Web Tasarım Ajansı İle İşletmelerin Çevrimiçi Başarısını Yükseltin

eb tasarım ajansı, işletmelerin dijital platformlarda güçlü bir varlık oluşturmasını sağlayan kapsamlı ve stratejik çözümler sunar. Modern tasarım anlayışı ile kullanıcıların siteyi etkili ve keyifli bir şekilde kullanması sağlanır. Profesyonel bir web tasarım ajansı, yalnızca görselliğe değil, site işlevselliğine, teknik altyapıya, içerik optimizasyonuna ve kullanıcı etkileşimine odaklanır. Bu bütünsel yaklaşım, markaların güvenilirliğini artırır, ziyaretçilerin siteyi tekrar ziyaret etmesini teşvik eder ve işletmelerin çevrimiçi başarılarını sürdürülebilir kılar.

İşletmeler, bir web tasarım ajansı ile çalıştıklarında, site performansı, kullanıcı deneyimi ve marka imajı eş zamanlı olarak güçlendirilir. SEO optimizasyonu, mobil uyumluluk, hızlı sayfa yükleme ve içerik stratejisi profesyonel bir şekilde yönetilir. Bu bütünsel yaklaşım, ziyaretçilerin siteyi rahat kullanmasını ve marka ile güvenli bir bağ kurmasını sağlar. Ayrıca, siteyi ziyaret eden kullanıcılar, alışveriş veya bilgi alma süreçlerini sorunsuz tamamlayarak markaya olan bağlılıklarını artırır ve işletmelerin çevrimiçi platformlarda kalıcı bir konum elde etmesine olanak tanır.

Kullanıcı Deneyimi Ve Etkileşim Odaklı Site Tasarımı

Bir web tasarım ajansı, kullanıcıların siteyi hızlı ve verimli bir şekilde kullanabilmesi için navigasyon yapısını ve içerik hiyerarşisini titizlikle planlar. Menü düzeni, kategori sıralaması ve arama fonksiyonları, ziyaretçilerin aradıkları bilgiye ya da ürüne kolayca ulaşmasını sağlar. Kullanıcı dostu ve etkileşim odaklı tasarımlar, siteye geri dönüş oranlarını artırır ve marka bağlılığını güçlendirir.

Profesyonel bir web tasarım ajansı, kullanıcı davranışlarını analiz ederek sayfa düzenlerini optimize eder ve siteye etkileşimli öğeler ekler. Ziyaretçiler, bu optimizasyon sayesinde siteyi sorunsuz bir şekilde kullanır ve alışveriş, bilgi edinme veya form doldurma gibi işlemleri hızlıca tamamlar. Etkileşim odaklı tasarım, markanın kullanıcı ile kurduğu bağı güçlendirir ve çevrimiçi başarıyı uzun vadeli hâle getirir.

Marka Kimliği Ve Özel Tasarım Stratejileri

Markaların çevrimiçi kimliğini doğru şekilde yansıtmak için bir web tasarım ajansı, renk paleti, tipografi, içerik yerleşimi ve görsel öğeleri markaya özel olarak tasarlar. Bu sayede ziyaretçiler markayı kolayca tanır, güvenilir bir imaj oluşur ve siteyi daha uzun süre kullanır. Özel tasarım çözümleri, kullanıcı deneyimini iyileştirir ve marka sadakatini artırır.

Profesyonel bir web tasarım ajansı, estetik ve işlevselliği bir araya getirerek siteyi hem görsel açıdan çekici hem de kullanıcı dostu hâle getirir. Görsel uyum, içerik optimizasyonu ve navigasyonun stratejik konumlandırılması sayesinde ziyaretçiler siteyi rahat kullanır, marka ile etkileşimi artar ve işletmenin çevrimiçi platformlarda uzun vadeli başarı elde etmesi garanti altına alınır. Bu yaklaşım, hem müşteri memnuniyetini hem de marka itibarını artıran kritik bir unsurdur.

Teknik Altyapı Güvenlik Ve Performans Optimizasyonu

Web sitesinin güvenliği ve performansı, bir web tasarım ajansı tarafından sağlanan teknik altyapı ile garanti altına alınır. Sunucu yapılandırması, SSL sertifikaları, veri güvenliği ve mobil uyumluluk gibi unsurlar, site performansını doğrudan etkiler. Hızlı ve güvenli bir site, kullanıcı deneyimini iyileştirir ve markaya olan güveni güçlendirir.

Profesyonel bir web tasarım ajansı, sitenin teknik altyapısını optimize eder, sayfa yükleme sürelerini azaltır ve olası teknik hataları ortadan kaldırır. Güncel yazılım kullanımı ve sürekli bakım ile ziyaretçiler siteyi güvenle kullanabilir, marka itibarı güçlenir ve işletme çevrimiçi ortamda kalıcı bir başarı elde eder. Bu bütünsel yaklaşım, kullanıcı memnuniyetini, dönüşüm oranlarını ve çevrimiçi platformlardaki rekabet gücünü artırır.

Özel İdare’de acı kayıp!

