NEDİM ÇAKTI VEFAT ETTİ Kıyık semti sakinlerinden Özlem Çaktı’nın eşi, Kaan ve Nursu Çaktı’nın babaları, Berat Çubuklu’nun kayınpederi, Emin, Selim. Nevin Çaktı’nın kardeşleri Nedim Çaktı 65 yaşında vefat etti. Merhum dün, Kıyık Kıyak Baba Camisinde ikindi namazını takiben kılınan cenaze namazının ardından Buçuktepe Mezarlığında toprağa verildi.
AYTAÇ AYDIN KARAKAÇAN VEFAT ETTİ Sanayi Sitesi Esnaflarından Aytaç Aydın Karakaçan 58 yaşında vefat etti. Filiz Karakaçan’ın eşi, Bahar, Buse ve Mine’nin babaları, Ahmet, Ferhat ve Mustafa’nın kayınpederleri olan merhum, dün Kıyık Yeni Camide ikindi namazını takiben kılınan cenaze namazının ardından Yeni Şehir Mezarlığında toprağa verildi.
ADD Edirne Şubesi, Türkiye’ye İstanbul ve Çanakkale boğazları üzerinde kontrol yetkisini ve savaş gemilerinin geçişini düzenleme hakkı veren Montrö Boğazlar Sözleşmesi’nin Cumhuriyetten büyük bir miras olduğunu bu mirasın önemle korunması gerektiğini bildirdi.
ADD Edirne Şubesi Yönetim Kurulu’nca yapılan açıklamada, 20 Temmuz 1936’da imzalanan Montrö Boğazlar Sözleşmesi’nin uluslararası bir sözleşme olduğu hatırlatılarak şunlara yer verildi:
“Sözleşme, Türkiye’ye Boğazlar üzerinde tam kontrol hakkı verir ve barış zamanı sivil gemilerin özgürce geçişini garantiler. Sözleşme, Karadeniz’e kıyısı olmayan ülkelere ait savaş gemilerinin geçişini sınırlar. Sözleşme, 24 Temmuz 1923’te Lozan Antlaşması ile birlikte imzalanan Boğazlar Sözleşmesi’nin yerine geçmiştir. Bu sözleşme ile birlikte Uluslararası Boğazlar Komisyonu’nun da görevi sonlanmıştır.
Türkiye, Lozan Antlaşması’yla birlikte imzalanan Boğazlar Sözleşmesi’nin getirdiği kısıtlamalardan dolayı daima endişe içinde olmuştu. Sözleşmenin imzalandığı tarihlerde güncelliğini koruyan silahsızlanma ümitlerine güvenen Türkiye’nin silahlanma yarışının tekrar başlamasıyla duyduğu huzursuzluk giderek artmıştı. Türkiye, duyduğu bu huzursuzluğu ve Boğazlar’ın statüsünde değişiklik yapılması yolundaki teklifini konu ile ilgili imzacı devletlere duyurmuştu.
Boğazlar’ın rejimini değiştirecek olan konferans, 22 Haziran 1936’da İsviçre’nin Montrö kentinde toplanmıştır. İki ay süren toplantılardan sonra 20 Temmuz 1936’da Bulgaristan, Fransa, İngiltere, Avustralya, Yunanistan, Japonya, Romanya, Sovyetler Birliği, Yugoslavya ve Türkiye tarafından imzalanmıştır.
Yeni Boğazlar Sözleşmesi ile Türkiye’nin kısıtlanmış hakları iade edilmiş ve boğazlar bölgesinin egemenliği Türkiye’ye geçmiştir. Türkiye daha önce Sovyetler Birliği ile yaptığı saldırmazlık antlaşması uyarınca Sovyetler Birliği’nin de desteği alınmıştır. Sözleşme 9 Kasım 1936’da yürürlüğe girmiştir. Günümüzde Montrö Boğazlar sözleşmesi yürürlüktedir.
Türkiye’nin kendisini yakın bir savaş tehlikesi tehdidi karşısında sayması durumu, bu sözleşmede yer aldı. Türkiye kendisini yakın bir savaş tehlikesi karşısında görürse, diğer devletlerin savaş gemilerini isterse Boğazlardan geçirmeyebilecekti. Dahası Türkiye tarafsız ise, savaşan tarafların gemileri boğazlardan geçemeyecekti. Boğazların askerî kontrolü ve savunma tedbirleri tamamen Türkiye’ye bırakıldı. Askersiz alan askerleştirilebilecek ve silahlandırılabilecekti. Boğazlardan geçişi denetleyen Milletlerarası Boğazlar Komisyon kaldırılarak Türkiye’nin boğazlar üzerindeki egemenliği sağlandı.
