‘Hastalarımız da, biz de tükeniyoruz’

Sağlık emek – meslek örgütleri ve çalışanları, nedeniyle “Eziyet Yönetmeliği” olarak adlandırdıkları yönetmelik karşısında bir yılı aşkındır sürdürdükleri mücadeleye kayıtsız kalan, dahası yeni sorunlar getiren Sağlık Bakanlığı’na, “Dayatmalarınızı kabul etmiyoruz! Haklarımıza kavuşana dek mücadelemizi sürdüreceğiz!” diyerek seslendi.

Sağlık emek – meslek örgütleri tarafından yapılan ortak açıklamada, aile sağlığı merkezlerinde (ASM) çalışan hekim, ebe, hemşire ve diğer sağlık personellerinin 2025 yılının son ayında da artarak devam eden sorunlarını çözecek sağlık yönetimi aradıklarına dikkat çekilerek şöyle denildi:

‘ASM’LERDE İŞLER İYİYE GİTMİYOR’

Bugün buradan bir kez daha sesleniyoruz: ASM’lerde işler iyiye gitmiyor; hem biz sağlık çalışanları hem de hizmet verdiğimiz halkımız için durum vahim.

Haykırıyoruz! Sesimizi duyurmaya çalışıyoruz!

Sesimizi duyurmak için, sağlık yönetiminin sorunlarımıza kulak vermesi için dört defa, toplam 14 gün iş bırakmak zorunda kaldık. Sağlık Bakanlığı’nın sorunlarımıza kulak vermek yerine, cezalar vererek ve performans adı altında kesintiler yaparak sağlık sistemini yönetemez hale geldiğini ilan ediyoruz.

Sağlık Bakanlığı, Aile Hekimliği Sözleşme ve Ödeme Yönetmeliği’ni 30 Ekim 2024 tarihinde yayımlamadan önce aşağıda imzası olan tüm sağlık emek-meslek örgütleri ve çalışanları olarak itirazlarımız yaptık. Bakanlık ise bizi dinlemeyip yönetmeliği hayata geçirdi.

Aile hekimleri ve aile sağlığı çalışanlarına performansa dayalı ödeme ve ücret kesintisini dayatan, iş güvencesini tamamen ortadan kaldıran; çalışanları sevk memuruna, ASM’leri çağrı merkezine dönüştüren; topluma ve sağlık çalışanlarına zarar veren ve içeriği nedeniyle “Eziyet Yönetmeliği” olarak adlandırdığımız yönetmelik karşısında bir yılı aşkındır sürdürdüğümüz mücadeleye kayıtsız kalan,dahası yeni sorunlar getiren Sağlık Bakanlığı’na sesleniyoruz:

‘DAYATMALARINIZI KABUL ETMİYORUZ’

Yine sağlık müdürlükleri önlerindeyiz! Dayatmalarınızı kabul etmiyoruz! Haklarımıza kavuşana dek mücadelemizi sürdüreceğiz!

Aşı, bebek izlem, gebe izlem, aile sağlığı birimine başvuru yapan nüfus sayısı, kronik hastalık takibi, muayene başvuru sayısı, antibiyotik yazma oranı, ağrı kesici yazma oranı, mide ilacı yazma oranı ve memnuniyet anketi üzerinden yapılan değerlendirmeler ve her ay yeni eklenen çeşitli kalemlerden oluşan kriterleriş yükümüzü artırarak tükenmemize sebep olmaktadır. Yaptığımız işleri sayısal istatistiklerden ibaret gibi göstererek ve aldığımız tüm ücretin %60’ını kaplayan bu performans ödeme sistemi ile ücret vermek değil, ücret kesmek amacını taşıdığını görüyor ve bunu kabul etmiyoruz.

ASM’lerde birlikte çalıştığımız ebe ve hemşire arkadaşlarımızdan tavan ödemesine takıldı bahanesiyle, aile hekimlerinden bordro verilerini gizleyerek, aile hekimliği birimine hastane başvurusu çok oldu diyerek yüz milyonlarca lira kesinti yaptınız. Sağlık Bakanı’na buradan sesleniyor ve soruyoruz: Son bir senede ücretlerimizden kestiğiniz parayla ne yaptınız?

Sağlık Bakanı bir yıl önce ‘Modellediğimiz yeni sistem ile aile hekimlerimizin vatandaşlarımıza ayıracağı süreyi artırdık’ derken, sağlık emekçilerine ve yurttaşlarımıza soruyoruz:Son bir yılda size ayrılan süre arttı mı? Bakanlığın formülündeki gibi sayılarla soralım: Hekim sayısı artmayıp muayene sayısı artıyorsa, hastamıza nasıl daha fazla zaman ayırmış olabiliriz?

‘1.000 TANE ASM NEREDE?’

Sağlık Bakanı geçen yıl ‘Her yıl bin ASM yapacağız’ diyordu. Ancak aynı bakan, 21 Kasım 2025 günü TBMM’de yaptığı bütçe sunumunda 1.202 tesisin hâlâ yatırım programında olduğunu söyledi. Soruyoruz: Bir yılda vadettiğiniz 1.000 tane ASM nerede?

Bir sabah uyanıp tüm ASM çalışanlarına bağışıklama eğitimi verme kararı alıyorsunuz. Eğitim önemlidir, bağışıklama önemlidir, biliyoruz. Ama eğitimini verdiğiniz bağışıklama çalışmaları için Aşı Takip Sistemi donanımını vermiyorsunuz. Aşı dolabını da ısı takip sistemlerini de sağlamıyorsunuz. Bazı aşıları bile vermiyorsunuz. Sahi; aralık ayında HPV aşısı uygulanacaktı, vaz mı geçtiniz?

