‘Türkiye tarımsal iflas yaşıyor’

Cumhuriyet Halk Partisi Edirne İl Başkanı Yücel Balkanlı, Türkiye’nin tam anlamıyla ‘Tarımsal İflas” yaşadığını söyledi.
CHP Edirne İl Başkanı Yücel Balkanlı Tarım ve Orman Bakanlığının istatistikleri ve verimde düşüş ile ilgili açıklama yaptı. Balkanlı yaptığı açıklamada ”Türkiye, AKP iktidarının uyguladığı yanlış tarım politikalarının bedelini her yıl biraz daha ağır ödemeye devam ediyor. Son 23 yılda bu ülke başkent Ankara kadar tarım alanını kaybetti. Evet, yanlış duymadınız: 2 milyon 600 bin hektar; yani iki Karadağ, bir Makedonya büyüklüğünde bereketli toprak, üretim dışı kaldı” dedi.
2002’de 41.2 milyon hektar olan tarım alanları bugün 38.64 milyon hektara düştüğünü kaydeden Balkanlı, “Bu, yüzde 6.2’lik bir küçülme. İktidarın tarım vizyonu işte rakamlarla budur: Üretimi bitirmek, çiftçiyi tasfiye etmek, Türkiye’yi ithalata mahkûm etmek” şeklinde konuştu.
BUĞDAYDAN ARPAYA, MERCİMEKTEN NOHUTA HER KALEMDE ÇÖKÜŞ VAR
‘Tarım Bakanlığı’nın kendi verileri bile bu tabloyu saklayamıyor’ diyen Balkanlı açıklmasında şunlara yer verdi:
Bir zamanlar kendi kendine yeten bir ülke olan Türkiye, AKP döneminde gıda güvenliğini kaybetmiş, stratejik ürünlerde dışa bağımlı hâle getirerek kendi kendini bitiren ülke ölmüştür.
-Buğday üretimi 22 milyon tondan 17.9 milyon tona düştü. Yüzde 18.6 kayıp!
-Arpa yüzde 34.8 düştü.
-Çavdar yüzde 33.4 düştü.
-Yulaf yüzde 26.1 düştü.
-Nohut, kırmızı mercimek, kuru fasulye üretimi 20 yılın gerisinde.
Türkiye’nin en güçlü olduğu baklagillerde bile 2002’den 2024’e toplam üretim düşüşü 200 bin ton.
Cumhuriyet’in “Depolara fazlası nasıl sığacak?” diye düşündüğü bu bereketli ülke, AKP’nin elinde kırmızı mercimeği bile dışarıdan alan bir ülkeye dönüştü.
PANCAR DÜŞÜYOR, AYÇİÇEĞİ YERİNDE SAYIYOR, ÇİFTÇİ YOKSULLAŞIYOR
Ayçiçeği üretimi yıllardır yerinde sayıyor.
Şeker pancarı 2023’ten 2024’e düşüşe geçti.
İşlenen tarım alanı 26.6 milyon hektardan 24 milyon hektara düştü.
Bu tablo, sadece tarımın değil, çiftçinin, köylünün, gıda sektörünün, tüketicinin ve ülkenin geleceğinin çöküşüdür.
AKP’NİN TARIM POLİTİKASI: TOPRAĞI RANTA, ÇİFTÇİYİ BORCA, MİLLETİ İTHALATA TESLİM ETMEK
23 yıldır iktidarda olan AKP;
-Tarım alanlarını imara açtı.
-Çiftçiyi mazot, gübre ve yem fiyatları altında ezdi.
-Üretim maliyetlerini artırarak tarımdan kaçışı hızlandırdı.
-Köyleri boşalttı, gençleri toprağa küstürdü.
-Çiftçinin borcunu 10 kat artırdı.
-Ülkeyi ithalata mahkûm etti.
Bugün soframızdaki ekmekten tenceremizdeki yemeğe kadar her kalemde dışa bağımlılığın bedelini 85 milyon ödüyor.
Bu politikaya ancak Tarımsal iflas! denir.
CHP OLARAK BU TABLOYU KABUL ETMİYORUZ!
Cumhuriyet Halk Partisi(CHP)olarak, Türkiye’nin yeniden üreten, kendi kendine yeten, çiftçisine sahip çıkan bir ülke olması için mücadele ediyoruz.
Biz diyoruz ki:
Tarım milli güvenlik meselesidir. Toprak bir ülkenin geleceğidir. Çiftçi bu ülkenin omurgasıdır.
Türkiye’yi üreten bir ülke hâline getirmek bizim görevimizdir. Bu yok oluşa, bu savurganlığa, bu liyakatsizliğe sessiz kalmayacağız.
CHP olarak söz veriyoruz: Bu topraklara bereket yeniden dönecek, bu ülke yeniden üretecek, çiftçi yeniden kazanacak!

