‘Trakya’ya nükleer santral akıl tutulması’

CHP Tekirdağ Milletvekili İlhami Özcan Aygun, Trakya’da yapılmak istenen nükleer santrale tepki göstermek üzere basın açıklaması yaptı. Aygun, “Akkuyu ve Sinop’tan sonra üçüncü santrali Trakya’da kurmak istiyorlar. Kırklareli–İğneada hattında yapılmak istenen nükleer santralin yeri, çevresel açıdan kabul edilemez bir yerdir.Trakya’nın ciğeri konumundaki Istranca Ormanlarında, Longoz Ormanlarında nükleer santral düşünmek akıl tutulmasıdır! Milli parklar talan edilemez” dedi.

Aygun, Kırklareli ili Demirköy ilçesi Sivriler Köyü ile Vize ilçesi Kışlacık Köyü sınırları içerisinde yer alan Panayır İskelesi ve çevresinin doğal sit ve nitelikli doğal koruma alanı olarak tescillendiğini belirterek, “UNESCO koruma statüsü beklerken, nükleer santral inşa etmeye çalışmak, rasyonel olmadığı gibi doğal mirası koruma anlayışından uzaktır” dedi. Trakya’daki kanser sorununa işaret eden Aygun, “Zaten kanser oranı ülkenin en yüksek bölgesi olan Trakya’da sanayiden kaynaklı kirlenme her geçen yıl katlanarak devam ederken, ülkenin ciğerleri konumundaki Istranca Ormanlarında, Longoz Ormanlarında nükleer santral düşünmek akıl tutulmasıdır! Milli park niteliğindeki alanları nükleere açmak, bölge halkı tarafından asla kabul edilemez!” eleştirilerini getirdi.

Aygun, TBMM’de düzenlediği basın toplantısında santral için Çin Halk Cumhuriyeti ile görüşmeler yapıldığı duyumunu aldıklarını belirterek, “Çin ile görüşmeler yapılıyor ise bırakılsın! Çin, daha önce ülkemizde BYD Fabrikası kuracaktı.Türkiye’den vergi muafiyeti aldı, kazandığı para ile Macaristan’da fabrika kurdu. Türkiye’de yapılacağı iddia edilen 1 milyar dolarlık yatırım da balon oldu. Elden gelen öğün olmaz, onunla da karın doymaz!” uyarısını yaptı.

Aygun, temiz enerji istediklerinin altını çizerek, “Trakya’da Nükleer Santral istemiyoruz” diye konuştu.

Çin ile anlaşarak Trakya’da kurulmak istenen ve 4 reaktörden oluşması planlanan santralin denizdeki ekosistemi de bozacağını vurgulayan Aygun, “Sanırım müsilajdan yeterli dersi almadık” dedi.

TÜ 20. Yıl Yüzme Havuzu yeni dönemde açılacak

Bakım ve tadilat çalışmaları nedeniyle geçici süreyle kapalı olan Trakya Üniversitesi 20. Yıl Yüzme Havuzu, yenilenen ve modernize edilen yapısıyla 2026-2027 Eğitim-Öğretim döneminde yeniden hizmete açılacak.

Trakya Üniversitesi 20. Yıl Yüzme Havuzu ve Tesisleri, su sistemiyle ilgili yaşanan problemler nedeniyle oluşabilecek elverişsiz sağlık koşullarının önüne geçmek amacıyla, 17 Aralık 2025 tarihi itibarıyla geçici süreyle kullanıma kapatılarak tadilata alınmıştı.

Başlanmış olan çalışmalar kapsamında yüzme havuzunun kronik sorunlarının ortadan kaldırılması, altyapısının ve kullanım alanlarının yenilenerek daha modern, güvenli ve konforlu bir yapıya kavuşturulması hedefleniyor.

Sağlık, Kültür ve Spor Daire Başkanı Dr. Öğr. Üyesi Cem Taşkın, çalışmaların titizlikle sürdürüldüğünü belirterek tadilat süreciyle birlikte havuzun altyapısı ve kullanım alanlarının tamamen yenilenerek daha modern, güvenli ve konforlu bir yapıya kavuşturulmasının hedeflendiğini ifade etti.

