BEKLENECEK

İran – Amerika sürtüşmesi devam etmektedir. Her iki tarafta görüşüp duruyor. Bu görüşmeler daha fazla zaman kazanmak için. Amerika en güçlü iki uçak gemisini ve diğer başka savaş gemilerini Basra körfezine gönderdi. O bölgeye 50 bin asker yığdı. İran’da boş durmuyor, savaş için hazırlıklar yapıyor.

Her iki tarafta birbirlerine gövde gösterisi yapıyorlar. ABD’nin amacı petrol, İran’ın amacı Molla rejiminin devamı, uranyumu zenginleştirip atom bombası yapmak. ABD’nin amacı İran’ın uranyum tesislerini kullanılmaz hale getirmek, atom bombası yapmasını engellemek ve Molla rejimini bitirmek.

İran atom bombası yaparsa ne olur; Ortadoğu’nun ağası olur. Mollalar her türlü çılgınlığı yapmaya kalkar, bunun sonu da Ortadoğu savaşı olur.

Ortadoğu zaten Gazze, Suriye, Irak savaşı yüzünden yeteri kadar sarsıldı, bir de İran yüzünden sarsılırsa bu sarsılmayı ne kadar kaldırabilir? Bu sarsıntı daha ötelere gitmez mi? Peki ABD bunu niçin yapıyor, amacı ne? Bir tek amacı var PETROL.

ABD de petrol kalmamıştır, amaç İran petrolleri üzerinde hegemonya kurmaktır. Bu sürtüşmeler petrol yüzünden oluyor. Yoksa İran’ın düzeni Molla düzeni imiş, ABD’nin ilgilendiği İran atom bombası yaparsa meselesi değil, mesele petrol meselesi. Göreceğiz bu konu nereye kadar gider?

Eğer bir savaş çıkarsa, İran Basra körfezini gemi trafiğine kapatırsa, İran’dan petrol alan devletler zor durumda kalır. Çin, Japonya, daha başkaları İran petrolü kullanıyor. Türkiye açısından İran’dan bizde petrol alıyoruz, doğal gazımızın bir kısmı İran’dan geliyor. Türkiye NATO ülkesi bir ülke, Adana’da İncirlik hava alanı NATO üssü. Bir savaş anında İncirlik’ten kalkan ABD uçağı İranı bombalarsa, İran’da buna karşılık verirse, Türkiye’nin başı derde girer.

İranla asırlar boyu bir dostluk ilişkimiz var. Askeri yönden, İran ABD ile başa çıkamaz. Bu işe Rusya’da ne kadar karışır bilmek zor. Konu çok bilinmeyenli denklem oluyor?

İran atom bombası yaparsa, peki ama İsrail’in elinde atom bombası var, Pakistan’ın elinde atom bombası var, Hindistan’ın elinde atom bombası var, Türkiye’de de NATO nezdinde atom bombası var. ABD niye bu ülkeler ile uğraşmıyor da İran’la uğraşıyor? Amaç, ABD’nin arka bahçesi olan İsrail’i korumak. Çünkü İsrail Ortadoğu’da ABD’nin arka bahçesi, piyonu, ondan sonraki petrol, yoksa ABD Molla rejimi ile fazla ilgilenmiyor. Mollaların amacı ise İsrail düşmanlığı. Molla rejiminden Türkiye çok rahatsız. Çünkü seksenli yıllarda Türkiye’ye radikalizmi sokan mollalardır. Türban, karaçarşaf modası bu zamanlarda başlamıştır.

İran-ABD arasında çatışma olursa Türkiye’nin durumu ne olur? Türkiye ABD’nin, NATO’nun müttefikidir. ABD’den yana olursa İran karşısında zor duruma düşer, İran’dan yana olursa ABD’nin karşısında zor duruma düşer. Öyle bir durumki iki ucu kakalı değnek, hangi tarafsan tutsan elin batacak.  Öyleki bütün mesele elini batırmadan değneği tutmak. Bu da diplomasi hüneri gerektirir.

Sadece bu kadar mı, savaş olursa İran’ın sivil halkı Türkiye dahil komşu ülkelere sığınacak. Irak, Suriye mültecileri yüzünden az çekmedik, şimdi birde İran mültecilerinle uğraşacağız. Başka yerlerden parasal yardım görsek de bu konu Türkiye için büyük sorun olacak. Her halde buda komşu olmanın rizikosu.

Şöyle düşünüyorum, Türkiye olarak biz bu durumlara düşsek hangi ülkeler bize el uzatır?

İran askeri gücü ABD askeri gücüyle baş edemez, kabadayılıkta adettir; bükemediğin eli öpeceksin. İran Molla rejiminin devamını istiyorsa ABD ile anlaşmaya varmalıdır. Aksi Mollaların sonu olur. Göreceğiz daha ne kadar BEKLENECEK….

KIYMET

Kıymet, kıymetli, nedir?
“Mülk mü,” “Para mı,”
Yoksa “Nasip” mi?
“Nasip,” yoksa…
Kıymeti, ne yaparsın?
“Nasip,” varsa…
Kıymeti , ne yaparsın?..
———————————-
Kuran’ı Kerim. Sure 13/ayet 27:
Kâfir olanlar diyorlar ki: “Ona rabbinden bir mucize indirilmeli değil miydi?” De ki: “Kuşkusuz Allah dilediğini saptırır, kendisine yöneleni de hidayete erdirir.

Aramızdan ayrılanlar

SEMAHAT MELİN VEFAT ETTİ

Ziraat Bankası eski çalışanlarından merhum Bahattin Melin’in eşi, Şemsi Melin, Serhat Melin, Zeycan Yüceler ve Serap Serçe’nin anneleri Kaleiçi semti sakinlerinden Semahat Melin 93 yaşında vefat etti. Merhume; dün Eski Camide öğle namazını takiben kılınan cenaze namazının ardından Yeniimaret Mezarlığında toprağa verildi.

