mümkün olmadığı da yaşanarak görülmüşken böylesi ifadelere yaslanmanın kolaycılığı da gözden kaçmamalı.

Neticede 1986’da kendini gösteren, Türkiye Cumhuriyeti ve vatandaşlarına tehdit PKK’nın silah bırakması, kendini lağvettiğini belirtmesi, tek taraflı bir irade beyanıdır; lütuf değildir, sürdürülebilirliğinin de garantisi yoktur.

Bunu da, çeşitli siyasal taleplerinin masaya sürülmesinden layıkıyla anlıyoruz.                       

Yani silah bırakmanın karşılığında siyasal talepler var ve pazarlık konusu yapılıyor.

Dolayısıyla, henüz açıkça ifade edilmeyen ya da “yarım ağızla” dillendirilen Kürt Siyasal Hareketi’nin talepleri karşılanmadığında PKK’nın tekrar silaha sarılmayacağının ya da Suriye’deki uzantısı YPG’yi göreve çağırmayacağının garantisi nedir?

Evet, “Terörsüz Türkiye” heyecanının altı ne kadar doludur?

“Tarihi fırsat”, “analar ağlasın mı istiyorsunuz”, “barış süreci” v. b. söylemler, toplumda rıza oluşturmak içindir; gerçeklerle bağdaşmamaktadır, duygulara hitap algı üretimidir.

Hele PKK’dan dolayı Türkiye’nin ekonomik kayıplarını gündeme getirerek ülke kalkınmasında sıçrama kaydedilemediğini ileri sürmek, sadece bilimsellikten uzak, ülkenin ekonomi tarihinden ders çıkaramamakla ilintili değerlendirilemez, basbayağı laf-ı güzaftır.

Terörün ülkeye maliyeti söz konusu 2 trilyon dolar kaybın geçmişte kaldığı ve bugüne bir faydası bulunmadığını kavramak için ne ekonomi eğitimi ne de mürekkep yalamak gerekir.

Terörün devam etmesinin ilerde ülke ekonomisine getireceği külfeti bahis konusu yapmak ise,  petrol, doğal gaz rezervi bulunmuş gibi sevinmeye benzer ki ülke kalkınması/gelişmesi başta ekonomi yönetimi olmak üzere çok çeşitli parametrelerin birbiriyle iç içe geçtiği, örgün bir alandır ve kolaycı yaklaşımları kaldırmaz.

Ülke ekonomisinde yaşanan kriz dönemleri, 24 Ocak Kararları, Kemal Derviş’in “Güçlü Ekonomiye Geçiş Programı ve yanında “hediyesi bedava 15 Derviş Yasası” hatırlanmalı, gözümüzün önündeki 23 yıllık AKP iktidarı ekonomi yönetiminin sonuçları iyi kavranmalıdır. Görülecektir ki, sadece terörle mücadele nedeniyle harcanan 2 trilyon dolar değildir ülkenin ekonomi alanındaki acı gerçekleri.

Kaldı ki, silahlanmaya harcanan bütçe her ülkenin başına beladır ve artarak devam etmektedir. Bu açıdan bakıldığın da kapsamı geniş bir alanda ahkâm kesildiği fark edilecektir.

Sadede gelirsek, ortada bölgede etkin emperyal güç ABD’nin bir tasarı vardır ve Siyasal Kürt Hareketi, PKK/DEM de selden kütük kapmanın peşindedir.

Meclis komisyonundan AKP-MHP-DEM temsilcisi üç kişilik bir heyetin İmralı’ya giderek Abdullah Öcalan’a itibar kazandırması, 16 sayfalık görüşme tutanağının kamuoyuna sadece   4 sayfalık özetinin duyurulması, ‘temcit pilâvı süreç’ hakkında toplumdaki olumsuz yargıyı pekiştirmiş, terör nedeniyle yitirilen canların ailelerindeki acıları tazelemiştir.

Öyle sanıldığı gibi empati önererek yani karşısındakini anlamayı telkin ederek acıların unutturabileceği, geçmişin üzerine sünger çekilebileceği bir tarih kesitinden söz edilemez.

Arkasında emperyal güçlerin cirit attığı PKK’yı normalleştirmek, Apo’dan bir hak ve özgürlük savaşçısı çıkarmaya çalışmak, ciddi bir zorlamadır; toplumsal hafızadaki izlerin kolayca silinebileceğini zannetmektir.

Çünkü yalın mevzu, ülkede yaşayan Kürtler ve Türkler arasında bir husumet yaratarak siyasal hedefler peşinde koşan bir silahlı Hareket’tir.

Dikkate değerdir ki, ülkede yaşayan farklı etnik kökendeki vatandaşlar arasında bir iç çatışma: terör eylemlerine, tüm kışkırtmalara/zorlamalara rağmen karşılık bulmamıştır.

Bunun da, bir ulus devlet Türkiye Cumhuriyeti’nin çimentosundan ve yurttaşların ferasetinden kaynaklandığı şüphe kaldırmaz.

Cevabının açıkça belirtmesi gereken bir soru da şudur: “Terörsüz Türkiye”, “Barış Süreci” adı altında yürütülen görüşmelerin tarafları kimlerdir?

Öyle anlaşılıyor ki, PKK ile Türkiye Cumhuriyeti Devleti arasındadır. DEM parti aracı bir siyasi kurumdur. PKK taleplerini duyurmakta, kamuoyu oluşturmakta ve Türkiye Cumhuriyeti Devleti ile pazarlıkta ara yüzdür.

