Uzunköprüspor’un Nesine 3. Lig ekibi Kartal Bulvar Kartalimen Spor A.Ş.’ye Ergene Stadı’nda 5-1 yenilerek bir üst tura yükselemediği Ziraat Türkiye Kupası 1. Eleme Turu’nun tamamlanmasıyla birlikte 2. Eleme Turu Kura Çekimi dün gerçekleştirildi. Ziraat Türkiye Kupası 2. Eleme Turu kurasına 1. Eleme Turu’nu geçen 20 takım ile bu turdan itibaren dahil olan 9’u Nesine 2. Lig, 33’ü Nesine 3. Lig olmak üzere toplam 62 takım katıldı Ziraat Türkiye Kupası 1. Eleme Turu 6-7-8 Ekim 2026 tarihlerinde gerçekleştirilecek. ZİRAAT TÜRKİYE KUPASI – 1.TUR 15.9.2026 Salı 1923 Afyonkarahisar Spor Kulübü 2–1 Ürgüpspor Altay 2-4 Söke 1970 Spor 16.09.2026 Çarşamba Karaman Futbol Kulübü 2-3 Kepez Spor Futbol A.Ş. Kırıkkale Fk Spor Kulübü 0-3 Ejderoğlu Kırşehir Futbol Spor Kulübü Dersim Spor 0-3 Gelecek Siirt 56 Spor Kulübü Göle Spor 0-5 Kars 36 Spor Tokat Belediye Spor Kulübü 3-0 Keşap Spor Kulübü Osmaneli Spor Kulübü 0–1 Eskişehir Anadolu Spor Faaliyetleri A.Ş. Sinopspor 0-3 Arıt Kayadibi Spor Kulübü Adanaspor A.Ş. 3–0 Yeni Malatyaspor (Hükmen) Bayburtspor 3-0 Borçka Spor Cizre Belediyespor 0-3 Hakkari Zap Spor Kulübü Kilis Birlikgücü Gençlik Spor 0-2 Kahta 02 Spor Uzunköprüspor 1-5 Kartal Bulvar Kartalimen Spor A.Ş. İnkılap Futbol Spor Kulübü 1-3 Beykoz Anadolu Spor A.Ş. Galata Spor Kulübü 2-1 Yalova Fk 77 Spor Kulübü Bucaspor 1928 0-4 Gaziemir G.O.G. Spor Yat. A.Ş. Yeni Mersin İdmanyurdu Futbol A.Ş .5-1 Bucak Belediye Oğuzhanspor 17.09.2026 Perşembe Amasyaspor Fk – Çankırıgücü Spor Kulübü 12 Haziran Stadı – 14.30 Orduspor 1967 A.Ş.- Torul Belediye Spor Kulübü 19 Eylül Stadyumu – 19.00 ZİRAAT TÜRKİYE KUPASI TARİHLERİ 1.Eleme Turu : 15-16-17 Eylül 2026 2.Eleme Turu : 6-7-8 Ekim 2026 3.Eleme Turu : 27-28-29 Ekim 2026 4.Eleme Turu : 1-2-3 Aralık 2026 5.Eleme Turu : 15-16-17 / 22-23-24 Aralık 2026 Son 16 Turu : 12-13-14 Ocak 2027 Çeyrek Final : 2-3-4 Şubat 2027 Yarı Final (1). : 2-3 veya 4 Mart 2027 Yarıl final (2). : 20-21 veya 22 Nisan 2027 Final : 29 Mayıs 2027
ABD yurdum insanı için adeta bir komşu kapı… Yani ne olsa bir fikrimiz var. Televizyonlarımızın ABD temsilcileri de oldukça destekçi oluyor bu yapıya. Kolorado’nun bir şehrinde olay mı var? Bağlan hemen Vaşington temsilcisine anlattın size…
Yahu zaten yuvarlak hesap 350 milyon nüfuslu dokuz buçuk milyon kilometre kare bir yer. Ne var yanı Vaşington’dan Teksas yahut Kolorado’nun yahut elli eyaletten birinin bir şehrinde gerçekleşen olayı yanıbaşındaymışız gibi bildirsek. Ben de çok detaycıyım, çok ince analizciyim, tüh…
Böyle kapı komşu, kanka gibi bakınca başka bir memlekete tabii sorunu da sorunumuz oluyor. Bir ara çok kızdık bu Amerikalılara ama şimdi gene seviyoruz galiba. Çünkü sosyal medya hesaplarında orada gerçekleşen doğa olaylarına dayanarak inşallah çatlarlar, patlarlar nev’inden gönderiler yok bu ara.
Bir de başkanları var tabii bizim içimizden biri adeta. Trump deyince nedence akan sular duruyor. Özellikle Hillary Clinton ile Donald Trump yarışında bu benimseme çok daha yüksek seviyedeydi. Bir ara korktum bazı şehir meydanlarında Hilaricilerle Tırampçılar bibirleriyle kavga edecek diye. Sanki başka bir devlet değilmiş gibiydi.
Gelelim acı gerçeklere yahut gerçekler acıtır mı demeliydim. Yaklaşık 15 seneden beri profesyonel bir şekilde ABD dış politikası takip ediyorum. Yukarıdaki bu aidiyet ve rasyonaliteden uzaklıktan sıyrıldıktan sonra söyleyebileceğim şey seçimi Trump’ın kazandığı değil de Demokratların kaybettiği olmuştu. Zira Biden faciasından sonra seçiciler kurulu delegelerini oluşturmak üzere sandığa giden seçmenin de kafası karışıktı ki; seçim katılım oranları da pek tatminkâr değildi.
Trump’ın bir dönem sonra tekrar başkan olduğu ABD sonuçtan yine tatmin olmuş durumda değil. Zira pek dikkat edilmese de dinamik, genç ABD başkanı imajının yerine yaşlı mı yoksa daha mı yaşlı seçenekleri geldi. Bu durum ABD iç politikasında tartışılan ancak bizim kapı komşu gibi davrandığımız ABD için çok da tartışmadığımız bir husus oldu.