SABİHA SARI VEFAT ETTİ

Merhum Celal Sarı’nın eşi, Tuğba Acar’ın annesi, Oğuzhan Acar’ın kayınvalidesi, Rüzgar Acar’ın anneannesi Sabiha Sarı 75 yaşında vefat etti. Merhume; dün Lala Şahin Paşa Camisinde öğle namazını takiben kılınan cenaze namazının ardın Yeni Şehir Mezarlığında toprağa verildi.

HACI MEHMET YORULMAZ VEFAT ETTİ

Kemal Köy sakinlerinden DSİ’den emekli Hacı Mehmet Yorulmaz 84 yaşında vefat etti. Memnune Yorulmaz’ın eşi, Nursel Yorulmaz ve Gürsel Ergüven’in babaları, Nedim Ergüven’in kayınpederi, Elif Çelenk ve Murat Ergüven’in dedeleri olan merhum; dün Yavuz Sultan Selim Camisinde öğle namazını takiben kılınan cenaze namazının ardından Bademlik Mezarlığında toprağa verildi.

MEHMET MERDİN VEFAT ETTİ

Muratçalı Köyü sakinlerinden Mehmet Merdin 74 yaşında vefat etti. Merhum Rahime Merdin’in eşi, Feridun Merdin ve Şirin Bozdoğan’ın babaları, Sudenur Merdin ve Ayşenur Merdin’in dedeleri olan merhum; Mevlana Camisinde ikindi namazını takiben kılınan cenaze namazının ardından Muratçalı Köy Mezarlığında toprağa verildi.

2 bin 530 hayal ‘gerçek’ oldu!

Olgay GÜLER
Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, Toplu Konut İdaresi (TOKİ) tarafından Edirne’de yapılacak 2 bin 530 sosyal konutun kura çekimine katıldı.


Bakan Kurum, TOKİ’nin tarafından yapılacak 2 bin 530 yeni konut için gerçekleştirilecek kura törenine katılmak üzere Edirne’ye geldi. Tören öncesi ilk olarak Selimiye Camisi’ni ziyaret eden Bakan Kurum, Cuma namazını burada kıldı. Edirne Valisi Yunus Sezer, AK Parti Edirne Milletvekili Fatma Aksal ve Edirne Belediye Başkanı Filiz Gencan’ın da eşlik ettiği Bakan Kurum, daha sonra Selimiye meydanında, restorasyonu biten Havlucular Hanı’na geçerek incelemelerde bulundu. Mimar Sinan Spor Salonu’nda gerçekleştirilen kura çekimine gelen Bakan Kurum’a burada protokolün yanı sıra TOKİ Başkanı Levent Sungur ve bakan yardımcıları da eşlik etti.


‘EDİRNE’YE ÇEYREK ASIRDA 43 MİLYAR LİRALIK YATIRIM YAPTIK’
Bakan Kurum, buradaki konuşmasında 500 bin sosyal konut seferberliğinin Edirne ayağında, 2 bin 530 yeni yuvanın kura heyecanını yaşadıklarını belirterek, “Şunu tüm kalbimle söylüyorum. “Bu güzel şehir için ne yapsak az.” Çünkü burası, tarihiyle, tarımıyla, ticaretiyle Türkiye’nin geleceğidir, Türk milletinin gözbebeğidir. İstiyoruz ki Edirne’miz, şanına yakışır bir şehir olsun; istikbale güvenle yürüsün. Hamdolsun bu dileğimizi de sözde bırakmıyoruz. Bugün Edirne’nin hangi mahallesine baksanız konuttan altyapıya, çevreden ulaşıma, sosyal donatılardan yeşil alanlara kadar yükselen bir eserimizi görürsünüz. TOKİ’miz eliyle yaptığımız konutları, çocuklarımızın neşeyle gittiği okulları, büyüklerimizin huzurla namaza durduğu camileri, esnafımızın “Bismillah” diyerek açtığı dükkânları görürsünüz. Çünkü biz, Edirne’mize çeyrek asırda 43 milyar liralık yatırım yaptık. Bununla birlikte 27 milyar liralık yatırımımıza da devam ediyoruz” dedi.


‘SELİMİYE’NİN İHTİŞAMINI HER SANTİMİNE YANSITTIK’
Edirne’ye 8 bin 597 konutu eğitimi, sağlık ve sosyal donatılarıyla birlikte şehre kazandırdıklarını belirten Bakan Kurum, “Bugün de yenilerini eklemek için kolları sıvıyoruz. Hamdolsun bu şehre neler yaptık neler, inanın saymakla bitmez. Şöyle hepinizin, her gün gördüğünüz, içerisinden geçtiğiniz bir kaç projemizi anlatmak isterim. “Sular Kenti Edirne” deki, ‘3 Nehir 1 Şehir’ projemizle; yerli ve yabancı binlerce turist için cazibe merkezi haline getirdiğimiz devasa bir alanı şehrimize kazandırdık. Meriç Nehri kenarında yürüyüş ve bisiklet yolları, kano alanları, kıraathaneler, kütüphaneler ve sosyal alanlara kadar; 7 gün 24 saat hizmet verebilen birçok hizmeti sizlere sunduk. 600 bin metrekarelik alana sahip bu projemizle beraber; Selimiye camiimizin meydan ve çevresindeki alanı da yeniden ihya ettik. Selimiye camimizin silüetini koruyan, yeşil alanlarıyla, aydınlatmasıyla, zemin düzenlemeleriyle; uzun yıllardır atıl durumda olan bu bölgeyi yaya odaklı, modern ve ferah bir görünüme kavuşturduk. Selimiye Camii’nin ihtişamını hamdolsun projemizin her santimine yansıttık. Yine Edirne deyince akla gelen ilk yerlerden olan Saraçlar Caddemizi de unutmadık. Burada da eser siyasetinin mührünü caddemizin her yerine nakşeden sokak sağlıklaştırma çalışmamızı yaptık; caddemizi ışıl ışıl, capcanlı bir görünüme kavuşturduk. Tarihi tescilli binalarımızı aslına uygun restore ederek o eserlerimizin güzelliğini gün yüzüne çıkardık” diye konuştu.


