Musibet ve nasihat… (4)

Siyasetin finansmanı kanavasında ele alacaktık konuyu bu hafta fakat Çerçeve Yasa gündeme hacimli oturdu. Öncelik burada olsun…

Öze girmeden önce dikkatimizi çeken kavramsal bir hususa değinelim…

Yasa’nın ‘Millî Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesi…’  başlığı biraz tuhaf kaçıyor, anlamakta zorlananlar çıkacaktır.

Ayrılıkçı terör örgütünün siyasal uzantısı DEM sözcülerinin sürekli dile getirdikleri “Türkiye halkları” kavramının, Atatürk Cumhuriyeti halk vurgusu ile örtüşmediği bilinen bir gerçek. 

Mustafa Kemal Atatürk’ün “Türkiye Cumhuriyeti’ni kuran Türkiye halkına Türk milleti denir” sözündeki halk ifadesi;  dil, din, soy veya ırk farkı gözetilmeksizin kanun önünde eşit, ayrıcalıksız ve kaynaşmış bir bütündür” tanımlaması apaçıktır,  ülkenin çimentosudur.

Şaşırtıcı değil kuşkusuz; devlete silah doğrultmuş, binlerce vatandaşın ölümüne, sakat kalmasına yol açmış terör örgütü ve siyasal uzantısının Atatürk Cumhuriyeti’nin kuruluş felsefesi ve ilkeleri ile uzun zamandır hesabı var. Başka bir cumhuriyet istiyorlar.

Fakat her nedense Çerçeve Yasa tarifinde “halkların bütünleşmesinin güçlendirilmesi” diyememişler; kim bilir belki de Cumhur İttifakı’ndan itiraz gelmiştir.

Aslında halk ile toplum kavramları arasındaki bir nüanstır sadece…

Toplum,  ortak bir kültürü, kuralları, kurumları ve sosyal yapıyı paylaşan insan grubudur.   Halk ise bir ülkede veya bölgede yaşayan insanların bütünüdür. Toplum daha çok soyut bir düzeni ve yapıyı gösterir. Halk ise o yapının içindeki canlı insan ögelerini vurgular. (Wikipedia)

Atatürk’ün halk tarifindeki kaynaşmış bütünden rahatsız Siyasal Kürt Hareketi, ‘Türkiye halkları’ ifadesinin ayrılıkçı bir zihniyeti vurguladığını elbette biliyordu. Çerçeve Yasa’da toplum ifadesinin öne çıkarılmasına rıza gösterdiler herhalde. Her halükârda DEM’in taleplerini dayattığı bir sürecin adıdır Çerçeve Yasa.

Doğrudur, yasa başlığı sarih değildir, amaç ve hedefleri muğlaklaştıran bir ifadedir “Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesi…”

Hatta oksimoron bir ifadedir. Toplumsal bütünlüğümüz ne durumdadır, güçlü değil midir, değilse neden böyledir, güçlenme ne zaman başlamış ve ne kadar yol alınmıştır, ne yapılırsa daha güçlenecektir vb  soruları peş peşe sıralamak,  abesle iştigal görülmemelidir.

Ayrıca belirtmek gerekirse, Kürt Siyasi Hareketi’nin yaslandığı kimlik siyasetinin ülkeye bir fayda sağlamadığı, ülkenin demokratikleşme, kalkınma ve gelişme sorunlarının boyutundan da kolayca anlaşılmaktadır. 

Ve biliyoruz ki demokrasi, adalet, özgürlük, eşitlik, hak, hukuk gibi alanlarda yaşanan sıkıntıları etnik/dini kimlik zemininde ele almak kör kuyudur; ayrışma getirir ve çözüme dair demokratik talepleri örseler;  hedeflenen toplumsal bütünlüğü hiç güçlendirmez.

Ülke geleceğinin kimlik siyasetine teslim olup olmayacağı, kabul edilen Çerçeve Yasa ardındaki adımlarda test edilecektir. 

Şurası ise apaçıktır: terör ve tedhiş ile amacına ulaşamayan ya da konjonktüre ve bölgemizde emperyal güçlerin tasarımına, stratejik hedeflerine yaslanarak selden kütük kapma peşindeki ayrılıkçı terör örgütü ve siyasal uzantısının “şimdi vaktidir” diyerek Türkiye Cumhuriyeti’nin niteliklerini değiştirme hevesi kabarmıştır.

Dün TBMM’de 67 ret, 7 çekimser oya karşın, 467 oyla kabul edilen Çerçeve Yasa, sahnenin ilk perdesinin ayrılıkçı terör örgütü ve siyasal uzantısı lehine kapandığını gösteriyor.                    Hatta referanduma gerek kalmadan iktidarın istediği Anayasa değişikliğinin önünün açıldığına da işarettir.  

Şüphesiz ki meselenin özü:  2024 yerel seçimlerinde DEM ile ittifak yapan                                            CHP’yi “demleniyor ” diye alaya alan iktidarın, süresini uzatmak amacıyla DEM’e mecbur kalmasıdır.  DEM’in üniter devlet yapısı – “Tek Millet/Tek Vatan/Tek Bayrak/Tek Devlet” –  karşıtı, etnik çeşitlilik vurgulu bir yurttaşlık talebine boyun eğmesidir.