Montrö Boğazlar sözleşmesi sadece Boğazların egemenliğini geri vermedi aynı zamanda Karadeniz’de bir güvenlik rejimi tesisi etti. Montrö Sözleşmesi bugüne kadar İkinci Dünya Savaşı, Soğuk Savaş ve 11 Eylül 2001’e kadar devam eden Soğuk Barış dönemi ile 2001 sonrası ABD güdümündeki terörle mücadele dönemini başarıyla atlatmıştır. Bugün de Montrö Sözleşmesi kuzey jeopolitik eksende Cumhuriyet için büyük bir güvence, Karadeniz jeopolitiğinde en önemli enstrümanımızdır.
Montrö Sözleşmesinin hükümlerine hassasiyetle uyan Türkiye’nin soğukkanlı diplomasisi sayesinde, batının her türlü kışkırtmasına rağmen Gürcistan-Rusya ve Rusya-Ukrayna krizlerinde Türkiye’yi zora sokacak denizde bir çatışma ve tırmanma yaşanmamıştır.
Bugün de Türkiye dengeli politikayı devam ettirmelidir. Bu kapsamda Karadeniz’deki NATO tatbikatlarına katılım ve Amerikan savaş gemileri ile geçiş tatbikatları (Passex) konusunda hassasiyet gösterilmelir. Ayrıca Türkiye’nin büyük emekleri ile gerçekleştirilen Karadeniz Deniz işbirliği Görev Grubu (Blackseafor) ve Karadeniz Uyumu Harekatı ile Sahil Güvenlikler arası İşbirliği forumundaki karşılıklı ilişkiler ve faaliyetler artırılmalıdır. Son 25 yılda oluşturulan işbirliği ikliminin ve hepsinden önemlisi Montrö Sözleşmesinin ruhunun zedelenmesine izin verilmemelidir.
Atatürkçü Düşünce Derneği olarak, Atatürk ve Kemalist Devrimcilere minnetle, Atatürk dehası ürünü, Boğazlar ve Marmara Denizi egemenliğimizi sağlayan Anadolu-Trakya kilidi, Lozan tamamlayıcısı, Karadeniz’in Barış denizi olmasının güvencesi, Montrö Sözleşmesi’nin 90. Yılının Ulusumuza kutlu olmasını diliyoruz.
Montrö, Cumhuriyetten büyük bir mirastır. Bu miras önemle korunmalıdır.”
Edirne Kahveci ve Gazinocular Esnaf Odası Başkanı Hakan Gönay, esnaftan gelen talep üzerine, kentte kahvehanelerdeki çay fiyatını 15 TL’den 20 TL’ye çıkardıklarını söyledi.
Dünya genelinde Türkiye’nin tüketimde ilk sıralarda yer aldığı çay, dar gelirlinin bütçesini zorlamaya başladı. Özellikle emeklilerin en sık uğrak noktalarından kahvehanelerde de çay fiyatlarına zam yapılmaya başlandı. Edirne Kahveci ve Gazinocular Esnaf Odası Başkanı Hakan Gönay, esnaftan gelen talep üzerine, kentte kahvehanelerdeki çay fiyatını 15 TL’den 20 TL’ye çıkardıklarını söyledi.
Yeni tarifenin onaylanarak üyelere gönderilmeye başlandığını söyleyen Gönay, “Birlik tarifemizi onayladıktan sonra matbaaya tarife onay belgesiyle gidip tarifelerimizi bastırdık. Üyemizi de bugün itibariyle bilgilendirdik, çay 20 lira diye. Zaten bir talep vardı. Zaten bir bizim tarife talebimiz de esnafın talebiyle oluşan bir talep. Genelde bu uygulamayı yapacak her zamanki gibi öncü olan kesimler Karaağaç, yeni yerleşke, merkezde olan bazı işletmeler. Genelde müşterisi oturaklı müşteri olmayan yerler bu uygulamaya daha öncelikli geçiyor. Müşteri kaybetme korkusu yok ama genelde mahallede olan kahveler bu uygulamayı henüz uygulama imkanları yok. Belki yılbaşına doğru olabilir” dedi.
‘MALİYETLER ARTIYOR’
Zammın nedeninin, artan maliyetler olduğunu dile getiren Gönay, “Bu her zamanki gibi kademeli geçiş oluyor. Merkezden kenarlara doğru yayılıyor. En sonunda köyler. Köylerde daha yeni 15 lira oldu çay. Orada uygulama belki bir yıl sonra olacak. Ama şimdi esnaftan bize bir talep gelirse, biz de bunu değerlendirmek zorundayız. Genelde merkezde olan esnafın en büyük işletme gideri eleman gideri, kira gideri. Yani bu çay fiyatından çok bunlar ön plana çıkıyor. İşletmenin maliyetlerini arttırıyor. Mecburen fiyat artırımına gitmek zorunda kalıyoruz” diye konuştu.