Taşkın, yenilenen yüzüyle daha kaliteli hizmet sunması planlanan 20. Yıl Yüzme Havuzu’nun, çalışmaların tamamlanmasının ardından 2026-2027 Eğitim-Öğretim döneminde yeniden kullanıcıların hizmetine sunulacağını dile getirdi.

KARA MURAT’IN SON KUPONU

Orbay SOYDAN
Babam, hastane odasında son günlerini yaşarken elinde hayali bir ganyan kuponu tutuyordu. At yarışı oynamamış bir adamın, ölümü bu kadar yakından hissederken sarıldığı şey buydu.
Bir vurgun yapacak…
Ve parayı çocuklarına bırakacaktı.
Babamın adı Murat’tı. Bizim evin Kara Murat’ı…
Hani şu surlardan atlayan, tek başına ordulara kafa tutan o efsanevi karakter var ya…
Benim babam, o filmlerin gerçek hayattaki başrolüydü.
Üstelik yorulduğunda sığınacağı bir dublörü de yoktu.


10 yaşında otogarların o tekinsiz ayazında otobüs yıkayarak başladı hayatına.
1980’li yılların kıymetli Ticaret Liselerinden mezundu. Dönemin şartlarında üniversiteye denk, saygın bir eğitimdi bu.
Daha parlak bir geleceğe sahip olabilirdi ama hayallerini bir kenara bırakıp ailesine bakmayı, kardeşlerine omuz vermeyi seçti.
En küçükleri olmasına rağmen kendi çocukluğundan ve gençliğinden çalarak onları okuttu.
Sonra muavinlik yaptı, direksiyon salladı, benzinliklerin o genzi yakan zehirli kokusu içinde bizleri okuttu, 30 yaşına geldiğimizde bile bize destek oldu. Ömrünü çocukları için tüketti.
Yıllarca sigortasız, güvencesiz çalıştırıldı; alın teri olan tazminatı bile eline sayılmadı.
Hastane yatağında kanserle boğuşurken, adliye koridorlarında çalınan emeğinin iş davası hâlâ sürüyordu. Babamın yaşadığı ülkedeki adaletsizliğin, güvensizliğin ve eşitsizliğin en çıplak hâliydi.
Ama daha üzüntü verici olanı uğruna yaşamından verdiği kardeşlerinin son günlerinde yanında olmamasıdır.


Öte yandan sağlık sistemine karşıda içimde büyük bir kızgınlık ve minnet duygusu var; çünkü bu sistem, dünyanın en pahalı tedavilerinden biri olan İmmünoterapi’yi SGK kapsamına alarak umut ışığı yaktı.
Ama aynı sistem, biyopsi sürecinde haftalarca bekletti; sonuç ölü hücreye denk gelince yeni bir biyopsi yapmakta da gecikerek tedaviye başlamamızı engelledi.
Işın tedavisi için gittiğimiz Trakya Üniversitesi’nde BT Simülatör ve PET-CT cihazları bir buçuk aydır arızalıydı.
Bu çelişkiler içerisinde babamı o sistemden çekip almak için çırpındık ve çaresizce özel hastanelerin yolunu tuttuk. Ekonomik olarak sarsıldığımız o günlerde, dostlarımız, arkadaşlarımız elimizden tutmuştu.
Babamı bizden koparan sebep ise, kanserle olan mücadelesini kaybetmesi olmadı.
Babamı hayattan koparan, Sultan 2. Abdülhamid Han Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nin sıradan bir hasta odasında maruz kaldığı tahammül edilemez kaostu.