Bunun dışında Trump için bir hukukilik değil ama bir meşruiyet sorunu da oluştu. İlk döneminden kaynaklandı bu… Ancak demokratların Biden ısrarı ve bu ısrarın sonrasında Trump karşısında çıkardıkları adayın karşılık görmeyişi kaçınılmaz yenilgiyi de beraberinde getirdi. O dönem şunu söylemiştim; Demokratlar kaybetti ama Trump da kazanamadı.
Bu süreçte nedende Savunma Sekreterliği gibi bazı kurumların internet sitelerinin isimlerinin başkanlık kararıyla değiştirilmesi gibi faaliyetler büyük bir olaymışçasına tartışıldı. Sınırsız güç vehmettiğimiz ABD başkanı için İran çok büyük bir sorun haline geldi. Saldırıları başlatmadan önce açık olan Hürmüz Boğazını yeniden açmak için girişimlerde bulunduğunu açıkladı. Fıkra gibi bir durum. Buna ek olarak zaten kısıtlı dış operasyon yetkisi sona erdiği için köşeye sıkışan Başkan Trump’a bir darbe de dün Temsilciler Meclisinden geldi. Yalnız Demokratlar Trump’ın yetkisini kısıtlama amacı ile ortaya attıkları yasada Cumhuriyetçiler tarafından da desteklendiler bu önemli bir ayrıntı.
Pek çok iç politika sorununa ek olarak dış politikada da bol ve yüksek söyleme karşın az ve cılız sonuçlar alan Trump yönetimini 3 Kasım 2026’da zorlu bir sınav bekliyor. ABD de Temsilciler Meclisinin tamamı yani 435 ve 100 koltuklu Senato’nun da 33 koltuğu için bir seçim yapılacak. Büyük ihtimalle Kongre’nin her iki biriminde de Trump’ın etkinliğini kaybettiği bir sonuçla karşılaşacağız. Bu durum bir önceki döneminin ara seçimlerinde de benzer bir şekilde sonuçlanmıştı. Temsilciler Meclisinde çoğunluğu oluşturan Demokratların Senato’da da çoğunluğu ele geçirmesi Trump için hayli zorlu iki yıl demek olacak. Bu senaryonun gerçekleşme ihtimali oldukça yüksek. Sonrası için de zaten Trump’ın bir önceki döneminin son iki yılına bakmak yeterli olacaktır. Haftaya görüşmek dileğiyle memleketimin güzel insanları…
Enez’de. sahipsiz hayvanlara yardım etmek ve doğayı korumak amacıyla 11 Mart 2026 tarihinde kurulmuş olan Vicdanlı Kalpler Hayvanları ve Doğayı Koruma Derneğinden bahsetmek istedim bugün biraz.
Sosyal medya hesaplarımı takip edenler bilirler, Enez’de yapılmış olan sokak hayvanları barınağı ile ilgili bir paylaşım yapmıştım geçtiğimiz günlerde.
Bu paylaşımım da; barınağın, Edirne Valiliği tarafından yaptırıldığını yazınca, bazı dernek üyeleri beni arayarak; barınağın (doğal yaşam alanı) tamamen gönüllüler tarafından yapıldığını, Edirne Valiliğinin maddi, manevi bir katkısının olmadığını, aslında Valilik tarafından yaptırılması konusunda bir anlaşmaya varıldığını fakat paydaşlardan Enez Belediye Başkanlığının belirlenen süre içinde müracaatta bulunmaması nedeniyle barınak yerinin hayırsever bir vatandaş (bende telefon numarası olmadığından ve istediğim halde sosyal medya üzerinden de irtibat kuramadığım, iznini de almadığım için ismini yazmıyorum) tarafından satın alındığını, sonuç olarak barınağın VİKADER üyesi hayırseverlerin maddi manevi destekleri ile bugünkü hale getirildiğini, hatta şuan için barınakta benim yazdığım gibi 50 değil, 100 ün üzerinde sokak köpeğinin bakılıp beslendiğini anlattılar.
Edirne Afet ve Acil Durum Müdürlüğü’yle (AFAD) Edirne Belediyesi İtfaiye Müdürlüğü iş birliğinde, Trakya Üniversitesi (TÜ) bünyesinde görevli Koruma, Kurtarma ve Söndürme ekiplerine yönelik eğitim programı düzenlendi.
TÜ İş Sağlığı ve Güvenliği Koordinatörlüğü tarafından, üniversite bünyesinde görev yapan Koruma, Kurtarma ve Söndürme Ekiplerine yönelik eğitim programı düzenlendi. AFAD ile Edirne Belediyesi İtfaiye Müdürlüğü iş birliğinde gerçekleştirilen programda, ekiplerin afet ve acil durumlara ilişkin bilgi ve uygulama becerilerinin geliştirilmesine yönelik çeşitli eğitimler verildi.
Programda afet farkındalık ve yangın eğitimlerinin yanı sıra çök-kapan-tutun uygulaması, yangın söndürme tüpü kullanımı, tahliye ve çadır kurma konularında teorik ve uygulamalı eğitimler gerçekleştirildi.
Konuyla ilgili TÜ’den yapılan paylaşımda; Koruma, Kurtarma ve Söndürme ekiplerinin afet, yangın ve diğer acil durumlarda doğru ve etkin müdahalede bulunabilmeleri için bilgi, farkındalık ve uygulama becerilerinin geliştirilmesinin hedeflendiği belirtildi.
Olgay GÜLER Edirne Barosu avukatlarından Ulaş Çam, baroda gerçekleştirilecek 51’inci dönem olağan genel kurulda yeni dönem için yönetim kurulu başkanlığına adaylığını açıkladı. Kentte, iş hukuku alanında uzmanlaşmış Avukat Doktor Ulaş Çam, Edirne Barosu’nda gerçekleştirilecek yönetim kurulu seçimlerinde ‘ben de varım’ dedi. Halen Edirne Barosu bünyesindeki Staj ve Meslek İçi Eğitim Komisyonu’nda üye olarak görev yapan Çam, yayınladığı görselde neden aday olduğuna detaylı şekilde yer verdi. Çam, adaylığına yönelik şu ifadelere yer verdi:
AVUKAT YALNIZ DEĞİLDİR. Adliyede, karakolda, cezaevinde, hacizde ve mesleğin icra edildiği her yerde meslektaşının yanında duran; avukatın onurunu ve savunmanın bağımsızlığını koruyan bir Baro için adayım.
