Ağaçlık bir çay bahçesinde arkadaşla sohbet ederken, yan masaya bir adam, 4-5 yaşlarında çocuğuyla gelip oturdu. Meraklı çocuk, çay bahçesinde dolaşmaya başladı. Baktım, ağaçtan bir dal kopardı, baktım, ne baba da ne de çevredekilerde, GÖRDÜKLERİ HALDE, “TIK” yok!.. Sonra elinde ki o dalla, az ötede ağacın gölge kuytusunda uyuyan bir kediye yönelip, onu dal ile dürtmeye başladı; dürtmeler, taciz vurmalarına dönüştü. Kedi kalkıp kaçıp canını kurtarmaya çalışıyor, o da arkasından kovalıyordu!.. Kedi, bir ağaca çıkıp, kendini emniyete almak istiyor, çocukta elindeki dalla hala ona yetişmek için zıplıyordu!.. Yerimden bir ok gibi fırlayıp, çocuğa mani olmak istedim, ama sabredip, baba ve kahvedeki millet ne yapacak bakayım” deyip, etrafı gözledim. “ÇOCUĞUN BABASI VE HERKES ÇOCUĞU SEYREDİYORDU, ÇOCUĞA YAPTIĞININ YANLIŞ OLDUĞUNU SÖYLEYEN BİR KİŞİ BİLE ÇIKMADI!.. İŞTE ANNESİ BABASI VE YAKIN ÇEVRE HALKI İLE “NESİLDEN NESİLE” NESİLLER BÖYLE KATLEDİLİR!.. BİRÇOĞUMUZ BUYSA Kİ, ÖYLE DE GÖZÜKÜYOR, yazık böyle yetiştirilen nesillere!..
YAZIK Kİ NE YAZIK!..
Kuran’ı Kerim. Sure 45/Ayet 22:
Allah, gökler ile yeri hak ve hikmetle yarattı ki, Allah’ın razı olacağına uyduğunuzu gösteresiniz. Herkes yaptıklarının karşılığı ile ceza görür; onlar zulme uğramazlar.
Göklerin ve yerin hak ve hikmetle yaratılması, bir anlamıyla da: “Allah, bizim için imkânsız ama Allah için kolay olan, mucize bereketlerini insanlara BAHŞETTİ. Dünyada ne varsa hepsi kutsal bereket olarak yaratılmıştır. İnsan, hayvan, bitki, toprak, hava, su hepsi… EY İNSAN!.. ONA GÖRE DAVRAN!..
Edirne’de otomobille çarpışan elektrikli bisiklette sürücü G.S. ile arkasındaki iki çocuk yaralanırken, kaza anı, güvenlik kamerasına yansıdı.
Kaza, Kaleiçi Mithatpaşa Mahallesi Osman Nuri Peremeci Sokak girişinde meydana geldi. Edinilen bilgiye göre ara yoldan gelen R.K. yönetimindeki otomobil, cadde üzerinde seyreden G.S.’nin sürücülüğünü yaptığı elektrikli bisiklete çarptı.
Çarpmanın etkisiyle elektrikli bisiklette bulunan G.S. ile arkasındaki Y.Y. ve M.B.Y. isimli iki çocuk yola savrularak yaralandı. İhbarla bölgeye gelen sağlık ekipleri, yaralılara olay yerindeki ilk müdahalenin ambulansla Trakya Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi’ne kaldırarak tedavi altına aldı.
Güvenlik kamerasına yansıyan kazayla ilgili inceleme başlatıldı.
Edirne Barosu Başkanı Gökhan Karakoç, Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) İl Müdürlüğü avukatı Zekeriya Polat’ın Yalova’da emeklilik talebi reddedilen H.H. tarafından tabanca ile vurularak öldürüldüğü olaya tepki göstererek, “Bu mermi yalnızca savunma makamını temsil eden avukatlara değil, bütün yargı mensuplarına, görevini yapma iradesi ortaya koyan herkese yöneltilmiştir” dedi.
