Alt yapıyla başladılar

İsmail DEMİRAY

Edirne’nin en eski futbol kulübü olan Tuncaspor Yaz Okuluyla faaliyete geçerek alt yapı çalışmalarına başladı.

Kuruluşu 1948 yılına uzanan Tuncaspor Kulübü geçtiğimiz yıl liglere katılamayarak sessizliğe bürünmesinin ardından kulüpte bir zamanlar kaptanlık yapmış 17 eski futbolcusunun bir araya gelmesiyle yeniden faaliyetlerine başladı.

Yaz okulunda çeşitli yaş gruplarında 10 minik öğrencisi ile çalışmalara başlayan Tuncaspor alt yapısında eski futbolcuları Murat Yeşilnar, Gökhan Nevarlı ve Eren Gal görev yapıyor.

Alt yapı öğrencilerinin hepsi aynı zamanda bir zamanlar Tuncaspor formasını giyen oyuncuların çocukları ve hepsi Kıyık semtinde yaşıyor.

Kulübün başkanı, futbolcusu, kaptanı ve alt yapı hocalığını da yapan Murat Yeşilnar yaptığı açıklamada şunları söyledi:

BABADAN OĞULA TUNCASPOR AŞKI SÜRÜYOR

“Bir ay önce tamamı daha önce Tuncaspor’da forma giymiş, kaptanlık yapmış Kıyıklı babalar olarak çocuklarımızı bir araya getirerek Yaz Okulu faaliyetlerine başladık.

Amacımız öncelikle miniklere sporu sevdirmek. Kulübün kapanma sorununu şimdilik ortadan kaldırdık. Önümüzdeki sezon Edirne 2.Amatör Ligi’ne katılarak yeni bir sayfa açıyoruz Tuncaspor için.

YAZ OKULU BİTİNCE ALT YAPI DEVAM EDECEK

Kulübümüzün yaşaması için gerekli olan en önemli konu alt yapıyı oluşturarak semtimizden sporcular yetiştirerek onlarla yolumuza devam etmeliyiz. Alt yapı çalışmalarımız Yaz Okulu ile başladı ve bütün yıl boyunca ara vermeden devam etmeyi düşünüyoruz.

Yıllardır futbolun içindeyiz, bütün mücadelemiz Kıyık semtinin gururu olan Tunaspor’u yaşatmak, eski başarılı dönemlerine dönebilmek.”

PGL’ye katılım için son tarih 7 Ağustos

Edirnespor ve Keşanspor’un 2026-2027 sezonunda yer alacağıTürkiye Türkiye Futbol Federasyonu tarafından adı Profesyonelliğe Geçiş Ligi (PGL) olarak değiştirilen Bölgesel Amatör Lig’e (BAL) katılacak kulüplerin gerekli belgeyi 7 Ağustos tarihine kadar göndermelerinin gerektiği bildirildi. 

TFF’’nin açıklamasında PGL’ye katılacak olan kulüplerin lige katılım bedeli olarak 250.000 TL nakit ve lige katılım teminat bedeli olan 750.000 TL’yi nakit veya banka teminat mektubu olarak sunmak zorunda olduklarına dikkat çekilerek. şöyle denildi:

“Lige katılım bedeli olarak nakit yatırılan 250.000 TL sezon sonunda kulüplere iade edilmeyecektir. Kulübün varsa TFF’ye ödemek zorunda olduğu Amatör Futbol Disiplin Kurulu (AFDK) tarafından verilen para cezası bedelleri, takımın veya taraftarların saha veya statlara vermiş oldukları zarar vb. bedeller bu teminat bedelinden kesildikten sonra kulüplere iade edilecektir. Lige katılım ve 1 yıllık banka teminat bedelleri, fikstür çekiminin ardından takımın ligden çekilmesi veya çıkarılması halinde iade edilemez. 

PGL’ye katılacak olan kulüpler tarafından, müsabakalarını oynayacakları, antrenmanlarını yapacakları saha ve tesislerin kendilerine tahsis edildiğine dair belgenin sunulması zorunludur. Belge ibrazını yapamayan kulüpler lige alınmayacaktır. Bu sebeple lige alınmayan kulüp veya kulüplerin yerine, ilgili yerel ligde sıralamaya göre en üst takım veya takımlar statüde belirlenen kriterleri taşımaları halinde lige katılım sağlayacaktır. Bu takımların kriterleri taşıyıp taşımadıkları TFF Amatör İşler Yürütme Kurulu tarafından değerlendirilecektir.”

