Zorunlu göçün üzerinden 37 yıl geçti

Bulgaristan’da Türk ve Müslüman azınlığa yönelik uygulanan asimilasyon politikalarının ardından Türkiye’ye gerçekleşen 1989 Zorunlu Göçü’nün üzerinden 37 yıl geçti. Yaklaşık 350 bin kişinin Türkiye’ye sığınmak zorunda kaldığı göç hareketi, Avrupa’da II. Dünya Savaşı sonrasında yaşanan en büyük zorunlu nüfus hareketlerinden biri olarak kabul ediliyor.

Trakya Üniversitesi Göç ve Mübadele Çalışmaları Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Doç. Dr. Hacer Ateş, göçün yıl dönümü dolayısıyla yaptığı açıklamada, sürecin tarihsel arka planını ve Türk toplumunda bıraktığı derin izleri değerlendirdi.

Bulgaristan’da Türk kimliğini hedef alan politikaların uzun yıllar sistemli biçimde uygulandığını belirten Ateş, sürecin temel insan haklarını ihlal eden uygulamalarla yürütüldüğünü ifade etti. Doç. Dr. Ateş, “Bu süreçte Türkçe konuşulması yasaklandı, dini ibadetler engellendi, camiler kapatıldı ve Türk isimleri zorla Bulgar isimleriyle değiştirildi. Temel insan haklarının açık ihlali niteliğindeki bu uygulamalara karşı ilk tepkiler 1984 yılının sonunda Kırcaali’de başladı ve kısa sürede ülke geneline yayıldı. Yaşanan süreçte çok sayıda kişi gözaltına alınırken, birçok soydaş Belene başta olmak üzere çeşitli kamplara gönderildi.” dedi.

“1989 göçü Avrupa’nın en büyük zorunlu nüfus hareketlerinden biridir”

Zorunlu göçün yalnızca siyasi değil, aynı zamanda insani sonuçlarıyla da değerlendirilmesi gerektiğini vurgulayan Ateş, 1989 yılında yaşanan kitlesel göçün boyutlarına dikkat çekti. Baskıların giderek artmasıyla birlikte Bulgaristan’daki Türkler’in 1989 yılının Mayıs ayı sonunda kitlesel göçe zorlandığını dile getiren Ateş, “İlk kafileler 2 Haziran 1989 tarihinde Türkiye’ye giriş yaptı. Birkaç ay içerisinde yaklaşık 350 bin kişi evlerini, işlerini ve yıllar boyunca kurdukları yaşamlarını geride bırakarak Türkiye’ye sığınmak zorunda kaldı. Bu göç hareketi, II. Dünya Savaşı sonrasında Avrupa’da yaşanan en büyük zorunlu nüfus hareketlerinden biri olarak tarihe geçti.” ifadelerini kullandı.

“Göçmenler Türkiye’nin kalkınmasına önemli katkılar sundu”

Türkiye’ye gelen göçmenlerin kısa sürede ülke yaşamına önemli katkılar sunduğunu belirten Ateş, göçün iki ülkenin toplumsal yapısında da kalıcı etkiler bıraktığını söyledi. Ateş, “Sahip oldukları bilgi birikimi ve mesleki tecrübeleriyle sanayi, tarım, eğitim ve akademi başta olmak üzere birçok alanda önemli katkılar sundular. Ancak yaşanan zorunlu göç, hem göç edenler hem de geride kalanlar için derin sosyal, kültürel ve insani izler bıraktı.” diye konuştu.

 “Tarihsel hafızayı canlı tutmak için çalışmalar yürütüyoruz”

Merkez olarak tarihsel hafızanın korunmasına yönelik çalışmalar yürüttüklerini ifade eden Ateş, geçmişte yaşanan acıların unutulmaması gerektiğini vurguladı. Ateş, “Bu acı tecrübenin yeni nesillere aktarılması ve benzer insanlık suçlarının bir daha yaşanmaması amacıyla konferanslar, paneller ve çeşitli akademik çalışmalar gerçekleştiriyoruz. Zorunlu göçün yıl dönümünde, yaşanan acıları unutmadığımızı bir kez daha vurguluyor; bu süreçte hayatını kaybeden tüm soydaşlarımızı rahmet ve saygıyla anıyoruz.” dedi

Kadın Merkezleri hizmetlerine tek randevu numarası

Edirne Belediyesi, kadın merkezlerinde sunulan hizmetler için randevu sistemi tek hat üzerinden birleştirildi. Yeni uygulamayla birlikte vatandaşlar, 153 Çözüm Edirne hattının yanı sıra 0 (284) 213 41 02 numaralı ortak hat üzerinden de randevu oluşturabilecek.

