AİLE YILI

Toplumun en küçük sosyal örgütlenmesidir aile. Aile bireyleri genellikle biyolojik yakınlık ve menfaatler bütününü de sağlar. Aynı düşünce veya ilkeler etrafında bulunduğumuzu ifade etmek için de “biz bir aileyiz” diyen siyaset veya kurum temsilcileri olmaktadır.

Ailede veya ülkede nüfusun fazlalığını bir güç olarak gören anlayışlar, inanan olmasa da maalesef vardır. Bunun için de bazı yetkililer konuşmuş olmak adına bu cehaletlerini yayarlar. Toplum olmak ile kalabalık olmanın farkını bilmeyen bu zatlar aileyi yıkılmaz kale, kutsal alan olarak görürler. Oysa biz sevgiyi, şiddeti, açlığı veya tokluğu, paylaşımı, özgürlüğü, demokratik ilişkileri ve her şeyi ailede öğreniriz.

Okullar bilinmeyeni öğreterek günlük yaşamımızda uygulamamızı sağlar. Geçmişte aile bireylerinin birbirine bağlılığı veya ailenin önemi doğal bir bilgi idi. Bizim veya önceki kuşağın okul anılarında “aile” konusu birkaç cümlede anımsatılır kalırdı.

Özellikle 1980 sonrası başlayan süreçte coğrafyamızda kalıcı değişiklikler oldu. Daha öncesinden gelen uygulamaların devamında baskı ve korku ile nitelikli ve doğal olan her şey yozlaştırıldı. Değerler yok edildi ve 2000 yılı sonrasında da Ortadoğu için yazılan AKP’li toplum projesiyle bu günlere geldik.

Bu süreçte tüm değerlerimiz yozlaştı. Hepimiz iyi insan olmayı sözde amaçlar iken makbul tüketici durumuna geldik. Değerlerin olumsuz anlamda değişmesinden aile de üzerine düşeni aldı. Ki doğal ve insani değerleri yok eden iktidar sonra bu değerleri, kendi inanmış tüketici idealini de içine katarak; “bilimsel olanı inkâr ve diğerlerine de kâr” gözüyle bakmamızı sağlayan bir değerler eğitimini öğretmeye başladı.

Bu yeni düzen elbette her şey gibi aileyi de olumsuz etkiledi. Bu olumsuzluğu görmememizi sağlamak için de başarısız iktidarlar her yıla bir ad vererek önemsediklerine vurgu yaptılar. Örneğin en son 2024 emekli yılıydı ve sonucu gördük. Yıllarca çalışanlar emekli olunca ev, araç veya gezmek gibi zenginlikleri yaşamayı hayal ederken bugün onuru için kendini vurmayı çare gören aile bireylerine, bunalmış insana dönüştük.

2025 yılı da Aile Yılıydı, bilen var mı?İktidara yıl yetmemiş olmalı ki; 2026-2035 dönemi “Aile ve Nüfus 10 Yılı” olarak ilan edildi. İyi de; ailenin kutsalı, ayakları altında cenneti bulunduran ana ne durumda? 2022’de 334, 2023’te 315, 2024’te 394 ve Aile Yılı olan 2025’te 391 ve 2026 yılının ilk altı ayında 262 ana; ailenin kutsalı öldürüldü.

Evladını okula gönderirken bir dilim ekmek ve beş zeytin koymakta zorlanan aile şimdi de her okul çıkış saatinde güvensiz okullardan evladının sağ salim dönmesini bekler oldu.

Aile ve Nüfus On Yılı; anneyi ve çocuğu koruyamayan, aileyi yoksullaştıran bir ortamda olmaz. Aile; komşusu ve sokağı ile mahallesi ile ailedir. Aile; sokağındaki parkı, can dostları kedi ve köpekler ile ailedir. Kırsalda ahırındaki büyükbaş, ağılındaki küçük baş ve kümesi ile ailedir. Gitmesek de gelmesek de yediklerimizin içtiklerimizin buralarda üretildiğini bilmek ile aile olunur. Kırsal ile ilişkisi ol(a)mayan, sokağındaki kedi ve köpekleri toplanıp tellerle çevrili “doğal yaşam alanı!” na yığılan canları sokağında göremedikçe aile eksik kalır.  Çünkü aile evin dört duvarı değildir.