‘Kime Dokunsak Kan Ağlıyor’

Cumhuriyet Halk Partisi Edirne Merkez İlçe Başkanı Volkan Akgüngör, “Kime Dokunsak Kan Ağlıyor” dedi.
CHP Edirne Merkez İlçe Başkanı Volkan Akgüngör, Türkiye ekonomisinin geldiği noktayı değerlendirerek, vatandaşın her kesiminin ağır bir geçim krizi yaşadığını söyledi. Akgüngör, “Bugün tarımından esnafına, memurundan emeklisine kadar kime dokunsak kan ağlıyor. İnsanların hayalleri ve hedefleri yok edildi.” dedi.
Merkez İlçe Başkanı Akgüngör, dövizdeki rekor artış, akaryakıt zamları ve gıda enflasyonunun Edirne’de de toplumun tüm kesimlerini derinden etkilediğini belirterek şunları söyledi:
“Bugün bir traktörün deposu 10 bin liraya doluyorsa, çiftçi bir kilo ürünüyle bir kilo gübre alamıyorsa üretim nasıl sürdürülecek? Esnaf yatırımının karşılığını alamıyor. Memur ay sonunu getiremiyor. 20–
25 bin lira kiranın olduğu bir şehirde asgari ücretle bir aile nasıl geçinecek? Ekonomik sıkıntı artık sınıf tanımıyor.”
“25–30 YIL HİZMET VEREN EMEKLİ BUGÜN EVİN BİR ODASINI ALAMIYOR”
Akgüngör, ekonomik tablonun en çok emeklileri ezdiğini vurguladı:
“Eskiden 25–30 yıl hizmet eden bir emekli, tazminatıyla bir ev sahibi olabiliyordu. Bugün aynı kişi aldığı tazminatla bir evin odasını bile alamaz hale getirildi. Bu durum emeklilerimizin onurunu zedeleyen, hayallerini yok eden bir tablodur.”
“GENÇLER DE HAYALİNİ YURTDIŞINDAN KURUYOR; BU EN ACI OLANDIR”
Akgüngör, gençlerin Türkiye’de gelecek görmediğini ve yurt dışına çıkmayı tek çare olarak düşündüğünü belirterek şu değerlendirmeyi yaptı:
“Gençlerimiz artık bu ülkede gelecek kuramıyor. Umutlarını dışarıya bağlamış durumdalar. Bu, bir ülke için en acı göstergedir. Oysa Türkiye kendi kendine yetebilecek bir ülke. Sorun kaynak yönetiminde, yanlış ekonomik politikalarda.”
“HÜKÜMETİN EKONOMİ POLİTİKASI VATANDAŞA VERGİ YÜKLEMEKTEN İBARET”
Akgüngör, mevcut iktidarın ekonomi politikasını sert bir dille eleştirerek, “Bu hükümetin tek bildiği şey vergi, vergi, vergi. Vatandaşın üzerine yük bindirmekten başka bir politikaları yok. Ödediğimiz vergiler doğru yerde kullanılsa bu ülke uçar. Ama yanlış ekonomi yönetimi yüzünden insanlar yokluğa mahkûm edildi” dedi.
“GENEL BAŞKANIMIZIN VERDİĞİ UMUTLA BU ÜLKEYİ REFAHA KAVUŞTURACAĞIZ”
Akgüngör, CHP’nin iktidara geldiğinde ekonomik düzeni yeniden ayağa kaldıracağını belirterek açıklamasını şu sözlerle tamamladı:
“Bugün insanlar mutsuz olabilir, umutsuz olabilir ama bilin ki bu tabloyu değiştirecek güç Cumhuriyet Halk Partisi’ndedir. Biz bu ülkenin kaynaklarını doğru kullanacağız, üretimi destekleyeceğiz, insanları yeniden refaha kavuşturacağız. Bu umudu bize Genel Başkanımız Özgür Özel veriyor. Biz de sahada bunun için mücadele ediyoruz.”

