6023 sayılı yasamız gereği Edirne Tabip Odası 2026 yılı Seçimli Genel Kurul Toplantısı 4 Nisan 2026 Cumartesi günü saat 13.00’ de Edirne Tabip Odası Lokali’nde (Şükrüpaşa Mahallesi 154 Sokak No:5 Merkez/EDİRNE) üye salt çoğunluğunun katılımı ile yapılacaktır. Oda Organlarının Seçimleri ise aynı adreste 5 Nisan 2026 Pazar Günü 09.00-17.00 saatleri arası yapılacaktır.
İlk toplantıda çoğunluğun sağlanamadığı takdirde, Genel Kurul Toplantısı 11 Nisan 2026 Cumartesi günü saat 13.00’de Oda organları seçimleri ise 12 Nisan 2026 Pazar günü 09.00-17.00 saatleri arasında çoğunluk aranmaksızın Edirne Tabip Odası Lokalinde (Şükrüpaşa Mahallesi 154 Sokak No:5 Merkez /EDİRNE) yapılacaktır.
Seçime katılacak üyeleri belirleyen ve Merkez İlçe Seçim Kurulu Başkanlığı’nca onaylanmış listeler, Edirne Adliyesi’nde ve Edirne Tabip Odası’nda seçimden 15 gün önce üç gün asılı kalacak ve ilan sırasında listeye itirazlar İlçe Seçim Kuruluna yapılacaktır.
Toplantıya katılma ve seçimlerle ilgili konular seçimden önce üyelerimize taahhütlü posta ya da imza karşılığı gönderilecek çağrı mektubunda belirtilecektir. Tüm üyelerimize saygı ile duyurulur. 03/03/2026
EDİRNE TABİP ODASI
GÜNDEM:
1- Açılış, saygı duruşu ve İstiklal Marşı,
2- Genel Kurul Divan Başkanı, Başkan Vekili ve iki yazmanın seçilmesi,
3- Gündemin okunması ve ek gündem önerileri,
4- Yönetim Kurulu Çalışma Raporunun okunması ve görüşülmesi,
5- Mali Raporun okunması ve ibrası,
6- Denetleme Kurulu Raporunun okunması,
7- 2026-2027 dönemi tahmini bütçesinin okunması ve onaylanması,
8- 2026-2028 dönemi Yönetim Kurulu, Onur Kurulu, Büyük Kongre Delegesi ve Denetleme Kurulu aday başvurularının alınması,
9- Dilek, istek ve önerilerin sunulması, karara bağlanması,
Hastalar, LASIK sonrası genellikle birkaç gün içinde net görmeye başlar ve çoğu kişi gözlük ya da lens kullanımına ihtiyaç duymaz. Ancak bu cerrahi işlem kornea üzerinde gerçekleştirilse de, gözün diğer yapıları özellikle retina mutlaka dikkate alınmalıdır. Çünkü bazı hastalarda LASIK öncesi fark edilmeyen retina sorunları, işlem sonrası ciddi komplikasyonlara neden olabilir.
Retina Dekolmanı Nedir ve Kimler Risk Altındadır?
Gözün iç arka duvarında bulunan retina tabakasının altında bulunan destek dokulardan ayrılması retina dekolmanı olarak bilinir. Gözde ani görme kaybı, ışık çakmaları ve görüş alanında karanlık bir perde bu durumda ortaya çıkabilir. Acil müdahale gerektiren bu durum, tedavi edilmediğinde uzun süreli görme kaybına neden olabilir. Yüksek miyop hastalar, 50 yaş üstü bireyler, daha önce göz travması geçirmiş kişiler, ailelerinde retina hastalığı olan kişiler ve katarakt ameliyatı sonrası göz içi cerrahi geçirmiş kişiler, LASIK gibi cerrahi işlemler öncesinde çok daha dikkatli olmalıdır. çünkü kornea üzerinde lazerle yapılan değişiklikler, vitreus sıvısının (göz içi jel) hareketini dolaylı olarak etkileyebilir, bu da retinada çekilmelere neden olarak dekolman riskini artırabilir.
LASIK Ameliyatı Retina Dekolmanını Tetikler mi?
LASIK işlemi doğrudan retinaya müdahale etmez. Ancak bazı bireylerde, özellikle yüksek miyop hastalarında, retina zaten zayıf ve incelmiş olabilir. Bu durumlarda, göz içi basınçta ani değişiklikler ya da vitreus hareketleri, zayıf noktaların yırtılmasına ve dekolmana neden olabilir. Bu nedenle LASIK yaptırmak isteyen hastaların mutlaka detaylı bir retina muayenesinden geçmeleri gerekir.
