‘Ulus giderse, cazibe gider’

Olgay GÜLER

Edirne’nin tanınmış iş insanlarından Gökhan Balta, yürütmeyi durdurma kararında dolan sürenin ardından yeniden kapatılan Ulus Pazarı’nın, şehrin kalbi niteliğinde olduğunu belirtip, esnaf ve esnaf temsilciliklerini sessiz kalmamaya davet etti.

Edirne Belediyesi’nin ‘yönetmeliğe aykırı’ durumlar nedeniyle kapatmak istediği Ulus Pazarı’nda, Pazar yönetiminin başvurusuyla mahkemenin verdiği yürütmeyi durdurma kararında süre doldu. Edirne Belediye Başkanı Filiz Gencan, pazarın artık açılmayacağını açıklarken, kentin tanınmış iş insanlarından Gökhan Balta, sosyal medya hesabından konuyla ilgili dikkat çekici bir paylaşımda bulundu.

‘PAZAR ŞEHRİN DAMARINA KAN TAŞIYORDU’

Pazarın kapanmasına karşı olduğunu belirten Balta, konuyu siyaset için değil, ekmek için dile getirdiğini aktardığı paylaşımında, “Edirne’de ekmek dediğin şey tek bir dükkânda pişmiyor; bir taş çekilince duvarın tamamı titriyor. Şehrin ana çarşısının sonunda bir yer vardı: Cuma Pazarı. Hani Bulgar’ın, Yunan’ın, çevre köy kasaba insanının “hele bi Edirne’ye ineyim” deyip geldiği; çarşıya can veren, esnafa nefes olan yer. Orası belediye kararıyla kapatıldı. Bakın, pazar sadece pazar değildi. O pazar trafikti, hareketti, bereketti. Pazara gelen çarşıya uğrardı, ayakkabıcıya girerdi, kuyumcuya bakardı, lokantada yerdi, eczaneden alışveriş yapardı, otobüse binerdi, taksiye binerdi. Yani o pazar şehrin damarına kan taşıyordu. Şimdi soruyorum: Bu kadar büyük bir karar alınırken, şehre ve esnafa etkisi bu kadar açıkken. Neden kimseye adam gibi anlatılmadı? Ortada bir “ben yaptım bitti” havası var. Detay yok. Şeffaf açıklama yok. Plan yok. “Niye kapatıldı, alternatif neresi, geçiş süreci nasıl olacak, gelen müşteri akışı nasıl korunacak, esnafın kaybı nasıl telafi edilecek?” diye soruyoruz. Cevap yok” dedi.

‘HERKES ‘BANA DOKUNMAZ’ DİYE BAKIYOR’

Edirne’nin ticaretinin oldu bittiyle yürümeyeceğini kaydeden Balta, “Bu şehir böyle mi yönetilir? Edirne’nin ticareti oldu bittiyle mi yürür? Asıl can yakan tarafı da şu: 500’ün üstünde esnafı etkileyecek bir konu konuşuluyor ama şehirde bir ağırlık var. Sanki herkes ‘bana dokunmaz’ diye bekliyor. Edirne ağzıyla söyleyeyim: Dokunur beya! Bugün pazarın kapısı kapanır, yarın çarşının ayağı kesilir. Ayağı kesilen çarşıda önce küçük dükkânlar daralır. Sonra yan sokaklar ıssızlaşır. Sonra ana cadde ‘gezmelik vitrin’ olur. En son da ‘ben iyiyim’ diyenin bile kasası ‘siftahsız’ kalır. Bir metaforla anlatayım: Bizim çarşı bir vücut gibi. Cuma Pazarı da bu vücudun kalbi gibiydi. Kalbi durdurup “bir şey olmaz” diyemezsin.

Kalp durunca vücut yavaşlar. Yavaşlayınca da ilk üşüyen yer parmaklar olur; yani en hassas yerler. İşte esnafın çoğu da o parmaklar gibi. Bir gün iki gün değil; birkaç ay sonra “neden işler düştü” diye bakar kalırız. Bir de şunu unutmayalım: Müşteri dediğin alışkanlık ister, kolaylık ister. Bugün Bulgar’ı, Yunan’ı, köyden geleni “Edirne’de aradığını bulamaz” duygusuna itersen. Adam başka yere döner” diye konuştu.

‘ESNAF TEMSİLCİLERİ NEREDE?’

Turistlerin şimdiden Kırklareli ve Lüleburgaz’a kaydığına yönelik duyumlar aldıklarını belirten Balta, “Şimdiden duyuyoruz: “Orada pazar kapanmış, düzen bozulmuş” deyip Kırklareli’ne, Lüleburgaz’a kaymaya hazırlananlar var. Yarın öbür gün bakarsın, bizim müşterinin ayağı Edirne’ye değil, Kırklareli çarşısına alışır. Lüleburgaz’da kurulur düzen, orada kurulur pazar, orada döner para. Sonra biz burada oturur ‘eskiden Bulgar gelirdi, Yunan gelirdi’ diye iç geçiririz. Müşteri bir giderse geri döndürmek kolay mı? Değil. Peki esnafın temsilcileri? Odalar, birlikler, dernekler. Abe siz neredesiniz? Esnafın sesi sizsiniz diye biliyoruz. Ama bu konuda şehirde bir sessizlik var. Böyle büyük meselede susulursa, yarın esnaf ‘siz niye varsınız?’ diye sormaz mı?” şeklinde konuştu.

