Cumhurbaşkanlığı makamının bugünkü Resmi Gazete’de yayımlanan “Valiler Kararnamesi”nde Edirne Valisi Yunus Sezer’i yer almaması Edirneliler tarafından sevinçle karşılandı.
GENCAN MEMNUNİYETİNİ DİLE GETİRDİ
Edirne Belediye Başkanı Filiz Gencan, Belediye Meclisi toplantısındaki konuşmasında Vali Sezer’in Edirne’de göreve devam edecek olmasının şehir adına kıymetli bulduğunu söyledi. Gencan, “Çünkü son yıllarda Türkiye genelinde en fazla ihya çalışmasının yapıldığı il Edirne oldu. Bu anlamda birçok kazanımımız var. Edirne Sarayı, Gazimihal hamamının ihyası devam ediyor. Bu çalışmalar Edirne’nin turizm potansiyeli açısından çok önemli” dedi.
Resmi Gazete’de yayımlanan Valiler kararnamesi ile 7 valinin merkeze çekilmesi, 12 valinin görev yerinin değişmesi sonucu 19 ile yeni vali atanmış oldu.
Cumhurbaşkanlığının 09.08.2023 tarih ve 2023/376 sayılı kararnamesi ile AFAD Başkanlığından Edirne’ye atanan Vali Yunus Sezer 21 Ağustos 2023 tarihinde görevine başladı.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan imzasıyla yayımlanan kararname ile:
Düzce Valisi Selçuk Aslan,
Iğdır Valisi Ercan Turan,
Aksaray Valisi Mehmet Ali Kumbuzoğlu,
Yalova Valisi Hülya Kaya,
Eskişehir Valisi Hüseyin Aksoy,
Denizli Valisi Ömer Faruk Coşkun,
Trabzon Valisi Aziz Yıldırım, vali-mülkiye başmüfettişliğine atandı.
Aynı Kararaneme ile bazı illerin valilerinin, görev yerleri değişti. Buna göre:
Karaman Valisi Mehmet Fatih Çiçekli Ardahan Valiliğine,
Çankırı Valisi Mustafa Fırat Taşolar Iğdır Valiliğine,
Niğde Valisi Cahit Çelik Bingöl Valiliğine,
Ağrı Valisi Mustafa Koç Giresun Valiliğine,
Ardahan Valisi Hayrettin Çiçek Karaman Valiliğine,
Bingöl Valisi Ahmet Hamdi Usta Yalova Valiliğine,
Kilis Valisi Tahir Şahin Trabzon Valiliğine,
Kırıkkale Valisi Mehmet Makas Düzce Valiliğine,
Giresun Valisi Mehmet Fatih Serdengeçti Osmaniye Valiliğine,
Osmaniye Valisi Erdinç Yılmaz Eskişehir Valiliğine,
Adana Valisi Yavuz Selim Köşger Denizli Valiliğine,
Karabük Valisi Mustafa Yavuz Adana Valiliğine,
Çankaya Kaymakamı Murat Duru Aksaray Valiliğine,
Sarıyer Kaymakamı Ömer Kalaylı Kilis Valiliğine,
Vali-Mülkiye Başmüfettişi Hüseyin Engin Sarıibrahim Kırıkkale Valiliğine,
Edirne Basketbol Taraftarları Derneği Başkanı Cemile Özeker, Türkiye Kadınlar Basketbol Ligi’nde galibiyet yüzü göremeyen Edirne DSİ Spor’da sporcuların özgüven kaybı yaşadığı, oyun içi karar alma mekanizmalarının zayıfladığı ve bireysel performansların belirgin şekilde düştüğünün gözlemlendiğine dikkat çekerek, takımın geleceği adına teknik kadronun acilen değerlendirilmesi, gerekli görülmesi hâlinde görev değişikliğine gidilmesi gerektiğini bildirdi.
Edirne Basketbol Taraftarları Derneği Başkanı Cemile Özeker, yaptığı açıklamada, “Edirne’mizi Türkiye Basketbol Kadınlar Ligi’nde temsil eden kız basketbol takımı, sezonun geride kalan bölümünde beklentilerin oldukça altında bir performans sergilemektedir. Takım, son 9 resmi maçta galibiyet elde edememiş, bu süreçte hem sportif başarı hem de oyun disiplini açısından ciddi bir gerileme yaşamıştır” diyerek şunlara yer verdi:
“Sahadaki sonuçların yanı sıra, sporcuların özgüven kaybı yaşadığı, oyun içi karar alma mekanizmalarının zayıfladığı ve bireysel performansların belirgin şekilde düştüğü gözlemlenmektedir. Bu durum yalnızca skor tabelasına değil, takımın genel psikolojisine ve gelişim sürecine de olumsuz yansımaktadır.