Olgay GÜLER
Edirne Özel İdaresi personeli Rahim Haseki, geçirdiği kalp krizi sonucu 46 yaşında hayatını kaybetti.
Özel İdare’de şoför olarak görev yapan, bir dönem Edirne Valiliği’nde makam şoförlüğü görevinde de bulunan Rahim Haseki, geçirdiği kalp krizi sonucu 46 yaşında hayata gözlerini yumdu. Evli ve 3 çocuk babası olan Haseki’nin vefatı, ailesi ve sevenlerini yasa boğdu.

Haseki için görev yaptığı İl Özel İdaresi’nin Yol Şube Müdürlüğü önünde helallik alınırken, ardından Hoca Ahmet Yesevi Camii’nde öğle namazının ardından cenaze töreni düzenlendi.

Törene; Edirne Vali Yardımcısı Ercan Çiçek, İl Genel Meclisi Başkanı Çiğdem Gegeoğlu, AK Parti Edirne İl Başkanı Belgin İba, AK Parti Merkez İlçe Başkanı Engin Makak, Haseki’nin çok sayıda mesai arkadaşı, ailesi ile sevenleri katıldı.
Haseki’nin naşı, kılınan cenaze namazının ardından Bademlik Mezarlığı’nda toprağa verildi.


VALİLİKTEN TAZİYE MESAJI
Edirne Valiliği, Rahim Haseki’nin vefatının ardından bir taziye mesajı yayınladı. Mesajda, “Edirne İl Özel İdaresi’nde görevli, değerli çalışma arkadaşımız Rahim Haseki, geçirdiği kalp krizi sonucu hayatını kaybetmiştir. Merhuma Allah’tan rahmet, başta ailesi ve yakınları olmak üzere tüm sevenlerine baş sağlığı diliyoruz” denildi.

Otizmli çocuklara ‘dönem ortası’ şoku!

Olgay GÜLER
Engelli hakları konusunda farkındalığın arttırılması amacıyla kutlanan 3 Aralık Dünya Engelliler Günü arifesinde, Edirne’de Rehberlik Araştırma Merkezi’nde (RAM) eğitim gören otizmli çocukların, dönem ortasında okulları değiştirilirken, aileleri yaşanan mağduriyete tepki gösterdi.
Kentte Faika Erkurt Okulu’nda eğitim gören bazı otizmli çocukların, başka bir eğitim merkezine taşınmaları kararlaştırıldı. Alınan kararı öğrenen aileler, rutinine bağlılığı ve hassas eğitim süreciyle bilinen çocukları için endişelendi. Hali hazırda öğrencilerin bir kısmının yeni merkeze taşındığı uygulamanın durdurulup, sene sonunda yapılmasının daha doğru olacağını savunan aileler, çocuklarının alışma sürecinde sorunlar yaşayacağını dile getirdi.


‘SENE SONUNDA YAPILMALI’
Aileler adına konuşan otizmli annesi İldem Taşdemir, çocuklarının hassas bireyler olduğuna dikkat çekip, “Bizim çocuklarımız rutinine bağlı çocuklardır. Bırakın okula alışma sürecini, eşyanın yeri dahi değişse tepki verebilirler. Bu konuda tüm anneler olarak çok tedirginiz. Çocuklarımıza yeni bir okulu kabul ettirmek zaman alacaktır. Tüm düzenlerinin değişmesi bazı çocuklarımızda öfke nöbetine dahi sebep olacaktır. Lütfen çocuklarımızın da duyguları dikkate alınsın. Okul değişimi olacaksa bile bu dönem ortasında değil sene sonunda, yaz tatilinde karar verilmeli, sene başında çocuklarımız ilk olarak yeni okullarına başlamalıdır. Bu konuda anlayış bekliyoruz. Gereğinin doğru şekilde sene sonunda yapılmasını talep ediyoruz. Bir de uygun koşul ve sınıflar oluşturulduktan sonra bu değişim yapılmalıdır ki çocuklarımız en az şekilde etkilensin” dedi.


‘ARMAĞAN DÖNERTAŞ ÇOCUKLARIMIZIN EVİDİR’
Armağan Dönertaş Eğitim Merkezi’nde Halk Eğitim Merkezi kursiyeri olarak eğitim alan 7 yetişkin otizmli çocuğun, merkezin tadilata gireceği gerekçesiyle eğitimlerinin sekteye uğratıldığını da dile getiren Taşdemir, “Burada 15 yıla yakın zamandır Halk Eğitim Kursiyeri olarak eğitim gören 7 yetişkin otizmli çocuğumuzun merkezin tadilata gireceği gerekçesiyle eğitimleri sekteye uğramıştır. Edirne Otizm Derneği olarak üniversite yetkilileriyle görüşme şansımız olmadı çünkü randevu alamadık. Çocuklarımız özel yürekler eğitim merkezine yönlendirildi ancak bu binanın kapasitesi dolu olduğu için 7 çocuğumuza tek bir sınıf verilebiliyor. Özellikleri birbirinden farklı olan çocuklarımızın tek sınıf içerisinde eğitim alması onlara faydadan çok zarar verecektir. Armağan Dönertaş bizim çocuklarımızım evidir ve biz çocuklarımızın evine geri dönmesini yetkililerden talep ediyoruz” diye konuştu.

