Edirne DSİ Spor, Türkiye Kadınlar Basketbol Ligi’nin (TKBL) 19. haftasında Bodrum Basketbol ile deplasmanda karşı karşıya gelecek. Bodrum Spor Salonu’ndaki karşılaşma saat 18.00’de başlayacak.
Daha önce, “TUZAK” başlığında bir makalemde, yazdıklarımı, dostlar, daha çok açıklamamı istediler!.. “Bazı sağlık uzmanlarının, önerilerinin aksini mi söylüyorsun?” diye. Ben, o yazımda, okuyanların, biraz kendileri düşünsünler ve doğruya ulaşmaya çaba göstersinler diye, çok açıklamaya girmemiştim. Bazı yazarlar, çizerler, sosyal medya fenomenlerinden sık sık duyuyor, okuyoruz!.. Diyorlar ki: “İnsan, sağlıklı yaşamak için haftada 2,3 kez cinselliği yaşamak zorunda, olursa içeride, içerde olmazsa dışarıda, ŞARTTIR!..” Öyle bir şey söylüyor ki, “Neden böyle söylüyor, NEYE GÖRE söylüyor, ispatı ne?..” Demek gerekiyor. Unutmayın, dilin kemiği yoktur, eğilir, bükülür, söze kanmayın!.. Uzman veya bilge gözüküp, böyle diyen, bu konuda insanlara neleri öneriyor, İNANÇLI BİLİM gerçekliğinden bir bakalım!.. HEM DE İSPATLI İSPATLI!.. Eğer bu söze itibar edilirse: 1- Toplumun ahlak yapısını kökünden dinamitledi!.. 2- Aile yapısını kökünden dinamitledi!.. 3- Genç nesilleri kökünden dinamitledi!.. 4- Namusu, şerefi, iffeti, kökünden dinamitledi!.. Eğer nikâhlınsa, helâlindir ve de iki gönül bir olursa, tamam… Rabbimiz, bizim, namusumuzu, iffetimizi, ailemizi, toplumumuzu korumak için, zinaya yaklaşmayın, iffetinizi koruyun diye emrediyor!.. Ahlak bilimi ne diyor?.. O da, kişisel ve toplumsal huzur için aynı, ahlakı şart koşuyor!.. Diyelim ki bekarsın, “Yine de iffetini koru, zinaya yaklaşma!..” diye inaçlı bilimli emirler açık. Bunun aksi, “Ben bekarım, haftada 2, 3 kez iffetimi korumam, zinaya koşarım” demek olmaz mı?.. Nikahın helalliğini önemsemeyen, iffetsizlik, ve zina batağında, haftada 2, 3 kez debelenen bir nesle, Allah hayırlarını verir mi?.. Helâline sabretmeyen, iffetsiz, zinacı, KİM KİME DUM DUMA, bir nesilden nasıl anneler, babalar VE DE NESİLLER YETİŞİR acaba?.. Dünyanın bin türlü hali var, hastalığı, uzaklara seyahati var, iki gönlün denk gelememesi var, hemen, “ŞARTMIŞ” diye şeytana uyup iffetini pazara çıkarmak ta neyin nesi!.. “OLMASA DA OLUR, NAMUSUM, ŞEREFİM, HAYSİYETİM, İFFETİM için” demek, herkesin KARAKTER GÜZELLİĞİ, değil midir?.. Ayrıca, birçok hastalıktan dolayı, on yıllarca cinsellikten uzak kalanlar, sağlıklı yaşamlarını sürdürüyorlar!.. Görüldüğü gibi, inanç ve bilim ışığında bir sürü ispat var, onların ispatı nerde?.. Dosdoğrusu çok açık, SADAKATSİZ BİR HAYAT YAŞANMAYA DEĞMEZ!.. Analar sadakatsiz, babalar sadakatsiz, evlatlar sadakatsiz, çevre sadakatsiz, BU NASIL OLUR?.. KİM, SADAKATSİZ BİR ANA, BABA, KARDEŞ, EŞ, EVLAT, DOST İSTER?..