‘KYK bursu 13 dönere düştü!’


Edirne İYİ Parti Milletvekili Prof. Dr. Mehmet Akalın, KYK bursunun alım gücü çakıldığını, 93 dönerden 13 dönere düştüğünü söyledi. Akalın, Gençlik ve Spor Bakanlığı’nın 19 Mayıs, Sarıkamış ve Malazgirt gibi günlerin yer aldığı etkinlik takviminde 10 Kasım’ın bulunmadığını söyledi.
Edirne Milletvekili Prof. Dr. Mehmet Akalın, Gençlik ve Spor Bakanlığı’nın 2026 yılı bütçesinin TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu’ndaki görüşmelerinde yaptığı konuşmada hem gençlerin ekonomik koşullarını hem de Bakanlığın 10 Kasım’a yönelik etkinlik planlamamasını sert sözlerle eleştirdi.
Yaklaşık 300 milyar 302 milyon TL’lik bütçenin merkezi yönetim bütçesi içindeki payının yalnızca %1,59 olduğuna dikkat çeken Akalın, genç nüfusu hızla azalan bir ülkenin gençlik politikalarına gereken önemi vermediğini söyledi. Akalın, “1950’de %20,8 olan genç nüfus oranı bugün %14,9’a düştü, 2080’de %8,8’e inecek. Böylesi bir süreçte gençliğe ayrılan pay artması gerekirken azalıyor.” ifadelerini kullandı.
“KYK bursunun alım gücü çakıldı: 93 dönerden 13 dönere düştü”
Ekonomik şartların gençleri her alanda ezdiğini belirten Akalın, KYK burslarının yıllar içinde eriyen alım gücünü çarpıcı bir örnekle anlattı:
“2013 yılında bir KYK bursuyla 93 döner alınabilirken bugün aynı burs sadece 13 döner ediyor. Gençlere ‘gez, öğren, keşfet’ demek kolay; cebindeki para bir öğün yemeğe yetmiyorsa bunlar nasıl mümkün olacak?”
Akalın ayrıca 2024’te 629 bin öğrencinin burs, 850 bin öğrencinin ise kredi aldığını hatırlatarak, “İhtiyaç duyulan destek yerine gençlere borç veriliyor. Üstelik kredi borçlularına dair veriler kamuoyundan gizleniyor.” dedi.
“10 Kasım etkinlik takviminde yok; bu bir tercih midir?”
Bakanlığın yıllık etkinlik takvimiyle ilgili önemli bir ayrıntıyı gündeme taşıyan Akalın, 19 Mayıs, Sarıkamış ve Malazgirt gibi günlerin yer aldığı takvimde 10 Kasım’ın bulunmadığını söyledi.
Akalın, “Gençlerin tarih bilinci için son derece önemli olan 10 Kasım’ın etkinlik takviminde yer almaması tesadüf müdür, yoksa bilinçli bir tercih midir?” diye sordu.
“Bağımlılıkla mücadele bütçesi %0,02… Gençler hayatını kaybederken”
Uyuşturucu bağlantılı ölümlerin bir yılda %42,3 arttığını, ölenlerin %37,5’inin 30 yaş altı gençler olduğunu hatırlatan Akalın, buna rağmen Bakanlığın bağımlılıkla mücadeleye sadece 59,4 milyon TL ayırmasını “sorumluluk boşluğu” olarak nitelendirdi.
“Soru önergelerinin %91’i yanıtsız kaldı”
Bakanlığın Meclis denetimine kapalı bir tutum sergilediğini belirten Akalın, 28. Dönemde yöneltilen 735 soru önergesinin yalnızca %4,9’unun zamanında, %87’sinin ise hiç cevaplanmadığını söyledi. Akalın, “Kendi Meclisine bile yanıt vermeyen bir yönetim gençlerin güvenini nasıl kazanacak?” diye konuştu.
“Gençlik projeleri ve psikososyal destek sıfır”
Gençlik Programında 2024’te tek bir projenin bile desteklenmediğini, 2024 ve 2025 yıllarında psikososyal destek alanında sıfır faaliyet gerçekleştiğini belirten Akalın, gençlerin yalnızlaştığını, sosyal hayattan koptuğunu ve bu ihmalin kabul edilemez olduğunu söyledi.
Konuşmasını gençlere yönelik mesajla tamamlayan Akalın, “Gençleri borçla değil fırsatla, belirsizlikle değil umutla buluşturmalıyız. Gerçek bir gençlik bütçesi ancak gençlerin yaşam kalitesini artıran politikalarla mümkündür” dedi.

