Düşen üzgün, çıkan bin pişman!

Bülent AYAN

Nesine 3. Lig 2025-2026 Sezonu’nda Edirnespor ile 1. Grup’ta mücadele eden, Edirnespor parasızlıktan amatör lige düşerken ligi 2. sırada tamamlayıp Play-Off müsabakaları sonucunda Nesine 2. Lig’e yükselen Çorluspor 1947, ekonomik açmazlar nedeniyle bir üst lige çıktığına adeta bin pişman oldu. Çorluspor 1947 yönetimi maddi destek ve kaynak planlaması konusunda verilen taahhütlerin hayata geçirilememesi, alt yapı ve finansal beklentilerin karşılanamamasının görevlerini sağlık şekilde devam etmesini mümkün kılmadığına dikkat çekerek, tüm organlarıyla görevlerine devam etmeme kararı aldıklarını duyurdu.

Nesine 3. Lig 1. Grup’ta İnegöl Kafkas Spor Kulübü 2025-2026 Sezonu’nda 30 maçta 18 galibiyet ve 8 beraberlikle elde ettiği 62 puanla şampiyon olarak direkt olarak 2. Lig’e yükseldi. Çorluspor 1947, 18 galibiyet ve 7 beraberlikle elde ettiği 61 puanla İnegöl ekibinden 1 puan eksik olarak sezonu 2. sırada tamamladı. Bilindiği gibi Edirnespor ise 30 maçta sadece 3 galibiyet ve 6 beraberlikle toplayabildiği 15 puanla lige haftalar öncesinden havlu atarak profesyonelliğe veda etti.   

Çorluspor 1947 bu başarısı sonucu, Nesine 3. Lig 2025-2026 Sezonu Play-Off Müsabakaları’na katılmaya hak kazandı. 1. turun ilk maçında 27 Nisan 2026 tarihinde evinde Bursa Yıldırım Spor Kulübü ile 1-1 berabere kalan Çorluspor 1947, rövanş maçında 23 Nisan 2026 günü Bursa’da Yıldırım Spor Kulübü’nü 3-2 yenerek 2. tura yükseldi.

Çorluspor 1947, 2. Tur ilk maçında 8 Mayıs 2026 tarihinde ilk maçta evinde Küçükçekmece Sinop Spor A.Ş.’yi 3-1 yendi. 4 Mayıs 2026 tarihinde oynanan rövanş maçında Küçükçekmece Sinop Spor A.Ş. ile 1-1 berabere kalan Çorluspor 1947, bu sonuçla finale adını yazdırdı.

Çorluspor 1947,16 Mayıs 2026 tarihinde Ankara – Etimesgut Eryaman Stadyumu’nda oynanan maçta Malatya Yeşilyurt Spor Kulübü’nü 1-0 yenerek Nesine 2. Lig’e yükselmeyi başardı.

Yeni sezonda Nesine 2. Lig Beyaz Grup’ta mücadele edecek olan Çorlu Spor 1947, 6 Eylül 2026 Pazar günü deplasmanda GMG Kastamonuspor ile karşılaşmaya hazırlanırken, yönetimin söz konusu kararı Trakya’nın en kalabalık yerleşim merkezi Çorlu’da şok etkisi yarattı.

ÇORLUSPOR 1947 YÖNETİMİNİN AÇIKLAMASI

“Çorluspor 1947 Yönetim Kurulu olarak göreve geldiğimiz günden bu yana, kulübümüzü daha ileriye taşımak ve sürdürülebilir bir başarı yapısı oluşturmak adına büyük bir sorumluluk bilinciyle çalıştık.

Bu süreçte yürüttüğümüz çalışmaların karşılığında takımımızın 2025-2026 sezonunda 2. Lig’e yükselmesini sağlayarak Çorlu’muza önemli ve değerli bir sportif başarı kazandırmanın gururunu yaşadık.

Sezonun tamamlanmasının ardından ise, kulübümüzün 2. Lig’de sağlıklı ve rekabetçi bir şekilde yoluna devam edebilmesi için kritik öneme sahip olan başta çim zeminli saha ve tesis altyapısı olmak üzere temel ihtiyaçlarımız konusunda ilettiğimiz taleplerin karşılanmadığını üzülerek ifade etmek isteriz.

Bununla birlikte, takımımızın 2. Lig seviyesinde istikrarlı bir şekilde mücadele edebilmesi adına ihtiyaç duyulan maddi destek ve kaynak planlaması konusunda verilen taahhütlerin hayata geçirilememesi, kulübümüzün planlamasını ve sürdürülebilirliğini ciddi şekilde zorlamıştır.

Çorluspor 1947’nin menfaatlerini her zaman ön planda tutarak, mevcut imkânlar dahilinde en doğru adımları atmaya gayret ettik. Ancak gelinen noktada, kulübümüzün geleceği açısından hayati önem taşıyan altyapı ve finansal beklentilerin karşılanamaması, görevimizin sağlıklı şekilde devam etmesini mümkün kılmamıştır.

