Trakyaka’dan sağlıkta sınır ötesi iş birliği

Trakya Kalkınma Ajansı koordinasyonunda ve T.C. Ticaret Bakanlığı destekleri ile Trakya Sağlık Turizmini Geliştirme Derneği tarafından 22 Türkiye–Bulgaristan sağlık turizmi networking etkinliği gerçekleştirildi.

Etkinliğe Trakya Bölgesi’nin farklı il ve ilçelerinden 8 sağlık tesisi ve aracı kuruluştan temsilciler, T.C. Ticaret Bakanlığı ve Trakya Kalkınma Ajansı uzmanları ile Trakya Sağlık Turizmini Geliştirme Derneği Başkanı Uzm. Dr. Mustafa Dönmez katıldı.

Program kapsamında Eski Zağra ve Filibe’de sektör temsilcilerinin katılımıyla B2B ve B2C görüşmeler yapılarak bölgedeki sağlık turizmi paydaşlarıyla doğrudan temas sağlandı.

Etkinlik çerçevesinde Pulmed Hastanesi ve Bulgar-Türk İş İnsanları Derneği (BULTİŞ) ziyaret edilerek kurumsal iş birliği olanakları değerlendirildi.

Ticaret heyetine katılan firmaların hedef pazarlarından biri olan ve halihazırda yoğun hasta akışının olduğu Bulgaristan’da etkinlik sayesinde yeni iş bağlantıları kurması sağlandı. Pulmed Hastanesi Başhekimi ile yapılan görüşme neticesinde doktorlardan oluşan bir heyetin Trakya Bölgesi’nde ağırlanması ve alım heyeti organize edilmesine karar verildi.

ERDAL KESEBİR’İN ARDINDAN

Turan ŞALLI

Edirne Kent Konseyi Roman Çalışma Grubu Başkanı

Erdal Kesebir, 1955 Edirne /Uzunköprü doğumluydu. 25 Ocak 2026 tarihinde 71 yaşında yaşama veda etti. Balkan kökenli, İstanbul Atatürk Eğitim Enstitüsü mezunuydu. Yabancı dil olarak Almanca biliyordu. Eğitimini tamamlamasının ardından Kahramanmaraş Türkoğlu Lisesi, Ankara Anıttepe Lisesi, Almanya Bochum Hauptschule, İzmit Özel Seymen Lisesi, İstanbul Özel Beyhan Aral Lisesi Öğretmeni, Özel Dershane Öğretmeni olarak görev yaptı.

20.10.1991 ve 24.12.1995 genel seçimlerinde DSP’den (Demokratik Sol Parti) 19. ve 20. dönem Edirne Milletvekili seçilerek TBMM’de yasama çalışmalarına katıldı. Halkın yaşadıkları toplumsal meseleleri Meclis gündemine taşıdı. Tarım, ekonomi, altyapı ve sosyal sorunlar önceliği oldu.  Siyasi yaşamı boyunca uzlaşıcı tavrı ile birlikte devlet geleneğine sadık kaldı. Tarihsel köklerinden dolayı Edirne’ye olan bağlılığıyla bilinen Kesebir, mütevazı kişiliğiyle de kamuoyunun takdirini ve sevgisini kazanabilmiş ender Edirne milletvekillerinden biridir. Parti ayrımı gözetmeden insanların sorunlarını meclise taşıdı. Edirne milletvekili olması sebebiyle Edirne’nin menfaatlerini önceleyen bir milletvekilliydi. Özetle parti liderinin vekili değil, halkın vekili olmayı seçti.

ÇİNGENELERİN ÇİLESİNE ORTAK OLMAYA ÇALIŞTI.

Kesebir, milletvekilliği döneminde halkın sorunlarını kendine dert edinen biriydi. Türkiye siyasal tarihinde Çingenelerin (Romanların) sesi olmaya çalıştı. Bir dönem siyasette Çile Çiçekleri’nin başını çeken Erdal Kesebir, 1993 yılında TBMM Başkanlığı’na verdiği değişiklik önergesiyle Çingenelerin çilesine ortak olmuştu.  1934 İskân Kanunu 4. maddesinde“Çingene” tanımı Romanları toplumsal ayrıştırmaya yol açıyordu. (Kısmen devam etmektedir.)