Hastalıkların tanısını koyuyoruz, tedavisini yapamıyoruz. Kanserin taramasını yapıyoruz, hastaları kanser şüphesi ile aylarca bekletiyoruz, erken tedavi edemiyoruz. Her gün hastalarımız da tükeniyor, biz de tükeniyoruz. Yarattığınız yönetmelik ile ekrana veri girmekten başka bir şey yapamıyoruz. Ay sonunda ne ücret alacağımızı bilmiyor, aldığımız ücretle de geçinemiyoruz.Bugün anlıyoruz ki; bu yönetmelikle hedeflenen, biz sağlık emekçilerinin daha az ücretle, daha ağır şartlarda çalıştırılmasıdır.

Son yıllarda sağlık çalışanlarının mutlu olamadığı, işine yabancılaştığı, tükendiği, halkın da iyi sağlık hizmeti alamadığı bir düzen yarattınız.Verdiğiniz sözlerin birini bile tutmadınız. Bizi de bu düzenin parçası haline getirmek için baskı ve cezalarınızla saldırdınız. Ancak biz kendimize ve hastalarımıza verdiğimiz sözle, mesleğimizin onurunu korumak için, sağlığa ve mesleğimize yaptığınız bu saldırılara karşı bugün buradayız.

‘NE İSTİYORUZ?’

•Halkımıza, eşit, ücretsiz, yeterli süre ile koruyucu, nitelikli, sürekli, kapsayıcı birinci basamak temel sağlık hizmeti vermek istiyoruz.

•Performansa dayalı olmayan, emekliliğe yansıyan, emeğimizin tam karşılığı olan, tüm insani ihtiyaçlarımızı rahatça karşılayabileceğimiz, tek kalem ücret istiyoruz.

•%35’e varan vergi kesintilerinin en çok %15’e indirilmesini, vergide-gelirde adalet sağlanmasını istiyoruz.

•Kamu tarafından yapılan, donanımı ve tüm ihtiyaçları karşılanan, sağlık hizmeti vermeye uygun, depreme dayanıklı, güvenli ASM’ler istiyoruz.

•Mesleğimize müdahale etmeyen, sağlık çalışanlarını memnuniyet nesnesine dönüştürmeyen, baskılara ve cezalara son veren, halka koruyucu ve iyi sağlık hizmeti verilebilmesine olanak sağlayan sağlık yönetimi istiyoruz.

Sağlık çalışanlarının hakları ve halkın sağlık hakkı için mücadelecimizi sürdüreceğiz!”

Aile Hekimliği Çalışanları Sendikası (AHESEN)

Aile Sağlığı Çalışanları Ebe ve Hemşire Dernekleri Federasyonu (ASEF)

Birinci Basamak Sağlık Çalışanları Birlik ve Dayanışma Sendikası(BDS)

Anadolu Sağlık ve Sosyal Hizmet Çalışanları Sendikası (Anadolu Sağlık-Sen)

Genel Sağlık ve Sosyal Hizmet Kolu Kamu Çalışanları Sendikası (Genel Sağlık-İş)

Hekim Birliği, Sağlık ve Sosyal Hizmet Çalışanları Sendikası (Hekim Birliği)

Hürriyet Sağlık ve Sosyal Hizmetler Çalışanları Sendikası (Hürriyet Sağlık Sen)

Sağlık Çalışanları Hak Mücadele Derneği (SA-HA DER)

Sağlık Hizmetleri Sendikası (Sahim-Sen)

Sağlık ve Sosyal Hizmet emekçileri Sendikası (SES)

Tabip ve Diğer Sağlık Çalışanları Sağlık ve Sosyal Hizmetler Kamu Görevlileri Sendikası (Tabip-SEN)

Tüm Radyoloji Teknisyenleri ve Teknikleri Derneği(TÜMRAD-DER)

Türk Tabipleri Birliği (TTB)

AdvanceMax İçeriğinin Günlük Yaşama Uyumlu Yapısını Keşfedin

Bir takviye ürünün benimsenmesinde en önemli kriterlerden biri, günlük hayata ne kadar kolay adapte edilebildiğidir. AdvanceMax, kullanım pratikliği ve anlaşılır yapısıyla bu beklentiye cevap veren bir profil çiziyor. Ürünün tercih edilme nedenleri arasında karmaşık kullanım talimatları içermemesi ve kullanıcıyı yormayan bir düzene sahip olması öne çıkıyor. Günlük rutinine ekstra bir yük bindirmek istemeyen kişiler için bu durum ciddi bir avantaj oluşturuyor. Ayrıca eczane ortamında sunulması, kullanıcıların bilinçli bir şekilde ürünü değerlendirmesine olanak tanıyor ve kulaktan dolma bilgiler yerine güvenilir bir zeminde karar verilmesini sağlıyor.

AdvanceMax Eczane Kültürü İçinde Nasıl Konumlanıyor

Eczaneler, yalnızca ilaç temin edilen noktalar değil; aynı zamanda danışılan, güvenilen ve bilgi alınan alanlar olarak görülüyor. AdvanceMax, bu kültür içinde yer alarak kullanıcıya “kontrollü tercih” hissi sunuyor. Raf üzerindeki konumlandırması ve açıklayıcı yaklaşımı, ürünü rastgele bir seçim olmaktan çıkarıyor. Modern Eczane çizgisiyle örtüşen bu yaklaşım, kullanıcıların kendilerini daha rahat hissetmesini sağlıyor. Eczacı danışmanlığıyla birlikte değerlendirildiğinde, ürünle ilgili beklentiler daha gerçekçi bir zemine oturuyor ve kullanım süreci daha bilinçli ilerliyor.

