Meteoroloji’nin son değerlendirmelerine göre, Edirne’de soğuk hava yerini yarından itibaren yağışlı bir havaya bırakırken, termometrelerde de gözle görülür bir artış yaşanması bekleniyor.
Meteoroloji Genel Müdürlüğü Analiz ve Tahmin Merkezi’nin 5 günlük raporuna göre Edirne’de bugün parçalı bulutlu bir havayla birlikte en düşük sıcaklık -2°C, en yüksek 11°C, nem (%) 48-75, rüzgar (km/sa) Güneybatıdan 19
Yarın sağanak yağışlı bir havayla birlikte en düşük sıcaklık 6°C, en yüksek 15°C, nem (%) 72-90, rüzgar (km/sa) Güneybatıdan 25
4 Ocak 2026 Pazar günü sağanak yağışlı bir havayla birlikte en düşük sıcaklık 15°C, en yüksek 19°C, nem (%) 57-87, rüzgar (km/sa) Güneybatıdan 27
5 Ocak 2026 Pazartesi günü sağanak yağışlı birlikte en düşük sıcaklık 14°C, en yüksek 15°C, nem (%) 76-82, rüzgar (km/sa) Güneybatıdan 22
5 Ocak 2026 Salı sağanak yağışlı birlikte en düşük sıcaklık 13°C, en yüksek 18°C, nem (%) 67-92, rüzgar (km/sa) Güneyden 21 olarak tahmin ediyor.
Keşan Belediyesi’nce yaklaşık iki hafta önce hayata geçirilen “kartlı sistem hayır çeşmesi”, kimliği belirsiz kişi ya da kişiler tarafından tahrip edildi.
Keşan Belediyesi’nden yapılan açıklamada, gerekli inceleme ve onarım çalışmalarının başlatıldığı, , benzer olayların bir daha yaşanmaması adına ilgili birimlerce gerekli tedbirlerin alınacağı belirtilerek şunlara yer verildi:
“Yaklaşık iki hafta önce, vatandaşlarımızın temiz ve sağlıklı suya sürdürülebilir erişimini sağlamak ve aynı zamanda geleceğimizin teminatı olan çocuklarımıza destek olmak amacıyla hayata geçirdiğimiz kartlı sistem hayır çeşmesi, kimliği belirsiz kişi ya da kişiler tarafından tahrip edilmiştir.
Toplumsal dayanışma, paylaşma ve hayır anlayışını yaşatmayı hedefleyen bu uygulamaya yönelik gerçekleştirilen bu üzücü olay, bizleri derinden üzmüştür. Kamu yararı gözetilerek yapılan hizmetlerin zarar görmesi, tüm hemşehrilerimizin ortak değerlerine zarar vermektedir.
Belediyemizce gerekli inceleme ve onarım çalışmaları başlatılmış olup, benzer olayların bir daha yaşanmaması adına ilgili birimlerimizce gerekli tedbirler alınacaktır.
Tüm vatandaşlarımızdan, ortak kullanım alanlarına ve toplumsal fayda amacıyla hayata geçirilen hizmetlere sahip çıkmalarını önemle rica ediyor; bu tür olumsuzlukların tekrar yaşanmamasını temenni ediyoruz.”
Keşan’a içme suyu sağlayan iki kaynaktan biri olan Kadıköy Barajı’nda aşırı kuraklık sebebi ile sadece ölü hacmin kalmasından dolayı ilçeye buradan su verilememesi nedeniyle İpsala İlçesi Kumdere Köyünde yer alan kuyulara ek olarak 5 adet derin su sondajı yapılacağı bildirildi.
Keşan Belediye Meclisi’nin 2026 Ocak Ayı Olağan Meclis Toplantısı, 5 Ocak 2026 Pazartesi günü gerçekleştirilecek.
Belediye Meclis Salonu’nda, saat 15.00’da başlayacak toplantıya, Keşan Belediye Başkanı Op. Dr. Mehmet Özcan başkanlık yapacak. Belediye Meclisi’nin 19 maddeden oluşan gündeminde Kumdere Köyünde yer alan kuyulara ek olarak 5 adet derin su sondajı yapılmasına ilişkin madde de bulunuyor. Keşan belediye Meclisi’nin ele alacağı maddelerden bazıları şöyle:
“3- Türk Hava Kurumu Keşan İlçe Başkanlığı’nın 20.10.2025 tarihli ve 21619 sayılı yazısı ile; ilçemizdeki gençlerin havacılık, teknoloji ve liderlik alanlarında eğitim almalarını sağlamak, havacılık sektöründeki kariyer fırsatlarını tanıtmak ve toplumsal sorumluluk bilinci kazandırmak amacıyla Belediyemiz ile ortak bir hizmet projesi yürütülmesi, bu konuda yapılacak protokolü imzalamak üzere Belediye Başkanı’na yetki verilmesi hususunun Meclis tarafından görüşülmesidir.