Engellilerden ‘eşitlik’ talebi!

Olgay GÜLER
Edirne’de engelli hakları konusunda faaliyet gösteren sivil toplum kuruluşu temsilcilerinden oluşan Edirne Kent Konseyi (EKK) Engelliler Meclisi tarafından, 3 Aralık Dünya Engelliler Günü dolayısıyla basın açıklaması gerçekleştirildi.
EKK Engelliler Meclisi’nin Saraçlar Caddesi’nde gerçekleştirdiği basın açıklamasına çok sayıda engelli vatandaş ve yakını katıldı. Çeşitli sivil toplum kuruluşu temsilcilerinin de destek verdiği açıklamayı, Nevreste Deniz Yılmaz yaptı. Açıklamada engelli sorunları dile getirilip, kazanılmış haklar hatırlatılırken, eşit yurttaşlık talepleri yinelendi.


‘ENGELLİLER ACINACAK KESİM DEĞİL, SÖZ SAHİBİ ÖZNELERDİR’
Açıklamayı okuyan Yılmaz, Dünya Engelliler Günü dolayısıyla kutlama yapmak için toplanmadıklarını belirterek, “Yıllardır süregelen ‘yardım odaklı’ yaklaşımı reddediyoruz. Engelli bireyler, toplumun ‘bakıma muhtaç’ veya ‘acınacak’ kesimi değil; hayatın her alanında var olan, üreten ve söz sahibi olması gereken hak özneleridir. Bu anlayışla; ayrıştırıcı değil birleştirici, dağınık değil organize bir yapı kurmak, ortak aklı hâkim kılmak ve şehrimizin yönetiminde söz sahibi olmak için güçlerimizi birleştirdik. Ortaya koyduğumuz bu anlayışın ışığında; engelli bireyleri ilgilendiren her türlü yasal ve idari düzenlemede, sivil toplum kuruluşlarıyla kurulacak işbirliğinin bir tercih değil, zorunluluk olduğunu önemle vurguluyoruz” dedi.


‘YAŞAMIN HER ALANI EŞİTLİK VE KAPSAYICILIKLA DÜZENLENMELİ’
Engelli sorunlarının çözümü noktasında hazırladıkları talepleri kamuoyuyla paylaşıp, yetkililerin dikkatine sunan Yılmaz, “
Engellilik olgusu tek bir eylem planıyla çözümlenemeyecek derecede ağır ve acil olduğundan kapsamlı, sistematik ve takvime bağlı politika ve programlar geliştirilmeli, STK’lar tüm bu sürecin içinde aktif rol almalı. Baskı gücü oluşturmalı. Tüm iç mevzuat gözden geçirilmeli ve Engellilerin Haklarına İlişkin Sözleşme (EHİS) ile uyumlu hale getirilmeli. Türk Standartları Enstitüsü standartları güncellenmeli, standartlar belirlenirken, engeli olan bireylerin çeşitliliği (yaş, toplumsal cinsiyet, engel durumları) dikkate alınmalı. Sistematik biçimde sürekli izleme ve değerlendirme yapılmalı. Erişilebilirlik alanında yapılan her türlü çalışmanın takibi yapılmalı, cezalar etkin bir şekilde uygulanmalı ve cezalar caydırıcı olmalı. Tüm yeni yapılar evrensel tasarım ile inşa edilmeli. Toplumun her kesimi, tüm bu konularda bilinçlendirilmeli. Erişilebilirlik, sürdürülebilir kalkınma hedeflerinin ayrılmaz bir parçası olmalı. Engeli olan çocuk ve gençlerin eğitime eşit katılımları sağlanmalı ve eğitim kazanımları artırılmalı, Engeli olan çocuk ve gençlere yönelik politikalarda bu çocuk ve gençlerin içinde yaşadıkları toplumsal koşulları hesaba katan bütüncül bir sosyal politika yaklaşımı hayata geçirilmeli. Zihinsel sınırlılığı olan bireylerin ve ailelerinin yaşam alanlarının her tür ve kademesinde (bizden sonra çocuklarımıza ne olacak kaygısı dâhil) hukuk ve haklarına ilişkin soruların yanıtlarını bulabileceği rehberlik ve destek hizmetleri sağlanmalı. Yaşantımızın her alanı eşitlik, çeşitlilik ve kapsayıcılık bakış acısı ile düzenlenmelidir” diye konuştu.


Öte yandan, basın açıklamasına katılan engelli vatandaşlarda, günlük hayatta yaşadıkları sorunları ve çözüm önerilerini paylaştı.

Edirne Eczacı Odası’nda yeni dönem!