AdvanceMax Kullanıcı Algısında Güven Unsuru

Bir ürün hakkında olumlu bir algı oluşmasının temelinde güven duygusu yer alır. AdvanceMax, bu güveni doğrudan vaatlerle değil, sunduğu netlik ve tutarlılıkla inşa ediyor. Kullanıcılar, içeriği belirsiz ya da abartılı söylemlerle pazarlanan ürünler yerine, sade ve anlaşılır bir anlatıma sahip seçeneklere yönelme eğiliminde oluyor. Bu noktada ürünün eczane kanalında yer alması, algıyı güçlendiren önemli bir detay olarak öne çıkıyor. Günlük dilde konuşulan, abartıdan uzak bir yaklaşım, kullanıcı ile ürün arasında daha doğal bir bağ kurulmasına katkı sağlıyor.

Kaynak: https://moderneczane.com/mediniti

Muhasebecinin ‘DEFTER’ isyanı!

Edirne Serbest Muhasebeci Mali Müşavirler Odası, 586 Sayılı Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği’ne tepkisini göstermek için basın açıklaması yaptı. Oda Başkanı Cüneyt Keskin, “TÜRMOB, Odalar ve 135 bin kişilik meslek camiası olarak vergi sisteminde onarılmaz hasarlar açacak bu düzenlemelerin yürürlükten kaldırılmasını talep ediyoruz” dedi.

Başkan Keskin, basit usulden gerçek usule geçirilerek vergilendirilecek olan mükelleflerin defterlerinin bağlı oldukları meslek odaları/birlikler tarafından tutulmasına ve beyannamelerinin bu Odalar tarafından da gönderilebilmesi imkan sağlayan tebliğe karşı çekincelerini ve tepkilerini dile getirdi.

Bu mükellef grubuna ayrıcalık tanınmasının vergide eşitlik ve adalet ilkesine aykırı olduğuna dikkat çeken Başkan Keskin, “Bu durum, kayıtdışılığın artmasına, vergiye gönüllü uyumun azalmasına, vergi gelirlerinin azalmasına ve ayrı bir disiplin olan muhasebe ve denetim mesleğinin tahrif edilmesine neden olmaktadır” dedi.

Keskin tarafından okunan açıklamada şunlara yer verildi:

Vergi sistemimizin temel amaçlarından birisi, adil, şeffaf, izlenebilir, sürdürülebilir mali yapının tesis edilmesidir. Bu yapının güçlenmesi için basit usule tabi mükelleflerin gerçek usule geçirilmesinin gerekli olduğu meslek camiamız tarafından öteden beri ifade edilmiş ve bu yolda yapılan çalışmalar Birliğimizce desteklenmiştir. Gerçek usule geçiş, belge düzeni, defter tutma ve beyan sisteminin güçlenmesini sağlamakta; mali verilerin sağlıklı ve doğru üretilmesi, kamu gelirlerinin sürdürülebilirliği açısından önem arz etmektedir.

Bu gereklilik ve önem nedeniyle 8/9/2025 tarihli Cumhurbaşkanı Kararı ile Büyükşehir Belediyesi sınırları içerisinde bulunan ve nüfusu otuz bini geçen ilçelerde anılan kararnamede belirtilen faaliyetleri yürüten mükelleflerin 01/01/2026 tarihinden itibaren basit usulden çıkarak gerçek usulde vergilendirilmeleri kararlaştırılmıştır.

Ne yazık ki, 13 Aralık 2025 tarihinde yayımlanan 586 sayılı Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği ile anılan kararname kapsamında 1 Ocak 2026 tarihinden itibaren gerçek usulde vergilendirilecek olan mükelleflerin, işletme hesabı esasına göre vergilendirildikleri süre zarfında defterlerinin bağlı oldukları meslek odaları/birlikler tarafından tutulmasına ve beyannamelerinin bu Odalar tarafından da gönderilebilmesine izin verilerek atılan olumlu adımların daha da gerisine gidilmesine sebebiyet verilmiştir.

Her ne kadar ilimizdeki esnafları ve meslek mensuplarını bu aşamada doğrudan etkilemese de ileride yapılabilecek daha olumsuz düzenlemelerin önünü açabilecek niteliktedir. Hiçbir hukuki ve teknik gerekçe ile açıklanmayacak ve kendi içerisinde onlarca belirsizlik içeren hukuka aykırı bu yetkilendirmenin nasıl bir amaca hizmet ettiğini anlamak maalesef mümkün değildir. Bu nedenle, doğrudan ülkemiz vergi sistemine ve mesleğimize yönelen bu düzenlemeye diğer meslektaşlarımız gibi biz de sessiz kalmayacağız.

Ülkemizde, mevcut krizden çıkış için “kayıtdışılıkla mücadele” ve “bütçe disiplini” ihtiyacı ortadayken ve bu kapsamda birçok mükellef ağır vergisel ödevlere katlanmak zorunda kalırken, kayıtdışılığı körükleyecek ve vergi sistemimizde gedikler açacak bu nevi uygulamaların kamuoyunda yeterince tartışılmadan ve istişare edilmeden yürürlüğe sokulması, bu mücadeleleri ve çabaları anlamsızlaştırmaktadır.

Muhasebe, finansal raporlama ve beyanname birbirinden ayrılamayacak bütünlüktedir. Muhasebe yapmak, mali tabloları hazırlamak, gerçek ve doğru mali verileri sağlamak, denetlemek, raporlamak ve beyanname vermek, dünyanın her yerinde olduğu gibi Ülkemizde de mali müşavirlerin işidir. Mali müşavirlik bütün bu konularda güvence veren, sorumluluk alan ve hesap veren meslektir. Hiçbir teknik bilgisi olmayan ve oy kaygısıyla hareket edebilecek olan esnaf odalarına veya birliklerine muhasebe ve vergi konusunda yetki verilmesi, aslında kapsama yeni alınan bu mükelleflerin Mali İdare karşısında başıboş ve denetimsiz bırakılması dışında hiçbir anlam ifade etmemektedir. Bu meslek odalarında mali müşavir çalıştırma şartı getirilmesi olayın hukuksuzluğunu ve ciddiyetsizliğini örtmeye yetmemektedir.

