“Başka gezegende yaşamak ister misin?” sorusunun cevabı, merak ve heyecanla, hele biraz da sorunun varsa, “Evet” olur. Olur da o zaman niye bu dünyada doğdun?.. Doğduğuna göre bir nedeni vardır. O nedeni anlayana kadar, önüne pek çok olumsuz, sapa yol çıkar. Ama çıplak doğmadın ki, donanımlı doğdun. Bu donanımlardan biri de, BEYİN. Düşünürsen, kendin için doğmadın. O zaman niye doğdun?.. Ya, iyilik için, ya, kötülük için mi doğdun?.. “BEYİN” niye verildi o zaman?.. Doğruyu, kötüyü ayır diye!..
Tercih senin. İşte o tercihi olumluya çevirecek şey, karşılaştığın her şeye “ŞÜKÜR” diyerek bakıp, doğruyu beyinle bulmak.
Kuran’ı Kerim. Sure 21/Ayet 35: Her fizik ölümü tadacaktır. Sizi bir imtihan olarak kötülük ve iyilikle deneyeceğiz. Hepiniz, sonunda bize döndürüleceksiniz. 21/11: Biz, kâfir olan nice memleket halkını kırıp geçirdik ve bunların helakinden sonra da, başkalarını kavim olarak yarattık.
Olgay GÜLER Edirne Valisi Yunus Sezer, kentte Ocak ayında 2.2 milyar TL değerinde uyuşturucu madde ele geçirildiğini belirterek, “Hem uyuşturucu yakalamaları noktasında, hem de gümrük kaçağı malzeme yakalama noktasında 2025 ocağına göre yüzde 89 oranında bir artışımız söz konusu” dedi. Vali Sezer, kentteki kolluk birimi ve kamu kurum ve kuruluş temsilcileriyle gerçekleştirilen ocak ayı asayiş ve güvenlik toplantısı sonrasında açıklamalarda bulundu. Vali Sezer, kentte 2025 yılının ocak ayına göre dolandırıcılık suçlarında yüzde 9 oranında azalma gerçekleştiğini belirterek, “Dolandırıcılık noktasında istediğimiz seviyede olmasa da yüzde 9 oranında, 2025 yılının ocak ayına göre azalma var. Toplamda 40 olay meydana gelmiş durumda. Bu noktada tekrar her toplantıda olduğu gibi yine vatandaşlarımızın özellikle alışveriş noktasında, dışarıdan emniyet birimleri, jandarma olarak arayanlara karşı dikkatli olmaları ve 112’yi aramaları sadece yeterli, sağlıklı bilgi almaları açısından. Motosikletlerle ilgili olarak ‘kullanım hırsızlığı’ dediğimiz bir konu var. Alıp başka bir yere götürme değil, kullanıp bir yerde bırakma üzerine. Fakat burada da vatandaşlarımızın motosikletleriyle ilgili olarak kişisel güvenliklerini almaları da önem arz ediyor” dedi.
‘2.2 MİLYAR LİRA DEĞERİNDE UYUŞTURUCU YAKALANDI’ Hakkında, kesinleşmiş hapis cezasıyla aranması bulunan hükümlülere yönelik de yakalama çalışmalarının sürdüğünü dile getiren Vali Sezer, “Bu noktada da ocak ayı içerisinde hapis cezasıyla aranan 142 kişi yakalanarak adli mercilere teslim edildi. Yine ocak ayı içerisinde narkotik suçlarla mücadele noktasında da yoğun bir çalışmamız devam etti. Bu çalışmada hem emniyetimiz, hem jandarmamız, hem de gümrüğümüz gerçekten de olağanüstü bir başarı ortaya koydular. Özellikle kokain yakalaması noktasında 240 kiloya yakın bir kokain yakalaması oldu. Daha hafta sonu 900 kiloya yakın bir esrar yakalaması gümrük tarafından yapıldı. Aynı zamanda cumartesi günü emniyet tarafından 240 kilogram yine esrar yakalaması oldu. Sadece ocak ayında kıymetli arkadaşlar 2.2 milyar TL nakdi değere sahip olan uyuşturucu yakalaması yapıldı. Bunlardan 235 kilogram esrar, 92 kilogram skunk, 223 kilogram kokain, 162 kilogram metamfetamin, 200 kadar sentetik ecza yakalandı. Şubat ayında da bu yakalamalar devam ediyor. Hem uyuşturucu yakalamaları noktasında, hem de gümrük kaçağı malzeme yakalama noktasında 2025 ocağına göre yüzde 89 oranında bir artışımız söz konusu” diye konuştu.
‘GÜMRÜKLERDE 24 SAAT ESASINA GÖRE ÇALIŞMA DEVAM EDİYOR’ Kentteki gümrük kapılarındaki araç ve yolcu giriş ve çıkış sayılarını da paylaşan Vali Sezer, “Geçen yılın aynı dönemine göre hemen hemen aynı rakamlardayız. Burada da TIR yoğunluğu noktasında bir artış söz konusu. Gümrüklerde Ocak ayı itibariyle 253 bin 128 araç geçişi oldu, 879 bin 826 da yolcu giriş ve çıkışları söz konusu. Burada da tedbirlerimizi aldık. Bütün arkadaşlarımız sahada 24 saat esasına göre çalışmalarına devam ediyorlar” şeklinde konuştu.