Ailenin güçlü olması amaçlanmış ve önemli. Ama önce ailenin neden zayıfladığını tespitte ortaklaşmamız gerekmez mi? Ailenin güçlü olması; aileden sorumlu iktidar yakınlarının kamu parasına, halkın alın terine veya doğal varlıklarımıza el koyması, fonlanması ve hesap vermemesi midir? Kredi kartında para kalmadığı için üç beş sebzeyi maalesef gizlice alırken yakalanan babayı kelepçeleyip emniyete sürüklemek midir aileye destek olmak?

Haneye, aileye yapılan şafak baskını(!) anında ailenin özeline ait görüntüleri kamuoyu ile paylaşmak mıdır aileyi korumak? Kreş, okul öncesi kurum veya yoksullaştırılan ailenin okula giden evladına veremediği harçlığı veya gıdayı sağlamaya çalışan yerel yönetimleri baskı altına almak mı aileyi korumak? Yoksa muhalif yerel yönetime verilmeyen bu yetkiyi yandaş, tarikatlar ile iltisaklı kurumlar üzerinden sağlamak, yurttaşı kendine biat eder duruma getirmek midir? Burada korunan yandaş mıdır aile midir, sorgulamak gerekir.

Oysa her şey var yasalarda. Anayasamızın 41. Maddesi ve 6284 sayılı ‘Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun’da da kamunun yapacağı önleyici ve koruyucu tedbirler ve yapılacaklar yazılmıştır.

Yasalarda yazılanlar yapılmadığından dolayı bu iktidar döneminde; aileyi de bireylerini de mafeden; fuhuş %800, cinsel taciz %450, çocuk cinsel istismarı %400, uyuşturucu %700, adam öldürme %260 arttı.

Bu olumsuz durumu yaratanların 2025 Aile Yılı’nda ne yaptığını irdelemek gerekir. Ama 2026-2035 arasındaki on yılda daha neler yapılacağını ise ilk seçimler belirleyecek.

SEÇİM

Alamanya’da bir eyalette seçim yapıldı. Çoğunlukla kazanan parti, “Göçmenleri istemiyoruz, ülkemizide cami, yani Müslüman istemiyoruz, göndereceğiz” diyerek oyların çoğunluğunu almış bulunuyor. Müslümanlardan ne kötülük görmüşler ki?..
Diğer taraftan muhalefet parti başkanın göçmenler konusunda ki seçim söylemleri şöyleydi:
“Göçmenler giderse, fabrikalarımız durur, dükkanların çoğu kapanır, tüm alt yapı çalışmaları durur, çöplerimiz toplanmaz olur, iflas ederiz!..”
Yani bir anlamda diyor ki:
“Göçmenlere, EN AZ ÜCRETLE, bizim en aşağı, zor işlerimizi yaptırıyoruz; onları kovmak çıkarımıza gelmez…”
DİKKAT edersek, HEP ÇIKAR, HEP ÇIKAR!..
İNSANLIK İFLAS…
Bu sömürgecilik çıkarcılığı, asırlardan beri olduğu gibi, bu AVRUPA’NIN GENLERİNE İŞLEMİŞ, her fırsatta SÖMÜRGECİLER, maalesef!..
Keşke yaratan’ın kitabı Kuran’ı Kerim’i okuyup öğrenseydiler bunu:
“Bu dünya, ülkemiz, BİZİM DEĞİLDİR, YARATAN’IN’DIR. Sadece, bu coğrafyada, hayra mı, hayırsızlığa mı hizmet edeceğimizin sınavındayız. Ve de tüm insan, hayvan, ağaç, bitki, Rabbin eşit ümmetidir.”
Bu gerçeğe göre, “Dürüstçe yaşayanları, “Benden değil, ben üstünüm” deyip, ülkesinden kovmak, ne anlama geliyor, acaba?..
YİNE DİKKAT ederseniz, seçim söylemlerinde, milyonlarca göçmenin madur olacağı, ocakların yıkılacağı, işsiz, belki de aç susuz kalacakları, ÇOĞUNLUĞUN UMURUNDA DEĞİL!..
Ülkenin en zor, kirli, meşakkatli işlerini EN UCUZA göçmenlere yaptırdıkları da umurlarında değil!..
Bu ülke çoğunluğunun hak ediş akıbetini mutlaka izleyeceğiz!..
İşte TÜRKLER BİNLERCE YILDIR, onlarca devlet kurmuşken, hiçbir topluma, “Siz bizden değilsiniz,” dememiş hep Allah’ın emri üzere, kendisiyle eşit kul, vatandaş görmüştür, BİLİNE!.. sırf bu yüzden, “Ne mutlu Türk’üm diyene…” denmez mi şimdi?..
Başka milletlerde örneği yok ki.
Anlayacağımız, aklını kullananların çoğunlukta olduğu, “Medeni” denilen bir ülkede bile, İNSANLIĞIN ÖLMEKTE OLDUĞUNU İZLİYORUZ!..