4- Batı Trakya Türkleri Dayanışma Derneği’nin 18.12.2025 tarihli dilekçesi ile Batı Trakya Türk Azınlığı’nın kültürel mirasını korumak ve gelecek nesillere aktarmak amacıyla “Tarihe Tanık, Geleceğe Köprü” isimli bir dijital arşivleme ve sergi projesinin hayata geçirilmesi teklif edilmektedir. Söz konusu projenin 5393 sayılı Kanun’un 75/C maddesi uyarınca Batı Trakya Türkleri Dayanışma Derneği ile ortak hizmet projesi olarak gerçekleştirilmesini, proje kapsamında gerekli her türlü teknik, lojistik ve tanıtım desteğinin Belediyemizce sağlanmasını ve bu konuda yapılacak protokolü imzalamak üzere Belediye Başkanı’na yetki verilmesi hususunun Meclis tarafından görüşülmesidir.
5- 5393 sayılı Belediye Kanununun 25. Maddesi gereğince Belediyemizin bir önceki yıl gelir ve giderleri ile bunlara ilişkin hesap kayıt ve işlemlerinin denetiminde 1 yıl süre ile görev yapmak üzere gizli oy ile Belediyemiz Meclis üyeleri arasından seçilecek Denetim Komisyonu üye seçimi yapılmasıdır.
6- Keşan Belediyesine ait mezbahadaki iş ve faaliyetlerin daha kaliteli, seri ve verimli yürütülebilmesi için 5393 sayılı Yasanın 75/C hükmü kapsamı gereği 31/07/2026 tarihine kadar geçerli olan Keşan Belediyesi ile Keşan Ticaret Borsası ve Keşan Ticaret Ve Sanayi OdasI arasında karşılıklı görüşme ve anlaşma sonucu düzenlenen ortak iş birliği protokolü gereğince “2026 Yılı Büyükbaş- Küçükbaş Hayvan Kesim Ücretleri”nin Meclis tarafından görüşülmesidir.
16- Belediye Meclisinin 04/12/2025 tarih ve 2025-206 sayılı kararı ile Plan ve Bütçe Komisyonuna sevk edilen, Keşan Şehiriçi, Keşan – Paşayiğit, Keşan – İzzetiye Mahallelerine toplu taşıma ücretlerine zam talebinin 5393 Sayılı Belediye Kanunun 15. Maddesi (p) bendi gereğince Meclis tarafından görüşülmesidir.
17- Belediye Meclisinin 2025-205 sayılı kararı ile İçkili Yerler Bölgesi Tespit Komisyonuna havale edilen, İlçemiz Büyük Cami Mahallesi Küçük Sanayi Sitesi Menteşe Sokak No:6 adresinde faaliyet gösteren işyerinin İçkili Yerler Bölgesine alınması talebinin İşyeri Açma ve Çalışma Ruhsatlarına İlişkin Yönetmeliğin 29,30 ve 31. Maddeleri kapsamında Meclis tarafından görüşülmesidir.
18- İlçemize içme suyu sağlayan 2 (iki) kaynaktan biri olan Kadıköy Barajı’nda aşırı kuraklık sebebi ile sadece ölü hacmin kalmasından dolayı Kadıköy Barajı’ndan ilçemize su verilememektedir. Bu sebeple İpsala İlçesi Kumdere Köyünde yer alan kuyulara ek olarak 531 ada 10 parsel, 164 ada 1 parsel, 163 ada 43 parsel numaralı parsellerde 5 adet derin su sondajı yapılması, yer tahsisi, arama ve kullanma belgelerinin alınması için Belediye Başkanı Opr. Dr. Mehmet Özcan’a yetki verilmesi hususunun Meclis tarafından görüşülmesidir.
19- Çok Amaçlı Pazaryeri Kompleksinin cumartesi günü haricinde ve pazar kurulmadığı günlerde otopark olarak kullanılması hususunun Meclis tarafından görüşülmesidir.”
Bulgaristan’ın Avro Bölgesi’ne 1 Ocak 2026 tarihinden itibaren resmen katılmasıyla komşu ülkede 145 yıldır kullanılan Leva yerini Euro’ya bıraktı.
