Scottish Fold Nasıl Bir Kedidir? Karakteri, Bakımı ve Özellikleri

Scottish Fold, öne doğru kıvrılmış kulakları, yuvarlak yüz hatları ve sakin karakteriyle tanınan bir kedi ırkıdır. İnsanlarla yakın ilişki kurabilen bu kediler genellikle ev yaşamına kolay uyum sağlar. Bununla birlikte Scottish Fold’u diğer birçok kedi ırkından ayıran kıvrık kulak özelliği genetik bir mutasyonla ilişkilidir ve aynı gen kıkırdak-kemik gelişimini de etkileyebildiğinden sağlık konusu, bu ırk hakkında bilgi edinirken özellikle önemlidir.

Bir Scottish Fold yavru sahiplenmeyi düşünenlerin yalnızca kedinin sevimli görünümüne odaklanmaması gerekir. Yavrunun hareketleri, ebeveynlerinin sağlık geçmişi, veteriner kontrolleri, yetiştirildiği koşullar ve sosyalleşme düzeyi birlikte değerlendirilmelidir. Scottish Fold’lar doğru bakım sağlandığında ev ortamında oldukça uyumlu olabilir ancak genetik yapıları nedeniyle düzenli veteriner takibi önem taşır.

Renk seçenekleri arasında Scottish Fold Blue Point gibi dikkat çekici görünümler de bulunabilir. İnternette Scottish Fold satılık şeklinde yapılan aramalarda ise renk veya fiyat kadar hayvanın sağlığı ve yetiştirilme koşulları öncelikli olmalıdır. Özellikle aşırı düşük fiyat, eksik sağlık bilgileri veya yavrunun ebeveynleri hakkında bilgi verilmemesi gibi durumlarda daha dikkatli hareket edilmelidir.

Scottish Fold Kedisi Nereden Gelir?

Scottish Fold’un geçmişi 1960’lı yıllarda İskoçya’da fark edilen kıvrık kulaklı bir çiftlik kedisine kadar uzanır. Irkın en belirgin fiziksel özelliği olan katlanmış kulak yapısı daha sonraki nesillerde de görülmüş ve bu görünüm zaman içerisinde oldukça popüler hâle gelmiştir.

Ancak kıvrık kulak görünümünü oluşturan gen yalnızca kulağın biçimini değiştirmez. Kıkırdak ve kemik gelişimi üzerinde de etkili olabileceği için Scottish Fold yetiştiriciliği ve sağlık durumu konusunda önemli tartışmalar bulunmaktadır.

Scottish Fold Özellikleri Nelerdir?

Scottish Fold denildiğinde ilk akla gelen özellik kıvrık kulaklar olsa da ırkın görünümünü oluşturan başka belirgin özellikler de vardır.

Scottish Fold kedilerinde yaygın olarak görülebilen fiziksel özellikler aşağıda listelenmiştir:

  • Yuvarlak ve geniş yüz yapısı
  • Büyük, yuvarlak gözler
  • Küçük ve öne doğru kıvrılan kulaklar
  • Dolgun yanaklar
  • Kompakt ve dengeli vücut
  • Yumuşak ve yoğun tüy yapısı
  • Farklı renk ve desen seçenekleri

Her Scottish Fold aynı fiziksel özelliklere sahip olmayabilir. Genetik yapı, ebeveynler ve bireysel gelişim kedinin görünümünü etkileyebilir.

Scottish Fold Karakteri Nasıldır?

Scottish Fold karakteri genellikle sakin, insan odaklı ve uyumlu olarak tanımlanır. Evde ailesinin bulunduğu alanlarda vakit geçirmekten hoşlanabilir ve sahibini odadan odaya takip edebilir.

Bu kediler çoğu zaman sürekli hareket hâlinde olmak yerine oyun ve dinlenme arasında dengeli bir yaşam sürdürür. Ancak karakterin yalnızca ırkla belirlenmediğini unutmamak gerekir. Yavrunun erken dönemde yaşadığı deneyimler, sosyalleşme süreci ve ev ortamı yetişkinlikteki davranışlarını önemli ölçüde etkileyebilir.

Scottish Fold Kucak Sever mi?

Bazı Scottish Fold kedileri kucakta vakit geçirmekten hoşlanırken bazıları sahibinin hemen yanında oturmayı tercih edebilir. Bu nedenle bütün Scottish Fold kedilerinin kucak kedisi olduğunu söylemek doğru değildir.

Genel olarak insanlarla yakın ilişki kurma eğilimleri yüksektir. Kedinin sınırlarına saygı gösterildiğinde güven ilişkisi daha kolay gelişir.

Scottish Fold Yavru Karakteri Nasıldır?

Scottish Fold yavru kediler yetişkinlere göre doğal olarak daha hareketli, meraklı ve oyuncudur. İlk aylardaki olumlu deneyimler karakter gelişimi açısından oldukça değerlidir.

Yavru döneminde kontrollü şekilde farklı insanlarla, ev sesleriyle ve güvenli çevresel uyaranlarla tanıştırılması sosyalleşmesine yardımcı olabilir. Tırnak kesimi, tarama ve taşıma çantasına alışma gibi rutinlerin de erken yaşlarda olumlu deneyimlerle tanıtılması ilerleyen dönemleri kolaylaştırabilir.

Scottish Fold Blue Point Nedir?

Scottish Fold Blue Point, Scottish Fold’un ayrı bir ırkı değil, belirli bir renk/desen görünümünü ifade etmek için kullanılan bir tanımlamadır. Point desenli kedilerde vücudun genel rengi daha açıkken yüz, kulak, kuyruk ve bacak uçlarında daha koyu tonlar görülebilir.

