Aramızdan ayrılanlar

MURAT ULUDAĞ VEFAT ETTİ
Refia Uludağ’ın eşi, Burak Uludağ ve Cansın Uludağ’ın babaları Emekli Astsubay Murat Uludağ 60 yaşında vefat etti. Merhumun cenazesi dün Hacılar Ezanı Camisinde öğle namazını takiben kılınan cenaze namazının ardından Yeni Şehir Mezarlığında toprağa verildi.
ŞÜKRİYE AKGÜN VEFAT ETTİ
Büyük İsmailçe Köyü sakinlerinden merhum Rasim Akgün’ün eşi, Tahsin, Seçil ve Emine’nin anneleri Şükriye Akgün 74 yaşında vefat etti. Merhumenin cenazesi dün Büyük İsmailçe Köyü Camisinde ikindi namazını takiben kılınan cenaze namazının ardından Köy Mezarlığında toprağa verildi.
MUZAFFER İNANÇMAN VEFAT ETTİ
Merhum Sabahattin ve merhume Resmiye İnançman’ın oğulları, Nesibe İnançman’ın eşi, Sebahattin İnançman ve Didem Yıldırım’ın babaları Muzaffer İnançman 65 yaşında vefat etti. Merhumun cenazesi dün Yıldırım Bayezid Camisinde öğle namazını takiben kılınan cenaze namazının ardından Yıldırım Mezarlığında toprağa verildi.

REVASİYE YILDIZ VEFAT ETTİ

Merhum Veli Tutum ve merhume Nazmiye Tutum’un kızları, merhum İsmail Yıldız’ın eşi, merhum Kenan Yıldız, İlknur, Ersin ve Nihal’in anneleri Revasiye Yıldız vefat etti. Merhumenin cenazesi Budakdoğanca Köy Camisinde ikindi namazını takiben kılınan cenaze namazının ardından Köy Mezarlığında toprağa verildi.

HAKKI ÖZCAN VEFAT ETTİ

Söğütlüdere Köyü sakinlerinden merhume Hediye Özcan ve Selim Özcan’ın oğulları, Ayşe Özcan’ın eşi, Semra, İlker ve Ersan Özcan’ın babaları Hakkı Özcan vefat etti. Merhumun cenazesi dün Söğütlüdere Köy Camisinde ikindi namazını takiben kılınan cenaze namazının ardından köy mezarlığında toprağa verildi.

Hentbolun Edirneli yıldızları

Edirne bölgesi Okul Sporları Hentbol Yıldızlar Erkek müsabakalarında Meriç Koleji Ortaokulu, Yıldızlar Kız müsabakalarında da Gazi Osmanpaşa Ortaokulu birinci oldu.

Edirne Okul Sporları Hentbol Yıldız Kız / Erkek İl Birinciliği müsabakaları, Edirne Spor Salonu’nda oynanan karşılaşmaların ardından sona erdi.

Yıldızlar Erkek İl Sıralaması:

1Meriç Koleji Ortaokulu

2Keşan Batı Koleji Ortaokulu

3Şehit Üsteğmen Efkan Yıldırım Ortaokulu

4Şehit Polis Ahmetcan Ortaokulu

Yıldızlar Kız İl Sıralaması:

1Gazi Osmanpaşa Ortaokulu

2Batı Koleji Ortaokulu

3Nevzat Kahraman Ortaokulu

4Şehit Üsteğmen Efkan Yıldırım Ortaokulu

Edirne Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü, konuya ilişkin paylaşımında, takımları “Dereceye giren tüm okul takımlarımızı tebrik ederiz” dilerek kutladı.

Gelişim U14-15’te ikinci yarı

Cemal KUDAY

Edirne Şükrüpaşa Spor ve Edirne Birlik Spor’un yer aldığı U14 ve U15 Gelişim Ligi’nde sezonun ikinci yarısı başlarken, Edirne’nin ekipleri 4 maçtan 3’ünden galip ayrıldı.

Edirne’den Şükrüpaşa Spor’un yer aldığı U16 ve U17’de ise sezonun ikinci yarısı 10 Ocak 2026 Cumartesi günü başlayacak.

U14 LİGİ

Edirne Şükrüpaşa Spor, ikinci yarının ilk maçında Çerkezgücü Spor’u konuk etti. Şükrüpaşa Spor , sezonun ilk maçında deplasmanda 6-2 yendiği rakibini be kez Yeniimaret Sahası’ndaki maçta 6-1 geçti.