Özellikle maç esnasında yapılan aşırı ve yanlış zamanlı teknik müdahalelerin, sporcuların dikkatini dağıttığı ve oyun akışını olumsuz etkilediği açıkça görülmektedir. Potaya yönelmiş bir sporcunun, son anda dışarıdan gelen yönlendirmelerle karar değiştirmeye zorlanması; konsantrasyon kaybına, hatalı tercihlere ve özgüven zedelenmesine yol açmaktadır.
Sporcuların gelişimini desteklemesi, onları güçlendirmesi ve sahada doğru yönlendirmesi gereken teknik sorumluluğun, mevcut tabloda bu beklentiyi karşılayamadığı düşünülmektedir. Bunun sonucu olarak hem sporcularımız hem de tribünlerde emeğini ve desteğini esirgemeyen taraftarlarımız büyük bir hayal kırıklığı yaşamaktadır.
Bu nedenlerle, takımın geleceği adına teknik kadronun acilen değerlendirilmesi, gerekli görülmesi hâlinde görev değişikliğine gidilmesi gerektiğine inanıyoruz. Amacımız kişileri hedef almak değil; sporcularımızın sağlıklı gelişimini, takımın başarısını ve kulübün kurumsal itibarını korumaktır.”
Beyin tümörü teşhisi konulan hastalar ve yakınları için en büyük endişe kaynağı genellikle cerrahi süreçtir. Ancak tıp teknolojisindeki ilerlemeler, bu zorlu süreci çok daha yönetilebilir hale getirmiştir. İşte beyin tümörü ameliyatı hakkında en çok merak edilen soruların yanıtları:
Beyin Tümörü Ameliyatı Nasıl Yapılıyor?
Modern cerrahide temel prensip, sağlıklı beyin dokusuna zarar vermeden tümörü maksimum oranda temizlemektir. Beyin tümörü ameliyatı, genellikle “kraniyotomi” adı verilen yöntemle yapılır. Bu yöntemde kafatasının küçük bir bölümü açılır. Operasyon sırasında cerrahlar; tümörün yerini tam olarak belirlemek için nöronavigasyon, hayati sinirleri korumak için ise nöromonitörizasyon gibi ileri teknolojiler kullanır. Mikroskop altında gerçekleştirilen mikrocerrahi yöntemleri sayesinde, tümör milimetrik hassasiyetle temizlenir.
Beyin Tümörü Ameliyatı Riskli mi?
Her cerrahi müdahalenin belirli bir risk payı vardır ve söz konusu beyin olduğunda bu riskler daha fazla ciddiyet arz eder. Ancak “risk” kavramı; tümörün iyi veya kötü huylu olmasına, boyutuna ve beynin hangi bölgesinde (konuşma merkezi, hareket merkezi vb.) yer aldığına göre değişir. Günümüzde navigasyon sistemleri ve gelişmiş görüntüleme teknikleri sayesinde komplikasyon oranları oldukça düşmüştür. Uzman bir ekip tarafından yapılan müdahalelerde riskler kontrol edilebilir düzeydedir.
Beyin Tümörü Ameliyat Edilmezse Ne Olur?
Ameliyat kararı verilmiş bir tümörün tedavi edilmemesi, ciddi nörolojik sonuçlar doğurabilir. Tümör büyüdükçe kafa içi basıncı artırır; bu da şiddetli baş ağrılarına, görme kayıplarına, felç riskine ve nöbetlere (epilepsi) yol açabilir. Kötü huylu tümörlerde ise müdahale edilmemesi, tümörün çevre dokulara yayılmasına ve hayati fonksiyonların yitirilmesine neden olabilir. Kısacası, cerrahi gerektiren bir tümörün ihmal edilmesi yaşam süresini ve kalitesini doğrudan tehdit eder.
Beyin Tümörünün Çaresi Var mı?
Evet, günümüzde beyin tümörlerinin büyük bir kısmında başarılı sonuçlar alınmaktadır. İyi huylu tümörlerin çoğu, başarılı bir beyin tümörü ameliyatı ile tamamen temizlenebilir ve hasta eski sağlığına kavuşabilir. Kötü huylu tümörlerde ise cerrahi müdahale; radyoterapi ve kemoterapi gibi ek tedavilerle desteklenerek hastalığın kontrol altına alınması ve yaşam süresinin uzatılması hedeflenir. Erken teşhis ve multidisipliner bir tedavi yaklaşımı, başarının en temel anahtarıdır.
En Zor Beyin Ameliyatı Hangisidir?