‘1500 METREKÜPE KADAR KENT MERKEZİ İÇİN TAŞKIN RİSKİ YOK’ Kentte, ocak ayındaki yağışlar ve Bulgaristan’daki barajlardaki su seviyesinin yükselmesiyle Meriç Nehri’nde yaşanan artış ve beraberindeki bölgesel taşkınlara da değinen Vali Sezer, “Özellikle Bosna Köyü’nün olduğu yerde hafta sonu ben de gidip gezdim. Vatandaşlarımıza buradan tekrar geçmiş olsun dileklerimizi iletiyoruz. Oradaki Tiny House ve bağ evi tarzında yapılan evler biliyorsunuz taşkın sahasının içerisinde, kışlık sedde ve yazlık seddelerin arasına yapılan yerler. Dolayısıyla buralarda her türlü su baskını söz konusu olabilir. Buradan daha önce de uyardık vatandaşlarımızı. Hem jandarmamız kanalıyla. Fakat kışlık seddelerin dışına çıkması şu ana kadar söz konusu olmadı. Alt kısımda yani Üyüklütatar tarafında bir yazlık seddede yırtılma oldu. Bu da öngörülebiliyor. Şu anda 10 tane ekibimiz var, sahada çalışmaları yapıyorlar. Savaklarda da bıraktıkları menfezlerden de araziye de su salımı yapılıyor. Bunu da bilinçli olarak yaptığımız, suyun debisini yayma ve o hızı düşürme adına yapılan DSİ’nin teknik bir çalışması. Ama şehir merkezimiz açısından hülasa söyleyeceğimiz; inşallah olmaz ama 1500 metreküplere kadar bizim şu andaki Meriç havzası taşkın riski oluşturmuyor” ifadelerini kullandı.
2025 Yılı Adrese Dayalı Nüfus Kayıt Sistemi’ne göre Edirne’nin nüfusu bir önceki yıla göre 1191 kişi artarak 421 bin 247’den 422 bin 438’e yükseldi.
Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) 2025 Adrese Dayalı Nüfus Kayıt Sistemi Sonuçları’nı paylaştı. Türkiye nüfusu 86 milyon 92 bin 168 kişi olurken, Edirne’nin nüfusu 422 bin 438,Tekirdağ’ın 1 milyon 208 bin 441 ve Kırklareli’nin de 379 bin 595 kişi olarak belirlendi. TÜİK’in paylaşımı özetle şöyle:
“Türkiye’de ikamet eden nüfus, 31 Aralık 2025 tarihi itibarıyla bir önceki yıla göre 427 bin 224 kişi artarak 86 milyon 92 bin 168 kişi oldu. Erkek nüfus 43 milyon 59 bin 434 kişi olurken, kadın nüfus 43 milyon 32 bin 734 kişi oldu. Diğer bir ifadeyle toplam nüfusun %50,02’sini erkekler, %49,98’ini ise kadınlar oluşturdu.
Adrese Dayalı Nüfus Kayıt Sistemi (ADNKS) sonuçlarına göre, ülkemizde ikamet eden yabancı nüfus(1) bir önceki yıla göre 38 bin 968 kişi artarak 1 milyon 519 bin 515 kişi oldu. Bu nüfusun %49,3’ünü erkekler, %50,7’sini kadınlar oluşturdu.
Nüfus artış hızı binde 5 oldu
Yıllık nüfus artış hızı 2024 yılında binde 3,4 iken, 2025 yılında binde 5 oldu. İl ve ilçe merkezlerinde yaşayanların oranı %93,6 oldu. Türkiye’de 2024 yılında %93,4 olan il ve ilçe merkezlerinde yaşayanların oranı, 2025 yılında %93,6 oldu. Diğer yandan belde ve köylerde yaşayanların oranı %6,6’dan %6,4’e düştü.
Nüfusumuzun %67,5’ini yoğun kent olarak sınıflandırılan yerlerde ikamet edenler oluşturdu
Mekânsal Adres Kayıt Sistemi’nin (MAKS) kullanılmaya başlanması ile birlikte fiili kent-kır yapısını daha doğru yansıtan, “yoğun kent, orta yoğun kent ve kır”(2) ayrımında oluşturulan yeni bir sınıflama yapılmıştır.
Bu sınıflamaya göre, Türkiye nüfusunun %67,5’inin yoğun kent, %15,8’inin orta yoğun kent ve %16,8’inin ise kır olarak sınıflandırılan yerleşim yerlerinde yaşadığı görüldü.
Türkiye’de 33 ilin nüfusu azaldı
Ülkemizde 2024 yılında bir önceki yıla göre 40 ilin nüfusunda azalma görülürken, 2025 yılında 33 ilin nüfusunun azaldığı görüldü.
İstanbul’un nüfusu 15 milyon 754 bin 53 kişi oldu
İstanbul’un nüfusu, bir önceki yıla göre 52 bin 451 kişi artarak 15 milyon 754 bin 53 kişi oldu. Türkiye nüfusunun %18,3’ünün ikamet ettiği İstanbul’u, 5 milyon 910 bin 320 kişi ile Ankara, 4 milyon 504 bin 185 kişi ile İzmir, 3 milyon 263 bin 11 kişi ile Bursa ve 2 milyon 777 bin 677 kişi ile Antalya izledi.