Edirne Barosu tarafından, Yalova’da emeklilik talebi reddedilen H.H. tarafından tabanca ile vurularak öldürülen Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) İl Müdürlüğü avukatı Zekeriya Polat için basın açıklaması düzenlendi. Baro binası önünde gerçekleştirilen açıklamaya Edirne Barosu’na bağlı çok sayıda avukat katıldı. Basın açıklamasını Edirne Barosu Başkanı Av. Gökhan Karakoç okudu.
‘BU MERMİ SADECE AVUKATLARA DEĞİL, TÜM YARGI MENSUPLARINA SIKILDI’
Av. Karakoç, avukatların sistematik biçimde tehdit edildiğini, darp edildiğini ve susturulmak istendiğini belirterek, “Avukatlar öldürülüyor. Tehdit ediliyor, darp ediliyor, susturulmak isteniyor. Ve çoğu zaman konunun ilgilileri sadece seyretmekle yetiniyor… Daha dün Yalova İlimiz Sosyal Güvenlik Kurumu bünyesinde görev yapan meslektaşımız Av. Zekeriya Polat, emeklilik için Kurum aleyhine açtığı davanın mahkemece reddedilmesi üzerine görev yaptığı kuruma gelen gözü dönmüş bir cani tarafından katledildi. Bu mermi yalnızca savunma makamını temsil eden avukatlara değil, bütün yargı mensuplarına, görevini yapma iradesi ortaya koyan herkese yöneltilmiştir. Adliye koridorlarında yumruklanmaya alışmamızı beklemeyin bizden… Cezaevlerinde hor görülmeyi, haciz mahallerinde öldürülmeyi normalleştirmeyeceğiz” dedi.
‘AVUKAT SUSTURULURSA ADALET DİLSİZ KALIR’
Her yıl öldürülen avukat sayısının artmasının derin bir acı yarattığını kaydeden Karakoç, “Öldürülen, katledilen meslektaşlarımızın sayısının her sene artıyor olmasının yüreğimizde yarattığı yangını, “başınız sağ olsun” teskinleriyle söndürmeyeceğiz! Zira bizi susturursanız, öldürürseniz bizleri, adalete giden yolun bir ayağı topal kalır. Adalet dilsiz, adalet sessiz kalır… Avukatın sesinin kesildiği yerde, adalete ihtiyaç duyan her ferdin, her kurumun kısaca herkesin nefesi kesilir! İşte tam da bu yüzden Avrupa Konseyi geride bıraktığımız yıl “Avukatlık Mesleğinin Korunmasına Dair Sözleşme’yi kabul etti. Neydi bu “Sözleşme”? Bu sözleşme; avukatların mesleki faaliyetleri nedeniyle tehdit edilmesini, saldırıya uğramasını, hedef haline getirilmesini insan hakları ihlali sayan ilk bağlayıcı uluslararası bir metindir. 12 Mart 2025’te kabul edilip, Mayıs 2025’te imzaya açıldı. Çünkü; Tüm Dünya’da, özellikle de ülkemiz gibi bireysel adaletin, toplumsal adalet anlayışının önüne geçtiği, geçmeye başladığı kimi ülkelerde avukatlar artık salt yaptıkları görev sebebiyle öldürülüyor. Çünkü adaletin üçlü sac ayağından biri olan savunma makamı, her gün daha zorlu koşullarda adaletin yerine gelmesi için uğraşmak zorunda kalıyor. Çünkü avukatı korumadan, avukata yönelen şiddeti engellemeden adil yargılama hakkının varlığı imkansız hale geliyor. Bu sözleşme taraf devletlere şunu söylemektedir; Avukatını korumak, tehdit ve saldırıları etkin şekilde soruşturmak, baroları ve meslek örgütlerini baskı altına almamak, avukatın görevini korkmadan yapmasını sağlayacak şartları oluşturmak senin görevindir. Ve tüm bağlayıcı Uluslararası metinler gibi, bir sözleşme de bir “tavsiye” değil. Bir yükümlülük” diye konuştu.