İnanç zafiyeti içinde ki insanı, şeytan kullanır, söyletir, yaktırır, aman dikkat!..
Kuran’ı Kerim. Sure 6/Ayet 121: Vâkıa şeytanlar, dostlarına, sizinle mücadele etmek için telkinlerde bulunurlar. Şayet onlara itaat ederseniz, siz de müşriklerden olursunuz.
Edirne İnşaat Sanatkarları Esnaf Odası’nda, geçtiğimiz Cumartesi günü yapılan genel kurulda, 3’üncü dönem için yeniden başkanlığa seçilen Tezcan Liznak ve yönetimi, mazbatasını alarak göreve başladı.
Edirne İnşaat Sanatkârları Esnaf Odası’nın 2026 Olağan Genel Kurulu, Cumartesi günü Sanayi Sitesi’ndeki düğün salonunda yapıldı. Odaya kayıtlı 725 üyeden 479 kişinin oy kullandığı ve 4 oyun geçersiz sayıldığı seçimde mavi liste ile seçime giren mevcut başkan Tezcan Liznak 289 oy alarak seçimi kazanan taraf olurken, seçime kırmızı liste ile giren Cenk Dilmeç ise 186 oy aldı.
Edirne İnşaat Sanatkârları Esnaf Odası Yönetim Kurulu Başkanı seçilen Tezcan Liznak, Edirne Adliyesi seçim işleri bürosuna gelerek, yönetim kurulu üyeleri ile birlikte mazbatasını alarak, 3’üncü dönem için görevine resmen başladı.
‘İNŞALLAH GÜZEL İŞLER YAPMAK İÇİN ÇALIŞACAĞIZ’
Mazbatasını almasının ardından açıklamalarda bulunan Başkan Liznak, “Esnaf ve sanatkârlarımıza hayırlı uğurlu olsun. Seçimimizi tamamladık. Mazbatamızı aldık. İnşallah güzel işler yapmak için çalışacağız. Hep beraber yolumuza devam edeceğiz” dedi.
Jeoloji Yüksek Mühendisi, Bilim Akademisi Üyesi ve İTÜ Emekli Öğretim Üyesi Prof.Dr. Okan Tüysüz, 6 Şubat’ta, 3 yıl önce on binlerce insanın hayatını kaybetmesine yol açan Kahramanmaraş merkezli depremlerin geleceğinin bilinmesine rağmen sonucun değişmediğini söyledi.
Edirne Belediyesi tarafından, Atatürk Kültür Merkezi’nde 6 Şubat Kahramanmaraş merkezli depremlerin yıldönümünde; ‘Hatırlamak Yetmez, Hazırlıklı Olmak Gerek’ sloganıyla toplantı düzenlendi. Edirne Belediye Başkanı Filiz Gencan’ın da katıldığı toplantıda, Jeoloji Yüksek Mühendisi, Bilim Akademisi Üyesi ve İTÜ Emekli Öğretim Üyesi Prof.Dr. Okan Tüysüz, geçmiş depremler ve olası Marmara depremiyle ilgili çarpıcı açıklamalarda bulundu.