Edirne’nin Uzunköprü ilçesinde polisin durdurduğu kapalı kasa kamyonette 20 kaçak göçmen yakalandı, araç sürücüsü R.P. (43) gözaltına alındı.
İl Emniyet Müdürlüğü İstihbarat Şube Müdürlüğü, Uzunköprü İlçe Emniyet Müdürlüğü İstihbarat Büro Amirliği ile Uzunköprü Göçmen Kaçakçılığı ve İnsan Ticaretiyle Mücadele Grup Amirliği ekiplerinin ortak çalışmasında, ilçeye gelen bir kamyonette kaçak göçmenlerin bulunduğu belirlendi. Pehlivanköy yolu kavşağında oluşturulan uygulama noktasına gelen kamyonet polis tarafından durdurularak arandı. Yapılan kontrollerde kamyonetin kasasında yasa dışı yollarla Yunanistan’a gitmek isteyen Suriye, Irak ve Somali uyruklu 20 kaçak göçmen yakalandı, sürücü R.P. de gözaltına alındı.
Kamyonette, 1 şişme bot, 1 çift kürek ve 1 pompa ele geçirildi.
Edirne’nin Havsa İlçesine bağlı Necatiye Köyü’nde kanadındaki hasar nedeniyle uçamayan leylek, Doğa Koruma ve Milli Parklar (DKMP) Edirne Şube Müdürlüğü tarafından teslim alındı. İpsala’ya bağlı Yenikarpuzlu kasabasında yaşayan Aysel Solak da yolda bulduğu yaralı leyleğe duyarsız kalamadı.
Yaralı leyleği bulan Talat Avcı isimli köylü vatandaş, Doku Derneği’ne ulaştı. Ardından Doku Derneği Başkanı Göksal Çidem tarafından DKMP ye bilgi verildi. Dernek Başkanı Çidem, sosyal medya hesabından gerçekleştirdiği paylaşımda, “Ekipler gelene kadar muhafaza altına alınan leyleğin su ve yiyeceklerini karşılayan hayvan sever Talat Abcı ya ve DKMP Edirne Şube Müdürlüğü ne teşekkür ederiz” ifadelerine yer verdi.
İpsala’ya bağlı Yenikarpuzlu kasabasında yaşayan Aysel Solak da yolda bulduğu yaralı leyleğe duyarsız kalamadı.
Yuvadan düştüğü tahmin edilen leylek ilgili konuşan Solak, “Bitkin halde yerde yatıyordu. Muhtemelen yuvadan düştü ya da annesi atmış olabilir. O halde yüreğim el vermedi. Kucağıma alıp eve getirdim. Su verdim solucan verdim. Sonra milli parkları arayıp ihbarda bulundum” dedi.
Görevlilerin kısa sürede ihbara geldiklerini ifade eden Aysel Solak, “Onu öyle bırakmaya gönlüm el vermedi. Milli Parklar kısa sürede gelip leyleği aldılar. Duyarlı davranışlarından yetkililere teşekkür ederim Umarım kısa sürede iyileşir” şeklinde konuştu.
Kahvenin önünden geçerken her masaya teker teker soruyordu yaşlı kadın; “Evladım Tredaş’a nasıl gidebilirim, burdan minibüs geçiyor mu?” Kahvedekiler de hep aynı şekilde yanıtlıyorlardı “Yukarıdaki duraktan teyze…”
Belki kırk yıl olmuştu ilk ve son elektrik faturasını ödediğinde.
Yeni evliydiler daha, bütün gün çalışan kocası faturayı ve elektrik parasını eline tutuşturmuş, “Belediye arkasında elektrik kurumu var, git oraya öde” demişti.
Bir daha da hiç fatura ödemeye göndermedi kocası onu. Fırsat mı vardı sanki göndermeye. Arda arda gelen iki oğullarıyla ilgilenmiş, onları büyütmüş ama fakirlikten okutmayı başaramamışlardı. Oysa iki oğlu da çok akıllı çocuklardı ve öğretmenleri onların okuması için defalarca konuşmuştu çocukların anneleriyle.
İşte şimdi bir ay önce ölen kocasının arkasından eve gelen elektrik faturasını ödemesi gerekiyordu. “Elektriğini keserler ödemezsen” demişti komşusu.
Kocası girdiği işlerde eninde sonunda mundar çıkarır, kavga eder ve atılırdı işinden. Emekli olana kadar yapmadığı iş kalmamış, en son bir çay ocağında çalışarak ancak evin ihtiyaçlarını karşılamaya çalışmıştı.
Az mı yalvarmıştı çocukları okula başlayınca “Adaammm bende gireyim fabrikaya be, bak kızanlar büyüyü, anam gelir arada ilgilenir kızanlarla ben de para kazanırım evi katıklarım, günü gelince de emekli olurum.”