Edirne Belediyesi, kadınlara yönelik sunduğu hizmetlere erişimi kolaylaştırmak amacıyla yeni bir uygulamayı hayata geçirdi. Belediye bünyesinde faaliyet gösteren kadın merkezlerinde sunulan hizmetler için randevu sistemi tek hat üzerinden birleştirildi. Yeni uygulamayla birlikte vatandaşlar, 153 Çözüm Edirne hattının yanı sıra 0 (284) 213 41 02 numaralı ortak hat üzerinden de randevu oluşturabilecek.

BEŞ KADIN MERKEZİ TEK HATTA BULUŞTU

Uygulama kapsamında Zübeyde Hanım Kadın Merkezi, Özgecan Kadın Merkezi, Babademirtaş Kadın Merkezi, Yeniimaret Kadın Merkezi ve Dr. Fatma Şakir Memik Kadın Merkezi’nde sunulan hizmetler için ortak randevu sistemi oluşturuldu. Böylece vatandaşlar farklı merkezler ve farklı numaralar arasında yönlendirilmek yerine, tek telefon numarası üzerinden ihtiyaç duydukları hizmete daha hızlı ve kolay şekilde ulaşabilecek.

HİZMETLERE DAHA KOLAY ERİŞİM

Kadın merkezlerinde sunulan psikolojik danışmanlık, diyetisyen desteği ve ücretsiz spor salonu hizmetleri için randevular ortak hat üzerinden oluşturulabilecek. Ayrıca kuaförlük hizmetlerine ilişkin randevular da aynı sistem üzerinden alınabilecek. Yeni sistemle birlikte kadınların belediye tarafından sunulan hizmetlere erişiminin daha pratik ve daha hızlı hale getirilmesi hedefleniyor.

“KADINLARIMIZIN HAYATINI KOLAYLAŞTIRIYORUZ”

Edirne Belediye Başkanı Filiz Gencan, konuya ilişkin yaptığı değerlendirmede şu ifadeleri kullandı: “Şehrimizdeki kadınların sosyal yaşama daha güçlü katılımını desteklemek, bakım, sağlık ve danışmanlık hizmetlerine erişimini kolaylaştırmak öncelikli hedeflerimiz arasında yer alıyor. ‘Kadın Edirne’ vizyonumuz doğrultusunda, kadın merkezlerimizde sunduğumuz hizmetleri daha erişilebilir hale getirmek için bu uygulamayı hayata geçirdik.

Kuaförlük hizmetlerinden psikolojik danışmanlık ve diyetisyen desteğine, ücretsiz spor salonu kullanımından farklı sosyal destek hizmetlerine kadar birçok alanda kadınlarımızın yanında olmaya devam ediyoruz. Tüm kadınlarımızı merkezlerimizi ziyaret etmeye, sunulan hizmetlerden yararlanmaya ve bu dayanışmanın bir parçası olmaya davet ediyorum.”

RANDEVULAR TEK NUMARADAN OLUŞTURULABİLECEK

Kadın merkezlerinde sunulan hizmetlerden yararlanmak isteyen vatandaşlar, hafta içi mesai saatleri içerisinde 0 (284) 213 41 02 numaralı ortak hattı veya 153 Çözüm Edirne hattını arayarak randevu oluşturabilecek.

Otelleri HMS Otel Programına Yönelten Sebepler

Konaklama sektöründe yazılım tercihi, bir otelin günlük operasyonundan yıllık kârlılığına kadar her şeyi etkiliyor. Türkiye’de pek çok otel, bu kritik kararı verirken HMS Otel Programı’nda buluşuyor. Bu tercihin arkasındaki sebepleri anlamak, sektörün nereye doğru ilerlediğini de gösteriyor.

Esnek Bulut Mimarisi

Otelleri HMS’ye çeken ilk unsur, bulut tabanlı mimarinin sunduğu özgürlük. Yönetici nerede olursa olsun tesisinin durumunu görebiliyor, müdahale edebiliyor. Verilerin sürekli yedeklenmesi de güvenlik kaygılarını ortadan kaldırıyor. Türkiye’nin ilk bulut tabanlı çözümü olarak HMS, bu konuda kanıtlanmış bir altyapı sunuyor.