Destek almak için birkaç günlüğüne yattığı serviste kaldığı sırada, karşı çaprazındaki hastanın durumu aniden ağırlaştı. Yoğun bakımda yer bulunamadığı için, nakil gerçekleşene kadar hasta babamın gözleri önünde saatlerce can çekişti. Üstelik, normal şartlarda tek bir refakatçiye izin verilen daracık oda, bir anda onlarca hasta yakınıyla dolup taştı.
Dördüncü evre kanser hastası babamın hemen yanı başında yüksek sesle Kelime-i Şehadet getiriliyor, dualar okunuyordu. Oysa kanser hastaları için moral ve motivasyon, tedavi sürecinin en kritik unsurlarından biridir. Odadaki panik ve ölüm telaşı arşa çıkarken, hastane personelinden tek bir kişi bile bu kuralsızlığa ve kalabalığa müdahale etmedi.
Sonuç olarak babam o dehşeti ve kalabalığın yarattığı yoğun stresi kaldıramadı. Tansiyonu hızla yükseldi ve beyin kanaması geçirdi.
Babamın adının Murat olması, hayat karşısında muradına, hayallerine ermesini sağlamamıştı.
Son günlerinde döndüre döndüre Salim Dündar’ın Aynalar şarkısını dinlemesi belki de bundandı:
“Hüznüm sizde görünür / Saçım beyaz bürünür / Yaşarken de ölünür / Ağlatman beni, aynalar…”
https://youtu.be/o2EgM4JGWxY?si=DGNw2ymIB_kXvI6o
Aslında ben de babamla aynı dili konuşmazdım.
Futboldan anlamazdım; yan yana oturup bir maç izlemişliğimiz yoktu. Bu yüzden, son nefesinde bile konuşacak ortak bir konu ve hatıra bulamadık.
Ama bugün belgesellerimi ve yazılarımı bağımsız bir şekilde hazırlayabiliyor, iş hayatında cesurca “hayır” diyebiliyorsam, bu babamın ödediği bedelin sonucudur. Çünkü babam, bizim yerimize kendini defalarca ezdirdi, feda etti.
Bu konuda hiç konuşamasak da bunu hep biliyordum.
Ama en çok canımı acıtan, yoğun hastane kapılarında, sistemin vefasızlığı altında ezilirken “Size hiçbir şey bırakamadım” diye ağlamasıydı. Ona dönüp, “Baba, bak… Yaşadığın onca vefasızlığa ve zahmete rağmen bugün bizi yalnız bırakmayan bu dostlar, senin bize öğrettiğin o dik duruşun eseri. Sen bize en büyük serveti bıraktın” diyemedim.
O hiç oynanmamış ganyan kuponundaki büyük ikramiye aslında buydu.
Şimdi babam yok.
Cesaret edemediğim sözleri, bu satırlarla ona söylüyor; onunla böyle vedalaşıyorum.
Çünkü biliyorum ki bazı babalar çocuklarına para bırakmaz; daha önemlisi hayatını bırakır.