Kime anlatmıştı ya? Herif nuh demiş peygamber dememişti; “Bi karıya mı bakamaycam ben be? Millete rezil mi olayım seni fabrikaya göndereyim de. İki kızanımız var Allah onların rızkını verir” demişti her defasında. Rızkı veren Allah çocukların okumasına nedense izin vermemişti.
Çocuklardan büyük olanı sanayiye çırak verdi babaları. Zeki çocuktu çıraklığı ve kalfalığı kısa sürdü, askerden geldiğinde kendi dükkanını açtı, Edirne’nin kazalarda yamulan arabaların kaportalarını en iyi düzelten ustalardan birisi haline geldi, işleri her yıl biraz daha büyüdü, babasının eksik kalan sigortalarını bile ödeyerek emekli olmasını sağladı.
Küçük oğlu babasına benziyordu, her girdiği yerde sorunlar yaşadı, askerden geldikten sonra fabrikaya girdi, ordan bi kızla evlendi erken emekli olup köye yerleştiler, kızanları olmadı ama anlayışlı gelin işte idare etti kocasını, yaşayıp gidiyler şimdi sakin sakin.
Yaşlı kadın bunları düşünürken önünde duran minibüs şoförüne de sordu; “Evladım Tredaş’a nasıl gidebilirim” diye. “Bir üst duraktan teyze…”
Yürüdü yaşlı kadın bir üst durağa kadar. Önünde duran bisikletliye dikkatli bakınca tek torunu olduğunu gördü, sevinçle doldu yüreği. Toruna bisikletten inmesine bile izin vermeden “Paşaammmm” diyerek sarıldı.
Trakya Üniversite’sinde Tıp Fakültesi’nde okuyordu bi tanecik torunu, doktor olacaktı o. Sonra babaannesine bakacaktı hastalandığında, gurur duyuyordu torunuyla.
Sevgi dolu gözlerle babaannesini süzüyordu torunu. Elindeki faturayı görünce anladı torunu babaannesinin durumunu. Faturayı eline alarak babasına bir mesaj gönderdi, iki dakika sonra gelen mesaja bakarak;
“Babaannem, faturanı ödemiş babam, artık bütün faturalarını otomatik ödemeye almış, sen dert etme artık” diyerek babaannesinin elinden tutarak karşıdaki dondurmacıya girdiler. En sevdiği dondurmanın beyazıydı, dondurmasını yerken gözlerinden iki damla yaş süzülüverdi yaşlı kadının.
Görenlerde öyle bir merak uyandı ki, önünden geçenler “artık bir şeyler olacak galiba” diyerek ne olduğunu anlamaya çalışıyordu.
Yıllardır atıl durumda bulunan “İngiliz Kışlası” diye anılan kervansarayda böyle bir çalışma yapıldığını görmek herkesi heyecanlandırmış ve sevindirmişti.
Şüphesiz bir turizm bölgesi için çok çok önemliydi.
Birde tabela asılınca, yeşeren umutlar bir o kadar daha çoğaldı.
Tabela da; “Osmanlı Sahil Kervansarayı” yazıyordu.
Ve altında da, Trakya Üniversitesi’nin imzası.
Anlaşılan o ki; Trakya Üniversitesi buranın restorasyonunu üstlenmişti.
Başlatılan hummalı bir çalışma ile iğne oyası gibi kazılar ilerledikçe, yavaş yavaş kaybolan tarihte ortaya çıkıyordu.
Hem toprak altında kalan bu tarih ortaya çıkarılacak, hem de burası Trakya Üniversitesi tarafından bir çarşı ve alışveriş merkezine dönüştürülecekti.
Bahçesine bir büfe, masalar kondu.
Işıklandırıldı.
Umutlar, büyük bir beklentiye dönüştü.
Fakat her ne olduysa da o kadar oldu.
Her şey bir anda durdu.
Yeniden bir harabeye dönüşmeye başladı.
O gün bu gündür hiç bir şey yapılmadı.
Hatta eskisinden de kötü durumda şuan.
Edirne Valiliği, Trakya Üniversitesi, Vakıflar ve Enez Belediyesi’nin yapacağı ortak bir çalışma ile yaz aylarında her gün önünden binlerce araç geçen bu kervansarayın ayağa kaldırılması hiç de zor değil bence.
Bu görüntüler bir turizm kentine hiç ama hiç yakışmadığı gibi, önemli bir tarihi eser de yok oluyor maalesef!
2026 yılı için Hazine yardımına hak kazanan CHP’nin kasasına giren para 1,815 Milyar TL… Yani eski parayla 1, 8 Trilyon TL.. Bunun yarısı “Butlan” öncesi harcanmış olsa bile öbür yarısı şimdi BUTLAN çetesinin eline geçti.. Şimdi bu parayı yetkisiz mazbatasız, kişi ve kurumlar eliyle kullanıyorlar. Daha genel seçim sonrasına kadar her yıl bu ödeneği katlanarak alacaklar.