Euro, 1Ocak 2026 itibariyle Bulgaristan’ın resmi para birimi oldu. BNR’re yer alan Marta Mladenova’nın haberine göre, Ocak ayı sonuna kadar ödemeler Bulgar Leva’sı ile de tapılabilecek, ancak elektronik ödemeler sadece Avro üzerinden gerçekleştirilecek. Bulgaristan Merkez Bankası BNB, Leva’yı Avro’ya süresiz ve ücretsiz değiştirecek. Ticari bankalar ve “Bulgaristan Postaları” ise bu yükümlülüğü haziran ayı sonuna kadar üstlenecek.
Bulgaristan’ın Avro Bölgesi’ne 21. üye ülke olarak katılması ile bağlantılı olarak, 1 Ocak 2026 – 2 Mart 2026 tarihleri arasında, sabit döviz kuru olan 1 Avro = 1,95583 Leva üzerinden banknot değişimi Avro Bölgesi’ndeki diğer 20 Ulusal Merkez Bankası tarafından da yapılacak.
Bulgaristan Merkez Bankası’nın (BNB) bildirdiği üzere değişim işlemleri için herhangi bir ücret, komisyon veya ek masraf tahsil edilmeyecek. Günlük değişim limiti, müşteri/işlem başına 2 000 leva ile sınırlandırılacak.
FERİT SEDEF VEFAT ETTİ Kıyık semti sakinlerinden Ferit Sedef, 71 yaşında vefat etti. Merhume Memnune ve merhum Ethem Sedef’in oğlu, Meydan Mahallesi Fan Fan Çeşme Sokak sakinlerinden Ferit Sedef için dün Sarı Cami’de cenaze töreni düzenlendi. Öğle namazından sonra kılınan cenaze namazının ardından Ferit Sedef’in cenazesi Acı Çeşme Mezarlığı’nda toprağa verildi. HALİL SAKARYA VEFAT ETTİ Fatih Mahallesi sakinlerinden Halil Sakarya, 86 yaşında vefat etti. Fatih Mahallesi Varel Sitesi sakinlerinden, Melihat Sakarya’nın eşi, Gürcan ve Gülhan Sakarya’nın babaları, Gül Sakarya’nın kayınpederi, Güliz, Çağan, Belçin ve Berkin Sakarya’nın dedeleri Halil Sakarya için dün Meriç ilçesine bağlı Alibeyköy köyü camisinde cenaze töreni düzenlendi. İkindi namazından sonra kılınan cenaze namazının ardından Halil Sakarya’nın cenazesi, köy mezarlığına defnedildi.
İlkçağ’da Balkanları Ege Denizi’ne bağlayan “en kısa yol” olarak tercih edilen Meriç Nehri, Ortaçağ’da da aynı amaçlarla kullanılmıştır. Osmanlı döneminde Meriç Nehri üzerindeki taşımacılık teşvik edilmiştir. Dimetoka’nın nehre sınır olan köyleri bu amaçla uğraşmalarından ötürü Yıldırım Bayezıd döneminde buna karşılık avarız vergisinden muaf tutulmuşlar. Yıldırım Bayezıd, Dimetoka ile Ergene arasındaki Meriç geçidine bir de kayık vakfı kurdurmuş. Daha sonraki yıllarda da küçük çaplı gemilerle, tahıl ürünleri ve çeşitli malları Meriç Nehri üzerinden Edirne’ye taşınmıştır. Edirne de toplanan mallar, Meriç Nehri yoluyla Enez’e nakledilerek deniz yoluyla İstanbul’a kadar taşınmıştır.
Osmanlı döneminde 18. Yüzyıl’ın ikinci yarısında zahirenin yanı sıra ticari eşyalar ve bazı harp malzemeleri Meriç Nehri suyoluyla taşınmıştır. Mısır’dan, (günümüz Ege Denizi olan) Adalar Denizi’nden ve İzmir’den ticari mallar, yemişler ve hububatlar gemilerle Enez Limanı’na getirildikten sonra Meriç yoluyla Edirne’ye ve Filibe’ye gönderilmiş. Aynı suyoluyla başta pirinç olmak üzere çeşitli gıda maddeleri Edirne’den Meriç Nehri yoluyla Enez’e oradan da deniz yoluyla Avrupa’ya ve İstanbul’a taşınmış.
