Selimiye etrafında ‘UNESCO’ anısına 15 tur!

Olgay GÜLER

Edirne’de düzenlenen farkındalık koşusuyla 50 atlet, UNESCO Dünya Kültür Mirası Listesi’ne alınışının 15’inci yılı anısına Selimiye Camisi çevresinde 15 tur attı.

Balkan Ülkeleri Dostluk Grubu Gençlik ve Spor Kulübü Derneği (BÜDDER) tarafından, Mimar Sinan’ın ‘ustalık eserim’ dediği Selimiye Camisi’nin, UNESCO Dünya Kültür Mirası Listesi’ne alınışının 15’inci yılı anısına farkındalık koşusu düzenlendi. Derneğin çağrısıyla 50 gönüllünün katıldığı koşuda atletler, tarihi cami etrafında 15’inci yıl anısına 15 tur attı. Sabah 09.00’da başlayan koşu yaklaşık 1 saat sürerken, sonunda katılımcılara kupa ve katılım belgesi verildi.

BÜDDER Başkanı Önder Akdağ, amaçlarının restorasyonu bu sene tamamlanarak ibadete açılan tarihi camiyle ilgili farkındalık oluşturmak olduğunu söyledi.

Akdağ, “Selimiye Camisi’nin UNESCO Dünya Kültür Mirası Listesi’ne alınışının 15’inci yılında, 15 tur etkinliği düzenledik. Bunu her yıl düzenli olarak yapıyoruz. Selimiye Camisi çok önemli bir yapı, Mimar Sinan’ın ustalık eseri. 4 yıllık restorasyonun ardından bu yıl ibadete açıldı. Bunu da ayrıca gündeme getirmek adına bu farkındalık koşusunu gerçekleştiriyoruz. Her yıl da bunu düzenli olarak yapmaya devam edeceğiz. Çünkü şunu görüyoruz biz; Selimiye’nin UNESCO’ya alınışıyla ilgili şehrimizde pek bir faaliyet yok. Biz bu bayrağı taşıyoruz. Bundan sonraki yıllarda da, faaliyet alanımız olan sporla bunu ifade etmeye devam edeceğiz” dedi.

Çamerya Katliamı 82’nci yılında unutulmadı!

Olgay GÜLER

Edirne Balkan Türkleri Konfederasyonu tarafından, 82 yıl önce binlerce Arnavut Müslüman’ın ölümüyle sonuçlanan Çamerya Katliamı dolayısıyla, Yunanistan Edirne Konsolosluğu’na siyah çelenk bırakıldı.

Yunanistan’ın kuzeybatısında 1944-1945 yılları arasında binlerce Arnavut Müslüman’ın ölümüyle sonuçlanan Çamerya Katliamı’nın 82’nci yıl dönümü dolayısıyla Yunanistan’ın Edirne Konsolosluğu önünde eylem düzenlendi. Balkan Rumeli Türkleri Konfederasyonu tarafından organize edilen etkinliğe, Babaeski Bulgaristan Rumeli Türkleri Kültür ve Dayanışma Derneği, Büyükkarıştıran Bulgaristan Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği ile Kosovalı Öğrenciler Kültür ve Yardımlaşma Derneği üyeleri de katılarak destek verdi. Etkinlikte, kentin Şükrüpaşa Mahallesi’ndeki Yunanistan Edirne Konsolosluğu önüne ‘Çamerya katliamını unutmadık, unutmayacağız’ yazılı siyah çelenk bırakıldı.

‘GEÇMİŞİYLE YÜZLEŞEMEYEN YUNANİSTAN SORUMLULUKTAN KAÇAMAZ’