Bu çerçevede, Çorluspor 1947’nin kurumsal yapısının ve sportif geleceğinin zarar görmemesi adına Yönetim Kurulumuz ve kulübümüzün tüm organlarıyla birlikte görevlerimize devam etmeme kararı aldığımızı kamuoyunun bilgisine saygıyla sunarız.

Görev süremiz boyunca kulübümüze emek veren, destek olan ve Çorluspor 1947’nin başarısı için katkı sağlayan herkese teşekkür ederiz.

Bizler için bu süreç yalnızca bir yönetim görevi değil, Çorlu’ya ve Çorluspor’a duyduğumuz bağlılığın bir yansıması olmuştur.

Çorluspor 1947, her zaman kalbimizde gururla yer almaya devam edecektir.”

Fazla “Kararlı Fırtına”nız Var Mı?

Bir, aralık ayı, 2015 yılında… Bölgeyle yakinen ilgilendiğim için gözümü açar açmaz ilgili haberleri tarıyorum… Bir baktım ki; Orta Doğu’yu hatta bırakın Orta Doğu’yu Dünya’yı yeniden güç açısından kurgulayacak bir olay gerçekleşmiş…

Suudi Arabistan Veliaht Prensi Salman sahnede, ardında pek çok devletin bayrakları… Açıklamayı yapıyor; “Kurduğumuz koalisyon teröre karşı faaliyetler gerçekleştirecektir.”

Veliaht Prensin bu açıklamasının üzerinden seneler geçti hatta tam olarak söyleyeyim 11 yıl geçti. Bu işlere meraklı olanlar küçük bir araştırma ile Prensin o an sahnede dururken arkasında hangi devletlerin bayrakları olduğunu kolaylıkla görebilirler.

Peki ne oldu bu koalisyon? Hatırlatayım… O dönem güzide basınımız da bir hayli tantana koparmıştı… Hiçbir sonuç elde edilemedi. Hatta, sahnede bayrağı bulunan bazı devletler koalisyona üye olmadıklarına dair açıklamalar yaptılar. Şimdi bütün bu durum dikkate alındığında aslında bir koalisyondan ziyade bir niyet ve istek beyanının açıklanması olarak görmeliydik 2015’teki terör karşıtı koalisyonu. Üstelik niyetin temelde Riyad kaynaklı olduğu ve isteklerin de yerine getirilemediği bir koalisyon.

Bu koalisyonun ilanından aylar önce de Suudi Arabistan, Yemen’deki Husi gruplara yönelik olarak “Kararlı Fırtına Operasyonu” adıyla saldırılar başlatmıştı. Bu da destek açıklamalarıyla birlikte geldi gündeme. Bir müddet sonra insani krizi ortaya çıkaran bir durum hasıl olduğu için ABD bile Suudilere durmaları yönünde telkinlerde bulundu. Netice operasyon sona erdirildi, Husilerin varlığı devam etti.

İkisi arasında aylar olan, Suudi Arabistan liderliğinde ortaya çıkan ve saman alevi gibi sönen iki girişim…

Sene oldu 2025, İsrail’in insanlık dışı saldırıları karşısında varlık gösterme çabası sergileyen Husiler yeniden sahne aldı ve Dünya’nın önemli su yollarından biri olan Babülmendep’te gemileri tehdit etmeye başladı. Bu da aslında kadim bir Husi geleneği olarak tanımlanmalı. Zira Husiler’in de yaptıkları kabul edilebilir düzeyde eylemler değil. Tabii adına savaş denmeye çalışılan ABD-İran çatışmasının ve bölgenin “şımarık çocuğu İsrail”in attığı adımlar da bu faaliyetleri tetikliyor.

Bu şartlar altında Suudi Arabistan ve Pakistan, bir karşılıklı savunma ve iş birliği anlaşması imzaladı. Bu ikili anlaşmanın nasıl sonuçlar doğurduğu tartışmalı. Zira Birleşmiş Milletler Şartı’nın 51. Maddesi’ne istinaden yapılacak bir operasyon için meşru zeminin oluşması gerekiyor. Bu iki devletin hangi devletin karasularından nasıl bir müdahale gerçekleştireceği ise tam bir muamma olarak yaklaşık bir yıldır duruyor. Bu noktada Suudi Arabistan ve Pakistan ile ABD’nin moda tabirle yüksek seviyeli ilişkileri olduğunu da unutmayalım lütfen.

Müdahale edilir, edilmez, edilirse etkisi ne olur tartışmasının üzerinden bir yıl geçti geçmedi bizim basın şenlendi. Zira anlaşmaya biz de taraf olduk. Anlaşma Pakistan’ın isteği seviyesinde olmasa da “biraz” genişledi. Bu genişlikte bile anlaşmanın taraflarının kimseye hasım olmadığı, her devletin bu anlaşmaya katılabileceği konusunda ifadeler kesin bir kararlılıkla dile getirildi.