O yüzden hep diyorum ki, Kuran temelli, “İNANÇLI BİLİM” olmazsa, ülkelerin HELAK edilişleri bitmez!..

Kuran’ı Kerim. Sure 18/Ayet 59:
İşte şu ülkeler, ne zaman zulmettilerse, biz onları helak ettik. Onları helak etmek için de bir vakit tayin etmiştik.

EDİRNE 3. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ HAKİMLİĞİ

T.C. EDİRNE 3. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİNDEN

ESAS NO : 2026/304 Esas
KAMULAŞTIRMA İLANI


Edirne İli, Lalapaşa İlçesi, SinanköyKöyü, 108 ada 202 parsel sayılı taşınmazın1612,63 m2.lik irtifak hakkı alanının TEİAŞ Genel Müdürlüğü tarafından kamulaştırılmasına karar verilmiştir.
Kamulaştırılmasına karar verilen taşınmazın 1612,63 m2.lik irtifak hakkı alanının 2942 sayılı kamulaştırma yasasının 4650 sayılı yasa ile değişik 8.maddesine göre, oluşturulan kıymet taktir komisyonu tarafından taşınmazın kamulaştırılacak kısmının davalı Mehmet Kor adına düşecek miktarının tahmini bedeli 47.628,97 TL olarak kurumca tespit edilmiş, aynı madde uyarınca taksitle ödeme, pazarlıkla satın alma ve trampa yolu ile devir alma konularında anlaşmaya varılamadığından, kamulaştırma yapan idare tarafından 2942 sayılı yasanın 10.maddesi gereğince taşınmazınkamulaştırma bedellerinin tespiti ile taşınmazın varsa tüm takyidatlardan ari olarak davacı kurum adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmesi için 2942 sayılı yasanın 4650 yasa ile değişik 10.maddesinin 4.fıkrası gereğince ilan olunur. 28.09.2026

Resmi İlanlar www.ilan.gov.tr’de (Basın: 2564550)

EDİRNE 3. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ HAKİMLİĞİ

T.C. EDİRNE 3. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİNDEN

ESAS NO : 2026/155 Esas
KAMULAŞTIRMA İLANI


Edirne ili, Merkez ilçesi, Kemal Köyü, 128 ada 16 parsel sayılı taşınmazın 320,05 m²’ lik bölümünün T.C.Devlet Demir Yolları İşletmesi Genel Müdürlüğü tarafından kamulaştırılmasına karar verilmiştir.
Kamulaştırılmasına karar verilen taşınmazın 320,05 m2sinin 2942 sayılı kamulaştırma yasasının 4650 sayılı yasa ile değişik 8.maddesine göre, oluşturulan kıymet taktir komisyonu tarafından taşınmazın kamulaştırılacak kısmının tahmini bedeli 113.403,32 TL olarak kurumca tespit edilmiş, aynı madde uyarınca taksitle ödeme, pazarlıkla satın alma ve trampa yolu ile devir alma konularında anlaşmaya varılamadığından, kamulaştırma yapan idare tarafından 2942 sayılı yasanın 10.maddesi gereğince taşınmazın kamulaştırma bedellerinin tespiti ile taşınmazın varsa tüm takyidatlardan ari olarak davacı kurum adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmesi için 2942 sayılı yasanın 4650 yasa ile değişik 10.maddesinin 4.fıkrası gereğince ilan olunur. 28.09.2026

Resmi İlanlar www.ilan.gov.tr’de (Basın: 2564306)

Karaağaç Garı’na ‘Kardeş Gar’

Edirne Valisi Yunus Sezer, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın katılımıyla yarın resmi açılışı gerçekleştirilecek olan Halkalı-Kapıkule Hızlı Tren Hattı Edirne Etabı ve yeni Edirne Gar Binası’nda incelemelerde bulundu.