Nükleer Santral TBMM gündeminde!

Kırklareli Milletvekili ve Çevre Komisyonu Üyesi Vecdi Gündoğdu, Kırklareli İğneada’da planlanan Nükleer Santrale tepki göstererek konuyu TBMM gündemine taşıdı. Milletvekili Gündoğdu, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum tarafından yanıtlanması istemiyle verdiği soru önergesinde, “Santralin eşsiz coğrafyamızın kalbi olan Kırklareli İğneada’da yapılmasına ne zaman karar verilmiştir, seçilen bölge hangi bilimsel verilere dayalı olarak tespit edilmiştir? “ dedi.


Kırklareli İğneada’da yapılması planlanan Nükleer Santrale Trakya halkından büyük tepki gelir-ken siyasilerde konuyu TBMM gündemine taşıya-rak vatandaşın sesi oluyor. Kırklareli Milletvekili Vec-di Gündoğdu verdiği soru önergesinde “Eşsiz doğal zenginliklere sahip Kırk-lareli bölgemizde bir yandan biyolojik çeşitliliği korumak için uluslararası sözleşmeler imzalanıp milyonlarca lira-lık harcama yapılırken, bir yandan da çimento ve kömür limanı, taş ve maden ocak-ları, termik santral bunlarda yetmezmiş gibi bir de Nükleer Santral kurulması planlanmaktadır” dedi.
Milletvekili Gündoğdu, “20 Mart 2024 tarihinde ilgili bakanlıklara; Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığına, Tarım ve Orman Bakanlığına ve Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığına 3 adet, yine 10 Ocak 2025 tarihinde ilgili 3 bakanlığa Soru Önergeleri vererek Nükleer Santralin bölgemize planlanmasının sakıncaları konusunda Bakanlıklara uyarılarımızı ilettik. Farklı zamanlarda verdiğimiz 6 soru önergesine hiçbir bakanlık açık ve bilimsel verilere dayanan yanıtlar vermemiş, bazı önergelerimize ise ilgili bakanlık yanıt dahi vermemiştir. Bakanlığınız bugüne kadar soru önergelerimize İğneada’da planlanan Nükleer Santral hakkında net bilgi vermemiştir. Fakat anılan bölgede bir özel şirketin yapmak istediği 93,6 MW’lık rüzgâr santralinin ÇED başvurusuna, Bakanlığınız üçüncü Nükleer Santral sahası ile çakıştığı için onay vermediği ortaya çıkmıştır. Böylece Kırklareli’ne yapılmak istenen nükleer santral için karar verildiği ve yer tespitinin de yapıldığı bakanlığınızın açıklamasıyla ortaya çıkmıştır” diyerek Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum tarafından yazılı olarak cevaplandırılması için verdiği önergede şu sorulara yanıt istedi:
1-Nükleer Enerji Santrallerinin özellikle atık yönetimleri dünyada çözülememiş iken santralin eşsiz coğrafyamızın kalbi olan Kırklareli İğneada’da yapılmasına ne zaman karar verilmiştir, seçilen bölge hangi bilimsel verilere dayalı olarak tespit edilmiştir?
2-Belirlenen bölgenin Kırklareli ilimizde; dağ, deniz, göl, mağara, kumul, orman ve dere ekosistemine ilave olarak dünyada eşi benzeri olmayan longozları bünyesinde barındıran eşsiz bir coğrafya olduğu bilinirken Bakanlığınız oluşabilecek çevresel riskleri yok etmeyi nasıl planlamıştır?
3-Nükleer Santral sahasının İstanbul’a 140, Kırklareli’ne 90 ve Tekirdağ’a 120 km uzaklıkta olduğu değerlendirildiğinde milyonlarca insanımızın yaşamını olumsuz etkileyecek, bölgede ekosisteme geri dönüşsüz zararlar verilecek, Trakya’nın ve İstanbul’un yaşam pınarı Istranca Dağları, suları, havası, toprağı, bitki örtüsü, subasar ormanları, endemik türleri, kültürel çevremiz, antik mirasımızın tehdit altına girmesini nasıl engelleyeceksiniz?
4-Planlanan bölgenin Trakya Alt Bölgesi Ergene Havzası 1/100 000 Ölçekli Revizyon Çevre Düzeni Planı’nda “orman alanı” ve “tarım arazisi” olarak belirlendiği, ayrıca “İçme ve Kullanma Suyu Mutlak Koruma Alanı” kapsamında kaldığı doğru mudur, doğru ise bu alanlarda doğabilecek korkunç zararları nasıl telafi edeceksiniz?
5-Trakya Bölge ve Kırklareli İl Çevre Düzeni planlarında bölgenin ‘enerji üretim alanı’ değildir diye belirtilmekte midir, ‘orman alanları bölgenin geleceğini güvence altına alabilmek için mutlak korunması gereken doğal değerlerdir’ hükmü yer almakta mıdır, almakta ise yer tespitinin doğru olduğunu nasıl, hangi verilerle açıklayacaksınız?
6-Trakya Bölgesi üst ölçekli planlarda enerji üretim alanı olarak ilan edilmeyen ve mutlak korunması gereken alanlarda Nükleer Santral planlanması, mevcut kanunlara aykırı değil midir, Trakya Bölgesi’ne kömürlü termik santral dahi kurulamayacağına dair birçok Danıştay kararı mevcut iken Nükleer Santral planlanması nasıl mümkün olmaktadır? Ormanların korunması ve genişletilmesi görevi devlete ait olup orman alanına Nükleer Santral kurulmasına izin verilmesi Anayasa’nın 169. maddesine ve Orman Kanunu’na açıkça aykırı değil midir?