‘CAZİBE GİDİNCE HERKES KAYBEDER’

Sessiz kalmanın ‘alıştık’ demek anlamına geldiğini dile getiren Balta, “Ben kavga çağrısı yapmıyorum. Kimseye hakaret de etmiyorum. Ama şunu söylüyorum: Sessizlik çözüm değil.

Sessizlik, ‘alıştık’ demektir. Ve biz ‘alıştık’ dedik mi, yarın daha büyüğüne ‘mecbur’ kalırız. Edirne’nin ekonomisi bir zincir. Bir halka kopunca ses çıkarmayan, yarın zincir tamamen kopunca ‘vah’ demesin. Bakın, bu sadece ‘pazarcı’ meselesi değil. Bu, çarşının meselesi.

Bu, şehir merkezinin meselesi. Bu, Bulgar-Yunan müşteri akışının meselesi. Bu, kiraların, istihdamın, günlük cironun meselesi. Bugün pazar gider, yarın çalışan gider. Çalışan gidince hizmet düşer, şehir cazibesini kaybeder. Cazibe gidince herkes kaybeder” ifadelerini kullandı.

‘SESSİZLİKLE KAYBETMEYELİM, BİRLİK OLALIM’

Edirne esnafının birlik olması gerektiğinin de altını çizen Balta, “Ben diyorum ki: Edirne esnafı “tek tek” değil, yan yana olunca güçlüdür. Biri konuşursa “yalnız” kalır, tamam. Ama 500 esnaf bir cümlede birleşirse kimse görmezden gelemez. Şimdi herkes kendi payına düşeni yapsın: Bu yazıyı paylaş. Yorum yaz: “Detaylı açıklama istiyoruz.” Odalara, birliklere sor: “Siz ne yapıyorsunuz?” Belediye’ye net sor: “Alternatif plan nedir?” En önemlisi: Esnaf birbirine “abe gel konuşalım” desin. Bu şehir bizim. Çarşı bizim. Ekmek bizim. Ben yaptım bitti değil; anlatarak, konuşarak, şeffaflıkla olur. Sessizlikle kaybetmeyelim, hemşerim, birlik olalım” dedi.

Aramızdan ayrılanlar

KEMALETTİN SÜRMELİ VEFAT ETTİ
Bahar Sürmeli’nin eşi Kemalettin Sürmeli, 57 yaşında vefat etti.
Bahar Sürmeli’nin eşi, Kemal Sürmeli’nin babası Kemalettin Sürmeli için dün Hacıumur Köyü Camisi’nde cenaze töreni düzenlendi.
Öğle namazından sonra kılınan cenaze namazının ardından Kemalettin Sürmeli’nin cenazesi köy mezarlığında toprağa verildi.
MEHMET NECAT VARIŞ VEFAT ETTİ
Sevim Varış’ın eşi Mehmet Necat Varış, 68 yaşında vefat etti.
Merhum Abdülkadir Varış ve merhume Neriman Varış’ın oğlu, Sevim Varış’ın eşi, Evrim Varış ve Evren Varış’ın babaları Mehmet Necat Varış için dün Fatih Camisi’nde cenaze töreni düzenlendi.
İkindi namazından sonra kılınan cenaze namazının ardından Mehmet Necat Varış’ın cenazesi Yeni Şehir Mezarlığı’nda toprağa verildi.
NEVRİYE KARACA VEFAT ETTİ
Merhum Şevki Karaca’nın eşi Nevriye Karaca, 82 yaşında vefat etti.
Merhum Şevki Karaca’nın eşi, merhum Ayten Tibar ve Necmi Karaca’nın anneleri, Gülçin ve Buse’nin babaannesi Nevriye Karaca için dün Geçkinli Köyü Camisi’nde cenaze töreni düzenlendi.
İkindi namazından sonra kılınan cenaze namazının ardından Nevriye Karaca’nın cenazesi köy mezarlığına defnedildi.
İBRAHİM ENGİN VEFAT ETTİ
Habiller Köyü sakinlerinden İbrahim Engin, 62 yaşında vefat etti.
Suzen Engin’in eşi, Safiye Gıcı, Recebiye Tahtakesen, Reyna Budak ve Hediye Özsoy’un kardeşi İbrahim Engin için dün Kıyak Baba Camisi’nde cenaze töreni düzenlendi.
İkindi namazından sonra kılınan cenaze namazının ardından İbrahim Engin’in cenazesi Yeni Şehir Mezarlığı’nda toprağa verildi.

Vali Sezer Tayakadın’da

Edirne Valisi Yunus Sezer, mesaiye Tayakadın köyünde Şehit Cem Havale İlk ve Ortaokulu’nu ziyaret ederek güne başladı.

