Edirne Ticaret ve Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı Sezai Irmak, 24 Kasım Öğretmenler Günü dolayısıyla bir mesaj yayımladı.
Başkan Irmak mesajında, “24 Kasım Öğretmenler Günü vesilesiyle geleceğimizi şekillendiren tüm öğretmenlerimizi saygı ve gönülden bir teşekkürle anıyorum. Öğretmenlerimiz; bilginin ışığını toplumun her köşesine taşıyan, çocuklarımıza yalnızca ders değil, yaşam rehberliği sunan eşsiz emek kahramanlarıdır” dedi.
ETSO Başkanı Sezai Irmak mesajında şunlara yer verdi:
Eğitimin niteliğini yükseltmek, ülkemizin yarınlarını güçlendirmek demektir. Bu bilinçle, öğretmenlerimizin değerini büyüten her adımı desteklemeye devam edeceğiz.
Tüm öğretmenlerimizin 24 Kasım Öğretmenler Günü’nü en içten dileklerimle kutluyor, Cumhuriyetimizin kurucusu ve Başöğretmen Mustafa Kemal Atatürk’ü saygıyla anıyor, emekleriyle geleceğe umut eken tüm eğitim neferlerine şükranlarımı sunuyorum.
24 Kasım Öğretmenler Günü bugün çeşitli etkinliklerle kutlanacak. Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün 24 Kasım 1928 tarihinde Harf Devrimi’nin ardından kendisine tevdi edilen Millet Mektepleri Başöğretmenliği’ni kabul edilişinin yıldönümü Öğretmenler Günü olarak kutlanıyor. Edirne Milli Eğitim Müdürlüğü tarafından hazırlanan kutlama programına göre saat 10.00’da müdürlük tarafından Atatürk anıtına çelenk sunulacak. Saat 10.45 te ise Halk Eğitimi Merkezi Mimar Kemaleddin salonunda Öğretmenler Günü İl programı gerçekleştirilecek. Öğretmenler Günü kutlama etkinlikleri kapsamında 25 Kasım 2025 Salı günü Öğretmenler Hatıra Ormanı’na fidan dikimi yapılacak.
Seyrine doyulmaz manzara Uluğ Bey, Şir Dor ve Tilla Karı medreseleri
Gönül UYANIKTIR
Birçok tarihçi ve gezgine göre, dünyanın mutlaka görülmesi gereken dört beş kentinden ikisi Özbekistan’da bulunuyor. Bu topraklarda doğup büyüyen ya da yolu buralara çıkıp ilim, bilim (başta tıp fen. matematik. astroloji vs) alanında döneminin ötesinde işler yapan alimler yetişmiş ve onlardan feyz alan öğrencileri insanlığa büyük katkılar armağan etmiş.
Kafilemiz Registan Meydanında
(Fotoğraf Said Köseoğlu)
Çok dikkate değer olan; Külliyeler sadece dini amaçlar, ibadet ve din eğitimi için kullanılmamış, dönemlerinin lisesi, üniversitesi, meslek okulları işlevini de görmüş. Yanı sıra bu kompleksler ve külliyelerde ilmi ve dini eğitimler için ayrı ayrı bölümler ayrılmış. Bu ayrıma itina edilmiş olması da dönemin bilime ve ilme verdiği değerin göstergesi.! Bu medreselerin en görkemlilerinden olan Uluğ Bey Medresesi, Şir-Dor Medresesi ve Tilla-Karı Medresesi ile Registan Meydanında üçlü ve güçlü bir damga gibi yükseliyor.
Registan Meydanında gece
SEMERKAND MÜCEVHERİ REGİSTAN MEYDANI Orta Asya’da Türk mimari sanatının çok özel bir örneği olan Uluğ Bey Medresesi Timurluların dördüncü emiri; Emir Timur’un torunu Uluğ Bey tarafından 15’nci yüzyılda kurulmuş. Üzeri, Türk süsleme sanatının özgün renklerini taşıyan karolarla bezenmiş kapılara sahip olan kompleks, üç ayrı medresenin bir arada bulunduğu Registan Meydanının en değerli mücevheri… Bu mücevher gündüzleri gün ışığında, geceleri de gizemli sarı ışıklara sarılmış olarak izleyenleri mest ediyor. Meydanın karşısındaki merdivenlere oturan turistler dakikalarca bu manzarayı hafızalarına kazıyor.