Suriye’nin Orta Yolu

Başlığı bilerek böyle seçtim. Zira orta yol, orta yolculuk gibi ifadeler dilimizde pek de olumlu bir çağrışım yaratmaz. Özellikle de uluslararası ve dış politikanın temel noktalarından biri olan denge siyaseti de bu ifade ile anılarak ortaya konur. Halbuki denge siyaseti devletlerin büyük küçük kapasitesi fark etmeksizin önemli bir dayanak noktasıdır.

Esad rejimi devrildikten sonra sosyal medya mecralarında methiyeler düzülen Suriye idaresi de bir denge politikası yürütmeye çalışıyor. Ancak pek çok zamanda ve popüler zeminde denge politikası orta yolculuk gibi olumsuz bir içerikle tanımlanmaya çalışıldığına göre Suriye için de orta yolcu demek mümkün olur mu? Ne dersiniz? Neyse derin bir sessizlik ve dudak bükme ile orta yolculuk bu diye pek çok konuyu eleştirenleri kavramlarıyla baş başa bırakayım, düşüne dursunlar.

Şara iktidara geldiğinden beri önce ABD ile iyi ilişkileri olan Suudi Arabistan ile ilişkilerini geliştirdi. Bu vesileyle ABD Başkanı Trump ile irtibat kurma “ayrıcalığına” sahip oldu. Bu aşamadan sonra da bölgede ABD için oldukça önemli bir müttefik olma yolunda ilerlemeye başladı.

Esad rejiminin devrilmeyeceği bazı mahfillerde iddia edildiği dönemde bile Esad rejiminin devrileceğini ifade ederek Suriye ekonomisinin de Batı Yarıküre ekonomi kurallarına uygun hale gelmek zorunda kalacağını belirtmiştim. Şimdi Şara’nın yürüdüğü yol da bu yol. Elbette ekonomi güvenlikten azade ele alınabilecek bir alan değil. Yani uluslararası politika düzleminde iki kavramı birbirinden ayırarak ele almak oldukça eksik ve hatta yanlış analiz sonuçlarına ulaştırır.

Şara da farkında ekonomik bir destek olmadan Suriye’yi dönüştürmek pek mümkün değil. Eğer Suriye dönüşmezse de ne zaman olur bilmiyorum ama bir müddet sonra yine toplumsal kalkışmalar gerçekleşir. İşte bu istikrasızlık ABD için de kabul edilebilir bir şey değil. Üstelik bir asra yakın bir zaman sonra Şam, Moskova’nın değil de Vaşington’un müttefiki olmaya hızla ilerlerken.

Tabii Şam için de bir devlet kapasitesine erişme hayati bir sorun. Bu da ancak başta ABD olmak üzere Batı Yarıküre devletlerinin desteği ile gerçekleşebilir. Tabii bu Batı Yarıküre ifadesi bir coğrafi tanımdan ziyade politik bir tanım. Buna Suudi Arabistan’ı eklemek mümkün olduğu gibi İsrail’i de eklemek mümkün. Hani şu Suriye topraklarında asker bulunduran ve Şam yakınlarından konuşlanmış İsrail’den bahsediyorum.

İşte bu İsrail için Şara, “Çatışma istemiyoruz, sorunlar diyalogla çözülmeli” dedi. Devletler denge politikası arayışındadır derken uluslararası politikanın metodolojisinden haberdar olmayan zevat orta yolculuk diyordu ya sanırım aynı yorumu şimdi de yaparlar. Zira Şara bu pek çok methiye düzüldü ona da… Zira devletler güçleri nispetinde denge ve destek ararlar. Ne kadar araba kullanıldığı, acı kahvenin hangi dağ zannedilen tepede içildiğinin ise bir önemi yoktur. Haftaya görüşmek dileğiyle memleketimin güzel insanları…