Blue Point görünümünde bu koyu bölgeler daha soğuk, gri-mavimsi tonlara sahiptir. Point genetiğiyle ilişkili kedilerde mavi gözler de görülebilir.

Ancak renk, kedinin sağlıklı olup olmadığını gösteren bir kriter değildir. Scottish Fold Blue Point tercih edilirken önceliğin görünümden ziyade sağlık ve genetik geçmiş olması gerekir.

Scottish Fold Bakımı Zor mudur?

Scottish Fold’un günlük bakımı genel olarak yönetilebilir olsa da sağlık takibi açısından bilinçli bir bakım gerektirir. Tüy uzunluğuna göre tarama sıklığı değişebilir.

Temel bakım ihtiyaçları aşağıda listelenmiştir:

  • Düzenli tüy taraması
  • Kulakların kontrol edilmesi
  • Tırnakların gerektiğinde kesilmesi
  • Ağız ve diş sağlığının takip edilmesi
  • Uygun beslenme
  • Kilo kontrolü
  • Düzenli veteriner muayenesi

Özellikle hareketlerde sertleşme, topallama, zıplamak istememe veya kuyruğun hareketinde azalma gibi belirtiler göz ardı edilmemelidir.

Scottish Fold Tüy Bakımı Nasıl Yapılır?

Kısa tüylü Scottish Fold kedilerinde haftalık düzenli tarama çoğu zaman ölü tüylerin uzaklaştırılmasına yardımcı olur. Daha uzun tüylü bireylerde ise düğümlenmeyi önlemek için daha sık tarama gerekebilir.

Mevsim geçişlerinde tüy dökülmesinde artış görülebilir. Düzenli tarama hem evdeki serbest tüy miktarını azaltabilir hem de deri ve tüylerin kontrol edilmesini kolaylaştırır.

Kulak Bakımında Nelere Dikkat Edilmelidir?

Kıvrık kulak yapısı nedeniyle kulakların düzenli olarak gözle kontrol edilmesi faydalıdır. Ancak kulağı gereksiz yere veya sert şekilde temizlemek tahrişe yol açabilir.

Kötü koku, yoğun kir, kızarıklık, akıntı veya kedinin sürekli kulağını kaşıması gibi belirtilerde veteriner değerlendirmesi gerekir. Kulak içine veteriner önerisi olmadan ürün uygulanmamalıdır.

Scottish Fold Ne Yer?

Scottish Fold için beslenme programı kedinin yaşına, kilosuna, aktivite seviyesine ve sağlık durumuna göre belirlenmelidir. Yavru ve yetişkin kedilerin enerji ve besin ihtiyaçları birbirinden farklıdır.

Sağlıklı beslenmenin temel noktaları aşağıda listelenmiştir:

  • Yaş dönemine uygun tam ve dengeli kedi maması
  • Porsiyon kontrolü
  • Her zaman erişilebilir temiz içme suyu
  • Ödül mamalarının kontrollü kullanılması
  • Kilo takibi

Scottish Fold’un gereğinden fazla kilo alması eklem ve hareket sistemi üzerindeki yükü artırabileceğinden ideal vücut kondisyonunun korunması özellikle önemlidir.

Scottish Fold Evde Yalnız Kalabilir mi?

Yetişkin bir Scottish Fold belirli sürelerle evde yalnız kalabilir ancak uzun süreli sosyal izolasyon hiçbir kedi için ideal değildir. Evde yalnız kaldığı zamanlarda çevresel zenginleştirme sağlanması önemlidir.

Tırmalama tahtası, güvenli oyuncaklar, yüksek gözlem alanları ve pencere kenarında güvenli bir izleme noktası kedinin çevresiyle etkileşim kurmasına yardımcı olabilir.

Scottish Fold Çocuklarla Anlaşır mı?

Doğru sosyalleştirilmiş Scottish Fold kedileri çocuklu ailelere uyum sağlayabilir. Burada kedinin karakteri kadar çocuğun kediyle nasıl iletişim kurduğu da önemlidir.

Çocuklara kedinin kuyruğunu veya kulaklarını çekmemeleri, uyurken rahatsız etmemeleri ve istemediği zaman kucağa almamaları öğretilmelidir. Özellikle küçük çocuklarla kedi arasındaki etkileşim yetişkin gözetiminde olmalıdır.

Scottish Fold Sağlık Sorunları Nelerdir?

Scottish Fold hakkında sahiplenme öncesinde bilinmesi gereken en önemli konu genetik sağlıktır. Kıvrık kulağa neden olan gen, osteokondrodisplazi adı verilen kıkırdak ve kemik gelişimi bozukluğuyla ilişkilidir.

Sorunun şiddeti kediden kediye değişebilir. Dikkat edilmesi gereken belirtiler arasında şunlar bulunabilir:

  • Hareketlerde isteksizlik
  • Topallama
  • Sert veya ağrılı yürüme
  • Zıplamak istememe
  • Kuyruk hareketinin azalması
  • Eklem bölgelerinde anormallikler

Bu nedenle Scottish Fold sahiplenirken yalnızca dış görünüşün değerlendirilmesi doğru değildir. Genetik sağlık ve veteriner kontrolleri sahiplenme kararının temel parçaları olmalıdır.

Scottish Fold ile Scottish Straight Arasındaki Fark Nedir?

İki kedinin en kolay fark edilen ayrımı kulak yapısıdır. Scottish Fold’da kulaklar öne doğru katlanırken Scottish Straight kedilerinde kulaklar dik yapıdadır.