Yeme de yanında yat..
***
Bu hazine yardım paralarıyla Baykal döneminde CHP için bilmem kaç katlı AKILLI GENEL MERKEZ binası yapıldı. Yani bu az buz para değil.. Baykal yaptığı antidemokratik tüzük değişiklikleri ile bu binada iktidarı hedeflemeden, hatta aklından bile geçirmeden TEK ADAM ve Ana Muhalefet Partisi olarak, arkasını da askeri vesayete dayayarak, batması zarar etmesi mümkün olmayan bir holding gibi partisini -ya da çetesini- yönetti… Yıllarca bu mekanda “LÜKS HAYAT” opereti canlı olarak yaşandı.. Bir yanda AKP’nin sarayı, öte yanda CHP’nin AKILLI GENEL MERKEZİ -ya da Sarayı ile- bir siyasi tahterevalli süreci yaşandı.
***
O süreçte AKP Baykal’dan, Baykal da AKP’den çok memnundu. Tahterevallinin öbür ucunda oturan Baykal, AKP’yi hep yukarda tutuyordu.. Yerinden de kalkamıyordu.. Yerinden kalksa öbür uçtaki düşecek oyun bozulacaktı. O yüzden kalkmayı hiç düşünmedi.
Baykal o kadar dünyayı umursamadan yaşıyordu ki sekreteri ile olan ilişkisini O’nu milletvekili yapacak kadar ileri götürdü. Ama bu süreçte ayağı çarşafa dolaştı ve istifa zorunlu hale geldi.. Bu olay yaşanmasaydı Baykal rahmetli oluncaya kadar partinin, ya da CHP Holding’in TEK ADAMI, tek patronuydu.
Buraya kadar itiraz eden var mı?
***
Sonrasında dürüst bildiğimiz Kılıçdaroğlu bu holdinge patron olunca saraydan beslenenler tarafından o da kısa zamanda eğitildi ve yola getirildi. Kısa zamanda AKILLI ve bol akçeli Genel Merkezin tüm nimetleri ile o da lüks hayat operetinin nağmeleri ile dans etmeye alıştı… Ben, seçimi kaybettiği akşam istifa etmeyerek inatla devam etme kararının arkasındaki gerçeğin bu akıl almaz hazine yardımları ile oluşan bu çok ayrıcalıklı dünyadan vaz geçememek olduğuna inanıyorum.. O akşam istifa etme yürekliliğini gösterseydi bugün karşımıza BUTLANCI Kemal olarak çıkmazdı. Hatta belki de bir süre sonra yine Genel Başkanımızdı.
***
Umarım gün gelir bu hazine yardımı denilen, seçmen sayısına göre hesaplanan bu paraların üstüne çökenlerden, Kemal Kılıçdaroğlu’ndan bunun hesabı sorulur. Butlan kararını verenlerden, bu paranın üzerine atlayıp yetkisiz ve usulsüz harcama yapanlardan bunun hesabı sorulur. CHP seçmeninin parası gasp edilmiştir. Çünkü CHP Holding artık AKP Sarayının güdümünde ve hizmetindedir. Bu para bitip tükeninceye kadar da hizmete devam edilecektir. Ne yazık ki bu hazine yardımı o partiye oy verenlerin oranına göre hesap edildiğinden arsızca kullanılan bu paralar CHP’li seçmenin cebinden çıkan ama AKP’ye kaptırılan trilyonlardır.
***
Bu saltanata, bu “Lüks Hayat”a HAYIR diyebilmek kolay değildir.. Kılıçdaroğlu ve çetesi neyin peşinde olduklarının farkındadırlar, Bunu “Müstevlilerin siyasi emelleri ile tevhit” etmekten hiç sıkılmazlar.. Çünkü ömür kısadır.. Fırsat varken yaşamak gerekir.
İhanetlerinin bedelini çocuklarına miras bırakmak bile bunların umurunda olmaz. Eskiden asker vesayeti ile dans edenler bugün AKP güdümünde “Çayda çıra” oynamaktadırlar..
Trakya Üniversitesi Rektörlüğü,Onkoloji Hastanesi Ek Hizmet Binası hakkında kamuoyundan gelen eleştiriler üzerine açıklama yaptı. İnşaatla ilgili gelişmelerin sıralandığı açıklamada, “Onkoloji Hastanesi Ek Hizmet Binasının ihtiyaç duyulan tüm donanımın en kısa sürede tamamlanması ve en kısa sürede halkımızın hizmetine sunulması hususunda, tüm imkânlarımız seferber edilmiş ve süreç yakinen ve en titiz bir şekilde yürütülmektedir” denildi.