‘BİR YERDE DEPREM OLDUYSA, GELECEKTE AYNI YERDE YİNE AYNI DEPREM OLACAKTIR’
Prof.Dr. Tüysüz, buradaki konuşmasında, deprem olan bir bölgede, ilerleyen süreçte, aynı büyüklükte depremin tekrar olacağının bilimsel kural olduğunu söyleyerek, “Depremlerin olduğu yerde, kuvvet sürekli olduğu için yer altından gelen levha hareketleri kayalara sürekli kuvvet uyguladığı için, sonuçta bir bölgede deprem oluyorsa stres birikir boşalır, stres birikir boşalır ve geçmişte deprem olan bir yerde kuraldır; gelecekte de mutlaka ve mutlaka deprem olur. Bu ne zaman olur? Bunu söylemek mümkün değil ama mutlaka ve mutlaka olacaktır. Bazı yerler vardır sık sık deprem üretir. Mesela Marmara’da ortalama 250-300 yılda bir deprem olur. 1032’de, 1296’da, 1509’da, 1766’da büyük depremler olmuştur. Küçük depremlerden söz etmiyorum. Ama buna karşılık 1938’de Kırşehir’de bir deprem oldu. Bir defa oldu ne tarihinde var, ne bilinen bir geçmişinde var, ne de gelecekte ne zaman olacağını bilmiyoruz. 1968’de Bartın’da 6.8’lik bir deprem oldu. Bartın’ın iki bin yıllık tarihi çok iyi biliniyor. İki bin yıldır deprem olmamış bir yer. Gelecekte ne zaman olur bunu bilmiyoruz. Ama demin anlattığımız kurala geldiğimiz zaman Kırşehir’de de gelecekte de deprem olur, Bartın’da da gelecekte deprem olur, Rize’de de gelecekte deprem olur. Çünkü bir yerde deprem olmuşsa, gelecekte aynı yerde aynı büyüklükte deprem olur” dedi.
‘BU TOPRAKLARDA HEP DEPREM OLDU, BUNDAN SONRA DA OLACAK’
Türkiye’nin aktif fay haritasına göre bilinen 486 fayın olduğunu dile getiren Tüysüz, “Türkiye’nin diri fay haritasında bugün resmi olarak bilinen 486 fay var. Önümüzdeki aylar içerisinde bunun 600 çıktığını duyacaksınız. Türkiye’nin 24 ilinin, 101 ilçesinin 550 köyünün merkezinde fay var. Bu faylar zaman içerisinde deprem üretmiştir, üreteceklerdir. Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşundan itibaren geçen sürenin dışına gerek Osmanlı dönemine, gerekse ondan önceki Hititler’e kadar gittiğimizde buradaki medeniyetlerin hep depremlerden etkilendiğini gördük. Yani bu deprem sadece Türkiye Cumhuriyeti’ne, Osmanlı’ya özgü bir şey değil. Bu topraklarda hep deprem oldu, bundan sonra belki insan nesli ortadan silinecek, yine depremler olmaya devam edecekler. Çok sayıda medeniyetin de sadece ve sadece depremler ya da bunların etkileri nedeniyle bu topraklarda yok olduğunu biliyoruz” diye konuştu.
‘MARMARA’DA KIRILMAMIŞ FAYLAR VAR’
Marmara Denizi’nden de geçen Kuzey Anadolu fay hattının en önemli fay hatlarından olduğunu belirten Tüysüz, “Kuzey Anadolu fayı Türkiye’nin en önemli, dünyanın da birkaç önemli fayından bir tanesi. 1600 kilometre kare boyu var. Ve aynı zamanda hep büyük depremler üretmiş. 1939’da Erzincan depremi oldu. O zaman Türkiye nüfusu 17 milyondu. Bu 17 milyon nüfustan 39 bini bu depremde canını yitirdi. 1939’u; 42 izledi, 43 izledi, 44 izledi, 57 izledi, 67 izledi ve 99 izledi. 1999’dan önce deprem İstanbul’a doğru geliyor denildi. Bu söylenmesine rağmen herhangi bir önlem alınmadı. 1999’da iki bölgede daha deprem beklentimiz vardı; biri doğuda, biri batıda. Dönemin başbakanı rahmetli Bülent Ecevit’e gittik. Üç ay sonra Düzce depremi oldu. Batıdaki deprem henüz olmadı, olmasını bekliyoruz. Tarih tekerrür ediyor. 1992’de küçük bir deprem vardı. Burada kırılmamış bir parça var Bingöl Yedisu’da, burası 7’nin üzerinde deprem üretecek. Bugün, yarın, belki 5 sene, belki 50 sene sonra ama mutlaka olacak. İkincisi Marmara Bölgesi. Marmara Bölgesi’nde de kırılmamış faylar var ve bunlar kırılacaklar. Eninde sonunda kırılacaklar. Bugün, yarın belki 50 sene sonra” şeklinde konuştu.