Olgay GÜLER
Edirne Eczacı Odası Başkanı Gürkan Kılıçcıgil, Ankara’da gerçekleştirilen 45’inci olağan genel kurulda, Türk Eczacılar Birliği’nin merkez heyetine seçilirken, oda başkanlığı görevinden istifa etti.
Türk Eczacılar Birliği tarafından olağan büyük kongre 20-23 Kasım tarihleri arasında Ankara’da gerçekleştirildi. Genel kurulda 23 Kasım’da gerçekleştirilen seçimlerde, Edirne Eczacı Odası Başkanı Gürkan Kılıçcıgil, birliğin merkez heyeti üyeliğine seçildi. Birlikte Edirne’yi 2’nci başkan olarak temsil eden Eczacı Cenk Kes ise yeni dönemde yönetimde yer almadı. Kılıçcıgil ise birlikte yönetimde yeni görevine seçildiği için Edirne Eczacı Odası Başkanlığı’ndan istifa etti. Oda yönetimi, düzenledikleri toplantıyla yeni başkanı belirledi. Yapılan toplantıda, önceki yönetimde sayman olarak görev yapan Eczacı Doğukan Cem Çiftçi, Edirne Eczacı Odası’nın yeni başkanı oldu.


‘GÖREVİ LAYIĞIYLA YAPMAYA ÇABA GÖSTERECEĞİZ’
Toplantı sonrası açıklamada bulunan Oda Başkanı Çiftçi, teslim aldığı bayrağı en iyi şekilde temsil edeceğini belirterek, “Yönetim kurulundaki arkadaşlarımızın teveccühüyle beraber başkanlık görevine geldik. Daha önce de ki başkanlarımızın hem Edirne, akabindeki Ankara’da temsiliyetiyle önemli bir görevi omuzlarımıza bindirdiler. Bunu layığıyla yapmaya ekiple beraber çaba göstereceğiz. Hem benim hem de Gürkan başkanın yeni görevlerinin hayırlı olmasını temenni ediyorum. Çünkü Gürkan başkan da tekrar Edirne’nin temsiliyeti noktasında Ankara’daki göreve başlıyor. Diğer eski oda başkanlarımızın bayrağını devraldı. Ben de onun bayrağını devraldım bugün itibariyle. Umarım Edirne’miz ve ülkemiz için, eczacılarımız için ve halkımız için en güzel şekilde neticelenir” dedi.


‘ECZACILIĞIN SORUNLARI İÇİN ÇÖZÜM GELİŞTİRECEĞİZ’
Birliğin merkez yönetimine seçilen Gürkan Kılıçcıgil de, Türkiye’deki eczacılığın sorunları için çözüm geliştirmeye gayret edeceklerini söyleyerek, “Türkiye’deki eczacılığın sorunları için Edirne’den yaktığımız ışıkla orada çözüm geliştirmeye çalışacağız. Burada bir teşekkürü de, hayırlı olsunu da tabii ki yeni oda başkanımız Doğukan Çiftçi’ye söylemem gerekiyor. Daha önceki dönem oda saymanımızdı. Şimdi artık çok daha büyük bir sorumluluğu üstlendi. Yıllar yılı sevgili Şükrü abimizin kurmuş olduğu geleneği, bundan sonra bayrağa o taşıyacak. Kendisine hayırlı olsun diliyorum” diye konuştu.


‘HER ZAMAN DESTEKÇİLERİ OLACAĞIM’
Son genel kurulda, Türk Eczacılar Birliği’ndeki ikinci başkanlık görevini bırakan Cenk Kes ise 26 yıldır çeşitli görevlerde bulunduğunu belirterek, “Bu dönemlerde beni destekleyen tüm meslektaşlarıma, yönetim kurulu üyelerine çok teşekkür ediyorum. Edirne’yi de aynı zamanda en iyi şekilde temsil etmeye çalıştık bu dönemde. Artık biz bayrağı Gürkan Kılıkçıgil başkanımıza devrediyoruz Ankara’da. Bundan sonra eczacıların hem sorunlarıyla, hem de gelecek politikalarıyla alakalı gerçekten de başarılı işlerin altına imza atacağına inanıyorum. Yeni yönetimimiz de Doğukan Çiftçi başkanlığında teşekkül etti. Ben Edirne’deki eczacılarımıza ve camiamıza hayırlı olmasını diliyorum. Bundan sonraki süreçlerde de her zaman destekçileri olacağımızı da açıkça ifade etmek istiyorum” şeklinde konuştu.


‘GÖREV VE SORUMLULUK ANLAYIŞI DEĞİŞMEZ’
Edirne Eczacı Odası kurucularından Şükrü Ciravoğlu da, isimler değişse de odada hiçbir zaman görev ve sorumluluk anlayışında değişiklik olmayacağını söyledi. Ciravoğlu, “Yasamız gereği yapılan bu toplantıda yönetim kurulu kendi içinde yeniden bir görev bölümü yapmış ve eczacı Doğukan Çiftçi oda başkanlığına seçilmiştir. Genel sekreterliğe Deniz Birden, saymanlığa Mustafa Ergin seçilmiştir. Ve yönetim kurulu yedekten giren arkadaşımızın takviyesiyle görevine devam edecektir. Yeni görevlerinde başarılar diliyoruz. Edirne Eczacı Odası’nın görev anlayışında ve sorumluluk anlayışında hiçbir değişiklik olmaz, aynı azim ve kararlılıkla halkımızın ve eczacı üyemizin hizmetinde olmaya devam edeceğiz” ifadelerini kullandı.