İktidarın ömrünü uzatabilmesi için seçim sisteminde değişiklik içeren bir yeni anayasa da çerçevenin içinde olabilir.    

Biliniyordu lakin II. Kemal’in saltanat koltuğuna oturtulmasındaki kerametin bu boyutu silik kaldı.

Sadece CHP’yi iktidar yolunda örselemediği,  iktidara katkı sağlamakta, yancılık yapmakta ‘proje KK’nın her daim yararlı eleman kimliği bir kez daha ortalığa fışkırdı. Anayasa değişikliğinde referanduma gerek bırakmayan 400 milletvekili oyunun Çerçeve Yasa oylamasında 467’ye yükselmesinde KK’nın desteği, ‘arınma mavrası’nı gölgede bıraktı.

 Sadece İYİ Parti sürecin varacağı istasyonu doğru analiz ederek siyaset felsefesine, savunduğu değerlere uygun davrandı. Oy kaygısı ile hareket etmedi, topyekûn 29 ret oyu kullandı.

Evet, İyi Parti,  siyasetin bir sözcükten ibaret olmadığını gözler önüne serdi.

Parti içi iktidar amaçlı ayak oyunları, alavere dalavere, güç devşirmek, siyasi parti üyeliğini koltuk/rant kapısı görmek, idare-i maslahatçılık, maalesef  toplumda öyle kanıksandı ki  siyaset kavramının anlamı silikleşti.. 

Oysa Siyaset, akıl, bilim, hukuk ekseninde demokratik, adil, hesap verebilir anayasal devlet yönetimidir. Ülke güvenliği, ekonomik kalkınma, halkın gönenci için seçilmişlerin özenle ve toplum yararına sürdürmeleri gereken çalışmalara siyaset denir.

Saltanat koltuğunda II. Kemal’in CHP’si ise 29 kabul oyu ile destekledi Çerçeve Yasa’yı.                  2 ret ve oylamaya katılmayan 14 milletvekili, KK’nın görevini layıkıyla yerine getirmediğini düşündürse de 29 oy desteği Cumhur İttifakı’na önemli bir katkıdır.

Siyasette KK gibi proje elemanları kolay yetişmiyor; özenle seçilip güzelce formatlandıktan sonra siyaset sahnesine salıverildikleri yaygın bilinen bir gerçektir.

KK’nın hikâyesi kallavi ve mizah üretmeye elverişli bir örnektir mesela…   

2014 yerel seçimleri münasebetiyle 30 Mart’ta Tunceli’de miting yapan Kılıçdaroğlu,                    Seyit Rıza heykelinin bulunduğu Seyit Rıza parkında “Dersimli olmaktan gurur duyuyorum” seslenişi ile başlatmıştı aslında bugünlere gelen ittifakı.

Kılıçdaroğlu’nun bu siyasi hamlelerini bir yalpalama görmek ise, yanlış bir okumadır. 

Büyük sermaye çizgili ABD etkisini komplo teorisi şeklinde yaftalamak, yadsımak yerine bir projenin  varlığı üzerinde kafa yormak ve Kılıçdaroğlu’nun icraatlarını da bu zeminde değerlendirmek lazım.

Dersim kalkışmasının elebaşısı için isyancı yerine “Seyit Rıza bölgede sevilen bir insandı” diyerek topu taca atan Kılıçdaroğlu’nun ‘proje’ sadakati açık değil mi?

Yine 2014 yılında Sezgin Tanrıkulu’nun, “Genel Başkanımın bilgisi dâhilinde buraya geldim, CHP Genel Başkan yardımcısı olarak Dersim’de acı duyan herkesten bin kere özür diliyorum” sözleri de ‘proje’nin itina ile uygulandığının ifadesidir. Aynı günlerde CHP Milletvekili Hüseyin Aygün’ün “Dersim katliamı, Meclis özründen sonra ise Dersim Kanunu ile çözülebilir” demesi de tesadüfi değildi elbet…

Açık kaynaklardan derlediğimiz bu alıntılarda Dersim meselesine ‘proje’ gereği farklı bakıldığını da görüyoruz.

Oysa Kuruluşun, genç Cumhuriyetin ilk yıllarında aşiretlerin, eşkıyaların feodal düzeni,  arkalarında İngiliz parmağı bir isyanı/kalkışması yok mudur?

Dersim isyanı 21 Mart 1937’de Singeç Köprüsü’nün havaya uçurulması ve yakınındaki karakola saldırılarak 33 askerin şehit edilmesiyle başlamamış mıydı, yanlış mı hatırlıyoruz?

Tarih okumaları farklı olabilir; dönemin dinamiklerine dayalı yaşanmış acılarda, travmalarda duygudaşlık/empati insani bir yaklaşımdır; ancak Kürt isyanlarını makul göstermeye kalkarsanız PKK’nın 1984’te başlattığı silahlı eylemleri savunur duruma düşersiniz.

Baran Yazgan’a haksızlık yapılıyor!