PKK’nın kamuoyuna doğrudan mesajları da yok değil.

Mesela…

Örgütün üst kuruluşu KCK Yürütme Konseyi Eşbaşkanı Besê Hozat’ın talepleri:                                   

“Af değil, demokratik siyaset ve özgürlük yasaları istiyoruz.”

Kürdistan Topluluklar Birliği (KCK) sözcüsü Zagros Hiwa da net söylemiş: “Türkiye ile PKK arasında çözüm müzakerelerinin başlayabilmesi için Öcalan’ın serbest bırakılması önkoşul.”

PKK’nin üst düzey temsilcilerinden Amed Malazgirt de katılmış kervana: “Öcalan serbest kalana kadar başka bir adım atmayacaklarını” söylemiş.

DEM Parti’nin İmralı’da yaptığı son görüşmeye dair yaptığı açıklamada Öcalan’ın iktidara yaptığı çağrı da çok açık: “Özgün ve bütüncül hukuka dayalı bir barış yasasının hayata geçirilmesiyle, siyasi şiddet ve demokrasi dışı müdahale olgusu Türkiye gündeminden çıkacaktır.”

Satır aralarında mesaj çok da talepler yapılan pazarlığı anlamak için yeter de artar bile. İçeriğin netleşmeye, ayrıntıların bilinmesine muhtaç yanı ise hemen anlaşılıyor.

Öcalan ve KCK muktedirlerinin ülkede serbestçe siyaset yapabilmek için af yasası değil de barış, demokratik siyaset, özgürlük yasaları istemeleri, TBMM’ye işaret etmeleri, bir güç gösterisi; DEM Parti yönetici elitlerinin bugüne kadar taşeron sıfatıyla kendilerine çizilen dairede hareket ettiklerinin de ifadesi değil midir, değerli okur?

Bahçeli’nin durduk yerde, 22 Ekim 2024’te Öcalan’a yaptığı çağrıyla başlamıştı süreç: “PKK kendini kendisini feshetsin, silahları bıraksın, ‘umut hakkı’ yasasını konuşalım” dediğinde şaşkınlık yaratmıştı; ancak zaman içinde kanıksandı ve bugün buzdağının altındakiler de kısmen görünmeye başladı.

Doğuracağı sonuçları şimdiden kestirmek zor; sürecin nasıl şekilleneceği ve bilinmeyenlerin gün ışığına çıkması gerekiyor öncelikle.

Ancak, bugün için netleşen bir husus varsa o da ısıtılıp ısıtılıp önümüze sürülen çaya çorbaya limon “Kürt Sorunu” kavramının artık tedavülden kalkma zamanının geldiğidir.

Tarihsel köklerinin devamı niteliğindeki günümüz Siyasal Kürt Hareketinin Türkiye Cumhuriyeti ile bir hesaplaşması, yanı sıra talepleri ve bölgede çıkarları bariz emperyal güçlere verdiği hizmet, aslında esası teşkil etmektedir.

Bu konuda köşemizin bakış açısını etraflı verme gayretindeki, 5 bölümden oluşan “DEM”lik” başlığı altındaki yazı dizisinin ilk bölümünün linkini, meramımızın daha iyi anlaşılmasına katkı babında hatırlatıyorum; ilgi duyanlar devamını getirebilir: https://hudutgazetesi.com/yazarlar/demlik-1/

Ülkede gerek demokratik siyaset,  gerekse hak ve hukuk alanlarında ilerleme kaydedebilmek için bölgedeki feodal düzene set çekebilmek, emperyalistlerin senaryolarına figüranlık yapmamak icap ettiği beyinlere nakşedilmeli öncelikle.

Selden kütük kapma anlayışında hareket etmenin Türkiye’ye demokrasi ve huzur getirmeyeceğini bilince çıkarmayı da ihmal etmemek lazım.

KONUKLARINIZIN SESİ 383

          EĞİTİM VE ÖĞRETİMLE İLGİLİ BAZI GENEL BİLGİLER oluşturmaya çalışırken önceliği ‘LGS ve TYT-AYT’ ye nasıl hazırlanırız?’a verdik. Çünkü çocuklarımız için en önemli sorun bu.

          Bugün uygulanan eğitim-öğretimi ise doldur-boşalt sistemi kullanan Kölelik Eğitimi diye özetliyor ve bu özetimizi yineleyip duruyoruz. Küçük bir örnekle bu yargımızı somutlaştıralım.

          Beşinci sınıfta Fen dersinde Güneş’in katmanları öğretiliyor. Yaşamda bizi ilgilendiren ise “Hava bugün güneşli mi, değil mi?” Güneşliyse havanın daha sıcak olacağının öğretilmesine ise gerek yok; bunu yaşıyoruz. Bu arada otobüs duraklarındaki iki katman: Kaldırım taşları ve sigara izmaritleri, eğitim konusu değil. Sonucu da lise ve üniversitelerimizde okuyan gençlerimizin ideallerinde, davranışlarında hatta konuşma konu ve biçimlerinde görüyoruz.

          Ülkemizde bugünkü eğitim-öğretimle ilgili bu özet eleştiri, sanırız yeterli. Hepimiz yaşıyoruz, görüyoruz. Kanımızca bulduğumuz çözümler de çocuklarımızı mutlu kılmıyor. Ama bu konuda da bir tartışmaya girişmeyeceğiz. Bundan sonra yazacaklarımız, çocuklarımızı üretken ve böylece mutlu kılan bir eğitim-öğretimle ilgili bizim öğrendiğimiz, deneyimlediğimiz, düşünebildiğimiz. Girişi bir dizi fotoğrafla yapalım.