Aynı kökenden gelebilmelerine rağmen kulak fenotipleri farklıdır. Özellikle eşleştirme ve genetik sağlık konusu uzman veteriner hekimler ve sorumlu yetiştiricilik ilkeleri çerçevesinde değerlendirilmelidir.

Scottish Fold Satılık İlanlarında Nelere Dikkat Edilmeli?

İnternette Scottish Fold satılık ilanları incelenirken yalnızca fotoğraftaki görünüm veya renk üzerinden karar verilmemelidir. Sağlık bilgileri açık şekilde paylaşılmayan yavrular konusunda temkinli davranmak gerekir.

İlan veya sahiplendirme sürecinde özellikle şu bilgilerin sorgulanması yararlıdır:

  • Yavrunun gerçek yaşı
  • Anne ve baba bilgileri
  • Veteriner sağlık kayıtları
  • Aşı ve parazit uygulamaları
  • Yavrunun güncel videosu
  • Beslenme düzeni
  • Yaşadığı ve büyüdüğü ortam
  • Ebeveynlerin genetik ve ortopedik sağlık geçmişi

Fiyatın çok düşük veya çok yüksek olması tek başına kalite göstergesi değildir. Öncelik her zaman hayvan refahı ve sağlık olmalıdır.

Scottish Fold Yavru Sahiplenirken Nelere Dikkat Edilmeli?

Bir yavruyu eve getirmeden önce fiziksel ve davranışsal durumunu gözlemlemek önemlidir. Çok küçük yaşta anneden ayrılmış yavrulardan kaçınılmalıdır.

Sağlıklı görünen bir yavruda genel olarak canlılık, çevreye merak, temiz göz ve burun çevresi, sağlıklı tüy görünümü ve yaşına uygun hareketlilik beklenir. Bununla birlikte dışarıdan sağlıklı görünmek veteriner muayenesinin yerini tutmaz.

Scottish Fold İçin Ev Nasıl Hazırlanmalı?

Yeni bir kedinin eve adaptasyonunu kolaylaştırmak için temel ihtiyaçlarının önceden hazırlanması faydalıdır.

Evde bulunması gereken temel ürünler şunlardır:

  • Mama ve su kabı
  • Uygun kedi maması
  • Kum kabı ve kedi kumu
  • Taşıma çantası
  • Tırmalama alanı
  • Rahat yatak
  • Güvenli oyuncaklar
  • Tarak
  • Yüksek dinlenme ve gözlem alanları

İlk günlerde kedinin tüm evi hemen keşfetmesini beklemek yerine güvenli ve sakin bir alan oluşturmak adaptasyonu kolaylaştırabilir.

Scottish Fold Kimler İçin Uygundur?

Scottish Fold sakin ve insanlarla yakın ilişki kurabilen bir kedi isteyen kişiler için karakter açısından cazip olabilir. Bununla birlikte ırkın genetik sağlık risklerini bilerek hareket etmek ve olası veteriner ihtiyaçlarını karşılayabilecek durumda olmak gerekir.

Yalnızca kıvrık kulakları veya sosyal medyada popüler görünümü nedeniyle tercih edilmemelidir. Irkın ihtiyaçlarını araştıran ve uzun vadeli sorumluluğunu üstlenmeye hazır kişiler daha bilinçli bir sahiplenme kararı verebilir.

Scottish Fold Hakkında Sık Sorulan Sorular

Scottish Fold nasıl bir kedidir?

Scottish Fold genellikle sakin, sosyal, insan odaklı ve ev yaşamına uyumlu bir kedidir. En belirgin fiziksel özelliği öne doğru katlanan kulaklarıdır.

Scottish Fold yavru çok hareketli midir?

Yavru Scottish Fold kedileri yetişkinlere kıyasla daha oyuncu ve hareketli olabilir. Bireysel karakter ve sosyalleşme düzeyi hareketliliği etkiler.

Scottish Fold Blue Point farklı bir ırk mıdır?

Hayır. Blue Point ayrı bir kedi ırkı değildir; Scottish Fold’da görülebilen renk/desen tanımlamalarından biridir.

Scottish Fold apartmanda beslenebilir mi?

Evet. Uygun çevresel zenginleştirme, oyun, beslenme ve sağlık takibi sağlandığında ev ve apartman yaşamına uyum sağlayabilir.

Scottish Fold bakımında en önemli konu nedir?

Rutin bakımın yanında genetik eklem ve kıkırdak sorunlarının takip edilmesi özellikle önemlidir. Hareket değişiklikleri fark edildiğinde veteriner değerlendirmesi geciktirilmemelidir.

Sonuç: Scottish Fold Sahiplenmek Doğru Bir Tercih mi?

Scottish Fold, yuvarlak yüzü, karakteristik kulakları ve sakin karakteri sayesinde oldukça dikkat çekici bir kedi ırkıdır. Ev yaşamına uyumu ve insanlarla güçlü bağ kurabilmesi onu birçok kişi için cazip hâle getirir. Bununla birlikte Scottish Fold’u değerlendirirken görünüm kadar genetik sağlık özelliklerini de dikkate almak gerekir.

Özellikle Scottish Fold yavru arayanların yavrunun yetiştirildiği ortamı, veteriner kayıtlarını ve ebeveynlerinin sağlık geçmişini araştırması önemlidir. Scottish Fold Blue Point gibi belirli renkler görsel olarak tercih edilebilir ancak renk hiçbir zaman sağlık kriterlerinin önüne geçmemelidir. Benzer şekilde Scottish Fold satılık ilanları arasında seçim yapılırken fiyat veya görünüm yerine hayvanın sağlığı, refahı ve şeffaf sağlık bilgileri öncelikli tutulmalıdır.