Siz yazının yukarıdaki satırlarına doğru gidin ben de on bir yıl öncesine gideyim; sonucu olmayan heyecanla ortaya konmuş bir koalisyon girişimi göreceksiniz. İşte tam olarak bu noktada anlaşmanın imzalanmasından üç dört gün sonra Suudi Arabistan’ın Cezan bölgesinde Aramco (Suudi Arabistan’ın ABD ortaklığına uzun dönem sahne olmuş petrol şirketi) tesislerine Husi saldırısı düzenlendiği haberleri düştü medyaya… Dün de Pakistanlıların bir gemi saldırısında öldükleri haberleri…

Peki soralım şimdi soruyu; hani NATO’nun 5. Maddesi gibi bir anlayışa sahipti ya 2025’te ikili güvenlik iş birliği anlaşması olarak ortaya çıkan ve yakın zamanda ülkemizin de katıldığı koalisyon. Bu şartlar altında ne türlü bir karşılık verildi? Henüz karşılık yok. Bir başka bakış açısıyla Allah korusun bizim uğrayacağımız bir saldırı durumunda da bu mutlak sessizliğin süreceğini öngörmek için dahi olmaya gerek yok. Zira Suudi Arabistan’ın askeri operasyon kapasitesi hayli düşük seviyede. Pakistan da ABD ile İran arasında arabuluculukla meşgul. Hayli hatırı sayılır askeri kapasiteye sahip Mısır ise sayın Cumhurbaşkanı’nın davetine rağmen koalisyona katılım hususunda bir tepki göstermedi. Kulisler Suudi Arabistan’ın Mısır’ı istemediği görüşleri ile sallanıyor.

Suudi Arabistan koalisyon ve operasyon girişimlerinin önceki örneklerine de bakılacak olursa bu girişim için olağanüstü seviyede yorumlar yapmakla sıkı tutunun 3. Dünya Savaşı çıkacak şeklinde uluslararası politikanın temel argümanlarını görmezden gelen yorumlar yapmak arasında pek bir fark varmış gibi görünmüyor. Dolayısıyla Ziya Paşa’yı hatırlayalım; ayinesi iştir kişinin lafa bakılmaz, şahsın görünür rütbe-i aklı eserinde. Haftaya görüşmek dileğiyle memleketimin güzel insanları…

ÖĞRENMEK KOLAYDI

Asırlar boyu dünya gerçekliğinde neler oluyor, bir türlü öğrenemedi be kardeşim bu insanoğlu!..
Yüz yıl oldu, sevgili ATAMIZ, DÜNYADA Kİ İNSANLIĞIN GERÇEKLİĞİNİ AÇIK AÇIK YAZAN KURAN’I TÜRKÇEYE TERCÜME ETTİRDİ.
Millet okusuyup öğrensinler de, Osmanlı, Selçuklu ve birçok devletleri batıran tarikat ve din adına uydurulmuş yalanlara kanmasınlar diye!..
Hatta yetmedi bir de, Diyanet vakfını, ilahiyat fakültesini kurdu, insanlara Allah’ın gerçekliğini açıklasınlar, dosdoğru dinlerini öğrenip, öğretsinler diye!..
Tabi şeytanla yatıp, şeytanla kalkanlar boş dururlar mı, tam da buralara saldırdılar ve millet yine karanlıklarda!
KEŞKE KENDİLERİ OKUSALAR?..
KEŞKE DOSDOĞRUSU ÖĞRETİLSE!..
“Ülkesinin, dinini, dilini, tarhini, doğa ve tabiat varlıklarını bozulmaktan korumayanları Allah ta korumaz.” diye bildirilmiş ya!..
Çünkü korunmayı hak etmezler de ondan!..
Keşke bunları Kuran’dan okuyup öğrenselerdi.
Öğreten de olmuyor deyiver, neden acaba?!..
SÖMÜRENLER, SÖMÜRÜYE GÖZ YUMAN, DOĞA VE TABAİAT VARLIKLARINI KORUMAYAN, LÜKSE,İSRAFA, TORPİLE, RÜŞVETE DADANAN TOPLUMLAR GÜN YÜZÜ GÖREBİLİRLER Mİ?..
Dünyada ülkelerin başlarına neler GETİRİLİYOR, nedenlerinin farkında mı çoğunluk?..
Kuran okunsa öğrenilir de…
AKILDAN, KİTABINDAN, BİLİMDEN BEYHABER….

BEYNİNİ OMUZ ALTINA KİRAYA VERİNCE İŞLER BURALARA VARMAZ MI?..

Kuran’ı Kerim. Sure 29/Ayet 35:
Andolsun ki biz, aklını kullanacak bir ülke için orada ibret nişanesi bırakmışızdır.
29/34: Biz şüphesiz, bu memleket halkının üzerine yoldan çıkmalarına karşılık gökten bir azap indireceğiz.

