Edirne’de internet üzerinden çeşitli ürünler satın almak isteyen 3 kişi toplam 70 bin lira dolandırıldı.
Edinilen bilgilere göre, polis merkezine başvuran A.K. isimli kişi internet üzerinden ikinci el beyaz eşya ve ev mobilyası almak için iletişime geçtiği F.M. isimli kişinin hesabına 40.000 TL gönderdiğini daha sonra GSM üzerinden tarafına ulaşan bu kişinin sipariş numarasını yazmadığı için tekrar para göndermesini istediğinde dolandırıldığını anladığını, davacı ve şikayetçi olduğunu bildirdi.
N.M. isimli kişi de internet üzerinden tente almak için iletişime geçtiği F.M. isimli kişinin hesabına 5000 TL gönderdiğini daha sonra GSM hattına ulaşamaması üzerine dolandırıldığını anladığını, davacı ve şikayetçi olduğunu söyledi.
Bu arada C.S.Ç. isimli kişi ise internet üzerinde gördüğü satılık araç ilanı ile ilgili görüştüğü F.M. isimli kişiye 25.000 TL kaparo gönderdiğini, akabinde bu kişinin kendisini oyaladığını, dolandırıldığını anladığını belirterek şikayetçi olduğunu belirtti. Üç olayla ilgili olarak Siber Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekiplerince yasal işlemlere başlandı.
Yıkanmış çamaşırlara bakarak derin düşüncelere dalmıştı yine. Önüne 50 yıllık memur emeklisi karısının getirdiği kahvesine şöyle bir göz attı sıkıntıyla.
Bütün yaz boyunca üst katlarını kullanmadıkları yazlıkta giriş katında yaşıyorlardı.
Çalışma yaşamının büyük bir bölümünde çalıştığı kamu kurumunda yöneticilik görevlerinde bulunmuş, emirler vermiş, doğru yanlış demeden verdiği kararların yerine getirilmesini izlemişti.
Yaşın dolmasını beklemeden aynı yıl emekli oldular karısıyla birlikte. Torun bakma görevi vermişti çocukları. O büyük şehirde yıllar boyunca farklı evlerde yaşayan torunlarının büyümesini izlediler. Torunlar büyüdü, onlara yol verildi, bitmişti görevleri artık. Çocukları onları gönderirken; “artık dinlenin” demişlerdi.
Kışın Edirne’de yazları da Saros’un bu ücra köşesinde yazlıkta geçirmeye başladılar. Daha geldiği gibi ilk genel kurulda yönetim sorumluluğunu almasa da ipleri eline alma zamanı gelmişti artık. Neydi bu yazlığın, bahçenin hali böyle. Esti gürledi, bağırdı, çağırdı daha ilk genel kurulda, “Böyle yöneticilik mi olur?” diye.
Her yönetime geleni bir yılda canından bezdirdi. Artık sitede kimse yöneticilik te yapmak istemiyordu. Sırayla olsun dedi, iki yıl sonra çekilmez tavırları yüzünden sıra da tutmadı, zorla birini yalvar yakararak yönetici yapıyorlardı genel kurullarda.
Az mı emek vermişti bu yazlığın kooperatifi sürecinde. Gerçi bazı hatalar da yapmışlardı yöneticilik dönemlerinde. Bilmeden ama. O hatalar yüzünden sitenin bütün üyeleri büyük maddi kayıplar yaşamışlardı. Olsun, yedi sene sonunda yarım yamalak da olsa bitmişti ya sitenin inşaatı onun sayesinde önemli olan da buydu.
İki yıldır nedense çocukları ve torunları da gelmez olmuştu Edirne’ye de, yazlığa da. Karısının dediğine göre kimse onun kahrını çekemiyordu artık. Ne demekti efendim? Evet biraz asabiydi ama yönetici yöneticiliğini, evlat evlatlığını da bilmeliydi.