Okul yöneticileri ve öğretmenlerden eğitim faaliyetleri, devamsızlık durumları, öğrencilerin aile durumları, yürütülen çalışmalar ve hizmetler ile ilgili bilgiler alan Vali Yunus Sezer, sınıfları gezerek öğrencilere başarılar diledi.

Haftanın programı açıklandı

Nesine 3. Lig 1. Grup’ta 17. hafta perdesi İnegöl Kafkas Spor Kulübü – Edirnespor dahil 17 Ocak 2026 Cumartesi günü yapılacak 5 karşılaşma ile açılırken, haftanın diğer 3 maçı ise 18 Ocak 2026 Pazar oynanacak.

Türkiye Futbol Federasyonu haftanın programını açıkladı. Buna göre, Trendyol Süper Lig Mehmet Ali Yılmaz Sezonu 18. hafta müsabakaları 17, 18 ve 19 Ocak’ta, Trendyol 1. Lig 21. hafta müsabakaları 16, 17, 18 ve 19 Ocak’ta, TFF 2. Lig Kırmızı Grup 19. hafta müsabakaları 17 ve 18 Ocak’ta, TFF 2. Lig Beyaz Grup 21. hafta müsabakaları 17 ve 18 Ocak’ta, TFF 3. Lig 17. hafta müsabakaları 17 ve 18 Ocak’ta oynanacak.

Nesine 3. Lig 1. Grup’ta  sezon arasına lider olarak giren Karalar İnşaat Etimesgut Spor Kulübü, Silivri’den puansız dönünce puan cetvelinin en üst sırasına deplasmanda Astor Enerji Çankaya Spor Kulübü’nü 2-1 yenen İnegöl Kafkas Spor Kulübü yükseldi. İnegöl Kafkas Spor Kulübü 16 maçta 9 galibiyet ve 4 beraberlikle 31 puanla averajla lider durumda bulunuyor. Haftayı Galata beraberliği ile kapatan Edirnespor ise 8 puanla son sırada yer alıyor. . Ligin ilk yarısında Edirne’de oynanan maçta Edirnespor, İnegöl Kafkas Spor Kulübü’ne 3-2 yenilmişti.

NESİNE 3. LİG 1. GRUP 17. HAFTA PROGRAMI

17 Ocak 2026 Cumartesi

Polatlı 1926 Spor Kulübü – Kestel Çilek Spor Kulübü 

Polatlı İlçe – 13.00

İnegöl Kafkas Spor Kulübü – Edirnespor 

İnegöl İlçe Stadı –  15.00

Beykoz İshaklı Spor Faaliyetleri A.Ş. – Küçükçekmece Sinop Spor A.Ş. 

Alemdağ Stadyumu – 15.00

İnkılap Futbol Spor Kulübü – Bulvarspor 

Ömerli Stadı – 15.00

Çorlu Spor 1947 – Silivrispor 

General Basri Saran – 15.00

18 Ocak 2026 Pazar

Karalar İnşaat Etimesgut Spor Kulübü – Bursa Nilüfer Futbol A.Ş. 

Etimesgut Belediyesi Atatürk Stadı – 13.00

Bursa Yıldırım Spor Kulübü – Astor Enerji Çankaya Spor Kulübü 

Minareli Çavuş Spor Tesisleri – 15.00

Galata Spor Kulübü – Yalova Fk 77 Spor Kulübü 

…. – 15.00

Gelişim Ligi’nde 6 maçta 1 puan

U15 Şükrüpaşa 1-1 Beylikdüzü Yakuplu

Cemal KUDAY

Edirne Şükrüpaşa Spor ve Edirne Birlik Spor’un yer aldığı U14 ve 15 Gelişim Ligi’ne 1 haftalık aranın ardından devam edilirken, Edirne Şükrüpaşa Spor’un yer aldığı U16 ve U17 Gelişim Ligi’nde ise ikinci yarı start aldı.

U14 LİGİ

Edirne Şükrüpaşa Spor ligin ilk yarısında deplasmanda 3-0 mağlup olduğu Beylikdüzü Yakuplu Spor’a evinde 5-0 mağlup olurken, Edirne Birlik Spor da ligin ilk yarısında deplasmanda 10-0 yenildiği Çorlu Belediye Futbol Kulübü’ne 9-0 mağlup oldu.

U15 LİGİ

Edirne Şükrüpaşa Spor ligin ilk yarısında deplasmanda 5-4 yenildiği Beylikdüzü Yakuplu Spor ile evinde 1-1 berabere kaldı.

Edirne Birlik Spor ise ligin ilk yarısında deplasmanda 7-0 yenildiği Çorlu Belediye Futbol Kulübü’ne evinde 13-1 yenildi.

U16 LİGİ

Edirne Şükrüpaşa Spor ligin ilk yarısında evinde 4-1 yendiği Büyükçekmece Belediye Spor ile deplasmanda oynadığı maçtan 3-2 yenik ayrıldı.

U17 LİGİ

Edirne Şükrüpaşa Spor ligin ilk yarısında evinde 3-1 yenildiği Büyükçekmece Belediye Spor ile deplasmanda oynadığı maçta bu kez 4-0 mağlup oldu.