Yazgan’a ‘taciz’ iddiasıyla darp!

CHP Edirne Milletvekili Ahmet Baran Yazgan’ı doğum günü kutlaması için buluştukları apartman dairesinde cinsel tacizle suçlayıp darbeden 3 şüpheli gözaltına alındı.

Olay, saat 03.00 sıralarında Cumhuriyet Mahallesi’ndeki bir dairede meydana geldi. CHP Edirne Milletvekili Ahmet Baran Yazgan, gittikleri doğum günü kutlamasının ardından T.A.’nın evinde alkol almaya başladı. Bir süre sonra Yazgan’ın T.A.’ya ‘cinsel tacizde bulunduğu iddiasıyla tartışma çıktı. Tartışma kısa sürede kavgaya dönüştü. N.D. adlı erkek ile B.Ş. ve T.A. adlı kadınlar, Ahmet Baran Yazgan’ı darbetti. Şüphelilerden T.A. o anları cep telefonuyla da kayda aldı.

Komşuların ihbarı üzerine adrese polis ekipleri sevk edildi. N.D., B.Ş. ve T.A. gözaltına alındı. Yazgan, ‘darp’ ve cep telefonunun gasbedildiği iddiasıyla 3 şüpheli hakkında şikayette bulundu. Şüpheliler de ‘cinsel taciz’, ‘tehdit’ ve ‘hakaret’ suçlarından Yazgan’dan şikayetçi oldu.

MİLLETVEKİLİ GENEL MERKEZE ÇAĞRILDI

Olayla ilgili CHP Parti Sözcüsü ve Yerel Yönetimlerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Müslim Sarı, sosyal medya hesabından açıklama yaptı. Sarı, “Bugün bazı sosyal medya platformlarında görüntüleri yayımlanan Edirne Milletvekilimiz Ahmet Baran Yazgan, konunun tüm yönleriyle araştırılması için CHP Genel Merkezi’ne çağrılmıştır. Kamuoyunun bilgisine saygıyla sunarım” ifadelerini kullandı.

3 ŞÜPHELİ ADLİ KONTROL ŞARTIYLA SERBEST

Olayın ardından gözaltına alınan 3 şüpheli, Edirne Adliyesi’nde hakim karşısına çıktı. Mahkeme, 3 şüpheliyi adli kontrol şartıyla serbest bırakırken, haklarında yurtdışına çıkış yasağı getirdi.

BAŞSAVCILIKTAN SORUŞTURMA AÇIKLAMASI

İnşaattan düşüp yaralandı, yaşam savaşını kaybetti

Olgay GÜLER

Edirne’de, geçtiğimiz hafta inşaattan düşüp yaralanan Muammer Çelebi (52), hastanedeki yaşam savaşını kaybetti.

Olay, geçtiğimiz hafta kentte bir inşaatta meydana geldi. Gümüşhaneli müteahhit Şevki Çelebi’nin oğlu Muammer Çelebi, bir inşaatta yüksekten düşerek yaralandı. Ambulansla kaldırıldığı hastanede tedavi altına alınan Çelebi, 1 haftalık yaşam savaşını kaybetti. Şevki Çelebi’nin oğlu, Ali Kerem ve Betül Sena Çelebi’nin babaları, Kadir, Gülcan ve Sümeyye Çelebi’nin ağabeyleri, Emsal, İsmail ve Murat Çelebi’nin yeğenleri Muammer Çelebi için bugün Eski Cami’de cenaze töreni düzenlendi.

İkindi namazından sonra kılınan cenaze namazının ardından Muammer Çelebi’nin cenazesi Yeni Şehir Mezarlığı’nda toprağa verildi.

Turan Hareketi Partisi Edirne’de kolları sıvadı

Varol Esen’in kurucusu olduğu Turan Hareketi Partisi, Edirne’de teşkilatlanma çalışmalarına başladı. Partinin Edirne Kurucu İl Başkanlığı görevine Mali Müşavir İlker Ocak atandı.

Ocak’ın Kurucu İl Başkanı olarak görevlendirilmesi Edirne’de siyasi çevrelerde dikkat çekerken, yeni il başkanı yaptığı açıklamayla Edirnelilere ve partiye gönül vermek isteyenlere çağrıda bulundu.

“ATANMANIN SEVİNCİNİ VE GURURUNU YAŞIYORUM”

Ocak, göreve başlamaktan duyduğu memnuniyeti dile getirerek, yeni bir siyasi sürecin başlangıcında olduklarını söyledi. Ocak, açıklamasında, “‘Artık zamanı geldi’ diyerek yola çıktığımız bu kutlu günde, Edirne’de Kurucu İl Başkanı olarak atanmanın sevincini ve gururunu yaşıyorum. Tüm Edirne halkını partimize katılmaya ve yönetimde yer almaya davet ediyorum” ifadelerini kullandı.