Erdal Kesebir

Kesebir ile birebir konuşma/sohbet etme olanağı bulmasam da, çokça uzun telefon görüşmelerimiz olmuştur. 2016 yılında kendisiyle ilk telefon görüşmesi gerçekleştirmiştim. Kendisine Romanlar adına 4.maddenin değiştirilmesine yönelik girişimi için teşekkür etmiştim. İlgili kanun maddesi her ne kadar Bulgaristan dan gelmesi muhtemel Çingeneleri kapsıyor ise de, yanlış yoruma açık ve yeniden düzenlemeye ihtiyaç vardı. Yasa metni, Anayasa’da belirtilen eşitlik ilkesine uymuyor, devlet kendi öz vatandaşlarını olan Çingeneleri bir kenara atıyordu. Kendisinden bu süreci anlatmasını rica etmiştim. Telefonla aradığıma sevindiğini söylemişti. Ve şu ifadeleri kullanmıştı:

“4. maddenin değiştirilmesine yönelik teklifim siyaseten değil, vicdanendir. Romanlar bu toprakların en kadim dostudur. Yüzlerce yıl beraber yaşadık ve yaşamaya devam ediyoruz. Ben onların içlerinde büyüdüm, tarlalarda beraber çalıştığım günler oldu. Roman kardeşlerimden hiçbir zaman siyasi beklentim yoktu, bana oy versinler diye de düşünmedim, zaten benden bugüne kadar hiçbir karşılık beklemeden beni desteklediler. Romanlar bizim insanımızdır, maalesef onları hep dışarıda bıraktık, sahiplenmedik, devletimiz de başka vatandaşlarına gösterdiği ilgiyi maalesef Roman vatandaşlarımıza göstermedi. Askerlik yapıyorlar, vergi ödüyorlar, onların sevdikleri müzikleri ile ortak kültürü yaşıyoruz. Kendilerinin bazı yasalarımız da böyle tanımlama içinde bulunmaması gerekirdi. Ben onlar için üzülüyorum. Tamamen insani düşüncelerimden dolayı yasanın kaldırılmasını talep etmiştim. Ancak rahmetli Süleyman Demirel içinde bulunduğumuz siyasal zeminin buna uygun olmadığını ve dillendirmenin sıkıntı yaratacağını düşünmüş olabilir. Değişiklik önergeme yazılı yanıt bile verilmedi. Siyasi konjoktür gereği epey sıkıntılı günlerdi.“

Erdal Bey’e 1934 İskân Kanunu hakkında, bazı Roman Derneklerinden spekülasyon yapanlar olduğunu, yaptığım araştırmalarda Avrupa Birliği’nin 4. madde de Çingenelerin Anayasanın eşitlik ilkesine uymadığını, ayrımcı ifadelerin olduğu, kaldırılması yönünde görüşleri olduğunu anımsattım. “Etkili taraf AKP mi yoksa Avrupa Birliği mi?” diye sormuştum. Yanıtı şöyle olmuştu:

“Yasasın değiştirilmesi tamamen Avrupa Birliği’nin talebiydi. AB’nin ciddi oranda baskıları vardı. (Roman vatandaşların etnik kimliğe dayalı bir sorunu olmadığı gerçeğini AB sonradan anladı) Dönem epeyce sıkıntılıydı. Başka milletvekillerin de yasanın kaldırılmasına yönelik teşebbüsleri olmuştu. AKP bunu kullandı. Hayırlı bir kısmet oldu siyasi iktidar meseleyi nasıl götüreceği konusunda bir yöntem geliştiremedi. Meseleyi sizler takip etmelisiniz” .

Kesebir’e “Partinizin konuya yaklaşımı nasıl oldu?“ şeklindeki soruma,  “Partimizden olumsuz bir tepki gelmedi. Hatta rahmetli Bülent Ecevit beni telefonla arayarak teşekkür etmişti. Biz bu kardeşlerimizi ihmal ettik, kendilerine bizlerin ahde vefa borcumuz var demişti.“ diyerek meseleyi kısaca özetlemişti.

Cumhuriyet’imizin temel değerlerinden asla taviz vermeyen, parti içi demokrasinin olmadığı parti liderine karşı çıkan bir milletvekiliydi. Romanların genelinin bilmediği devletin ayıbı olarak gördüğü 4. Madde, siyasette o günün koşullarında destek görmese de TBMM tutanaklarına girmesi bakımından bir hayli değerli ve kıymetlidir.

Erdal Kesebir’e 2020 yılında Çingenelerle ilgili bir kitap yazmak istediği söylemiştim. “Senin yazman önemli ve çok değerli, damdan düşenin yazması daha büyük önem taşır” demişti.