Edirne Birlik Spor ise ikinci yarının ilk maçında Çerkezköy 1923 Spor Kulübü’ne konuk oldu. Edirne Birlik Spor, Edirne’de oynanan sezonun ilk maçında 3-2 yenildiği rakibini evinde 3-2 yenerek rövanşı aynı skorla almış oldu.

Toplu sonuçlar:

İstanbul Beylikdüzüspor 1-0 Arkent Arnavutköy Belediyesi Futbol Sk  

Granny’s Waffles Kırklarelispor 1-1 Kepezspor

Prestij Atletik Spor Kulübü 1-6 Çorlu Belediye Futbol Kulübü 

Silivrispor 5-0 Çorlu Spor 1947

Edirne Şükrüpaşa Spor 6-1 Çerkezgücü Spor  

Lüleburgaz Atletik Spor 1-5 Büyükçekmece Belediye Spor      

Çerkezköy 1923 Spor Kulübü 2-3 Edirne Birlik Spor

Edirnespor 0-3 beylikdüzü Yakuplu Spor         

U15 LİGİ

Edirne Şükrüpaşa Spor, ikinci yarının ilk maçında Çerkezgücü Spor ile Yeniimaret Sahası’nda karşı karşıya geldi. Sezonun ilk maçında rakibini deplasmanda 4-1 mağlup eden Şükrüpaşa Spor ikinci maçta da rakibine şans tanımadı: 3-2

Edirne Birlik Spor ise ikinci yarının ilk maçında Çerkezköy 1923 Spor Kulübü ile deplasmanda karşılaştı. Edirne’de oynanan sezonun ilk maçında rakibini 4-0 yenen Edirne Birlik Spor, bu kez rakibine 3-1 yenildi. Çerkezköy 1923 Spor Kulübü bu skorla sezondaki ilk galibiyeti almış oldu.

Toplu sonuçlar:

İstanbul Beylikdüzüspor 1-1 Arkent Arnavutköy Belediyesi Futbol Sk  

Granny’s Waffles Kırklarelispor  2-3 Kepezspor

Prestij Atletik Spor Kulübü – Çorlu Belediye Futbol Kulübü     

Silivrispor – Çorlu Spor 1947   

Edirne Şükrüpaşa Spor 3-2 Çerkezgücü Spor

Lüleburgaz Atletik Spor 3-3 Büyükçekmece Belediye Spor

Çerkezköy 1923 Spor Kulübü 3-1 Edirne Birlik Spor Edirnespor 0-3 Beylikdüzü Yakuplu Spor

‘Siyasette akıl tutulmasını yaşamaktayız’

21.Dönem Edirne Milletvekili Şadan Şimşek, ’Terörsüz Türkiye’nin bir temenni değil, ulaşılması gereken stratejik bir devlet hedefi olduğunu belirterek, “Bu hedef; kararlı güvenlik politikaları, güçlü hukuk sistemi ve milletimizin ortak iradesiyle mutlaka hayata geçirilecektir” dedi.

Eski milletvekili Şimşek, yaptığı yazılı açıklamada, “Gündemimizde daha önce ‘Çözüm Süreci ile başlayan şimdi ise Terörsüz Türkiye’ olarak devam etmektedir. Siyasette akıl tutulmasını yaşamaktayız” diyerek şunları söyledi.

“Türkiye Cumhuriyeti’nin temel ve vazgeçilmez hedeflerinden biri; vatandaşlarının can ve mal güvenliğini eksiksiz biçimde sağlayan, hukukun üstünlüğünü esas alan ve terörden tamamen arındırılmış bir ülke düzenini kalıcı hale getirmektir. Bu hedef; siyasi görüşlerden bağımsız, toplumsal vicdanın ortak talebidir.

On binlerce insanımızın hayatını kaybetmesine, binlerce ocağın sönmesine neden olan terör örgütleri ve bu örgütlerin elebaşlarıyla ilgili tutum nettir ve net olmak zorundadır. Kamuoyunda ‘bebek katili’ olarak anılan terör örgütü elebaşı Abdullah Öcalan (Apo), işlediği insanlık suçları nedeniyle Türk yargısı tarafından mahkûm edilmiştir. Hiçbir koşulda bu kişi ya da benzerleriyle muhataplık kurulamaz, pazarlık yapılamaz, siyasal ya da toplumsal meşruiyet alanı açılmasına izin verilemez.