Nüfusu en az olan il 82 bin 836 kişi ile Bayburt oldu
Bayburt, 82 bin 836 kişi ile en az nüfusa sahip olan il oldu. Bayburt’u, 85 bin 83 kişi ile Tunceli, 90 bin 392 kişi ile Ardahan, 138 bin 807 kişi ile Gümüşhane ve 157 bin 363 kişi ile Kilis takip etti.
Türkiye’de nüfusu 1 milyonu aşan ilk ilçe Esenyurt oldu
İlçelere göre nüfus dağılımı incelendiğinde, İstanbul ili Esenyurt ilçesinin 1 milyon 3 bin 905 kişi ile ilk sırada yer aldığı görüldü. Buna göre Türkiye’de ilk defa bir ilçenin nüfusu 1 milyonu geçmiş oldu. Esenyurt İlçesini sırasıyla 957 bin 792 kişi ile Gaziantep ili Şahinbey ilçesi, 952 bin 198 kişi ile Ankara ili Çankaya ilçesi, 931 bin 722 kişi ile Ankara ili Keçiören ilçesi ve 905 bin 880 kişi ile Gaziantep ili Şehitkamil ilçesi takip etti.
Türkiye nüfusunun ortanca yaşı 34,9’a yükseldi
Ortanca yaş, nüfusu oluşturan kişilerin yaşları yeni doğan bebekten en yaşlıya doğru sıralandığında ortada kalan kişinin yaşıdır. Ortanca yaş aynı zamanda nüfusun yaş yapısının yorumlanmasında kullanılan önemli göstergelerden biridir.
Türkiye’de 2024 yılında 34,4 olan ortanca yaş, 2025 yılında 34,9’a yükseldi. Cinsiyete göre incelendiğinde, ortanca yaşın erkeklerde 33,7’den 34,2’ye, kadınlarda ise 35,2’den 35,7’ye yükseldiği görüldü.
Ortanca yaşı en yüksek olan il Sinop, en düşük olan il Şanlıurfa oldu
Ortanca yaşın illere göre dağılımına bakıldığında, Sinop’un 44 ile en yüksek ortanca yaş değerine sahip il olduğu görüldü. Sinop’u, 43,5 ile Giresun ve 43,3 ile Kastamonu izledi. Diğer yandan 21,8 ile Şanlıurfa en düşük ortanca yaşa sahip il oldu. Şanlıurfa’yı, 23,3 ile Şırnak ve 25 ile Siirt takip etti.
Kadınlarda ve erkeklerde en yüksek ortanca yaşa sahip il Sinop oldu
Ortanca yaşın illere ve cinsiyete göre dağılımı incelendiğinde, erkeklerde 43 ile Sinop en yüksek ortanca yaşa sahip olan il olurken, 21,3 ile Şanlıurfa en düşük ortanca yaşa sahip olan il oldu. Kadınlarda 44,9 ile Sinop yine en yüksek ortanca yaş değerine sahip olan il olurken, Şanlıurfa 22,3 ile en düşük ortanca yaş değerine sahip olan il oldu.
Türkiye’de kilometrekareye 112 kişi düşerken İstanbul’da 2 bin 943 kişi düştü
Nüfus yoğunluğu olarak tanımlanan “bir kilometrekareye düşen kişi sayısı”, Türkiye genelinde 112 kişi oldu. İstanbul, kilometrekareye düşen 2 bin 943 kişi ile nüfus yoğunluğu en yüksek olan ilimiz oldu. İstanbul’u 633 kişi ile Kocaeli ve 395 kişi ile en küçük yüz ölçümüne sahip il olan Yalova izledi.
Nüfus yoğunluğu en az olan il ise bir önceki yılda olduğu gibi, kilometrekareye düşen 11 kişi ile Tunceli oldu. Tunceli’yi, 19 kişi ile Ardahan ve 21 kişi ile Erzincan ve Gümüşhane izledi. Diğer yandan yüz ölçümü büyüklüğünde ilk sırada yer alan Konya’nın nüfus yoğunluğu ise 59 olarak gerçekleşti.
Edirne’nin Yıldırım Hacı Sarraf ve Yıldırım Mahalleleri’ne yaklaşık 40 yıldır hizmet veren Aile Sağlığı Merkezi, depreme dayanıksız olduğu gerekçesiyle yıkıldı.
Yıldırım halkına hizmet veren aile sağlığı merkezi için dün yıkım işlemi gerçekleştirildi. Depreme dayanıksız olduğu gerekçesiyle yıkılan binayla ilgili konuşan Yıldırım Hacı Sarraf Mahallesi Muhtarı Rıza Ürütükçü, yıkılan binanın yerine yenisinin yapılacağını belirtti.