Kitap 2023 yılında ‘Çingenenin Çalgısı, Kakava’nın kahkahası’ ismiyle çıkmıştı. Kitabı adresine göndermiştim. Kitabı okuduğunu çok mutlu ve sevindiğini söylemişti. Kitapta kendisinin Roman mücadelesini de yazmıştım. İkinci kitabımın çıktığı 2025 yılında iki defa kendisini telefonla aradım. “İkinci kitabı çıkardığına sevindim” demişti.  Kendisinin epey bir zamandır sağlık sorunları olduğunu biliyordum. Kendisi bana sağlık sorunlarından da söz ederdi.

 ONUN Kİ ROMAN AÇILIMI DEĞİL, İNSANİ AÇILIMDI.

Son konuşmamızda “Şu anda hastaneye kontrole gidiyorum inşallah tekrar konuşuruz” demişti. Bir daha konuşmak kısmet olmadı.

Erdal Kesebir, siyasi tarihimizde Çingene meselesini ilk meclise taşıyan siyasetçi olmuştur. Onunki Roman Açılımı değil, insani bir açılımdı. Siyasi beklentisi olmayan tertemiz yüreğiyle aramızdan ayrıldı. Merhum Bülent Ecevit’in sözlerinde olduğu gibi, “Bu kardeşlerimize ahde vefa borcumuz var” sözüne sadık kalarak bu yazıyı yazma gereği duydum. Türk siyasal tarihimizde Çingene meselesini TBMM taşımasından ötürü ahde vefa borcumuzu yerine getirmek, anısı önünde saygıyla eğilme borcumuzu yerine getirmek için yazdım. Kendisini en değerli kılan özellik; parti liderinin adamı olmaması, halkın adamı olmasıdır. Siyasetin kulu değil, halkın kulu olmasıdır.

Cumhuriyet’imizin, demokrasimizin aydınlık yüzü ışıklar içinde uyu…

Uzunköprü’ye bitmeyen hastane!

Edirne Milletvekili Ediz Ün, Sağlık Bakanlığı’nın 2026 Yılı Yatırım Programı’na göre Uzunköprü’de yapımı süren Devlet Hastanesi’nin 2027 yılında tamamlanması öngörülmesine rağmen aynı programda yer alan bütçe kalemleri bu hedefin gerçekçi olmadığını gösterdiğini söyledi.

Milletvekili Ün, “Şehir Hastanelerine 565 Milyar, Uzunköprü’ye Bitmeyen Hastane” başlığı ile yaptığı yazılı açıklamada, Edirne’nin en büyük ilçelerinden Uzunköprü’de yapımı süren Devlet Hastanesi’nin yıllardır tamamlanamayan kamu yatırımlarının en çarpıcı örneklerinden biri olmaya devam etiğini söyledi. “Yapımına 2015 yılında başlanan ve 2018’de tamamlanması planlanan Uzunköprü Devlet Hastanesi, aradan geçen yıllara rağmen hâlâ hizmete açılamadı” diyen Ün, şöyle devam etti:

“Sağlık Bakanlığı’nın 2026 Yılı Yatırım Programı’na göre hastanenin 2027 yılında tamamlanması öngörülüyor. Ancak aynı programda yer alan bütçe kalemleri bu hedefin gerçekçi olmadığını gösteriyor. Hastanenin tamamlanabilmesi için güncel birim fiyatlarla yaklaşık 1 milyar 100 milyon TL gerekirken, 2026 yılı için ayrılan ödenek yalnızca 165 milyon TL oldu.

Bu tablo, hastanenin 2027 yılında da bitirilemeyeceği yönündeki endişeleri artırırken, her geçen yıl uzayan inşaat süreci artan maliyetler nedeniyle kamu zararına yol açıyor. Uzunköprü halkı ise yıllardır temel bir sağlık hizmetine kavuşmayı bekliyor.”

Edirne Milletvekili Ediz Ün, yaşanan gecikmeler ve bütçe yetersizliği nedeniyle konuyu Türkiye Büyük Millet Meclisi gündemine taşıdı. Ün, Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu’nun yanıtlaması istemiyle TBMM’ye yazılı soru önergesi verdi. Önergede, hastanenin bitiş tarihinin kaç kez ertelendiği, gecikmelerin gerekçeleri, kamu zararı oluşup oluşmadığı ve hastanenin kesin olarak ne zaman hizmete açılacağı soruldu.

2018–2025 yılları arasında hazine garantili şehir hastanelerini yapan müteahhitlere 565 milyar TL’den fazla ödeme yapıldığına dikkat çeken Edirne Milletvekili Ediz Ün Uzunköprü Devlet Hastanesi için yıllardır yeterli ödeneğin ayrılmaması eleştirildi.