‘HAK SAHİPLERİNİN EVLERİNDE ÇAYLARINI İÇECEĞİZ’
Kurum, 81 ilin tamamında eser inşa ediyoruz ettiklerini, Edirne’de de atacakları her adımı ince ince hesapladıklarını dile getirerek, “Koca Sinan’ın “ustalık eserim” dediği Selimiye Camiine hürmeten; her adımda medeniyet değerlerimizden ilham alıyoruz. Medeniyet değerlerimiz bize bir şey daha söylüyor. “Devlet kimsesizlerin kimsesidir, sessizlerin sesidir.” İşte bu şuurla; bu ülkedeki tüm dar gelirli kardeşlerimiz ev sahibi olsun diye 500 Bin Sosyal Konut Projesini başlattık. Yüzyılın Konut Projesi kura çekimine 29 Aralık’ta Adıyaman’da bismillah dedik, hayırlı işlerde acele edilir anlayışıyla bugüne kadar 72 ilde 314 bin 496 hak sahibi kardeşimizi belirledik. Bugün de Edirne’mizde 2 bin 530 konutumuz için kuralarımızı çekiyoruz. Şimdi ben şöyle sıradan sayayım; bu konutlarımızın 1.000’ini Edirne merkezde yapacağız, 100’ünü Enez’de, 90’ını Havsa’da, 200’ünü İpsala’da, 450’sini Keşan’da, 80’ini Lalapaşa’da, 100’ünü Meriç’te, 60’ını Subaşın’da, 100’ünü Süloğlu’nda ve 350’sini ise Uzunköprü’de inşa edeceğiz. Allah’ın izniyle çıktığımız bu hayırlı yolda hiçbir vatandaşımızı geride bırakmayacağız. Bugün kuralarını çektiğimiz yuvaları bitirecek, hak sahibi kardeşlerimizin evlerine misafir olacak, çaylarını içeceğiz” şeklinde konuştu.


‘KENTSEL DÖNÜŞÜMDE 2 MİLYONDAN FAZLA KONUTU DÖNÜŞTÜRDÜK’
Asrın felaketi olarak kabul edilen Kahramanmaraş merkezli depremlerde 50 binden fazla canın kaybedildiğini hatırlatan Bakan Kurum, “Bu acı tablo karşısında asla karamsarlığa kapılmadık, “Asrın İnşa” sürecini başlattık. 200 bin mimarımızla, mühendisimizle, işçimizle; gece gündüz demeden afetzede kardeşlerimizi bir an önce sıcak yuvalarına kavuşturmak için 7 gün 24 saat çalıştık. 11 ilimiz de eş zamanlı çalışarak, bir Avrupa ülkesi büyüklüğündeki alanı yeniden inşa ettik; 455 bin yuvamızı 2 yıl gibi kısa sürede depremzede kardeşlerimize armağan ettik. Ve son kapanışta şunu söyledik; ‘Asrın İnşası, Türkiye’nin başarısıdır, asrın inşası Türkiye’nin yüzakıdır.’ Sadece afet sonrası değil, afete hazırlık kapsamında da sağlam adımlar atıyoruz. Kentsel dönüşümle bugüne kadar 2 milyondan fazla konutu dönüştürdük. Her iki dönüşümden birini İstanbul’da yapıyoruz. Çünkü biliyoruz ki, olası bir İstanbul depremi, bir milli güvenlik sorunudur ve yegâne çözüm yolu kentsel dönüşümdür. Bu anlayışla bugüne kadar İstanbul’umuzda tam 924 bin yuvamızı dönüştürdük. 300 bin bağımsız bölümün yapımına ise hızla devam ediyoruz. Burada tabi belediyelerimizin elini taşın altına koyması, vatandaşımızın dönüşümü istemesi hayati derecede önemli. Biz dönüşümü teşvik edecek her adımı atıyoruz” ifadelerini kullandı.


‘DEVLETİMİZLE ONUR DUYUYORUZ, MİLLETİMİZLE GURUR DUYUYORUZ’
Şehirleri kâğıt üzerinde anlatanlardan değil, sahada kuranlardan olduklarını da belirten Kurum, “Bizim en büyük şahidimiz 11 ilimizdir, güzel Edirne’mizdir. Biz “bu devlet bu enkazın altında kalır” diyenlerden olmadık; “devlet gibi devlet nasıl olur, milletine sadık devlet nasıl olur” onu gösterenlerden olduk. Biz “milletin sevincini gölgeleyenlerden” olmadık; biz, milletin çatısını kuranlardan, o çatı altında milletiyle beraber gölgeleyenlerden olduk. Ve son olarak biz, “devletin başarısına kara çalanlardan” olmadık; tam aksine biz, “milleti sıcak yuvasına kavuşturan alnı ak adamlardan” olduk. Devletimizle onur duyuyoruz; milletimizle gurur duyuyoruz. Milletimiz müsterih olsun; onlar ne yaparsa yapsın, biz aziz milletimizin çizdiği istikametten bir milim bile sapmayacağız. Bu milletin yarınları için gece gündüz demeden çalışmaya, 81 ilimizin her yerinde Sinan’ın izinde yürümeye, bu ülkenin her ilçesinde, her mahallesinde var olmaya devam edeceğiz” dedi.