Bir defasında evde temizlik konusunda kendisinden yardım isteyen karısına da haddini bildirmeye kalkmıştı; “Bu evin reisi benim, senin işin temizlik ve yemek” diye söylenmeye kalktığında karısı açmış ağzını, yummuş tu gözünü;
“Yeter be adam, 50 yıldır çalıştım, çocukları büyüttüm yetmedi, seninle birlikte torunlara da baktık, çocuklarımız, torunlarımız bile senin bu nalet huyların yüzünden kapımızı açmıyorlar, hizmetçiliğini yapıyorum bari temizlikte yardımcı ol”
Ancak evin bütün temizlik işini üstüne alınca sakinleşmişti karısı, yoksa bilirdi inadını karısının önüne bir tas çorba bile koymayacağını da.
Bunları düşünürken yöneticinin site genel kurulu için daha tarih vermediğini anımsayınca sinirlendi yine. “Yakında olur toplantı, bir yıldır bekliyorum, bak ben ne yapacağım o iş bilmez yöneticiyi, kimseye söz bile söyletmeyeceğim, hep ben konuşacağım genel kurulda” diye söylenirken kahve boşunu almaya gelen karısının sert bakışlarını görünce başını sinekliğin ardından sitenin geniş bahçesine çevirdiğinde durmadan öten cırcır böceğine kızdı bu sefer de..
Bugünlerde tarihin doğru yerinde olabilmek adına pek çok duygusal veda mesajlarıyla CHP’den istifa edenleri gördükçe ben de duygulanıyorum. Ama ben CHP’den istifa etmiyorum. Çünkü ben o görevi 2002 yılında yaptım. Barajın altında kalan Baykal CHP’si sonrasında Genel Başkan seçilen Altan ÖYMEN partide yeni bir yapılanmaya girişti. Bu defa düştüğü kuyudan çıkamayacağını anlayan Baykal, henüz bu yapılanmanın tamamlanmasına fırsat vermeden harekete geçti partiyi baraj altında bırakıp rezil eden çetesi ile partiyi tekrar ele geçirdi.
Bu değişiklik sonrası tarihi bir belge olarak sakladığım istifa dilekçem ile bu kirlenmişlik içerisinde yer almayacağımı o zaman açıkladım.
***
Bugün butlancı ve çeteci tayfanın pek çoğu, Kemal Kılıçdaroğlu dahil Baykal döneminde türeyen kişilerdir. Baykal döneminde de CHP içinde gerçekten çok değerli insanların varlığına rağmen bunların pek çoğunu olması gereken yerlerde görmek kısmet olmamıştır. İkinci plana itilmişlerdir. Ne yazık ki Baykal Çetesi okulunda yetişip feyz alanlar bugün hala YENİ PARTİ’de de yer kapmanın telaşı ve gayreti içerisindedirler..
***
Bu durumda ben ne yapacağım?
Başkanlık seçiminde Özgür Özel’in göstereceği adaya tereddütsüz ve tartışmadan oy vereceğim. Ama YENİ PARTİ için bu sözü şimdiden veremem.. CHP tüzüğü demokrasi adına, fırsat eşitliği adına, katılımcılık, şeffaflık ve sosyal demokratlık adına utanç verici bir belgedir. YENİ PARTİ Tüzüğünün benzer şekilde kabulü ve artık kamuoyunda kaşarlanmış ve güvenilmez isimlerin hala öne çıkarıldığı bir partiye oy vermem mümkün değildir. Umarım YENİ PARTİ önderleri böyle bir gaflet içerisinde olmaz. Hatta Yeni Parti yepyeni, bir tüzükle ve yerel seçimlerde olduğu gibi genç isimlerle kamuoyu önüne çıkma cesaretini gösterir. Bu yapılmazsa bunca emek, direniş heba edilmiş olur. Hüsran yaşanır…
***
Önümüzdeki dönemde taşra örgütleri kayıtsız şartsız Genel Merkezin güdümüne girmek yerine yerel insiyatiflerini ve güçlerini öne çıkararak Genel Merkezi etkileyebilmelidirler.. Bu mümkündür.. Eski tas, eski hamam yerine, çağdaş, gençlere dönük (yeni değil) yepyeni bir parti yaratılmalıdır. Bu yenilik yerel örgütlerin kararlı tavırları ile başarılabilir.