‘YIKIM KARARI UYGULANMAYA BAŞLADI’
Binayla ilgili konunun, Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu’nun Edirne ziyaretinde gündeme geldiğini söyleyen Ürütükçü, “Sağlık ocağımızın yıkımıyla ilgili kamuoyunda bazı sorular var. ‘Neden yıkılıyor, yıkılması mı gerekiyordu?’ diye soruluyor. Bunun sebebi; sağlık ocağımız için deprem dayanıklılığına ilişkin olumsuz raporun bulunmasıdır. Sayın Sağlık Bakanımız Kemal Memişoğlu Edirne’mizi ziyaret ettiğinde, iki mahalle muhtarı olarak Yıldırım Hacı Sarraf ve Yıldırım Beyazıt mahallelerimize hizmet veren sağlık ocağımızla ilgili hazırladığımız raporları kendilerine bizzat sunduk. Sayın Bakanımız da konuyla yakından ilgilendi. Hemen ertesi gün, Sayın Valimiz Yunus Sezer süreci hızlandırarak gerekli resmi işlemleri başlattı. Bugün geldiğimiz noktada, sağlık ocağımızın yıkım kararı uygulanmaya başlanmış durumda” dedi.
YENİ AİLE SAĞLIĞI MERKEZİ AYNI YERE YAPILACAK
Öte yandan, yıkılan Yıldırım Aile Sağlığı Merkezi’nin yerine modern ve depreme dayanıklı yeni bir Aile Sağlığı Merkezi yapılacağı, geçici hizmet sürecinin tamamlanmasının ardından vatandaşların daha güvenli bir binada sağlık hizmeti alacağı belirtildi.
VALİ SEZER İNCELEME YAPMIŞTI
Edirne Valisi Yunus Sezer, Ocak 2025’te İl Sağlık Müdürü Uzm.Dr.Mustafa İshak Yıldırım ile birlikte inceleme yapmıştı. Vali Sezer, “Yeni yapılacak aile sağlığı merkezimizin kapasitesi 2 kat arttırılarak çevre düzenlemesi ile birlikte vatandaşlarımız hizmetine sunulacak” açıklamada bulunmuştu.
Trakya Üniversitesi ile Edirne Garnizon Komutanlığı iş birliğinde düzenlenen ve akademi ile askeri kurumları buluşturan “Liderlik Eğitimi” programı Trakya Üniversitesi Balkan Kongre Merkezi’nde başladı.
Programın açılışına; Edirne Garnizon Komutanı Tuğgeneral Yüksel Kolcu, 9’uncu Hudut Tugay Komutanı Tuğgeneral Bülent Barış Sarp, Trakya Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mustafa Hatipler, Edirne Vali Yardımcısı Turgut Subaşı, Rektör Yardımcıları Prof. Dr. Ahmet Muzaffer Demir, Prof. Dr. Mustafa Tan, Prof. Dr. Eylem Bayır ve Prof. Dr. Sedat Üstündağ, Üniversitemizin diğer yöneticileri ve askeri personel katıldı.
Devlet Konservatuvarı öğrencileri Azra Baysal, Rengim Uçak ve Berkem Coşkun’un mini konseri ile başlayan program açılış konuşmaları ile devam etti.
Açılış konuşmasını gerçekleştiren Rektör Prof. Dr. Mustafa Hatipler, üniversitenin sahip olduğu bilimsel birikimi toplum ve kamu kurumlarıyla buluşturmanın kritik önemine dikkat çekti. Bilginin paylaşıldıkça çoğaldığını vurgulayan Rektör Hatipler, üniversitelerin yalnızca akademik üretimle sınırlı kalmaması gerektiğini belirterek, toplumun önünü aydınlatan birer deniz feneri gibi hareket etmesinin önemine değindi. Rektör Hatipler, bu tür eğitim programlarının askerî personelin mevcut bilgi ve deneyimini güçlendirerek mesleki gelişimlerine önemli katkılar sunacağına olan inancını da dile getirdi.
Edirne Garnizon Komutanı Tuğgeneral Yüksel Kolcu ise bilim dünyasında yaşanan gelişmelerin günümüzde hem çok hızlı hem de çok boyutlu bir hâl aldığını ifade ederek, bu değişim hızına uyum sağlanamaması hâlinde görevlerin tam manasıyla yerine getirilemeyeceğini söyledi. Görevlerin layıkıyla yapılmasının vatana ve orduya karşı önemli bir sorumluluk olduğuna dikkat çeken Kolcu, bilgiye ve sürekli gelişime verilen önemin altını çizdi. Kolcu ayrıca, düzenlenen liderlik eğitimi dolayısıyla Trakya Üniversitesine teşekkür ederek, üniversite–kamu iş birliğinin güçlenerek devam etmesini temenni etti.
İki gün sürecek program kapsamında; Doç. Dr. Sabri Can Sannav tarafından “Balkan Harbi”, Prof. Dr. İlknur Kumkale tarafından “Liderlik, Yöneticilik ve Motivasyon Eğitimi”, Doç. Dr. İlknur Taştan tarafından “Kriz Yönetimi”, Dr. Öğr. Üyesi Cem Taşkın tarafından “Yapay Zekâ”, Prof. Dr. Engin Demirel tarafından “Finansal Yönetim”, Doç. Dr. Emirhan Kaya tarafından “Uluslararası İlişkiler”, Prof. Dr. Engin Sanal tarafından “Yönetim ve Çalışma Psikolojisi” ile Öğr. Gör. Dr. Hasan Onur Demir tarafından “Balkanlar ve Doğu Avrupa İle İlişkiler” konularında sunumlar gerçekleştirilecek.