Bilinçli bir sahiplenme kararı; kedinin yalnızca bugünkü sevimli görünümünü değil, yıllar boyunca ihtiyaç duyacağı bakım, veteriner takibi, beslenme ve yaşam koşullarını birlikte değerlendirmek anlamına gelir.

HANİFE SAÇ VEFAT ETTİ

Kadir Saç’ın eşi Hanife Saç, 80 yaşında vefat etti.
Kadir Saç’ın eşi, Nevin Özbek’in annesi, İlyas ve Yılmaz Ak’ın ablası, Nedim Özbek’in kayınvalidesi, Melih Özbek ve Merve Meşe’nin anannesi Hanife Saç için dün Kıyık Yeni Cami’de cenaze töreni düzenlendi.
Öğle namazından sonra kılınan cenaze namazının ardından Hanife Saç’ın cenazesi Yeni Şehir Mezarlığı’na defnedildi.

Hudut’a Kartopu Ödülü

Kartopu Enez Gönüllüleri Derneği’nin Enez’e güzellik katan, olumlu katkılar yapan, başarılı hizmetler verenlere her yıl geleneksel olarak sunduğu plaketlerin bu yılki sahipleri açıklandı.

Buna göre Derneğin 12 Ağustos 2026 Çarşamba günü sahiplerine sunulacak olan plaketlerin:

•Enez’in sorunlarına gösterdiği ilgi ve hassasiyet nedeniyle Edirne’nin en köklü gazetelerinden HUDUT GAZETESİ ailesine,

•“YILIN EN BAŞARILI MUHTARI” olarak Yenice Köyü Muhtarı Sayın Ruşen YAZICIOĞLU’na

•Örnek esnaflığın yanında; hayvancılık alanında, özellikle yörenin değerlisi BOZIRK cinsi yerli sığırların korunması ve sürdürülebilirliği için yaptığı çalışmalar nedeniyle Hisarlı Kasabı Sayın Günay AYDOĞDU’ya

•Enez’de Trakyazirveturizm adı ile kurdukları seyahat şirketi ile Enez turizmine verdikleri katkı nedeniyle Sayın Aydoğan AKAR’a

•Enez sahilinde gerçekleştiğiniz örnek bir yatırımla Enez’e ve Enez Turizmi’ne yaptığı katkı nedeniyle Sayın Rahim ERKENLER’e

•Bilim ve matematik dalında özellikle yurt dışında düzenlenen yarışma ve olimpiyatlardaki başarıları nedeniyle Sayın Demir KUŞKU’ya verileceği açıklandı.

Obezite ilacında ‘doktor kontrolü’ şart!

Olgay GÜLER

Edirne Eczacı Odası Başkanı Doğukan Cem Çiftçi, özellikle son dönemde sosyal medyayla birlikte değişen güzellik algısıyla, insanların obezite ilaçlarına rağbet gösterdiğini belirterek, olası risklerine dikkat çekti.

Odası Başkanı Çiftçi, son dönemde kullanımı ve popülaritesi artan, Türkiye’de enjektör yardımıyla da kullanılan obezite ilaçları ve kullanım riskleri hakkında değerlendirmede bulundu. Obezitenin çağımızın multidisipliner yaklaşılması gereken bir hastalığı olduğunu söyleyen Çiftçi, ilaçların sadece güzellik kaygısıyla değil, hekim kontrolünde ve gerekli tetkikler yapıldıktan sonra kullanılması gerektiğine vurgu yaptı.

‘MUTLAKA DOKTOR KONTROLÜNDE BAŞLANMALI’

Obezitenin sadece yüksek kiloyla değerlendirilmesinin doğru olmadığını ve tedavinin uzman hekimlerce planlanması gerektiğini belirten Çiftçi, “Obezite tabii artık çağımızın bir hastalığı. Dolayısıyla bir durumdan ziyade multidisipliner yaklaşılması gereken bir hastalık. Sadece yüksek kiloyla değerlendirmek doğru değil. Tabii burada hekimlerimiz bunu değerlendirdikten sonra bu tarz ilaçlara yönlendiriyor. Bu yüzden tekrar altını çizmek gerekir ki mutlaka doktor kontrolünde başlanması gerekir. Çünkü her ilaçta olduğu gibi bir yarar-zarar dengesini gözetiyor. Bunu gözetirken de mutlaka ön tetkikleri yapılmış ve gerçekten kullanılması gereken hallerde kullanılmasını özellikle söylüyoruz” dedi.

‘KONU SAĞLIKLA DEĞİL, GÜZELLİK ALGISIYLA İLGİLİ’

Sosyal medya nedeniyle güzellik algısının değiştiğini, bu durumun insanları zayıflama uğruna farklı yöntemlere ittiğini dile getiren Çiftçi, “Çünkü sosyal medyanın hegemonyasında, artık güzellik algısının değiştiği bu dünyada insanlar zayıf kalabilme uğruna birçok yaklaşıma başvuruyorlar. Tabii burada özellikle şunu da algılayabiliyoruz: Obezite cerrahisi, diyetisyen desteği ve diğer yaklaşımların ciddi oranda bu ilaçlardan sonra düştüğünü görmekteyiz. Bu da bize konunun sadece sağlık alanıyla ilgili olmadığını, aynı zamanda güzellik kaygısıyla da ilgili olduğunu gösteriyor” diye konuştu.