Aramızdan ayrılanlar

MUSTAFA EMRE KANNECİ VEFAT ETTİ
Merhum Makine Mühendisi Faruk Kanneci ve Merkez Bankası’ndan emekli Sevgi Kanneci’nin oğlu, Mustafa Emre Kanneci, 46 yaşında vefat etti.
Merhum Makine Mühendisi Faruk Kanneci ve Merkez Bankası’ndan emekli Sevgi Kanneci’nin oğlu, Ayşe Kanneci’nin ağabeyi, Ufuk Dalkılıç’ın yeğeni Mustafa Emre Kanneci için dün Eski Cami’de cenaze töreni düzenlendi.
Öğle namazından sonra kılınan cenaze namazının ardından Mustafa Emre Kanneci, Acı Çeşme Mezarlığı’nda toprağa verildi.
ABDULLAH PEKGEÇGİL VEFAT ETTİ
Emekli Öğretmen Ümit Pekgeçgil’in eşi, emekli öğretmen Abdullah Pekgeçgil, 87 yaşında vefat etti.
Merhum bozacı Arslan Pekgeçgil ve Ruva Pekgeçgil’in oğulları, merhum Meço Mehmet Pekgeçgil ve merhum Bayram Pekgeçgil’in kardeşleri, emekli öğretmen Ümit Pekgeçgil’in eşi, Özlem Efe ve Bahadır Pekgeçgil’in babaları, Atilla Efe ve Çağla Merve Özdemir’in kayınpederi, Gizem Efe Sertuna ve Onur Sertuna’nın dedeleri Abdullah Pekgeçgil için dün Yavuz Sultan Selim Camisi’nde cenaze töreni düzenlendi.
Öğle namazından sonra kılınan cenaze namazının ardından Abdullah Pekgeçgil’in cenazesi Yenişehir Mezarlığı’na defnedildi.
MEHMET ALİ TUFAN VEFAT ETTİ
Edirne Belediyesi İtfaiye Müdürlüğü’nde görevli Necdet Tufan’ın babası Mehmet Ali Tufan, 87 yaşında vefat etti.
Edirne Belediyesi İtfaiye Müdürlüğü’nde görevli Necdet Tufan, Fatma Sezen, Suat Tufan ve Hatice Çalış’ın babaları Mehmet Ali Tufan için dün Değirmenyeni Köyü Camisi’nde cenaze töreni düzenlendi.
Öğle namazından sonra kılınan cenaze namazının ardından Mehmet Ali Tufan’ın cenazesi Değirmenyeni köy mezarlığında toprağa verildi.
ŞEHMİYE ERSOY VEFAT ETTİ
Merhum Ahmet Ersoy’un eşi Şehmiye Ersoy, 85 yaşında vefat etti.
Merhum Ahmet Ersoy’un eşi, Seyir, Mustafa ve Şahsine Ersoy’un anneleri, Remzi Atala’nın kayınvalidesi Şehmiye Ersoy için Akmescid Camisi’nde cenaze töreni düzenlendi.
İkindi namazından sonra kılınan cenaze namazının ardından Şehmiye Ersoy’un cenazesi Yıldırım Mezarlığı’na defnedildi.
NERMİN ŞENERLER VEFAT ETTİ
Müfit Şenerler’in eşi Nermin Şenerler, 86 yaşında vefat etti.
Müfit Şenerler’in eşi, Mesur Şenerler, Nursel Güven ve Aysel Alkaya’nın anneleri Nermin Şenerler için dün Yeşilce Camisi’nde cenaze töreni düzenlendi.
Öğle namazından sonra kılınan cenaze namazının ardından Nermin Şenerler’in cenazesi Yıldırım Mezarlığı’nda toprağa verildi.
LEMAN YURDAKUL VEFAT ETTİ
Merhum Önal Yurdakul’un eşi Leman Yurdakul, 72 yaşında vefat etti.
Merhum Nuri ve merhume Seyide Yurdakul’un kızları, merhum Önal Yurdakul’un eşi, Nazlı Özsoy’un annesi, Gökay Özsoy’un kayınvalidesi Leman Yurdakul için dün Yavuz Sultan Selim Camisi’nde cenaze töreni düzenlendi.
Öğle namazından sonra kılınan cenaze namazının ardından Leman Yurdakul’un cenazesi Karaağaç Mezarlığı’na defnedildi.
EMİNE MUTAFÇILAR VEFAT ETTİ
Merhum Fikret Mutfaçılar’ın eşi Emine Mutafçılar, 81 yaşında vefat etti.
Merhum Fikret Mutfaçılar’ın eşi, Mehmet, Fehmi Mutafçılar, Behice Tunca ve Hediye Ocak’ın anneleri, Recai Tunca, Serhat Ocak ve Hamdiye Filiz Mutafçılar’ın kayınvalidesi, Emine Elif, Çisem, Ebru ve Tuğsem’in babaanneleri, Yağızcan, Emirhan ve Meriç’in anaanneleri, Mehmet, Ahmet ve Hüseyin Çandarlıoğlu’nun ablaları Emine Mutafçılar için dün Yıldırım Camisi’nde cenaze töreni düzenlendi.
Öğle namazının ardından kılınan cenaze namazından sonra Emine Mutafçılar’ın cenazesi Yıldırım Mezarlığı’na defnedildi.
SEVGİ YELGİN VEFAT ETTİ
Merhum Burhanettin Yelgin’in eşi Sevgi Yelgin, 88 yaşında vefat etti.
Merhum Burhanettin Yelgin’in eşi, Sezgi Yelgin Biçkin’in annesi Volkan Biçkin’in kayınvalidesi Sevgi Yelgin için dün Eski Cami’de cenaze töreni düzenlendi.
İkindi namazından sonra kılınan cenaze namazının ardından Sevgi Yelgin’in cenazesi Yenişehir Mezarlığı’nda toprağa verildi.

BAL’da sondan 2’nci hafta!

Cemal KUDAY

Bölgesel Amatör Lig (BAL) 28. haftasında Edirne’nin ligdeki iki temsilcisinden Uzunköprüspor yarın deplasmanda Vefa Spor Kulübü ile oynarken, Edirne 1922 Futbol Spor Kulübü  ise Çatalcaspor’u ağırlayacak.

