Hayır Lokması Döktürme ve Sadaka-i Cariye Kavramı

İslam inancında, insan vefat ettikten sonra bile amel defterinin kapanmamasına vesile olan, sevabı kesintisiz devam eden iyiliklere “sadaka-i cariye” denir. Bir çeşme yaptırmak, bir ağaç dikmek, ilim öğrenen bir talebeye destek olmak gibi, insanların faydalanmaya devam ettiği her türlü hayır bu kapsama girer. İşte hayır lokması dökme geleneği de, niyeti ve sonuçları itibarıyla bu önemli kavramla yakından ilişkilidir ve bir nevi sadaka-i cariye niyetiyle de yapılabilir.

Ölmüşlerin Ruhu ve Hayrı için Hayır Lokması Döktürme

Özellikle vefat etmiş bir yakınınızın ruhuna hediye etmek amacıyla lokma döktürdüğünüzde, bu eylem sadece bir günlük bir ikram olmanın ötesine geçer. O lokmayı yiyen her bir insanın edeceği dua, okuyacağı Fatiha, merhumun amel defterine sürekli bir sevap akışı olarak kaydedilir. Bu, geride kalanların sevdikleri için yapabileceği en değerli ve en anlamlı yatırımlardan biridir. Lokma hayrı fiyatları göz önünde bulundurulduğunda, aslında oldukça ulaşılabilir bir maliyetle, sevdiğiniz kişi adına sevabı sürekli akan bir hayır kapısı aralamış olursunuz.

Lokma Hayrı Nedir?

Lokma hayrının bu yönü, ona sadece bir yemek ikramı değil, aynı zamanda derin bir manevi ve uhrevi bir boyut kazandırır. Bu niyetle yapılan bir hayır, hem merhuma hem de hayrı yapana büyük faziletler kazandırır. Hayrı yapan kişi, bir başkasına iyilik yapmanın ve onun ahiretine bir hediye göndermenin huzurunu yaşar. Bu gelenek, aynı zamanda bizlere ölümün bir son olmadığını, geride bırakılan güzel amellerle yaşama manevi olarak devam edilebileceğini de hatırlatır.

Eğer siz de sevdikleriniz adına, sevabı kesilmeyecek bir iyilik yapmak, onların amel defterine sürekli bir hayır işlemesini sağlamak isterseniz, lokma hayrı bu niyetiniz için en güzel vesilelerden biri olabilir. Bu, hem geleneğimizi yaşatmak hem de sadaka-i cariye gibi önemli bir dini kavramı hayata geçirmek için harika bir fırsattır. Bu manevi değeri yüksek organizasyonu, niyetinize en uygun şekilde gerçekleştirmek için https://lokma.org/ üzerinden profesyonel ve güvenilir hizmet alabilirsiniz.

Edirne’ye adanan yaşamlara saygı duruşu

( HUDUT ÖZEL )
HUDUT :
Edirne ile ilgili ilk çalışmanız büyük dedeniz Şevket Dağdeviren’in biyografisi oldu. Ondan sonra Trakya Paşaeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti ile ilgili ikinci kitabınız çıktı. Edirne’nin mezar taşlarını incelediğiniz çok kapsamlı dördüncü kitabı dedeniz Arif Dağdeviren’in 1940’lı yıllarda çektiği Edirne fotoğraflarından hazırladınız. Şimdi de sizi elinizde Dr. Rifat Osman’ın fotoğraf ve desenlerinden oluşan kitap maketi ile görüyoruz.
CEM ALTINEL : Edirne ile ilgili ilk iki çalışmamı Edirne Beldiyesi bastı. Birbirinin ardılı olan bu çalışmalar mali güçlüklere karşın 2017 ve 2018 yıllarında basıldı. Her çalışma yeni bir çalışmaya öncü oluyor. Çok büyük zevk alarak hazırladığım Edirne’nin Gömüt Taşları başlıklı 650 sayfalık kitabıma 2021 yılında İzmirli bir denizcilik kuruluşu Uzmar sponsor oldu. Geçen yıl (2025) basılan Arif Dağdeviren’in Vizöründen 1940’larda Edirne kitabı ise Edirne Valiliği tarafından basıldı ve tanıtıldı.