‘6 ŞUBAT DEPREMİ BİLİNEN BİR DEPREMDİ, SONUÇ DEĞİŞMEDİ’
Doğu Anadolu Fay Hattı ve 6 Şubat 2023’de meydana gelen Kahramanmaraş merkezli depremlere de değinen Prof.Dr. Tüysüz, “Aynı şey Doğu Anadolu fayı için de geçerli. Doğu Anadolu fayı yine dünyanın önemli faylarından bir tanesi. 650 kilometre boyunda. Bingöl Karlıova’dan başlıyor, Hatay’a kadar uzanan bir fay. Hep söylüyoruz; burada mesela 1513’te deprem olmuş, aradan bunca yıl geçmiş bir daha deprem olacak. Burası deprem açısından çok tehlikeli bir bölge. Bunların hepsi tek tek raporlarla, şahsi ilişkilerle, bütün yönetimlere söylenmiştir. 24 Ocak depremi bilinen bir depremdir, 6 Şubat depremi bilinen bir depremdir. Geleceği kesin olan depremlerdir ama zamanı bilinememiş. Bütün meslektaşlarım adına söylüyorum; bunu defalarca dile getirdik ve sonuç değişmedi. Aşağı yukarı Adıyaman Çelikhan’dan başlayan Antakya’ya kadar uzanan, aynı gün aradan sekiz dokuz saat geçtikten sonra bu defa Elbistan’da faylar kırıldılar. 7.8 arkasından 7.6’lık depremler ürettiler. Çok uzak alanlarda dahi, çok ciddi hasarlar verdi” ifadelerini kullandı.
Prof.Dr. Tüysüz, Kuzey Anadolu Fay Hattı’nın geçtiği Marmara Denizi’nde de 7’nin üzerinde deprem beklentilerinin olduğunun altını çizerek, “Depremin tam yerini net olarak bilemiyor olabiliriz, büyüklüklerini net olarak tespit edemiyor olabiliriz ama İstanbul’da hissedilen depremlere baktığımız zaman tarihi kayıtlarda Bizans döneminde 49, Osmanlı döneminde 52 tane hissedilen ve hasar yaratmış deprem var. Bunların bağlılığına baktığımız zaman özellikle Kuzey Anadolu fayının üzerinde ve Ganos’ta bu depremlerin yoğunlaştığını, sıralandıklarını görüyoruz. Bugün Marmara’da bir deprem beklentisi var. Özellikle 7’nin üzerine çıkabilecek bir deprem beklentimiz var. Bütün yapılan bilimsel çalışmalar bu gerçeği doğrulamaktadır. Bugün bazı arkadaşlar; ‘deprem olmayacak’ deseler de bunların yaptığı bu görüşe altlık oluşturabilecek herhangi bir bilimsel çalışma maalesef bulunmamaktadır. Görünen gerçek odur ki, Marmara’da 1509, 1766 depremlerinin olduğu bölgede bir deprem daha olacaktır. Hangi büyüklükte? Olası en büyük deprem 7.2 veya 7.3 ama yedilik olasılık hep orada duruyor” dedi.