“Sizi her türlü beladan, ermezden, yetmezden, yani her türlü, kötülükten koruyup, sorundan kurtaracak olan, Tak Allah’tır.” “Allah tan başka ne bir yar ne de yardımcınız yoktur!” Kuran: Nurlu ayeti yorumlarsak: Bu alemde ne kadar olumsuzluk varsa, hepsinden tek Allah korur, her işin, sorunun çözümünü O verir. TEK ALLAH, NE DEMEK?: “Kuran da ve de hakiki Hadislerde açıklanmış olan Allah kavramı ve de O’nun Kuran emirlerine uyum” Tek Allah’a tapmak, demek. Ağzın, dilin kemiği yok ya, “Allah” deyip, kendilerinin uydurdukları zıt Allah’lara tapan mezhepler çıkar ortaya!.. Yani anlayacağımız Kuran’da açıklanmış Allah yoksa hayatımızda, onun yolunda hak edişte yaşamıyorsak, Sonsuz sevgi ve güç sahibinin koruyup, nimetlerini arttırmasından mahrum kalıyoruz. Yolunda yürümeyi seçmek bizde, emek, dilek bizde, akledip çalışmak bizde, tamamına erdiren, yar ve yardımcımız Rabbimiz. Yani O VERMEDEN OLMAZ!.. VERİRSE OLUR. Biz ise “Biz yaptık” sanıyoruz!..
“HAMD VE ŞÜKÜR, YALNIZ RABBİMİZEDİR” ÇÜNKÜ HEPSİ ONDAN!..
Kuran’ı Kerim. Sure 1/Ayet 2:
Hamd, Âlemlerin Rabbi Allah’a mahsustur.
Nurlu ayetin bir yorumu da: HAMD: “Ey insan övünüp durma, ALLAH VERİNCE OLDU, şükret Rabbine!..”
Olgay GÜLER Trakya Üniversitesi Mühendislik Fakültesinden mezun Seray ve aynı üniversitenin Spor Bilimleri Fakültesinden mezun olan İsmail Cihan, Trakya’ya özgü kültürel öğelerle dolu düğünle, yaşamlarını birleştirdi.
Edirne’de kültürel ve sosyal açıdan birleştirici güce sahip düğünler, halen yaşatılmaya devam ederken, son günlerde gençlerin enerjileri ile hazırlanan koreografiler ile gelin ve damadın özel ilk dansları ile başlayan eğlenceleri zeybek, halay veya modern dans gurupları ile sahneleri doldurmaya başladı. Kent kültüründe var olan sokağa veya evin önüne atılan berber koltuğunda yapılan damat tıraşı, yakın mahallelerde elde bayrak yürüyerek gelin alma ritüelleri ile zenginleşiyor.
SERAY VE İSMAİL’İN FOLKLORİK DÜĞÜNÜ Geçtiğimiz hafta sonu bir kır bahçesinde birlikteliklerinin mutluluğunu eş dost ve yakınları ile paylaşan Trakya Üniversitesi Mühendislik Fakültesinden mezun Seray ve aynı üniversitenin Spor Bilimleri Fakültesinden mezun olan İsmail Cihan’ın da düğünü böyle bir düğündü. Çift, düğünlerinde konuklara kültürel değerlerle dolu eğlenceli anlar yaşattılar.