Osmanlı belgelerinde “İnöz” olarak adı geçen Enez Ege Denizi’ni Meriç Nehri yoluyla Doğu Trakya içlerine ve Balkan Yarımadası’na bağlayan önemli bir tarihi liman olarak hizmet görmüş. Edirne’den ihraç edilen malların da aynı zamanda merkezi olan Enez Limanı yüzyıllarca önemini büyük ölçüde Meriç Nehri’ne borçludur. 19. Yüzyıl’a kadar Enez Limanı ve Meriç Nehri bu görevini sürdürmüştür.
İlkçağ’lardan itibaren taşımacılıkta kullanılan Meriç–Enez suyolu, Balkan topraklarını Edirne’ye dolayısıyla İstanbul’a bağlayan önemli bir ulaşım ve nakliye yolu olmuştur. 1309 tarihli Edirne salnamesinde Meriç Nehri yolu ile Cisr-i Mustafa Paşa’dan (Uzunköprü) İnöz’e (Enez) kadar nehir sahilindeki yerlere sallar ile önemli miktarda zahire ve kereste nakledildiğine dair bilgiler mevcuttur.
27 Şubat 1858 tarihli bir mukavelename ile İnöz’den (Enez) Edirne’ye ve Edirne’den Filibe’ye kadar Meriç Nehri’nde vapur işletme ve zahire sallarını işletme imtiyazı 22 sene süreyle Fransız şirketi Mösyö Komanto ve ortaklarına verilmiştir. Nehir yatağının ıslahı ve düzenlemesi de yapılacak şekilde süre 30 yıla çıkarılmıştır.
Tarihsel sürece bakıldığında Enez Limanı ve Meriç Nehri’nin bölgemiz için ne kadar önemli olduğu görünmektedir. Cumhuriyet döneminde de Enez ve Meriç önemi dolayısıyla Atatürk’ün talimatıyla, Lozan Anlaşması esasına göre Meriç Nehri’nin nihai sınırının belirlenmesi ve nehirden faydalanmak amacıyla 20.06.1934 yılında Ankara Antlaşması imzalanmıştır.
Yunanistan ile ortak ‘’Meriç Tabileri ve Islahı Komisyonu’’ adlı komisyon kurularak mühendislik çalışmaları yapılıyor. Atatürk’ün vefatı ve II. Dünya Savaşı çıkması dolayısıyla bu proje askıda kalıyor. II. Dünya Savaşı sonrası Amerika’nın Avrupa hegemonyası başlaması ile yapılan yardımlardan Yunanistan ve Türkiye de yararlanıyor.
Bu arada 193’te yapılan Meriç Nehri mühendislik çalışması yeniden gündeme geliyor. 1954 yılında DSİ Genel Müdürlüğü’nün yeniden düzenlenmesi ile bu proje uluslar arası ihaleye çıkarılıyor. Projeyi Harza (Harza Engineering Company) isimli Amerikan firması alıyor. Yunanistan – Türkiye ortak projesi olan bu projenin tamamının maliyeti 150 milyon TL, olup 1955’de değeri 54 milyon Dolardır. Projede Türkiye’nin payı 1955’de 83 milyon TL=30 milyon Dolar olup, Yunanistan’ın payı 67 milyon= 24 milyon Dolardır.
Bu proje ile Meriç Nehri tahkimatı, seddeler, bataklık alanların kurutulup tarıma aç olması ve sulama projeleri yapılıyor. Proje 1974 yılında Kıbrıs Barış Harekatı ile İpsala bölgesi Mandakoru mevkiinde duruyor. Projede Ferre ve Peplos Kupürleri takas olacak iken proje intikaya uğrayınca takas yapılamıyor ve şimdi her iki ülkede Meriç Nehri’ni karşısına geçiyor. Daha sonra Türkiye ve Yunanistan projenin eksiklerini kendi imkanları ile tamamlıyorlar.
Meriç Nehri Enez Deltası Lagün Gölleri ile Dünya’nın en önemli sulak alanlarından biridir. Gala Gölü bölgesi Dalyan Gölleri ile önemli bir eko sistem yaratmıştır. DSİ’de görev yaptığım yıllarda Gala Gölü’nü doğrudan Dalyan Gölleri’ne bağlayan kanal yapılmıştı. Özellikle Yılan Balığı familyası için bu döngü çok önemlidir. 1970’li yıllarda balıkçılık konusu Enezle özdeşleşmiştir. Enez Balıkçılık Kooperatifi öncülüğünde Belediye himayesinde ‘’Enez Balık Festivali’’ gelenek haline gelmiştir. Yılan Balığı üretimi arttırılmış ve balık ihracatı yapılır olmuştu. Maalesef daha sonra Enez yakaladığı bu ivmeyi giderek kaybetmiştir.