ÖYLE DE BÖYLE DE

Dünyanın şeytanla yatıp şeytanla kalkan güçleri, Komşumuzun çocuklarını kandırıp, Anadolu üzerine saldırttılar. Kandırılmak bu kadar kolay mı olmalıydı?
Onlar Müslüman Türkler, burada ne işleri var hepsini …”
Diye kandırılıp, saldırmak bu kadar kolaymı olmalıydı?..
O da ayrı mesele!..
Neticede şeytanın yeryüzü temsilcilerinin istedikleri oldu, Saldırdılar!..
Arka planda kandıranlar nası olsa, kim galip gelirse gelsin, yine onların işlerine gelecekti.
Yani, kimin galip geldiği önemli değildi onlar için, iki ülke çocuklarının biri birlerini boğazlaması önemliydi!..
İşgalcilerin yakıp, yıkıp, tecavüzleri önemliydi!..
Neticede Türkler galip geldi.
Ama sömürgeciler hiç üzülmedi, hatta çok sevindiler!..
Neden mi sevindiler?..
İki komşuyu savaştırdılar, her iki tarafta da katliamlar, yıkımlar, tecavüzler kaldı tarihi hatıralarda.
YANİ ANLAYACAĞIMIZ, İKİ KOMŞU ARASINA, hiçbir zaman unutulmayacak, asırlarca sürecek, DÜŞMANLIK TOHUMLARI EKTİLER!..
Kandırılıp saldırmak, yakıp yıkmak, tecavüz etmek bu kadar kolay mı olmalıydı?..
Artık bu iki komşuyu, nesiller boyu istedikleri gibi, SÖMÜREBİLİRLERDİ!..
Ha…
“Biz müslüman Türk’üz, “Yine de kin tutma, onu uyar, belki düzelir” der bize Rabbimiz. Yine komşumuzun başına bir feleket gelse, bütün TÜRKLER KOMŞUSUNA YARDIMA SEFERBERDİR, BİLİNE!..

TARİHTE İSPATLI İSPATLI!..

Kuran’ı Kerim. Sure 16/Ayet 64:
Biz bu kitabı sana sırf hakkında ihtilafa düştükleri şeyleri açıklayasın ve iman eden bir topluma da hidayet ve rahmet olsun diye indirdik.

Anız yangınında çiftlik evi yandı!

Olgay GÜLER
Edirne’nin Havsa ilçesinde çıkan anız yangınında alevlerin sıçradığı 2 katlı çiftlik evi ile tarım malzemelerinin bulunduğu depo kullanılamaz hale geldi.


Havsa ilçesi ile Osmanlı köyü arasındaki bölgede bugün saat 16.00 sıralarında henüz belirlenemeyen nedenle anız yangını çıktı. Alevler, rüzgarın da etkisiyle kısa sürede geniş bir alana yayıldı. Hüseyin Yaşa’ya ait 2 katlı çiftlik evine de sıçrayan alevler, binanın çatısı ve giriş katını sardı. Evde bulunan kadın ve çocuklar binayı terk edip, kara yolunda park halindeki minibüse sığındı. İhbarla bölgeye itfaiye ve jandarma ekipleri sevk edildi. İtfaiye ekiplerinin müdahalesiyle evdeki yangın kontrol altına alındı. Yangında çiftlik evinin yanı sıra tarım aletleri ile malzemelerin bulunduğu depo da yanarak kullanılamaz hale geldi. Bazı tarım aletleri de zarar gördü.
Evlerinin yanışını ağlayarak izleyen aile fertleri, itfaiyenin geç geldiğini savunarak tepki gösterdi.


‘BİR ANDA EVİ SARDI’
Hüseyin Yaşa’ya ait evde bulunan 3’ü çocuk 6 kişi yangında son anda kurtuldu. Yaşa’nın torunu Ece Nur Tek, yangın sırasında bahçede olduklarını ve bir anda her yeri alevlerin sardığını söyledi. Tek, “Saat 15.30 civarıydı. Bahçede oturuyorduk. Yoldan geçen birinin izmaritini atmasıyla bir anda alevler yükseldi. Rüzgarın da etkisiyle bir anda evi sardı. Ne olduğunu anlamadık. Kaçacak bir şey alanımız da kalmadı. İçeride yeğenlerim vardı, kardeşlerimiz vardı. Kimisi uyuyordu, biz dışarıdaydık. Bir yandan onlara mı koşalım? Bir yandan söndürmeye çalışıyorduk ve itfaiyeyi aradık. O panikle zaten ne yaptığımızı da hatırlayamıyorum. Kötüydü, neticede zaten görmüş olduğunuz üzere her yer yandı” dedi.