İlker Ocak, partinin siyasi anlayışının temelinde Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün ilke ve düşüncelerinin bulunduğunu belirterek, Atatürk’ün önder, ilkelerinin ise rehber olduğunu vurguladı.

“ATATÜRK ÖNDERİMİZ, İLKELERİ REHBERİMİZDİR”

Turan Hareketi Partisi’nin kendisini Türkiye’nin bağımsızlığı, güçlü bir devlet yapısı, üretim, adalet ve Türk dünyası arasındaki ilişkilerin geliştirilmesi hedefleri üzerinden tanımladığı belirtildi.

İlker Ocak, partinin kuruluş anlayışını aktarırken, “Türkiye Türklerindir” vurgusu yaparak, Türkiye idealine gönül veren insanların ortak sesi olmayı hedeflediklerini ifade etti.

Ocak, Turan Hareketi Partisi’nin, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün izinde yürüyen; Türk milletinin istiklâlini ve istikbalini esas alan bir milli uyanış ve diriliş hareketi olduğunu söyledi.

Partinin temel anlayışının ise Atatürk’ün “Türk milletinin karakteri yüksektir, Türk milleti çalışkandır, Türk milleti zekidir” sözleriyle ifade edilen anlayış üzerine kurulduğunu belirtti.

HEDEF: GÜÇLÜ, ÜRETKEN VE ADİL BİR TÜRKİYE

Partinin temel hedeflerinden birinin bağımsız, güçlü, üretken ve adaletli bir Türkiye inşa etmek olduğunu ifade eden Ocak, Türkiye’de oluşturulacak refah ve bilinç seviyesinin Türk dünyasındaki kardeş halklarla paylaşılmasını amaçladıklarını kaydetti.

Turan Hareketi Partisi’nin geçmişe dönük bir nostalji hareketi olmadığını belirten Ocak, siyasetin merkezine akıl, bilim, inanç, üretim ve milli değerleri koyduklarını söyledi.

Partinin düşünce dünyasının Orhun Yazıtları’ndan Bilge Kağan’ın Türk milleti için verdiği mücadeleye kadar uzanan tarihsel bir bilinç üzerine inşa edildiği ifade edildi.

VİZYON: “MUASIR MEDENİYETLER SEVİYESİNİN ÜZERİNE ÇIKMAK”

Turan Hareketi Partisi’nin vizyonunda, Atatürk’ün “Muasır medeniyetler seviyesinin üstüne çıkma” hedefi önemli bir yer tutuyor.

Bu doğrultuda; Refah seviyesi yüksek, eğitimde öncü, teknolojide üretken, adalette eşit, kültürel açıdan güçlü bir Türkiye oluşturulması hedefleniyor. Parti ayrıca bu kalkınmanın Türk dünyasındaki kardeş devletlerle ortak bir geleceğe dönüştürülmesini amaçlıyor.

TURAN BİRLİĞİ VURGUSU

Partinin siyasi hedefleri arasında Türk dünyasıyla kültürel, ekonomik ve stratejik ilişkilerin geliştirilmesi de bulunuyor.

Turan Hareketi Partisi, Türk Devletleri Teşkilatı’nın genişletilmesi, ortak tarih, dil ve kültür temelinde Türk Dünyası Enstitüsü kurulması ve uzun vadede Turan Parlamentosu vizyonunun hayata geçirilmesini hedefleri arasında sıralıyor.

Partinin yaklaşımında Turan idealinin, Türk dünyası halkları arasında kardeşlik, dayanışma ve iş birliğinin güçlendirilmesi üzerinden somut bir yapıya dönüştürülmesi amaçlanıyor.

PARTİNİN KURUCU İLKELERİ

Turan Hareketi Partisi’nin açıkladığı kurucu ilkeler arasında bağımsızlık, milliyetçilik, liyakat, adalet, üretim, eğitim ve Turan kardeşliği öne çıkıyor.

Devlet yönetiminde liyakat ve ehliyetin esas alınması, hukukun üstünlüğünün korunması, bilgi ve teknolojiye dayalı üretim modelinin geliştirilmesi, eğitimli ve özgüveni yüksek genç nesiller yetiştirilmesi partinin temel yaklaşımı olarak ifade ediliyor.

GENÇLİK, EĞİTİM, SAVUNMA VE ÜRETİM

Partinin hedefleri arasında Türkiye’nin ekonomik, siyasi ve kültürel açıdan güçlü bir ülke konumuna ulaşması, eğitim reformuyla bilgi toplumuna dönüşmesi ve savunma, enerji ve tarım alanlarında tam bağımsızlığın sağlanması bulunuyor.

Gençlerin milli değerlerle yetiştirilmesi, bilim ve teknoloji alanında Türkiye’nin üretim kapasitesinin artırılması ve Türk dünyasıyla ilişkilerin güçlendirilmesi de partinin öncelikleri arasında yer alıyor.