Basın açıklamasını okuyan Balkan Rumeli Türkleri Konfederasyonu Genel Sekreteri İsmail Kocaköse, Yunanistan yönetimini tarihiyle yüzleşmeye ve insan haklarına saygı duymaya davet etti. Kocaköse, “Geçmişiyle yüzleşemeyen Yunanistan, kendisini ‘medeniyetin beşiği’ olarak tanımlasa da 1912 yılından başlayarak özellikle 27 Haziran 1944-Mart 1945 döneminde binlerce Müslüman’ın katledildiği acı olayların sorumluluğundan kaçamaz. Bu dönemde 2 bin 900 erkek, 214 kadın ve 96 çocuk öldürülmüş; 745 kadına tecavüz edilmiş, 68 köyde 5 bin 800 ev yakılmış, göçe zorlanan binlerce insan da yollarda hayatını kaybetmiştir. Osmanlı İmparatorluğu’na karşı 1821 Mora İsyanı sırasında Tripoliçe ve Navarin’de yaşanan katliamlar da tarihin unutulmaması gereken karanlık sayfaları arasında yer almaktadır. Bu katliamlarda 40 binden fazla insanı güdümünüzdeki çeteler katletti. Bugün de Yunanistan, Batı Trakya Türk azınlığının Lozan Barış Antlaşması ile güvence altına alınan eğitim, inanç ve örgütlenme haklarını ihlal etmeyi sürdürmektedir. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin 27 Mart 2008 tarihli kararına rağmen, adında ‘Türk’ kelimesi bulunan derneklerin hakları yıllardır fiilen tanınmamaktadır” dedi.

‘TÜRKİYE ALEYHİNE YÜRÜTÜLEN POLİTİKALAR, İKİ HALKIN DOSTLUĞUNA ZARAR VERİYOR’

Batı Trakya’daki Türk azınlığına yönelik hukuksuz uygulamaların son dönemde de devam ettiğine dikkat çeken Kocaköse, “11 Ekim 2024 tarihinde İskeçe Çınar Camii’nde Yunanistan’ın kuklası atanmış müftülerin ortamı germesi sonucu çıkan olaylar ve sonrasında 4 kişinin 17 ay hapis cezasına çarptırılması da Batı Trakya Türk azınlığına yönelik hukuksuz uygulamaların son örneklerinden biridir. Ey Yunanistan, adalet, siyasi hesapların aracı değildir. Tarihinizle yüzleşin, mağdur ettiğiniz insanların haklarını teslim edin ve evrensel hukuk ilkelerine uygun hareket edin. Türkiye aleyhine yürütülen nefret söylemleri ve seçim dönemlerinde komşuluk ilişkilerini zedeleyen politikalar, iki halk arasındaki tarihî dostluğa zarar vermektedir. Türk ve Yunan halkları düşman değildir. Yunan siyasetçilerini, insan haklarına ve hukukun üstünlüğüne uygun davranmaya davet ediyoruz. Yaptığınız katliamları unutmadık, unutmayacağız, unutturmayacağız” diye konuştu.

FOTOĞRAF SERGİSİ AÇILDI

Protesto ve basın açıklamasının ardından kentin trafiğe kapalı Saraçlar Caddesi’nde Çamerya Arnavutlarına yönelik katliamın 82’nci yılı dolayısıyla döneme ait fotoğrafların yer aldığı sergi açıldı. Toplam 22 eserin yer aldığı sergiyi gezen ziyaretçilere, dernek üyeleri tarafından katliamın tarihi süreci ve yaşanan dram hakkında detaylı bilgiler aktarıldı.

Çamerya Katliamı unutturulmamalı

Balkan tarihinin en acı ve en az bilinen insanlık trajedilerinden biri olan Çamerya Katliamı, İkinci Dünya Savaşı’nın son döneminde binlerce Müslüman Arnavutun öldürülmesine, yurtlarından zorla çıkarılmasına ve bölgenin demografik yapısının köklü biçimde değiştirilmesine neden oldu.

Çamerya, bugün Yunanistan sınırları içinde Yanya ile Preveze arasındaki tarihî bölgeyi kapsıyor. İkinci Dünya Savaşı’nın son döneminde Yunan General Napoleon Zervas komutasındaki kuvvetlerin düzenlediği etnik temizlik harekâtında binlerce Çamerya Arnavutu hayatını kaybetti, on binlercesi ise ata topraklarını terk ederek Arnavutluk’a sığınmak zorunda kaldı. Yaşananlar, Balkan tarihinin en büyük insani trajedilerinden biri olarak kabul ediliyor.