Türk Tabipleri Birliği, 9 Şubat Sigara Bırakma Günü dolayısıyla yurttaşlara sigara, elektronik sigara, ısıtılmış tütün ürünü, nargile başta olmak üzere her türlü tütün ürününü bırakma; siyasi iktidara ise mücadele çağrısında bulundu.
Türk Tabipleri Birliği Tütün Kontrolü Çalışma Grubu, Türk Tabipleri Birliği Uzmanlık Dernekleri Eşgüdüm Kurulu ve Türk Tabipleri Birliği Merkez Konseyi’nce yapılan ortak açıklamada, “Tütün tüketimi, kullanıcıların yarısını öldüren bir bağımlılıktır. Her yıl 7 milyondan fazla insan tütün ürünü kullandığı için ölmektedir. Bu ölümlerin 1,6 milyonu kendileri tütün ürünü kullanmamasına rağmen pasif içiciliğe bağlı olarak gelişmektedir. Dünya genelindeki 1,3 milyar tütün kullanıcısının yüzde 80’inden fazlası düşük ve orta gelirli ülkelerde yaşamaktadır. Türkiye, ne yazık ki dünyada en çok tütün tüketen 10 ülke arasındadır” denilerek şunlara yer verildi:.
“Tütünün her türü sağlığa zararlıdır ve tütün ürününe maruz kalmanın güvenli bir düzeyi yoktur. Halen dünya genelinde en yaygın tütün kullanım şekli sigaradır. Nargile, puro, sigarillo, sarma tütünler ve son dönemde hızla yaygınlaşan elektronik sigara ve ısıtılmış tütün ürünleri de diğer kullanım biçimleridir. Bu ürünlerin tümü benzer oranda zararlıdır.
Türkiye’de tütün kontrolü mücadelesi uzun yıllardır devam etmektedir. Bu konudaki ilk kanun 1996 yılında yayınlanmıştır. Öte yandan Tütün Kontrolü Çerçeve Sözleşmesi’nin onaylanmasının ardından Türkiye’nin tütün kontrol mücadelesi hız kazanmıştır. Ancak 2011 yılından sonra tütün kontrol mücadelesi siyasi iktidar tarafından terk edilmiştir. Halen var olan kontrolsüz ortam devam ederse Türkiye, dumansız tütün ürünlerinin kullanımının yaygınlaştığı ve tütün şirketlerinin yeni hedefi olan kenevir içiminin de yaşandığı bir ülke haline gelecektir.
Türkiye’de Tütün Kullanımı Artmaktadır:
2024 yılında ülke içi satış sigara miktarı 151 milyar adet sınırına varmıştır. Bu değer cumhuriyet tarihinin en yüksek değeridir. Öte yandan bu düzey, sadece kayıtlı sigara satışına karşılık gelmektedir. Makaron, sarma tütün ve kayıt dışı kaçak tütün kullanımı bu rakama dahil değildir.
Tütün Ürün Çeşitliliği Artmaktadır:
Piyasada bir ürünün çeşitli formalarının arttırılması o ürünün tüketiminin artmasına yol açmaktadır.Ülkemizde yapılan bir araştırmada sadece 2011 – 2016 yılları arasında ruhsatlı tütün ürün sayısı yüzde 99 oranında artmıştır.
Perakende Satış Noktalarında Mevzuata Uyulmamaktadır:
4207 sayılı tütün kontrol Kanun’un hükümleri net olmasına rağmen etkili ve yeterli denetimlerinin yapılmamasına bağlı olarak perakende satış noktalarında mevzuata uyum göstermemek bir kural haline gelmiştir. İstanbul’da 2024 yılında yapılan bir araştırmada; satış noktalarının yüzde 100’ünde fiyat bildirimleri ve dolap/raf diziliminin uygun olmadığı, yüzde 96’sında tütün ürünlerinin çocukların göz hizasında bulunduğu, yüzde 94,5’inde paketlerin dik sergilenmeyip tütün endüstrinin önerdiği düzende yerleştirilip sergilendiği saptanmıştır.
Türkiye’de Tütün Kullanımı Artmaktadır:
Türkiye’de her gün tütün ve tütün ürünleri kullanan 15+ nüfus oranı 2012 yılında yüzde 23,2 iken, bu oran 2022 yılında yüzde 28,3’e, 2023 yılında ise yüzde 34,8’e çıkmıştır. Sağlık Bakanlığı tarafından yayınlanan “Türkiye Hanehalkı Sağlık Araştırması 2023” bulgularına göre; 2023 yılında tütün ve tütün ürünü kullanım oranları erkeklerde yüzde 46,1, kadınlarda yüzde 23,6’dır. Oysa bu oranlar 2012 yılında erkeklerde yüzde 35,9, kadınlarda yüzde 10,8 idi.
Hükümet Tütün Endüstrisine Teşvikler Vermektedir:
Türkiye’de yapılan bir araştırmada Ocak 2019 – Ağustos 2022 döneminde hükümet tarafından tütün şirketlerine 53 ayrı teşvik verildiği saptanmıştır. Tütün şirketlerine verilen teşvikler arasında KDV’den muaf tutma, vergi indirimleri, işveren sigorta primini ödeme ve gümrük vergisi muafiyetleri öne çıkmaktadır. Söz konusu teşvikler, hem tütün tüketiminin hem de tütün şirketlerinin kazancının artmasına neden olmaktadır.