Çok Kanallı Satışın Kolaylaşması

Bugün rezervasyonların büyük kısmı online platformlardan geliyor. Bu kanalları tek tek yönetmek imkânsız hale gelirken HMS’nin kanal yöneticisi modülü işi kökünden kolaylaştırıyor. Tüm satış kanalları tek panelden yönetiliyor, fiyat ve müsaitlik anlık güncelleniyor, overbooking riski ortadan kalkıyor. Bu özellik, otelleri HMS’ye yönelten en güçlü sebeplerden biri.

Komisyon Yükünden Kurtulma

Online seyahat acentelerine ödenen komisyonlar otel bütçesini ciddi şekilde zorluyor. HMS’nin komisyonsuz çalışan kendi rezervasyon motoru, otelin doğrudan rezervasyon almasını sağlıyor ve gelirin tamamının tesise kalmasını mümkün kılıyor.

Yasal Süreçlerde Rahatlık

Türk mevzuatına uyum, otelciler için sürekli bir endişe kaynağı. HMS, otomatik kimlik bildirimi ve yerel entegrasyonlarla bu endişeyi ortadan kaldırıyor. Otelci yasal işlerle uğraşmak yerine misafirine odaklanabiliyor.

Erişilebilir Maliyet

HMS’nin oda sayısına göre belirlenen uygun fiyatları, otelleri başka çözümlerden uzaklaştırıyor. Detaylı bilgi ve ücretsiz demo için HMS Otel sayfası ziyaret edilebilir.

Edirne örgütü CHP Grup Toplantısında

Cumhuriyet Halk Partisi Edirne İl Başkanı Yücel Balkanlı, Genel Başkan Özgür Özel’in liderliğinde Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde gerçekleştirilen CHP Grup Toplantısı’na Edirne İl Örgütü olarak katıldıklarını belirtti.

Toplantının ardından açıklamalarda bulunan Balkanlı, Cumhuriyet Halk Partisi’nin halkın iradesine sahip çıkan, adalet, demokrasi ve özgürlük mücadelesini kararlılıkla sürdüren bir anlayışla çalışmalarına devam ettiğini ifade etti.

Türkiye’nin içinde bulunduğu ekonomik ve sosyal sorunların çözümünün demokratik hukuk devletinin güçlendirilmesinden geçtiğini vurgulayan Balkanlı, “Ülkemizin aydınlık yarınları için omuz omuza çalışmaya devam ediyoruz. Halkımızın umudunu büyütmek, adaleti ve refahı yeniden tesis etmek için mücadelemizi sürdürüyoruz” dedi.

23 yıllık yanlış politikalar sonucunda ekonomik krizin derinleştiğini, vatandaşların her geçen gün daha ağır yaşam koşullarıyla karşı karşıya kaldığını belirten Balkanlı, liyakatten uzak yönetim anlayışının ülkeye zarar verdiğini söyledi.

Cumhuriyet Halk Partisi’nin iktidar hedefi doğrultusunda çalışmalarını kararlılıkla sürdürdüğünü ifade eden Balkanlı, Cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu ile birlikte Türkiye’yi demokrasi, hukuk ve refahla buluşturmak için mücadele etmeye devam edeceklerini kaydetti.

Balkanlı açıklamasını, “Tam yol ileri. Kurtuluş yok tek başına; ya hep beraber ya hiçbirimiz” sözleriyle tamamladı.

‘Bu yanlıştan derhal dönülmeli’

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Edirne Milletvekili Ahmet Baran Yazgan, buğday ve arpa alım fiyatlarına sert tepki gösterdi ve “Çiftçi fakirleşmeye devam ediyor. Unutmayın; çiftçi tarladan çekilirse, şehirdeki vatandaşın ekmeği de ateş pahası olur. Bu yangın sadece üreticiyi değil, tüm ülkeyi yakar” dedi.