U14 GELİŞİM LİGİ

Silivrispor 1-4 Kepezspor        

Prestij Atletik Spor Kulübü 3-0 Edirnespor      

Arkent Arnavutköy Belediyesi Futbol Sk 5-0 Çorlu Spor 1947

Lüleburgaz Atletik Spor 3-3 Çerkezgücü Spor

İstanbul Beylikdüzüspor 1-1 Büyükçekmece Belediye Spor      

Granny’s Waffles Kırklarelispor 3-1 Çerkezköy 1923 Spor Kulübü       

Edirne Şükrüpaşa Spor 0-5 Beylikdüzü Yakuplu Spor

Edirne Birlik Spor 0-9 Çorlu Belediye Futbol Kulübü

U15 GELİŞİM LİGİ

Silivrispor 1-2 Kepezspor        

Prestij Atletik Spor Kulübü 3-0 Edirnespor      

Arkent Arnavutköy Belediyesi Futbol Sk – Çorlu Spor 1947

Lüleburgaz Atletik Spor 0-3 Çerkezgücü Spor

İstanbul Beylikdüzüspor 3-0 Büyükçekmece Belediye Spor      

Granny’s Waffles Kırklarelispor – Çerkezköy 1923 Spor Kulübü

Edirne Şükrüpaşa Spor 1-1 Beylikdüzü Yakuplu Spor

Edirne Birlik Spor 1-13 Çorlu Belediye Futbol Kulübü 

U16 GELİŞİM LİGİ

Silivrispor 0-1 Küçükçekmece İdman Yurdu Spor Kulübü        

Süleymanpaşa Namık Kemal Spor – Fevzipaşaspor

Granny’s Waffles Kırklarelispor 0-2 Büyükçekmece Gençordu Spor     

İstanbul Trabzonspor – Prestij Atletik Spor Kulübü

Çorlu Belediye Futbol Kulübü 3-1 Bahçelievler Olimpik Spor Kulübü  

Büyükçekmece Belediye Spor 3-2 Edirne Şükrüpaşa Spor        

Tekirdağspor – Çanakkale Gençlerbirliği Spor

U17 GELİŞİM LİGİ

Silivrispor 1-0 Küçükçekmece İdman Yurdu Spor Kulübü        

Süleymanpaşa Namık Kemal Spor 0-6 Fevzipaşaspor

Granny’s Waffles Kırklarelispor 5-0 Büyükçekmece Gençordu Spor     

İstanbul Trabzonspor 3-0 Prestij Atletik Spor Kulübü

Çorlu Belediye Futbol Kulübü 2-1 Bahçelievler Olimpik Spor Kulübü  

Büyükçekmece Belediye Spor 4-0 Edirne Şükrüpaşa Spor        

Tekirdağspor 0-2 Çanakkale Gençlerbirliği Spor

Necmeddin Bilal Erdoğan’ın bazı hassasiyetleri

Bilal Bey siyaset sahnesinde pek görünür oldu. Yaptığı açıklamalarla dikkat çekiyor.

2025’in son günlerinde ülkenin aydın sınıfına dair hezeyanını dillendirdi, şimdi de dindarların iyi insanlar olduğu yargısını toplumda güçlendirmenin zorunluluğundan bahsediyor, çağrıda bulunuyor.

Bilal Erdoğan’ın siyaset sahnesine bu hızlı girişi, öne çıkardığı ve tartışma yaratma potansiyeli yüksek konulara girmesi sadece ilgi uyandırmadı, bunu neden yaptığı merakını da beraberinde getirdi.

Babasının yerine geçme hazırlığının fragmanını izlediğimiz yönünde bir kanaat, mesela.

Kim bilir belki de Bilal Bey babasının 23 yıllık iktidarından kaynaklı sorunlar çerçevesinde bir özeleştiride bulunuyordur. 

Mahdumun aydın sınıfına ilişkin hezeyanına odaklanalım önce…

Genç Memur-Sen tarafından yapılan “Türk Dünyası Akademisi Ödül Töreni” programında İlim Yayma Vakfı Mütevelli Heyeti Başkanı sıfatıyla konuşan Bilal Erdoğan, Türkiye’nin kültürel ve sosyolojik dönüşümüne/dinamiklerine dikkat çekmiş, düşüncelerini açıklamış.

Neler mi demiş?

Osmanlı’nın son döneminden günümüze Batı karşısında aşağılık kompleksine sahip bir zihniyetin etkisini yitirdiğini, o aydın sınıfının tasfiye olduğunu belirterek Allah’a hamdını/teşekkürünü bildirmiş.

Hamdü senalar olsun!

Ancak, toplumun saygı duyduğu, yerli ve milli bir aydın sınıfının ortaya henüz çıkmadığını, bir geçiş dönemi yaşandığını da belirtmiş Bilal Erdoğan ki kafasının oldukça karışıklığına delâlettir.   

Yerli ve milli aydın?

Bu soruya cevap aramak aslında abesle iştigaldir çünkü aydın tanımlaması ile kökten çelişmektedir.

