

Nöbetçi Eczaneler
Aramızdan ayrılanlar
MELAHAT PINAR GÖRGÜN VEFAT ETTİİ
Edirne eski Cumhuriyet Savcılarından Süha Görgün ve Samime Esin Görgün’ün kızları, Hakan Görgün’ün kardeşi, İrem ve Barlas Görgün’ün anneleri, Kırklareli Belediyesinden emekli Mimar Melahat Pınar Görgün vefat etti. Edirne İl İdare eski Müdürlerinden merhum Ruşen Görgün ve Edirne’nin eski kadın siyasetçilerinden merhume Refia Görgün’ün torunları olan Merhume, dün Eski Camide ikindi namazını takiben kılınan cenaze namazının ardından Buçuktepe Mezarlığında toprağa verildi.
İBRAHİM YETİM VEFAT ETTİ
İlkbahar Yetim’in eşi, Süleyman Yetim’in babası, merhum Mehmet Ali Yetim, İsmail Yetim ve Nadire Keskin’in kardeşleri İbrahim Yetim vefat etti. Merhum dün Lalaşahin Paşa Camisinde öğle namazını takiben kılınan cenaze namazının ardından Yeni Şehir Mezarlığında toprağa verildi.
AHMET ÇEVDARLIOĞLU VEFAT ETTİ
Yıldırım semti sakinlerinden merhume Gülşen Çavdarlıoğlu’nun eşi. Sabriye Çavdarlıoğlu’nun babası Mehmet ve Hüseyin Çavdarlıoğlu’nun kardeşleri Ahmet Çavdarlıoğlu vefat etti. Merhum dün Yıldırım Beyazıt Camisinde ikindi namazını takiben kılınan cenaze namazının ardından Yıldırım Mezarlığında toprağa verildi.
AYŞE KÖSE VEFAT ETTİ
Kıyık semti sakinlerinden merhum Mehmet Necdet Köse’nin eşi, Oktay. Abdi ve Bülent Köse’nin anneleri Ayşe Köse vefat etti. Merhume dün Kıyık Yeni Camide ikindi namazını takiben kılınan cenaze namazının ardından Yeni Şehir Mezarlığında toprağa verildi.
Tatlı su balıkçılığı tatsız!
Bülent AYAN
DSİ emekli Bölge Müdür Yardımcısı, Su ve Enerji Yöneticisi Hüseyin Erkin, günümüzde gelişen balık üretim ve yetiştiricilik olanaklarından Edirne’nin nasibini alamadığı gibi kullanılan imkanların bile terk edilmiş durumda olduğuna dikkat çekerek, yeni bir planlama ile mevcut baraj ve göletlerde balıkçılık faaliyetine hız kazandırılarak kente ilave bir katma değer yaratılacağı gibi kısmi bir istihdam da sağlanabileceğini söyledi.
Erkin, Hudut’a yaptığı açıklamada, balıkçılık hizmeti konusunu ele alarak Edirne’de tatlı su balıkçılık imkanı varken yapılamadığının altını çizdi. “Su varlığı imkanı içinde su darlığı çeken Edirne, maalesef son yıllarda su sıkıntısı çeker oldu” diyen Erkin, şunları kaydetti:
“Meriç, Tunca, Arda (Bulgaristan’dan gelen kollar), Kızılnehir (Yunanistan’dan gelen kol) ve Ergene nehirleri Meriç ana kolunu oluşturarak yılda ortalama 8 milyar metreküp su taşımaktadır. Bu suyun yaklaşık 1,3 milyar metreküp kadarını sulamada kullanmaktayız. Meriç vadisinde baraj yapılacak uygunlukta topoğrafik alan fazla olmadığı için, depolama alanı uygun olan Altınyazı, Sultanköy, Yenikarpuzlu, Hamzadere, Çakmak Barajları DSİ tarafından inşa edilmiştir. Bu barajlara depolanan suyun tamamına yakını Meriç nehrinden pompaj sistemi ile aktarılmaktadır. (Keşan’a içme suyu temin eden Kadıköy Barajı ve Edirne’ye İçme suyu temin eden Süloğlu Barajı da mevcuttur). Ayrıca 50 civarında sulama amaçlı göletler de DSİ tarafından inşa edilmiştir.