Eczacı Doğukan Cem Çiftçi Başkanlığı’ndaki Edirne Eczacı Odası’nda yeni yönetim şu şekilde oluştu:
Yönetim Kurulu Başkanı: Doğukan Cem Çiftçi
Genel Sekreter: Deniz İrdem
Sayman M. Mustafa Ergin
Yönetim Kurulu Üyesi Ceyda Varlı
Yönetim Kurulu Üyesi Ebru Kale
Denetleme Kurulu Başkanı: Şükrü Ciravoğlu
Denetleme Kurulu Üyesi F. Uygar Güler
Denetleme Kurulu Üyesi: Özlem Dinçer

Halı Yıkama Makinesiyle Derinlemesine Temizlik Keyfi

Ev temizliği söz konusu olduğunda en çok ihmal edilen ama en fazla kir barındıran eşyaların başında halılar geliyor. Dışarıda halı yıkatma maliyetleri arttıkça, kullanıcılar kendi evlerinde bu işi halledecek çözümler arıyor. İşte tam da bu noktada halı yıkama makinesi devreye giriyor. Sıradan elektrikli süpürgelerin aksine, bu makineler halının içine işlemiş kirleri, lekeleri ve tozu derinlemesine temizliyor. Kolay kullanımı sayesinde, evde profesyonel temizlik kalitesine ulaşmak artık mümkün hale geliyor. Özellikle çocuklu veya evcil hayvan besleyen aileler için hijyenin önemi tartışılmazken, halı yıkama makineleri günlük hayatı büyük ölçüde kolaylaştırıyor. Hem zamandan hem de bütçeden tasarruf sağlamak isteyenler için pratik ve etkili bir çözüm sunuyor.

Modern Yaşamın Vazgeçilmezi Sessiz Verimli ve Şık Buzdolabı

Günümüzde mutfaklar sadece yemek pişirilen yerler olmaktan çıktı; artık yaşam alanlarının bir parçası. Bu nedenle, kullanılan her cihazın hem işlevsel hem de estetik olması bekleniyor. Bir mutfağın kalbi sayılabilecek buzdolabı, artık sadece gıdaları soğutmakla kalmıyor; sessiz çalışması, enerji verimliliği ve modern tasarımıyla ev dekorasyonunun da önemli bir parçası haline geliyor. Gelişmiş modeller, akıllı sıcaklık kontrol sistemleri ve geniş iç hacimleri sayesinde tüm ailenin ihtiyaçlarına rahatlıkla cevap verebiliyor. Aynı zamanda enerji sınıfı yüksek olan ürünler, elektrik faturalarında da gözle görülür tasarruf sağlıyor. Yeni nesil buzdolaplarıyla, sebzeler daha uzun süre taze kalıyor, dondurulmuş ürünler besin değerini kaybetmeden saklanıyor ve kullanıcılar her zaman organize bir mutfak düzenine sahip olabiliyor.

Buharlı Temizleyiciyle Hijyen Artık Çok Daha Kolay

Ev temizliğinde deterjan kullanımı hem sağlık açısından hem de çevre üzerindeki etkileri bakımından sıkça sorgulanır hale geldi. Bu nedenle doğal ve etkili çözümler ön plana çıkıyor. Bu noktada, yüzeyleri kimyasal kullanmadan derinlemesine temizleyen buharlı temizleyici modelleri, ev hijyeninde devrim niteliğinde bir dönüşüm yaratıyor. Yüksek ısıyla buhar üreten bu cihazlar, bakteri ve mikropları yüzde 99’a kadar yok etme gücüne sahip. Fayans aralarından ocak yüzeylerine, perdelerden koltuklara kadar çok geniş bir kullanım alanı sunuyor. Ayrıca yüzeyleri ıslatmadan temizlik yapması sayesinde, iz bırakmadan hijyen sağlanabiliyor. Sağlıklı bir yaşam alanı oluşturmak isteyen herkes için, buharlı temizleyici artık olmazsa olmazlar arasında yer alıyor. Üstelik temizliği keyifli bir rutine dönüştürmesi de cabası.

Teknolojiyle Gelen Kolaylık Evinizde Zaman Kazanmanın Yolu

Modern hayatın temposu giderek artarken, insanlar günlük işlerini daha kısa sürede halletmenin yollarını arıyor. Teknoloji destekli ev ürünleri, bu ihtiyaca doğrudan yanıt veriyor. Halı yıkama makineleriyle saatler süren temizlik işleri dakikalara iniyor, buzdolaplarıyla yiyecek saklama alışkanlıkları yeniden tanımlanıyor ve buharlı temizleyicilerle hijyen hiç olmadığı kadar kolaylaşıyor. Bu cihazlar sadece birer ev eşyası değil, aynı zamanda yaşam kalitesini artıran güçlü destekçiler. Özellikle çalışan bireyler, çocuklu aileler ve zamana değer veren herkes için bu cihazlar büyük bir konfor sunuyor. Artık temizlik ya da gıda saklama gibi gündelik işler, yorucu değil; tam tersine keyifli ve verimli bir hale geliyor. Günün sonunda ise insanlar kendilerine daha fazla zaman ayırabiliyor, sevdikleriyle daha çok vakit geçirebiliyor.