Ediz Ün, “Şehir hastaneleri için milyarlarca lira kesintisiz ödenirken Uzunköprü Devlet Hastanesi’nin yıllardır sürüncemede bırakılması kabul edilemez. Sağlık hizmeti bir lütuf değil, haktır. Uzunköprü halkı artık erteleme değil, net bir tarih ve gerçekçi bir bütçe görmek istiyor” dedi.

Uzunköprü Devlet Hastanesi’nin neden bir türlü tamamlanamadığı, bunun bir planlama hatası mı yoksa siyasi bir tercih mi olduğu sorusu ise kamuoyunda yanıt beklemeye devam ediyor.

‘Vatandaş borç batağında’

21.Dönem Edirne Milletvekili Şadan Şimşek, son verilerin vatandaşın borç yükünün vahametini açıkça ortaya koyduğunu belirterek, “Halk borçla değil, onuruyla yaşamak istemektedir. Vatandaş borç batağında, ekonomi alarm veriyor” dedi.

Eski milletvekili Şimşek yaptığı yazılı açıklamada, Türkiye’de milyonlarca vatandaşın bugün borçla yaşamaya, borcu borçla kapatmaya mahkûm edildiğine dikkat çekerek şunları kaydetti:

“Gelirler temel ihtiyaçları karşılamaya yetmezken, hayat eksi borç bakiyesi üzerinden sürdürülmektedir. Son veriler, vatandaşın borç yükünün vahametini açıkça ortaya koymaktadır. Geçen yıla göre vatandaşın eksi borç bakiyesi 3 kat artarak 848 milyar TL’ye ulaşmıştır.Bu tablo, geçici bir ekonomik dalgalanma değil; yanlış ve ısrarla sürdürülen ekonomi politikalarının doğrudan sonucudur. Borçlanma artık tercih değil, zorunluluk haline gelmiştir.

Bugün Türkiye’de: Kredi kartı borçları gıda ve fatura ödemeleri için kullanılmaktadır.İhtiyaç kredileri kira ve temel yaşam giderlerini karşılamak için çekilmektedir. Yeni borçlar, yalnızca eski borçların faizini ödemek amacıyla alınmaktadır. Bu, klasik bir borç sarmalıdır ve her geçen gün daha fazla vatandaşı içine çekmektedir. Borç artık yatırım ya da refah aracı değil, hayatta kalma mekanizması haline gelmiştir.

ENFLASYON VAR, GELİR YOK; VERGİ VAR, ADALET YOK

Enflasyon karşısında eriyen maaşlar, artan dolaylı vergiler ve kontrolsüz hayat pahalılığı;emekçiyi, emekliyi, esnafı ve dar gelirliyi sürekli borçlu hale getirmiştir.

Ücretler artmıyor, alım gücü düşüyor, sosyal destekler yetersiz kalıyor, vatandaş her ay daha fazla borçlanıyor. Bu koşullarda vatandaşın bütçe yapması, geleceğini planlaması, hatta nefes alması bile zorlaşmıştır.

BU TABLO KADER DEĞİLDİR.

Buradan açık ve net biçimde ifade ediyoruz: Bu tablo ne kaçınılmazdır ne de doğal bir sonuçtur.

Bu tablo üretimi değil tüketimi, geliri değil borcu, refahı değil faiz düzenini büyüten anlayışın ürünüdür. Ekonomi, rakamlarla değil insan hayatlarıyla ölçülmelidir. Bugün gelinen noktada milyonlarca insanın geleceği ipotek altındadır.

ACİL YAPILMASI GEREKENLER;

Bu gidişata karşı derhal; Vatandaşın kredi ve kredi kartı borçlarını hafifletecek kalıcı yapılandırma modelleri hayata geçirilmelidir. Gelirler, gerçek enflasyon karşısında koruma altına alınmalıdır. Temel tüketim maddeleri üzerindeki vergi yükü azaltılmalıdır.Borçla ayakta duran değil, emeğiyle geçinebilen bir ekonomik düzen kurulmalıdır.

ÖNLEM ALINMALI

Borçla sürdürülen bir yaşam düzeni ne ekonomiyi ne de toplumsal yapıyı taşıyabilir. Bu borç düzeni devam ederse yalnızca ekonomik kriz değil, derin bir sosyal kriz kaçınılmaz hale gelecektir. Vatandaşın sabredecek gücü kalmamıştır. Borç büyüyor, çaresizlik büyüyor, adaletsizlik büyüyor.Bu sese kulak verilmelidir.”

Edirne’de projelere 18 milyar harcandı!

Olgay GÜLER

Edirne’de yatırım programında yer alan 386 proje için, 2025 yılında toplam 18 milyar TL’lik yüzde 82 harcama oranı sağlandı.