Öte yandan az da olsa önceki yıllarda Köyhizmetleri tarafından inşa edilen göletlerde mevcuttur. İşler durumda olan bu baraj ve göletlerin sulama dışında balıkçılık ve rekreasyon amaçları da vardır. Avrupa’da kişi başına yıllık balık tüketimi 24 kg iken Türkiye’de kişi başına balık ve su ürünleri tüketimi 8,8 kg dır. Bunun ‘tatlısu balığı’ olarak kişi başına yıllık tüketim ortalama 3 kg civarındadır. Tatlısu balığı olarak Sazan, Alabalık, Levrek, Yılan balığı, Yayın balığı gibi balık türleri tüketilmektedir. Doğu Avrupa ve Baltık ülkeleri Somon ve Ton balığı üretiminde oldukça söz sahibidir. Somon Balığı hem tatlı suda hem de denizde yaşayabilen bir balık türüdür.Yumurtaları ve yavru dönemi tatlı suda gelişme dönemi deniz ve okyanuslarda olmaktadır. Önceki yıllara bakıldığında gerek tatlısu balıkçılığı gerekse deniz balıkçılığı açısından ülkemiz daha iyi konumdaydı.
DSİ’de görev yaptığım ilk yıllarda 1977 yılında ülkemizde ilk kez İpsala DSİ Şube Müdürlüğü bünyesinde Su Ürünleri Başmühendisliği ünitesi kurulmuştu. Burada amaç, başta Trakya olmak üzere Marmara bölgesindeki baraj ve göletlere balık yavrusu üretip tatlısu balıkçılığını geliştirip vatandaşların balık ihtiyacını bir nebze karşılamaktı. Nitekim ikibinli yılların başına kadar baraj ve göletlere aynalı sazan ve levrek balığı yavru üretimi yapılmıştır. Altınyazı Barajı Su Ürünleri Kooperatifi ilk kurulan balıkçılık kooperatifi olup uzun yıllar hizmet etmiş ve devam etmektedir.
Keza başta Gala Gölü ve Enez Lagün Gölleri ve deniz balıkçılığı için Enez Su Ürünleri Kooperatifi kurularak seksenli yıllarda verimli üretim yapılmış hatta yılan balığı ihraç eder konuma gelinmiştir. Köylerdeki göletlerde bile olta balıkçılığı yapılmaktaydı. Lakin bu balıkçılık faaliyetleri giderek zayıflayıp son yıllarda üretim çok azalmıştır.
Günümüzde gelişen balık üretim ve yetiştiricilik imkanlarından maalesef Edirne nasibini alamadığı gibi kullanılan imkanlar bile terk edilmiş durumdadır. DSİ İpsala Şube Müdürlüğü bünyesindeki Su Ürünleri Üretim Tesisleri DSİ’den alınıp Tarım İl Müdürlüğü’ne verilmiştir. Halbuki Edirne’deki mevcut baraj ve göletlerde usulüne uygun ve teknolojik imkanlarda kullanılarak Edirne nüfusuna yetecek kadar balık üretimi yapılabilirdi. Özellikle deniz balıkçılığı yasaklı aylarda baraj ve gölet balıkçılığı üretimi balık ihtiyacını büyük oranda karşılayacaktır. Zararın neresinden dönülürse kardır misali, yeni bir planlama ile mevcut baraj ve göletlerimizde balıkçılık faaliyetine hız kazandırılıp Edirne’ye ilave bir katma değer yaratılacağı gibi kısmi bir istihdamda sağlanabilir.