​Tarihi mimari dokusuyla modern teknolojiyi buluşturan yeni gar binasını ve yapılan son hazırlıkları yerinde inceleyen Vali Yunus Sezer, yürütülen çalışmalar hakkında yetkililerden bilgi aldı.

Yeni Edirne Garı`nda 9 bin 840 metrekarelik peron alanı ile 8 bin 700 metrekarelik peyzaj alanı oluşturuldu. Böylece kompleksin açık kullanım alanı 18 bin 540 metrekareye ulaştı.

​Edirne Valili’nce sosyal medya hesabından gerçekleştirilen paylaşımda, “Edirne’mizi İstanbul’a ve Avrupa’ya bağlayarak ulaşımda tarihi bir dönüm noktası oluşturacak dev projenin kentimize ve ülkemize hayırlı olmasını diliyoruz.  Bu kıymetli projeye verdikleri desteklerden dolayı başta Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan ve Ulaştırma ve Altyapı Bakanımız Sayın Abdulkadir Uraloğlu olmak üzere tüm Bakanlık yetkililerimize şükranlarımızı sunuyoruz” ifadelerine yer verildi.

Tarımda alarm zilleri!

21.Dönem Edirne Milletvekili, YENİ Parti Üyesi Şadan Şimşek, Türkiye’de tarım politikalarının geldiği nokta, artık birkaç ürünün fiyat tartışması olmaktan çıktığını, ülkenin gıda güvenliği ve geleceği açısından ciddi bir beka meselesine dönüştüğünü söyledi. Tarım ve hayvancılığa dayalı ekonomileriyle ayakta duran il ve ilçelerin her geçen gün daha büyük ekonomik sıkıntılar yaşadığına dikkat çeken Şimşek, “Çiftçinin yaşadığı sorun artık yalnızca çiftçinin sorunu değildir” dedi.

Eski milletvekili Şimşek, “Çiftçinin alın terini yok sayamazsınız! Tarımda alarm zilleri çalıyor: Bu böyle gitmez!” başlıklı yazılı açıklamasında şunlara yer verdi:

“Çiftçimiz üretiyor, alın teri döküyor, borçlanıyor; ancak emeğinin karşılığını alamıyor! Bugün Türkiye’de tarım politikalarının geldiği nokta, artık birkaç ürünün fiyat tartışması olmaktan çıkmış, ülkemizin gıda güvenliği ve geleceği açısından ciddi bir beka meselesine dönüşmüştür. Çiftçimizin yaşadığı tablo ortadadır:

İLK ÜRÜN BUĞDAY…

Toprak Mahsulleri Ofisi kilogram başına 16,50 TL alım fiyatı açıkladı. Ancak borç ve yüksek girdi maliyetleri altında ezilen çiftçimiz ürününü 11,00 TL’ye kadar satmak zorunda kaldı.

İKİNCİ ÜRÜN AYÇİÇEĞİ…

Trakya Birlik, %44 yağ oranı için 37,00 TL/kg fiyat açıkladı. Ancak sahadaki gerçeklik ortadadır: %44 yağ oranına ulaşan ayçiçeği yok denecek kadar azdır. Dolayısıyla açıklanan fiyat, üreticinin büyük bölümünün gerçek anlamda yararlanabildiği bir fiyat olmaktan uzaktır.

ÜÇÜNCÜ ÜRÜN ÇELTİK…

Hasat dönemi gelmiş olmasına rağmen TMO hâlâ çeltik alım fiyatını açıklamamıştır.

Çiftçimiz ne yapacağını bilmiyor! Bir tarafta yükselen mazot, gübre, ilaç, tohum, elektrik ve sulama maliyetleri… Diğer tarafta borçlarını ödeyebilmek için ürününü hasat döneminde hemen satmak zorunda kalan üretici…

Sonuç ise acıdır: Çiftçi üretiyor, ama kazanamıyor. Tüketici pahalıya alıyor, ama üretici kazanamıyor. Aradaki sistem ise çiftçiyi her geçen gün daha fazla borçlandırıyor.

KÖYLER BOŞALIYOR, TARIM GERİLİYOR!

