Trakya Kalkınma Ajansı Yönetim Kurulu Şubat ayı olağan toplantısı Edirne Valisi ve Trakya Kalkınma Ajansı Yönetim Kurulu Başkanı Yunus Sezer’in başkanlığında Kırklareli’nin Lüleburgaz ilçesinde yapıldı.
Toplantıya Kırklareli Valisi Uğur Turan, Tekirdağ Valisi Recep Soytürk, Tekirdağ Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Candan Yüceer, Trakya Kalkınma Ajansı Genel Sekreteri Mahmut Şahin, Kırklareli Belediye Başkanı Derya Bulut ve Edirne Belediye Başkanı Av. Filiz Gencan katıldı.
Toplantı, bir önceki toplantıda alınan kararların tekrar görüşülmesiyle başladı. Ardından 2025 yılı TR21 Trakya Bölgesi Yerel Kalkınma Hamlesi (YKH) teşvik programı başvurusu kapsamında fizibilite raporu sunan projelerin Bakanlığa gönderilmeden önce değerlendirilmesi yapıldı.
Trakya Kalkınma Ajansı Genel Sekreteri Mahmut Şahin, üyelere 2026 yılı teknik destek programları ile ilgili bilgileri içeren bir sunum yaptı ve Trakya Kalkınma Ajansı 2025 yılı faaliyet raporu ve insan kaynakları raporları görüşüldü. Yönetim Kurulu Üyelerinin, afet yönetimi konusunda yapılan çalışmalarla ilgili bilgi ve görüş paylaşımında bulunmasının ardından toplantı sona erdi.
Trakya Kalkınma Ajansı yönetim kurulu üyeleri ardından üretim sahalarında incelemelerde bulunarak yatırım ve istihdam üzerine değerlendirmeler yaptı.
Edirne Belediye Başkanı Filiz Gencan, dün akşam önce kandil simidi dağıttı, ardından ekiplerin çalışmalarını inceledi. Gencan Fatih ve Umurbey mahallesinde kahvelere de giderek vatandaşlarla biraraya gelerek, ‘Sahadayız’ mesajı verdi.
Başkan Gencan Berat Kandili dolayısıyla vatandaşlara kandil simidi dağıttı. Gencan, ‘Mübarek Berat Kandili’nde Mevlana Camii’nde hemşehrilerimizle buluştuk, kandil simitlerimizi paylaştık. Bu anlamlı gecenin kalplerimize huzur, kentimize bereket getirmesini diliyor; tüm hemşehrilerimin Berat Kandili’ni bir kez daha kutluyorum’ diye konuştu.
ZEMİN DÜZELTME ÇALIŞMALARINI İNCELEDİ Başkan Filiz Gencan, Edirne Belediyesi ekiplerinin kentin değişik bölgelerinde yol zemin düzeltme çalışmalarını da inceledi.
Gencan, “Edirne için sahadayız, çalışmalarımızı sorumlulukla sürdürmeye devam ediyoruz” dedi. Gencan çalışmalarla ilgili şu bilgileri paylaştı: Hilly Otel Mevki’nde, zemin güvenliğini artırmaya yönelik iyileştirme çalışmalarımız sürdürülmektedir. Fen İşleri Müdürlüğü ekiplerimiz, Kaleiçi bölgesinde zemin iyileştirme çalışmalarını sürdürüyor. Yürütülen çalışmalar kapsamında, bölgede ihtiyaç duyulan noktalarda teknik düzenlemeler yapılmaktadır. Alparslan Türkeş Caddemizde ekiplerimizi ziyaret ederek sahada yürütülen çalışmalar hakkında bilgi aldım. Kentimizin farklı noktalarında yürütülen çalışmalar yerinde takip edilirken, özellikle sabah saatlerinde oluşabilecek buzlanma riskine karşı hemşehrilerimizin dikkatli olmalarını rica ediyorum.
Fen İşleri Müdürlüğü ekiplerimiz, Maarif Caddesi’nde zemin iyileştirme çalışmalarını sürdürüyor. Yürütülen çalışmalar kapsamında, cadde genelinde ihtiyaç duyulan noktalarda teknik düzenlemeler yapılmaktadır.