Edirne Valiliği tarafından, 2025 yılı dördüncü dönemine ilişkin İl Koordinasyon Kurulu toplantısı gerçekleştirildi. Devecihan Kültür Merkezi’nde gerçekleştirilen toplantıya Edirne Valisi Yunus Sezer başkanlık ederken, kamu kurum ve kuruluş temsilcileri katıldı. Programın açılış konuşmasını Vali Sezer, kentte 2025 yılında yatırım programında yer alan 386 projeye ilişkin bilgi verdi.

’PROJELERE 18 MİLYAR’LIK HARCAMA’

Vali Sezer, projelerdeki harcama oranlarına dikkat çekerek, “Kuruluşlarımızca Valiliğimize gönderilen raporlara göre, İlimizde kamu kuruluşlarımızın 2025 yılı yatırım programlarında küçük, orta ve büyük ölçekli 386 proje yer almaktadır. Bu projelerin toplam bedeli yaklaşık 81 milyar TL’yi bulmaktadır. Bu projeler için önceki yıllarda 26 milyar TL harcanmış, 2025 yılında da 22 milyar TL ödenek kullandırılması öngörülmüştür. Dördüncü yatırım dönemi sonuna kadar yapılan çalışmalar dahilinde 18 milyar TL harcama yapılarak % 82 yıllık harcama oranı sağlanmıştır. Yatırımları izlenen kuruluşlar olarak değerlendirildiğinde; 2025 yılının dönemi sonu itibariyle yapılan yatırım harcamalarımın 17,5 milyar TL’sini merkezi idare kuruluşlarımızın yaptığı görülmektedir. Merkezi idare kuruluşlarımızın bu harcama miktarı ile sağladıkları yıllık harcama oranı % 83,5’dir. Belediyelerimiz ise 501 milyon TL tutarında yatırım harcaması yaparak % 50 ‘lik bir yıllık harcama oramı gerçekleştirmişlerdir” dedi.

‘147 PROJE BİTTİ’

Kentte biten ve devam eden projelerle ilgili de bilgi veren Sezer, “Merkezi ve yerel yönetim kuruluşlarımızca yapılan bu yatırım harcamaları sonucu, 2025 yılı Dördüncü dönemi sonunda, kamu kuruluşlarımızın programlarında yer alan 386 projenin 147 tanesi bitirilmiş, 167’si devam etmekte, 3 proje tasfiye edilmiş olup 69’u ise ihale ve proje aşamasındadır. Uygulamaya konulan projelerin ilçelere göre dağılımı; Merkez 198, Keşan 50, Uzunköprü 24, İpsala 20, Meriç 17, Enez 14, Havsa 13, Lalapaşa 9, Süloğlu 6 olup 35 proje ise muhtelif ilçelerde gerçekleştirilmiştir. Yatırımlar sektörel bazda değerlendirildiğinde; Projelerin 115’i tarım, 109’u diğer kamu hizmetleri (sosyal-iktisadi), 86’sı eğitim, 28’i ulaştırma-haberleşme, 23’ü sağlık, 12’si enerji, 7’si turizm, 4’ü imalat, 2’si madencilik sektörlerinde uygulamaya konulmuştur” diye konuştu.

‘EN ÇOK HARCAMA ULAŞTIRMA VE HABERLEŞMEYE’

En çok harcamanın da ulaştırma ve haberleşmeye yapıldığını kaydeden Sezer, “Dönem sonu itibariyle en çok harcama 10 milyar 973 milyon TL ile ulaştırma-haberleşme sektöründe gerçekleşmiş bunu sırasıyla, 3 milyar 115 milyon TL ile tarım, 1 milyar 542 milyon TL ile eğitim, 1 milyar 114 milyon TL ile diğer kamu hizmetleri (sosyal-iktisadi), 587 milyon TL ile sağlık, 498 milyon TL ile turizm, 9 milyon TL ile madencilik, 400.000 TL ile imalat sektörü izlemiştir” şeklinde konuştu.

Üreticiye ‘can suyu’ umudu!

Olgay GÜLER

Edirne’de, son iki yılda yaşanan kuraklık nedeniyle buğday ve ayçiçeği gibi ürünlerde verim kaybı yaşayan üretici, ocak ayındaki yağışlarla birlikte, yeni hasat dönemi umutlandı.

Kentte, aşırı sıcaklar ve yağışsız hava nedeniyle son 2 yıldır yaşanan kuraklık, bölgedeki üreticinin geçim kaynağı olan ayçiçeği ve buğday gibi ürünlerde verim kaybına neden oldu. Üreticiler, sonbahardaki ekim döneminde buğdayını kuru toprağa ekerken, yaz aylarındaysa ayçiçeği ekili topraklar çatlayarak üründe kayıplara yol açtı. Ayçiçeği ekili bazı tarlalar, biçilmeden kaldı.