Genellikle beyin sapı tümörleri ve kafa tabanı tümörleri, en zor beyin ameliyatları olarak kabul edilir. Bunun birkaç temel sebebi vardır:
Beyin Sapı Tümörleri: Beyin sapı; nefes alma, kalp atışı ve yutkunma gibi hayati fonksiyonları kontrol eden merkezdir. Bu bölgedeki milimetrik bir hata, telafisi mümkün olmayan sonuçlara yol açabilir. Bu yüzden buradaki ameliyatlar “cerrahinin zirvesi” olarak görülür.
Kafa Tabanı Tümörleri: Beynin en alt kısmında, çok derinlerde yer alan bu tümörlere ulaşmak fiziksel olarak çok zordur. Cerrahın devasa atardamarlar, görme sinirleri ve yüz kaslarını kontrol eden sinirlerin arasından geçmesi gerekir.
Hipofiz Bezi ve Kavernöz Sinüs Bölgesi: Görme sinirlerine ve ana şah damarına (karotis) çok yakın olan bu bölgelerdeki işlemler, yüksek hassasiyet ve özel ekipman gerektirir.
Beyin Ameliyatı Kalıcı Hasar Bırakır mı?
Beyin ameliyatı sonrası kalıcı hasar oluşma ihtimali vardır, ancak bu durum nadirdir. Tıbbi literatürde kalıcı felç veya ciddi nörolojik kayıp riski genellikle %2 ile %10 arasında seyretmektedir. Hasarın kalıcı olup olmayacağını belirleyen temel faktörler şunlardır:
Tümörün Konumu: Tümör; konuşma, hareket (motor korteks) veya görme merkezinin üzerindeyse risk artar. Ancak beyin sapı gibi hayati bölgelerde olmayan tümörlerde risk oldukça düşüktür.
Geçici vs. Kalıcı Hasar: Ameliyattan hemen sonra görülen güçsüzlük, konuşma güçlüğü veya uyuşukluk çoğu zaman “kalıcı” değildir. Beyin dokusu operasyon sonrası ödem (şişlik) yapabilir. Bu ödem indikçe (genellikle haftalar içinde), fonksiyonlar geri döner.
Beyin Plastisitesi: Beyin, hasar gören bölgelerin görevlerini başka bölgelere aktarma (nöroplastisite) yeteneğine sahiptir. Bu sayede bazı hafif hasarlar zamanla beyin tarafından telafi edilebilir.
Endüstriyel projelerde, hassasiyet ve verimlilik artırımı en kritik unsurlardan biridir. Bu noktada, Endüstriyel Projelerde Profesyonel 3D Tarama Hizmetleri devreye girerek, projelerin başarıyla tamamlanmasını sağlamaktadır. 3D tarama teknolojisi, karmaşık yapıları ve bileşenleri detaylı bir şekilde dijital ortama aktarmayı mümkün kılarak, mühendislik ve tasarım süreçlerini hızlandırır. Bu yazıda, endüstriyel projelerde 3D tarama teknolojisinin önemini, kullanılan ekipmanları ve elde edilen sonuçların çeşitli endüstriyel uygulamalarını keşfedeceğiz.
Endüstriyel Projelerde 3D Tarama Teknolojisinin Önemi
Endüstriyel projelerde 3D tarama teknolojisi, her geçen gün daha fazla önem kazanmaktadır. Bu teknoloji, projelerin daha hızlı ve daha hassas bir şekilde gerçekleştirilmesine olanak tanır. Özellikle karmaşık yapılar veya büyük ölçekteki alanlar üzerinde çalışırken, geleneksel yöntemler yetersiz kalabilir. 3D tarama ile elde edilen veriler, projelerin inşaat ve mühendislik süreçlerinde kritik bir rol oynar.
Öncelikle, 3D tarama ile detaylı veri toplama süreci, projenin başlangıç aşamasında sağlam bir temel oluşturur. Bu sayede, mühendisler ve tasarımcılar, projeye ilişkin tüm ölçümleri ve detayları doğru bir şekilde değerlendirebilir. Ayrıca, herhangi bir tasarım hatasını erken aşamada tespit etme imkânı sunar, böylece maliyetli hataların önüne geçilebilir.
Bunun yanı sıra, 3D tarama teknolojisi, zamanın etkin bir şekilde kullanılmasına da katkı sağlar. Geleneksel ölçüm yöntemlerine göre çok daha hızlı sonuçlar elde edilmesi, projelerin teslim tarihlerinin önceden belirlenmesine yardımcı olur. Ayrıca, bu teknoloji sayesinde elde edilen 3D modeller, farklı yazılım programlarında kolayca kullanılabilir; bu da projelerin gelecekteki aşamalarında daha fazla esneklik sunar.
Sonuç olarak, endüstriyel projelerde profesyonel 3D tarama hizmetleri sunmak, bu alandaki rekabetin içinde öne çıkmak için kritik bir stratejik adımdır. Özellikle üretkenlik ve verimlilik açısından sağladığı avantajlar, firmaların başarıya ulaşmalarında büyük bir katkı sağlar.