‘Proje’nin Edirne ayağı,  hoppadanak CHP Edirne milletvekili yapılan Baran Yazgan’ı da işte bu ‘empati’ stratejisinin,  bir pazarlığın taşıyıcı aktörü görmek gerektiğini belirtmiştik.

Ayrıntısına girersek ilk söylememiz gereken: Yazgan’ı milletvekili yapan dinamiklerin yanlış açıdan değerlendirilmesidir. Dedikodu siyaseti temelinde, bir iş insanı konumundan kaynaklı maddi gücün milletvekili seçtirilmesinde rol oynadığı iddiaları siyasi kulislerde öne çıkmıştır.

Sosyal medyada yayınladığı Seyit Rıza heykeli önündeki fotoğrafı da tepki almıştı CHP seçmeninde. Oysa o da piri KK gibi bir zamanlar “bölgede sevilen insan görülen Seyit Rıza” heykeli önünde fotoğraf çektirmiş!

Kaldı ki Baran’ı milletvekili yapan dinamiklerin ‘proje’ bağlantısı, 31 Mart’ta birinci parti çıkan CHP’ye Kürt oylarının katkısı hiç dikkate alınmadı. Konforlu bir suskunluk ile yetinildi. Genel bir ifadeyle, kazanılan belediyeler yan cebe konulurken iktidarı getiren dinamikleri doğru anlamak için gayret gösterilmedi.

Hülasa, Baran Yazgan CHP’de kaldı, iktidarın Çerçeve Yasa’sına ‘evet’ oyu verdi diye kızmak yerine taşları yerli yerine oturtarak vesayet siyasetinden kurtulmak için çabalamak, aktif siyaset içinde yer alan yurttaşların önceliği olmalıdır.  

 KONUKLARINIZIN SESİ 397

             Ekonomiyle ilgili bazı genel bilgileri, gayri safi milli hâsıla ve gayri safi yurtiçi hâsılayı irdeleyerek bitirecektik; ön çalışmamızı da tamamladık. Ama politik ortam öyle karıştı ki ara verip, hem az sayıdaki okurumuzla paylaşmak, hem de kendimiz için politik durumumuzu irdelemek istedik.

            Politik bir çıkmaza girdik. Göstergeleri,

            (1) Seçmenlerimizin çoğunluğu yönetimimizi desteklemiyor. Üstelik bunun ana nedeni, somut geçim sorunu. Üstelik hem ekonominin yönü, hem de buna koşut seçmen desteğinin yönü desteğin gittikçe azalacağını gösteriyor.

           (2) Bu nedenle yönetim, ilk çözüm olarak, muhalefete saldırıyor. Burada hem hukuktan, hem de muhalefet içindeki yardımcılardan yararlanıyor.

           (3) Yönetimdeki sıkıntılar, yönetim içi çalkalanmalara da neden oluyor.

           (4) Ülke yönetimimizde etkin uluslar arası güçler de bir çözüm bulamıyor; bugünkü yönetimimizden ne denli memnun olursa olsun, bu yönetimimizin korunamayacağını görüyor ve muhakkak ki kendine uygun yeni bir yönetimin oluşması için çalışıyor.

            (5) Bu olumsuz durum, yazarlarımıza da, yorumcularımıza da yansıyor; önde olanlar da yön değiştirmelerin olması, sosyal medyanın büyümesi bu çıkmazın sonucu; hiç beklemediğimiz olaylar da…

             Neden “Çıkmaza girdik” diyoruz.

            (1) Diyelim ki, yurt içinde ve uluslar arası bir karar oluştu ve bazı ikincil değişikliklerle bugünkü yönetimin devamı sağlandı. Toplumsal tepkinin patlama noktasına ulaşması önlenebilir mi?

            (2) Diyelim ki, uluslar arası güçlere de uygun yeni bir yönetim oluşturuldu. Bugünkü yönetimden yara almış olanların karşı istekleri nasıl durdurulabilir? En uç noktalara kadar ulaşmış bugünkü yönetim nasıl ayıklanabilir? Bugünkü yönetimi destekleyenler veya yeni yönetimde eskiyi devam ettirmek isteyenler nasıl etkisiz kılınabilir? …

             Evrim, ancak ekonomik yapıya ve politik bağlara karşı olmadığı zaman toplumsal.

                                                                                                                                    Sağlıcakla,

Not: İrdelememizi destekleyecek (ve not defterimize kaydettiğimiz) birçok somut olay ve bireysel davranışları vermemizin ana nedeni hukuki değil, genelden ayrılmama.

SAHİL TOPLANTISININ ARDINDAN

Enez Sahil Sakinleri ile Dayanışma Derneği’nin Sahil Sakinleri için düzenlediği 3’üncü toplantı hayal kırıklığı yarattı.. Belediye Başkanı Sn. Özkan Günenç’in de söz verdiği için katıldığı toplantıya 40 bin kişinin yaşadığı sahilden yalnızca 25-30 kişi katıldı.

Başkanın katılımının duyulması ile daha fazla katılımlın olabileceği varsayımı ile daha geniş bir mekanda yapılan toplantının konukları her toplantıya katılmayı görev kabul eden bir avuç insandı. Yani hep aynı insanlardık ve yaş ortalamalarımız da altmışın üzerindeydi.