‘EDİRNE OLASI DEPREMDE BÖLGESİNE OMUZ VEREN BİR ŞEHİR OLMAK ZORUNDA’
Belediye Başkanı Gencan da, konuşmasının anma değil bir sorumluluk hatırlatma niteliğinde olduğunu belirterek, “6 Şubat 2023’de Kahramanmaraş merkezli depremlerde Hatay başta olmak kentlerimiz yıkıldı, on binlerce canımızı kaybettik. Bir gecede yuvalar söndü, hayatlar yarım kaldı. Bu acı; ‘geçti’ diyerek kapanmaz. Bu acı ‘hatırladık’ diyerek hafiflemez. Çünkü deprem bir doğa olayıdır. Yıkım kader değildir. Yıkımı büyüten şey ihmal, hazırlıksızlık ve ‘sonra bakarız’ anlayışıdır. Bu yüzden bugün söylediğimiz cümle basit ama ağırdır; ‘Hatırlamak çekmez, hazırlıklı olmak gerekir.’ Hazırlık afet anında koşmak değildir. Hazırlık, afet gelmeden sistemi kurmaktır. Afetin ne zaman geleceğini bilemeyiz, ama geldiğinizde ne kadar can kaybedeceğinizi, ne kadar hızlı toparlanacağımızı hazırlık belirler. Edirne aktif bir fay hattının üzerinde olmayabilir. Ama hepimiz biliyoruz ki afetler sınır tanımaz. Olası bir Marmara depreminde Edirne sadece kendini koruyan değil, bölgesine omuz veren bir şehir olmak zorundadır. Edirne Belediyesi olarak afet meselesini, bir günün gündemi değil şehir yönetiminin omurgası olarak ele alıyoruz” dedi.
Edirne Ticaret Borsası Yönetim Kurulu Başkanı Özay Öztürk,Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) ile Mısır Ticaret ve Sanayi Odaları Federasyonu (FEDCOC) iş birliğinde, Mısır’ın El-Alemeyn kentinde gerçekleştirilen “Türkiye-Mısır Oda ve Borsalar İş Forumu”na katıldı. Forum, iki ülke arasındaki ticari ve ekonomik ilişkilerin güçlendirilmesi, sektörler arası iş birliği fırsatlarının ele alınması ve yeni yatırım alanlarının değerlendirilmesi amacıyla gerçekleştirildi.
Türkiye’den yaklaşık 200 oda/borsa başkanı ile temsilcisi, Mısır’dan ise 100’ün üzerinde iş dünyası temsilcisi etkinlikte yer aldı. TOBB Başkanı M. Rifat Hisarcıklıoğlu, Mısır Ticaret ve Sanayi Odaları Federasyonu Başkanı Ahmed el-Vekil ve Türkiye Cumhuriyeti Kahire Büyükelçisi Salih Mutlu Şen de programda konuşma ve değerlendirmelerde bulundu.
Edirne Ticaret Borsası (ETB) Yönetim Kurulu Başkanı Özay Öztürk, iş dünyası temsilcileri arasında yer alarak foruma iştirak etti. Başkan Özay Öztürk foruma katılımı vesilesiyle, Edirne ve Trakya bölgesinin ticari potansiyeli, sektörler arası iş birliği fırsatları ve bölge üreticilerinin küresel pazarlara entegrasyonu konularında değerlendirmelerde bulundu. Forum kapsamında gerçekleştirilen görüşmeler ve temaslarda, Edirne Ticaret Borsası üyelerinin uluslararası iş birlikleri açısından yeni fırsatları değerlendirme kararlılığını vurguladı.
Forumda, iki ülke iş dünyası temsilcileri arasında karşılıklı ticaret hacminin artırılması, ortak yatırım projelerinin geliştirilmesi ve farklı sektörlerde iş birliği ağlarının genişletilmesi gibi stratejik gündem maddeleri ele alındı. Ayrıca Türkiye ile Mısır arasındaki ekonomik ilişkilerin mevcut yapısı ve geleceğe dönük fırsatlar değerlendirilerek, özellikle tarım, sanayi, lojistik ve ticaret sektörlerinde somut iş birliği adımları üzerinde duruldu.
Mutpro, gastronomi dünyasının dinamiklerine yön veren, kalite ve performansı bir araya getiren yenilikçi bir markadır. Modern işletmelerin ihtiyaç duyduğu dayanıklı teknolojiyi estetik tasarımlarla birleştiriyor, mutfaktaki operasyonel süreçlerinizi en üst seviyeye taşıyoruz. Şeflerin ve işletmecilerin hayallerini gerçeğe dönüştürmek için her detayda kusursuzluğu hedefliyoruz.