VERGİDE EŞİTLİK İLKESİNE AYKIRI

Bu mükellef grubuna ayrıcalık tanınması vergide eşitlik ve adalet ilkesine aykırıdır. Bu durum, kayıtdışılığın artmasına, vergiye gönüllü uyumun azalmasına, vergi gelirlerinin azalmasına ve ayrı bir disiplin olan muhasebe ve denetim mesleğinin tahrif edilmesine neden olmaktadır. Bu ise; eğitim ve sağlık gibi kamu hizmetlerinin yürütülmesi, emekliye zam yapılması, işçinin asgari ücretine Devlet desteği verilmesi gibi konularda bütçede yeterli kaynak bulunamamasının nedenleri arasına girecektir. 2026 Bütçesinin Mecliste tartışıldığı günlerde bu tebliğ tam bir garabet olmuştur. Bu sebeple, anılan düzenlemede hiçbir şekilde kamu yararı yoktur ve ülkesini seven her yurttaşın buna karşı durması gerekmektedir.

ŞU SORULARA CEVAP İSTEDİLER

Üyelerine şirin gözükmek için Türk Vergi Sisteminin yerle bir edilmesini talep edenlerin ve karar vericileri yeteri kadar bilgilendirmeyip bu çarpıklığa izin verenlerin şu sorulara cevap vermesi gerekmektedir.

  1. Esnaf odalarının yöneticileri, yanlış tutulan muhasebe kayıtlarından ve gerçeğe aykırı beyannamelerden tıpkı meslek mensuplarımız gibi tüm mal varlıkları ile sorumlu olacak mıdır?
  2. Mükelleflerin sahte belge düzenleme ve kullanma fiillerinde bu odaların yöneticilerine iştirak ve vergi suçu raporu yazılacak mıdır? Hiç değilse bu yöneticilerin bir disiplin sorumluluğu olacak mıdır?
  3. Gerçek usulde vergilendirilecek bu kadar mükellefin muhasebesi hangi teknik altyapı ve bilgi ile odalar tarafından tutulacaktır? Bu esnafların mevzuatta yer alan yükümlülüklere uyup uymadıkları kim tarafından kontrol edilecektir? Örneğin bir mükellefe vergi idaresinden izaha davet yazısı geldiğinde bu mükellefin müşavirliği Oda tarafından yapılacak mıdır? Doğru yönlendirmeler yapılmadığında esnafın uğrayacağı zararın sorumlusu kim olacaktır?
  4. Esnaftan muhasebe ücretini odalar toplayacağına ve bu durumda Kurumlar Vergisi Kanunu uyarınca iktisadi işletme oluştuğuna göre, kuruluş amaçlarına aykırı olarak devasa muhasebe ofislerine döndüreceğiniz bu meslek odalarından kurumlar vergisi beyannamesi istenecek midir?
  5. İşi ehline bırakmayı şiar edinmek gerekir iken, liyakati olmayan kişi ve kurumlara iş yaptırmaya kalkmak hangi bilim, felsefe ve inanış ile bağdaşmaktadır?

Ve belki de en acı soruyu şöyle sormak gerekmektedir. “Kamu İdaremiz, ne zaman her türlü mali politikayı sahada uygulayan muhasebe camiasının hayrına ve lehine bir işe imza atacaktır?”

Unutulmamalıdır ki muhasebe meslek mensupları tüm mükelleflerin yanı başındadır ve siyasi bir etki değerlendirmesi yapılacak ise bu camia en başta göz önünde bulundurulmalıdır.

TEBLİĞ YÜRÜRLÜKTEN KALDIRILMALI

TÜRMOB, Odalar ve 135 bin kişilik meslek camiası olarak vergi sisteminde onarılmaz hasarlar açacak bu düzenlemelerin yürürlükten kaldırılmasını talep ediyoruz. Bu düzenlemenin yürürlükten kaldırılmaması halinde her türlü hukuki mücadeleyi sürdüreceğimizi, akıl ve mantığın almadığı bu çarpık uygulamanın destekçisi olmaya tevessül edecek meslek mensupları hakkında da her türlü tedbiri alarak mesleki düzeni sağlayacağımızı buradan kamuoyuna ilan ediyoruz.

                                                 

Yeni Nesil Sürdürülebilir Konut Anlayışında Büyük Değişim: Karmod Prefabrik Çelik Ev Çözümleri İlgi Görüyor

Türkiye genelinde artan konut ihtiyacı ve sürdürülebilir yaşam arayışı, hazır yapı sektöründe köklü bir dönüşümü beraberinde getiriyor. Yeni nesil konut anlayışının öne çıktığı bu süreçte, prefabrik çelik ev çözümleri hem çevreci yaklaşımı hem de yapısal avantajlarıyla dikkat çekiyor. Son dönemde artan talep, prefabrik konut projelerinin geçici bir alternatif olmaktan çıkarak kalıcı bir yaşam modeli haline geldiğini gösterirken, uzmanlar bu dönüşümün uzun vadeli olacağına vurgu yapıyor. Karmod’un hayata geçirdiği yeni tasarım ve üretim yaklaşımı ise sektörde güçlü bir etki oluşturmuş durumda.