Profesyonel 3D Tarama Sürecinde Kullanılan Ekipmanlar
Endüstriyel Projelerde Profesyonel 3D Tarama Hizmetleri sunmak için gereken ekipmanların seçimi, tarama sürecinin başarısını doğrudan etkiler. Bu süreçte kullanılan başlıca ekipmanlar arasında lazer tarayıcılar, fotoğrafik tarayıcılar ve masaüstü tarayıcılar yer almaktadır.
Lazer tarayıcılar, yüksek hassasiyetle yüzeyleri üç boyutlu olarak tarar. Genellikle, büyük alanların veya karmaşık geometrilere sahip yapılarının taranmasında tercih edilir. Bu tarayıcılar, özellikle yapı sektöründe, binaların ve altyapının detaylı analiz edilmesine olanak tanır. Lazer teknolojisi sayesinde, tarama işlemi sırasında milyonlarca veri noktası toplanarak, detaylı bir 3D model oluşturulabilir.
Fotoğrafik tarayıcılar ise, görüntüleme ve veri elde etme açısından daha farklı bir yöntem uygular. Yüksek çözünürlüklü fotoğrafları bir araya getirerek 3D modelleme yaparlar. Genellikle, sanat eserleri, mimari detaylar ve küçük parçalar gibi karmaşık dokuların taranmasında etkilidirler.
Son olarak, masaüstü tarayıcılar, daha küçük boyutlu nesneleri taramak için idealdir. Özellikle prototipler, parça modelleri ve mikroskobik detayların analiz edilmesinde kullanılır. Bu ekipmanlar, ergonomik tasarımı sayesinde kullanıcı dostudur ve işlem sürelerini önemli ölçüde kısaltır.
Bu ekipmanların her biri, endüstriyel projelerde gereken hassasiyet ve detayları elde etmek için kritik bir rol oynamaktadır. Doğru ekipman seçimi, 3D tarama sürecinin verimliliğini artırır ve projenizin başarısını garanti eder.
3D Tarama Sonuçlarının Endüstriyel Uygulamaları
3D tarama sonuçları, endüstriyel projelerde geniş bir kullanım yelpazesine sahiptir. Öncelikle, bu teknoloji sayesinde elde edilen 3D modeller, ürün tasarımı aşamasında önemli bir avantaj sağlar. Tasarımcılar, tarama ile elde edilen verileri kullanarak ürünlerin prototiplerini hızla oluşturabilirler. Böylece, fiziksel prototip yapımına kıyasla zaman ve maliyet tasarrufu sağlanır.
Ayrıca, endüstriyel projelerde profesyonel 3D tarama hizmetleri, mevcut yapıların ve makinelerin dijital ortama aktarılmasında da kritik bir rol oynar. Örneğin, bakım ve onarım süreçlerinde, eski makinelerin veya tesislerin detaylı analiz edilmesi gerekebilir. Bu durumda, 3D tarama sonuçları, gerekli müdahalelerin belirlenmesine olanak tanır ve iş süreçlerinin daha verimli hale gelmesini sağlar.
Bunların yanı sıra, 3D tarama ile elde edilen veriler, kalite kontrol süreçlerinde de kullanılır. Üretim sırasında ortaya çıkan ürünlerin, tasarım standartlarıyla ne kadar uyumlu olduğu hızlı bir şekilde kontrol edilebilir. Hataların tespiti ve giderilmesi için gereken süre, 3D tarama sayesinde önemli ölçüde kısalır.
Sonuç olarak, 3D tarama sonuçlarının endüstriyel uygulamaları; maliyetleri düşürmek, süreleri kısaltmak ve kaliteyi artırmak açısından büyük bir potansiyele sahiptir. Bu teknoloji, sektörün geleceğinde daha fazla yer alacak ve inovasyonun önünü açacaktır. Özellikle VIP3D Tasarım gibi alanında uzman firmalar tarafından kullanılan gelişmiş 3D Tarama Cihazı çözümleri sayesinde, endüstriyel projelerde yüksek doğrulukta veri elde edilmekte ve mühendislik süreçleri daha verimli şekilde yönetilebilmektedir.
CHP önceki dönem Edirne Milletvekili, Namık Kemal Üniversitesi Ziraat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Okan Gaytancıoğlu, TÜİK’in açıkladığı enflasyon verilerine sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımla tepki gösterdi.
TÜİK’in yıllık enflasyonu yüzde 30,9 olarak açıklamasını eleştiren Gaytancıoğlu, bu rakamların toplumun gerçek yaşam koşullarını yansıtmadığını savundu. Açıklanan verilerin özellikle emekli ve memurların maaş artışlarını doğrudan etkilediğine dikkat çeken Gaytancıoğlu, “Ne kadar düşük enflasyon açıklanırsa, o kadar az zam yapılacak. Bunun bedelini ise emekliler ödüyor” ifadelerini kullandı.