MESAİDEKİ PERSONELE ZİYARET Edirne Belediye Başkanı Filiz Gencan, dün akşam görevli persoenli de ziayret etti. Gencan, “Sahada görev yapan mesai arkadaşlarımızı ziyaret ederek yürütülen çalışmaları yerinde inceledim. Zorlu koşullarda, büyük bir özveriyle sürdürülen bu emek; Edirne’nin düzeni ve yaşamın aksamadan devam etmesi için çok kıymetli. Sahada ter döken, işini sahiplenen tüm mesai arkadaşlarıma yürekten teşekkür ediyorum. Birlikte çalışıyor, birlikte Edirne için sorumluluk alıyoruz” dedi.
‘SAHADAYIZ’ Gencan dün akşam esnaf ziayretlerinin yanı sıra kahvelerde vatandaşlarla biraraya geldi. Gencan, “Gündelik hayatın içinden gelen talep ve önerileri yerinde dinledik. Edirne’yi masa başından değil, sokakta, sahada ve insanıyla birlikte yönetmeye devam edeceğiz” diyerek şunları söyledi:
Fatih Mahallemizde kahve ziyareti yaparak hemşehrilerimizle bir araya geldik. Çay içtik, hal hatır sorduk; kandil simidimizi paylaşarak komşuluğun ve bir arada olmanın kıymetini birlikte yaşadık. Bu kentte kapımız da gönlümüz de açık. Mahalle mahalle, hemşehrilerimizle yan yana olmaya devam edeceğiz.
Umurbey Mahallemizde kahve ziyaretleri yaparak hemşehrilerimizle bir araya geldik. Edirne’yi masa başından değil, yerinde ve sahada takip etmeye devam ediyoruz. Umurbey’de olduğu gibi, kentin her noktasında vatandaşlarımızla temas halinde olacağız.
Yangın, saniyeler içinde büyüyebilen ve hem yaşam alanlarında hem de işletmelerde ağır sonuçlar doğurabilen bir risktir. Bu yüzden Yangın Alarm Sistemleri, yangını daha başlangıç aşamasındayken algılayıp doğru uyarı senaryolarını devreye alarak; insanların hızlı ve güvenli şekilde tahliyesine, ekiplerin de daha erken müdahale etmesine yardımcı olur. EAS Güvenlik’in yaklaşımı, “erken algılama” odağını merkeze alır: Algılama süreleri, korunacak alanın faaliyet türüne uygun teknoloji seçimi, dedektör tipleri ve olası yangın senaryoları tasarımın temelini oluşturur.
Yangın Alarm Sistemi sadece siren değildir
Bir Yangın Alarm Sistemi, tek başına çalışan bir algılama–uyarı yapısı olabileceği gibi; bina altyapısındaki diğer kritik sistemlerle entegre de çalışabilir. Örneğin acil durum anons sistemi, merkezi havalandırma, otomatik yangın söndürme, duman tahliye sistemleri, kartlı geçiş/turnike, asansör gibi bileşenlerle birlikte yönetilen senaryolar oluşturulabilir. Bu entegrasyon, olay anında doğru aksiyonların otomatik devreye girmesi açısından önemlidir: Uyarıların iletilmesi, dumanın kontrolü, belirli kapıların serbest geçişe alınması veya asansörlerin senaryoya uygun pozisyona geçmesi gibi süreçler tek merkezden yönetilebilir.
Doğru projelendirme: Yapının gerçeklerine göre tasarım
Her bina aynı değildir; dolayısıyla her Yangın Algılama Sistemleri tasarımı da aynı olamaz. Sağlıklı bir kurgu için mimari, mekanik ve elektrik projelerinin birlikte değerlendirilmesi gerekir. EAS Güvenlik’in yaklaşımında; yangın bölmeleri, tavan–taban yükseklikleri, asma tavan/yükseltilmiş zemin gibi mimari detaylar; havalandırma, sulu–gazlı söndürme ve mekanik duman tahliye gibi mekanik unsurlar; pano/elektrik odaları, acil anons ve geçiş kontrol gibi ilişkili elektrik altyapıları bütüncül şekilde ele alınır. Ardından risk analizi, tehlikeli ortam sınıflandırması, yanıcı/parlayıcı–zehirli gaz varlığı ve olası yangın türleri (ısı, duman, alev vb.) üzerinden senaryo netleştirilir.