Trakya Üniversitesi Balkan Araştırma Enstitüsü Öğr. Gör. Dr. Meral Jahjai, 27 Haziran “Çamerya Arnavutlarına Yönelik Katliam ve Sistematik Soykırımı Anma Günü” vesilesiyle uluslararası kamuoyunda yeterince yer bulamayan bu büyük trajedinin unutturulmaması gerektiğini söyledi.

Çamerya bölgesindeki Müslüman Arnavut nüfusa yönelik gerçekleştirilen etnik temizliğin tarihsel arka planını değerlendiren Dr. Jahjai, yaşananların kökeninin 1913 Londra Büyükelçiler Konferansı’na kadar uzandığını, 1944-1945 yıllarının ise bu sürecin en yıkıcı dönemi olduğunu ifade etti.

27 Haziran 1944’te başlayan saldırılarda binlerce sivilin yaşamını yitirdiğini, on binlerce Çamerya Arnavutu’nun ise ata topraklarını terk etmek zorunda kaldığını belirten Jahjai, “Çamerya meselesi, yalnızca geçmişe ait bir acı değil; evrensel adalet, insan onuru ve kolektif hafızanın korunması adına güncelliğini koruyan hukuki ve ahlaki bir çağrıdır.” dedi.

Jahjai, Arnavutluk Meclisinin 1994 yılında 27 Haziran’ı “Çamerya Arnavutlarına Karşı Soykırım Günü” ilan ettiğini hatırlatarak, Balkan Araştırma Enstitüsünün bu konuda yürüttüğü akademik çalışmalarla tarihî gerçeklere dikkat çekmeyi ve yaşanan insani trajediye yönelik farkındalık oluşturmayı amaçladığını belirtti.

Sulama kanalında bulundu

Olgay GÜLER

Edirne’de, Cumartesi gününden bu yana kendisinden haber alınamayan Öner Tütüniçmez’in (31), sulama kanalında cansız bedenine ulaşıldı.

Öner Tütüniçmez, Cumartesi günü öğle saatlerinde kent merkezinden Elçili köyüne gitmek üzere 22 ABE 253 plakalı motosikletiyle yola çıktı. Tütüniçmez’den bir süre haber alamayan yakınları saat 17.30 sıralarında durumu jandarma ekiplerine bildirdi. İhbarın ardından jandarma ekipleriyle Tütüniçmez’in ailesi ve yakınları bölgede arama çalışması başlattı. Arama çalışmaları dün sabah sonuç verdi.

Merkeze bağlı Üyüklütatar köyü yakınlarındaki sulama kanalında Tütüniçmez, motosikletiyle birlikte hareketsiz yatarken bulundu. İhbarla bölgeye itfaiye ve sağlık ekipleri sevk edildi. Sağlık ekiplerinin yaptığı kontrolde, hayatını kaybettiği belirlendi.

Tütüniçmez’in cansız bedeni, savcının incelemesinin ardından Trakya Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi morguna kaldırıldı. Olayla ilgili inceleme başlatıldı.

Denizde fenalaştı, hastanede öldü

Olgay GÜLER

Edirne’nin Saros Körfezi’ne kıyısı bulunan Enez ilçe sahilinde, denizde hareketsiz halde bulunan Çağlar Orakçı (33), kaldırıldığı hastanede hayatını kaybetti.

Olay, Cumartesi günü öğle saatlerinde Enez ilçesindeki sahilde meydana geldi. Serinlemek için denize giren ve bir süre sonra suda hareketsiz kalan Çağlar Orakçı, çevredekiler tarafından kıyıya çıkarıldı. İhbar üzerine olay yerine gelen sağlık ekiplerinin ilk müdahalesinin ardından ambulansla Enez Devlet Hastanesi’ne kaldırılan Orakçı, doktorların tüm müdahalesine rağmen kurtarılamadı. Kalp krizi geçirdiği değerlendirilen Çağlar Orakçı’nın cenazesi, otopsi işlemleri için Edirne Adli Tıp Kurumu’nun morguna götürüldü.

Olayla ilgili soruşturma başlatıldı.

Motosiklet kazasında 1 yaralı

Olgay GÜLER

Edirne’de iki motosikletin çarpışması sonucu 1 kişinin yaralandığı kaza, başka bir aracın kamerasına yansıdı.