‘YOLDAN GEÇENLER YARDIM ETTİLER’
Evden çıkarken, çevredekilerin kendilerine yardımcı olduğunu söyleyen Tek, “Çocuklar vardı o sırada, evde uyuyorlardı. O panikle bir iki girdik çıktık. Sonra onları çıkardık. Yani çıkarırken de zaten köşeye kadar kaçtık. Başka da kaçma alanımız kalmadı. Çünkü dediğim gibi bir anda her yere ateş sardı. Sonra sağ olsunlar geçenler yardım ettiler, çocukları vesaire verdik. Biz de zaten o şekilde çıktık” diye konuştu.
Öte yandan, anız yangını, 2 saatlik müdahalenin ardından kontrol altına alındı. Yangında, yaklaşık 500 dekar alan zarar gördü. Yangının çıkış nedeninin belirlenmesi için inceleme başlatıldı.

Edirne siyasetinde hareketli gün!

Olgay GÜLER

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Edirne il teşkilatı ve bağlı belediyelerinde yaşanan istifa furyasına, durumları belirsiz olan Enez, Süloğlu ve Lalapaşa belediye başkanları da dahil olurken, üç belediye başkanı da henüz Yeni Parti’ye geçmeyip, bağımsız kalmayı tercih etti.

Kentte, aralarında Havsa, Uzunköprü ve İpsala’nın da bulunduğu ilçelerde belediye başkanları, ilçe örgütleri ve çok sayıda partili, butlan yönetimindeki CHP’den istifa ederek önceki gün Özgür Özel başkanlığındaki Yeni Parti’ye geçti. Süreç içerisinde ne yapacakları merak edilen Enez, Süloğlu ve Lalapaşa belediye başkanlarıysa dün sessizliklerini bozdu.

‘PARTİMİZDEN İSTİFA ETME KARARI ALDIK’

Konuyla ilgili ilk açıklama Süloğlu Belediye Başkanı Mehmet Ormankıran’dan geldi. Ormankıran yaptığı açıklamada CHP’den istifa ederken, Yeni Parti’ye geçeceğine yönelik bilgi vermedi. Ormankıran, “Siyasette bazen en zor kararlar, en çok sevdiğiniz değerlere zarar vermemek için alınır. 1993 yılında büyük bir inanç ve umutla üyesi olduğum Cumhuriyet Halk Partisi’nde; meclis üyeliği, ilçe yöneticiliği, ilçe başkanlığı ve 2014 yılından bu yana Süloğlu Belediye Başkanlığı görevlerini büyük bir onurla yerine getirdim. Her zaman Ulu Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün ilke ve devrimlerini rehber edindim; Cumhuriyet’e, partime ve güzel ilçem Süloğlu’na sadakatle hizmet etmeye çalıştım. Bugün geldiğimiz noktada, yaşanan yönetim anlayışı nedeniyle büyük bir üzüntüyle tüm meclis üyelerimiz, ilçe başkanımız ve yönetimi ile üyelerimizle partimizden istifa etme kararı aldık. Bu karar, ne Atatürk sevgimden ne de Cumhuriyet Halk Partisi’nin kuruluş değerlerine olan bağlılığımdan vazgeçtiğim anlamına gelir. Aksine, ömrüm boyunca savunduğum ilke ve değerlere olan inancımın bir sonucudur. Benim sevdam makamlar değil, halkımdır. Benim yolum kişilere değil, Cumhuriyet’e, demokrasiye ve Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün gösterdiği aydınlık yola bağlılıktır. Bugüne kadar bana güvenen, destek veren ve birlikte yol yürüdüğümüz tüm hemşehrilerime yürekten teşekkür ediyorum. Süloğlu’na hizmet etme mücadelem, dün olduğu gibi bugün de yarın da aynı kararlılıkla devam edecektir” dedi.

GÖNENÇ BAĞIMSIZ DEVAM EDECEK

Enez Belediye Başkanı Özkan Günenç de, bugün ilçedeki Cumhuriyet Meydanı’nda gerçekleştirilecek basın açıklamasıyla, ilçe örgütüyle birlikte CHP’den istifa edecek. İlçe örgütünün Yeni Parti’ye geçmesi beklenirken, Gönenç gazetemize yaptığı açıklamada, göreve bağımsız devam edeceğini açıkladı.

LALAPAŞA’DA GELDİ DE BAĞIMSIZ

Kentin sınır ilçesi Lalapaşa’daysa, belediye başkanı Zafer Sezgin Geldi’nin, Cumartesi günü gerçekleştireceği halk buluşmasında CHP’den istifasını açıklaması bekleniyor.