             (Her birinden üç fotoğraf aldığımız) bu çok farklı üç okulun ortak özelliği İş Okulu olması. Çocuklar doğayla iç içe; bir yandan üretiyorlar, bir yandan üretim için, ilerideki üretken yaşamları için gerekli somut bilgileri ediniyorlar. Müzik, spor, sanat eğitimlerinin temel ögeleri. Öncelikle (üretimde, müzikte, sporda, sanatta) becerileri gelişiyor, sonra da yaşam için gerekli bilgileri öğreniyorlar. Her çocuk aynı başarıyı göstermiyor ama başarısızlık söz konusu değil. Öğretmenlerle öğrenciler dost. Herkes mutlu…

            Bize, yakın tarihimizdeki ve bugünkü eğitimimize bakarak çıkarımlarımıza ve önerilerimize gelince, bunu oldukça ayrıntılı bir biçimde bir sonraki yazımıza bırakalım.

Sağlıcakla,

FUZULİ – İSRAF

Dikkatle çevresine bakan herkes görür!..
TÜRKİYE DE EV VE ARABALAR çoğunlukla FUZULİ İSRAF olarak alınıyor!..
Ev alırken de araba alırken de, sadece hevesler, gösteriş, kompleksler, el elem ne der devrede,
AKIL+MANTIK= ŞUUR maalesef hiç devrede değil!..
Çok katlı sitelerde, büyük ve çok odalı, salonlu, mutfaklı, 150 metrekareyi bulan evler de oturmak adet olmuş!..
Bu büyük ve çok odalı evlerde genellikle, iki kişi, üç veya dört kişi, hatta yaşlı bir kişi oturuyorlar!..
Çocuklar büyüyor, okuyor, ve başka diyarlara çalışmaya gidiyorlar, kalıyor ev iki kişiye, hatta eşin biri de kaybedilince, kalıyor bir kişiye!..
Bu büyük metrajlı evlerin birçok dezavantajları var, ama hesap eden mi var?..
Bakımı, onarımı sorunlu ve masraflı, depreme dayanıksız, ısınması masraflı, temizlenmesi masraflı, eşya ile döşemek, masraflı!..
Ayrıca, israf edilen paradan da geçtik, evin hanımının odaları, eşyaları temizlemekten, zavallının YAŞAMAYA FIRSATI KALMIYOR!..
ütün evin temizliğini yapıyor, tam “Oh be bitti” derken bir de bakıyor ki, ilk temizlediği oda yine tozlanmış!..
Hadi durma yine kolları sıva!..
YAZIK DEĞİL Mİ EVİN ANNESİNE!..
Oysa, tek kişi veya iki, üç, dört kişinin barınma ihtiyacına rahatça cevap verecek, MANTIKLI MEKAN MİMARİSİ İLE, EN AZ MASRAFLA, EN AZ BAKIMLA, EN AZ TEMİZLİKLE, EN AZ ISINMA GİDERİYLE, EN AZ EŞYA DÖŞEMESİYLE, DEPREME EN DAYANIKLI, 30- 40-50 m2 yi geçmeyen evlerde, HUZURLA YAŞAYANLAR VAR DÜNYADA!..
Ama bizde arada bulasın!..
GEREKSİZ İSRAF HEVESLERİ, AKILDAN, MANTIKTAN, ŞUURDAN UZAK, KOMPLEKSLİ BİR KÜLTÜR OLMUŞ, MAALESEF!..
GEREKSİZ MADDİ VE EMEK KÜLFETİ OLAN, FUZULİ İSRAFLAR TÜRKİYEMİZİ KASIP KAVURYOR, MAALESEF!..
En acınası taraf da, bu israfları ne gören var, ne yazan var, ne de çizen YOK!..
ANCAK, İSRAFLARIN BEDELİ ÇOK AĞIR ÖDENİYOR DA, KİMSE ONUN DA FARKINDA DEĞİL!..

BU GÜN, KIRK TÜRK LİRASI, DOLAR KARŞISINDA KIRK-ELLİ KAT DÜŞÜK, NEDEN?..

Kuran’ı Kerim. Sure 10/Ayet 7—8—9:
Bize kavuşmayı ummayan, dünya hayatına razı olup, onunla rahat edenler ve bizim ayetlerimizden gaflet edenler…
Onların kazandıkları yüzünden varacakları yer ateştir.
İnanıp iyi işler yapanlara gelince, imanlarından dolayı Rab’leri onları altlarından ırmaklar akan nimet cennetlerine iletir.

Edirnespor’da durum ‘vahim’!

Olgay GÜLER
Türkiye Futbol Federasyonu’nun bahis iddialarına ilişkin 10 futbolcusu hak mahrumiyeti cezası alan Edirnespor’da, ikinci dalga operasyonda 7 futbolcuya daha hak mahrumiyeti cezası verildi.
Türkiye Futbol Federasyonu (TFF), ülke genelinde geniş yankı uyandıran bahis iddialarına ilişkin, Edirnespor’dan PFDK’ya sevk edilen 10 futbolcu 19 Kasım’da hak mahrumiyeti cezası aldı. İlk dalga cezalardan yara alan Edirnespor’da, geçtiğimiz gün ikinci dalgada PFDK’ya sevk edilen 7 futbolcu daha hak mahrumiyeti cezası aldı. Toplam 17 futbolcusu ceza alan takımda, kadroda 12 futbolcu kalırken, teknik direktör Ümit Tütünci acil transfer gerektiğini söyleyerek, destek çağrısında bulundu.