HUDUT : 10 yılda 5 kitap yoğun bir çalışma temposu olsa gerek.
CEM ALTINEL : Aslında Edirne dışında da yazı çalışmalarım var. Verimli bir dönemimdeyim diyebilirim. Biraz da rastlantılar tempomu oluşturdu. Uzun süredir peşinde koştuğum malzeme ve teknik donanım üst üste hazır olunca ben de tezcanlılıkla kitapları hazırlama işine giriştim. Kervan yolda düzeliyor.
HUDUT : Bu defa neden Rifat Osman?
CEM ALTINEL : Çok önemli bir figür. Tanınırlığı yaygın ancak olması gereken yerde değil. Genelde Süheyl Ünver üzerinden okunuyor ya da tıp tarihi açısından değerlendiriliyor. Çok yönlü bir estet. 59 yıllık göreceli olarak kısa yaşamına tıp doktorluğu, müzecilik, koleksiyonerlik-arşivcilik, ressamlık, mimar-mühendislik, sanat tarihçiliği, siyasetcilik, gazetecilik, yazarlık ve fotoğraf sanatçılığını sığdırıyor. Yerel değerleri Batı normları harmanlayabilen az bulunur entellektüellerden. Alışılmış, nakarat olmuş kalıpların dışında Osman’ı fotoğraf ve desenleri üzerinden okumayı deneyimledim.


HUDUT : Kitapta neler var?
CEM ALTINEL : Dr. Rifat Osman’ın kapsamlı biyografisi (29 fotoğraf içeriyor) ile birlikte, kendisinin çektiği 122 fotoğraf ve çizdiği 123 desenden oluşan, toplamda 274 görseli içeren Türkçe ve İngilizce 236 sayfalık bir kitap hazırladım. Indesign programla kitabın grafik tasarımı, uygulaması, mizanpajı ve görsellerin elektronik ortamda temizlenerek çözünürlüklerinin arttırılması işlemleri tamamlanmış durumda. Başka bir deyişle Türkçe ve İngilizce 2 dilde hazırlanan kitap basıma hazır.

HUDUT : Kullanılan fotoğraflardan söz eder misiniz?
CEM ALTINEL : Kitapta Dr. Rifat Osman Tosyavizade’nin 1910 ile 1932 yılları arasında çektiği 122 adet Edirne fotoğraf; benim, Necdet İşli’nin ve Süleymaniye Kütüphanesi’nin arşiv fotoğraflarından derlendi. Anonim fotoğrafların dışındaki her bir fotoğrafın altında ait olduğu koleksiyon belirtildi. Kitaptaki az sayıdaki anonim fotoğraf ise, fotoğrafların sanatçısının tanınması amacı ile çalışmaya dahil edildi. Bir diğer deyişle ortalıkta dolaşan ancak Rifat Osman’a ait olduğu bilinmeyen fotoğraflar onun adı altında kayda geçirilmiş oldu. Fotoğraflar temizlenirken ve baskıya hazır hale getirilirken yapay zeka kullanılmadı. Yani fotoğraflar dışarıdan bir şey ilave edilmeden original halleriyle hazırlandı.