Bu konuda dikkat edilmesi gereken önemli konulardan biri, Ergene nehri kirli sularının barajlara pompalanmasına imkan verilmemelidir. Bu hem baraj su havzasını kirlettiği gibi balık ekosistemini de sıkıntıya sokacaktır. Baraj ve göletlerimizde balıkçılık faaliyetleri yapılması konusunda İl Özel İdaresi’ne de büyük görev düşmektedir. Bu konu, İl Genel Meclisi üyelerince acilen gündeme alınıp gerekenler yapılmalıdır. Sayın valimizin bu konuyu ele alıp gerekeni yapacağına inanıyorum. “
Talika sanatına ulusal statü
Bülent AYAN
Talikacılık mesleği, Edirne’de uzun yıllardır ahşabı işleyerek eski ulaşım araçlarının minyatürlerini yapan Kültür ve Turizm Bakanlığı Geleneksel El Sanatları Sanatçısı, UNESCO Yaşayan İnsan Hazinesi Somut Olmayan Kültürel Miras Taşıyıcısı Özcan Abacı’nın “Edirne Talikası”yla açtığı kapı sayesinde Meslekî Yeterlilik Kurumu’nun Resmi Gazete’de yayınlanan tebliği kapsamında 8 sanat dalı ile birlikte “Ulusal Meslek Standartları” arasında yer aldı. Abacı, kültürel mirasın korunması adına bir ilk niteliği taşıyan bu sürece katkıda bulunan tüm kesimlere teşekkür ettiği paylaşımında, “Geleneksel sanatlarımızı yaşatmak ve yarınlara taşımak için kararlılıkla çalışmaya devam ediyoruz” ifadelerini kullandı.
Söz konusu tebliğ kapsamındaki 8 sanat dalı şöyle:
Yemenici (Seviye 4) Ulusal Meslek Standardı
Talikacı (Seviye 6) Ulusal Meslek Standardı
Bastoncu (Seviye 4) Ulusal Meslek Standardı
Ebru Sanatkârı (Seviye 6) Ulusal Meslek Standardı
Katı’ (Kâğıt Oyma) Sanatkârı (Seviye 6) Ulusal Meslek Standardı
Keçeci (Seviye 6) Ulusal Meslek Standardı
Kalemişi Sanatkârı (Kalemkâr) (Seviye 6) Ulusal Meslek Standardı
Tezhip Sanatkârı (Seviye 6) Ulusal Meslek Standardı
TEBLİĞ
Meslekî Yeterlilik Kurumu’nun Ulusal Meslek Standartlarına Dair Tebliği 23 Ağustos 2026 tarih ve 33349 sayılı Resmi Gazete’de yayınlandı. Tebliğin metninde şunlara yer verildi:
“Amaç ve kapsam
Madde 1- (1) Bu Tebliğin amacı, bu Tebliğin ekinde yer alan meslek standartlarının yürürlüğe konulmasını sağlamaktır.
Dayanak
Madde 2- (1) Bu Tebliğ, 4 sayılı Bakanlıklara Bağlı, İlgili, İlişkili Kurum ve Kuruluşlar ile Diğer Kurum ve Kuruluşların Teşkilatı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin 252 nci maddesi ile 19/10/2015 tarihli ve 29507 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Ulusal Meslek Standartlarının ve Ulusal Yeterliliklerin Hazırlanması Hakkında Yönetmeliğin 10 uncu maddesine dayanılarak hazırlanmıştır.
Yürürlük
Madde 3- (1) Bu Tebliğ yayımı tarihinde yürürlüğe girer.
Yürütme
Madde 4- (1) Bu Tebliğ hükümlerini Meslekî Yeterlilik Kurumu Başkanı yürütür.