“TÜRKİYE DERHAL BU SÖZLEŞMEYİ İMZALAMALI”
Türkiye’nin söz konusu sözleşmeyi bir an önce imzalaması gerektiğini ifade eden Karakoç, “Ülkemiz bu sözleşmeyi maalesef henüz imzalamadı. Avukatların üstlendikleri görevler nedeniyle öldürüldüğü, adliye koridorlarında yumruklandığı, bürolarında vurulduğu bir ülkede, “biz bu sözleşmeye taraf değiliz” demek açıkça şunu söylemektir: “Savunma bizim önceliğimiz değil.” Bu sözleşmeyi imzalamamak; Hukuk devletinden biraz daha uzaklaşmak, vazgeçmektir. Biz ayrıcalık istemiyoruz. Biz görevimizi yaparken, bir davayı takip ederken ölmek istemiyoruz. Türkiye bu sözleşmeyi derhal imzalamalı ve iç hukuka aktarmalıdır. Aksi, sessiz bir kabuldür. Ve bu sessizlik, her yeni saldırının ortağı olmaktır. Tarihi Cumhuriyetimizle yaşıt Edirne Barosu olarak bir kez daha vurguluyoruz ki: Savunmayı zayıflatan her yaklaşım, doğrudan hukuk sistemine zarar verir. Avukatlık Mesleğinin Korunmasına İlişkin Avrupa Konseyi Sözleşmesi” derhal imzalanmalı ve hayata geçirilmelidir. Yaşanan ve savunma mesleğine yönelik olan saldırıyı, sıradan bir adli olay olarak görüp, geçiştiremeyiz. Bu cinayetin faili ve diğer savunmaya yönelik şiddet olaylarının faillerinin tümü en ağır cezayı alana kadar mücadelemiz devam edecek olup, ebediyete intikal eden meslektaşımız Av. Zekeriya Polat’a Allah’tan rahmet; ailesine, sevenlerine ve camiamıza başsağlığı dileriz. Savunmanın onurunu ve meslektaşlarımızın yaşam hakkını korumaya dair kararlı mücadelemizi sürdüreceğimizi, adli sürecin sonuna kadar takipçisi olacağımızı kamuoyuna saygıyla duyururuz. Avukata yönelen şiddeti görmezden gelmektir. Savunma hakkını sahipsiz bırakmaktır” şeklinde konuştu.
Edirne Belediye Başkanlığı, şehre verilen içme suyunda insan sağlığını tehdit eden hiçbir durum olmadığını, kamuoyunu bilinçli biçimde yanıltan, korku ve panik yaratmayı amaçlayan paylaşımlar hakkında hukuki süreç başlatıldığını açıkladı.
Edirne Belediyesi’nin açıklamasında şunlara yer verildi:
Değerli hemşehrilerimiz,
Son saatlerde sosyal medya ve mesajlaşma gruplarında, “şebeke suyuna kimyasal karıştığı, sağlık sorunlarına yol açtığı” yönünde tamamen asılsız ve gerçek dışı iddialar yayılmaktadır.
Bu konuda açık ve net olmak isteriz:
Şehrimize verilen içme suyunda insan sağlığını tehdit eden hiçbir durum yoktur.
Suyumuz arıtma tesislerimizde sürekli analiz edilmekte ve güvenle kullanılabilir durumdadır.
İddia edildiği gibi “fazla kimyasal kullanımı”, “yanık”, “zehirlenme” ya da benzeri bir risk kesinlikle söz konusu değildir.
Son günlerdeki yoğun yağışlar, baraj havzasına doğal yollarla taşınan maddeler nedeniyle bazı bölgelerde geçici bir toprak kokusu hissedilmesine yol açabilmektedir. Bu durum kirlilik değildir ve sağlık açısından bir risk oluşturmaz.