HUDUT : Desenler nasıl seçildi?
CEM ALTINEL : Kitapta kullanılan 123 desen başta Süleymaniye Yazma Eser Kütüphanesi, sonra Türk Tarih Kurumu Kütüphanesi ve II. Bayezid Külliyesi Sağlık Müzesi arşivlerinden seçilerek bir araya getiridi. Ana konu Edirne oldu.
HUDUT : Kitabın önemi nedir?
CEM ALTINEL : Edirne şehir mimari tarihi açısından son derece önemli olan bu desen ve fotoğraflar, Cumhuriyet öncesi ve erken dönem Cumhuriyet Edirnesi’ne ışık tutuyor. Arif Dağdeviren’in fotoğrafları ile 1940-50 arasının Edirnesi’ne bakarken, Rifat Osman’ın yapıtları ile 1920-30 arasına bakmaya çalıştım. Tüm bu görsellerin kurum arşivleri ve özel koleksiyonlardan çıkarak ulaşılabilir olmasını sağlamayı hedefledim. Gezdiğim çeşitli Avrupa ülkelerinde bu tür eserler genelde müzelerde sergileniyor.
HUDUT : Diğer kitaplarınız gibi ekip çalışması mı?
CEM ALTINEL : Evet kesinlikle. Ben kitabın içeriği kadar sunumuna da çok önem veriyorum. Çevirileri çalışma arkadaşım Musa Öncel ile yaptık. Çözüm odaklı Grafik tasarımcı arkadaşım Eda Özçelik ve fotoğraf sanatçısı dostum Enver Şengül oldukça çözüm odaklı yaklaştılar. İçinden çıkamadığım konularda Ender Bilar’ın yönlendirmeleri çok yardımcı oldu.
HUDUT : İlkeleri nelerdi çalışmanın?
CEM ALTINEL : Sunu bölümünde de belirttiğim gibi akademik bir çalışma yapma niyetinde değildim. Akademinin kısıtlayıcı kuralları konunun özünü yakalamınızı engelliyor. Buradaki temel ilke Edirne’nin gerçek bir kültürel ikonu olan Dr. Rifat Osman’ı bağımsız bir araştırmacı gözü ile fotoğraf ve desenlerinden okumak.
HUDUT : Kitap ne zaman basılacak?
CEM ALTINEL : Umarım 2026 yılı içinde. Görüşmeler sürüyor.
HUDUT : Bundan sonraki hedefler vardır mutlaka.
CEM ALTINEL : Açıkçası Edirne ile ilgili konu sıkıntısı yaşamaya olanak yok. Her yerden bir şeyler fışkırıyor. Kısa bir süre önce yitirdiğimiz Tayyip Yılmaz’ın koleksiyonunda gördüğüm Edirne panoramaları bir çalışma konusu olabilir. Herkesin bildiği Edirne’nin en güzel fotoğraflarını çeken Foto Fettah ile ilgili bir paragraf bilgi yok. İşte size yeni bir konu. Benzer şekilde Foto Şevki, Şevket Boral ve Süreyya Dumlu’nun çalışmaları mutlaka kitaba dönüştürülmeli. Bunlar Edirne’nin değerleri. Rifat Osman’ın notlarından öğrendiğim gravür sanatçısı Aleksander Zağrofos’un Edirne gravürleri kitaplaştırılmalı.
DR RİFAT OSMAN
(Edirne’ye adanmış bir yaşam)
Türkiye’nin ilk radyologlarından, tarih yazarı, ressam, mimar, fotoğrafçı Tosyavizade Dr. Rıfat Osman Bey 18 Şubat 1874’te İstanbul’da doğdu. 10 Mayıs 1933’te Edirne’de öldü Edirne’de Nazırçeşme Mezarlığı’na defnedildi.
Röntgen uzmanı olarak 1903 yılında atandığı Edirne’de tarih, kültürel araştırmalar ve çalışmalar yaptı. Kentte çeşitli yapıların projesini çizdi Edirne’deki ilk müzenin (Arkeoloji Müzesi) Arif Dağdeviren ve Necmi İğe ile birlikte kurucuları arasındaydı.
Röntgen uzmanı olarak atandığı Edirne Askeri Hastanesi’nin yanı sıra çeşitli okullarda sağlık ve resim öğretmenliği yaptı. Bugün Halk Eğitim Merkezi olarak kullanılan Türk Ocağı binasını, belediye hastanesini ve çeşmeler yaptırdı. Emekliliğinde Edirne’ye yerleşti.
Dr Rifat Osman, Edirne’de işgalleri protesto etmek ve Trakya’nın savunmasını planlamak için Belediye Başkanı Şevket Dağdeviren, Edirne Milletvekili Faik Kaltakkıran, Avukat Şeref Aykut, Tüccar Kasım Yolageldili ve bazı Edirneli yurtseverlerin katılımı ile 1918 yılında kurulan “Trakya-Paşaeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti” nin aktif bir üyesiydi.
Edirne şehir rehberi niteliğindeki “Edirne Rehnüması”, Edirne’deki saray yapıları üzerine araştırmalarını yayınladığı “Edirne Sarayı”, “Edirne Evleri” ile “Edirne Tarihi” ve “Edirne Evkaf Tarihi” adlı eserleri yayınlamıştır. Ayrıca Dr. Ratip Kazancıgil de, Hayatım ve Hatıratım ile Tosyavizade Dr. Rifat Osman Bey’den Ord. Prof. Dr. Süheyl Ünver’e Edirne Mektupları adlı iki anı mektup yapıtını günümüz Türkçesine kazandırdı.
İkinci Bayezid Külliyesi Sağlık Müzesi’nde Rıfat Osman Bey’e ve dostu Süheyl Ünver’e adanmış bir oda bulunuyor.