“ÇARŞI PAZARA ÇIKAN HERKES GERÇEĞİ GÖRÜYOR”
Gıda enflasyonunun da gerilediği yönündeki açıklamaların inandırıcı olmadığını vurgulayan Gaytancıoğlu, vatandaşın günlük hayatında bambaşka bir tabloyla karşı karşıya olduğunu belirtti. Çarşı, pazar ve market fiyatlarına işaret eden Gaytancıoğlu, gıda fiyatlarındaki yıllık artışın yüzde 100’lere yaklaştığının herkes tarafından görüldüğünü dile getirdi.
Paylaşımında, resmi veriler ile vatandaşın hissettiği enflasyon arasındaki farkın her geçen gün daha da açıldığına dikkat çeken Gaytancıoğlu, emekli ve dar gelirli kesimlerin insanca yaşam koşullarından uzaklaştığını belirterek şunları aktardı:
ENFLASYON %30.9 İMİŞ İNANAN VAR MI?
“Bugün TÜİK enflasyon rakamlarını açıkladı yıllık enflasyon %30.9’a gerilemiş, tabii ki kimse inanmadı. Çünkü emekli ve memurlara enflasyona göre artış yapılacak, o nedenle ne kadar düşük enflasyon olursa o kadar az yapılacak mantığı ile özellikle emekliler insanca yaşayamayacaklar. Ayrıca gıda enflasyonu da gerilemişmiş. Biraz çarşı-pazar-market-bakkal dolaşırsanız gıda fiyatlarının yıllık artışının %100’lere yaklaştığını herkes görüyor.”
VATANDAŞLAR: “RAKAMLAR BAŞKA, MUTFAK BAŞKA”
Açıklanan enflasyon rakamlarına vatandaşlar da tepki gösterdi. Emekli olduğunu belirten bir vatandaş, “Ben pazara her hafta çıkıyorum. Geçen yıl 500 liraya doldurduğum poşet, şimdi bin lirayı geçiyor. Enflasyon düşmüş diyorlar ama bizim mutfakta hiç düşmedi” dedi.
Bir başka vatandaş ise özellikle gıda fiyatlarına dikkat çekerek, “Peynir, yağ, et… Hangisine yaklaşsak cep yanıyor. Market fişlerine bakıyorum, TÜİK’in açıkladığı rakamlarla bizim yaşadıklarımız aynı değil” diye konuştu.
Çocuk okutan bir yurttaş da artan hayat pahalılığının aile bütçesini zorladığını belirterek, “Okul masrafı, mutfak masrafı, faturalar derken maaş ayın ortasında bitiyor. Enflasyon yüzde 30’sa biz niye bu haldeyiz?”
Keşan Belediye Meclisi toplantısı sonrası gündem dışı söz alan AK Partili Nuriye Yıldız, hükümetin icraatlarını anlatmaya başlayınca, Belediye Başkanı Mehmet Özcan ve CHP’li Meclis Üyeleri duruma tepki göstererek salonu terk etti.
Keşan Belediye Meclisi’nin 2026 Yılı Ocak Ayı Toplantısı’nda ilçeye içme suyu sağlayan iki kaynaktan biri olan Kadıköy Barajı’nda aşırı kuraklık sebebi ile sadece ölü hacmin kalmasından dolayı Kumdere ve Sarpdere bölgelerinde toplam 5 adet derin su sondajı yapılması kararlaştırıldı. Keşan Belediye Başkanı Op. Dr. Mehmet Özcan başkanlık yaptığı toplantıda İzzetiye-Keşan arası sivil 35 TL, öğrenci 25 TL ve Paşayiğit-Keşan arası için ise sivil 55 TL ve öğrenci için ise 30 TL olması oybirliği ile kabul edildi.
Zabıta ve İtfaiye personellerine 2026 yılında aylık olarak 2.580 TL fazla çalışma ücreti teklifinin oy birliği ile kabul edildiği toplantıda, Keşan Belediyesi ile Keşan Ticaret Borsası ve Keşan Ticaret ve Sanayi Odası arasında karşılıklı görüşme ve anlaşma sonucu düzenlenen Ortak İş Birliği Protokolü gereğince “2026 Yılı Büyükbaş- Küçükbaş Hayvan Kesim Ücretleri” görüşüldü. Plan ve Bütçe Komisyonu’nca, büyükbaş iç kesim 2.078 TL+KDV, büyükbaş dış kesim 1.953 TL+KDV, kuzu, koyun ve keçi kesim ücretleri 414 TL+KDV, 100 kg altı kesim ücreti 1.036 TL+KDV, oğlak kesim ücreti 205 TL+KDV olarak belirlenen ücretler oybirliği ile kabul edildi.