Geleneksel inşaat yöntemlerinde aylar sürebilen süreçlere karşılık, prefabrik çelik yapıların sunduğu hızlı kurulum, kontrollü maliyet ve enerji verimliliği avantajları, tüketicilerin tercihlerini bu yönde şekillendiriyor. Üstelik bu sistemler artık yalnızca kırsal alanlarla sınırlı kalmıyor; şehir yaşamına uyumlu, konforlu ve estetik konut çözümleriyle geniş kitlelere hitap ediyor. Karmod, sürdürülebilir üretim anlayışı ve yenilikçi mühendislik çözümleriyle, yeni nesil prefabrik çelik ev projelerini konut sektörünün merkezine taşıyor.

Karmod’un Yeni Yol Haritası: Tasarımda Esneklik, Üretimde Güç

Karmod’un duyurduğu yeni dönem yatırımları, firmanın sektördeki liderliğini pekiştiren bir hamle olarak yorumlanıyor. Özellikle alıcıların sıkça araştırdığı satılık prefabrik ev modellerinde geniş bir yelpaze sunulması, markanın daha fazla aileye ulaşmasını sağlıyor. Gerek tek katlı planlar gerekse yaşam alanını artırmak isteyen müşterilere yönelik çözümler, kullanıcıların farklı ihtiyaçlarına uygun şekilde geliştiriliyor.

Hazır yapı sektörünün en dikkat çeken özelliklerinden biri olan süreç kolaylığı, Karmod’un üretim-teslim aşamalarında daha da belirgin hale geliyor. Geleneksel inşaatlarda haftalar süren hazırlık evrelerinin yerini, fabrika kontrollü montaj süreçleri alıyor. Bu yaklaşım hem maliyeti düşürüyor hem de kullanıcıya zaman kazandırıyor. Özellikle yazlık, sürekli ikamet ya da yatırım amaçlı konut bakan müşteriler için bu hız önemli bir tercih sebebi haline geliyor.

Karmod Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Çankaya, sektörde yaşanan değişimi şu sözlerle değerlendiriyor:
 “Hazır yapı çözümlerinin geleceği artık tartışmasız bir şekilde netleşti. Tüketici hız, güven ve ekonomik çözümler arıyor. Bu beklentiye en doğru karşılığı verebilmek için üretim teknolojilerimizi sürekli yeniliyor; tasarım çeşitliliğimizi artırarak daha fazla kişinin hayal ettiği eve ulaşmasını sağlamayı hedefliyoruz.”

Bu açıklama, Karmod’un sektörel vizyonunun yalnızca bugünü değil, geleceğin konut beklentilerini de şekillendirmeyi amaçladığını ortaya koyuyor.

Çift Katlı Yaşam Konforu: Dubleks Modellerde Öne Çıkan Ayrıntılar

Son dönemde özellikle geniş ailelerin ve ferah yaşam alanı arayanların yoğun ilgi gösterdiği dublex prefabrik ev seçenekleri, markanın üretim gücünü ortaya koyan önemli bir örnek olarak değerlendiriliyor. Klasik betonarme yapılara göre daha ekonomik bir yatırım sunarken, kullanım alanlarında herhangi bir kısıtlama oluşturmayan bu modeller, modern mimari çizgilerle birleştiğinde konut anlayışını tamamen değiştirebiliyor.

Karmod’un dubleks tasarımlarında dikkat çeken bir diğer unsur ise iç mekan planlamasındaki esneklik. Müşterilerin talep ettiği oda sayısı, merdiven konumu, banyo düzeni ve ortak yaşam alanları; fabrika öncesi üretim planlarında şekillendiriliyor. Bu sayede tüketiciler hem zamandan tasarruf ediyor hem de kişisel beklentilerine uygun bir ev sahibi olmanın rahatlığını yaşıyor.

Hazır yapı sektörünün sunduğu kolaylıklar da dubleks modellerde daha görünür hale geliyor. Montaj sürecinin kısa olması, altyapı hazırlığının minimum seviyede zaman gerektirmesi ve tüm parçaların fabrika çıkışı uyumlu şekilde üretilmesi, kullanıcı deneyimini güçlendiren avantajlar arasında yer alıyor. Bu durum, müşterilerin “acaba işler uzar mı?” endişesini tamamen ortadan kaldırıyor.

Neden Karmod? Güven Veren Teknoloji, Uzun Ömürlü Yapılar

Hazır yapı sektöründe her marka benzer çözümler sunduğunu iddia edebilir; ancak Karmod’u öne çıkaran temel fark, üretim kalitesi ve markaya duyulan güvenin yıllar içinde oluşmuş olmasıdır. Karmod’un tesislerinde kullanılan yüksek dayanımlı çelik konstrüksiyonlar, uzun ömürlü panel sistemleri ve iklim koşullarına uygun izolasyon teknikleri, ev sahiplerine çok yönlü avantaj sunuyor.

Müşterilerin en çok önem verdiği unsurlardan biri olan teslim süreci de Karmod’da net ve kontrollü şekilde ilerliyor. Teslimat öncesi proje bilgilendirmeleri, montaj sahasının hazırlanması ve aşama aşama yapılan uygulamalar, kullanıcıların her adımı yakından takip edebilmesini sağlıyor. Bu şeffaf yaklaşım, piyasada her gün artan rekabet ortamında Karmod’u bir adım öne taşıyor.

Ayrıca marka yalnızca ev teslimi yapmakla kalmıyor; satış sonrası destek, teknik bilgilendirme, garanti kapsamı ve uzun vadeli bakım önerileriyle müşterinin yanında yer almaya devam ediyor. Bu yaklaşım, prefabrik sektörü içinde “tam hizmet modeli” olarak tanımlanan bir standart oluşturmuş durumda.