‘ŞEHRİMİZİN İHYASI ADINA HEYECAN DUYUYORUZ’
Edirne Valisi Yunus Sezer de, kentte yapılan hizmetlerden dolayı Bakan Kurum’a teşekkür ederek, “Sayın bakanım; burada ne yapılırsa yapılsın insanlarımızın kalbinde çok güzel ve müstesna bir yer olacaktır. Ben şehrim adına da sizlere teşekkür ediyorum. Hem bugüne kadar deprem bölgesinde bu kadar maliyetli, yüz milyar doları aşan bir deprem kalemlerinin olduğu bir yerde Edirne’yle ilgili hangi projeyle kapınızı çalsak burada milletvekillerimiz beraber geldik, hiçbir zaman geri bizi çevirmediniz. Millet Bahçesi bitti, Selimiye’nin arka tarafı bitti, konaklarımız hızlı bir şekilde devam ediyor. Bugün sizlerin destekleriyle, cumhurbaşkanımızın destekleriyle 500’e yakın bir restorasyon çalışması devam ediyor ve bugün bile birçok talimat verdiniz. İnşallah şehrimizin ihyası adına biz heyecan duyuyoruz. Bugün burada bu çekilişe katılan hemşerilerimize de inşallah 2530 kişi buradan yararlanacak ama yararlanamayanlar da devam edecektir. Ben hayırlı olsun dileklerimizi iletiyorum” diye konuştu.


KURA ÇEKİMİ YAPILDI
Konuşmaların ardından Bakan Kurum ve protokol üyeleri, yapılan duanın ardından sahnede sosyal konutların çekilişini gerçekleştirdi. Kura çekiminde isimlerinin sadece baş harfi açıklanan kazananların, noter onayının ardından TOKİ’nin resmi sayfasında duyurulacağı belirtildi.


Bakan Kurum kura çekilişinden sonra Söğütlük Millet Bahçesi’ni gezen Bakan Kurum, ardından Edirne Valiliği’ni ziyaret etti.

‘Size inat ölmeyeceğiz!’

Edirne Emekliler Derneği tarafından Edirne Belediyesi işbirliğiyle 22 Şubat 2026 Pazar günü ülke genelinde açlık sınırının altında yaşamaya çalışan emeklilerin sorunlarının masaya yatırılması amacıyla ilk kez gerçekleştirilen, ‘Emekli Çalıştayı’nın sonuç bildirgesi yayınlandı.

Edirne Emekliler Derneği’nden “Emekliler Manifestosu” ile birlikte paylaşılan sonuç bildirgesinde “Demokrasi olmadan emeklilerin sorunlarının çözülemeyeceği, tam demokrasi için birleşik mücadele etmek gerektiği, bu süreçte herkesin bir gün emekli olacağı düşünüldüğünde, emeklilerin sorunlarının çözümünü her yerde dile getirileceği ve bu konuda hep birlikte mücadeleye destek olunacağı ortak düşünce olarak belirlenmiştir” denilerek talep ve öneriler şöyle sıralandı:

TALEPLER VE ÖNERİLER

Çalışanlara verilen seyyanen zam, güncel haliyle düzenlenerek biz emeklilere de verilmelidir.  İntibak yasası yeniden güncellenerek haklarımız geriye dönük olarak faizi ile birlikte ödenmelidir. (Aynı yıl aynı prim ödeyen ancak farkı yıllarda emekli olanlar arasında ciddi farklar var.)

3600 ek göstergedeki haksızlıklardan emeklilerimizde mağdur olmuştur, giderilmelidir.   Muayene ve ilaç katkı payları kaldırılmalıdır.  Sağlık giderleri ayrıcalıksız ödenmelidir. En düşük emekli aylığı asgari ücrete eşitlenmeli, taban maaş uygulaması kaldırılmalıdır.  (Daha önce asgari ücretin üstündeydi 

Yılda iki kez ödenen bayram ikramiyeleri en az asgari ücret düzeyinde olmalıdır.  Yapılan zamlar tüm emekli kesimine aynı oranda yansıtılarak ödenmelidir.  İşçi ve kamu çalışanlarına verilen sendika ve toplu sözleşme hakkı Emeklilere de verilmelidir. Aylık bağlama oranlarının en az %70 e yükseltilmesini istiyoruz. Emekli bağlanma oranları %40 lara gerilediği için kimse Emekli olmak istemiyor.

Ayrıca emekli olduktan kısa bir süre sonra hayatını kaybeden emeklinin eşine  %40 ın %75 bağlanıyor, çocuk varsa bu oran %50 eşe ,%25 çocuğa olarak uygulanmaktadır. Bu oranlar gözden geçirilmeli dul ve yetimlerin aylıkları insanca yaşayacak düzeyde olmalıdır.

En büyük kitle olan emeklilerin banka promosyonlarında en düşükten faydalandığı(bireysel yapıldığı için)Banka promosyonların dan en yüksek oranda faydalanması için hükümetin çözüm üretmesi gerekir. Genelde çözüm üretilemiyorsa yerelde emeklilere bir nebze ilaç olacak bankalarla promosyon görüşmelerine başlanması ve belli kurumlardan indirim için görüşmelerin yapılması.

Tek adam rejimini sandıkla değiştirmeden Demokrasinin sağlanamayacağını ve demokrasi olmadan emeklilerin sorunlarının çözülemeyeceği, tam demokrasi için birleşik mücadele etmek gerektiği.

Sendika hakkı için mücadele edilmesi gerektiği, bir sonraki çalıştayın, emeklilerin en büyük sorunlarından biri olan sağlık konusunda olması gerektiği, belediyenin 65 yaş üstü ücretsiz ulaşım konusunda destek olması,Belediye olarak Emeklilerin sosyal yaşamlarını yürütecekleri sosyal alanların çoğaltılması gerekmektedir.

65 yaş üstü Emeklilerin ulaşımı ücretsiz kullanımı dile getirilip rencide edilmelerinin önüne geçilmesi, üniversitelilerle, Emeklilerin sorunlarının aynı olduğu ve birleşik mücadele edilmesi gerektiği,

Siyasi parti temsilcileri konuşmacı değil dinleyici olmalı ve sorunların çözüm yollarını bulmak için çalışmalıyız.