ÖZCAN: GURUR VERİCİ
Abacı, tebliğin Resmi Gazete’de yayımlanmasının ardından sosyal medyada gerçekleştirdiği paylaşımında şunlara yer verdi:
“Benim için gurur verici bir gün daha.Uzunca bir süredir üzerinde çalıştığımız Edirne Talika’sının Ulusal meslek standardı Resmi Gazete’de yayınlandı. Geleneksel sanatlar ve zanaatlar alanında hazırlanan, ilk sekiz sanat dalından biri olan talika ile bu sürecin içerisinde yer almak ve ilklerden olmak bir ilki daha başarmak benim için olduğunu kadar Edirne’miz için de gurur verici diye düşünüyorum . Kültürel mirasımızın korunması adına bir ilk niteliği taşıyan bu çalışma ile bu kıymetli sürecin hayata geçmesinde emeği geçen başta Mesleki Yeterlilik Kurumu’na, Kültür ve Turizm Bakanlığı Yaşayan Miras ve Kültürel Etkinlikler Genel Müdürlüğü’ne, ANELSANDER (Anadolu El Sanatlarını Yaşatma ve Geliştirme Derneği), Geleneksel Sanatlar Derneği’ne, Kültür ve Yaşayan Miras Derneği’ne, Eduser’e, değerli akademisyenlerimize, duayen ustalarımıza ve tüm paydaş kurumlarımıza teşekkürlerimi sunuyorum .
Geleneksel sanatlarımızı yaşatmak ve yarınlara taşımak için kararlılıkla çalışmaya devam ediyoruz.”
Zafer Bayramı’na doğru
Ebedi Başkomutan Mustafa Kemal Atatürk’ün önderliğinde 30 Ağustos 1922’de Dumlupınar’da zaferle sonuçlanan Büyük Taarruz’un adına 1 asrı aşkındır onur, gurur ve heyecanla kutlanan Zafer Bayramı 30 Ağustos 2026 Pazar günü aynı duygularla bir kez daha gerçekleştirilecek, Türk Milleti Ulu Önder ve silah arkadaşlarını bir kez daha saygı ve minnetle anacak…
Edirne Valiliği İl Kutlama Komitesi’nce hazırlanan programa göre, 30 Ağustos Zafer Bayramı dolayısıyla 30 Ağustos 2026 Pazar günü saat 10.00’da Atatürk Anıtı önünde çelenklerin sunumu gerçekleştirilecek. Ardından Belediye Bandosu eşliğinde saygı duruşunda bulunulacak ve İstiklal Marşı eşliğinde göndere bayrak çekilecek.
Saat 10.20’de Valilik Makamında tebriklerin kabulü gerçekleştirilecek.
Atatürk Bulvarı’ndaki tören programı ise saat 11.00’de başlayacak. Vali Yunus Sezer, Garnizon Komutanı Tuğgeneral Mahmut Sert ve Belediye Başkanı Filiz Gencan ile birlikte halkın bayramını kutlayacak.
Ardından Belediye Bandosu eşliğinde İstiklal Marşı söylenirken iki asker tarafından göndere bayrak çekilecek. İstiklal Marşı’ndan sonra Garnizon Komutanlığı’nca görevlendirilecek bir subay tarafından zafer konuşması yapılacak. Belediye Bandosu eşliğindeki resmi geçit töreninden sonra program sona erecek.
30 Ağustos 2026 Pazar günü Zafer Bayramı’nın 104. Yıl Dönümü etkinlikleri 30 Ağustos 2026 Pazar günü saat 07.00’de başlayacak ve aynı gün saat 24.00’te sona erecek.
30 Ağustos 2026 Pazar günü saat 07.00’dan itibaren bütün kamu kurum ve kuruluşları ile özel kurum ve kuruluşlara ait binalar, konut ve dükkânlar bayraklarla donatılacak ve geceleri ışıklandırılacak.
Hava koşullarının uygun olmaması durumunda program Mimar Sinan Spor Salonu’nda uygulanacak.
TÜ’den Kosova’da eğitime katkı
Trakya Üniversitesi, Türkiye Maarif Vakfı iş birliğiyle Kosova’da öğretmenlere yönelik hizmet içi eğitim programları ve öğrencilere yönelik akademik çalışmalar gerçekleştirmeye hazırlanırken, Priştine Üniversitesi ile de eğitim ve sağlık alanlarında işbirliği konusunda önemli adımlar atıldı.