Uluğ Bey Rasathanesi
Farsça’da, “Kumluk” ya da “Çöl” anlamına gelen ‘Registan’, Kum ülkesi Semerkant’ın merkezi konumunda…15’nci yüzyıldan bu yana savaşlara depremlere karşı ayakta duran Uluğ Bey Medresesine 17’nci yüzyılda yapılan iki medrese, Şir-Dor Medresesi ile Tilla-Karı Medreseleri eşlik ediyor. Tam tarih olarak Uluğ Bey Medresesi (1417-1420) arasında üç yıl gibi çok kısa bir sürede Emir Timur’un torunu Uluğ Bey tarafından inşa ettirilmiş. Şir-Dor Medresesi 1619-1636 yılları arasında, Tilla-Karı Medresesi 1647-1660 yılları arasında inşa edilmiş. Tilla Karı; Uluğ Bey ile Şir-Dor Medreselerinin arasındaki alana konuşlandırılmış
Kaufmann’ın yardım ordusu Semerkant’a giriyor ve kuşatmayı kaldırıyor – 8 Haziran ( 20 ), 1868. Nikolay Karazin’in bir tablosu .
DEPREMLERE VE SAVAŞLARA KARŞIN AYAKTA Semerkant’ta üç önemli medresenin bulunduğu mahallenin de adı olan Registan Meydanı’nda halen yer yer yenileme ve restarasyon çalışmaları sürüyor. Bu çalışmalara ancak medrese kubbelerinin kuvvetlendirilmesinden sonra başlanılabilmiş Registan Meydanı çalışmaları sürerken, sadece Tilla-Karı Camii’nde 120.000 metre küp toprak temizlenerek dışarı atılmış. Tarih boyu meydana gelen depremler sonucu bir hayli zayıflayan tuğlalar çimento ile günümüzde yaşanabilecek olası depremlere karşı güçlendirilmiş. Ziyaret ettiğimiz külliyelerin bir kısmında bölünmüş alanlarda yenileme çalışmaları devam ediyor. Bir kısmında ise film setleri kurulmuş, belgeseller veya sinema filmleri çekiliyor… Özbekistan’ın Asya kıtasından gelen ziyaretçileri çok fazla. Ancak Avrupa ve diğer kıtalardan da her yıl artan oranlarda ziyaretçi ülkenin ve Orta Asya’nın gizemine ilgi duyuyor.
Edirne’nin Keşan ilçesinde Lalacık Köyü ve Karlıköy ile Yeşilköy arasında ormandan tüm mera alanlarına doğru uzanan geniş bir patlatmalı maden ocakları açılması projelerine halktan büyük tepki geldi. DOKU Derneği Başkanı Göksal Çidem ise Edirne Havsa İlçesi Necative köyü 222 dekar merasına toplu konut projesi hakkında, “Haydaaa. Ne işin var merada” diye sordu. Keşan Kent Konseyi Başkanı Dr. Uğur Özdağlı, bölge topraklarının tehdit altında olduğunu söyledi.
Edirne – Keşan bölgesinde bulunan Lalacık Köyü, dinamitle patlatmalı maden ocağı projesiyle karşı karşıya. Söz konusu projenin yalnızca belli bir araziyi değil; köyün tamamını – evleri, tarlaları, meraları ve su kaynaklarıyla birlikte – ruhsat sahası içine aldığına dikkat çekildi.