Kamuoyunu bilinçli biçimde yanıltan, korku ve panik yaratmayı amaçlayan bu tür paylaşımlar hakkında hukuki süreç başlatılmıştır.
Vatandaşlarımızdan ricamız; kulaktan dolma bilgilere değil, Edirne Belediyesi’nin resmî açıklamalarına itibar etmeleridir.
Her türlü soru ve bildirim için 153 Çözüm Edirne hattımız 7/24 hizmetinizdedir.
CHP Edirne İl ve Merkez İlçe Kadın Kolları yönetici ve üyeleri, 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü nedeniyle Hudut Gazetesi’ni ziyaret etti. CHP Edirne Merkez İlçe Kadın Kolları Başkanı Burcu Birgül Çolak, Hudut Gazetesini ziyaretlerinde Sorumlu Yazı İşleri Müdürü Mehmet Şeleci ve Muhabir Nurşen Gül Öz ile görüşerek günlerini kutladı. Basının yaşadığı zorlukları bildiklerini belirten Başkan Burcu Birgül Çolak, “Tüm zorluklara rağmen halkın sorunlarını dile getiren basın mensuplarımızın yanındayız. Tüm basın emekçilerinin 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü’nü kutluyoruz” dedi.
Olgay GÜLER Edirne otogarında, sürücüsünün aracı yanlış vitese alarak ileri hareket ettirdiği otobüs yedek şoför M.A. ve muavin Ü.C.’ye çarptı. Olay, öğle saatlerinde Edirne Otogarı’ndaki peronda meydana geldi. İddiaya göre, O.B.’nin sürücülüğünü yaptığı 35 CBR 229 plakalı otobüs perondan ayrılmak için geri manevra yapmak istedi. Araç bu sırada, sürücüsünün yanlış vitese alıp ileri hareket etmesiyle yedek şoför M.A. ve muavin Ü.C.’ye çarptı.
Kazada; M.A. ağır, Ü.C. ise hafif yaralandı. İhbarla bölgeye sağlık ve polis ekipleri sevk edildi. Sağlık ekipleri gelene kadar M.A.’ya bölgede bulunan bir sağlık görevlisi tarafından kalp masajı yapıldı. Yaralılar, ilk müdahalelerinin ardından ambulansla Trakya Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi’ne sevk edildi.
Kazada ağır yaralanan yedek şoför M.A., hastanede yapılan tüm müdahalelere kurtarılamayarak, hayatını kaybetti. Ü.C.’nin ise tedavisinin sürdüğü belirtildi.
Otobüs şoförü O.B. ifadesine başvurulmak üzere polis merkezine götürülürken, Emniyet Müdürlüğü’ne bağlı Olay Yeri İnceleme ekipleri, kazanın meydana geldiği noktada inceleme yaptı.
Edirne Belediyesi, yoğun yağışların Kayalı Barajı’ndaki su seviyesini hızla yükseltmesi sonucu baraj havzasından gelen doğal toprak ve alüvyonların ham suyun yapısını geçici olarak etkilediğine dikkat çekerek, bazı bölgelerde musluk suyunda hissedilen toprak kokusunun bundan kaynaklandığını, sağlık açısından herhangi bir risk taşımadığını duyurdu.
Edirne Belediyesi’nden yapılan konuya ilişkin bilgilendirme şunlara yer verildi:
“Son günlerde etkili olan yoğun yağışlar, Kayalı Barajı’ndaki su seviyesini hızla yükseltmiş; baraj havzasından gelen doğal toprak ve alüvyonlar, ham suyun yapısını geçici olarak etkilemiştir.
Bu durum, bazı bölgelerde musluk suyunda toprak kokusu hissedilmesine neden olabilmektedir.
Önemle belirtmek isteriz ki;
Şehrimize verilen su, arıtma tesislerimizde tüm işlemlerden geçirilmekte,
Laboratuvar analizleriyle sürekli kontrol edilmekte,
Sağlık açısından herhangi bir risk taşımamaktadır.