‘DURUMUMUZ ÇOK VAHİM’
Takımın Tunca Stadı’nda gerçekleştirdiği antrenmanda, sportif direktör Ahmet Erginler ile basın açıklaması yapan Tütünci, çok zor durumda olduklarını söyleyerek, “ Çok zor bir durum. Artık teknik ekibin veya kulübün çözebileceği bir durum değil şu anki durum. Zaten büyük eksiklerimiz vardı. Geç toplanan bir takımdık. Kamp yapmamıştık, bir şeyleri tam oturtturmaya başlamıştık ki ilk federasyonumuzun açıkladığı isimler oldu. Sonrasında amatörleri şu an hiç beklemiyorduk. En azından devre arasına kadar bu şekilde toplayabildiğimiz kadar toplamayı düşünüyorduk. Ama şu an gelinen durumda artık dayanılacak gibi değil, kimse kalmadı. Bu anlamda büyük sıkıntıdayız. Görüyorsunuz 13-14 kişi antrenman yapıyoruz. Zaten 2-3 kişi cezalı olmasına rağmen antrenmana çıkarıyoruz. Durumumuz çok vahim” dedi.


‘ARTIK DESTEĞE İHTİYACIMIZ VAR’
Kulübün ekonomik açıdan sıkıntıda olduğu için ceza alan futbolcuların yerini dolduramadıklarını, bu nedenle destek beklediklerini söyleyen Tütünci, “Şu anda oyuncu sıkıntısını gidermeyi düşünemedik, bir şey de yapamadık. Bir hamlemiz de yok. Bunların hepsi bir maddi külfet. Buraya geldiğimizde inanın ne kadar samimiyetime inanırsanız, inanmazsınız bilmiyorum ama büyük fedakarlıklar yapıldı. Çok büyük fedakarlıklar yapıldı. Artık burada bazı şeyler dayanılacak gibi değil. İnanın her şeyin sonuna geldi. Bizler bugün burada varız, yarın yokuz. Bu takım, bu şehrin. Biz gelip geçiciyiz. Ama bu takıma artık birilerinin sahip çıkması gerekiyor. Her şehrin inanılmaz büyük dinamikleri var, o dinamikler herkesin arkasında. Biz daha hiçbir yerden, hiçbir şekilde bir tane destek görmedik, almadık. Burada ben dışarıdan gelen biriyim. Artık elime bir şey verilmediği sürece yapabileceğim bir durum da yok benim. Son kişi kalana kadar ne olursa olsun bu şehir için, bu arma için mücadele edeceğiz. Ama sadece burada biraz artık desteğe ihtiyacımız var. Dayanılacak gibi değil artık. Şehrimizin önde gelenleri; valimiz, sayın belediye başkanımız, kim o sistemde, o kurulda kim varsa bize sadece sahip çıkmalarını istiyoruz” diye konuştu.
Cuma günü kendi sahalarında oynayacakları Çorluspor maçında taraftarları desteğe çağıran Tütünci, “Ben U19’la da çıksam kazanmak için çıkacağım. Yapacak bir şey yok. Öyle çok ağlanacak vahlanacak adam da değilim. Ama futbolun da bazı dinamikleri var. Burada cuma günü Çorlu’yla oynayacağız. Çorlu da bu ligin en çok maddi anlamda para harcayan, çok kaliteli takımı. Burada o gün sahaya çıkan kardeşlerimiz için ne olsun artık skor, sonuna kadar onları desteklemelerini istiyoruz” şeklinde konuştu.


‘DESTEK GELMEZSE ARMA YERE DÜŞER’
Sportif direktör Ahmet Erginler de, maddi destek gelmediği sürece Edirnespor’u çok kötü günler beklediğini belirterek, “Şu anda bizde para yoksa bizi çok kötü günler bekliyor. Bu arma yere düşer. Ben geçen hafta da basın açıklamasında Edirne’den 4-5 arkadaşımızın Edirnespor’a yardımcı olduğunu söylemiştim. Edirne bu kadar küçük olmamalı demiştim. Sadece bir kurum duyarsız kalmadı ve bir de 8 yaşında bir çocuk duyarsız kalmadı. Harçlığını bize gönderdi. Ama hala bakıyorum etrafa. Maalesef duyarsız bir şehir olmuşuz. Ben de farkında değildim bu kadarının. İnanılmaz sahipsiz kaldık. Belki bu söylediklerin bazı kesimlere acı gelecek ama maalesef doğru. Biz buradan öncelikle sayın sayın valimizden, sayın belediye başkanımızdan, emniyet müdürümüzden, STK’lardan, Edirnespor severlerden bize acil maddi destek gelmesi lazım. Ya maddi destek gelmiyorsa, konuşmanın artık çok da bir anlamı yok” ifadelerini kullandı.

Kaza yapan minibüste 20 kaçak göçmen!

Olgay GÜLER

Edirne’de sürücüsünün, polisin ‘dur’ ihtarına uymayıp kaçmasının ardından kaza yapan minibüste 7’si çocuk 20 kaçak göçmen yakalandı.