Keşan Kent Konseyi Başkanı Dr. Uğur Özdağlı “Bu durum, hem bilimsel veriler hem de ulusal mevzuat açısından kabul edilemezdir” diyerek şu açıklmayı yaptı: Bağımsız çevre ve jeoloji uzmanlarına göre, yerleşim alanına bu kadar yakın dinamitle patlatmalı açık ocak işletmesi kaçınılmaz biçimde: -Şiddetli gürültü ve titreşim oluşturur, -Yeraltı suyu ve içme suyu kaynaklarını kirletir, -Tarım ve hayvancılığı geri dönüşsüz biçimde sona erdirir, -Konutlarda çatlak ve yapısal hasar riski yaratır, -Çocuklar, yaşlılar ve hastalar için ciddi sağlık riskleri doğurur. Bu proje ekonomik bir yatırım değil, bir köyün yaşam hakkına yönelmiş bir tehdittir. Konu yalnızca “maden” değil, insan yaşamıdır. Lalacık köylüleri kuşaklardır bu topraklarda üretim yapıyor. Maden faaliyeti hayata geçerse: -Köy ekonomisi çökecek, -Tarım ve hayvancılık sona erecek, -İnsanlar doğdukları topraklardan kopmaya mecbur bırakılacak. Hiçbir ekonomik kazanç, hiçbir şirket hedefi; çocukların sağlığından, toprağın bereketinden ve köyün geleceğinden daha üstün değildir.
BİLİRKİŞİ İNCELEMESİ Lalacık köyünde yapılan keşif sırasında bilirkişi heyetini, köy dışından destek veren yaşam savunucuları, sivil toplum temsilcileri ve siyasi parti temsilcileri olmak üzere yaklaşık 140 kişi karşıladı. Heyette farklı uzmanlık alanlarından üniversite hocaları ve teknik uzmanlar, planlanan maden sahasında yerinde incelemelerde bulundu. Köylüler, bilim insanlarına hem yaşam alanlarının konumunu hem de olası etkileri bizzat sahada gösterdi. Keşan Kent Konseyi Başkanı Dr. Uğur Özdağlı , Bugünden sonra söz artık: aklın, bilimin ve vicdanın sesindedir” diyerek açıklamasında şunlara yer verdi: Umud ediyoruz ki: -Bilim, neredeyse yıkılacak ve yok edilecek bir köyü savunacaktır. -Maden faaliyetleri uğruna çocukları, tarlaları, otlakları, doğal yaşamı, yerüstü ve yeraltı su kaynaklarını feda etmeyecektir. -Bilim, Lalacık köylüsünü göç etmek zorunda bırakmayacak; köyün yaşam hakkını koruyacaktır Karlıköy’ün Sesi Bilirkişi Keşfinde Yankılandı Bilirkişi heyetinin sornaki durağı ise Karlıköy oldu. Heyet, Karlıköy ile Yeşilköy arasında ormanın içinden başlayarak tüm mera alanlarına doğru uzanan geniş bir patlatmalı andezit ocağı proje sahasında yerinde incelemelerde bulundu. Heyet, köylüler ve onlara destek veren siyasi parti temsilcileri, sivil toplum kuruluşları ve yaşam savunucuları tarafından pankart ve dövizlerle karşılandı. Keşan Kent Konseyi Başkanı Dr. Uğur Özdağlı, konuyla ilgili şunları söyledi: Bu gerçeği sahada net şekilde gören bilim insanları; köyün geleceği, üretimi ve yaşam alanı ile maden projesinin mesafesini doğrudan gözlemledi. Köyü temsilen konuşan avukat ve söz alan köy sakinleri; -Arıcılıktan besiciliğe, -Yeraltı su kaynaklarından artezyenlere, -Patlatmalar sonucu kirlenebilecek içme sularına, -Günde 180–200 kamyon geçişi planlanan ve bugün bile iki aracın yan yana geçemediği köy yollarının durumuna, -Çocukların, yaşlıların ve engeli olan bireylerin ulaşım güvenliğine, -Ormanlarının tahrip edilmesine -Endemik canlıların ger dönüşsüz yok olmasına dikkat çekerek bütün bilimsel ve insani itirazlarını bilirkişi heyetine aktardı. Bu köy, yıllar önce kendi elleriyle diktiği ağaçların, büyüttüğü ormanın yok edilmesine izin vermeyeceğini açıkça ifade etti. Bugün tepelere çıkan; arabalara geçit vermeyen yollarda kadınlarıyla, çocuklarıyla, gençleriyle, bastonlarına dayanarak yürüyen yaşlılarıyla Karlıköy halkı, köyünü savunma kararlılığını bir kez daha gösterdi. Şimdi söz, aklın; bilimin ve vicdanın. Karlıköy halkı bütün gücüyle inanıyor: Bilim yaşam hakkını savunur. Vicdan köylerin yok edilmesine razı olmaz. Akıl, üretim ve yaşamın değerini bilir. Ve en önemlisi: Umut varsa hayat vardır. Umut varsa bilim eninde sonunda üstün gelir. Umut varsa orada yaşam yeşerir.