Yıllardır uygulanan yanlış ve ithalata dayalı tarım politikalarının sonucunda köylerimiz boşalmış, gençlerimiz tarımdan uzaklaşmış, üreticimiz toprağından kopma noktasına gelmiştir.

Üretim yerine ithalatı tercih eden anlayış sürdürülemez. Çiftçisini desteklemeyen bir ülke, gelecekte gıdasını da güvence altına alamaz. Bugün tarımsal üretim düşerse yarın soframızdaki ekmeğin, yağın, pirincin fiyatını kontrol etmek mümkün olmayacaktır.

GIDA KRİZİ KAPIYA DAYANMIŞTIR.

Tarım ve hayvancılığa dayalı ekonomileriyle ayakta duran illerimiz ve ilçelerimiz her geçen gün daha büyük ekonomik sıkıntılar yaşamaktadır. Çiftçinin yaşadığı sorun artık yalnızca çiftçinin sorunu değildir.

Bu mesele 86 milyonun sofrasını, çocuklarımızın geleceğini ve ülkemizin gıda güvenliğini ilgilendirmektedir.

TMO’YA ÇAĞRIMIZ AÇIKTIR:

Çeltik alım fiyatı derhal açıklanmalıdır! Çiftçimizin emeği belirsizliğe terk edilmemelidir.

Acilen; Tarım ve hayvancılık destekleri artırılmalıdır. Çiftçinin borçlarının faizleri silinmeli, anapara için sürdürülebilir yapılandırma sağlanmalıdır. Mazot, gübre, ilaç, tohum ve diğer temel girdilerde üreticiyi rahatlatacak kalıcı destek mekanizmaları oluşturulmalıdır. Üreticinin hasat döneminde tüccarın insafına bırakılmasının önüne geçilmelidir. TMO’nun müdahale alımları zamanında ve gerçekçi fiyatlarla yapılmalıdır. Çiftçiye ne kadar üreteceğini, ne kadara satacağını öngörebileceği planlı ve sürdürülebilir bir tarım politikası sunulmalıdır.

Çünkü çiftçimiz bugün yalnızca bugünün ürününü değil, gelecek yılın üretimini de düşünmek zorundadır.

Borç içindeki çiftçi, gelecek yıl tarlasına yeniden gübre atamaz, mazot alamaz, tohum alamazsa ne olacak? Üretim düşecek. İthalat artacak. Gıda fiyatları yükselecek. ve bedel yine vatandaşımıza ödetilecektir.

Artık günü kurtaran politikalar değil, çiftçiyi yaşatan, üretimi sürdüren ve ülkemizin gıda güvenliğini garanti altına alan bir tarım politikası gerekmektedir.

Unutulmamalıdır: Çiftçi varsa üretim vardır. Üretim varsa bereket vardır  Üretim yoksa bağımsızlık da güvence altında değildir.

Çiftçimizin alın teri üzerinden tasarruf yapılamaz. Çiftçi borç batağında, köyler boşalırken; sermaye ve rant düzeninin kazanmasına daha fazla seyirci kalınamaz!

Bu böyle gitmez! Çiftçiyi yaşatın, üretimi yaşatın, Türkiye’yi yaşatın! TMO’yu derhal göreve çağırıyoruz: Çeltik fiyatını hemen açıklayın! Çiftçinin alın terini hak ettiği değere ulaştırın! Tarımda üretimi, çiftçide umudu yeniden yeşertin!”

Kamusal alana ‘özel’ vize!

Olgay GÜLER

Edirne’de demokratik kitle örgütlerinin, mülkiyeti DSİ’ye ait taşınmaz ve çevresinin imar planlarının bir vakfın kullanımı için ‘özel tesis alanı’ olarak değiştirilmesine itirazlarına rağmen, söz konusu imar planları Ekim ayı meclisinde değiştirildi.