Edirne YAK yeni gönüllülerini bekliyor

Edirne Yesevî Hareketi Derneği, bünyesinde faaliyet gösteren Edirne Yesevî Arama Kurtarma (YAK) ekibinin kapasitesini güçlendirmek amacıyla yeni gönüllü alımlarının başladığını duyurdu. Dernekten yapılan açıklamada, “AFAD tarafından eğitim görüp başarı sağlayan, sertifikalarını alan 18 arama kurtarma ekibimize yeni gönüllüleri eklemek istiyoruz” denildi.


Dernek Başkanı Alpaslan Cankaloğlu, yaptığı açıklamada afetlere hazırlık sürecinin önemine dikkat çekerek şu ifadeleri kullandı:
“Afetler karşısında güçlü, bilinçli ve organize bir toplum oluşturmanın yolu gönüllülük kültürünü büyütmekten geçiyor. Yesevî Hareketi Derneği olarak, Edirne Yesevî Arama Kurtarma ekibimizin gücünü artırmak ve daha fazla insana ulaşmak için yeni gönüllülerimizi aramıza katılmaya davet ediyoruz. Toplumun ihtiyaç duyduğu her anda sahada olabilmek için eğitimli kadrolar oluşturmak en büyük önceliğimizdir.”
Cankaloğlu, gönüllü programına katılanların arama-kurtarma teknikleri, ilk yardım, afet farkındalığı ve saha koordinasyonu gibi alanlarda kapsamlı eğitimler alacağını belirterek, “Her bir gönüllü, afet anında hayat kurtarabilecek donanıma sahip olacak. Bu nedenle tüm duyarlı vatandaşlarımızı bu anlamlı çalışmanın bir parçası olmaya çağırıyoruz” dedi.
Başvuruda bulunmak isteyen kişiler, Yesevî Hareketi Derneği ve Edirne Yesevî Arama Kurtarma (YAK)’ın resmi iletişim kanalları üzerinden detaylı bilgiye ulaşabilecek.

TÜ öğrencileri fidan dikti

Trakya Üniversitesi Hemşirelik Bölümü tarafından çevre bilincini artırmaya yönelik bir fidan dikme etkinliği gerçekleştirildi.


Etkinlik kapsamında toplam 200 fidan toprakla buluşturuldu. Etkinlik, “Sen de bir fidan dik, geleceğe nefes, doğaya can ol” sloganıyla düzenlendi.