EDİRNE’DE TEŞKİLATLANMA SÜRECİ BAŞLADI

Turan Hareketi Partisi Edirne Kurucu İl Başkanı olarak görevlendirilen İlker Ocak, önümüzdeki süreçte Edirne teşkilatının oluşturulması ve parti çalışmalarının kent genelinde yaygınlaştırılması için çalışacak.

Ocak, Edirne’de partiye gönül veren herkesi teşkilat çalışmalarında görev almaya davet ederek, yeni dönemin birlikte şekillendirilmesi gerektiğini belirtti.

Gencan iklim değişikliğine hazırlık toplantısında

Edirne Belediye Başkanı Filiz Gencan, COP31 hazırlıkları kapsamında Ankara’da düzenlenen “İklim Dirençli Şehirlerin Geliştirilmesi: Kaynak Verimliliğinden Kentsel Dirençliliğe” programına katıldı.


Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum’un katılımıyla, İLBANK ve Asya Kalkınma Bankası iş birliğinde, COP31 hazırlıkları kapsamında düzenlenen “İklim Dirençli Şehirlerin Geliştirilmesi: Kaynak Verimliliğinden Kentsel Dirençliliğe” programı Ankara’da gerçekleştirildi.


Toplantıya katılan Edirne Belediye Başkanı Filiz Gencan, “Su verimliliği ve kayıp-kaçakla mücadeleden yenilenebilir enerjiye, iklim değişikliğine karşı dirençli kentlerden yeni finansman olanaklarına kadar yerel yönetimler açısından önem taşıyan başlıkların ele alındığı programda, Edirne’mizin önceliklerini ve hayata geçirmek istediğimiz çalışmaları paylaşma fırsatı bulduk” dedi.


Başkan Gencan,”Kaynaklarını daha verimli kullanan, altyapısını güçlendiren ve geleceğin koşullarına hazırlanan bir Edirne için çalışmalarımızı sürdürüyoruz”şeklinde konuştu.

Müstakil ev, yangında zarar gördü

Olgay GÜLER

Edirne’nin Yıldırım Beyazıt Mahallesi’nde meydana gelen yangında, iki katlı müstakil ev zarar gördü.

Yangın, dün 13.00 sıralarında Yıldırım Beyazıt Mahallesi Sarıbayır 1’inci Çıkmaz Sokak üzerindeki iki katlı müstakil evde başladı. Çıkış nedeni bilinmeyen yangında, evden çıkan dumanları görenlerin ihbarıyla bölgeye itfaiye ve polis ekipleri sevk edildi.

İtfaiye yangına müdahale ederek söndürdü. Yangında, evin yatak odası kullanılamaz hale geldi. Yangın sırasında bitişik evde yaşayanlar kısa süreli panik yaşadı.

Yangının çıkış nedeninin belirlenmesi için inceleme başlatıldı.

TÜ’de COP31 hazırlığı

Trakya Üniversitesi’nde, Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Konferansı (COP31) kapsamında gerçekleştirilmesi planlanan yan etkinliklere yönelik hazırlık toplantısı gerçekleştirildi.

Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Mustafa Tan’ın koordinasyonunda, Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Eylem Bayır’ın katılımıyla gerçekleştirilen toplantıda, üniversitenin COP31 sürecine yönelik hazırlıkları kapsamlı şekilde ele alındı. Hazırlık çalışmaları çerçevesinde üniversitenin fakülte, merkez, akademik ve idari birimleri ile öğretim üyeleri tarafından hazırlanan etkinlik önerilerinin yanı sıra ulusal ve uluslararası iş birliği yürütülen paydaş ve ortaklardan iletilen öneriler değerlendirildi.

Toplantıda öneriler; COP31’in tematik öncelikleri, iklim eylemi ve sürdürülebilir kalkınmaya sağlayacağı katkı, Trakya Üniversitesi’nin uluslararasılaşma hedefleri ve akademik uzmanlık alanları doğrultusunda ele alındı. Toplantı ile Trakya Üniversitesi’nin COP31 Türkiye Pavilyonu kapsamındaki temsil ve yan etkinlik başvurularına son hâli verildi. Hazırlanan başvuruların, Yükseköğretim Kurulu (YÖK) koordinasyonunda COP31 Konferans Sekretaryasına iletilmesi planlanıyor.

Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Konferansları’nın 31’incisi olan COP31, 9-20 Kasım 2026 tarihlerinde Türkiye’nin ev sahipliğinde Antalya’da düzenlenecek. Türkiye’nin ilk kez ev sahipliği yapacağı zirvede, iklim değişikliğiyle mücadele ve sürdürülebilir bir gelecek için ortak çözümler ele alınacak.