Emeklinin ‘kira’ çilesi!

Olgay GÜLER

Ülke genelinde en düşük emekli maaşını 20 bin TL’ye çıkaran önerge TBMM’de kabul edilirken, artan kira fiyatları emeklilerin barınmasını günden güne zorlaştırıyor.

Edirne’de, kış aylarıyla birlikte emlak sektöründe durgunluk yaşanırken, en büyük sıkıntıyı emlakçılarla birlikte kiradaki emekli vatandaşlar yaşıyor. En düşük emekli maaşı Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde (TBMM) 20 bin TL olarak kabul edilirken, bu rakam ev sahiplerinin istediği kira ücretlerini bile karşılayamaz hale geldi. Kentte en düşük kira fiyatları 15 bin TL’den başlayıp yukarılara çıkarken, açlık sınırının altında yaşayan emekliler, barınabilmek için de günlük masraflarından kısıyor.

‘MAAŞLAR KİRALARIN YANINDA DÜŞÜK KALDI’

Edirne İnşaat ve Sanatkarlar Esnaf Odası Başkanvekili, emlakçı Yüksel Meriç, kentte kış sezonuyla birlikte özellikle kiralık daire piyasasında belirgin bir durgunluk yaşandığını söyledi. Meriç, kış aylarında taşınma oranlarının ciddi şekilde düştüğünü de ifade etti.  Özellikle asgari ücret ve emekli maaşlarına yapılan zamların yanında kira fiyatlarının yüksek kaldığını dile getiren Meriç, “Asgari ücretin ve emekli maaşlarının, mevcut kira bedellerine oranla oldukça düşük kalması söz konusu. Bu da kira bedellerinin vatandaş için fahiş hale gelmesine neden oluyor. Bu yüzden şu anda kiralarda ciddi bir artış yok. Emlakçı arkadaşlarımızla birlikte, ev sahipleriyle karşılıklı konuşarak kiraları mümkün olduğunca sabit tutmaya çalışıyoruz ki evler kiraya verilebilsin” diye konuştu.

‘BU ÜCRETLE KİRA ÖDEMEK ÇOK ZOR’

Mevcut ekonomik koşulların kiracıları zorladığına da değinen Meriç, “Asgari ücret şu anda 28 bin 75 lira. Açık ve samimi konuşmak gerekirse, bu ücretle kira ödemek çok zor. Asgari ücretli ve emekli vatandaşlarımız için süreç gerçekten sıkıntılı. Kira bedelleriyle alınan maaş neredeyse aynı seviyeye geldi. Artışlar genelde yüzde 34’lük enflasyon oranı baz alınarak yapılıyor. Ancak her ev sahibi aynı değil. Bazı ev sahipleri kiracısının durumunu dikkate alıyor. Biz de ev sahiplerine şunu söylüyoruz: Evinizi çok yüksek rakamda tutmayın. Çünkü kiracı daha uygun bir ev bulursa taşınıyor ve ev boş kalıyor. Bu nedenle birçok ev sahibi, evini boş bırakmamak için daha makul fiyatları tercih ediyor” şeklinde konuştu.