Standartlar ve yönetmelikler: Uyum, güvenliğin temelidir
Bir Yangın Alarm Sistemi tasarlanırken binaların kullanım amacı, tipi ve büyüklüğünün yanında; “Türkiye Binaların Yangından Korunması Hakkında Yönetmelik” ve TSE’nin de kabul ettiği EN54-14 standartları dikkate alınır. Ayrıca birçok projede, ekipman ve bileşenlerde UL, LPCB, AFNOR, VdS, NFPA gibi farklı sertifikasyon beklentileri de gündeme gelebilir. Bu noktada doğru ürün ailesi seçimi ve sahaya uygun mühendislik yaklaşımı belirleyici olur.
EAS Güvenlik ile Yangın Alarm Sistemleri çözümleri
EAS Güvenlik, farklı ölçek ve ihtiyaçlara uygun Yangın Alarm Sistemleri çözümleri sunar; ayrıca dünya çapında üreticilerle çözüm ortaklıkları üzerinden projeye uygun seçenekler sağlayabilir. Sayfalarında; Bosch, Eaton, Honeywell ve Teletek gibi markalara yönelik çözüm başlıkları ile video tabanlı algılama (alev/duman algılama kamerası gibi) yaklaşımlarına da yer verilmektedir. Buradaki amaç tek bir ürün önermek değil; keşif ve risk analizi sonucuna göre, doğru teknolojiyi doğru noktaya konumlandırarak güvenilir bir Yangın Algılama Sistemleri kurgusu oluşturmaktır.
Neden düzenli bakım ve test şart?
Kurulum kadar kritik bir konu da sürekliliktir. Dedektörlerin kirlenmesi, yanlış konumlandırma, hatalı senaryo değişiklikleri veya kablolama kaynaklı zayıflamalar zamanla performansı etkileyebilir. Bu nedenle Yangın Alarm Sistemi periyodik test ve bakımlarla kontrol edilmelidir. Böylece sistemin gerçek bir acil durumda doğru tepki verme olasılığı artar ve yanlış alarm riski azalır.
Sonuç: Güvenliği şansa bırakmayın
Yangın riskini “olursa bakarız” yaklaşımıyla yönetmek, hem insan hayatı hem de işletme sürekliliği açısından büyük bir maliyet doğurabilir. İhtiyacınıza uygun Yangın Alarm Sistemleri için doğru keşif, doğru mühendislik ve doğru kurulum; güvenliğin en net yatırımlarından biridir. EAS Güvenlik, projelendirmeden kurulum ve teknik desteğe kadar uçtan uca hizmet yaklaşımıyla, yapınıza uygun Yangın Algılama Sistemleri çözümleri oluşturmayı hedefler.
Edirne Cumhuriyetin Özgür Kadınları Derneği, kadına yönelik şiddetle mücadelede alışılmışın dışına çıkarak bu kez erkeklere yönelik bir seminer düzenledi. İnsan hakları hukukçusu ve uzman eğitimci Merve Aşıcı, şiddetle mücadelenin yalnızca kadınların değil, erkeklerin de doğrudan sorumluluğu olduğunu vurguladı.
Derneğin Mithatpaşa Mahallesi’ndeki binasında gerçekleştirilen etkinlikte konuşan Aşıcı, bugüne kadar kadınlar ve kız çocuklarıyla yürütülen çalışmaların ardından ilk kez erkeklerle bir araya geldiklerini belirtti. Aşıcı, toplumsal dönüşümün ancak erkeklerin farkındalık kazanmasıyla mümkün olacağını ifade etti.
“İLK KEZ ERKEKLERE YÖNELİK BİR PROGRAM YAPILIYOR”
Edirne’nin kadın hakları ve toplumsal cinsiyet eşitliği açısından güçlü bir kent olduğuna dikkat çeken Aşıcı, “Kadın belediye başkanının olması, aktif kadın dernekleri bu kentin birikimini gösteriyor. Kadına şiddete karşı ilk kez erkeklere yönelik bir program gerçekleştiriliyor. Bu çok değerli ve umut verici” ifadelerini kullandı.
ŞİDDET SADECE FİZİKSEL DEĞİL
Kadına yönelik şiddetin yalnızca fiziksel boyutla sınırlı olmadığına dikkat çeken Aşıcı, erkek çocuklarının ataerkil kalıplarla yetiştirilmesinin sorunun temelinde yer aldığını söyledi.