Evde Profesyonel Temizlik Deneyimi Artık Herkesin Hakkı

Geçmişte sadece temizlik şirketlerinin veya büyük bütçelerin sahip olduğu teknolojiler, artık her eve ulaşabiliyor. Halı yıkama makineleri, derinlemesine temizlikle birlikte halıların ömrünü uzatıyor; buzdolapları, modern yaşam tarzına ayak uydururken gıda israfını azaltıyor; buharlı temizleyiciler ise evdeki hijyen standartlarını en üst seviyeye çıkarıyor. Tüm bu cihazlar sayesinde insanlar evlerinde profesyonel temizlik ve konforu bir arada yaşayabiliyor. Üstelik bu cihazların kullanımı da düşündüğünüzden çok daha kolay. Birkaç basit adımla temizlik yapmak ya da yiyecekleri taze tutmak, artık kimsenin gözünde büyümüyor. Pratikliğiyle ön plana çıkan bu ürünler, ev işlerine karşı duyulan olumsuz algıyı da değiştirmeye aday.

Meraya ‘beton’ kıskacı!


Olgay GÜLER
Kırklareli Doğa ve Kültür Derneği (DOKU) Başkanı Göksal Çidem, aynı zamanda doğduğu ve yaşadığı köy olan Edirne’nin Havsa ilçesine bağlı Necatiye köyü merasında, 222 dekar alana yapılmak istenen Toplu Konut (TOKİ) projesine itiraz için CİMER’e başvuruda bulundu.
Toplu Konut İdaresi Başkanlığı (TOKİ) tarafından, Havsa’ya bağlı Necatiye Köyü merasında 22 dekarlık alana 90 konutluk proje için Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü geçtiğimiz günlerde köy halkının görüşlerine başvurdu. Köy sakinleri, toplu konut projesinin, hayvanların meraya çıkan yolunu kapadığı gerekçesiyle uygun olmadığına yönelik imza verdi. Bunun üzerine harekete geçen, kendisi de Necatiye köyünde yaşayan DOKU Derneği Başkanı Göksal Çidem, konuyu CİMER’e taşıdı.


‘HAYVANLAR KÖY İÇİNDE MAHSUR KALACAK’
CİMER’e, konuyla ilgili başvuru yapan Çidem, bölgedeki hayvancılığın önemine dikkat çekerek, projenin meraya yapılmasının yanlış olacağına dikkat çekti.


Çidem başvurusunda şu ifadeleri kullandı:
“21 Kasım 2025 günü Edirne Çevre Şehircilik İklim Müdürlüğünden verilen yazıda köyümüz merasına yaklaşık 222 dekar alana toplu Konut projesi olacağı, Mera Kanunu 14. madde gereği de hane halkı reislerinin görüşü sorulmuştur. Köy hane halkı reislerinin tamamı da toplu konut projesinin uygun olmadığını imzalayarak belirtmişlerdir. Çünkü; köyün meraya çıkışı kapatılmaktadır. Meraya çıkamayan hayvanlar köy içinde mahsur kalacaktır. Ayrıca toplu konut sahası içinde günümüzde iklim krizi nedeniyle kuruyan Hayvan İşme Suyu (HİS) göleti de mevcuttur.


‘EN UYGUN ALAN KAPATILAN TMO SAHASI’
Önerimiz zaten Havsa ilçesi toplu konut alanına 5 kilometre mesafede bir meranın yok edilmesinde kamu yararı yoktur. Havsa TOKİ konutlarının olduğu alanda kapatılan TMO vardır. Burada ki alanda yıkılan lojmanların bulunduğu alan vardır. TMO depolarına ise lisanslı depoculuk tesislerinin yapılması ve faaliyete geçmesiyle TMO Havsa sahasına da ihtiyaç bulunmamaktadır. Üstelik bu alanın alt yapısı da hazırdır. Elektrik, su, kanalizasyon da yapılmış olup, ayrıca alan Trakya Üniversitesi Meslek Yüksekokulu’na da 300 metre mesafededir. En uygun alan Havsa TOKİ ve TMO sahasıdır.”
Çidem, 90 konut için yapılan projenin yeniden değerlendirilmesi gerektiğine de vurgu yaparak, “Hayvan ithalatı yaptığımız bir dönemde köydeki hayvanlarımızın kaba yem ihtiyacının karşılandığı alan, toplu konut projesi hayvancılığımıza zarar verecek, köylümüz geçimde acze düşecektir. 90 konut için yapılan bu projenin tekrar değerlendirilmesi aciliyet ve önem arz etmektedir” ifadelerini kullandı.

Masalsı Ülke Özbekistan İzlenimlerim -14-

Gönül UYANIKTIR

Öğle yemeğinin ardından, Sümeyya, ‘Şimdi sizi oyun parkına götürüyoruz’ deyince şaka yaptığını sandık. Ancak otobüsümüz tam da dönme dolaplı bildiğiniz bir lunaparkın önünde durdu. ‘Bunun altından ne çıkacak’ bekleyişiyle parkın içinden geçtik ve tuğla örgülü tarihi bir yapının karşısında durduk.
Diğer tarihi yapılara benzemeyen, küçük, kubbeli ve ilginç tuğla örgülü bu yapının İsmail Samani Türbesi olduğunu öğrendik. Buhara’nın kuzeybatı kesiminde, tarihi merkezin yakınında bulunan türbe, 10’ncu yüzyılda inşa edilen erken İslam mimarisinin ikonik örneklerinden biriymiş.