‘TÜRKİYE FİYAT AVANTAJI NEDENİYLE CAZİBE NOKTASI’

İlaçların Türkiye ve Avrupa arasındaki fiyat ile form farklılıklarına dikkat çeken Çiftçi, “Bu konunun tabii ilk basamağı. İkinci basamağı ise ilaçların Türkiye’deki İlaç Fiyat Kararnamesi’nden kaynaklı olarak Avrupa’ya ve komşu ülkelerimize göre biraz daha düşük olması. Bu da bir cazibe noktası haline gelebiliyor. Oradan vatandaşlar reçeteleriyle Türkiye’ye gelip görece daha uygun fiyata buradan tedarik etmek isteyebiliyorlar. Tabii aslında orada şöyle bir kavram da var. Türkiye’de bu ilaçlar enjektör formunda. Yani siz bir enjektörle kendinize uygulamanız gerekirken Avrupa’daki formlar kalem formunda, hazır formda. Arada bir kullanım farkı var. Bazen özellikle yakın komşularımızda yaşayan Türk vatandaşlarımız buradan uygun fiyatla tedarik etmek isteyebilirken, tam tersi Türkiye’deki vatandaşlarımız da oradan farklı formunu elde etmek için bu uygulamaları yapabiliyorlar” şeklinde konuştu.

TRAKYADA MEKANİK TARIM TARIMSAL ÜRETİM ÇEŞİDİNİ AZALTTI !

Hüseyin ERKİN

Yük. Müh., DSİ em.Bölge Md. Yrd.

Marshall yardımı döneminde Trakya da varlıklı birkaç aile traktör kullanılmaya başlamıştır. Ancak tarım daha çok insan ve hayvan gücünden yararlanarak 1980’li yıllara kadar devam etmiştir. Burada dikkat çeken konu “Turunçgil” familyası hariç karasal iklimde yetişen her türlü tarımsal ürün yetiştirilmekteydi.

Hemen hemen her köy evi bahçesinde her türlü meyve yetiştirilirdi. Keza her köyde “Bağlık” denilen bölgelerde her haneye ait küçük bağ arazileri mevcuttu. Buğday – Çavdar – Arpa – Gündöndü – Mısır – Kavun – Karpuz – patates – Soğan – Sarımsak – Susam – Rapiska… gibi mahsuller öncelikle ailenin gıda ihtiyacına kullanılır fazlası satılırdı.

TMO kurulup buğday, arpa, çavdar..gibi mahsullere devlet tarafından taban fiyat uygulaması başladıktan sonra tarımsal üretim siyasete destek yarışına döndü. Tarımın makinalaşması ve giderek nüfus azalması Trakya’da buğday – gündöndü tarımına dönüldü.

Son yıllarda kısmen ceviz başta olmak üzere meyvecilikte gelişme olsa da cılızdır.

Öte yandan önceki yıllarda özellikle koyun – keçi küçükbaş hayvancılık Edirne ve Kırklareli’nde çok yaygındı. Peynirimizin adı da bu sayede ünlenmiştir. Ne yazık ki bu da gerileyerek azalmıştır. Bunun yerine yerli büyükbaş ırkı terk edilerek hazır yeme alışık ithal damızlık hayvancılığı başlatılmış bu da yaşatılamamıştır.

Halbuki önceki yıllarda köylerde her hanede en az bir iki tane inek bulunur, ailenin süt tereyağı, yoğurt ihtiyacı giderilirdi. Bu hayvanlar köy meydanında ya da köyün uygun yerinde toplanır bir iki sığırtmaç tarafından güdülür akşam her hayvan kendi hanesine gelirdi. Her hanede kümes olup ailenin yumurta ve tavuk eti de bu sayede karşılanırdı. Herkes birbirine yardım eder, bir çok iş ortak imece usulü ile de yapılırdı.

En önemlisi de köyde yaşayan herkes mutlu ve daha sağlıklıydı. Bir çok hayvan veteriner ve insan doktor görmeden yaşamını yitirmiştir. Ne yazık ki mekanik tarıma geçişi Avrupa ve gelişmiş ülkeler gibi yapamadık. Traktör sayımızı, makinalarımızı gereğinden fazla arttırdık. 50 dönüm tarlası da olan traktör aldı. Edirne de halen 30 bin civarında traktör var. 25 bin ÇKS kayıtlı çiftçi 2.905.077 dekar arazi işlemektedir. Bir çok traktör yılda en fazla 500 saat çalışabilmektedir. Halbuki traktörler ortalama yılda en az 1500 saat çalışacak şekilde üretilmektedir. Bu da Edirne de görünmeyen bir ölü yatırımın varlığını göstermektedir.

Bu yüzden acilen Edirne de “kooperatifçilik” anlayışı ile ya da şirket bazlı tarımsal üretime acilen geçilmelidir. Hatta, 1970’li yıllarda Edirne’de “kooperatifçilik” çok gelişmişti.Edirne bu kültüre sahip, Çok kısa sürede başarı sağlanabilir

Günümüz teknolojisi ile önceki yıllarda Trakya’da üretilen tüm tarımsal ürünler makina ile ekilip ve hasat edilmektedir. Kısacası acilen Trakya da var olan bu tarımsal potansiyelin acilen katma değere döndürülecek proje ve politikaların hayata geçirilmesi gerekmektedir.

Geçmişte nasıl İstanbul beslendiyse günümüzde de 15 milyonluk şehre ve Balkan ülkelerine tarımsal üretim yetiştirilerek gelir elde edilmelidir.