İlçe başkanı Zafer Ergen’in de partisinden istifa ettiği Lalapaşa’da belediye başkanı Geldi’nin bir süre göreve bağımsız devam edeceği belirtildi.

EDİZ ÜN YENİDEN CHP’DE

Öte yandan, yaşanan istifa süreçlerinin yanı sıra, CHP’ye transfer olan bir milletvekili ise Edirnelileri şaşkına çevirdi. 2024 yılında ‘de üzerine kayıtlı cipinde çok sayıda gümrük kaçağı elektronik sigara aparatları ele geçirildikten sonra partisi CHP’den istifa eden Edirne Milletvekili Ediz Ün, dün CHP’ye yeniden üye olarak parti saflarına katıldı.

‘Filistin Konvoyu’ Türkiye’de!

Olgay GÜLER

İsrail’in işgali altındaki Filistin’de yaşanan insan hakları ihlalleri ve devam eden insani krize dikkat çekmek amacıyla farklı ülkelerden sivil toplum temsilcileri ve gönüllülerinden oluşan ve Bosna Hersek’in Srebrenitsa kentinden yola çıkan Filistin Konvoyu, Edirne’nin İpsala Sınır Kapısı’ndan Türkiye’ye giriş yaptı.

İşgal altındaki Filistin halkıyla dayanışmayı büyütmek için Avrupa’nın 20’den fazla ülkesinden sivil toplum temsilcilerini bir araya getiren Filistin Konvoyu, Bosna Hersek’in Srebrenitsa kentinden yola çıktıktan sonra Edirne’den Yunanistan’a açılan İpsala Sınır Kapısı’ndan Türkiye’ye giriş yaptı. Arnavutluk, Yunanistan, Türkiye, Irak ve Ürdün güzergahını takip ederek 21 Ağustos 2026 tarihinde işgal altındaki Filistin sınırına ulaşacak olan konvoydaki 85 kişi, İpsala Sınır Kapısı’nda İstanbul’dan gelen sivil toplum örgütleri Türkiye ve Filistin bayraklarıyla karşıladı.

‘İSRAİL ÜZERİNDEKİ BASKININ ARTMASINI İSTİYORUZ’

Filistin konvoyu sözcüsü Dr. Hüseyin Durmaz, yolculuklarına Srebrenitsa’dan başladıklarını belirterek, “Orada bundan 31 yıl önce yaşanmış soykırımı andık, şehitlere dua ettik ve bütün kötülüğün ortak olduğunu ve o gün müdahale edemediğimiz, uzanamadığımız ve bu acıların yaşanmasının olmasında sessizliğimizin payı olduğunu düşündüğümüz için Gazze’de, Batı Şeria’da ve Filistin’de yaşananlara sessiz kalmamak için harekete geçtik. Bizim yaşadığımız bizim nefes aldığımız çağda olan bir soykırımı ve bunu durdurmak bizim görevimiz. Konvoyumuz, dünyanın birçok ülkesinden aktivistlerin katılımıyla yolculuğuna devam ediyor. Bosna Hersek’te, Karadağ’da, Arnavutluk’ta ve Yunanistan’da, Balkan coğrafyasında şu ana kadar en büyük ilgi ve toplumsal destekle hareket etti. Konvoyumuzda 3 şehir temel hedefi var. Birincisi, Batı Şeria’nın da Gazze olmasını istemiyoruz. Bildiğiniz gibi İsrail şu anda Batı Şeria’da çok ciddi bir tehcir politikası izliyor ve açıktan açığa yeni bir Gazze yapacaklarını söylüyorlar. Yeni bir Gazze olmaması için bunu durdurmak bizim görevimiz. Bir taraftan ateşkesten sonra İsrail’in Gazze’den çekilmesi gerekirken, insani yardımların önünün açılması gerekirken bakıyoruz ki her geçen gün işgalini artırıyor ve bütün Gazze’yi ilhak etmek üzerine planlar yapıyor. Gazze’ye insani yardım girmiyor. Ateşkes dolayısıyla da Gazze biraz unutuldu ve biz Gazze’nin yeniden küresel gündeme düşmesini ve İsrail üzerindeki baskının artmasını istiyoruz” dedi.