Yürütülen yanlış çeltik tarımı toksik etkileri başta Gala Gölü ve Dalyan Gölleri’nin kirlenmesine sebep olmaktadır. Keza Ergene Nehri kirliliği de Meriç Nehri deltasını kirleterek Saros Körfezi’ne de zarar verir hale gelmeye başlamıştır.
Enez Saros Körfezi güzel denizi sayesinde gözde sayfiye yerlerinden biri olmaya başladı. Lakin düzensiz yapılaşma ve altyapı eksikliğinden sahil sakinleri sıkıntı çekmektedir.
Coğrafi ve stratejik önemi çok fazla olan Enez ilçemiz maalesef bu kadar çok nimetlerine rağmen mağdur edilmekte ve Edirne bundan faydalanamamaktadır. Halbuki Enez, karayolu ile Edirne, Tekirdağ, İstanbul, Çanakkale, İzmir bağlantısı yanında İpsala Gümrük Kapısı ile Avrupa’ya bağlanabilen konumdadır. Keza Enez Limanı standart liman konumuna getirilse hem İstanbul hem de Tekirdağ limanlarının yükünü azaltacaktır. Enez Limanı, Dedeağaç ve Selanik deniz yolu ile Enez limanından Avrupa’ya ihracat ve yolcu taşımacılığı yapılması yararlı olacaktır.
Yıllardır suya hasret bekleyen 70 bin dekar Enez yamaç tarım arazisi hazırlanan sulama projesi ile yapılacak sebze ve tıbbi aromatik bitki yetiştiriciliği ile büyük bir imkan yaratacaktır. Bölgede kurulacak seralar ile yıl boyunca sebze üretimi yapılabilecektir. Önceki yıllarda bölgede kurulan salça fabrikası sebze tarım kültürünün varlığının ispatıdır. Üretilen gıdalar yaz aylarında sahil nüfusu besleyeceği gibi, İstanbul pazarı ve Avrupa pazarına da hitap edecektir. Çeribaşı Kirazı buna bir örnektir.
En büyük hayalim olan,’Harza Projesinin devamı olarak Yunanistan’la ortak proje ile Meriç Nehri yatağını ıslahı ederek suyun yönetimini ve faydalanmayı hatta suyolu ulaşımını paylaşacak ve Trakya’yı sulayacak projeleri hayata geçirmek, Ergene kirliliğine son vermek’ ideali ile 25. Dönem milletvekili aday adayı olmuştum. Lakin kısmet olmadı.
Umarım bu kadar bol nimete sahip olan Enez ilçemiz makus talihini kıracak imkanlarına en kısa sürede kavuşur.
İstanbul’da Galata Köprüsü’nde yeni yılın ilk gününde, Filistin’deki katliama ‘dur’ demek için gerçekleştirilen yürüyüşle eş zamanlı olarak, Edirne’nin Uzunköprü ilçesinde de yürüyüş ve destek programı düzenlendi.
Filistin’deki katliama “dur” demek için Galata Köprüsü’nde eylem gerçekleştirildi. “Sinmiyoruz, susmuyoruz, Filistin’i unutmuyoruz” sloganıyla düzenlenen eylemle eş zamanlı olarak Edirne’nin Uzunköprü ilçesinin Telli Çeşme Meydanı’nda program düzenlendi. UZİMDER organizasyonunda gerçekleştirilen programa; İlçe Kaymakamı Muammer Köken, sivil toplum kuruluşları ve siyasi partilerin temsilcileriyle vatandaşların katıldı. Sabah namazının ardından düzenlenen etkinlikte Kuran okundu, açıklamalar yapıldı.
‘BU ZULÜM BİR GÜN BİTECEK’
Burada konuşan ilçe kaymakamı Köken, Filistin’deki zulüm bir gün biteceğini söyleyerek, “İnşallah bu zulüm bir gün bitecek. Doğmamış çocukların, büyüyememiş çocukların memleketi Filistin özgürlüğüne kavuşacaktır. Buna inancımız tamdır. Türkiye Cumhuriyet Devleti, bu konuda elinden gelenin fazlasını yürütmektedir. Öz ve öz Müslüman memleketinde kan dökenlerden Allah ıslah etsin. Islahı mümkün değilse de Allah kahrı perişan etsin” dedi.