Edirne Emniyet Müdürlüğü Göçmen Kaçakçılığıyla Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri, yaptıkları çalışmada kente yasa dışı yollardan yurt dışına çıkmak üzere kaçak göçmen getirileceğini belirledi. Göçmenlere taşıyan 34 VB 7483 plakalı kapalı kasa minibüsü takibe alan polis, saat 19.00 sıralarında Havsa-Edirne kara yolu üzerinde ‘dur’ ihtarında bulundu. İhtara uymayan sürücü minibüs ile kaçmaya başlayınca polis ekipleri takibe aldı.

Yaklaşık 8 kilometre süren takip sırasında sürücü Kırklareli Kavşağı’nda geri manevra yapmak isterken refüje çarptı. Minibüsten inip yaya olarak kaçan sürücü Y.K. ile yanındaki M.K., polis tarafından kısa sürede yakalandı. Minibüste yapılan kontrolde Afganistan uyruklu 7’si çocuk 20 kaçak göçmen bulundu.

Kazayı yara almadan atlatan göçmenler, hastaneye götürülerek sağlık kontrolünden geçirildi. Gözaltına alınan minibüs sürücüsü Y.K. ve yanındaki M.K. ile ilgili soruşturma sürüyor.

Yılmaz’a veda yemeği

Moldova Kişinev Büyükelçiliği Eğitim Müşavirliği’ne Eğitim Müşaviri olarak görevlendirilen Edirne İl Millî Eğitim Müdürü Ferhat Yılmaz için, Edirne eğitim camiasının geniş katılımıyla vefa dolu bir veda yemeği düzenlendi.

Veda yemeğine; İl Millî Eğitim Müdürlüğü personeli, şube müdürleri, ilçe millî eğitim müdürlerinin tamamı ve okul müdürlerinin büyük bir bölümü katılarak Yılmaz’a güçlü bir vefa örneği sergiledi. Yoğun katılım, Edirne eğitim ailesinin birlik, dayanışma ve kadirşinaslık kültürünü bir kez daha gözler önüne serdi.

Yemekte söz alan yöneticiler, Ferhat Yılmaz’ın Edirne’de görev yaptığı süre boyunca hayata geçirdiği projeler, eğitimde kaliteyi artırmaya dönük çalışmaları ve kurumsal yapıyı güçlendiren uygulamaları nedeniyle teşekkürlerini iletti. Şehrin eğitim hayatına kazandırdığı değer ve bıraktığı güçlü etki özellikle vurgulandı.

Yeni görevinde Moldova’da önemli bir sorumluluk üstlenecek olan Yılmaz’a, Edirne’ye hizmetleri dolayısıyla teşekkür edilerek başarı dileklerinde bulunuldu.

Edirne İl Millî Eğitim Müdürlüğü’nün paylaşımında, “İlimizin eğitimine sunduğu katkılar, liderliği ve çalışma azminden dolayı Sayın Ferhat Yılmaz’a şükranlarımızı sunuyor, yeni görevinin kendisi ve ülkemiz adına hayırlı olmasını diliyoruz” ifadeledire yer verildi..

‘Biz niteliksiz miyiz?’

Olgay GÜLER

Okulları depreme dayanıksız olduğu için geçici olarak taşındıkları 1’inci Murat Anadolu Lisesi binasının koşullarını yetersiz bulan Edirne Yıldırım Beyazıt Anadolu Lisesi velilerine, okul müdürü Yakup Öz’den sert tepki geldi.

Edirne’de depreme dayanıksız olduğu için yıkım kararı verilen Edirne Yıldırım Beyazıt Anadolu Lisesi (EYBAL) öğrencilerinin tarihi 1. Murat Anadolu Lisesi’ne taşınmasına EYBAL velilerinin tepkisi sürürken, 1. Murat Anadolu Lisesi Müdürü Yakup Öz basın açıklaması gerçekleştirdi. Okulun tüm eksikliklerin giderildiğini söyleyen Öz, sosyal medyada yapılan paylaşımlarda eksik gibi gösterilen şeylerin gerçeği yansıtmadığını belirtti. EYBAL velilerinin açıklamalarında öğrencileri çağırmasını da eleştiren Öz, okulların nitelikli-niteliksiz olarak ayrılmasına da tepki gösterdi.

‘ELEŞTİRİLER GERÇEĞİ YANSITMIYOR’

Müdürü Öz, okulda düzenlediği basın toplantısında, okulun fiziki koşullarıyla ilgili eleştirilerin gerçeği yansıtmadığını ifade etti. Öz, “Bu eğitim-öğretim yılında Edirne Yıldırım Beyazıt Anadolu Lisesi’nin konuğumuz olarak okulumuzda misafir edilmesi, bizler için hem sorumluluk hem de paylaşıma dayalı yeni bir birliktelik anlamı taşımaktadır. 1. Murat Anadolu Lisesi olarak her zaman eğitimde iş birliğini önemseyen, kurumlar arası dayanışmanın hem öğrenciler hem de öğretmenler için zenginleştirici olduğuna inanan bir anlayışa sahibiz. Ancak son günlerde, bazı veliler tarafından okulumuzun fiziki koşulları ve imkânlarıyla ilgili dile getirilen eleştirilerin, ne yazık ki gerçeğin bütününü yansıtmadığı ve okulumuzun emek veren öğretmenlerini, çalışanlarını ve öğrencilerini üzdüğü görülmüştür” dedi.