Türkiye, Küresel Tütünle Mücadele Endeksi’ne Göre Dünyada Kötü Bir Konumdadır:
Küresel Tütün Endeksi, dünya genelinde hükümetlerin, tütün endüstrisinin halk sağlığını bozmayı amaçlayan faaliyetlerine nasıl karşılık verdiklerini ortaya koymaktadır. Bu endekste ülkelerin aldıkları düşük puanlar, tütün endüstrisinin o ülkeye daha az müdahale edebildiğine ve hükümetlerin dirençleri nedeniyle kamu sağlığının daha iyi korunduğuna işaret etmektedir. 100 ülkenin yer aldığı ve ülkelerin 14 ile 98 arasında puan aldığı bu endekste Türkiye toplamda 77 puanla en kötü onbeşinci, tütün endüstrisinin müdahalesi bakımından ise en kötü sekizinci ülkesidir.
Tütün Ürünlerinin Kullanımı Artmasına Rağmen Ulusal Tütün Üretici Sayısı Ve Üretim Azalmaktadır:
Son yirmi yılda tütün çiftçisinin geliri, tütün şirketleri tarafından üreticilere dayatılan düşük fiyat artışı nedeniyle hem enflasyonun hem de girdi fiyat artışının gerisinde kalmış ve tütün çiftçisi yoksullaşmıştır.Uygulanan neoliberal politikaların bir sonucu olarak 2002 yılında Türkiye’de tütün üretimi 405 bin 800 üretici ile 159 bin 500 ton iken, 2023 yılında tütün üretici sayısı 44 bine, üretim de 73 bin 500 tona düşmüştür. Öte yandan2004 yılında tütün ürünlerinde yerli tütün kullanım oranı yüzde 42 iken, bu oran 2024 yılında yüzde 19’a gerilemiş, ithal tütün kullanım oranı ise yüzde 81’e ulaşmıştır.
Tütün Piyasası, Özelleştirme Uygulaması Sonucunda Ulusötesi Yabancı Şirketlere Teslim Edilmiştir:
2001 yılı sonrası yaşanan “Özelleştirme Dönemi”nde tütün üretiminde destekleme sonlandırılmış (2002), TEKEL özelleştirilmiş (2008), Tütün Fonu kaldırılmış (2010) ve bu politikalar sonucunda hem ülke genelinde tütün ürünlerinin kullanımı arttırılmış, hem de tütün ürünlerinin imalatı, yüzde 92,6 oranıyla, yabancı girişimlerinin ciro payının ülkemizde en yüksek olduğu faaliyet alanına dönüştürülmüştür.
Sigara Bırakma Polikliniklerinin Altyapı Eksiklikleri Vardır:
Ülkemizde2014 yılındaSağlık Bakanlığı’na bağlı 305 sigara bırakma polikliniği mevcutken 2023’te 326’ya yükselmiştir. Ancak özellikle büyükşehirlerde poliklinik sayısı yetersizdir. Örneğin İstanbul gibi16 milyon kişinin yaşadığı bir şehirde sadece 25 sigara bırakma polikliniği vardır. Öte yandan 2024 yılında ülkemizde yapılan bir araştırmada faaliyette görünüyor olmasına rağmen kimi sigara bırakma polikliniklerinin kapalı olduğu, faaliyette olan polikliniklerin yüzde 66’sının hafta içi her gün hizmet sunduğu, yarısında hemşire bulunduğu,yüzde 40’ında ise ilaç stok sorunu yaşandığı saptanmıştır.
9 Şubat Sigara Bırakma Günü vesilesiyle, yurttaşlara, sigara, elektronik sigara, ısıtılmış tütün ürünü, nargile başta olmak üzere her türlü tütün ürününü bırakmalarını; siyasi iktidara ise tütün kontrolü mücadelesini ciddiyetle yapmasını tavsiye ederiz.
Türk Tabipleri Birliği, her zaman olduğu gibi, halkın sağlığının yanında, tütün şirketlerinin kâr hırsının karşısında durmaya ve mücadele etmeye devam edecektir.”
ENA Araştırma tarafından Edirne’de 13 bin 400 kişiyle yapılan En Görünür ve En Sempatik İl Başkanları” anketinde CHP Edirne İl Başkanı Yücel Balkanlı yüzde 39 oy oranıyla ilk sırada yer aldı.
ENA Araştırma tarafından Edirne’de gerçekleştirilen “En Görünür ve En Sempatik İl Başkanları” anketinin sonuçları açıklandı. 13 bin 400 kişiyle yapılan ankette, CHP Edirne İl Başkanı Yücel Balkanlı yüzde 39 oy oranıyla ilk sırada yer aldı.
Anket sonuçlarına göre sıralama şöyle oluştu:
CHP – Yücel Balkanlı: %39
AK Parti – Belgin İba: %28
Anahtar Parti – Erdinç Balıkçı: %14
MHP – Emre Tokluoğlu: %10
Yeniden Refah Partisi – Hakan Çalışkan: %4
Zafer Partisi – Serkan Konak: %3
ENA Araştırma, anketin adayların kamuoyundaki görünürlük ve sempati düzeylerini ortaya koyduğunu belirtti.