Atatürkçü Düşünce Derneği (ADD) Edirne Şubesi, Atatürk Devriminin “Çoban Yıldızı” olan vatansever, devrimci, Kuvayı Milliyeci, hukukçu ve öğretmen Mustafa Necati’yi saygıyla andı
ADD Edirne Şubesi Yönetim Kurulu’nca “Türkiye’yi Yasa Boğan Kara Haber” başlığı altında yapılan yazılı açıklamada Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün 1924 yılında dile getirdiği, “Bir milleti ya hür, bağımsız, şanlı, yüce bir sosyal toplum halinde yaşatan veya bir milleti esaret ve sefalete terk eden şey terbiyedir. Terbiye kelimesi yalnız olarak kullanıldığı zaman herkes kendine göre bir anlam çıkarır. Ayrıntıya girişilirse terbiyenin hedefleri, amaçları çeşitlenir. Meselâ dini terbiye, milli terbiye, milletlerarası terbiye…
Bütün bu terbiyelerin hedef ve gayeleri başka başkadır. Yeni Türkiye Cumhuriyeti’nin yeni nesle vereceği terbiye Milli Terbiyedir…
Milli ahlakımız, medeni esaslarla ve hür fikirlerle beslenmeli ve kuvvetlendirilmelidir… Tehdit esasına dayalı ahlak, bir fazilet olmaktan başka itimada da layık değildir.” şeklindeki sözlerine yer verilerek şöyle denildi:
“14 Mayıs 1919, gecesi, yani İzmir’in işgalinden bir gün önce halkı Bahri Baba Parkında toplayanlar arasında olup burada yaptığı konuşmada halkı örgütlenmeye ve silahla direnişe çağıran Mustafa Necati 1894’de İzmir’de doğmuş, ilk ve orta öğrenimini İzmir’de tamamlamış, Hukuk Mektebini İstanbul’da okuduktan sonra 1914’de yeniden İzmir’e dönmüş, yakın arkadaşı Vasıf Çınar’la bir lise açıp burada hem öğretmenlik hem de yöneticilik yapmıştır…
İzmir işgal edilip kendisi de aranmaya başlayınca İstanbul’a kaçtı. Baktı ki, İstanbul teslimiyeti kabul etmiş, bu sefer Balıkesir’e gelip Kuvayı Milliye’ye katıldı. Burada; yine, arkadaşı Vasıf Çınar’la zor koşullarda gazete çıkardı. Kuvayı Milliye müfreze komutanı olarak Yunanlılar ve isyancılara karşı çarpıştı. Fırsat buldukça halk arasına karışıp ateşli konuşmalar yaparak halkı Kuvayı Milliye’ye katılmaya ve yardım etmeye çağırdı.Kurtuluş Savaşı kazanılınca 1923’te İzmir Milletvekili seçildi. Önce Mübadele ve İskan Bakanı, sonra Adalet Bakanı, sonra 31 yaşında Milli Eğitim Bakanı oldu.
Mustafa Necati, önce öğretmenlik mesleğine saygınlık kazandıracak bir dizi yenilikler yaptı. Türkiye ve dünya O’nu Harf Devrimi ve Karma Eğitime geçilmesini sağlaması ile tanıdı.Eğitim onun zamanında laik ve Ulusal zemine oturtuldu. Talim Terbiye kuruldu. Ders kitapları Bakanlıkça basıldı ve dağıtıldı.
Mustafa Necati Millet Mektepleri açılması hazırlıkları içindeyken bedenini düşünmemiş, çok işi olduğu için kaç gündür sancısı olduğu halde “yatırılma” ihtimaline bağlı olarak doktora gitmemiştir. Mustafa Kemal Atatürk ile el ele vermiş, Türkiye’yi aydınlığa ulaştıracak devrimleri yapıyorlardı. Yeni Türk Harfleri kabul edilmiş, Millet Mekteplerini açma hazırlıkları yapılıyordu…
Sancıları her geçen gün artıyordu. Herkes doktora gitmesini tavsiye ediyordu genç Milli Eğitim Bakanına. Ağrılar dayanılmaz hale gelince Numune Hastanesini gitti. Hemen ameliyata aldılar. Durum ciddiydi… Çok geç kalınmıştı. Doktorların tüm müdahalelerine rağmen kurtarılamadı…
Türkiye, 1 Ocak 1929 sabahına kara bir haberle uyandı.Birkaç günden beri karın ağrılarından şikayet eden, genç ve başarılı Milli Eğitim Bakanı Mustafa Necati apandisit patlaması sonucu vefat etmişti.Cenaze, binlerce öğretmenin omuzunda ve hıçkırıklarla Cebeci Asri Mezarlığına götürüldü.