“Aslanım, erkek yapar” gibi söylemlerin zararlı olduğunu belirten Aşıcı, erkeklerin duygularını bastırmak zorunda olmadığını vurguladı.
Z KUŞAĞI UMUT VERİYOR
Z kuşağıyla birlikte toplumsal cinsiyet eşitliği bilincinin güçlendiğine işaret eden Aşıcı, “Erkek de yemek yapabilir, çamaşır yıkayabilir. Bu sorumluluklar yalnızca kız çocuklarına yüklenmemeli” dedi.
Dernek Yönetim Kurulu Başkanı Zuhal Azseven de, Edirne’de bir ilke imza attıklarını söyledi. Ezber bozan bir etkinlik gerçekleştirdiklerini ifade eden Azseven, bu kez kadınların anlattığı erkeklerin dinlediği konferans gerçekleştirdiklerini belirtti.
Piyasalarda geçtiğimiz hafta gramı 8 bin lirayı görerek rekor kıran gram altın, hafta başında yaşadığı sert düşüşle 6300 seviyesinden açılış yaptı.
Gözde yatırım araçlarından altında hareketlilik yeni haftayla birlikte de devam etti. Altının ons fiyatı saat 10.00 itibariyle 4,502 dolardan işlem gördü. Aynı saatlerde serbest piyasada gram altın alış 6.224,89 TL, satış 6.230,26 TL’den işlem gördü. Çeyrek altın 9.959,82 TL’den alınırken, 10.186,47 TL’ye satıldı. Cumhuriyet altını ise 40.621,27 TL’den işlem gördü.
‘ONS FİYATI BİN DOLAR DÜŞTÜ’
Gün içerisinde yatırımcılar hareketlenen piyasaları dikkatle takip ederken, Edirneli Kuyumcu Zeki Kalkan, yaşanan hareketliliği değerlendirdi. Kalkan, “Altın manipülasyona da biraz açık bir emtia olduğu için çok çeşitli gelişmeler etkili olabiliyor. Çevre ülkelerimizde gelişen olaylardan kaynaklı bir yükseliş yaşadık. Ama zannediyorum bu keskin ve sert düşüşün asıl nedeni Donald Trump’ın yeni bir FED başkan adayı açıklamasından sonra oldu. Onunla da biraz bağlantılı olabilir. Fiyatı 5600 dolardan, 4600 dolara kadar düştü yani bin dolar gibi bir gerileme yaşadı. Bu da çok sert bir düşüş oldu. Diyeceksiniz ki yatırımcı ne yapmalı? Özellikle küçük yatırımcılar için bekle gör zamanı şu anda. Tabii bizim için bakarsanız güzel bir alım fırsatı oluşturdu bu düşüş. Çünkü her zaman tarih tekerrürden ibarettir, altın gördüğü fiyatı muhakkak yeniden görür. Biz daha da yükseğe çıkacağını düşünüyoruz” dedi.
‘BEKLE-GÖR YAPMALARINDA FAYDA VAR’
Özellikle küçük yatırımcılar için ‘bekle-gör’ dönemi olduğunu ifade eden Kalkan, “Fiyatlar şu an biraz daha düşük ama dediğim gibi küçük yatırımcı için konuşmak gerekirse biraz bekle gör yapmalarında fayda var. Gümüşün de madeni biraz daha çıkması kolay. Piyasada daha çok bulunur bir maden dönüştü. Fiyatları 170 liralara kadar da çıktı. Fakat 170 liradan 105 liraya kadar gram fiyatı geriledi. Yani gümüş yatırımcısını biraz fazla bu ara üzdü. Bakır ise bugüne kadar bulunması zor bir emtiyaydı. Biz hiç satmadık veya görmedik ama yakın zamanda da onların da külçelerini yaparlar diye düşünüyorum” diye konuştu.
‘KISA VADEDE KAR BAĞLAMAMAK LAZIM’
Altının uzun vadeli yatırım aracı olduğunun altını çizen Kalkan, “Böyle ani çıkışlar vatandaşlarda biraz panik havası oluşturuyor. Yani hemen alma veya panik satışları oluyor. Yani parasını bağlamak istiyor haliyle insanlar. Para ihtiyacı olan, araba alacak olan, arsa veya tarla alacak olan getirdi. Güzel bir fiyattan değerlendirdi. Tabii alanlar da oldu. Zarar ederler mi? Ellerinde tutabilirler. Zaten altın, her zaman dediğimiz gibi uzun vadeli bir yatırım. Kısa vadede zaten kar bağlamamak lazım” şeklinde konuştu.