***

“El elin eşeğini türkü çığırarak arar” diye bir atasözümüz var. Sahilde 10-15 milyonluk villaları olanlar kendi sorunlarına ilgisiz olurlarsa çare aramayı düşünmezlerse, bir araya gelerek daha güçlü olmayı akıl edemezlerse, siyasete ağırlık koyabileceklerinin farkına varamazlarsa, “Beni ısırmayan yılan bin yaşasın” kurnazlığını marifet zannederlerse, sizin yerinize sizin sorunlarınızın çözümüne soyunanların çözüm ararken türkü söylemelerini doğal karşılamak gerekir.

Bu vurdum/duymazlıkla o villalarınızı düşündüğünüzden çok daha az bir fiyatla satamayacağınız günler yakındır.

***

Belediye Başkanı 2 kez ayağınıza kadar gelmiş ve birkaç saat sizleri dinlemek, yanıtlamak, birlikte çözüm aramak fırsatı yaratıyor, ama sahilimizin değerli sakinleri bunun önemini kavrayamıyorlarsa bunun sonucundaki olumsuzluklardan sizi yönetenler değil öncelikle sahil sakini dediğimiz kitle yani sizler baş sorumlusunuz.

Toplantıda çok az sayıda kadın vardı, gençler zaten hiç yoktu.. Aslında en başta olması gereken sahildeki 180 site yöneticisinden sadece 6-7 si toplantıdaydı.

***

Sevgili Sahil sakinleri, Enez sizin umurunuzda değilse, sizler de bizim umurumuzda olmazsınız… Bu ülkenin en değerli kıyı şeridini varoş ve teneke mahallesi ölçütlerinde kullanamazsınız. Bu kıyıların ve Enez’de yaşamanın bedelini de ödemek zorundasınız. Sahilin ve site çevrelerinin temizliğine, sivrisinek mücadelesine, yolların yapımına, kıyının bakım ve korunmasına, planlanmasına, projeler üretilmesine fiilen katılmak, katkı vermek doğal ve çağdaş bir komşuluk görevidir. Hatta menfaatiniz gereğidir.

Ama bu işler site ödentisi olarak ödediğiniz aylık 500-600 TL ile olamaz. Bu para bahçelerinizin çimini biçmeye bile yetmez. Site ödentileri ayda en az 2-3 bin TL olmalı ve böylece oluşacak yeni 100’den fazla kadro, yani sitelerin bekçilileri, çalışanları hem çevre temizliğinde hem de sivrisinek mücadelesinde çok etkin olarak katkı verebilmelidir. Ucuz etten yahni olmaz…

***

Başkan Günenç toplantı sonunda ilk fırsatta, yine derneğimizin düzenleyeceği ve sadece site başkanların katılacağı bir toplantı için ilgililere talimat verdi..İlk fırsatta bunu gerçekleştireceğiz.

Her şeyi, devletten, belediyeden bekleyerek bir yere varılamayacağını artık görmeliyiz.. İyi bir örgütlenme ve sorumluluk anlayışı ile biraz da elimizi cebimize atarak, ya da her haneden bir kişinin ikametgahını Enez’e aldırarak, temizlik sorununu da, sivrisinek sorununu da, şehir içi ulaşım sorununu da, sağlık kabini sorununu da, karavan ve çadır sorununu da çözebiliriz.

TIR yangında kül oldu, tarla zarar gördü!

Olgay GÜLER
Edirne’de park halindeki TIR, çıkan yangında kullanılamaz hale gelirken, alevlerin sıçradığı biçilmiş buğday tarlası zarar gördü.


Yangın, saat 15.30 sıralarında, Edirne-Kapıkule yolu kenarında biçilmiş buğday tarlasında park halindeki 39 SJ 560 plakalı TIR’da başladı. Park ettiği sırada, araçtan dumanlar yükseldiğini gören U.T. kendisini dışarı attı. İhbarla bölgeye jandarma ve itfaiye ekipleri sevk edildi.

İtfaiye ekipleri, yanan TIR’a müdahale ederken, alevlerin sıçradığı tarlada zarar gördü. Yangın bir süre sonra kontrol altına alınırken, TIR’da büyük çaplı hasar oluştu.
Yangının çıkış nedeninin belirlenmesi için inceleme başlatıldı.

Yıldırım mağduru üreticiye ‘yardım kampanyası’

Olgay GÜLER

Edirne İli Damızlık Koyun Keçi Yetiştiricileri Birliği, 22 Temmuz’da, Lalapaşa’ya bağlı Demirköy’de yıldırım düşmesi sonucu 28 koyun ve 1 koçu telef olan üretici Adil Kabataş için Edirne Valiliği izniyle yardım kampanyası başlatıldığını duyurdu.