İSTİSNA HÂLİ OLAĞANLAŞMAMALIDIR. Hukukun kişiye, zamana ve koşullara göre askıya alınmadığı; olağanüstünün olağana, istisnanın kurala dönüşmediği bir hukuk düzeni için adayım.
DÜŞMAN CEZA HUKUKUNA KARŞI. İnsanların kimliklerine, düşüncelerine ve aidiyetlerine göre ayrılmadığı; ceza hukukunun kişiye göre biçimlenmediği, failine göre değil suça göre yargılamanın yapıldığı, suç isnadı ne olursa olsun herkesin aynı usul güvencelerinden yararlandığı, herkes için aynı hukuk ve adil yargılanma hakkının güvence altında olduğu bir hukuk düzeni için adayım.
SAVUNMA PROTOKOL DEĞİLDİR. Baronun yalnızca törenlerde ve protokol sıralarında değil, hukukun ve savunmanın tehdit edildiği her yerde bulunduğu; protokolde değil, mücadelenin içinde bir Baro için adayım.
AVUKATIN ONURU KORUNMALIDIR. Avukata yönelik şiddete, tehdide, baskıya ve mesleki itibarsızlaştırmaya karşı tereddütsüz duran; meslektaşının arkasında değil, yanında duran bir Baro için adayım.
HUKUK DEVLETİ. Yalnız yurttaşların değil, devletin de hukukla bağlı olduğu ve hukuka uymak zorunda olduğu; Anayasanın, temel hakların ve bağlayıcı yargı kararlarının kişilere ve dönemlere göre değişmediği, hukukun herkese eşit uygulandığı bir düzen için adayım.
HAK VE ÖZGÜRLÜKLERİN İHLALİ KARŞISINDA. Temel hak ve özgürlüklerin ihlal edildiği yerde seyirci kalmayan; başta laiklik olmak üzere Cumhuriyet’in temel değerlerini, ötekileştirilenleri ve herkesin kendi yaşam tarzıyla özgürce var olma hakkını savunan; sözünü, itirazını ve hukuk mücadelesini ortaya koyan bir Baro için adayım.
BARO HEPİMİZİNDİR. Grupların, çevrelerin ve kişilerin değil; genç-kıdemli ayrımı yapılmaksızın her meslektaşın söz sahibi olduğu, şeffaf, katılımcı ve bağımsız bir Baro için adayım.
DAYANIŞMA. Genç avukatların ekonomik sorunlarını, mesleğin değersizleştirilmesini ve giderek ağırlaşan çalışma koşullarını tali bir mesele değil, Baronun temel meselesi kabul eden; mesleki dayanışmanın esas olduğu bir Baro için adayım.
BAŞKA BİR BARO MÜMKÜN. İstisnanın değil kuralın, korkunun değil özgürlüğün, düşmanlaştırmanın değil hukukun, eşitliğin, sessizliğin değil itirazın yanında, protokolde değil mücadelenin içinde bir Baro için adayım.” 3 ADAYLI YARIŞ Av.Dr. Ulaş Çam’ın yanı sıra, Baro seçimlerinde mevcut başkan Gökhan Karakoç ve baronun önceki dönem başkanlarından Özgür Yıldırım da adaylığını açıkladı. Toplam 3 adayın bulunduğu baro seçimlerinin 3-4 Ekim 2026 tarihlerinde Edirne Barosu binasında gerçekleştirilecek genel kurulda yapılması bekleniyor. İlk toplantıda çoğunluk sağlanamadığı takdirde seçimlerin 10-11 Ekim 2026 tarihlerinde yapılması öngörülüyor.
Edirne, Kırklareli ve Tekirdağ’dan Ambarlı limanlarına giden konteyner trafiği, Çatalca’daki 70 bin metrekarelik sahada nefes alıyor. 1960’lardan bu yana taşımacılık yapan Çelikor, gümrüğe bir kilometre mesafedeki depolama alanıyla Trakya sanayicisinin liman maliyetini düşürmeyi hedefliyor.
Trakya’nın ihracat rotası bellidir: Çorlu, Çerkezköy ve Lüleburgaz’daki fabrikalardan çıkan yük, E-80 üzerinden İstanbul’un batısına, oradan da Ambarlı’daki Marport, Kumport ve Mardaş limanlarına iner. Bu rotanın en pahalı kısmı çoğu zaman yol değil, limanda geçen gündür. Konteynerin liman sahasında beklediği her gün ardiye ve demuraj olarak faturaya yansır.
Çelikor Global Lojistik bu maliyeti, limandan önce durulacak bir saha kurarak çözüyor. Şirketin Çatalca Muratbey’deki 70 bin metrekarelik sahası, Çatalca gümrük alanına bir kilometre mesafede. Kocaeli Gebze’deki 30 bin metrekarelik ikinci sahayla birlikte toplam 100 bin metrekarelik konteyner depolama kapasitesi, Marmara’nın iki yakasındaki sanayiciye hizmet veriyor.
Boş konteyner limanda beklemesin
Şirketin sunduğu modelin özü şu: Dolu konteyner limana gitmeden, boş konteyner de limana dönmeden önce Çatalca’da bekletiliyor. İhracatçı, konteynerini gemi tarihine göre değil kendi üretim planına göre yüklüyor; liman sahasında ödeyeceği ardiye yerine, saha içinde günlük depolama bedeli ödüyor. Reach stacker’lı elleçleme, hasar tespiti, yıkama ve onarım aynı sahada yapıldığı için konteyner limana hazır halde gidiyor.