CHP Edirne Milletvekili Ahmet Baran Yazgan, Toprak Mahsulleri Ofisi’nin (TMO) açıkladığı hububat alım fiyatlarına tepki gösterdi. “Türkiye’nin tahıl ambarı Edirne’mizde ve tüm Trakya’da, alın teriyle toprağı bereketlendiren, binbir emekle buğdayını var eden çiftçimiz bir kez daha TMO eliyle hayal kırıklığına uğratılmıştır” diyen Yazgan, alım fiyatının “tarladaki yangını, fahiş artan mazotu, gübreyi, tohumu ve ilaç maliyetlerini görmezden gelmenin açık bir belgesi” olduğunu söyledi. Yazgan, şöyle devam etti:

“Ekmeklik buğday ve makarnalık buğday için 2025’te 13,5 lira olan rakam, bu yıl için 16,5 lira olmuştur. 2025’te 11 lira olan arpa için de bu yılki rakam, 12 lira 75 kuruş olarak belirlenmiştir. Ziraat odalarımızın ve uzmanların yaptığı bilimsel maliyet hesapları ortadadır. Enflasyonun ve girdi maliyetlerinin bu denli tırmandığı bir ekonomik kriz ortamında, üreticiye reva görülen bu fiyat, çiftçinin borcunu ödeyememesi, çoluğunun çocuğunun rızkından olması demektir. Bu fiyata imza atanlara Edirne’nin buğday tarlalarından sesleniyorum; üreticiyi tarlasına küstürürseniz, borç sarmalı yüzünden traktörünü galeriye, toprağını icraya terk etmeye zorlarsanız, yarın bu ülkede tüketecek yerli buğday bulamazsınız. Bu kafa, ‘Bizim çiftçimiz üretmesin, ithalat baronları zengin olsun’ kafasıdır.Unutmayın; çiftçi tarladan çekilirse, şehirdeki vatandaşın ekmeği de ateş pahası olur. Bu yangın sadece üreticiyi değil, tüm ülkeyi yakar.

TÜİK’in makyajlı enflasyon rakamları bile yüzde 60’larda gezerken; mazota, gübreye bir yılda yüzde yüzden fazla zam gelmişken; buğdaya yüzde 20 artış layık görmek çiftçinin aklıyla alay etmektir, emeğine göz dikmektir.

Bu yanlıştan derhal dönülmelidir. TMO, piyasayı regüle etmek yerine piyasayı ezen bir kurum olmaktan vazgeçmelidir. Alım fiyatları, üreticinin refah payı gözetilerek acilen yukarı çekilmeli, ödemeler peşin yapılmalı ve desteklemeler hasat anında üreticiye ulaştırılmalıdır.”

Buğday fiyatında simit hesabı!

CHP Edirne Merkez İlçe Başkanı Volkan Akgüngör, Toprak Mahsulleri Ofisi’nin yeni üretim yılı için açıkladığı 16,50 TL’lik buğday alım fiyatının üreticilerinn beklentilerini karşılamaktan uzak olduğunu belirterek, “Bugün bir simidin 20 TL’ye satıldığı bir ülkede, 1 kilogram buğdayın 16,50 TL olarak değer görmesi vicdanları yaralamaktadır” dedi.

CHP Merkez İlçe Başkanı Akgüngör, Toprak Mahsulleri Ofisi’nin yeni üretim yılı için açıkladığı  buğday alım fiyatı ile ilgili açıklamasında 16,50 TL’nin üreticilerin beklentilerini karşılamaktan uzak olduğunu belirterek şunları söyledi:

“Artan mazot, gübre, ilaç, tohum ve işçilik maliyetleri karşısında çiftçiye maliyetinin altında fiyat dayatmak, onu üretimden uzaklaştırmak ve borç yükünün altında ezilmeye mahkûm etmektir.

Bu anlayışla devam edilirse yarın o tarlaları ekecek çiftçi, sürecek traktör bulamayacaksınız. Çiftçi toprağa küstüğünde, üretimden çekildiğinde bunun bedelini sadece üretici değil, 86 milyon vatandaşımız ödeyecektir. Tarımsal üretimi desteklemek yerine çiftçiyi yalnız bırakanlar, yarın buğdayı Rusya’dan, Ukrayna’dan ve başka ülkelerden döviz ödeyerek ithal etmek zorunda kalacaktır. Kendi çiftçisine vermekten kaçındığınız desteği, yabancı ülkelerin üreticilerine dolar ve avro olarak ödeyeceksiniz.

Bugün bir simidin 20 TL’ye satıldığı bir ülkede, 1 kilogram buğdayın 16,50 TL olarak değer görmesi vicdanları yaralamaktadır. Bu tablo, üreticinin emeğinin karşılığını alamadığının en açık göstergesidir. Çiftçinin görevi maaşlı çalışanlara ya da fırıncılara ucuz ekmek, simit ve börek sağlamak değildir. Devletin görevi; hem üreticiyi koruyan hem de tüketiciyi gözeten adil tarım politikaları geliştirmektir.