Murat-Seyhan Gizerler’ın kızları Seray ile Meral-Fikret Çokkaş’ın oğulları İsmail Cihan Çokkaş’ın evlenme düğünleri Edirne’de bir kır bahçesinde 25 Temmuz Cumartesi akşamı gerçekleşti. Düğün günü her iki gencin evinde ayrı heyecan yaşandı. Genç gelin Seray gelinliği ile yakınlarını karşılarken, aynı mahallede bulunan İsmail Cihan da bahçeye atılan berber sandalyesinde bekarlığa veda etti. Cihan, her fırsatta sandalyeden kalkarak arkadaşları ve öğrencileri ile halaylar çekip, zeybek oynadı. Diğer taraftan gelinin ağabeyi Berkay ve babası Murat’ın kuşak merasiminde duygusal anlar karışmıştı.
DÜĞÜN GECESİNDE ZEYBEK VE HALAYLAR KONUKLARI MEST EDİP HAYRANLIK UYANDIRDI Düğünde çiftin ilk danslarına yakınları ve arkadaşları da eşlik etti. Ardından damat İsmail Cihan ekip arkadaşları ile Zeybek dansı performansı sergiledi. Gece boyunca halaylar çiftetelliler, roman oyunları ile oyun pisti adeta şenlendi. İlerleyen saatlerde gelin kınası ritüeli gerçekleştirildi.
İktidarın ‘Terörsüz Türkiye’ olarak adlandırdığı süreçte hazırlanan çerçeve yasa teklifi, Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne (TBMM) sunulmaya hazırlanırken, Edirne’de konuşan AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Nilhan Ayan, “Önümüzdeki süreçte terörsüz Türkiye’yi konuşuyoruz, konuşmaya da devam edeceğiz. Bizler çok büyük acılar yaşadık. Çok büyük sınavlardan geçtik, büyük imtihanlar verdik. Ama artık dostluğumuzun, kardeşliğimizin, birliğimizin zamanıdır” dedi.
AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Çevre ve Şehircilik Politikaları Başkanı, İstanbul Milletvekili Nilhan Ayan, Edirne’ye gelerek temaslarda bulundu. Kentte, partililerle bir araya gelen Genel Başkan Yardımcısı Ayan, esnafı ziyaret ederek sohbet etti. Söğütlük Millet Bahçesi’ni gezen Ayan, burada yaptığı açıklamada, Edirne’nin kadim bir şehir olduğuna dikkat çekerek, “Edirne sadece doğasıyla değil; kültürüyle, geçmişimizle, tarihimizle bizim için göz bebeği bir şehrimiz. Bugün Söğütlük Millet Bahçesi’ndeyiz. Yaklaşık 500 dekarlık bir alanda. Burası şu anda belki Türkiye’nin en büyük ve en ihtişamlı millet bahçelerinden biri halihazırda ama ikinci etabı da yapılacak ve Edirnelilerimize daha da geniş bir alan sağlanacak. Burası tabii bir rekreasyon alanı, bir dinlenme alanı ama sadece dinlenme alanı da değil, aynı zamanda insanlarımızın birlik beraberliğini pekiştirdiği, ayrışmadığı, bir arada yaşadığı, bir arada sosyalleştiği alanlar ve tüm bunların yanında da bizim nefes aldığımız, şehirlerimizin nefes aldığı ciğerleri” dedi.