Retinada önceden fark edilmeyen ince yırtıklar ya da dejenerasyon odakları, erken dönemde tespit edilip lazerle güçlendirilebilir. Bu sayede LASIK sonrası dekolman riski büyük ölçüde azaltılır.
Bu hastalık, görme kalitesini etkilediği için LASIK sonrası elde edilmesi beklenen yüksek görüş netliği, bu kişilerde mümkün olmayabilir. Ayrıca bazı hastalarda hem sarı nokta problemi hem de retina zayıflığı birlikte olabilir.
Sarı Nokta Hastalığı Olan Kişilere LASIK Uygulanabilir mi?
Sarı nokta hastalığı olan bireylerde LASIK uygulaması dikkatle değerlendirilmelidir. Hastalığın erken evresinde olan ve görme merkezi henüz ciddi şekilde etkilenmemiş kişilerde, LASIK uygulanabilir. Ancak ileri evredeki hastalarda, lazerle kırma kusuru düzeltildiğinde bile retina kaynaklı bozukluk nedeniyle görme kalitesi tatmin edici olmayabilir.
Bu nedenle LASIK, yalnızca kornea kalınlığına bakılarak değil; retinanın genel durumu, makulanın sağlığı ve yaşa bağlı risk faktörleri göz önünde bulundurularak planlanmalıdır.
LASIK, Sarı Nokta Hastalığını Tetikler mi?
Hayır, LASIK doğrudan sarı nokta hastalığına neden olmaz. Ancak yaş ilerledikçe sarı nokta hastalığı gelişme riski artar ve bu hastalığın varlığı, LASIK’in görme kalitesi üzerindeki etkisini azaltabilir. Dolayısıyla ileri yaşta LASIK düşünen bireylerin sadece kornea değil, makula yapısı da incelenmelidir.
Ayrıca, sarı nokta hastalığı tedavisi gören ya da takip edilen hastalarda, göz içi enjeksiyon gibi uygulamalar devam ederken başka cerrahi işlemler için mutlaka retina uzmanı görüşü alınmalıdır.
Göz Sağlığında Bütüncül Yaklaşım Neden Önemlidir?
Göz, birçok farklı yapıdan oluşur ve bu yapılar birbiriyle uyum içinde çalışır. LASIK gibi modern cerrahi yöntemler korneadaki kusurları düzeltse de, retinada ya da makulada bulunan patolojiler görme kalitesini etkileyebilir. Bu nedenle herhangi bir lazer operasyonu planlanmadan önce tüm göz yapıları kapsamlı bir şekilde değerlendirilmelidir.
Özellikle 40 yaş ve üzeri bireylerde retina muayenesi yapılmadan sadece kırma kusurlarına odaklanarak cerrahi karar vermek, istenmeyen sonuçlara yol açabilir. Retina sağlığı korunmadan korneaya yapılacak müdahaleler, hastanın beklentilerini karşılamayabilir.
Net Görmek İçin Yüzeyin Altına Bakmak Gerekir
LASIK göz ameliyatı, doğru hastada uygulandığında son derece başarılı ve hayat kalitesini artıran bir işlemdir. Ancak göz sağlığı yalnızca kırma kusurlarından ibaret değildir. Retina sağlığı, sarı nokta gibi yaşa bağlı hastalıklar ve dekolman riski göz önünde bulundurulmadan yapılacak bir lazer işlemi, beklenen faydayı sağlamayabilir ve hatta risk doğurabilir.
LASIK ameliyatı retina dekolmanına neden olur mu?
Hayır, doğrudan neden olmaz. Ancak retina yapısı zayıf olan bireylerde LASIK sonrası dekolman riski artabilir. Bu yüzden öncesinde retina muayenesi yapılmalıdır.
Sarı nokta hastalığım varsa lazer göz ameliyatı olabilir miyim?
Hastalığın evresine bağlıdır. Erken evrelerde mümkün olabilir, ileri evrelerde faydası sınırlı olabilir. Kararı retina uzmanı ve lazer cerrahı birlikte vermelidir.
Retina dekolmanı geçirmiş birine LASIK uygulanabilir mi?
Genellikle önerilmez. Retina sağlığı tamamen stabil hale gelmeden lazer işlemleri risklidir.
LASIK sonrası görmem neden netleşmedi?
Eğer retina veya makulada problem varsa, lazerle kornea düzeltilse bile görme kalitesi etkilenebilir. Bu durum retina kaynaklı olabilir.
Sarı nokta hastalığı kalıcı mı?
Evet, ancak erken teşhisle ilerlemesi yavaşlatılabilir. Özellikle yaş tipte göz içi enjeksiyonlar etkilidir.
Retina yırtılması ile retina dekolmanı aynı şey mi?