Hissedilen koku, bir kirlilikten değil; tamamen yoğun yağışların getirdiği doğal maddelerden kaynaklanmaktadır.
Ekiplerimiz, bu geçici durumun tamamen ortadan kalkması için arıtma süreçlerini ve filtreleme işlemlerini artırmış olup, 24 saat esasına göre çalışmaya devam etmektedir.
Yağışların etkisinin azalmasıyla birlikte, suyunuz kısa süre içinde eski berraklığına ve kokusuz haline dönecektir.
Gösterdiğiniz anlayış ve duyarlılık için teşekkür eder, her türlü bildirim için 153 Çözüm Edirne hattımızın hizmetinizde olduğunu hatırlatırız.”
Kapıkule’nin karşısındaki Bulgaristan’ın Kapitan Andreevo Sınır Kapısı’nda Polonya’dan Türkiye’ye giden bir TIR aracında yapılan aramada piyasa değeri 6 milyon euronun (Yaklaşık 300 milyon TL) üzerinde olan 740 kilogram esrar ele geçirildi.
Bulgaristan Gümrük Ajansı, Gümrükler Genel Müdürlüğü’ne bağlı “Uyuşturucu Kaçakçılığıyla Mücadele” birimi, Organize Suçlarla Mücadele Genel Müdürlüğü (GDBOP) ve Sınır Polisi iş birliğiyle yürütülen operasyona ilişkin detaylar, Kapitan Andreevo Sınır Kapısı’nda düzenlenen basın toplantısıyla kamuoyuna duyuruldu.
Beyaz eşyaların arasına gizlenmiş
06 Ocak 2026 tarihinde “çıkış yapan yük araçları” hattında gerçekleştirilen kontrolde, Polonya plakalı bir çekici ve yarı römorktan oluşan tır risk analizine takıldı. Polonya vatandaşı sürücü, Polonya ve Bulgaristan’dan Türkiye’ye gönderilmek üzere beyaz eşya (elektrikli süpürge) taşıdığını beyan etti. Yapılan detaylı aramada, yasal yükün arasına gizlenmiş 5 adet ahşap sandık içinde toplam 626 paket yeşil bitkisel madde ele geçirildi. Yapılan uyuşturucu testinde maddenin esrar olduğu tespit edildi.
Toplam ağırlığı 739 kilo 210 gram olan uyuşturucunun, Bulgaristan adli makamlarının hesaplamalarına göre değerinin 6 milyon 47 bin 233 euro olduğu açıklandı.
“En büyük vakalardan biri”
Bulgaristan Organize Suçlarla Mücadele Genel Müdür Yardımcısı Emil Borisov, olayın Bulgaristan–Türkiye sınır hattında bugüne kadar engellenen en büyük uyuşturucu ihracat girişimlerinden biri olduğunu belirterek, sınır aşan uyuşturucu trafiğinin organize suç şebekeleriyle bağlantılı olduğuna dikkat çekti. Borisov, olayla ilgili uluslararası iş birlikleri çerçevesinde soruşturmanın sürdüğünü ifade etti.
Gümrük Ajansı yetkilileri ise Kapitan Andreevo’nun Avrupa Birliği ile Asya arasındaki en önemli kara sınır kapılarından biri olduğuna vurgu yaparak, son dönemde art arda gerçekleştirilen operasyonların kurumlar arası koordinasyonun bir sonucu olduğunu dile getirdi.
Olayla ilgili olarak 49 yaşındaki Polonya vatandaşı sürücü gözaltına alındı. Şüpheli hakkında “özellikle büyük miktarda uyuşturucu kaçakçılığına teşebbüs” suçlamasıyla soruşturma başlatılırken, savcılığın tutuklama talebiyle mahkemeye başvuracağı bildirildi.