‘BİZİM İÇİN HİZMET VE ESER SİYASETİ BİR NUMARA’
AK Parti olarak hizmet siyasetine her zaman çok önem verdiklerini söyleyen Ayan, “Tabii biz hizmet siyasetini her zaman çok önem verdik. Bizim için insan odaklı şehirler ve hizmet, eser siyaseti bir numara. Bizim Türkiye yüzyılı vizyonumuzun bir parçası. Bu yüzden biz bir millet bahçesi yapıyorsak ya da bir köprü, yol yapıyorsak eğer, bir hastane inşa ediyorsak, bugünün ihtiyacını sadece düşünerek değil, yarına da bir vizyon koymak için, yarının ihtiyacını da düşünerek yapıyoruz. Tabii karşımızda; ‘Buna ne gerek var?’ diyen her zaman oluyor. Bazen, ‘rağmen’ yapıyoruz. Buraya gelmeden onu konuştuk. Bazen rağmen yapıyor olmak insanı zaman zaman üzüyor, yıpratıyor, yoruyor fazlasıyla. Zaman zaman; ‘Acaba inancımızı kaybediyor muyuz?’ diyoruz ama sonra ortaya çıkan bu eserlere milletimizin teveccühünü gördüğümüzde, onlara sağladığı imkanları gördüğümüzde bütün bu yorgunluklar sona eriyor” diye konuştu.
‘EDİRNE’YE 3 MİLYARLIK DAHA YATIRIM YAPILACAK’
Hem Edirne için, hem de Türkiye için yeni Türkiye yüz yılı projelerini sürdürmeye devam edeceklerini dile getiren Ayan, “Edirne’mize çok büyük katkılar sağladık. Bizim hemen hemen 25. yılımız olacak. Bu zaman zarfında şimdiye kadar 48 milyar liralık bir yatırım yapıldı Edirne’ye ve önümüzdeki süreçte de üç milyar liralık daha yatırım tekrar yapılacak Edirne’mize, Edirnelilerimize. Biz sosyal devlet anlayışına çok önem veriyoruz ve sosyal projelerimize devam edeceğiz. Sosyal konut projelerimizle, vatandaşımızın yuva sahibi olma hayallerini gerçeğe dönüştürmek için çalışmaya devam edeceğiz. Biliyorsunuz 250 bin konut projemiz var. Bunun binlercesini teslim ettik ve aynı şekilde Edirne’miz için de 250 bin konut projesinde çalışmalarımız devam ediyor. Edirne’miz özelinde de Edirne’ye yapacağımız çok iş var. Çünkü Edirne, Mehmet Akif’in de dediği gibi; İslam’ın geçilmez suru ve bugün gelmeden önce de konuştuk. Ben tam olarak böyle olduğunu bilmiyordum ama dünyanın en çok metrekareye düşen sanat eserinin olduğu şehirlerinden biriymiş. Hatta ikinci sırada olduğu söyleniyor Floransa’dan sonra. Yani bu kadar kıymetli bir yerdeyiz ve bizim tarihimize baktığınızda 92 yıllık bizim medeniyetimizin başkenti, baş şehrimiz” şeklinde konuştu.
’90 MİLYON TON ATIĞI DÖNÜŞTÜRDÜK’
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan’ın himayelerinde devam eden ‘Sıfır Atık’ projesine vurgu yapan Ayan, “Yeşilimizin korunması için çalışmaya devam edeceğiz. Sayın Emine Erdoğan hanımefendinin himayelerinde sürdürülen ‘Sıfır Atık’ hareketinin de Edirne’de karşılık bulmuş olmasından çok mutluluk duydum. Biz bu harekete başladığımız günden bu zamana kadar, şimdiye kadar 90 milyon ton atığı dönüştürdük ve bu bunun bize ekonomiye karşılığı 365 milyar TL’lik bir ekonomik katkı sağladık. Yani biz hem çevreyi koruyacağız, hem ekonomiyi büyüteceğiz. Hiçbiri birbirinin alternatifi olmayacak. Biz büyümeye devam ederken, çevremizi de aynı zamanda, hem kullanıp, hem koruyacağız” ifadelerini kullandı.