‘EMEKLİNİN BU ZAMLARLA YAŞAMASI MÜMKÜN DEĞİL’

Edirne Emekliler Derneği Başkanı Ahmet Ziya Yaz da, emeklilerin aldıkları maaşlarla mevcut kira fiyatlarını karşılamasının mümkün olmadığını belirterek, “Emekli olup kirada oturmak şu an için çok zor bir durum. Çünkü yaklaşık kira zamları yüzde 35 seviyesinde. Bununla birlikte emekli maaşlarıysa en son verilen zamla çok düşük kaldı. Şu an Edirne gibi yerde bile gezdiğimiz zaman en düşük yerlerde bile 15 bin liranın altında ev yok. Şu an emekli sadece kirasını ödese başka hiçbir şeye ayıracak bir parası kalmıyor. Yani açlık sınırı altında da ciddi oranda bir emekli kitlesi var. O arkadaşların bu kira zamlarını karşılaması mümkün değil. Artık şuna dönüşmeye başlayacak diye düşünüyorum; çocuklarının yanlarına yerleşecekler herhalde emekliler veya iki emekli bir araya gelip bir yerde oturmaya başlayacaklar. Bu standartla yaşamaları mümkün değil. Bu zamlarla da yaşamaları mümkün değil” ifadelerini kullandı.

DOKU Derneği’nden BATOÇ-SEN’e teşekkür

DOKU Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Göksal Çidem, çevre ve doğa konusunda tüzükleri gereği yerelde Trakya Platformu, Trakya Kent Konseyleri Birliği, Barolar, Üniversiteler, TMMOB, STK, odalar ve birliklerle hareket ettiklerini, ancak bu mücadelenin Bakanlıklar düzeyinde de takip edilmesi gerektiğini belirterek, bu konudaki desteklerinden dolayı Bağımsız Tarım Orman ve Çevre Sendikası’na teşekkür etti.

 Çidem, “Yalnız değiliz. Teşekkürler BATOÇ-SEN” diyerek başladığı açıklamasında “DOKU Derneği tüzüğümüz gereği biyolojik çeşitliliğin araştırılması, izlenmesi, korunması ve kaybının azaltılması, yaban hayatının araştırılması, izlenmesi korunması ve nesli tehlike altındaki türlerin yaşatılması, ekosistemlerin ekolojik bütünlüğünün barındırdığı süreç ve döngülerle birlikte korunması, toprak, su ve deniz kaynaklarının korunması, somut ve somut olmayan kültürel varlıkların korunması, geleneksel yaşam tarzı ve yöntemlerin desteklenmesi, hava, su, toprak ve denizlerin çevre kalitesinin korunması, kirliliğinin azaltılması, çevre kirliğinin önlenmesi, çevre kalite standartlarının yükseltilmesi ve iklim değişikliği ile ilgili olarak çalışmalar yürütüyoruz” diyerek şunları kaydetti:.

“Bu çalışmaları yerelde Trakya Platformu, Trakya Kent Konseyleri Birliği, Barolar, Üniversiteler, TMMOB, STK ve Odalar ve Birliklerle hareket ediyoruz.

Köylerimizde Muhtarlarımız ve köylülerimiz  ile doğal ve sosyal yaşam alanlarımızı korumak ve gelecek nesillere yaşanabilir bir dünyada, içilebilir su, temiz topraklarda üretilen sağlıklı gıda ve temiz hava için hep birlikte yaşamı savunuyoruz.