NECATİYE’DE MERAYA TOPLU KONUT DOKU Derneği Başkanı Göksal Çidem ise Edirne Havsa İlçesi Necative köyü 222 dekar merasına toplu konut projesi hakkında, “Haydaaa. Ne işin var merada” diye sordu. Başkan Çiğdem açıklamasında şu tehlikelere dikkat çekti: Edirne Havsa İlçesi Necatiye köyü 222 dekar merasına toplu konut projesi. Bu mera da büyük ve küçük baş hayvancılık yapılıyor. Kaba yem ihtiyacının karşılandığı yer. Köyün tek geçimi tarım ve hayvancılık. Kaba yem ihtiyacı için fiğ mısır gibi ürünler kuraklık nedeniyle azalırken meraya konut. Köyün geçim kaynağı yok olursa hayvancılıkla geçinenler geçimde acze düşer. Canlı hayvan ithalatı artar. Gıda güvenliği tehlikeye düşer. Meraları betona boğmak köyün ve hayvancılığın sonu olur.
Olgay GÜLER Edirne’nin Keşan ilçesinde, mobilya mağazası deposunda çıkan yangında, kullanılmayan eşyalar tamamen yandı.
Keşan-Malkara kara yolundaki mobilya mağazasının deposunda, Cumartesi günü saat 15.00 sıralarında, yangın çıktı. Yangının, mağazada kullanılmayan eşyaların bulunduğu depoda elektrik trafosunun patlaması sonucu çıktığı iddia edildi. İhbar üzerine adrese jandarma, itfaiye ve sağlık ekipleri sevk edildi.
Yangın, itfaiyecilerin müdahalesiyle yarım saatte, mağazaya sıçramadan kontrol altına alınıp, söndürüldü.
Depodaki kullanılmayan eşyaların tamamen yandığı bildirildi. Yenimuhacir Belediye Başkanı Tamer Kıral da bölgeye gelip, yetkililerden bilgi aldı. Yangınla ilgili inceleme sürüyor.
Olgay GÜLER Edirne Kuyumcular Derneği Başkanı İsmail Kalkan, Türkiye genelinde yastık altında olduğu değerlendirilen yaklaşık 4 bin 500 tonluk altını ekonomiye kazandırmak amacıyla hayata geçirilmeye hazırlanan ‘altın kiralama’ sitemini değerlendirdi. ABD’de ve bazı Avrupa ülkelerinde uygulanan ‘altın kiralama’ sisteminin, Türkiye’de hayata geçirilmesine yönelik hazırlıklar sürüyor. Ülke genelinde yastık altında bulunduğu tahmin edilen yaklaşık 4 bin 500 ton, yani 300 milyar dolar değerindeki altının ekonomiye kazandırılması amaçlanan yöntem kapsamında, vatandaşların sahip oldukları fiziki altınları belirli bir süre için işletmelere veya sanayi kuruluşlarına kiralayarak aylık gelir elde etmesi hedefleniyor. Süre sonunda altınlar, aynı gram ve ayarda sahiplerine geri teslim edilecek.
“VATANDAŞ ALTININI RİSKE ATMAK İSTEMEZ” Söz konusu sistemi değerlendiren Edirne Kuyumcular Derneği Başkanı İsmail Kalkan, vatandaşların bu sisteme temkinli yaklaşacağını söyleyerek, “Bizim insanımız kira geliri elde etmek amacıyla altınını vermez diye düşünüyorum. En başta güvenemez, bir daha geri alamama riskinin çok ufak olması durumunda dahi asla vereceğini sanmıyorum. Sistem gelirse, geri alamama riskine karşılık devlet güvencesi verilirse belki olabilir. Öncelikle konuşulan bu sistemin detaylarının belli olması gerekiyor. O zaman daha net konuşabiliriz” dedi.