Üniversitenin uluslararasılaşma ve Balkan vizyonu doğrultusunda hayata geçirdiği “Kardeşlik Köprüleri Projesi” kapsamında Kosova’da temaslarda bulunan Rektör Prof. Dr. Mustafa Hatipler başkanlığındaki heyet, Türkiye Maarif Vakfı Kosova Temsilcisi Nedim Aslan’ı ziyaret etti.
Görüşmede, Türkiye Maarif Vakfının Kosova’daki eğitim faaliyetleri hakkında bilgi paylaşılırken, vakfa bağlı okullar ile Trakya Üniversitesi arasında geliştirilebilecek iş birliği imkânları ele alındı. Öğretmenlerin mesleki gelişimine ve öğrencilerin akademik olarak desteklenmesine yönelik yapılabilecek çalışmalar değerlendirildi.
Rektör Prof. Dr. Mustafa Hatipler, Türkiye Maarif Vakfının Balkanlar başta olmak üzere dünyanın farklı ülkelerinde önemli eğitim faaliyetleri yürüttüğünü belirtti. Vakfın Balkan coğrafyasında Türkçe öğretimi çalışmalarına dikkat çeken Hatipler, Trakya Üniversitesinin akademik bilgi ve deneyimini paylaşarak öğretmenlerin mesleki ve akademik gelişimlerine katkı sunmayı amaçladıklarını ifade etti.
Türkiye Maarif Vakfı Kosova Temsilcisi Nedim Aslan ise Trakya Üniversitesinin Kosova’daki eğitim çalışmalarına sağladığı katkı için teşekkür ederek, hayata geçirilecek iş birliklerinin öğretmenler ve öğrenciler açısından önemli kazanımlar sağlayacağını belirtti.
Ziyaret, hediye takdimi ve hatıra fotoğrafı çekiminin ardından sona erdi.
PRİŞTİNE ÜNİVERSİTESİ
Trakya Üniversitesi, Balkan coğrafyasındaki yükseköğretim kurumlarıyla akademik ilişkilerini güçlendirmeyi sürdürüyor. “Kardeşlik Köprüleri Projesi” kapsamında Kosova’da bir dizi temasta bulunan Rektör Prof. Dr. Mustafa Hatipler ve beraberindeki heyet, Priştine Üniversitesini ziyaret etti.
Priştine Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Arben Hajrullahu ile gerçekleştirilen görüşmede, iki üniversite arasında eğitim ve sağlık alanlarında hayata geçirilebilecek çalışmalar ele alındı.
Akademik bilgi ve deneyim paylaşımının yanı sıra ortak projeler ve hizmet içi eğitim programlarına yönelik imkânlar değerlendirildi.
Rektör Prof. Dr. Mustafa Hatipler, uluslararasılaşmanın Trakya Üniversitesinin stratejik hedeflerinden biri olduğunu belirterek, Balkan vizyonu doğrultusunda bölgedeki yükseköğretim kurumlarıyla kalıcı ve sürdürülebilir ilişkiler kurmayı hedeflediklerini ifade etti. Hatipler, Priştine Üniversitesi ile akademik bağların daha ileri bir seviyeye taşınmasını arzu ettiklerini vurguladı.
Priştine Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Arben Hajrullahu ise Trakya Üniversitesinin eğitim, araştırma ve sağlık alanlarındaki bilgi, birikim ve deneyiminden yararlanmayı önemsediklerini belirterek, iki üniversite arasındaki akademik bağların güçlendirilmesinden memnuniyet duyacaklarını ifade etti.
Ziyaret, hediye takdimi ve hatıra fotoğrafı çekiminin ardından sona erdi.
Trakya Üniversitesi heyetinde her iki ziyarette de Rektör Yardımcısı ve Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Sedat Üstündağ, Hastane Başhekimi Prof. Dr. Alkin Çolak, Diş Hekimliği Fakültesi Dekanı ve Başhekim Yardımcısı Prof. Dr. Ali Yılmaz, Yapı İşleri ve Teknik Daire Başkanı Prof. Dr. Cenk Mısırlı, Başhekim Yardımcısı Prof. Dr. Mehmet Çelik ile Rektör Danışmanı ve Genel Sekreter Yardımcısı Doç. Dr. Ali İhsan Meşe yer aldı.