Kentte, mülkiyeti DSİ’ye ait bir taşınmaz ve çevresinin imar planlarının ‘özel tesis alanı’ olarak değiştirilmesi amacıyla 2021, 2022 ve 2025 yıllarında belediyeye başvuruldu. Söz konusu başvuru, imar komisyonunun; “Kamusal kullanım amacıyla ayrılmış Belediye Hizmet Alanının özel kullanıma açılması uygun değildir” gerekçesiyle reddedildi. Ancak konuyla ilgili 2026 yılında, DSİ tarafından yeniden yapılan başvuru kabul edilerek, söz konusu alan ve çevresi imar planlarında ‘özel tesis alanı’ olarak değiştirildi. Edirne Demokratik Kitle Örgütleri, söz konusu kararın, imar planlarının sürdürülebilirliğini ortadan kaldırdığı, kamu yararı içermediği gerekçesiyle 7 Eylül’de itiraz dilekçelerini belediyeye iletti.

TARTIŞMALI ALAN MECLİS GÜNDEMİNDE

Kitle örgütlerinin itirazlarının ardından, söz konusu imar planı değişikliği Edirne Belediye Meclisi Ekim ayı toplantısında gündeme geldi. DSİ’ye ait arsa ve taşınmazın vasfını ‘özel tesis alanı’ olarak değiştiren imar planı mecliste Yeni Parti, AKP ve MHP oylarıyla kabul edilirken, CHP ret oyu kullandı. Bununla birlikte itiraza konu olan alanın vakfa tahsisinin önü açılmış oldu.

ALKIŞLA PROTESTO

Meclis toplantısını izleyen bazı sivil toplum örgütü temsilcileri, imar planlarında yapılan değişikliği toplantı sonunda alkışla protesto etti. Burada konuşan Edirne Çevre Gönüllüleri Derneği Başkanı Ayten Eren, tepkisini dile getirerek, “Mecliste bir kara leke olarak tarihe geçecek. Nerede laiklik, nerede Atatürkçülük bu gerici vakıflara karşı, yok, 12’ nci maddede bu gerici vakıflara karşı DSİ’nin yerinin tahsis edilmesinin önü açıldı. Yeni Parti, AKP ve MHP üyeleri evet diyerek bunun önünü açtılar. Daha önceki çalışmalarımızda biz bunun verilmemesi gerektiğini, buranın kamusal bir alan olduğunu, çevresinde yaşayan halkın oraya alınmadığı söyledik ve bunun açıkça bir kıyak olduğunu söyleyerek itiraz etmiştik. Fakat bugün yine CHP üyeleri hariç bütün meclis üyelerinin ortak kararıyla bu yanlış karar geçirildi. Buna karşıyız. Hukuk yoluna gideceğiz bundan sonra. Bunun ne için verildiğini halen açıklayamıyorlar” dedi.

Yıldırım’a yeni yaşam alanı

Edirne Belediye Başkanı Filiz Gencan, Yıldırım Hacısarraf ve Beyazıt Mahallelerinde meclis üyeleri ile birlikte muhtarlar ve vatandaşlarla bir araya gelerek talepleri dinledi. Gencan, Yıldırım’da yeni bir yaşam alanını hayata geçirecekleri müjdesini de verdi.


Başkan Gencan, Yıldırım Hacısarraf Mahalle Muhtarı Rıza Ürütükçü, Yıldırım Beyazıt Mahalle Muhtarı Fuat Tabakpehlivan, Belediye Meclis üyeleri Celal Demir, Nedim Mercan, İsmail Sancakçavuşu ve Yusuf Kereci ile birlikte bölgede incelemeler yaptı.


Gencan, ‘Sokak sokak ihtiyaçları yerinde gördük; hemşehrilerimizi dinledik, yapılması gerekenleri ve önceliklerimizi konuştuk. Yıldırım’ın ihtiyaçlarını biliyoruz. Sahadaki tespitlerimiz doğrultusunda yapılması gerekenleri adım adım hayata geçireceğiz. Bizlere eşlik eden muhtarlarımıza, meclis üyelerimize ve görüşlerini paylaşan hemşehrilerimize teşekkür ediyorum”dedi.


YENİ BİR YAŞAM ALANI YAPILACAK
Edirne Belediye Başkanı Filiz Gencan, Belediye meclisi toplantısında yaptığı komuşmada ise, “Yıldırım’da yeni bir yaşam alanını hayata geçireceğiz. Çocuklarımızın ve kadınlarımızın talepleri doğrultusunda güzel bir tesis yapacağız. Bölgeye daha başka sürprizlerimiz de olacak’ diyerek vatandaşlara müjde verdi.

Ulaşıma yüzde 15 zam!