SON YAĞIŞLAR UMUT OLDU

2025 yılının sonbahar aylarındaki yağışlarla buğday üreticisini sevindirirken, ocak ayında başlayan sağanak hasadın yapılacağı yaz ayları için ümitleri arttırdı. Kentte tarımsal sulamada kullanılan Meriç ve Tunca nehirlerinin debileri, bir önceki aya göre yüzde 70 oranında arttı. Aralık ayında 147 metreküp/saniye olan Meriç Nehri’nin debisi, ocak ayında 251’e çıkarken, Tunca’daysa 5 metreküp/saniyeden 8 metreküp/saniyeye yükseldi.

‘GÜZEL YAĞIŞLAR ALDIK’

Edirne Ziraat Odası Başkanı Hüseyin Arabacı, kurak sezonun ardından buğday ekilme dönemlerinde güzel yağışlar aldıklarını belirterek, “Buğdayımızı birkaç yıldır kurak dönemde ekiyorduk ve bu yıl tavlı toprak yapısında, yeterli tav olduğu bir süreçte ektik. Hatta o dönemdeki yağan yağışlardan biraz buğday ekimi bile gecikti. O yüzden o süreçte güzel yağışlar aldık. Ardından bir süre yine kurak gitti. Sonrasında yine çok güzel yağışlar almaya başladık. Hatta 2 gün içerisinde metrekareye 100 kilograma varan yağışlar aldık. Ardından bugünlerde hafif hafif yine sağanak yağışlar alıyoruz. Bugün baktığımızda ekilen ürünlerimiz buğday ve kanola var. Bunların zaten ekilmesinde sıkıntı olmadı. Gelişim açısından da bölgemizde yeterli tav var” diye konuştu.

‘KIŞ YAĞIŞLARI ÇOK ÖNEMLİ’

Üründeki verimi, mevcut yağışlarla değerlendirmek için henüz erken olduğunu söyleyen Arabacı, “Çünkü bizim çok daha fazla yağışa ihtiyacımız var. İnşallah kış yağışları biraz daha devam eder. Baraj seviyelerimizin yükselmesi, nehir seviyelerimizin yükselmesine sebep olur inşallah. Çünkü önümüzdeki süreçte bu ilk geçtiğimiz yıl da bunu yaşadık. Kış döneminde bir nebze yağış aldık. Ürünlerimiz sıkıntı yaşamadı ama ilkbahar ve yaz döneminde kurak geçti. İşte o yüzden kış yaşları burada çok önem arz ediyor. Toprak, taban suyu yeterli seviyede oluşursa nehir ve baraj seviyeleri yeterli seviyede olursa yaz döneminde biraz kurak geçse de mesela ayçiçeğinde en kötü ihtimal 150-200 kilolardan bahsederiz. O da kendi arazimizden zarar etmemiş oluruz” ifadelerini kullandı.

‘YAĞIŞLARIN DEVAMI GEREKİYOR’

Yağışların devamlılığının önemine dikkat çeken Hüseyin Arabacı, “Şu anki aldığımız yağışlar çok şükür, güzel diyebiliriz. Ama bunun devamı gerekiyor. İnşallah devamı gelir. 2026 yılı üreticilerimizin emeğinin karşılığını yaptığı masrafın karşılığını alabileceği bir yıl olur diye umuyorum. Barajlarla ilgili bölgemizde çalışmalar var. Hep yıllardan beri söylüyoruz. Bulgaristan sınırından sonra bölgemizde suyu tutabileceğimiz bir baraj olması gerekiyor ki bunun aşağı yukarı 40 yılı aşkın süre önce çalışmaları başlamış ve bitmişti. Çok şükür şu an baraj çalışmamız devam ediyor. Bu Bulgaristan sınırından sonra ilk baraj, Çömleköy Barajı. Şu an çalışmalar devam ediyor. 2027 yılında gövdesinin biteceği bilgisini aldık. İnşallah bu çalışmalar aralıksız devam eder ve burada su depolanmaya başlar. Üreticilerimizi hem bu çeltik bölgesindeki su sorunlarıyla alakalı sıkıntıları gidermiş oluruz hem de bunun yanı sıra yamaç arazilerimizi sulamaya başlarız. En azından ektiğimiz buğday, ayçiçeği, kanola gibi ürünleri kurak senelerde sulayıp iyi verim alma imkanı sağlar. Bu hem ülke ekonomimize hem de üreticilerimizin kendi ekonomisine katkı sağlayacaktır” dedi.