Yunan da kapısını yenileyecek

Pazarkule’nin karşısındaki Yunanistan’ın Kastanies Sınır Kapısı’nın yenilenmesine ilişkin projenin 2028 yılı içerisinde tamamlanmasının hedeflendiği bildirildi.

TÜRSAB Trakya Bölge Temsil Kurulu Başkanı Egemen Aydın, Başkan Yardımcıları Altan Çetinkaya ve Erdinç Nişikli ile Yönetim Kurulu Üyeleri Şükran Erçetin, İsmail Yar ve Melike Gürbüz’den oluşan heyet, Yunanistan’ın Gümülcine kentinde Doğu Makedonya ve Trakya Eyalet Başkanı Christodoulos Topsidis’i makamında ziyaret etti.

Gerçekleştirilen görüşmede, Türkiye ile Yunanistan arasındaki turizm ilişkilerinin geliştirilmesi, iki bölge arasında karşılıklı turist hareketliliğinin artırılması ve ortak tanıtım faaliyetleri ele alındı. Özellikle sınır kapılarında yaşanan yoğunlukların azaltılması, geçiş süreçlerinin hızlandırılması ve bölge turizmine katkı sağlayacak ortak projeler hakkında görüş alışverişinde bulunuldu.

Toplantıda ayrıca, Egnatia Otoyolu üzerinde seyahat eden turistlerin ihtiyaçlarını karşılayacak yeni dinlenme tesislerinin oluşturulmasına yönelik çalışmalar, Enez’e yapılması planlanan Gümrük Limanı’nın Taşoz, Semadirek ve diğer adalara ulaşımı kolaylaştırarak her iki bölge turizmine sağlayacağı katkılar ve yatırımlar ile iki ülke arasında turizm iş birliğini güçlendirecek yeni projeler değerlendirildi.

Görüşmede Kastanies Sınır Kapısı’nın modernizasyon çalışmaları da gündeme geldi. Yunan makamlarınca, Kastanies Sınır Kapısı’nın yenilenmesine ilişkin yazışma ve hazırlık süreçlerinin tamamlanmak üzere olduğu, projenin 2028 yılı içerisinde tamamlanmasının hedeflendiği bilgisi paylaşıldı. Modernizasyonun tamamlanmasıyla birlikte sınır geçişlerinin daha hızlı ve konforlu hale gelmesi bekleniyor.

Ayrıca, Doğu Makedonya ve Trakya Eyalet Başkanlığı yetkilileri önümüzdeki günlerde Edirne’yi ziyaret ederek TÜRSAB Trakya Bölge Temsil Kurulu ve Edirne Valiliği ile bir araya gelmek istediklerini ifade etti. Gerçekleştirilecek bu ziyaret kapsamında ortak turizm projeleri, Enez Limanı ve sınır ötesi iş birliklerinin geliştirilmesine yönelik görüşmeler yapılması planlanıyor.

TÜRSAB Trakya Bölge Temsil Kurulu Başkanı Egemen Aydın, iki komşu ülke arasındaki turizm ilişkilerinin geliştirilmesi adına gerçekleştirilen görüşmenin son derece verimli geçtiğini belirterek, bölgesel iş birliklerinin artarak devam edeceğini ve her iki tarafın da turizm potansiyelini birlikte değerlendirme konusunda güçlü bir irade ortaya koyduğunu ifade etti.

KASTANİES’TE NE YAPILACAK?

Hudut Haber Merkezi’nin araştırmasına göre, projenin adı “Kastanies Sınır İstasyonu’nun Taşınması”. Yani mevcut kapı sadece tadil edilmeyecek; yeni bir alana taşınarak yeniden inşa edilecek.

Resmi açıklamaya göre yaklaşık 15 milyon avroluk projeyle:

Yeni ve çağdaş bir sınır kapısı oluşturulacak,

Güvenlik ve sınır kontrol altyapısı yenilenecek,

Yolcu geçiş koşulları iyileştirilecek,

Uluslararası taşımacılığın ihtiyaçlarına uygun düzenlemeler yapılacak,

Sınır kapısının operasyonel kapasitesi artırılacak.

Yunan makamları projeyi, Yunanistan’ın kara sınır kapılarının modernizasyonu kapsamında stratejik öneme sahip üçüncü büyük proje olarak tanımlıyor.

Enez’de trol teknelerine denetim

Enez Balıkçı Barınağı’nda, uluslararası sularda avcılık faaliyetinde bulunan trol teknelerine yönelik su ürünleri denetimi gerçekleştirildi.

1380 sayılı Su Ürünleri Kanunu ve ilgili mevzuat kapsamında gerçekleştirilen denetimlerde; su ürünleri kaynaklarının korunması, sürdürülebilir avcılığın sağlanması ve yasa dışı avcılığın önlenmesine yönelik kontroller yapıldı.

Denetimlere, Edirne tarım ve Orman İl Müdür Yardımcısı Sezer Seyhan, Balıkçılık ve Su Ürünleri Şube Müdürü Mustafa Cankaya, Enez İlçe Tarım ve Orman Müdürü Murat Aslan, Enez Deniz Polisi, Sahil Güvenlik Komutanlığı ekipleri ve Müdürlük personelleri katılım sağladı.

Denetimler kapsamında trol teknelerinin  avcılık faaliyetleri,  ruhsat ve izin belgeleri, su ürünleri mevzuatı kapsamında yerine getirmeleri gereken yükümlülükleri kontrol edildi.