Sahada 20, 40 ve 45 feet’lik standart konteynerlerin yanı sıra tank konteynerler ve swap-body üniteler de istifleniyor. Şirket, kendi filosunda 500’ün üzerinde konteyner bulundurduğunu ve bunların önemli bölümünün 45 feet High Cube Pallet Wide (HCPW) tipinde olduğunu belirtiyor; bu tip, Avrupa palet ölçüsüne göre tasarlandığı için Trakya’dan Balkanlar’a ve Orta Avrupa’ya çalışan nakliyecilerin tercih ettiği ölçü.
Üç kuşaklık bir işletme
Çelikor’un kökü 1960’ta Ayhan Nakliyat olarak kurulan aile işletmesine dayanıyor. 1980’lerde Çelikay Nakliyat, 2010’da bugünkü adıyla Çelikor Global Lojistik A.Ş. olarak devam eden şirket, üçüncü kuşak yönetiminde konteyner depolama, kiralama, satış ve taşımacılığı tek çatı altında topladı. Büyükçekmece’deki genel merkezden yönetilen operasyon, Ambarlı’nın yanı sıra Yılport, Evyap ve Gemlik limanlarında da çalışıyor.
Şirket müşterilerine dijital bir portal üzerinden sahadaki konteynerlerini anlık görüntüleme, referans numarasıyla çıkış talebi açma ve aylık faturalama raporlarını otomatik alma imkânı sunuyor. Trakya’daki bir fabrikanın lojistik sorumlusu, Çatalca’daki konteynerinin durumunu Çorlu’daki masasından takip edebiliyor.
Trakya için ne anlama geliyor
Edirne ve Kırklareli’deki gıda, tekstil ve otomotiv yan sanayi ihracatçıları için Çatalca sahası, limana giden yolun üzerinde bir tampon bölge işlevi görüyor. Gemi rötar yaptığında konteyner limanda değil sahada bekliyor; ithalat konteyneri boşaldıktan sonra limana dönmek yerine sahada bir sonraki ihracat yükünü bekliyor. Her iki durumda da liman ardiyesi devreden çıkıyor.
Bölge sanayicisinin depolama, kiralama ve taşıma tarafında güncel koşulları görebileceği bilgiler Çelikor’un konteyner fiyatları sayfasında yayınlanıyor; şirket teklif taleplerine aynı gün yazılı dönüş yaptığını belirtiyor.
Bazı günler şehir temposundan uzaklaşmak, yalnızca birkaç kilometrelik bir koşu ya da hafta sonu bisiklet rotası bile zihni ve bedeni yeniden canlandırabil…
Bazı günler şehir temposundan uzaklaşmak, yalnızca birkaç kilometrelik bir koşu ya da hafta sonu bisiklet rotası bile zihni ve bedeni yeniden canlandırabilir. Ancak açık hava sporlarında iyi bir deneyim için motivasyon kadar doğru verileri takip etmek, antrenman yoğunluğunu doğru ayarlamak ve ekipmanların her koşula hazır olması da önem taşır. HUAWEI gt 7, aktif yaşamı benimseyen kullanıcılar için spor takibini, günlük sağlık yönetimini ve uzun süreli kullanım konforunu tek bir akışta birleştiren yeni nesil bir akıllı saat olarak öne çıkar.
Açık hava sporlarına uyum sağlayan akıllı yaklaşım
Kayak pistinde, uzun bir bisiklet turunda veya sabahın erken saatlerindeki koşuda ihtiyaçlar aynı değildir. Her spor dalının farklı ritmi, hareket yapısı ve çevresel koşulları bulunur. Bu nedenle akıllı saatin yalnızca adım sayması yeterli olmaz; antrenmanın karakterini anlayabilmesi ve kullanıcının hedeflerine uygun veriler sunabilmesi gerekir.
Yeni nesil kayak ve bisiklet modları, farklı spor senaryolarını daha düzenli biçimde takip etmeye yardımcı olur. Kayak sırasında hız değişimleri, eğim ve hareket yoğunluğu gibi unsurlar önem kazanırken, bisiklet sürüşlerinde tempo, mesafe ve rota boyunca sürdürülen performans öne çıkar. Bu modlar, açık havada geçirilen zamanı daha anlamlı hale getirmek ve antrenman sonrasında gelişimi gözlemlemek isteyen kullanıcıların günlük rutinine uyum sağlar.
HUAWEI gt 7, spor verilerini yalnızca anlık bir ekran bilgisi olarak sunmak yerine, antrenmanın genel çerçevesini anlamaya yardımcı olacak şekilde konumlandırır. Böylece kullanıcı, bir sonraki egzersiz planını oluştururken yalnızca ne kadar süre hareket ettiğine değil, bu hareketin vücudunda nasıl bir karşılık bulduğuna da bakabilir.
Vücudun günlük durumunu anlamaya yardımcı olan veriler
Yoğun bir iş gününün ardından planlanan koşu, her zaman beklenen verimlilikte geçmeyebilir. Bazen uyku düzenindeki değişiklikler, uzun süreli stres veya arka arkaya yapılan antrenmanlar performansı etkileyebilir. Bu noktada Physical Readiness Score, yani fiziksel hazırlık skoru, kullanıcının günlük durumunu daha bilinçli değerlendirmesine destek olur.
Bu özellik, egzersiz kararını tamamen cihazın vermesi anlamına gelmez. Aksine, kişinin kendi bedenini dinlemesini kolaylaştıran ek bir bakış açısı sunar. Sabah saatlerinde alınan veriler, gün içindeki enerji seviyesini planlarken yol gösterici olabilir. Daha sakin bir gün geçirmek, antrenman yoğunluğunu azaltmak veya belirlenen programa devam etmek gibi kararlar, kişisel hedeflerle birlikte değerlendirilebilir.
Bilimsel ve dengeli bir spor rutini, yalnızca yüksek tempolu günlerden oluşmaz. Dinlenme, toparlanma ve sürdürülebilirlik de gelişimin önemli parçalarıdır. Bu nedenle fiziksel hazırlık skorunu günlük hareket alışkanlıklarıyla birlikte değerlendirmek, özellikle düzenli koşan, bisiklete binen ya da birden fazla spor dalıyla ilgilenen kişiler için kullanışlı bir yaklaşım sağlar.