Edirne’nin Lalapaşa ilçesine bağlı Demirköy’de, 22 Temmuz’da meydana gelen olayda, meraya düşen yıldırımda Adil Kabataş’ın sürüsündeki 28 koyun ve 1 koç telef oldu. Olay sonrası, aynı zamanda üyeleri olan Kabataş adına Edirne İli Damızlık Koyun Keçi Yetiştiricileri Birliği yardım kampanyası başlattı. Konuyla ilgili birlikten yapılan paylaşımda şu ifadelere yer verildi:

“Yaşanan bu talihsiz olay nedeniyle üyemizin yaşadığı mağduriyeti bir nebze olsun hafifletebilmek adına, Edirne Valiliği’nin izniyle yardım kampanyası başlatılmış olup, 30 gün süreyle devam edecektir. Kampanyaya destek olmak isteyen üyelerimiz ve vatandaşlarımız, aşağıda belirtilen hesap numarasına nakdi destekte bulunabilirler:

Banka: Ziraat Bankası – Edirne Şubesi

IBAN: TR 8300 0100 0097 4545 1417 5007

Üyemizin yanında olan tüm duyarlı vatandaşlarımıza ve üyelerimize teşekkür ederiz.”

Yeni Parti’de ‘üyelik’ maratonu!

Olgay GÜLER

Özgür Özel liderliğinde kurulan Yeni Parti’de, kuruluşunu tamamlayan Edirne İl Başkanlığı’nda üye başvuruları başladı.

Yeni Parti Edirne il başkanlığı, kuruluş sürecinin tamamlanmasının ardından üye kabulüne başladı. Partinin, Yoğurtçular Sokak üzerindeki il binası önünde üyelik işlemleri için çadır kuruldu. Pazartesi akşamı 18.00’da başlayan üyelik başvuruları, Salı günü de gün boyu devam etti. Yeni Parti Edirne İl Başkanı Yücel Balkanlı ve Merkez İlçe Başkanı Volkan Akgüngör de çadıra gelerek vatandaşlarla sohbet etti.

‘TARİHİ BİR AN’

Merkez İlçe Başkanı Akgüngör, süreçle ilgili çok heyecanlı olduklarını belirterek; “Bizim için çok güzel bir gün, yeni bir başlangıç. Adaletin herkes için eşit olduğu, emekçinin karşılığını aldığı bir durumu Türkiye’ye yaşatmak için hep beraber yola çıktık. Bugün de bu yolun ilk adımını atıyoruz. İnsanlarımız üye olmak için buraya geldiler. Bugünden itibaren üyeliklerimiz başlamıştır. Genel Başkanımızın dediği gibi kurultaya kadar olan tüm süreçteki üyelerimiz, kurucu üye sıfatıyla anılacaktır. Tarihi bir an, tarihin içerisinde olmak isteyen tüm halkımızı Yeni Parti’ye üye olmaya davet ediyorum” dedi.

‘TARİHİN DOĞRU YERİNDE OLDUĞUMUZU GÖRDÜK’

İl Başkanı Yücel Balkanlı da 8 ilçe ile birlikte Yeni Parti’nin Edirne’deki kuruluş işlemlerinin tamamlandığını dile getirdi. Balkanlı, “Bugün merkez ilçede kayıt işlemlerine başladık. Görüyorum ki halkımızın bize olan ilgisi, desteği inanılmaz heyecan verici. Bu tabloyu gördükten sonra çok daha mutlu ve tarihin doğru yerinde olduğumuzu gördük. Bu, bizim için de motivasyon kaynağı oldu. Bu partiyi biz kurmadık, halkımız kurdu. Bu partinin sahibi halktır. Halkın kendi geleceğine el koyduğunu buradaki heyecandan görebiliyoruz. Tüm halkımızı bu demokrasi şemsiyesi altında toplanmaya devam ediyorum. Mücadeleleri bizim mücadelemizdir” diye konuştu.

“ÜYE OLMAKTAN ÇEKİNMESİNLER”

Edirne’de üye sayısı hedefine yönelik soruya cevap veren Balkanlı, “Sayısal olarak söylemeyim ama rakamın oldukça yüksek olacağını düşünüyorum. Üye olmaktan çekinen halkımıza söylüyorum; üye olmaktan çekinmesinler. Gelsinler, birlikte dayanışma içinde mücadeleye ortak olsunlar. Kazanan Türkiye olacaktır” şeklinde konuştu.

Kamyonet sürücüsü kazada öldü

Olgay GÜLER

Edirne’nin Keşan ilçesinde kamyona arkadan çarpan kamyonetin sürücüsü Olcay Şener hayatını kaybetti.

Kaza, akşam saatlerinde Keşan-Uzunköprü kara yolu üzerindeki Maltepe köyü yakınlarında meydana geldi. Keşan’dan Uzunköprü yönüne giden Olcay Şener yönetimindeki 22 ACM 649 plakalı kamyonet, Maltepe köyü yakınlarındaki rampada aynı yönde giden R.S. idaresindeki 22 DR 218 plakalı kamyona arkadan çarptı. Çarpmanın etkisiyle kamyonet sürücüsü Şener, araçta sıkışarak ağır yaralandı.

İhbar üzerine kaza yerine jandarma, polis, itfaiye ve sağlık ekipleri sevk edildi. İtfaiye ekipleri tarafından sıkıştığı yerden çıkartılan sürücü Şener, ambulansla Keşan Devlet Hastanesi’ne kaldırıldı. Olcay Şener, yapılan tüm müdahalelere rağmen hayatını kaybetti. Şener’in cansız bedeni otopsi için morga konuldu. Kamyonet sürücüsü R.S. ise ifadesi alınmak üzere jandarma komutanlığına götürüldü.