Balkan Yerleşkesi’nde gerçekleştirilen etkinliğe, Rektör Yardımcı-ları Prof. Dr. Mustafa Tan ve Prof. Dr. Eylem Bayır, Sağlık Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Özgül Erol, Hemşirelik Bölümü Başkanı Doç. Dr. Eylem Paslı Gürdoğan, akademisyenler ve öğrenciler katıldı.


Etkinlik, fidanların Balkan Yerleşkesinin belirlenen alanlarına dikilmesi ve dikim sonrası sulama çalışmalarının gerçekleştirilmesi ile son buldu.

Aramızdan ayrılanlar

MEHMET ALİ KESKİN VEFAT ETTİ
Uzunköprü Sipahi Köyü sakinlerinden ve eski köy muhtarı Mehmet Ali Keskin 91 yaşında vefat etti. Merhumun cenazesi dün Sipahi Köyü Camisinde öğle namazını takiben kılınan cenaze namazının ardından Sipahi Köyü Mezarlığında toprağa verildi.
MEHMET DENİZERİ VEFAT ETTİ
Fatma Denizeri’nin eşi, Cengiz, Tuncay, Olcay Denizeri’nin babaları Mehmet Denizeri 82 yaşında vefat etti.
Merhumun cenazesi dün Yavuz Sultan Selim Camisinde ikindi namazını takiben kılınan cenaze namazının ardından Yeni Şehir Mezarlığında toprağa verildi.