Genel Başkan Yardımcısı Ayan, terörsüz Türkiye sürecine de değinerek, “Önümüzdeki süreçte terörsüz Türkiye’yi konuşuyoruz. Konuşmaya da devam edeceğiz. Bizler çok büyük acılar yaşadık. Çok büyük sınavlardan geçtik. Büyük imtihanlar verdik. Ama artık dostluğumuzun, kardeşliğimizin, birliğimizin zamanıdır. Bundan sonrası için kaybettiğimiz terörle hem canlarımızı her zaman yad edeceğiz ama kaybettiğimiz eforumuzu, ekonomik gücümüzü tekrar sağlayacağız ve düşünün ki bu ekonomik güç eğer teröre gitmese nerelere gidebilir? Artık bunu konuşacağız. Biz bir olduktan sonra, birlik olduktan sonra, dünyada bizim karşımıza çıkacak hiçbir ülke tanımıyorum ben. Bugün geldiğimiz noktada bakıyorsunuz ki dış siyasette Cumhurbaşkanımızın diplomatik başarısını her alanda hissediyoruz. Bakıyoruz etrafımız ateş çemberi. Sınırımızda savaşlar oluyor ama dünya liderleri, dünyanın en güvenli ülkesi Türkiye’yi görüp tüm dünya liderleri buraya geliyor ve bütün diplomatik anlaşmalar, zirveler Türkiye’de yapılıyor. Bunların çok önemi var. Bunlar tamamen Türkiye yüzyılının, vizyonunun sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde sürdürülmesinin sonuçlarıdır. Kendisine de şükranlarımızı iletiyoruz” dedi.
Edirne’de, Romanların da aralarında bulunduğu dar gelirli vatandaşların ağırlıklı olarak yaşadığı Umurbey Mahalle Muhtarı Turhan Özgünden, yerel seçimlerinden üzerinde 2 buçuk yıl geçmesine rağmen, belediyeden hiçbir taleplerine karşılık bulamadıklarını söyleyerek sitem etti.
Kentte, 2024 yılı mart ayında gerçekleştirilen mahalli idareler genel seçimlerinden bu yana, Edirne Belediyesi’nden, mahallesiyle ilgili sürekli talepte bulunan, fakat bugüne kadar bu taleplerine karşılık alamayan Umurbey Mahallesi Muhtarı Turhan Özgünden, düzenlediği basın açıklamasıyla tepkisini dile getirdi. Uzun süredir ihtiyaç duyduğu muhtarlık binası, geçtiğimiz Ocak ayında Edirne Valiliği tarafından temin edilen konteynerle karşılanan Özgünden, Belediye Başkanı Filiz Gencan dahil, belediyeden kimsenin kapısını çalmadığını söyledi. Taleplerinin bir türlü karşılık bulmadığını kaydeden Özgünden, mağdur olduklarını dile getirdi.
‘ARTIK PAYLAŞMAKTAN YORULDUM’
Özgünden, 5 Ocak’ta gelen konteynerle muhtarlık binasına kavuştuğunu belirterek, “Sayın valimiz sağ olsun konteynerimizi koydu buraya. Çevre düzenlemesi yaptık bir miktar. Yalnız eksiklerimiz çok fazla. Bunları sosyal medyadan da belirttik, basından da belirttik. Hiçbir şekilde belediyeden hiçbir hizmet alamıyoruz. Artık ben paylaşımlara da yoruldum. Basına verdiğim demeçlerden de yoruldum. Hiçbir şekilde bize dönüş olmuyor. Sekiz aydır şu muhtarlık binasındayım, ne bir belediye başkanı, ne bir belediye başkan yardımcısı, ne bir müdür, hiç kimse bizi ziyarete gelmedi. Çünkü biliyorlar isteklerimiz var. İçeride gördüğünüz bütün malzemeleri kendi imkanlarımla aldım” dedi.