‘GELECEK DÖNEM İÇİN UMUT VERİCİ’

Edirneli üretici İsmail Sancakçavuşu da kentin son 2 yılda en şiddetli kuraklığı yaşadığını belirterek, “Fakat son dönemdeki aldığımız yağışlar; kar yağışı olsun, yağmur olsun tarım yapılacak araziler için  mutlu bir haber. Topraktaki su tutma seviyesi arttı ve şu an için tarım arazilerinde ve göletlerde su birikimleri başladı. Bu umut verici gelecek dönem için. İnşallah bu sene geçen seneki gibi olmayacak. İyi yağışlar aldık son dönemde. Barajlardaki doluluk seviyesi de neredeyse bitme anlamına gelen barajlarımızda bile yüzde 17 seviyelerine kadar çıktı. Dağlardaki karların erimesiyle bunun daha da yükselmesi bekleniyor ve meteorolojiden de mutlu haberler alıyoruz. Önümüzdeki günlerde de iyi yağışlar alacağız. Şu an her şey beklentimiz dahilinde. İnşallah üretim sezonu için iyi bir sezon geçireceğiz. Bu bizim için biraz umut verici” diye konuştu.

Dilci ve ekibinden ilk icraat

Edirne Şoförler ve Otomobilciler Esnaf Odası ile Aren Petrol & Total Energies arasında yapılan protokol kapsamında, oda üyeleri akaryakıt alımlarında özel indirimlerden faydalanabilecek.

Edirne Şoförler ve Otomobilciler Esnaf Odası’ndan “Esnafa Büyük Avantaj” başlığı ile yapılan açıklamada, oda üyelerinin artan maliyetler karşısında nefes almasını sağlayacak önemli bir anlaşmaya daha imza atıldığına dikkat çekildi.

Odanın açıklamasında, “Yapılan bu anlaşma ile birlikte taksici, nakliyeci ve tüm şoför esnafımızın akaryakıt giderlerinin azaltılması hedeflenmektedir. Esnafımızın sahadaki yükünü hafifletmek ve rekabet gücünü artırmak adına yapılan bu iş birliği, odamızın üyelerimize yönelik hizmet anlayışının somut bir göstergesidir” ifadesine yer verildi.

Konuya ilişkin açıklamada bulunan Edirne Şoförler ve Otomobilciler Esnaf Odası Yönetim Kurulu Başkanı Aytaç Dilci, şunları söyledi:

“Esnafımızın her kuruşu kıymetlidir. Bizler koltukta oturan değil, esnafın derdiyle dertlenen bir yönetim anlayışıyla çalışıyoruz. Aren Petrol & TotalEnergies ile yaptığımız bu anlaşma, üyelerimizin cebine doğrudan katkı sağlayacaktır. Önümüzdeki süreçte de indirimli akaryakıt, sigorta ve farklı alanlarda yeni anlaşmaları hayata geçirmeye devam edeceğiz.” dedi.

Anlaşmadan faydalanmak isteyen  üyelerin odadan detaylı bilgi alabilecekleri  belirtildi.

Ocak bahara göz kırpıyor

Gülseven OKALANER

Kış mevsiminin ikinci ayı bitmek ürere, son günlerini sayıyor. İki aydan bu yana evlerine kapanan Edirneli, hafta sonunun 14 dereceye ulaşan ılık havasını park ve bahçelerde, kafelerde değerlendirdi. Karaağaç’taki kafelerin kapalı alanlarının yanı sıra bahçelerinin de bir hayli canlı ve kalabalık olması dikkat çekti.

Hafta sonu havanın kapalı olmasına karşın, ısının mevsim normalleri üzerindeki seyri, baharı özleyenlere adeta göz kırptı. Halk Kafe ve Söğütlük Millet Bahçesi başta olmak üzere görece ekonomik çay, kahve içilebilen, piknik yapılabilen kısıtlı alanlar da baharı özleyen Edirneliyi ağırladı.

Kış mevsiminin en soğuk günlerinde ılık bir havanın hakim olduğu kentte Ocak ayını 10 derecenin üzerindeki ısı ölçümleri ile uğurlayacağız. Meteoroloji Genel Müdürlüğü’nün verilerine göre Edirne için 5 günlük hava durumu tahminleri de şöyle : Salı günü (dün) Edirne; yağmurlu, sıcaklık 13 derece oldu. Kentimizde bugün de hava hafif yağmurlu, aralıklı güneşli, sıcaklık 14 derece, Perşembe günü ise kuvvetli yağmur beklentisi var ve sıcaklık 13 derece olacak. Cuma günü de hava sağanak yağmur, sıcaklık 14 derece. Ayın son günü olan 31 Ocak Cumartesi ise, Edirne yağmurlu ve 12 derecelik sıcaklıkla mevsimin ikinci ayını uğurlayacak.