21.Dönem Edirne Milletvekili Şadan Şimşek, Trakya’nın en önemli su kaynağı olan Meriç Nehri’nin bugün plansız sanayileşmenin ve yanlış su politikalarının baskısı altında olduğuna dikkat çekerek, ‘Meriç Nehri Endüstri Suyu Projesi’ adı altında yürütülen çalışmaların bölgenin su güvenliğini sağlamaktan çok, sorunu başka bir havzaya ve başka bir kesime devrettiğini bildirdi.
Eski milletvekili Şimşek yaptığı yazı açıklamada, sanayi bölgelerine karşı olmadıklarını, ancak plansız, çarpık ve işletme maliyetlerinden kaçınılarak oluşturulan sanayi bölgelerine karşı olduklarını bildirdi. Bölgenin jeolojik yapısı korunarak; ekonomik, sosyal ve kültürel açıdan sürdürülebilir bir şekilde kalkınmasının en büyük istekleri olduğunu belirten Şimşek, şunları söyledi:
“Yıllar önce, başta TEMA Vakfı olmak üzere; sivil toplum kuruluşları, meslek odaları ve siyasi partilerle birlikte, İstanbul sanayisinin Trakya’ya taşınmasının çevreyi, doğayı, tarım alanlarını ve su kaynaklarını en fazla 30 yıl içinde tüketeceğini defalarca dile getirdik. Bilimsel raporlarla uyardık, meydanlarda bölge halkımızla birlikte mitingler yaptık, yetkililere açık çağrılarda bulunduk. Ancak bu uyarılar bilinçli şekilde görmezden gelindi. Bugün gelinen noktada, ne yazık ki söylediklerimizin haklılığı acı bir şekilde ortadadır. Başta Ergene Nehri olmak üzere Trakya’nın su varlıkları kirlenmiş, tükenme noktasına getirilmiş, tarım ve yaşam ağır zarar görmüştür.
Bu tablo bir kader değil, yanlış politikaların ve bilinçli tercihlerinin sonucudur. O gün bizi dinlemeyenler, bugün Trakya’yı bir çevre felaketiyle baş başa bırakmıştır. Gelinen nokta ise; Meriç Nehri Endüstri Suyu Projesi için bilim uyarıyor, siyaset görmezden gelmektedir.
Trakya’nın en önemli su kaynağı olan Meriç Nehri, bugün plansız sanayileşmenin ve yanlış su politikalarının baskısı altındadır. ‘Meriç Nehri Endüstri Suyu Projesi’ adı altında yürütülen çalışmalar, bölgenin su güvenliğini sağlamaktan çok, sorunu başka bir havzaya ve başka bir kesime devretmektedir.
MERİÇ SINIR AŞAN BİR NEHİRDİR
Bilimsel veriler açıktır: Meriç Havzası, iklim krizi nedeniyle düzensiz akış, yaz aylarında ciddi debi düşüşü ve artan kuraklık riski ile karşı karşıyadır. Buna rağmen nehirden sanayiye sürekli ve yüksek miktarda su çekilmesi planlanmakta; tarım, ekosistem ve yerel halkın su ihtiyacı ikinci plana itilmektedir.
Yetkililer bu projeyi ‘yeraltı sularını koruma’ gerekçesiyle savunmaktadır. Oysa bilim insanlarının uzun süredir altını çizdiği gerçek şudur: Bir havzadaki yanlış su kullanımını, başka bir yüzey suyunu zorlayarak çözemezsiniz. Bu yaklaşım sürdürülebilir değil, sadece erteleyici ve risklidir.
Meriç Nehri aynı zamanda sınır aşan bir nehirdir. Bulgaristan ve Yunanistan ile paylaşılan bu ortak su varlığı üzerinde, uluslararası bağlayıcılığı olan bir su yönetimi planı olmadan atılan her adım, Türkiye’yi gelecekte diplomatik, hukuki ve çevresel sorunlarla karşı karşıya bırakacaktır.
Üstelik proje kapsamında planlanan baraj, gölet ve su aktarım sistemleri; Nehir ekosistemini, Tarımsal sulamayı, Taşkın rejimini ve Bölge halkının su hakkını bütüncül biçimde ele almamaktadır.