Hayır. Yırtık, dekolmanın öncüsüdür. Zamanında müdahale edilmezse dekolmana dönüşebilir.
LASIK ameliyatı sonrası sarı nokta hastalığı gelişebilir mi?
İkisi arasında doğrudan ilişki yoktur. Ancak yaşa bağlı olarak sarı nokta hastalığı LASIK sonrası yıllarda ortaya çıkabilir.
LASIK ameliyatı herkes için uygun mudur?
Hayır. Her hasta için uygunluk değerlendirmesi yapılmalıdır. Retina durumu, yaş, kornea yapısı gibi faktörler dikkate alınır.
Gözlükten kalıcı olarak kurtulmak mümkün mü?
LASIK ile büyük oranda evet. Ancak zamanla yaşa bağlı görme değişimleri ya da başka hastalıklar yeniden gözlük ihtiyacına yol açabilir.
Eğitim ve Bilim İş Görenleri Sendikası (Eğitim İş) Edirne Şubesi tarafından, İstanbul Çekmeköy’de biyoloji öğretmeni Fatma Nur Çelik’in, öğrenci tarafından bıçaklı saldırı sonucu öldürülmesine ilişkin basın açıklaması yapılırken, etkinliğe katılan öğretmenler tepki amaçlı Atatürk anıtına kalem bıraktı.
İstanbul Çekmeköy Taşdelen Borsa İstanbul Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’nde geçtiğimiz Pazartesi günü gerçekleştirilen olayda biyoloji öğretmeni Fatma Nur Çelik, Furkan Samet B. isimli öğrenci tarafından gerçekleştirilen bıçaklı saldırı sonucu hayatını kaybetti. Bir öğretmen ve öğrencinin de yaralandığı olay, ülke genelinde büyük tepki toplarken, Eğitim İş de ülke genelinde iki günlük iş bırakma kararı aldı. Sendikanın Edirne Şubesi, kentin trafiğe kapalı Saraçlar Caddesi’nde basın açıklaması gerçekleştirirken, sendika üyesi öğretmenler ve sivil toplum kuruluşu temsilcileri etkinliğe katıldı.
‘ÖĞRETMENLER HER GÜN ÖLÜM KORKUSUYLA MI DERSE GİRECEK?’
Açıklamayı okuyan Şube Başkanı Nedim Zobar, meslektaşları Fatma Nur Çelik’in ölümü nedeniyle vicdanlarının sızladığını belirterek, “Uzun süredir okula gelmeyen bir öğrencinin, elini kolunu sallayarak bıçakla okula girebilmesi; iki öğretmeni ve bir öğrenciyi hedef alabilmesi; bir öğretmenimizin hayatını kaybetmesi. Bu tablo bir “münferit olay” değildir. Bu tablo, yıllardır görmezden gelinen uyarıların, itibarsızlaştırılan öğretmenlerin, güvenliksiz bırakılan okulların sonucudur. Öğrenciyle ilgili rehberlik görüşmeleri yapılmış, tutanaklar tutulmuş, uyarılar yapılmış, hatta çocuk psikiyatrisi tedavi süreci olduğu bilinmektedir. Buna rağmen gerekli önlemler alınmamıştır. Bu açık bir ihmal zinciridir. Bu sorumluluk öğretmenin, okul idaresinin üzerine yıkılamaz. Buradan açıkça söylüyoruz: Bir kamu çalışanı görev yaptığı yerde devlet tarafından korunamıyorsa orada kamu otoritesinden söz edilemez. Buradan Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’e soruyoruz: Daha kaç öğretmenimizin can vermesi gerekiyor? Okullardaki güvenlik açığının bedelini canımızla mı ödeyeceğiz? Öğretmenler her gün ölüm korkusuyla mı derse girecek?” dedi.
‘TESADÜF DEĞİL, YÖNETİM ZAAFI’
Bugün öğretmene değer verilmeyen bir sistemin sonucuyla karşı karşıya olunduğunu belirten Zobar, “Eğitimi kamusal bir hak olmaktan çıkarıp piyasalaştıran, okulları siyasal ve ideolojik yuvalanma alanına çeviren, liyakatsiz yöneticilerle dolduran anlayış; bugün bu olayların sorumluluğundan kaçamaz. Öğretmenleri baskı altına alan, güvencesizleştiren, susturmaya çalışan zihniyet; bugün okulları güvenliksiz bırakmıştır. Alışveriş merkezlerine kesici-delici aletle girilemezken, okullara rahatlıkla girilebiliyor. Bu bir tesadüf değil; bu bir yönetim zaafıdır” diye konuştu.