Vakıflar’dan 28 adet taşınmaz kiralık

Edirne Vakıflar Bölge Müdürlüğü’nce  1.Vakıf İşhanı’nda 21 adet işyeri, 2. Vakıf İşhanı’nda 3 adet işyeri, Ekmekçizade Ahmet Paşa Kervansarayı  iç kısımda 1 restoran ve kafe, Yeniimaret ve Babademirtaş Mahalleleri’nde 2 arsa ve İpsala ilçesinde 1 tarla olmak üzere 28 adet taşınmaz 18 Şubat 2026 Çarşamba günü açık arttırma suretiyle kiraya verilecek.

Edirne Vakıflar Bölge Müdürlüğü’nden yapılan duyuruda ihalenin açık arttırma suretiyle 18 Şubat 2026 Çarşamba günü saat 14:00’de Edirne Vakıflar Bölge Müdürlüğü’nde gerçekleştirileceği bildirildi. Söz konusu duyuruya göre, İpsala ilçesindeki tarla dışındaki taşınmazlar 2886 sayılı Devlet İhale Kanununun 45. maddesine göre sözleşme tarihinden 31/12/2026 tarihine kadar kiraya verilecek. İpsala ilçesindeki tarla ise ihale tarihinden 20/11/2026 tarihine kadar kiraya verilecek.

Edirne Vakıflar Bölge Müdürlüğü’nce kiraya verilecek iki arsadan 1’i Yeniimaret Mahallesi, Kızak Bayırı Sokak’ta, diğeri ise Babademirtaş Mahallesi, Salı Tekke Sokak’ta bulunuyor. Yeniimaret Mahallesi’ndeki arsanın yüzölçümü 2.750 m2, 44, Babademirtaş Mahallesi’ndeki arsanın yüzölçümü ise 2.046, 81 m2. olarak belirtildi.

İpsala Gazi Mahallesi, Paşalar mevkiindeki tarlanın yüzölçümü ise 156.030,75 m2 olarak kaydedildi.

Haftanın programı açıklandı

Nesine 3. Lig 1. Grup’ta 19. hafta perdesi Astor Enerji Çankaya Spor Kulübü – Edirnespor dahil 31 Ocak 2026 Cumartesi günü yapılacak 5 karşılaşma ile açılırken, haftanın diğer 3 maçı ise 1 Şubat 2026 Pazar günü oynanacak.

Türkiye Futbol Federasyonu haftanın programını açıkladı. Buna göre, Trendyol Süper Lig Mehmet Ali Yılmaz Sezonu 20. hafta müsabakaları 30 ve 31 Ocak ile 1 ve 2 Şubat’ta, Trendyol 1. Lig 23. hafta müsabakaları 30 ve 31 Ocak ile 1 ve 2 Şubat’ta, TFF 2. Lig Kırmızı Grup 22. hafta müsabakaları 31 Ocak ve 1 Şubat’ta, TFF 2. Lig Beyaz Grup 24. hafta müsabakaları 31 Ocak ve 1 Şubat’ta, TFF 3. Lig 19. hafta müsabakaları 31 Ocak ve 1 Şubat’ta oynanacak.

NESİNE 3. LİG 1. GRUP 19. HAFTA PROGRAMI

31 Ocak.2026 Cumartesi

Astor Enerji Çankaya Spor Kulübü – Edirnespor 

Osmanlı Stadı –  13.00

Karalar İnşaat Etimesgut Spor Kulübü – Kestel Çilek Spor Kulübü 

Etimesgut Belediyesi Atatürk Stadı – 13.00

Bursa Yıldırım Spor Kulübü – Yalova Fk 77 Spor Kulübü 

Minareli Çavuş Spor Tesisleri –  15.00

İnegöl Kafkas Spor Kulübü – Küçükçekmece Sinop Spor A.Ş. 

İnegöl İlçe Stadı –  15.00

Galata Spor Kulübü – Bulvarspor 

İbb Beyoğlu Stadı –  15.00

01 Şusat 2026 Pazar

İnkılap Futbol Spor Kulübü – Bursa Nilüfer Futbol A.Ş. 

Ömerli Stadı –  15.00

Çorlu Spor 1947 – Polatlı 1926 Spor Kulübü 

General Basri Saran –  15.00

Beykoz İshaklı Spor Faaliyetleri A.Ş. – Silivrispor

Alemdağ Stadyumu –  15.00