Son günlerde Trakya Üniversitesi Onkoloji Hastanesi Ek Hizmet Binası hakkında kamuoyunda yer alan değerlendirmeler üzerine TÜ Rektörlüğü yazılı bir açıklama yayınladı. Açıklamada şunlara yer verildi:
Kendisiyle 2024 yılı Aralık ayı içinde yapılan görüşmelerde hayırsever iş insanı Sayın Soner ÇEKER, Trakya Üniversitesi Araştırma ve Uygulama Hastanesi Acil Servisi için bağışta bulunmak istediğini ifade etmiştir. O tarihte Acil Servis güçlendirme ihalesi tamamlanmış durumda olması nedeniyle, bağışçıya Rektörlüğümüz tarafından daha önce ivedilikli ihtiyaç olarak belirlenmiş olan Onkoloji Hastanesi Ek Bina yapımı önerisinde bulunulmuştur. Yapılan bu öneri de bağışçı tarafından kabul edilmiştir.
Bunun üzerine Sayın Soner ÇEKER, Onkoloji Hastanesi Ek Hizmet Binasının yapımı için 34.000.000 TL tutarında şartlı bağış yapmayı taahhüt etmiştir. Bağışçı tarafından, bağışın şartı olarak inşaatı üstlenecek firmanın kendisi tarafından belirlenmesi ve yapılacak ek binaya babası Hamdi ÇEKER‘in adının verilmesi teklif edilmiş, bu teklif Rektörlüğümüz tarafından uygun görülmüştür.
Teklif kapsamında bağışın şartlı olması nedeniyle, bağışın Üniversitemiz Vakfı’na yapılması gerekli görülmüştür. Bu doğrultuda, söz konusu şartlar çerçevesinde Trakya Üniversitesi Vakfı ile bağışçı arasında protokol düzenlenmiş ve bu kapsamda Rektörlüğümüz tarafından, mevcut Onkoloji Hastanesi yanındaki arsa, Onkoloji Hastanesi Ek Hizmet Binasının yapılması için tahsis edilmiştir.
Kararın ardından Üniversitemiz Yapı İşleri ve Teknik Daire Başkanlığı, söz konusu arsadaki deplase işlerini ve tüm proje çalışmalarını, bağışın yapım sürecinde kullanılabilirliğini azaltmamak amacıyla bedelsiz olarak tamamlamıştır. Bağış tutarı, inşaat sürecinde düzenlenen hakedişlere bağlı olarak peyderpey Trakya Üniversitesi Vakfı’na aktarılmış, hakedişlerin kontrolünün ardından ve bağışçının bilgisi ve izni dahilinde, sözleşme hükümleri çerçevesinde yükleniciye ödemeler gerçekleştirilmiştir.
Mart 2025’te başlayan yapım işi son derece hızlı bir şekilde tamamlanmış, Şubat 2026 itibarıyla tüm ödemeler gerçekleştirilmiş ve bina Üniversitemiz envanterine kaydedilerek şartlı bağış kapsamındaki yapım yükümlülüğü eksiksiz yerine getirilmiştir. Hayırsever iş insanı Sayın Soner ÇEKER’in Üniversitemize ve bölgemiz sağlık hizmetlerine sunduğu değerli katkıya teşekkür ederiz.
Bununla birlikte, modern bir hastane binasının hizmete açılabilmesi için yalnızca inşaatın tamamlanması yeterli değildir. Tıbbi cihazların temini ve kurulumu, hasta odaları ile idari alanların tefrişi, medikal gaz sistemleri, bilgi işlem ve dijital altyapı, güvenlik ve otomasyon sistemleri ile ilgili teknik ve idari süreçlerin tamamlanması gerekmektedir.
Bu doğrultuda, yükleniciye son ödemenin yapılmasının ardından binanın sağlık hizmetine hazır hâle getirilmesine yönelik çalışmalar başlatılmıştır. Tıbbi cihaz, donanım, mobilya ve diğer tefriş malzemelerinin teminine ilişkin ihale süreçleri devam etmekte olup, bu işlemlerin ve gerekli teknik testlerin tamamlanmasının ardından bina vatandaşlarımızın hizmetine açılacaktır.
Hiç kimsenin şüphesi olmasın ki, Trakya Üniversitesi olarak, Onkoloji Hastanesi Ek Hizmet Binasının ihtiyaç duyulan tüm donanımın en kısa sürede tamamlanması ve en kısa sürede halkımızın hizmetine sunulması hususunda, tüm imkânlarımız seferber edilmiş ve süreç yakinen ve en titiz bir şekilde yürütülmektedir.
Lise ve üniversite tercih döneminde gençlerin eğitim ve kariyerlerine ilişkin daha bilinçli kararlar verebilmelerini desteklemek amacıyla Danışman Bilgi Sistemi (DABİS), İŞKUR Mobil uygulaması üzerinden öğrenci ve velilerin erişimine açıldı.