Üretmeden kalkınmak mümkün değildir. Tarımda kendi kendine yetebilen bir ülke olmanın yolu, çiftçinin alın terine sahip çıkmaktan geçmektedir. Bu nedenle açıklanan fiyat yeniden gözden geçirilmeli, üreticinin maliyetleri ve insanca yaşayabileceği bir kazanç dikkate alınarak güncellenmelidir.

Çiftçiyi yaşat ki tarım yaşasın, tarım yaşasın ki ülke kazansın. Türkiye’nin geleceği ithalatta değil, kendi toprağında ve kendi üreticisindedir.”

‘Çiftçinin ayakta kalabilmesi mümkün değil’

İYİ Parti Edirne İl Başkanı H.Hakan Şahin, Toprak Mahsulleri Ofisi tarafından 2026 yılı için açıklanan hububat alım fiyatlarının kabul edilebilir bir tarafı bulunmadığını bildirdi.

İYİ Parti İl Başkanı Şahin, yaptığı yazılı açıklamada, “Toprak Mahsulleri Ofisi tarafından 2026 yılı için açıklanan hububat alım fiyatları makarnalık ve ekmeklik buğdayda ton başına 16.500 TL, arpada ise 12.750 TL olarak belirlenmiştir. Desteklerle birlikte üreticinin eline buğdayda 19.514 TL, arpada ise 15.764 TL geçeceği ifade edilmektedir. Ancak masa başında yapılan bu hesapların, tarladaki gerçeklerle örtüşmediği açıktır” diyerek şunlara yer verdi:

“Son yıllarda mazot fiyatları katlanarak artmış, gübre fiyatları birçok üreticinin alım gücünü aşmış, zirai ilaç, tohum, sulama, işçilik ve nakliye maliyetleri rekor seviyelere ulaşmıştır. Üretici daha tohumu toprağa atmadan yüksek maliyet yükünün altına girmektedir. Gübrede ve diğer tarımsal girdilerde dışa bağımlılık devam ederken maliyet baskısı her geçen gün büyümektedir. 

Diğer yandan çiftçi üretim yapabilmek için kredi kullanmak zorunda bırakılmakta, finansmana erişim ise giderek zorlaşmaktadır. Yıllık yüzde 52 seviyelerine ulaşan kredi faizleriyle borçlanan bir çiftçinin açıklanan alım fiyatlarıyla ayakta kalabilmesi mümkün değildir. Çiftçi üretecek, risk alacak, doğal afetlerle mücadele edecek, aylarca emeğinin karşılığını bekleyecek sonunda kazanan yine banka olacak, aracı olacak, ithalatçı olacak. Kaybeden ise alın teriyle üretim yapan Türk çiftçisi olacaktır.

Üstelik TMO’nun ürün bedellerini teslimattan sonra 45 gün içerisinde ödeyeceğini açıklaması da üreticinin nakit ihtiyacını karşılamaktan uzaktır. Hasat döneminde borçlarını ödemek zorunda olan çiftçi için 45 günlük bekleme süresi yeni bir finansman yükü anlamına gelmektedir. 

Tarım sadece ekonomik bir faaliyet değil, aynı zamanda milli güvenlik meselesidir. Üreticinin para kazanamadığı, borçla üretim yaptığı bir ülkede tarımsal sürdürülebilirlikten söz edilemez. Çiftçi tarladan çekildiğinde bunun bedelini sadece üretici değil, sofradaki vatandaş da daha pahalı gıda olarak ödeyecektir.

Türk çiftçisi destek değil, emeğinin karşılığını istemektedir. Mazotun, gübrenin, ilacın ve kredinin bu kadar pahalı olduğu bir dönemde açıklanan fiyatlar üreticiyi memnun etmekten uzaktır. Çiftçinin üretimde kalabilmesi için alım fiyatlarının gerçek maliyetler dikkate alınarak yeniden değerlendirilmesi, tarımsal kredilerde faiz yükünün azaltılması ve desteklerin artırılması artık bir tercih değil, zorunluluktur.

Açıklanan fiyatların kabul edilebilir bir tarafı yoktur.”