Açık ve kararlı biçimde savunduğumuz üzere; terörle mücadele, hukuk devleti sınırları içinde, insan haklarından ödün vermeden fakat teröre karşı da en küçük bir tolerans göstermeden yürütülmelidir. Terör ile demokratik siyasetin aynı cümlede dahi yan yana gelmesine karşıyız. Şiddeti araç olarak benimseyen hiçbir yapı, bu ülkenin geleceğinde söz sahibi olamaz.

Şehitlerimizin aziz hatırası, gazilerimizin onurlu mücadelesi; devlete ve siyasete ağır bir sorumluluk yüklemektedir. Bu sorumluluk; terörle mücadelede kararsızlığa düşmemek, günübirlik hesaplarla devlet ciddiyetini zedelememek ve toplumsal vicdanı yaralayacak adımlardan kesinlikle kaçınmaktır.

Türkiye’nin ihtiyacı; korkudan, şiddetten ve dayatmalardan arındırılmış bir ortak gelecek vizyonudur. Bu vizyon; güçlü demokrasi, sosyal adalet, eşit yurttaşlık ve hukuk devleti ilkeleriyle mümkündür. Ancak bu ilkeler, terörle arasına kalın ve tartışmasız bir mesafe koymayan hiçbir anlayışla bağdaşmaz.

Bir kez daha açıkça ifade ediyorum: Terörsüz Türkiye bir temenni değil, ulaşılması gereken stratejik bir devlet hedefidir. Bu hedef; kararlı güvenlik politikaları, güçlü hukuk sistemi ve milletimizin ortak iradesiyle mutlaka hayata geçirilecektir. Ne Mutlu Türküm Diyene…”

YMP’den Üç aylar ve Regaip Kandili kutlaması

Yerli ve Milli Parti Edirne İl Başkanı Mesut Ağırbasan, üç ayların başlangıcı ve Regaip Kandili dolayısıyla yayımladığı mesajda, bu mübarek sürecin sadece manevi bir zaman dilimi değil, toplumsal sorumlulukların yeniden hatırlandığı özel bir dönem olduğunu ifade etti.

ÜÇ AYLAR

Ağırbasan, üç ayların başlamasının insanlara hayatın telaşı içinde kısa bir duruş imkânı sunduğunu belirtti. Ağırbasan, bu sürecin bireyin kendisini sorguladığı, değerlerini yeniden gözden geçirdiği ve topluma karşı sorumluluklarını hatırladığı önemli bir eşik olduğunu vurguladı.

REGAİP KANDİLİ

Regaip Kandili’nin anlamına dikkat çeken Mesut Ağırbasan, “Regaip Kandili; yalnızca duaların yükseldiği bir gece değil, niyetlerin samimiyetle sınandığı, iyiliğin hayata geçirilmesi gerektiğinin hatırlandığı müstesna bir vakittir. Bu gece, söz ile eylemin buluşması gereken bir muhasebe anıdır,” ifadelerini kullandı.

TOPLUMSAL DUYARLILIK VE PAYLAŞMA ÇAĞRISI

Üç aylar ve Regaip Kandili’nin, özellikle zor şartlar altında yaşayan kesimler için paylaşma ve dayanışma bilincini güçlendirmesi gerektiğini belirten Ağırbasan, dayanışmanın yalnızca maddi yardımla sınırlı olmadığını söyledi. Ağırbasan, empati kurmanın, hal hatır sormanın ve yan yana durmanın da bu dönemin ruhuna ait olduğunu dile getirdi.

“MANEVİ DEĞERLER, BİZİ AYAKTA TUTAN TEMELDİR”

Toplumsal huzurun ortak manevi değerlerle güçleneceğini vurgulayan Mesut Ağırbasan, “Bu mübarek günlerin; ayrıştıran dili değil birleştiren anlayışı büyütmesini, umutsuzluğu değil merhameti çoğaltmasını temenni ediyorum. Manevi değerler, toplumun en sağlam dayanağıdır” şeklinde konuştu.