Karmod ile Yeni Bir Hayata Adım Atmak İçin Doğru Zaman

Artan konut maliyetleri ve değişen yaşam ihtiyaçları, kullanıcıları daha hızlı ve ekonomik alternatiflere yönlendirmiş durumda. Bu nedenle gerek prefabrik ev projeleri araştıran gerekse bütçesine uygun satılık prefabrik ev seçenekleri arayan herkes, Karmod’un sunduğu çözümlerle daha emin adımlar atabiliyor.

Markanın estetik, güvenli, uzun ömürlü ve hızlı teslim avantajlarını bir araya getiren üretim sistemi, prefabrik yapıyı yalnızca bir alternatif değil, birçok kişi için ideal konut seçeneği haline getiriyor. Özellikle doğayla iç içe yaşam kurmak, hobi bahçesi düzenlemek, yazlık sahibi olmak veya kalıcı konut ihtiyacını karşılamak isteyen aileler için Karmod’un sunduğu çeşitlilik önemli bir fırsat sunuyor.

Karmod’un yıllar içinde oluşturduğu marka değeri ve modern üretim teknolojisi sayesinde, kullanıcılar hayalini kurdukları eve beklediklerinden çok daha kısa sürede ulaşabiliyor. Sektördeki deneyimi, teknik üstünlüğü ve müşteri memnuniyetini esas alan yaklaşımıyla Karmod, yeni yaşam planı yapan herkesin güvenle tercih ettiği bir marka olmayı sürdürüyor.

Büyükçekmece’de Kaliteli Çiçek Hizmetinin Önemi


Çiçekler, hayatın birçok özel anında duyguların en zarif yansımasıdır. Doğru çiçek seçimi, verilen mesajın karşı tarafa eksiksiz ulaşmasını sağlar. Büyükçekmece’de bu konuda profesyonel hizmet sunan Aşk Çiçekçilik, taze ürünleri ve estetik tasarımlarıyla müşterilerine güven vermektedir.
Bölgede çiçek ihtiyacının karşılanmasında önemli bir yere sahip olan
Büyükçekmece çiçekçi hizmetleri, doğum günü, yıl dönümü, nişan ve kurumsal organizasyonlar için özel olarak hazırlanmış aranjmanlar sunar. Her ürün, deneyimli floristler tarafından özenle tasarlanır ve kaliteli çiçekler kullanılarak hazırlanır.
Mimaroba gibi geniş ve yoğun yerleşime sahip bölgelerde teslimat süreci büyük önem taşır. Bu noktada
Mimaroba çiçekçi hizmeti, siparişlerin doğru adrese ve zamanında ulaştırılmasını sağlayarak müşteri memnuniyetini artırır. Yerel bilgiye sahip olunması, hizmet kalitesini doğrudan etkileyen bir avantajdır.
Günümüzde çiçek siparişi vermek artık çok daha pratik hale gelmiştir.
Online çiçek siparişi sayesinde kullanıcılar, istedikleri ürünü birkaç dakika içinde seçip güvenli ödeme seçenekleriyle siparişlerini tamamlayabilir. Bu kolaylık, özellikle yoğun iş temposuna sahip kişiler için büyük bir avantaj sunar.
Aşk Çiçekçilik, kaliteli hizmet anlayışı ve müşteri odaklı yaklaşımıyla Büyükçekmece’de güvenilir bir marka olmaya devam etmektedir.

Hindi 3 bin’e bindi!

Nurşen GÜL ÖZ
Yılbaşı sofralarının vazgeçilmez alışkanlığı hindinin fiyatı yem maliyetlerindeki yükselme, üretim süreçlerindeki zorluklar ve enflasyondan dolayı geçen yıla göre önemli artış gösteriyor. Ağırlıklarına göre farklılık gösteren hindilerin fiyatı geçen yıl ortalama 2 bin lira olurken, bu yıl ise 3 bin lirayı zorluyor.


Kestaneli hindi dolmaları giderek tarih olurken, köylerde hindi besicileri talep azalsa da yılbaşına günler kala doğada beslenen hindilerinin lezzetine güveniyor. Havsa İlçesine bağlı Habiller Köyündeki Gazi Çiftliği’nde beslenen çok sayıda hindi yılbaşı sofralarına renk ve lezzet katmaya hazır. Besici; her yıl çok sayıda hindi yetiştirerek bu sayede aile bütçesine katkı sağladığını belirtiyor.


Köylerde ve çiftliklerde hindilerin doğal ortamda merada beslendiğini ifade eden hindi yetiştiricisi, “Doğal olan her şey lezzetlidir. Sağlıklı olarak büyüttüğüm hindilere talep de çok oluyor. Herkesin kesesine göre hindi satıyorum. Hindinin kilosunu 500 TL’den veriyorum. Kırmızı ete oranla fiyatı neredeyse yarı yarıya geliyor. Arzu edenler çiftliğimize gelip sipariş verebilir” dedi.


HİNDİ FİYATLARI DA YILLARLA BİRLİKTE ARTTI
Öte yandan hindi fiyatlarının, 2024-2025 yılbaşı sezonunda geçen yıla oranla önemli artışlar gösterdiği belirtiliyor. Piyasada, geçen yıl ortalama 2.000 TL olan hindi fiyatları, bu yıl 2.500 TL ile 3.000 TL arasında değişiyor. Besiciler bu durumun temel faktörlerinin yem maliyetlerindeki yükselme, üretim süreçlerindeki zorluklar ve enflasyon oranındaki artıştan kaynaklandığını belirtiyor.
Hindilerin fiyatları, ağırlıklarına göre farklılık gösteriyor. Ortalama 5 kilogramlık dişi hindiler 2.500 TL civarında satılıyor. Fiyatlar geçen üç yılla kıyaslandığında artış da fark ediliyor. 2022 yılında ortalama 1.300-1.500 TL arasında seyreden fiyatlar, 2023’te 1.800- 2.000 TL’ye,. 2024-2025 sezonunda ise 2.500-3.000 TL’ye yükseldi.