Endüstriyel Mutfak Malzemeleri ile İşletmenizde Verimlilik Çağı
Endüstriyel mutfak malzemeleri, bir mutfağın operasyonel gücünü belirleyen ve şefin yaratıcılığını destekleyen en temel bileşenlerin başında gelir. Mutfaktaki iş akışını hızlandırmak ve yüksek hijyen standartlarını korumak için tercih edilen endüstriyel mutfak malzemeleri, uzun ömürlü kullanım sunan paslanmaz çelik yapısıyla dikkat çeker.
Mutpro olarak sunduğumuz her bir endüstriyel mutfak malzemeleri parçası, yoğun çalışma temposunda ve aşırı sıcaklık değişimlerinde bile ilk günkü performansını koruyacak şekilde tasarlanmıştır. Doğru seçilen endüstriyel mutfak malzemeleri, sadece zamandan tasarruf sağlamakla kalmaz, aynı zamanda enerji maliyetlerini de optimize ederek işletmenizin karlılığına doğrudan katkı sunar.
Profesyonel bir mutfak kurarken en kaliteli endüstriyel mutfak malzemeleri çeşitlerini kullanmak, servis kalitesini standart hale getirmenin ve müşteri memnuniyetini garantilemenin en güvenilir yoludur. Mutpro, hazırlık aşamasından sunuma kadar tüm endüstriyel mutfak malzemeleri taleplerine profesyonel çözümler üretir.
Profesyonel Kahve Makinesi ile Kusursuz İçecek Deneyimi
Profesyonel kahve makinesi, bir kafenin prestijini belirleyen en kritik yatırım olup, her fincanda aynı mükemmel aromayı yakalamanıza imkan tanır. Yüksek basınç gücü ve hassas sıcaklık dengesiyle donatılmış bir profesyonel kahve makinesi, çekirdeklerin tüm karakterini açığa çıkararak misafirlerinize eşsiz bir deneyim yaşatır.
Mutpro koleksiyonunda yer alan her bir profesyonel kahve makinesi, kullanıcı dostu arayüzleri ve dayanıklı iç mekanizmaları sayesinde baristaların iş yükünü hafifletir. İşletmenize gelen misafirlerin sadakatini kazanmak için standart üstü bir profesyonel kahve makinesi kullanımı, lezzette süreklilik sağlamanın anahtarıdır.
Modern teknolojilerle donatılan bir profesyonel kahve makinesi, hızlı servis avantajıyla en yoğun saatlerde bile kaliteden ödün vermeden çalışmanıza olanak sağlar. Mutpro güvencesiyle sahip olacağınız bir profesyonel kahve makinesi, sadece bir cihaz değil, işletmenizin kahve kültürünü yansıtan en güçlü temsilcidir.
Pasta Dolabı ile Görsel Sunumda Mükemmelliği Yakalayın
Pasta dolabı, ürünlerin tazeliğini korumakla kalmayıp, şık tasarımıyla müşterilerin iştahını kabartan en önemli teşhir ünitesidir. Görselliğin satışlar üzerindeki gücü düşünüldüğünde, doğru bir pasta dolabı seçimi işletmenizin vitrin kalitesini anında yukarı taşır. Mutpro bünyesindeki ileri teknoloji pasta dolabı modelleri, nem dengesini koruyan özel soğutma sistemleri sayesinde tatlılarınızın kurumasını engeller ve ilk andaki tazeliğinde sergilenmesini sağlar.
Aydınlatma sistemleri ve buğu yapmayan cam yüzeyleriyle fark yaratan bir pasta dolabı, ürünlerinizi adeta bir sanat eseri gibi ön plana çıkararak satış hacminizi artırır. Hem enerji tasarrufu sağlayan hem de kolay temizlenebilen bir pasta dolabı, operasyonel verimliliğinizi artırırken işletmenizin dekorasyonuna da modern ve estetik bir hava katar. Mutpro uzmanlığıyla seçilen bir pasta dolabı, tatlı menünüzün kalitesini korurken işletmenizin en çok ilgi çeken köşesini yaratmanıza yardımcı olur.