Koşu ve golf rutinlerinde pratik kullanım
Koşucular için düzenli veri takibi, antrenmanların rastlantısal olmaktan çıkmasına yardımcı olur. Kısa mesafeli tempolu koşular, uzun ve sabit ritimli antrenmanlar ya da hafta sonu yapılan doğa koşuları farklı hedeflere hizmet eder. Saat üzerinden takip edilen bilgiler, kullanıcının kendi performansını zaman içinde gözlemlemesini ve antrenman planını daha bilinçli biçimde şekillendirmesini kolaylaştırır.
Golf gibi daha kontrollü bir spor dalında ise açık havada geçirilen süre, yürüyüş mesafesi ve gün boyunca sürdürülen hareketlilik önem taşır. Bir golf sahasında birkaç saat geçirmek, fark edilenden daha fazla fiziksel aktivite içerebilir. Bu süreçte hafif ve günlük kullanıma uygun bir akıllı saat, spor kıyafetleriyle uyumlu görünürken günün farklı bölümlerinde de kullanılabilir.
HUAWEI gt 7, tek bir spor türüne bağlı kalmadan aktif yaşam tarzına eşlik edecek şekilde tasarlanmıştır. Sabah koşusunda, hafta sonu bisiklet turunda, golf sahasında veya kış tatilindeki kayak planında aynı cihazın kullanılabilmesi, farklı ilgi alanlarına sahip kullanıcılar açısından önemli bir kolaylık sunar.
EasyCross Strap ile hızlı ve rahat uyum
Spor sırasında konfor, performans verileri kadar önemlidir. Bilekte gevşek duran ya da hareketi kısıtlayan bir kayış, uzun antrenmanlarda rahatsızlık yaratabilir. EasyCross Strap sistemi, kayış değişimini daha pratik hale getirerek saatin farklı kullanım senaryolarına uyarlanmasına yardımcı olur.
Kullanıcı, spor kıyafetlerine veya günlük giyim tercihine göre kayışı kısa sürede değiştirebilir. Bisiklet sürüşünde daha sportif bir görünüm, ofis ortamında ise daha sade bir stil tercih edilebilir. Kayışın kolayca çıkarılıp takılması, saatin yalnızca antrenman sırasında kullanılan bir aksesuar olmasının önüne geçer.
Bu esneklik, özellikle iş ve spor programını aynı gün içinde bir arada sürdüren 25–45 yaş aralığındaki aktif kullanıcılar için değerlidir. Sabah işe giderken kullanılan saat, akşam koşusunda veya hafta sonu açık hava etkinliğinde ek bir hazırlık gerektirmeden kullanılabilir. Pratik tasarım ayrıntıları, günlük alışkanlıkların sürdürülebilir olmasına doğrudan katkı sağlar.
Uzun pil ömrüyle daha az şarj molası
Açık hava sporlarında şarj imkanına her zaman kolayca ulaşmak mümkün olmayabilir. Uzun bir bisiklet rotası, birkaç günlük doğa planı veya kayak tatili sırasında saatin sık sık şarj edilmesi kullanım deneyimini kesintiye uğratabilir. 21 güne kadar pil ömrü, kullanım alışkanlıklarına ve etkinleştirilen özelliklere bağlı olarak şarj aralıklarını uzatmaya yardımcı olur.
Uzun pil ömrü, yalnızca seyahatlerde değil, günlük yaşamda da rahatlık sağlar. Kullanıcı sabah egzersizinden gece uykusuna kadar sağlık ve aktivite verilerini takip edebilir. Her gün şarj cihazı aramak zorunda kalmamak, saatin düzenli kullanılmasını ve toplanan verilerin daha bütünlüklü hale gelmesini destekler.
Elbette pil süresi; ekran kullanımı, bildirimler, spor takibi, bağlantı özellikleri ve diğer ayarlara göre değişebilir. Buna rağmen uzun süreli kullanım yaklaşımı, cihazı yoğun tempolu yaşamın içine daha kolay yerleştirir. Özellikle doğada vakit geçirmeyi seven ve antrenman sırasında cihazın pil seviyesini düşünmek istemeyen kullanıcılar için bu özellik öne çıkar.
Premium malzeme arayanlara Watch GT 7 Pro
Serinin daha üst düzey seçeneği olan Watch GT 7 Pro, malzeme kalitesi ve dayanıklılık hissine önem veren kullanıcılar için tasarlanmıştır. Titanyum ve nano teknoloji seramik kullanımı, saatin premium karakterini güçlendirirken günlük kullanımda sağlam ve seçkin bir görünüm sunar.
Watch GT 7 Pro modelinde de yeni kayak ve bisiklet modları, EasyCross Strap ve 21 güne kadar pil ömrü gibi öne çıkan özellikler bulunur. Böylece spor odaklı kullanım ile şık tasarım anlayışı aynı gövdede buluşur. Kış sporları, uzun bisiklet rotaları ve açık havada geçirilen yoğun günler için tasarlanan bu yaklaşım, teknik ayrıntılardan ödün vermeden estetik beklentilere de yanıt verir.
Malzeme seçimi, bir akıllı saatin yalnızca görünüşünü değil, kullanıcıda oluşturduğu kullanım hissini de etkiler. Titanyumun hafiflik ve dayanıklılık özellikleriyle nano teknoloji seramiğin modern görünümü bir araya geldiğinde, spor sonrasında da kullanılabilecek çok yönlü bir aksesuar ortaya çıkar.
Günlük yaşamdan antrenmana kesintisiz geçiş
Modern yaşamda spor için ayrılan zaman çoğu zaman sınırlıdır. İş toplantıları, ulaşım, aile sorumlulukları ve sosyal planlar arasında antrenmana yer açmak için kullanılan ekipmanın hızlı, anlaşılır ve güvenilir olması gerekir. HUAWEI gt 7, bu geçişi kolaylaştırmak üzere spor takibi, fiziksel hazırlık verileri, hızlı kayış değişimi ve uzun pil ömrünü bir arada sunar.