Kaza, Cumartesi akşam saatlerinde Atatürk Bulvarı üzerinde meydana geldi. S.K.’nin kullandığı 22 ADD 499 plakalı motosiklet ile S.S. idaresindeki 22 AFA 751 plakalı motosiklet çarpıştı.

Kazada sürücülerden S.K. yaralandı. İhbarla kaza yerine polis ve sağlık ekipleri sevk edildi. Yaralı S.K., ilk müdahalesini ardından hastaneye kaldırılarak tedavi altına alındı.

Kaza başka bir aracın kamerasına yansıdı.

Türk plakalı TIR’da 73 savaş tipi tabanca

Kapıkule’nin karşısında yer alan Bulgaristan’ın Kapitan Andreyevo Sınır Kapısı’nda Türk plakalı bir  TIR’da yapılan aramada 73 adet savaş tipi tabanca ele geçirdi.

Bulgaristan-Türkiye sınırındaki Kapitan Andreyevo Sınır Kapısı’nda gerçekleştirilen operasyonda, 24 Haziran’da ülkeye giriş yapmak isteyen Türk plakalı çekici ve yarı römork, risk analizi kapsamında ayrıntılı gümrük kontrolüne alındı.

X-ray taramasında şüpheli yoğunluklar tespit edilmesi üzerine yapılan fiziki aramada, sürücü kabinindeki dinlenme yataklarının şilteleri içine gizlenmiş 50 tabanca bulundu. Ayrıca yarı römorkta yük sabitleme kayışlarının altına saklanmış 23 tabanca daha ele geçirildi. Böylece toplam 73 savaş tipi tabancaya el konuldu.

Araç sürücüsünün Türkiye’den aldığı parsiyel yükü Bulgaristan üzerinden Hollanda’ya taşıdığı öğrenildi.

Soruşturma başlatıldı

Olayla ilgili, Haskovo Bölge Savcılığı gözetiminde gümrük müfettişleri tarafından adli soruşturma başlatıldı.

Bulgaristan Gümrük Ajansı, operasyonun “DIRECT HIT” adı verilen ve Orta Doğu’dan Batı Avrupa’ya yönelik silah kaçakçılığı güzergâhlarının engellenmesine yönelik uluslararası mücadele kapsamında gerçekleştirildiğini açıkladı. Açıklamada, suç örgütlerinin farklı kaçakçılık hatlarını silah sevkiyatında da kullandıklarının değerlendirildiği belirtildi.

Son iki yılın en büyük yakalaması

Yetkililer, Kapitan Andreyevo Sınır Kapısı’nda ele geçirilen 73 tabancanın son iki yılın en büyük silah yakalaması olduğunu bildirdi. Son aylardaki ikinci büyük operasyon ise mayıs ayı sonunda Lesovo Sınır Kapısı’nda gerçekleştirilmiş, burada boş şarjörleriyle birlikte 198 tabanca ele geçirilmişti.

Bulgaristan Gümrük Ajansı verilerine göre 2025 yılı boyunca düzenlenen 12 ayrı operasyonda toplam 52 ateşli silah, 23 ateşli olmayan silah ile bunlara ait mühimmat ele geçirilmişti.

TÜ’de teşekkür buluşması

Trakya Üniversitesi’nde, 12-15 Mayıs tarihleri arasında Sağlık, Kültür ve Spor Daire Başkanlığı tarafından düzenlenen 38. Kültür, Sanat ve Spor Şenlikleri’nin gerçekleştirilmesine katkı sağlayan akademik, idari personel, öğrenci toplulukları ve sponsorlara teşekkür belgeleri takdim edildi. Tören, Trakya Üniversitesi Yaşam Merkezi Yemekhanesi’nde gerçekleştirildi.

Trakya Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mustafa Hatipler, törende yaptığı konuşmada Sağlık, Kültür ve Spor Daire Başkanlığının Türkiye’deki en güçlü ve dinamik ekiplerden biri olduğunu belirterek, şenlik organizasyonlarında ortaya konulan başarının gelecek yıllar için önemli bir motivasyon kaynağı olduğunu ifade etti.

Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Mustafa Tan, Prof. Dr. Sedat Üstündağ ve Sağlık, Kültür ve Spor Daire Başkanı Dr. Öğr. Üyesi Cem Taşkın da yaptıkları konuşmalarda, Bahar Şenlikleri’nin üniversitenin nitelik odaklı anlayışını yansıtan başarılı organizasyonlardan biri olduğunu belirterek emeği geçenlere teşekkür ettiler.

Program, teşekkür belgelerinin takdimi ve toplu fotoğraf çekiminin ardından sona erdi.

Törene; Genel Sekreter Hüseyin Türkel, Genel Sekreter Yardımcısı ve Öğrenci İşleri Daire Başkanı Nurdan Cankaya, Kırkpınar Spor Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Nurper Özbar, Teknopark Genel Müdürü Dr. Öğr. Üyesi Işık Çetintav ile akademik ve idari personel, öğrenci topluluklarının temsilcileri ve sponsor firma yetkilileri katıldı.

‘Ahıska Türklerinin sürgünü hâlâ sona ermedi’

İYİ Parti Edirne Milletvekili ve Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisi (AKPM) Türk Delegasyonu Üyesi Prof. Dr. Mehmet Akalın, AKPM Genel Kurulu’nda Gürcistan ile ilgili rapor görüşülürken yaptığı konuşmada Gürcistan’ın AKPM ye katılırken katılma şartlarından biri olan Ahıska Türklerinin geri dönüşünün sağlanması konuyla ilgili Gürcistana yükümlülüklerini hatırlatarak Ahıska Türklerinin yaşadığı mağduriyeti gündeme taşıdı. Akalın, sürgünün üzerinden 80 yılı aşkın süre geçmiş olmasına rağmen Ahıska Türklerinin anayurtlarına dönüş sürecinin hâlâ tamamlanamadığını belirterek, Avrupa Konseyi ve Gürcistan makamlarını daha etkin adımlar atmaya çağırdı. Raporda durumun yer almamasınıda eleştiren Akalın, raporda konunun yer alması yönünde komisyona önerge verdi, önergenin komisyonda görüşülmesinin ardından sonraki Gürcistan İzleme Raporunda yer alacağını ve muhakkak yer alması gerektiğini belirtti.

Konuşmasında, Ahıska ya da diğer adıyla Mesket Türklerinin bugün Gürcistan sınırları içerisinde bulunan anayurtlarından zorla sürgün edildiğini hatırlatan Akalın, binlerce aile için sürgünün hiçbir zaman gerçekten sona ermediğini ifade etti.

Geri dönüş sürecinin on bir yıldan daha uzun süre önce başlamasına rağmen ilerlemenin son derece yavaş olduğunu vurgulayan Akalın, mevcut durumun kabul edilemez olduğunu söyledi. Yaklaşık 15 bin 300 kişinin geri dönüş başvurusunda bulunduğunu ancak bunlardan yalnızca 494 kişiye şartlı vatandaşlık verildiğini belirten Akalın, bu rakamların Gürcistan’ın Avrupa Konseyine katılırken üstlendiği yükümlülüklerin gerisinde kalındığını açıkça ortaya koyduğunu dile getirdi.

Ahıska Türklerinin gönüllü, güvenli ve onurlu şekilde anayurtlarına dönebilmelerinin önünde hâlen önemli hukuki ve idari engeller bulunduğunu kaydeden Akalın, Gürcü makamlarının kalan engelleri kaldırması, aile birliğini güvence altına alması ve geri dönüş ile vatandaşlık süreçlerini Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ne tam uyumlu şekilde yürütmesi gerektiğini ifade etti.

Avrupa Konseyi’nin bu konuda hem ahlaki hem de siyasi sorumluluğu bulunduğunu belirten Akalın, Ahıska Türklerinin meselesinin sürgünden seksen yılı aşkın süre geçmesine rağmen çözülememiş bir insan hakları sorunu olarak varlığını sürdürdüğünü söyledi.

Akalın konuşmasının sonunda, geri dönüş hakkının yalnızca hukuki bir imkân olarak kalmaması gerektiğini vurgulayarak, “Bu insanların artık daha fazla beklemeleri istenmemelidir. Ahıska Türkleri tanınmayı, onurlu bir yaşamı ve kendi yurtlarına geri dönme fırsatını hak etmektedir” ifadelerini kullandı.