Keşan’a içme suyu sağlayan 2 (iki) kaynaktan biri olan Kadıköy Barajı’nda aşırı kuraklık sebebi ile sadece ölü hacmin kalmasından dolayı Kadıköy Barajı’ndan ilçeye su verilemediği ve bu sebeple İpsala İlçesi Kumdere Köyünde yer alan kuyulara ek olarak Kumdere ve Sarpdere bölgelerinde açılacak 5 adet derin su sondajı yapılması, yer tahsisi, arama ve kullanma belgelerinin alınması için Belediye Başkanı Opr. Dr. Mehmet Özcan’a yetki verilmesi hususunun Meclis tarafından görüşmeye açıldı. Konu hakkında açıklama yapan Başkan Özcan, konuşmasında şunlara yer verdi:
“Kumdere bölgesinde şu an itibariyle yeterli suyumuz var. Kaynaklarımız yeterlidir. Ancak son birkaç gündür elektrik kurumunun bölgede yürüttüğü yenileme çalışmaları sırasında, yaşanan elektrik kesintileri nedeniyle sıkıntılar yaşanmıştır. Belediyemizin yaklaşık 400 kilometrelik bir su şebekesi hattı bulunmaktadır. Elektrik kesintileri 5-6 saati bulduğunda, depolarımızın yeniden dolması için belli bir süreye ihtiyaç duyulmaktadır. Bu nedenle özellikle tabiat şartları dışında gerçekleşen, programlı elektrik kesintilerinin önceden tarafımıza bildirilmesi büyük önem taşımaktadır.
Öte yandan mevsim şartları itibariyle ciddi bir kuraklık sürecinden geçiyoruz. Türkiye’nin birçok şehrinde su problemi yaşandığını hepimiz biliyoruz. Bizim iki ana su kaynağımız bulunuyor. Kumdere, tek başına bile ilçemize yetecek kapasiteye sahiptir. Ancak su temininde yedekli sistemle çalışmak zorundayız. Önümüzdeki kış mevsiminin nasıl geçeceği belirsizdir. Kar yağışı olmayabilir ya da çok sınırlı kalabilir. Yaşanan kısa süreli ve düzensiz yağışlar, ne barajları doldurmaya ne de gölcük oluşumuna yeterli olmaktadır. Bu nedenle bugünden tedbir almak zorundayız. Bu kapsamda, Kumdere bölgesinde 5 adet derin su sondajı yapılması konusu meclis gündemimize gelmiştir. Ancak, gündemde yer alan ada ve parsellerin hazine arazisi olması nedeniyle, bu alanlardan ruhsat alınması zaman almaktadır. Bu süreci hızlandırmak ve su güvenliğimizi artırmak adına; sadece Kumdere ile sınırlı kalmayarak İpsala, Kumdere ve Sarpdere bölgelerinde toplam 5 adet derin su sondajı yapılması ve bu konuda Belediye Başkanına yetki verilmesi şeklinde gündem maddesinin değiştirilmesini talep edeceğim.”
Keşan Belediyesi Su ve Kanalizasyon İşleri Müdürü Bedri Karada söz alarak, “Planlı elektrik kesintileri, önceden vatandaşlarımıza duyurulmaktadır. Ancak zaman zaman, elde olmayan nedenlerle plan dışı aksaklıklar da yaşanabilmektedir. Son günlerde TREDAŞ tarafından yürütülen yenileme çalışmaları sırasında bu tür olumsuzluklarla karşılaştık. Yaşanan arızalar giderildi, ancak buna rağmen bazı bölgelerde yeniden elektrik kesintileri meydana geldi. Elektrik kesintileri, sadece elektriği değil; su hizmetlerini de doğrudan etkilemektedir. Elektrikte arıza giderildiğinde düğmeye basıldığı anda enerji sağlanabiliyor. Ancak su sistemimizde durum ne yazık ki aynı şekilde işlemiyor. Şebeke hattımızda depolar boşaldıktan sonra, suyun yeniden evlere ulaşması saatler alıyor. Yarım saatlik bir elektrik kesintisi dahi, maalesef 3–4 saatlik su kesintisine yol açabiliyor. Son günlerde bu tür olumsuzlukları daha sık yaşamaya başladık. İnşallah düzelecektir” diye konuştu.