Gastro Edirne 2026’da geri sayım
Olgay GÜLER
Edirne’de, 18 – 20 Eylül tarihleri arasında düzenlenecek Gastro Edirne 2026 toplantısı öncesinde; peynir üreticileri, şefler, restoran ve otel temsilcilerinin katılımıyla toplantı gerçekleştirildi.
Gastro Edirne 2026 hazırlıkları kapsamında, İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü koordinasyonunda ‘Şefler ve Gastronomi Çalışma Toplantısı’ yapıldı. Toplantıya Edirne Ticaret ve Sanayi Odası (ETSO) Yönetim Kurulu Başkanı H. Sezai Irmak, kentteki peynir üreticileri, şefler, restoran ve otel temsilcileri ile gastronomi sektörünün paydaşları katıldı. Toplantıda, festivalin bu yılki ana temalarından biri olan ‘Edirne Beyaz Peyniri’ başta olmak üzere kentin coğrafi işaretli ürünlerinin ve gastronomi değerlerinin daha güçlü şekilde tanıtılması için gerçekleştirilebilecek çalışmalar ele alındı.
ETSO’dan toplantıya ilişkin yapılan paylaşımda, Edirne Beyaz Peyniri’nin hak ettiği değeri görmesi, üreticilerin daha geniş kitlelere ulaşması ve Edirne’nin güçlü gastronomi mirasının tanıtılması için ortak akılla çalışmaya devam edileceği belirtildi.
İtalya’dan Japonya’ya yürüyor
İtalya’nın Sondrio kentinden yürüyerek Japonya’ya gitmek üzere 9 Haziran’da yola çıkan Rinaldo Puccia, yaklaşık 75 günde Edirne’nin Kapıkule Sınır Kapısı’ndan Türkiye’ye giriş yaptı.
Ülkeleri ve insanları yakından tanımak üzere yola çıkan Puccia, bu hayalini Japonya’ya ulaştığında tamamlamayı hedefliyor. İngiltere’de içmimarlık, İtalya’da öğretmenlik yapan Puccia, Edirne’nin Havsa İlçesinde bir süreliğine mola verdi. Puccia ile kısa süre sohbet eden Hasan Ertaş, 35 derecenin üzerindeki sıcağa rağmen yürüyüşünü sürdüren Puccia’ya, ilçede yetiştirilen şeftali ikramında bulunduktan sonra hatıra fotoğrafı çektirdi. Puccia, ikramlara İngilizce teşekkür ederek, iki tekerlekli çekçek arabasıyla yoluna devam etti.
Gazeteci dostumuz Nadir Alp’e Türk insanının misafirperverliğini, yardımseverliğini ve cana yakınlığını yaşayarak şimdi daha iyi anladığını vurgulayan Puccia, Türkiye’de temas kurduğu kişileri ve gözlemlerini sosyal medyada paylaşacağını da kaydetti.
‘Büyük Zafer’in 104. yılı kutlu olsun’
Atatürkçü Düşünce Derneği (ADD) Edirne Şubesi, 26 Ağustos 1922’nin Anadolu Türk’ünün Malazgirt öncesine sürülmeyi reddinin olduğu kadar, çağ atlama ve muasır medeniyet seviyesini aşma azim ve kararının da dünyaya ilanı olduğunu belirterek, Büyük Taarruz’un, Büyük Zafer’in 104. yıldönümünü kutladı.
ADD Edirne Şubesi’nce paylaşılan dernek genel merkezinin yıldönümü mesajında şunlara yer verildi:
“Büyük Taarruz, Türk Tarihi’nin en ağır bedeller ödenerek yazılmış en şerefli sayfalarından, taarruz planı da en cesur, en akıl, bilim ve deneyime dayalı, en dâhiyane planlarındandır. 26 Ağustos 1922; Anadolu Türk’ünün Malazgirt öncesine sürülmeyi reddinin olduğu kadar, çağ atlama ve çağdaş uygarlık seviyesini aşma azim ve kararının da dünyaya ilanıdır.