‘EN ÖNEMLİ DURAKLARDAN BİRİNDEYİZ’

Filistin davası konusunda insanlarla buluşup, kartopu etkisiyle büyüye büyüye ilerlediklerini söyleyen Durmaz, “Konvoyumuzun şu an önemli duraklarından biriyiz, birçok aktivist bugün İstanbul’a gelecek. Şu an bulunduğumuz sınır kapısından Başakşehir’e doğru konvoy olarak hareket edeceğiz. Bugün saat 19.00’da Başakşehir Millet Bahçesi’nde bir mitingimiz, eylemimiz olacak. Orda aktivist halk buluşması olacak dünyanın birçok yerinden gelen aktivist arkadaşlar konuşacak, misyonu anlatacak, hedefimizi anlatacak daha sonra o gün kamp yapacağız. Ertesi sabah ise iki gün aktivizm eğitimi alacağımız Sakarya’ya doğru harekete geçeceğiz. Böylelikle Türkiye’de 8 noktada daha sonra da Irak ve Ürdün üzerinden Filistin’e ulaşmayı hedefliyoruz” diye konuştu.

‘MESELE SOYKIRIMIN DURMASI’

Soykırımı durdurmak için hareket ettiklerini ifade eden Durmaz, “Mesele, bizim yaşadığımız bu çağda bu soykırımın durması. Bu durana kadar da yolculuğumuza devam edeceğiz. Bildiğiniz gibi daha önce de küresel birçok misyonun içerisinde yer aldık. Her seferinde bir noktaya kadar gidebildik. Bu kez denenmiş bir güzergah üzerinden ilerliyoruz. Bölge ülkelerinin bizim yapacağımız yürüyüşe, konvoya engel olmayacaklarını düşünüyoruz. Çünkü biz bölge ülkelerini ve onların iç politikalarını hedef almıyoruz. Bizim burada tek hedef aldığımız Siyonizm ve onun soykırımcı politikaları, dünyada yalnızlaşmasını ve yaptığı şeyin durmasını için harekete geçmek hedefimiz budur” şeklinde konuştu.

Becan: İl yönetimi oluşmaya başladı

Olgay GÜLER

Cumhuriyet Halk Partisi’nde (CHP), butlan yönetiminin göreve atadığı il başkanı Özlem Becan, il yönetimini oluşturmaya başladıklarını söyledi.

CHP İl Başkanlığı’na atanan Özlem Becan, geçtiğimiz Cuma günü il başkanlığını teslim almasının ardından partideki mesaisine başladı. Geride kalan süreçte, merkez ilçe yönetimini de teslim aldıklarını söyleyen Becan, il yönetiminin de oluşmaya başladığını söyledi. Becan, süreçte kendilerini yalnız bırakmak istemeyen çok sayıda partilinin olduğunu, kendilerine teşekkür ettiğini dile getirdi.

‘İL YÖNETİMİNİ OLUŞTURMAYA BAŞLADIK’

Geride kalan sürece yönelik konuşan Becan, “Geçtiğimiz hafta cuma günü il binasını devir teslim aldık. Bu hafta da salı günü merkez ilçenin devir teslimini tamamladık. Sürece yavaş yavaş ısınıyoruz, il yönetimimizi oluşturmaya başladık. Genel merkezimizle birlikte yönetim kurulumuzu oluşturduktan sonra onların da onayıyla daha sonra merkez ilçe yönetim kurulu, daha sonra da diğer Edirne’nin ilçelerinin yönetim kurullarını, kadın kollarını, gençlik kollarını oluşturarak yolumuza devam edeceğiz” dedi.

‘YALNIZ BIRAKMAK İSTEMEYEN BİR SÜRÜ YÜREKLİ ÜYEMİZ VAR’

Çok sayıda partilinin kendilerini yalnız bırakmadığını belirten Becan, “Partimizin gerçek sahipleri, üyeler geçtiğimiz hafta Cuma gününden beri partimize geliyorlar, gidiyorlar. Yönetimlerde görev almak istiyorlar. Çünkü Cumhuriyet Halk Partisi’ni hakikaten içinden geçtiğimiz bu sancılı süreçte yalnız bırakmak istemeyen bir sürü yürekli üyemiz var. Ben buradan hepsine de ayrı ayrı teşekkür ediyorum. Partilerine sahip çıktıkları için Atatürk kurduğu partiye sahip çıkıp ellerini taşın altına koydukları için” diye konuştu. 