‘ÇOK ŞEY İSTEMİYORUZ’
Tek isteklerinin, muhtarlık binasına Türk bayrağı, Atatürk büstü ve bölgedeki parkın düzenlenmesi olduğunu dile getiren Özgünden, “Biz çok şey istemiyoruz. Bir bayrak istiyoruz, bir Atatürk büstü istiyoruz. Parkımızın biraz düzenlenmesini istiyoruz. Geçen sene birinci azamın kızı ve oğlunun vefatı vardı. Her yere açılış yapıyorsun. Her yere, gidip isim koyuyorsun ama benim bir senedir vahşice öldürülen Doruk isminde evladımızın ismini şu parka vermiyorlar. Hep yapacağız deniliyor, bir senedir oyalıyorlar. Sayın başkanım artık ben sizden bir şey istemeyeceğim. Bu söylediklerimi de, bayrak direğine de, büstünü de kendi bütçelerimle her ay biriktirerek yapacağım. Ben sizden hiçbir şey istemiyorum artık. Çünkü isteklerimin hiçbiri olmadı. Halk ekmek istedim olmadı, muhtarlık binası istedim olmadı. Yani sonuç itibariyle ben sizden ümidimi kestim. Siz artık düşmüşsünüz bir parti olayına, o partiye mi gideyim, bu partiye mi gideyim derken hedeflerinizi de yükseltmişsiniz, bir şeyler yapıyorsunuz, Allah yolunuzu açık etsin” dedi.
Evcil hayvan sahiplenmek isteyenlerin sayısı her geçen yıl artarken, doğru ilan platformunu seçmek de büyük önem taşıyor. Özellikle kedi ve köpek sahiplenme sürecinde güvenilir ilanlara ulaşabilmek, farklı cinsleri karşılaştırabilmek ve ihtiyaç duyulan bilgilere tek bir platform üzerinden erişebilmek kullanıcıların öncelikleri arasında yer alıyor.
Bu ihtiyaca cevap veren platformlardan biri olan Petara, Türkiye genelinde yayınlanan kedi ve köpek ilanlarını tek çatı altında buluşturarak hem ilan verenlere hem de sahiplenmek isteyenlere pratik bir kullanım sunuyor.
Platform üzerinde British Shorthair, Scottish Fold, Golden Retriever, Toy Poodle, Pomeranian Boo, Maltipoo, Chihuahua, Maine Coon ve daha birçok popüler cins için güncel ilanlara ulaşılabiliyor. Aynı zamanda ücretsiz sahiplendirme ilanları da kullanıcılar tarafından yayınlanabiliyor.
Petara yalnızca ilan platformu olmanın ötesinde, evcil hayvan sahiplenmek isteyen kişilere rehberlik eden kapsamlı bir bilgi merkezi olarak da öne çıkıyor. Platformda kedi ve köpek bakımı, beslenme önerileri, karakter özellikleri, yavru bakım rehberleri ve cinslere özel detaylı içerikler düzenli olarak yayınlanıyor.
İlk kez evcil hayvan sahiplenecek kişiler için hazırlanan bilgilendirici içerikler sayesinde kullanıcılar, yalnızca ilan incelemekle kalmıyor; aynı zamanda doğru cinsi seçme konusunda da daha bilinçli hareket edebiliyor.
Petara’nın kullanıcı dostu yapısı sayesinde ilan oluşturmak oldukça kısa sürüyor. Bireysel kullanıcılar ücretsiz olarak ilan yayınlayabilirken, sahiplenmek isteyen kişiler de filtreleme seçenekleri sayesinde aradıkları cinsi, yaş grubunu ve bulunduğu şehri kolayca belirleyebiliyor.
Evcil hayvan sahiplenme sürecini daha düzenli, erişilebilir ve bilgi odaklı hale getiren Petara, hem ilan çeşitliliği hem de sürekli güncellenen içerikleriyle Türkiye’de dikkat çeken platformlardan biri olarak öne çıkıyor.
Edirne’nin Keşan ilçesinde komşuları emekli polis memuru Metin Karol (59) tarafından tabancayla vurulan Ahmet Karagöz (67), tedavi gördüğü Trakya Üniversitesi (TÜ) Tıp Fakültesi Hastanesi’ndeki 3 günlük yaşam savaşını kaybetti.