Kazayla ilgili başlatılan inceleme sürüyor.

 ‘Dönüp dolaştığımız yer Edirne’

Olgay GÜLER

AK Parti’nin 25’inci kuruluş yıldönümü kapsamında düzenlenen toplantıya, partinin yönetim kuruluyla birlikte katılan Edirne’nin 22 ve 23’üncü dönem milletvekili Necdet Budak, katılımının davet üzerine olduğunu, siyasi bir amaç taşımadığını söyledi.

Uzun süredir Edirne’de bulunmayan AK Parti eski milletvekili Budak, partinin 25’inci kuruluş yıldönümü kapsamında düzenlenen basın toplantısında, il yönetimiyle birlikte kameraların karşısına geçti. Budak’ın birden ortaya çıkışı, ‘acaba tekrar siyasete mi dönüyor?’ sorularını akıllara getirdi. Partideki toplantının ardından gazetecilerin sorularını yanıtlayan Budak, ziyaret amacını anlattı.

‘DAVETE İCABET ETTİK’

Budak, aynı zamanda Ziraat Bankası’nın yönetim kurulunda görev yaptığını, Edirne’deki ziyaretin bir nedeninin bununla alakalı olduğunu söyledi. Budak, “Ziraat Bankası üst yönetim kurulu toplantısını Edirne’de yapacağız. Aslında temel anlamda bunun için geldik ama bu arada da il başkanımızın davetine icabet ettik. AK Parti’de kişisel siyaset beklentilerinden ziyade, cumhurbaşkanımızın liderliğinde, parti teşkilatlarımızın bürokrasiyle, siyasetle, bütün organlarıyla verilen görevleri yapıyoruz. O bakımdan açık söylemek gerekirse Edirne’de iki dönem milletvekilliği yaptık ve cumhurbaşkanımız sayesinde Edirne’ye çok büyük hizmetler yaptık. Daha sonra ben akademiye döndüm. Uzun yıllar, 8 yılı aşkın bir süre rektörlük yaptım. Şu anda da Ziraat Bankası yönetim kurulu üyesi olarak görev yapıyorum” dedi.

‘GÖREVE HAZIRIM’ MESAJI

Devletin ihtiyaç duyduğu noktada göreve her zaman hazır olduğu mesajını veren Budak, “Burada devletin ihtiyaç duyduğu noktada, bilgi birikimimizle, akademik birikimimizle, yurtdışı deneyimimizle tabii ki dönüp dolaştığımız yer Edirne, çünkü Edirne bizim kökümüz, mayamız. Ailemiz, akrabalarımız Edirne’de. Köyüme gidip geliyorum. Bunlar doğal. Buraya gelince illa bir siyasi amaç yok ama il başkanımız her gelişimizde davet ediyor, davet ettiğinde de uygun olduğumuzda icabet etmeye çalışıyoruz” diye konuştu.

İba: Asıl gücümüz milletle olan sarsılmaz bağımız

Olgay GÜLER

AK Parti İl Başkanı Belgin İba, partisinin 14 Ağustos’ta gerçekleştirilecek 25’inci kuruluş yıldönümü kapsamında düzenlediği basın toplantısında, “AK Parti’nin asıl gücü binalardan, makamlardan veya unvanlardan değil, milletimizle kurduğu sarsılmaz gönül bağından gelmektedir. 25 yıllık hikâyemizde elde ettiğimiz bütün başarıların gerçek sahibi aziz milletimizdir” dedi.

AK Parti’nin 25’inci kuruluş yıldönümü dolayısıyla il binasındaki basın toplantısı düzenlendi. Toplantıya; AK Parti İl Başkanı Belgin İba, 22. ve 23. dönem Edirne Milletvekili ve Ziraat Bankası Yönetim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Necdet Budak, eski Belediye Başkan Adayı Av. Koray Uymaz, İl Kadın Kolları Başkanı Yıldız Yeşilkurt, İl Gençlik Kolları Başkanı Barış Gündoğdu ile partili belediye başkanları ve çok sayıda teşkilat mensubu katıldı. Toplantıda konuşan İl Başkanı Belgin İba, 14 Ağustos 2001’den bu yana geçen 25 yıllık süreci ve partinin hayata geçirdiği yatırımları anlattı.

‘MİLLETİN EMANETİNİ TAŞIDIK, ÜLKENİN YÜKÜNÜ OMUZLADIK’

AK Parti’nin bundan 25 yıl önce, 14 Ağustos’ta siyaset sahnesine ilk adımını attığını belirten İba, “Bundan tam 25 yıl önce, 14 Ağustos 2001’de, bir millet hareketi olan AK Parti, ‘Türkiye’de artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacak.’ diyerek Türkiye’nin yarınlarına açılan yeni bir yolun ilk adımını attı. Siyasi istikrarsızlığın, ekonomik krizlerin, vesayetin ve yasakların ülkemizin üzerine ağır bir gölge gibi çöktüğü bir dönemde kurulan AK Parti, yalnızca yeni bir siyasi parti değil, aziz milletimizin değişim iradesinin, demokrasi talebinin ve güçlü Türkiye idealinin adı oldu. Milletimiz, kuruluşundan yalnızca 15 ay sonra AK Parti’yi tek başına iktidara taşıyarak ülkemizin kaderini değiştirecek büyük yürüyüşün önünü açtı. 3 Kasım 2002’den itibaren Türkiye, Cumhurbaşkanımız ve Genel Başkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde tarihinin en kapsamlı kalkınma, demokratikleşme ve atılım dönemlerinden birine girdi. AK Parti olarak 25 yıldır yalnızca iktidarda bulunmadık. Milletimizin emanetini taşıdık, ülkemizin yükünü omuzladık, Türkiye’yi her alanda büyütmenin ve güçlendirmenin mücadelesini verdik” dedi.