‘İSTİFALAR YÜZDE 20-25 BOYUTUNDA’

İstifalar konusunda net rakamların ellerinde olmadığını kaydeden Becan, “İstifalar konusunda net rakamlar şu anda elimizde değil. İl yönetim kurulumuzu oluşturduktan sonra geniş kapsamlı bir basın toplantısı elbette ki düzenleyeceğiz. Ama ben şu anda yüzde 20-25 boyutunda biliyorum. Rakam vermek de doğru olmaz bu aşamada. Net bilgiyi izleyen günlerde sizinle paylaşacağız” şeklinde konuştu.

Enez’de 7 köye tarımsal sulama olanağı

Edirne’de 2026 yılı yatırım programı kapsamında 91 adet tarımsal sulama, içme suyu ve kanalizasyon projesi İl Özel İdaresi tarafından hayata geçiriliyor.

Vali Yunus Sezer, Enez ilçesine bağlı Yenice ve Çavuşköy’de İl Özel İdaresi tarafından yürütülen tarımsal sulama çalışmalarını yerinde inceleyerek yetkililerden bilgi aldı.

Edirne Valiliği’nin konuya ilişkin Üretim Varsa Hayat Var” başlıklı paylaşımında, “Enez ilçemize bağlı Çavuşköy, Büyükevren, Çeribaşı, Hasköy, Yenice, Küçükevren ve Gülçavuş köylerimizde yürütülen projeyle 10 bin 500 dekar alan suyla buluşacak. Bu sistem sayesinde üreticilerimiz ikinci ürün ekimi yapma imkânına kavuşacak. Emek veren tüm üreticilerimize hayırlı ve bereketli olsun” ifadelerine yer verildi..

Gözaltı Süresi 24 Saat: Gözaltına Alınan Kişinin Hakları ve İtiraz Yolu

Gözaltı, ceza soruşturmasının en kısa ama hak kaybına en açık aşaması. Ceza Muhakemesi Kanunu süreleri saat saat belirlemiş olmasına rağmen, itiraz yolunun varlığı çoğu zaman süre dolduktan sonra öğreniliyor.

Kural: yakalama anından itibaren 24 saat

Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 91. maddesine göre gözaltı süresi, yakalama anından itibaren yirmi dört saati geçemez. Bu süreye, yakalama yerine en yakın hâkim veya mahkemeye gönderilmek için gereken zorunlu süre dâhil değildir; ancak kanun bu yol süresini de sınırlamıştır: on iki saatten fazla olamaz.

Sürenin başlangıcı karakola giriş değil, yakalama anıdır. Yakalama tutanağındaki saat bu nedenle dosyanın en önemli verilerinden biridir ve tutanak imzalanmadan önce okunmalıdır. Gözaltına alma kararı ayrıca iki şarta bağlıdır: tedbirin soruşturma yönünden zorunlu olması ve kişinin suç işlediği şüphesini gösteren somut delillerin bulunması. Bu iki şart yoksa gözaltı hukuka aykırı hâle gelir.

Sürenin uzatılabildiği hâller

Toplu olarak işlenen suçlarda, delillerin toplanmasındaki güçlük veya şüpheli sayısının çokluğu nedeniyle Cumhuriyet savcısı, gözaltı süresinin her defasında bir günü geçmemek üzere üç gün süreyle uzatılmasına yazılı olarak emir verebilir. Uzatma emri gözaltına alınan kişiye derhâl tebliğ edilir. Tebliğ edilmemiş bir uzatma, itiraz hakkının kullanılmasını engellediği için başlı başına bir denetim konusudur.

Kanun ayrıca suçüstü hâlleriyle sınırlı olmak üzere, sayılan belirli suçlarda kolluk amirlerince yirmi dört saate kadar; şiddet olaylarının yaygınlaşarak kamu düzenini ciddi biçimde bozabileceği toplumsal olaylarda ve toplu işlenen suçlarda kırk sekiz saate kadar gözaltı kararı verilmesine imkân tanır. Bu hâlde de kişi en geç kırk sekiz saat, toplu işlenen suçlarda dört gün içinde hâkim önüne çıkarılır.

Az bilinen yol: sulh ceza hâkimine başvuru

Maddenin beşinci fıkrası, gözaltı sürerken kullanılabilecek bir denetim yolu getiriyor. Yakalama işlemine, gözaltına alınmaya ve gözaltı süresinin uzatılmasına ilişkin savcının yazılı emrine karşı; yakalanan kişi, müdafii, kanunî temsilcisi, eşi ya da birinci veya ikinci derecede kan hısımı, hemen serbest bırakılmayı sağlamak için sulh ceza hâkimine başvurabilir.