Ancak bu mücadelenin Bakanlıklar düzeyinde de takip edilmesi gerekiyor.

İşte bu süreçte Bağımsız Tarım Orman ve Çevre Sendikası BATOÇSEN devreye giriyor. Kırklareli ilinin orman, tarım ve meraları için savunma görevini yaşam alalarını tehdit eden her projede  Bakanlıklarda ilimiz adına takip ediyor. Toplantılara katılıp buradan verilen bilgilerle itiraz ediyor. Süreçleri takip ederek konu hakkında bizleri de bilgilendiriyor. Kırklareli’nden giden yaşamı savunan herkese rehberlik ediyor.

Sendikalar sadece çalışanların mali ve sosyal hakları için verdikleri emek mücadelesinin yanında, yaşam hakkı içinde mücadelesini takdirle karşılıyoruz.

20 Ocak 2026 tarihinde yapılan en son İDK toplantısında yine Kırklareli için Yaban Hayatı Uzmanı Levent Erkol ile katılıp ilimizin yaşam alanlarımızın korunması için Çevre Şehircilik Ve İklim Değişikliği Bakanlığında toplantıya katılım sağladılar.

Başta BATOÇ SEN Genel Başkanı Sayın Erdal Bayram olmak üzere tüm yönetim kuruluna çok teşekkür ediyoruz.

Sendikalar sadece çalışanların mali ve sosyal hakları için verdikleri emek mücadelesinin yanında, yaşam hakkı içinde mücadelesini takdirle karşılıyoruz.”

Aramızdan ayrılanlar

ŞENDOĞAN ATILGAN VEFAT ETTİ
Nevzat, Rakibe, Radife ve DSİ’den emekli Nejat Özen’in anneleri Şendoğan Atılgan vefat etti.
Merhume; dün Eski Camide öğle namazını takiben kılınan cenaze namazının ardından Yeniimaret Mezarlığında toprağa verildi.
NECİP KARAYEL VEFAT ETTİ
Muratçalı Köyü sakinlerinden Müesser Karayel’in eşi, Ercan Karayel’in babası, Adem, Zeynep, Kadir, Recebiye, Hayriye, Recep ve Nilüfer’in kardeşleri Necip Karayel vefat etti.
Merhum dün Eski Camide ikindi namazını takiben kılınan cenaze namazının ardından Yıldırım Mezarlığında toprağa verildi.

Edirne’de basketbol ordusu!

İsmail DEMİRAY

3. Uluslararası Edirne Mastercup Basketbol Turnuvası Mimar Sinan ve Yeni Spor Salonu’nda dün oynanan karşılaşmalar ile başladı. Mimar Sinan Spor Salonu’nda oynanan ilk maçta Edirne ekibi FSM, Bursa Büyükşehir Belediyesi’ne 2036 skorla yenilirken, Yeni Salon’da oynanan ilk maçta ise Edirne Veteran rakibi PBG’yi 67/48 yenmeyi başardı.

Edirne Veteranlar 55+

Kadınlar da 12, erkekler de 24 takımın mücadele edeceği turnuvada Edirne’yi kadınlarda bir, erkeklerde iki olmak üzere 3 takım temsil ediyor.

Basketbol Federasyonu Edirne İl Temsilciliği’nin hakem desteği vereceği maçlar Mimar Sinan ve Yeni Salon’da sabah saat 10.00’da başladı.

Mar Bass

Kadınlarda 35, 40, 45 yaş gruplarında, erkeklerde ise 45,50,55 yaş gruplarında takımların yer aldığı turnuvada Edirne’yi kadınlarda 45, erkeklerde ise 50 yaş grubu temsil ediyor.

Yıldırım

25 Ocak Pazar günü yapılacak final maçları ile sona erecek turnuvanın ilk günü Mimar sian Spor Salonu’nda 9, Yeni Salon’da da 9 olmak üzere toplam 18 maç oynandı.