HAYIR, HUZUR VE BEREKET TEMENNİSİ

Yerli ve Milli Parti Edirne İl Başkanı Mesut Ağırbasan, üç ayların ve Regaip Kandili’nin Edirne’ye, ülkemize ve tüm İslam âlemine sağlık, huzur ve bereket getirmesini diledi.

TKBL’de ilk yarıda son hafta

İsmail DEMİRAY

Türkiye Kadınlar Basketbol Ligi’nde (TKBL)  14. hafta programında yer alan maçlar Pazartesi günü oynanan 2 karşılaşma ile tamamlanırken, gözler bu hafta sonu oynanacak ilk yarının son haftasına çevrildi.

Edirne DSİ, TKBL’nin 2025-2026 sezonunda ilk yarının son maçında 27 Aralık 2025 Cumartesi günü İstanbul Gençlik Spor’u konuk edecek. Karşılaşma Mimar Sinan Spor Salonu’nda saat 17.00’de başlayacak.

TKBL’de ikinci yarı perdesi ara vermeden 3 Ocak 2026 Cumartesi günü açılacak. Edirne DSİ ikinci yarının ilk maçında aynı gün Darica Basketbol Feneri’ni konut edecek. Bu karşılaşma daMimar Sinan Spor Salonu’nda saat 17.00’de oynanacak.

TKBL’DE 14. HAFTA TOPLU SONUÇLAR

Adana Nova Basketbol 81-72 Edirne DSİ        

İstanbul Gençlik Spor 51-66 Fenerbahçe Gelişim

Kırklareli Belediyesi Kırklareli Fen Bilimleri 74-51 Aslan Yol Burhaniye Belediyespor

Darıca Basketbol Feneri 76-75 Yalova VİP                 

Emlak Konut Gelişim 63- 53 Zorlu Koleji Samsun Basketbol

Mersin Gençlerbirliği 74-71 Bodrum Basketbol

BEBL’de final gibi maç

İsmail DEMİRAY

Edirne’de 30 Kasım 2025 Pazar günü start alan Büyük Erkekler Basketbol Ligi’nde B Grubu’ndan sonra A Grubu’nda da sezon bugün oynanacak 2 karşılaşma ile tamamlanacak.

B Grubu’nda Edirne Mega Genç Spor ve FSM. (A) ilk iki sırada yer alarak finallere uzanan yolu yakalamayı başarırken, A Grubu’ndaki iki takım Kültür Sanat Doğa – M&M Basketbol (A) arasındaki bugün oynanacak karşılaşma puan cetvelinin zirvesini yakından ilgilendirdiği için büyük önem taşıyor…

Büyük Erkekler Basketbol Ligi’nde çapraz yarı finaller 26 Aralık Perşembe, 3-4’lük maçı ile final ise 29 Aralık Pazartesi günü yapılacak.

BÜYÜK ERKEKLER TOPLU SONUÇLAR

Edirne Yurdum Gençlik ve Spor 37-79 Genç Trakya Spor

FSM (B) 24-86 Kültür Sanat Doğa Kulübü

Edirne Mega Genç Spor 100-34 Edirne Yıldızları

Neon Spor78 – 89 M&M Basketbol (B)

M&M Basketbol (A) 118-78 FSM (B) 

Kültür Sanat Doğa 94-47 Edirne Yurdum Gençlik ve Spor

FSM (A) 98-84 Neon Spor

M&M BasketboL (B) 71-83 Edirne Mega Genç Spor

Genç Trakya Spor 42-70 Kültür Sanat Doğa

Edirne Yurdum Gençlik ve Spor 64-88 M&M Basketbol (A)

Edirne Mega Genç Spor 85-39 FSM (A)

Edirne Yıldızları 59–73 M&M Basketbol (B)   

Neon Spor 55-100 Edirne Mega Genç Spor

FSM (B) 20-0 Edirne Yurdum Gençlik ve Spor

M&M Basketbol (A) 84-77 Genç Trakya Spor

FSM (A) 70- 60 Edirne Yıldızları

Edirne Yıldızları 63-54 Neon Spor      

M&M Basketbol (B) 52–60 FSM (A)

24 ARALIK 2025 ÇARŞAMBA

Kültür Sanat Doğa – M&M Basketbol (A)

Mimar Sinan Spor Salonu – 19.30

Genç Trakya Spor – FSM (B)

Mimar Sinan Spor Salonu – 21.00

Avusturya’da başörtüsü yasağı (2)

İlk bölümü şu soruları öne çıkararak tamamlamıştık…

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Türkiye’nin Avrupa Birliği’ne tam üyelik hedefini yeniden dillendirmesi, “AB üyeliği stratejik önceliğimizdir” beyanı, Avrupa ülkelerinde yaygınlaşan “örtünme yasağı” çerçevesinde ne ifade ediyor?