Edirne 1922 Futbol Spor Kulübü – Çatalcaspor arasındaki karşılaşma Saraçhane 1 Nolu Sentetik Saha’da saat 14:00’te oynanacak. Karşılaşmayı Bilgin Çakır, Abdurrahman Kozan, Batuhan Berkant Paşa ve Maksut Aktaş yönetecek. Ligin ilk yarısındaki maçta Edirne ekibi deplasmanda 3-2 yenilmişti.

Vefa Spor Kulübü – Uzunköprüspor arasındaki karşılaşma da ayı saatte Fatih Mimar Sinan Stadı’nda yapılacak. Karşılaşmada Burak Arı, Davut Güner, Nuray Bilgin ve Yiğit Öz görev alacak. Uzunköprüspor ligin ilk yarısında rakibini 4-1 yenmişti.

10. GRUP 29. HAFTA PROGRAMI

Küçükçekmece İdman Yurdu Spor Kulübü – Tekirdağspor

Kapaklıspor – Ergene Velimeşe Spor

Edirne 1922 Futbol Spor Kulübü – Çatalcaspor

İFA – Büyükçekmece Tepecik Spor A.Ş.       

Küçükçekmece Spor  – Ezinespor      

İstanbul Beylikdüzüspor – Levent Futbol Spor Kulübü         

Vefa Spor Kulübü – Uzunköprüspor

10. GRUP 28. HAFTA SONUÇLAR

Ergene Velimeşe Spor 0-1 Bigaspor  

Tekirdağspor 1-2 İstanbul Beylikdüzüspor

Çatalcaspor 0-2 İFA   

Levent Futbol Spor Kulübü 0-2 Vefa Spor Kulübü

Uzunköprüspor 1-0 Edirne 1922 Futbol Spor Kulübü

Ezinespor 0-2 Küçükçekmece İdman Yurdu Spor Kulübü   

Büyükçekmece Tepecik Spor A.Ş. 1-4 Kapaklıspor

2.Amatör Lig’e 6 maçla devam

Cemal KUDAY

Edirne 2.Amatör Lig’e yarın 6 karşılaşma ile devam edilirken, TÜFAD 50. Yıl, Saraçhane 1, Beyendik, Havsa’da 1’er maç oynanırken Keşan Sentetik sahada ise 2 maç yapılacak.

HAFTANIN PROGRAMI

A Grubu:

Hıdırağa – Edirne Birlik

TÜFAD 50. Yıl – 14.00

25 Kasım – İstasyon

Saraçhane 1 – 17.00

B Grubu:

Beyendik – Aslıhan

Beyendik – 14.00

Y.Muhacır – Mescidpaşa

Keşan Sen. – 14.00

C Grubu:

Havsa – Meriç

Havsa – 14.00

Keşan Genç Ordu – 1964 Yıldız

Keşan Sen. – 16.30

TOPLU SONUÇLAR

A Grubu:

22 Nisan Çarşamba

İstasyon 2–2 Küçükpazar

19 Nisan Pazar

Edirne Birlik 2–1 25 Kasm

Küçükpazar 3-1 Edirne Birlik

25 Kasım 3–0 Hıdırağa

İstasyon (bay)

B Grubu:

Aslıhan 0–7 Y.Muhacır

Mescidpaşa 0–5 Beyendik

C Grubu:

1964 Yıldız 1–4 Havsa

Meriç 2–2 Keşan Genç Ordu

U12 Futbol Ligi tam gaz

Edirne U12 Futbol Ligi’ne bugün A Grubu’nda 6, B Grubu’nda 4 olmak üzere toplam 10 karşılaşma ile devam edilecek.