‘AKADEMİK BAŞARISINI SÜREKLİ ARTIRAN BİR KURUMUZ’

Öz, 1. Murat Anadolu Lisesi’nin EYBAL öğrencilerine güvenli, nitelikli ve gelişim odaklı bir öğrenme ortamı sunduğunun altını çizerek, “Her okulun kendine özgü güçlü yanları, gelişime açık alanları vardır. Bizler, eksiklik olarak değerlendirilen her noktayı dikkatle ele alıyor, çözüm odaklı bir yaklaşımla iyileştirme çalışmalarımıza devam ediyoruz. Fakat yaşanan bu süreçte bazı velilerin değerlendirmelerinin, okulumuzu tanımadan, iç işleyişimizi görmeden yapılmış olması; yapılan yorumların haklı eleştiri sınırının ötesine geçerek okul iklimini zedeleyici bir nitelik kazanmasına neden olmuştur. 1. Murat Anadolu Lisesi, yıllardır Edirne’de köklü bir eğitim geleneği olan, akademik başarısını sürekli artıran ve sosyal-kültürel faaliyetleriyle öne çıkan bir kurumdur. Çabamız, hem kendi öğrencilerimize hem de bu yıl misafir ettiğimiz Yıldırım Beyazıt Anadolu Lisesi öğrencilerine güvenli, nitelikli ve gelişim odaklı bir öğrenme ortamı sunmaktır” şeklinde konuştu.

‘ADİL VE SAYGILI OLAN YAPICI ELEŞTİRİLERE AÇIĞIZ’

Öz, velilerin düşünceleri ve yapıcı eleştirilerine karşı her zaman açık olduklarını kaydederek, “Velilerimizin düşüncelerine her zaman değer veriyor, yapıcı eleştirilere kapımızın sonuna kadar açık olduğunu vurguluyoruz. Ancak beklentimiz, her yorumun adil, saygılı ve iş birliğini güçlendiren bir tonda yapılmasıdır. Bizler, öğrencilerimizin iyiliği için buradayız; aynı paydada buluştuğumuz her veli ve her paydaş bizim için kıymetlidir. Bu sürecin karşılıklı anlayış ve empatiyle daha sağlıklı bir noktaya taşınacağına inanıyoruz. Amacımız; iki okulun öğrencilerinin bu yılı kaygıdan uzak, huzurlu, üretken ve başarılarla dolu bir şekilde tamamlamasıdır. Birlikte hareket ettiğimiz sürece, her zorluk kolaylaşacak; her eksik güç birliğiyle tamamlanacaktır” diye konuştu.

‘BİZ NİTELİKSİZ MİYİZ?’

Edirne Valisi Yunus Sezer’in talimatıyla okulun tüm eksikliklerinin giderildiğini belirten Öz, “Vali bey talimatını verdi; ‘A’dan Z’ye ne yapılması gerekiyorsa, ne eksiklik varsa bunların hepsi yapılacak’ dedi. İnanın gece gündüz çalışarak, halen daha çalışılıyor ve mükemmel bir hale getirildi. O üst kat dedikleri kullanılmayan yer Halk Eğitim Merkezi’nin kursuydu. Orası 5-6 yıl öncesine kadar eğitim öğretim yapılıyordu. Ama okulumuzun öğrenci sayısının düşmesinden kaynaklı orada halk eğitim kursları vardı. Badanası yapıldı, boyası yapıldı, elektriği yapıldı, ısınma alanları yapıldı. Her şey yapıldı. Pencereler korunaklı hale getirildi. Daha ne istiyorsunuz? Devlet daha ne yapsın size? Amacınız ne? Hadi onları geçtik. O adamların yapmış olduğu emeklere saygısızlık yapıyorsunuz. Bizim okul olarak, mahalle olarak, veli olarak, öğrenci olarak günahımız ne? Biz niteliksiz miyiz? Biz burada öğrenci yetiştirmiyor muyuz? Bu anne ve babaların çocukları değil mi bunlar? Eğer bir eleştiri yaparken paylaşımcı yapıcı yaparsınız. Bir de eğitimli insan o çocukları bu işlere katmadan dışarıda hakkını arayabilir. Saygıyla bu olaya bakarım. Ama öğrencileri bu işin içerisine sokamazsınız. Burada kaybeden kim? Öğrenci. Size bir şey olmuyor. Her gün eylem yapıyorsunuz, yapın. Basına açıklaması yapmak izne tabi yaparsın. Hiçbir problem olmaz” şeklinde konuştu.

Sosyal medyada okulla ilgili yapılan paylaşımların gerçeği yansıtmadığını da söyleyen Öz, “Amaç burada olayın düzgün bir şekilde insanlara anlatmak değil, sadece insanlara kamuoyu oluşturup kamuoyu oluşturmak. Sadece şunu diyorum; yazıklar olsun” dedi.

Emniyet ve jandarmaya 82 araç!

Olgay GÜLER

Edirne’de emniyet müdürlüğü ve jandarma teşkilatlarına tahsis edilen 82 araç için teslim töreni gerçekleştirildi.

Türkiye genelinde Jandarma, Emniyet ve Sahil Güvenlik teşkilatı için hizmete alınan 9 bin 200 yeni araçtan, Edirne’ye tahsis edilen 82’si için tören düzenlendi. 52’sinin emniyet, 30’unun jandarma için tahsis edildiği araçların teslim töreni kentin tarihi Sarayiçi yarım adasında gerçekleştirildi. Törene Edirne Valisi Yunus Sezer, İl Emniyet Müdürü Muhittin Ayhan, İl Jandarma Komutanı Mehmet Kasım Ermiş, İl Genel Meclis Başkanı Çiğdem Gegeoğlu, Edirne Ticaret ve Sanayi Odası (ETSO) Başkanı Sezai Irmak, hayırsever iş insanları ve emniyet personeli katıldı.