‘CAN KORKUSUYLA ÇALIŞMAK İSTEMİYORUZ’
Şiddetin yalnızca okullarda değil; dünyanın dört bir yanında hayatı kuşattığına dikkat çeken Zobar, “Ortadoğu bir kez daha emperyalizmin kanlı saldırganlığının, işgalci politikalarının ve güç zorbalığının hedefi haline getirilmiştir. Katil ABD’nin, haydut İsrail’in saldırıları sivilleri, yaşam alanlarını ve çocukları hedef alırken; İran yönetiminin halktan kopuk ve baskıcı anlayışı da bu yıkımın zeminini büyütmektedir. Okulların vurulduğu, çocukların öldüğü bir yerde hiçbir gerekçe meşru değildir. Bu açık bir insanlık suçudur. Eğitim-İş olarak altını çiziyoruz: Çocuklar bombaların gölgesinde değil; barış içinde, güvenli okullarda eğitim görmelidir. Öğretmenler ölüm korkusuyla değil, onurla ve güven içinde ders anlatmalıdır.
Bu ülkede öğretmenler canından endişe ederek okula gitmek istemiyor. Biz can korkusuyla çalışmak istemiyoruz. Can güvenliğimizin olmadığı bir eğitim sistemini kabul etmiyoruz” şeklinde konuştu.
Eğitim yuvalarının; iktidarın, gerici yapıların, sermayenin ve şiddetin değil; bilimin, laikliğin ve özgürlüğün mekanı olması gerektiğinin de altını çizen Zobar, “Kaybettiğimiz meslektaşımıza rahmet, ailesine ve öğrencilerine sabır diliyoruz. Yaralılarımıza acil şifalar diliyoruz. Buradan bir kez daha ilan ediyoruz: Öğrencilerimizin ve eğitim emekçilerinin can güvenliği sağlanıncaya kadar susmayacağız, mücadele edeceğiz. Çünkü insanlığın ortak geleceği savaşta değil, barıştadır. Çünkü bir ülkenin geleceği, öğretmenine verdiği değerle ölçülür” ifadelerini kullandı.
Açıklamanın ardından, etkinliğe katılan öğretmenler Saraçlar Caddesi’nden Atatürk Anıtı’na yürüdü. Burada bir dakikalık saygı duruşu gerçekleştirilirken, ardından anıta kalemler bırakıldı.
CHP Edirne Merkez İlçe Başkanı Volkan Akgüngör, bir öğretmenin katledilmesinin yalnızca eğitim camiasına değil, tüm topluma yapılmış bir saldırı olduğunu bildirdi.
CHP Merkez İlçe Başkanı Akgüngör, yaptığı açıklamada, İstanbul Çekmeköy’de Taşdelen Borsa İstanbul Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’nde görev yapan öğretmen Fatma Nur Çelik’in uğradığı menfur saldırı sonucu hayatını kaybetmesinin herkesi derinden sarstığını belirterek şunları söyledi:
“Bir öğretmenin kendi sınıfında, öğrencilerine bilgi aktardığı kutsal görevini yerine getirirken katledilmesi; yalnızca eğitim camiasına değil, tüm toplumumuza yapılmış bir saldırıdır. Okullar; şiddetin değil bilimin, korkunun değil güvenin, karanlığın değil aydınlığın mekânlarıdır.
Bu vahşi saldırıyı en güçlü şekilde kınıyoruz. Hayatını kaybeden öğretmenimize Allah’tan rahmet, ailesine, sevenlerine ve eğitim camiasına sabır ve başsağlığı diliyorum.
Artık öğretmenlerimizin ‘can güvenliğimiz yok’ diyerek endişe dile getirdiği bir ülkede yaşamayı kabul edemeyiz. Eğitim kurumlarında güvenliğin sağlanması, riskli durumlara karşı önleyici mekanizmaların işletilmesi ve gerekli idari tedbirlerin gecikmeksizin alınması devletin asli sorumluluğudur.
Şiddetin her türlüsüne karşı, özellikle eğitim alanında yaşanan bu tür olaylara karşı daha kararlı, daha kapsayıcı ve daha önleyici politikalar geliştirilmelidir. Öğretmenlerimizin güvenle görev yapabildiği, öğrencilerimizin sağlıklı ortamda eğitim alabildiği bir Türkiye için mücadelemizi sürdüreceğiz.”
Edirne Fenerbahçeliler Derneği öncülüğünde, Edirneli Fenerbahçelilerin katkı ve destekleriyle hazırlanan Ramazan paketi hediye çekleri, ihtiyaç sahibi vatandaşlara ulaştırılmak üzere Medrese Alibey Mahallesi Muhtarı Nesrin Günay’a teslim edildi.