Edirne Tarım ve Orman İl Müdürlüğü’nün konuya ilişkin paylaşımında, “Denizlerimizdeki ve iç sularımızdaki su ürünleri kaynaklarımızı korumak, sürdürülebilir balıkçılığı desteklemek ve gelecek nesillere sağlıklı su ekosistemleri bırakmak amacıyla denetimlerimizi ilgili kurumlarla koordinasyon içerisinde kararlılıkla sürdürüyoruz” ifadelerine er verildi.

‘Yeni Sevr’ler yaşanmasın!’

Atatürkçü Düşünce Derneği ülkemizde hangi ad altında olursa olsun yeni Sevr’ler asla yaşanmayacağını,

Atatürkçü Düşünce Derneği (ADD) ülkemizde hangi ad altında olursa olsun yeni Sevr’ler asla yaşanmayacağını, bunun için tek çarenin, tek yolun Atatürk’ün gösterdiği yolda yürümek olduğunun bilinmesini istediklerini bildirdi.

ADD Edirne Şubesi Yönetim Kurulu.Başkanı Celil Özcan tarafından paylaşılan dernek genel merkezinin açıklamasında, Gazi Mustafa Kemal Paşa önderliğindeki Türk halkının direnişi karşısında yürürlüğe konulamamış olan Sevr Antlaşması, 106 yıl önce, 10 Ağustos 1920’de I. Dünya Savaşı sonrasında İtilâf Devletleri ile Osmanlı İmparatorluğu hükümeti arasında Fransa’nın başkenti Paris’in 3 km batısındaki Sevr banliyösünde bulunan Seramik Müzesi’nde imzalandığı hatırlatılarak özetle şunlara yer verildi:

“Mustafa Kemal Paşa başkanlığındaki Büyük Millet Meclisi, Sevr Anlaşması’na çok büyük bir tepki gösterdi ve uygulanmasına izin verilmeyeceğini bildirdi. 17 Ağustos 1920’de Doğu Cephesi Komutanı Kazım Karabekir Paşa’nın TBMM’ye telgrafla sunduğu öneri oylanarak kabul edildi ve buna göre Sevr Antlaşması’nın imzalanmasına karar verenler ve imzalayanlar vatan haini ilan edildi.

Sevr Barış Antlaşmasına göre, Doğu Trakya ve Batı Anadolu Yunanlılara verilecekti. Mardin, Urfa, Antep ve Suriye Fransızlara bırakılacak, Adana’dan Kayseri ve Sivas’ın kuzeyine kadar olan bölge Fransız nüfuzunda olacaktı. Arabistan ve Musul dahil Irak, İngiltere’ye bırakılacaktı. Aydın ve Çine Çayı’ndan itibaren Batı Anadolu İtalyanlara bırakılacaktı. Rodos ve On İki Ada İtalyanlara, diğer Ege Adaları Yunanlılara bırakılacaktı. Ordu, Samsun, Tokat, Amasya, Sinop, Çorum, Kayseri’nin doğusu, Çankırı, Ankara, Eskişehir, Bolu, Zonguldak ve Bilecik Osmanlı Devleti’ne bırakılacaktı. İstanbul, başkent olarak kalacak ancak Osmanlı Devleti barış şartlarına uymazsa İstanbul da Türklerden alınacaktı. Boğazlar savaş zamanında bile bütün gemilere açık olacak. Uluslararası bir Boğazlar Komisyonu kurulacak. Türk üyesi bulunmayacak olan bu komisyonun ayrı bir bütçesi ve ayrı bir bayrağı olacaktı. Osmanlı Devleti’nde yaşayan her topluluk dil, din, mezhep özgürlüğünü kullanabilecek ve herkes eşit olacaktı. Hicaz, bağımsız bir devlet olacaktı. Osmanlı Devleti, Mısır üzerindeki haklarından feragat edecekti. Doğu Anadolu’da iki yeni devlet kurulacaktı. Osmanlı ülkesinde mecburi askerlik kaldırılacaktı. Asker sayısı 50.700 olacak, ordunun ağır silah ve uçakları olmayacaktı. Deniz gücü sınırlı olacak, on üç küçük gemiyi geçmeyecekti.

Adli ve mali kapitülasyonlar en ağır şekilde tüm müttefik devletlere açık olacaktı. Osmanlı Devleti maliyesi tamamen İtilaf Devletlerinin denetiminde olacaktı. İngiliz, Fransız, İtalyan ve Osmanlı Devleti temsilcilerinden oluşan bir komisyon bütçeyi hazırlayacaktı. Osmanlı Devleti üyeleri komisyonda sadece danışmanlık yapacaktı ve Osmanlı Devleti savaş sonrası tazminat ödeyecekti.

10 Ağustos 1920 tarihli İstanbul Hükümeti tarafından imzalanan Sevr Antlaşması’nın kapitülasyonlarla ilgili maddeleri 261. ve 317. Maddelerine göre kapitülasyonlar (ayrıcalıklar) Türkler dışındaki bütün milletlere sağlanmıştır. Ayrıca Sevr’de 141. madde ile azınlık okullarına devletin hiçbir müdahalesinin olamayacağı, yabancı şirketlerin tüm haklarının geri verileceği de belirlenmiştir.

Kapitülasyonların Osmanlı Devleti üzerine 400 yıl boyunca oldukça kötü etkileri olmuştur. Kapitülasyonlar, Osmanlı Devleti’nin ekonomik gücünü sarsmış, yerli sanayii çökertmiş, ticaretin dengesini bozmuş, bütçe açığını arttırmış ve borçlanmayı hızlandırmıştır. Osmanlı Devleti’nin ekonomisinin bozulması ile birlikte, çıkan isyan ve savaşlarla hızlanan bir süreçle çöküşe doğru gidilmiştir.