Trakya Üniversitesi, COP31 sürecinde iklim değişikliği, sürdürülebilirlik, yeşil dönüşüm ve iklim eylemi alanlarındaki akademik birikimini ulusal ve uluslararası paydaşlarla paylaşmayı ve kurumlar arası iş birliklerini güçlendirmeyi hedefliyor.

İstanbul’da Klima Tamirinin İncelikleri: Arızayı Doğru Tespit Eden Profesyonel Çözümler

Klima tamiri İstanbul, çalışmayan, yeterince soğutmayan, su akıtan, ses yapan veya performansı düşen klimaların arıza nedeninin belirlenerek uygun yöntemlerle onarılması işlemidir. İstanbul gibi yoğun kullanılan klimaların bulunduğu bir şehirde profesyonel tamir hizmeti, cihazın yeniden verimli çalışmasını sağlarken gereksiz parça değişiminin ve daha büyük arızaların da önüne geçebilir.

Özellikle yaz aylarında klima tamiri ihtiyacı çoğu zaman cihazın tamamen durmasıyla değil, önceden ortaya çıkan küçük belirtilerle kendini gösterir. Hava üflemesinin zayıflaması, ortamın geç soğuması, iç üniteden damlama görülmesi veya klimanın normalden farklı ses çıkarması, sistemin kontrol edilmesi gerektiğini gösterebilir. Bu nedenle arızayı yalnızca görünen belirtiye göre değerlendirmek yerine elektrik bağlantılarından sensörlere, fan motorundan gaz devresine kadar bütün sistemin incelenmesi önemlidir.

Klima neden soğutmuyor ve arızanın kaynağı nasıl belirleniyor?

Bir klimanın yeterince soğutmaması tek bir nedene bağlı olmayabilir. Filtrelerin aşırı kirlenmesi hava akışını azaltabileceği gibi, fan motorundaki problem de aynı belirtiyi oluşturabilir. Bunun yanında gaz devresindeki kaçak, eşanjörlerin kirlenmesi, sensör arızası veya kompresörle ilgili teknik sorunlar da soğutma performansını ciddi şekilde etkileyebilir.

Profesyonel servis yaklaşımında ilk adım doğrudan parça değiştirmek değildir. Öncelikle cihazın çalışma davranışı gözlemlenir ve arıza belirtileri birbirleriyle ilişkilendirilir. Ardından gerekli ölçümler yapılır. Böylece örneğin yalnızca gaz basılması gerektiği düşünülen bir cihazda aslında kaçak bulunduğunun tespit edilmesi mümkün olur.

BelirtiMuhtemel nedenÖnerilen kontrol
Klima yeterince soğutmuyorKirli filtre, gaz problemi, hava akışı yetersizliğiFiltre, basınç ve serpantin kontrolü
İç ünite su akıtıyorDrenaj hattı tıkanıklığıTahliye hattı ve tava kontrolü
Dış ünite çalışmıyorElektrik, kart veya kapasitör sorunuEnerji ve elektronik aksam kontrolü
Klima çok sesli çalışıyorFan, rulman veya titreşim problemiFan motoru ve montaj kontrolü
Cihaz sık sık kapanıyorSensör, kart veya aşırı ısınmaSensör ve elektronik sistem testi

Bu yaklaşım, hem onarım süresini kısaltır hem de gereksiz masraf riskini düşürür.

İstanbul’da klima tamiri yapılırken hangi parçalar kontrol edilir?

Klima onarımında yalnızca arızalı olduğu düşünülen bölüm değil, birbirini etkileyen ana bileşenler de değerlendirilmelidir. Çünkü bir parçadaki problem başka bir parçanın da normal çalışmasını engelleyebilir. Örneğin dış ünitedeki fan motorunun verimsiz çalışması, sistemin aşırı ısınmasına ve kompresörün korumaya geçmesine neden olabilir.

Kontrol sırasında özellikle şu parçalar önem taşır:

  • Kompresörün çalışma durumu
  • İç ve dış ünite fan motorları
  • Elektronik kartlar
  • Sensörler ve termistörler
  • Kapasitörler
  • Drenaj hattı
  • Isı eşanjörleri
  • Bakır boru bağlantıları
  • Elektrik kabloları ve klemensler
  • Soğutucu akışkan devresi

Burada önemli olan nokta, parçanın yalnızca arızalı olup olmadığının değil, neden arızalandığının da araştırılmasıdır. Aksi halde değiştirilmiş bir parça kısa süre içerisinde yeniden sorun çıkarabilir.

Klima su akıtıyorsa tamir gerektirir mi?

İç üniteden su gelmesi, kullanıcıların en sık karşılaştığı klima problemlerinden biridir. Bazı durumlarda basit bir drenaj tıkanıklığı söz konusu olabilirken, bazı durumlarda hava akışındaki bozulma veya sistem çalışma koşullarındaki sorunlar da su oluşumunu artırabilir. Bu nedenle su damlaması görüldüğünde yalnızca görünen noktayı temizlemek yeterli olmayabilir.