‘ENGELLER KARŞISINDA GERİ ADIM ATMADIK’

AK Parti olarak, süreç içerisinde çeşitli engellerle karşılaştıklarını anlatan İba, “Bu yolculuk boyunca kapatma davalarından 27 Nisan e-muhtırasına, Gezi olaylarından 17-25 Aralık kumpasına, terör saldırılarından 15 Temmuz hain darbe girişimine kadar demokrasimizi, millî iradeyi ve Türkiye’nin istiklalini hedef alan sayısız saldırıyla karşılaştık. Küresel ekonomik krizlerle, salgınlarla, savaşlarla ve asrın felaketi olarak nitelendirdiğimiz 6 Şubat depremlerinin yol açtığı büyük yıkımla mücadele ettik. Her defasında milletimize güvendik. Milletimizle omuz omuza verdik. Önümüze çıkarılan engeller karşısında geri adım atmadık, Türkiye’nin istikametinin değiştirilmesine müsaade etmedik” diye konuştu.

‘KİMSENİN BU ÜLKENİN ÜVEY EVLADI OLMADIĞINI GÖSTERDİK’

Terörsüz Türkiye idealine değinen İba, “Terörsüz Türkiye idealimiz doğrultusunda devletimizin kararlı iradesi, kahraman güvenlik güçlerimizin fedakâr mücadelesi ve milletimizin sarsılmaz birlik ve beraberliği sayesinde ülkemizi 40 yıldır canımızdan, kaynağımızdan ve geleceğimizden çalan terör belasından kurtardık. Bu tarihî kazanımı, şehitlerimizin aziz hatırasına ve gazilerimizin fedakârlığına sahip çıkarak birlik, kardeşlik ve huzur içinde geleceğe taşıyacağız. Vesayetin siyaset üzerindeki gölgesini kaldırdık, millî iradeyi devlet yönetiminin gerçek merkezi hâline getirdik. Demokrasimizin standartlarını yükselttik, temel hak ve özgürlüklerin alanını genişlettik. İnancı, düşüncesi, kökeni veya hayat tarzı nedeniyle vatandaşlarımızın ötekileştirildiği dönemlere son verdik. Başörtülü kadınlarımızın eğitim ve çalışma hayatından dışlanmasına neden olan yasakları ortadan kaldırdık. Gençlerimizin geleceğinin önüne konulan katsayı adaletsizliğini giderdik. Devlet ile millet arasındaki mesafeyi kapattık. Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olan hiç kimsenin bu ülkenin misafiri, kiracısı veya üvey evladı olmadığını gösterdik” şeklinde konuştu.

‘DAHA DİRENÇLİ VE GÜVENLİ GELECEĞİN TEMELLERİNİ ATTIK’

Sağlık, eğitim ve konut sektörlerindeki büyük yatırımları anlatan İl Başkanı Belgin İba, “’İnsanı yaşat ki devlet yaşasın’ anlayışıyla sosyal devletin imkânlarını toplumun bütün kesimleriyle buluşturduk. Sağlıkta gerçekleştirdiğimiz büyük dönüşümle hastaneleri, şehir hastanelerini ve modern sağlık merkezlerini milletimizin hizmetine sunduk. Eğitimde dersliklerden üniversitelere, yurtlardan teknoloji altyapısına kadar büyük bir seferberlik başlattık. 81 ilimizin tamamını üniversiteyle buluşturduk. TOKİ eliyle milyonlarca vatandaşımızı güvenli ve modern konutlara kavuşturduk. Yaşlılarımızdan engelli vatandaşlarımıza, ihtiyaç sahibi ailelerimizden şehit yakınları ve gazilerimize kadar toplumun her kesimini kuşatan sosyal destek mekanizmaları kurduk. 6 Şubat depremlerinin ardından şehirlerimizi yalnızca yeniden inşa etmekle kalmadık, daha dirençli ve daha güvenli bir geleceğin temellerini attık. Türkiye’yi ulaşım ve altyapıda çağ atlattık. Bölünmüş yollarla şehirlerimizi birbirine bağladık, yüksek hızlı tren ağlarını ülkemizin dört bir yanına ulaştırdık. Marmaray, Avrasya Tüneli, Yavuz Sultan Selim Köprüsü, Osmangazi Köprüsü, 1915 Çanakkale Köprüsü, İstanbul Havalimanı ve daha nice eserle milletimizin yıllarca hayalini kurduğu projeleri gerçeğe dönüştürdük” ifadelerini kullandı.