Osmanlı’da kapitülasyonların yarattığı bağımlılığının boyutlarını iyi anlamak için şu gerçekleri bilmek gerekir.

1- Osmanlı’da bir yabancı ne yaparsa yapsın ülkeden çıkarılamazdı.

2- Yabancı okullar kontrol edilemezdi. Yabancılar istedikleri gibi eğitim öğretim yapardı.

3- Yabancılar, belediye temizlik işleri vergisi ile emlak vergisinden başka vergi vermezlerdi; bunları da eğer vermek istemezlerse zorla almak neredeyse olanaksızdı.

4- Yabancılardan yüzde 8’den fazla gümrük vergisi alınamazdı. Osmanlı Devleti’nin, gümrük tarifelerini özgürce belirleme yetkisi yoktu.

5- Yabancılar arasındaki davalar konsolosluk mahkemelerinde, Osmanlılar ile yabacılar arasındaki davalar (tercüman bulundurularak) Türk mahkemelerinde, hukuk davaları ise (tercüman bulundurularak) karma mahkemelerde görülürdü; karma mahkeme, konsolosluk tarafından gönderilen iki yabancı ve üç Türk hâkimden oluşurdu. Yabancıların davalarında tercüman bulundurulması zorunluydu. Yabancılar tercüman olmadan gözaltına alınamaz, sorgulanamaz ve tutuklanamazdı. Bir yabancının evine ve işyerine tercüman olmadan zabıta veya polis giremezdi.

6- Mahkûm yabancılar cezalarını kendi devletlerinin hapishanelerinde çekerler, daha doğrusu cezalarını çekecek diye serbest bırakılırlardı.

7- Yabancılara ait tebligat ancak konsoloslukları aracılığıyla yapılabilirdi.

8- Yabancı gemiler “ülke dışı” kabul edilir, tercüman olmadıkça içlerine girilemez, araştırma ve inceleme yapılamazdı.

9- Devlet, istediği herhangi bir maddeyi devlet tekeli altına alamazdı.

10- Elçiliklerin kabul etmediği kanunlar yayımlanamazdı.

11- Yabancıların kendi postaneleri vardı. Buralara gelen çantalar açılamazdı.

12- Yabancı yaşamayan yerlerde bile yabancıların okulları, hastaneleri, kiliseleri vardı. Bu kuruluşlar belediye vergisi, emlak ve keyif verici maddeler vergisi ile ithal edecekleri ürünler için gümrük vergisi vermezlerdi.

13- Konsolosluklara girilemezdi. Konsolosluklarda çalışan herkes “ülke dışı” ayrıcalıklardan yararlanırdı.

Sevr Antlaşması, Osmanlı Devleti’nin imzaladığı son antlaşmadır. Bu antlaşma ile toprakları paylaşılan, ordusu güçsüzleştirilen, ekonomisi İtilaf Devletleri’nin kontrolüne giren Osmanlı Devleti ve Türk milleti yok sayılmıştır. Sevr Antlaşması Anadolu halkının Büyük Millet Meclisi liderliğindeki direnişi karşısında yürürlüğe konulamamıştır.

Mustafa Kemal Paşa’nın Anadolu’ya geçtiği günlerde Osmanlı Devleti, İtilaf Devletleri tarafından topraklarının paylaşılmasına karar verilmiş bir ülkeydi. Kurtuluşu, düşman devletlerinin her dediğini yapmakta gören bir hükumet tarafından yönetiliyordu. Millet karanlık ve belirsizlik içinde başsız ve savunmasız kalmıştı. Bulundukları çevrede kurtuluş çareleri arayan bazı grupların çabaları hem yetersiz hem de ülke bütünlüğünü sağlamaktan uzaktı.

Zor koşullar altında Samsun’a çıkan Mustafa Kemal Paşa, askerlik mesleğinden istifa edip yetkisiz kalmasına, ekonomik ve askerî yetersizliklere, tutuklanma girişimlerine, düzenlenen kongrelerin engellenme çabalarına rağmen milletinden alacağı desteğe güvenerek mücadele etmiştir ve bu güvenini hiçbir zaman kaybetmemiştir. Örgütleyici gücü, vatanseverliği ve liderlik özellikleri ile halkın kendi içinde geliştirdiği tepkiyi ulusal örgütlenmeye ve topyekün bir mücadeleye dönüştürüp askeri eylemlerle birleştiren Mustafa Kemal Paşa, Ulusal mücadelenin lideri olmuştur.

Antlaşma imzalandığı dönemde devam eden Türk Kurtuluş Savaşı’nın sonucunda Türklerin galibiyetiyle, bu antlaşma yerine 24 Temmuz 1923’te Lozan Antlaşması imzalanıp uygulamaya konulduğundan Sevr Antlaşması geçerliliğini kaybetmiştir. Sevr antlaşması 1. Dünya Savaşı sonunda uygulanamayan tek anlaşmadır. Emperyalistler uygulayamadıkları Sevr hayallerinden hiç vazgeçmedi. Bugün de yeni Sevr’ler için çeşitli taktikler geliştiriyorlar. Ancak, Atatürkçü Düşünce Derneği olarak biliyoruz ki, Ülkemizde hangi ad altında olursa olsun yeni Sevr’ler asla yaşanmayacak. Bunun için tek çarenin, tek yolun Atatürk’ün gösterdiği yolda yürümek olduğunun bilinmesini istiyoruz.

Ülkemizin kurtarıcısı ve Devletimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü ve silah arkadaşlarını sevgi, saygı ve minnetle anıyoruz.”