1. Dünya Savaşı galibi İtilaf Devletleri, 30 Ekim 1918’de Osmanlı Sarayı temsilcilerine imzalattıkları Mondros Mütarekesi ile fiilen devletsiz bıraktıkları Türk Milleti’ni vatansız da bırakarak Asya steplerine sürmek ve yok etmek amacıyla bir yandan yurdun dört bir yöresini işgal etmişler, bir yandan ordularını dağıtıp silahlarına el koymuşlar, bir yandan da donatıp destekledikleri Yunan ordusunu 15 Mayıs 1919’da İzmir’e çıkarıp Polatlı önlerine kadar sürmüşlerdi. Ama tıpkı 4 yıl önce Çanakkale’de olduğu gibi yine Mustafa Kemal Paşa’yı ve Türk Milleti’nin söz konusu vatan olduğunda neler yapabileceğini unutmuşlardı.
Emperyalizmi Çanakkale’de yenip savaşı 3 yıl uzatarak dünya tarihinin akışını değiştiren Mustafa Kemal Paşa ve Mehmetçik, bir yıl önce Sakarya’da durdurdukları düşmanı “Vatanın harim-i ismetinde boğmak” için 26 Ağustos 1922 sabahının ilk ışıklarını bekliyorlardı.
Onlar 3 yıl 3 aydır inandıkları zafere ulaşmak için dakikaları sayarken tersini bekleyenler de vardı tabii, hem de pek çok… 239 yıldır taarruz savaşı yapmamış Türk Ordusu’nun kazanmasının olanaksız olduğunu söyleyenler de vardı, Başkomutanı maceracı, yaptığı taarruz planını aşırı riskli bulanlar da. İstanbul’da, Ankara’da, hatta kurduğu mecliste yenilgi haberini hevesle bekleyen muhalifler de vardı, ‘Keşke Yunan kazansa’ diye duaya çökmüş alçaklar da. Mütareke Basını’nın’Asıl kafası ezilecek eşkıya Ankara’daki Kemalistlerdir’ diyen şeref yoksunu vatansızları da vardı, Teali-i İslam, İngiliz Muhipleri gibi işbirlikçi cemiyetlerde örgütlenmiş halkın kutsal din duygularını kullanarak emperyalist işgale direnişini kırmak için canhıraş çalışan şeriatçı yobazlar, sarıklı cübbeli hainler de… Nazım’ın ‘Ateşi ve ihaneti gördük…’ dediği günlerdi…
Ama Mustafa Kemal’in Ulusuna güveni tamdı. Bandırma Vapuru’na adımını attığından beri zafere ulaşacağından zerre kuşkusu yoktu. O kadar yoktu ki, Büyük Taarruz öncesi yaptığı son toplantıda komutanlara ‘Bütün sorumluluk benim, ‘Hücum’ emrini verip kamçımı indirdiğimden 15 gün sonra İzmir’deyiz’ diye garanti veriyor, 14 gün sonra 8 Eylül akşamı, Belkahve’de İsmet Paşa’ya ‘Bir gün yanıldım İsmet. Bu kadar hızlı kaçacaklarını hesaplayamamışım’ diyordu.
Büyük Taarruz, Türk Tarihi’nin en ağır bedeller ödenerek yazılmış en şerefli sayfası, taarruz planı da en cesur, en akıl, bilim ve deneyime dayalı, en dâhiyane planıdır, dense yeridir.
İnebolu’dan yükledikleri kutsal emanetleriyle ‘Ayın altında Akşehir üstünden Afyon’a doğru’ giden dünyanın ilk ve tek kağnı taburlarını yöneten yiğit Anadolu kadınlarının, Ilgaz dağlarında donarak şehit düşen Şerife Bacıların, Demirci Akıncıları’ndan Gördesli Makbulelerin, Kara Fatmaların, Çete Emir Ayşe Efelerin, Çiğiltepe’yi söz verdiği saatte ele geçirememeyi gururuna yediremediği için yaşamına son veren Albay Reşat Çiğiltepelerin, sıtma krizi geçirirken Yunan hatlarının gerisine sarkan Süvari Kolordusu Komutanı Fahrettin Altayların, ölüme gülerek giden binlerce neferin, kadını, erkeği ve çocuğuyla topyekûn bir halkın özgür bir ulus olma azminin ete kemiğe büründüğü andır 103 yıl öncenin o puslu Ağustos sabahı.