‘Üreticinin ayakta kalması mümkün değil’

Yeniden Refah Partisi Edirne İl Başkanı Hakan Çalışkan, Toprak Mahsulleri Ofisi tarafından açıklanan 2026 yılı buğday alım fiyatlarına ilişkin yaptığı basın açıklamasında, belirlenen fiyatların çiftçinin artan maliyetlerini karşılamaktan uzak olduğunu ifade etti.

Tarım ve Orman Bakanı’nın fiyatlar belirlenirken üretim maliyetlerinin dikkate alınacağını açıkladığını hatırlatan Çalışkan, açıklanan rakamların bunun tam tersini gösterdiğini belirtti.

Mazot, gübre, ilaç, tohum ve diğer tarımsal girdilere son bir yılda çok yüksek oranlarda zam geldiğini vurgulayan Çalışkan, “Geçtiğimiz yıl kilogramı 13,50 TL olan buğdayın alım fiyatı bu yıl 16,50 TL olarak açıklanmıştır. Ancak çiftçimizin kullandığı temel girdilerdeki artış bu oranın çok üzerindedir. Bu fiyatlarla üreticinin ayakta kalması mümkün değildir” dedi.

Açıklanan fiyatlara destek ödemelerinin de dahil edilmesinin doğru olmadığını ifade eden Çalışkan, “Bir kısmı azaltılan ve üreticinin eline ancak aylar sonra geçecek desteklerin bugünkü fiyat hesabına katılması gerçekçi değildir. Çiftçi bugün yaptığı masrafın karşılığını bugün almak istemektedir” değerlendirmesinde bulundu.

Çalışkan, açıklanan fiyatların üreticiyi üretimden uzaklaştırma riski taşıdığını belirterek şu ifadeleri kullandı:

“Bugün 200 gram ekmek yaklaşık 17,5 TL’ye satılırken, o ekmeğin hammaddesi olan bir kilogram buğdayın fiyatı 16,50 TL olarak açıklanmaktadır. Üstelik nakliye giderleri ve çeşitli kesintiler düşüldüğünde çiftçinin eline geçen rakam daha da aşağı inmektedir. Bu tablo, üreticiyi koruyan değil, üretimden vazgeçiren bir anlayışın sonucudur.”

Hükümetin yanlış ekonomi politikalarının bedelinin çiftçiye ödetilmemesi gerektiğini ifade eden Çalışkan, “Enflasyonla mücadele adı altında çiftçinin emeği ve alın teri değersizleştirilemez. Üreticinin kazanmaması halinde ne tarımsal üretim sürdürülebilir ne de gıda güvenliği sağlanabilir” dedi.

Yeniden Refah Partisi olarak çiftçilerin haklı taleplerinin takipçisi olacaklarını belirten Hakan Çalışkan, üreticinin emeğinin karşılığını aldığı, milli üretimi önceleyen ve çiftçiyi destekleyen tarım politikalarının hayata geçirilmesi gerektiğini sözlerine ekledi.

‘Üreticiyi yine yalnız bıraktılar!’

21.Dönem Edirne Milletvekili Şadan Şimşek, Toprak Mahsulleri Ofisi tarafından 2026 yılı ekmeklik ve makarnalık buğday alım fiyatının kilogram başına 16,50 TL olarak açıklanmasını, üreticinin beklentilerini karşılamaktan uzak ve tarımın gerçeklerinden kopuk bir karar olarak değerlendirdiğini söyledi.

Eski milletvekili Şimşek, “Çiftçinin alın terine yine hak ettiği değer verilmedi!” başlıklı yazılı açıklamasında şunları kaydetti:

“ÜRETİCİYİ YİNE YALNIZ BIRAKTILAR!

Geçtiğimiz yıl kilogramı 13,50 TL olan buğdayın alım fiyatı bu yıl 16,50 TL’ye çıkarılmıştır. Ancak geçen bir yıl içerisinde mazottan gübreye, tohumdan zirai ilaca, elektrikten işçiliğe kadar bütün üretim maliyetleri katlanarak artmıştır. Çiftçinin cebinden çıkan para büyürken, alın terinin karşılığı aynı ölçüde büyümemiştir.

Yıllarca milletimizin temsilcisi olarak görev yapmış biri olarak çok iyi biliyorum ki; tarım sadece bir sektör değil, bir ülkenin bağımsızlığının ve geleceğinin teminatıdır. Çiftçiyi koruyamayan, üreticisinin emeğini hak ettiği şekilde değerlendiremeyen hiçbir ülke güçlü bir gelecek inşa edemez.