Sorunların çözümünde hepimize görev düştüğünü, sadece yasama, sadece parti çalışmalarının sorunları çözemeyeceğini, tüm vatandaşlarımızın sistemi değiştirme konusunda görev almasını, partilerini zorlayarak sistemin değişmesine katkı sağlamaları gerektiği.Partilerin çözüm yolları gerçekçi olmalıdır.”

EMEKLİLER MANİFESTOSU

“Bu manifesto bir rica değil, hesap sormaktır.

Çünkü biz, Atatürk’ümüzün: ‘Dinlenmemek üzere yola çıkanlar asla ve asla yorulmazlar’ dediği, 70 li 80 li yılların gençleri, bugünün de ‘Demokrasi mücadelesinden emekli olunmaz’ diyen, çalışırken de emekliyken de ‘çağdaş insan örgütlü insandır’ diyen, Türkiye genelinde 16 milyon,Edirne genelinde 117 bin emekliyiz.

Biz bu ülkenin yükü değiliz. Gençliğimizde bu ülkenin çarklarını döndürdük. Yıllarca çalıştık. Ürettik. Vergi ödedik. Ve sonunda emekli olmaya hak kazandık. Bu hakkı; Gençliğimizi vererek, sağlığımızı kaybederek, boğazımızdan kısarak kazandık.

Kimse bize bütçe masalı anlatmasın. Bütçe emeği yok sayarak yapılmaz. Kimse bizi bu ülkenin sırtında yük ilan etmesin. Yük arıyorsanız yanlış yerde arıyorsunuz. Yükün sorumlusu bizler değiliz.

Bugün yaşadığımız adaletsizliğin adı nettir. 2008 yılında çıkarılan yasadır. Bu yasa emekliyi yoksulluğa mahkûm etme belgesidir.

Buradan soruyoruz bu yasayı iptal etmeye cesaretiniz var mı? Yoksa bedelini ömrümüzle ödediğimiz bu düzeni savunmaya devam mı edeceksiniz?

EYT yi bahane etmeyin.  Sorun EYT değil, sorun sistemin kendisidir. 6 ayda bir belirlenen sefalet maaşlarla  yaşamaya zorlanıyoruz.

Bu bir düzenleme değil, Bu bir yıpratma politikasıdır. Seçim zamanı hatırlanan, seçim bitince unutulan bir kitle olmayacağız. Biz sadaka istemiyoruz, biz müjde beklemiyoruz, Biz alkışlanmak da istemiyoruz. Biz hakkımızı istiyoruz.

‘İtibardan tasarruf olmaz’ diyorsanız. İtibar, emekliyi yaşatmakla başlar. Sosyal Güvenlik Kurumu’na yapılan her yama sorunu büyütüyor. Adaletli bir sistem istiyoruz. Bugün değilse ne zaman? Biz bu hayattan çekildikten sonra mı? İnadına çok yaşayacağız, size inat ölmeyeceğiz.

Buradan açıkça söylüyoruz: Emeklilik bir lütuf değil, Bedeli ödenmiş bir haktır. Ama siz, hayatlarımızı masa başı hesaplara kurban ettiniz. Haklarımızı kanun değişiklikleri ile parça parça aldınız, 657 sayılı yasayı yok sayarak seyyanen zamlarımızı vermediniz.

Biz meydanlara çıktık, yürüdük susmadık. Sendika olmaz dediniz, Derneklerde birleşerek geldik. Şimdi buradayız  Daha örgütlü, daha bilinçli, daha kararlıyız. Çok şey mi istiyoruz?

Adil adaletli bir düzende, çocuklarının torunlarının geleceğinden kaygılanmayan, her türlü şiddetten uzak, güvenli olarak, yaşam alanlarımızla, doğamızla, çevremizle geçim derdi düşünmeden insanca yaşamak istiyoruz.

75-80 yaşında çalışmak zorunda kalan emeklimiz, inşaattan düşüp ya da fabrikalarda yanarak ölmesin. Biz kimsenin hakkına göz dikmedik, kısa yoldan zengin olmayı hayal etmedik. Bir tas çorbayı, bir onurlu yaşamı, başkasına muhtaç olmadan ayakta kalmayı yeterli gördük.

Bu bir çağrıdır. Bu bir son hatırlatmadır. Herkesin hak ettiğini almasını istiyoruz. Çünkü bu sosyal devlet olmanın en temel şartıdır.

Emekliler bu ülkenin sırtında yük değil bel kemiğidir. Ve istiyoruz ki bu bel kemiği kırılmasın. Biz çocuklarımıza, torunlarımıza onurlu bir gelecek bırakmak için mücadele ediyoruz. Ya siz?”

….

‘Raporda gizlenmiş niyetler!’

İYİ Parti Edirne İl Başkanı H.Hakan Şahin, TBMM Komisyonu’nca hazırlanan 60 sayfalık  raporun incelenmesi halinde süslü cümlelerin ardında gizlenmeye çalışılan gerçeklerin daha kolay görüleceğini söyledi.

İYİ Parti İl Başkanı Şahin, “Süslü kelimeler ve ardına gizlenmiş niyetler“ başlığı altındaki yazılı açıklamasında, partilerin ülke menfaatleri yerine ‘oy hesabı’ yapmalarının  çok acı sonuçları olacağının altını çizerek şunlara yer verdi:

“Atatürkçülüğün temelinde pozitif bilim, dogmalardan uzak olma, fanatizme karşıtlık vardır.Eğer bu bakışla TBMM Komisyonu’nca hazırlanan 60 sayfalık  raporu incelersek süslü cümlelerin ardında gizlenmeye çalışılan gerçekleri daha kolay görürüz. Şimdi bir bakalım ne demişler komisyonda;

Syf.6.  ‘Türklerin, Kürtlerin ve Arapların’ ifadesi ve siyasal meşruiyet, toplumsal kabul ve demokratik kapasitenin güçlendirilmesi kelimeleri,

Syf.28 ‘Türk ve Kürt halkları ifadeleri’ (başka yerlerde de kullanılıyor) aleni Türkiye Cumhuriyeti’nin üniter yapısının ve ANAYASA 66’nın (Vatandaşlık tanımı) değişmesini hedefleyen ifadelerdir.