Zafer Partisi’nden ‘Toplu Ulaşım’ soruları

Zafer Partisi Edirne İl Başkanı Serkan Konak, Sayıştay Başkanlığı’nın Edirne Belediyesi ile ilgili 2024 denetim raporunda yeralan toplu ulaşımdaki sorunlara dikkat çekti. Konak, “Sayıştay Başkanlığı Edirne Toplu Ulaşım Sistemi ile ilgili 5 ana ve birçok yan bulgu tespit etmiştir” dedi.
İl Başkanı Konak, “Sayıştay Başkanlığı’nın Edirne Belediyesi ile ilgili 2024 denetim raporuna ait ilk açıklamamızı 7 Kasım 2025 tarihinde Ulus Pazarı hakkında yapmıştık. 12 Kasım 2025 tarihinde ise merkez ilçe başkanlığımız Edirne Belediyesi’nin mali durumu ile ilgili bir basın açıklaması yapmıştı” hatırlatmasında bulundu.
2024 denetim raporunda geniş yer kaplayan diğer bir konunun da Edirne Toplu Ulaşım Sistemi olduğuna dikkat çeken Konak, “Geçmiş dönemde gerek Zafer Partisi olarak tarafımızdan gerekse de bazı kent paydaşları tarafından konuyla ilgili birçok defa basın açıklaması yapılmıştı. Sayıştay Başkanlığı Edirne Toplu Ulaşım Sistemi ile ilgili 5 ana ve birçok yan bulgu tespit etmiştir. Rapora göre ”M” plakalı otobüslerin plakaları ihalesiz ve süresiz olarak verilmektedir. Oysaki Danıştay’ın çeşitli kararlarına göre toplu taşıma hizmetlerinin ihaleleri Devlet İhale Kanunu’na göre yapılmalıdır” şeklinde konuştu.
Zafer Partisi Edirne İl Başkanı Serkan Konak açıklamasında şunlara yer verdi:
Yine rapora göre araç hareketlerine yönelik eksiklikler bulunmaktadır. 234 araç kapasitesine rağmen hafta sonları ve bazı günlerde az sayıda aracın hizmete sokulduğu, sadece 70-80 aracın hizmet verdiği tespit edilmiştir. Maliyet sebebiyle yapılan bu uygulama ile vatandaşların duraklarda bekleme süreleri artmış ve de mağduriyetler yaşanmıştır. Sayıştay bu durumun Edirne Belediyesi tarafından görülmesine rağmen gerekenin yapılmadığını ifade etmektedir.
Ulaşımın bir kamu hizmeti olması hasebiyle model değişikliği yapılması gereken araçlarda bunun yapılmadığı ve araçların üst yaş sınırlarının da Meclis kararı ile 15 yıla çıkarıldığı dikkat çeken diğer bir bulgudur.
Dikkat çeken başka bir eksiklik ise Belediye’nin denetim yükümlülüğünü yerine getirmemesidir. Zaman zaman yerel basında denetim haberlerini okusak da 234 araçtan sadece 38’inin bir veya iki defa denetlendiği, 196 aracın ise 2024 yılında hiç denetlenmediği görülmektedir.
Sayın Başkan’ın vaatlerinden biri olan ”Etus Denetim Altında”nın şu dakika itibarıyla gerçekleşmediği Sayıştay tarafından da tescillenmiştir. Bazı araçların ayakta daha fazla yolcu alabilmeleri için arka oturaklarının söküldüğü, toplu taşıma işlevini yitiren araçların halen ”m” plakada kayıtlı durdukları, 26 aracın 20 yaş ve üzerinde olduğu dikkat çeken hususlardandır.
Ulaşım sistemi hakkında Cimer’e yapılan şikayetler ise araçların yaz günlerinde klimaları açmaması ve 65 yaş üzeri ücretsiz yolculara kötü davranılmasının süreklilik arz etmesidir.
Sayıştay Başkanlığı bu tespitlerin 2022 ve 2023 yıllarındaki raporlarda da olmasına rağmen eksikliklerin giderilmesi hususunda Belediye’nin bir girişimde bulunmadığını vurgulayarak ulaşım sistemindeki denetimsizliği, kontrolsüzlüğü ve otoritesizliği gözler önüne sermektedir. Sayın Başkan’ın ”bu sistemi bir şekilde devam ettirmeliyiz” söyleminin aksine Edirneliler bu sistemi sürdürmek zorunda değildirler.
Meriç Sosyal Tesisleri, Halk Kafe, Kent Lokantası vs gibi halkçı ve sosyal belediyecilik örnekleri ile övünülürken ulaşım konusu neden tamamen tekelci bir şekilde özele havale edilmiştir? Ulaşım hizmeti bir kamu hizmeti olarak vatandaşın yararına olacak şekilde verilmelidir.
Edirne Belediyesi en kısa zamanda ulaşım sistemi ile ilgili gerekli tedbirleri almalı ve de sisteme bizatihi dahil olmalıdır.
Raporda dikkat çeken önemli bir konu da Edirne Belediyesi’nin %100 sermayesine sahip olduğu Personel A.Ş ile ilgilidir. 2024 yılında Personel AŞ’ye alınan 153 personelin işe alımları İş-Kur bildirimleri yapılmadan gerçekleştirilmiştir. Sayıştay Başkanlığı raporda İş-Kur bildirimi olmadan yapılan personel alımlarının vatandaşların bu işler hakkında bilgi sahibi olmalarını engellediğini ve de fırsat eşitliğini ortadan kaldırdığını ifade ederek Belediye’nin tüm vatandaşlara aynı haklardan faydalanacağı bir şekilde istihdam prosedürü takip etmesi gerektiğini belirtmiştir. Edirne Belediyesi Sayıştay’a verdiği cevapta ”bu bulguya katıldığını ve bundan sonraki alımların yönetmeliklere uygun olarak yapılacağını” söylemiştir.
Edirne Belediyesi %100 sermayesine sahip olduğu şirketinde neden böyle bir yönteme başvurmuştur? Diğer vatandaşların bu iş imkanlarından haberdar edilmemelerinin sebebi nedir?
Umuyorum ki burada bir partizanlık söz konusu değildir ve eski-yeni parti yöneticileri bu şekilde istihdam edilip Edirne Belediyesi parti istihdam bürosu haline getirilmiyordur.

U14’te 24 gol

Edirne U 14 Ligi’nde 3 maçta 24 gol atıldı.
Lider Alsancak haftaya aynı puanla girdiği Uzunköprü Veteranları 1-0 yendi.
Toplam 3 maçın oynandığı haftanın diğer maçlarında Keşan gençler Birliği sancaktar takımını 1-12 gibi farklı skorla yenerken, Keşan genç ordu da Aslantepe’yi 7-3’lük sonuçla geçti.
ÖNÜMÜZDEKİ HAFTANIN MAÇLARI
U 14 liginde önümüzdeki hafta maçları 22 Kasım Cumartesi günü oynanacak. Haftanın maç programı şöyle:
Saraçhane 2 14.00 Aslantepe-Sancaktar
Uz Oğuz Arda Sel 14.00 Uz Veteranlar-Kşn Genç Ordu
Kşn Sen 14.00Kşn Gençler Bir-Alsancak