Yıllardır AB’nin bekleme odasına hapsedilmiş bir ülke için etkili ifadeler, retorik çare midir?

Her şeyden önce, sosyokültürel açıdan farklılıklar/zorluklar nelerdir?

Doğrudur, Türkiye’nin AB’ye alınmayacağı yönünde yaygın bir kanı var. Dayanak noktası olarak da sosyokültürel farklılıklar, özellikle de din faktörü gösteriliyor.

Yine de kesin bir yargıda bulunmamak, ihtiyat payı bırakmak lazım; çünkü ekonomik dinamikler temelindeki gelişmeler, küresel güç dengeleri, jeopolitik gerilimler dikkate alınmadan Türkiye-AB ilişkilerinde kestirip atmak kolaycılık olur. Kuşkusuz, zaman alacak bir süreçten söz ediyoruz.

Avusturya’da ve elbette Avrupa genelinde kendini gösteren başörtüsü/ örtünme yasağı, dinden neşet eden sosyokültürel farklılıklar, Batı’nın Doğu’ya indirgemeci bakışının temelini teşkil eden İslami yaşam biçimi ile ilgilidir özünde.

Dinler arası hoşgörü, küreselleşmeci yaklaşımların mecburi bir çıktısı idi sadece, yani din temelindeki yaşam kültürü farklılıkları, ortak yaşam alanlarında uyum sorununa çare getirmedi.

İslami terör örgütlerinin Batı ile hesaplaşma atılımları, Avrupa’da gerçekleştirdikleri terör eylemleri de İslamofobiyi tırmandırdı.

Avrupa’da artan yabancı düşmanlığı, yükselen yeni sağ, faşizm tınısı, elbette sadece dinsel doku uyuşmazlığına bağlanamaz.

Neoliberal küresel ekonomi temelindeki gelişmelerin Avrupalıların yaşam standardına olumsuz yansımaları da yabancı düşmanlığını ve İslamofobiyi beslemiştir.  

Fakat her şeyden önce, tarihsel boyutu yansıtan modernizm kavramı çerçevesinde ele alınması gereken bir sorun bahis konusudur. Batı’nın Doğu’ya indirgemeci yaklaşımının altında bu yatar aslında. Bir geri kalmışlık hikâyesi gözüyle bakılır Doğu’nun İslam dinini referans alan devlet ve toplum düzenine

Atatürk Cumhuriyeti’nin Ortadoğu ülkelerine referans gösterilmesi, Batı dünyasının yeri geldiğinde sıkça başvurduğu ve kendini anlatmakta kullandığı bir yöntemdir.

Gerçi ülkemizde Tanzimat’la başlar ve “Osmanlı modernleşmesi” diye nitelendirilir modernleşme hamleleri ve Batı kültürünün bir izdüşümüdür.

Türk tefekkür tarihinde önemli bir yere sahiptir bu izdüşümü; İslamcılar ile Batıcılar arasında iki farklı toplum tasarısı zeminindeki tartışmaların da kaynağıdır. 

Bu tartışmalarda kadının konumu önemli bir yer tutar. Çünkü Müslüman ülkelerde kadının toplumdaki yeri, modernleşme dinamiklerinin sınırlarını belirler; bir “kültür/medeniyet” meselesidir aynı zamanda.

Atatürk Cumhuriyeti’nin modernleşme hamleleri, İslamcı patrimonyal (Latince kökenli: “atadan/babadan” kalan) bir imparatorluktan laik bir ulusal devlete geçilmesi, kadının kamusal alanda görünürlüğü,  kadın-erkek eşitliği, bir medeniyet projesidir.

İslamcıların toplum tasarısına zıttır modernizm/modernleşme; Batı kültürünü benimseme, “milli kültür” karşıtlığı addedilir.