A GRUBU 3. HAFTA PROGRAMI

Alsancak – Şükrüpaşa Atletik

Saraçhane 1-1 : 14.00

Trakya Kartalları- Aslantepe

Saraçhane 1-1 : 15.15

Edirne Birlik – 25 Kasım

Saraçhane 1-1 : 16.30

Yıldırım GB – Özel İdare

Saraçhane 1-2 : 14.00

Sancaktar – Çınar

Saraçhane 1-2 : 15.15

Şükrüpaşa – Edirnespor

Saraçhane 1-2 : 16.30

A GRUBU 2. HAFTA SONUÇLARI

Özel İdare 0-12 Alsancak

Edirne Birlik 3-2 Şükrüpaşa

Çınar 2-3 Trakya Kartalları

Aslantepe 4-0 Yıldırım GB

25 Kasım 4-7 Şükrüpaşa Atletik

Edirnespor 1-3 Sancaktar

B GRUBU 2. HAFTA PROGRAMI

Keşan Zafer – Keşanspor

Keşan Sen. – 14.00

Keşan GB – Keşan Genç Ordu

Keşan Sen. – 15.30

İpsalaspor – Keşan İdmanyurdu

İpsala – 14.00

Uz. Veteranlar – Uzunköprüspor

Uzunköprü Sen. – 14.00

B GRUBU 1. HAFTA SONUÇLARI

Keşan İdmanyurdu 1-4 Keşan GB

Keşan Genç Ordu 4-2 Uz. Veteranlar

Keşanspor 1–1 İpsalaspor

Uzunköprüspor 8-1 Keşan Zafer

ESKİ YAPILAR

Atalarımız bizlere çok değerler bıraktı. Büyük bir tarih, köklü bir anane, asırları dolduran vatan yaptığımız topraklardan bizlere kalan ve bizlerin onlara ilave ettiği muhteşem yapılar. Bugüne ne kadarı kaldı ise bunlar artık eski yapılar olarak adlandırılıyor.

Bu eski yapıların bazıları kendi güçleri ile, bazıları da onları bugüne getiren insanların gayretleri ile eski yapılar sıfatını alarak abideleşiyor. Ne mutlu bizlere kalan eski yapıları görebiliyoruz ama bunların bir çoğu mali imkansızlıklardan, bazıları boşverdimcilikten, bazıları da apartman sevdasından yok olup gitti. Biblo gibi ahşap evler, saray kalıntıları, eski mezarlıklar, kale duvarları buna benzer eski yapılar.

Bu konuda akıllıca hareket eden devlet İtalyanlar ve İspanyollar o eski yapıları onararak, restore ederek bugüne getirmişler. O eski yapıları bugün turistlere göstererek para getirecek bir turizm yaratıyorlar. Bizde turizmi daha fazla deniz, tabiat güzellikleri yaratıyor. Türkiye bu durumda ne alemde; İtalyada’dan, İspanya’dan çok geri değiliz. Bu konuda çok iyi bir rüzgar yakaladık, iyi durumdayız. Eski yapı olarak camilerimiz, kervansaraylarımız, köprülerimiz, çarşılarımız, taş ve ahşap evlerimiz var ama parasızlıktan, boşverdimcilikten, daire karşılığı onların bir kısmını yok ettik.

Edirne bu konuda ne durumda; aynen bu satırlarda belirttiğim gibi ahşap evlerin çoğu yok edildi. Bu konuda Hudut Gazeteme yazılar yazdım. Akıllandık bu konuda. Diğer vilayetler önde idi. Edirne’de eski yapıları onarım faaliyetine 25 yıldır sürdürüyor. İlk önce devlete ait taş yapılar, kervansaraylar, köprüler, camiler onarıma alındı, bir kısmının onarımı sürüyor. Selimiye Camisi onarımı beş yılda tamamlandı, cami gelinlik kız gibi ortaya çıktı. Şimdi sıra ahşap evlerde. Ahşap evlerin çoğu kişilere ait, bunların onarımı içinde para gerekir, parası olan sahibi olduğu ahşap evini onarıyor. Kaleiçi’nde, Sabuni mahallesinde sahibi tarafından onarılan evler var. Bazıları da bakımsızlıktan, boşverdimcilikten yok olacak hale geldi. Sabuni mahallesinde benim evimin karşısındaki Fisek Ailesine ait ahşap ev Ciğer restaurant sahibi Aydın tarafından tarafından satın alınıp aslına uygun olarak onarılmakta. Bu gibi aktiviteleri diğer Edirneli zenginlerden de bekliyoruz.