Edirne’nin de aralarında bulunduğu 29 ilde FETÖ’ye yönelik jandarma tarafından son 2 haftadır düzenlenen operasyonlarda 63 şüpheli yakalandı.
İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya, FETÖ’ye yönelik 29 ilde Jandarma tarafından son 2 haftadır düzenlenen operasyonlarda 63 şüphelinin yakalandığını açıkladı, Bakan Yerlikaya açıklamasında şunlara yer verdi:
“FETÖ terör örgütünün “Güncel Yapılanması” içerisinde faaliyet yürüten, Ankesörlü telefonlarla örgüt içerisinde sorumlu şahıslar ile irtibatta bulunan, Terör örgütüyle iltisaklı sözde yardım kuruluşlarına finans sağlayan, Sosyal medya hesapları üzerinden FETÖ’nün propagandasını yapan ve yurt dışına kaçma girişiminde bulunan 63 şüpheli yakalandı. 41’i tutuklandı. 4’ü hakkında adli kontrol hükümleri uygulandı. Diğerlerinin işlemleri devam ediyor.
Cumhuriyet Başsavcılıklarımız ile Jandarma TEM Daire Başkanlığımız koordinesinde, İl Jandarma Komutanlıklarımızca; Adana, Adıyaman, Afyonkarahisar, Ankara, Antalya, Aydın, Balıkesir, Çorum, Denizli, Edirne, Eskişehir, Hatay, İstanbul, İzmir, Kahramanmaraş, Karabük, Kastamonu, Kırıkkale, Konya, Kütahya, Malatya, Manisa, Osmaniye, Samsun, Sinop, Tekirdağ, Tokat, Yozgat ve Zonguldak’ta operasyonlar düzenlendi.
Milli iradeye karşı kurulan tuzaklar bir bir bozuluyor. Devletimizin bütünlüğüne, milletimizin huzuruna kastedenlerle mücadelemiz kararlılıkla devam ediyor! Emeği geçenleri tebrik ediyorum.”
Futbol sahasına adım attığınızda, sizi diğerlerinden ayıran şey sadece yeteneğiniz değildir; aynı zamanda duruşunuzdur.
Bir takımı, rastgele toplanmış bir insan kalabalığından ayıran en güçlü simge, üzerlerinde taşıdıkları formadır. O forma, aidiyetin, disiplinin ve ortak bir amaca koşmanın bayrağıdır.
Eskiden sadece büyük kulüplerin sahip olduğu o “özel hissetme” ayrıcalığı, artık sizin de hakkınız. Standart, ruhsuz ve herkeste olan modelleri giymek zorunda değilsiniz.
Teknolojinin gücünü arkanıza alarak, takımınızın ruhunu kumaşa yansıtmak ve profesyonel birforma tasarla süreciyle kendi efsaneni yaratmak artık parmaklarınızın ucunda.
Bu rehberde, hayalinizdeki formaya giden yolda bilmeniz gerekenleri, bütçe yönetiminden baskı kalitesine kadar her detayıyla inceleyeceğiz.
Halı Saha Forması: Dayanıklılık ve Prestij Sınavı
Türkiye’de futbolun kalbi halı sahalarda atar. Ancak halı saha forması seçimi, sandığınızdan daha stratejik bir iştir.
Suni çim zeminler, kumaşlar için en zorlu test alanıdır. Düşmelerde oluşan sürtünme, kalitesiz bir formayı adeta zımparalar ve yırtar.
Bu yüzden seçeceğiniz ürünün sadece göze hoş gelmesi yetmez; aynı zamanda “savaşçı” bir yapıya sahip olması gerekir.
Profesyonel takımların giydiği, ter tutmayan ve nefes alan kumaş teknolojileri, halı saha maçlarında performansınızı doğrudan etkiler.
Ağırlaşan, vücuda yapışan bir tişört yerine; sizinle birlikte hareket eden, hafif ve dayanıklı bir ekipmanla oynamak, oyun zevkinizi katlayacaktır.
Kendi Formanı Yap: Tasarımcılık Yeteneğini Konuştur
“Ben tasarımcı değilim ki” diye düşünmeyin.
Gelişen dijital modüller sayesinde kendi formanı yap süreci, bir bilgisayar oyunu oynamak kadar keyifli ve basittir.
Takımınızın renklerini belirleyin, logonuzu yükleyin ve yüzlerce farklı desen arasından tarzınıza en uygun olanı seçin.
Agresif çizgiler mi, yoksa retro bir sadelik mi? Karar tamamen sizin.
Bu süreç, takım arkadaşlarınızla yapacağınız en eğlenceli aktivitelerden biridir. WhatsApp grubunda tasarımları oylamak, herkesin içine sinen o mükemmel kombini bulmak, takım ruhunu daha maça çıkmadan ateşler.
Takım Forması ve Birlik Duygusu
Bir grupta herkesin aynı şeyi giymesi, psikolojik olarak “biz biriz” mesajı verir.