Korku filmi gibi!

Nurşen GÜL ÖZ
Kırklareli’nin Arizbaba köyünde Habil Dertli isimli köylünün evinin tavan arasında adeta bir korku filmi yaşandı. Ev sahibi bacayı temizlemek için çıktığı çatıda bir hayvan iskeleti ile karşı karşıya gelince aile boyu tedirgin ve uykusuz geceler yaşanmaya başladı.


Arizbaba Köyü sakinlerinden Habil Dertli, evinin de bulunduğu eski işyerinin bacasını onarmak üzere çatı arasına girdiğinde bir hayvan iskeletiyle karşılaştı. Panikle çatıdan inen Dertli, bacayı onarmaktan da vazgeçti. Ancak bu kez de ölen hayvanın eşinin de olabileceği kaygısıyla geceleri adeta nöbet tutmaya başladı. Ancak bu sorunu aşması gerektiğine karar veren Habil Dertli sonunda bir kez daha çatıya çıktı. Dertli bundan sonra yaşananları ise şöyle anlattı.


“Evim Arizbaba Deresi’ne çok yakın bir yerde bulunuyor. Bu durumu da göz önüne alarak bir araştırma yaptım, sordum soruşturdum. Sonuçta bu iskeletin bir sansara veya yavru bir kuzuya ait olabileceğini yolunda kanaat getirdim. Bunun üzerine cesaretimi toplayıp tekrar çatıya çıktım, iskeleti de çatıdan indirerek gömdüm. Böylece uykusuz gecelerimiz sona erdi. Hem bacayı onardım hem de geceleri rahat uyumaya başladık”
Bu tür olaylara ancak korku filmlerinde rastlandığını kaydeden Dertli, “Birçok insana basit gibi gelebilir ancak çatıda bir iskeletle burun buruna gelince insan panikleyip çeşitli senaryolar üretmeye başlıyor. O hayvanın kimseye görünmeden çatıya nasıl çıktığı ve sesini neden duymadığımız bir muamma! İnsana ürkütücü geliyor” diye konuştu.

Takıya ‘Selimiye motifi’ dokunuşu

Olgay GÜLER

Edirne’de Trakya Üniversitesi’nde (TÜ) Öğretim Görevlisi Aybike Kınalı, Selimiye Camisi minberindeki motifleri, ince işçilikle çalıştığı 925 ayar gümüşten takı setine işledi.

Trakya Üniversitesi Şehit Ressam Hasan Rıza Güzel Sanatlar Meslek Yüksekokulu El Sanatları Bölümü Kuyumculuk ve Takı Tasarımı Programı Öğretim Görevlisi Aybike Kınalı, Türk-İslam mimarisinin zirve eserlerinden Selimiye Camisi’nin minberindeki desenleri, takı setine aktarmaya karar verdi. İlk olarak desenlerin kalıplarını çıkaran Kınalı, daha sonra 1 ay süren çalışmayla takıları oluşturdu. Kolye, broş ve iki küpeden oluşan takı setini koleksiyonunda barındıran Kınalı, titiz çalıştırarak o dönemin ruhunu yansıtmak istediğini söyledi.

‘MÜTHİŞ BİR MERMER İŞÇİLİĞİ GÖRÜYORUZ’

Selimiye Camisi’nin, başlı başına bir dönemin ustalık eseri olarak bilindiğini belirten Kınalı, “Selimiye Camisi’nin minberi de kendi içerisinde yapısal olarak ve tasarımsal anlamda gerçekten üzerinde çok önemli izler taşıyor. Mimar Sinan’ın eserin üzerinde yaratmış olduğu tasarımsal figürleri ve mimari yapının içerisindeki yerleştirme ve konumu gerçekten çok önem arz ediyor. Ben de bu çalışmamda, minber desenin üzerindeki geometrik figürlerden yola çıkarak tasarımını gerçekleştirdim. Minberde, tasarımın bütününe bakıldığında müthiş bir mermer işçiliğini görüyoruz. Bu mermer işçiliği hem hafifmiş etkisi yaratıyor. Ama bir o kadar da kütlesel olarak, günümüze kadar ulaşmış olmasıyla sağlamlığını bize göstermiş oluyor. Yapmış olduğum takıda da 925 ayar gümüş kullanarak buradan esinlendiğim figürlerle, desenlerle günümüz çağdaş kuyumculuk teknikleriyle birleştirerek, bu ışığı taşımak istedim” dedi.

‘HAYRANLIK HİÇBİR ZAMAN İÇİN GİTMİYOR’

İlk önce kalıplama çalışması gerçekleştirdiklerini belirten Kınalı, “İnceleme ve araştırmadan sonra tasarım sürecine geçtik ve ardından ajur tekniği; iç boşaltma. Ben daha da vurgulu hale gelmesi için, üzerinde taşındığında görünür hale ulaştırmak için boş alanları kapatarak ve renk geçişleriyle tamamlayıp, çalışmayı sonlandırdım. O ışığa, o tasarım sürecine ulaşabilmek için hayranlık hiçbir zaman için gitmiyor, etkileniyorsunuz. Çünkü o dönem içerisindeki o teknolojide yapılmış olan o eserin şaheserliğini izledikçe, metale aktarırken, ‘Acaba ben o kadar o ruhu verebilecek miyim’ endişesini illaki yaşadım. Ama o dönemki mermer ustalarının gösterdiği ince titiz çalışmayı da kendi işçiliğimde de elimden geldiğince kullanmaya gayret ettim” diye konuştu.