Olay, geçen cuma günü, saat 17.30 sıralarında Yeni Mahalle Gazi Sokak’taki Belkoop Konutları’nda meydana geldi. Ahmet Karagöz, eşi İkbal Karagöz ve oğlu Cumali Karagöz ile komşuları emekli polis memuru Metin Karol arasında iddiaya göre ailenin bahçedeki bankta oturması nedeniyle tartışma çıktı. Tartışma sırasında evine giren Karol, içeriden aldığı beylik tabancasıyla yeniden dışarı çıkarak, bankta oturan komşularına ateş açtı.
İhbar üzerine olay yerine polis ve sağlık ekipleri sevk edildi. Yaralanan Ahmet Karagöz, eşi İkbal ve oğulları Cumali Karagöz ambulanslarla Keşan Devlet Hastanesi’ne kaldırıldı. 3 yaralı, buradaki ilk müdahalelerinin ardından Edirne’de bulunan Trakya Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi’ne sevk edildi.
Metin Karol, olayda kullandığı tabancayla birlikte gözaltına alındı. Karol, emniyetteki işlemlerinin ardından sevk edildiği adliyede nöbetçi hakimlikçe tutuklandı.
3 GÜNLÜK YAŞAM SAVAŞINI KAYBETTİ
Yaralılardan Ahmet Karagöz, 3 gündür tedavi gördüğü hastanede dün akşam saatlerinde hayatını kaybetti. Karagöz’ün cenazesi, otopsi için hastane morguna konuldu. Yaralılardan İkbal Karagöz’ün hayati tehlikesinin sürdüğü, oğlu Cumali Karagöz’ün ise sağlık durumunun iyi olduğu öğrenildi.
Ahmet Karagöz’ün cenazesi öğle vakti Keşan’a bağlı Orhaniye köyünde toprağa verildi.
CHP’den istifa ettikten sonra YENİ Parti’ye katılan önceki dönem Edirne Milletvekili Prof. Dr. Okan Gaytancıoğlu, TÜRK-İŞ’in açlık ve yoksulluk sınırı verilerine dikkat çekerek, milyonlarca emekli, işçi, çiftçi ve dar gelirlinin geçim sıkıntısı yaşadığını belirtti.
Prof. Dr. Okan Gaytancıoğlu, ekonomik tabloya ilişkin değerlendirmelerde bulunduğu sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda enflasyonla mücadelenin üretim ekonomisine geçmeden başarılamayacağını savundu.
Gaytancıoğlu, TÜRK-İŞ’in son verilerine göre açlık sınırının 35 bin 759 liraya, yoksulluk sınırının ise 116 bin 478 liraya yükseldiğini hatırlatarak, bu rakamların her ay artmaya devam ettiğini ifade etti.
Paylaşımında asgari ücretin 28 bin 75 lira seviyesinde kaldığını ve yıl sonuna kadar artırılmayacağını belirten Gaytancıoğlu, en düşük emekli maaşının ise 23 bin 552 lira olduğunu, birçok emeklinin gelirinin açlık sınırının altında kaldığını öne sürdü.
Çiftçilerin de zor şartlar altında üretim yaptığını savunan Gaytancıoğlu, üreticilerin büyük bölümünün borç yükü altında bulunduğunu ve artan girdi maliyetleri nedeniyle alın terinin karşılığını alamadığını ifade etti. İşsizlik sorununa da dikkat çeken Gaytancıoğlu, milyonlarca vatandaşın iş aradığını söyledi.
Ekonomik sorunların çözümüne ilişkin görüşlerini de paylaşan Gaytancıoğlu, “Milyonlarca emekliyi, işçiyi, çiftçiyi ve yoksulu açlığa mahkûm ederek enflasyon düşürülemez. Üretim ekonomisine geçmeden, üretim olmadan enflasyon düşmez.” değerlendirmesinde bulundu.