Hâkim incelemeyi evrak üzerinde yapar ve başvuruyu derhâl, en geç yirmi dört saat dolmadan sonuçlandırır. Başvuruyu yerinde bulursa kişinin derhâl soruşturma evrakıyla birlikte Cumhuriyet Savcılığında hazır bulundurulmasına karar verir. Bu yolun ailenin de kullanabileceği bir hak olması, uygulamada en çok gözden kaçan noktadır. Ayrıntılı anlatım için gözaltı kararına itiraz nasıl yapılır rehberine bakabilirsiniz.

Bir başka güvence altıncı fıkrada: gözaltı süresinin dolması veya sulh ceza hâkiminin kararı üzerine serbest bırakılan kişi hakkında, yakalamaya neden olan fiille ilgili yeni ve yeterli delil elde edilmedikçe ve savcının kararı olmadıkça aynı nedenle yeniden yakalama işlemi uygulanamaz.

Gözaltında kullanılması gereken üç hak

  • Müdafi hakkı. İfade alma ve sorgu, müdafi hazır bulunmadan yapılamaz talebi hâlinde; müdafi tayin edilmesi barodan istenir. Ekonomik durumu elvermeyen şüpheli için baro tarafından ücretsiz müdafi görevlendirilir.
  • Yakınlarına haber verilmesi. Gözaltına alınan kişinin durumu, gecikmeksizin kanunda gösterilen yakınlarına bildirilir.
  • Susma hakkı ve tutanak denetimi. Şüpheli, yüklenen suç hakkında açıklamada bulunmama hakkına sahiptir. İfade tutanağı imzalanmadan önce okunmalı; anlatılanla yazılan arasındaki fark tutanağa geçirilmelidir.

Gözaltından sonra: tutuklama ve itiraz

Süre sonunda serbest bırakılmayan kişi sulh ceza hâkimi önüne çıkarılıp sorguya çekilir ve sorguda müdafii de hazır bulunur. Tutuklama kararı verilmesi hâlinde karara karşı itiraz yolu açıktır; itiraz süresi kararın öğrenilmesinden itibaren yedi gündür ve gerekçeli bir dilekçeyle yapılması sonucu doğrudan etkiler. Dilekçenin yapısı ve tutukluluk sürelerine ilişkin bilgi tutuklamaya itiraz dilekçesi nasıl yazılır başlığı altında yer alıyor.

Hukuka aykırı gözaltı: tazminat yolu

Ceza Muhakemesi Kanunu, koruma tedbirleri nedeniyle uğranılan zararlar için ayrı bir tazminat rejimi kuruyor. Kanuna uygun olmaksızın yakalanan veya gözaltına alınan, gözaltı süresi içinde hâkim önüne çıkarılmayan, yakalama sebebi ve haklarıyla ilgili bilgilendirilmeyen ya da yakınlarına haber verilmeyen kişi, maddi ve manevi zararlarını devletten isteyebilir.

Bu istemin süresi kaçırılmaya son derece açık: karar veya hükümlerin kesinleştiğinin ilgilisine tebliğinden itibaren üç ay ve her hâlde kesinleşme tarihini izleyen bir yıl içinde başvurulması gerekir. Talep, zarara uğrayanın oturduğu yer ağır ceza mahkemesinde karara bağlanır. Dilekçeye açık kimlik ve adres bilgisi ile zararın nitelik ve niceliğini gösteren belgelerin eklenmesi zorunludur; eksikliğin bir ay içinde giderilmemesi hâlinde istem reddedilir.

Soruşturma aşamasında atılan adımlar, kovuşturmanın seyrini büyük ölçüde belirler. Ceza soruşturma ve kovuşturma süreçlerine ilişkin ayrıntılı bilgi ceza hukuku sayfasında; İstanbul adliyelerinde yürüyen dosyalar bakımından ise İstanbul ceza avukatı ve Bakırköy ceza avukatı sayfalarında bulabilirsiniz.

Av. Mete Çelik

Mete Çelik Hukuk Bürosu — Yeşilköy Mah. Çekmece Cad. No:30 D:1, Bakırköy/İstanbul · Tel: 0531 993 34 33 · E-posta: iletisim@avmetecelik.com · avmetecelik.com

Bu yazı genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır; somut olaya ilişkin hukuki danışmanlık yerine geçmez. Süreler ve şartlar dosyanın özelliğine göre değişebileceğinden, işlem yapılmadan önce hukuki destek alınması önerilir.