Olgay GÜLER Edirne’nin trafiğe kapalı Saraçlar Caddesi, ‘Trakya Dans Festivali’ kapsamında, profesyonel dansçıların çaça, salsa ve modern danslardan oluşan gösterilerine ev sahipliği yaptı. Kentte, 21-23 Kasım tarihleri arasında 5 farklı ülkeden 500’e yakın dansçının katıldığı Trakya Dans Festivali, renkli görüntülere sahne olmaya devam ediyor. Festivali programı kapsamında, Cumartesi günü düzenlenen etkinlikte, profesyonel dansçılar, Saraçlar Caddesi’nde gösteri yaptı. Etkinlikte, çaça, bachata, salsa, zeybek ve modern danslardan oluşan gösteri sunan dansçıları, vatandaşlar ilgiyle izledi. Gösterinin final bölümünde dansçılar izleyicileri davet ederek, birlikte Roman havaları oynadı.
‘HER YERDE DANS EDİLEBİLECEĞİNİ VURGULADIK’ Festival koordinatörü Sedat Kurtcebe, etkinliğin vatandaşların katılımıyla daha da güzelleştiğini belirterek, “Çok keyifli vakitler geçirdik; dansçıları sokağa taşıyarak gerçekten enerjisi yüksek, danslı bir atmosfer oluşturduk. Tüm dansçılar burada. Halkla bütünleşerek, aslında sadece salonlarda değil; sokaklarda, meydanlarda, insanın kalbinin attığı her yerde dans edilebileceğini vurguladık. Edirne’de bu etkinlik ilk defa düzenleniyor. Birincisi yapılıyor ve şehir olarak, katılımcılarıyla birlikte insanların dansı sevmesi sayesinde harika bir katılım gerçekleşti” şeklinde konuştu.
‘GELENEKSEL HALE GETİRECEĞİZ’ Festivale, Türkiye’nin de aralarında bulunduğu 5 ülkeden katılımın olduğunu söyleyen Kurtcebe, “İnşallah bunu geleneksel hale getirip ikincisini, üçüncüsünü, beşincisini yaparak daha da büyüteceğiz ve dansın daha fazla insana ulaşmasını sağlamak için çalışacağız. Edirne bölgesinde yüksek katılımı sağlamak, farklı ülkelerden gelen insanlarla herkesi bir araya getirmek için çabaladık. Sağ olsunlar, onlar da geldiler. Şehir zaten dans etmeyi seviyor; bizim ekstra bir şey yapmamıza gerek kalmıyor. İnsanlar sevdikleri için kendiliğinden çok keyifli bir ortam oluşuyor. Gerçekten çok güzel bir organizasyon oluyor” dedi.
Zafer Partisi Edirne Merkez İlçe Başkanı Arda Meriç, bugün Edirne’de neredeyse 1 çalışana 1 emekli düştüğüne dikkat çekti. Meriç, “Bu tablo bütçesel bir problemden öte, bir ülkenin üretim kapasitesinin ve demografik yapısının nasıl çökertildiğinin açık göstergesidir” dedi. Geçtiğimiz günlerde açıklanan SGK verileri hem Türkiye ekonomisinin gerçeklerini hem de yıllardır süren kötü yönetimin ağır sonuçlarını bütün çıplaklığıyla ortaya koyduğunu savunan Başkan Meriç, “Bu verilere göre Edirne’de emekli, dul ve yetim aylığı alanların sayısı aktif çalışan sayısını geçmiştir. Bu tablo bütçesel bir problemden öte, bir ülkenin üretim kapasitesinin ve demografik yapısının nasıl çökertildiğinin açık göstergesidir. Bugün Edirne’de neredeyse 1 çalışana 1 emekli düşmektedir. Bu oran, sosyal güvenlik sisteminin sürdürülebilir olmadığını, ekonominin üretim gücünü kaybettiğini ve hükümetin yıllardır uyguladığı başarısız politikaların gerek ülkemizin gerekse de Edirne’nin de dahil olduğu 21 kenti kırılgan hale getirdiğini kanıtlamaktadır” dedi. Zafer Partisi Edirne