Son olarak meclise gündem dışı olarak gelen “Keşan Merkezi İş Alanları Bölgesinde kalan İsmet İnönü Caddesi, İsmail Saraç Caddesi, Mercan Sokak ve Sebat Sokak Üzerinde bulunan yol üstü araç park alanlarından vatandaşlarımızın eşit ve adil şekilde yararlanması, uzun süreli araç parklarından kaynaklanan tartışmaların bertaraf edilmesi, esnafa yük getiren tedarikçilerin yük indirme esnasında zorluk yaşamaması, hatalı parkların azaltılması, trafik yoğunluğunun azaltılması ve trafik güvenliğinin arttırılması ve benzeri nedenler ile belirtilen cadde ve sokaklarda park sürelerinin 15 dakika ile sınırlandırılması oybirliği ile kabul edildi.
TEPKİ
Keşan Belediye Meclisi toplantısı sonrası gündem dışı söz alan AK Partili Nuriye Yıldız, hükümetin icraatlarını anlatmaya başlayınca, Belediye Başkanı Mehmet Özcan ve CHP’li Meclis Üyeleri duruma tepki göstererek salonu terk etti.
Keşanlı gazeteci Necdet Uybaş, gelişmeyi sosyal medya hesabından “Keşan Belediye Meclisi’nde, ancak Keşan’ın sorunları görüşülür. Gündem dışı da olsa, Ak Parti’nin icraatlarının anlatılacağı yer burası değildir….!” diyerek paylaştı. Söz konusu paylaşımın altına yapılan bazı yorumlarda da şunlara yer verildi:
Orkun Ö.: Cumhurbaşkanının Hatay’da açılışına gittiği toplu konut için yapılmayan inşaat halindeki binalara resimli brandalar astılar. Kendilerini kandırıyorlar. Hatay’da hala konteynerda yaşayan insanlar varken böyle bir açıklama yapması çok ironik. Gerçi o kağıt tutuşturulmuş böyle bir görev verilmiş hanımefendiye galiba.Terketmek değil de tepkiyi sözlü olarak vermek daha iyi olurdu sanki.
Esen A.Ş.: Terk etmek değil buna müsaade etmemek gerekiyor.
Ayhan B: Birileri sokağa insinde emekli ve işçinin kirasını nasıl ödeyebildiğini sorsun da ondan sonra konuşsunlar sonra kalkıp ben bunu yaptım şunu yaptım diye konuşsun. Halkın arasına girip konuşamayanlar şimdi kalkıp ülkenin halini görmezden gelip boş boş ben şunu yaptım bunu yaptım diye konuşamaz.
Sedat Ş. : Cumhuriyet Halk Parti terk etmeyecek AKP meclis üyeleri terk edecek doğru olan budur.
Yüksel H.: Nuriye hanım hükümetin işçiye emekliye yaptığı zamları açıklasaydın.
İbrahim D.: Bence; olması gereken olmuş terk etmekle.
Bulgaristan–Türkiye sınırındaki Kapitan Andreevo, Lesovo ve Malko Tırnovo başta olmak üzere Sırbistan ve Kuzey Makedonya sınırlarındaki gümrük kapılarında Avrupa Birliği’nin Giriş/Çıkış Sistemi (EES) uygulanmaya başlandı.
Bulgaristan, Avrupa Birliği’nin dış sınır güvenliğini güçlendirmeye yönelik önemli bir adım daha attı. Komşu ülkede dün saat 10.00’dan başlayarak Giriş/Çıkış Sistemi (Entry/Exit System – EES), üm karayolu sınır kapılarında resmen uygulamaya alındı.
Kırcaali Haber Gazetesi EES’nin daha önce 12 Ekim 2025 tarihinde Bulgaristan’ın Kalotina karayolu sınır kapısında pilot uygulama kapsamında devreye sokulduğunu, aynı tarihten itibaren ülkenin tüm dış hava, nehir ve deniz sınırlarında da kullanılmaya başlandığını hatılatarak şunları yazdı:
“Yeni uygulamayla birlikte sistem, Bulgaristan’ın kara sınırlarının tamamında aktif hale gelmiş olacak.
Sistem, Avrupa Birliği üyesi olmayan ülke vatandaşlarını kapsıyor. Buna göre, 180 günlük bir dönem içerisinde 90 güne kadar kısa süreli kalış amacıyla Şengen Bölgesi’ne seyahat eden üçüncü ülke vatandaşlarının giriş ve çıkış bilgileri elektronik ortamda kayıt altına alınacak.
Sınır geçişleri sırasında yolcuların biyografik bilgileri (ad-soyad, doğum tarihi, seyahat belgesi bilgileri gibi) EES üzerinden kaydedilirken, aynı zamanda fotoğraf ve parmak izi gibi biyometrik veriler de sistemde tutulacak. Bu uygulama ile birlikte, pasaportlara manuel damga vurulması uygulamasının kademeli olarak sona erdirilmesi hedefleniyor.