Burada temel soru şudur: Trakya’nın sınırlı suyu kimin için kullanılacaktır? Halkın, çiftçinin ve doğanın suyu mu; yoksa suyu hoyratça tüketen sanayi modeli mi korunacaktır?
MERİÇ NEHRİ TRAKYA’NINDIR
Bizler biliyoruz ki çözüm; nehirlerden daha fazla su çekmekte değil, sanayide zorunlu su tasarrufu, geri kazanım sistemleri, kapalı devre üretim ve gerçek bir su yönetimi politikası geliştirmektedir.
Meriç Nehri bir boru hattı değildir. Bir ekosistemdir, bir yaşam alanıdır, ortak geleceğimizdir. Bilimi yok sayan, halkı sürecin dışına iten ve doğayı maliyet kalemi olarak gören bu anlayışı kabul etmiyoruz. Kamuoyunu, meslek odalarını, bilim insanlarını ve yerel yönetimleri Meriç Nehri Endüstri Suyu Projesi’ne karşı ortak akıl ve kamusal sorumlulukla hareket etmeye çağırıyoruz. Su haktır, ticari meta değildir. Meriç Nehri Trakya’nındır.”
Trakya Üniversitesi, dünyanın en saygın yükseköğretim derecelendirme kuruluşlarından biri olan Quacquarelli Symonds (QS) tarafından açıklanan QS Avrupa Üniversiteleri 2026 Sıralamasında 701-900 bandında yer alarak önemli bir başarıya daha imza attı.
Bu yıl QS Avrupa sıralamasına Türkiye’den ilk kez giren 33 üniversite arasında bulunan ve 25. sırada yer alan Trakya Üniversitesi; Araştırma-Keşif kategorisinde (makale başına atıf), Öğrenme Deneyim kategorisinde (fakülte başına yayın) ve Küresel Katılım kategorisinde (akademik ün) aldığı puanlarla dikkat çekti ve bu alanlarda yüksek bir performans sergiledi. En yüksek puanlar ise her bir ağırlığı % 5 olan uluslararası öğrenci çeşitliliği ve sürdürülebilirlik kategorilerden geldi.
Trakya Üniversitesi ayrıca QS Avrupa – Batı Asya Bölgesi üniversiteleri arasında 79. sırada yer alarak bölgesel ölçekteki akademik gücünü de ortaya koydu. Elde edilen bu sonuç, üniversitenin son yıllarda kararlılıkla sürdürdüğü uluslararasılaşma ve kalite odaklı çalışmaların somut bir göstergesi olarak değerlendirildi.
QS Avrupa sıralaması; üniversiteleri eğitim-öğretim kalitesi, araştırma gücü, akademik itibar, uluslararası etkileşim ve sürdürülebilirlik kriterleri çerçevesinde bütüncül bir yaklaşımla değerlendiriyor. Trakya Üniversitesi’nin bu prestijli listede yer alması, kurumsal gelişimini istikrarlı şekilde sürdürdüğünü bir kez daha ortaya koydu.
ESMA ÇİÇEK VEFAT ETTİ Merhum Hasan Çiçek’in eşi, Pervin, Engin ve merhum Osman Çiçek’in anneleri Esma Çiçek 82 yaşında vefat etti. Merhume, dün Lala Şahin Paşa Camisinde öğle namazını takiben kılınan cenaze namazı sonrası Buçuktepe Mezarlığında toprağa verildi. NEBAHAT ÖRS VEFAT ETTİ Mehmet Örs, Mediha Demircioğlu, Erdal Örs’ün anneleri, Şükrü Çelik, İbrahim Çelik, Hasan Çelik ve Seher Çelik’in ablaları, Mehtap Elçik’in anneannesi, İbrahim Elçik ve Alaaddin Elçik’in kayınvalideleri Nebahat Örs vefat etti. Merhume, dün Bademlik Camisinde ikindi namazını takiben kılınan cenaze namazının ardından Bademlik Mezarlığında toprağa verildi. NURAN KARABACAK VEFAT ETTİ Sedat Karabacak’ın eşi, mermerci esnaflarından Emrah Karabacak’ın annesi Nuran Karabacak vefat etti. Merhume; Şah Melek Camisinde ikindi namazını takiben kılınan cenaze namazının ardından Bademlik Mezarlığında toprağa verildi.