Yetkililer, son dört ay içinde ikinci kez bu denli büyük miktarda uyuşturucu maddenin ele geçirilmesinin, Bulgaristan’ın Avrupa Birliği’nin dış sınırlarını koruma konusundaki kararlılığını ortaya koyduğunu vurguladı.
Edirne Valisi Yunus Sezer, Edirne Sarayı ihya çalışmalarında sürdürülen kazı çalışmalarında, bölgede Balkan Savaşları’nda şehit düşen askerlere ait, toplu mezarlar bulunduğunu söyledi.
Osmanlı Padişahı 2’nci Murad döneminde 1450 yılında yapımına başlanan ve Fatih Sultan Mehmet döneminde tamamlanan Edirne Sarayı, savaş, deprem ve yangınlar sonucu tahribata uğrayarak yıkıldı. Cihannüma Kasrı, Adalet Kasrı, Kum Kasrı, hamam, mutfak ve saray giriş kapısının bir bölümü her şeye rağmen günümüze kadar ulaştı. Ayakta kalan yapılar ile kaybolan diğer kısımların ayağa kaldırılması için Kültür ve Turizm Bakanlığı, Edirne Valiliği ve Trakya Üniversitesi, alanda yaklaşık 15 yıl önce ortak kazı ve restorasyon çalışması başlattı. Çalışmalar sonrası mutfak ve hamam restore edildi. Daha önce Trakya Üniversitesi tarafından yapılan kazı çalışmaları, 18 Ekim 2022’de Cumhurbaşkanlığı Milli Saraylar Başkanlığı’na devredildi. Milli Saraylar Başkanlığı’nca 2023 Ocak ayında oluşturulan 5 yıllık master plan çerçevesinde tarihi saray alanında ihya ve restorasyon çalışmalarına start verildi.
‘TOPLU MEZARLARA RASTLADIK’
Edirne Valisi Yunus Sezer, sarayda devam eden çalışmalarla ilgili bilgi verdi. Çalışmalar kapsamında yapılan kazılarda, Balkan Savaşları’nda şehit düşen askerlere ait, toplu mezarlar bulunduğunu söyleyen Sezer, “Malumunuz Kırkpınar alanının olduğu yer Balkan Savaşları’nda özellikle askerlerimizin orada esir tutulduğu ve kaynaklara 13 bine yakın askerimizin şehit olduğu bir yer. Karşı taraf saray, bir tarafı şu anda restore ediliyor. Orada kazı çalışmaları devam ediyor. Kazı çalışmalarında geçen ay maalesef hepimizin de yüreğini burkan böyle toplu mezarlara rastladık. 18-20 yaşında ecdadımız üniformalarıyla oraya defnedilmiş durumdalar, toplu mezarlar var” dedi.
‘KIRKPINAR ALANI HASBAHÇE OLARAK DÜZENLENECEK’
Kentte 665 yıldır süren tarihi Kırkpınar Yağlı Güreşleri’nin bulunduğu alanında, sarayın hasbahçesi olarak yeniden düzenleneceğini söyleyen Sezer, “Edirne Kırkpınar’la anılan bir şehir, bizim en büyük değerlerimizden bir tanesi. Orayı da tarihi yapısına uygun bir şekilde, zaten yıllardır konuşulan bir Kırkpınar sahasının yenilenmesi düşüncesi var. Bu bulunduğumuz yerin Sarayiçi ve yine şehitlik olarak yeniden düzenlenmesi, Hasbahçe olarak düzenlenmesi söz konusu. Hasbahçe dediğimiz de Osmanlı dönemindeki saray bahçesi ve oranın o dönemde yetişen tüm çiçeklerle, yine hayvan varlığıyla, oradaki tavuk ormanı ve Avcı Köşkü’ne kadar olan 17. ve 18. yüzyıllardaki fonksiyonu neyse ona göre bir çalışma yapılıyor. Dünyada zannediyorum ikinci saray bu manada. Bunu milli saraylar başkanlığımız yürütüyor ve içeride de Mahmudiye Kışlası, yani bilindiği şekliyle cezaevi kısmı var. Orada inanılmaz bir şekilde, çalışmalar iki ay içerisinde müthiş bir hızla devam ediyor. Orada hem kütüphane, hem müze, hem fuaye alanları olacak şekilde bu alan tamamen kazandırılacak. Oradaki cami, hamam tamamen restore edilecek” diye konuştu.