Md.7.3 ‘Hak ve özgürlüklerin genişletilmesi’ başlığı ANAYASA 42’nin (Eğitim dilinin Türkçe olması) ’nin sulandırılmasını hedeflemektedir.

Md. 7.4 ‘Yerel Yönetimlerin daha demokratik hale getirilmesi’ cümlesi ANAYASA 127’nin değiştirilmesine yönelik ara hedeftir. Bir sonraki hedef federasyondur.

Md.6.2 Teröristlere ilişkin geçici düzenleme yapılması başlığı teröristlere af getirilmesini talep etmektedir. Suç işleyen teröristlerin teslim edilmesi ve yargılanması gündeme bile gelmemiştir.

Md.6.6. Süreçte görev alanlara ve komisyondakilere yasal güvence sağlanması.Doğru bir iş yaptığına inanan böyle bir güvence talep eder mi?Bu madde ile sürecin başından beri yapılan işlemlerin suç olduğu ve görevlilerin alanlarında suç işlediği itiraf edilmektedir.

Tarihe kara leke olarak geçecek bu rapor TBMM arşivine ‘ikna ve hazırlık komisyonu’ tarafından oy çoğunluğu ile sokulmuş, Ramazan Bayramı’na müteakip ikinci aşama olan komisyona katılan parti milletvekillerini ikna aşamasına geçileceği ilgililerce dillendirilmektedir.

Yapılması planlanan Anayasa maddeleri değişikliği için uygun zemin hazırlandıktan sonra Türk Milleti’nin bu konudaki fikrini sormaya gerek kalmayacaktır. Utanç verici nitelikteki milletvekili transferleri göz önündeyken maalesef kediye ciğeri teslim etmek zorunda bırakılacağız.

Sonuç olarak; partilerin ülke menfaatleri yerine ‘oy hesabı’ yapmalarının  çok acı sonuçları olacaktır. Siyasi görüşü ne olursa olsun Türk Milleti ve Vatansever Milletvekillerinin Anayasa değişikliğine asla izin vermemesine ve doğacak sonuçları topluma anlatmasına çok ciddi ihtiyaç vardır.

Milleti kurtaracak olan yine Millet’tir. Bedelsiz, emeksiz kazanım mümkün değildir. Ülke ve Milleti’ni seven herkes rahatının bozulmasını göze almalı, sorumluluk almaktan kaçınmamalıdır. Hiç unutmamak gerekir ki; Her millet, icraatına tahammül ettiği yönetimin mesuliyetine ortaktır.”

Beyaz Eşya Ömür Uzatma ve Bakım Önerileri

Beyaz eşyalar, ev ekonomisinin en büyük harcama kalemlerinden biri olduğu için bu cihazların ömrünü uzatmak hane bütçesi açısından oldukça kritiktir. Çoğu zaman kullanıcı hataları, yanlış kurulumlar veya küçük bakımların ihmal edilmesi nedeniyle buzdolabı, çamaşır makinesi gibi cihazlar beklenen ömründen çok daha önce arızalanabilir. Oysa basit birkaç alışkanlık, doğru ürün kullanımı ve periyodik teknik kontrollerle bu pahalı cihazları yıllarca sorunsuz, masrafsız ve ilk günkü verimiyle kullanmak mümkündür. Bilinçli kullanım çevreyi korurken bütçenize de can suyu olur.

Ani bir bozulma durumunda buzdolabı çamaşır makinesi tamiri konusunda uzmanlaşmış kıdemli teknisyenlerden destek almak en akılcı çözümdür. Buzdolabı arka panellerindeki tozların temizlenmesi, çamaşır makinesi kazanının kireçten arındırılması ve filtre temizliği gibi işlemler sadece arıza riskini düşürmekle kalmaz, aynı zamanda enerji sarfiyatını da optimize eder. Profesyonel servis ekipleri, orijinal parça garantisiyle yaptıkları onarımlar sayesinde cihazınızın fabrika değerlerinde çalışmasını sağlayarak performansı en üst seviyeye taşır.

Piyasada birçok beyaz eşya servisleri bulunsa da, kurumsal altyapıya sahip, müşteri yorumları olumlu ve şeffaf hizmet sunan yapıları tercih etmek olası mağduriyetlerin önüne geçer. Servis sonrası verilen detaylı teknik raporlar ve parça değişim garantileri, aldığınız hizmetin kalitesini gösterir. Yeni bir beyaz eşya almanın maliyeti günden güne artarken, mevcut cihazınıza profesyonelce bakmak ve doğru uzmanlarla çalışmak yapılabilecek en karlı yatırımdır. Beyaz eşyalarınıza gereken özeni göstererek hem bütçenizi hem de evinizdeki günlük düzeni uzun yıllar koruyabilir, cihazlarınızı güvenle kullanabilirsiniz.

Beyaz Eşya Arızalarında Doğru Müdahale

Ev hayatımızın gizli kahramanları olan beyaz eşyalar, günlük işlerimizi büyük ölçüde kolaylaştıran karmaşık mekanizmalardır. Buzdolabı, çamaşır makinesi ve bulaşık makinesi gibi cihazlar, sürekli çalışma prensibiyle tasarlandıklarından zamanla mekanik aşınmalar veya elektronik arızalar verebilirler. Bu tür durumlarla karşılaşıldığında, sorunun kaynağını doğru tespit etmek ve işin uzmanına danışmak, cihazın tamamen kullanılamaz hale gelmesini veya daha büyük güvenlik risklerini önleyen en kritik adımdır. Genellikle kullanıcılar basit arızaları kendi başlarına çözmeye çalışsa da, teknik donanım olmadan yapılan her işlem risk taşır.