Team Bam Bam

BUGÜNKÜ PROGRAM

MİMAR SİNAN SPOR SALONU

10.00 Edirne – Angora (M50+A)

11.00 Monday – PBG (M50+A)

12.00 Viny Invest Bovet’s – FSM (M45+B)

13.00 Vet 16 – Mar Bas (M55+B)

14.00 Best Ladies – Gold Girls Vamos (F35+)

15.00  Team Bam Bam – Best Ladies (F40+)

16.00 Galatasaray – Ayboy (M45+A)

17.00 39 Lüleburgaz – Edirne Masters (F45+)

18.00 West Mark – Bulls M55+A(

YENİ SALON

10.00 Edirne 55 – Megrel (M55+B)

11.00 Miscar – Plovdiv  (M45+A)

12.00 Hooppalaaa – Edirne Veteran (F45+)

13.00 BBV+55 – Mavi Ege (M55+A)

14.00 Hangover – Run Fun (F35+)

15.00 BBB45+ – DSİ Edirne (M45+B)

16.00 Bostancı Fire Cats – Bulls (M50+B)

17.00 Karşıyaka Masters – Yıldırım Girls (F40+)

18.00 Takozlar – Tanyıldızı (50+B)

1.GÜN İLK 12 MAÇIN SONUÇLARI

MİMAR SİNAN SPOR SALONU

FSM 20–36 BBB+45 (M45+B )

Angora 59–41 Monday (M50+A)

Mar Bas 32–44 Edirne (M55+B)

Mavi Ege 18-51 West Mark (M55+A)

Yıldırım 37–39 Team Ban Bam (F40+)

Tanyıldızı 60–48 Bostancı Firecats (M50+B)

YENİ SALON

PBG 48–67 Edirne Veteran 50+ (M50+A)

Takozlar 36–46 Bulls (M50+B)

DSİ Edirne 39 –56 Viny Invest Bovet’s (M45+B)

Bulls55 – BBV55+ (M55+A)

Run Fun 42–24 Best Ladies (F35+)

Ayboy 44–48 Miscar (M45+A)

U18 Ligi’nde 2 maçta 21 gol

Edirne U18 Futbol Ligi’ne 3. hafta programı kapsamında merkez ve Keşan ilçesinde oynanan 2 karşılaşma ile devam edildi…

U18 Ligi’nde lider Keşan, rakibi Anafartalar’ı 12-0 yenerek 3’te 3 ile yoluna devam etti. U18 Ligi’nde 4. hafta programında yer alan maçlar 24 Ocak Cumartesi günü oynanacak.

3. HAFTA SONUÇLARI

K.Arda 3-6 Uz. Dereköy

Keşan 12–0 Anafartalar

Keşan İdman (bay)

Seni Yeneceğim Grönland!

Hani bazı Yeşilçam filmlerinde vardır esas oğlan bağırır “Seni yeneceğim İstanbul” diye… Birden nedense o geldi aklıma.

Ne güzeldi Yeşilçam filmleri, imkansızlıklar içinde bilimkurgu bile denenmiş. Bazen sevgili eşim Sevim’le konuşuruz rahmetlik Ayhan Işık’ın, Cüneyt Arkın’ın, Eşref Kolçak’ın Amerikan jönlerinden nesi eksik diye…  Sohbet elbette bütçeye gelir. Paraları eksikti…

İşte maalesef şu anda ortalığı basan o köpürtme bordo bereli film ve dizileri bir yandan sert erkek “ponçik” kız ilişkili mafya dizi ve filmleri bir yandan sinema sanatı lambur lumbur yuvarlanıyor. Yeşilçam da bir sokak adı olarak kaldı. Elbette para önemini korumaya devam ediyor. Hele ki küresel ekonominin başat aktörüyseniz ve İkinci Dünya Savaşı sonrası kurduğunuz yeni dünya düzeninde ekonomi denen oyunun kurallarını da siz koyduysanız durum daha da farklılaşır. Maalesef ABD’den bahsediyorum.