‘DEVLET GÜVENLİK KONUSUNDA TASARRUFA GİTMEMİŞTİR’

Törende konuşan Edirne Valisi Sezer, devletin güvenlik noktasında hiçbir zaman tasarrufa gitmediğini belirterek, “Bazen şunu söylüyorlar diyorlar ki; biz ekonomik olarak ve deprem dolayısıyla belli kısıtlamaların içerisindeyiz. Ama ne kadar kısıtlama olursa olsun bizim değişen suç türlerine, değişen suçlu profillerine daha dirençli olmamız için kendimizi yenilememiz lazım. Devletimiz güvenlik noktasında hiçbir zaman tasarrufa gitmemiştir. Devletimiz güvenlik noktasında alınacak bütün tedbirleri maliyetine bakmadan her zaman almıştır. Bugün sınır ötesinde de bunu yapıyor, sınır içerisinde de bunu yapıyor. Fakat bizler kolluk birimleri olarak vatandaşla iç içeyiz. Hepimiz mahallelerde dolaşıyoruz, iş adamlarıyla beraberiz, muhtarlarımızla beraberiz. Bu çorbada herkesin bir tuzu olsun isteriz. Bu çorbaya herkesin bir katkısı olsun. İnsanların güvenlik anlayışımızı paylaşmasını, ne düşündüğümüzü ve ne gördüğümüzü onların da hissetmesini istedik. Dolayısıyla 2 yıldır insanımızın bir teveccühü var. Yine malından arttırdığını, rızkından arttırdığını, ‘bizim de bu çorbada, bu aşurede bizim de bir katkımız olsun’ diye destek veriyorlar. Bunun azı-çoğu yok. Karınca misali, burada niyet önemli. Ben bu niyet içerisinde olan tüm hayırsever iş insanlarımıza teşekkür ediyorum. Tüm odalarımıza, borsalarımıza teşekkür ediyorum” dedi.

‘SAHADAKİ ETKİNLİĞİMİZ ARTACAK’

İl Emniyet Müdürü Muhittin Ayhan da, yeni araçların Edirne’nin güvenliği ve halkın huzuru adına yürütülen çalışmalara büyük katkı sağlayacağını söyledi. Ayhan, “Bu araçların her biri sahada daha hızlı hareket edebilme, daha etkin denetim yapabilme imkanı sağlayacak, kolluk kuvvetlerimizi sahadaki etkinliğini arttıracaktır. Modern teknolojiyle donatılmış bu araçlar sayesinde asayişten, trafik güvenliğine, uyuşturucudan organize suçlarla mücadeleye kadar tüm görev alanlarımızda daha hızlı ve etkin, sonuç odaklı çalışma yürüteceğiz” diye konuştu.

‘DEVLET VE VATANDAŞ İŞBİRLİĞİNİN GÜZEL ÖRNEĞİ’

İl Jandarma Komutanı Mehmet Kasım Ermiş de, yeni araçların halkın huzur ve güvenliği tesisinde hizmet kalitesini arttıracağını kaydetti. Ermiş, “Edirne ilinde emniyet ve asayiş hizmetlerinin daha hızlı ve etkin sağlanması, halkın huzur ve güvenliğinin tesisi esnasında hizmet kalitesinin arttırılmasına büyük katkı sağlayacak olan bu araçlar, başta İçişleri Bakanlığı’mızın, Edirne valiliğimizin ve hayırsever iş insanlarımızın destekleriyle bugün envanterimize dahil edilmektedir. Devlet ve vatandaş iş birliğinin güzel bir örneği olan bu hizmetin gerçekleşmesine büyük emeği olan başta valimiz sayın Yunus Sezer’e, il özel idaresi genel sekreterimize, il genel meclis başkanımız ve üyelerine, ilçe kaymakamlarımıza, il ve ilçelerimizde görevli kolluk personelimize ve tüm hayırsever iş insanlarımıza şükranlarımı sunuyorum” şeklinde konuştu.

Merter Elektronik ile Görüntü Sistemlerinde Kesintisiz Kalite ve Teknoloji

Evlerimizin en önemli eğlence kaynağı olan televizyonlar, zamanla gelişen teknolojiyle birlikte çok daha hassas ve donanımlı hale gelmiştir. Ancak teknolojik cihazların doğası gereği, uzun süreli kullanıma bağlı olarak görüntü kayıpları yaşanabilir veya yayın alma alışkanlıklarımız değişebilir. Bu noktada elektronik yedek parça ve yeni nesil yayın araçları konusunda uzmanlaşmış olan Merter Elektronik, televizyon tamiri ve görüntü sistemleri alanında ihtiyaç duyulan profesyonel çözümleri kullanıcılarına sunmaktadır. Gerek televizyonunuzun ömrünü uzatacak yedek parçalar gerekse yeni nesil yayıncılık teknolojileri konusunda firma, geniş stok ağıyla hizmet vermektedir. Televizyon dünyasında sıkça karşılaşılan sorunlar ve yenilikçi çözümler hakkında detayları aşağıda bulabilirsiniz.