Yetkililer, Giriş/Çıkış Sistemi’nin temel amacının yasa dışı göçle mücadeleye katkı sağlamak, vize ihlallerini tespit etmek ve Şengen Bölgesi genelinde güvenliği artırmak olduğunu vurguluyor. EES sayesinde, kişilerin izin verilen kalış sürelerini aşıp aşmadığı daha hızlı ve doğru bir şekilde tespit edilebilecek.
Uygulamanın hayata geçirilmesiyle birlikte, özellikle yoğun dönemlerde sınır kapılarında ilk aşamada geçiş sürelerinde kısmi uzamalar yaşanabileceği belirtilirken, sistemin tam kapasiteyle çalışmaya başlamasıyla süreçlerin daha hızlı ve etkin hale gelmesi bekleniyor.”
Keşan Kent Müzesi Koordinatörü Arkeolog Aslı Avcı, yıl boyunca her yaş grubundan 34.325 ziyaretçiyi ağırladıklarını, yaz döneminde Saros Körfezi’ne gelen turistlerin ilgi odağı olduğunu, bölgede turizm açısından bir destinasyon noktası haline geldiklerini vurguladı.
Sömestr tatili, Müzeler Haftası, resmi bayramlar, yılbaşı gibi dönemlerde, yogadan kaligrafi atölyesine; İngilizce konuşma kulübünden el işi atölyelerine çocuklara farklı deneyimler sunduklarını belirten Avcı, yalnızca müze atölyeleri ile değil, okullarla iş birliği yaparak müze turuyla da yüzlerce çocuğa ulaşarak Keşan’ın tarihini, kültürünü anlattıklarını belirtti. Öğrencilerin projelerine ve ders içi etkinliklerine de katkı sunduklarını anlatan Avcı, “Bize gelen her öğrenciyle tek tek ilgileniyoruz. Ödevleri ve projeleri için araştırma ve materyal ihtiyaçlarına elimizden geldiğince destek olmaya çalışıyoruz. Bizi umutlandıran ve çok da mutlu eden önemli ayrıntılardan biri de boş derslerini müzeye gelerek değerlendiren öğrencilerimiz. Onları gördükçe hedefimize ulaştığımızı bir kez daha anlıyoruz” dedi.
Kentteki Trakya Üniversitesi’ne bağlı birimlerle iş birliklerinin de artarak devam ettiğini belirten Avcı, “Yusuf Çapraz Uygulamalı Bilimler Yüksek Okulu ve Keşan Hakkı Yörük Sağlık Yüksek Okulu’nun oryantasyon programlarına dahil olduk. “Benim Şehrim” konusu kapsamında, Keşan’a yeni gelen gençlerimize Keşan’ı anlattık. Bunun yanı sıra öğrenci topluluklarının etkinliklerine ev sahipliği yaptık. Her fırsatta gençlerle bir araya gelmekten memnuniyet duyuyoruz. Onların fikirleri ve görüşleri bizim için çok önemli. Müzeyi geliştirecek ve ileriye taşıyacak tavsiyeler gençlerden geliyor” dedi.
Üniversite ve okullar dışında TEMA, Türkü Dostları Derneği, İlçe Sosyal Hizmetler Müdürlüğü, Tarihi Kentler Birliği gibi STK ve kamu kurumları ile de çalışmalar yapıldığını belirten Avcı, farklı kurum, kuruluş ve kişilerle yapılan çalışmaların dışında Edirne İl Kültür Müdürlüğü Kültür Varlıkları ve Müzeler Şubesi tarafından düzenlenen Doğal Afetlerde Müze Envanterinde Yer Alan Eserlerin Korunması, Türkiye Belediyeler Birliği’nin düzenlediği kişisel gelişim ve kurum içi eğitimlere katılım sağlanarak müze personelinin mesleki gelişimine katkı sunulduğunu belirtti. Kültürel mirasımızın korunması adına yeni projeler için de çalışıldığını açıklayan Avcı, Belediyemize bağışlanan tescilli yapı ile ilgili Tarihi Kentler Birliği’ne “Keşan Kültür Evi” olarak yapılan destek başvurusunun kabul edildiğini, önümüzdeki süreçte avan proje çalışması için teknik ekip ziyaretinin gerçekleşeceğini sonrasında da projeyi adım adım ilerleteceklerini anlattı.
Keşan Kent Müzesi Koordinatörü Arkeolog Aslı Avcı sözlerini, “Keşan Kent Müzesi olarak, eğitim-kültür-sanat kampüsü olma iddiamızı destekleyen ve geliştiren projelerimizi hayata geçirmekten son derece mutluyuz. 2026 yılında da hedeflerimiz doğrultusunda çalışmaya, kentimizi, Belediyemizi ve müzemizi ulusal ve uluslararası düzeyde temsil etmek için projeler geliştirmeye, kurum ve kuruluşlarla iş birliği yapmaya devam edeceğiz.“diye tamamladı.