Edirne Fenerbahçeliler Derneği’nden yapılan açıklamada şöyle denildi:
“Dernek Başkanımız Sayın Nedim Mercan tarafından, Medrese Alibey Mahallesi Muhtarı Sayın Nesrin Günay’a teslim edilen hediye çekleri, Edirne’de tespit edilen ihtiyaç sahiplerine ulaştırılacaktır.
Ayrıca bireysel olarak da ihtiyaç sahiplerine el uzatan derneğimiz, şehirde tespit ettiğimiz ihtiyaç sahibi ailelere yardımlarını ulaştırmıştır.
Paylaşma, dayanışma ve yardımlaşma duygularının en yoğun şekilde yaşandığı Ramazan ayında gerçekleştirilen bu organizasyona katkı sunan tüm Fenerbahçelilere teşekkür ederiz.
Ayrıca Edirne’nin yerel işletmelerinden Tuğra Market sahibi Sayın Oktay Topalova’ya vermiş oldukları desteklerden dolayı teşekkürlerimizi sunarız.”
Geri dönüşüm piyasasında hareketlilik sürerken, hurda kablo fiyatları 2026 yılı itibarıyla yeniden güncellendi. Özellikle bakır içerikli kablolarda yaşanan fiyat artışları, hem bireysel satıcıların hem de büyük ölçekli geri dönüşüm firmalarının gündeminde yer alıyor.
Sektör verilerine göre kilogram bazında oluşan güncel rakamlar şöyle:
2026 Güncel Hurda Kablo Fiyatları (TL/Kg)
Hurda Kablo Türü
Fiyat (TL/Kg)
Kırkambar Karışık Kablo
238,11 TL /Kg
Nya Hurda Kablo
264,12 TL /Kg
Tek Damar Kalın Kablo
392,10 TL /Kg
Yeraltı Enerji Kablosu
384,16 TL /Kg
TTR Hurda Kablo
254,82 TL /Kg
Verilere göre en yüksek kilogram fiyatı tek damar kalın kabloda görülürken, yeraltı enerji kabloları da üst fiyat aralığında işlem görüyor.
Bakır Oranı Belirleyici Rol Oynuyor
Uzmanlara göre hurda kablo fiyatları belirlenirken en önemli kriter, kablonun içindeki bakır yüzdesi. Bunun yanında:
Küresel bakır fiyatları
Döviz kuru
Arz-talep dengesi
Kablonun temiz, soyulmuş ya da karışık olması
gibi unsurlar fiyat üzerinde doğrudan etkili oluyor.
Bakır oranı arttıkça geri dönüşüm değeri yükseliyor ve kilogram fiyatı buna paralel olarak artış gösteriyor.
Satış Öncesi Güncel Liste Kontrolü Öneriliyor
Sektör temsilcileri, hurda satışı yapacak kişi ve firmaların mutlaka güncel fiyat listesini kontrol etmesi gerektiğini belirtiyor. Piyasalardaki ani değişimler nedeniyle fiyatlar kısa sürede güncellenebiliyor.
Güncel hurda kablo fiyatları ve diğer metal gruplarına ait kilogram bazlı veriler, sektörel fiyat takibi yapan Hurdafiyatlari.co üzerinden düzenli olarak yayınlanıyor.
Uzmanlar, özellikle yüksek miktarlı satışlarda fiyat karşılaştırmasının önemli kazanç farkı yaratabileceğini ifade ediyor.
Akdeniz’in en büyüleyici kıyı şeritlerinden birine sahip olan Fethiye, turkuaz koyları, bakir doğası ve sakin atmosferiyle tekne tatili için Türkiye’nin en çok tercih edilen destinasyonlarından biridir. Özellikle yaz aylarında artan talep, Fethiye tekne kiralama seçeneklerini hem çeşitlilik hem de konfor açısından oldukça zengin hale getirmiştir. Eğer hayalinizde kalabalıktan uzak, özgür rotalı ve lüks bir tatil varsa, bu rehber tam size göre.
Fethiye Tekne Kiralama Neden Bu Kadar Popüler?
Fethiye; Ölüdeniz’den Gemiler Adası’na, Kelebekler Vadisi’nden Göcek koylarına kadar uzanan eşsiz bir mavi yolculuk rotası sunar. Kara yoluyla ulaşılması zor olan birçok koy, denizden keşfedildiğinde gerçek güzelliğini ortaya çıkarır. Bu nedenle Fethiye tekne kiralama, sadece bir tatil değil aynı zamanda özel bir keşif deneyimi anlamına gelir.
Tekne kiralama seçenekleri arasında günlük turlar, haftalık mavi yolculuklar ve kişiye özel planlanan rotalar bulunur. Aileler, balayı çiftleri ve arkadaş grupları için farklı kapasite ve konseptlerde tekneler mevcuttur. Ancak lüks ve konforu bir arada isteyenlerin tercihi genellikle motoryatlardan yana olur.