Saatin günlük kullanımda sağladığı pratiklik, açık hava etkinliklerinin planlanmasını da kolaylaştırır. Kullanıcı, koşuya çıkmadan önce antrenman hedefini belirleyebilir, bisiklet sürüşü sırasında temel verileri takip edebilir ve egzersiz sonrasında toparlanma sürecini gözden geçirebilir. Bu düzen, spor alışkanlığının tek seferlik bir hedef olmaktan çıkıp yaşam biçiminin parçası haline gelmesine yardımcı olur.
Açık hava deneyiminde daha bilinçli hareket
Kayak, bisiklet, golf ve koşu gibi aktivitelerin ortak noktası, kişinin çevreyle ve kendi bedeniyle sürekli etkileşim halinde olmasıdır. Hava koşulları, zemin, eğim, tempo ve enerji seviyesi antrenmanın akışını değiştirebilir. Bu nedenle spor sırasında toplanan verileri tek başına değerlendirmek yerine, onları kişisel hedefler ve günlük hislerle birlikte yorumlamak gerekir.
HUAWEI gt 7, bu anlayışa uygun olarak kullanıcıya daha düzenli bir takip deneyimi sunar. Kayak pistinde hareket yoğunluğunu izlemek, bisiklet rotasında performansı gözlemlemek, koşu sonrasında antrenman yükünü değerlendirmek veya golf sahasında gün boyu hareketliliği görmek, aktif yaşamın farklı parçalarını tek bir ekranda birleştirir.
İyi bir spor teknolojisi, kullanıcının yerine karar vermez; doğru zamanda doğru bilgiyi sunarak daha bilinçli seçimler yapmasına yardımcı olur. HUAWEI gt 7 de bu yaklaşımı, kapsamlı spor modları, Physical Readiness Score, EasyCross Strap ve uzun pil ömrüyle günlük kullanımın merkezine taşır.
Edirne Kent Konseyi Çocuk Meclisi üyeleri Asrın İdug ve Derin İdug tarafından hayata geçirilen kitap paylaşım projesi “Gezen Kitap – Okuyan Edirne” devam ediyor. Proje kapsamında bugüne kadar 100’e yakın kitabın dolaşıma çıkarıldığı bildirildi.
Projenin amacı; çocuklar ve yetişkinler olmak üzere her yaştan insanı kitap okumaya teşvik etmek, okunan kitapların yeniden değerlendirilmesini sağlamak ve paylaşma kültürünü yaygınlaştırmak olarak açıklandı. “Gezen Kitap – Okuyan Edirne” projesi hakkında şu bilgiler paylaşıldı:
Projenin işleyişi oldukça basit: Gezen Kitap etiketi bulunan kitaplar insanların kolaylıkla ulaşabileceği farklı noktalara bırakılıyor. Kitabı bulan kişi kitabı ücretsiz olarak alıyor, okuyor ve ardından başka bir noktaya bırakarak kitabın yolculuğunu devam ettiriyor.
Her kitabın üzerinde projeye ait QR kod bulunuyor. Kitabı bulan kişiler QR kodu okutarak projeye ulaşabiliyor, kitabı nerede bulduklarını ve nereye bıraktıklarını paylaşabiliyor. Böylece kitapların yolculuğu takip edilebiliyor ve bir kitabın farklı okuyucularla buluşarak nereden nereye ulaştığı görülebiliyor. Gezen Kitap’ın yolculuğu yalnızca Edirne ile de sınırlı değil. Edirne’de bulunan bir kitap, onu okuyan kişinin yolculuğuyla başka bir ilçeye veya başka bir şehre taşınabiliyor ve orada yeni bir okuyucuyla buluşarak yoluna devam edebiliyor. Bu nedenle her Gezen Kitap zaman içinde kendi yolculuk hikâyesini oluşturuyor. Proje kapsamında bugüne kadar 100’e yakın kitap dolaşıma çıkarıldı. Kitapların bir bölümü Asrın ve Derin’in kendi okuyup paylaşmak istedikleri kitaplardan, bir bölümü ise projeye destek veren kişilerin bağışlarından temin ediliyor.
Projeyi Asrın ve Derin yürütüyor; ancak Gezen Kitap’ın katılımcıları yalnızca çocuklardan oluşmuyor. Kitabı bulan, okuyan, yeniden bırakan veya kitap bağışlayarak destek veren çocuklar, gençler ve yetişkinler paylaşım zincirinin bir parçası oluyor. Bu nedenle projeye ulaşan kişi sayısı sabit bir rakamla sınırlı değil; her yeni okuyucuyla büyümeye devam ediyor. Gezen Kitap – Okuyan Edirne ile amaçlanan yalnızca kitap dağıtmak değil; bir kitabın defalarca okunmasını, paylaşılmasını, yeni insanlarla ve yeni yerlerle buluşmasını sağlamak. Bugün Edirne’de başlayan bir kitabın yolculuğu, yarın başka bir şehirde devam edebilir. Kitabı bul, oku, keşfet ve başka bir noktaya bırak. Çünkü kitaplar dolaştıkça bilgi çoğalır, paylaşıldıkça dünya güzelleşir. Proje: Gezen Kitap – Okuyan Edirne Hazırlayanlar: Asrın İdug & Derin İdug Edirne Kent Konseyi Çocuk Meclisi Üyeleri Instagram: @gezenkitap_okuyanedirne
Olgay GÜLER Edirne’nin Keşan ilçesinde Paşayiğit Ortaokulu 8’inci sınıf öğrencisi Yasin Şişekıran (14), evlerinin bahçesinde geçirdiği kalp krizi sonucu hayatını kaybetti. Olay, ilçeye bağlı kırsaldaki Paşayiğit Mahallesi’nde meydana geldi. Paşayiğit Ortaokulu 8’inci sınıf öğrencisi Yasin Şişekıran, evlerinin bahçesinde bulunduğu sırada aniden fenalaşarak yere yığıldı. Özel araçla Keşan Devlet Hastanesi’ne kaldırılan ve kalp krizi geçirdiği belirlenen Şişekıran, doktorların tüm müdahalesine rağmen hayatını kaybetti. Yasin Şişekıran’ın cenazesi, savcı ve jandarmanın incelemesinin ardından otopsi için Edirne Adli Tıp Kurumu’na gönderildi. Öte yandan, İl Milli Eğitim Müdürlüğü’nden de taziye mesajı yayınlandı. Mesajda, “Keşan ilçemiz Paşayiğit Ortaokulu 8’inci Sınıf öğrencimiz Yasin Şişekıran’ın, geçirdiği kalp krizi sonucu vefat ettiğini derin bir üzüntüyle öğrenmiş bulunmaktayız. Sevgili öğrencimize Allah’tan rahmet, kederli ailesi ve eğitim camiamıza başsağlığı dileriz” denildi. Olayla ilgili başlatılan inceleme sürüyor.