ORTA ASYA MİMARİSİNİN EN ESKİ MEZAR YAPISI
Orta Asya mimarisinin en eski mezar yapısı olan türbe, 900’den 1.000’e kadar hüküm süren güçlü ve etkili İsmail Samani aile hanedanının mezar alanı olarak inşa edilmiş. Türbeye ilişkin olarak birçok kaynakta; “Mükemmel simetrik boyutu açısından karmaşık, ancak yapısı ile anıtsal olan türbe; Soğd, Sasani, Fars ve Klasik gibi çok kültürlü bina dekoratif geleneklerini birleştirmekle kalmamış, aynı zamanda yenilikçi kubbe destek sistemi ve geleneksel Orta Çağ İslami bina özellikleri – dairesel kubbe ve mini kubbeler, sivri kemerler, ayrıntılı kapılar, sütunlar ve karmaşık geometrik tasarımları da sergilemiştir.” İfadeleri ile türbenin mimari özelliklerine yer veriliyor.

Tuğla işçiliğinin şaheseri İsmail Samani Türbesi dış görünüşü ve ve kubbesinin iç detayı. 10’ncu yüzyılda Samanilerin Başkenti Buhara’da ilginç ve gizemli öyküsüyle dikkat çekiyor (Fotoğraflar Wikipedia )


ÇÖLÜN ALTINDAN ÇIKAN HAZİNE
Sovyet arkeolojik ekibi, 1920’lerin ortalarında yaptığı kazıda adeta bir mücevherle karşılaştı. yaklaştığınızda tuğla işinin olağanüstü olduğunu görebilirsiniz. Bu durumda, basit tasarım çok etkili. Samani hükümdarlarını onurlandıran bu türbede, hükümdarların nesillerinin de gömülü olduğu kazılar sonucu belirlendi. Buhara’nın ve Orta Asya’nın genel tarihinde çok önemli bir yere sahip ve yeşilliklerle çevrili, havuzlu bir parkın içinde bulunan türbe; karmaşık tuğla mimarisi ve tuğla işçiliği ile hayranlık uyandırıyor. Depreme ve afetlere dayanıklılığın önlemi olarak tuğlaların adeta saç örer gibi örüldüğü görülüyor.


BİN YILLIK VAKIF BELGESİNİN KOPYASI, GİZEMİ ÇÖZÜYOR
1930’larda, Sovyet araştırmacılar 10’ncu yüzyıldan kalma bir vakıf belgesinin 1568 yılında yapıldığı tahmin edilen bir kopyasının varlığını keşfetti. Aslının kopyası olan bu belgede, İsmail Samani’nin Buhara’daki Naukanda mezarlığına babası Ahmed’in türbesinin yapımı için bir arazi bağışladığı yazıyordu. Bu da anıtın hanedanla ilişkili olduğu varsayımlarını doğruluyordu.

Türbenin dış duvarlarından detay


ÇÖL KUMLARI CENGİZ HAN’IN HIŞMINDAN KORUDU
Cengiz Han’ın 1220’de Buhara’yı kuşatması ve yağmalamasından önce; türbenin sel, çöl kumu ve toprak kaymalarından kaynaklanan çamur ve kumların altına gömüldüğüne ve yüzyıllarca öyle kaldığına inanılıyor. Bu nedenle, Moğol orduları Buhara’ya ulaştığında, kumlar ve toprak altında olan türbe Cengiz Han’ın hışmından ve yağmadan kurtuluyor.
VARLIĞI YÜZLERCE YIL BOYU BİLİNMEDİ
Yüzlerce yıl kum ve toprak altında kalan ve 20’nci yüzyılın başlarına kadar varlığı bilinmeyen türbenin gizemi 10’ncu yüzyılda yazılan ve 16’ncı yüzyılda kopyalanan bir vakıf belgesinin bulunmasının ardından çözülüyor.
Sovyet mimar ve araştırmacı ekibi tarafından 1926-1928 yılları arasında yapılan önemli keşif araştırmaları ve kazılar sonrası. Türbe daha fazla incelendi büyük bir restorasyon geçierdi. Bu çalışmalar sırasında üç erkek cesedinin mezarı keşfedildi. Bunlardan biri, yapının dayanıklılığını artıran ‘lento’daki yazıttan Nasr II olarak tanımlanırken diğer ikisinin kimliği bilinmiyor. II’nci Dünya Savaşı’ndan bir süre sonra, Türbenin çevresi düzenlenerek yakınına da hala faaliyette olan bir eğlence parkı inşa edildi.

YARIN : Buhara’yı keşfetmek için günler yetmez

Kuraklık ayçiçeğine küstürdü!