Bilal Erdoğan’ın rahatsızlık duyduğu Batı’ya öykünen ve hatta Batı’nın yönetimine girmekte can atan aydınların sadece Osmanlı’nın çöküş yıllarında değil, Cumhuriyet döneminde de varlığı sır değil.

Kadir Mısıroğlu’nun Kurtuluş Savaşı’na ilişkin olarak; “Beni tefe koyarlar ama keşke Yunan galip gelseydi. Ne hilafet yıkılırdı. Ne şeriat yıkılırdı.  Ne medreseler lağvedilirdi. Ne hocalar asılırdı. Hiç biri olmazdı” sözleri belleklerde tazeliğini korumuyor sadece, kendisine teveccüh gösteren çevrelerde aydın kavramının ne denli istismar edildiğini, hatta içi boş yanını da gözler önüne seriyor.

Mustafa Kemal Atatürk’ün, Manda bir yana, en küçük bir bağımlılık ilişkisini bile onaylamadığı, “Türk ulusu ya kendi kendini kurtaracak ya da yok olacaktır” şiarı; Batı’yı uygarlık kapısı addeden fakat   “Yurdumuzu dünyanın en mamur ve en medeni memleketleri seviyesine çıkaracağız. Milletimizi en geniş refah, vasıta ve kaynaklarına sahip kılacağız. Millî kültürümüzü, muasır medeniyet seviyesinin üstüne çıkaracağız” hedefi, aslında Bilal Erdoğan’ın aradığı aydın tarifinin ta kendisidir. 

Eğer bugün Atatürk’ün işaret ettiği uygarlık yolunda aksaklıklar varsa, ülke kalkınması ve gelişmesinde bir çevre ülke konumunun ötesine geçilememişse, bunun kapsamlı sebeplerine Bilal Erdoğan da bittabi vakıftır.    

Sosyal medyada siyasi mülahazalarını takip ettiğim, yararlandığım arkadaşım Hüseyin Taşkan’ın konuya ilişkin bir değerlendirmesini köşemden de duyurmak isterim.

Bilal Bey’in aydın meselesine Hüseyin Taşkan’ın yaklaşımı şöyle…

//Aydın; hıyar mıdır, koyun mudur, İHA mıdır ki, yerli ve milli olsun. Aydın evrenseldir, ülkesi için endişe eder yüksek sesle düşüncelerini dile getirir. Aydın dediğin korkmadan herkesi eleştirebilir. Eleştirilmekten de çekinmez.

Sizin aydınınız kim diye sorsam, Hayrettin Karaman ve fesli Kadir’den başka sayacak birini bulamazsın. Geçmişten bu güne muhafazakâr aydınlardan Cemil Meriç, M. Âkif Ersoy ve Sezai Karakoç gibi aydınların, siyasal İslâmcılığınızla örtüşen bir tutumu olduğunu söyleyebilir misiniz?

Diyorsun ya, “toplumun saygı duyduğu, itibar ettiği aydın yetiştirmeliyiz.” Yok kardeşim sizin bahçede aydın yetişmez. Sizin bahçe çorak, sizin bahçeniz toksitli, sizin bahçenizin gübresi kin, nefret içerikli…

Oysa, gözleriniz kör olmasaydı, ayrışmayı iktidar aparatı olarak kullanmasaydınız, geçmişte ve şimdi ne kadar çok aydınımız olduğunu görürdünüz.

Namık Kemal’den Ziya Paşa’ya, Şinasi’den Ahmet Cevdet Paşaya ve Mehmet Âkif Ersoy’a bildin mi bu aydınları. Bu aydınlar Osmanlı’nın çöküş döneminde ortaya çıktı.

Cumhuriyetin ilk yıllarında; Ziya Gökalp, Yakup Kadri Karaosmanoğlu sonrasında ise Nazım Hikmet”ten Sabahattin Ali’ye, Azîz Nesin’den Doğan Avcıoğlu’na, Zülfü Livaneli’den Uğur Mumcu’ya daha pek çok aydın yetişti bu topraklarda…

Ancak, çeyrek asır iktidardasınız insan bir tane bile aydın yetiştiremez mi be kardeşim!//

Meselenin hülasası…

Aydın olmak aklın izinde yürümektir, yani usa, akla dayalı yol almaktır ve kuşkusuz evrenseldir, eleştirel düşünceye sahip olabilmektir. Aydın tarifini yerlilik ve millilik ile sınırlarsanız organik aydınlar, dalkavuklar üretirsiniz.

Bilal Erdoğan’ın beyanda bulunduğu bir diğer çetrefil konu ise, kendisini toplumda ‘dindar olan insan iyidir’ yargısını güçlendirmek zorunda hissetmesi.   

Türkiye Gençlik STK’ları Platformu’nun 5’inci Olağan Genel Kurulu’nda konuşan Bilal Erdoğan’ın şu saptamaları ilgiyi hak ediyor…

//Biz Müslümanca duruş savunuyoruz. Birilerine şirin gözükmenin peşinde de asla olmayacağız. Hem herkese hitap edeceğiz. Hem kendi kimliğimize hitap edeceğiz.   