Televizyonunuzu Yenileyen Arçelik Led Bar Çözümleri

Arçelik led bar, ülkemizde en çok tercih edilen televizyon markalarından biri olan Arçelik’in ekran aydınlatma sistemini oluşturan ve zamanla yenilenmesi gereken kritik bir parçadır. Televizyon kullanıcılarının sıklıkla karşılaştığı “ses var ama görüntü yok” sorununun temel kaynağı genellikle bu parçaların ömrünü tamamlamasıdır. Orijinal kalitede bir arçelik led bar kullanmak, televizyonunuzun ilk günkü parlaklığına ve renk canlılığına kavuşmasını sağlar. Yan sanayi veya kalitesiz ürünler, ekranda ışık sızmalarına (bulutlanma) neden olabilirken, Merter Elektronik tarafından temin edilen uyumlu arçelik led bar setleri, panelinize tam oturarak homojen bir ışık dağılımı sunar. Televizyon tamircileri ve son kullanıcılar için doğru voltaj ve lens yapısına sahip arçelik led bar modelini bulmak hayati önem taşır; çünkü yanlış seçimler ana karta zarar verebilir. Cihazınızın modeline birebir uyumlu, soğutma performansı yüksek bir set tercih ederek televizyonunuzu çöpe atmaktan kurtarabilir ve uzun yıllar keyifle kullanmaya devam edebilirsiniz.

Görüntü Teknolojisinin Temeli: Led Bar Sistemleri

Led Bar teknolojisi, bugün kullandığımız LCD ve LED televizyonların arka aydınlatma mantığını oluşturan ve görüntünün panel üzerinde görünür hale gelmesini sağlayan temel bileşendir. Marka ve modelden bağımsız olarak, bir televizyonun görüntü kalitesini panelin kendisi kadar, arkasında çalışan Led Bar sisteminin sağlığı da belirler. Zamanla aşırı ısınma veya voltaj dalgalanmaları nedeniyle Led Bar üzerindeki çipler patlayabilir ya da kararabilir; bu da ekranın belli bölgelerinde kararmalara yol açar. Merter Elektronik, farklı inç ve model seçeneklerine uygun geniş Led Bar stoğuyla, televizyon tamir süreçlerinin en güvenilir tedarikçisi konumundadır. Tamir işlemlerinde sadece arızalı şeridi değiştirmek yerine, takım halinde Led Bar değişimi yapmak, ekranın renk dengesini korumak ve ileride oluşabilecek yeni arızaların önüne geçmek için uzmanlar tarafından önerilmektedir. Kaliteli alüminyum gövdeye sahip, ısıyı iyi dağıtan bir Led Bar seçimi, televizyonunuzun performansını doğrudan etkiler.

Yeni Nesil Yayıncılıkta İp Tv Dünyası

İp tv, geleneksel çanak anten ve kablo karmaşasını ortadan kaldırarak, televizyon yayınlarını internet protokolü üzerinden almanızı sağlayan devrim niteliğinde bir teknolojidir. İnternet hızlarının artmasıyla birlikte popülerleşen ip tv cihazları ve kutuları (box), kullanıcılara standart kanalların ötesinde, özelleştirilmiş içeriklere ve binlerce kanala erişim imkanı tanır. Merter Elektronik, bu yeni nesil yayın deneyimini en iyi şekilde yaşamanız için gerekli donanım ve aksesuar desteğini sağlar. Standart uydu alıcılarının yerini almaya başlayan ip tv uyumlu cihazlar, “Smart” özelliği olmayan televizyonları bile akıllı hale getirerek YouTube, Netflix gibi platformlara erişim sunabilir. Kesintisiz bir ip tv deneyimi için güçlü bir işlemciye ve stabil bir internet bağlantısına sahip donanımlar tercih edilmelidir. Mekandan bağımsız olarak, internetin olduğu her yerde televizyon izleme özgürlüğü sunan ip tv teknolojisi, geleceğin yayıncılık standardı olarak kabul edilmektedir.

Görüntü Kalitesinde Kesintisiz Çözümler

Televizyonunuzun ekran sağlığını korumak için orijinal kalitede arçelik led bar ve genel Led Bar yedek parçalarımızı güvenle tercih edebilirsiniz. Tamir ve bakım işlemlerinden sonra, yeni nesil ip tv teknolojisiyle tanışarak sınırsız içeriğin ve yüksek çözünürlüklü yayınların keyfini çıkarmaya hemen başlayın.

Bahiste Edirnespor’dan 6 futbolcu daha

Cemal KUDAY

Bahis soruşturması kapsamında Edirnespor’dan da 10 ismin aralarında bulunduğu 1024 futbolcunun Profesyonel Futbol Disiplin Kurulu’na (PFDK) sevk edilmesinin ardından 6 oyuncu daha PFDK’na sevk edildi.

Edirnespor gelişmeler üzerine daha önce amatöre gönderdiği ve giden oyuncuların peşine düştü.

Futbol Disiplin Talimatı’nın 57. maddesi uyarınca PFDK’ya sevk edilen Edirnespor’dan 6 futbolcu şöyle:

Abdullah Doğukan Yaldız

Batuhan Uçan

Emirhan Tak

Haktan Yüce

Mert Gayıp

Mehmet Mustafa Çolak

PFDK’na  sevk edilen 1024 ismin yer aldığı ilk listenin 204-213 sıra aralığındaki Edirnesporlu 10 futbolcunun isimleri şöyleydi:

Cevatcan Ekinci

Can Alp Fidanoğlu

Ahmet Yağız Gençtürk

Görkem Can Güner

Sezer Kahraman

Furkan Kara

Deniz Kodal

Ahmet Efe Şimşek

Ömer Faruk Yaylacı

Efe Yüceer