LGS’ye giren yaklaşık 1 milyon ve YKS’ye giren yaklaşık 2.5 milyon olmak üzere toplamda 3.5 milyon genci ilgilendiren süreçte, veriye dayalı kariyer rehberliği hizmetlerinin daha geniş kitlelere ulaştırılması hedefleniyor. DABİS’in İŞKUR Mobil uygulamasına taşınmasıyla birlikte öğrenciler, veliler ve mezunlar mesleki alanlar ile üniversite bölümlerine ilişkin iş gücü piyasası göstergelerine doğrudan erişebilecek.
DABİS Tercih Döneminde Öğrencilerin Okul ve Bölüm Seçimine Katkı Sunuyor
İŞKUR İş ve Meslek Danışmanları ile Millî Eğitim Bakanlığı’na bağlı rehber öğretmenler aracılığıyla sunulan DABİS sayesinde kullanıcılar, mesleki alanlar ve üniversite bölümleri hakkında kapsamlı bilgi edinebilecek. Sistem, eğitim tercihlerini yalnızca mevcut eğitim seçenekleri üzerinden değil, mezuniyet sonrasında karşılaşılabilecek iş gücü piyasası koşulları dikkate alınarak değerlendirmeye imkân sağlayan güvenilir bir kariyer rehberliği altyapısı sunuyor. DABİS’in İŞKUR Mobil uygulaması üzerinden erişime açılmasıyla veriye dayalı kariyer rehberliği hizmetleri daha kapsayıcı ve erişilebilir hâle getirildi.
Mesleki alanlar ile ön lisans ve lisans programlarından mezun olan kişilerin eğitimden çalışma hayatına geçiş süreçlerini farklı yönleriyle ortaya koyan DABİS, kapsamlı bir kariyer bilgi sistemi niteliği taşıyor.
Sistemde; İş bulma süresi, ücret dağılımı, ortalama çalışılan işyeri sayısı, istihdam oranı, girişimcilik oranı, girişim yaşam süresi, akademide çalışma oranı, sektör bazında dağılım gibi mesleki alanı tercih edecekler için 14 gösterge, üniversite bölümü tercih edecekler için 15 gösterge yer alıyor.
Kullanıcılar sistem üzerinden farklı mesleki alanları, üniversiteleri ve bölümleri karşılaştırabiliyor; böylece tercih etmeyi düşündükleri alanlara ilişkin istihdam, ücret, iş bulma, kariyerde ilerleme ve girişimcilik görünümünü bütüncül biçimde inceleyebiliyor.
DABİS’te Yer Alan Farklı Birçok Gösterge, Mesleki Alanları ve Bölümleri Tanıma Fırsatı Sunuyor
DABİS’te sunulan göstergeler; Yükseköğretim Kurulundan (YÖK) ve Millî Eğitim Bakanlığından (MEB) alınan lise ve üniversite mezun bilgileri ile Sosyal Güvenlik Kurumundan (SGK) alınan 2010-2024 yılları arasındaki çalışan bilgilerinin anonimleştirilerek eşleştirilmesiyle oluşturulan mikro veri setlerinin analizine dayanıyor. Bu kapsamda farklı kurumlardan elde edilen eğitim, sosyal güvenlik ve istihdam verileri belirli metodolojik kurallar çerçevesinde bir araya getirilerek iş gücü piyasası göstergeleri oluşturuluyor.
Meslek lisesi ve yükseköğretim mezunlarına ilişkin göstergeler, mezunların yalnızca bir işe girip girmediğini değil, çalışma hayatındaki devamlılıklarını ve mesleki hareketliliklerini de ortaya koyuyor. Mesleki alan ve üniversite bölüm bazında hesaplanan istihdam oranı göstergesiyle mezunların güncel yıl içerisindeki istihdam oranları görülebilirken, mesleki alan bazındaki bölgesel istihdam oranı göstergesiyle de mezunların eğitim aldıkları ilde istihdam edilme durumları incelenebiliyor.
İlk iş bulma süresi de tercih sürecinde gençlerin en fazla merak ettiği başlıklardan biri olarak öne çıkıyor. DABİS’te mezunların ilk işlerine ne kadar sürede yerleştikleri ayrıntılı biçimde gösteriliyor. Bu kapsamda, mezuniyetten önceki altı ay içinde çalışmaya başlayanlar ile mezuniyet sonrasındaki ilk altı ayda, altı-on iki ay arasında ve on iki aydan daha uzun sürede iş bulanlar ayrı ayrı değerlendiriliyor. Böylece öğrenciler, tercih etmeyi planladıkları mesleki alan veya üniversite bölümünden mezun olan kişilerin çalışma hayatına ne kadar sürede geçiş yaptığını karşılaştırmalı olarak inceleyebiliyor.