Kentleşme olgusu, bireyselleşme, inancın zayıflaması, yaşamın her alanında (günümüzde iyice belirginleşen) bilim ve teknolojinin kullanılması, kapitalizmin insanı ve toplumu dönüştüren dinamikleri, modern toplumun yapı taşlarıdır. Muhafazakâr dünya görüşünü temsil eden, geleneklere, adetlere, alışkanlıklara, inançlara bağlı bir yaşam biçimine bağlı olmayan yeni bir toplumsal modeldir bu.

Modernizmin ortaya çıkışı 19’uncu yüzyıldadır;  felsefe, sanatsal ve toplumsal alanda kanıksanmışın yerine yeniyi koymaya odaklı bir akımdır.

Aydınlanma değerlerini, seküler, hümanist, bilime dayalı, rasyonel, ilerlemeci bir dünya görüşünü temsil eder.

Köken, Latince bir kavram “Modernus” sözcüğünden gelir. İlk kez 5. yüzyılda “dinsizliğin reddedilmesi (paganizm)” anlamında Hıristiyan toplumlara işaret etmek üzere kullanıldığı biliniyor.

Bu da, modernizm kavramının ilerlemeci yanını anlaşılır kılmaktadır. Paganizme karşı Hırıstiyanlık, ona karşı da sekülerizm…

Kilisenin toplum üzerindeki belirleyiciliğini, baskısını gerileten, dünyevi ile uhrevi olanı yaşamda ayırmaya olanak sağlayan modernizm, Skolastik felsefenin yerine, bilimsel yönteme dayalı düşünce üretimini esas alır.

Avrupa’nın Ortaçağ karanlığından çıkması, sekülerizm, laik devlet, bilim dünyası, özgür birey: Aydınlanma’nın sonuçlarındandır ve modernizmin/modernleşmenin alt yapısıdır.

Sekülerizm, insanların özgürlük ve eşitlik ideallerinin yasa ile korunduğu bir anlayışın adıdır. Kralın veya ruhban sınıfının dogma, ilahi hak ve yargılara dayalı toplum düzenini ortadan kaldıran bir devinimdir.

Dini öğelerin hukuksal, siyasal, sosyal alanda belirleyici etkisini reddederek dünyevi olanı, dünyanın nesnel halini vurgular sekülerizm. Din ve doğaüstü inançların dünyayı anlamakta temel alınmayacağını kabul eden bir sosyal perspektiftir.

Ve sıklıkla karıştırıldığı gibi,  ateizm ile aynı anlama gelmez.  

Çünkü ateizm tanrının varlığını sorgular, sekülerizm ise dini otoritenin dünyevi işlerde belirleyici olamayacağını, olmaması gerektiğini savunan bir sosyal dünyadır.

Seküler dünya görüşüne sahip bir birey, dindar da olabilir. Ayrım noktasını, dini kendi kutsal alanında değerlendirmek, uhrevi olarak görmek ve dünyevi işlerden ayrı tutmak oluşturur. Dinin kamusal meselelere ve işleyişe karışmaması, bunlarla iç içe geçmemesi esastır.       

 Batı toplumunun siyasi ve sosyal gelişiminde önemli bir yer tutan, Aydınlanma ürünü sekülerizm, ABD’deki kilise ve devlet ayrımı ve Fransa örneğindeki laik devlet anlayışının (bizde de böyledir) kaynağıdır.

Tam da bu nedenle dinden beslenen muhafazakârlığın hedef tahtasında seküler dünya görüşü ve sosyal yaşamdaki pratikleri vardır. Laik devlet yapısının altını oymanın yolunun buradan geçtiğini de iyi bilir teokratik devlete özlem duyan kesimler.

 Modernleşmenin dikey uygulamalarla toplumu dizayn ettiğini, birey özgürlüğünü baskıladığını savunan, münhasıran laik devlet düzeninden rahatsız muhafazakâr kesimlerin severek yaslandıkları kavram, postmodernizmdir. Modernlik sonrası bir dönemi, ömrünü tamamlamış, anlamını yitirmiş, kötünün yerine iyinin geçtiğini iddia eden bir muğlaklık üzerinden ‘yeni’yi tanımlar.

Modernleşmenin dönüştürücü etkisi kuşkusuz bir müdahaledir siyasal ve toplumsal yapıya. Özünde feodalizmden kapitalizme geçişin, yeni düzenin dinamiklerini temsil eder.                   