Yeniden bu toplumda ‘Dindar olan insan iyidir’ yargısını güçlendirmek zorundayız. Müslümanlar olarak bizim dinimizi doğru temsil etmemizin yolu, bu toplumda iyiliklerin kaynağının yine Müslüman insanlardan geldiğini, yine dindar insanlardan geldiğini muhakkak ve kesin şekilde yerleştirmekten geçtiğini düşünüyorum.//

Bilal Bey’i bu düşüncelere sevk eden nedenin bir kayıpla ilgisi olduğu hemen anlaşılıyor.  

Yanı sıra bu kaybın nereden kaynaklandığı sorusunu da önümüze getiriyor.

Hele AKP’nin ‘dindar ve kindar nesil’ yetiştirme projesi akla gelince sorunun kapsamı da genişliyor.

Kendini, ‘bizim mahalle’ dediği muhafazakâr, mütedeyyin insanların meskûn olduğu mahalle mensubu gören Karar gazetesi yazarı Yusuf Ziya Cömert’in, Bilal Erdoğan’ın arayışını analiz eden yazısındaki şu saptamaları, aydınlatıcı buluruz.

//Toplumda ‘Dindar olan insan iyidir’ yargısı ne zaman güçlüydü? 

 Ne zaman zayıfladı?                                                             

Mesela, dindar olduğunu söyleyen insanlar iktidara geldikten sonra zayıflamış olabilir mi?

“İyiliklerin kaynağının Müslümanlardan geldiği algısının toplumda kesin şekilde yerleştirilmesi gerekiyor.”

Bu ‘yargı’dan veya ‘algı’dan mı müştekiyiz yoksa ‘olgu’dan mı?

‘İyiliklerin kaynağının Müslümanlardan geldiği algısı’nı kendimizi değiştirerek mi, ıslah ederek mi yerleştireceğiz.

Artık yolsuzluk yapmayarak, ehliyete liyakate önem vererek, yetim hakkı yemeyerek, insanlara adaletle, merhametle muamele ederek…

Yoksa toplumu yaptıklarımızın adalete, liyakate, ehliyete, hakkaniyete uygun olduğuna ikna ederek mi?

Yani biz doğruyuz, siz yanlış algılamışsınız mı?

Düştüğümüz yerden kalkacak mıyız? Yoksa düşmedik, ayakta mıyız?

Özeleştiriye çok ihtiyacımız var, ama müsait miyiz?//

Evet, Yusuf Ziya Cömert, Bilal Erdoğan’a ders niteliğinde cevap vermiş.

İlaveten söylemek gerekirse: din ekseninde şekillenmesi istenen bir toplum yapısı AKP’nin tüm zorlamalarına rağmen sonuç getirmedi, üstelik ters tepti.

Babasının yerine geçme hazırlığını çağrıştıran, görece özeleştiri de barındıran Bilal Bey açıklamaları, mahallesindeki oyları tahkim etmekte bile yeterli olmayabilir. 

Yanı sıra, Necmeddin ismiyle müsemma dini yıldız addeden bir anlayışın ülke yönetiminde sorunlu yanlarını hesaba katmanın siyasi ısınma turlarına derinlik kazandıracağını da göz önünde bulundurmalıdır Bilal Bey!  

KONUKLARINIZIN SESİ 385

            İLETİŞİMLE İLGİLİ BAZI GENEL BİLGİLER de derlemek istiyoruz.

            Toplumuzu genelde ele aldığımızda ekonomik sorunlarımız, toplumsal sorunlarımız öncelikli. Ama bunları en sona bırakıp “sağlık” ve “eğitim-öğretim” den sonra “iletişim”i tartışmak istedik.

           İletişim, yani derdimizi anlatmak, bilgilerimizi paylaşmak, birbirimizi anlamakta da sorunlarımız yok mu? Uğur Mumcu bunu, “Bilgi sahibi olmadan, fikir sahibi oluyoruz.” diye açıklamış. Acaba sorun daha mı derin? “Biz öğrenmeden mi bilgi sahibi oluyoruz.”

           Sorgulamalarımızdaki üç ana terim “bilgi, fikir, öğrenme.” Ayrıca acaba “terim” yerine “kavram” mı demeliydik. Şimdi beş olan kavramlarımızın hepsi iletişimle ilgili değil mi?

            Biliyorsunuz tüm irdelemelerimize “başkaları ne demiş?” le başlıyoruz. Bundan önce bilgisayarda sorumuzu (İngilizce) soruyor ve çıkan kaynakları kullanıyorduk. Bu tek yanlı bilgi edinmeydi. Sonra yapay zekâ “Gemini” yi bulduk. (Ücretsiz “hızlı” olanını.) Bu bize daha uygun geldi. “Gemini de hata yapabilir.” diye alt notu var. “Tez+antitez sentez” e açığım diyor ve sizin düzeltmelerinizi benimsiyor, bilgi aktarımını buna göre değiştiriyor. Biz de sormaya başladık.