Olgay GÜLER

Edirne Belediyesi Ekim ayı toplantısında, artan mazot fiyatları nedeniyle kent içi ulaşımda midibüs ve taksilerde yüzde 15 oranında zam yapıldı.

Edirne Belediyesi Ekim ayı meclisi belediye başkanı Filiz Gencan başkanlığında gerçekleştirildi. Belediyenin Atatürk Kültür Merkezi (AKM) yanındaki yeni hizmet binasında yapılan meclis toplantısında 6’sı gündem dışı 18 madde görüşüldü. İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nden merdivenli itfaiye aracı alımının kabul edildiği mecliste, 100’üncü Yıl Mahallesi’nde 2 arsa İl Sağlık Müdürlüğü’ne Aile Sağlığı Merkezi yapılması şartıyla tahsis edildi.

ŞEHİRİÇİ ULAŞIMDA MİDİBÜS VE TAKSİLERE YÜZDE 15 ZAM
Mecliste, geçtiğimiz ay Plan ve Bütçe Komisyonu’na görüşülmek üzere havale edilen Serhad Birlik midibüsleri ve taksilerde zam teklifi gündeme alındı. Komisyonun zamla ilgili aldığı, yüzde 15 oranındaki zam kararı, oy birliğiyle kabul edildi. Buna göre midibüs ve taksilerde zam oranları şu şekilde oluştu:

Midibüslerde öğrenci binişi 28.50 TL, tam biniş ücreti 42.00 TL.

Taksilerde taksimetre açılış ücreti 65 TL’den 75 TL’ye, yolculuk başına minimum ücret 160 TL’den 185 TL’ye.

‘KAYALI’DA İŞLER İYİ GİTMİYOR’
Mecliste gündem dışı konuşan Belediye Başkanı Filiz Gencan, mevsim yağışlarının zamanında alınmasına rağmen, kentin içme suyunun sağlandığı Kırklareli’deki Kayalı Barajı’ndaki doluluk oranının azaldığına dikkat çekti. Vatandaşlara tasarruf çağrısında bulunan Gencan, “Bu şehrin en önemli meselesi su meselesidir. Geçtiğimiz yıl bir belediye başkanı olarak çoklu kriz yönetmek zorunda kaldık. Su krizi bizi en çok yoran konuydu. Geçtiğimiz dönem de yeni bir su yılına girdik. Geçtiğimiz yıl iyi bir yağış aldık. Kayalıda 80 milyon olan doluluk oranı 36 milyon metreküpe düştü. Bakanlık, genel müdürlük ve valilikle bunu iyileştirmek için çalışmalarımızı devam ettiriyoruz. Süloğlu barajı için bakanlığımıza ve valiliğimize çok teşekkür ediyorum, burasının da teslimini aldık. Asıl kaynağımız Kayalı Barajı ve burada işler iyi gitmiyor. Hemşerilerimize düşen suyumuzu en tasarruflu kullanmak ve geleceği satın almamak. Geleceği korumak adına hemşerilerimi tasarruflu olmaya davet ediyorum. Su krizi yaşanıyor ve yaşanmaya devam edecek” dedi.

TIR şoförü evinde ölü bulundu

Olgay GÜLER

Edirne’nin Keşan ilçesinde TIR şoförü Vahap Yücel (58), yalnız yaşadığı evde ölü bulundu.

İspat Cami Mahallesi Özgün Yapı Kooperatifi’nde bulunan bir apartmanın sakinleri, Salı gece saatlerinde yalnız yaşayan TIR şoförü Vahap Yücel’in dairesinden yayılan yoğun ve rahatsız edici koku nedeniyle 112 Acil Çağrı Merkezi’ne ihbarda bulundu. Yücel’in yakınlarına da haber verilirken ihbar üzerine adrese polis ve sağlık ekipleri sevk edildi.

Kapısı çilingirle açtırılan daireye giren ekipler, Yücel’i hareketsiz buldu. Sağlık ekipleri, Vahap Yücel’in hayatını kaybettiğini belirledi. Yaklaşık 5 gün önce yaşamını yitirdiği değerlendirilen Yücel’in cenazesi, nöbetçi savcı ve polisin incelemesinin ardından kesin ölüm sebebinin belirlenmesi için Edirne Adli Tıp Kurumu’na gönderildi.

Olayla ilgili başlatılan inceleme sürüyor.