Bu anın değerini anlamak için; Düzenli Ordunun hangi güçlükler aşılarak kurulduğunu, 1. ve 2. İnönü Zaferlerinin anlamını bilmek gerekir. Bursa’nın işgali üzerine Büyük Millet Meclisi kürsüsüne örtülen Puşide-i Siyah’ı bilmek gerekir. Kütahya, Eskişehir muharebelerinde Orduyu 100 kilometre geri çekmenin nedenini, emperyalist işbirlikçisi Saray talimatı ve İngiliz altınlarıyla çıkarılan onlarca isyanı bastırmak için cephelerden birlik çekmek zorunda kalmanın yarattığı güçlükleri bilmek gerekir. Kuvayı İnzibatiye alçaklığını, milletin tepesine İngiliz uçaklarından yağdırılan ve ‘Yunan Ordusu Halife Ordusudur…’ diyen Padişah tuğralı zillet mektuplarını, İngilizlerin kurdurduğu Teali-i İslâm Cemiyeti’nin İskilipli Atıf haini imzalı Milli Mücadele düşmanı bildirilerini, Vahdettin’in, Damat Ferit’in, Ali Kemal’in utanmadan Rahip Frew kuyruğunda üye oldukları İngiliz Muhipleri Cemiyeti şerefsizliğini, Mustafa Kemal ve yol arkadaşlarının boyunlarına idam fermanı geçirme alçaklığını bilmek gerekir.
Polatlı’dan başlayarak Sakarya Meydan Muharebesi coğrafyasını adım adım dolaşırken dünya savaş literatüründe yeni bir sayfa açan ‘Hattı müdafaa yoktur, sathı müdafaa vardır. O satıh bütün vatandır. Vatanın her karış toprağı vatandaşın kanıyla ıslanmadıkça terk edilemez!’ emri kulaklarında çınlayanlardır ancak bu vatanın ekmeğini, suyunu hak edenler. 22 gün 22 gece kıpkırmızı akan Sakarya’yı yüreği pır pır duyumsayan, Dumlupınar şehitliğinde gördüğü 8 yaşındaki şehit 1914 Bozkır doğumlu Ömer oğlu Hüsnü’nün kısacık gömüt kitabesini okurken boğazı düğümlenen, dudakları titreyen, gözleri nemlenenlerdir ancak aziz şehit ve gazilerimizin canları ve kanlarıyla vatan ettikleri bu toprağın ekmeğini, suyunu hak edenler. Unutulmamalıdır !
26 Ağustos 1922; Anadolu Türk’ünün Malazgirt öncesine sürülmeyi reddinin olduğu kadar, çağ atlama ve muasır medeniyet seviyesini aşma azim ve kararının da dünyaya ilanıdır.
Türk Ulusu; Mustafa Kemal Paşa komutasında Büyük Taarruz ile neyi başardığını hiç aklından çıkarmadan bütün emperyal saldırıları defedecek, bütün tuzakları bozacak, işbirlikçilerin bütün ihanetlerini aşacak, Kemalizm pusulasıyla Yeniden Atatürk Cumhuriyeti’ne mutlaka ulaşacaktır.
Atatürkçü Düşünce Derneği olarak Büyük Taarruz’ un 104. yılında Mustafa Kemal Atatürk’ü, Kuvayı Milliye kahramanlarını ve Kemalist Devrim kadrolarını minnetle, şükranla anıyor, şehit ve gazilerimizin aziz hatıraları önünde saygıyla eğiliyoruz.
Büyük Taarruz’un, Büyük Zafer’in 104. şeref yılı kutlu olsun.”