Öğrenci Veli Derneği Edirne Şubesi, yeni eğitim öğretim döneminin bir yıldır değişmeyen sorunlarla açıldığını, yoksulluk büyürken ücretsiz okul yemeğinin hale verilmediğini bildirdi.
Öğrenci Veli Derneği Edirne Şubesi adına Kezban Demir tarafından yapılan açıklamada, “Türkiye’de milyonlarca çocuk ekonomik kriz ve derinleşen yoksulluktan doğrudan etkilenirken, ücretsiz okul yemeği uygulamasının hâlâ hayata geçirilmemiş olması eğitim politikalarının en büyük eksikliklerinden biri olmaya devam etmektedir” denildi.
Demir’in açıklamasında şunlara yer verildi:
2026-2027 eğitim öğretim yılı yine birçok sorunla birlikte başladı. Kamusal eğitime bütçeden ayrılan payın giderek düşmesi bu sorunların ana kaynağını oluşturmaktadır. Laik bilimsel eğitimde aşınma derinleşerek devam etmektedir. Yetersiz okullaşmanın getirdiği sorunlar eğitime erişmekteki eşitsizliği beslemektedir. Türkiye’de milyonlarca çocuk ekonomik krizle derinleşen yoksulluktan etkilenmekte, Türkiye OECD verilerine göre çocuk yoksulluğunda Meksika’dan sonra dünyada ikinci sırada. Çocuklar yoksulluk sebebiyle okula devam edememektedir. Devam edebilenler ise okula aç gitmektedir.
YOKSULLUK BÜYÜRKEN ÜCRETSİZ OKUL YEMEĞİ HÂLÂ YOK
Türkiye’de milyonlarca çocuk ekonomik kriz ve derinleşen yoksulluktan doğrudan etkilenirken, ücretsiz okul yemeği uygulamasının hâlâ hayata geçirilmemiş olması eğitim politikalarının en büyük eksikliklerinden biri olmaya devam etmektedir.
Eğitim hakkından yararlanabilmek, yalnızca bir okula kayıtlı olmakla mümkün olmaz. Barınma, beslenme ve ulaşım eğitim hakkını bütünleyen haklardır. Bu haklarda yaşanan eksiklikler eğitim hakkından da tam ve eşit olarak yararlanmanın önündeki belirleyici engellerdir.
Sağlıklı beslenemeyen, ders saatlerini açlıkla mücadele ederek geçiren bir çocuğun eğitim sürecinden eşit ve nitelikli biçimde yararlanması mümkün değildir. Bu nedenle ücretsiz okul yemeği bir lütuf ya da sosyal yardım değil; çocukların eğitim hakkının ve fiziksel gelişiminin ayrılmaz bir parçasıdır. Ücretsiz okul yemeği uygulaması, hiçbir ayrım gözetmeksizin kamu okullarındaki tüm kademelerde derhal başlatılmalı ve doğrudan genel bütçeden finanse edilmelidir. Veli-Der olarak bir kez daha yineliyoruz: Hiçbir çocuk yoksulluk ve açlık ve nedeniyle eğitim hakkından mahrum bırakılamaz!
YERELDEKİ TABLO
FİZİKİ YETERSİZLİKLER, BİRLEŞTİRİLMİŞ OKULLAR
Yıllardır ifade ediyor olduğumuz sorunu, bu eğitim öğretim yılı başında da maalesef tekrar edeceğiz. Yeni yerleşim bölgesi olarak tanımladığımız mahallelerdeki okullarda kalabalık sınıflar eğitim öğretimi olumsuz etkilemeye devam etmektedir. Edirne genelindeki okullarda ortalama sınıf mevcutları makul düzeyde gibi görünse de yeni yerleşim bölgelerindeki okullarda 40’a yakın öğrencinin bulunduğu ilk ve ortaokullar bulunmaktadır. Kalabalık sınıflar sorunu hem eğitim öğretimi olumsuz etkilemekte hem de sınıf ve okul hijyeni konusunda sorunlara neden olmaktadır. Milli Eğitim Bakanlığı biz velilerin ve eğitim emekçilerinin uyarılarına, taleplerine ve tespitlere rağmen okul yapımına gerekli bütçeyi ayırmıyor ve eğitimde planlama ve altyapı eksikliklerini de Edirne’de de örneklerini gördüğümüz üzere okul birleştirerek çözmeye çalışıyor. Depreme dayanıksız oldukları gerekçesiyle tahliye edilen Edirne Yıldırım Beyazıt Anadolu Lisesi 1. Murat Anadolu Lisesi’nin üst katında, Süheyl Ünver Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi ise Selimiye Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi binasında bu eğitim öğretim yılına başlamıştır. Eğitim hakkı kamusal bir sorumlulukla ele alınmalı, bütçeden eğitime yeterli kaynak aktarılmalı ve inşası bekleyen tüm okullar derhal tamamlanmalıdır.
Tüm bu olumsuzluklara rağmen, Edirne’de örnek olarak gösterilebilecek iki uygulama geçtiğimiz yıllarda hayata geçirilmiştir. Edirne Belediyesi’ne meslek lisesi öğrencilerine ücretsiz sağlamış olduğu öğlen yemeği için, Edirne Valiliği’ne de tüm okullarda öğrencilerin su içebileceği su sebillerinin yapım ve bakımı için teşekkürlerimizi sunuyoruz.