Göcek Motoryat Kiralama ile Ayrıcalıklı Deneyim
Göcek, sakin koyları ve elit marinalarıyla lüks deniz tatilinin merkezlerinden biridir. Özellikle Göcek motoryat kiralama hizmetleri, konfor ve hız avantajını bir arada sunmasıyla öne çıkar. Motoryatlar; geniş güverteleri, modern kamaraları, özel şef hizmeti ve profesyonel mürettebat desteğiyle adeta deniz üzerindeki bir butik otel deneyimi yaşatır.
Göcek çıkışlı bir motoryatla; Bedri Rahmi Koyu, Yassıca Adaları ve Tersane Adası gibi birbirinden güzel noktalara kısa sürede ulaşabilirsiniz. Zaman kaybetmeden daha fazla koy gezmek isteyenler için motoryatlar ideal bir tercihtir. Ayrıca yüksek manevra kabiliyeti ve konforlu seyir özellikleri sayesinde denizde geçirilen süre de başlı başına keyifli bir deneyime dönüşür.
Viago Yachting Kiralık Motoryat Ayrıcalığı
Lüks segmentte güvenilir bir hizmet almak isteyenler için Viago Yachting kiralık motoryat seçenekleri öne çıkmaktadır. Profesyonel hizmet anlayışı, bakımlı ve modern filoya sahip olması, tatil sürecinin baştan sona kusursuz ilerlemesini sağlar.
Viago Yachting ile planlanan bir motoryat tatilinde; rota planlamasından yiyecek-içecek organizasyonuna kadar tüm detaylar sizin adınıza düşünülür. İster romantik bir kaçamak, ister arkadaş grubunuzla eğlenceli bir mavi tur planlayın; ihtiyaçlarınıza uygun motoryat alternatifleri sunulur. Böylece hem güvenli hem de yüksek standartlarda bir deniz tatili deneyimi yaşayabilirsiniz.
Motoryat mı, Gulet mi?
Fethiye bölgesinde tekne kiralarken en sık sorulan sorulardan biri motoryat ile gulet arasındaki farktır. Guletler daha geleneksel bir mavi yolculuk deneyimi sunarken, motoryatlar hız ve modern tasarım avantajıyla öne çıkar. Eğer daha fazla koy görmek, zamandan tasarruf etmek ve lüks donanımlı bir teknede konaklamak istiyorsanız Göcek motoryat kiralama sizin için daha uygun olabilir.
Öte yandan tamamen size özel planlanan bir programla, sabah farklı bir koyda yüzüp akşam başka bir adada gün batımını izleyebilirsiniz. Bu özgürlük, Fethiye tekne tatilini klasik resort konaklamalardan ayıran en önemli özelliktir.
Lüks Tatil Deneyiminin Detayları
Motoryat tatilinde konfor ön plandadır. Geniş güneşlenme alanları, klimalı kamaralar, özel banyolar ve şık salon alanları sayesinde denizdeyken dahi ev konforunu hissedersiniz. Ayrıca su sporları ekipmanları, paddle board ve şnorkel gibi aktiviteler tatilinizi daha eğlenceli hale getirir.
Akşamları ise sakin bir koyda demirleyip yıldızların altında akşam yemeği yiyebilir, sabah güne denizin ortasında uyanarak başlayabilirsiniz. Tüm bu ayrıcalıklar, Viago Yachting kiralık motoryat hizmetlerinin sunduğu yüksek standartlarla birleştiğinde unutulmaz bir tatile dönüşür.
Fethiye’de Lüks Mavi Yolculuk Planlarken
Tekne kiralamadan önce kişi sayısı, tatil süresi ve beklentiler netleştirilmelidir. Günlük kiralama mı yoksa haftalık bir rota mı tercih edeceğinize karar vermek önemlidir. Özellikle yoğun sezonda erken rezervasyon yapmak, istediğiniz tekneyi güvence altına almanızı sağlar.
Fethiye tekne kiralama seçenekleri arasında doğru tercihi yapmak, tatilinizin kalitesini doğrudan etkiler. Lüks, hız ve özgürlük arıyorsanız Göcek motoryat kiralama deneyimi beklentilerinizi fazlasıyla karşılayacaktır. Profesyonel hizmet anlayışıyla sunulan Viago Yachting kiralık motoryat alternatifleri ise mavi yolculuğunuzu ayrıcalıklı bir deneyime dönüştürmek için ideal bir seçimdir.