‘TÜRKİYE’NİN EN BÜYÜK PARTİSİ’

Yerli ve milli üretim hamlelerinin savunma sanayii başta olmak üzere tüm alanlarda Türkiye’ye lig atlattığını vurgulayan İba, enerji arama hamleleri ve ihracat rakamlarındaki büyük sıçrama yaşandığını söyledi. Türkiye’nin dış politikada edilgen bir konumdan küresel bir aktör haline geldiğini belirten İba, partinin üye sayısı bakımından ulaştığı büyüklüğe dikkat çekti. İba, “Bugün AK Parti, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının açıkladığı resmî verilere göre 11 milyon 709 bin 913 üyesiyle Türkiye’nin açık ara en büyük siyasi partisidir. Bu sayı, milletimizin hareketimize duyduğu güvenin, teşkilatlarımızın fedakâr çalışmasının ve Türkiye sevdamızın en somut göstergelerinden biridir. Ancak bizim için her üyemiz yalnızca bir rakam değil, aynı ideale inanmış bir yol ve dava arkadaşıdır. AK Parti’nin asıl gücü binalardan, makamlardan veya unvanlardan değil, milletimizle kurduğu sarsılmaz gönül bağından gelmektedir. 25 yıllık hikâyemizde elde ettiğimiz bütün başarıların gerçek sahibi aziz milletimizdir. Sandıklara sahip çıkan teşkilat mensuplarımızdan mahalle mahalle, sokak sokak çalışan kadın ve gençlik kollarımıza, kuruluşumuzdan bugüne kadar farklı kademelerde sorumluluk üstlenen bütün yol arkadaşlarımıza şükranlarımızı sunuyoruz. Bu kutlu davaya ömrünü adamış ve bugün aramızda bulunmayan kardeşlerimizi rahmetle, minnetle ve dualarla yâd ediyoruz” dedi.

BAŞKENTTEKİ KUTLAMALARA DAVET

İba, konuşmasının sonunda 25. yıl kutlama programının detaylarını detaylarıyla ilgili de bilgi vererek, “25. kuruluş yıl dönümümüzün coşkusunu 81 ilimizde düzenleyeceğimiz çeşitli programlarla yaşayacağız. Kutlamalarımızı, 14 Ağustos 2026 Cuma günü Cumhurbaşkanımız ve Genel Başkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın teşrifleriyle Başkent Millet Bahçesi’nde gerçekleştireceğimiz büyük ve coşkulu buluşmayla taçlandıracağız. Aziz milletimizi, 25 yıllık eser, hizmet ve mücadele yolculuğumuzun gururunu paylaşmaya, Türkiye Yüzyılı yürüyüşümüzde saflarımızı daha da sıklaştırmaya davet ediyoruz. İlk günkü aşkla, ilk günkü heyecanla ve aynı kararlılıkla yolumuza devam ediyoruz. Milletimizle çeyrek asır, Türkiye geleceğe hazır” diye konuştu.

Edirne Belediyesi’nden ‘Dijital Asistan’

Edirne Belediyesi, vatandaşların belediye hizmetlerine ilişkin bilgiye daha hızlı ve kolay ulaşabilmesi amacıyla yapay zeka teknolojisinden yararlanılarak geliştirilen “Edirne Dijital Asistan”ı kullanıma sundu.

Edirne Belediyesi Mali Hizmetler Müdürlüğü’ne bağlı Bilgi İşlem Birimi tarafından geliştirilen Dijital Asistan, belediyenin resmi internet sitesi üzerinden vatandaşlara hizmet vermeye başladı.

BELEDİYENİN KENDİ İMKANLARIYLA GELİŞTİRİLDİ

Edirne Belediyesi’nin dijital dönüşüm çalışmaları kapsamında hayata geçirilen yazılım, herhangi bir dış kaynak kullanılmadan ve ek proje maliyeti oluşturulmadan belediyenin kendi teknik altyapısı ve personel kaynağıyla geliştirildi.

Bilgi İşlem Birimi tarafından yürütülen çalışmalarla hazırlanan sistem sayesinde, teknolojik çözümlerin belediye hizmetlerine entegrasyonu konusunda kurumun kendi insan kaynağı ve teknik kapasitesinden yararlanıldı.

BELEDİYE HİZMETLERİNE İLİŞKİN BİLGİYE DAHA KOLAY ERİŞİM

Edirne Belediyesi’nin resmi internet sitesinde hizmet veren Edirne Dijital Asistan sayesinde vatandaşlar, belediye hizmetleri ve işlemlerine ilişkin ihtiyaç duydukları bilgilere hızlı ve kolay şekilde ulaşabilecek.

Yapay zeka teknolojisinden yararlanılarak geliştirilen sistemle, vatandaşların belediyeye ilişkin bilgiye erişiminin kolaylaştırılması ve dijital belediyecilik hizmetlerinin daha etkin hale getirilmesi hedefleniyor.

Edirne Belediyesi, teknolojinin sunduğu imkânları vatandaş odaklı hizmet anlayışıyla buluşturarak dijital belediyecilik uygulamalarını geliştirmeye devam edecek.