Onarım faaliyeti bu kadarla kalmamalı. Yok olan yapılarda eski yerine aslına uygun olarak yapılıp kondurulmalı. Buna benzer çalışmalarda oluyor Edirne’mizde. Örneğin, Sarayiçinde eski saray kalıntıları aslına uygun olarak yapılıyor. Tabi bu arada Kaleiçi’nde Balıkpazarı caddesindeki su terazisi de tekrar yapılmalı. Çünkü o yapı Kaleiçi’nin simgesi idi, yok edilmesine sebep araç trafiğidir. Buna da çare araçlar set boyundan işleyebilir. Yine Kaleiçi’nde Eski Manyas karakolu binası yok edildi, şimdi yine aslına sadık kalınarak aynısı yapılıyor. Bu gibi faaliyetlere memnun oluyoruz.

Eski eserlerin açık ve kapalı mekanda sergilendiği yerlere müze denir. Edirne müzecilikte ileri durumdadır, 18 adet müzemiz var. Türkiye’de müzecilik sıralamasında beşinciyiz. Bu gurur verilecek bir olay. Eski saat kulemizin de bir an önce onarılıp, her saat başı işittiğimiz çan sesini duymak istiyoruz. Milletleri millet yapan tarihleri olduğu kadar bu günlere getirdikleri ESKİ YAPILARdır…

SÖYLENMEYENLER

Asırlar boyu, Ortada yaşanan din gerçek Müslümanlık mı?..
Kuran’ı okuyun, özetleyin, bakalaım, çoğunlukla “Mümüslümanlık” mı yoksa tam zıttı mı yaşanmakta?..
Kuran’ı Kerimi, 20 yıldır, anlamak, mesajları doğru almak, dünyada olmuş, olan ve de olacak olanların neden ve sebeplerini öğrenmek için okuyorum!..
Öğrendiklerimi, Allah’a sığınıp okuyanlar da aynısını anlayacaklardır. Şeytana sığınıp okuyanların ise anlayamayacağı, kitapta yazılıdır.
“Müslümanlık” Kuran Türkçe okunmadığı için, öğrenilmemekte ve bunu fırsat bilen birileri, devreye girip, nesilleri din, iman yolundan uzaklaştırmaktadır. Gençler, akılla, gelişmeyle, bağdaşmayan, bir din olgusu görünce, uzak durmaktalar.
Nedir bu akıldışılıklar?..
*Kuran’ı Anlamadan, arapça okuyup, sevap kazandığını sanmak, akıl dışılığı!..
*Tek doğru olan Kuran yolu, ama bu mezhep dinleri de nereden çıktı?..
*Anlamadan, başka bir dille dua etmek.
*Ne dediğini anlamadığı bir dille dualar ederek namaz kılınması!..

  • Tercümeyle manâ değişmezken, Türk’e Arapça, anlamadan ezan dinletmek!..
    *Kadınların camilerden mesafeli tutulması!..
    *Şu duayı otuz kere söylersen dileğin olur, şirkine inanılması!..
    *”Biz inançlıyız” diyenlerin, bilimle, sanatla, iylikle, doğayla hiç ilgilenilmemesi!..
    *”Sen dua et, Allah verir.”Demeler!..
    Çalışma, emek, akıl, hak ediş açıklanmaz.
    *Beş vakit namaz kılmayan, müslüman değildir, gibi yargılamalar!..
    *Cami de hocaların Türk’e arapça bir şeyler mırıldanması!..
    *Camilerde ruhun gıdası olan, ilâhi müzğin yer almaması!..
  • Allah’ın Türk’çe anılmaması!..
    *Sünnetin farz sayılıp, şartların değiştiği hesabının yapılmaması!..
    *Caminin şerefesinden hocanın kendi sesiyle okuduğu ezan ne müthişti!.. Ama şimdiki nesiller duymadılar ki bilsinler.
    İşte “Bu alışkanlıkları gören gençler, “Eğer din buysa, benim aklım bunlara yatmıyor!..” deyip, dindan imandan uzaklaşmaktalar!.. Kuran’ı Türkçe okumaları şart!..
  • Benim, Kuran’dan ve akıl yolundan anladığım bunlar…

Kuran’ı Kerim. Sure 18/Ayet 27:
Rabbinin kitabından sana vahyedileni oku! Onun kelimelerini değiştirebilecek yoktur. O’ndan başka, güvenli bir sınak da bulamazsın.