GÜVENLİ OKULLAR İÇİN HAK TEMELLİ POLİTİKALAR ŞART
Okullarda yaşanan şiddet olayları, çocukları koruyacak önleyici ve kapsayıcı kurumsal mekanizmaların yetersizliğini açıkça ortaya koymaktadır. Mevcut sistem kriz oluştuktan sonra devreye girmekte; çocukların ihtiyaç duyduğu erken müdahale ve koruma mekanizmaları işletilememektedir Son olarak Milli Eğitim Bakanlığı ve İçişleri Bakanlığı, okulları 120 puanlık bir “güvenlik karnesi” ve 4 farklı risk derecesine göre sınıflandıran yeni bir modeli uygulamaya koydu.
Ancak güvenlik meselesi yalnızca asayiş ve fiziki tedbirlerle sınırlandırılamaz. Görevlendirilecek personelin çocuk psikolojisi, çocuk hakları ve temel pedagoji eğitimi almış olması; bu personelin güvenceli ve kadrolu biçimde istihdam edilmesi kamusal eğitimin vazgeçilmez bir gereğidir. Çocukların güvenli, eşit ve onurlu bir ortamda eğitim alabilmesi yalnızca polisiye önlemlerle değil; hak temelli, bilimsel ve önleyici politikalarla mümkündür. Bu doğrultuda; okullarda psikososyal destek birimleri güçlendirilmeli, “okul sosyal hizmeti” modeli hayata geçirilmeli, her okula yeterli sayıda psikolojik danışman ve sosyal hizmet uzmanı atanmalıdır. Akran zorbalığına karşı bilimsel programlar uygulanmalı, şiddeti besleyen ortamları kurutacak demokratik ve katılımcı bir okul ortamı yaratılmalıdır.
OKUL ÖNCESİ EĞİTİM AYRICALIK DEĞİL HAKTIR
İlk beş yaşın çocuğun gelişiminde oldukça kritik olduğunu, ilerleyen yaşlarda belirleyici olduğunu bilimsel araştırmalar söylüyor. Beyin gelişiminin Yüzde 90’ı bu ilk beş yıl içerisinde tamamlanıyor. Dolayısıyla bu yaşlarda çocuklara sunulan ortamın niteliği çok önemlidir. Çocuklara bu yaşlarda sunulacak ortam, yapılacak yatırım okul öncesi eğitim olanaklarından yararlanmalarıdır. Oysa giderek okul öncesi eğitimden yararlanmada bir düşüş görülmektedir.
Ülkemizde okul öncesi eğitim zorunlu olmadığından, çocuklarına okul öncesi eğitim aldırmak isteyen aileler, okulda kullanılacak araç gereçleri, beslenme ve ulaşım bedelini ödemek zorundadır.
Ülkemizdeki okul öncesi okullaşma durumuna bakacak olursak bu alanda da ciddi sıkıntıların olduğunu görebiliriz. Okul öncesi okullaşma oranı %54,OECD ülkelerinde ise bu oran %88’dir. MEB’in yayınladığı istatistiklere göre son yıllarda 399 anaokulu ve 4088 okul öncesi sınıf kapatılmıştır. Kamu kuruluşlarındaki öğrenci sayısı %39 azalırken 4-6 yaş kuran kurslarındaki çocuk sayısı %25 artmıştır. Bu nedenle biz veliler; okul öncesi eğitimin bir yurttaşlık ve eğitim hakkı olarak Milli Eğitim Bakanlığının sorumluluğunda eşit, laik bilimsel, parasız ve zorunlu kamusal bir sorumluluk olarak bütün 4-6 yaş çocuklarımız için talep ediyoruz. Yürüttüğümüz mücadele programının bir parçası olarak yaptığımız araştırmanın sonuçları da yukarıda belirttiğimiz üzere bu talepleri somutlamaktadır.
Tekrar belirtmek gerekirse eğitim anayasal bir haktır, okul öncesinden başlayarak parasız olmalıdır. Ayrıca okul öncesi eğitim zorunlu olmalı, derslerde kullanılacak tüm materyaller devlet tarafından karşılanmalıdır. Çocuklar 4-6 yaş kuran kurslarına, bir takım vakıf, dernek ve cemaatlere teslim edilmemelidir.
Sınavla öğrenci alan “nitelikli” okul kontenjanlarının kademeli olarak düşürülmesi, dar gelirli ailelerin çocuklarını niteliksiz görülen okullara ya da hane bütçesinden ciddi kısıntılara giderek özel okullara mecbur bırakmakta; eğitimi bir hak olmaktan çıkarıp satın alınan bir hizmete dönüştürmektedir. Devletin görevi okulları “nitelikli-niteliksiz” diye ayırmak veya kontenjan kırpmak değil; her çocuğa kendi mahallesinde eşit, parasız, bilimsel ve nitelikli akademik eğitim imkânı sunmaktır. Öğrenci sayılarının her geçen gün arttığı MESEM uygulaması ise ciddi bir eğitim sorunu olarak karşımıza çıkmaktadır. Yeterli güvenlik önlemlerinin alınmadığı, çocuk işçiliğinin meşrulaştırıldığı bu uygulama nedeniyle çocuk sömürüsü devam etmektedir. Haziranda yaptığımız açıklamada bu güne kadar 19 çocuğumuzu iş cinayetlerinde kaybettiğimizi belirtmiştik. Bizzat bakanın yaptığı açıklamada bu sayının 37 ye çıktığı bilinmektedir. 9000 iş kazası ve hayatını kaybeden 37 çocuk.
Biz Veli Der olarak taleplerimizi bir kez daha tekrarlıyoruz. Kamusal, parasız, bilimsel, laik, eşit ve nitelikli eğitim güvence altına alınmalıdır. Okul öncesi eğitim en az bir yıl zorunlu olmalıdır. Çocuk emeği sömürüsüne son verilmelidir, MESEM uygulamasından vazgeçilmelidir. Okullarda bir öğün yemek, temiz su verilmeli, okullara yeterli temizlik ve güvenlik elemanı tahsis edilmelidir.