Mutpro Güvencesiyle Standartları Yeniden Belirleyin
Gastronomi dünyasında fark yaratmanın yolu, doğru iş ortağıyla çalışmaktan geçer ve Mutpro, bu yolculukta işletmenizin en büyük destekçisidir. Sadece donanım sağlamakla yetinmiyor, mutfağınızın her köşesine profesyonellik, hız ve sürdürülebilir başarı aşılıyoruz. Sektörel tecrübemizi yenilikçi bakış açımızla birleştirerek, markanızı geleceğe taşıyacak çözümler üretiyoruz. Mutfağınızda kusursuzluğu bir standart haline getirmek ve rekabetin zirvesinde yer almak için Mutpro kalitesini keşfetme zamanı; çünkü sizin hikayeniz, bizim uzmanlığımızla çok daha güçlü.
Atatürkçü Düşünce Derneği (ADD) Edirne Şubesi Yönetim Kurulu, Anayasa’ya laiklik ilkesi eklenmesinin ve Türkiye Cumhuriyeti’nin laik bir devlet olarak tanımlanmasının 89. yıl dönümünü kutladı.
ADD Edirne Şubesi Yönetim Kurulu’nca yapılan açıklamada, şunlara yer verildi:
“5 Şubat 1937’de Anayasa’ya laiklik ilkesi eklenmiş ve Türkiye Cumhuriyeti laik bir Devlet olarak tanımlanmıştır. Laikliğin kabul edilmesiyle birlikte, Devlet yönetiminde şeriye (dini / mezhebi) kuralların kullanılması engellenmiştir. Laiklik ilkesi Türk Devriminin vazgeçilmez bir unsurudur.
5 Şubat 1937’de Laiklik ilkesinin 3115 sayılı kanunla Anayasa metnine girmesi, Laiklik ilkesinin “Altı Ok’un içinde” Anayasa’nın 2. maddesinde yer alışı, Anayasa’da yapılan değişiklikle 2. Madde yeniden düzenlenerek, Altı İlke (Altı Ok) Türkiye Cumhuriyeti’nin temel ilkeleri haline getirildi. 1928’de yapılan değişiklikte yer alan “Türkiye devletinin resmi dili Türkçe’dir, başkenti Ankara’dır.” ibaresinin başına “Türkiye Devleti, cumhuriyetçi, milliyetçi, halkçı, devletçi, laik ve inkılapçıdır.” cümlesi eklendi. Anayasa’nın 2. Maddesi’nde yapılan değişiklikle, 6 ilke Anayasa metnine girdi.
Laiklik, devletin vatandaşlarıyla olan ilişkilerinde inançlara göre ayrım yapmaması ve ayrıca, herhangi bir mezhebi inancın, aynı toplumda diğer mezhebi inançlara baskı yapmasını önlemesi demektir. Diğer bir tanımlamayla da devlet yönetiminde herhangi bir dinin / mezhebin referans alınmamasını ve devletin dinler karşısında tarafsız olmasını savunan prensiptir ki devlet düzeninin, eğitim kurumlarının ve hukuk kurallarının dini mezheplere göre değil, akla ve bilime dayandırılmasını amaçlar. Ayrıca, din ve mezhep işlerini kişinin vicdanına bırakarak bireyin inanç özgürlüğünü koruyabilmesini sağlar.
Laikliğe göre, insan yaşamında ibadetin dışında her türlü iş ve işlem, dini / mezhebi inanca göre değil, Anayasaya, yasalara ve kurallara göre yapılır. Din / mezhep, kişinin özel yaşamının bir parçasıdır. Laiklik, öteki dünya ve bu dünya işlerinin ayrı tutulmasıdır.
Mustafa Kemal Atatürk; ‘Din bir vicdan meselesidir. Herkes vicdanının emrine uymakta serbesttir. Biz dine saygı gösteririz. Düşünüşe ve düşünceye karşı değiliz. Biz sadece din işlerini, millet ve devlet işleriyle karıştırmamaya çalışıyor, kasıt ve fiile dayanan tutucu hareketlerden sakınıyoruz.’