Örneğin drenaj hortumunun iç kısmında biriken tortu nedeniyle su tahliye edilemezse, yoğuşma suyu cihazın içerisindeki tavada birikmeye başlayabilir. Zamanla taşan su duvara, mobilyalara veya zemine zarar verebilir. Özellikle alçıpan ve ahşap yüzeylerde uzun süreli su sızıntısı daha ciddi masraflara dönüşebilir.

Pratik olarak kullanıcıların dikkat etmesi gereken bazı işaretler şunlardır:

  1. Su yalnızca çalışmanın ilk dakikalarında mı oluşuyor?
  2. Sürekli ve düzenli şekilde mi damlıyor?
  3. Klima filtresi uzun süredir temizlenmedi mi?
  4. Drenaj hortumunda kıvrılma veya sıkışma var mı?
  5. Cihazın soğutma performansında aynı anda düşüş yaşandı mı?

Bu soruların cevapları, arızanın yönünü belirlemede yardımcı olabilir. Ancak elektrikli ve soğutucu devre içeren cihazlarda kapsamlı müdahalenin teknik ekip tarafından yapılması daha güvenlidir.

Klima neden ses yapar ve hangi durumlarda müdahale gerekir?

Klimaların çalışma sırasında belirli bir fan ve kompresör sesi çıkarması normaldir. Fakat cihazın daha önce olmayan bir sesi çıkarmaya başlaması dikkat edilmesi gereken bir durumdur. Uğultu, sürtme, titreşim, tıkırtı veya metalik sesler farklı problemlerin habercisi olabilir.

Örneğin iç ünite fanında oluşan balans problemi, cihazın titreşimli çalışmasına yol açabilir. Dış ünitedeki bağlantıların gevşemesi ise titreşimin duvara daha fazla iletilmesine neden olabilir. Bazen de fan pervanesine temas eden küçük bir parça alışılmadık bir ses meydana getirebilir.

Bir vaka örneği üzerinden düşünürsek; birkaç haftadır giderek artan titreşim sesine rağmen klima kullanılmaya devam edildiğini varsayalım. Başlangıçta basit bir fan bağlantısı problemi olan durum, müdahale geciktiğinde fan motorunun daha fazla zorlanmasına ve ek masraf oluşmasına neden olabilir. Bu yüzden “çalışıyor, o halde sorun yok” yaklaşımı klima sistemlerinde her zaman doğru değildir.

İstanbul’da klima tamiri seçerken nelere dikkat edilmeli?

İstanbul’da klima servisi seçerken yalnızca hızlı ulaşım veya düşük fiyat üzerinden karar vermek yerine teknik yeterlilik ve arıza tespit yaklaşımı birlikte değerlendirilmelidir. Özellikle cihazın markası, modeli ve arıza belirtileri hakkında servise önceden bilgi verilmesi, ekip geldiğinde yapılacak hazırlığın daha doğru olmasına yardımcı olur.

İyi bir servis sürecinde şu noktaların açık olması önemlidir:

  • Arıza tespiti yapılmadan kesin parça değişimi önerilmemesi
  • Yapılacak işlemin müşteriye anlaşılır biçimde açıklanması
  • Değişmesi gereken parçanın neden değiştirildiğinin belirtilmesi
  • İşlem sonrasında cihazın çalışma testinin yapılması
  • Elektrik ve soğutma sistemi kontrollerinin birlikte değerlendirilmesi
  • Yapılan işlemlerin mümkün olduğunca açık şekilde aktarılması

Ayrıca kullanıcıların servise ulaşırken yalnızca “klima bozuldu” demek yerine, cihazın ne yaptığını ayrıntılı anlatması faydalıdır. Örneğin “24 derecede çalışıyor fakat ortamı soğutmuyor”, “15 dakika sonra kapanıyor” veya “iç üniteden su geliyor” gibi bilgiler, teknik ekibin daha hazırlıklı gelmesini sağlayabilir.

Klima arızasında gereksiz masrafı önlemek için 5 pratik öneri

  1. Klimanın sesindeki ve performansındaki küçük değişimleri göz ardı etmeyin.
  2. Filtre temizliğini cihazın kullanım şartlarına göre düzenli yapın.
  3. Su akıntısı başladıysa sorunun büyümesini beklemeyin.
  4. Arıza kodu varsa kodu not edin ve servise bildirin.
  5. Parça değişiminden önce arızanın kaynağının açıklanmasını isteyin.

Doğru teşhis, klima tamirinin en kritik aşamasıdır. Özellikle yoğun kullanılan cihazlarda erken müdahale, küçük bir sorunun daha pahalı bir sistem arızasına dönüşmesini engelleyebilir. İstanbul genelinde klima ile ilgili teknik desteğe ihtiyaç duyulduğunda 444 78 56 numarasından servis desteği hakkında bilgi alınabilir.