Özellikle gece saatlerinde veya tatil günlerinde yaşanan ani arızalar için hızlı çözüm sunan bir 7/24 beyaz eşya tamircisi bulmak hayat kurtarıcı olabilir. Donanımlı araçları ve uzman teknisyenleriyle yerinde hizmet veren profesyoneller, arızanın boyutuna göre orijinal yedek parça kullanarak en kısa sürede onarım sürecini tamamlar. Yerinde tamir hizmeti, cihazın taşınma riskini ortadan kaldırdığı gibi hem zamandan hem de nakliye masraflarından büyük tasarruf sağlar. Uzman teknisyenler; motor arızalarından anakart değişimlerine kadar geniş bir yelpazede profesyonel hizmet sunarlar.

Hizmet kalitesinden emin olmak adına garantili beyaz eşya servisi sunan kurumsal yapıları tercih etmek her zaman en güvenli yoldur. Yapılan işlemlerin ve kullanılan parçaların garanti kapsamında olması, kullanıcıya uzun vadeli bir huzur ve ekonomik güvence verir. Unutulmamalıdır ki, bilinçsizce yapılan amatör müdahaleler cihazın anakartının yanmasına veya diğer sağlam parçaların da zarar görmesine yol açabilir. Cihazınızın ömrünü korumak ve evdeki konforunuzun kesintiye uğramaması için her zaman belgesi olan, deneyimli ve profesyonel hizmet sunan teknik ekipleri tercih etmelisiniz.

Blister Factory, Medikal Ambalajda Yeni Döneme Giriyor

Efe Ajans Etiket Matbaa’nın iştiraki olarak faaliyetlerini sürdüren Blister Factory, 2025 yılında 6.000 m²’lik yeni üretim tesisine taşınarak üretim kapasitesini ve operasyonel gücünü önemli ölçüde artırdı. Yeni tesis yatırımıyla birlikte şirket, plastik–vakum form–blister çözümlerindeki yetkinliğini büyütürken, özellikle medikal ambalaj alanında daha yüksek kalite standardı ve süreç disiplinine dayalı bir büyüme hedefi ortaya koydu.

Sağlık sektöründe ambalaj, yalnızca “paketleme” değil; ürün güvenliği, izlenebilirlik, hijyen ve raf ömrü gibi kritik unsurları doğrudan etkileyen bir kalite katmanı olarak değerlendiriliyor. Bu nedenle medikal ambalaj çözümleri; malzeme seçimi, form stabilitesi, üretim tekrarlanabilirliği ve kalite kontrol adımlarının tutarlılığı açısından çok daha hassas bir yaklaşım gerektiriyor. Blister Factory, yeni tesis altyapısıyla bu hassasiyeti merkeze alan bir üretim yaklaşımı benimsiyor.

Şirketin yeni dönemde medikal ambalaj odağında öne çıkan yaklaşımı; ürünün kullanım senaryosuna uygun koruma seviyesini sağlarken, taşımada ve depolamada deformasyon riskini azaltan, düzenli ve standardize bir form sunan ambalaj çözümleri geliştirmek. Vakum form ve blister tabanlı üretim kabiliyeti, medikal ürünlerin fiziksel korunmasını güçlendirirken; paket bütünlüğü ve düzenli sunum gibi unsurlarda da avantaj sağlıyor.

Blister Factory, 2025’te gerçekleşen tesis geçişiyle birlikte “numune–onay–seri üretim” akışını daha hızlı ve daha kontrollü kurgulayarak, medikal alanda ihtiyaç duyulan süreklilik ve standart yakalama hedefini destekliyor. Yeni üretim alanı; planlama, kalite kontrol ve üretim koordinasyonunu daha verimli hale getirirken, tekrar siparişlerde aynı ölçü, aynı form ve aynı üretim standardını korumaya yönelik süreçlerin güçlenmesine de katkı sağlıyor.

Özellikle sağlık ve medikal ürün gruplarında, tedarik zincirinin güvenilirliği kadar ambalajın tutarlılığı da önemli bir kriter haline geliyor. Bu noktada Blister Factory, medikal ambalaj projelerinde ürün boyutu, korunma ihtiyacı, sevkiyat koşulları ve kullanım kolaylığı gibi parametreleri birlikte değerlendirerek, markalara daha isabetli bir üretim planlaması sunmayı amaçlıyor. Böylece hem operasyonel hataların azaltılması hem de ürünün son kullanıcıya güvenli şekilde ulaşması hedefleniyor.

6.000 m²’lik yeni tesis yatırımıyla Blister Factory, medikal ambalaj alanında üretim kabiliyetlerini ölçeklemeyi ve sektörde kalıcı iş birlikleri kurmayı hedefliyor. Şirket, yeni dönemde daha yüksek kapasite, daha istikrarlı kalite standardı ve daha çevik üretim planlamasıyla sağlık sektörünün ambalaj ihtiyaçlarında güçlü bir çözüm ortağı olma yolunda ilerliyor.

Elektrik Motoru ve Hidrofor Sistemlerinde Doğru Çözüm

Su transferi, basınçlandırma ve sıvı yönetimi sistemlerinde kullanılan ekipmanların doğru seçilmesi, sistem performansı ve uzun ömür açısından kritik bir rol oynar.

Pompamarketim, geniş ürün yelpazesi ve uzmanlaşmış ürün kategorileri ile kullanıcıların ihtiyaç duyduğu ekipmanlara kolay erişim sağlayan güvenilir bir platformdur.