Edirne Köy ve Mahalle Muhtarları Derneği tarafından, Trakya Kalkınma Ajansı Teknik Destek Programı 2. Çağrısı kapsamında hayata geçirilen “Edirne Köy ve Mahalle Muhtarlarına Yönelik Çevresel Farkındalık Odaklı Etkili İletişim Eğitimi” Süloğlu’nda başladı. Yerel yönetim ile mahalle ve köy temsilcileri arasındaki iletişim köprüsünü güçlendirmeyi hedefleyen proje, muhtarların temsil gücünü artırmayı ve çevresel bilinç konusunda öncü rol üstlenmelerini sağlamayı amaçlıyor.
Programın açılışı, Süloğlu Belediye Başkanı Mehmet Ormankıran’ın katılımıyla gerçekleştirildi. Açılış konuşmasında iletişimin yalnızca bireysel bir beceri değil; aynı zamanda toplumsal uyumun, kurumsal verimliliğin ve yerel kalkınmanın temel unsuru olduğuna dikkat çeken Ormankıran, eğitimin tüm katılımcılar için kalıcı kazanımlar sağlaması temennisinde bulundu.
İLETİŞİM GÜÇLENECEK, TEMSİL YETENEĞİ ARTACAK
Dernek Başkanı Mehmet Karlatlı yaptığı açıklamada projenin kapsamını şu sözlerle değerlendirdi:
“Bu proje, Edirne’de görev yapan muhtarlarımızın vatandaşlarımız ve kamu kurumlarımızla kurdukları iletişimi daha etkin ve verimli hale getirmeyi esas almaktadır. Eğitim programı; yalnızca etkili iletişim becerilerinin geliştirilmesini değil, aynı zamanda sorun çözme, halkla ilişkiler ve temsil yetkinliklerinin güçlendirilmesini hedeflemektedir. Çevresel farkındalık ve sürdürülebilirlik ilkelerinin muhtarlarımızın günlük çalışma süreçlerine entegre edilmesi ise programın en önemli bileşenlerinden biridir. Bu sayede muhtarlarımız, doğal kaynakların korunmasına yönelik mesajları topluma daha anlaşılır, bilinçli ve etkili bir biçimde aktarabileceklerdir.”
Projeyle birlikte muhtarların, yerel düzeyde hem iletişim dili hem de çevre bilinci açısından örnek bir yaklaşım sergilemeleri hedefleniyor.
Muhtarların katılımını kolaylaştırmak amacıyla program iki ayrı merkezde planlandı. Uzman Eğitimci Muradiye Akcan tarafından verilen eğitimler; 3-4-5-6 Mart 2026 tarihlerinde Süloğlu Belediyesi Çok Amaçlı Kültür Merkezi’nde, 9-10-11-12 Mart 2026 tarihlerinde ise Edirne Belediyesi Atatürk Kültür Merkezi Küçük Salon’da gerçekleştirilecek.
Her bir grup toplam 20 saatlik kapsamlı bir eğitim programına katılacak.
Yerel yönetim anlayışında iletişimi merkeze alan ve çevresel sürdürülebilirliği temel bir sorumluluk olarak gören bu proje, Edirne’de muhtarlık kurumunun kurumsal kapasitesini güçlendirme yolunda önemli bir adım olarak değerlendiriliyor. Program sonunda muhtarların, hem vatandaşlarla hem de kamu kurumlarıyla daha güçlü, çözüm odaklı ve bilinçli bir iletişim kurmaları bekleniyor.
Edirne’de iş yerinde ölü bulunan işletmeci Mustafa Kanat (48), Eski Cami’de kılınan cenaze namazının ardından toprağa verildi.
Kentte restoran ve kafe işletmeleri bulunan Mustafa Kanat, Pazartesi günü Abdurrahman Mahallesi’ndeki iş yerinde ölü bulundu. Ölümü, ailesi ve sevenleri arasında derin üzüntü uyandıran Kanat için Eski Cami’de cenaze namazı kılındı. Cenaze namazında Kanat ailesini yakınları ve sevenleri yalnız bırakmadı.
Burcu Kanat’ın eşi, Tuğra Kanat’ın babası, Murat Kanat’ın ağabeyi, Ersin Kanat ve merhum Şaban Kanat’ın oğlu Mustafa Kanat için öğle namazından sonra cenaze namazı kılındı. Cenaze namazının ardından Mustafa Kanat’ın cenazesi Bademlik Mezarlığı’nda toprağa verildi.
ADD Edirne Şube Başkan Yardımcısı Gökay Bilgin, TBMM’de 102 yıl önce kabul edilmesiyle eğitim birliği sağlanan, laiklik zemini güçlenen ve halifeliği kaldıran devrim yasalarının günümüzde yürürlükten kalkmış gibi davranılmasını eleştirerek, “Devrim yasalarını yok saymak, bindiği dalı kesme aymazlığı, kendi ayağına kurşun sıkma şaşkınlığıdır” diye konuştu.