Beğensek de beğenmesek de dönemin uygarlık yönünde atılan adımlarını ifade eder.

 Oysa “post“a bürünmüş modernizm, üstelik özgürlük ve eşitlik iddiası taşıyarak geriye gidişin adıdır. Dinlerin düzenin işleyişinde, toplumsal dinamiklerin kontrolünde köküne kadar istismar edildiği, iktidarın iyice merkezileştiği bir siyasal yapının, bir bakıma Ortaçağ dünyasının çerçevelediği koşulların fotoğrafıdır.                                                                                

Haliyle uygarlık yolunda bir ilerleme de değildir.

Sosyolog Nilüfer Göle’nin, yeni bir modernizm, Türk modernizmi, mevcut modernizmin anlayışına alternatif geliştirdiği geleneksel toplumların gelişimleri üzerinde duran, Batı dışı modernlik tezlerini de postmodern bir yaklaşım kapsamında görürüz.

Göle’nin, alternatif modernlik, yerel modernlik, çoğul modernlik gibi yaklaşımları, Batı dışı modernlik kavramı, modern olanı yerel değerlerle harmanlama, geleneksel ile modern arasında bir köprü kurma çabası, kuşkusuz bir bilimsel çalışma kapsamında önemlidir.

Nilüfer Göle, “Modern Mahrem” adlı kitabında erkeklerin şapka ile Osmanlı kimliğinden sıyrıldığını, kadınların da peçe ve çarşafı atmalarıyla dini otoritenin, şeriatın sınırladığı mahrem yaşamdan uzaklaştığını belirtmiştir.                                                                                           

Türban da kadının kamusal alana çıkabilmesini sağlayan bir başörtüsüdür, modernleşmedir Göle’ye göre.

Yaşamsal pratikler açısından böyle bir değerlendirme yapılabilir belki ama bunu modernizm kapsamında değerlendirmek, teorik açıdan bir zorlamadır.

Sermaye sisteminin, kadınların istihdama katılmaları yönünde faydacı girişimlerinin tezahürü şeklindeki bir değerlendirme de göz ardı edilmemelidir.

https://www.facebook.com/ShowAnaHaber/videos/haydarpa%C5%9Fada-tesett%C3%BCr-defilesi/778743295594653

Haydarpaşa garında tesettür defilesi

Nitekim başında ipek türban Teşvikiye’de jiple dolaşan, tesettür defilelerinde, marka kıyafetlerin peşinde, kışın kayakta, yazın “tesettür mayo” ile denizde kadınlar;   kahvehanelerde nargile içip okey oynayan, vücut hatlarını teşhir eden dar kıyafetler içindeki genç kızlar, Göle’nin türbanı modernleşme aracı gören tezinin karşılığı mıdır?

Sermaye sisteminin dinamiklerini iyi okumak gerekiyor, yani…

KONUKLARINIZIN SESİ 384

          EĞİTİM VE ÖĞRETİMLE İLGİLİ BAZI GENEL BİLGİLERi bu yazımızla bitiriyoruz.

          Osmanlı yönetimi döneminde eğitim-öğretim çalışmaları, küller arasındaki küçük kar parçaları gibi; binlerce yıllık Türk kültürünün yansımaları: Âşıklarımız, Ahilik ve Batı’dan bazı alıntılar, …Sonra bu geniş imparatorluk parçalanmış. Ama biz, kendi sınırlarımız içinde bir Kurtuluş Savaşı verebilmiş, bir ulus oluşturabilmiş, tam bağımsızlık kazanabilmişiz. Böylece Osmanlı yönetiminin küllerinden kurtulabilmişiz: Tekke ve zaviyeleri kapatmış, bir kültür devrimi yapabilmiş, tevhid-i tedrisat kanunu (öğrenim birliği yasası) çıkarabilmiş ve hem üretimde, hem eğitim-öğretimde önemli ilerlemeler sağlayabilmişiz…

            Ama bu çok uzun sürmemiş. Batı’yla bağlar kurmaya başlamışız: ABD ile İkili iktisadi antlaşmaların başlangıcı 1945, Köy enstitülerinde yönetim değişikliği 1946, ABD ile Ankara’da 4 ü Türk, 4 ü ABD vatandaşı bir eğitim komisyonu kurulması 1949… Tüm bu gelişimi özetleyen, 1954 te 1133 no ile TRT repertuarına giren bir türkümüz.