             İletişim ne?

            Yanıtı (bizim özetlememizle),

            “Duygu, düşünce veya bilgilerin başlarına aktarılması, ortak bir anlayış oluşturma süreci.”

              Bazı ek açıklamalar da yapıyor.

               (1) “İletişim süreci: Kaynak, kanal, alıcı, dönüt (geri bildirim).”

                   (2) “İletişimin başarılı olması için; (a) ortak dil (aynı terimler), (b) netlik, (c) etkin dinleme, (d) uygun kanal gerekli.”

               İkinci sorumuz Terim-kavram ilişkisi?

               Yanıtı,

              “(1) Kavram, dış dünyadaki nesneler, olaylar ve bunlar arasındaki bağıntılarla ilgili zihnimizdeki tasarımlar.

               (2) Terim, bunların dille ifade edilişi.” Gemini bir de tablo veriyor.

Üçüncü sorumuz, Tanımın tanımı?

          Yanıtı, “Tanım, bir nesne, olay veya bağıntıyı içlemi ve ayrımıyla belirleme.”

          Tanımda  tamlık, (1) ne’lik (öz), (2) ayrım (fark), (3) sınırlandırma (kaplamını netleştirip dışta kalanları ayırma) ile. İyi bir tanım; tam, açık, olumlu (ne olmadığı değil, ne olduğu) olmalı.

           Gemini iletişimin genel amacını da söylüyor: Ortak bir dünya inşası.

           Bu bilgilenme bize yetti. Bizim belirlemelerimiz izleyen yazılarımızda.

                                                                                                                                     Sağlıcakla,

Gülden’in katili, yeniden yargılanacak!

Olgay GÜLER

Edirne’de lise bahçesinde Gülden Coni’yi (16), 30 bıçak darbesiyle öldüren E.A. (15) hakkında, ‘Çocuğa ve Kadına Karşı Tasarlayarak Kasten Öldürme’ suçundan verilen indirimsiz 20 yıl hapis cezası, istinafta bozuldu.

 Olay, 5 Nisan’da Çavuşbey Mahallesi Horozlu Bayır Sokak’taki Edirne Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’nin bahçesinde meydana geldi. Okul bahçesinde hareketsiz yatan kişiyi görenler, durumu 112 Acil Çağrı Merkezi’ne bildirdi. İhbarla adrese polis ve sağlık ekipleri sevk edildi. Sağlık görevlilerinin kontrolünde, Gülden Coni olduğu tespit edilen çocuğun bıçaklanarak öldürüldüğü belirlendi. Olaya ilişkin soruşturmada cinayet şüphelisi E.A. yakalanıp gözaltına alındı. E.A. işlemlerinin ardından sevk edildiği adliyede çıkarıldığı nöbetçi hakimlik tarafından tutuklandı.

Edirne Cumhuriyet Başsavcılığı’nın cinayete ilişkin soruşturmasını tamamlayıp hazırladığı 4 sayfalık iddianame ile Edirne 3’üncü Ağır Ceza Mahkemesi’nde dava açıldı. İddianamede E.A. hakkında, ‘Tasarlayarak, canavarca hisle, eziyet çektirerek, çocuğa beden ve ruh bakımından kendini savunamayacak kişiye karşı kadını kasten öldürmek’ suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası istendi. İddianamede, ayrıca E.A.’nın 15 yaşında olması nedeniyle TCK’nın 31/3 maddesi uyarınca indirime gidilmesi talep edilip, 18 yıldan 24 yıla kadar hapisle en üst sınırdan cezalandırılması istendi.

20 YIL HAPİS VERİLDİ

Davanın Edirne 3’üncü Ağır Ceza Mahkemesi’nde 26 Eylül’de görülen ikinci duruşmada E.A. hakkında önce ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verildi. Ardından heyet, sanığın 15 yaşında olması nedeniyle cezayı indirip, E.A. hakkında ‘Çocuğa ve Kadına Karşı Tasarlayarak Kasten Öldürme’ suçundan 20 yıl hapis verdi. Mahkeme E.A. hakkında haksız tahrik ve iyi hal indirimi uygulamadı.

Mahkeme kararı, Coni’nin ailesi, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı ile E.A.’nın avukatları tarafından Tekirdağ Bölge Adliye Mahkemesi 1’inci Ceza Dairesi’nde istinafa taşındı. Coni’nin ailesi, istinaf başvurusunda sanığın canavarca hisle insan öldürme suçundan hüküm kurularak, üst hadden cezalandırılmasını talep etti. E.A.’nın avukatıysa cinayette tasarlama durumunun bulunmadığı belirtilip, haksız tahrik ve takdir indirimi uygulanması gerektiğini belirtti.