Merkez İlçe Başkanı Arda Meriç açıklamasında şu değerlendirmelerde bulundu: Ekonomik Gerilemenin Sebebi: Tüketim Ekonomisinin Çöküşü Türkiye yıllardır üretimden koparılmış, dışa bağımlı, sıcak paraya mahkûm bir modele hapsedilmiştir. Bugün Edirne’nin ve ülkemizin yaşadığı bu dengesizlik; İthalat ağırlıklı ekonominin, Kur-faiz-enflasyon krizlerinin, Tarım ve sanayide kapasite kaybının, Genç işsizliğinin yapısal hale gelmesi sonucunda ortaya çıkmıştır. Sosyal güvenlik sistemi SGK Başkanı’nın da daha önce ifade ettiği gibi ‘yaşam süresine bağlı’ bir matematik problemi değil; bir üretim kapasitesi problemidir. Üretmeyen, istihdam yaratmayan, katma değer üretmeyen ekonomilerin sonu bugün Edirne ve diğer 21 ilde görüldüğü gibi çözümsüzlük olur. EYT Düzenlemesi: Ekonomik Akla Aykırı Popülizm Zafer Partisi, EYT’lilerin mağduriyetlerinin giderilmesini savunmuştur. Ancak hükümetin uyguladığı EYT modeli, Hiçbir mali etki analizi yapılmadan, Sosyal güvenlik denge tablosu hesaplanmadan, İstihdamı koruyacak geçiş modeli tasarlanmadan hayata geçirilmiştir. Sonuç ne olmuştur? Emekli sayısı patlamıştır. Aktif çalışan sayısı bir anda azalmıştır. Kayıt dışı çalışma zorunluluğu artmıştır. Bütçe üzerindeki yük tarihte görülmemiş düzeye çıkmıştır. EYT’nin maliyeti, plansızlığın en net ekonomik örneklerinden biridir. Bugün Edirne’de yaşanan dengesizliğin önemli bir kısmı bu yanlış mühendisliğin doğrudan sonucudur. Sığınmacı Ekonomisinin Yıkıcı Etkisi: Çalışan sayısının düşmesinin bir diğer nedeni de yalnız Edirne’de değil ülkemizin her yerinde bulunan sığınmacı tercihli düşük ücretli istihdam modelidir. Bu model ne yapmıştır? Türk vatandaşının çalışma koşullarını bozmuştur. Ücretleri aşağı çekmiştir. Gençleri iş piyasasından uzaklaştırmıştır. Kayıt dışılığı kronikleştirmiştir. Sonuç olarak ülkemizde yaşlanan bir nüfusla bırakılmış, sosyal güvenlik dengesi bozulmuştur. Emekli maliyeti göreceli olarak ağırlaşmış olduğu gibi yaptığımız akademik çalışmalarda ise sığınmacıların ülke ekonomisine olan katkılarının binde 1 oranında dahi olmadığı tespit edilmiştir. Mali Disiplinin Çöküşü ve Sosyal Güvenliğin Siyasi Araç Haline Getirilmesi Ekonomi yönetimi yıllardır sosyal güvenlik sistemini teknik bir kurum değil, siyasal popülizme açık bir mekanizma olarak görmüştür. Bunun bedeli ağırdır: SGK açıkları her yıl artmaktadır. Merkezi bütçe sürekli SGK’yı sübvanse etmek zorunda kalmaktadır. Prim sisteminin mali mantığı bozulmuştur. Emekli maaşları enflasyona ezdirilmiş, reel refah kaybı büyümüştür. Zafer Partisi’nin Ekonomik Perspektifi: Üretim + Mali Disiplin + Milli İstihdam Zafer Partisi’nin yaklaşımı nettir: Bir ekonomik model üretmeden, tasarruf etmeden, istihdam yaratmadan sürdürülemez. Emeklilik sistemini sadece prim veren aktif çalışanlara bağımlı kılmaktan kaçınılmalı: devlet, kamu kaynakları ve mali kapasite açısından sürdürülebilir bir yapı kurulmalıdır.MMT (Modern Para Teorisi) benzeri yaklaşımlar ışığında, devletin parasal egemenliği ve kapasitesi dikkate alınarak, emekli maaşlarının finansmanı uzun vadeli bir yük