Özellikle elektrik motoru ve hidrofor sistemleri gibi temel bileşenler, hem bireysel hem de profesyonel uygulamalarda sistemin verimli çalışmasını sağlayan en önemli unsurlar arasında yer alır.

Pompamarketim ile Profesyonel Ekipman Seçimi

Pompamarketim su sistemleri ve pompa ekipmanları konusunda geniş ürün seçenekleri sunarak farklı sektörlerin ihtiyaçlarına hitap eder. Evsel kullanım, tarımsal sulama, ticari tesisler ve endüstriyel uygulamalar için uygun ürünleri bir araya getiren platform, kullanıcıların ihtiyaçlarına göre doğru ekipmanı seçmesini kolaylaştırır.

Platformda yer alan ürünler, farklı güç seçenekleri, kapasite değerleri ve kullanım alanlarına uygun şekilde kategorize edilir. Bu sayede kullanıcılar, hem teknik gereksinimlere hem de bütçelerine uygun çözümleri rahatlıkla değerlendirebilir. Özellikle sistem performansını doğrudan etkileyen elektrik motoru ve hidrofor sistemleri, doğru seçildiğinde uzun süre sorunsuz çalışma sağlar.

Elektrik Motoru Neden Önemlidir?

Pompa sistemlerinin çalışmasını sağlayan temel bileşenlerden biri elektrik motoru sistemleridir. Elektrik motoru mekanik enerji üreterek pompanın çalışmasını sağlar ve suyun transfer edilmesine imkan tanır. Bu nedenle elektrik motorunun gücü, verimliliği ve dayanıklılığı, sistemin genel performansını doğrudan etkiler.

Farklı uygulamalara göre değişen elektrik motoru seçenekleri bulunur. Düşük güçlü motorlar evsel uygulamalarda kullanılırken, yüksek güçlü motorlar endüstriyel sistemlerde tercih edilir. Elektrik motorunun doğru seçilmesi, hem enerji tasarrufu hem de sistem verimliliği açısından büyük önem taşır. Yanlış seçilen bir motor, gereğinden fazla enerji tüketebilir veya yeterli performans sağlayamayabilir.

Pompamarketim, farklı güç seviyelerine sahip elektrik motoru seçeneklerini kullanıcılarla buluşturarak her türlü uygulama için uygun çözümler sunar. Bu sayede kullanıcılar, ihtiyaçlarına uygun motoru seçerek sistemlerini güvenle çalıştırabilir.

Hidrofor Sistemleri ve Kullanım Avantajları

Su basıncının yetersiz olduğu durumlarda hidrofor sistemleri devreye girerek suyun sabit basınçta iletilmesini sağlar. Özellikle çok katlı binalar, iş yerleri, siteler ve sanayi tesislerinde hidrofor sistemleri vazgeçilmez bir çözüm sunar. Hidrofor sistemleri, suyun kullanım noktalarına dengeli ve kesintisiz şekilde ulaşmasını sağlar.

Hidrofor sistemlerinin en önemli avantajlarından biri, kullanım konforunu artırmasıdır. Düşük su basıncı sorununu ortadan kaldırarak duş, musluk ve diğer kullanım noktalarında sabit su akışı sağlar. Aynı zamanda sistemin ihtiyaç duyduğu basınca göre otomatik çalışarak enerji verimliliği sunar.

Pompamarketim, farklı kullanım alanlarına uygun hidrofor sistemlerini kullanıcılarla buluşturarak hem küçük ölçekli hem de büyük ölçekli uygulamalar için çözüm sunar. Bu sistemler, uzun ömürlü kullanım ve yüksek performans sağlayacak şekilde tasarlanmıştır.

Hidrofor Fiyatları Neye Göre Değişir?

Hidrofor fiyatları birçok teknik faktöre bağlı olarak değişiklik gösterir. Hidroforun motor gücü, kapasitesi, basınç seviyesi ve kullanım amacı gibi özellikler fiyat üzerinde doğrudan etkili olur. Küçük ev sistemleri için kullanılan hidrofor sistemleri genellikle daha düşük maliyetli olurken, büyük tesislerde kullanılan yüksek kapasiteli sistemlerin hidrofor fiyatları daha yüksek olabilir.

Ayrıca kullanılan malzeme kalitesi, motor gücü ve sistem teknolojisi de hidrofor fiyatları üzerinde belirleyici faktörler arasında yer alır. Uzun ömürlü ve yüksek performanslı sistemler, ilk yatırım maliyeti açısından farklılık gösterebilir ancak uzun vadede daha verimli kullanım sağlar.

Pompamarketim, farklı ihtiyaçlara uygun hidrofor seçeneklerini bir araya getirerek kullanıcıların hidrofor fiyatları açısından karşılaştırma yapabilmesine imkan tanır. Bu sayede kullanıcılar, hem teknik ihtiyaçlarına hem de bütçelerine uygun çözümleri kolayca değerlendirebilir.

Pompamarketim ile Güvenilir ve Verimli Sistemler

Su sistemlerinde kullanılan ekipmanların kaliteli ve doğru seçilmiş olması, sistemin sorunsuz çalışması açısından büyük önem taşır. Elektrik motoru ve hidrofor sistemleri, bu yapıların temel bileşenleri arasında yer alır. Bu nedenle doğru ürün seçimi, hem performans hem de enerji verimliliği açısından kritik bir rol oynar.

Pompamarketim, geniş ürün yelpazesi, farklı kapasite seçenekleri ve kullanıcı odaklı yaklaşımı ile su sistemleri alanında güvenilir bir çözüm sunar. Elektrik motoru ve hidrofor sistemleri başta olmak üzere farklı ekipman seçenekleri sayesinde kullanıcılar, ihtiyaçlarına uygun çözümleri kolayca bulabilir.

Bu kapsamlı ürün çeşitliliği ve profesyonel yaklaşım, Pompamarketim’i pompa ve su sistemleri alanında tercih edilen önemli platformlardan biri haline getirir.