Bugün ülkemizin dört bir yanında çiftçi haklı olarak şu soruyu sormaktadır: Ben bu maliyetlerle nasıl üretmeye devam edeceğim?

Bu soruya tatmin edici bir cevap verilmeden açıklanan hiçbir fiyat, üreticinin vicdanında karşılık bulmayacaktır.

Çiftçi bir yıl boyunca kuraklıkla mücadele ediyor, donla mücadele ediyor, borçla mücadele ediyor. Tarlaya ektiği her tohumda risk alıyor. Ancak hasat zamanı geldiğinde emeğinin karşılığını alamıyorsa burada ciddi bir adaletsizlik vardır.

Tarım politikalarının amacı çiftçiyi üretimde tutmak olmalıdır. Eğer üretici para kazanamazsa yarın tarlalar boş kalır, üretim düşer, gıda fiyatları yükselir ve bunun bedelini yalnızca çiftçi değil, 86 milyon vatandaşımız öder.

Buradan yetkililere çağrıda bulunuyorum: Çiftçinin sesini duyun. Üreticinin alın terini yok saymayın. Maliyetleri dikkate alan, çiftçiyi koruyan ve üretimi teşvik eden adımlar atın.

Çünkü mesele sadece buğdayın fiyatı değildir. Mesele; köylünün toprağında kalmasıdır. Mesele; üretimin devam etmesidir. Mesele; Türkiye’nin gıda güvenliğidir.

Bir kez daha altını çizerek ifade ediyorum: Çiftçinin kaybettiği yerde tarım kazanamaz.Tarımın kaybettiği yerde Türkiye kazanamaz.

Çiftçi kazanmazsa Türkiye kaybeder!”

Edirne Belediyesi’nden emeklilere 2. destek

Edirne Belediyesi tarafından 65 yaş ve üzeri emekli vatandaşlara yönelik hayata geçirilen Emekli Destek Programı kapsamında ikinci taksit ödemeleri olarak 421 hak sahibine kişi başı 2 bin 500 TL olmak üzere toplam 1 milyon 52 bin TL ödeme gerçekleştirildi.

Ramazan Bayramı öncesinde gerçekleştirilen ilk ödemenin ardından, program kapsamında ikinci taksit ödemeleri Kurban Bayramı öncesinde tamamlandı. Bu kapsamda 421 hak sahibine kişi başı 2 bin 500 TL olmak üzere toplam 1 milyon 52 bin TL ödeme gerçekleştirildi.

“VERDİĞİMİZ SÖZÜ YERİNE GETİRİYORUZ”

Edirne Belediye Başkanı Filiz Gencan, konuya ilişkin değerlendirmesinde şu ifadeleri kullandı: “Emeklilerimiz yıllarca çalışarak bu ülkeye emek verdi. Bugün yaşanan ekonomik koşulların özellikle sabit gelirli vatandaşlarımız üzerindeki etkisini yakından görüyoruz.

Göreve gelirken söz verdiğimiz desteklerden biri olan Emekli Destek Programımızı kararlılıkla sürdürüyoruz. Ramazan Bayramı öncesinde gerçekleştirdiğimiz ilk ödemenin ardından, ikinci taksiti de Kurban Bayramı öncesinde hak sahiplerinin hesaplarına yatırdık. Sosyal belediyecilik anlayışımız gereği hiçbir hemşehrimizi yalnız bırakmamaya, ihtiyaç sahibi vatandaşlarımızın yanında olmaya devam edeceğiz.”

SOSYAL DESTEKLER BAYRAM ÖNCESİNDE DE SÜRDÜ

Edirne Belediyesi, Kurban Bayramı öncesinde yalnızca emeklilere yönelik nakdi desteklerle değil, sosyal yardım çalışmalarıyla da ihtiyaç sahibi vatandaşların yanında oldu. Bu kapsamda toplam 1.017 kişiye 1 milyon 959 bin TL tutarında nakdi yardım sağlanırken, 1.263 haneye gıda kolisi ve temizlik malzemesi desteği ulaştırıldı.

Edirne Belediyesi, sosyal belediyecilik anlayışı doğrultusunda ihtiyaç sahibi vatandaşlara yönelik destek çalışmalarını sürdürmeye devam edeceğini bildirdi.