‘KIRKPINAR ALANI 200 METRE UZAĞA TAŞINACAK’
Kırkpınar güreşlerinin yapıldığı er meydanı için mevcut yerinden 200 metre uzağa taşınarak, yeni bir stat yapılacağını anlatan Sezer, “Kırkpınar’ı da yine Milli Saraylar’ın teşrifleriyle bizim Gençlik Spor Bakanlığımız ve Cumhurbaşkanımızın uzun zamandır güzel bir Kırkpınar Sahası yapılması talimatları var. Gençlik Spor Bakanımızın da bizlere bu yönde çalışma talimatları var. Bu da çalışılıyor. Alan çok değil, 200 metre civarında bir diğer tarafa taşınacak, seddenin diğer tarafına taşımayı düşünüyoruz. Bir iki alternatifimiz var. Bir taraftan da proje çalışmaları devam ediyor. Bu noktada belediye başkanımızla da, belediyeyle de istişare halindeyiz. İnşallah Edirne sarayıyla uyumlu ve 12 ay boyunca burada aktivitelerin yapılabileceği, içerisinde Kırkpınar müzesinin olduğu, sanal müzelerin olduğu ve diğer geleneksel sporların yapıldığı ve dünyanın her yerinden gelinerek, buranın görülebileceği bir alan inşa edilecek. Sarayın mimarisiyle uyumlu, oradaki adalet kulesi, saray sur duvarları ve onun yanında hemen Kırkpınar er meydanı. Onu da tamamlayacak şekilde Muradiye’ye kadar bir çalışma yapılırsa, Mevlevihane’ye kadar çalışma yapılırsa bir bütünlük arz edecek şekilde müthiş bir turizm akışı yapılması ön görülüyor. Buradaki şu andaki ziyaret iş sayımızın ben önümüzdeki dönemde 2-3 katına çıkacağını düşünüyorum. Daha da fazla olacak” şeklinde konuştu.
Kırkpınar stadı için düşündükleri alanı da söyleyen Sezer, “Kırkpınar alanına yakın bir yerde bir kamulaştırma çalışması yapacağız, büyük ihtimalle şu andaki Saraçhane sahalarının olduğu yerin hemen karşı tarafında bir alana düşünüyoruz. Orada 50 dönüm gibi bir yer var. Eğer orası uygun olmazsa diğer tarafta, Sarayiçi’nde belirlediğimiz yakın bir yer var. Orasını değerlendireceğiz” ifadelerini kullandı.
Edirne Belediyesi, şehrin değişik bölgelerinde yol kenarlarına atılan çöp yığınlarını paylaştı. Yapılan paylaşımda “Bu görüntüler Edirne’ye yakışmıyor denildi.
Yapılan paylaşımda, Edirne’nin dört bir yanında, eski tip çöp konteynerlerinin kaldırılarak yerlerine daha hijyenik, daha düzenli ve yüksek kapasiteli yeni nesil konteynerler yerleştirildiği hatırlatıldı. yapılan paylaşımda şunlara yer verildi:
Ancak paylaştığımız fotoğraflarda da açıkça görüldüğü gibi; konteynerler hemen yakınındayken çöplerin kaldırım üzerine, yol kenarına ve yeşil alanlara bırakılması hem kent düzenine hem de verilen emeğe zarar veriyor. Çöp, konteynerin yanına değil içine atılır. Ev eşyaları, tadilat atıkları ve molozlar evsel atık değildir. Edirne hepimizin. Bu kente yakışan da birlikte sahip çıkmaktır.