‘Laik hükümet kavramından dinsizlik manası çıkarmaya çalışan fesatçılara fırsat vermeyiniz. Laiklik, asla dinsizlik olmadığı gibi, sahte dindarlık ve büyücülükle mücadele kapısını açtığı için, gerçek dindarlığın gelişmesi imkanını temin etmiştir.’
‘Laiklik, yalnız din ve dünya işlerinin ayrılması demek değildir. Bütün yurttaşların vicdan, ibadet ve din hürriyeti demektir.’ demiştir.
Ayrıca, Mustafa Kemal Atatürk 1924 yılında yaptığı bir konuşmada; ‘Dünya yüzündeki her şey için, maddi ve manevi her şey için, yaşam için ve başarı için en doğru yol gösterici bilimdir, tekniktir. Bilimin ve tekniğin dışında yol gösterici aramak, düşüncesizliktir, bilgisizliktir, yanlıştır.’ demiştir.
Laiklik, devletçilik dışındaki diğer ilkelerin hepsinin de ön koşulları içinde yer alır. Demokrasinin ön koşuludur; çünkü laiklik olmadan gerçek bir düşünce özgürlüğü olamaz. Devrimciliğin ön koşuludur; çünkü laikliği kabul etmemiş bir toplumda, bilimin ve çağın gereklerinin gerisinde kalmış kurumları değiştirmenin tartışması bile genellikle yapılamaz. Halkçılığın ön koşuludur; çünkü bir din devletinde halkın istekleri değil, dinsel “seçkin”lerin düşünceleri önemlidir.
Atatürk, laiklik anlayışını, kendi el yazısı ile kaleme aldığı ‘Medeni Bilgiler’ kitabında, sadece din ve devlet işlerinin değil, dinin de siyasetten ayrılması ve yasaların inançlara göre değil, toplumun gereksinmelerine göre yapılması ilkelerine bağlamaktadır.
Atatürkçü Düşünce Derneği Edirne Şubesi Yönetim Kurulu olarak, Anayasa’ya laiklik ilkesi eklenmesinin ve Türkiye Cumhuriyeti’nin laik bir devlet olarak tanımlanmasının 89. Yıl dönümünün Ulusumuza kutlu olmasını diliyoruz.”
Edirne’nin Uzunköprü ilçesinde polis tarafından üzerinde bir miktar uyuşturucu ele geçirilen K.A. (35), gözaltına alındı.
Uzunköprü İlçe Emniyet Müdürlüğü ekipleri, Büyük Şehsuvarbey Mahallesi İpsala Caddesi üzerinde park halindeki araçta bulunan K.A.’nın durumundan şüphelendi. K.A.’nın üzerinde yapılan aramada 5,5 gram esrar ele geçirildi. K.A., gözaltına alındı.
Edirne’nin Keşan ilçesinde U.K., motosikletiyle çarpışarak yaralandığı otomobilin sürücüsü tarafından hastaneye götürüldü.
Kaza, akşam saatlerinde Mustafa Kemal Paşa Mahallesi Rasim Ergene Caddesi’nde meydana geldi. Çarşı merkezinden, Keşan Adalet Sarayı yönüne giden A.Ç. yönetimindeki 22 AAR 855 plakalı otomobil, Tarhan Sokak’a dönüş yaptığı sırada karşı yönden gelen U.K. idaresindeki 22 ADV 415 plakalı motosikletle çarpıştı. Kazada, devrilen motosikletten düşen sürücü U.K. yaralandı.
Yaralı motosiklet sürücüsü, otomobil sürücüsü A.Ç. tarafından Keşan Devlet Hastanesi’ne götürülerek, tedaviye alındı. U.K.’nin sağlık durumunun iyi olduğu bildirilirken, o anlar çevredeki bir iş yerinin kamerasına yansıdı.