değil, stratejik bir taahhüt olarak ele alınmalıdır. Emekli gelirleri ve çalışan katkıları arasındaki denge, sosyal adaleti gözeten bir yeniden düzenlemeyle iyileştirilmelidir. EYT’ye Kalıcı Çözüm EYT düzenlemesinin yarattığı sürpriz mali baskıyı azaltmak için “kademeli emeklilik” mekanizması getirilebilir: emeklilik yaşı, kademeli prim sistemine göre yeniden yapılandırılabilir. Emeklilik planlamasında bireysel esneklik sağlanmalı: isteyen EYT’liler erken emekli olurken, isteyenler daha uzun süre çalışmayı ve daha yüksek maaş alma opsiyonuna sahip olmalıdır. Emeklilik sistemine katılımı teşvik etmek için, emekli olan ve çalışmaya devam eden vatandaşlara özel vergi / prim avantajları düşünülebilir. Edirne halkına sesleniyoruz: Emeklilerimizin hakları ve refahı önceliğimizdir; ancak bu refahı sürdürülebilir kılmak zorundayız. Gençlerimizin geleceği ve yerel kalkınma bizim için stratejik bir konudur; Emeklilik sistemini daha adil, daha üretken ve sürdürülebilir kılmak Zafer Partisi’nin temel hedeflerindendir. EYT mağdurları da Zafer Partisi’nin reform ajandasının merkezindedir: Geçmişe borçlanmak yerine birlikte çözümler üretelim.
İsmail DEMİRAY Edirne DSİ Basketbol Kulübü, A Takım Başantrenörlüğü görevi için Turan Kaya ile anlaşma sağladı. 7 yıldır A Takım Başantrenörlüğü görevini üstlenen Alptuğ Akkaş ise yönetimin isteği ile Altyapı Ko-ordinatörü ve Antrenörü olarak görev yapacak. Edirne DSİ Basketbol Kulübü Başkanı Mehmet Fırat Tulmaç, yaptığı açıklama ile görev deği-şimlerini duyurdu. Başkan Tulmaç, “A Takım Başantrenörlüğü görevi için; kariyerinde EBBL, TB2L, KBBL ve TKBL’de başantrenörlük yapmış olan, kulübümüzün TKBL süre-cinde de bilgi birikimi, tecrübesi ve duruşuyla her zaman yanımızda bulunan Sayın Turan Kaya ile anlaşma sağlanmıştır” dedi. Tulmaç, “Bu geçiş sürecinde kulübümüz adına göstermiş olduğu özveri ve aidiyet için kendisine teşekkür ediyor, devraldığı bu yeni görevde kendisine başarılar diliyoruz” şeklinde konuştu.
ALT YAPI AKKAŞ’A EMANET Edirne DSİ Basketbol Kulübü’nün alt yapısı ise A Takım Başantrenörü Alptuğ Akkaş’a emanet edildi. Kulüp Başkanı Mehmet Fırat Tulmaç, Akkaş’ın kendisine önerilen görevi kabul ettiğini, tecrübelerini genç sporculara aktarmaya devam etmesi konusunda mutabakata varıldığını açıkladı. Başkan Tulmaç şunları söyledi: Kulübümüzün Kadınlar Bölgesel Basketbol Ligi’nden (KBBL) Türkiye Kadınlar Basketbol Ligi’ne (TKBL) uzanan 7 yıllık başarı yolculuğunda A Takım Başantrenörlüğü görevini üstlenen Sayın Alptuğ Akkaş; son dönemde yaşanan mental yorgunluk ve saha sonuçlarının sorumluluğunu üstlenerek görevinden ayrılma talebini yönetimimize iletmiştir. Sayın Akkaş, A Takım görevinden ayrılma kararını korumakla birlikte; yönetim kurulumuzun yoğun isteği ve görüşmeleri neticesinde kulübümüzle bağını koparmamış, Altyapı Koordinatörü ve Antrenörü olarak tecrübelerini genç sporcularımıza aktarmaya devam etmesi konusunda mutabakata varılmıştır. Kendisine bugüne kadar A Takımımıza verdiği büyük emekler ve kulübümüzün gelişimine sunduğu katkılar için teşekkür ederiz.