Tabutun başında, Garp Cephesi Komutanı Başbakan İsmet Paşa konuşuyordu. Konuşmanın sonuna doğru sesi titremeye başladı, o sırada binlerce insan gözyaşı döküyordu.
İsmet Paşa’dan sonra Mehmet Emin Yurdakul konuştu. O da, bu devrimci genç adamın şanına yakışan bir konuşma yaptı. Arkasından birkaç kişi daha konuştu ve Mustafa Necati toprağa verildi.
Öğretmenleri bu kadar seven, onlarla içli dışlı yaşayan, onlara mektup yazıp derdini sorununu dinleyen, çözüm bulan, Hasan Âli Yücel hariç bir başka Bakan yoktur…
Valilere öğretmeni karşılatan, öğretmen adaylarına her geçtiği ilden yardım edilmesini sağlayan Mustafa Necati Askerlikten ayrılmak ve ticarete atılmak isteyen eniştesini ben milletvekili ve ‘bakanlık yaptığım sürece, ticaretle uğraşmana razı olmam’ diyen devrimcidir. Milyonları okumaz yazmaz bir ülkede genç yaşta insanları aydınlatma mücadelesinde yaşamını feda eden bir devrimcidir.
“Türkiye’de herkesin milli ve dünyevî, modern ve demokratik eğitim alması esastır. Eğitimin milli olmasından maksat, gençleri, yaşayan bütün kurumları, düşünce ve idealleriyle milli topluma uydurmaktır. Dünyevî kelimesinden hedeflenen, eğitimin laik olması, düşünceyi daraltan ve vicdan özgürlüğünü kıran her türlü dini etkiden uzak bulunmaktır” diyen ve Laiklik sözcüğünü ilk kez resmi olarak kullanan Bakan olan Mustafa Necati ile dogmatik eğitimden laik eğitime geçilmiştir
Eğitimin, yöntemler ve teknikler bakımından en yeni bilimsel kurallara göre sürdürülmesi, demokratiklik ile de eğitim ve öğretimin bütün olanaklarından kadın-erkek tüm ulus bireylerinin eşit derecede yararlanması; serveti, toplumdaki yeri ne olursa olsun her gencin yeteneği ve zekası derecesinde öğrenim görebilmesi, hiçbir engelin konmaması düşünülmüştür. İlköğretimin milli ve demokratik olması kız-erkek, zengin-yoksul bütün millet çocuklarının aynı biçimde eğitim görmesi, bu ilkenin bir sonucudur. Böylece bugün bile tam olarak gerçekleştirilemeyen eğitimde fırsat ve imkan eşitliği sağlamanın ilk adımı atılmıştır.
Atatürkçü Düşünce Derneği Edirne Şubesi Yönetim Kurulu olarak, Atatürk Devriminin “Çoban Yıldızı” olan Cebeci Asri Mezarlığı’nda upuzun yatan Vatansever, devrimci, Kuvayı Milliyeci, hukukçu ve öğretmen Bakanımızı saygıyla anıyoruz.
Tüm Öğretmenler Sendikası (TÖS) Edirne İl Yönetim Kurulu olarak, Atatürk devriminin ‘Çoban Yıldızı’ olan Harf Devriminin Mimarı Milli Eğitim Bakanı Mustafa Necati’yi ölümümün 97. yılında bir kez daha rahmet, minnet ve saygıyla andı.
TÖS Edirne İl Yönetim Kurulu adına Başkan Barış Kır, yaptığı yazılı açıklamada, Cumhuriyet döneminde ‘Milli Eğitim’ alanında köklü çalışmalar yapıldığını anımsatarak, “ Çağdaş ülkeler seviyesine bir an önce ulaşılmasını isteyen Atatürk, eğitimde köklü çalışmalar yapılmasına inanmış ve bu sebeple çevresindeki kadroya bazı önemli görevler vermiştir. Atatürk’ün yapmak istediklerini en iyi anlayanlardan birisi Mustafa Necati’dir. O’nun Bakanlığı zamanında Milli Eğitim camiasına dinamizm, görev aşkı, saygı, sevgi ve güven duygusu hakim olmuştur” dedi.
Barış Kır, Kurtuluş Savaşı sonrası yeni Türkiye’nin çağdaş uygarlık düzeyine çıkma ve geçme hedefini ve Atatürk’ü en iyi anlayan ismin Mustafa Necati olduğunun altını çizerek şunları kaydetti:
“Mustafa Necati, 20 Aralık 1925 tarihinde Milli Eğitim Bakanlığına atanmıştır. Bu görev, 1 Ocak 1929 tarihinde (Millet Mekteplerinin açıldığı gün) vefatıyla sonlanmıştır.