Profesyonel bir takım forması, rakip üzerinde de ciddi bir baskı unsuru oluşturur. Sahaya organize, şık ve uyumlu bir şekilde çıkan bir ekip, maça 1-0 önde başlar.
Özellikle turnuvalarda, şirket organizasyonlarında veya okul takımlarında; logonuzun ve renklerinizin olduğu bir forma, kurumsal kimliğinizin en güçlü temsilcisidir.
Sadece maç esnasında değil, maçtan sonra çekilen galibiyet pozlarında da o formanın üzerinizde duruşu, yıllarca saklayacağınız bir anıya dönüşür.
Ucuz Forma Arayışı ve Kalite Dengesi
Google’da en çok aranan terimlerden biri şüphesiz ucuz formadır. Bütçeyi düşünmek elbette önemlidir ancak “ucuz etin yahnisi” tuzağına düşmemek gerekir.
Piyasada çok düşük fiyatlara satılan “promosyonluk” ürünler, genellikle naylon karışımlı ve hava almayan kumaşlardan üretilir.
Bu formalar cildinizi tahriş edebilir ve birkaç yıkamada renkleri solabilir.
Bunun yerine “Fiyat/Performans” odaklı düşünmelisiniz. Doğru üreticiyi bulduğunuzda, profesyonel lig kalitesindeki ürünlere, aracısız fiyatlarla ulaşabilirsiniz.
Unutmayın, sezon ortasında yırtılan formaları yenilemek zorunda kalmak, en başta kaliteli bir set almaktan daha pahalıya patlar.
Forma Baskı Teknolojisinde Devrim: Süblimasyon
Eskiden formaların arkasındaki numaralar ve isimler, “transfer baskı” denilen yapıştırma yöntemiyle yapılırdı. Bunlar zamanla çatlar ve dökülürdü.
Bugün ise forma baskı kalitesinde devrim yaşanıyor: Dijital Süblimasyon.
Bu teknikte boya, yüksek ısı ile gaz haline geçerek kumaşın ipliklerine işlenir. Yani boya kumaşın üzerinde bir katman değil, kumaşın kendisi olur.
Bu sayede formanızın üzerindeki baskılar asla çıkmaz, solmaz ve en önemlisi baskılı yüzeyler de nefes almaya devam eder.
Formanızı yüzlerce kez yıkasanız bile, ilk günkü canlılığını korur.
Forma Yaptırma Süreci Nasıl İşler?
Karar verdiniz ve harekete geçeceksiniz. Peki, forma yaptırma süreci zorlu mu? Kesinlikle hayır.
Tasarımını Seç: Online modüllerden veya hazır şablonlardan hayalindeki modeli belirle.
Kişiselleştir: Oyuncu isimlerini, numaralarını ve bedenlerini listele.
Siparişi Ver: Güvenli ödeme ile süreci başlat.
Bu kadar basit. Üretici firma, tasarımınızı en son teknoloji makinelerde kumaşa işler, diker ve kapınıza kadar kargolar.
Size sadece paketi açıp, o yeni kumaş kokusunu içinize çekmek kalır.
Hazır Almak mı, Tasarlamak mı?
Birçok kişi uğraşmamak için mağazadan hazır forma satın al seçeneğine yönelir. Ancak bu, sizi sınırlar.
Hazır aldığınızda stok sorunu yaşayabilirsiniz, istediğiniz bedeni bulamayabilirsiniz ve en önemlisi “herkes gibi” olursunuz.
Oysa özel üretimde ipler sizin elinizdedir.
Şortun boyundan yakanın tipine, çorabın renginden logonun yerine kadar her detaya siz karar verirsiniz.
Bu özgürlük, takımınızın karakterini sahaya yansıtmanın tek yoludur.
Sonuç: Sahne Sizin
Özetle; futbol sadece ayakla oynanan bir oyun değil, bir tutkudur.
Bu tutkuyu taçlandırmak, takımınıza profesyonel bir kimlik kazandırmak ve sahada parmakla gösterilen o ekip olmak sizin elinizde.
Sıradanlığı bir kenara bırakın. Hayal gücünüzü serbest bırakın ve takımınız için en iyisini isteyin.
Şimdi tasarımcı koltuğuna oturun, renklerinizi seçin ve profesyonelforma tasarla deneyimini yaşayarak sahaların tozunu attırmaya başlayın.
Edirne’nin İpsala ilçesinde meydana gelen kazada, otomobilin şarampole devrilmesi sonucu; 2 kişi hayatını kaybetti.
Kaza, saat 01.30 sıralarında Keşan-İpsala karayolu üzerindeki Korucuköy Kavşağı’nda meydana geldi. Keşan’dan İpsala yönüne giden 22 ACS 576 plakalı otomobil, sürücüsünün direksiyon hakimiyetini kaybetmesi sonucu şarampole devrildi. İhbarla olay yerine polis, jandarma ve sağlık ekipleri sevk edildi.
Otomobilde bulunan Kamil Çakırgöz (36) ile İsmail Hakkı Akgün’ün (47) öldüğü belirlendi.
İki kişinin cansız bedenleri otopsi için İpsala Devlet Hastanesi morguna kaldırılırken, kazayla ilgili soruşturma başlatıldı.