Tıpkı sinema sektöründe olduğu gibi diğer alanlarda da hem ekonomik kaynaklarının genişliğinden hem de 1945 sonrası kurulan yeni dünya düzeninde ekonomi denen oyunun kurallarını koyan devlet olunca yönlendirici kapasitesi de yüksek oluyor.

Bu girişi şunun için yaptım; bazı yorumlarda görüyorum Trump, Grönland’ı işgal edecek deyip ardından da emperyalizm falan anlatılıyor. Ne yapacak Trump Grönland’ı işgal ederek? Kar ekip buz mu biçecek? Unutmayın emperyalizmin temel şartı emperyalin kontrol altına aldığı coğrafyadaki kaynakları insan da dahil olmak üzere kendi ekonomik kapasitesini geliştirmek için kullanmasıdır. Son emperyal Britanya Krallığı bunu böyle yaptı 19. yüzyılda. ABD’nin yaptığı ise sistemik seviyede etki sahibi bir birim olarak rakip olmaya çalışan bir başka sistemik birim olan Rusya Federasyonu’nun kısıtlanmaya çalışılması. Nasıl mı? İzah edeyim…

Bu köşeyi takip edenler bilir taa Reagan döneminden beri yükün paylaşılması politikası bağlamında NATO üyesi devletlerin Gayrisafi Yurtiçi Hasılalaının %2’si kadar askeri harcama yapması beklenir. Bunun gerekçesi de yükün çoğunluğunun ABD’nin omuzlarına binmemesidir. Adı üzerinde yükün paylaşımı…

Şimdi biliyorsunuz zamanında sarf edilen iddialı ifadelere rağmen Finlandiya 4 Nisan 2023 ve İsveç 7 Mart 2024’te NATO üyesi oldular. Haritayı gözünüzde canlandırırsanız Rusya Federasyonu’nun Batı sınır hattı boyunca NATO üyesi devletlerle çevrili olduğu görülür. İşte buna uluslararası politikada çevreleme deniyor. Bunu Waltz bol bol açıkladı… Okursanız öğrenirsiniz… Şimdi gülümseyenler olur çevreleme ile Waltz ne alaka diye Waltz’un kendisini okuyun anlarsınız.

Neyse NATO’ya her yeni katılım dolaylı yoldan ABD için ekonomik bir yük. Eh bir yandan da Avrupa Birliği ABD ilişkileri açısından bakıldığında ne seninle ne sensiz durumu da yaşanıyor ama oyunda kural koyucu ABD olduğu için fazla da ses çıkarılamıyor.

Farkındaysanız Trump da gümrük tarifesi kartını oynuyor. Gümrük tarifeleri Trump’ın istediği politikalar uygulanmaya başladığında düşüyor, işler ters giderse yükseliyor. Aslında Trump gürültücü bir adam ve ABD başkanlığı açısından alışılagelmiş bir karakter değil.

Bir not olarak şunu da belirteyim bu sene ABD’de ara seçim zamanı ve rahatının bozulma ihtimali çok yüksek. Ancak her şeye rağmen ABD’nin devlet olarak gücünü reklam kokan hareketlerle de olsa müttefikleri üzerinde gösteriyor.

Pek çok bilimsel sunum ve benzeri çalışmamda dile getirdiğim gibi Obama dönemini barış güvercini olarak görenler için küçük bir uyarı. Evet, Obama döneminde askeri harcamalar nispeten kısıtlanmıştı ancak örtülü operasyonlar ve özel kuvvet birimlerine harcanan para, istihbarat birimlerine harcanan para muazzam bir seviyede artmıştı. Yani Obama bağır çağır dolaşmadan işleri hallederken Trump ise seni yeneceğim İstanbul diyerek nara atan jöne benziyor. Umuyoruz filmin sonunda heybesini toplayıp da köyüne dönmek zorunda kalmaz. Haftaya görüşmek dileğiyle memleketimin güzel insanları.