Olgay GÜLER
Edirne’de aşırı sıcaklar ve yetersiz yağışlar sonucu oluşan kuraklık nedeniyle iki sezondur ayçiçeğinde verim kaybı yaşayan üretici, ekim desenini değiştirerek buğdaya yöneldi.
Dünya genelinde olduğu gibi Türkiye’de de iklim değişikliğiyle birlikte yaz aylarında aşırı sıcaklar etkisini gösterirken, yetersiz ya-ğışlar kuraklığa neden oldu. Tür-kiye’nin yağlık ayçiçeği ihtiyacının önemli kısmını karşılayan Edir-ne’de üretici, kuraklık nedeniyle son iki yıl üründe verim kayıpları yaşadı. Kimi bölgelerde üreticiler düşük verimler nedeniyle tarlasını biçmedi.


‘ÇİFTÇİ KURAKLIKTAN DOLAYI AYÇİÇEĞİ EKİMİNDEN UZAKLAŞTI’
Trakya Birlik Yönetim Kurulu Başkanı Şafak Kırbiç, yaşanan verim kayıplarının üreticinin üretim desenini değiştirmesine neden olduğunu söyledi. Edirne’deki kuraklığın özellikle kuzey-deki ilçelerde daha yoğun yaşandığını dile getiren Kırbiç, “Özellikle Edirne bölgemizde ciddi bir kuraklık yaşandı. Kuzey ilçelerimizde daha sertti bu kuraklık. Güney ilçelerimizde nispeten bu bölgeler kadar değildi ama tabii bu ülke üretiminde, bölge üretiminde de ciddi bir düşüş yaşadık. Bu yıl yaşanan kuraklık geçtiğimiz yıl da yaşanmıştı. Ancak iki yıl üst üste böyle ciddi bir kuraklık olunca çiftçimiz de haklı olarak kazancında düşme yaşandı ve risk oluştuğu için farklı alternatiflere, farklı ürün desenlerine yönelmek zorunda kaldı. Bu yıl çiftçimiz bugünlerde buğday ekiminin sonuna gelmiş bulunuyor. Buğday ekiminde bizim çiftçi tabiriyle anıza ekim dediğimiz oran tespitlerimize göre arttı. Çünkü buğday kışlık bir ürün olduğu için nispeten kış yağışlarından biraz faydalanıp yazın kurağına da çok kalmadığı için çiftçilerimizin de ayçiçeği ekiminden biraz uzaklaşma gibi bir eğilimi oldu” dedi.
‘BUĞDAY, ARPA VE KANOLA EKİLİŞİLERİNDE ARTIŞ VAR’
Bölgede; buğday ve arpa gibi ürünlerin ekiminde artış yaşandığını anlatan Kırbiç, “Burada buğday ekiminde, arpa ekiminde bizim bölgemizde gözlemlediğimiz bir artış var. Bunun yanında kanolada da ciddi bir artış var. Çünkü kanola da en zayıf topraklarda bile yetişebilen bir bitki. İyi verimi alabilen, yetişebilen bir bitki. Çünkü kışlık olduğu için kış yağışları az da olsa onu belli bir seviyeye getirebilmekte. Ancak ayçiçeği yaz bitkisi olduğu için ciddi kuraklıklarda çok düşük verimlere, biçilmeyecek seviyedeki ürüne sebep olmakta. Tabii burada ürün desenlerindeki sapma da farklı sonuçlar doğurabiliyor. Anıza ekimden dolayı bugünlerde de bazı hastalıklara neden olabiliyor. Bugünlerde duyuyoruz anız kurdu var. Bu da bitkileri, çıkan buğdayları yemekte. Bu genelde anıza ekim yapılan yerlerde yaşanan bir sorundur. Arpa ekilişiyle ilgili arpadaki arzın fazla olması farklı sonuçlar doğurabilir. Bunun yanında kanola ekiminin artmasıyla ilgili keza kanolalar bu yıl yağışların uygun gitmesinden dolayı çok iyi seviyede, iyi bir çıkış oluştu, şu anda gelişim çok güzel seyretmekte. Ancak çok yüksek oranlarda kanola ekilişi oldu. Kanolanın da ülkemizde belli bir pazarı var. Bu pazarın üzerinde oluşursa fiyatlar da üreticimizin satmayla ilgili sıkıntı yaşama ihtimali oluşabilir” diye konuştu.


‘YAĞIŞLAR DEVAM EDERSE BUĞDAYDA GÜZEL REKOLTE OLUŞUR’
Kentte buğday ekim döneminde düşen yağışlara dikkat çeken Kırbiç, “Şu anda şartlar birkaç yıldan beri böyle uygun gitmemişti. Yani bu dönemde tam buğdayın, arpaların, kanolaların ekiliş döneminde güzel yağışlar aldık. Tabii ki önceki yıllardan bir eksik yağış miktarımız var toprakta şu anda. Ama şu an için bir sıkıntı yok. İleriki dönemlerde de yağışlı hava ikliminin geleceğini izliyoruz biz de hava durumunda. O yağışları da kışın da iyi bir yağış alırsak buğdayda güzel bir rekolte oluşabilir kanaatindeyiz. Tabii bu yağan yağışlar bugün için ayçiçeği ekilişi yapılmadı ama topraktaki birikimini de artıracaktır. Önümüzdeki dönemde inşallah bu kuraklık son bulur. Ayçiçeğinde de çiftçimizde iyi verim alarak buradaki kazancını arttırmış olur” dedi.