‘ÖĞRENCİLERİMİZE BİR YERDE ÖRNEK OLMUŞ OLUYORUZ’

Kınalı, “Yaklaşık 1 ay sürdü çalışmam, nihai ürüne ulaşıp sergilemeye çıkarmış olmamız. 2024 yılında bu çalışmamı yaptım. O günden bugüne de koleksiyonumda halen daha yer alıyor. Tasarım sürecine başladığınızda, ele almış olduğunuz konularda, konunun çerçevesi ve oradan yola çıkışımız, malzemeyi, materyali bir arada nasıl kompoze edeceğimiz ve bunu nasıl bir koleksiyona dönüştüreceğimiz sürecini, biz kendimiz uygularken öğrencilerimize aslında bir yerde örnek olmuş oluyoruz. Çünkü öğrencilerimize biz derslerimizde hem teknik açıdan hem de koleksiyon ve tasarımsal süreçleri öğretirken adım adım küçük parçalar halinde bilgileri öğrettiğimiz için bu tip çalışmalarla ortaya çıkarttığımızda bir eserin serüveni ne şekilde, nasıl ilerliyor? Bu süreçte ne gibi adımlardan geçiyoruz? sorunları nerelerde yaşıyoruz? O problemleri ne şekilde çözüyoruz? Bunlarla da ilgili bir yerde örnek oluyoruz kendilerine. Ben kendi adıma da çalışmalar düşünüyorum mutlaka. Fakat öğrencilerimiz için de projelerimizin kapsamında tasarımlarını oluştururken, Edirne’nin farklı mimari ögelerinden olsun, doğal zengin kaynaklarından olsun, faydalanarak mutlaka tasarım oluşturmaları için kendilerine proje olarak veriyoruz” dedi.

FARKLI KOLEKSİYONLAR DA VAR

Selimiye dışında farklı temalarla hazırladığı koleksiyonlarının da olduğunu belirten Kınalı, “Daha öncesinde yapmış olduğum ‘Taştaki Türkler’ isimli Servet Somuncuoğlu’nun kitabından da esinlenerek, Türklerin özellikle Orta Asya’da taşların üzerinde kullanmış olduğu keçi ve koç motiflerinden yola çıkarak yapmış olduğum ayrıca bir koleksiyonum da bulunuyor. Burada kitap ayracı, broş ve kolye olmak üzere yaklaşık 4 parçalık bir set tasarladım. Orada da koç ve keçi figürünün Türklerin hayatındaki önemi, sonsuz ölümü ve yaşamı temsil etmesi. Bunu taşlara aktarmaları hem hayatlarının içerisinde var etmeleri kutsal bir varlık olarak görmüş olmalarını ifade etmeye çalıştım ve bunu da metal tekniğinde elimden geldiğince gösterdim” diye konuştu.

Kınalı, “Bizler akademisyen olduğumuz için yapmış olduğumuz çalışmalarımızı, okulumuzun bünyesinde, akademik anlamda ve dışarıda diğer sanat alanında açılan sergilerde sergileyerek sanatseverlerle buluşturuyoruz. Tabii ki o sergide eğer sahiplenmek isteyenler olursa da sahiplenmeleri için gerekli desteği ve yardımı da sağlıyoruz” dedi.

Edirnespor’da Salı mesaisi

Nesine 3. Lig 1. Grup’ta 14. hafta programındaki maçlar bugün ve yarın oynanacak. İnkılap Futbol Spor Kulübü – Edirnespor dahil 4 karşılaşma bugün diğer 4 karşılaşma da yarın yapılacak. 

İnkılap Futbol Spor Kulübü 12 puanla 13, Edirnespor ise 7 puanla son sırada bulunuyor.

NESİNE 3. LİG 1. GRUP 14. HAFTA PROFRAMI

16 Aralık 2025 Salı

Çorlu Spor 1947 – Yalova Fk 77 Spor Kulübü 

General Basri Saran-  15.00

İnkılap Futbol Spor Kulübü – Edirnespor 

Ömerli Stadı – 15.00

Beykoz İshaklı Spor Faaliyetleri A.Ş. – Astor Enerji Çankaya Spor Kulübü 

Alemdağ Stadyumu – 15.00

Galata Spor Kulübü – Bursa Yıldırım Spor Kulübü 

İbb Beyoğlu Stadı – 15.00

17 Aralık 2025 Çarşamba

Polatlı 1926 Spor Kulübü – Bulvarspor 

Polatlı İlçe –  13.00

Karalar İnşaat Etimesgut Spor Kulübü – Küçükçekmece Sinop Spor A.Ş. 

Etimesgut Belediyesi Atatürk Stadı – 13.00

İnegöl Kafkas Spor Kulübü – Kestel Çilek Spor Kulübü 

İnegöl İlçe Stadı – 15.00

Bursa Nilüfer Futbol A.Ş.- Silivrispor 

İbrahim Yazıcı Nilüfer Stadı – 15.00

NESİNE 3. LİG 1. GRUP 13. HAFTA TOPLU SONUÇLAR

Astor Enerji Çankaya Spor Kulübü 1-1 İnkılap Futbol Spor Kulübü 

Edirnespor 0-5 Çorlu Spor 1947 

Yalova FK 77 Spor Kulübü 0-1 Karalar İnşaat Etimesgut Spor Kulübü 

İnegöl Kafkas Spor Kulübü 4-0 Galata Spor Kulübü 

Bursa Yıldırım Spor Kulübü 3-2 Beykoz İshaklı Spor Faaliyetleri A.Ş. 

Bulvarspor 1-0 Bursa Nilüfer Futbol A.Ş. 

Silivrispor 0-0 Kestel Çilek Spor Kulübü 

Küçükçekmece Sinop Spor A.Ş. 1-1 Polatlı 1926 Spor Kulübü.