Yükseköğretim mezunlarına ilişkin göstergeler üniversite ve bölüm bazında hesaplanıyor. Sistem, ön lisans ve lisans programlarından mezun olanların iş gücü piyasasındaki durumunu çok boyutlu olarak ortaya koyuyor.Üniversite mezunlarının girişimcilik durumu da sistemde ayrı bir gösterge olarak yer alıyor. Mezuniyetten önceki altı ay ile mezuniyet sonrasındaki çalışma yaşamında kendi girişimini kuran mezunların oranları bölüm ve üniversite bazında hesaplanıyor. Bunun yanı sıra mezunların kariyerleri boyunca kaç farklı iş yerinde çalıştıkları ve girdikleri bir işte ortalama ne kadar süre kaldıkları da kullanıcıların incelemesine sunuluyor.
DABİS üzerinden üniversite mezunlarının bir işten ayrıldıktan sonra yeni bir işe geçiş süreleri, kurdukları girişimlerin faaliyetlerini ne kadar süre devam ettirdiği, çalıştıkları sektörler ve işletme büyüklükleri de incelenebiliyor. Böylece bir bölümün mezunlarının yalnızca işe girme oranı değil, çalışma hayatında hangi sektörlerde ve hangi ölçeklerdeki işletmelerde yoğunlaştığı da görülebiliyor.
Mezuniyet Sonrası Çalışma Hayatına İlişkin Bir Öngörü Sağlıyor
DABİS, gençlerin yerine tercih yapan bir sistem olma özelliği taşımıyor. Sistemde yer alan göstergeler tek başına kesin bir iş veya ücret garantisi sunmuyor. Geçmiş dönemlerde mezun olan kişilere ait toplulaştırılmış veriler üzerinden genel bir iş gücü piyasası görünümü sunan sistem, ekonomik koşulların, bireysel yetkinliklerin, yabancı dil bilgisinin, iş deneyiminin, yaşanılan bölgenin ve kişisel tercihlerin mezuniyet sonrasındaki kariyer sonuçlarını etkileyebileceği gerçeğini de göz önünde bulunduruyor.
DABİS, öğrencilerin yalnızca “Hangi bölümü kazanabilirim?” sorusuna değil, “Bu alandan mezun olduğumda beni nasıl bir çalışma hayatı bekleyebilir?” sorusuna da cevap bulmalarına katkı sağlıyor. Kullanıcılar, tercih etmeyi düşündükleri mesleki alan veya üniversite bölümüne ilişkin mezunların iş bulma sürelerini, çalışma devamlılıklarını, ücret dağılımlarını, girişimcilik eğilimlerini ve yoğun olarak çalıştıkları sektörleri karşılaştırabiliyor. Böylece eğitim tercihleri daha fazla veriye dayalı ve daha bilinçli şekilde yapılabiliyor.
Dijital hizmetlerin yanı sıra yüz yüze kariyer danışmanlığı hizmetleri de kesintisiz şekilde devam ediyor. İŞKUR İl Müdürlükleri ve Hizmet Merkezlerinde görev yapan İş ve Meslek Danışmanları, tercih döneminde öğrencilere ve velilere bireysel kariyer danışmanlığı hizmeti sunmayı sürdürüyor.
2020 yılından bu yana Cumhurbaşkanlığı koordinasyonunda uygulanan DABİS platformu, 2025 yılı Temmuz ayında İŞKUR’a devredildi. Devir sürecinin ardından sistem, 81 ilde görev yapan İŞKUR İş ve Meslek Danışmanları ile Millî Eğitim Bakanlığına bağlı rehber öğretmenler tarafından aktif olarak kullanılmaya devam ediyor.İŞKUR Mobil uygulamasıyla birlikte bu hizmet artık yalnızca danışmanlar ve rehber öğretmenler aracılığıyla değil, öğrenciler, veliler ve mezunlar tarafından da doğrudan erişilebilir hâle geldi.
DABİS ile veriye dayalı kariyer rehberliği hizmetlerinin daha geniş kitlelere ulaştırılması, tercih süreçlerinde doğru ve güvenilir bilgiye erişimin artırılması ve gençlerin eğitim ile çalışma hayatına ilişkin kararlarını iş gücü piyasası verileri ışığında desteklemeleri amaçlanıyor.
Peki Öğrenci ve Veliler Sisteme Nasıl Erişebilecek?
Kullanıcıların sisteme erişim için öncelikle IOS ve Android marketlerden İŞKUR Mobil uygulamasını indirmeleri ve profil oluşturduktan sonra Danışman Bilgi Sistemi’ne girerek mesleki alanlar için Ortaöğretim, üniversite bölümleri için Yükseköğretim sekmelerini seçmeleri gerekiyor.