                        “Zeytinyağlı yiyemem aman

                         Basma da fistan giyemem aman

                        Senin gibi cahile

                       Ben efendim diyemem aman

(Çevirisi “Kendi zeytinyağımız değil, Batı’nın margarini; kendi Sümerbank basmamız değil, Batı’nın naylonu; efendimiz de (Gazi paşamızın sıfatıyla “Hakiki müstahsil olan” köylü değil, Batılı veya batıcı aydınlar.)

               Yıllar sonra sonuç: Bugünkü eğitim-öğretimimiz.

               Şimdi ne yapalım?

               “Kurtuluş yok tek başına; ya hep beraber, ya hiçbirimiz” gerçek üretici halkımız için doğru. Batıyla kaynaşmış azınlığın çözümü farklı: Özel okullar, Batı eğitim kuruluşları… Yönetimdeki veya yönetime aday politikacılarımızın da başka somut bir önerisi yok. Ekonomik olanakları uygun aydınlarımızın çözümü de azınlığınki gibi. Zaten bizim önerilerimiz de halkımız ve halkçı (tek başına kurtuluş amaçlamayan) aydınlarımız için.

                 Çocuklarınızın eğitimine evde, doğumdan başlayın. Çocuklarınızın bakımına özen gösterin ama “saçınızı süpürge ederek” değil, çocuğunuzun bedensel ve ruhsal gereksinimlerini karşılayarak. Örneğin evinizdeki düzenle çocuğunuza hem örnek olun, hem de ilk fırsatta çocuğunuzun bu düzene katılmasını sağlayın; yalnız nimetlerinden yararlanarak değil, zahmetlerine de katlanarak. Evinizin sorumluluklarına katılmak çocuğunuzu hem eğitecek, hem mutlu edecek. Çocuğunuzu erken okula göndermeyin. Onun okul öncesi olumlu alışkanlıklar, olumsuzluklara karşı dayanıklılık, bazı beceriler ve böylece özgüven kazanmasını sağlayın. Özellikle “yemeyip, yedirmeyin, giymeyip giydirmeyin.” Çocuğunuzu vermeyip hep isteyen birine dönüştürmeyin.

               Okullarımızda bugün ne yazık ki kölelik eğitimi egemen, öğretmenlerimiz ne yazık ki bakanlık programını uygulamaya, bakanlığın hazırladığı kitapları izlemeye zorlanıyor. Ayrıca öğretmenlerimiz eğitim fakültelerinde öğrenmemeyi öğreniyor… Çocuklarımızı bu kölelik eğitiminden kurtarmak isteyen anne-babalarımı, çocuklarımızı seven öğretmenlerimiz zor bir savaş vermek zorunda. Bu savaşın başlangıç bilgilerini özetlemeye çalışalım.

                (Çifteler ve Yüksek Köy Enstitüsü müdürü Rauf İnan Çocuğa göre Okulda Eğitim ve Erdirim kitabında anlatıyor, biz yalnızca başlıklarını alalım.)

                1) Eşyayı kullanmasını öğretin.

                2) Çocukları sınıfın iş ve hayat birliğine katın, onlarda birlik ve beraberlik duygusunu yaratın.

               3) Temizlik alışkanlığını geliştirin.

               4) Sevgi, merhamet ve saygı duygusunu geliştirin.

               5) Olumsuz, zararlı alışkanlıkları (yalancılık, başkasının malına saygısızlık, huysuzluk ve kavgacılığı) yok etmeye çalışın.

              6) Rauf İnan ekliyor: “Çocuklarınızı eğitirken sevecen ve hoşgörülü olun. Çocuklarınızın doğanın, toplumun, eğitimin doyurduğu acılar altında büyüdüğünü unutmayın. Çocuklarınız suç işlediğinde cezalandırmaya değil, nedenini öğrenmeye ve yok etmeye çalışın. Anne-babalarla tanışın ve onları da çocuklarınızın eğitimine katılmaya çağırın…

               Yazımızı (Yılmaz Özdil’den öğrendiğimiz) bir Rus atasözü, “Akıl doğuştan, aptallık sonradan öğrenilir” ve Vietnam orman okullarından iki fotoyla bitirelim.

                                                                                                                            Sağlıcakla,