Atatürkçü Düşünce Derneği (ADD) Edirne Şubesi tarafından, 3 Mart devrim yasalarının kabulünün 102’nci yılı dolayısıyla basın açıklaması gerçekleştirildi. Mithatpaşa Mahallesi’ndeki dernek binasında gerçekleştirilen basın açıklamasına Edirne Belediye Başkan Yardımcıları Gökçe Onur Öktem ve Cenk Ergüden, sivil toplum kuruluşu temsilcileri ve dernek üyeleri katıldı.
‘ANAYASAY’LA KORUNAN 3 YASA, GÜNÜMÜZDE YÜRÜRLÜKTEN KALKMIŞ GİBİ’
Basın açıklamasını okuyan Şube Başkan Yardımcısı Gökay Bilgin, Cumhuriyet ilan edildikten sadece 4 ay sonra, 3 Mart 1924’de TBMM’de 429, 430 ve 431 sayılı 3 devrim yasasının kabul edildiğini belirterek, “429 sayılı yasa ile Şer’iye, Evkaf ve Erkanı Harbiye Vekâletleri kaldırılarak yerlerine sırasıyla Diyanet İşleri Başkanlığı, Vakıflar Genel Müdürlüğü ve Genel Kurmay Başkanlığı kuruldu. 430 sayılı Tevhidi Tedrisat (Eğitim Birliği) Yasası ile çoklu eğitime son verildi. 431 sayılı yasa ile de, Halifelik kaldırılarak Cumhuriyetin ilk günden beri zaten var olan laik zemini güçlendirildi, evrensel hukuk temeli oluşturuldu. Devrim yasalarının tümü gibi anayasamızın 174. maddesi ile korunmakta olan bu 3 temel yasa, emperyalizm işbirlikçisi karşı devrim güçlerinin on yıllardır devam eden çabaları sonucu günümüzde adeta yürürlükten kalkmış gibidir. Diyanet İşleri Teşkilatı dini siyasete alet etme aracına dönüşmüş, Vakıflar Genel Müdürlüğü dinci-gerici yapılanmaların sığınağı olmuş, Genel Kurmay Başkanlığı da, ‘Mustafa Kemal’in Askerleriyiz” demeyi disiplin suçu ve ihraç nedeni sayar hale gelmiştir. 430 sayılı Tevhid-i Tedrisat (Eğitim Birliği) yasasının hali de, gerçekten içler acısıdır ve eğitimimiz Osmanlı’nın sön dönemini bile aratır haldedir, dense yeridir” dedi.
‘DEVRİM YASALARINI YOK SAYMAK, KENDİ AYAĞINA KURŞUN SIKMAKTIR’
Özcan, AKP’li Milli Eğitim Bakanları tarafından okulların imamlara, çocukların akıl ve bilim dışı hurafelere teslim edildiğini, eğitim sisteminin ‘fikri hür, irfanı hür, vicdanı hür yurttaş’ yetiştirme hedefinden koparılıp ‘dindar ve kindar nesiller’ yetiştirmeye yöneltildiğini kaydetti. Özcan, “Hilafeti kaldıran 431 sayılı yasa ise güya yürürlüktedir, ama gerici kalabalıklar siyasal destek ve yasal izinle Galata Köprüsü üzerinde hilafet çağrıları yapılabilmekte, başkent sokaklarının Hizbullah uzantısı dernek kılıklı yapılarca “Laikliğe karşı şeriat” afişleri ile donatılması takipsiz kalabilmekte, sarıklı cübbeli kimi yobazlar ekran ekran dolaşıp kutsal İslam dini adına yaydıkları saçma sapan hezeyanlar ve abuk sabuk hilafet sayıklamaları ile milletimizi aldatmaya çalışabilmektedir. Oysa, kafalar kumdan çıkarılıp biraz coğrafyamıza bakılabilse, Irak’ dan Suriye’ye, Libya’dan Afganistan’a, Sudan’dan Somali’ye, Mısır’dan Yemen’e bölge ülkelerinin halleri görülebilse ve biraz da tarih okunabilse fark edilecektir; Türkiye 103 yıldır bütünlüğünü koruyarak barış içinde yaşayabilmişse bunu, Üniter Ulus Devlet yapısına, Cumhuriyetin laik, demokratik ve sosyal bir hukuk devleti olmasına, Dil Birliği ve ülkesi ve milletiyle bölünmez bütün olma ilkelerinden ödün vermemesine borçludur ve devrim yasaları da bu niteliklerin korunması için vardır. Bu nedenle, devrim yasalarını yok saymak, bindiği dalı kesme aymazlığı, kendi ayağına kurşun sıkma şaşkınlığıdır” diye konuştu.