Mustafa Necati, 1919 yılında İzmir’in işgal edildiğini görünce ateşli yurtsever arkadaşlarıyla birlikte bir çete teşkilatı kurdu. Kuvayı Milliye’nin bir müfreze komutanı olarak görev aldı, yurtta karışıklıklar çıkaran vatan haini Aznavur çetesiyle, Yunanlılarla savaştı. Balıkesir’deyken “İzmir’e Doğru” adıyla çıkardıkları gazetede arkadaşı Vasıf Çınar ila birlikte çalıştı.
Mustafa Necati 1920’de, Saruhan milletvekili seçildi. Karadeniz kıyılarında Pontus Rum eşkiyasının kurduğu teşkilatla savaştı, Karadeniz Bölgesi İstiklal Mahkemesi’nde, Büyük Millet Meclisi Müdafaa-i Hukuk Grubu kâtipliğinde çalıştı. Daha sonra Kastamonu ve Havalisi İstiklâl Mahkemesi başkanı oldu.
Mustafa Necati, 1923’te Meclis’in ikinci devresine İzmir milletvekili olarak girdikten sonra Mübadele-İmar ve İskân, 1924’te Adliye Vekili oldu Kabinenin istifasından sonra, Şeyh Sait isyanında Şark İstiklal Mahkemesi savcılığını yaptı
20 Aralık 1925’te Maarif Vekili (Milli Eğitim Bakanı) olan Mustafa Necati ölümüne kadar, 3 yıl 12 gün bu görevde kaldı. Hareketli, ateşli hayatının en verimli devresi Milli Eğitim Bakanı olarak geçirdiği yıllardır. Öğretmenlik mesleğini daha itibarlı bir meslek haline getiren, Milli Eğitim teşkilatını kökten hamlelerle düzelten odur. Gerekli işleri, şekil bağlarına kapılmadan hemen gerçekleştirme safhasına aktaran pratik, aktif görüşü hayranlık uyandırmış, Mustafa Necati adı eğitim ve milli kültür hayatımızda yeniliğin, devrimciliğin bir sembolü olarak kalmıştır. Çok genç yaşta ölen Mustafa Necati kısa ömrünü millet hizmetinde geçirmiş Cumhuriyetçi, devrimci bir yurt çocuğu olarak daima anılır. Mustafa Necati adı Türk eğitim tarihine altın harflerle yazılmıştır.
Laiklik sözcüğünü ilk kez resmi olarak kullanan bakan Mustafa Necati’dir. Mustafa Necati Milli Eğitim Bakanı olur olmaz yayımladığı genelgelerle Cumhuriyetin eğitim ilkelerini şöyle belirlemiştir: ‘Türkiye’de herkesin milli ve dünyevî, modern ve demokratik eğitim alması esastır. Eğitimin milli olmasından maksat, gençleri, yaşayan bütün kurumları, düşünce ve idealleriyle milli topluma uydurmaktır. Dünyevî kelimesinden hedeflenen, eğitimin laik olması, düşünceyi daraltan ve vicdan özgürlüğünü kıran her türlü dini etkiden uzak bulunmaktır.”’
Böylece dogmatik eğitimden laik eğitime geçilmiştir. Modern deyimiyle eğitimin, yöntemler ve teknikler bakımından en yeni bilimsel kurallara göre sürdürülmesi, demokratiklik ile de eğitim ve öğretimin bütün olanaklarından kadın-erkek tüm ulus bireylerinin eşit derecede yararlanması; serveti, toplumdaki yeri ne olursa olsun her gencin yeteneği ve zekası derecesinde öğrenim görebilmesi, hiçbir engelin konmaması düşünülmüştür. İlköğretimin milli ve demokratik olması kız-erkek, zengin-yoksul bütün millet çocuklarının aynı biçimde eğitim görmesi, bu ilkenin bir sonucudur. Böylece bugün bile tam olarak gerçekleştirilemeyen eğitimde fırsat ve imkan eşitliği sağlamanın ilk adımı atılmıştır.
Tüm Öğretmenler Sendikası (TÖS) Edirne İl Yönetim Kurulu olarak, Atatürk devriminin ‘Çoban Yıldızı’ olan Harf Devriminin Mimarı Milli Eğitim Bakanı Mustafa Necati’yi ölümümün 97. yılında rahmet, minnet ve saygıyla anıyoruz.”