‘TASARLAMA İÇİN MAKUL VE UYGUN SÜRE GEÇMEDİ’

Talepleri üzerine mahkemenin kararını görüşen ceza dairesi, olayın tasarlanması için makul süre geçmediğine karar verdi. Kararda, “Maktuleyi öldürmeye karar verdiği ve eylemi icra ettiği zaman diliminin bir tam günden az olmakla yerleşik Yargıtay kararlarında zikredilen makul ve uygun sürenin geçmemiş olması, ön inceleme tutanağına göre gönderilen iki adet mesajın olaydan sonraki zaman dilimine ait olması, gerekçede belirtilen SSÇ’nin olayı kimsenin bulunmadığı mahalde istemesinin ve olay sonrası rutin hayatına devam etmesi olgularının tek başına tasarlamaya mesnet oluşturmaması birlikte ele alındığında sanık hakkında TCK’nın 82/1-a maddesinin (tasarlama) uygulanma koşullarının oluşmadığı gözetilmeyerek hatalı gerekçe ile yazılı şekilde karar verilmesi” denildi.

İstinaf kararında, mahkemenin E.A. hakkında sosyal inceleme raporu aldırmadığı ve bu konuda gerekçe göstermediği belirtildi.  

‘EN AĞIR CEZAYI ALMALI’

Kararın bozulmasını değerlendiren, Gülden Coni’nin ablası Nurhan Alüzrek, yeniden yapılacak yargılamada, E.A.’nın daha ağır cezaya çarptırılması gerektiğini söyledi. E.A.’nın kardeşini canavarca hisle, tasarlayarak öldürdüğünü söyleyen Alüzrek, halen acılarının taze olduğunu kaydetti.

İsmine Doğru Aşılı Chandler Ceviz Fidanı Fidansec.com’dan Alınır

Chandler ceviz fidanı, modern ceviz yetiştiriciliğinde adeta bir devrim yaratan ve dünya çapında en çok tercih edilen çeşitlerden biri haline gelmiştir. Kaliforniya orijinli bu çeşit, özellikle verimliliği, düşük ağaç yapısı ve yan dallarda meyve verme özelliği ile öne çıkmaktadır.

İklim adaptasyonu yüksek olan Chandler, Türkiye’nin birçok bölgesinde başarıyla yetiştirilebilmekte ve ceviz üreticileri için geleceğe yönelik sağlam bir yatırım fırsatı sunmaktadır.

Chandler ceviz fidanı seçimi yaparken, kök yapısı güçlü, aşı noktası sağlam ve hastalıksız fidanları tercih etmek, bahçenizin gelecekteki performansını doğrudan etkileyecektir.

Chandler Ceviz Fidanı Özellikleri

Chandler ceviz fidanı en dikkat çeken özelliklerinden biri, geç yapraklanması nedeniyle ilkbahar geç donlarından minimum düzeyde etkilenmesidir. Bu özellik, üreticinin riskini azaltır ve daha güvenli bir hasat dönemi vadederek, yatırımın geri dönüşünü garanti altına almaya yardımcı olur. Chandler cevizinin iç randımanı yüksek, içi açık renkli ve kabuktan kolay ayrılma özelliğine sahiptir; bu da pazar değerini önemli ölçüde artıran faktörlerdir.

Doğru fidan seçimi, bahçenin kurulum aşamasındaki en kritik adımdır. Sağlıklı, sertifikalı ve virüsten ari fidanlar dikmek, uzun vadeli başarının temel taşıdır. Bu noktada, kaliteli fidan temini için uzmanlara danışmak ve güvenilir kaynaklardan alışveriş yapmak esastır.

Chandler ceviz fidanı dikiminde dikkat edilmesi gereken en önemli hususlardan biri de tozlayıcı çeşitlerin doğru seçimidir. Chandler, kendine verimli olsa da yanında uygun tozlayıcı çeşitlerin (Fernette ve Franquette) dikilmesi verimi önemli ölçüde artıracaktır. Ayrıca, fidanların dikim mesafesi (genellikle 7×7 veya 8×8 metre) ve toprak hazırlığı da uzun ömürlü ve verimli bir bahçe için titizlikle planlanmalıdır.

Sulama, gübreleme ve budama, Chandler ceviz ağaçlarının sağlıklı gelişimi ve yüksek verim için olmazsa olmaz bakım uygulamalarıdır. Özellikle modern damla sulama sistemleri ile suyun kontrollü verilmesi, ağacın ihtiyacının karşılanmasında en etkili yöntemdir. Unutulmamalıdır ki, ceviz ağacı bir yatırım aracıdır ve doğru bakım, bu yatırımın getirisini maksimize eder.

Özetle, Chandler ceviz fidanı, verimliliği, kalitesi ve pazar talebi ile çağdaş ceviz yetiştiriciliğinin vazgeçilmez bir parçasıdır. Bu ceviz çeşidini bahçenize dikmek ve ondan en yüksek verimi almak için ise bilinçli bir başlangıç yapmalı, güvenilir fidan tedarikçileri ve teknik bilgi kaynakları ile iş birliği içinde olmalısınız. Doğru adımlarla atılan bu yatırım, uzun yıllar boyunca size ve ailenize değer katacaktır. Sizde güvenilir fidan satıcısı fidansec.com adresinden sipariş verebilirsiniz. https://www.fidansec.com/ceviz-fidani-fiyatlari adresinden güncel fidan fiyatlarını öğrenebilirsiniz.